Nutuk/18. bölüm/Büyük Millet Meclisinin İsmet Paşa Kabinesi'ne itimat etmesi muhalif kalem erbâplarına daha neler yazdırdı

Vikikaynak sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

19 reye karşı 148 rey ile İsmet Paşa Hükümeti’ne itimat edildi. Bir rey de müstenkif idi.

Efendiler, Meclis’te mağlûp olanların gazeteci arkadaşları, bu neticeden bi’t-tabi, hiç memnun olmadılar. Daha küskün ve anût bir surette hücumlara geçtiler.

9 Teşrinisani tarihli Vatan gazetesinin başmakalesi: “Mevcut idâre şekli, lafız itibarıyla millî hâkimiyetin en yüksek derecesi olmuştur. Fakat hükümetçilerin zihniyeti biraz kazılsa, hemen hiç değişmemiş olduğu görülür.” ve:

“Bugün, mürteci kelimesi yeniden revâç bulmuştur.” tarzında tenkitlerle mâlîdir.

10 Teşrinisani tarihli “Vatan”ın “Meydan Muharebesi’nin Neticesi” serlevhalı başmakalesi, Timurlenk’in fil hikâyesini tekrardan sonra Hükümet’i ıskata çalışanların iyi hareket edemediklerinden şikâyeti tazammun eden şu mütâlaaları ihtivâ ediyordu: “Ankara’da ilk istîzâh başladığı zaman ortada münekkid, azimkâr bir ekseriyet vardı.” “Münekkidler bu vaziyeti idâre edemediler. Teşkilâtsız ferdler halinde, münferit tenkitlerde bulundular.” Münferit tenkitler bile esaslı bir surette idâme edilemedi. İstîzâh umumileşince, tatil zamanındaki not defterlerini açan olmadı. En şiddetli münekkidler bile, dillerinin altındakini söylemekten çekindiler.”

Sahib-i makale vaziyete politikacılık nokta-i nazarından bakarak, diyor ki: “Hükümetçilerin mükemmel bir sevk ve idâre ve ibtidâdan sonuna kadar düşünülmüş bir plânla hareket ettikleri görülür.”

Burada; insanın sahib-i makaleye, şöyle bir sual soracağı geliyor!

Milletin mukadderât-ı mes’ûliyetini ellerine aldırmak istediğiniz zevât, aylarca ve aylarca hazırlandıktan ve İstanbul ’daki refîkleriyle dahi uzun boylu görüştükten sonra, sizin de izah ettiğiniz gibi dillerinin altındakini söylemekten çekinecek kadar kendilerine itimat edemezlerse, en nihayet, on dokuz buçuk kişinin Meclis’te hareketini tevhit edemeyecek kadar âciz olurlarsa, bu zevât, devletin re’s-i kârına geçmek liyakatinde farz olunabilir mi?

Efendiler, Tanin'in “Mirsad-ı İbret” sütunundan da birkaç cümle okuyacağım. Bu sütunu dolduran muharrir, bütün memlekete Meclis manzarasını seyrettiriyor ve ona: “Eyvah! Bu da ötekiler gibi çıktı.” dedirtiyor.

Pusuya yatan bu muharrir, kulağına şu sözlerin fısıldandığını da işitiyor: “... Eski enkazla yapılan bir binadan ne umarsın ki!..

Acaba, bu yazıları yazmış olan zat, hakikaten o gün böyle mi mütehassis idi? Yoksa, bu manasız sözleri, milleti aleyhimize tahrik için bil’l-iltizam mı yazıyordu? İster öyle ve ister böyle olsun, her ikisi de doğru değildi. Bu nev’î kalem erbâbı, Cumhuriyet’e fenalık etmişlerdir.

Efendiler, Tevhîd-i Efkâr'ın da bermutat “Faydasız ve Kıymetsiz Bir Zafer” diye faydasız ve kıymetsiz yazıları devam ediyordu.