yet-i fikriye sahibi gençleriz, fakat budala değiliz. Muhalı, mümkünü olsun biliriz, böyle mecnunane bir teşebbüse kalkışmayız. Masumiyetimize bu hakikattan daha parlak burhan olurmu? tarzında uzun uzadıya müteessir, münfail söylendim. Sözlerim hatta Hüsnü Beye bile tesir eyledi. Hele zavallı Agâh Efendi müteessirane :
- Oğlum, Ali Kemal Bey, Padişahımız Efendimizin adalet ve merhameti büyüktür. Bu söylediklerini güzelce yaz, hususiyle Zat-1 Cihanbaniye ne senin, ne de arkadaşlarının sadakatta ve unutma, hakikat-ı ubudiyette kusur etmediğinizi söylemeği hal elbette meydana çıkar. Biz de vicdan sahibi adamlarız, elimizden geleni yaparız.
dedi. O ifademi öylece etrafiyle kâğıda geçirdim. Bu vakıa tabiî bir derece daha izam edilerek bütün Nezaret aks eyledi. Benim ne yolda idare-yi kelam eylediğimi, müdafaa-yı nefis ettiğimi işitince Abdülhalim Memduh da öyle yaptı. Nazırdan Müteferrika Komiserine varıncaya kadar herkes bize başka bir nazar-ı rıfk ve muhabbet ile bakmağa başladı. Tahir Kenan için de yine herkez izhar-ı gayz eyliyordu. Netice-yi istintakımızı, hususiyle ifadat-i maruzemizi Kâmil Bey bizzat Mabeyn Başkitabetine götüdü, takdim eyledi.
Fakat henüz günler, haftalar, hatta aylar geçti, o maruzata bir cevap çıkmadı. Biz âdeta Bab-1 Zaptiyede unutulduk. Doğruyu söylemeliyiz, diğer mahsuplara, mevkuflara nisbetten huzur içinde idik. Nazırdan en küçük bir polis neferine kadar bütün memurlar bize hüsn-ü muamele ediyorlardı, zaman zaman af olunacağımız, söyleniyordu. Halimizden o derece müteşekki değil idik. Hele Memduh pür neşe idi, çünkü şarlatanlıklariyle o muhiti hayretlere düşürüyor idi, her lisanda, her fende yed-i tula sahibi görünüyordu.
Hergün hariçten ziyaretine gelen telmizleri, üftadeleri kabul ediyordu. Onlara nasihatlar veriyor, iltifatlarda bulunuyordu. Meselâ İÇTİHAD sahibi Abdullah Cevdet Beyki o zaman Mekteb-i Tıbbiye'de sakince bir şakird idi, Memduh'un böyle meftun larından idi. Her hafta mektepten çıktıkca ziyaretine perestişkârane şitab eylerdi.
Zaptiye Nazırı Kâmil Bey128 de Abdülhalim'i çok sevdi, takdir eyledi. Bir gün beni odasına çağırdı. Mektupcu Ragip Beyle beraber oturuyordu.
ABDÜLHAMİD DÖNEMİ İLERİ GELENLERİNDEN BAZILARI
EMPIRE DE TUNGGIE S Exc. ESSAD PACHA Arabassultur oritsumaiam planayotentaire. Mabeyn Başkâtibi Paris Sefiri Esat Paşa Süreyya Paşa