Yeni Ahit/Matta/13

Vikikaynak sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
Tohum Eken Kişi Benzetmesi[1]

1Aynı gün içerisinde, İsa, evden çıktı ve gölün kenarında oturdu. 2Etrafında büyük kalabalıklar toplandı, bu yüzden o bir kayığa binip orada oturdu, diğer herkes ise kıyıda bekliyorlardı. 3Daha sonra İsa onlara benzetme ile birçok örnekler anlattı. Şöyle dedi, "Bir çiftçi tohumlarını ekmeye gitti. 4O tohumları ekerken, bazıları yol kenarlarına döküldüler ve kuşlar gelip onları yedi. 5Bazıları kayalıklı yerlere düştü, orada fazla toprak yoktu. Çabucak filizlendiler çünkü toprak sığ idi. 6Fakat güneş yükseldiğinde, bitkiler kavruldular, kökleri olmadığı için kurudular. 7Diğer bazı tohumlar dikenlerin arasına düştü, dikenler büyüdüler ve bitkileri boğdular. 8Diğer bazı tohumlar verimli toprağa düştüler. Orada bir tohumun bazısı yüz, bazısı altmış, bazısı otuz kat ürün verdi. 9Kulağı olanlar, duysun!" 10Havariler gelip ona şunu sordular, "Neden insanlara benzetmelerle konuşuyorsun?" 11O şöyle cevap verdi, "Çünkü göksel krallığın sırlarının bilgisi size bahşedildi, fakat onlara bahşedilmedi. 12Kimde varsa, ona daha çok verilecek ve onlarda pek çok olacak. Kimde yoksa, onun elinde olan da ondan alınacak. 13Bu yüzden, onlara benzetmelerle sesleniyorum:

Görseler bile, görmezler;
Duysalar bile, duymazlar ve anlamazlar.

14Yeşaya'nın verdiği haber bunlarda gerçekleşti:

Hep duyacak ama hiç anlamayacaksınız,
Hep görecek fakat hiç algılamayacaksınız

15

Zira, bu toplumun kalpleri katılaştı,
Kulakları neredeyse hiç duymaz oldu,
Gözlerini kapattılar,
Öyle olmasaydı, gözleriyle görürlerdi,
Kulaklarıyla duyarlardı,
Kalpleriyle anlarlardı,
Tövbe ederlerdi ve ben de onları iyileştirirdim.[2]

16Ama sizin gözleriniz nasiplidir, çünkü görüyorlar, ve kulaklarınız nasiplidir çünkü duyuyorlar. 17Size gerçekten söylüyorum, birçok peygamber ve salih insan sizin gördüklerinizi görmeyi arzuladı ama göremediler, sizin duyduklarınızı duymayı arzuladı ama duyamadılar. 18Tohum eken kişi benzetmesinin ne anlama geldiğini dinleyin o hâlde: 19Kim göksel krallıkla ilgili haberi duyar da anlamaz ise, şeytani varlık gelir ve onun kalbine ekilmiş olanı alıp gider. Bu, yol kenarına ekilen tohumdur. 20Kayalık topraklara düşen tohumun kastettiği, müjdeyi duyan ve onunla başlangıçta sevinen kişidir. 21Fakat kökleri olmadığı için bu kısa sürelidir. Başlarına kabul ettikleri sözden ötürü sıkıntı ya da zulüm geldiğinde, bu kişiler bağlılıklarını yitirirler. 22Dikenlerin arasına düşen tohumun kastettiği, sözü duyan fakat bu dünyanın endişeleri ve servetin aldatıcılığı, kendisindeki sözü boğan ve onu meyvesiz hâle getiren kişidir. 23Verimli toprağa düşen tohum ise, sözü duyan ve onu anlayan kişidir. Bu, yüz, altmış ya da otuz kat ürün veren ekini yetiştiren kişidir."

Yabani Otlar Benzetmesi

24İsa onlara bir benzetme daha anlattı: "Göksel krallık, arazisine sağlıklı tohum eken adam gibidir. 25Ancak herkes uykudayken, düşmanı geldi ve adamın buğdaylarının arasına yabani otlar ekip gitti. 26Buğday ekinleri baş gösterip başaklandığında, yabani otlar da baş gösterdi. 27Arazinin sahibinin köleleri gelip ona şöyle dediler, 'Efendim, arazinize sağlıklı tohum ekmemiş miydiniz? Yabani otlar nasıl ortaya çıktı?' 28Efendi onlara şöyle cevap verdi, 'Bunu bir düşman yaptı'. Köleler ona şunu sordular, 'Gidip yabani otları toplamamızı ister misiniz?' 29O, 'Hayır' diye karşılık verdi, 'Çünkü yabani otları sökerken, buğdayları da onlarla birlikte sökme ihtimaliniz var.' 30Hasat zamanı gelinceye kadar ikisi birlikte büyüsünler. Hasat zamanı geldiğinde, hasatçılara şöyle diyeceğim, 'Önce yabani otları toplayıp demetleyin. Daha sonra buğdayı toplayın ve ambara doldurun.' "

Hardal Tohumu ve Maya Benzetmeleri[3]

31İsa onlara başka bir benzetme anlattı, "Göksel krallık, bir adamın alıp arazisine ektiği hardal tohumuna benzer. 32Her ne kadar tohumların en küçüğü olsa bile, hardal büyüdüğünde bahçe bitkilerinin en büyüğü olur, ağaç olur, böylece kuşlar gelip dallarına konarlar." 33İsa başka bir benzetme daha anlattı, "Göksel krallık, bir kadının alıp yaklaşık yirmi yedi kilo una, tamamına karışıncaya kadar karıştırdığı mayaya benzer." 34İsa, bütün meseleleri insanlara benzetmelerle anlatıyordu, hiçbir şeyi benzetme olmaksızın anlatmazdı. 35Böylece peygamber aracılığıyla gelen şu haber gerçekleşmiş oldu:

Ağzımı benzetmelerle açacağım,
Dünyanın yaratılışından beri saklı kalmış meseleleri anlatacağım.[4]
Yabani Otlar Benzetmesinin İzahı


36Bunun ardından İsa, kalabalıktan ayrılıp eve gitti. Havarileri gelip ona şöyle dediler, "Arazideki yabani otlar benzetmesini bize açıkla" 37İsa onları şöyle cevapladı, "Sağlıklı tohumu eken İnsanoğlu'dur. 38Arazi dünyadır, sağlıklı tohum göksel krallığın halkı, yabani otlar ise kötü insanlardır 39ve onları eken ise Şeytan'dır. Hasat zamanı, çağın sonu, hasatçılar ise meleklerdir. 40Yabani otlar nasıl sökülüp ateşte yakılıyorlarsa, çağın sonunda da böyle olacaktır. 41İnsanoğlu meleklerini gönderecek ve onlar da insanları günaha sevk eden her şeyi ve kötü işler yapan herkesi sökecekler. 42Onları alev alev yanan fırına atacaklar. Orada ağlamalar ve diş gıcırtıları olacaktır. 43Daha sonra, doğru olanlar Babalarının egemenliğinde, güneş gibi parıldayacaklar. Kulağı olanlar, duysun!"

Saklı Hazine ve İnci Benzetmeleri

44"Göksel krallık, bir arazide saklı olan bir hazine gibidir. Bir adam onu bulduğunda, geri sakladı ve sevinçli bir halde gidip elindeki her şeyi sattı ve o araziyi satın aldı. 45Göksel krallık, iyi inciler arayan bir tacir gibidir. 46Büyük değere sahip bir tanesini bulduğunda, gidip elindeki her şeyi sattı ve onu satın aldı."

Balıkçı Ağı Benzetmesi

47"Yine göksel krallık, göle bırakılan ve her çeşit balığı yakalayan bir balıkçı ağı gibidir. 48Dolu olduğunda, balıkçılar kıyıdan onu çekerler. Daha sonra oturup iyi balıkları sepetlerde toplarlar, fakat işe yaramaz balıkları atarlar. 49Çağın sonunda da böyle olacaktır. Melekler gelecek ve kötü olanları doğrulardan ayırt edecek 50ve onları alev alev yanan fırının içine atacaklar, orada ağlamalar ve diş gıcırtıları olacak. 51İsa şöyle sordu, "Bütün bunları anladınız mı?" Onlar şöyle karşılık verdiler, "Evet". 52İsa, onlara şöyle dedi, "Bu yüzden, göksel krallık için eğitilmiş her din bilgini, ambarından dışarı eski ve yeni hazineler çıkaran bir ev sahibi gibidir."

Memleketinde Reddedilen Peygamber[5]

53İsa, bu benzetmeleri anlatmayı bitirdiğinde, o yerden ayrıldı. 54Memleketine geldiğinde, insanlara sinagoglarında ders vermeye başladı. Onlar şaşırıp kaldılar. "Bu adam nereden bu bilgeliği ve mucizevi güçleri elde etti?" diye soruyorlardı. 55Bu, marangozun oğlu değil mi? Annesinin adı Meryem ve kardeşlerinin adı Yakup, Yusuf, Simun ve Yahuda değil mi? 56Kızkardeşleri bizimle birlikte yaşamıyor mu? Peki bu adam nereden bütün bunları elde etti? 57Ve onu yadırgadılar. Fakat İsa onlara şöyle dedi, "Bir peygamber ancak kendi memleketinde ve kendi kasabasında hor görülür." 58Onların imanlarının azlığı sebebiyle, İsa orada daha fazla mucize yapmadı.

Açıklamalar
  1. Ayrıca bkz. Markos, 4:1-20; Luka, 8:4-15
  2. Yeşaya, 6:9-10
  3. Ayrıca bkz. Markos, 4:30-34; Luka, 13:18-21
  4. Mezmurlar, 78:2
  5. Ayrıca bkz. Markos, 6:1-6; Luka, 4:16-30