Nutuk/5. bölüm/Ali Rıza Paşa ve kabinesinin mahiyeti

Vikikaynak sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Efendiler, Meclis-i Mebusan’ın tasvibine iktirân eden bu beyanname muhteviyâtını tahlil ve tefsir ile burada izâa-i vakti bî-lüzum addederim.

Yalnız Efendiler, Sadrazam Ali Rıza Paşa’nın ve kabinesinin muzmerrâtını ve hayâsızlığını gösteren bir vesikayı aynen arz etmeme müsaadenizi ricâ edeceğim:

Vilâyât ve Elviye-i Müstakilleye

Ahîren Meclis-i Mebusan’da kıraat ve ekseriyet-i azîme ile tasvip olunarak hükümete beyan-ı itimat olunan programın, nikat-ı mühimmesinden biri olduğu üzere Meclis-i Umumî ictimâ ederek her türlü âmâl-i milliyenin tecelligâh-ı münferidi, lehü’l-hamd icra-yı faaliyete başladığına nazaran, ahkâm-ı meşrûtiyenin her nev’î mevâni ve tesirâttan âri olarak tamamıyla cereyân etmesi lâzım gelen dahil-i memleket, meclis-i mezkûrdan başka yerde, –irâde-i milliye namına idâre-i kelâm ve serd-i metâlibe, artık mahal ve imkân kalmadığından– umûr-ı hükümete müdahale şeklinde her nev’î ef’âl ve harekât müstelzim-i mücâzât olacağı ta’mîmen tebliğ olunur.

Sadrazam
Ali Rıza

Efendiler, böyle bir ta’mîme ne hacet vardı! Heyet-i Temsiliye’yi millet nazarında, küçük düşülmekten, onun tecziye edilebileceğinden bahsetmekte ne faide vardı? Eğer Heyet-i Temsiliye zaman zaman hükümetin nazar-ı dikkatini celbe lüzum görüyor idiyse, bu hareketinin ne kadar temiz ve âli maksatlarla olduğuna ve ne derece vatanî zaruretler yüzünden vuku bulduğuna hâlâ şüphe edilebilir miydi? Heyet-i Temsiliye’yi, dolayısıyla milletin vahdet ve tesanüdünü bertaraf etmeyi hedef-i aslî ittihâz eden hükümet Aydın, Adana, Maraş, Urfa, Ayıntap cephelerinde vuku bulmakta olan müsaademâttan ise asla mütehassis görünmüyordu. Ecnebi devletlerin doğrudan doğruya kendi kabinelerine vuku bulmuş olan tecavüzünden müteessir olmuyordu. Şunu da açık olarak zikretmeliyim ki her türlü âmâl-i milliyenin tecelligâh-ı münferidi olmak lâzım gelen Meclis-i Millî’nin, henüz Sadrazam Paşa’nın hamdederek bahsettiği gibi icra-yı faaliyete başladığı da maalesef görülmüyordu.

Efendiler, Sadrazam’ın, bu beyannamesi üzerine biz de şu tebliğ-i umumî ile milletin nazar-ı dikkatini celbe lüzum gördük:

Ta’mîm

İrade-i milliyenin tecelligâh-ı kanunîsi olan Meclis-i Mebusan’ı açarak hâkimiyet-i milliyeyi teyide muvaffak olan Cemiyetimizin en mühim ve en esaslı vezâifinden biri de âmâl-i milliyeye mutabık esâsât dahilinde, bir sulhun akdine kadar, vahdet-i milliyeyi muhafaza etmektir. Cemiyetimizin her müşkili iktihâm ile vatanı ve mevcudiyet-i milliyeyi kurtarmak hususundaki mesâi-i rehakârânesine, maksûd-ı millînin istihsal ve istidrâkine kadar, daha büyük bir azm ü iman ile devamı lâzimeden bulunmakla, hayat ve beka esasından ibaret olan teşkilât-ı milliyenin, vatanın her köşesinde âmm ve şâmil bir surette, taazzuvuna ke’l-evvel devam edilmesini bi’l-cümle hey’ât-ı merkeziye ve idârelerden bir kere daha ricâ ve te’kid eyleriz.

Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk
Cemiyeti Heyet-i Temsiliyesi namına
Mustafa Kemal