Nutuk/4. bölüm/Harbiye Nâzırı Cemal Paşa işbaşından genç kumanda unsurlarını uzaklaştırmak istiyor

Vikikaynak sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Efendiler, Harbiye Nezareti ile Heyet-i Temsiliye arasında, müzmin hale gelmiş bir mesele vardı.

Nazır Paşa, İstanbul’da bulunan erkânı, kolorduların ve miralay rütbesindeki ümerâyı, fırkaların başına geçirmek istiyordu. sâir ümerâ ve zâbitânı da Anadolu’da kıtaata göndereceğinden bahsediyordu. Bu arzuyu bir prensip olarak ileri sürmüş ve tatbikatına da Harbiye Nezareti Müsteşar-ı Sâbıkı Ahmet Fevzi Paşa’yı, Ankara’da Ali Fuat Paşa’nın yerine Yirminci Kolordu Kumandanlığı’na ve Nurettin Paşa’yı da Konya’da Miralay Fahrettin Bey’in yerine On İkinci Kolordu Kumandanlığı’na tayin eylemek suretiyle bir emr-i vâki halinde yapmak istemişti.

Bu sistem takip ve tatbik olunduğu takdirde, Harb-i Umumî’de yetişmiş ve kolordu ve fırka kumandanlıklarına irtika eylemiş ne kadar genç erkân ve ümerâ varsa, şüphesiz kâffesi bu makamâttan teb’îd edilmiş olacaklardı. Çünkü İstanbul’da müterâkim eski erkân ve ümerâ, kıdemen ve rütbeten, ordu büyük cüz’-i tâmları başında bulunan genç kumandanlara takaddüm etmekte idiler.

Biz bu prensibin asla mürevvici olamazdık. Bilhassa içinde bulunduğumuz şerâit unutularak, böyle sakîm icrââta elbette muvafakat edemezdik. Binâenaleyh, Cemal Paşa’ya evvel ve âhir nokta-i nazarımızı ve tayin olunan yeni kolordu kumandanlarının gönderilmemeleri lüzumunu bildiriyorduk.

Fahrettin Paşa, kolordusu başında bulunarak, Aydın cephesine muâvenet ve müzaheretle meşgûl oluyordu. Ali Fuat Paşa, Ferit Paşa zamanında azledilmişti. Cemal Paşa, o haksız muameleyi tashih etmek istememişti.

Yirminci Kolordu’ya, Ankara’da bulunan Yirmi Dördüncü Fırka Kumandanı Kaymakam merhum Mahmut Bey vekâleten kumanda ediyordu. Ali Fuat Paşa, hem Kuvâ-yı Milliye Kumandanlığı yapıyor ve hem de hakikatte kolordusuna hâkim bulunuyordu.

Biz, kolordu ve fırka cüz’-i tâmlarında kumanda tebdilini, bâ-husûs makasid-i milliyeye tâbi ve o yolda hareket etmekte bulunan, şahısları ma’lûm kumandanları böyle vâhi ve kim bilir nasıl bir maksad-ı mahsusa mübteni prensibe feda etmemeye kat’iyen karar verdik. Yalnız, İstanbul’da bulunan genç ve fedakâr zâbitânın ve etıbbânın, bir an evvel, Anadolu’ya, ordu kıtaatına gönderilmesini faydalı ve şâyân-ı arzu buluyorduk. Cemal Paşa, Ankara’ya muvâsalatımız günlerinde bu mesele üzerinde daha çok ısrar ve istical göstermeye başladı. Meseleyi izzet-i nefis meselesi yaptı, istifa edeceğini bildirmekle tehdidâta başladı. Makine başında cevap itası hususundaki ısrarı üzerine, Harbiye Nâzırı’na 29 Kânunuevvel 35 tarihinde yazdığım şifrede:

Ali Fuat Paşa’nın kumandadan infikâkini biz esasen hiçbir vakit daimî kabul etmedik. Ahmet Fevzi Paşa’nın asaleten kumandanlığa tayini mevzu-i bahis olamaz. Sulhun takarrüründen evvel tasavvur ve tasvip edilen prensibin mevki-i tatbike konması mehâzîr-i azîmeyi dâidir. Harpte bilfiil iktisâb-ı makam ve mevki etmiş zevâtı, mâdûn vaziyete sokmak olamaz. Bu nâ-be-mevsim teşebbüsât, teşkilât-ı milliye için çalışmakta olan zevâtın iş başından ayrılmalarını ve bu suretle vahdet-i milliyenin müteessir olmasını müstelzimdir.

Açıkta kalmış muktedir zevât, kolordular dairelerinde ve kolorduların emrinde, mıntıka ve mevki kumandanlıklarına, ahz-ı askerlere tayin olunarak terfih olunabilirler.

Küçük rütbeli zâbitân ve etibbânın ise bir an evvel gönderilmesi lâzımdır. On İkinci Kolordu’ya gelince: Bu kolordu, muharebe eden Kuvâ-yı Milliye ile teşrik-i mesâi etmiş ve tarafeyn arasında fiile müstenid bir itimâd-ı mütekabil tahassul eylemiştir. Tebeddül kat’iyen câiz değildir. Oradaki vaziyetin de böyle bir hale asla tahammülü yoktur.

dedim.

Efendiler, bu mesele üzerinde Anadolu ve Rumeli’de bulunan bi’l-cümle kumandanlarla muhabere ederek, nazar-ı dikkatlerini celb etmiştim. Kânunusani bidayetinde, Ankara’da bulunan Fuat Paşa’ya olduğu gibi, Konya’da bulunan Fahrettin Paşa’ya da “Nurettin Paşa tayin olunacak olursa, kumandayı terk etmeyerek kemâkân vazife-i milliye ve vataniyenize devam etmeniz icap eylemektedir. Binâenaleyh bu bâbda vâki olacak tebligattan bizi vaktiyle haberdâr ediniz” emrini verdim.