Nutuk/16. bölüm/Rauf Bey'in cumhuriyet ilânı münasebetiyle iki İstanbul gazetesi ile bulunduğu mülâkat

Vikikaynak sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Efendiler, Rauf Bey de bu münasebetle, gazetecilerle mülâkatta bulunmuştu. Rauf Bey’in Cumhuriyet hakkında mütâlaasını ve hâkimiyet-i milliyeden ne anladığını tespit eden mülâkatını 1 Teşrinisani 1923 tarihli “Vatan” gazetesinde okumuştum. “Vatan” ve “Tevhit” sahipleri ve başmuharrirleri ile Rauf Bey’in baş başa vererek tertip ettikleri sual ve cevaplardan bazılarını, tekrar, beraber gözden geçirelim.

Cumhuriyet meselesinde, efkâr-ı umumiyede ânî bir hadise karşısında kalmış olmak hissi varmış... Şimdiye kadar işgal ettiği yüksek makamlar itibarıyla ve İstanbul Mebusu sıfatıyla Rauf Bey’in ne düşündüğünü müntehiblerinin sorup öğrenmek hakları imiş...

Efendiler, bu suali tertip edenlere biz de bir sual soralım!

Evvelâ, efkâr-ı umumiyeye ne vasıta ile muttali olmuşlar... Saniyen, İstanbul müntehibleri, yalnız, iki gazeteciden mi ibaretti. Yoksa umum müntehibler, iki gazeteciye mebusların mütâlaasını sormak için vekâlet mi vermişlerdi? Yoksa Rauf Bey’e “müntehiblerin bu hakkını kemâl-i hürmetle kabul edenlerden ve onu intihap ederken gösterdikleri yüksek itimâda müteşekkir olduğunu ve ona lâyık olmaya çalışacağını, tevdî ettikleri emaneti her zaman ve mekânda sıyânet ve hüsn-i idâre için kudret ve kifayetinin son derecesine kadar çalışacağına itimat buyurabileceklerini” söylemeye zemin hazırlamak için mi idi? Gerçi, bir mebusun müntehibleri hakkında bu yolda idâre-i kelâm etmesi pek muvâfıktır. Ancak yerinde ve zamanında ve samimî olmak şartıyla! yoksa, Cumhuriyet ilânında, efkâr-ı umumiyenin, ânî bir hadise karşısında bırakılmış olduğu gibi mürettep bir suale müntehiblerin “tevdi ettikleri emaneti her zaman ve mekânda sıyânet ve hüsn-i idâre” edeceği hakkında temînat vermeye kalkışmanın manası nedir?

Halbuki Efendiler, 29/30 gecesi İstanbul’da cereyân etmiş olan bir vaziyeti izah edersem, bütün millet gibi İstanbul ahalisinin de hissiyât-ı hakikiyesinin ne olduğunu sühûletle anlarsınız. Cumhuriyet ilânı gecesi İstanbul Kumandanı Şükrü Naili Paşa, İstanbul halkının mümessilleri tarafından Fatih Belediye Dairesi’nde tertip olunan bir ziyafete med’uv idi. Paşa, ziyafet esnasında Ankara’dan bir tebliğ-i resmî aldı ve onu tatbik etmeden evvel muhterem İstanbul halkının muhterem mümessillerine okudu. Tebliğ şu idi: Türkiye Büyük Millet Meclisi Cumhuriyet ilânını taht-ı karara aldı. Bunu yüz bir pare top endahtıyla ilân ediniz!