✗
İki gün sonraydı; öğle üzeri Rahmi yol tedarikleri yapmak için çarşıya gitmişti. Bir candarma geldi: "Viktor Hanım'ı kaymakam bey istiyor, bazı şeyler soracakmış!" dedi... Başını cama dayayarak uzak dağlara bakan Viktor, duygusuz bir makine gibi hazırlandı. Çünkü komiserlerin, candarma kumandanlarının, kaymakamların çağırmasına alışkındı... Bu vukuatı eksik olmayan hayatta kaç kere istintaklar* geçirmiş, kaç kere toprak zeminli tevkifhanelerde yatmıştı..
XI
Kaymakam odada yalnızdı... Viktor girince: "Geçmiş olsun" dedi, "inşallah hepsi cezalarını bulacaklar…” Evvelce bir takip bile çıkarmayan adam şimdi alakadar oluyor, ince ince sualler soruyordu. Bunun tek sebebi işgüzarlıktı. Bazı kötü niyetlilerin: "Meseleyi örtbas etti!" demelerine meydan vermemek için, hazır kadın da bulunmuşken, bir faaliyet göstermeliydi. Nasıl olsa işin gürültülü patırtılı kısmı geçmişti... Yalnız konuşma ilerledikçe tuhaf tuhaf bir şeyler olduğunu hissetti... Gözlerini Viktor'un beyaz, solgun yüzünden, koyu mavi gözlerinden ayıramıyordu. İçinden: "Amma enfes şey be!.." diye söylendi. Bu kadına karşı zapt edilemez bir hırs duyuyordu... Koltuğundan kalkarak kızın yanındaki iskemleye oturdu. Elleri iradesini dinlemeyerek, onun aşağıya doğru mecalsizlikle sallanan uzun kollarını yakalamak istiyordu. Niçin çekiniyordu sanki?.. Bu sapa kazanın kralı demek değil miydi o?.. Kim hesap sorabilirdi kendisinden?.. Bilhassa böyle bir tiyatrocu kız için!.. Yüzü kıpkırmızı olmuştu. Damarlarında dolaşan kan değil, yanardağ lavlarıydı sanki. Her uzvu geriliyor, titriyor, dudakla-
* Sorgular. 133