Nutuk/18. bölüm/Rıza Nur Bey'in Arnavutları Türklük aleyhine isyana teşvik edenlerden biri olduğu anlaşıldı

Vikikaynak sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Maliye Vekili Mustafa Abdülhalik Bey, izâhâtına başlamadan evvel Rıza Nur Bey’den, zabıttaki sözlerinden bazılarının izahını istedi. Rıza Nur Bey, Yanyalıların Türklüğünü meşkûk gösterecek tarzda ifadelerde bulunmuştu. Abdülhalik Bey, Rıza Nur Bey’in zehâbını şu suretle tashih etti: Doktor Bey, “altı yüz sene evvel, Arnavutluk’un bir kısmından olan Yanya’ya giden ecdadımızın orada bıraktıkları ensâli başka bir töhmetle itham ediyor. Hem kim? Maalesef öyle muhterem bir arkadaşım ki altı seneden beri mutaassıp bir milliyetçi olmuştur. Daha evvel değildi. Kendileri daha iyi bilirler. Ben o Yanyalı dedikleri adam, Türklük için silâhla mücadele ederken, kendileri bilakis (Türklük aleyhine) isyana teşvik etmiştir.”

Fi’l-hakika Rıza Nur Bey’in, siyasî hayatında birçok mücadelâta iştirak ettiği ma’lûm idi. Bu iştirakleri, milliyetperver olarak Büyük Millet Meclisi devrinde ona hizmet ve faaliyet sahaları gösterilmesine mâni telâkki edilmemişti. Fakat Türklerin Rumeli’den çıkarılması gibi, her Türk’ün kalbinde ebedî ve elîm bir hicran yaşatan büyük felâket hadisesinde müfrit milliyetperver Rıza Nur Bey’in Arnavut âsileri ile beraber, Türkler aleyhinde faaliyette bulunduğunu bilmiyorduk. Buna ıttılâ hâsıl olunca, Büyük Millet Meclisi’ni, hakikî bir hayret ve dehşet istilâ etti.

Bu bahisten sonra Maliye Vekili, diğer izâhâtını verdi. Onu Ziraat Vekili Şükrü Kaya Bey takip etti. Şükrü Kaya Bey, bilhassa Ziraat Vekâleti’ni tenkit eden bir hatibe cevap verdi ve ziraat işlerinin güzel cümleler, güzel ifadeler, güzel mantıklarla gizlenecek bir şey olmadığını izahtan sonra: “Bu, toprağa yazılan bir eserdir. Onun sahifeleri açık ve herkes tarafından okunmaktadır” dedi ve ilâve etti: “Kalkıp da Meclis-i Âli’nin huzurunda, şöyle yapıldı, böyle yapıldı gibi mugalâta yapılabilir mi? Bu ne cür’ettir?”

Ticaret Vekili Hasan Bey ve Nafia Vekili merhum Süleyman Sırrı Bey’den sonra izâhât vermek sırası Hariciye’ye ve Başvekâlet’e geldi.

Efendiler, Başvekil İsmet Paşa, istîzâhın umumî olmasını teklif ettiği günden sonra, müzâkerâta iştirak edemeyecek derecede hastalanmış, yatıyordu. Müdafaa-i Milliye Vekili Kâzım Paşa, İsmet Paşa’ya vekâleten kürsüye çıkarak icap eden beyânât ve izâhâtta bulundu.

Artık istîzâh müzakeresine hitam vermek zamanı gelmişti. Müzakere kâfi görüldükten sonra, Feridun Fikri Bey’in “anket parlmanter” takriri reddolundu.