Kur'an/Zâriyât Suresi

Vikikaynak sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

1 O tozdurup savuranlara 2 Derken bir ağırlık taşıyanlara 3 Derken bir kolaylıkla akanlara 4 Derken bir emir taksim edenlere kasem olsun 5 Ki muhakkak o size va'd olunan her halde doğrudur 6 Ve muhakkak ki ceza şübhesiz vakı'dir 7 O düzgün hâreli Semaya kasem ederim 8 Ki siz pek muhtelif bir kavl içinde bulunuyorsunuz 9 Ondan çevirilen çevrilir 10 O kahrolası yalancılar 11 O serhoşluk içinde yaptığını bilmezler 12 Soruyorlar: ne zaman o ceza günü? (yevmi dîn) 13 Ateş üzerinde kıvranacakları gün 14 Dadın diye fitnenizi: bu, işte o sizin acele istediğiniz 15 Şübhesiz ki müttekiler Cennetlerde pınar başlarındadır 16 Alarak rablarının kendilerine verdiğini, çünkü onlar bundan evvel güzellik yapmayı âdet edinmişlerdi 17 Geceden pek az uyuyorlardı 18 Ve saher vakıtları hep istiğfar ederlerdi 19 Ve mallarında sâil ve mahrum için bir hak vardı 20 Arzda da âyetler var iykan ehli için 21 Nefislerinizde de, halâ görmiyecekmisiniz 22 Semada da rızkınız ve o va'dolunduğunuz 23 İşte o Göğün ve Yerin rabbına kasem ederim ki o şübhesiz haktır sizin nâtık olmanız gibi 24 Geldi mi sana İbrahimin ikram edilen müsafirlerinin kıssası? 25 O vakıt ki üzerine girdiler de «selâm» dediler. «Selâm, görülmedik bir kavım» dedi 26 Hemen bir bahâne ile ehline gitti, bir semiz dana getirdi de 27 Onu yakınlarına koydu, yemeğe buyurmaz mısınız? Dedi 28 O vakıt onlardan içine bir korku düştü Korkma dediler ve kendisine alîm bir oğlan tebşir ettiler 29 Bunun üzerine hatunu bir çığlık içinde döndü de elini yüzene çarptı ve akîm bir kocakarı, dedi 30 Dediler: öyle Rabbın buyurdu, şübhesiz alîm o, hakîm o 31 İbrahim, o halde asıl me'muriyyetiniz nedir? ey mürselûn, dedi 32 Biz, de dediler: Mücrim bir kavme gönderildik 33 Üzerlerine çamurdan taşlar salmak için 34 Rabbının nezdinde damgalanmışlar müsrifler için 35 Binnetîce orada bulunan mü'minleri çıkardık 36 Fakat bir haneden başka orada Müsliman da bulmadık 37 Ve öyle elîm azabdan korkacaklar için orada bir âyet bıraktık 38 Bir de Musada: ki onu bir sultanı mübîn ile Fir'avne gönderdikde 39 O bütün kuvvetiyle tersine gitti: sâhir veya mecnun, dedi 40 Onun üzerine biz de tuttuk kendisini ve ordularını deryaya fırlatıverdik: namerdlik ederken o leîm 41 Bir de Âd de: ki üzerlerine o köklerini kesen rüzgarı salıvermiştik 42 Uğradığı bir şey'i bırakmıyor, mutlak onu çürütüp kül gibi ediyordu 43 Bir de Semudda: ki onlara bir zamana kadar istifade edin denilmişti de 44 Rablarının emrinden azgınlık ettiler, bu yüzden o sâika kendilerini yakalayıverdi, bakınıp duruyorlardı 45 O vaktı bir kalkınmaya da güç yetiremediler, bir yardım da görmediler 46 Daha evvel de Nûh kavmini, çünkü hep onlar yoldan çıkmış fâsık birer kavm idiler 47 Bir de Semaya bakın biz onu kuvvetle bina ettik ve şübhe yok ki biz çok vüs'a malikiz 48 Arzı da döşedik, bakınız biz ne güzel döşeriz 49 Hem her şeyden iki çift yarattık ki düşünesiniz 50 O halde hemen Allaha kaçın, haberiniz olsun ki ben size ondan bir açık nezîrim 51 Ve Allahla beraber başka bir Tanrı uydurmayın, haberiniz olsun ki ben size ondan bir açık nezîrim 52 Böyle, bunlardan evvelkiler bir Resul gelince behemehal ya sahir dediler ya mecnun 53 Hep buna vasıyyetleştiler mi? Hayır hep onlar azgın kavımlar 54 Onun için onlardan yüz çevir, artık sen levm olunacak değilsin 55 Onunla beraber va'z-u nasıhate devam et, çünkü va'z, mü'minlere fayda verir 56 Ve ben, Cinn-ü İnsi ancak bana kulluk etsinler diye yarattım 57 Ben onlardan bir rızk istemiyorum, bana yemek yedirmelerini de istemiyorum 58 Şübhe yok ki Allah, rezzak, kuvvet sahibi metîn o 59 Onun için muhakkak ki o zulm edenlere arkadaşlarının payı gibi dolgun bir pay vardır, şimdi onu acele etmesinler 60 artık o va'dolundukları günlerinden vay o küfredenlere!...