Nutuk/4. bölüm/İtilâf Devletlerinin Karadeniz başkumandanı Osmanlı Devleti'nin harbiye nâzırına doğrudan doğruya talimat ve emir vermektedir

Vikikaynak sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Şimdi efendiler, bu üç vesika muhteviyâtını göz önünde tutarak hep beraber kısa bir tahlil yapalım!

Komiserlerin takririnden anlıyoruz ki İtilâf Devletleri’nin Karadeniz Başkumandanı Mister George Milne, Osmanlı Devleti’nin Harbiye Nâzırı’na, Cemal Paşa’ya, doğrudan doğruya taht-ı emrinde imiş gibi talimat ve evâmir vermektedir. Cemal Paşa, şimdiye kadar bundan bize bahsetmedi.

Ve yine anlıyoruz ki, Osmanlı Devleti’nin Harbiye Nâzırı, aldığı talimat ve emirleri yapamamaktan ve gayr-i kabil-i kabul mazeretler ve sebepler serd etmiş olmaktan nâşi tahtıe ediliyor.

Harbiye Nâzırı’nın aldığı emirlerin ne olduğunu istidlâl ediyoruz ve ne için yapamamakta olduğunu da anlıyoruz. Çünkü Kuvâ-yı Milliye mânidir... Kuvâ-yı Milliye, Harbiye Nâzırı’nın ve hükümetin, Başkumandan Mister George Milne’in evâmir ve talimatına tevfîkan verdiği veya vereceği emirlere itaat etmiyor... İşte komiserler, Paris’teki Meclis-i Âli namına bunu kabil-i kabul mazeret ve sebep telâkki etmiyorlar. Demek istiyorlar ki hükümetseniz, Harbiye Nâzırı iseniz memlekete, millete, orduya hâkim olmalısınız! Hâkim iseniz, mazeretler ve sebepler kabil-i kabul değildir.

Efendiler, Ali Rıza Paşa Kabinesi 2 Teşrinievvel 335’te mevki-i iktidara geldi. Ondan evvel Ferit Paşa Kabinesi vardı. Buna nazaran, Kuvâ-yı Milliye ile Yunan kıtaatı arasına Osmanlı kıtaatı vaz’ına müteallik 23 Ağustos 335 tarihindeki teklifi yapan Ferit Paşa Kabinesi’dir. Mıntaka-i işgalin, yalnız İtilâf kıtaatı tarafından işgaline dair 20 ve 27 Ağustos 335 tarihindeki teklifi de yapan Ferit Paşa Kabinesi’dir.

Ali Rıza Paşa Kabinesi henüz bir teklif dermeyan etmiş değildir. Fakat bilakis 3 Teşrinisani 335 tarihinde işgal mıntakasına bir hudut tayin ve bu hudûda kadar Yunanlıların işgalini temîn hususunu Başkumandan Milne, Harbiye Nâzırı Cemal Paşa’ya emrediyor. İşte, Cemal Paşa’nın infaz ettiremediği emir bu oluyor. Şâyân-ı teşekkürdür ki gerek kendisi ve gerek mensup olduğu kabine, mevki-i iktidara geldiklerinden nihayet bir ay sonra, Kuvâ-yı Milliye’ye karşı âciz olduklarını, ecnebi komiserlere söyleyebilmişlerdir.

Efendiler, bu vesâikten anlaşılması lâzım gelen en mühim ve en mânidar nokta bence, Kabine’nin müşterek takrire cevâbında, komiserlerin dermeyan ettikleri noktalara kemâl-i tevazuyla ve büyük nezaketle cevap verilirken, bir cihet asla kale alınmıyor. O da Efendiler, Mister George Milne’in doğrudan doğruya Osmanlı Devleti’nin Harbiye Nâzırı’na emir ve talimat vermekte olmasıdır. Bu hal, ne teşkilât-ı milliyeye karşı izzet-i nefis meseleleri çıkaran Harbiye Nâzırı’nın ve ne de Osmanlı Devleti’nin istiklâlini temîn etmek mes’ûliyetini deruhde etmiş olan Kabine’nin izzet-i nefis ve haysiyetine dokunmuyor. Bu halin, kendilerinin haysiyetini ve devletin istiklâlini çoktan rahnedar eylemiş olduğunu fark etmek istemiyorlar. Hiç olmazsa protesto etmiyorlar. Hiç olmazsa, bu tasallut ve tecavüz-i istiklâl-şikenâneye vasıta olamayız diye feryâda cesaret edemiyorlar... Cesaret edemiyorlar Efendiler, çünkü korkuyorlar. Nitekim korktukları başlarına geldi. Bunu karîben göreceğiz. Korkmamak için, haysiyet-i insaniyenin ve izzet-i nefs-i millînin dûçâr-ı tecavüz olamayacağı muhît ve şerâitte bulunmak lâzımdır. Buna ehemmiyet vermeyenlerin zaten bir insan için, bir millet için gayr-i kabil-i tecavüz olarak mahfuziyeti, en büyük gaye-i namus olan mukaddesat hakkında, çoktan lâübali ve gayr-i hassas olduklarına hükmetmekte hata yoktur!