Kur'an/Kâf Suresi

Vikikaynak sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

1 Kaf ve Kur'ani mecîd hakkı için 2 Doğrusu şaştılar da kendilerine içlerinden korkutucu bir Peygamber geldiğine dediler ki kâfirler bu acîb bir şey 3 Öldüğümüz ve bir toprak olduğumuz vakıt ha? Bu baıyd bir irca' 4 fakat Arz onlardan neyi eksiltir bize ma'lûmdur ve nezdimizde hıfzedici bir kitab vardır 5 Doğrusu hak kendilerine geldiği zaman tekzib ettiler de şimdi karma karışık bir ıztırab içindeler 6 Artık üstlerindeki Semâya bir baksalar a, biz onu nasıl bina etmişiz ve ziynetlemişiz hiç bir gediği yok 7 Arza da: bir imtidad vermişiz ve ağır baskılar oturtmuşuz ve her çeşidden çiftler bitirmişiz ki temaşasına doyulmaz 8 Gözler gönüller açar, yaradanın kudretini ıhtar eder, dersler verir birer nişanei basîret ve nümunei ıbret olmak üzere, hakka yüz tutan her kul için 9 Bir de Semadan mübarek bir su indirip de onunla bağlar bağçeler bitirmekteyiz ve biçilecek taneler 10 Ve Semaya ser çeken hurma ağaçları ki sıvama dizilmiş bir tal'ı vardır 11 Kullara rızk için, ve onunla ölü bir beldeye hayat vermekteyiz, işte o huruc da böyledir 12 Tekzib etti onlardan evvel Nuhun kavmı ve ashabı ress ve Semûd 13 Ve Âd ve Firavn ve ıhvanı Lût ve ashabı 14 Eyke ve tübbe'in kavmı, her biri gönderilen Peygamberleri tekzib etti de hakk oldu veîd 15 Ya artık birinci yaradış ile yoruluverdik mi? Doğrusu onlar, yeni bir yaradılıştan iltibastalar 16 Hem şanıma kasem ederim ki hakıkat insanı biz yarattık ve biliriz: nefsi onu ne ile vesveselendirir ve biz ona «habli verîd» den daha yakınızdır 17 İki zabıt memuru zabıt tutarlarken: biri sağdan oturmuş biri soldan 18 Her ne söz atarsa mutlak yanında hâzır bir gözcü vardır 19 Ve ölüm sekeratı hakk ile geldikte: işte diye: o senin kaçıp durduğun 20 Ve Sur üfürüldükte: ki işte o veîd günüdür 21 Ve her nefis gelmiştir: beraberinde bir sevk me'muru ve bir şâhid vardır 22 Celâlim hakkı için (denir) sen bundan bir gaflette idin: şimdi senden perdeni açtık, artık bu gün gözün keskindir, 23 Ve karîni demiştir: işte bu yanımdaki hâzır 24 (Buyurulur:) atın atın Cehenneme her nankör anud, 25 hayra engel, haşarı işkilci kâfiri 26 Ki Allahın yanında başka ilâh tutmuştur, haydin ikiniz bir atın onu o şiddetli azâb içine 27 Arkadaşı der: ya rabbenâ onu ben azdırmadım velâkin kendisi uzak bir dalâl içinde idi 28 Buyurur ki: huzurumda çekişmeyin, ben size önceden veîd göndermiş iken 29 Benim ındimde söz değiştirilmez ve ben kullara zulümkâr değilim 30 O gün ki Cehenneme doldunmu? diyeceğiz, o, daha ziyade varmı? diyecek 31 Cennet de müttekılere uzak olmıyarak yaklaştırılmış bulunacak 32 İşte bu, diye: o sizin va'd olunduğunuz: her bir tevbekâr, vazifesine riayetkâr olan 33 Gaybde rahmana haşyet duyan ve inâbeli bir kalb ile gelen kimselere 34 Girin ona bir selâm ile, bu işte o hulûd günü 35 Orada onlara ne dilerlerse var, bizim nezdimizde ise ziyade var 36 Hem önlerinde nice karn helâk ettik, onlar tutumca onlardan daha çetin idiler, beldelerde delik aradılar: varmı bir kaçamak? 37 Şübhesiz ki bu söylenende kalbi olan yâhud şuhud halinde kulak tutan kimse için uyandıracak bir ıhtar vardır 38 Şanım hakkiçin biz o Gökleri ve Yeri ve aralarındakileri altı günde halk ettik, bize bir yorgunluk da dokunmadı 39 O halde onların lâflarına karşı sabret de rabbına hamd ile tesbih eyle güneş doğmadan evvel ve batmadan evvel 40 Geceden de tesbih et ona hem de secde arkalarında 41 Ve dinle o münadînin bağıracağı günü yakın bir yerden 42 Hakka çağıran o sayhayı işidecekleri gün, işte o, huruc günüdür 43 Şübhesiz ki biz biziz hem diriltiriz, hem öldürürüz ve dönüş bizedir 44 O gün ki Arz onlardan ayrılır sür'atle koşarlar, o, bir haşirdir ki ancak bize kolaydır 45 Biz pek a'lâ biliyoruz ki ne diyorlar, maamafih sen onlara karşı bir cebbar değilsin, şimdi sen benim veîdlerimden korkacaklara bu Kur'an ile öğüd ver