Nutuk/3. bölüm/Ali Rıza Paşa Kabinesi teşkilat ve makasıd-ı milliyeyi soruyor

Vikikaynak sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Efendiler, yeni sadrazamdan intizâr eylediğimiz cevap, nihayet vürûd etti, şudur:


Sivas’ta Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Heyet-i Mümessilesi’ne

C: 2 ve 3 Teşrinievvel 335.

Erzurum ve Sivas Kongrelerinde tayin ve tespit edildiği telgrafnamelerinde beyan buyrulan teşkilât ve makasidin neden ibaret olduğu heyet-i vükelâca gayr-i ma’lûm olduğundan, icâb-ı keyfiyet tetkik edilmek üzere evvel emirde mezkûr kongreler mukarrerâtının acilen işarı mütemennadır efendim.

Sadrazam
Ali Rıza


Sadrazam Paşa ve rüfeka-yı kirâmının, –içlerinde biraz sonra görüleceği vechile Kuvâ-yi Milliye’nin murahhası olarak Heyet-i Vükelâya dahil olduğunu beyan eden Cemal Paşa bulunmuş olmasına rağmen– hükümeti işgal ettikleri güne kadar, makasid-i milliyenin neden ibaret olduğunu bilmediklerini söylemeleri cây-ı istiğrâb görülmeye sezâ değil midir? Bundan daha ziyade câlib-i dikkat nokta, makasid-i milliyeye riayet edip etmemek hususunda karar verebilmek için evvel emirde kongreler mukarrerâtını talep eylemeleridir. Halbuki bu kadar dağdağaya ve tatbikatı selefinin sukutuna bâdi olan kongreler mukarrerâtını bilmemelerine imkân tasavvur olunabilir miydi? Maksatlarının zaman kazanmak ve bize karşı hiçbir taahhüde girmeksizin, yeni ve şeytanetkâr tedbirlerle milleti iğfal ederek, husûl bulmuş olan tesanüd ve irtibatı gevşetmek olduğuna asla şüphe etmedim. Fakat rüptür olacaksa, ben de evvel emirde onların bütün muzmerrâtını millet nazarında tebârüz ettirecek bir tarz-ı hareketi tercih ettim. Binâenaleyh Sadrazam’ın ve rüfeka-yı kirâmının talebini is’âf ettim. 4 Teşrinievvel 335 tarihli telgrafla, kongre beyannamesini aynen ve nizamnamenin yalnız teşkilâta müteallik nikat-ı esasiyesini de hulâsaten bildirdim (Vesika: 130). Muhhaberât-ı resmiyeye hiçbir taraftan girişilmemesi hakkında tekrar umumî tebliğler yapıldı (Vesika: 131).

Efendiler, aynı günde şöyle bir telgraf aldık:

Sadaret, 4.10.35

C: Taht-ı riyâsetimde teşekkül eden heyet-i celîle-i vükelâ, milletin âmâli vechile, vatan ve memleketin saadet ve selâmetini temîn için, azm-i kat’î ile sarf-ı mesâi etmek hususunda, tamamıyla müttehidü’l-efkârdır. Camia-i Osmaniye’nin temîni ve istiklâl-i millînin muhafazası ve makam-ı muallâ-yı hilâfet ve saltanatın masûnîyeti Kanunu-ı Esasî ahkâmınca bütün milletin kuvvet ve irâdesine istinâden temîn olunacağı bî-iştibâh bulunduğu gibi mütareke tarihindeki hudut dahilinde kalan bi’l-cümle arazi ve bilâd-ı Osmaniye’nin, esas-ı mütareke olan Wilson prensiplerine tevfîkan doğrudan doğruya zîr-i idâre-i saltanat-ı seniyede ibkası ve hudut dahilinde kalıp ekseriyet-i azîme-i İslâmiye ile meskûn bulunan vahdet-i mülkiyenin inkısâmını men’ ile bu topraklar üzerindeki hukuk-ı tarihiye ve ırkiyye ve diniye ve coğrafiyemizin ve bu suretle hakk u adle muvâfık bir karar ittihâzının temîni dahi hükümet-i hâzıraca maksûd-ı kat’î ve Meclis-i Millî’nin in’ikadına kadar mukadderât-ı millet hakkında bir gûnâ taahhüd-i kat’î ve resmîye girilmemesi ve sulh konferansına gönderilecek murahhasların âmâl-i milliyeyi müdrik ve mazhar-ı itimat, erbâb-ı reviyet ve iktidardan intihâb olunması tabiidir. Memleketimizde usûl-i meşrûtiyet icabınca hâkimiyet-i milliye câri bulunmasıyla vazifesini bi-hakkın müdrik olan hükümet-i hâzıra, milletin kararını istihsal etmeksizin, mukadderât-ı memleket hakkında karar ittihâz edemeyeceği cihetle hükümet, intihâbatın bir an evvel icrası için her türlü teşebbüsât ve tevessülâta mürâcaat ve Meclis-i Mebusan’ın tesrî’-i in’ikadı zımnında lâzım gelen teshîlâtı ifaya gayret etmekte olup ancak hükümetin rehber-i harekâtı, ahkâm-ı kanuniyeye tamamen riayetle hilâf-ı ahvâlin men’ ve izâlesinden ibaret olduğundan ve ahvâl-i gayr-i tabiiye ve gayr-i kanuniyenin devamı Devlet-i Osmaniye’nin merkeziyle Anadolu’yu yekdiğerinden tefrîke müncer olarak birçok avâkıb-ı vahîmeyi tevlîd ile eliyazübillâhi tealâ pâyitahtın bekasını tehlikeye ilka ve aksâm-ı memâlikin işgal altına alınmasını intâc ve binâenaleyh vahdet-i mülkiyeyi ihlâl edeceğinden hükümet-i hâzıra, tarafınızdan vaz’-ı yed olunan devâir-i resmiyenin tahliyesi ve muâmelât-ı hükümete îrâs olunan sektenin ref’i ve ednâ halelden bile masûniyeti vâcib olan nüfûz-ı hükümete riayet olunması ve ecânib ile münasebat-ı siyasiyeye girişilmemesi ve mebusan intihâbatında ahalinin hürriyetine kat’iyen tecavüz olunmaması hususlarının tarafınızdan taahhüt edilmesini talep ediyor.


Muhterem Efendiler, dikkat buyrulursa, bu telgrafta ne adres vardır ve ne de imza... Gerçi, Sadaret makamından yazıldığı anlaşılıyordu. Fakat diğer bir şey daha anlaşılıyordu ki bu satırları yazan zat veya zevât, bir defa Heyet-i Temsiliye’yi tanımak ve onunla imza tahtında resmî muhaberede ve müdâvele-i efkârda bulunmak istemiyordu.

Bir de bizim, kongrelerde tespit ettiğimiz mukarrerâtı ve kendilerine teklif eylediğimiz üç noktanın nazar-ı dikkate alınmasını, yeni kabinenin sadrazamı ve vükelâsı tabii buluyorlar. Bu mukarrerât ve esâsâtın temînine zaten gayret etmekte olduklarını söylüyorlar.

Ancak, hükümetin rehber-i harekâtı ahkâm-ı kanuniyedir. Vazifesi, hilâf-ı ahvâlin men’ ve izâlesinden ibarettir mukaddimesinden sonra, bizim ahvâl ve harekâtımızın gayr-i tabii ve gayr-i kanunî olduğunu ima ederek, bunun devamı halinde merkezle Anadolu’nun yekdiğerinden tefrîkine müncer olacağını ve bundan tevellüd edecek tehlikeleri ta’dâd ediyor ve nihayet baklayı ağzından çıkararak, tarafınızdan vaz’-ı yed olunan devâir-i resmiyenin tahliyesi ve muâmelât-ı hükümete îrâs olunan sektenin ref’i ve nüfûz-ı hükümete riayet olunması ve ecânib ile münâsebât-ı siyasiyeye girişilmemesi ve mebusan intihâbâtında ahalinin hürriyetine kat’iyen tecavüz olunmaması hususlarının tarafımızdan taahhüt edilmesini talep etmek suretiyle, bizim mevcudiyetimizi ve faaliyetimizi bertaraf etmek maksadında olduğunu ifade etmiş bulunuyor.

Efendiler, belki unuturum, tafsilâta girişmeden evvel söylemeliyim ki tarafımızdan işgal olunmuş devâir-i resmiye yok idi. Yalnız Sivas vilâyeti Heyet-i Temsiliye’yi, mekteplerin tatil bulunması münasebetiyle lisede misafir etmişti. Mevzu-i bahis edilmek istenilen daire-i resmiye bu olacaktı. Yeni kabine her türlü icrââtına mukaddime olmak üzere Heyet-i Temsiliye’yi buradan kovarak nüfûz ve haysiyetini enzâr-ı umumiyede kırmak istiyordu.

Efendiler, kimden kime yazıldığı sarîh olmayan bu telgrafname üzerine Sivas telgraf merkeziyle, İstanbul telgraf merkezi arasında aynen şu muhabere vuku buldu:


Fevkalâde
Deraliyye Merkez Müdüriyeti’ne

Sadaret merkezinden yazılan telgrafname bâlâ ve imzası olmadığı için Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Heyet-i Temsiliyesi tarafından kabul edilmedi. Telgraf sureti merkezimizde mevkûftur. İcap edenlere ma’lumât verilmesi mercûdur.

İmza
Kongre Merkezi


— Bize, üzerine Sadrazam Paşa Hazretlerinin cevâbıdır, serlevhasıyla Âmedci Bey verdi ve kopyası telgrafhanededir. Siz Paşa Hazretlerine böyle veriniz.

— Heyet-i Temsiliye’ye hitap değildir ve kimden olduğu mechûldür. Binâenaleyh muhatap ve imza olmadığı için kabul etmiyorlar.

— O halde şimdi dağıldı. Meclis-i Vükelâ’da bu hususta bir şey yazarlarsa tabii keyfiyet tavazzuh eder efendim.

Bu cevabî ifadeyi verdikleri vakit dağıldılar. Artık bize bir şey gelmez. Fakat Sadrazam Paşa ikametgâhı olan mahalden belki yazar. Bizim bu merkezin işi Meclis dağılınca hitam bulur, kapanır azizim.

— Siz dediğimizi Âmedci Bey’e söyleyin.

— Âmedci Bey de gitti. Yalnızım.

— Telefonla söyleyiniz.

— Bizde şehir telefonu yok. Mamafih siz telgrafı öylece muhafaza ediniz de sabahleyin resmen bir şey yazdıralım efendim.

— Sadrazam Paşa’ya telefon edin.

— Kardeşim Sadrazam Paşa’ya anlatamayız ki...


Sivas Kongre Merkezi Müdüriyeti’ne Erenköy’ünde ikamet buyuran Sadrazam Paşa Hazretleri telefondan arandığı ve saat yirmi biri yirmi beş geçtiği halde bulunamadı. Cereyânî-i muhabere bi’z-zarure yarın arz edilecektir efendim.

Bâbıâli Müdürü
Hüseyin Hüsnü


Kongre Merkezine

C: Bâbıâli Müdüriyeti’nden dahi bildirildiği vechile şimdi yirmi biri yirmi beş geçeye kadar telefondan arandıkları halde Sadrazam Paşa Hazretlerinin konaklarından cevap alınamadı. Biraz sonra yine arayacağım. Cevap alırsam derhal bildiririm. Alamazsam sabahı beklemek zarurî olacaktır efendim.

İstanbul Telgraf Müdürü
Tevfik


Efendiler, ertesi günü, yani 5 Teşrinievvel 335 tarihinde, imzasız telgrafın Sadrazam tarafından, Heyet-i Temsiliye’ye hitaben ve cevâben yazıldığı söylendi. Bunu resmen tespit eder, resmî ve imzalı bir işar olmamakla beraber, biz böyle küçük bir noktada daha fazla tevakkufu faydalı ve câiz görmedik. Sadrazam Paşa’ya cevap yazmayı muvâfık bulduk. 5 Teşrinievvel’de yazdığımız uzun cevâbın esas noktalarını hulâsa edeyim:

Tekliflerimizin tamamen tasvip ve kabul edilmiş olduğu anlaşıldı dedikten sonra, tarafımızdan taahhüt olunması talep edilen nikat hakkında izâhât verdik ve dedik ki “Ahvâl-i gayr-i tabiiye ve gayr-i kanuniyenin âmil ve müsebbibi Ferit Paşa Kabinesi idi. Bu husus, Ferit Paşa Kabinesi tarafından ika’ edilmiş olan gayr-i meşrû’ ef’âl ve harekât esbâb ve müvellidâtının ref’i için tarafınızdan tedâbîr-i kat’iye ittihâz olunduğu takdirde, kendiliğinden zâil olur.”

“Cemiyetimizin, heyet-i vükelâ-yı hâzıraya taahhüdât ve müzaherette bulunabilmesi için evvelâ hükümetin teşkilât-ı milliyemizi hüsn-i kabul eylediğini sarîh ve kat’î bir lisanla ifade etmesi lâzımdır. Aksi takdirde, emniyet ve samimiyet-i mütekabilenin husûl bulduğu meşkûk kalacak ve mütebâyin harekât ve teşebbüsâtın zuhûru melhuz bulunacaktır.”

Ali Rıza Paşa’nın, imzasız telgrafında; “memleketimizde usûl-i meşrûtiyet icabınca, hâkimiyet-i milliye câri bulunduğu” noktasına da fi’l-hakika öyle “ise de feshinden itibaren Meclis-i Mebusan’ın dört ay zarfında ictimâı Kanun-ı Esasî’mizin ahkâm-ı sarîhasından iken bugüne kadar intihâbatın defâtir-i esasiyesi bile tanzim edilmemiştir. Bu hareket, Ferit Paşa Kabinesi’nin açıktan açığa meşrûtiyete bir darbesini ve Kanun-ı Esasî’ye tecavüz-i kat’îsini teşkil eder ve Kanun-ı Ceza’nın madde-i mahsusasına tevfîkan bir cinayet addedilerek müsebbibleri hakkında ahkâm-ı kanuniyenin tamamî-i tatbiki, hâkimiyet-i milliyeyi kabul ve ahkâm-ı kanuniyenin tatbikini kendisi için bir vazife-i kanuniye addedecek her hükümet-i meşrû’anın, ilk vazife-i mukaddesesidir” cevâbında bulunduk. Ondan sonra, şu teklifleri serde başladık:

  1. Memlekette sükûn ve asayiş olduğunu ve âmâl-i milliyenin tamamıyla haklı ve meşrû’ olduğunu resmî bir beyanname ile ilân ederek milletin vahdet-i umumiyesine hükümetin de iltihak ettiğini izhâr ediniz.
  2. Hükümet-i sakıtanın harekât-ı ihanetkârânesine alet olmuş bulunan birtakım rüesâ-yı memurîn vardır. Onları mahkeme-i aidesine tevdî ediniz. Harekât-ı milliyeye mümânaat eden bazı sâbık valiler hakkında hizmet-i devlette kullanamamaları için muamele-i lâzimesini yapınız. Harekât-ı milliyeye hâdim oldukları için azlolunanları memuriyetlerine iade ediniz.
  3. İade-i rütbeleri Meclis-i Millî’nin tasdikine iktirân etmeyen ve yegâne sebeb-i istihdamları birtakım mülâhaza-i sakîme-i siyasiyeden ibaret bulunan mütekaidîni, derhal eski vaziyetlerine ircâ’ ediniz. Mühim makamât-ı askeriyeyi ehil ellere tevdî eyleyiniz.
  4. Nuzzâr-ı sâbıkadan Ali Kemal ve Âdil Beylerle Süleyman Şefik Paşa’nın Meclis-i Millî küşâdında Divan-ı Âli’ye tevdî edilmek üzere, hiçbir tarafa firârlarına meydan verilmemesini, Posta ve Telgraf Müdür-i Umumîsi Refik Halid Bey’in derhal tevkifiyle mahkeme-i âidesine tevdîini, kanunun masûniyeti ve hukuk-ı milliyenin kudsiyeti namına talep ederiz.
  5. Harekât-ı milliyeye iştirak etmiş veya harekât-ı milliyeyi tervîc eylemiş olanlar aleyhinde başlanılmış olan takibat ve tazyikata nihayet veriniz.
  6. Matbûatı ecnebi sansüründen kurtarınız.

İşte efendiler, hulâsaten saydığım bu noktalara ait müt â laat ve teklifâttan sonra telgrafımızı şu tarzda ikmâl eyledik: “Ma’rûzât ve tekâlif-i mesrudeye, milleti tatmîn edecek cevâb-ı sarîh ve muvâfık ita buyrulacağı zamana kadar, temîn-i makasid-i milliye için, milletçe ittihâz edilmiş olan tedâbîr-i fiiliyeye, kemakân devam zaruretinde kalınacağını ve bi’l-cümle vilâyât ve müstakil elviye ile mülhakatından aldığımız kararlar üzerine, kemâl-i kat’iyetle, arz eyleriz.

İmza: Anadolu ve Rumeli Müdafaai Hukuk Cemiyeti Heyet-i Temsiliyesi namına, Mustafa Kemal” (Vesika: 132).

Efendiler, İstanbul’la muhabere biter bitmez, derhal şu tebliğ ile memleketi vaziyetten haberdâr ettim:


5.10.35
Tamim
Şehremaneti’ne, Matbûata

Sadrazam Paşa Hazretleri Erzurum ve Sivas Kongrelerindeki mukarrerât-ı esasiye ve makasid-i teşkilât-ı milliyeyi tabii bulmakla beraber mütâlaalarında bazı izahı muhtaç cihât görüldüğünden hükümetle milletin hakikî olarak temîn-i itilâfı maksadıyla ve bi’l-cümle merâkizin hulâsa-i mütâlaatına istinâden ita olunan cevap ve dermeyan edilen tekâlif ber-vech-i âti aynen ta’mîm ve tebliğ olunur. Vürûd edecek cevap ve ona nazaran ittihâz olunacak mukarrerât derhal tebliğ olunacaktır.

Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti
Heyet-i Temsiliyesi namına
Mustafa Kemal