Nutuk/4. bölüm/Harbiye Nâzırı Cemal Paşa dediklerim yapılmazsa istifa ederim ve Meclis-i Mebusan'ın açılması bir hayal-i muhal olur diyor

Vikikaynak sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Cemal Paşa Kânunusani bidayetlerinde, o tarihte Harbiye Nezareti Seryaveri bulunan Salih Bey’i –Sekizinci Kolordu Kumandanı Salih Paşa’dır– iki mektubunu ve bu mektuplara melfûfen Düvel-i İtilâfiye fevkalâde mümessillerinin 24 Kânunuevvel 335 tarihli müşterek bir takririni ve bu takrire hükümetin verdiği cevap suretini hâmil olarak gönderdi.

Cemal Paşa, bu mektuplarında da kumanda tebdil ve tensîki hakkındaki prensibinden ve tayin ettiği Ahmet Fevzi ve Nurettin Paşaların azîmetlerini temîn lüzumundan bahsediyor ve bilhassa “ordunun mühim kumanda makamlarında, son harekât-ı milliye ile ayân olarak meşgûl olmuş zevâtın bizzat ve resmen bulunmaları, harice ve bilhassa ecânibe karşı orduda siyasiyatın hükümrân olduğu manzarasını verir ve bu da her halde su-i tesiri mûcib olur. Nezaret, bi’l-fiil bu tesirâtın fiilî tesiri karşısındadır” diyordu ve yine istifasını tekrar ediyor ve bu defa, bu halde artık Meclis-i Mebusan’ın in’ikadı bir hayal-i muhâl olacağını ihbar ediyor (Vesika: 216).

Efendiler, bu meseleye mütedâir verdiğim cevapları şu suretle hulâsa edebilirim: “Mütâlaatımızda isabet olduğuna ait kanaatimizi tekrar ederiz. Ferit Paşa’nın miras-ı seyyiâtı olan Aydın cephesinin ve mıntıkasının ve oralardaki Kuvâ-yı Milliye’nin hal ve âtisini, son derece alâka ile nazar-ı dikkate alıyoruz. Âti için ümit-bahş bir vaziyetin temînini düşünüyoruz.

Ali Fuat Paşa’nın devlet nazarında, umûm nazarında her türlü tenkitten muarra bulunduğu kanaatinin mahfuziyeti şart-ı esasîdir. Harekât-ı milliye esnasında her ne suretle olursa olsun ileri atılmış olanların makam ve vaziyetlerinden infisâl ettirilmeleri, fedakârlıklarının kabahat olarak telâkki edildiğine atfolunur. Bu, mahfuziyeti müemmin olmak zarurî bulunan nikat-ı nazarımıza göre asla kabil-i tecvîz değildir.

Hükümetçe vârid siyasî mehâziri bertaraf etmek için yapılacak her şey yapılmıştır.

Ahmet Fevzi Paşa, bizimle teşrik-i mesâi kabiliyetini hâiz değildir. Ahmet Fevzi Paşa’nın vazife-i mahsusa ile geşt ü güzar ederken vâki, mantıksız ifadâtını bildirmiştik. Bunu me’mûl etmem buyurmuştunuz. Ahmet Fevzi Paşa’nın arkadaşlara yazdığı hususî bir şifrede, ordu bugünkü anarşi vaziyetinde kaldıkça memleket için felâket muhakkaktır, diyor. Bu zat, ordunun teşkilât-ı milliyeye müzâhir vaziyetini anarşi telâkki ediyor. Halbuki bilmek lâzımdır ki ordu, teşkilât-ı milliye kadrosu haricinde değil, belki onun ruh ve esasını teşkil etmektedir.

Ahmet Fevzi Paşa’nın Gönen’de ilk iş olarak yaptığı marifet, Anzavur meselesinden dolayı bin müşkilâtla ele geçirilen canilerin tahliyesini talep etmek olmuştur. Bizimle müdâvele-i efkâr eylemeden tayin ettiğiniz iki zatın adem-i kabulü hakkındaki zarurî ve muhik mütâlaamıza karşı bir izzet-i nefis meselesi yapmayınız. Bu, vatan ve millete sadakat ve merbutiyetle kabil-i telif değildir.

“İstifanız halinde, Meclis-i Mebusan in’ikadının bir hayal-i muhâl olacağı” hakkındaki kaydınızdan, Sadrazam da dahil olduğu halde Kabine’nin, meşrûtiyet-i idârenin aleyhdârı bulunduğu anlaşılmaktadır. Pek mühim olan bu noktanın tamamıyla teşrih ve izahı ricâ olunur.” (Vesika: 217)