Tophane Müşiri Zeki Paşa
- Ali Kemal Bey, gel, sana işte şahid huzurunda hakikati söyleyim de bana muğber olma dedi, şu sözleri söyledi ; «<Senin de, arkadaşlarının da ne derece masum olduğunuzu daha ilk günü anladım. İstintakınız biter bitmez evrakınızı Başkitabete takdim eyledim, affınızı istedim. O zamandan beri üç dört def'a keyfiyeti tekid eyledim. Fakat maruzatıma bir cevap çıkmıyor. Ne yapabilirim? Elimden ne gelir? Sizin gibi müstaid, muktedir gençere fenalık etmek bir denaettir. Abdülhalim Memduh, o ne ateşpare-yi zekâdır. Bir memlekette Memduh kâbında kaç genç bulabilirsiniz. Şair, kâtip, natuk, fransızca, almanca, türkçe... Hüda bilir, bu yaşta bu derece iktisab-1 kemâl eylemek bana hayret verdi.>>
Kâmil Bey ki esbak Dahiliye Nazırı Mehmet Ali Bey biraderimizin pederidir, latif bir adamdı. Bir iki kerre benimle böyle uzun uzadıya görüştü, hatta siyasiyattan bile bahseyledi. O zaman Sırp Kıralı Milan terk-i saltanat eylemişti. Bu hadise için fikrini söyledi: «Herif sarhoş, kumarbaz. berbad bir mahtuk. Artık o mevkide dikiş tutturamadı. Her taraf feveran içinde. Bulgar, Yunan Ulah vesaire. Artık Balkan'larda rahat kalmadı. Bir asır evveli bu yerler hep Osmanlı toprağı idi, hey gidi zaman hey!» dedi. O esnada hatırıma Said Bey hocamızın 127:
Harp ve mekr ve fitneden kurtulmadı Balkanlar henüz
Bir karara girmedi Bulgar ve Sırbistan henüz
mizah-i marufu gelmişti. Okudum. Kâmil Beyin hoşuna gitti.
Böyle mükâlemelerle anladım ki Nazır Bey boş değildi, umur-u âleme az çok vakıf idi. Memduh'la birlikte türkceye tercü- me etmemiz için usul-u zabıtaya dair bana almanca büyük bir eser verdi.
Biz teşehhüd mikdarı almanca biliyorduk, fakat Memduh yükseklerden attığı için Kâmil Bey bu lisana vukufumuzu hari- kulâde sanıyordu.
Artık gündüzleri bir nefer refakatında hamama gitmek vesilesiyle dışarı çıkar, evlerimize gider ve gelir oldukdu. Geceleri hep bir odada toplanır, güler, eğlenir, dururduk yani bazen Memduh türlü maskaralıklarda bulunurdu. Ekseriya meclis reisi Hüsnü Beyin taklidini yapardı. Nazırdan yüz bulalıdan beri o biçareyi diline dolamıştı.
O devirde Bab-ı Zaptiye'de bir kapıçuhadarı Mehmet Bey var idi ki pek latif, kalben necip, fikren hür bir insandı. Nöbetci
113