İçeriğe atla

Sayfa:Ömrüm.pdf/57

Vikikaynak, özgür kütüphane
Bu sayfada istinsah sırasında bir sorun oluştu

yararaktan görüşüyordu. Ekrem Beyin müddet-i medide ihtişamiyle ihraz eylediği bir kürsü-yü tedrisi böyle bir hocaya tevdi eylemek Mektep için bir sukut idi. Bir gün biz bir kaç arkadaşla ittifak ettik, sınıfımızı, dersimizi bıraktık, üçüncü seneye, Musullu Said Efendinin edebiyat dersine gittik.

Said Efendi edebiyat-ı osmaniye dersi değil, derin bir arab telaffuziyle âdeta arabca bedi ve beyan okutuyordu. Tam dersin ortasında idi, bir kelimeden, bir sualden fırsat bularak ben hoca efendi ile bir mübahaseyedir giriştim. Şu sözleri serbest bir eda ile. söyledim:

- Efendi Hazretleri, tedrisatınız pek fazilânedir, hepimizi müstefid ve müstefiz eyliyor. Fakat, affınıza mağruren söyleyeceğiz, edebiyat-ı osmaniye bu mudur? Filhakika arapca, türkçe edebiyat hep birdir, bir olmak gerektir. Fakat biz Türk olduğumuz için kavaid-i edebiyeye arapcadan değil, türkçeden misaller isteriz. Deminden tekid bahsinde :

vani van kinet el ahiri zemane

buyurdunuz. Lütfen şöyle böyle bir ifade ile bu misrai tercüme de ettiniz. Fakat ona bedel mesela koca Fuzuli'mizin :

Ger ben ben isem, nesin sen ey yar?

nida-yı bülendini zikr eyliyeydiniz zevk-1 edebimizi okşar, bizi daha ziyade minnettar ederdiniz. Üstad-1 edip Said Beyefendi :

Arabca isteyen Urban'a gitsin
Acemce isteyen İran'a gitsin,
Firengiler Firengistan'a gitsin

Ki biz Türkler bize türkî gerektir
Bunu fehm etmeyen cahil demektir.

diyorlar. Biz o fikirde değiliz. Frenkce, acemce gibi arapcayı, hususiyle arapcayı da öğrenmek dileriz. Öyle olmakla beraber edebiyatı lisan-ı millimizde okumak isteriz.

Bütün efendiler bu beyanatımı tasdik eylediler, alkışlar gibi oldular. Said Efendi kızardı, bozardı, bana makul bir cevap veremedi. Nihayet:

- Mademki tedrisatımı beğenmiyorsunuz, ben de bir daha bu derse gelmem, Hacı İbrahim Efendiye arz-ı mazeret eylerim. dedi, kâğıtlarını, kitabını topladı, gidiverdi. Biz hayretler içinde kaldık, bir pot kırdığımızı anladık. İki üç gün sonra vak'a Müdüriyete akseyledi. Abdürrahman Bey bizi çağırdı, meseleyi tahkik eyledi. Esasen mütalealarımı tasdik etmekle beraber beni fena halde azarladı. Neticede dedi ki:

- Sizin bu kepazeliğinize mebni Hacı İbrahim Efendi bugün istifasını yolladı. Şüphe yok ki bu hadise makam-1 âlide fena bir tesir peyda eyler, çünkü İbrahim Efendi o derse irade-yi şahane ile tayin olundu. Siz şimdi gider de itiraf-1 kusur eyler, ellerinden öper, Efendiye istifasını geri aldırırsanız, feha, aldırmazsanız, hepiniz mektepten metrudsunuz.

Biz üç dört arkadaş hemen oradan Aksaray'a, Darüttedris'e fırladık, zavallı İbrahim Efendiyi odasında gecelik entaresiyle, muztarıp, fakat yine yazı ile meşgul bulduk. Sebeb-i ziyaretimizi anlatarak o hoca-yı danadan istida-1 af ve safh eyledik.

Vaktiyle Hacı Efendinin gerek Said Bey ile, gerek Naci Efendi ile belagat-ı osmaniyeye dair mübahaselerini yakından takip ettikdi, çünkü o bahisler hem eğlenceli, hem müfid idi. Hacı İbrahim Efendi arapca bahsinde Naci'den daha mutaassip idi, Muallimi pek gavamız-1 lugat-ı arabiyeye riayet etmemekle itham eylerdi. Arabin bedi ve beyanından başka belagat-1 osmaniye bilmezdi, hele Talim-i Edebiyatı hiç beğenmez, bir nümune-yi cehalet addeylerdi. Bu fikirlerini de sütun sütun makalelerle gazetelerde biperva yazardı. Ta Mithat'tan Said Beye kadar bütün erbab-ı kalemle hırçın hırçın uğraşırdı, zebandırazlıkta onların hiç birinden geri kalmazdı, cümlesini küplere bindirirdi. Said Bey bir gün ona öfkesinden kör laffını vermişti. Hacı Efendi kemal-ı şetaretle TARİK muharririne :

Ayıbını görmeyelim böyle biribirimizin
Bende var zaaf-1 basar, sen de bakar kör gibisin

dedi. Bakar kör nüktesini Naci bile hoş bulmuştu, Naci ki biçare İbrahim Efendiyi alenen :

Ey herzevekili kainatın
Hâlâ hezeyana kanmadın mı?
Can sıkmak için midir hayatın?
Elverdi henüz usanmadın mı?

diye hırpalıyordu. Hatta bir kerre:

Pabuşu büyük yok mu okut? kendini bari.
Haci! bu belahetle belagat okutulmaz!

demeğe kadar varmıştı.

101