Nutuk/15. bölüm/Heyet-i Vekile listeleri ve Heyet-i Vekile riyâsetine intihâbı muhtemel simalar

Vikikaynak sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Heyet-i Vekile’nin istifası, tahakkuk ettiği dakikadan itibaren, Meclis azası, Meclis odalarında, evlerinde grup grup toplanarak yeni Heyet-i Vekile listeleri tertibine başladılar. Bu hal, Teşrinievvel’in 28’inci günü geç vakte kadar devam etti. Hiçbir grup, umum Meclis’çe şâyân-ı kabul olacak ve efkâr-ı umumiye-i milletçe hüsn-i telâkki edilecek esâmiyi muhtevi bir namzet listesi tespit edemiyordu. Bilhassa vekâletlere namzet düşünülürken, o kadar çok hâhiş-ker ve taliplerle karşı karşıya kalıyorlardı ki herhangi birinin diğerlerine tercihi suretiyle tespit olunacak listeyi kabul ettirmekteki müşkilât, liste tertip etmekle meşgûl olanları yeis ve endişeye düşürdü. Gerçi İstanbul’un bazı gazeteleri bazı zevâtın fotografilerini derc ederek Heyet-i Vekile Riyâseti’ne intihâbı muhtemel “muhterem sima”lar ihtarıyla nazar-ı dikkati celp etmekte kusur etmedi. Gerçi gayretli bazı gazeteciler 28 Teşrinievvel günü erkenden, “İstanbul’un yüzünü örten sabah sisinin ördüğü gaze henüz sıyrılırken, deniz semadan, sahillerden akseden renklerle boyanmış, hareketsiz duruyorken”, Marmara’nın sakin sinesini yararak ilerleyen Seyr-i Sefainin vapuruyla Kalamış iskelesine çıkıyor.. Yolda, Rauf Bey’e tesâdüf ediyor... Ondan sonra “büyük bir bahçenin içinde, güzel Kalamış köşkünün, mükemmel bir surette mefruş ve müzeyyen salonuna” dahil oluyor ve köşk mukîminin, muhtelif meseleler hakkında aldığı mütâlaasını, bilhassa “hâkimiyet-i milliyemizi her şeye ve her şeye (!) karşı sıyânet edelim...” nasihatini neşir ile efkârı tenvîre hizmette tekâsül göstermiyor, fakat bu ihtar ve irşadlar Ankara’ya müessir olamıyordu.