Nutuk/5. bölüm/İstanbul'daki Kuvâ-yı Milliye rüesâsının tevkifi hakkında Londra'dan gelen emir

Vikikaynak, özgür kütüphane
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Şimdi arzu buyurursanız, tekrar İstanbul’a avdet edelim 11 Mart 336 tarihli bir telgrafta Rauf Bey şu ma’lumâtı veriyordu: 10 Mart 336 günü zevâlden sonra, İtilâf mümessilleri ictimâ etmişler. Londra’dan gelen ve İstanbul’daki Kuvâ-yı Milliye rüesâsının tevkifi emrini hâvi olan bir meseleyi tezekkür etmişler ve emri infaza karar vermişler. Bu ma’lumât, şâyân-ı itimat bir zata mevsûk menbadan mahremâne ihbar edilmiş ve bu gibi zevâtın bir an evvel Dersaadet’ten uzaklaşmaları lüzumu bildirilmiş. Bu hususu, muhtelif ihtimâlâta göre muhakeme ettikten sonra, işin sonuna kadar İstanbul’da kalarak vazife-i namusu ifaya karar vermişler. Sadrazam Salih Paşa, bu vaziyete bilerek sebep olmakta imiş. Onun için Kabine’yi ıskata çalışacaklarmış. Muvaffak da olacaklarına emin imişler (Vesika: 253).

Rauf Bey’in bu telgrafını, aynı tarihte takip eden kısa bir telgrafında, “son ma’rûzâtımıza ve Kabine vaziyetleri hakkında bir gûnâ mütâlaatınıza dest-res olamadığımızdan, adem-i vusûlünden ve sıhhatinizden bi-hakkın endişedeyim. Cevâbınıza muntazırız” denilmekte idi.

Rauf Bey’e ve berâ-yı ma’lumât On Beşinci ve Üçüncü Kolordulara 11 Mart tarihinde şu ma’lumâtı vermiştim:

11 Mart 1920

Dün akşam, yani 10/11 Mart 336 Ankara’da, Fransız Mümessili Yüzbaşı Boizeau’nun tercümanı olup bize öteden beri ihbârât-ı mahremânede bulunan bir zat Ankara’da İngiliz Mümessili Withall’un aldığı bir telgrafname üzerine bütün ahmâl ve eskâli ve maiyetiyle birlikte bugün Ankara’yı terk ederek İstanbul’a hareket eyleyeceğini ve bu trenden sonra şimendifer münakalâtının İngilizlerce tatil edileceğini ihbar etti. Mûmâileyh Withall, fi’l-hakika bugün ihbara mutabık olarak hareket etti. Binâenaleyh, tren münakalâtının da münkatı’ olması kaviyen me’muldür. Keyfiyetin, İtilâf Devletleri’nce İstanbul’da alınan tedâbîr ile alâkadar bulunduğunda şüphe yoktur.

Mustafa Kemal

Rauf Bey’in son iş’ârına da şu cevâbı vermiştim:

Kabine’ye adem-i itimat reyi vermek suretiyle taarruzun tarafınızdan yapılması o kadar kuvvetli bir sebebe istinâd ettirilemiyecektir. Grubun, derece-i tesanüd ve tecellüdüne ve vahdetli hareketteki azm-i kat’îsine dair sarîh bir fikir ve kanaat hâsıl etmedikçe, Salih Paşa’nın grup heyet-i idâresiyle müzakere etmeksizin hareket etmesini, bir meşrûtiyet meselesi yapmak hususundaki karar hakkında hiçbir mütâlaa dermeyan edemem. İngilizlerin tevkif kararına karşı Meclis’in cesurâne nihayete kadar vazifesine devamı pek nâfi ve parlaktır. Ancak zât-ı âlinizle beraber vücutları teşebbüsât ve harekât-ı âtiyemiz için elzem olan arkadaşların neticede, bize iltihakları esbâbı behemehâl müemmen olmak şarttır. Aksi takdirde, grubun vahdet ve azim dairesinde hareketini tanzim edebilecek zevâtın şimdiden tavzîfi ile sizlerin hemen buraya gelmeleri elzemdir. Buraya gelecek zevât meyânında memleketi temsil evsâfını hâiz olanlarla icabında hükümet teşkil ve idâre liyakatindekilerin bulunması mühimdir.

İtilâf Devletleri’nin muamele-i zecriye tatbik edeceklerine şüphe yoktur... ilh.

Mustafa Kemal (Vesika: 254).

Efendiler, Rauf Bey’i ve diğer zevâtı tam zamanında davet etmiş olduğumuz, vakayi ile hem de üç-dört gün geçmeden sâbit oldu. Fakat maa’t-teessüf bu davetimiz, lâyık olduğu ehemmiyet ve ciddiyetle nazar-ı dikkate alınmak mazhariyetine nâil olamadı. Rauf Bey, Vasıf Bey gibi zevât en nihayet kemâl-i mutavaatla Malta’ya gittiler. Bu cihet malûmunuzdur.

Son dakikaya kadar Anadolu’ya geçmek ve Ankara’ya gelmek fırsat ve tedâbîrinin bazı arkadaşlar tarafından tehiye ve temîn olunduğu bana hikâye edilmiştir. Eğer böyle idiyse, bu zevâtın Ankara’ya gelmeye muvafakat etmeyip İngilizlere teslim olmayı ve Malta’ya gitmeyi tercih eylemelerindeki sebep ve mazeret, cidden tetkike şâyân görülür. Fi’l-hakika, Türkiye vaziyetinin ve akıbetinin meşkûk, muzlim, mühlik görüldüğü faraziyesine nazaran bu karanlık tehlike içine atılanların mahûf ve müthiş bir akıbetle karşılaşmaları vehmi, taht-ı tesirinde en nihayet herhangi bir zindanda bir müddet kalmak üzere düşmana arz-ı teslimiyeti müreccah görebilecekleri istib’âd olunamaz. Maahaza, ben burada böyle ağır bir muhakeme yürütmekten ictinâb ederim. Bu mütâlaaya binâendir ki bu zevâtı Malta zindanlarından kurtarmak için her fırsattan istifade ederek mümkün olan teşebbüsâtta bulunmaktan geri durmadım.