Tarih-i Kamaniçe

Vikikaynak sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Mehâbetlü ve şevketlü Pâdişâh-ı İslâm Hazretleri devlet ve ikbâl ile Edirne Şehrinden hareket ve nakz-ı ahd iden Leh keferesi üzerine teveccüh buyurduğu evkāt ve menâzildir. fî sene 1083. Tuğ-ı humâyûn ve otağ-ı gerdûn-nitâk Çukurçayırı’na nasb ve vaz‘ olundu. Şehr-i muharremü’l-harâm,

Yevm-i şenbih: 2, Mâh-ı nisan: 20 Mehâbetlü Pâdişâh-ı İslâm azîm alay ile Edirne’den otağ-ı humâyûna nüzûl buyurdular.

Şehr-i muharrem, Yevm-i şenbih: 9, Mâh-ı nisan: 27, Rûz-ı Hızır: 5, Oturak: 27

Menzil: Çömlek Köyü, sâ‘at: 2, Şehr-i safer, Yevm-i şenbih: 8, Mayıs: 25

Menzil: Değirmenderesi, sâ‘at: 5, Şehr-i safer, Yevm-i yekşenbih: 9, Mayıs: 26

Menzil: Yenice-i Kızılağaç, sâ‘at: 4, Şehr-i safer, Yevm-i düşenbih: 10, Mayıs: 27

Menzil: Yanbolu, sâ‘at: 7, Şehr-i safer, Yevm-i seşenbih: 11, Mayıs: 28, Oturak: 1

Menzil: Saray, sâ‘at: 4:30, Şehr-i safer, Yevm-i pencşenbih: 13, Mayıs: 291

Menzil: Karînabâd, sâ‘at: 4:30, Şehr-i safer, Yevm-i cuma: 30, Mayıs: 31

Menzil: Aydos, sâ‘at: 4:30, Şehr-i safer, Yevm-i şenbih: 14, Haziran: 1, Oturak: 1

Menzil: Hoca Ömer, sâ‘at: 3:30, Şehr-i safer, Yevm-i düşenbih: 16, Haziran: 3, Oturak: 1

Menzil: Koparan, sâ‘at: 4:30, Şehr-i safer, Yevm-i çeharşenbih: 19, Haziran: 5

Menzil: Suculu, sâ‘at: 6, Şehr-i safer, Yevm-i pencşenbih: 20, Haziran: 6

Menzil: Köprü Köyü, sâ‘at: 6, Şehr-i safer, Yevm-i cuma: 21, Haziran: 7, Oturak: 1

Menzil: Döne, sâ‘at: 6, Şehr-i safer, Yevm-i yekşenbih: 23, Haziran: 9, Oturak: 2

Menzil: Uşunlu, sâ‘at: 6, Şehr-i safer, Yevm-i çeharşenbih: 26, Haziran: 12

Menzil: Hacı Oğlu, sâ‘at: 4, Şehr-i safer, Yevm-i pencşenbih: 27, Haziran: 13

Menzil: Musa Bey Karyesi, sâ‘at: 5, Şehr-i safer, Yevm-i cuma: 28, Haziran: 14

Menzil: Kurnalı Deresi, sâ‘at: 6, Şehr-i safer, Yevm-i şenbih: 29, Haziran: 15

Menzil: Karasu, sâ‘at: 6, Şehr-i safer, Yevm-i yekşenbih: 30, Haziran: 16, Oturak: 1

Menzil: Uzun Ali Çayırı, sâ‘at: 6, Şehr-i rebîülevvel, Yevm-i düşenbih: 1, Haziran: 18

Menzil: Deli Ali ve Sula, sâ‘at: 6, Şehr-i rebîülevvel, Yevm-i çeharşenbih: 3, Haziran: 19

Menzil: Babadağı, sâ‘at: 4, Şehr-i rebîülevvel, Yevm-i pencşenbih: 4, Haziran: 20, Oturak: 1

Menzil: Kışlağ-ı Hacı Köyü, sâ‘at: 4, Rebîülevvel, Yevm-i şenbih: 6, Haziran: 22

Menzil: İsakçı, sâ‘at: 5, Rebîülevvel, Yevm-i yekşenbih: 7, Haziran: 23, Oturak: 3

Menzil: Kartal, sâ‘at: 6, Rebîülevvel, Yevm-i pencşenbih: 11, Haziran: 27, Oturak: 4

Menzil: Kerekül, sâ‘at: 5, Rebîülevvel, Yevm-i seşenbih: 16, Haziran3: 2

Menzil: Karinoş mâbeyn-i Papas, sâ‘at: 5, Rebîülevvel, Yevm-i çeharşenbih: 17, Temmuz: 3

Menzil: Sahrâ-yı İsak Sıddık, sâ‘at: 4:30, Rebîülevvel, Yevm-i pencşenbih: 18, Temmuz: 4

Menzil: Sahrâ-yı kolcuk der kurb-ı Vaniş, sâ‘at: 4, Rebîülevvel, Yevm-i cuma: 19, Temmuz: 5

Menzil: Sahrâ-yı Günşet, sâ‘at: 4, Rebîülevvel, Yevm-i şenbih: 20, Temmuz: 6

Menzil: Perte, sâ‘at: 7, Rebîülevvel, Yevm-i yekşenbih: 21, Temmuz: 7

Menzil: Pagol, sâ‘at: 4, Rebîülevvel, Yevm-i düşenbih: 22, Temmuz: 8

Menzil: Berurşen, sâ‘at: 5, Rebîülevvel, Yevm-i seşenbih: 23, Temmuz: 9

Menzil: Çuçura, sâ‘at: 6, Rebîülevvel, Yevm-i çeharşenbih: 24, Temmuz: 10, Oturak: 7

Menzil: Yepuren, sâ‘at: 5, Rebîülahir, Yevm-i pencşenbih: 3, Temmuz: 18

Menzil: Kopıcan, sâ‘at: 6, Rebîülahir, Yevm-i cuma: 4, Temmuz: 19

Menzil: Sahra-yı Sahura, sâ‘at: 5, Rebîülahir, Yevm-i şenbih: 5, Temmuz: 20

Menzil: Sahra-yı Berberine, sâ‘at: 5, Rebîülahir, Yevm-i yekşenbih: 6, Temmuz: 21

Menzil: Sahra, sâ‘at: 2, Rebîülahir, Yevm-i seşenbih: 8, Temmuz: 23

Menzil: Pınarbaşı kurb-ı Hotin, sâ‘at: 5, Rebîülahir, Yevm-i çeharşenbih: 9, Temmuz: 23, Oturak: 10

Menzil: Mukābil-i Pınarbaşı kurb-ı İzvanca, sâ‘at: 2, Rebîülahir, Yevm-i yekşenbih: 20, Ağustos: 4, Oturak:2

Menzil: Sahra-yı Kamaniçe, sâ‘at: 4, Rebîülahir, Çeharşenbih: 23, Ağustos: 7, Oturak:16

Menzil: Koru-yı Keşişan, sâ‘at: 1:30, Cemâziyelevvel, Yevm-i şenbih: 10, Ağustos: 24, Oturak:5

Menzil: Palanka-yı Urine, sâ‘at: 2, Cemâziyelevvel, Yevm-i cuma: 16, Ağustos: 30

Menzil: Sahra Palanka-yı mezbûr, sâ‘at: 2, Cemâziyelevvel, Yevm-i şenbih: 17, Ağustos: 31, Oturak: 4

Menzil: Sahra Palanka-yı İzberice, sâ‘at: 4, Cemâziyelevvel, Çeharşenbih: 21, Eylül: 4, Oturak: 12

Menzil: Palanka-yı Koladan, sâ‘at: 4, Cemâziyelahir, Yevm-i seşenbih: 5, Eylül: 74, Oturak: 2

Menzil: Palanka-yı Yakolince, sâ‘at: 6, Cemâziyelahir, Yevm-i pencşenbih: 7, Eylül: 19, Oturak: 3

Menzil: Sahra-yı Bucac, sâ‘at: 4, Cemâziyelahir, Yevm-i düşenbih: 11, Eylül: 23, Oturak: 4

Menzil: Sahra-yı Lubnice, sâ‘at: 5, Rebîülahir, Yevm-i düşenbih: 7, Temmuz: 22

Menzil: Sahra der kurb-ı Bucac, sâ‘at: 1:30, Cemâziyelahir, Yevm-i şenbih: 16, Eylül: 28, Oturak: 11

Menzil: Sahra kurb-ı Palanka-yı Harabe, sâ‘at: 6, Cemâziyelahir, Yevm-i pencşenbih: 28, Teşrînievvel: 10

Menzil: Palanka-yı Kurice, sâ‘at: 6, Cemâziyelahir, Yevm-i cuma: 29, Teşrînievvel: 11

Menzil: Sahra-yı İzvance, sâ‘at: 7, Cemâziyelahir, Yevm-i şenbih: 30, Teşrînievvel: 12, Oturak: 4

Menzil: Sahra-yı Hotin, sâ‘at: 2, Şehr-i receb, Yevm-i pencşenbih: 5, Teşrînievvel: 17

Menzil: Sahra-yı Haduka, sâ‘at: 5, Şehr-i receb, Yevm-i cuma: 6, Teşrînievvel: 18

Menzil: Sahra-yı Berberine, sâ‘at: 7, Şehr-i receb, Yevm-i şenbih: 7, Teşrînievvel: 19

Menzil: Sahra ve Uslunca, sâ‘at: 5, Şehr-i receb, Yevm-i yekşenbih: 8, Teşrînievvel: 20, Oturak: 1

Menzil: Sahra-yı Kopıcan, sâ‘at: 6, Şehr-i receb, Yevm-i seşenbih: 10, Teşrînievvel: 22

Menzil: Yepuren, sâ‘at: 6, Şehr-i receb, Yevm-i çeharşenbih: 11, Teşrînievvel: 23

Menzil: Çuçura, sâ‘at: 6, Şehr-i receb, Yevm-i pencşenbih: 12, Teşrînievvel: 24, Oturak: 1

Menzil: Gurzeşt, sâ‘at: 5, Şehr-i receb, Yevm-i cuma: 14, Teşrînievvel: 26, Rûz-ı kasım

Menzil: Sahra-yı Pagol, sâ‘at: 5, Şehr-i receb, Yevm-i şenbih: 15, Teşrînievvel: 27

Menzil: Sahra-yı Çeretin, sâ‘at: 5, Şehr-i receb, Yevm-i yekşenbih: 16, Teşrînievvel: 28

Menzil: Gegeç Ağzı, sâ‘at: 5, Şehr-i receb, Yevm-i düşenbih: 17, Teşrînievvel: 29

Menzil: Zerneş, sâ‘at: 6, Şehr-i receb, Yevm-i seşenbih: 18, Teşrînievvel: 30

Menzil: İsak Sıddık, sâ‘at: 4, Şehr-i receb, Yevm-i çeharşenbih: 19, Teşrînisâni: 1

Menzil: Gerekol, sâ‘at: 6, Şehr-i receb, Yevm-i pencşenbih: 20, Teşrînisâni: 2

Menzil: İsakçı, sâ‘at: 8, Şehr-i receb, Yevm-i cuma: 21, Teşrînisâni: 3, Oturak: 3

Menzil: Kışlağ-ı Hacı Köyü, sâ‘at: 6, Şehr-i receb, Yevm-i çeharşenbih: 25, Teşrînievvel: 6

Menzil: Çağatay, sâ‘at: 6, Şehr-i receb, Yevm-i pencşenbih: 26, Teşrînisâni: 7

Menzil: Uzun Ali Çayırı, sâ‘at: 7, Şehr-i receb, Yevm-i cuma: 27, Teşrînisâni: 8

Menzil: Karasu, sâ‘at: 6, Şehr-i receb, Yevm-i şenbih: 28, Teşrînisâni: 9, Oturak: 1

Menzil: Kurnalı Deresi, sâ‘at: 6, Şehr-i receb, Yevm-i düşenbih: 30, Teşrînisâni: 11

Menzil: Musa Bey Karyesi, sâ‘at: 6, Şehr-i şabân, Yevm-i seşenbih: 1, Teşrînisâni: 12, Oturak: 1

Menzil: Hacı Oğlu Bazarı , sâ‘at: 5, Şehr-i şabân, Yevm-i pencşenbih: 3, Teşrînisâni: 14

Elhamdülillâhi Te‘âlâ mehâbetlü ve şevketlü Pâdişâh-ı İslâm خلّدت خلافته الي يوم القيام 7 hazretleri devlet ü ikbâl ve sa‘âdet ü iclâl ile teveccüh ve azîmet buyurduğu Kamaniçe seferine yüzseksen dokuz günde varup, gelüp; seksen beş konak nüzûlü ve yüz dört gün oturak müyesser olup, sâlim ve gānim Edirne şehrine vusûl nasîb olmağın Melik-i Mennâna hamd-i ferâvân olunmuşdur. 6 Teşrînisâni olmalıdır. 7 Hilafeti kıyamet gününe kadar baki olsun, mealinde. 9 Bismillâhirrahmânirrâhim [1b] Hamd-i bî-hadd ve senâ-i lâ-yu‘add Hâlık-i cümle-i mevcûdât-ı bî-niyâz dergâhına ki ketm-i ademden benî âdemi îcâd ve i‘zâz idüp ehl-i İslâmı cümleden mümtâz ve ser-efrâz eyledi. Ve salât u selâm Habîb-i Hudâ şefî‘-i rûz-ı cezâ hazret-i Muhammedü’l-Mustafâ sallallahü te‘âlâ aleyhi vessellem ve âl u ashâbına olsun ki mu‘cîzât-ı kesîretü’l-berekâtı ile emniyyet-i gazâ ve cihâd eminde kāim eyledi. Husûsâ selâtîn-i âl-i Osmân ابدالله سلطنتهم الي انتهاع الدوران 8 hazerâtının bu emr-i azîmini icrâ itmek de’b-i hasene ve kā‘ide-i müstahseneleri olmağın sâbık takdîr-i Hayy ü Kadîr ile hâlâ inân-ı semend-i sa‘âdet-mend-i sâhib-kırânı kabza-i kudretine muktedir ve şemşîr-i zafer-te’sîr hûrşîd-i leme‘ân kazâ-te’sîri ile arsa-i rûy-i zemîn tâbân ve münevver olan Ebu’l-Feth ve’l-Megāzî mehâbetlü ve azametlü Sultân Mehemmed Hân ibn Sultân İbrâhim Hân hazretlerinin zemân-ı sa‘âdet-iktirânlarında [2a] asâkir-i nusret- şi‘ârı me’mûr oldukları esfârda tevfîkāt-ı ilâhî ile fütûhâta muvaffak olup zâtı şecâ‘at-ı nihâdlarında olan vüfûr-u salâbet ve şevket muktezâsıyla bi’z-zât gazâ ve cihâda teveccüh ve azîmet buyurmak aksâ-yı âmâlleri olduğu آالّشمس في وسط الّنهار 9 zâhir ve âşikâr olmağın gazâ ve cihâdı pîş-nihâd iden selâtîn-i izâmın fütûhât-ı celîleleri sahîfe-i eyyâmda mastûr ve muharrer olmak izdiyâd-ı ömr ü devletleri da‘vâtına mûcib-i iştigāl olmağın rikâb-ı humâyûn-ı şevket- makrûnda sadâret-i uzmâ ve vekâlet-i kübrâ Kāimmakāmlığı ile şeref-yâb olan Vezîr-i âsaf-nazîr sa‘âdetlü ve devletlü Mustafa Paşa Hazretlerinin bu abd-i fakîr El-Hâc Alî dâ‘îleri tezkirecilik hizmet-i şerîflerinde olup zuhûr iden vakāyi‘in ba‘zısın husûsâ azîmet-i humâyûn olan Kamaniçe seferinde olan menâzil ü merâhilin kurb u bu‘dun ve şuhûr u eyyâmın vukū‘un hezâr acz ü kusûr ile bî-kadri’t-tâka tahrîre cesâret ve sehv ü kusûru [2b] dâmen-i afv ile mestûr buyurulmak niyâzı ile cür’et olundu. Hazret-i Hudâvend-i vâhibü’l-âmâl kemâl-i inâyetinden tevfîkāt-ı aliyyesin refîk ü rehber idüp fütûhât-ı celîle ve gazavât-ı keşîde vukū‘u ile itmâm ve ihtitâmın nasîb eyleye Amin. İşbû sâl-i meymenet-meâl, ki binsekseniki senesidir, mehâbetlü ve azametlü Pâdişâh-ı İslâm hazretleri Edirne şehrinden devlet ü ikbâl ve sa‘âdet ü iclâl ile karar 8 Allah onların saltanatlarını zamanın sonuna kadar sürdürsün, mealinde. 9 Günün ortasındaki güneş gibi, mealinde. 10 buyurup, de’b-i humâyûnları üzere nizâm ve intizâm-ı mülk ü millete ihtimâm-ı humâyûnları mebzûl iken, Venedik keferesinin iltimâs ettikleri sulh u salâha mugāyir Bosna serhadlerinde hudûd ve sınıra müte‘allık ba‘zı mertebe-nizâ‘ları vukū‘ bulmağın Bosna muhâfazasında olan Vezîr Mahmûd Paşa bu ahvâle faysal virmez ise hudûd-u İslâmiyye temyîz ve a‘dâ-yı dînin dest-i ta‘addîlerinden intizâ‘ kasdıyla Rumeli tarafına teveccüh-i humâyûnları mukarrer olmağın devlet ü ikbâl ile sene-i mezbûre mâh-ı muharreminde Edirne şehrinden hareket [3a] ve Filibe tarafına vusûlleri velvele-endâz oldukda Venedik keferesi gerden-i dûzah-mekînlerin henüz amân ile tîg-i hûn-feşân-ı İslâmdan halâs idüp, vehm ü hirâsları def‘ olmamış iken bu haberden lerzân u perîşân olmalarıyla hudûd-ı İslâmdan bi’l-külliyye kasr-ı yed idüp teslîm itmeleriyle cânib-i Pâdişâhîden zabt olunup bi‘-inâyeti’llâhi te‘âlâ Devlet-i Pâdişâhîde ber-taraf olduğu sem‘-i humâyûna ilkā olundukta şiddet-i germâ vakti olup Filibe’ye karîb Despot yaylağı letâfet-i âb u havâ ile Rumeli’nin meşhûr ve mümtâzı olmağın murâd-ı humâyûn üzere vusûl ile karar buyurup memâlik-i mahrûsanın cevânib-i erba‘ası sâye-i devletlerinde âsûde hâl olmak bâbında her tarafa himmet-i humâyûnları masrûf iken sene-i mezbûrede huccâc-ı müslîmîni esnâ-yı tarîkde Arab eşkıyâsı ta‘cîz ve Mekke-i mükerreme şerîfi ba‘zı mertebe vaz‘-ı nâ-hemvâr eyledüğü şüyû‘ bulmağın ol gāilenin inâyet-i Bârî ile ber-taraf olmasın ehemm ü elzem idinüp inşâ’llâhû te‘âlâ sene-i mezbûrede Burusa şehrinde kışlayup evvelbahar-ı meymenet âsârda [3b] Arabistân taraflarına teveccüh ve azîmete karar verilmeğin mâh-ı cemâziyelevvelde Despot yaylağından avdet ve Edirne sahrâsına nüzûl müyesser oldukda Burusa’da konaklar müheyyâ ve zâd u zahîre berren ve bahren âmâde olup azîmet üzere iken üç sene mukaddem cânib-i humâyûna ubûdiyyet arz idüp kulluğa kabûl buyurulmağla sâye-i Devlet-i Pâdişâhîden âsûde hâl olmak içün tuğ ve sancak ihsan olunan Sarıkamış Kazaklarının hatmanı Doroşenko’nun feryâd-nâmesi gelüp Leh Kıralı mâbeynde mün‘akid olan sulh u salâha mugāyir üzerine asker gönderüp ve birkaç palankasın alup gāret ü hasâret eyledüğün bildirmekle Leh kıralına nâme-i humâyûn irsâl ve Doroşenko hatman memleketine ta‘arruzdan ve nakz-ı ahdden ihtirâz eylemesi fermân buyurulmuşken mütenebbih olmayup kudreti mertebesinde gāret ü hasâretden hâlî olmaduğu mukarrer olmağın eyyâm-ı şitâda Özi muhâfızı Vezîr Halîl Paşa eyâleti askeriyle ve 11 Rumeli eyâletinden beyleriyle altı sancâğın zu‘amâ ve erbâb-ı tîmârı ve ulûfeciyân-ı [4a] yemîn ü yesâr ve gurebâ-i yemîn ü yesâr ağalarıyla tâ‘yîn olunup ol semtlerde kışlamak ve iktizâ eyledüğü mahalde Doroşenko hatmana imdâd u i‘ânet üzere olmaları fermân olmağın Devlet-i Pâdişâhîde ba‘zı mertebe-âsûde hâl olmuş idi. Ve lakin Leh keferesi dâimâ gurûr üzere olduklarından bu mertebe taraf-ı Pâdişâhîden Doroşenko’ya i‘ânet olunduğun gözlerine salındurmayup ve Burusa tarafına teveccüh olunmak haberinden üzerlerine varılmasın muhâl addidüp sulh u salâha mugāyir vaz‘ ve hareketden hâlî olmadıkların Vezîr-i müşârün-ileyh müte‘âkıben arz itmekle ve cânib-i humâyûndan gönderilen çavuşu nice eyyam ârâm ittirüp gazab-ı Pâdişâhîye mündefi‘ cevâbı gelmedüğünden sünnet-i seniyye-i Seyyidü’l-enâm aleyhi efdâlü’s-salât ve’s-selâm üzere üzerlerine varılmak ve inâyet-i Bârî ile cezâları virilmek ehemm-i mühimmât-ı din ü devletden olmağın Burusa’ya azîmetten ferâgat ve Edirne’de kışlayup ve Hicaz taraflarının gāilesi ber-taraf olmasına tedârük görülüp mütevekkilen ale’llah te‘âlâ evvel-bahâr-ı huceste-âsârda [4b] Leh kıralı üzerine sefer-i nusret-eser muhakkak olmağın umûm üzere kapukullarının hâzır u âmâde olmalarına ve Kubbe-nişîn olan Vüzerâ-yı izâm kapuların mükemmel itmelerine ve Rumeli ve Bosna ve Anadolu ve Sivas ve Haleb ve Karaman ve Diyarbekir ve Maraş ve Adana eyâletlerine mutasarrıf olan Vüzerâ-yı izâm ve mîr-i mîrân zevi’l-ihtirâm ve ümerâ-yı kirâm mükemmel kapuları ve eyâletlerinde olan zu‘amâ ve erbâb-ı tîmâr ile Edirne sahrâsında ordu-yı humâyûna gelmeleri bâbında fermân-ı kaza-cereyânları sâdır oldukdan sonra evkāt-ı müstetâbede gazâ ve cihâdın sevâb u fazîletin ehl-i İslâma takrîr ü beyân itmek içün Burusa’ya me’zûnen revâne olan vâ‘iz-i sultânî Vânî Mehemmed Efendi fermân-ı humâyûn ile Edirne’ye vâsıl ve sefer-i humâyûna revâne olması fermân olunmağın selâtîn câmi‘lerde gazâ ve cihâdın fazîletin asker-i İslâm’a takrîr ü beyân eylediğinden âmmeten ehl-i İslâm’a sürûr-u küllî hâsıl olup izdiyâd-ı ömr ü Devlet-i Pâdişâhî da‘avâtın iz‘âf ve muzâ‘af eylemişlerdir. Bifazli’llahi te‘âlâ eyyâm-ı sefer irişüp tuğ-i humâyûn ve otağ-ı [5a] gerdûn-nitâk Çukurçayırı nâm mahâlde nasb vaz‘ olunmak fermân olunmağın binseksenüç senesinde vâki‘ mâh-ı muharremü’l-harâmın ikinci şenbih günü, ki nisanın yirmisidir, Çirmen sancâğına mutasarrıf olan Ali Paşa tuğları ve kapucıbaşı ağalar otağ-ı humâyûnu ve Vüzerâ-yı izâm ve erkân-ı devlet tuğları ve çergeleri 12 kaldırulup mahall-i mezbûra vaz‘ olunmuşdur. Cenâb-ı hakk kemâl-i kereminden emîn-i evkāt ve eşref-i sâ‘ate makrûn eyleye. Ve mâh-ı mezbûrun dokuzuncu şenbih günü, ki mâh-ı nisanın yirmiyedisi ve rûz-ı hızırın beşidir, mehâbetlü ve şevketlü padişâh-ı İslâm hazretlerinin devlet ü ikbâl ve sa‘âdet ü iclâl ile Sarây-ı humâyûnlarından hareket ve otağ-ı humâyûnlarına vusûle niyyet-i humâyûnları olmağın kapu-kulları ve Vüzerâ-yı izâm tevâbi‘at-ı alay ile selâma hazır u âmâde olmaları fermân olunmağın yevm-i mezbûrda vakt-i temcîdde piyâde ve süvâr Hızırlık tarafında âmâde olduklarından sonra Bâb-ı humâyûn’dan mürûr ve Sarâc-hâne cisrinden ubûr idüp otağ-ı humâyûna varınca yemîn ü yesârda dergâh-ı âlî yeniçerileri ağaları olan [5b] Vezîr Abdurrahmân Paşa ve kul kethüdâsı ve ocak ağaları mu‘tâd üzere karar idüp ve kazâlarında sipâh ve silâhdârânın mevcûd olanı karar idüp ba‘dehû devletlü Sadr-ı âlî-kadr hazretlerinin kethüdâları üçbinden mütecâviz huddâm-ı Enderûn ve ağavât ve tevâbi‘ât ve binbeşyüz mikdârı piyâde ve süvâr segbân ile alayı bağlayup anların nihâyetinde Kāimmakām-ı âlî-makām sa‘âdetlü Vezîr Mustafa Paşa hazretlerinin kethüdâları ikibinden mütecâviz huddâm-ı Enderûn ve ağavât ve tevâbi‘ât ve binden mütecâviz piyâde ve süvâr segbânân cânib-i yemînde karar idüp mehâbetlü Padişâh-ı İslâm hazretlerinin gazâ ve cihâda olan ihtimâm-ı küllîlerinden nâşî Vüzerâ-yı îzâm hazarâtının huddâm-ı Enderûn ve ağavât ve tevâbi‘âtı pûlâd-pûş ve mevâkibleri yancıklı ve kotaslı kemâl mertebe müsellâh ve mükemmel olduklarından gayri hidemât-ı aliyyeleri ile şeref-yâb olan küttâb dahi kendülerin erbâb-ı harb u kıtâle idhâl idüp misli sebkat eylemeyen gayret ü hamiyyet izhârına bezl-i kudret eylediler. Bu minvâl üzere [6a] cânib-i yesârda dahi Nedîm-i Şehriyârî sa‘âdetlü Vezîr Mustafa Paşa hazretlerinin kethüdâları ve huddâm-ı Enderûn ve ağavât ve tevâbi‘ât ve piyâde [ve] süvâri segbânân ile müsellâh ve müretteb ve rif‘atlü Defterdâr Vezîr Ahmed Paşa hazretlerinin kethüdâları ve huddâm-ı Enderûn ve ağavât ve segbânân ile karar ve ârâm idüp mehâbetlü Pâdişâh-ı rûy-i zemîn hazretlerinin teşrîf-i humâyûnlarına intizâr üzereler iken devlet ü ikbâl ile rahş-ı bâd-pâylarına süvâr olduklarından sonra tuğ-ı humâyûnları önünde mu‘tâd çâvûşân ve müteferrikagân ve anlardan sonra gedüklü çâvûşân ve müteferrikagân ağaları ve akablerince dergâh-ı âlî kapucu başıları mu‘tâd üzere revane olup anlardan sonra sadreyn efendiler ve Tevki‘î Vezîr rif‘atlü Abdurrahmân Paşa mürûr idüp 13 andan sonra cânib-i yemînde Kāimmakām-ı â‘lî-makām Vezîr-i Celilü’l kadr Mustafa Paşa hazretleri zırh-ı zerrîn pûş ve semmûr kaplu muvahhidî ve kallâvî destâr ile bahâdırâne tarz u tavr ile mürûr ve canîb-i yesârında rif‘atlü Vezir Defterdâr Ahmed Paşa [6b] bu tertîb üzere tarafeyne edâ-yı selâm iderek revâne olup akablerince devletlü Sadr-ı a‘zam Vezîr-i âsaf-nazîr Fazıl Ahmed Paşa hazretleri cânib-i yemînde ve sa‘âdetlü Nedîm-i Şehriyârî Vezîr-i celîlü’l-kadr Mustafa Paşa Hazretleri yesârda zırh-ı zerrîn-pûş ve muvahhidî ve kallâvî ile tarafeyne edâ-yı selâm iderek hem-‘inân âyîn-i vekâlet-i kübrâ üzere mürûr eylediklerinden sonra kâlbüd-i cihâna mesâbe-i rûh-i revân olan Pâdişâh-i rûy-i zemîn hazretleri zırh-ı zerrîn pûş ve semmûr kaplu kabaniçe kāmet-i vâlâsında tarafeyne edâ-ı selâm ile bir mertebe-salâbet ü şevket üzere mürûr eylediler ki, eyyâm-ı sâlifede misli sebkat eylemediğü azherü mine’ş-şems olup a‘lâ ve ednâ ömr ü devletleri efzûn olmak da‘avâtını bükâ ile edâ eylediler. Vüzerâ-yı îzâm hazarâtının bu üslûb-ı mergūbu de’b-i kadîm olmağın mehâbetlü Pâdişâh-ı İslâm hazretlerinin zemân-ı devletlerinde izhâr u ayân olduğun sâl-hûrde a‘yân-ı devlet ihbâr ittiklerinden gayri dîde-i hakîkat ile [7a] nazar olundukda kallâvî ve muvahhidî hem âlimâne ve hem bahâdırâne libâs-ı fâhir olup herkes cân u dilden pesend ü tahsîn idüp el-hamdü’lillâhî te‘âlâ böyle celîlü’ş-şân Pâdişâh-ı âlişân hazretlerinin zamân-ı devletlerinde sefer-i humâyûna azîmetimiz nasîb oldu. Ve vâhibü’l-merâm dergâhından niyâz olunur ki, velâdet-i humâyûnlarında keşîde-i silk-i tahrîre resîde olan tarîh-i meymenet me’al ki: Gûş idenler olduğun hem-nâm-ı sultân-ı rüsül Didiler Bü’l-fethveş hakān-ı kişver-gîr ola mazmûn-ı sa‘âdet-makrûnun âsâr-ı celîlesi akreb-i evânda nümâyân ola deyü sagîr ü kebîr bükâ ile du‘â ve niyâzların peyveste-i âsmân eylediler. Bu tertîb ü tezyîn üzere otağ-ı humâyûnlarına nüzûl ve vusûl ve vukū‘undan sonra Vüzerâ-yı izâm dahi yerlü yerüne karar ve kapuların mükemmel ve müretteb ve mühimmât-ı sefer itmâmına bezl-i iktidâr ile günden güne tevâbi‘âtı terakkîde olmağla şark ve garb seferinde mevcûd bulunan erbâb-ı seferin ehl-i vukūf Vüzerâ-yı izâm hazarâtının bu mertebe [7b] mükemmel ve müretteb kapuları olmaduğun nakl ve tahkîk eylemişlerdir. Mehâbetlü Pâdişâh-ı İslâm hazretleri dahi bu husûsu mutazammın her-bâr fermân 14 buyurduklarından gayri harem-i humâyûn-ı devlet makrûnlarından olan huddâm-ı süreyyâ-nizâmı bir mertebe pûlâd-pûş müretteb ve mükemmel tertîb ü tezyîn buyurdular ki, Devlet-i Hânedân-ı Âl-i Osmân zuhûrundan bu ana değin bu tarz u tavrı ve bahâdırâne salâbeti görmüş olmayup murâd-ı humâyûnları üzere fütûhât-ı celîleye muvaffak olmaları da‘avâtını ehl-i İslâm edâ eylediler. Bu minvâl üzere gazâ ve cihâd mühimmâtına ihtimâm ve ikdâm ile yirmiyedi gün Çukurçayırı’nda oturak olup Memâlik-i mahrûsadan sefer-i humâyûna me’mûr olan asker-i İslâm dahî fevc fevc ordu-yı humâyûna gelmek üzere olup mesâfe-i ba‘îdede olanlara intizar ve ârâm olunmakdan bir kadem ilerüde bulunmak bi-lutfihî te‘âlâ istisvâb olunmağun me’mûr olup henüz ordu-yı humâyûna vâsıl olmayan vüzerâ ve mîr-i mîrân ve ümerâ ve bi’l-cümle askerî tâifesi serîan ve âcîlen vüsûlleri içün [8a] evâmir-i şerîfe irsâl ve fermân olunup inşallâhü’l-Melîkü’l-müte‘âl mâh-ı saferü’l-muzafferin sekizinci şenbih günü, ki mayıs ayının yirmibeşidir, Çukurçayırı’ndan kalkup Çömlek köyü havâlîsine konulmağa karar virilmiştir. Hak sübhânehû ve te‘âlâ herhâlde mu‘în ve zahîr ve yâver ve dest-gîr olup mehâbetlü ve azametlü Pâdişâh-ı İslâm hazretlerini ve asker-i İslâm’ı fütûhât-ı celîle ile şâdân eyleye. Âmin. Menzil: 1, Çömlek Köyü, sâ‘at:2 Şehr-i safer, yevm-i şenbih: 8, mâh-ı mayıs: 25 Yevm-i mezbûrda mehâbetlü Pâdişâh-ı İslâm hazretleri seherî Çukurçayırı’ndan hareket buyurup Vüzerâ-yı îzâm ile yemîn ü yesârda olan alaylar meyânından mürûr ve tarafeyne edâ-yı selâm ile otağ-ı humâyûna nüzûl buyurdular. Bî-emri’llâhi te‘âlâ vakt-i temcîdden beyne’s-salateyne değin bârân-ı rahmet nâzil olup ba‘dehû def‘ olmuşdur. Ve sâbıkā defterdâr olup kubbe-nişîn olan Vezîr İbrâhîm Paşa devletlü Hâsekî Sultân hazretleriyle ma‘an revâne [8b] olması fermân olunmağın devletlü Şehzâde-yi cevân-baht hazretleriyle ordu-yı humâyûn civârında nüzûl ve karar buyurdular. Menzil: 2, Değirmenderesi, sâ‘at: 5 Şehr-i safer, yevm-i yekşenbih: 9, mâh-ı mayıs: 26 15 Yevm-i mezbûrda mehâbetlü Pâdişâh-ı İslâm hazretleri seherî hareket idüp Vüzerâ-yı îzâm ile yemeklikde bir mikdâr karar buyurduklarından sonra yemîn ü yesârda olan alaylara edâ-yı selâm ile mürûr idüp nüzûl buyurdular. Yevm-i mezbûrda sabâhdan vakt-i zuhra değin gâh bârân nâzil olup ve gâh havâ küşâde olup mürûr olunan tarîk şib ü firâz ve mîşe-zâr olmağla kesret-i âb u gil vukū‘undan zahmet çekilmiştir. Menzil: 3, Yenice-i Kızılağaç, sâ‘at: 4 Şehr-i safer, yevm-i düşenbih, mayıs: 27 Yevm-i mezbûrda mehâbetlü Pâdişâh-ı İslâm mu‘tâd üzere hareket ve azîmet buyurup bârân-ı rahmet nüzûlünden esnâ-yı tarîkde kesret-i âb u gil [9a] vukū‘u asker-i İslâmın ıztırâbına mûcib olmağın alaya âmâde olanlar yerlü yerüne gitmek fermân olunup ba‘dehû Pâdişâh-ı İslâm devlet ile nüzûl buyurdular. Yevm-i mezbûrda dahi gâh bârân nâzil olup ve gâh havâ küşâde oldu. Menzil: 4, Yanbolu, sâ‘at: 7 Şehr-i safer, yevm-i seşenbih, mayıs: 28 Yevm-i mezbûrda mu‘tâd üzere mehâbetlü Pâdişâh-ı İslâm seherî hareket ve esnâ-yı tarîkde vefret-i âb u gil olmağın selâma müheyyâ olmaları mu‘tâd olanlar Yanbolu kurbunda âmâde olmaları fermân olunmağla ol minvâl üzere hareket olunup, ba‘dehû şevketlü Pâdişâh-ı İslâm Vüzerâ-yı îzâm ile yemeklikde ârâm buyurdukdan sonra devlet ü ikbâl ile alaylar meyânından mürûr ve edâ-yı selâm iderek nüzûl buyurdular. Yevm-i mezbûrda bârân-ı azîm vâki‘ olup askerin ba‘zıları vakt-i magribde ordu-yı humâyûna vâsıl olmağın oturak fermân olunup dellâl nidâ eylemişdir. [9b] Menzîl: 5, Yanbolu, oturak Şehr-i safer, yevm-i cahârşenbih: 12, mayıs: 29 Yem-i mezbûrda oturak olup inâyet-i Bârî ile havâ küşâde ve latîf olup mehâbetlü Pâdişâh-ı İslâm refâh-ı hâl üzere karar ve ârâm buyurdular. 16 Menzil: 6, Saray, sâ‘at: 4:30 Şehr-i safer, yevm-i pençşenbih: 13, mayıs: 30 Yevm-i mezbûrda mehâbetlü Pâdişâh-ı İslâm mu‘tâd üzere hareket buyurup ve alaya müheyyâ olagelenler Sarı-Hocalı kurbunda olan cisirlerden mürûr ve âmâde olduklarından sonra Pâdişâh-ı İslâm ve Vüzerâ-yı izâm ile yemeklikde bir mikdâr ârâm idüp mahall-i mezbûr merhûm ve mağfûrü’n-leh Sultân Süleymân Hân’ın şikâr içün geldikleri vâdî olup nüzûl buyurdular. Yevm-i mezbûrda bi-lutfihî te‘âlâ havâ küşâde ve mu‘tedil olup beyne’s-salâteyn bir mikdâr rahmet-i bârân vukū‘undan sonra derhâl havâ küşâde oldu. [10a] Menzil: 7, Karînâbâd, Sâ‘at: 4:30 Şehr-i safer, yevm-i cum‘a: 14, mayıs: 31 Yevm-i mezbûrda mu‘tâd üzere mehâbetlü Pâdişâh-ı İslâm hareket ve tarafeynde âmâde olan alaylara edâ-yı selâm ile nüzûl buyurdular. Bi-emri’llâhi te‘âlâ beyne’s- salâteyn bârân-ı azîm vâki‘ olup sabâha değin ârâm itmemekle menzil olan mahalde ve esnâ-yı tarîkde ziyâde bataklar zâhir olup hîn-i mürûrda ziyâde zahmet ve meşakkat çekilmişdir. Menzil: 8, Aydos, sâ‘at: 4:30 Şehr-i safer, yevm-i şenbih: 15, haziran: 1 Yevm-i mezbûrda mu‘tâd üzere hareket olunup kesret-i bârân vukū‘undan ziyâde bataklar zâhir olmağla dört sâ‘atlik yol iken deve ve katır sekiz sâ‘atde hezâr zahmet ile vâsıl olduklarından oturak olmak fermân olundu. Bi-emri’llâhî te‘âlâ Edirne’den hareket olunduğu eyyâmdan yevm-i mezbûra değin ekser evkāt bârân ile mürûr idüb ehl-i sefere îlam ve meşakkat îrâs itmemek olmaz ammâ yevm-i mezbûrda [10b] cümleden ziyâde ıztırâb nümâyân olmuşdur. Cenâb-ı Hak avn ü inâyeti ile mükâfât eyleye. Menzil: 9, Aydos, oturak Şehr-i safer, yevm-i yekşenbih: 14, haziran: 2 17 Yevm-i mezbûrda oturak olup havâ latîf olmuşdur. Ilıca menzilinden Balkanın öte tarafına varınca yolların zîkî olmağın Vüzerâ-yı îzâm ağavâtı ve levendâtı üzerlerine birer ağa baş ve bûğ ta‘yîn olunup, Devne menzilinde karar itmeleri fermân olunmağın ol minvâl üzere hareket idüp revâne oldular. Menzil: 10, Hoca Ömer, sâ‘at: 3:30 Şehr-i safer, yevm-i düşenbih: 17, haziran: 3 Yevm-i mezbûrda mu‘tâd üzere hareket olunup mehâbetlü Pâdişâh-ı İslâm Vüzerâ-yı izâm ile revâne olup alaya müheyyâ olanlar ilerüye revâne olmağla yemîn ü yesârda sipâh ve silâhdârân âzim olup hîn-i nüzûlde oturak fermân olundu. [11a] Menzil: 11, Hoca Ömer, oturak Şehr-i safer, yevm-i seşenbih: 18, haziran: 4 Yevm-i mezbûrda oturak olup mehâbetlü Pâdişâh-ı İslâm şikâr-ı humâyûn içün Ahyolu tarafına azîmet buyurup vakt-i asra değin ol semtleri geşt ü güzâr idüp avdet buyurdular. Yevm-i mezbûrda bi-emri’llâhî te‘âlâ havâ gâh küşâde ve gâh ra‘d ü berk ile bârân vâki‘ olup iki çadıra isâbet itmekle civâr-ı rahmete vâsıl olmuş benî Âdem ve diyâr-ı adem alefzârında ten-perver olmağa âzim olmuş birkaç davar vukū‘u ta‘ayyün bulmuşdur. Menzil: 12, Koparan, sâ‘at: 5 Şehr-i safer, yevm-i cahârşenbih: 9, haziran: 5 Yevm-i mezbûrda mu‘tâd üzere hareket olunup mehâbetlü Pâdişâh-ı İslâm Vüzerâ-yı izâm ile yemeklikde bir mikdâr ârâmdan sonra nüzûl buyurdular. Mahall-i mezbûr cenge Balkan’ın kurbunda olup izdihâm ihtirâzından asker-i İslâmın ekseri vakt-i asrdan mukaddem hareket ve azîmet eylediler [11b] bu gün havâ ziyâde pus olup aslâ küşâde olmamışdır. Menzil: 13, Suculu, sâ‘at: 6 Şehr-i safer, yevm-i pençşenbih: 20, haziran: 6 18 Yevm-i mezbûrda havâ puslu olduğundan gayri Balkan’ın bâlâsına çıkınca yollar ziyâde çamurlu ve bataklu olup ve tevsî‘ine me‘mûr olan mübâşir murâd üzere ihtimâm itmedüğünden asker-i İslâm azîm ıztırâb çeküp hezâr meşakkat ile vakt-i asrda ba‘zılar ordu-yı humâyûna vâsıl olup ve niceleri kalmışdır. Yevm-i mezbûrda vakt-i zuhrdan sonra bârân-ı azîm nâzil olup vakt-i magribde def‘ ve havâ inâyet-i Bârî ile küşâde olmuşdur. Menzil: 14, Köprü Köyü, sâ‘at: 6 Şehr-i safer, yevm-i cum‘a: 21, haziran: 7 Yevm-i mezbûrda bi-emri’llâhî te‘âlâ bârân-ı azîm vâki‘ olup ve vakt-i zuhra değin ârâm itmediğinden esnâ-yı tarîk şib ü firâz ve tarafeyni azîm ormanlu olup yoldan sapmak ve salt atlu araba [12a] ve deve ve katardan ve yüklü davardan savuşmak mümkin olmadığından esnâ-yı tarîk nerdübanlu ve çamurlu ve azîm bataklu olmağla ekseri yıkılup esvâb u eşyâ dökülüp kalup otağ-ı humâyûn Vüzerâ-yı izâm çergeleri ve bâr-hâneleri mu‘tâd üzere mahalline vâsıl olmayup mehâbetlü Pâdişâh-ı İslâm ve Vüzerâ-yı izâm tarîk-ı ıssızdan teveccüh buyurmalarıyla Kamçı nehri üzerinde olan cisrden ubûr ve ordu-yı humâyûn olacak sahrâya vusûl buyurduklarında birer küçük çergede karar buyurup otağ-ı humâyûnu mu‘accelen îsâle Defterdâr Paşa sür‘at üzere azîmet idüp sa‘bü’l-mürûr olan mahalle vusûlünden fukarânın çekdüğü âlâm u meşakkatten haberdâr ve hissedâr olmak içün süvâr oldukları esb-i tâzî bir mikdâr serkeşlik idüp kendülere zahmet virdüğü şâyi‘ olmuşdur. Ehl-i İslâm’ın ba‘zıları vakt-i asrda ve vakt-i magribde gelüp ve ba‘zıları kādir olmadıklarından cibâlde kalup su‘ûbet-i küllî zâhir olmağın oturak fermân ve dellâl nidâ eylemişdir. [12b] Menzil: 15, Köprü Köyü, oturak Şehr-i safer, yevm-i şenbih 22, haziran: 8 Yevm-i mezbûrda oturak olup inâyet-i Bârî ile havâ küşâde olmağın Balkan’da kalan ehl-i İslâm vakt-i duhâdan sonra ordu-yı humâyûna gelmeğe başlayup vakt-i magribe değin münkatı‘ olmadılar. Yüzelliden mütecâviz deve ve bunlardan ziyâde katır ve bâr-gir ve araba dökülüp kalup kat‘-ı ümîd olmağın ashâbı 19 bârların ihzâr içün gayri davar tedârük idüp kazâya rızâ deyü hâtır-ı hüznilerin tesellî eylediler. Vak‘ada Balkanın sa‘b olduğu mukarrer ve vefret-i bârân vukū‘u su‘ûbetin muzâ‘af ittiğü muhakkak. Ammâ tevsî‘-i tarîka me’mûr olân mübâşirîn adem-i takayyüd illet-i müstakille olmağla mazhar olduğu du‘â kendüyü makūm-ı felâha ulaşdırmaz fehm olunur. Hatta Şeyhü’l-İslâm hazretlerinin inhirâf-ı mizâc-i şerîfleri olmağla taht-ı revân ile bulunup çamura saplanup meşakkat-i azîm üzereler iken sa‘âdetlü [13a] Kāimmakām Paşa hazretlerinin huddâm-ı Enderûnu müsâdif olmağla atlatdırup selâmete ulaştırdılar. Mübâşir hakkında fetvâ-yı şerîfe tâlib bulunsa muktezâ-yı şer‘-i şerîf üzere bilâ-tereddüd vücûda gelürdü. Her ne hâl ise yevm-i mezbûrda herkes hâline intizâm virüp karar ve ârâm olundu. Menzil: 16, Döne, sâ‘at: 6 Şehr-i safer, yevm-i yekşenbih: 23, haziran: 9 Yevm-i mezbûrda inâyet-i Bârî ile i‘tidâl-i havâ nasîb olup mehâbetlü Pâdişâh-ı İslâm devlet ü ikbâl ile otağ-ı humâyûna nüzûl buyurdular. Ba‘zılarının esvâb ve eşyâsı henüz gelmeyüp ve develerin bağlanacak vakti olmağın oturak fermân olunup ve dellâl nidâ eylemişdir. Menzil: 17, Döne, oturak Şehr-i safer, yevm-i düşenbih: 14, haziran: 10 Yevm-i mezbûrda oturak olup devletlü Sadr-ı âlî-kadr hazretlerinin ammîleri Hasan Ağa’nın mahall-i mezbûra karîb Kozluca karyesinde [13b] çiftliği ve meyvedâr bağçesi olmağla devletlü Haseki Sultân hazretleri nüzûl buyurmuşlar idi. Mehâbetlü Pâdişâh-ı İslâm hazretlerinin teşrîf-i humâyûnları oldukda sa‘âdetlü Kāimmakām Paşa hazretlerinin yeğenleri olan müşârü’n-ileyh Hasan Ağa’nın mahdûm-ı muhteremleri Hüseyin Bey rikâb-ı humâyûna mükemmel bir re’s-i yorga çeküp ve devletlü Haseki Sultân hazretlerine birkaç boğça tefârîk makūlesi ile arz-ı ubûdiyyet itmeğin makbûl u mergūb olup mazhar-ı iltifât ve yüzelli altun ihsânı ile i‘zâz olunmuşdur. Mahall-i mezbûr ki etrâf u eknâfı küşâde ve sayd u şikâr mahalleri olmağın mehâbetlü Pâdişâh-ı İslâm hazretlerinin tab‘-ı humâyûnları üzere sayd u şikâr eylediler. 20 Menzil: 18‚ Döne, oturak Şehr-i safer, yevm-i seşenbih: 25, haziran: 11 Yevm-i mezbûrda mehâbetlü Pâdişâh-ı İslâm Varna kal‘asına azîmet buyurup ve vakt-i asrda otağ-ı humâyûnlarına nüzûl buyurdular. Ve Vüzerâ-yı izâm hazarâtının uğûr-ı humâyûna olan mâlen ve ricâlen [14a] gayret ü hamiyyetleri muktezâsıyla kapularından olan ağavât ve tevâbi‘âta hâllü hâlince ihsânların mebzûl ittiklerinden gayri dîvâne-gân ve gönüllüyân ve segbânın her bir neferine onikişer guruş bahşiş virilmişdir. Cenâb-ı Hak ihsân idenlere dünyâ ve âhirette ecr ü mükâfâtın ve rızâ-yı humâyûna lâyık hidemât-ı hayriyyeye muvaffak olmaların mukadder eyleye. Te’yîdât-ı ilâhî ile mehâbetlü ve şevketlü Pâdişâh-ı İslâm hazretlerinin bu sefer-i nusret-eser ibtidâ sefer-i humâyûnları olup gazâ ve cihâda olan himmet-i humâyûnları mertebe-i kemâlde olduğu Vüzerâ-yı izâm hazarâtının ma‘lûmları olduğundan sefer-i humâyûn âvâzesi zuhûr ittüğü günden memâlik-i mahrûsaya mu‘temed ağaların irsâl ve harb u kıtâle kādir levendât ihzârına ihtimâm buyurduklarından bâb-ı devletleri murâd üzere harb u kıtâlden ve ceng ü cidâlden habîr kâr-âzmûde ağavât ve levendât ile bir olup bu yüzden olan sa‘y-ı cemilleri günden güne alâylarda zâhir ve nümâyân murâd-ı humâyûn-ı Pâdişâhîye muvâfık olduğundan [14b] mûcib-i iltifât-ı Pâdişâh-ı İslâm ve sebeb-i zikr-i cemîli hâss ü âmm oldukları lâ-reybdir. Hazret-i Bârî her hâlde dest-gîrleri ola. Menzil: 19‚ Uşunlu, sâ‘at: 2 Şehr-i safer‚ yevm-i cahârşenbih: 26, haziran: 12 Yevm-i mezbûrda bi-avnihî te‘âlâ letâfet-i havâ olup mehâbetlü Pâdişâh-ı İslâm mu‘tâd üzere Vüzerâ-yı izâm ve yemîn ü yesârda sipâh u silahdâr alaylarıyla nüzûl buyurdular. Menzil: 20‚ Hacıoğlubazarı, sâ‘at: 3 Şehr-i safer, yevm-i pençşenbih: 28, haziran: 13 Yevm-i mezbûrda mehâbetlü Pâdişâh-ı İslâm mu‘tâd üzere karar-gâh-ı devletlerine nüzûl ve bir mikdâr ârâm buyurduklarından sonra Kadıköyü tarafına şikâr içün azîmet buyurup sayd u şikâr ile avdet buyurdular. Yevm-i mezbûrda 21 havâda germiyyet olup ba‘de’l-asr bârân-ı rahmet vukū‘undan i‘tidâl-i havâ nasîb olup zâd ü zahîrede zarûret olmadığından herkese refâh-ı hâl hâsıl olmuşdur. [15a] Menzil: 21, Musa Bey Karyesi, sâ‘at: 5 Şehr-i safer, yevm-i cum‘â: 28, haziran: 14 Yevm-i mezbûrda bi-lutfi’llâhî te‘âlâ havâ küşâde ve mu‘tedil olup mehâbetlü Pâdişâh-ı İslâm Vüzerâ-yı izâm ile yemeklik olan İl-beğli karyesinde bir mikdâr ârâm buyurdukdan sonra vakt-i duhâda devlet ü ikbâl ile otağ-ı humâyûnlarına nüzûl buyurdular. Menzil-i mezbûrda zâd ü zahîre müstevfâ bulunup ordu-yı humâyûn içinde re‘âyâ arabalarıyla nân ve sa‘îr gezdirüp altı akçaya bir at yemi satılup sâir me’kûlât ferâvân bulunmuşdur. Menzil: 22, Kurnalı Deresi, sâ‘at: 6 Şehr-i safer, yevm-i şenbih: 29, haziran: 15 Yevm-i mezbûrda mu‘tâd üzere Pâdişâh-ı İslâm Vüzerâ-yı izâm ile yemeklikde bir mikdâr ârâm buyurup vakt-i duhâda nüzûl buyurdular. Menzil-i mezbûrda dahi zâd ü zahîre yevm-i evvelden ziyâde ve noksân bahâda bulunup Pâdişâh-ı İslâma du‘â-yı hayr-ı ferâvân olunmuşdur. [15b] Menzil: 23, Karasu, sâ‘at: 6 Şehr-i safer, yevm-i yekşenbih: 30, haziran: 16 Yevm-i mezbûrda mehâbetlü ve şevketlü Pâdişâh-ı İslâm hazretleri mu‘tâd üzere Vüzerâ-yı izâm ile hareket ve yemîn ü yesârda selâma müheyyâ olân yeniçeriyân ve Vüzerâ-yı izâm alaylarına edâ-yı selâm iderek devlet ü ikbâl ile mürûr idüp karar-gâh-ı humâyûnlarına nüzûl buyurdular. Ve sefer-i humâyûna me’mûr olanlar ordu-yı humâyûna vusûllerine medâr olmak içün oturak fermân olunup dellâllar nidâ eyledi. Menzil: 24, Karasu, oturak Şehr-i rebiülevvel, düşenbih gurre: 1, haziran: 17 22 Yevm-i mezbûrda oturak olup asker-i İslâmdan ba‘zılar ordu-yı humâyûna vâsıl oldu. Devlet-i Pâdişâhîde me’kûlât ferâvân bulunup şa‘îrin keyl-i istanbulîsi onaltı akçaya satılmışdır. Yevm-i mezbûrda mehâbetlü Pâdişâh-ı İslâm hazretlerinin sayd u şikâr içün Boğaz köyü tarafına azîmet buyurmağa murâd-ı humâyûnları olmağla [16a] devletlü Sadr-ı âlî hazretlerinin ve sa‘adetlü Kāimmakām Paşa hazretlerinin ağavât ve levendâtından dört-beşyüz mikdârı âdemleri ma‘an revâne olup sayd u şikârdan sonra vakt-i asrda otağ-ı humâyûnlarına nüzûl buyurdular. Menzil: 25, Uzun Ali Çayırı, sâ‘at: 6 Şehr-i rebiülevvel, yevm-i seşenbih: 2, haziran: 18 Yevm-i mezbûrda mu‘tâd üzere mehâbetlü Pâdişâh-ı İslâm hazretleri hareket ve Vüzerâ-yı izâm ile azîmet buyurup yemîn ü yesârda müheyyâ olan alaylara edâ-yı selâm ile mürûr idüp nüzûl buyurdular. Yevm-i mezbûrda germiyyet nümâyân olmuşken vakt-i asrda bârân-ı rahmet vâki‘ olup i‘tidâl-i havâ nasîb oldu. Menzil: 26, Deli Ali ve Sulayayla, sâ‘at: 6 Rebiülevvel, yevm-i cahârşenbih: 3, haziran: 19 Yevm-i mezbûrda mu‘tâd üzere mehâbetlü Pâdişâh-ı İslâm hareket ve seherî ve Vüzerâ-yı izâm ile azîmet idüp tarafeynde müheyyâ olan [16b] alaylara edâ-yı selâm ile mürûr ve nüzûlden sonra bir mikdâr ârâm buyurup ba‘dehû Vüzerâ-yı izâm tevâbi‘âtı ile süvâr olup sayd ü şikârdan sonra otağ-ı humâyûna teşrîf buyurdular. Menzil: 27, Babadağı, sâ‘at: 4 Şehr-i rebiülevvel, yevm-i pençşenbih: 4, haziran: 20 Yevm-i mezbûrda mehâbetlü Pâdişâh-ı İslâm mu‘tâd üzere hareket ve Vüzerâ-yı izâm ile azîmet buyurup tarafeynde âmâde olan alaylara edâ-yı selâm ile yemekliğe vusûl bulduklarından alaylar yerlü yerinde karar ve mehâbetlü Pâdişâh-ı İslâm akabince tertîb üzere Babadağı’ndan mürûr ve ordu-yı humâyûna vusûlleri fermân olunmağın ol minvâl üzere hareket olunup dört sâ‘atlik yol iken alaylar hareketi iktizâsıyla sekiz-dokuz sâ‘atde yerlü yerine vâsıl oldular. Yevm-i mezbûrda 23 havâda germiyyet küllî iken vakt-i asrda bârân-ı rahmet vukū‘undan i‘tidâl-i havâ nasîb oldu. Zâd u zahîre dahi murâd üzere müstevfâ bulunup zarûret çekilmedi. [17a] Menzil: 28, Babadağı, oturak Rebiülevvel, yevm-i cum‘a: 5, haziran: 21 Yevm-i mezbûrda oturak olup ve Bosna muhâfazasında olan Vezir İbrâhim Pâşâ ordu-yı humâyûna vâsıl olmağla alayı göstermesi fermân olunmağın ağavât ve levendât piyâde ve süvâri binbeşyüz mikdârı âdem ile ve kafâsında Bosna ve Semendire ve İzvornik ve Kilis ve Çernik sancaklarının zu‘amâ ve erbâb-ı tîmârı ile mükemmel alay gösterüp kapusu müretteb olduğundan huzûr-ı humâyûnda kendüye hıla‘-ı fâhire inâyet olundukdan sonra devletlü Sadr-ı âlî huzûruna geldükde kendüsüne ve on nefer ağasına hıla‘-ı fâhire ihsân ve iltifât olundu. Menzil: 29, Hacı Köyü Kışlağı, sâ‘at: 4 Şehr-i rebiülevvel, yevm-i şenbih: 6, haziran: 22 Yevm-i mezbûrda mu‘tâd üzere Pâdişâh-ı İslâm hareket ve Vüzerâ-yı izâm ile azîmet buyurup tarafeynde olan alaylara edâ-yı selâm ile [17b] mürûr idüp vakt-i duhâda otağ-ı humâyûnlarına nüzûl buyurdular. Devletlü Haseki Sultân hazretleri ve devletlü Şehzâde-i âlî-nijâd hazretleri Babadağı şehrinde ârâm buyurmak murâd-ı humâyûn olmağla, Vezîr-i mükerrem İbrahim Pâşâ dahi ma‘ân alıkonmuşdur. Yevm-i mezbûrda Boğdan Voyvodası tarafından diller gelüp Kamaniçe muhâfazasında olan Macar ve Nemçe melâ‘îninden oldukların ve Leh Kıralı tabur kurmak tedârükünde olduğun haber virmişlerdir. Menzil: 30, İsakçı, sâ‘at: 5 Şehr-i rebiülevvel, yevm-i yekşenbih: 7, haziran: 23 Yevm-i mezbûrda azîm alay olmak fermân olunmağın Vüzerâ-yı izâm tevâbi‘âtı yemeklikden ordu-yı humâyûna varınca tarafeynde mükemmel ve müretteb âlât-ı harb u kıtâl ile hâzır u âmâde olup mehâbetlü Pâdişâh-ı İslâm hazretleri semmûr kaplu kabânice geyüp Vüzerâ-yı izâm zırh-ı zerrîn-pûş kallâvî ve muvahhidî ile Pâdişâh-ı İslâm o gece mu‘tâd üzere tarafeyne edâ-yı selâm ile mürûr idüp sipâh u 24 silahdârân [18a] yemîn ü yesârda ve huddâm-ı kevâkib-nizâm kafâda zırh-ı zerrîn-pûş salâbet ü şevket ile İsakcı havâlisinde vâki‘ merhûm ve mağfûrü’n-leh Sultân Osmân Hân Tepesi kurbunda vaz‘ olunan otağ-ı humâyûna nüzûl buyurdular. Kal‘adan ve nehr-i Tuna ile gelen deryâ ümerâsı kadırgalarından toplar ve tüfengler atılup azîm şenlik oldu. Yevm-i mezbûrda olan Vüzerâ-yı izâmın mükemmel ve müretteb alayların şark ve garb seferlerinde mevcûd bulunan erbâb-ı seferin ehl-i vukūfu görmediklerin nakl ü takrîr eylediler. Yevm-i mezbûrda havâ ziyâde germiyyet üzere iken bârân-ı rahmet vukū‘undan gubâr def‘ ve i‘tidâl-i havâ nasîb oldu. Zâd u zahîre berren ve bahren ferâvân ihzâr olunmağın zarûretden a‘lâ ve ednâ ârî olup Pâdişâh-ı İslâm’a hayr-du‘â-yı ferâvân eylemişlerdir. Menzil: 31, İsakçı, oturak Şehr-i rebiülevvel, yevm-i düşenbih: 8, haziran: 24 Yevm-i mezbûrda oturak olup mehâbetlü Pâdişâh-ı İslâm hazretleri [18b] sayd u şikâra tevcîh buyurmağın Vüzerâ-yı izâm tevâbi‘âtından fermân-ı âlîleri ile bir mikdârı ma‘an revâne oldular. Ve Bosna muhâfızı İbrâhim Paşa cisirden mürûr idüp Kartal havâlisinde karar eyledi. Menzil: 32, İsakçı, oturak Şehr-i rebiülevvel, yevm-i seşenbih: 9, haziran: 25 Yevm-i mezbûrda mehâbetlü Pâdişâh-ı İslâm Babadağı’nda olan şehzâde-i âlî-nijâdların görmek murâd-ı humâyûnları olmağın devletlü Sadr-ı âlî hazretlerinin ağavât ve levendâtdan fermân-ı humâyûnlarıyla hayli kulların atlatdırup azîmet buyurdular. İsakçı’nın âb u havâsı Babadağı’ndan latîf ve mu‘tedildir deyü ser-ettıbâ-yi hâssa haber virmekle İsakçı’da konak tedârüküne mübâşeret olunduğu şâyi‘ oldu. Yevm-i mezbûrda dergâh-ı âlî yeniçerileri ağası yeniçeriyân ile cisirden ubûra seherî hareket idüp ordu-yı humâyûn olıcak mahalde karara azîmet eyledi. Asker-i İslâmın ba‘zıları girân olan [19a] esvâb u eşyâların kal‘a ve kasabada alıkomağa ve müstevfâ zehâir iştirâsına ihtimâm üzere oldular. Devlet-i Pâdişâhîde dakīkın vakiyyesi beş akçaya ve peksimadın vakiyyesi on akçaya ve ruğan-ı sâdenin vakiyyesi otuzbeş gāyet a‘lâsı kırk akçaya ve aselin vakiyyesi yirmibeş, a‘lâsı yirmiyedi akçaya ve 25 pirincin keyli yüzyetmiş akçaya ve kahvenin vakiyyesi üçyüz akçaya ve şa‘îrin keyl-i istanbulîsi yirmidört akçaya ve baklın keyli elli altmış akçaya alınub ba‘zı mertebe kahvenin bahâsı tenezzüle varmağa yüz tutdu. Menzil: 33, İsakçı, oturak Şehr-i rebiülevvel, yevm-i cahârşenbih: 10, haziran: 26 Yevm-i mezbûrda tuğ-ı humâyûn ve Vüzerâ-yı izâm ve erkân-ı devlet tuğları cisirden mürûr idüp eşref-i sâ‘atde nasb olundu. Menzil: 34, Sahrâ-yı Kartal, sâ‘at: 2 Şehr-i rebiülevvel, yevm-i pençşenbih: 11, haziran: 27 Yevm-i mezbûrda mehâbetlü Padişâh-ı İslâm hazretleri Vüzerâ-yı izâm ile [19b] vakt-i mübârekede cisirden devlet ü ikbâl ile mürûr idüp otağ-ı humâyûnlarına nüzûl buyurdular. Hîn-i ubûrda kal‘a ve kadırgalardan top ve tüfeng şenliği ile sahrâ ve tilâl pür-sadâ oldu. Vüzerâ-yı izâm alaylara dahi kafâdan mürûr idüp yerlü yerine vâsıl oldular. Menzil: 35, Sahrâ-yı Kartal, oturak Şehr-i rebiülevvel, yevm-i cum‘a: 12, haziran: 28 Yevm-i mezbûrda oturak olup gerüden gelen vüzerâ ve mîr-i mîrân alayı göstermek fermân olunmağın Haleb muhâfızı Vezir Kaplan Paşa ve ber- vech-i arpalık Hamid sancağına mutasarrıf olan Küçük Mehemmed Paşa ve Karaman Beğlerbeğisi Ali Paşa ve Niğbolu sancağına mutasarrıf Osman Paşa ve Kırşehri ve Sirem sancaklarına mutasarrıf olan ümerâ alaylarıyla huzûr-ı humâyûna uğrayup merâtiblerince hıla‘-ı fâhirelere mazhar olup ba‘dehû devletlü Sadr-ı âlî huzûruna geldüklerinden kendülerine ve ba‘zı ağavâtına hıl‘atlar geydirilüp yerlü yerine karar eylediler. [20a] Menzil: 36, Kartal, oturak Şehr-i rebiülevvel, yevm-i şenbih: 13, haziran: 29 26 Yevm-i mezbûrda oturak olup Boğdan voyvodası ahz ittirdüğü on nefer Lehlü kâfiri irsâl itmekle huzûr-ı Âsafî’de söylediklerinde Leh Kıralı tarafından ikibin mikdârı kâfir dil almağa ta‘yin olunmağla Boğdanlıya müsâdif olup bir mikdârı katl ü mürd oldukların ve bunlar ahz olunup sâiri firâr eylediklerin haber virdiler. Ve Kıral-ı zall Nemçe ve Moskov taraflarından imdâd talebinde olduğun söylediler. Ve Karaman Beğlerbeğisi Ali Paşa’nın bölükbaşısı olan Seyfi bölükbaşı vüzerâ ve mîr-i mirân kapularında olan segbânâna virdikleri bahşişe kanâ‘at eylemeyüp ve töhmet-i sâbıkası olmağla ser-çeşme ma‘rifetiyle cezâsı tertîb olunup sâire mûcib-i nasîhat ve sebeb-i ibret oldu. Menzil: 37, Kartal, oturak Şehr-i rebiülevvel, yevm-i yekşenbih: 14, haziran: 30 Yevm-i mezbûrda oturak olup sipâh ve silahdârân tâifesine [20b] devletlü Sadr-ı âlî-kadr mevâciblerin tevzî‘ eyledi. Yevm-i mezbûrda huccâc-ı Müslimînin müjdecisi gelüp el-hamdü’llâhî te‘âlâ Devlet-i Pâdişâhî’de huccâc-ı müslimîn refâh-ı hâl üzere hacc-ı mebrûru edâ ve selâmet üzere avdet eylediklerin ve sene-yi mâzîde esnâ-yı tarîkde reh-zenlik iden Arab eşkıyası tecâvüze cesârete kādir olmayup tarîk-i haccın emn ü emânın ve şerîf olan seyyid Sa‘d’ın cibilletinde âsâr-ı gayr-i şerâfet muzmer olmağın kararı firâra tebdil itmeğin şürefâ-yı izâmdan âl-i Hüseyin Seyyid el-Berekât nâm şerîf makām-ı şerâfete lâyık ve sezâ-vâr ve efrâtı meyânında mümtâz-ı celîlü’l-iktidâr olmağla şerâfet-i Mekke-i mükerreme kendüye tevcîh olunup bu sene-i amîmetü’l- meymenede huccâc-ı müslimîn ile hacc-ı şerîfe me’mûr olan Vezîr-i a‘zam-ı sâbık merhûm Siyavuş Paşa karındaşı Şam-ı şerîf muhâfızı, Vezîr Hüseyin Paşa şerîf-i müşârü’n-ileyhe fermân-ı şehr-yârî üzere hıla‘-ı fâhire geydirüp makâm-ı şerâfetde ve mu‘tâd üzere hidemât-ı hayriyyesinde kāim olmak içün kemâl-i ta‘zîm ve ikrâm itmeğe şerîf-i müşârü’n-ileyh dahi [21a] mahâbetlü ve şevketlü Pâdişâh-ı İslâm hazretlerinin fermân-ı humâyûnları üzere Haremeyn-i şerîfeynin hıfz u hirâsetine ve mücâvirînin himâyet ve siyânetine ve fî-mâba‘d huccâc-ı Müslimîn’in refâh-ı hâline sarf-ı kudret itmeğe izhâr-ı ihtimâm eyledüğün ve şerîf-i müşârün-ileyhin i‘ânetinde olmak içün Mısır askerinden müstevfâ asker alıkonduğun vezîr-i müşârün-ileyh devletlü Sadr-ı âlî- kadr hazretlerine ve vükelâ-yı 27 devlete yazup bildirmekle bu haber-i meserret eserden ehl-i İslâma sürûr-i küllî hâsıl olmuşdır. Hakîkat-i hâl selâtin-i Âl-i Osmân ebbeda’llâhü saltanatühüm ilâ-inkırâzi’l-deverân hazarâtının mülûk-ı sâireye teşerrüf ve tasaddurları dîbâce-i ünvânları hâdimü’l-haremeyni’ş-şerîfeyn elkābı ile mu‘anven olduğu cihetden olmağın Haremeyn-i şerîfeynin hidemât-ı celîlesini mehâbetlü ve kerâmetlü Pâdişâh-ı İslâm hazretleri himmet-i mülûkâneleriyle mühimm idüb Vezîr-i müşârün-ileyhi ta‘yîn ve levâzımâtın ihsân buyurmağla bi-avnihî te‘âlâ zamân-ı devletlerinde bir vechile âsâr-ı celîlesi rû-nümâ olduğu şarkdan garba velvele-endâz olup âmme-i müslimîn sebât-ı kadr ü saltanatları [21b] da‘avâtın ez‘âf-ı muzâ‘af eylemişlerdir. Menzil-i mezbûrda üç-dört gün şedîd rüzgâr vukū‘undan asker-i İslâm muztarib olmuşlarken bî-emrihi te‘âlâ bârân-ı rahmet nâzil ve gubâr zâil olup hamd ü ferâvân olundu. Menzil: 38, Kartal, oturak Şehr-i rebiülevvel, yevm-i düşenbih: 15, mâh-ı temmuz: 1 Yevm-i mezbûrda oturak olup seherî konakçılar tuğ-ı humâyûnu ve tuğları kaldırup ilerüye revâne oldular. Mehâbetlü ve şevketlü Pâdişâh-ı İslâm hazretleri otağ-ı humâyûnlarının bir nevbetin ayırup İsakçı’da alıkonmağa fermân-ı âlileri sâdır olmağın, Vüzerâ-yı izâm dahi ol minvâl üzere amel ü hareket itmeleriyle âmme-i ehl-i İslâm’a sârî olduğundan a‘lâ ve ednâ kudretleri mertebesinde salt ve sebük-bâr ve hâzır u âmâde erbâb-ı harb u kıtâl olmalarıyla kudretlü ve kerâmetlü Pâdişâh-ı rûy-i zemîn hazretlerinin bu tarz u tavrı inâyet-i Bârî ile cihângirlik vâdîsinin a‘zam ve akdemi olduğun ukalâ-yı devlet ve sâl-horde ehl-i vukūf du‘â-yı hayr ile nakl ve tahkîk [22a] eyledükleri elsine-i nâsda cârî olmuşdur. Tevfîk-i Bârî ile asker-i İslâm dahi murâd üzere zahîrelenüb refâh-ı hâl üzere karar eylediler. Menzil: 39, Kerekül, sâ‘at: 5 Şehr-i rebiülevvel, yevm-i seşenbih: 16, temmuz: 2 Yevm-i mezbûrda mehâbetlü Pâdişâh-ı İslâm hazretleri mu‘tâd üzere Vüzerâ-yı izâm ile yemeklikde ârâm buyurdukdan sonra tarafeynde müheyyâ olan alaylara edâ-yı selâm ile mürûr idüp nüzûl buyurdular. Varna Beğlerbeğisi Hüseyin Paşa alay 28 gösterüp kapusu mükemmel olmağla hıla‘-ı fâhire ile huzûr-ı humâyûnda ve huzûr-ı Sadr-ı âlide mazhar-ı inâyet olmuşdur. Ve Silifke sancağına mutasarrıf olan Küçük Mehemmed Paşazâde İbrahim Bey alay gösterüp babasına taklîd ve tarîkine sülûk itmekle kapusu mükemmel olmağın akrânından efzûn inâyete mazhar oldu. Yevm-i mezbûrda bi-emri’llâhi te‘âlâ bârân-ı rahmet vukū‘undan şiddet-i germâ def‘ olup i‘tidâl-i havâ nasîb oldu. Karye ahâlisinden nân ve şa‘ir vâfir bulunmağla asker-i İslâm murâd üzere refâhiyetde oldular. [22b] Menzil: 40, Karinoş mâbeyni Papas, sâ‘at: 5 Şehr-i rebiülevvel, yevm-i cahârşenbih: 17, temmuz: 3 Yevm-i mezbûrda hareket olunup bârân-ı rahmet vâki‘ alay olmayup fermân üzere yerlü yerine revâne oldular. Pâdişâh-ı İslâm Vüzerâ-yı izâm ile azîmet ve nüzûl buyurdular. Menzil-i mezbûrda şa‘irin keyl-i İstanbulîsi yirmibeş otuz akçaya satılup ve Tatar tâifesi arabalarla ordu-yı humâyûn içinde ruğan-ı sâde gezdirüp vakıyyesin otuza otuzbeş akçaya fürûht eylemişlerdir. Menzil: 41, Sahrâ-yı İsâk sadat, sâ‘at: 4,5 Şehr-i rebiülevvel, yevm-i pençşenbih: 18, mâh-ı temmuz: 4 Yevm-i mezbûrda mehâbetlü Pâdişâh-ı İslâm mu‘tâd üzere Vüzerâ-yı izâm ile revâne olup tarafeynde olan alaylar cenaheyn revâne olmaları fermân olunmağın, ol minvâl üzere hareket olunup yemeklikde bir mikdâr ârâmdan sonra nüzûl buyurdular. Ve mukaddemâ Hân-ı âlî-şân tarafına gönderilen devletlü Sadr-ı âlî hazretlerinin ağası ve Hân’ın [23a] Bahadır Ağa nâmında olan ağası gelüp Hân hazretleri fermân-ı Pâdişâhî üzere bî-şümâr asker-i Tatar ile hareket idüp ordu-yı humâyûna doğru gelmesinden a‘dâ-yı dînin memleketi içinden gelmesin istisvâb itmekle âzim olduğun i‘lâm eylemiştir. Menzil-i mezbûr Purut kenârında vâki‘ olup dakīkın vakıyyesi beş akçaya ve peksimâdın vakıyyesi onbeş akçaya satılup lahm-ı ganem ve bakar müstevfâ bulunmuşdur. Ve şa‘îrin bir yemi onbir akçaya satılmışdır. Menzil: 42, Sahrâ-yı kolcuk der kurb-ı Vaniş, sâ‘at: 4 Şehr-i rebiülevvel, yevm-i cum‘a: 19, mâh-ı temmuz: 5 29 Yevm-i mezbûrda yevm-i evvel üzere alaylar cenâheyn olup vakt-i duhâda nüzûl olundu. Purut nehri kenârında çayırı vâfir menzildir. Menzil: 43, Günşet vilâğ ağzı, sâ‘at: 4 Şehr-i rebiülevvel, yevm-i şenbih: 20, temmuz: 6 Yevm-i mezbûrda dahi alaylar cenâheyn olup vakt-i duhâda nüzûl olundu. Purut nehri kenârında çayurlu vâdidir. Bir mikdâr bârân vâki‘ oldu. [23b] Menzil: 44, Perte, sâ‘at: 8 Şehr-i rebiülevvel, yevm-i yekşenbih: 21, mâh-ı temmuz: 6 Yevm-i mezbûrda alaylar cenâheyn olup revâne oldular. Yevm-i mezbûrda Gegeç Ağzı konâk olacak iken mehâbetlü Pâdişâh-ı İslâm hazretlerinin a‘dâ-yı dînden ahz-ı intikāma teveccüh teemmülleri olduğundan iki konâğı bir idüb vakt-i zuhurdan sonra otağ-ı humâyûnlarına vâsıl oldular. Menzil-i mezbûrun dahi çayırı ferâvân idi. Menzil: 45, Mabeyn-i Pagol sahrâ-yı Piskopos, sâ‘at: 4 Şehr-i rebiülevvel, yevm-i düşenbih: 22, mâh-ı temmuz: 7 Yevm-i mezbûrda alaylar yerlü yerine gelmek fermân olunmağın ol minvâl üzere hareket olunup mehâbetlü Pâdişâh-ı İslâm Vüzerâ-yı izâm ile mu‘tâd üzere azîmet ve nüzûl buyurdular. Menzil-i mezbûr dahi Purut nehri kenârında olup zahâir müstevfâ bulunur ümîd olunurken üç dört konak mürûr olunup fürûht ider vilâyet âhâlisi baş göstermediklerinden bu menzilde şa‘îrin keyl-i İstanbulîsi yüz [24a] yüzyirmi akçaya nâdir bulunmuşdur. Boğdan vilâyetinde bu mertebe kıllet-i zahâire Boğdan voyvodası sebep olmuşdur deyü sakameti meyân-ı askerde şâyi‘ olmuşdur. Menzil: 46, Berurşen, sâ‘at: 5 Şehr-i rebiülevvel, yevm-i seşenbih: 27, mâh-ı temmuz: 9 Yevm-i mezbûrda mehâbetlü Pâdişâh-ı İslâm ve Vüzerâ-yı izâm mu‘tâd üzere yemeklikde bir mikdâr ârâm buyurdukdan sonra tarafeynde müheyyâ olan alaylar cenâheyn olup revâne oldular. Ve Boğdan Voyvodası olan Duka Voyvoda ikibin 30 mikdârı Boğdanlı ile cânib-i yemînde alay gösterüp vakt-i duhâda nüzûl olundu. Menzil-i mezbûrda şa‘irin keyl-i İstanbulîsi yüzaltmış akçaya ve dahi ziyâdeye satılup zarûret çekilmişdir. Boğdan vilâyetinde bu mertebe muzâyaka, Boğdan Voyvodası yol üzerinde olan kurâ re‘âyâsın savuşdurmağla oldu.An-karîb mazhar-ı gazab-ı pâdişâhi olsun deyü asker-i İslâmın teveccühleri olmuştur. Yevm-i mezbûrda bi-emrihî te‘âlâ ba‘de’l-asr bârân-ı rahmet vâki‘ olup ve der-akab havâ küşâde ve latîf olmuşdur. [24b] Menzil: 47, Çuçura, sâ‘at: 6 Şehr-i rebiülevvel, yevm-i cahârşenbih: 24, mâh-ı temmuz: 10 Yevm-i mezbûrda mehâbetlü ve azametlü Pâdişâh hazretlerinin azîm alay olmak fermân-ı humâyûnları olmağın Vüzerâ-yı izâm zırh-ı zerrîn-pûş-ı muvahhidî ve kallavî ile âmâde olduklarından sonra tarafeynde alaylara müheyyâ olagelen Vüzerâ-yı izâm tevâbi‘âtı cebe ve çavuş ile ve erbâb-ı manâsıb-ı vüzerâ ve mîr-i mîrân ve ümerâ bölük bölük top olup karar eylemeleri karîha-i humâyûndan sâdır olmağın ol minvâl üzere Vüzerâ-yı izâmın huddâm-ı enderûnî topdan ve ağavâtı tevâbi‘ât ile üçer yüz mikdârı âdem ile bir bölük ve segbânân bölük- başılarıyla başka başka bölükler olup bu minvâl üzere cümle asker-i İslâm ordu-yı humâyûna varınca yemeklikden bir mertebe mükemmel ve müretteb alaylar bağladılar ki sahrâ ve tilâl asker-i İslâm ile mâl-â-mâl olmuşdu. Çuçura menzili Boğdan voyvodalarının karar-gâhı olan Yaş şehrine karîb olmağla mesâfe-i ba‘îdeden ve nehr-i Purut’un karşusundan alaylar seyrine hâzır olan [25a] küffârın hadd ü hasrı yoğidi. Bu tertîb ve tezyîn ile Pâdişâh-ı İslâm otağ-ı humâyûnlarına nüzûl buyurup oturak deyü dellâl nidâ eyledi. Menzil: 48, Çuçura, oturak Şehr-i rebiülevvel, yevm-i pençşenbih: 24, mâh-ı temmuz: 11 Yevm-i mezbûrda oturak olup mehâbetlü Pâdişâh-ı İslâm hazretlerinin Yaş şehrin görmek murâd-ı humâyûnları olmağın sa‘âdetlü Kāimmakām-ı âlî-makām Vezîr celîlü’l-kadr Mustafa Paşa hazretleri Sadâret-i uzmâ kāimmakāmlığı ile ma‘an mehâbetlü Pâdişâh-ı İslâm hazretleriyle revâne olması fermân-ı Şehriyârî sâdır 31 olmağın binbeşyüz mikdârı mürd ve cürd ağavât ve levendâtdan âmâde olup ve Halep muhâfızı Kaplan Paşa beş-altıyüz mikdârı âdemleriyle hâzır olup Purut nehri üzerinde olan cisirden mürûr ve teşrîf-i humâyûna intizâr üzereler iken kesret-i bârân vukū‘undan gayri cisr-i mezbûr istihkâm üzere olmayup mürûr u ubûrda su‘ûbet nümâyân olmağın yevm-i mezbûrda revâne olmakdan [25b] ferâgat olunup ertesi revâne olmağa karar virilmeğin mürûr idenler avdet idüp yerlü yerine karar eylediler. Yevm-i mezbûrda dahi ordu-yı humâyûnda zâd ü zahîre kılleti olup asker-i İslâmın ıztırâbı vükelâ-yı devletin sem‘-i şerîflerine vâsıl olmuşdur. Menzil: 49, Çuçura, oturak Şehr-i rebiülevvel, yevm-i cum‘a: 26, mâh-ı temmuz: 12 Yevm-i mezbûrda mehâbetlü ve şevketlü Pâdişâh-ı İslâm hazretleri seherî hareket ve tahmîn-i evvel üzere müheyyâ olan tevâbi‘ât ile cisirden mürûr ve Yaş şehrinin havâlisinde olan sâyebâna nüzûl buyurdular. Boğdan Voyvodası olan Duka sa‘âdetlü Kāimmakām-ı âlî-makām Mustafa Paşa hazretlerinin huzûr-ı şerîflerine geldiklerinden asker-i İslâma zâd u zahîre ihzârında olan adem-i takayyüdünden nâşî mûcib-i zarûret olan fesâd u şakâveti mehâbetlü Pâdişâh-ı İslâm hazretlerinin kahr u gazablarına mazhar olup eşedd-i ukūbet ile katl olunmasından gayri ile cezâ tertîb olunmayacağın mukarrer bilsün deyü huzûr-ı şerîflerinden gazab-ı cevr ile redd itmekle [26a] Voyvoda-i mezbûr bir dürlü özr ü bahâne ve cevâba kādir olmayup lerzân u perîşân bir köşede karar eyledi. Mehâbetlü Pâdişâh-ı İslâm hazretleri bir mikdâr ârâm ve ta‘amdan sonra voyvoda-i mezbûr müheyyâ itdüğü semmûr kürkler ile üç re’s yürütme bâr-gîr izn ile arz idüp ba‘dehû Pâdişâh-ı İslâm sayd u şikâr ile vakt-i asrda karar-gâh-ı devletlerine vâsıl oldular. Mezbûr Voyvoda sa‘âdetlü Kāimmakām-ı âlî-makām hazretlerinden müşâhede itdüğü itâb ü ikābı müddet-i ömründe görmedüğüne dâll der-akab zâd ü zahîrenin ordu-yı humâyûnda ferâvân zâhir olduğudur. Yevm-i mezbûrda kānûn-ı Osmânî üzere kul tâifesine umûm zahîresi virilmek fermân olunmağın mübâşeret olundu. Menzil: 50, Çuçura, oturak Şehr-i rebiülevvel, yevm-i şenbih: 27, mâh-ı temmuz: 13 32 Yevm-i mezbûrda oturak olup fermân-ı humâyûn üzere umûm zahîresi tevzî‘ olundu. Ve ordu-yı humâyûnda dahi zâd ü zahîre ferâvân [26b] bulunup asker-i İslâmın müzâyakaları def‘ olmağla bâ‘is-i merhâmet ü inâyet olan vükelâ-yı devlete hayır-du‘â-yı bî-nihâye eylemişlerdir. Menzil: 51, Çuçura, oturak Şehr-i rebiülevvel, yevm-i yekşenbih: 28, mâh-ı temmuz: 14 Yevm-i mezbûrda Özi muhâfızı Vezir Halil Paşa ve Rumeli Beğlerbeğisi Mehemmed Paşa Venedik sancağına mutasarrıf olan Mehemmed Paşa ve Malatya sancağına mutasarrıf olan Mehemmed Paşa ve Rumeli’nin ümerâsı ve eyâlet askeri ve aşağı bölük ağaları neferâtlarıyla bölük bölük huzûr-ı humâyûna uğrayup mu‘tâd üzere hıla‘-i fâhireler ile mazhar-ı inâyet olup devletlü Sadr-ı âlî-kadr huzûrunda dahi mikdâr ve mertebelerince hıl‘atlar ile i‘zâz olunduklarından sonra yerlü yerine revâne oldular. Ordu-yı humâyûnda zâd u zahîre müstevfâ bulunduğundan gayri revâne olunacak esnâ-yı tarîkde asker-i İslâm zarûret çekmemek içün menzil-i mezbûrda herkes kudreti mertebesinde iştirâ içün izdiyâd-ı zehâir ihzârına devletlü Sadr-ı âlî-kadr mu‘temed ağalarıyla ocaklar [27a] tarafından çavuşlar ta‘yin ittirüp muhtekirler etrâfından ahz eyledikleri zahâiri fürûht içün aylak çadırı önüne ihzâr itdirmeleriyle el-hamdü’llâhi te‘âlâ murâd üzere zâd u zahîre bulunup asker-i İslâm muğtenem olmuşlardır. Menzil: 52, Çuçura, oturak Şehr-i rebiülevvel, yevm-i düşenbih: 29, mâh-ı temmuz: 15 Yevm-i mezbûrda Divân-ı humâyûn olmak fermân olunmağın kānûn üzere Vüzerâ-yı izâm kubbe-nişîn olanlar ve sâir erkân-ı devlet mu‘tâd üzere otağ-ı humâyûna varup sefer-i humâyûnda bahşiş virilmesi mu‘tâd olan kul tâifesi içün atiyye-i Pâdişâhîden altıyüzdoksanaltı surre nukūd ihzâr ve erbâbına ihsân olunmağın hayr-du‘â-yı ferâvân ile nakl eylediler. 33 Yeniçeriyân Neferen 18150 darb 363 Sipâhiyân Neferen 6300 darb 126 Silahdârân Neferen 6525 darb 1122 Ulûfeciyân-ı yemîn Neferen 550 darb 11 Ulûfeciyân-ı yesâr Neferen 500 darb 10 Gurabâ-yı yemîn Neferen 350 darb 7 Gurabâ-yı yesâr Neferen 250 darb 5 Cebeciyân Neferen 1800 darb 36 Topcıyân Neferen 1300 darb 26 Neferen 34825 34825000 [27b] Vech-i meşrûh üzere otuzdört binsekizyüz yirmibeş nefer kul tâifesinin her neferine biner akça olmak üzere üçyüz kırksekiz yük yirmibeş bin akça ihsân-ı Pâdişâhî olup kul tâifesi mesrûren hidemât-ı humâyûna dâmen-der-miyân eylediler. Yevm-i mezbûrda Özi muhâfızı Vezir Halil Paşa ve Anadolu Beğlerbeğisi Ali Paşa ve Karaman ve Adana Beğlerbeğleri eyâletleri askeriyle çarhacı tâ‘yîn olunup ilerüye revâne olmuşlardır. Menzil: 53, Çuçura, oturak Şehr-i rebiülevvel, yevm-i seşenbih gurre: 1, mâh-ı temmuz: 16 34 Yevm-i mezbûrda oturak olup zâd u zahîre ferâvân olduğundan gayri Vüzerâ-yı izâm dâirelerinde şa‘îrin keyl-i İstanbulîsi yirmi üçer akçaya değin gezdirilüp satılmıştır. Ve sefer-i humâyûn içün âmâde olan balyemez toplar ordu-yı humâyûna vâsıl olmuşdur. Menzil-i mezbûrda asker-i İslâm İsakçı mertebesinde zahîrelenüp ve ba‘zılar zahîrelerinden birer mikdârın Yaş şehrinde alıkoyup hıfz ittirmişlerdir. [28a] Menzil: 54, Çuçura, oturak Şehr-i rebiülahir, yevmi cahârşenbih: 2, mâh-ı temmuz: 17 Yevm-i mezbûrda oturak olup dergâh-ı âlî yeniçerileri ağası kalkup ilerüye revâne oldular. Ve Purut nehri üzerinde olan cisrin muhâfazasına ulûfeciyân-ı yesâr ağası Parmaksız Ahmed Ağa neferâtıyla ta‘yin olunup Çuçura’da karar eylemesi fermân olundu. Menzil: 55, Yepuren, sâ‘at: 5 Şehr-i rebiülahir, yevm-i pençşenbih: 3, mâh-ı temmuz: 18 Yevm-i mezbûrda mehâbetlü Pâdişâh-ı İslâm Vüzerâ-yı izâm ile mu‘tâd üzere hareket ve tarafeynde topdan müheyyâ olan alaylara edâ-yı selâm ile mürûr idüp vakt-i duhâda nüzûl buyurdular. Menzil-i mezbûr dahi Purut nehri kurbunda olup iki mahalde bataklar olmağla binâ olunan cisirlerden âsân vech üzere mürûr olunup karar olundu. Menzil: 56, Kopıcân, sâ‘at: 6 Şehr-i rebiülahir, yevm-i cum‘a: 4, mâh-ı temmuz: 19 [28b] Yevm-i mezbûrda mehâbetlü Pâdişâh-ı İslâm Vüzerâ-yı izâm ile mu‘tâd üzere azîmet ve yemeklikde bir mikdâr ârâmdan sonra tarafeynde olan alaylara edâ-yı selâm ile mürûr idüp nüzûl buyurdular. Yevm-i mezbûrda devletlü Hân hazretlerinin küçük hazîne-dârı gelüp getürdüğü üç nefer diller huzûr-ı humâyûna ihzâr olunduklarında Hanko la‘înin Kazaklarından olmağla haklarından gelinmişdir. Ve bir mikdâr Kazak tâifesi Doroşenko hatman’dan yüz döndürüp Hanko kâfire mütâba‘at idüp revâne olmalarıyla Nûreddîn Sultan ve Doroşenko hatman imdâdında olan Rumeli’nin altı sancak ümerâsı ve zu‘amâ ve erbâb-ı tîmârı üzerlerine azîmet 35 eylediklerinden Hanko haberdâr oldukda dörtbin mikdârı Kazak atlusu ile imdâdlarına erişdüğü esnâda ehl-i İslâm irişüp a‘dâ-yı dîn üzerine hücûm ve harb u kıtâl eylediklerinde inâyet-i Bârî ile ehl-i İslâm gālib ve a‘dâ-yı liyâm münhezim olmağın ekseri esîr ve nicesi tu‘me-i şemşîr olup. Hanko la‘în bir mikdâr Kazak ile firâr idüp Ladenc kal‘asına kapanduğun Hân hazretleri [29a] mektubu ile ve Kazak hatmanı Doroşenko tafsîl üzere i‘lâm itmeleriyle bu haber-i meserret-eser mukaddime-i feth ü nusrete dâll olmasın ehl-i İslâm fâl eylemişlerdir. Yevm-i mezbûrda esnâ-yı tarîk şib ü firâz olup kesret-i gubâr vukū‘undan ıztırâb hâsıl olmuşken bârân-ı rahmet nâzil olup letâfet-i havâ nasîb oldu. Yevm-i mezbûrda Adana Beğlerbeğisi Hüseyin Paşa konakçı ta‘yîn olunmağın tuğ-ı humâyûnu kaldırup revâne olması fermân olundu. Menzil: 57 ,Sahrâ-yı Sahura, sâ‘at: 5 Şehr-i rebiülahir, yevm-i şenbih: 5, mâh-ı temmuz: 20 Yevm-i mezbûrda mehâbetlü Pâdişâh-ı İslâm mu‘tâd üzere hareket ve Vüzerâ-yı izâm ile yemeklikde bir mikdâr ârâmdan sonra tarafeynde alaylara edâ-yı selâm ile nüzûl buyurdular. Yevm-i mezbûrda çarhacı olan Halîl Paşa Kamaniçe etrâfından aldırduğu beş nefer kâfiri irsâl idüp re‘âyâ makūlesi olmağla Leh kıralı tarafından haberleri olmadığından alıkonmuşlardır. Yevm-i mezbûrda ba‘de’l-asr bârân vâki‘ oldu. Şa‘îrin bir yemi yirmi otuz akçaya değin satılmışdır. [29b] Menzil: 58, Sahrâ-yı Berberine, sâ‘at: 5 Şehr-i rebiülahir, yevm-i yekşenbih: 6 ,mâh-ı temmuz: 21 Yevm-i mezbûrda mehâbetlü Pâdişâh-ı İslâm Vüzerâ-yı izâm ile mu‘tâd üzere hareket ve yemeklikde bir mikdâr ârâm idüp tarafeynde olan alaylara edâ-yı [selâm] ile mürûr idüp vakt-i duhâda nüzûl buyurdular. Menzil-i mezbûrda zâd u zahîre müstevfâ bulunup refâh-ı hâl hâsıl oldu. Bir iki def‘a bârân nâzil olup i‘tidâl-i havâ nasîb olmuşdur. Menzil: 59, Sahrâ-yı Lubnice, sâ‘at: 5 Şehr-i rebiülahir, yevm-i düşenbih: 7, mâh-ı temmuz: 22 36 Yevm-i mezbûrda alaylar cenâheyn olup mehâbetlü Pâdişâh-ı İslâm Vüzerâ-yı izâm ile karar-gâh-ı devletlerine nüzûl ve bir mikdâr ârâmdan sonra devletlü Sadr-ı âlî hazretlerinin ve sa‘âdetlü Kāimmakām Paşa hazretlerinin ağavât ve levendâtından fermân üzere hayli âdem atlanup mehâbetlü Pâdişâh-ı İslâm sahra ve tilâli geşt ü güzâr ve sayd u şikârdan sonra vakt-i asrda otağ-ı humâyûnlarına nüzûl buyurdular. Yevm-i mezbûrda şa‘îrin keyl-i İstanbulîsi yüz akçaya satıldı. [30a] Menzil: 60, Sahra, sâ‘at: 2 Şehr-i rebiülahir, yevm-i sesenbih: 8, mâh-ı temmuz: 23 Yevm-i mezbûrda mehâbetlü Pâdişâh-ı rûy-i zemîn hazretleri Vüzerâ-yı izâm ile mu‘tâd üzere hareket ve bir mikdâr yemeklikde ârâmdan sonra tarafeynde olan alaylara edâ-yı selâm ile mürûr idüp vakt-i duhâda karar-gâh-ı devletlerine vusûl buldular. Dil almak içün Nedîm-i Şehriyârî hazretlerinin Tatar ağası vâfir Tatar ile üç gün mukaddem revâne olmuşdu. Yevm-i mezbûrda bir mikdâr Kazak ve avret ve oğlan esîri ile ordu-yı humâyûna dâhil oldu. Menzil-i mezbûr dahi Purut nehri kenarında olup müstevfâ çayırı olup şa‘îrin keyl-i İstanbulîsi yüz akçaya satılmışdır. Menzil: 61, Pınarbaşı der kurb-ı kal‘a-i Hotin, sâ‘at: 5 Şehr-i rebiülevvel10, yevm-i cahârşenbih: 9, mâh-ı temmuz: 24 Yevm-i mezbûrda azîm alay olmak fermân olunmağın mu‘tâd üzere yemeklikde karardan sonra mehâbetlü ve şevketlü Pâdişâh-ı âlem-penâh hazretleri semmûr kaplu kabaniçe giyüp Vüzerâ-yı izâm zırh-ı zerrîn pûş kallâvî ve muvahhidî ile [30b] ve huddâm-ı süreyya-nizâm cebe ve cevşen ile kafâda âmâde olduklarından sonra Vüzerâ-yı izâm tevâbi‘âtı üslûb-ı evvel üzere mükemmel ve müsellâh yerlü yerlerinde müheyyâ olup sâyir vüzerâ ve mîr-i mîrân ve ümerâ ve tavâif-i asker alayların yoklayup karar eylediklerinden sonra mehâbetlû Pâdişâh-ı İslâm devlet ü ikbâl ile hareket ve Vüzerâ-yı izâm tertîb-i evvel üzere azîmet idüp vakt-i duhâda otağ-ı humâyûnlarına nüzûl ve karar buyurdular. Menzil-i mezbûr Turlu nehrine karîb olup asker-i İslâmın çadırları Pnarbaşı’ndan Turlu nehri kenârına döşenüp karşu yakası Leh diyârı olup Pınarbaşı olan mahallin ekseri tilâl olduğundan püşte-i 10 Rebîülâhir olması gerekir. 37 bâlâya müsâdif olan asker-i İslâm çadırlarının ekseri Kamaniçe tarafından görünüyordu. Nice sahra ve tilâl mâl-â-mâl olup kuvvet-i basar erişdüğü mahallerde askerden hâlî bir mahal kalmayup, nüzûl ve karar ve bir mikdâr ârâmdan sonra devletlü Sadr-ı âl-i kadr hazretleri ve sa‘âdetlü Kāimmakām Paşa hazretleri süvâr olup ve Turlu nehri üzerinde binâsına mübâşeret [31a] olunan cisir başına varup Defterdâr Paşa ihtimâm üzere olduğun müşâhede buyurduklarından sonra Hotin kal‘asına varup ârâma mûcib hâl olmadığından Turlu kenârı ile İzvanca kal‘ası karşusuna varılup karar buyurdular. Kal‘a-i mezbûrda olan Lehlü keferesi bir gün mukaddem kal‘ayı bıragup firâr itmeleriyle kal‘a-i mezbûrun kabza-i tasarrufa vusûlün istisvâb itmeleriyle bilâ-tevakkuf birkaç kayık tedârük itdirilüp ve beş oda yeniçeriyân ta‘yîn olunmak içün fermân olunmağın sür‘at üzere âmâde ve kayıklar ile mürûra ve İzvanca kal‘asına vusûle ihtimâm itmeleriyle âsân vech üzere dâhil olup bayrakların kal‘a kullelerine nasb idüp ve ezân-ı şerîf okuyup murâd üzere bu merâm bi-lutfihî te‘âlâ karîn-i husûl oldukdan sonra ba‘de’l-asr avdet idüp ordu-yı humâyûna gelindi. El-hamdü’llâhi te‘âlâ Pâdişâh-ı İslâm Turlu nehrin mürûr itmedin böyle Taşhisar keferesi mütezelzil olup perîşân oldukları fî-mâba‘d fütûhât-ı celîleye dâlldir deyü ehl-i İslâma sürûr hâsıl olup hamd-ı ferâvân eylediler. Vaki‘de İzvanca kal‘asının [31b] iki tarafı kudretten kaya üzerinde ve istihkâm üzere metîn kulleleri olup muhâsaraya tahammülü olduğu mukarrer, hatta merhûm ve mağfûrü’n-leh Sultan Osman Hân Hotin havâlisine vusûlünde Leh kıralı taburda olmağla İzvanca kal‘ası fethine kolanburna toplar ile Vezir-i a‘zam-ı sâbık Hüseyin Paşa’yı ve hayli asker ta‘yîn buyurup birkaç gün muhâsara ve cidâl idüp kabza-i tasarrufa vusûlü müyesser olmaduğu ol esnâda tahrîr ve tastîr olunan vakāyi‘de mastûr el-hamdü’llâhi te‘âlâ mehâbetlü ve kerâmetlü Pâdişâh-ı İslâm hazretlerinin debdebe ve velvelesine a‘dâ-yı liyâm tâb ü tâkat getürmeyüp muhâsaraya tahammülü olan kal‘ayı bıragup firâr eylediler. Yevm-i mezbûrda sa‘âdetlü Kāimmakām Paşa hazretlerinin bâb-ı devletlerinden olan Hacı Beyi Paşa-zâde Eyyûb Bey binden mütecâviz Bucak Tatarı ile nehr-i Turlu ve Purut mâbeyninde olan Leh memleketine birkaç gün evvel akın itmişler idi. Dörtyüzden mütecâviz esîr ve koyun ve sığır ahz idüp ordu-yı humâyûna dâhil olup mazhar-ı iltifât ü ihsân olmuşdur. [32a] Menzil: 62, Pınarbaşı, oturak 38 Şehr-i rebîülâhir, yevm-i pençşenbih: 10, mâh-ı temmuz: 25 Yevm-i mezbûrda Turlu üzerinde binâ olunan cisrin öte başında karar itmek içün Özi muhâfızı Vezir Halil Paşa eyâleti askeriyle ma‘mûr olmağın kayıklar ve sallar tedârük idüp ubûra mübâşeret ve İzvanca kal‘asının muhâfazasına Küçük Mehemmed Paşa ta‘yîn olunmağın vâsıl olup küffarın mezrû‘âtın levendâtına cem‘ itdirüp ganîmet ile hâli muntazam olduğu şâyi‘ oldu. Ve Yaş altında bir çorbacının rûsiyyü’l-asl bir kölesi firâr idüp Kamaniçe kal‘asına varmağla on kadar kâfiri kendüye uydurup ve dil almak içün ordu-yı humâyûn etrafını cüst ü cûda iken serhadlüye müsâdif olup ahz itmelerüyle huzûr-ı humâyûna ihzâr eylediklerinde bu minvâl üzere hareket eyledüğün i‘tirâf itmekle başı kesilüp cezâsın bulmuşdur. Menzil-i mezbûrun etrâf ü eknâfı çayırlu, evsa‘, odunu vâfir olup zâd u zahîre dahi murâd üzere bulunmağla ehl-i İslâm refâh-ı hâl üzere olup cisrin itmâmına ve diyâr-ı a‘dâya [32b] azîmete intizâr üzere oldular. Vâki‘de Turlu nehrinin karşu yakası a‘dâ-yı liyâmın mezrû‘âtı ile pür olup vakt-i hasad ve tahassul-i zâd ü zevâd mahalli olduğundan asker-i İslâmın mürûr u ubûra ihtimâmları bir mertebede zâhir olmuşdur ki tahrîri muhâldir. Menzil: 63, Pınarbaşı, oturak Şehr-i rebîülâhir, yevm-i cum‘a: 11, mâh-ı temmuz: 26 Yevm-i mezbûrda oturak olup cisrin itmâmına ihtimâm içün devletlü Sadr-ı âlî hazretleri ve sa‘âdetlü Kāimmakām Paşa hazretleri Turlu kenârında birer çerge kurdırup karar buyurdular. Ve karşu yakaya mürûr iden asker tahassun itmek içün şaranpo binâsın mübâşeret eylediler. Tatar tâifesi mürûr iden askerin atların ve bâr-gîrlerin ücretleriyle karşu yakaya yıldırup geçürmüşlerdir. Ve yeniçeriyândan yazılan üçyüz mikdârı serdengeçti ba‘de’l-asr karşu yakaya mürûr eylediler. Ve Tatar tâifesinden vüzerâ ve mîr-i mîrân kapularından her ne kadar var ise karşuya geçüp Özi muhâfızı Halil Paşa’nın yanına varmaları içün hatt-ı humâyûn-ı sa‘âdet makrûn sâdır olunmağın cümlesin geçürmüşlerdir. [33a] Yevm-i mezbûrda ordu-yı humâyûndan dil almak içün Kamaniçe kal‘asından birkaç kâfir karşu yakada cüst ü cû üzereler iken cânib-i Pâdişâh-ı İslâma itâ‘at eyliyen Lipka Tatarına müsâdif olduklarından bir kaçın katl idüp ve dil içün cebe ve çevşen ile müsellah bir Leh 39 kâfirini huzûr-ı humâyûna ihzâr itdiklerinde Kamaniçe’den çıkup dil almağa geldiklerin ve kıral-ı dall henüz yerinde olup hareket eylemedüğin söylemekle alıkonup habs olundu. Menzil: 64, Pınarbaşı, oturak Şehr-i rebîülâhir, yevm-i şenbih: 12, mâh-ı temmuz: 27 Yevm-i mezbûrda devletlü Sadr-ı âlî çergesinde sipâh u silâhdârâna kusûr kalan bahşişlern tevzî‘ ve karar idüp sa‘âdetlü Kāimmakām Paşa cisir başına varup Defterdâr Paşa dahi sonradan gelmekle itmâmına ihtimâm eylediler. Ve mübâşeret olunan şaranpo dahi iki başından su kenârına değin temâm olup içerüsünden hendek ve meteris kazmağa mübâşeret eylediler. Mürûr iden askerin davarların Tatar tâifesi karşu yakaya bildirüp ve esvâb ve çadırların kayıklar ve sallar ile karşu yakaya nakle ihtimâm üzere oldular. [33b] Menzil: 65, Pınarbaşı, oturak Şehr-i rebîülâhir, yevm-i yekşenbih: 13, mâh-ı temmuz: 28 Yevm-i mezbûrda dahi vükelâ-yı devlet cisir başına varup itmâmına ikdâm ü himmet buyurdular. Ve Hân-ı âlî-şân Leh diyârında vâki‘ Bar kal‘asına dâhil olduğu haberi vâsıl olmağın mukaddemâ dillerle gelen küçük hazinedârı tarafına yollandı. Yevm-i mezbûrda vakt-i magribde bârân vâki‘ olup ve der-akab def‘ ve havâ küşâde oldu. Menzil: 66, Pınarbaşı, oturak Şehr-i rebîülâhir, yevm-i düşenbih: 14, mâh-ı temmuz: 29 Yevm-i mezbûrda vükelâ-yı devlet cisir başında karar idüp itmâmına ihtimâm buyurdular. Ve İzvanca muhâfazasında olan Küçük Mehemmed Paşa beşyüz mikdârı âdem ile kethüdâsın Kamaniçe kal‘ası tarafına göndermiş idi. Kamaniçe havâlisinden mürûr idüp kurbunda olan bir palankanın varoşuna hücûm itdikde ceng ü cidâlden sonra zabt idüp esîr ve hayvânâtın ahz idüp varoşu ihrâk eyledüğün ve ganîmet ile kendüye vâsıl [34a] olduğun tafsîl üzere devletlü Sadr-ı âlî hazretlerine i‘lâm idüp diller ile mezbûr kethüdâsın irsâl itmeğin hıla‘-ı fâhire ile mazhar-ı inâyet oldu. 40 Yevm-i mezbûrda dahi bi-emri’llâhi te‘âlâ beyne’s-salâteyn bârân vâki‘ olup ve der-akab def‘ olmuşdur. Menzil: 67, Pınarbaşı, oturak Şehr-i rebîülâhir, yevm-i seşenbih: 15, mâh-ı temmuz: 30 Yevm-i mezbûrda dahi vükelâ-yı devlet cisir başına varup itmâmına ihtimâm eylediler. Ve asker-i İslâmın ba‘zıları karşu yakadan diller ihzâr idüp re‘âyâ makūlesi olmağla ahvâl bilmediklerinden ahz idenlere ihsân olunmağın herkes esîrin ordu-yı humâyûn sevkinde fürûht idüp muğtenim olmuşdur. Menzil: 68, Pınarbaşı, oturak Şehr-i rebîülâhir, yevm-i cahârşenbih: 16, mâh-ı temmuz: 31 Yevm-i mezbûrda vükelâ-yı devlet cisir başında karar idüp itmâmına ziyâde ihtimâm buyurdular. Bir gün evvel itmâmına medâr olmak içün karşu yakadan dahi mübâşeret olunup ve levâzımât-ı cisr neccarâna irişdirilmek içün berü yakada [34b] Rumeli’nin zu‘amâ ve erbâb-ı tîmârından ve karşu yakada Özi eyâletinin zu‘amâ ve erbâb-ı tîmârından nevbet ile hizmete ta‘yîn olunup murâd-ı humâyûn üzere ihtimâm-ı küllî olunduğundan gece ile meş‘aleler yakdırılup takayyüd olunmuşdur. Ve karşu yakada olan neccârlara timura müte‘allık mühimmât virüp, “zâyi‘ ve telef olmaya” deyü Defterdâr Paşa ağalarından Çapkın Receb Ağa’yı ta‘yîn eylemişdi. Gece vaktinde mühimmât tevzî‘ iderken cisirden suya düşüp bi-emrihî te‘âlâ vakti gelmeyin halâsa çapüklük medâr olmayup nâ-bûd oldu. Cisrin dahi itmâmı karîb olmağın Maraş Beğlerbeğisi Hasan Paşa muhâfazasına ta‘yîn olunmuşdur. Menzil: 69, Pınarbaşı, oturak Şehr-i rebîülâhir, yevm-i pençşenbih: 17, mâh-ı ağustos: 1 Yevm-i mezbûrda cisir itmâm olmağın tarafeynde olan korkulukları istihkâm üzere binâ ve itmâmına ihtimâm olunup inşâallâhü te‘âlâ asker-i İslâmın mürûruna karar virilmişdir. Ve Sivas Beğlerbeğisi Murtaza Paşa vakt-i duhâda alayın tertîb idüp huzûr-ı humâyûndan geçdikde kapusu mükemmel olmağla hıla‘-i fâhire [35a] inâyet olundu. Ba‘dehu devletlü Sadr-ı âlî hazretlerine varup anda dahi kendüye ve 41 sekiz nefer ağasına hıl‘atlar ihsân olundu. Andan sonra Bozok sancağına mutasarrıf olan Yahya Bey ve Canik sancağında mutasarrıf olan Can Arslan Paşazâde Mehemmed Bey ve Divriği sancağı beği alayların gösterüp huzûr-ı humâyûnda ve Sadr-ı âlî huzûrunda hıl‘atlar giyüp yerlü yerlerine revâne oldular. Bunlardan sonra Eflak voyvodası olan Ligoroşfu dahi atlu ve piyâde dörtbin mikdârı Eflak askeri ile huzûr-ı humâyûnda alay gösterüp ve devletlü Sadr-ı âlî kadr hazretlerinin huzûruna geldikde mu‘tâd üzere hıl‘atlar ihsân olundu. Yevm-i mezbûrda Hân hazretlerinin sarrâcbaşısı gelüp Hân hazretleri ve Doroşenko hatman Kamaniçe kal‘ası havâlîsine gelüp irtesi Turlu nehrine karîb mahalle nüzûle karar virdikleri haberin getürmüşdür. Vâki‘de Tatarın vâsıl olduğu semtlerde duhân asumâna direk direk olmak alâmet olduğun nakl iderlerdi. Vusûlleri haberi vâsıl olmadın [35b] Kamaniçe tarafında ol minvâl üzere alâmetle zâhir olmağın vukūfu olanlar mukaddemce haber virmişler idi. Ve Kamaniçe kal‘asının cevânib-i erba‘ası ne hâl üzeredir. Muhâsaradan haberdâr olan Rumeli’nin sağ ve sol kol alay beğileri ve yeniçeriyân ocağından orta çavuş ikibin mikdârı âdem ile irsâl olunmuşlar idi. Sür‘at üzere varup görüp ve avdet idüp vusûllerinden ziyâde metânet ü istihkâmda olup ve vâki‘ olan mahalleri ziyâde sa‘b olduğun haber virdikleri haber alındı. Menzil: 70, Pınarbaşı, oturak Şehr-i rebîülâhir, yevm-i cum‘a: 18, ağustos: 2 Yevm-i mezbûrda cisr murâd üzere istihkâm ve itmâm bulmağın Haleb muhâfızı Kaplan Paşa ve Bosna muhâfızı İbrahim Paşa ve Rumeli beğlerbeğisi Mehemmed Paşa eyâletlerinin zu‘amâ ve erbâb-ı tîmârı ile ve ümerâsı ale’s-seher cisirden mürûra mübâşeret eylediler. Ve vakt-i zuhrda dergâh-ı âlî yeniçerileri ağası ocak ağaları ve yeniçeriyân ile revâne oldu. [36a] Menzil: 71, Pınarbaşı, oturak Şehr-i rebîülâhir, yevm-i şenbih: 19, ağustos: 3 Yevm-i mezbûrda mehâbetlü Pâdişâh-ı İslâm hazretlerinin ve Vüzerâ-yı izâm ve erkân-ı devlet tuğları seherî cisirden mürûr ve Pınarbaşı mukābilinde ordu-yı humâyûn olacak mahalle nasb olunmuşdur. Cenâb-ı Hak eşref-i sâ‘at ve eymen-i 42 evkāta makrûn eyleye. Vakt-i duhâdan sonra bârân-ı rahmet vâki‘ olup ve der-akab havâ küşâde ve latîf olmuşdur. Menzil: 72, mukābil-i Pınarbaşı, sâ‘at: 2 Şehr-i rebîülâhir, yevm-i yekşenbih: 20, ağustos: 3 Yevm-i mezbûrda mehâbetlü ve azametlü Pâdişâh-ı İslâm hazretleri mu‘tâd üzere seherî hareket ve Vüzerâ-yı izâm ile cisirden mürûr idüp devlet ü ikbâl ile otağ-ı humâyûnlarına nüzûl buyurdular. Yevm-i mezbûrda sa‘âdetlü Kāimmakām-ı âlî-makām Vezîr-i âsaf nazîr Mustafa Paşa hazretleri Kamaniçe kal‘ası havâlisine varmak ve etrâf ü eknâfını ve muhâsara olunacak mahallerini görmek ve ahvâl ü âsârının vukū‘u üzere haberin getürmek [36b] mehâbetlü Pâdişâh-ı İslâm hazretlerinin murâd-ı humâyûnları olmağla me‘mûr olmağın ağavât ve levendât cisirden mukaddem mürûr ve hâzır u âmâde olmalarına tenbîh-i âlîleri olmağın ol minvâl üzere hareket ve dâiresinde müsellah ü müretteb âmâde olmuşlar idi. Rikâb-ı humâyûndan ric‘at eylediğinde devletlü Sadr-ı âlî hazretlerine varup murâd olunan müzâkere olundukdan sonra hâzır u âmâde olan üçbin mikdârı mürd ü cürd ağavât ve tevâbi‘ât ve segbânân ile ordu-yı humâyûndan taşra çıkdıkda kendüler ile ma‘an ta‘yîn olunan Haleb muhâfızı Kaplan Paşa ve Bosna muhâfızı İbrahim Paşa ve Özi muhâfızı Halil Paşa ve yeniçeri ağası Vezir Abdurrahman Paşa ve Adana beğlerbeğisi Hüseyin Paşa ve kul kethüdâsı ve topcı başı ve sağ kol ve sol kol alay beğileri beş altı bin mikdârı âdemleriyle ordu-yı humâyûn kurbunda irişüp hem-inân musâhabet iderek üç sâ‘atden evvel Kamaniçe’nin Hotin tarafında olan püşte-i bâlânın nihâyetine varılup öte yüzü Kamaniçe kal‘ası olmağla askeri püştenin [37a] dibinde ârâm itdirüp sa‘âdetlü Kāimmakām Paşa hazretleri piyâde olup topcı başı ve sağ ve sol kol alay beğilerin yanına alup Kamaniçe kal‘asını ve tabyasına ve etrâfını temâm mertebe mizân-ı nazara olup ba‘dehû süvâr olup şimâl tarafında olan meylin etrâfından kal‘a ve tabya ve şehrin cevânib-i erba‘asın murâd üzere gözden geçürüp kal‘a ve şehir mabeyninde cârî olan nehir ne tarafa cârî olduğun ve kıllet ü kesreti ne mertebede olduğun fehm idüp muhâsara ve meteris yerleri tabyaya karîb olmasın zamîrinde nakş itmekle tabyaya karîb vardıklarında tabya ve kal‘ada olan a‘dâ-yı liyâm bu mertebe etrâfları cüst ü cû olunduğundan şübheye düşüp toplarına ve 43 şâhîlerine ve misketlerine bir ağızdan âteş virüp azîm velvele kopardılar. Sâir vüzerâ dahi her biri bir tarafdan etrâf ü eknâfın gözden geçirüp sa‘âdetlü Kāimmakām Paşa hazretleri murâd üzere her tarafların gördükten sonra garb tarafında bir mahalde karar buyurup ma‘an olan vüzerâ ve erkân-ı devlet huzûruna geldiklerinde [37b] tabya ve kal‘a ve şehre nâzır olan garb tarafında vâki‘ püşte-i bâlânın bâlâsına inşâ‘llâhü te‘âlâ mehâbetlü ve şevketlü Pâdişâh-ı İslâm hazretlerinin otağ-ı humâyûnları vaz‘ olunmak ve ordu-yı humâyûn mu‘tâd üzere kal‘aya doğru olup ibtidâ tabya muhâsara olunmak zamîr münîrlerinden tahmîn olunduğu üzere Vüzerâ-yı izâma ve erkân-ı devlete ifâde buyurduğında re’y-i âlîlerin istisvâb itmeleriyle bir mikdâr dahi ol mahalleri gözden geçürmek üzere iken a‘dâ-yı liyâm müte‘âkıben topların atup velvele-i azîm itdiklerinde asker-i İslâm dahi her köşede kendülerin izhâr ü ayân idüp ve dil ve baş almak sevdâsıyla piyâde ve süvâr niceler şehir kenârında olan bustânlara seyirdüp ve segbânân dahi ba‘zı mahallerden a‘dâ ile tüfenglenüp ve lâkin a‘dâ-yı hâsirîn bu mertebe askeri gördükde içerüye firâr idüp ancak bir kafire serhadlü müsâdif olmağla başın kesüp sa‘âdetlü Kāimmakām Paşa huzûruna getürmekle murâdından efzûn nâil-i ihsân oldu. Dört sâ‘atden mütecâviz a‘dâ-yı dîne karşu karar olunup [38a] melâ‘în bu kadar top ve şâhî ve misket atup asker-i İslâm gâh üzerlerinden ve gâh yanlarından ve gâh önlerine gülleleri isâbet idüp bi-avnihî te‘âlâ bir ferde zarar îrâs eylemedi. Ancak ma‘an birkaç Tatar bulunup tu‘meleri olmak nasîb olan bir levendin atı ayağına top güllesi isâbet idüp hurd itmekle derhâl Tatar’lar zebh idüp yağma eylediler. Sâhibine sa‘âdetlü Kāimmakām Paşa hazretleri bahâsından ziyâde ihsân idüp hâtırın hoş eyledi. Ba‘dehû ol havâlîde karar ve ba‘de’t-ta‘âm salât-ı zuhru edâ idüp murâd olunan ahvâllerde bi-lutfihî te‘âlâ noksan kalmamakla avdet olunup ba‘de’l-asr ordu-yı humâyûna vusûllerinde sa‘âdetlü Kāimmakām Paşa hazretleri doğru devletlü Sadr-ı âlî hazretlerine varup karar u ârâmdan sonra ba‘de’s-salâti’l magrib ma‘an huzûr-ı humâyûna varup mûşâhede ve mu‘âtebeleri üzere otağ-ı humâyûn vaz‘ olunmağa tahmîn olunan mahalli ve ordu-yı humâyûn yerini ve ibtidâ tabya muhâsara olunmasını ve meteris yerlerini tafsîl üzere takrîr ü beyân idüp a‘dâ-yı liyâmın ne vech üzere ceng ü cidâle âğâz idüp [38b] atılan toplarının ihzâr olunan onbir vakıyye ve sekiz vakıyye top güllelerin arz idüp tabya ve kal‘anın metânet ü istihkâmı ne mertebede olduğun vukū‘ üzere arz idüp, inâyet-i Kādir-i mutlak ile eyyâm-ı devletlerinde kabza-i 44 tasarrufa vusûllerine teveccüh-i humâyûnları delîl-i kâfidir deyü murâd-ı humâyûn üzere takrîr ü beyân eyledüğünde tab‘-ı humâyûn-ı cihân-dârîye inşirâh hâsıl olup mazhar-ı iltifât oldukdan sonra huzûr-ı humâyûnda bir sâ‘atden ziyâde ârâm idüp ba‘dehû ric‘at ve karargâhlarına azîmet buyurdular. Menzil: 73, Mukābil-i Pınarbaşı, oturak Şehr-i rebîülâhir, yevm-i düşenbih: 21, ağustos: 5 Yevm-i mezbûrda semâhatlü Hân-ı âlî-şân hazretleri huzûr-ı humâyûn-ı Pâdişâh-ı rûy-i zemîn hazretlerine gelmek fermân olunmağın mu‘tâd üzere evvel devletlü Sadr-ı âlî kadr hazretlerine gelmeğe karar virilmeğin devletlü Sadr-ı âlî otağı önünde olan sokaklar ref‘ olunup sâyebân altından aylak çadırına doğru üçyüz mikdârı sahanlar ile envâ‘ından ta‘âm mâl-â-mâl [39a] bir simât-ı âlî döşenüp ve simâtın iki tarafına ikişer kat yüzellişer mikdârı koyun çevirmeleri şişler ile kazıklar üzerinde ve ellişer mikdârı sığır çevirmeleri müheyyâ olup ve sâyebân altında bir sofra ta‘âm ve baş çadır önünde bir sofra ta‘âm ve ardında mükemmel bir sofra ta‘âm âmâde oldukdan sonra sâyebân önünden aylak çadırına varınca cânib-i yemînde Divân-ı humâyûn çavuşları ve muhzır ağanın neferâtı ve deli başı neferâtıyla ve cânib-i yesârda Divân-ı humâyûn çavuşânı ve muhzır ağanın yoldaşları ve gönüllü ağası neferâtıyla selâma durup ve bunlardan yukarı üç direkliye varınca devletlü Sadr-ı âlî hazretlerinin ağavâtı kat ender kat selâma durup Hân-ı âlî-şân hazretlerinin vusûlüne intizârda oldular. Hân hazretlerinin istikbâline giden Haleb muhâfızı Kaplan Paşa sağında ve Özi muhâfızı Vezir Halil Paşa solunda tarafeyne edâ-yı selâm ile sâyebân altında atdan inüp devletlü Sadr-ı âlî hazretleri dahi erkân ferracesi ve kallâvî ile sâye-bân altında kucaklaşup ve sakal öpüşüp ve içerüye [39b] girüp Sadr-ı a‘zâm hazretlerinin sağ tarafında semâhatlü Hân hazretleri altı yanında Nûreddîn Sultan altı yanında hân-zâdeler ve Şirin beğleri oturup ba‘dehû taşra baş çadır ardında döşenen sofrada Hân vezîri ve kādı-askeri ve Defterdâr ve ağavâtı oturup ve önünde olan sofrada mîrzâyân ve sâyebân altında olan sofrada Hânın kapıkulları oturup ve taşrada döşenen simât Tatar-ı yağma-şi‘âr içün müheyyâ olduğu ma‘an gelen bin mikdârı Tatar-ı yağma-kâra işâret olundukda simâtda olan ol mikdâr sahanlardaki ta‘âmın kimini şürb ve kimini yudup bir anda sahanları 45 boşaltdılar. Çevirmeler ise Tatarîce tabh olunmağın ale’l-kor pârelenüp herkes hissesini almak mümkin olmadığından her koyuna beşer onar Tatar ve her sığıra yirmişer otuzar Tatar yapışup her biri bir tarafa çeküp ve ba‘zısı ayak ile çevirmenin bir tarafın basup ve eliyle zoran kopardığı barçayı ağzına sokup bu minvâl üzere ol havâlîde seyr ü temâşâya gelüp piyâde ve süvâr tarafeynde olan [40a] mahlûkāt arasına düşüp bir mertebe dıhk ü temâşâ oldu ki, devletlü Sadr-ı âlî hazretlerine değin ulaşmağla men‘ olunmalarıçün mîrzâlar ve zâbitleri tâziyâneler üzerlerine gelüp darb-ı şedîd ile def‘ eylediler. Bu mertebe darb ve men‘ olunmuşlarken, çevirme lühûmundan ve üstühânından lokma-i zâg u kilâb olıcak bir barça ol mahalde alıkomayup nâ-bûd itdiler. Tatar tâifesinin ekl ü şürb ahvâlleri meşhûr ve müte‘âref olup tıbb ve perhîz sebeb-i intikālleri olduğu muhakkakdır. Bu mertebe yağmâ-kârlık hakikât-i hâl budur ki, görülmeyince ma‘lûm olmaz. Cenâb-ı Hakk âb ve dânelerin diyâr-ı a‘dâdan nasîb eyleye. Hân hazretleri dahi Sadr-ı âlî hazretleriyle bir mikdâr mahfî musâhabet idüp ba‘dehû bir sofra ta‘âm gelüp Hân hazretleriyle Sadr-ı âlî ve Nûreddîn Sultân ve hân-zâdeler önüne döşenüp ve bir sofra dahi Şîrîn beğlerine döşenüp ba‘de’t-ta‘âm kahve ve şerbet ve buhûr virilüp ziyâfet-i azîmden sonra huzûr-ı humâyûna varmaları fermân olunmağın Sadr-ı âlî ve Hân-ı âlî-şân süvâr olup önlerince çavuş başı ağa [40b] reîs efendi selîmîler ile ve devletlü Sadr-ı âlî üslûb-ı evvel üzere revâne olup ve otağ-ı humâyûn kapusına vardıklarında bir mikdâr meks itdiklerinden sonra otağ-ı humâyûn sokakları açılup azametlü ve mehâbetlü Pâdişâh-ı İslâm hazretleri devlet ü iclâl ile taht-ı humâyûnları üzerinde karar buyurup Hân-ı âlî-şân ve Sadr-ı âlî içerüye girüp sâyebânı mürûr mahalline değin Hân-ı âlî-şân yer öpmek vaz‘ında üç def‘a kemâl mertebe ubûdiyyet arz eyledüği esnâda mehâbetlü ve şevketlü Pâdişâh-ı İslâm hazretleri dahi birkaç kadem istikbâl idüp ba‘dehû taht-ı âlîlerinde karar ve Hân hazretleri ku‘ûden karşularında karar idüp Devlet-i Aliyyelerine müte‘allık ba‘zı cevâb-ı şerîfleri sudûrundan sonra ser-â-ser kaplu bir semmûr mintana ve üzerine bir hıl‘at-ı fâhire giydirilüp ve başta bir semmûr kalpak ve bir cevâhir sorguç ve miyânına murassa‘ bir kabza şemşîr-i adû-tedmir bend ve in‘âm olundukdan sonra Nûreddîn Sultan’a ve hân-zâdelere ve Şîrîn beğlerine ve mirzâlara ikiyüz mikdârı hıl‘atler ihsân [41a] olunup ve Hân-ı âlî-şân süvâr olmak içün âmâde olan mücevher rahtlu ve incilü ve dikdiklü ve eberlü bir re’s kırat otağ-ı humâyûn kapusı önünde çekilüp süvâr olundukdan sonra devletlü 46 Sadr-ı âlî hazretleriyle hem-inân ordu-yı humâyûndan taşra çıkınca revâne olup ba‘dehû vedâ‘ idüp Kaplan Paşa ve Halil Paşa ma‘an karar-gâhına revâne oldular. Cenâb-ı Hak mehâbetlü Pâdişâh-ı rûy-i zemîn hazretlerinin vücûd-ı humâyûnların hatâlardan hıfz idüp serîr-i saltanatlarında sa‘âdet ü iclâl ile pâyidâr ve üstüvâr eyleye. Sadâkat üzere ubûdiyyetde olan kullarına vücûd bulan ihsân ü inâyetleri ecdâd-ı izâmlarından hezâr mertebe efzûn olmağın uğûr-ı humâyûn-ı şevket-makrûnlarında cân ve başların fedâ itmeği devlet-i uzmâ add itdikleri lâ-reybdir. Boğdan voyvodası olan Duka’nın asker-i İslâm’a itdüği ihânet terakki bulmağın yevm-i mezbûrda mu‘âteb olup habs olundu. Bu yüzden sakāmet idenler dâimâ hor ve hâkîr olmadan hâlî olmayalar. [41b] Menzil: 74, Mukābil-i Pınarbaşı, oturak Şehr-i rebîülâhir, yevm-i seşenbih: 22, ağustos: 6 Yevm-i mezbûrda oturak olup balyemez topları selâmet üzere cisirden geçirüp ordu-yı humâyûna ulaşdırdılar. Ve Sarıkamış Kazaklarının hatmanı rikâb-ı humâyûna yüz sürmek fermân olmağın taburundan beş altıyüz mikdârı tüvânâ ve güzîde Kazak tâifesiyle atlanup devletlü Sadr-ı âlî hazretlerinin dâiresine geldikde kethüdâ-yı mahremleri çergesine indirilüp ba‘de’t-ta‘âm devletlü Sadr-ı âlî hazretlerine buluşup ve andan sonra rikâb-ı humâyûna gönderilüp otağ-ı humâyûn kapusına vardıkda kendüye bir şîb cebe donı ve üzerine bir ser-â-ser mintâne ve başına semmûr kalpak giydirilüb yemîn ü yesârında mu‘tâd üzere rikâb-ı hümâyün ağaları huzûr-ı humâyûna götürdüklerinde birkaç def‘a rû-mâlden sonra mehâbetlü ve şevketlü Pâdişâh-ı İslâm hazretleri tarafından kendüye bir altun topuz ihsân olundukda bûs [42a] idüp kullukda sadâkat üzere olması fermân olundukda boynu bağlu kul olduğun ve askeriyle fermân buyurılan hidemâta cân ve başın fedâ ideceğin bildirüp rû-mâlden sonra ihsân buyurılan topusı omuzına alup huzûr-ı Pâdişâhîden taşra çıkdıkda divân rahtı ile mükemmel müheyyâ olan ata süvâr olup taburuna revâne oldu. Menzil: 75, Sahrâ-yı Kamaniçe, sâ‘at: 4 Şehr-i rebîülâhir, yevm-i cahârşenbih: 23, ağustos: 8 47 Yevm-i mezbûrda mütevekkilen ale’llâhi te‘âlâ Kamaniçe sahrâsına nüzûl ve azîm alay olmak ve cümle ağrık kafâda alıkonup asker-i muvahhidîn salt ve sebük-bâr ilerüye yürümek fermân olunmağın, mehâbetlü ve şevketlü rûh-ı âlem Pâdişâh-ı cem-hışm zırh-ı zerrîn-pûş heybet ve salâbet ile süvâr ve Vüzerâ-yı izâm-ı âlî-makām kezâlik zırh-ı zerrîn-pûş kallâvî ve muvahhidî ile safnâtü’l-ciyâd neslinden esb-i tâzîleri mücevher pûlâd yancıkları ile âmâde olup mu‘tâd üzere revâne [42b] olup kafâda huddâm-ı süreyyâ-nizâm cebe ve çavuş ve mevâkibleri sîm ve pûlâd yancıklı sülüsü mikdârının ellerinde nîze-i cân-sinân ve mâ‘adâsının ellerinde tüfeng-i ateş-feşân bir mertebe müretteb ve müzeyyen müheyyâ olmuşlar ki dikkat ile nazar olunmağa kuvvet-i basar tahammül eylemez. Ve yemîn ü yesârda sipâhiyân ve silahdârân bayrakların küşâde idüp alaylarıyla sahrâ ve tilâl mâl-â-mâl olmuşdı. Bu minvâl üzere yemekliğe teveccüh ve mu‘tâddan noksân ârâm buyurdukdan sonra yemîn ü yesârda müheyyâ olan Vüzerâ-yı izâm alayları ile selâma âmâde olıgelen huddâm-ı Enderûn ve ağavât ve tevâbi‘ât ve levendât ve segbânân yevm-i mezbûra değin misli sebkat eylemeyen âlât-ı harb u kıtâl ile bir mertebe mükemmel ve müretteb hâzır u âmâde oldular ki, erbâb-ı seferin sâl-hûrde ehl-i vukūfu Vüzerâ-yı izâmın bu kadar alayların Hotin seferinde ve Bağdad ve Revan seferlerinde görmedik deyü Cenâb-ı Hakk’a hamd ü şükür eyledüklerin bu haber istimâ‘ ve sıhhati üzere o makūlelerden suâl idüp ilmü’l-yakîn hâsıl olmağın ba‘zı mertebe tastîre cesâret olundu. Ve erbâb-ı menâsıb olan vüzerâ, [43a] mîr-i mîrân ve ümerâ ve sâir asker-i İslâm fevc fevc mükemmel ve müretteb yemîn ü yesârda alayların bağlayup karar ve mehâbetlü Pâdişâh-ı İslâm hazretlerinin teşrîf-i humâyûnlarına intizârda iken Vüzerâ-yı âsâf-râve de’b-i âlîleri üzere alaylar meyânından mürûr ve tarafeyne edâ-yı selâm ile âzim olup akablerince nûr-ı çeşm-i âlemiyân olan salâbetlü ve mehâbetlü Pâdişâh-ı İslâm hazretleri kemâl-i şevket ü iclâl ile tarafeyne nazar-ı humâyûnları ta‘lîk iderek Kamaniçe havâlisinde vâkı‘ otağ-ı gerdûn-nitâkları vaz‘ olunan mahalle teveccüh buyurup asâkir-i muvahhidînin bükâ ile olan pây-dâr fer ü saltanat da‘vâları peyveste-i asumân oldukdan sonra cânib-i yemîn, ki Kamaniçe semtidir, devletlü Sadr-ı âlî-kadr hazretlerinin kethüdâ-yı muhteremleri huddâm-ı Enderûn ve ağavât ve tevâbi‘ât ve piyâde ve süvâri altıbin mikdârı asker müsellah ve müretteb elvân renk livâların küşâde idüp bölük bölük tabya ve kal‘a önünden karar-gâh-ı Sadr-ı âlî tarafına sadâ-yı tabl ve nefîr ve surna ile revâne olup akabince sa‘âdetlü 48 Kāimmakām-ı âlî makām hazretlerinin kethüdâları cebe ve cevşen ile müzeyyen [43b] huddâm-ı Enderûn ve ağavât ve tevâbi‘ât ve piyâde ve süvâr segbânân dörtbinden mütecâviz müsellah ve mükemmel rikâb rikâba muttasıl mehîb ve garîb alay ile tabyaya ve kal‘aya dahi karîb mahalden livâları küşâde ve sadâ-yı tabl ve nefîr ve surnâları karar-dâde kemâl-i metânet ile mürûr idüp, dâirelerine doğru revâne oldukdan sonra cânib-i yemînde yürümesi fermân olunan vüzerâ ve mîr-i mîrân ve ümerâ ve asker bölük bölük mürûr idüp karar-gâhları olacak mahallerde salt ü sebük-bâr karar ve bâr-hâneleri vusûlüne intizârda oldular. Bu tertîb üzere cânib-i yesârda sa‘âdetlü Nedîm-i Şehriyârî Mustafa Paşa hazretlerinin kethüdâları huddâm-ı Enderûn ve ağavât ve tevâbi‘ât ve piyâde, süvâri, segbânân müsellah ü müretteb alay ile ve akabince rif‘atlü Defterdâr Paşa hazretlerinin kethüdâları huddâm-ı Enderûn ve ağavât ve tevâbi‘ât ve segbânân ile ve sâir cânib-i yesârda yürümesi mu‘tâd olan vüzerâ ve mîr-i mîrân ve ümerâ ve asker-i İslâm bölük bölük mürûr idüp yerlü yerine vâsıl ve karar eylediler. Dergâh-ı âlî yeniçeriyânı dahi mehâbetlü Pâdişâh-ı İslâm [44a] hazretlerin selâmladıkdan sonra dâireleri otağ-ı humâyûn olan püşte-i bâlânın dâmeninde vâki‘ olmağın bâlâdan dâirelerine bir mertebe kesret ü vefret üzere sür‘at ile revâne oldular ki adedi ma‘lûmu olmıyanlar kırkbinden mütecâvizdir deyü bahse düşdiler. Bu minvâl üzere asâkir-i İslâmın süvâri ve piyâdesiyle tabya ve kal‘a ve şehrin cevânib-i erba‘asında olan sahrâ ve tilâl mâl-â-mâl olup ve niceler şehir kurbundan câri olup a‘dâ-yı liyâm vehmlerinden ihrâk itdikleri Değirmânlar semtinden nehr üzerine inüp atların su varmağa ve ol mahallerden bir şikâr ahzına cüst ü cû idüp asâkir-i İslâm cevânib-i erba‘ayı cevalân üzere oldular. Tabya ve kal‘a ve şehirde ise ceng ü cidâl alâmetleri olan livâ-yı menhûsları küşâde ve a‘dâ-yı liyâm ile burc u bârûları memlû ve âmâde iken inâyet-i Kādir-i perverd-gârî ve teveccüh-i humâyûn-ı tâc-dârî ile a‘dâ-yı hâsirîn nice zemân dem-beste vü hayrân olup asker-i İslâm alayları tüfeng irişür menzile varmışlar iken asla top ve şâhî [44b] ve kunbara ve misket ve tüfeng atmayup sükûn üzere oldular. Alaylar dahi tabya ve kal‘adan bir mikdâr uzaklaşup dâirelerine doğru revâne olduklarında tabyadan beş altı top ve iki kunbara atup kunbaranın birisi havâda çatlayup ve toplardan bi-inâyeti’llahi te‘âlâ bir ferde zarar isâbet itmedi. Ba‘dehû kafâdan ağrıklar ve bâr-hâneler yürüyüp yerlü yerine vâsıl olduklarında bâr-gâhlar ve çerge ve çadırlar kurılup etrâf u eknâf ehl-i İslâm ile zînet bulduğı mahalde a‘dâ-yı liyâm dahi tabya ve kal‘a ve şehirden top ve 49 şâhî ve misket atmağa mübâşeret idüp asla ârâm u karar eylemedi. Atılan toplarının gülleleri ordu-yı humâyûndan mürûr ve püşte-i bâlâda mehâbetlü Pâdişâh-ı İslâm hazretlerinin ba‘zısı otağ-ı humâyûnları üzerinden ve ba‘zıları yanından geçüp ol havâli gülle ile pür olmuşken mehâbetlü ve salâbetlü Pâdişâh-ı İslâm hazretlerinin vücûd-ı humâyûnları köşk-i âlîden münfekk olmayup tevekkül ve istinâdı vefret-i askere ve kesret-i leşkere olmayup avn ü inâyet-i Hudâ-yı vâhibü’l merâm dergâhına olmağın Kamaniçe’nin akreb-i evânda [45a] kabza-i tasarrufa vusûli içün Cenâb-ı Hakk’a tazarru‘ ve niyâzı mertebe-i kemâlde olduğu herkesin ma‘lûmu olmağın sihâm-ı du‘âları hedef-i icâbete karîn olmak yanında a‘lâ ve ednânın nâliş ü niyâzı hadd-ı tahrîrden bîrûn olduğu lâ-reybdir. Yevm-i mezbûrda mehâbetlü Pâdişâh-ı İslâm hazretleri otağ-ı humâyûnlarına nüzûl ve karar buyurduklarından sonra kal‘ada olan a‘dâ-yı hâsirîne devletlü Sadr-ı âlî tarafından kâğad yazılmak ve sünnet-i seniyye-i Seyyidü’l-enâm-ı aliyye efdalü’s-salat ve’s-selâm üzere ola. Irz-ı dîn-i İslâm ve rû-gerdân olurlar ise kal‘anın miftâhların teslîm ve harâc kabûl ideler. Yağma ve isyân iderler ise cezâları tertîb olunur. Habîr ü agâh olmaları mazmûnından gāfil idük deyü özr ü bâhânelerin dâfi‘ irsâl olunmak fermân olunmağın fermân-ı Şehriyârî üzere yazılup devletlü Sadr-ı âlî hazretlerinin sâbıkā kethüdâları olan Kaplan Ağa ile irsâl olmuş idi. Fermân-ı âlî üzere götürüp teslîm idüp a‘dânın ma‘lûmları oldukda Leh keferesinin üzerine bu Devlet-i Aliyye’nin Hotin seferinden gayri seferi vâki‘ olmaduğından gurûrları kemâlde olmağın yağma [45b] ve isyânları zâhir ve cânib-i Pâdişâhîye adem-i inkıyâdları bâhir olmağın mütevekkilen ale’llâhi te‘âlâ feth ü teshîr sebeb-i zâhiri olan meterisler ve kal‘a-kûb toplar vaz‘ olunacak mahaller fermân-ı sâhib-kırânî üzere görülmek ve bilâ-tevakkuf mübâşeret olunmak iktizâ itmeğin vakt-i asrda devletlü Sadr-ı âlî hazretleri ve sa‘âdetlü Kāimmakām Paşa hazretleri ve rif‘atlü yeniçeri ağası ve kul kethüdâsı ve topçıbaşı ve sağ ve sol kol alay beğleri süvâr olup Kamaniçe kal‘asının ve şehrinin başı şeklinde olan tabya kurbuna varup tahmîn-i evvel üzere meteris yerleri ve toplar vaz‘ olunacak mahalleri ve kollar olacak semtleri murâd üzere görülüp karar virildikten sonra müste‘înen-bi‘llâhi te‘âlâ pençşenbih gicesi dergâh-ı âlî yeniçerileri meterise girmeğe ve devletlü Sadr-ı âlî hazretleri tabyaya karşu ve sa‘âdetlü Kāimmakām Paşa hazretleri cânib-i yesârda ve Nedîm-i Şehriyârî Kamaniçe kal‘asının cânib-i şerîfinde olan püşte-i bâlâda birer kol olup bu minvâl üzere üç 50 koldan tabyanın muhâsarasına ve mübâşeret olunmasın müşâvere itdiklerinden sonra devletlü Sadr-ı âlî [46a] hazretlerinin kolunda dergâh-ı âlî yeniçerileri ağası ve kul kethüdâsı müstevfâ yeniçeriyân ile ve Rumeli’nin zu‘amâ ve erbâb-ı tîmârı ve sa‘âdetlü Kāimmakām Paşa hazretlerinin kolunda saksoncubaşı müstevfâ yeniçeriyân ve Sivas Beğlerbeğisi Mustafa Paşa eyâleti askeriyle ve Karaman eyâletinin askeri ve Adana Beğlerbeğisi Hüseyin Paşa ve Nedîm-i Şehriyârî sa‘âdetlü Mustafa Paşa hazretlerinin kolunda Anadolu Beğlerbeğisi Ali Paşa eyâleti askeriyle ve zağarcıbâşı müstevfa yeniçeriyân ile ve her kola ellişer kıt‘a balyemez top ta‘yîn olunup bu minvâl üzere mükâleme ve tertîbleri ihtitâm buldıkdan sonra her kola ta‘yîn olunan eyâlet askerlerinin alay beğileri ihzâr olunup sepetler içün çubuk âmâde itmelerine tenbîh ü te’kîd ve üzerlerine mu‘temed ağalardan ta‘yîn idüp bilâ-tevakkuf tedârik-i levâzımata ihtimâm olundu. Kal‘a-kûb toplar ise ordu-yı humâyûn kenârında olmağla vaz‘ olunacak mahalle karîb ihzârları muktezî olmağın zikr olunan Vüzerâ-yı izâm kapularından olan segbânân çeküp götürmeleri fermân olunmağın her kapudan müstevfâ segbânân ve üzerlerine mu‘temed ağalarından ta‘yîn olunmağla çeküp [46b] vakt-i işâdan sonra murâd olunan mahallere ulaşdırmağa ihtimâm üzere olduklarından tabya ve kal‘ada olan a‘dâ-yı liyâm etrâflarına meş‘aleler yakup ve topların çekilen semtine top ve şâhî ve misket ve el kunbarası ile azîm velvele idüp vakt-i sabâha değin asla ârâm itmediler. Bi-inâyeta’llâhi te‘âlâ topları çeküp getürenlere çokluk zarâr isâbet itmedi. Dergâh-ı âlî yeniçeriyânı dahi mu‘tâdları üzere kazma ve küreklerin kabz idüp vakt-i mu‘tâdlarında meterisleri olacak mahallere revâne ve hayır du‘â-yı tâc-dârî ile eşref-i sâ‘atde meterislerine mübâşeret eylediklerinde a‘dâ-yı hâsirîn henüz kendülerine afet isâbet itdüğin fehm olunmalarıyla toplar tarafına ve ordu-yı humâyûna top ve şâhî ve misket ve tüfeng atmakdan ferâgat idüp meterislere meşgūl olan yeniçeriyân üzerine bir mertebe ateş-endâzlık itdiler ki velvelesi ordu-yı humâyûnun nihâyetine irişüp yeniçeriyânın meterise girdiklerinin alâmeti olduğun herkes bilüp hazret-i Hakk şerr-i düşmândan emîn idüp mu‘în ve zahîrleri olmak du‘âsın itdiler. Bi-lutfihî te‘âlâ [47a] yeniçeriyân dahi meterislerine yerleşüp levâzımâtlarına ise ihtimâmda oldular. Sâir kılâ‘ muhâsaralarında yeniçeriyân ibtidâ meterise girdikde ziyâde neferât şehîd oldukları lâ-reybdir. El-hamdü’llâhi te‘âla bu def‘a ol mertebe şehîd ve zahm-dâr olmadıkları tahmîn bulmuşdur. Merdâne gayret idüp me’mûlden evvel meterise yerleşdiklerinden 51 sonra mehâbet-i İslâm’ı a‘dâ-yı bed-kâra izhâr ve ayân içün tüfeng-endâzlığa mübâşeret eylediler. Menzil: 76, Sahra-yı Kamaniçe, oturak Rebîülâhir, yevm-i pençşenbih: 24, ağustos: 8 Yevm-i mezbûrda dergâh-ı âlî yeniçerileri meterislerden a‘dâ-yı liyâm üzerine ale’s-seher bî-hisâb tüfengler atup dilîrâne ceng ü cidâle âgāz itdiler. Vüzerâ-yı izâm dahi meterisler kafâsında seherî çadır kurdırup ve meterislere mülâsık karar olunmak içün birer tabya binâsına mu‘temed ağaların ta‘yîn buyurmalarıyla ber-vech-i ta‘cîl itmâmlarına ihtimâm üzere oldular. Ve tabyaya ve meterislere lâzım olan kazma ve kürek ve torbalar ihzârına ve lâzım oldukça tevzîî dahi birer ağaların ta‘yîn [47b] buyurup bu levâzımât itmâm oldukdan sonra top sepetleri âmâde olmasına ihtimâm olunup ve topçıbaşı üç kola ta‘yîn olunan altışar kıt‘a balyemez toplar içün topçılar ta‘yîn idüp meterislerde vaz‘ olunacak yerleri âmâde itmeğe dahi mübâşeret olunup, inşâllâhu te‘âlâ yarın cum‘a günü, ki ıydü’l-müminindir, Vüzerâ-yı izâm tabyalarına dâhil ve topları dahi yerlü yerine vaz‘ idüp harb u kıtâle niyyet olunmuşdur. Cenâb-ı Hakk her halde mu‘în ü nâsır ola. Menzil: 77, Sahrâ-yı Kamaniçe, oturak Şehr-i rebîülâhir, yevm-i cum‘a: 25, ağustos: 9 Yevm-i mezbûrda Vüzerâ-yı izâm tabyaları itmâma karîb olmağın eşref-i sâ‘atde varup tabyalarında karar ve tüfeng-endâz ve tîr-endâz huddâm-ı Enderûn ve ağavât ve segbânânı etrâflarında âmâde idüp ceng ü cidâl ve harb u kıtâle âgāz olundu. Topların dahi ikişer dânesi ilerüce çekilüp yerlerine vaz‘ [48a] olunmağın a‘dâ-yı liyâm mütehassın oldukları tabyanın kullelerine ve toprak ile memlû olan sepetlerine ve top ve şâhîlerine ve a‘dâ-yı dîn ü devlet misket ve tüfeng atdıkları mahallerde vakt-i duhâya değin bir mertebe ra‘daşup toplar ile darb olundu ki a‘dâ-yı liyâm neye uğradıkların henüz anlamağa başladılar. Bu minvâl ve duhâ mürûr idince balyemez topların birer mikdârı ile darb olunup ve yeniçeriyân dahi meterislerin ilerüye sürüp ve top ve tüfeng atılmasın, içerüye mu‘temed âdem gönderiniz tüfenglerin atup Vüzerâ-yı izâm dahi tabyalarından hareket ve meterisleri devr idüp 52 yeniçeriyâna ve serdengeçdilere in‘âm ü ihsânlar itmeleriyle anlar dahi ziyâde cünbüş ve a‘dâ-yı bed-kâr üzerine dilîr-âne harb u kıtâl izhâr itdiklerinde kal‘ada olan baş kapudan sa‘âdetlü Kāimmakām hazretleri koluna iki kâfir gönderüp huzûruna geldiklerinde içerüde olan beğler geliş idüp devletlü Sadr-ı a‘zâm hazretlerine kâğıd gönderdiler. Sizin dahi iylükde bulunmanızı recâ eylediler deyü cevâb virmeleriyle bilâ-tevakkuf Sadr-ı âlî hazretlerine [48b] yolladılar. Kâğıdlarının mefhûmu “top ve tüfeng atılmasun,içerüye mu‘temed âdem gönderinüz söyleşelüm” ve lisânen dahi cevâbları bu yüzden olmağla devletlü Sadr-ı âlî hazretleri “bu Devlet-i Aliyye cenginde ârâm yokdur. Te‘hîr itdirmek murâdınız ise ceng bayrakların kaldırup beyaz bayrak nasb eyleyiniz ve illâ hemân ceng ü cidâldir” deyü cevâb virüp yollamış idi. Gelen kâfirler içerüye dâhil olduklarında a‘dâ-yı bed-nihâd ceng bayrakların kaldırmayup top ve kunbara ve misket ve tüfeng atmağa âgāz itmeleriyle asker-i İslâm dahi ceng ü harbe merdâne dikkat idüp ve âmâde olan toplar ile a‘dânın topları sepetlerin târ ü mâr idüp vakt-i asra karîb mahalle değin bir mertebe harb u kıtâl oldu ki ta‘bîr olunmaz. Ehl-i İslâm tarafından ceng ü cidâl ve hücûm-ı küllî ânen fe-ânen terakkîde olduğun a‘dâ-yı liyâm gördüklerinde ceng bayrakların kaldırup ve beyaz bayrak vaz‘ idüp ve tekrâr iki Lehlü kâfiri ile Türkî lisânından haberdâr bir Ermeni sa‘âdetlü [49a] Kāimmakām Paşa hazretlerinin koluna çıkup ve kal‘ada olan beğlerden kâğıd getürüp “beğler bu def‘a huzûrunuza kâğıd yazup iylüklerinde bulunmanızı niyâz eylediler” deyü cevâb virmeleriyle kâğıdın mührin bozmayup bilâ-tevakkuf kâğıdı ve gelen kâfirleri devletlü Sadr-ı âlî hazretlerine gönderüp kâğıdın mefhûmı Devlet-i Aliyye tarafından içerüye mu‘temed âdem irsâl olunmasın müş‘ir olmağla yeniçeriyân ocağından orta çavuş ve Sadr-ı âlî ağalarından Kara Kulak Ahmed Ağa ta‘yîn olunup kal‘ada olan küffâra “asla gayri cevâb yokdur kal‘ayı teslîm iderlerse kendülerine emân virilür ve illâ hemân cengdir, bîyhûde cevâblarına aslâ i‘tibâr olunmaz” deyü kat‘î cevâb virmeleriçün fermân buyurmalarıyla ol minvâl üzere içerüye varup cevâba me’mûr oldular ve haylî ârâmdan sonra çıkup geldiler. Cevâb her ne ise bildirüp ve tekrâr iktizâ iden cevâbı söylemek içün yine orta çavuş ve Ahmed Ağa ve baştercemân içerüye irsâl olundular. Bu aralıkda ise beyaz bayrak tabya üzerinde olup [49b] ve tarafeynden top ve tüfeng âvâzesi olmadığından meterislerde olan asker-i İslâm meterisler üzerine çıkup ve ordu-yı humâyûnda olanlar, ki ba‘zıları atlanıp vire oldu kal‘ayı, şehri 53 görelim deyü sür‘at üzere hareket ve meterislerden ilerü tabya ve şehrin hendekleri kenârına değin seğirdüp seyr ü temâşâ içün ol kadar atlu ve piyâde hendek kenârında cem‘ oldu ki a‘dâ-yı liyâm vehme düşüp şimdi heman üzerimize hücûm iderler mertebesine vardılar. Erbâb-ı seyr ü temâşâ bu halde ammâ a‘dâ-yı liyâmın hâlinden ve muhâsaranın iktizâsından haberdâr olan kâr-güzârân kal‘a ve şehrin seyrin inşâllâhu te‘âlâ ba‘de’l-feth ideriz bu seyircilerin seyrin dahi ideriz vakt-i fursatdır deyü top sepetlerin Sadr-ı âlî kolunda ve Kāimmakām-ı âlî-makām kolunda olan zu‘amâ ve erbâb-ı tîmâr gereği gibi yerlü yerine yerleşdirüp ve toprak ile murâd üzere tepe tepe doldurup ihtirâz ve ihtiyât ile görecekleri hizmetlerin bî-pervâ itmâm ve taşradan gelecek kazık ve çubuk her ne ise sür‘at üzere lâzım olan mahallere [50a] ihzâr olunup muhassal beş altı günde nice âdem telef ve zahm-dâr olmağla hâsıl olacak hizmetler bu aralıkda lutf-ı Hakk’la husûle geldi. Ağalar Devlet-i Aliyye tarafından içerüde mükâleme ve müzâkerede ammâ tabya ve kal‘ada ceng ü cidâle âmâde olan küffâr ehl-i İslâm’ın atlu ve piyâdesi etrâf olup cevelân eylediklerin gördüklerinden gayri serdengeçdi meterisleri ve kafâlarında olan yeniçeriyân meterisleri durmayup ilerüye yürümede oldukların ve top sepetleri vaz‘ olunup toprak ile doldukların ve henüz yerlerine gelmeyen balyemez topları ordu-yı humâyûn tarafından gürûh gürûh asker çeküp kollu koluna ulaşdırmağa azîm ihtimâmda oldukların a‘dâ-yı hâsirîn gördüklerinde zâhiren Devlet-i Aliyye tarafından sâdır olan fermân murâd-ı sakîmlerine muvâfık olmaduğından gayri taşrada ehl-i İslâm’ın bu yüzden ihtimâm ve dikkatlerin müşâhede itdiklerinde orta çavuşu ve Kara Kulak Ahmed Ağa’yı ve baştercemânı sür‘at üzere yollayup ve ceng ü cidâl vaz‘iyet itmeleriyle Ahmed Ağa dahi taşra çıkup [50b] hendek başında ve sahrâda top ve tüfeng menzili olan mahalde asker-i İslâm’a ve meterislerden çıkup toplar önünde seyr ü temâşâda olan piyâde ve süvârîye, “savulun” deyü işâret itmekle ba‘zılar işârete amel idüp bilâ-tevakkuf savuldular, ba‘zılar ise yârânı ile gâh kal‘a ve şehre nazar idüp ve gâh musâhabete meşgūl olup böyle mahalde isâbet idecek gāileden gāfil olmağın savulmağa şitâb itmeyüp meydânda dolaşup durdular. Ahmed Ağa dahi mâbeynlerinden ayrılup devletlü Sadr-ı âlî hazretlerine karîb varduğı gibi a‘dâ-yı liyâm bir ağızdan topların ve şâhîlerin ve misket ve tüfenglerin meydânda olan ehl-i İslâm ve meterisler üzerine boşaldup bi’l-bedâhe bir velvele-i azîme kopardılar ki meterislere değil ordu-yı humâyûnun nihâyetine ulaşdı. 54 Meterisler üzerinde olan asker her ne hâl ise derhâl meterise girdiler. Ammâ atlu ve piyâde sahrâda olanlar at boynına düşüp kimi ordu-yı humâyûna doğru ve kimi meterisler kurbuna geldiği gibi atını bıragup meterisler içine düşüp [51a] ve süvâri olanlar sahrâdan ordu-yı humâyûna değin dizgin çeküp reftâr itmeleriyle ehl-i İslâm’a lâhık olan âr ve gayret bu vak‘ada zahm-dâr olan birkaç âdemin acısın unutdırup cân u gönülden a‘dâ-yı bed-kâr üzerine topları boşaltup ve mâbeyne aslâ fâsıla virmeyüp vakt-i magribe değin a‘dâ-yı hâsirîn üzerine ol kadar tüfengler atdılar ki, bir yerden baş göstermeğe kādir olamadılar. A‘dâ-yı dînin bu yüzden bir günde iki def‘a taşraya âdem gönderüp ve beyâz bayrak nasb itmişken der-akab ehl-i İslâm üzerine bu yüzden fesâd ü şekāvet eyledüği mûcib-i keder olup inâyet-i Kādir-i mutlak ile cezâları tertîb olunmak içün âmâde olan mühimmât-ı harb u kıtâl bir sâ‘at evvel müheyyâ olmasına gayret-i din ü devlet iktizâsıyla mûcib-i ihtimâm olmağın her kola vaz‘ olunacak ellişer kıt‘a balyemez toplar yerlü yerine vaz‘ olunmağa vakt-i magribde mübâşeret olunup her kolun erbâb-ı tîmârı bezl-i kudret üzere oldular. Sadr-ı âlî kolunda olan Rumeli’nin [51b] erbâb-ı tîmârı topların mahalline yaklaşdırup sa‘âdetlü Kāimmakām Paşa koluna ta‘yîn olunan Sivas ve Karaman eyâletlerinin zu‘amâ ve erbâb-ı tîmârı murâd üzere topları irişdirmekte nev‘ân âdem-i iktidârları sa‘âdetlü Kāimmakām Paşa hazretlerinin ma‘lûm-ı şerîfleri olmağın Sivas ve Karaman eyâletleri askerine i‘ânet içün ta‘yîn olunan Bosna askerine dahi i‘tibâr itmeyüp cümle ağavât ve levendâtın ta‘yîn idüp ve kendüler ol havâlîden cüdâ olmayup vakt-i magribden vakt-i temcîde değin ikdâm ü ihtimâm idüp bî-avnihî te‘âlâ evvel gelen iki kıt‘a topdan gayri dört kıt‘a balyemez top murâd üzere tabyanın metîn ü müstahkem müdevver kullesi ki üzeri sepetler ile dolu ve a‘dâ-yı liyâmın cengâver Nemçe kâfirleri ile memlû idi. Ol kulle-i azîmeye karşu vaz‘ olup bârût ve gülle ve levâzımât-ı sâire her ne ise bi’t-temâm ihzâr ve âmâde kılındı. Sivas ve Karaman eyâletlerinin askeri topları murâd üzere çeküp getürmekde âhar asker imdâdına muhtâc oldukları Rumeli askerine [52a] kıyâsen tenâkusları vehm ü hirâslarına haml olunmaz. Balyemez topları bir mertebede idiler ki, iki eyâlet askeri değil dört eyâlet askeri çeküp getürmeğe kādir olamadıklarından gayri oldukları mahalden vaz‘ olunan mahal ba‘îd olup ve mâbeynde şîb ü firâz birkaç vâdi olup ehl-i vukūfun takrîrinden gayri bu hakîr muhâsara ve fethinde bulunduğum husûnda bu mertebe kavî balyemez toplar ol mikdâr asker ile üç dört günde ancak ulaşdığın 55 müşâhede eylemişdim. Bunlardan gayri tabyanın ol müdevver kullesinde toplar ve şâhîler husûsâ misket-endâz olan Nemçe kâfirlerinin dernek yeri olmağla toplar çekildüği vakt-i işâdan beş altı sâ‘at mikdârı mahalde ol semtlere bir mertebe ateş-efşân oldular ki, birkaç def‘a top gülleleri top çeken ehl-i İslâm arasına uğrayup bir kaçın kolun, budun götürüp elden bırakmışlar iken sabâha kalursa bir vechile ol havâlîden koparmak ve kal‘adan atılan toplardan meydan ortasında kalan toplar zahm-dâr olmamak muhâldir deyü sa‘âdetlü kāim [52b] Kāimmakām Paşa hazretleri dâmen-i der-miyân eyâlet askerlerine ve kendi ağavât ve levendâtına ikdâm ve himmetleri mertebe-i kemâlde olduğundan huddâm-ı Enderûnî dahi sarılup ol gice mahall-i murâda vusûlleri muhâl iken bi-lutfihî te‘âlâ vusûlleri sa‘y-ı âlîlerinin semeresi olduğu nümâ-yân olmağın du‘â-yı hayr-ı ferâvâne mazhâr olmuşdır. Sâir kolların dahi balyemez topları murâd üzere yerlü yerine vaz‘ olundu. Muhâsara olunan kılâ‘ın darbına vaz‘ olunacak toplar yerlü yerine vâsıl ve a‘dâ-yı dînin topları âtıl ve karar-gâhlar târ u mâr olmadıkça meterisde olan asker-i İslâm’a ve ordu-yı humâyûnda top irişür mahalde bulunan çadırlar sâhibine ve sahrâda kârına meşgūl olanlara râhat kalmaduğı mukarrerdir. Elhamdü’llâhi te‘âlâ toplar himmet-i Vüzerâ-yı asaf re’y ile yerlü yerine vaz‘ olundukdan sonra meterislerde olan ehl-i İslâm’a mürûr hâsıl olup a‘dâ-yı dîn top ve misket ve tüfeng atdıkça yarın inşâllâhu te‘âlâ bir hoş toplarımız güllelerin mîzâna koyup metâ‘ımız bahâsı takdîr olunur deyü [53a] a‘dâ-yı liyâma merdâne ve dilîr-âne tüfengler atup izhâr-ı gayret İslâmiyye’de aslâ kusûr itmediler. A‘dâ-yı liyâm ise toplar çeküp yaklaşduğından ve meterisler ayak ayak ilerüye vardığından vehm-i azîme düşüp vakt-i şâmda ol kadar el kunbarası atdılar ki tahrîri muhâldir. Menzil: 78, Sahra-yı Kamaniçe, oturak Şehr-i rebîülâhir, yevm-i şenbih: 26, ağustos: 10 Yevm-i mezbûrda sa‘âdetlü Kāimmakām Paşa kolunda âmâde olan altı kıt‘a balyemez toplar âmâde olup ve mu‘tâd üzere kurbânlar zebh olunup topcıyânın du‘âları ahşam buldıkda karşularında olan tabyanın kulle-i azîmi üzerinde olan sepetler ardında ve kârgîr karakolhâne kafâsında olan a‘dâ-yı bed-kâr vakt-i şâmda toplar kendülerine karşu vaz‘ olunduğundan haberi olmalarıyla ba‘zısı misket ve 56 tüfeng atup sâirleri âlemlerinde karar üzereler iken bir fitilden altı kıt‘a balyemez topa ateş virildikde Allah ekber bir yerden küffâr mütehassın oldukları mahalle bir mertebe sadâlar ile gülleler uğradı ki a‘dâ-yı bed-kâra kıyâmetten nişân verir bir hâlet vâki‘ olup vakt-i [53b] fecrden vakt-i duhâya değin bir dürlü vaz‘ ve hareketleri zâhir olmaduğı a‘dâ-yi hâsirin ekserî mürd ve helâk olduklarına dall olmuşdur. Der-akab tepe doldurup müte‘âkiben kal‘a ve karakolhâne ve sepetler darb olunmağla sa‘âdetlü Kāimmakām Paşa kolunda olan meterislerde husûsa kendüler karar buyurdukları tabya etrâfında bir ferd baş göstermeğe a‘dânın top ve şâhîleri ârâm virmez iken lütf-i Hâkk’la birkaç top ve şâhîleri battâl olup herkes murâd üzere harekete ve a‘dâ-yı liyâma tüfeng ve tîr atmağa evvelkinden birkaç tabaka ziyâde cür’et eyledi. Maksud-ı küllî olan ise meterisler tabya hendekine ulaşmak olmağın sa‘âdetlü Kāimmakām Paşa hazretlerinin koluna ta‘yîn olunan saksuncıbâşı Ahmed Ağa’yı yevm-i mezbûrda birkaç def‘a huzûruna çağırup meterislerin yürümesine ihtimâm-ı küllî buyurduklarından gayri kendüler meterisleri dolaşup yeniçeriyân ve serdengeçdilere in‘âm ü ihsânlar idüp ve harb u kıtâlde mecrûh olanlara ve tüfengleri hurd olanlara ihsânlar idüp bir mertebe ilerüye yürümeğe yeniçeriyân [54a] gayret ve himmet itdiler ki iki üç günde ancak varılur deyü tahmîn olunan mahallere fecrden vakt-i asrda dâhil oldular. Bu minvâl üzere devletlü Sadr-ı âlî hazretlerinin kolundan karşusına müsâdif olan tabyanın metîn ve müstahkem kullesi üzerine olan top ve şâhîlere ve a‘dâ-yı bed-kâr mütehassın oldukları sepetlere balyemez toplar urılup ve meterislerde olan yeniçeriyân ve serdengeçdiler ve segbânân a‘dâ-yı liyâma göz açdırmayup kıtâl-i azîm ve top ve şâhîlerinin nicesin battâl itmeleriyle melâ‘în dahi bir an durmayup ceng ü cidâlden hâlî olmadılar. Nedîm-i Şehriyârî kolı ise püşte-i bâlâda vâki‘ olup kendüler ile hasmâne ceng ü cidâle cümleden ziyâde âgāz iden asıl Kamaniçe kal‘asının tabyaya muttasıl şeklinde olan kulle-i azîmeye tahassun iden a‘dâ-yı bed-kâr olup kal‘aya manend kulle metîn ve müstahkem olup üzerinde topları ve şâhîleri vâfir olduğundan dört tarafa toplar ve şâhîler atup ve tahassun iden a‘dâ-yı bed-kâr dahi misket ve tüfengler atup kıtâl-i azîm itmeleriyle Nedîm-i Şehriyârî kolunda olan balyemez topları ol kulle-i azîmeye [54b] havâle idüp bir mertebe darb ve harb olunduğu kullenin ortası târ u mâr ve tahassun iden a‘dâ-yı liyâm serâsime ve bî-karar olmağa yüz tutdu. Bu minvâl üzere üç koldan a‘dâ-yı bed-kâra azîm rahneler virilmeğe ihtimâm olmağın ehl-i vukūf olanlar inşâllâh u te‘âlâ akreb-i 57 evânda guzât-ı İslâm’ın tığ-ı hun-feşânları gerdân-ı a‘dâyı kat‘ itmeğe dest-res bulurlar deyü Vüzerâ-yı asaf-ârânın himmet âlîlerine ve uğûr-ı humâyûn-ı Pâdişâhîde olan gayret ve himmetlerine cân u dilden hezâr tahsîn ile hayr du‘â eylediler. Bu minvâl üzere üç koldan harb u kıtâl mütemâdî olmakda ve meterisler ayak ayak ilerüye yürümekde a‘dâ-yı liyâm tarafından ise meterise girilden beri ehl-i İslâm’ın üzerine kunbara atmadığından kunbaraları var ise de frenk-i bed-renk kadar mahâretleri yokdur deyü ehl-i İslâm ol gāileden bir mikdâr âzâde olmalarıyla sefer-i humâyûna ihzâr olunan altmışar vakıyye ve otuz vakıyye kunbara havanların kunbaracılar kollara ihzâr idüp henüz atmağa mübâşeret etmemişler idi. [55a] Vakt-i işâda a‘dâ-yı liyâm tarafından birbiri ardınca iki kıt‘a kunbara atılup meterisler üzerinden bir mertebe velvele ve mehîb sadâ ile mürûr eylediler ki Kandiye kal‘asının gāyet müntehâ kunbaraları mânendi olduğun ehl-i vukūf olanlar takrîr eylediler. Meterislerde olan ehl-i İslâm kunbaralar zuhûrundan ihtirâzen mu‘tâd üzere ve ardacılar ta‘yîn idüp tabya ve kal‘a tarafından ictinâb üzere oldular. Ehl-i İslâm tarafında olan kunbaracılar dahi hâzır u âmâde oldukları halde bu ahvâl zuhûr itdüği gibi âmâde olan kunbaraların tabya ve kal‘a üzerine atup a‘dâ-yı bed-kâra dürlü dürlü rahneler virüp ve lakin bu mertebe ile a‘dâ-yı dîne izhâr her şey kābildir deyü kunbaracıbaşı ve sâir ehl-i vukūf olanlar Nedîm-i Şehriyârî kolunda olan kunbaralar olduğu püşte-i bâlâya varup ol kolda olan altmışar vakıyye kunbaraları tedbîrleri üzere doldurup ve küffârın kunbara atdıkları mahalli temâm mertebe mîzâna aldıklarından sonra üç kıt‘a kunbaraya birbiri ardınca [55b] ateş virüp vakt-i şâmda revnakları garîb olmağın ayânen üç kıt‘a kunbara râst a‘dâ-yı dînin kunbara gülleleri olduğu mahzene isâbet itmeğin atılan kunbaralar gülleleri çatlayup acayib ve garîb velvele ve sadâları zâhir oldukdan sonra a‘dânın güllelerine ateş isâ[p] itmeğin cümlesi bir yerden çatlayup bir mertebe velvele ve sadâ peydâ oldu ki, tabya ve kal‘a ve şehr bi’l-külliye havaya münkalib olup nâ-bûd ve nâ-peydâ olmak mertebeleri zâhir olmağın ehl-i İslâm dahi Allah Allah sadâsın kubbe-i nüh-tâka yetişdirüp bir yerden tüfenglerin boşatup ve der-akab üç koldan müheyyâ olan balyemez toplara ateş virilüp a‘dâ-yı hâsîrine kıyâmetten nişân virir bir gayret gösterdiler. A‘dâ-yı dîn ve devlet bu vaz‘-ı kıyâmet eseri gördüklerinde mürd ve mecrûh olan bî-hisâb olmağın üç sâ‘at mikdârı zamân mürûr idüp sayt ve sadâlarından eser zâhir olmayup vâveylâ-yı kilâb ile semtleri mâl-â-mâl idi. 58 Kunbaraların vücûdı ma‘dûm olduğuna fî-mâba‘d o ma‘kūle [56a] kunbaralar atılmaduğuna delîl vaz‘ olmuşdur. Bi lutfi’llâhi te‘âla yevm-i mezbûrda a‘dâ-yı hâsirine üç koldan hucûm-ı azîm olup göz açdırılmamağla devletlü Sadr-ı âlî hazretlerinin ve sa‘âdetlü Kāimmakām Paşa hazretlerinin kollarında olan serdengeçdilerin meterisleri hendek başına dayanup yeniçeriyân meterisleri dahi varmağa dikkat ve ihtimâm olundu. Ve sa‘âdetlü Kāimmakām Paşa hazretlerinin kapusında olan haçı ki Paşa-zâde ahz eyledüği Lehlü esîrin huzûrlarına ihzâr idüp sûal olundukda Leh kıralı tarafından gönderilen küçük elçisinin âdemi olup mezbûr elçi Bahuvice kal‘asına dâhil olup asker havfından çıkup gelmeğe ihtirâz idüp Devlet tarafından âdem irsâl olunmasın ricâ eyledüğin bildirmekle devletlü Sadr-ı âlî hazretlerine irsâl eylediler. Menzil: 79, Sahra-yı Kamaniçe, oturak Şehr-i rebîülâhir, yevm-i yekşenbih: 27, ağustos: 11 Yevm-i mezbûrda mu‘tâddan ziyâde üç koldan a‘dâ-yı liyâm üzerine ra‘dâşup toplar ve kunbaralar ve meterislerden bî-hisâb tüfengler atılup bir mertebe [56b] a‘dâ-yı liyâm üzerine hücûm olmuşdur ki, beyânı muhâldir. A‘dâ-yı liyâm ise gâh kal‘aya ve gâh şehre seyirdişüp tabya üzerine arabalar ile âlât-ı ceng ü cidâl ihzâr idüp ehl-i İslâm üzerine dürlü dürlü ateş-bâzlıklar izhâr eylediler hatta sa‘âdetlü Kāimmakām Paşa kolunun karşusında olan müdevver kulle-i azîme üzerinde a‘dâ-yı dînin cemi‘yyet-i menhûsları küllî olduğundan bî-kıyâs misket ve tüfeng atdıklarına kanâ‘at eyleyüp onbeş yirmi nâmlı bir tahta üzerine düzülmüş otuz ve kırk dirhem dâne atar bir kaçın ol kulle üzerinde olan sepetleri ardına ihzâr idüp ehl-i İslâm ol şeyden haberdâr değiller iken bir fitilden ateş virmeleriyle dâneleri katarât-ı bârân gibi meterisler üzerine ve Kāimmakām Paşa tabyası üzerine nâzil olup yeniçeriyândan ve tevâbi‘âtdan bir mikdârı rütbe-i şehâdete vâsıl ve zahm-dâr olmalarıyla melâ‘înin ol havâliden bu vechle olan fesâdları def‘ olmak ziyâde muktezâ olmağın sa‘âdetlü Kāimmakām Paşa hazretleri koluna ta‘yîn olunan kunbaracılar halîfesi Tırhala [57a] sancağının erbâb-ı tîmârından Ahmed sipâhiyi huzûr-ı şerîfine çağırup a‘dâ-yı dînin ol gün icâd itdikleri fesâdın vâdîsin gösterüp kunbaraları rast ol mahalle düşürmesine tenbîh buyurmağla Ahmed sipâhi dahi 59 rüfekāsı ile altmışar ve otuzar vakıyye kunbaraları müheyyâ itdikden sonra nâzil olacak mahalle nazar olunmak içün âgâh idüp sa‘âdetlü Kāimmakām Paşa hazretleri bi-nefsihi ve sâir mevcûd bulunan bu abd-ı hakîr hâzır olup intizâr üzere iken Ahmed sipâhi dahi izhâr-ı hüner içün kemâl basîret ile mîzâne olup ve fitilden ateş virüp kunbara güllesi gice vaktinde gitdiği gibi rûz-ı rûşende zâhir olmayup ukāb şeklinde tayerân ve çoklık sayt ve sadâsı olmayup velvelesi çatlamasına mevfûk olmağın atılan kunbara gülleleri rast a‘dâ-yı liyâmın ortalarına nâzil olup savuşmağa iktidârları olmamağla bî-hoş yerlü yerinde iken kunbaralar çatlayup a‘dânın ba‘zısın havaya atup ve nicelerin pâre pâre idüp a‘dâ-yı dîne ol havâlide bir ukūbet-i azîm isâbet eyledi ki dört sâ‘at [57b] mikdârı zemân mürûr idüp a‘dâ-yı dînden bir dürlü vaz‘ ve hareket sâdır olmadı. Ahmed sipâhinin murâd üzere hüneri zâhir olmağın başından kalpağın eline alup ve sa‘âdetlü Kāimmakām Paşa hazretlerine baş açık gelüp yüz sürdüğünde hemânvar kalpağı ihsân-ı nükūdu ile mâl-â-mâl kılındı. Vâkı‘ada kunbaranın atılması vakt-i şâma münhasır olup tabya muhâsara-i evâilden gündüz atılmaduğından a‘dâ-yı bed-kâr kunbaradan gündüzde emîn idiler inâyet-i Bârî ile melâ‘îne bu yüzden hareket isâbet idüp ekserî mürd ve helâk olmağla sâir kollarda olan melâ‘îne dahi perîşânlık el virüp harb u kıtâle olan cesâretleri tenezzüle vardı. Menzil: 80, Sahra-yı Kamaniçe, oturak Şehr-i rebîülâhir, yevm-i düşenbih: 28, ağustos: 12 Yevm-i mezbûrda ehl-i İslâm merdâne ve dilîrâne ceng ü cidâle âgāz idüp a‘dâ-yı dînin tabya üzerinde olan top ve şâhîlerin battâl itmek içün balyemez toplara aslâ aralık virmeyüp tabyayı [58a] a‘dâ-yı dînin başlarına zindân itdiler ve sa‘âdetlü Kāimmakām Paşa hazretlerinin kolunda olan topların ikisi bir mikdâr ilerüce vaz‘ olunmak muktezâ olmağın leyle-i mezbûrede aşağı çekilüp a‘dâ-yı dînin sultat odaları olduğu mahalle havâle olunmuşlar idi. A‘dânın ol mahalle toplar vaz‘ olunduğundan haberleri yoğiken ceng ü cidâl idüp ol semtde karar iden Nemçe keferesine ale’s-sabâh ol toplar atıldıkda önlerinde olan hurde semtleri gülleler târ u mâr idüp Nemçe keferesinin ortasına uğradıkda nicesin mürd ü helâk idüp şaykaları zâğ-ı siyâh gibi havâya perrân oldu. Devletlü Sadr-ı âlî hazretlerinin kolundan hod 60 a‘dâ-yı dîne bir mertebe hücûm ve kıtâl izhâr olunduğu melâ‘în ne yüzden ceng ü cidâle âgāz ideceklerin bilemeyüp atdıkları top ve şâhî ve misket ve tüfengleri havâdan gelmeğe başladı. Sa‘âdetlü Kāimmakām Paşa kolunda olan keferenin ekseri Nemçe olmağla bir def‘a kunbaralardan ve def‘a-i sâniyede bi’l-bedâhe isâbet iden toplardan ekseri mürd olmağla Lehlü ve Rus keferesi [58b] baş gösterdiler. Ve lakin bunların kal‘a cengi Nemçe keferesine müşâbih olmayup Rus keferesinin cengi ihzârı olmağın pes-i perdeden tüfeng ve misket atmağa meşgūl oldular. Lehlü keferesi ise Rus keferesine şekil ve kisvede benzemediklerinden gayri kendülerin göstermek ve Rus tâifesine aslâ i‘tibâr eylemeyüp onlara gālibâne mu‘âmele itmek de’b-i batılları olmağın ehl-i İslâm’ın murâdları üzere eblehâne hareket ve tîr ve tüfeng atmağa kendülerin sepetlerden izhâra mübâşeret eyledikleri meterislerde olan serdengeçdi ve yeniçeriyân ve tevâbi‘âta ayân oldukda, henüz murâdımız üzere a‘dâya müsâdif olduk meterislerde olanlar bir başdan bir başa varınca haberleşüp ve cümle tüfenglerin doldurup ve ol havâlîde olan topları dahi âmâde itdirüp a‘dâ-yı liyâma hâb-ı harpûş şeklinde müsâmaha gösterdiklerinde Lehlü keferesi ehl-i İslâm tarafından sükûn gördüklerinde “bizim cengimiz Nemçe’ye benzemez. Türk’lerin gözü sindi tüfeng atamaz oldular” deyü dahi ziyâde kendülerin izhâr ve Rus keferesin cengden [59a] el çekdirüp toplardan târ ü mâr olan topları sepetlerin tebdîle ve müceddeden sepetler vaz‘ına bî-vehm ü bîm mübâşeret itdiler. Rus keferesi hem ihtirâzda ve hem sepetleri birleşdirüp doldurmakda Lehlü keferesi önlerinde durup ol kada[r] tüfeng ve tîr ve misket atup velvele kopardılar ki sâir kollarda olanlar “bu ne hâldir” deyü haber almak gāilesine düşdüler. Bu esnâda devletlü Kāimmakām Paşa hazretleri dahi mu‘tâdları üzere meterisleri dolaşmağa tabyalarından hareket eyledikde a‘dâ-yı dînin evvelkiden ziyâde hareketleri olmağla tedârüklerin görmek ihtimâm buyurdukda asker-i İslâm’ın a‘dâ-yı dîne ol vechile niyyetleri ve hâzır u âmâde olduklarından mahzûz idüp ihsân-ı küllî ile hâtır-nevâzlık idüp ve topçılara dahi ihsânlar eyledi ol esnâda ehl-i İslâm’ın sükûnları a‘dâ-yı liyâmın çâh-ı helâka düşmelerine vesîle-i azîme olmağın Lehlü keferesi vehm ü hirâsdan ârî olup murâd üzere meydânda ceng ü cidâl üzereler iken Allahu ekber bir yerden cümle tüfengleri ve topları boşaldup a‘dâ-yı liyâma kıyâmetten [59b] nişân virir bir gün gösterdiler. Bu minvâl üzere birbiri ardınca ol havâlîye ol kadar top ve tüfeng atdılar ki melâ‘în-i dûzah-karîn vakt-i asra karîb mahalle değin baş göstermeğe kādir olamadılar. Yevm-i 61 mezbûrda devletlü Sadr-ı âlî hazretleri ve Nedîm-i Şehriyârî sa‘âdetlü Kāimmakām Paşa hazretlerinin koluna uğrayup meterislerden dolaşup seyr eylediklerinden sonra süvâr olup Kamaniçe kal‘asının ve şehrinin cevânib-i erba‘asın hem-inân gözden geçirüp avdet itdiklerinde devletlü Sadr-ı âlî hazretleri sa‘âdetlü Kāimmakām Paşa hazretlerinin tabyasında bir mikdâr ârâm idüp karargâhına revâne oldular. Menzil: 81, Sahrâ-yı Kamaniçe, oturak Şehr-i rebîülâhir, yevm-i seşenbih: 29, ağustos: 13 Yevm-i mezbûrda vükelâ-yı devletin ikdâm ve ihtimâmları kemâlde olmağın tevfikāt-ı ilâhî ile leyle-i mezbûrede meterisler hendek başına ulaşup erbâb-ı meteris ilerüye yürümekten ve meteris almak kaydından emîn olduklarında a‘dâ-yı liyâma bir mertebe dilîrâne harb u kıtâle âgāz itdiler ki [60a] evvel olan bu günün cengi yanında hiçden hiç idi. Meterisler hendek başına ulaşmağla Vüzerâ-yı izâm dahi kendüler içün hendeğe muttasıl tabya binâsına mu‘temed ağaların ta‘yîn idüp ahşâmdan sabâha değin dikkat ü ihtimâm itmeleriyle temâm olmağın yukaruda olan tabyalarından kalkup hendek başında olan tabyalarında karar ve huddâm-ı Enderûn ve ağavât ve levendât yemîn ü yesârda ve kafâda ârâm itdirilüp harb u kıtâle birkaç tabaka ziyâde ihtimâm itdiler. A‘dâ-yı liyâm ise meterislerin hendek başına ulaşdığın gördüklerinden cân başlarına sıçrayup toplar darbından târ u mâr olan sepetlerin gice ile doldurmağa ziyâde dikkat idüp ol kadar harb u kıtâle ikdâm itdiler ki cengleri nefîr-i âmm şeklin gösterdi. Elhamdülilâhî te‘âlâ yevm-i mezbûrda mehâbetlü ve azametlü Pâdişâh-ı İslâm hazretlerinin teveccüh-i humâyûnları semeresiyle yirmi günde meterisler hendek başına ulaşur ise temâm mertebe adîmü’n-nazîr gayret ve himmet olur deyü ehl-i vukūf tahmîn ve tasavvur iderlerken beşinci günde murâd üzere meterisler hendek başına ulaşdığı müşâhede olundukça Cenâb-ı Hâkk’a hamd-i ferâvân [60b] olmuşdur. Vüzerâ-yı izâm hazarâtının müntehâ-yı maksûdları meterislerin hendek başına ulaşması olduğundan ol mahalle değin asker-i İslâm-ı ceng ü cidâle çokluk tergīb eylemeyüp bir ayak meterislerden ilerüde bulunmağa ihtimâm buyururlardı. Devlet-i pâdişâhide ol merâm husûl buldukda asker-i İslâm’ı ceng ü cidâle tergīb idüp ve ihsân ü keremlerin bezl itdiler. Harb u kıtâlde mecrûh ve zahm-dâr olanlar huzûr-ı humâyûna vardıklarında mehâbetlü ve şevketlü Pâdişâh-ı 62 İslâm hazretleri herkesin zahmına göre kırkar ellişer altun ihsân idüp tîmârlarıyla haraçlar ihtimâm itmek içün fermân-ı hümûyûnları sâdır olup kullarına merâhim-i âlîleri meyân-ı asker-i İslâm’da velvele-endâz-ı beşâret olmağın şevketlü Pâdişâh-ı rûy-i zemîn hazretlerinin devâm-ı ömr ü devlet ve kıyâm-ı fer ve şevketleri da‘avâtın edâ ile a‘dâ-yı hâsirîn üzerine bir mertebe hücûm ve kıtâl eylediler ki velvelesi âsumâna peyveste oldu. Meterisler hendek başına ulaşdıkdan sonra kubûra mübâşeret olunmak muktezâ olmağın devletlü Sadr-ı âlî- kadr hazretlerinin kolundan ve [61a] ve sa‘âdetlü Kāimmakām Paşa hazretlerinin kolundan birer kubûr olmasın istisvâb itmeleriyle yevm-i mezbûrda kubûr olacak semtler nişânlanup ve kubûra lâzım olan keraste ve yük memlû çuval ve torbalar ve sepetler ihzârına Vüzerâ-yı izâm tarafından mu‘temed ağalar ta‘yîn olunup dâmen der-miyân ikdâm ü ihtimâm üzere oldular. Yevm-i mezbûrda vakt-i asrda bi-emri’llâhi te‘âlâ bârân-ı azîm vâki‘ olmağın meterislerde olan asker-i İslâm’a ıztırâb-ı küllî hâsıl olmağla inâyet-i Bârî recâsıyla herkes dergâh-ı Vâhibü’l-merâm kıbeline nâliş ü niyâz itmeğin hazret-i Hudâvend-i lâ-yezâl taş yasdanup toprak döşenen kullarına inâyet nazarın idüp nısfü’l-leylde havâ küşâde ve latîf olup Hazret-i Hâkk’a hamd-i ferâvân olmuşdur. Menzil: 82, Sahrâ-yı Kamaniçe, oturak Şehr-i rebîülâhir, yevm-i çahârşenbih: 30, ağustos: 14 Yevm-i mezbûrda dahi yevm-i evvel üzere a‘dâ-yı dîn üzerine üç koldan hücûm olunup vakt-i seherden vakt-i zuhra değin a‘dâ-yı liyâm hendek [61b] başında olan meterisler erbâbı ile bir mertebe harb u kıtâl ve ceng ü cidâl eylediler ki, velvelesi ordu-yı humâyûna ulaşdı. Devletlü Sadr-ı âlî hazretlerinin kolundan mübâşeret olunan kubûra Rumeli’nin kâr-güzârları dâmen der-miyân ikdâm ü ihtimâmda Nedîm-i Şehriyârî kolu ise püşte-i bâlâda olup önünde olan amîk nehr-i yâbisden mürûr ve tabya hendekine meteris olmak ve kubûr olmak mümkin olmaduğından ol kolun ceng ü cidâli muttasıl kal‘ada husûsâ kulle-i azîmeye ve mütehassın olan a‘dâ-yı liyâma münhasır olmağın kubûra mübâşeret olunmayup sa‘âdetlü Kāimmakām Paşa hazretlerinin kolundan mübâşeret olunmak muktezâ olmağın, kolunda olan meterisler hendek başında nihâyet bulduğu mahalde bir mürtefi‘ mahall vâki‘ olup ol mahalli yarup ve hendek içine inmek içün kapu açılmasına mübâşeret olunmuşdu. 63 İhtimâm-ı küllî ile hendek divârına el irişdikde kapu açılacak mahallin iki tarafına toprak memlû torbalar ile tabya şeklinde tabyalar ve mazgāllar devrinlüp karşularında olan müdevver kullede müheyyâ olan a‘dâ-yı bed-kâr hendek [62a] içine kapu açıldıkda a‘dâ-yı liyâm haber-dâr olmamak içün tarafeynde âmâde olan tabyalara yeniçeriyân ve sa‘âdetlü Kāimmakām Paşa hazretlerinin ağavât ve tevâbi‘âtı ve huddâm-ı Enderûnî tüfeng ve tîr ile müheyyâ olup karşularında olan a‘dâ-yı bed-kârı kubûr kapusunda haberdâr itmemek bir mertebe ceng ü cidâle ihtimâm eylediler ki a‘dâ-yı liyâm ceng ü cidâlden el çekmek mertebesine vardı. Bu esnâda kubûr kapusın açmağa me’mûr olanlar hendek divârın delüp açılan kapu murâd üzere zemîne beraber müsâdif olmağın serdengeçdi ağasına fermân olunduğu üzere bilâ-tevakkuf hendek içine inüp kapuda hâzır olan yük memlû çuvalların bir ikisin önüne siper idüp ve iki tarafına hurde sepetler ve toprak memlû torbalar dizüp bir kadem ilerüye varmağa ve kafâsından rüfekāsı mühimmât yetişdirmeğe cân u başla ihtimâm idüp mukābelesinde olan a‘dâ-yı hâsirîne meterisler üzerinde olan tabyalarda âmâde olan cünûd-ı muvahhidîn göz açdırmayup hendeke bakdırmamağla kubûr kapusu açılduğundan ve kubûr mübâşeretinden [62b] haberdâr değiller iken cânib-i yesârlarında olan kulle üzerinde mütehassın olan a‘dâ-yı dîn asker-i İslâm hendeke kapu açup ve kubûra mübâşeret eyledüklerin gördüklerinde ol müdevver kulle üzerine cümlesi gelüp ve gāfil olan a‘dâ-yı haberdâr eyledüklerinde bir yerden ayağa kalkup ol kadar ceng ü harbe âgāz itdiler ki, ol ana gelince misli sebkat itmemiş idi. Tabyalarda olan ehl-i İslâm dahi merdâne ve dilîrâne ceng ü harbe âgāz idüp tüfeng ve tîr cenginden gayri kuvvet-i bâzû ile âşikâre el kıyâsı cengine ahenk eylediler. Ol esnâda sa‘âdetlü Kāimmakām Paşa hazretleri ol mahalde bulunup âteş-i harb u kıtâle bu yüzden işti‘âl bulduğın gördükde cüdâ olmayup bî-aded tîr ve kemân ihzâr ve erbâbı olanlara tevzî‘ ve harb ü kıtâle tergīb ve mecrûh olanlara ziyâde ihsânlar ve cümle tevâbi‘âtın ol havâliye ihzâr idüp bir mertebe ceng ü cidâl oldu ki velvelesi huzûr-ı humâyûn-ı Pâdişâhîye vâsıl olmağın tecessüs-i ahvâl içün gelen ağa [63a] ahvâli müşâhede idüp ve der-akab varup ifâde itdikden sonra mazhar-ı du‘â-yı hayr-ı şehen-şâhi oldukların ve gayret ü hamiyyetlerin ziyâde eylemelerin mutazammın tekrâr ağa-yı müşârün-ileyh sa‘âdetlü Kāimmakām Paşa huzûruna gelüp haber virdikde kemer-i gayretlerin miyân-ı hamiyyete birkaç yerden bend idüp a‘dâ-yı dîn üzerine bir mertebe hücûm ve harb u kıtâl oldu ki sadâ-yı vâveylâ ile 64 ordu-yı humâyûn mâl-â-mâl olup asker-i İslâm’ın niceleri ol havâlîye gelüp ve niceler mürtefi‘ olan semtlerden harb u kıtâl seyrine meşgūl oldular. Muhassal a‘dâ-yı dîne ehl-i İslâm’ın inâyet-i Bârî ile galebesi nümâ-yân olup hendek içinde kubûra ihtimâm idenleri men‘e a‘dânın iktidârları ma‘dûm olıcak serdengeçdi ağası tarafeyne sepetler vaz‘ iderek hendekden mürûr ve müdevver kullenin divârına el irişdirdikde âmâde olan kavî kerasteyi divâra dayayup ve yukarudan ve cânibeynden zarar isâbet eylemeye deyü siper düzüp ve derhâl müheyyâ olan lağımcılar ol sipere sığınup taş koparmağa [63b] ve lağım ocağını düzmeğe meşgūl oldular. Devletlü Sadr-ı âlî hazretlerinin kolundan dahi hendek içine kapu açıldıkda karşularında olan a‘dâ-yı liyâm haberdâr olunca cân başlarına sıçrayup ceng ü cidâl ve harb u kıtâl ile velveleleri sahrâ vü tilâli mâl-â-mâl eyledi. Kendüler dahi bi-nefsihî ol havâlîde karar ve yeniçeri ağası ve kul kethudâsı serdengeçdi ve yeniçeriyâna ihtimâm-ı küllî eylediklerinden gayri Rumeli askerinin kâr-güzârları itmâm-ı kubûra cân u başla ikdâm idüp devletlü Sadr-ı âlî hazretlerinin ağavât ve tevâbi‘ât ve segbânân dahi ceng ü cidâle kemâl mertebe ihtimâm itmeleriyle ol kolun dahi himmet-i âlîleriyle kubûru murâd olunan kulle-i azîme divârına ulaşup ve der-akab lağım ocağı vaz‘ına lağımcılar mübâşeret eylediler. A‘dâ-yı hâsirîn iki koldan tabya divârına muttasıl olan iki kulle-i azîmeye kubûrlar irişdüğün gördüklerinde kulleler toprak memlû olmağla lağımları karşulamak muhâl olduğun fehm itdiklerinde ceng ü cidâlden gayri çâre olmamağla Allahü ekber kal‘a ve şehrin [64a] kâfirleri azîm cem‘iyyet ile iki kolun karşusına gelüp bir mertebe velvele sît ü sadâ ile ceng ü harbe âgāz itdiler ki sadâları ordu-yı humâyûna ve Tatar askerine ve Kazak tâifesine ulaşup cevânib-i erba‘ada seyr ü temâşâya hâzır ve nâzır olan mahlûkātın hadd ü hasrı yoğidi. İki kolun dûd-ı siyâhı âsumâne direk direk olup kıyâmetden nişân virir bir eser zâhir oldu. Nedîm-i Şehriyârî sa‘âdetlü Mustafa Paşa hazretleri dahi kolu olan püşte-i bâlâdan Kamaniçe kal‘asında olan a‘dâ-yı liyâma husûsâ kal‘anın başı mesâbesinde olan kulle-i azîmeye müte‘âkiben ol kadar ra‘dâşup toplar ve tüfengler uruldı ki a‘dâ-yı dîn ser-gerdân olup ceng ü cidâlleri perîşânlık yüzünden olduğu zâhir oldu. Devletlü Sadr-ı âlî hazretlerinin kolundan lağıma mübâşeret olunmağla mebâdâ a‘dâ-yı dîn nihâyet-i hareket ve hendek içinde olan serdengeçdilere ve lağımcılara zarârları isâbet eylemeye deyü ol havâlîden cüdâ olmayup ve Defterdâr Paşa dahi gâh ordu-yı humâyûna seğirdüp mühimmât-ı [64b] lâzımeyi ihzâr ve gâh huzûr-ı 65 Âsafîde karar idüp rûy-i râhatdan ârî idi. Bu minvâl üzere devletlü Sadr-ı âlî hazretlerinin kolunda kıtâl-i azîm mütemâdî olmakda sa‘âdetlü Kāimmakām Paşa hazretlerinin kolunda ise kubûr kapusu açılmak mukaddemce vâki‘ olmağın ol mahalle cem‘ olup ceng ü cidâle meşgūl olan a‘dâ-yı liyâm Lehlü ve Nemçe ve Rus tâifesi bırağup gitmediklerinden gayri akablerince ceng ü harbe gelen küffâr birkaç tabaka ziyâde olmağın harb u kıtâle gitdikçe terakkî bulup beyne’s-salâteynden vakt-i magribe değin aslâ münkatı‘ olmadı. Yevm-i mezbûrda olan ceng-i azîm nice nice kılâ‘ın muhâsara ve fethinde bulunan kâr-güzârân görmedik deyü nakl ve takrîr ile makām-ı tahkîke irişdirmişlerdir. El-hamdülilâhî te‘âlâ mehâbetlü ve şevketlü Pâdişâh-ı İslâm hazretlerinin teveccüh-i humâyûnları mu‘âvenetiyle vükelâ-yı devletin ihtimâm ve ikdâmları netîce-pezîr olup lağıma mübâşeret olunmağla a‘dânıın îsâl-i mazarratı sebebiyle amel âhare ihtiyâcdan ihtirâz olunmağın sa‘âdetlü Kāimmakām Paşa hazretleri kubûr içün açılan kapu üzerinde olan [65a] tabyada karar idüp tevâbi‘âtın ceng ü cidâle tahrîk ve tergīb içün a‘dâ-yı dîn üzerine bî-hisâb tîr-endâz olup ol havâlîde olan kıtâl-i azîmden gözler kamaşup ve kulaklar işitmeden kalup gayret-i dîn-i mübîn içün rû-nümâ olan kıtâl-i azîmin kesreti ve mürd olan a‘dâ-yı bed-kârın vefreti ba‘de’l-feth müşâhede olan a‘dâ-yı dînin lâşe-i murdarlarından ma‘lûm oldu. Muhassal rû-nümâ olan ceng ü cidâlin vukū‘u tafsîl oluna. Her faslı nice bâb ve her bâbı bir mufassal kitâb olmak lâzım gelür. Netîce vakt-i magribe değin aslâ harb u kıtâl münkatı‘ olmayup vakt-i magribden sonra a‘dâ-yı liyâm yine ceng ü cidâle âgāz ve bir mertebe el kunbarası ile ateş-bâzlık idüp ve yağlı paçavralar yakup hendek içine atup şeb-i târiki11 vehmlerinden meş‘aleler ve paçavralarla rûz-ı rûşene döndürüp nefîr-i âmm mesâbesinde şol kadar harb u kıtâl izhâr eylediler ki tahrîri muhaldir. Ehl-i İslâm dahi merdâne ve dilîrâne hareket ve a‘dâ-yı din ü devlet ile ceng ü cidâle makāmlarında [65b] sâbit-kadem olup bu üslûb üzere vakt-i işâdan sonra iki sâ‘at mürûruna değin aslâ cengden ferâgat olunmayup a‘dâ-yı liyâm üzerine tüfeng kundakları ve tîrler katarât-ı bârân gibi nâzil olmağla melâ‘în-i mahzûlîn bî-tâb u tüvân olmalarıyla sükûna varup şehir içinde azîm velvele ve giryân ve sûzân-ura surnâ sadâsında acâib ve garîb sadâlar zâhir oldu ki, haberdâr olanlar takrîri üzere “tabya elden gideyor ne durursız cevâbın iş‘âr ider” deyü cevâb 11 Nüshada bârini olarak yazılmış. 66 virdiler. Ba‘dehû nısfü’l-leylden sonra a‘dâ-yı dîn yine harekete gelüp bir ağızdan ehl-i İslâm üzerine misket ve tüfenglerin ve el kunbaraların atmağa mübâşeret idüp asker-i İslâm vakt-i şâmda cem‘iyyet-i tâm ile ol havâlîden dûr olmamağla bilâ-tevakkuf yine a‘dâ-yı bed-nihâda evvelkinden ziyâde tüfeng ve tîr atup bu minvâl üzere sabâha iki sâ‘at kaldıkda a‘dâ-yı dîn te’ennî ile cengden el çekmeleriyle ehl-i İslâm dahi vakt-i temcîde değin bir mikdâr ârâm eylemişler idi. Vakt-i sabâh-ı sâdık irdikde asker-i muvahhidîn çûş u hurûş idüp vakt-i fecr-i [66a] edâya ve murâd üzere harb u kıtâla âmâde olmağa ihtimâm üzere herkes yerlü yerine cem‘ olmak üzere oldular. Menzil: 83, Sahra-yı Kamaniçe, oturak Şehr-i cemâziyelevvel, yevm-i pençşenbih gurre 1,ağustos : 15 Yevm-i mezbûrda ehl-i İslâm salât-ı fecri edâsından sonra a‘dâ-yı dîn üzerine göz diküp harb u kıtâle kemâl mertebe âmâde olmuşlar idi. Devletlü Sadr-ı âlî hazretleri ale’s-seher kolunda olan askeri ve tevâbi‘âtı âmâde idüp ol koldan muhâsara olunan tabya Kamaniçe kal‘asına ve kulle-i azîmesine mülâsık şeklinde olup a‘dâ-yı dînin sît ve sadâları münkatı‘olmadığından bilâ-tevakkuf tabya üzerine hücûm olunmayup Rumeli’nin kal‘a yürüyüşünde mahâretleri olan askeri nerdübânları kubûr kapusuna ihzâr idüp a‘dâ-yı dîn tarafından ne vaz‘ zuhûr ider deyü hücûma âmâde olmuşlar idi. sa‘âdetlü Kāimmakām Paşa hazretleri dahi salât-ı fecri edâdan sonra kolunda olan kubûr kapusı üzerindeki tabyaya gelüp a‘dâ-yı bed-kâr tarafına nazar kıldıkda a‘dâ-yı dînin bir dürlü eserleri zâhir olmayup [66b] ancak hîn-i muharebede nasb eyledikleri livâ-yı menhûslarından üç dört kıt‘a rîz[e] rîze olmuş bayrakları yerinde olup mâ‘adâsı nâ-bûd olduğun müşâhede buyurduklarında ağavât ve huddâm-ı Enderûn ve sâir tevâbi‘âtın yanına ihzâr ve âmâde idüp ve serdengeçdi ağasın çağırup, “a‘dâ-yı dînden tabya ve kulle üzerinde eser zâhir değildir. Bilâ-tevakkuf kulle üzerine hücûm olunmak ve âdem çıkmak lâzımdır” deyü adem çıkmasına tenbîh buyurdukda “ihtimâldir, a‘dâ-yı dîn hîle ü hud‘a içün kendülerin ihtifâ itmiş olalar mazarratlarından ihtirâz ve tevakkuf olunmak lâzımdır” deyü serdengeçdi ağası cevâb virdikde a‘dâ-yı bed-kârın o makūle fikr-i fâsidleri olduğu takdîrce tabya üzerine çıkılmağa tarafımızdan cesâret olundukça ne kârda 67 oldukları nice ma‘lûm olur deyü kelâmın sa‘âdetlü Kāimmakām Paşa ısgā buyurmayup heman bu an âdem çıkmak gerekdir deyü cevâb-ı şerîfleri olup hâzır u âmâde olmağla kendüler teveccüh buyurmağa kasd eylediklerinde serdengeçdi ağası sür‘at üzere hendeke inüp ve kendinin akrabâsı olan bir Arnavud [67a] yiğidin kulle dibine götürüp kullenin divârı top darbından nerdübâna dönmekle ol yiğid dahi kılıcın ağzına alup ve serdengeçdi ağasının omuzuna basup çâbük ve ciğer-dâr olmağla ankebût-vâr kullenin karâvulhânesine çıkup kılıcın eline aldıkdan sonra etrâfına ve sepetler ardına nazar eyledikde a‘dâ-yı liyâmdan tehî ve kālıb-ı bî-cân gibi tabya hâlî olup a‘dâ-yı dînin mürd olanlarından gayrisi olmaduğun gördükde savt-ı a‘lâ ve bülend sadâ ile ezân-ı şerîf okuyup meterislerde olan ehl-i İslâm bu sadâyı pür-beşâreti istimâ‘ itdiklerinde meterisler üzerine çıkup tabyada ezân-ı şerîf okunduğun dîde-i hakîkat ile müşâhede eylediklerinde vâhibü’l-merâm dergâhına hamd-i ferâvân eylemişlerdir. Sa‘âdetlü Kāimmakām Paşa hazretleri dahi tabya üzerine ol sâ‘at âdem çıkmak içün olan ikdâm ü ihtimâmı muvâfık-ı takdîri bî-tagyîr-i Hayy-ı kadîr olduğuna binâen dergâh Lâ-yezâle şükr ü niyâzın ez‘âf ve muzâ‘af eylemişlerdir. Ve der-akab bayraklarıyla birkaç oda yeniçeriyân ve ağavât ve levendâtın bilâ-tevakkuf tabya üzerine [67b] yollayup nerdübân ihzârında bir mikdâr gaflet olunmuşdu. Ammâ inâyet-i Bârî ile tırmanup çıkanlar aşağıda olanlara mukaddemlerin ve kuşakların sarkıdup ân-ı vâhidde ikibinden mütecâviz âdem tabya üzerine çıkup ve yeniçeriyân ve serdengeçdiler bayrakların nasb idüp el-hamdülilâhi te‘âlâ murâd üzere bu koldan tabyanın bu tarafı kabza-i tasarrufa girüp ehl-i İslâm karar eyledi. Devletlü Sadr-i âlî hazretleri vakt-i seherde kubûr kapusu kurbunda âmâde olan askere tabya üzerine hücûm içün fermânları olup kal‘ada olan a‘dânın sît ve sadâları tabyada olmak mülâhazasıyla âmâde olan cünûd-ı muvahhidîn ortalık küşâde olmağa intizârda olmuşlar idi. Nazar ve ihtimâm eylediklerinde tabya üzerinde melâ‘înin ceng ü cidâl alâmetleri zâhir olmaduğından adâ-yı dîn pes-i perdede muhtefî oldukları takdîrce tabyaya çıkılsun deyü devletlü Sadr-ı âlî-kadr hazretlerinin fermân-ı şerîfleri olmağın nerdübânları divâra diküp ve tabya üzerine çıkmağa ihtimâm [68a] üzereler iken Vülçitrin sancâğının erbâb-ı tîmârından kirrâren bahâdırlığı zâhir olan bir yiğid tırmaşup ve cümleden evvel tabya üzerine çıkup ezân-ı şerîfi sadâ-yı bülend ile okuyup inâyet-i Bârî ile iki koldan ezân-ı şerîf okunduğun ehl-i İslâm istimâ‘ itdiklerinde a‘lâ ve ednâya hâsıl olan sürûr ve hubûrun tafsîli 68 beyân mertebelerinden hâricdir. A‘dâ-yı dîn tabya üzerinden vakt-i temcîdde firâr idüp Kamaniçe kal‘asına dâhil olduklarında tabyaya muttasıl olan kal‘anın asma köprüsin kaldırup ve köprüye nâzır olan kulleye ve etrâfında olan toprak memlû sepetler ardına gizlenüp şâhîlerin saçmalarla doldurup ve misket ve tüfengleri âmâde olup ehl-i İslâm ol tarafa teveccüh iderlerse harb u kıtâle âmâde olmuşlar idi. Sa‘âdetlü Kāimmakām Paşa hazretlerinin kolundan evvel tabyaya çıkup ezân-ı şerîf okuyan yiğid ve ardınca çıkan ehl-i İslâm’ın niceleri cisr üzerine doğru seğirdüp tevfîk-i Hüdâ refîk olursa kal‘aya dahi hücûm idelim deyü [68b] sell-i seyf “Allah Allah” sadâsıyla köprü başına vardıklarında cisir kat‘ olunmuş bulunup henüz avdet itmeden a‘dâ-yı bed-kâr müheyyâ itdikleri şâhîlerin ve misket ve tüfenglerin bir yerden ehl-i İslâm üzerine boşaltup ol havâlîde bulunan guzâtın kırk elli mikdârı şehd-i şehâdeti nûş ve âzim-i dârü’n-na‘îm olup ve ol mikdârı dahi zahmdâr olup a‘dâ-yı dînin ol semtde bu yüzden şekāveti zâhir olmağın tabya divârı dibine guzât-ı İslâm yerleşüp ve siperler peydâ idüp vakt-i seherden vakt-i zuhra değin a‘dâ-yı dîn üzerine bir mertebe tüfeng ve tîr ile hücûm itdiler ki melâ‘înin başlarına kal‘a zindân oldu. Tabyada olan a‘dâ dahi kal‘aya tahassun idüp kesret-i a‘dânın harb u kıtâlleri zâhir olmağın Nedîm-i Şehriyârî sa‘âdetlü Mustafa Paşa kolundan kal‘ada olan a‘dâya bir mertebe ra‘dâşup toplarla darb u kıtâl olundu ki, melâ‘în ol güne değin öyle ukūbete musâdif oldukları yoğidi. Ba‘dehû sa‘âdetlü Kāimmakām Paşa hazretleri devletlü Sadr-ı âlî hazretlerine [69a] varup mülâkî olduklarında sürûr-ı bî-gāyelerinden tabyayı seyr ü temâşâ içün hendek içine inüp tabyanın bir kullesinde zemîne berâber olan timur kapusın açdırup yirmi ayak nerdübânlı bir kemer kubbe ile yukaruda olan bir vâsi‘ kubbeye çıkup ve ol kubbenin iki cânibine yukarı gider tahmînen onar zirâ‘ arzî ve yüzer zirâ‘ tûli iki dırâz kargîr müstahkem kemeri olup yukaruya azîmet olundukda râst-ı tabyanın ortasında olan meydâna çıkılup nazar olundukda tabyanın ortası bir meydân-ı âlî tabya ise çâr-kûşe her kûşesinde birer mu‘azzam kulle ve tabya dahi mâl-â-mâl toprak ile memlû ortası bir mikdâr alçak ve bir cânibinde vâfir sultat odaları binâ olunmuş, Nedîm-i Şehriyârî kolu olan püşte-i bâlânın tabyaya bir mikdâr havâlesi olmağla ol tarafına kara tağ gibi azîm toprak yığındısı olup ve üzerinde toprak memlû sagîr ü kebîr bî-aded sepetler olup ol püşte-i bâlâdan olan havâlesini bir mertebe sedd eylemişler ki ol semtden aslâ top ve tüfeng ve kunbara isâbet itmek ihtimâli [69b] yoğidi. Muhassal, bânîsi olan mi‘mâr bir 69 mertebe tarz üzere binâ idüp istihkâm virmiş ki mânendi meğer Kandiye kal‘asının Ak tabyası ola. Bu hısna memâlik-i mahrûsada olan kal‘ada buna mânend metîn tabya olmaduğın tahkîk eylediler. Vâkı‘ada pûlâda müşâbih hendek-i amîk ve arîz bir hey’et-i garîbe ki mühendisler tarz u tavrına hayrân oldular. Kudret-i ümmet-i pâdişâh inâyet-i aliyyesin refîk ve rehber itmekle nice mâh ve sâl ehl-i İslâm ile ceng ve perhâsa a‘dâ-yı hâsirînin istinâd itdikleri böyle bir âhenîn tabyanın altı günde kabza-i tasarrufa vusûlü nasîb oldu. Devletlü Sadr-ı âlî hazretleri ve sa‘âdetlü Kāimmakām Paşa hazretleri ve yeniçeri ağası ve erkân-ı devlet tabyanın etrâfını seyr ü temâşâ üzereler iken vâ‘iz-i sultân Vâni Efendi gelüp seyr ü temâşâdan sonra cenâb-ı Hâkk’a hamd ü senâ ile du‘â-yı hayr eylediler. Ba‘dehû Vüzerâ-yı izâm yerlü yerine geldiklerinde tabya üzerinde cisir tarafına hücûm iden zahmdârlar huzûrlarına gelüp herkese ferâvân ihsân eylediler. Hatta Kāimmakām Paşa kolunda ibtidâ tabyaya çıkup [70a] ezân-ı şerîf okuyan serdengeçdi ağasının akrabâsı ol esnâda tüfeng ile zahmdâr olmağın Kāimmakām Paşa huzûruna getürdiklerinde murâdından efzûn ihsân idüp ve du‘â-yı hayr eylemişdir. Bahâdırlığı kemâlde olduğundan gayri ezân-ı şerîfi bir mertebe savt-ı şîrîn ile kāri’ oldu ki gûş iden müezzinân Hazret-i Bilâl-i Habeşî rahmetu’llahi aleyh hayât buldu zannı ile meterislerde her biri top ve tüfeng hirâsında birer kûşede ihtifâda iken sürûrlarından kendülerin izhâr u beyân ber-gûş idüp te‘âlâ şânuhū sadâsın âsumâna ulaşdırdılar. Hazret-i Bârî celle şânuhu kemâl-i kereminden asker-i muvahhidîni dâimâ böyle fütûhât-ı cemîle ile şâdân eyliye. Amîn be-câh-ı Muhammedü’l-emîn. Bi-avnihî te‘âlâ tabyanın gāilesi bertârâf oldukdan sonra devletlü Sadr-ı âlî hazretlerinin kolundan Kamaniçe kal‘asına ceng ü cidâl olacak mahalli olmağın tabyaya darb olunan ra‘dâşup toplar kal‘aya havâle olunup ve yeniçeriyân ve levendât kal‘ada olan a‘dâ-yı liyâm üzerine hücûma ve harb u kıtâle fermân olunup bilâ-tevakkuf ceng ü cidâle mubâşeret ve ihtimâm eylediler. [70b] Sa‘âdetlü Kāimmakām Paşa hazretlerinin tabyaya olan meterislerinden Kamaniçe kal‘asına ceng ü cidâl olacak mahal olmayup tabya önüne düşmekle Kamaniçe kal‘asının ve şehrinin cânib-i şimâlinde hemvâr bir vâdi olup kal‘a ve şehir mâbeynine müsâdif olmağın ol semte göçmek ve kal‘a ve şehirde olan a‘dâ ile harb u kıtâl olmak istisvâb olunmağın Sivas ve Karaman beğlerbeğilerin ve alay beğilerin getürtüp balyemez 70 toplar içün sepetler hâzır u âmâde itmeleri içün tenbîh ü te’kîd ve üzerlerine mu‘temed ağalar ta‘yîn idüp ve kolunda olan yeniçeriyân göçüp meterislenmek içün zâbitlerine tenbîh buyurdukdan sonra vakt-i zuhru edâ ve ba‘dehû süvâr olup Kamaniçe kal‘asına cârî olan nehirden ubûr ve kal‘a ve şehir mukābelesinde meterisler kafâsında bir küçük çadır kurdırup ve ağavât ve levendât etrâfına karar itdirüp ol semtden kal‘a ve şehir muhâsarasına âmâde olmakda yeniçeriyân dahi bilâ-tevakkuf meterislere girüp ve evvelki kolunda olan dört kıt‘asın toplardan eyâlet askerinin çekmesinde nev‘â tevakkuf müşâhede [71a] buyurmalarıyla ağavât ve segbânân ta‘yîn buyurup sür‘ât üzere meterisler kafâsına ihzâr ve ikisin kal‘aya ve ikisin şehre havâle idüp a‘dâ-yı dîn üzerine ol semtden dahi âteş-i harb u kıtâl bi’l-bedâhe feşân olduğun gördüklerinde aslâ endîşeleri yoğiken zuhûrundan şehir ve kal‘ada a‘dânın azîm hareketleri olup ve kal‘a ve şehirden ol havâlîde olan meterislere husûsâ Kāimmakām Paşa çadırına ol kadar top ve şâhî ve misket ve tüfeng atdılar ki meterisler üzerine gülleler katarât-ı bârân gibi nâzil oldu ve Kāimmakām Paşa çadırının etrâfı top ve şâhî gülleleri ile mâl-â-mâl oldu. Cenâb-ı Hakk hıfz idüp ancak mehterân-ı Enderûn’ından birisi ve bir çadır mehteri karar içün bir mahal hafr iderlerken bir şâhî güllesi mehter-i Enderûn’un sağ kolun bazusından ve çadır mehterinin bileğinden darb ve kat‘ idüp ol mikdâr zahm ile halâs ve hayâtdan el yumadılar. Meterisler ise kal‘a ve şehir mâbeyninde vâki‘ olup meterislerin tûlânî tarafı bi’z-zarûrî kal‘a tarafına düşmeğin ziyâde amîk olmayınca [71b] top ve şâhî ve misket ve tüfengden korunmak asîr olmağın murâd üzere itmâm idince yeniçeriyân ziyâde meşakkat çeküp ve mukaddemâ tabya muhâsarasında altı günde olan şühedâ ve zahmdâra karîb bu meterislerde vâki‘ oldu. Cân-ı azîzin hıfz içün herkes bir mertebe ikdâm eyledi ki müşâhede idenler bir aylık meteris zann iderlerdi. El-hamdülilâhi te‘âlâ murâd üzere meterisler şehir tarafından cârî olan nehir başına karîb ulaşup ve kal‘a semtine dahi karîb oldukda vaz‘ olunan toplar gündüz atılduğı mîzân üzerine vezne alınup âmâde olunmağa tenbîh olunmağın âmâde kılınup meterislerden yeniçeriyân ve serdengeçdi gāzîleri ve segbânân vakt-i şâmda tüfeng cenginden el çekmediler a‘dâ-yı liyâm ise ziyâde vehm üzere olduklarından şehrin bir mikdâr nazara alçak olan mahallerine meş‘aleler yakup ve yağlı paçavralar yakup kudretden olan hendekine bırağup ol havâlîde bir mertebe rûşenlik izhâr eylediler ki, a‘dânın hareket ü sekenâtları meterislerden ayânen zâhir 71 idi. Ol esnâda sa‘âdetlü Kāimmakām Paşa hazretleri meterisleri dolaşup [72a] yeniçeriyâna ve serdengeçdilere husûsâ zahmdâr olanlara ihsânlar idüp toplar olduğu mahalle geldiklerinde toplar dolu ve karşularında olan rûşenlikde a‘dâ memlû olup nişâne almak ve darb olunmak rûz-ı rûşenden dahi âsân olduğun müşâhede buyurmalarıyla topçıyân topların a‘dâ-yı liyâmın cem‘iyyetlerine doğru atılmasın ilhâh eylediklerinde,“mevcûd olan dört ise kıt‘a topun ikisi kal‘aya havâle olmağla iki kıt‘a topdan ne gezend irişmek ihtimâli vardır mümkin kal‘aya havâle olunan iki kıt‘a top dahi şehre havâle olunup bir fitilden atılsa lutf-i Hakk’la a‘dâ-yı dîne azîm rahne olurdu” deyü cevâb-ı şerîfleri oldukda topcıyân mazhar-ı ihsân olmak sevdâsıyla emr-i sehldir deyü semtin göstermeleriyle sa‘âdetlü kâāimmakām Paşa hazretleri yanında bulunan ağavât ve tevâbi‘âta işâret buyurmağla iki kıt‘a topu dahi şehir üzerine havâle idüp temâm murâd üzere nişâne alup Kāimmakām Paşa hazretleri mevcûd iken bir fitilden âteş virdiklerinde Allahu ekber bi’l-bedâhe şehirde a‘dâ-yı dîn üzerine ra‘dâşup [72b] topların gülleleri bir mertebe velvele ile uğradığı a‘dâ-yı dînin başlarına kıyâmet kopdı sanup târ ü mâr oldular. Der-akab bir def‘a dahi doldurup yine ol semte atdıklarında a‘dâ-yı dîn mütezelzil ve perîşân olduklarından nasb itdikleri meş‘alelerin kaldırup zulmât içinde karar eylediler. A‘dâ-yı dînin bu yüzden hakārete mazhar oldukların sa‘âdetlü Kāimmakām Paşa hazretleri müşâhede buyurdukda topcıyâna azîm ihsânlar idüp karargâhına azîmet ve vakt-i temcîdde hareket olunup gerüde kalan iki kıt‘a topları çeküp getürmeğe eyâlet askerleri ve tevâbi‘ât revâne olmağa tenbîh ve kunbaracılar dahi kunbara havânların ihzâr içün mu‘temed âdemlerin ta‘yîn idüp ve sâir mühimmât-ı lâzime her ne ise tedârük ve ihzâra ihtimâm olunup sabâha karîb vakte değin ikdâm olundu. A‘dâ-yı liyâm tarafından dahi dürlü dürlü sadâlar ve hareketler olup şeb-i târîkde vakt-i sabâha değin sît ve sadâlar def‘ olmamış idi. [73a] Menzil: 84, Sahra-yı Kamaniçe, oturak Şehr-i cemâziyelevvel, yevm-i cum‘a: 2, ağustos: 16 Yevm-i mezbûr ki ıydü’l-mü’minîndir. Yevm-i mezbûrda vakt-i temcîdden a‘dâ-yı liyâm üzerine toplar ve kunbaralar ile ve tüfeng ve tîr ile azîm hücûm olunup a‘dâ-yı dîne kıyâmetden nişân virir bir gün gösterdiler. Kal‘anın metânet ü istihkâmı 72 73 74 12 “küllü emrin bi-vaktihî merhûn” Her iş vaktine bağlı mealinde. 75 76 77 78 79 Menzil: 85, Sahrâ-yı Kamaniçe, oturak Şehr-i cemâziyelevvel, yevm-i şenbih: 3, mâh-ı ağustos: 17 Yevm-i mezbûr ki Bârekallahü’s-sebt ve’l-hamîsdir. Asker-i İslâm vakt-i fecri vakt-i Şâfi‘î’de edâdan sonra çûş u hurûşa gelüp evvelki günlerden birkaç tabaka ziyâde heybet ü salâbet ile a‘dâ-yı dîn üzerine harb u kıtâle âgāz eyledikleri esnâda şehirde olan a‘dâ-yı dîn bir dirâz sırığa bir büyük beyaz bayrak diküp sa‘âdetlü Kāimmakām Paşa hazretlerinin karşusında bir def‘a gösterüp [82b] bir mikdâr ârâm itdiklerinden sonra doğru devletlü Sadr-ı âlî-kadr hazretlerinin karşusında olan kullenin üzerine nasb itdiklerinden sonra istîmân itmeleriyle her koldan hücûm ve ceng olunmakdan ve top ve tüfeng atılmakdan ferâgat olundu. Der-akab devletlü Sadr-ı âlî-kadr huzûruna içerüden birkaç kâfir çıkup geldiklerinde maiyyetler âdemleri çıkmak içün Devlet-i Aliyye tarafından âdem ta‘yîn olunmasın iltimâs itmeleriyle, devletlü Sadr-ı âlî ağalarından Karakulak Ahmed Ağa ve Hüseyin Ağa’yı ma‘an ta‘yîn buyurup içerüye vardıklarında Hüseyin Ağa içerüde kalup, Ahmed Ağa ile ma‘an bir kaç kâfir huzûr-ı Âsafî’ye geldiklerinde fazîletlü Şeyhü’l- İslâm ve sa‘âdetlü Kāimmakām Paşa ve Kaplan Paşa ve yeniçeri ağası ve sâir erkân-ı devlet mevcûd olup, “kal‘ayı vakt-i asra değin teslîm iderlerse cân ve mâllarına zarar yokdur zabt olunmağa âdemler ta‘yîn olunur ve illâ fazlu’llâhi te‘âlâ Devlet-i Pâdişâhî’de kılıcımızla feth ideriz, bundan gayri cevâb yokdur” deyü bilâ-tevakkuf kat‘î [83a] cevâb-ı şerîfleri sudûrundan a‘dâ-yı liyâm lerzân u perîşân içerüye dâhil olduklarında ser-i kârda olan melâ‘în hilâfete zâhib olmağa adem-i iktidârlarından istîmândan gayri çâreleri olmamağla kal‘a ve şehrin zabtına ta‘yîn olunan yirmi oda mikdârı dergâh-ı âlî yeniçerileri bayrakları ve çorbacılarıyla meterislerden çıkup ve kal‘anın açılan küçük kapusından vakt-i magribden bir sâ‘at evvel kal‘aya dâhil olup, ve lâkin kal‘anın ekser mevâzi‘i harâb u vîrân olup şehir zabtı dahi ehemm olmağın yeniçeriyân şehre duhûl ve etrâfında olan tabya ve topları ve cebehâneyi murâd üzere kabz u zabt eyledikleri zâhir ü âşikâr olmağın cünûd-ı muvahhidîne sürûr-ı azîm hâsıl olup safâ-yı hâtır üzere salât-ı magrib edâ ve a‘lâ ve ednâ cenâb-ı Hâkk’a hamd 80 ü senâya iştigāl üzereler iken, Kamaniçe kal‘asının cengcisi olan Nemçe melâ‘îni kal‘anın elden gitdüğün gördüklerinde cebehânesinde olan tîg ü tüfeng ve barutdan murâdları üzere ahz itmek içün kal‘a kapudânına ibrâm itdiklerinde, “şimden sonra kal‘a ve cebehânede alâkam yokdur” deyü redd itdikçe mümkin olmayup kârgîr mu‘azzam cebehâneye [83b] zor ile girüp bin mikdârı Nemçe keferesi tîg ü tüfeng ve barut yağmasına mübâşeret eylediklerinde melâ‘înin kahr u helâk olmaları takdîr-i Hayy-ı Kadîr ile ol vakte mevkūf olmağın baruthânesine âteş isâbet itmekle Allahu ekber böyle bir vakt-i sürûrda kal‘a ve şehir ve tabya ve meterislerde kıyâmetden nişân virir bir alâmet-i garîbe zâhir olmağın, herkes hayrân olup meterislerde olan ehl-i İslâm kendülerin taşra pürtâb ve ordu-yı humâyûnda olanlar dahi “bu ne sırr-ı garîbdir?” deyü meterislere doğru şeb-i târikde üftân ü hîzân şitâb idüp a‘dâ-yı dîn ne acayîb ve garîb mekr ü âl idüp bu kadar ehl-i İslâm’ı içerüye aldıkdan sonra nâ-ümîd oldukları kal‘ayı lağım ile havâya atdı zannı ile bir mertebe meterislerde ve kal‘a ve şehir etrâfında harekât-ı garîbe oldu ki şehirde olan a‘dânın sagîr ü kebîr ol gûne acayîb ü garîb sadâ ve velvelenin aslı Nemçe kâfirlerinin barut yağmâsından olduğun bilmediklerinden hayrân ü perîşân olup saç ve sakalların yolmağa başladılar. Kal‘ada olan cebehâneye âteş isâbet itdüğü vakt öyle metîn ve müstahkem binâyı ve etrâfında olan kulel ü burûcun [84a] yerinden kobarup nice yıllık harâbeye döndü. Nemçe kâfirlerinin hâlleri hâd ma‘lûm cümlesi cân ber cehennem olup cebehâneden ber-murâd oldular, kal‘a kapudânı Nemçe keferesinin hücûmlarına tâkat göstermediğinden şehre firâr idüp bir köşede karar eylemişdi. Bu ahvâl zuhûr itdikde barut yağmâsından olduğunu fehm idüp ve sür‘at üzere şehirde müctemi‘ olan küffâra haber virdikde taşrada olan İslâm’ın hareketlerinden ve şehirde olan yeniçeriyân ayağa kalkup kılıçların uryân ve a‘dâ üzerine hücûm u kıtâle âmâde olduklarında a‘dâ-yı dîn feryâd u figān ile bellü başluları yanına varup ve oradan Ahmed Ağa ve Hüseyin Ağa yanına gelüp vukū‘ bulan ahvâl Nemçe kâfirlerinin itdikleri şekāvetde sâdır oldu. Bu bâbda bizim cürmümüz yokdur, taşrada olan askerin hareketi hemân şehre hücûma alâmetdir ve içerüde olan yeniçeriyân kılıçların uryân eylediler. “Halâsımıza dermân bizimle ma‘an taşraya varup ahvâlimizi devletlü Sadr-ı âlî-kadr hazretlerine bildirmekdir” deyü bükâ ile zârî eylediklerinde Ahmed Ağa dahi birkaç kâfir ile der-akab huzûr-ı Âsafî’ye gelüp ahvâli i‘lâm ve gelenler dahi, “bu hâlin vukū‘na asla [84b] âgāh değil idik” deyü afv u merhamet 81 recâsıyla yüzlerin yere sürüp feryâd u figān eylediklerinde “azametlü ve şevketlü Pâdişâhım hazretlerine arz ideyim, afv buyurmaları fermân-ı hümâyunlarına mevkūfdur” deyü mübhem cevâb-ı şerîfleri sâdır olmağın huzûr-ı âlîlerinde tevakkuf itdirmeyüp girüye yollatdıklarından a‘dâ-yı mahzûlîne itmînân hâsıl olmayup, “sabâh olsa teslîm itsek kuşca cânımız halâs olsa” deyü sabâha değin ayak üzerinde nîm cânıyla bir mertebe hakāret çekdiler ki ta‘bîri muhâldir. Hareket üzere olan asker dahi bu ahvâlin bu yüzden vukū‘undan haberdâr olup herkes yerlü yerinde karar ve sabâhü’l-hayra intizârda oldular. Menzil: 86, Sahrâ-yı Kamaniçe, oturak Şehr-i cemâziyelevvel, yevm-i yekşenbih: 4, ağustos: 18 Yevm-i mezbûrda meterislerde olan Vüzerâ-yı izâm ve vükelâ-yı âlî-makām dâirelerine ve erkân-ı devlet yerlü yerine varmak fermân olunmağın refâh-ı hâl üzere karargâhlarına vâsıl oldular. Yevm-i mezbûrda vakt-i fecrden sonra bârân-ı rahmet nâzil olup ve vakt-i zuhrda havâ küşâde ve latîf olmamışdır. [85a] Yevm-i mezbûrda kal‘a ve cebehâne miftâhların getürüp teslim itmeleri içün a‘dâ-yı liyâma fermân-ı cihân-dârî sâdır oldu. Meterislerde olan asker-i İslâm yerlü yerine geldiklerinde zâd ü zevâde endîşesinde idiler. Ordu-yı humâyûnda ise dakīkın vakiyyesi altı yedi akçaya ve peksimâdın vakîyyesi sekiz onar akçaya ve pirincin keyli yüzseksen ve ikiyüz akçaya ve kahvenin vakîyyesi ikiyüzden ziyâdeye ve ruğan-ı sâdenin vakîyyesi altmış yetmiş akçaya ve lahm-ı ganem sekiz akçaya ve lahm-ı bakar üçer akçaya ve şa‘îrin keyl-i İstanbulîsi altmışar akçaya müstevfa bulunup ve müte‘âkiben zâd u zahîre Devlet-i Pâdişâhîde arabalar ile gelmek üzere olduğun müşâhede eylediklerinde Cenâb-ı Hakk’a hamd-ı ferâvân ve mehâbetlü Pâdişâh-ı İslâm hazretlerine du‘â-yı hayr-ı bî-pâyân eylemişlerdir. Menzil: 87, Sahrâ-yı Kamaniçe, oturak Şehr-i cemâziyelevvel, yevm-i düşenbih: 5, ağustos: 19 Yevm-i mezbûrda kal‘ada olan baş kâfir ve papasları ve birkaç bellü başlu yirmi mikdârı kâfir ve kal‘a ve cebehânenin miftâhların vakt-i duhâda [85b] devletlü Sadr-ı âlî-kadr hazretlerine getürüp teslîm idüp şehirde olan alâkaların ve küblerin 82 recâ eylediklerinde bunda kalanların emlâkına dahl ü ta‘arruz olunmaz, harâc kabûl idüp karar eylesün ve zâd u zahîresi olmayup yirmi otuz güne değin varup gelmeğe izn taleb idenlere izn virilür geldikde mülküne dahil olunmaz yohsa gidüp ba‘de zamân gelene mülkü virilmez, ve kura ve re‘âyâ mehâbetlü ve şevketlü pâdişâhımız hazretlerinindir. A‘şâr-ı şer‘iyyelerin ve cizyelerin cânib-i pâdişâhiye edâ iderler. Bir ferdin müdâhalesine rızâ ve ruhsat yokdur deyü cevâb-ı şerîfleri sudûrundan sonra mu‘tâd üzere on mikdârı kâfire hıl‘atlar giydirilüp yollanmışlar idi. A‘dâ-yı dîn ahvâlden haberdâr olduklarında Ermeni tâifesinin cümlesi ve Rus kâfirlerinin ekseri şehirde kalmağa karar virüp Lehlü keferesi çıkup gitmek tedârükünde oldular. Yahud tâifesi ise mukātele ve muhârebe mahallinde kûşe-gîr oldukları gibi bu esnâda dahi birer kûşeye sinüp “ehl-i İslâm sâyesinde olmağı ni‘met bilürüz” sûretin gösterdiler. Yevm-i mezbûrda dahi havâ pus olup vakt-i zuhurdan sonra küşâde ve latif olmuşdur. [86a] Menzil: 88, Sahrâ-yı Kamaniçe, oturak Şehr-i cemâziyelevvel, yevm-i seşenbih: 6, ağustos: 20 Yevm-i mezbûrda kal‘a ve şehirde olan a‘dânın çıkup gitmelerine izin recâ idenleri gitmeleriçün izn-i humâyûn sâdır olmağın şehirde ve hendek içinde hâneleri olan tüccâr ve re‘âyâ makūlesi hânelerinde kalup gidecekler âmâde olmağın vakt-i duhâda Haleb muhâfızı Vezîr Kaplan Paşa ve Rumeli Beğlerbeğisi Mehemmed Paşa ve Adana Beğlerbeğisi Hüseyin Paşa mükemmel âdemleriyle hâzır olup kal‘adan çıkanları murâd itdikleri mahalle ulaşdırmağa me’mûr olmalarıyla ordu-yı humâyûn kenârında alayları ile karar idüp ve şehrin kapusından ordu-yı humâyûn sevkine ve me’mûr olan Paşalar alaylarına varınca yemîn ü yesârda yeniçeriyân ve kafâlarında sipâh ve silâhdârân müheyyâ oldukları şüyû‘ndan ordu-yı humâyûnda olan a‘lâ ve ednâ ve pîr ü cevân a‘dâ-yı mahzûlînin hallerin görmek içün açılacak kapu kurbundan intihâ-yı alaylara değin bir mertebe hâzır u nâzır oldular ki, gözler asker-i İslâm’ın ne mertebe kesretde olduğun fehm idüp Cenâb-ı Hakk’a hamd-ı ferâvân eylediler. Ba‘dehû değirmanlar tarafında olan kapu açılup üçyüz mikdârı araba ile [86b] levend ve re‘âyâ şeklinde ve hayli mecrûh kâfir çıkup akablarınca piyâde yüzelli mikdârı sarıklı ve yüzelli mikdârı tüfengli Nemçe keferesi çıkup akablarınca 83 baş olan kâfir önünce otuz mikdârı atlu kâfir ve kafâsında dahi ol mikdâr nekebâtı ile çıkup arkasında şeyb-i celâyi ve meyânında tîrkeş hayretinden tarafeyne gâv-ı beyâbân gibi nazar iderek revâne oldu. Cümle kal‘a ve şehirden çıkan mecrûh ve sağ avrat ve oğlan binbeşyüz mikdârı kâfir idi. Hor ve hakîr alaylar ortasından geçüp gitdiler. Ba‘dehû şehir ve kal‘a inâyet-i Kādir-i mutlak ile murâd üzere kabza-i tasarrufa dâhil olup ehl-i İslâm kal‘a ve şehrin etrâf u eknâfını bî-bâk seyr ü temâşâ eylediklerinde metânet ü istihkāmı ve ne mertebe sa‘b mahallerde vukū‘nu mu‘âyene ve müşâhede eylediklerinde, hazret-i Vâhibü’l-merâm inâyet ve ihsânından ehl-i İslâm kullarına nasîb ve mukadder eyledi ki, nusret ü inâyeti cân u dilden idrâk ve iz‘ân idüp şükr-i ferâvân eylediler. Fi’l-vâki‘ bu sefer-i nusret-eserde mevcûd olan asker Bağdad ve Revan seferlerinde olmadığından gayri devletlü Hân-ı âlî-şân yüzbinden mütecâviz Tatar askeri [87a] ve Kazak hatmanı Doroşenko yirmi otuzbin Kazak tâifesiyle kezalik Eflak ve Bağdan voyvodaları askeriyle Kamaniçe kal‘asının ve şehrinin etrâf u eknâfında hâzır u âmâde olup Kamaniçe’nin metânet ve istihkāmı meşhûr-ı âfâk olduğundan gayri Leh diyârının sedd-i sedîdi olmağın ehl-i İslâm’ın teveccühleri sebebi ile askeri ve cebehânesi müstevfâ olduğundan zamân-ı kalîlde kabza-i tasarrufa vusûlün muhâl addetdiklerinden milel-i muhtelife, kendülere teklîf-i hizmet ve i‘ânet olunur ümîdiyle hâzır u nâzır üzereler iken kerâmetlü ve mehâbetlü Pâdişâh-ı İslâm hazretlerinin otağ-ı gerdun-nitâkları vaz‘ olunduğu mahal kal‘a ve şehre nâzır ve top irişür vâdî iken köşk-i humâyûn vücûd-i şerîflerinin dâimü’l-evkāt karargâh-ı devletleri olup şecâ‘at-ı mülûkâneleri çûş u hurûş eyledikçe kal‘anın ve şehrin cevânib-i erba‘asın cevelân idüp, teveccüh-i humâyûn ve gayret ü hamiyyetlerin mutazammın müte‘âkıben Vüzerâ-yı izâm hazarâtına fermân-ı humâyûnları sâdır olmağla Vüzerâ-yı izâm hazarâtına [87b] tâziyâne-i gayret olup rûh-ı âlem olan mehâbetlü ve şevketlü Pâdişâh-ı İslâm hazretlerinin devlet ü ikbâl ile teveccüh buyurdukları ibtidâ sefer-i humâyûnları olmağla şarkdan garba süyûfu velvele-endâz olan guzât-ı Osmâniyânın harb u kıtâli ve inâyet-i Bârî ile kal‘a-gîrlikde olan hüner ve san‘atı ve dilîrâne hücûm-ı ibret-güsteri âyîne-i husûlde ne yüzden cilve-nümâ olduğun müctemi‘ olan milel-i muhtelifeye izhâr u ayân içün tavâif-i muhtelifeyi mesâfe-i ba‘îdede temâşâcı şeklinde ârâm ve iskân itdirüp, üç koldan Vüzerâ-yı izâm mütevekkilen ale’llâh semend-i himmetlerin semender-misâl âteş-i gayrete atup bir mertebe dilîrâne ceng ü cidâl ve harb u kıtâl eylediler ki, 84 tevfîk-i Hudâ refîk olup tabya ve kal‘a ve şehir ma‘nen üç hısn-ı hasînin dokuz günde kabza-i tasarrufa vusûlü müyesser oldu. Sefer-i mezbûrda olan ecnâs-ı muhtelife Vüzerâ-yı izâm ve vükelâ-yı âlî-makām hazaratının ve asker İslâm’ın bu cünbüş ve hareketlerin gördüklerinde Devlet-i Hânedân-ı Âl-i Osmân ebbeda’llâhü saltanatehû ilâ yevmi’l-mîzân [88a] lütf-i Hakk’la ne kuvvet ve kudretde olduğun bir hoş iz‘ân ve engüşt-ber-dehân idüp dem-beste ü hayrân olmuşlardır. Hakîkat-i hâl mehâbetlü ve şevketlü Pâdişâh-ı İslâm Ebu’l-Feth ve’l-Megāzi Sultan Mehemmed Hân tavvelallahü ömrehû ve devletehû ilâ intihâi’l-devrân hazretlerinin gazâ ü cihâda himmet-i humâyûnları selâtîn-i mâzîyeye müşâbih olmayup leyl ü nehâr teveccüh-i humâyûnları hadd-ı tahrîrden bîrûn olduğundan gayri leyâlî ü eyyâmda Vâ‘iz-i Sultân Vânî Mehemmed Efendi huzûr-ı humâyûnlarında tefsîr-i şerîfden gazâ ve cihâd fazîletin takrîr ü beyân ile tab‘-ı humâyûnları mücellâ olup gazâ ü cihâddan gayri cihânda murâd-ı humâyûnları olmaduğı Vüzerâ-yı izâm hazâratına ve asker-i İslâm kullarına olan nazar ve inâyetlerinden zâhir ü hüveydâ olmağın sâye-i devletleri âmme-i ibâdullâh üzerinden dûr ve zâil olmamak da‘avâtına sagîr ü kebîr müdâvemet ü iştigāl üzerelerdir. Hazret-i Bârî karîn-i kabul idüp saltanat ve devlete üstüvâr eyleye. Âmin. [88b] Menzil: 89, Sahrâ-yı Kamaniçe, oturak Şehr-i cemâziyelevvel, yevm-i çahârşenbih: 7, ağustos: 21 Yevm-i mezbûrda sefer-i humâyûnda fütûhât-ı celîlede bezl-i kudret iden Vüzerâ-yı izâm ve ulemâ-yı kirâm ve mîr-i mîrân-ı zevi’l-ihtirâm ve ümerâ ve ocak ağaları hıla‘-i fâhire ile mazhar-ı iltifât ü inâyet olmaları de’b-i selâtin-i Âli Osmân olmağın mu‘tâd üzere cümlesi huzûr-ı humâyûna vardıklarında Vüzerâ-yı izâm hazarâtına semmûr kürklü hıl‘at-ı fâhire ve sâirlere dahi de’b-i kadîm üzere hıl‘atlar inâyet olunup safâ-yı hâtır ile herkes yerlü yerine gelüp izdiyâd-ı ömr ü Devlet-i Pâdişâhî da‘avâtına meşgūl oldu. Yevm-i mezbûrda sa‘âdetlü Hân-ı âlî-şân hazretleri dahi huzûr-ı humâyûna da‘vet olunup semmûr kaplu hıla‘-i fâhire ile ikrâm olundu. Ba‘dehû Kazak hatmanı Doroşenko’ya dahi hıl‘at ihsân olunmuşdur. Kal‘ada kalan Rus keferesi Doroşenko hatmana olan inâyet-i Pâdişâhîden ziyâde mahzûz olup [89a] bellü başluları kendüye varup cinsiyyet hasebiyle ubûdiyyet arz eyledikleri şüyû‘ 85 bulmuşdur. Yevm-i mezbûrda a‘dâ-yı dîne rağmen ba‘de salâti’l-magrib azîm donanma ve şenlikler olmak fermân olunmağın otağ-ı humâyûn önünde ve Vüzerâ-yı izâm dâirelerinde ve umûm üzere asker-i İslâm çadırlarında mûm donanması olup yeniçeriyân dâiresinden üçer def‘a tüfengler atıldıkdan sonra Vüzerâ-yı izâm segbânânı ve sâir tüfengciyânı üçer def‘a tüfengler atup ve ordu-yı humâyûnda olan topları ve şâhîleri üçer def‘a atup sahra ve tilâl sadâ ile nice zamân mâl-â-mâl olup ehl-i îmâna sürûr-ı küllî hâsıl olmuşdur. Bu şenliklerden sonra Kazak hatmanı olan Doroşenko dahi Pâdişâh-ı İslâm’a olan ubûdiyyetin izhâr içün üç def‘a tüfeng şenliği ve top şenliği idüp sabâha değin ârâm eylemişlerdir. Menzil: 90, Sahrâ-yı Kamaniçe, oturak Şehr-i cemâziyelevvel, yevm-i pençşenbih: 9, mâh-ı ağustos: 22 [89b] Yevm-i mezbûrda a‘dâ-yı liyâmın üzerine asker-i İslâm’ın teveccüh ü azîmetini bî-inâyeti’llâhi te‘âlâ dîn ü devlete evlâ ve enfa‘ olmağın vakt-i seherde Bosna muhâfızı Vezir İbrahim Paşa tuğ-ı humâyûn ve Vüzerâ-yı izâm ve erkân-ı devlet tuğlarıyla kalkup ilerüye revâne olmuşdur. Bu gice dahi a‘dâya rağmen leyl-i evvelden ziyâde donanma ve top ve tüfeng ve fişek şenlikleri olmuşdur. Menzil: 91, Sahrâ-yı Kamaniçe, oturak Şehr-i cemâziyelevvel, yevm-i cum‘a: 9, ağustos: 23 Yevm-i mezbûr ki, ıydü’l mü’minîndir. Mehâbetlü ve şevketlü Pâdişâh-ı İslâm hazretleri Kamaniçe şehrinde vakıf ve ihyâ buyurdukları mu‘azzam fethiyyeye vaz‘-ı mihrâb ve minber olunup salât-ı cum‘a edâsına niyyet-i humâyûnları olmağın dergâh-ı âlî yeniçerileri ordu-yı humâyûndan câmi‘-i şerîf kapusına varınca tarafeynde selâma durup ve ocak ağaları mu‘tâd üzere müheyyâ oldukdan sonra Vüzerâ-yı izâm ve Şeyhü’l-İslâm [90a] ve Vânî Mehemmed Efendi ve sadreyn efendiler ve sâir erkân-ı devlet azîm alay ile şehre vusûl ve câmi‘i şerîfde namâz-ı cum‘a kılınup hutbe-i şerîfe mehâbetlü ve şevketlü Pâdişâh-ı İslâm Ebu’l-Feth ve’l-Megāzi Sultan Mehemmed Hân hazretlerinin nâm-ı nâmî ve ism-i sâmilerine okunup minber ve mihrâb medâyih-i şerîfe-i ashâb ile ziynet-yâb olmuşdur. Bu rûz-ı fîrûzda Vânî Efendi câmi‘-i şerîfde kürsiye çıkup gazâ ve cihâda ve fütûhât-ı celîleye 86 münâsib va‘z u nasîhat ile cünûd-ı muvahhidîni derûn-ı dîlden hamd u şükre tergīb eylediğinden gayri mehâbetlü ve azametlü Pâdişâh-ı rûy-i zemîn hazretlerinin bükâ ile olan şükrünü cemâ‘at-i Müslimîn istimâ‘ itmeleriyle cümleye bükâ ârız olup, sebât-ı devlet ü saltanatları da‘avâtını bir mertebede edâ eylediler ki tahrîr ü tafsîli mertebe-i beyândan hâricdir. Mehâbetlü Pâdişâh-ı İslâm hazretlerinin ihyâ buyurdukları Fethiyyeden mâ‘adâ câmi‘-i şerîf olmağa sezâ-vâr mu‘azzam kiliseler olmağın devletlü sultân hazretleri ve inâyetlü Sadr-ı âlî-kadr hazretleri [90b] ve sa‘âdetlü Kāimmakām Paşa hazretleri ve Nedîm-i Şehriyârî devletlü Mustafa Paşa hazretleri ve fazîletlü Vânî Mehemmed Efendi hazretleri vakf ve ihyâ itmeleriçün mehâbetlü Pâdişâh-ı İslâm hazretlerinden recâ eylediklerinde her biri birer mu‘azzam câmi‘-i şerîf olmağa lâyık olan kiliseler icrâ-yı âyîn-i küfr ü şirkden ârî ve ibâdât-ı İslâm ile münevver olmak Cenâb-ı Bârî Celle-şânühûnun takdîr-i bî tagyîrine mutâbık olmağla vükelâ-yı devletin recâları karîn-i kabûl ve vakıf ve ihyâ itmeleri bâbında fermân-ı cihân-dârî sudûr itmeğin vükelâ-yı devlete azîm sürûr hâsıl olup ta‘mîr ü tathîrlerine mu‘temed ağaların ta‘yîn ve itmâmlarına ihtimâm-ı küllî eylediler. Yevm-i mezbûrda ba‘de’l-asr bârân-ı rahmet vâkî olup vakt-i magribde havâ küşâde olmuşdur. Menzil: 92, Sahrâ der-kurb Keşişan Korusu, sâ‘at: 2 Şehr-i cemâziyelevvel, yevm-i şenbih: 10, mâh-ı ağustos: 24 Yevm-i mezbûrda ordu-yı humâyûnda olan asker-i İslâm Vüzerâ-yı izâm [91a] tevâbi‘âtı selâma durmayup yerlü yerine varmaları fermân olunmağla ol minvâl üzere hareket olunup mehâbetlû Pâdişâh-ı İslâm hazretleri Vüzerâ-yı izâm ile vakt-i duhâda hareket ve devlet ü ikbâl ile otağ-ı humâyûnlarına nüzûl buyurdular ve “oturak!” deyü dellâl nidâ eyledi. Ve Özi eyâletine mutasarrıf olan Vezîr Halil Paşa eyâletinde olan zu‘amâ ve erbâb-ı tîmâr ile Kamaniçe kal‘asının muhâfazasına ve harâb olan mahallerin ta‘mire me’mûr olmuşdır. Leh kıralı olan ser-nigûn Pâdişâh-ı İslâm’a inkıyâd eylemeyüp bir kûşede münzevî olmağın üzerine varılmak ve inâyet-i Bârî ile cezâsı virilmek kerâmetlü Pâdişâh-ı İslâm hazretlerinin tab‘-ı humâyûnlarında cây-gîr olmağın Kamaniçe fethinden evvel gelen elçisinden cevâb-ı kat‘î olmamağla kıral-ı bed- fi‘âl tarafına yollanup ve cevâb ihrâciçün intizâr 87 olunmakdan Leh diyârının mahallin ma‘mûresi ve kıral-ı dâllın karargâh-ı sânîsi olan İlbav şehrine doğru azîmete karar virilmiştir. Cenâb-ı Bârî tevfîkāt-ı aliyyesin refîk ve rehber eyleye. [91b] Menzil: 93, Sahrâ der-kurb-ı Koru, oturak Cemâziyelevvel, yevm-i yekşenbih: 11, ağustos: 25 Yevm-i mezbûrda oturak olup Leh kıralının elçileri yollanmak içün devletlü Sadr-ı âlî huzûruna geldiklerinde Devlet-i aliyye tarafından kendüler ile âdem irsâl olunmasın niyâz eylediler. “Leh kıralı harâc kabûl idüp kerâmetlü ve azametlü pâdişâhımız hazretlerine inkıyâd iderse sâye-i devletlerine ilticâ iden sâir cizye-güzâr gibi âsûde hâl olur ve illâ inâyet-i Bârî ile vücûda gelen ahvâlleri gördiğin gibi var kıralına takrîr eyle. Ma‘an âdem gönderilmez, vaktine hâzır olsun” deyü kat‘î cevâb-ı şerîfleri sudûrundan sonra girüye yollanmak içün devletlü Hân hazretleri tarafına gönderildiler. Yevm-i mezbûrda seherî bir mikdâr sermâ ve beyne’s-salâteyn bârân-ı rahmet vâki‘ olup ba‘dehû der-akab havâ küşâde olmuşdır. Diyâr-ı a‘dâya henüz azîmet olunmağın i‘tidâl-i havâ ihsân olunmak içün dergâh-ı Hakk’a niyâz küllî olmuşdur. [92a] Menzil: 94, Sahrâ der-kurb-ı Koru, oturak Şehr-i cemâziyelevvel, yevm-i düşenbih: 12, ağustos: 2513 Yevm-i mezbûrda oturak olup Kamaniçe’den çıkan kâfirleri yerlerine ulaşdırmağa me’mûr olan Kaplan Paşa ve sâir mîr-i mîrân ordu-yı humâyûna dâhil oldular. İzvanca mâliki olan kapudânın İzvanca’dan gayri Kamaniçe ve İlbav etrâfında vâfir palanka ve kurâsı olmağla yedi kıt‘a kal‘anın miftâhların getürüp devletlü Sadr-ı âlî hazretlerine teslîmden sonra mâl-ı maktû‘unu virmek üzere birkaç pâre karye recâ ve sâye-i Devlet-i Pâdişâhîde âsûde olmasın niyâz itmekle rehberlik idüp hizmetinde olmak içün Kaplan Paşa yanına ta‘yîn olunmuşdur. Devletlü Sadr-ı âlî hazretleri sipâhiyân u silahdârânın kusûr olan ulûfe ve bahşişlerin tevzî‘ eyledi. Bi-emri’llâhi te‘âlâ garbî rüzgâr ile bârân-ı rahmet vukū‘undan sonra i‘tidâl-i havâ nasîb olmuşdur. 13 26 olmalıdır. 88 [92b] Menzil: 95, Sahrâ der-kurb-ı Koru, oturak Şehr-i cemâziyelevvel, yevm-i seşenbih: 13, ağustos: 27 Yevm-i mezbûrda oturak olup iki palankanın miftâhların ahâlisi huzûr-ı Âsafî’ye getürüp inkıyâd itmeleriyle cebehânelerin kabz içün cebeciyân gönderildi. Yevm-i mezbûrda havâ gâh küşâde ve gâh bulutlu olup şiddet üzere garbî rüzgâr esdi. Menzil: 96, Sahrâ der-kurb-ı Koru, oturak Şehr-i cemâziyelevvel, yevm-i çahârşenbih: 14, ağustos: 28 Yevm-i mezbûrda oturak olup Leh diyârının memâlik-i ma‘mûresi gāret ü hasâret olunmak mehâbetlü Pâdişâh-ı İslâm hazretlerinin murâd-ı humâyûnları olmağın devletlü Selim Giray Hân hazretleri huzûr-ı Âsafî’ye da‘vet olunup fermân-ı cihân-dârî izhâr olundukda bu umûra müte‘allik tedârük-i mühimme müzâkere olundukdan sonra Hân-ı âlî-şân Tatar askeriyle me’mûr ve Haleb muhâfızı Vezir Kaplan Paşa serdâr olup eyâleti askeriyle ve Rumeli Beğlerbeğisi [93a] Mehemmed Paşa ve Anadolu beğlerbeğisi ve Sivas beğlerbeğisi ve Karaman beğlerbeğisi eyâletlerinde olan zu‘amâ ve erbâb-ı tîmârlarıyla ve saksoncıbaşı on oda yeniçeriyân ve üç bayrak serdengeçdi ve dört kıt‘a balyemez top ile topcıyân ve cebeciyân ve üç kıt‘a kunbara ve Edirne şehrinin ordusu ve rûz-nâmçe-i sâbık Mustafa Efendi, Defterdâr Kāimmakāmı serdâr-ı müşârün-ileyh ile ma‘an me’mûr olup ve Kazak hatmanı Doroşenko Kazak askeriyle ve Eflak voyvodası askeriyle ta‘yîn olunup İlbav şehrinin ve etrâfında olan kılâ‘ ve palankaların küffârı harâc kabûl idüp itâ‘at ü inkıyâd idüp istîmân iderlerse amân virile bagy ü isyân iderlerse tu‘me-i şemşir ve esîr ü bend ü zincîr olup dâr u diyârları bî-inâyeti’llâhî te‘âlâ gāret ve yağma olunmak fermân olunmağın hâzır u âmâde olmağa karar virildi. Yevm-i mezbûrda bi-lutfihî te‘âlâ havâ latîf olmuşdur. Menzil: 97, Sahrâ-yı Koru, oturak Şehr-i cemâziyelevvel, yevm-i pençşenbih: 15, ağustos: 29 89 [93b] Yevm-i mezbûrda oturak olup Leh diyârının tahrîrine me’mûr olan asker-i İslâm ve Kazak ve Eflak askerleri kalkup mahall-i me’mûra revâne oldular. Cenâb-ı Hak her hâlde dest-gîrleri ola. Menzil: 98, Palanka-i Urine, sâ‘at: 2 Şehr-i cemâziyelevvel, yevm-i cum‘a: 16, ağustos: 30 Yevm-i mezbûrda hareket ve a‘dâ-yı dîn üzerine azîmet olunmak karîha-i humâyûn-ı şehriyârîden sâdır ve gicenin dördüncü sâ‘atinde Vüzerâ-yı izâm kapularına seherî hareket olunmasın müş‘ir fermân-ı âlî vârid olup, herkes âgâh olmağın ihtimâm üzere oldular. Leyle-i mezbûrenin bi-emri’llâhî te‘âlâ beşinci sâ‘atinde bârân-ı azîm vukū‘undan herkes bâr-girân endîşesinde iken der-akab şedîd-i garbî rüzgâr zuhûr idüp nakl ve harekete medâr-ı küllî olmuşdur. Menzil: 99, palanka-i mezbûr, oturak Şehr-i cemâziyelevvel, yevm-i şenbih: 17, ağustos: 31 Yevm-i mezbûrda oturak olunup, palanka-i mezbûr kurbunda cârî olan nehirden arabaların ba‘zıları ubûr eylemeyüp kalmağla yevm-i mezbûrda [94a] cümlesi ordu-yı humâyûna dâhil oldular. Yevm-i mezbûrda inâyet-i Hakk’la mu‘tedil havâ olmuşdur. Menzil: 100, palanka-i mezbûr, oturak Şehr-i cemâziyelevvel, yevm-i yekşenbih: 18, eylül: 1 Yevm-i mezbûrda oturak olunup, Hân-ı âlî-şân üç nefer kâfir göndermekle suâl olundukda Lehlü keferesinden olup kıral-ı bed14-fi‘âl tarafından ta‘yîn olunan bin mikdârı kâfirin ve refîkaları oldukların ve dil almak içün geldiklerin ve kıral-ı dâll İlbav’dan öte bir mikdâr melâ‘în ile makām-ı ihtifâda olduğun haber virmeleriyle haklarından gelündüğü ta‘ayyün buldu. Yevm-i mezbûrda dahi üç kıt‘a palankanın miftâhları huzûr-ı Âsafi’ye gelüp teslîm olunmuşdur. Menzil-i mezbûrun etrâf ü eknâfı vâsi‘ sahrâ ve biçilmiş müstevfâ çayırı olmağla asker-i İslâm ihzâr idüp 14 Nüshada “bedel” yazılmış. 90 zâd u zahîrede dahi müzâyaka olmayup a‘dâ-yı dînin mezrû‘âtı henüz yerinde olmağla ehl-i İslâm ta‘ayyüş idüp zarûretden emîn oldular. [94b] Menzil: 101, palanka-i mezbûr, oturak Şehr-i cemâziyelevvel, yevm-i düşenbih: 19, eylül: 2 Yevm-i mezbûrda oturak olup devletlü Sadr-i âlî-kadr hazretleri sipâhiyân ve silahdârana kusûr bahşişlerin tevzî‘ eylemişlerdir. Ba‘de’l-asr bârân-ı rahmet vâz‘ olup vakt-i işâdan sonra havâ küşâde olmuşdur. Menzil: 102, palanka-i mezbûr, oturak Şehr-i cemâziyelevvel, yevm-i seşenbih: 20, eylül: 3 Yevm-i mezbûrda dahi oturak olup devletlü Sadr-i âlî hazretleri yevm-i evvel üzere ihtimâm buyurdular. Vakt-i işâdan sabâha iki sâ‘at kalınca gâh bârân ve gâh garbi rüzgâr esüp ba‘dehû i‘tidâl-i havâ nasîb olmuşdur. Menzil: 103, Palanka-i İzberice, sâ‘at: 4 Şehr-i cemâziyelevvel, yevm-i çahârşenbih: 21, eylül: 4 Yevm-i mezbûrda seherî hareket olunup sipâhiyân ve silâhdâ[râ]n alayları nihâyetinde Vüzerâ-yı izâm tevâbi‘âtı mu‘tâd üzere selâma [95a] durup yemeklik olmamağla mehâbetlü Pâdişâh-ı İslâm hazretleri mu‘tâd üzere Vüzerâ-yı izâm ile mürûr ve edâ-yı selâm idüp vakt-i duhâda otağ-ı humâyûnlarına nüzûl buyurdular. Yol üzerinde olan dört kıt‘a köprülerden balyemez toplar ve araba ve ağırlıklar selâmet üzere mürûr idüp salt atlu yemîn ü yesârda bataklardan geçüp ordu-yı humâyûna dâhil oldular. Palanka-i mezbûr İzvanca kal‘ası kurbundan cârî olan nehr-i İstiribya dimekle ma‘rûf nehir üzerinde vâki‘ olup etrâfı meşe ormanlu ve mezrû‘âtı ve çayırı vâfir iki tarafı kudretden kaya üzerinde kulleleri ve divârı metânetinden gayri taş divâr çevirme kal‘a-yı mezbûreye muttasıl ikibin hâne mikdârı varoşu var iken Kamaniçe fethinde keferesi firâr itmeğin kal‘a ve şehre cevânib-i erba‘ada cevelân iden asker-i İslâm âteş virmekle bi‘l-külliye ihrâk olup yüz yıllık harâbeye dönmüş idi. Bu ma‘kūle kal‘a ve varoşların keferesi ekser mün‘im ve mütemevvil olup mürd olduklarında sîm ü zere müte‘allik [95b] ba‘zı eşyâ ile defn olunmalarıyla 91 Tatar tâ‘ifesi mezarların açup eşyâların ahz itdiklerinden Engürüs serhadlerinde vâki‘ olan seferlerde mevcûd olan asker-i İslâm’ın ba‘zıları haberdâr olmalarıyla kiliselerinde âhar mahallerde olan mürdelerin ba‘zıların ihrâc idüp nicesi hissedâr ve ba‘zısı tehî emek çeküp nâdim olmuşdur. Menzil: 104, Palanka-i İzberice, oturak Şehr-i cemâziyelevvel, yevm-i pençşenbih: 22, mâh-ı eylül: 5 Yevm-i mezbûrda oturak olup devletlü Sadr-ı âlî-kadr hazretleri sipâhiyân ve silahdârânın ve aşağı bölüklerin kusûr bahşişlerin ve ulûfelerin virüp üçer def‘a devroldukdan sonra üçyüzden mütecâviz nâ-mevcûd olmağla halîfe-i rûy-i zemîn hazretlerinin emr-i âlîlerine inkıyâd itmedikleri içün dirlikden tehî kaldıkları şüyû‘ bulmuşdur. Hakîkat-i hâl mehâbetlü ve şevketlü Pâdişâh-ı İslâm hazretleri i‘lâ-yi kelime‘tullahi’l-ulyâ niyyeti ile gazâ ve cihâdı pîş-nihâd [96a] ve vücûd-ı şerîflerine meşakkat-i seferi rahmet addidüp hâb u râhatı leyl ü nehâr harâm itdiğinden gayri asker-i İslâm kullarına ulûfe ve bahşiş ve zahâir-i deryâ- nevâlîn bezl ü in‘âmda bâb-ı keremleri meftûh iken sefer-i humâyûna me’mûr olan irhâ-i inân iden eşhâsa her ne vechile cezâ tertîb olunursa müstahıkk oldukları günden ayândır. Ve sa‘âdetlü Kāimmakām-ı âlî makām Mustafa Paşa hazretleri meterisden çıkdıkdan sonra mizâc-ı şerîfleri nâ-hoş olduğu şüyû‘undan derûn-ı ihlâs-ı meşhûnu hayr-hâh-ı âlem birle mecbûl meyân-ı asker-i İslâm’da mahbübü’l-kulûb bir Vezîr-i celîlü’ş-şân olmağla asker-i İslâm’a inkisâr hâsıl olup cenâb-ı Bârî celle şanuhû şifâhâne-i gayb-ı lâ-reybinden şifâ-yı âcil ihsân eylemek du‘âsına iştigāl üzereler iken devletlü Sadr-ı âlî-kadr hazretleri ve irtesi fazîletlü Şeyhü’l-İslâm hazretleri hâtırların suâl içün teşrîf buyurup du‘â-yı hayr-ı serî‘ü’l-icâbeleri hedef-i icâbete karîn olup âsâr-ı sıhhat-ı kâmile müyesser olup elhamdülilâhi te‘âlâ cümleye [96b] sürûr hâsıl olup du‘â-yı hayırların efzûn eylemişlerdir. Menzil: 105, Palanka-i İzberice, oturak Şehr-i cemâziyelevvel, yevm-i cum‘a: 23, eylül: 6 Yevm-i mezbûrda oturak olup Kaplan Paşa revâne olduğu yol üzerinde İzbarava palankasının keferesi inkıyâd itmemekle üzerlerine hücûm olundukda ekseri 92 tu‘me-i şemşîr olup ba‘dehû itâ‘at idüp ve andan sonra Mikolince nâmında kal‘aya uğrayup anlar dahi istîmân itmekle topların ve kumbara havanların ve tüfeng ve misketlerin ve kurşun ve barutların kabzidüp kapudanların Sadr-ı âlî hazretlerine irsâl ve vâki‘ hâli i‘lâm eylemişdir. Ve Erdel kıralına fermân olunan zehâiri beşyüz araba ile irsâl ve mehâbetlü Pâdişâh-ı İslâm hazretlerine bir billûr hintu-yı mükemmel ve üç yorga ve iki sakson ile ubûdiyyetin arzidüp askeriyle hâzır ve her ne fermân buyurulursa edâ-yı hizmete nâzır olduğun bildirmişdir. Yevm-i mezbûrda [97a] Lehlü keferesinden ahvâl bilür dil ahz itmek içün Adana Beğlerbeğisi Hüseyin Paşa ta‘yîn olunmağla Semendre sancağının zu‘amâ ve erbâb-ı tîmârı ve devletlü Sadr-ı âlî hazretlerinin segbânlardan üç dört bayrak levendât ma‘an me’mûr olup revâne olmuşlardır. Menzil: 106, Palanka-i İzberice, oturak Şehr-i cemâziyelevvel, yevm-i şenbih: 24, eylül: 7 Yevm-i mezbûrda oturak olup palanka kurbunda cârî olan nehrin üzerinde vâki‘ ağaç cisri küffâr ihrâk itmekle ta‘miri topların mürûru içün lâzım olmağın cisir başında Defterdâr Paşa çadırı kurdurup itmâmına ihtimâm eylemişdir. Menzil: 107, Palanka-i İzberice, oturak Şehr-i cemâziyelevvel, yevm-i yekşenbih: 25, eylül: 8 Yevm-i mezbûrda oturak olup etrâf ü eknâfdan asker-i İslâm zâd u zahîre ve esîr ihzâr idüp ordu-yı humâyûnda murâd [97b] üzere ganîmet nümâ-yân olmuşdur. Devletlü Kāimmakām Paşa hazretlerinin kapusında olan serbest bölük başısı tüfengciyân levendâtından üçyüzden mütecâviz piyâde ve süvâri Hırvat segbânânı ile henüz itâ‘at eylemeyen bir palankanın varoşun gāret idüp üçyüz mikdârı kâfiri tu‘me-i şemşîr ve ikiyüz mikdârı esîr ahzidüp üçbin mikdârı koyun ve beşyüzden mütecâviz sığır ve kısrak ahzidüp selâmetle ordu-yı humâyûna dâhil oldu. Palanka âhâlisi bu vechile gûşmâl gördükden sonra istîmân idüp muhâfazalarıçün devlet tarafından çavuş almışlardır. Menzil: 108, Palanka-i İzberice, oturak Şehr-i cemâziyelevvel, yevm-i düşenbih: 26, eylül: 9 93 Yevm-i mezbûrda oturak olup menzil-i mezbûr kurbunda vâki‘ Husatin palankasının küffârları inkıyâd itmekle mehâbetlü Pâdişâh-ı İslâm hazretlerinin seyr itmek murâd-ı humâyûnları olmağın [98a] devletlü Sadr-ı âlî hazretleri ma‘an revâne olmak fermân olmağla devlet ile seherî hareket ve üçbin mikdârı sipâh u silahdâr revâne olup palanka-i mezbûr havâlîsi sayd u şikâr vadileri olmağın palanka kapudanı sayyâd olduğu ma‘lûm olmağla kendüsü ve tevâbi‘âtı ihzâr ve şikârı olan semtlerden geşt ü güzâr olunup murâd üzere şikâr bulunmağla mazhar-ı ihsân olmuşdur. Mehâbetlü Pâdişâh-ı İslâm hazretleri ba‘de’l-asr devlet ile otağ-ı humâyûnlarına nüzûl buyurdular. Menzil: 109, Palanka-i İzberice, oturak Şehr-i cemâziyelevvel, yevm-i seşenbih: 27, eylül: 10 Yevm-i mezbûrda oturak olup elhamdülilâhi te‘âlâ murâd üzere havâda i‘tidâl ve ordu-yı humâyûnda ganîmet olup dakīkın vakiyyesi on akçaya ve peksimadın vakiyyesi onbeş akçaya ve pirincin keyli yüzseksene ve kahvenin vakiyyesi yüzelli akçaya ve şa‘îrin bir yemi onsekiz ve yirmi akçaya müstevfâ bulunup cevânib-i [98b] erba‘adan zâd u zahîre ihzârına revâne olanlar zahâir ve esîr ahzidüp ber-murâd olmuşlardır. Menzil: 110, Palanka-i İzberice, oturak Şehr-i cemâziyelevvel, yevm-i çahârşenbih: 28, eylül: 11 Yevm-i mezbûrda oturak olup emr-i Hakk’la gâh küşâde-i havâ ve gâh bârân-ı azîm vâki‘ olup ol hâl üzere mürûr eylemişdir. Menzil: 111, Palanka-i İzberice, oturak Şehr-i cemâziyelevvel, yevm-i pençşenbih: 29, eylül: 12 Yevm-i mezbûrda Kaplan Paşa’ya inkıyâd iden Mikolince kal‘asının muhâfazasına ta‘yîn olunan yeniçeriyânı ulaşdırmağa me’mûr olan Küçük Mehemmed Paşa edâ-yı hizmet idüp ordu-yı humâyûna dâhil olmuşdur. Ve Nedîm-i Şehriyârî sa‘âdetlü Mustafa Paşa hazretlerinin ağavât ve levendâtı bir palankanın 94 varoşun gāret idüp hayli esîr ve hayvanât ile dâhil oldular. Yevm-i mezbûrda dahi bârân-ı azîm vâki olup havâ küşâde olmamışdır. [99a] Şehr-i cemâziyelâhir Menzil: 112, Palanka-i İzberice, oturak Şehr-i cemâziyelâhir, yevm-i cum‘a gurre: 1, eylül: 13 Yevm-i mezbûrda Hân-ı âlî-şân hazretlerinin ve Kaplan Paşa’nın ulaklarıyla kâğıdları gelüp revâne oldukları yol üzerinde vâki‘ olan( )15 nâm kal‘anın müstevfâ cengci kâfiri ve cebehânesi olup harb u kıtâle mübâşeret itmeleriyle üzerine toplar havâle ve meterislere mübâşeret olundukda istîmân idüp inkıyâd itmeleriyle muhâfazasına yeniçeri ta‘yin olunmasın i‘lâm itmeleriyle müstevfâ yeniçeriyân ta‘yîn olundu. Ve mukaddemâ Leh kıralından gelüp me’zûnen avdet iden Leh elçisi kırallarına ve hatmanlarına vardıkda inâyet-i Pâdişâhî niyâzı içün rikâb-ı humâyûna elçiler göndermeğe tedârükde oldukların Hân hazretlerine kâğıd ve âdem gönderüp bu bâbda i‘ânetin ricâ eylediklerin Hân hazretleri devletlü Sadr-ı âlî hazretlerine inhâ ve i‘lâm eylemişdir. [99b] Menzil: 113, Palanka-i İzberice, oturak Şehr-i cemâziyelâhir, yevm-i şenbih: 2, eylül: 14 Yevm-i mezbûrda Leh kıralının Hân-ı âlî-şân ve Kaplan Paşa tarafından gönderilen âdemlerinde rikâb-ı humâyûn-ı şevket-makrûna ubûdiyyet idenler men‘ ve redd olmaduğun mutazammın devletlü Sadr-ı âlî hazretleri tarafından mektûb-ı devlet-mashûb tahrîr ve irsâl olunmağa fermân-ı cihân-dârî sâdır olmuşdur. Ve sa‘âdetlü Kāimmakām Paşa hazretlerinin kapularında olan Hırvatlu levendâtından ikiyüzden mütecâviz piyâde ve süvâri Kara İbrahim ve Salih nâm bölükbaşılar ile ganîmete gitmişler idi. Bir taş hisârın varoşun gāret idüp küffâr ile azîm ceng ü cidâlden sonra varoşu kabz ve yüzden mütecâviz esîr ve binbeşyüz kara sığır ve ikibin koyun ve hayli kısrak ahz idüp ordu-yı humâyûna dâhil oldular. Sekiz nefer levendât zahmdâr [100a] olup sâirleri selâmet üzere gelmişlerdir. 15 Nüshada boşluk var. 95 Menzil: 114, Palanka-i İzberice, oturak Şehr-i cemâziyelâhir, yevm-i yekşenbih: 3, eylül: 15 Yevm-i mezbûrda oturak olup emr-i Hakk’la seherî bârân-ı rahmet ve garbî rüzgâr vâki‘ olmağın i‘tidâl-i havâ içün cenâb-ı Hakk’a niyâz olunmuşdur. Ordu-yı humâyûn sevkinde üsârânın kesreti zâhir olup ba‘zılar dahi esîrin muhâfazada tegāfül ve tekâsül itmekle müjdesiyle esîr ahz idene nukūd ikrâr ve reddine ashâbından du‘â ile dellallar ordu-yı humâyûna azîm nidâlar eylediler. Menzil: 115, Palanka-i İzberice, oturak Şehr-i cemâziyelâhir, yevm-i düşenbih: 4, eylül: 16 Yevm-i mezbûrda oturak olup i‘tidâl-i havâ nasîb olmuşdur. Devletlü Sadr-ı âlî hazretlerinin baş bölükbaşısı ser-çeşme binden mütecâviz segbânân ile Zidva nâm kal‘anın varoşun gāret idüp ganîmet-i azîm ile ordu-yı humâyûna dâhil olmuşdur. [100b] Menzil: 116, Palanka-i Koladan, sâ‘at: 5, oturak Şehr-i cemâziyelâhir, yevm-i seşenbih: 5, eylül: 17 Yevm-i mezbûrda seherî İzberice palankası kurbundan hareket olunup palanka-i mezbûrun ahâlisi inkıyâd itmeleriyle cânib-i yesârında etrâfı ormanlu sahrâda nüzûl olundu. Ve sa‘âdetlü Kāimmakām Paşa hazretlerinin ağalarından Kürd Şeyhî Ağa üçyüzden mütecâviz âdem ile ganîmete gitmişdi. Hayli esîr ve hayvanât ahz idüp yevm-i mezbûrda sâlimen ordu-yı humâyûna dâhil olmuşdur. Menzil: 117, Palanka-i Koladan, oturak Şehr-i cemâziyelâhir, yevm-i çahârşenbih: 6, eylül: 18 Yevm-i mezbûrda oturak olup ilerüye varılacak mahallin esnâ-yı tarîkinde cisre muhtâc mahaller olmağın Defterdâr Paşa binâları içün revâne olup asker-i İslâm menzil-i mezbûrda karar ve cevânib-i erba‘anın mezrû‘âtı vâfir olmağla ihzâr idüp muğtenim ve hoş hâl olmalarıyla Pâdişâh-ı İslâm’a du‘â-yı hayr-ı ferâvân eylemişlerdir. [101a] Menzil: 118, Sahrâ-yı Palanka-i Yakolince, sâ‘at: 5 96 Şehr-i cemâziyelâhir, yevm-i pençşenbih: 7, eylül: 19 Yevm-i mezbûrda seherî hareket olunup ve nehr-i Lazarine üzerinde Defterdâr Paşa binâ itdirdüğü cisirlerden ve salt atlunun ba‘zıları nehirden mürûr idüp palanka-i mezbûrun taş hisârı ve tabyası ve mükemmel varoşu olup etrâfında olan kurânın re‘âyâsı kal‘a ve varoşa tahassün idüp istîmân itmeleriyle zarardan emîn olmuşlar idi. Mehâbetlü Pâdişâh-ı İslâm hazretleri azîm alaylar ile yanına uğradıkda ahâlisi kurbân içün vâfir koyunlar ile yol üzerinde durup kurbânlardan behresi olan hissedâr olmuşdur. Palanka-i mezbûr bir sahrânın vasatında vâki‘ olup kenârından cârî olan suyu latîf ve vâfir olup sahrâsında olan demed-i mezrû‘ât ve biçilmiş çayırın nihâyeti görünmez idi. Asker-i İslâm murâd üzere karar idüp esîr ve ganîmet ahzından ber-murâd olanlar etrâf ü eknâfı cüst ü [101b] cûya âgāz itdiler. Palanka-i mezbûra gelince vâki‘ olan palankaların ba‘zıları Kamaniçe muhâsarasında asker-i İslâm’ın hücûmundan keferesi firâr idüp ve ba‘zıları inkıyâd idüp mübâşir olduklarından yerlerinde karar eylediler. Ammâ bundan ilerüsünde olan palankaların küffârları inkıyâd eyleyüp ve firâr iden palankaların küffârı varup anlara mülâsık olmalarıyla birkaç def‘a ba‘zı mahalde asker-i İslâm’a zahmet virüp ve atdıkları toplarının sadâsı ordu-yı humâyûnda işidilmekle mehâbetlü Pâdişâh-ı İslâm hazretlerinin karîha-i humâyûnlarından bu makūle vaz‘ u hareket iden a‘dâ-yı liyâma ne yüzden fermân-ı humâyûnları sâdır olur deyü asker-i İslâm hâzır u âmâde olup ânen fe-ânen fermâna muntazırlar idi. Menzil: 119, Sahrâ-yı Yakolince, oturak Şehr-i cemâziyelâhir, yevm-i cum‘a: 8, eylül: 20 Yevm-i mezbûrda oturak olup palanka-i mezbûra altı sâ‘at mikdârı mahalde vâki‘ Bozaneve kal‘asının ahâlisi henüz itâ‘at eylemeyüp zâd u zahîre [102a] ihzârına giden ehl-i İslâm’a îsâl-i mazarratından hâlî olmadıkları ta‘ayyün bulmağın Bosna muhâfızı Vezir İbrahim Paşa eyâleti askeri ve zağarcıbaşı ile on oda yeniçeriyân ve mühimmâtları ile iki top ve lağımcıbaşı ve çavuşzâde ta‘yîn olunup vakt-i zuhurda kalkup revâne oldular. Yevm-i mezbûrda bi-emri’llâhi te‘âlâ vakt-i magribden evvel bârân ve berk vâki‘ oldu. 97 Menzil: 120, Sahrâ-yı Yakolince, oturak Şehr-i cemâziyelâhir, yevm-i şenbih: 9, eylül: 21 Yevm-i mezbûrda seherî mehâbetlü ve şevketlü Pâdişâh-ı İslâm hazretleri Bozaneve kal‘asını görmek içün devletlü Sadr-ı âlî ve Nedîm-i Şehriyârî ma‘an revâne olup sipâh ve silahdârândan bir mikdâr ve tevâbi‘âtdan bir mikdâr mürd ü cürd âzim oldular. İbrahim Paşa vakt-i seherde Bozaneve kal‘asına vardıkda önünde olan varoşu küffâr ile mâlâ mâl olup üzerlerine asker ta‘yîn olunduğundan haberleri olmamağla yeniçeriyân ve me’mûr olan asker varoş üzerine hücûm idüp ceng ü cidâl olmağın hayli kâfir tu‘me-i şemşîr olup varoşda karara iktidârları olmaduğından [102b] kal‘aya kapanup kal‘adan ceng ü cidâl üzereler iken mehâbetlü Pâdişâh-ı İslâm hazretleri püşte-i bâlâdan temâşâ idüp ta‘yîn olunan toplar henüz vâsıl olmadığından avdet idüp vakt-i magribe karîb mahalde karargâh-ı devletlerine vâsıl oldular. Yevm-i mezbûrda sa‘âdetlü Defterdâr Paşa isyân üzere olan Bucac ve İzlokce kal‘alarının mâbeyninde ordu-yı humâyûn nüzûlüne münâsib konak yeri görmeğe me’mûr olmağın ağavât ve levendât ve huddâm-ı Enderûn mükemmel ve müretteb revâne olup, ordu-yı humâyûna münâsib olan mahal Bucac kal‘asına karîb olmağın üzerine varılmak ve mümkin olursa varoşuna tahassun iden a‘dânın saydı ve hayvanâtının ahzı ile mugtenim olmak kasd olunup Bucac varoşuna hücûm eylediklerinde Defterdâr Paşa tevâbi‘âtının kafâlarında hâzır olmağla merdâne tevâbi‘âtı hücûm idüp varoş kapusundan kal‘aya varınca a‘dâyı sürüp kıtâl-i azîm eylediler. Ve lâkin Bucac varoşu sâir varoşlardan ziyâde vâsi‘ ve taş hisârından gayri varoşun [103a] etrâfın taş divâr idüp câ-be-câ kulleler idüp ba‘zı mertebe metâneti olduğundan gayri etrâf u eknâfın re‘âyâsı varoşuna cem‘ olup birkaç def‘a çetecileri bozup yüze çıkmış a‘dâ-yı dîn olmağla Defterdâr Paşa tevâbi‘âtı evvel emirde a‘dâya göz açdırmayup kal‘a dibine sürüp nicesi tu‘me-i şemşîr ve esîr olmuş iken, melâ‘în gitdikçe her tarafdan emîn değiller iken, ancak hücûm ve cidâl bir tarafdan olduğun gördüklerinde sâir semtlerde olan bir yere gelüp ve İslâm üzerine hücûm idüp bi-emrillâhi te‘âlâ fethi vakt-i âhara merhûn olmağın ehl-i İslâm avdet idüp kabza-i tasarrufa vusûlü müyesser olmadı. Gerçi Defterdâr Paşanın onbeş yirmi kadar âdemisi şerbet-i şehâdeti nûş eyledi. Ammâ a‘dâ-yı dînin mürd olan melâ‘ini üçyüzden mütecâviz olduğun nakl ve tahkîk eylediler. 98 Menzil: 121, Sahrâ-yı Yakolince, oturak Şehr-i cemâziyelâhir, yevm-i yekşenbih: 10, eylül: 22 [103b] Yevm-i mezbûrda mehâbetlü ve şevketlü Pâdişâh-ı İslâm hazretleri İbrahim Paşa muhâsara itdüğü kal‘aya tekrâr revâne olmak murâd-ı humâyûnları olmağla sa‘âdetlü Kāimmakām Paşa hazretleri ma‘an revâne olmaları fermân olunmağın tevâbi‘ât, âmâde oldukdan sonra salât-ı fecri edâ idüp süvâr ve sür‘at üzere muhâsara olunan Bozaneve kal‘ası altı sâ‘at iki üç sâ‘atde havâlîsine varılup mehâbetlü Pâdişâh hazretleri püşte-i bâlâdan kal‘ada olan a‘dâ-yı liyâm meterisde olanlarla ceng ü cidâl eyledüğüne nâzır oldular. Sa‘âdetlü Kāimmakām Paşa hazretleri dahi cümle tevâbi‘âtı ile kal‘a kurbunda olan cisirden mürûr ve varoş içerüsünden doğru İbrahim Paşa olduğu mahalle varup ve segbânân ve levendât meterisler kafâsında birleşüp karar eylediler. Kal‘ada olan a‘dânın ahvâlinden suâl buyurduklarında aslâ itâ‘ate râgıb olmayup tüfengcileri güzîde olmağla ehl-i İslâm’dan vâfir âdem zahm-dâr olduğun ve lağıma muhtâc olmağla mübâşeret olunup henüz itmâm bulduğun tafsîl üzere sa‘âdetlü Kāimmakām Paşa hazretlerine ifâde idüp ol [104a] vakte değin toplar dahi henüz birleşüp âmâde olundukda a‘dâ-yı liyâm üzerine birbiri ardınca üçer def‘a atılup a‘dâ-yı dînin gözlerin açdıklarından gayri sa‘âdetlü Kāimmakām Paşa hazretleri ikibinden mütecâviz ağavât ve levendâtı varoşa uğrayup üzerlerine hücûm kasdıyla meterislere mülâsık oldukların gördüklerinde vire bayrağın kaldırup istîmân itmişler iken, birkaç def‘a şekāvetleri zâhir olmuş melâ‘în olduklarından mehâbet-i İslâm’dan bir hoş haberdâr olmalarıçün tekrâr birer def‘a dahi toplar urulup ve tüfengler atılup amân virilmemekle a‘dâ-yı dînin Türkî lisândan haberdâr olanları âşikâre kulleler üzerine “amân amân” deyü feryâd u figān itmeleriyle amân virilüp mâliki olan Lehlü beğzâdesi devletlü Kāimmakām Paşa hazretlerinin huzûruna gelüp, “palanka ve re‘âyâsı ata ve dedemden kalmışdır, mehâbetlü Pâdişâh-ı İslâm hazretleri kabûl buyurup bu fakîri ve ehl ü ıyâli azâd eylesün” deyü niyâz ve recâ eyledüğünde, “ahvâlini rikâb-ı humâyûnlarına arz idelim, her ne fermân buyurulursa öyle olur” deyü [104b] cevâb virilüp ba‘dehû kapudan yeniçeriyân ve zâbitleri içerüye dâhil olup ve kal‘ayı kabz eylediklerinden sonra mehâbetlü Pâdişâh-ı İslâm devlet ü ikbâl ile avdet ve Kāimmakām Paşa dahi ma‘an azîmet idüp vakt-i magribde ordu-yı humâyûna vusûl 99 müyesser olmuşdur. Bozaneve gerçi palanka yâd olunur, ammâ bir mürtefi‘ mahalde vâki‘ olup çâr-gûşe metîn divârı ve her köşesinde birer metîn kullesi olup ve önünde olan nehri varoş dibinde sedd idüp yukarı tarafında azîm göl hâsıl ve seddi cisre muhtâc olup varoşu dahi palankanın top ve tüfengi altına alup bir vechile girîbân ve dâmını pence-i gāziyân alta girmez sevdâsıyla inkıyâd içün haber vardıkda, “kıralımız Leh kıralıdır gayrisin bilmeyiz” deyü hayli kâfirlik gösterdi. Elhamdülillâhi te‘âlâ iki gün içinde yakasın ele virüp kendüsü ve ceng ü harb iden melâ‘îni ordu-yı humâyûna ihzâr ve re‘âyâ makūlesi varoşda iskân itdirilmek üzere fermân olundu. Yevm-i mezbûrda devletlü Sadr-ı âlî hazretlerinin Hân-ı âlî-şân ve Kaplan Paşa [105a] tarafına gönderilen Karakulak Ahmed Ağa gelüp Kaplan Paşa İlbav şehrin muhâsara idüp üç gün döğdükde mütehassın olan küffâr mütezelzil ve perîşân-ı hâl üzereler iken kıral tarafından elçi gelüp rikâb-ı humâyûna arz-ı ubûdiyyetin ve Kamaniçe’ye tâbi‘ kılâ‘ ve bikā‘dan kasr-ı yed idüp ancak İlbav şehri Podolya iklîminden olmamağla ta‘arruzdan kasr-ı yed olunmasın iltimâs eylediklerinde, “İlbav şehri kabza-i tasarrufa vusûle karîb olmuşken ferâgat olunmaz” deyü cevâbları redd olunmağın sulh u salâha olan niyâzları sûret bulmak içün İlbav şehrinden kasr-ı yed olunmağa bedel rikâb-ı humâyûn-ı Pâdişâhî seksenbin guruş virmeğe ta‘ahhüd itmeleriyle ol minvâl üzere Hân-ı âlî-şân ve Kaplan Paşa rızâ virüp altı aya değin bi‘t-temâm edâ itmeleriçün kavî rehînleri alınup ahvâlleri ol minvâl üzere karar-pezîr olduğundan ve me’mûr olan asker-i İslâm ile avdet idüp gelmek üzere oldukların mektûblarıyla i‘lâm eylemişledir. Hazret-i Hudâ-yı Bîçûn mehâbetlü Pâdişâh-ı İslâm hazretlerin hatâsız idüp her umûrunda dest-gîr ola. [105b] Menzil: 122, Sahrâ-yı Bucac, sâ‘at: 4 Şehr-i cemâziyelâhir, yevm-i düşenbih: 11, eylül: 23 Yevm-i mezbûrda mehâbetlü Pâdişâh-ı İslâm hazretleri devlet ü ikbâl ile hareket ve vakt-i duhâda Bucac sahrâsına nüzûl buyurup, bir mikdâr arâm itdikden sonra süvâr olup ve devletlü Sadr-ı âlî hazretleri ma‘an revâne olup Bucac havâlîsine nüzûl ve karar buyurdular. Devletlü Kāimmakām Paşa hazretleri dahi vâfir tevâbî‘ ile atlanup Bucac’ın bir tarafından kal‘a ve varoşuna nazar üzere iken devletlü Sadr-ı âlî 100 tarafından da‘vet olunmağla vükelâ-yı devlet bir yerde iken kal‘ada olan a‘dâya inkıyâd itmelerin mutazammın haber gönderildikde “kıralımız tarafından elçi gelecekdir” deyü üç gün mehl niyâz itmeleriyle ve etrâflarında cevelân idüp küffârdan sehl-i cüdâ düşen hayvanâtı ehl-i İslâm ahz itdikçe top ve tüfeng atmayup misket izhâr itmeleriyle yevm-i mezbûrda her tarafdan üzerlerine hücûm ve varoşda olan küffâra ve hayvanâta el uzatmağa ruhsat virilmeyüp [106a] nihâyet a‘dâ-yı bed-kâr niyâzlarına i‘timâd ü i‘tibâr olunmayup ol gice toplar çekilüp kal‘aya havâle kılınmak ve meterislere yeniçeriyân girüp âmâde olmak ve Vüzerâ-yı izâm kapularında olan segbânân varoş etrâfını ihâta idüp sabâha muntazır olmak bâbında sâdır olan fermân-ı Pâdişâhî bi-inayetillâhi te‘âlâ icrâ olundukda ba‘de’l-asr mehâbetlü Pâdişâh-ı İslâm hazreleri otağ-ı humâyûnlarına avdet buyurup inşâallahü te‘âlâ ale’s-seher hareket ve Bucac üzerine nazar-ı târâc salmak niyyeti ile vakt-i sabâhü’l hayra intizârda oldular. Menzil: 123, Sahrâ-yı Bucac, oturak Şehr-i cemâziyelâhir, yevm-i seşenbih: 12, eylül: 24 Yevm-i mezbûrda mehâbetlü Pâdişâh-ı İslâm hazretleri seherî hareket ve vükelâ-yı devletleri ma‘an azîmet idüp Bucac kal‘asının varoşunun üzerine asker-i İslâm’ı merdâne ve dilîrâne hücûm itdirmek maksûd-ı küllî iken a‘dâ-yı liyâm yevm-i evvelde vakt-i şâma değin tertîb ve müheyyâ olan ahvâlleri gördüklerinde bî-tâb ü tüvân [106b] olup istîmân ve vîrân olmak havfından amân bayrağını birkaç yerde nasb idüp taşraya gelen kâfîr kal‘a mâliki olmaduğun ve mâliki kıral yanına gitdüğün takrîr idüp i‘tizâra sâlik oldu. Ba‘dehû kal‘a ve varoşun zabtına yeniçeriyan ta‘yîn olunup murâd üzere kabza-i tasarrufa dâhil olmayınca mehâbetlü Pâdişâh-ı İslâm rahşlarından inmeyüp etrâf ü eknâfı cevelân iderledi. Kal‘a ve varoş ahvâli bertarâf oldukdan sonra devletlü Sadr-ı âlî hazretlerinin sâyebânlarına nüzûl ve mal-ı ganîmetinden ahz olunan ganemi karşularında kebab tabh itdirüp tenâvülden sonra devlet ile otağ-ı humâyûnlarına teveccüh buyurdular. Ve Bozaneve palankasının mâlikini ve bellü başlu cengcilerin Bosna muhâfızı İbrahim Paşa dest ve gerdân-beste huzûr-ı humâyûna göndermişidi. Geldiklerinde mâliki ile dört neferin mehâbetlü Pâdişâh-ı İslâm hazretleri alıkodup mâ‘adâsını Defterdâr Paşaya 101 gönderdiler. Yevm-i mezbûrda Bazlukça kal‘asının ahâlisi itâ‘at itmek içün devletlü Sadr-ı âlî hazretleri [107a] tarafından kağıd yazılup Adana Beğlerbeğisi Hüseyin Paşa ile irsâl olunmuş idi. Vusûlünde bir vechile ahâlisi fermândan rû-gerdân olmayup Bazlukça ve tevâbi‘ palankaların müte‘ayyin âdemleri huzûr-ı Âsafî’ye gelüp itâ‘atlerin izhâr ve miftahları teslîm eylediler. Bi-avnihî te‘âlâ Bazlukça ahvâli dahi Devlet-i Pâdişâhîde âsân vech üzere husûl pezîr oldu. Bazlukça kal‘ası püşte-i bâlâda vâki‘ ba‘zı mertebe Haleb kal‘asına müşâbih olup varoşu ise şehr-i mu‘azzam Leh diyârının senede iki def‘a bâzârı ve azîm cemi‘yyet ve kâr yeri bâzâr-gânı vâfir memâlik-i ma‘mûrenin adîmü’n-nazîri olup memâlik-i Pâdişâhîye munzam olduğundan hamd-i ferâvân olunmuşdur. Menzil: 124, Sahrâ-yı Bucac, oturak Şehr-i cemâziyelâhir, yevm-i çahârşenbih: 13, eylül: 25 Yevm-i mezbûrda Bozaneve palankasından ihrâc olunan mâlikinin ve kapudân ve dizdârının iki bellü kâfirin otağ-ı humâyûn [107b] önünde başları kesilüp bir topal kâfir âzâd olundu. Sâirleri tersâne-i âmire hizmetinde olmaları fermân olunmuşdur. Ve Bozaneve palankasının dört kullesinde lağım vaz‘ olunup hâkle yeksân kılındı. Pâdişâh-ı İslâm’a inkıyâd eylemeyen a‘dâ-yı liyâm dâimâ bu yüzden kahr u helâk olup dâr u diyârları harâb ve vîrân olmakdan hâlî olmaya. Menzil: 125, Sahrâ-yı Bucac, oturak Şehr-i cemâziyelâhire, yevm-i pençşenbih: 14, eylül: 26 Yevm-i mezbûrda oturak olup havâda bürûdet zâhir olmağın i‘tidâl-i havâ içün niyâz olundu. Etrâf ü eknâfda a‘dânın mezrû‘âtı vâfir olmağın مال آافر هست بر مومن حلال 16 mazmûnu üzere asker-i İslâm ahz ve muğtenim oldular. Menzil: 126, Sahrâ-yı Bucac, oturak Şehr-i cemâziyelâhir, yevm-i cum‘a: 15, eylül: 27 Yevm-i mezbûrda mehâbetlü Pâdişâh-ı İslâm hazretleri Bazlukça [108a] kal‘asını görmek murâd-ı humâyûnları olmağın devletlü Sadr-ı âlî hazretleri 16 “mâl-ı kâfir dest ber mü’min helâl” Kâfirin malı mü’mine helâldir mealinde. 102 tevâbi‘âtı ile ve sipâh u silahdârândan hayli mürd ü cürd ma‘an revâne olup ordu-yı humâyûna iki sâ‘at karîb olmağla seyretdikden sonra avdet idüp vakt-i asrda otağ-ı humâyûnlarına nüzûl buyurdular. Menzil-i mezbûrda birkaç gün oturak olup ekser eyyâmda bi-emrillâhi te‘âlâ bârân vâki‘ olmağla ordu-yı humâyûn sevkinde ve dâirelerde ziyâde bataklar olup asker-i İslâm’a meşakkat nümâyân olmağın Bucac kal‘asında cârî olan nehrin üzerinde ihrâk olmuş bir karyenin etrâf ü eknâfı vâsi‘ ve korusu vâfir bir mahall olmağla inşâallah ol mahalle ordu-yı humâyûnun nakl ve nüzûlü fermân olundu. Cenâb-ı Hak eşref-i sâ‘ate makrûn eyleye. Menzil: 127, Sahrâ der-kurb-ı Bucac, sâ‘at: 12 Şehr-i cemâziyelevvel17, yevm-i şenbih: 16, eylül: 28 Yevm-i mezbûrda seherî hareket olunup otağ-ı humâyûn Vüzerâ-yı izâm [108b] dâireleri yerlü yerine vaz‘ olundukdan sonra mehâbetlü Pâdişâh-ı İslâm hazretleri Vüzerâ-yı izâm ile karargâh-ı devletlerine nüzûl buyurdular. Menzil-i mezbûr evvelkinden vâsi‘, mezrû‘âtı ve otu ve odunu karîb ve vafîr olup Pâdişâh-ı İslâm etrâf u eknâfı cevelân iderken nazar-ı humâyûnları ta‘alluk idüp ol mahalle ordu-yı humâyûnun nakline fermân-ı âlî-şânları sudûrundan asker-i İslâm’a refâh-ı hâl müyesser olmağın izdiyâd-ı ömr ü devletleri da‘vâtın tekrâr eylemişlerdir. Menzil: 128, Sahrâ der-kurb-ı Bucac, oturak Şehr-i cemâziyelâhir, yevm-i yekşenbih: 17, eylül: 29 Yevm-i mezbûrda oturak olup emr-i Bârî ile garbî şedîd rüzgâr vezân idüp ve bir mikdâr berk ü bârân vâki‘ olmuşdur. Cenâb-ı Hak kemâl-i kereminden i‘tidâl-i havâ ihsân eyleye. Mehâbetlü Pâdişâh-i İslâm süvâr olup etrâf ü eknâfı geşt ü güzâr ve devlet ü ikbâl ile avdet ve karar buyurdular. [109a] Menzil: 129, Sahrâ der-kurb-ı Bucac, oturak Şehr-i cemâziyelâhir, yevm-i düşenbih: 18, eylül: 30 Yevm-i mezbûrda oturak olup inâyet-i Bârî ile i‘tidâl-i havâ nasîb olmağın asker-i İslâm refâh-ı hâl üzere karar eylediler. 17 Cemâziyelâhir olmalıdır. 103 Menzil: 130, Sahrâ der-kurb-ı Bucac, oturak Şehr-i cemâziyelâhir, yevm-i seşenbih: 19, teşrîn-i evvel: 1 Yevm-i mezbûrda Dîvân-ı humâyûn olmak fermân olmağın kānûn üzere kubbe-nişîn olan Vüzerâ-yı izâm ve erkân-ı devlet otağ-ı humâyûna varup kul tâifesinin müstehık oldukları masar mevâcibi ihsân olundukdan sonra ba‘de’d-dîvân herkes yerlü yerine gelüp devletlü Sadr-ı âlî hazretleri çergelerinde karar ve sipâh u silahdârân tâifesine ulûfelerin tevzî‘ eyledi. Menzil: 131, Sahrâ der-kurb-ı Bucac, oturak Şehr-i cemâziyelâhir, yevm-i çahârşenbih: 20, eylül: 2 Yevm-i mezbûrde devletlü Sadr-ı âlî hazretleri kul tâifesinin [109b] ulûfelerin tevzî‘ idüp ve Leh kıralı tarafından ta‘yîn olunan elçiler yevm-i mezbûrda ordu-yı humâyûna dâhil oldular. Menzil: 132, Sahrâ der-kurb-ı Bucac, oturak Şehr-i cemâziyelâhir, yevm-i pençşenbih: 21, teşrîn-i evvel: 3 Yevm-i mezbûrda Leh kıralı tarafından gelen üç nefer elçileri mürâca‘at itdikleri umûr-ı sulhu söyleşüp faysal virmeğe taraf-ı Pâdişâhîden sa‘âdetlü kāîmmakām Paşa hazretleri me’mûr olmağın elçiler içün Vezîr-i müşârün-ileyh hazretlerinin sokakları taşrasında çerge ve çadırlar kurulup elçiler geldikden sonra sa‘âdetlü Kāimmakām Paşa hazretlerinin huzûruna da‘vet olunup, Reisü’l-küttâb Mustafa Efendi ve Çavuşbaşı Süleyman Ağa ve baş tercemân mevcûd olup, umûr-ı sulha müte‘allik bir mikdâr nihân mükâlemeden sonra ta‘am çekilüp üç nefer elçi sa‘âdetlü Kāimmakām Paşa huzûrunda ta‘am yeyüp ve beğ-zâde nâmında olanlar ve âdemleri içün taşra çerge ve çadırda üç sofra ta‘am çekilüp ba‘de’t-ta‘am elçiler kalkup ve müzâkere [110a] içün irtesi gelmeğe karar buyurmalarıyla kondukları mahalle revâne oldular. Yevm-i mezbûrda lutf-i Hakk’la i‘tidâl-i havâ nasîb olmuşdur. Menzil: 133, Sahrâ der-kurb-ı Bucac, oturak Şehr-i cemâziyelâhir, yevm-i cum‘a: 22, teşrîn-i evvel: 4 104 Yevm-i mezbûrda Leh kıralının elçileri devletlü Kāimmakām Paşa hazretleri huzûruna gelüp yevm-i evvel üzere nihânî beş sâ‘at mikdârı sulh u salâh ahvâlin müzâkere ü mükâleme idüp murâd-ı humâyûn üzere faysal virilmemekle ba‘de’l-asr yerlerine yollanup irtesi gelmeğe ve tekrâr müzâkereye karar virilmeğin sa‘âdetlü Kāimmakām Paşa hazretleri devletlü Sadr-ı âlî hazretlerine varup mâbeynde mükâleme olunan ahvâlleri ifâde eylemişdir. Menzil-i mezbûra altı sâ‘at mikdârı mahalde vâki‘ Zalve ve Turoylu nâm palankaların kâfirleri etrâflarında zâd u zahîre ihzârına giden asker-i İslâm’a şâhî toplar atup şekāvet itdikleri sem‘-i humâyûna vâsıl olmağın Bosna muhâfızı İbrahim Paşa ve Adana Beğlerbeğisi Hüseyin Paşa [110b] iki kolonborna ile me’mûr olup muhâsara eylediklerinde istîmân itmeleriyle re‘âyâ ve cengcisi huzûr-ı humâyûna ihzâr olunmuşlar idi. Zalve palankasının keferesi bir def‘a dahi istîmân idüp tekrâr şekāvet itdikleri şüyû‘ bulmağın cezâları tertîb olunmağa murâd olunduğu Leh kıralının elçilerine haberleri vâsıl olup halâsları içün sa‘âdetlü Kāimmakām Paşa hazretlerine recâ ve niyâz itmeleriyle haklarından gelinmekden ferâgat olunup, elçiler recâsıyla ıtlâk ve yerlerine ulaşdırmak içün üzerlerine bir Paşa ta‘yîn ve irsâl olundu. Menzil: 134, Sahrâ der-kurb-ı Bucac, oturak Şehr-i cemâziyelâhir, yevm-i şenbih: 23, teşrîn-i evel: 5 Yevm-i mezbûrda yine Leh kıralının elçileri sa‘âdetlü Kāimmakām Paşa hazretlerinin vakt-i duhâda huzûruna gelüp bir mikdâr müzâkereden sonra taşrada olan çergelerine çıkup ve birbirleriyle üç sâ‘at mikdârı söyleşüp faysal virilecek rızâ-yı humâyûna muvafık cevâbları [111a] sûret bulmayup ekser cevâbları “memleketimizin bir tarafını Kazak hatmanı Doroşenko i‘ânetiniz ile zabt eyledi, hâlâ Kamaniçe kal‘ası ve tevâbi‘ palankaları kabza-i tasarrufunuza dâhil oldu. Merhamet ve inâyet recâ ideriz. Harâc nâmıyla taleb olunan malı ol mertebe edâya kādir değilüz. Merhamet-i Pâdişâhî recâ ve niyâz olunur.” deyü sa‘âdetlü Kāimmakām-ı âlî-makām Paşa hazretlerine bir dürlü tazarru‘ ve niyâz eylediler ki, tahrîri muhaldir. Hâlâ bu recâları ise rızâ-yı humâyûn-ı şehriyârîye muvafık olmadığından yevm-i mezbûrda recâ ve niyâzları karîn-i kabûl olmayup yerlerine gitmeğe ve irtesi yine gelmeğe iltimâs itmeleriyle, yarınki gün kat‘-î cevâb virmeleri 105 içün devletlü, sa‘âdetlü Kāimmakām Paşa hazretlerinin tenbîh ve te’kîdi mutazammın ve müteferri‘ cevâb-ı şerîfleri sâdır olup yerlerine yolladılar. Menzil: 135, Sahrâ der-kurb-ı Bucac, oturak Şehr-i cemâziyelâhir, yevm-i yekşenbih: 24,teşrîn-i evvel: 6 Yevm-i mezbûrda Leh kıralının elçileri geldikde kendüler içün taşrada kurulan çergede bir mikdâr ârâm idüp cevâb-ı kat‘î içün yevm-i evvelde [111b] kendülerine te’kîd olunmağın sa‘âdetlü Kāimmakām Paşa hazretlerinin huzûr-ı şerîflerine geldiklerinde reis efendi ve çavuş başı ağa ve bu abd-i fakîr Vezîr-i müşârünileyh hazretlerinin hizmet-i âlîlerinde olmak takrîbi ile huzûr-ı âlîlerinde mevcûd olup mezkûr elçiler girü yevm-i evvel üzere cevâba sâlik olacakları mahalde sa‘âdetlü Kāimmakām Paşa hazretleri mehâbetlü ve azametlü Pâdişâh-ı İslâm hazretlerinin fermân-ı humâyûnları üzere harâc umûrun ve sâri hudûd ve sınur ahvâllerin kendülere tafsîl üzere tefhîm eyledikde a‘dâ-yı liyâmın dûr ü dırâzü’z-zâmâna cevâba sâlik olmaları âdât-ı bâtılaları olmağla yine envâ‘-ı biyhûde kelimâta şürû‘ ve “sulha mugāyir tarafımızdan sâdır olmuş vaz‘ yoğiken Memâlik-i Osmaniyye’de menn ve selvâ nâzil olan memleket mislî Podolya iklîmi elimizden gitdi ve Kamaniçe kal‘ası gibi Leh diyârının sedd-i sedîdi kabza-i tasarrufunuza girdi vech-i ma‘âşımız Podolya iklîmine münhâsır idi. Bu halleri görmek bizi tu‘me-i şemşîr olmağa hasret itdi” deyü gâh zâr u niyâz ve gâh,“ sulh u salâha [112a] cevâz yoğise harb u kıtâlden dahi sakınmazız” deyü ba‘zı mertebe tereddüd sûretin gösterdiklerinde, bu umûrun de’b-i mülûk-ı selâtin Âl-i Osmân üzere hall ü akdine me’mûr olan Vezîr-i Âsâf-nazîr devletlü ve âlî himmetlü Kāimmakām-ı âlî-makām Mustafa Paşa hazretleri bi-lutfihi te‘âlâ sâhib-i akl-ı selîm ve mâlik-i tab‘-ı müstakîm olup Devlet-i Aliyye’nin cüz‘î ve küllî umûru zamîr-i minberlerinde mastûr olduğundan gayri mülûk-ı Nasarâ’nın evzâ‘ u etvârları ma‘lûm-ı âlîleri olmağla dört sene mukaddem Leh kıralının rikâb-ı humâyûn-ı devlet-makrûna elçisi geldikde sadâret-i uzmâ ve vekâlet-i kübrâ Kāimmakāmlıkları zamânında müsâdif olup mabeynde mün‘akid olan sulh u salâha madde-i kübrâsı sâye-i Devlet-i Pâdişâhîye iltica iden Doroşenko hatmanın memleketine min-ba‘d ta‘arruz olunmamak üzere cânib-i humâyûn-ı şehriyârîden ihsân olunan ahidnâme-i humâyûnda tasrîh ve tastîr olunmuş iken sulh u salâha 106 mugāyir Leh kıralı tarafından vaz‘ u hareket [112b] olunup der-i devlet tarafından nâme-i humâyûn irsâl olundukça nakz-ı ahdden gayri vaz‘ı sâdır olmadığı zâhir u ayân olmağın ber-muktezâ-i nâmûs-ı saltanât sefer-i humâyûn fermân olunup inâyet-i Bârî ile zuhûra gelen ahvâl ü asâr manzûrunuz ve ma‘lûmunuz oldu. “İmdi fermân-ı cihân-dârî üzere harâc kabûl itmeyüp ve sâir fermân buyurulan umûra inkıyâd olunmaz ise Kamaniçe kal‘asının kabza-i tasarrufa vusûlü ve Podolya iklîminin zabtı ile mehâbetlü ve şevketlü ve azametlü pâdişâhım hazretlerinin, hânmân-sûz-ı a‘dâ-yı dîn ü devlet olan âteş-i kahr u azabları def‘ olmayup Leh diyârının intihâsına değin zabt u kabz olunmasıyla değil Leh kıralı nâmında kıral Leh diyârında belki rûy-i zemînde yâd olunduğuna rızâ-yı humâyûnları olmaduğu ma‘lûmunuz olsun” deyü elçilere bir sûretden Devlet-i aliyyenin salâbet ve şecâ‘atin izhâr ü ayân buyurdular ki elçiler dem-beste vü hayrân olup bir dürlü cevâba kādir olamadıklarından hâk-pây-ı şerîfine düşüp bükâ ve niyâz ile, [113a] “Devlet-i aliyyenin ahvâlini gördük ve anladık ednâ himmetleri ile dörtyüz yıllık re‘âyâmız olan Sarıkamış Kazakları üzerimize musallat olup Doroşenko hatman olmağla kıralımız ile akrâniyyet da‘vâsın ider ve mu‘âmelesi sâir nasârâ kıralları tavrındadır. Devlet-i aliyyeden recâmız redd olunmamak niyâz olunur. Harâcdan mâ‘adâ olan mevâdda râzıyuz” deyü baş elçileri olan koca kâfir ve ikinci olan cümle memleket vekîli husûsâ üçüncü olan Leh kıralının hazinedârı ve cümleden ziyâde cevâba kādir ve murahhas kâfir bu minvâl üzere cevâb virdiklerinde, “alâ eyyi hâlin harâc kabûl olunmadıkça recânız kabûlüne mehâbetlü ve azametlü pâdişâhım hazretlerinin rızâ-yı humâyûnları yokdur” deyü devletlü Kāimmakām Paşa hazretleri cevâb virdikde mezbûr hazînedâr “Leh kıralları şimdiye değin harâc nâmına viregildikleri yokdur” didikde “şevketlü ve mehâbetlü pâdişâhım hazretleri harâc nâmına alur mabeyninizde isterseniz harâc dilerseniz bâc nâmıyla yâd eyleynüz” deyü sa‘âdetlü Kāimmakām Paşa [113b] hazretleri elçilere cevâb virüp ve harâc ahvâli netice-pezîr oldukça iltimâsları karîn-i kabûl olmak ihtimâli olmaduğu bildirildikde bir zamân yine birbirleriyle müşâvere idüp, her ne tarafa zâhib ve her ne cevâba sâlik oldular ise ısgā olunacak ma‘kūl kelâmları vücûd bulmadığından, “matlûb olan yüzbin altunu virmeğe bir vechile kādir değilüz” deyü bükâ ile eymân idüp itmâm-ı musâlaha içün her sene yirmiikişerbin altun harâc virmeğe ve Kamaniçe kal‘asına tâbi‘ olup Podolya iklîmi dimekle ma‘rûf olan iklîmde vâki‘ kılâ‘ ve palanka ve kurâdan bi‘l-küllîyye kasr-ı yed idüp min-ba‘d 107 müdâhale itmemelerine ve Leh memleketinde sâkin olup dârü’s-selâma çıkmak murâd iden Lipka Tatarının çıkmalarına mâni‘ olmamağa ve kadîmden Hân-ı âlî-şân hazretlerine vire geldikleri virgülerin virmeğe ve Pâdişâh-ı İslâm hazretlerinin Âsitâne-i devletlerine ubûdiyyet üzere olan Sarıkamış Kazaklarının hatmanı Doroşenko’nun zabtında olan Ukrayna iklîmine ve zîr-i destinde olan Kazak tâifesine min-ba‘d dahl ve ta‘arruz olunmamak üzere mevâdd-ı mezbûre ketb ü tahrîr olundukdan sonra [114a], bu uhûd u şürût tarafeynden kabûl ve sulh u salâh mün‘akid ve karar-dâde oldukdan sonra elçi-i sâlis olan Leh kıralının hazinedârı yine cevâba âgāz idüp “kıralımız harâc virmesi gerçi dâg-ı derûn görünüyordu ammâ Sarıkamış nekebâtı ve Doroşenko şevketlü âl-i Osmân Pâdişâhı hazretlerinin ordu-yı humâyûnu kurbunda taburun kurup ve izhâr-ı sadâkat içün Kamaniçe kal‘ası fethinde top ve tüfeng şenliği itmesi ve hâlâ kendüsü kırallar tavrında süvâr olup etbâ‘ı ile asker-i İslâm mabeyninde gezüp yürüyüp ve bize rağmen olduğumuz semtlere uğraması ne mertebe bize ihânet olduğu zâhir değil midir?” deyü cevâb virdikde devletlü Kāimmakām Paşa hazretleri dahi “şevketlü ve mehâbetlü pâdişâhım hazretlerine kul olanlar ol minvâl üzere mümtâz olagelmişlerdir şimdilik mâbeyninizde olan husûmet ber-taraf olmak üzere akd olundu. Kendüsüyle görüşüp mâbeyniniz musâfât olmak içün huzûrumuza ihzâr idelim. Eski dostlar [114b] ve konşularsız” deyü cevâb virdikde bir yerden üçü dahi ayak üzerine kalkup “ihsân ve mürüvvet ile Doroşenko ile bizleri huzûr-ı şerifînde bir yere getürme huzûr-ı şerîfinizde nâm-ı yâd olunmak bizlere cevr-i azîmdir. Değil ki bi’l-muvâcehe müzâkere olmak” deyü recâ ve niyâz eylediklerinde “fî’mâb‘ad sâye-i Devlet-i Pâdişâhîde sâir müste’min olan sanâdîd-i Nasârâ gibi Leh kıralı ve memleketi âsûde hâl olur” deyü devletlü Kāimmakām Paşa hazretleri tesellî yüzünden elçilere cevâb viricek, hâtırları hoş olup şâkir ve râzı yerlerine revâne oldular. Ba‘dehû devletlü Kāimmakām Paşa hazretleri inâyetlü ve devletlü Sadr-ı âlî-kadr hazretlerine varup elçiler ile karar-dâde olan sulh u salâh ahvâllerin tafsîl üzere ifâde ve inhâ itdikden sonra ma‘an huzûr-ı humâyûn-ı şevket-makrûna varup ahvâl ü âsârı mufassalan arz idüp murâd-ı Şehriyârî üzere ahvâl-i musâlaha ihtimâmında mazhar-ı iltifât olup safâ-yı hâtır üzere huzûr-ı humâyûndan [115a] avdet idüp karargâhlarında karar buyurdular. Bî-inâyetillâhi te‘âlâ ahvâl-i sulh u salâh bu yüzden itmâm bulduğundan 108 asker-i İslâm’a sürûr-ı küllî hâsıl olmağla mehâbetlü Pâdişâh-ı İslâm hazretlerine ve vükelâ-yı devlete du‘â-yı hayr-ı ferâvân eylemişlerdir. Menzil: 136, Sahrâ der-kurb-ı Bucac, oturak Şehr-i cemâziyelâhir, yevm-i düşenbih: 25 ,teşrîn-i evvel: 7 Yevm-i mezbûrda Leh kıralının elçileri devletlü Sadr-ı âlî hazretlerine buluşup, sa‘âdetlü Kāimmakām Paşa hazretleriyle sulh u salâha mün‘akid olan eğer harâcları ahvâli ve sâir mevâd makbûl-ı humâyûn-ı Pâdişâhî olmasın devletlü Sadr-ı âlî hazretlerinden recâ ü niyâz eylediklerinde mükâleme ve mu‘âhede olunan mevâd karar-pezîr olup taraflarından nakz-i ahid zuhûr itmedikçe Devlet-i Aliyye tarafından âsûde-hâl oldukların hitâb buyurup, ba‘dehû üç nefer müte‘ayyin elçilere ve beğ-zâde nâmında onüç nefere hıl‘atlar gönderilüp de’b-i kadîm üzere nevâziş-i hâtır ile yerlerine yollanmışlar idi. Leh keferesi takdîr-i ilâhi ile [115b] Hânedân-ı Âl-i Osmân’dan bu âna değin bu vechle gûş-mâl görmediklerinden gurûrları kemâlde olduğu mukarrerdir. Elhamdülillâhi te‘âlâ eyyâm-ı Devlet-i hazret-i sâhib-kırânda sedd-i sedîd ve âhenîn kilidleri olan Kamaniçe kal‘ası dokuz günde kabza-i tasarrufa dâhil olup ve bir vezîri varup kıral-i dâllin taht-ı sânîsi olan İlbav’ı muhâsara idüp zamân-ı kalîlde harâb u vîrân itmek üzere iken kendiler iltimâsı ve istîmânı ile hâlâs ve ahâlîsi menâs oldukların müşâhede eylediklerinde Devlet-i Âliyye-i Âl-i Osmân ne mertebede olduğun elçiler husûsâ kıral hazinedârı olup sinn-i vasata bâliğ olan cümleden ziyâde fetk u retka me’zûn olmağın bu mertebe gāret ü hasârete uğradıkların ve bu kadar memleketden dûr oldukların ferâmûş idüp,“Podolya iklîmi elimizden gitdi ise böyle bir Pâdişâh-ı celîlü’ş-şâna konşuluk kesb olundu. Husûsâ sulh u salâh akdi ile elimizde olan memleket harâc edâsı ciheti ile Tatar-ı yağmâkâr gāretinden emîn oldu” deyü lisânları üzere mâbeynlerinden müzâkere ve devletlü Sadr-ı âlî [116a] hazretlerine ifâde eylediklerinde inâyetlü Sadr-ı âlî kadr-hazretleri dahi “bu Devlet-i Âliyye konşuluğundan olanlar rızâ-yı humâyûn-ı Şehriyârî üzere vaz‘ ve hareket itdikçe âsûde-hâl ve müreffehü’l-bâl olmakdan hâlî olmazlar Hilâfete zâhib olurlarsa konşuluğu dahi karîb ideriz” deyü cevâb-ı şerîfleri sâdır oldukda rızâ-yı humâyûndan taşra vaz‘ u hareket itmeyüp ubûdiyyetde sâbit-kadem olmalarına recâ ü niyâz ile cevâbları itmâm oldu. Sulh u salâh iltimâsları üzere karîn 109 kabûl olduğuna itmînân-ı hâtırları içün Bucac kal‘ası Podolya iklîminden olmamağla muhâfazasına me’mûr olan yeniçeriyân kal‘adan ihrâc olunup fermân-ı âlî üzere kendüler tarafından zabt itdirildi. Menzil: 137, Sahrâ der-kurb-ı Bucac, oturak Şehr-i cemâziyelâhir, yevm-i seşenbih: 26, teşrîn-i evvel: 8 Yevm-i mezbûrda İlbav üzerine me’mûr Vezîr Kaplan Paşa ve mîr-i mîrân ve ümerâ ve cümle asker-i İslâm selâmet-i hâl üzere ordu-yı humâyûna dâhil oldular. Asker-i İslâm İlbav semtlerinde zâd u zahîreye ziyâde müzâyaka çekmeleriyle [116b] ordu-yı humâyûna vusûllerinde zâd u zahîreye ziyâde taleb olup bi-emrillâhi te‘âlâ menzil-i mezbûrda kesret-i bârân vukū‘u dahi zahâir ihzârına mûcib-i su‘ûbet olduğundan dakīkın vakiyyesi otuz akçaya iken elli altmış akçaya ve peksimadın vakiyyesi kırk akçaya iken yetmiş seksen akçaya ve şa‘îrin yirmi otuza iken kırk elliye ve rugan-ı sâdenin vakiyyesi yüzkırk iken yüzseksen ikiyüze çıkmış idi. Bu minvâl üzere ordu-yı humâyûnda satılup iyâzen billâhi te‘âlâ dahi terakkî bulmak havf olunurken asker-i İslâm’ın ba‘zıları ihzâr itdikleri buğdayların Bucac varoşu içinde dâir olan âsiyâblarda dakîk idüp ve birer mikdârın fırunlarda peksimad tabh itdirüp bu yüzden zarûretlerin def‘ itdiklerinden gayri irtesi gün olmak üzere menzil yerin görmeğe mu‘tâd üzere konakcılar gitmek fermân olunduğu şâyi‘ olmağın ziyâde bahâya fürûht itmek ümîdiyle zahâirlerin ihtivâ iden eşhâs meydâna döküp dakīk ve peksimad ve kahve ve şa‘îr evvelki bahânın nısfı ile [117a] alınmışdır. Ve İlbav üzerine havâle ve irsâl olunan balyemez topları Eflak voyvodası ordu-yı humâyûna getirüp, teslîm eylemişdir. Elhamdü’llâhi te‘âlâ murâd üzere i‘tidâl-i havâ nasîb olup asker-i İslâm’ın maksûd-ı küllîleri olan sefer-i humâyûnun avdeti râcîsi herkesin dimağına vâsıl olmağın envâ‘-ı sürûr hâsıl olup Bucac ortasından cârî olan nehrin tarafeyninden bir hoş vâdîler olmağla niceler ahbâbı ile varup zevk ü sürûr kesb ve du‘â-yı hayr-ı Pâdişâh-ı İslâm’a iştigāl eylediler. Cenâb-ı Hak cümleye yâver ve dest-gîr olup rızâ-yı azîzinde istihdâm eyleye. Âmîn. Be-câh-ı Muhammedü’l-emîn. Menzil: 138, Sahrâ der-kurb-ı Bucac, oturak Şehr-i cemâziyelâhir, yevm-i çahârşenbih: 28, teşrîn-i evvel: 9 110 Yevm-i mezbûrda devletlü Sadr-ı âlî hazretleri ve sa‘âdetlü Kāimmakām Paşa hazretleri ve Kaplan Paşa hazretleri huzûr-ı humâyûna varup otağ-ı humâyûn önünde karar üzereler iken semâhatlü Hân-ı âlî-şân hazretleri huzûr-ı humâyûna da‘vet olunup iltifât-ı hüsrevânî ile i‘zâz ü ikrâm [117b] olundukdan sonra semmûr kaplu serâser kaftan giydirilüp mesrûr u şâdân huzûr-ı humâyûndan çıkup karargâhına revâne oldukdan sonra devletlü Sadr-ı âlî hazretleri ve sa‘âdetlü Kāimmakām Paşa hazretleri ve rif‘atlü Kaplan Paşa hazretleri semmûr kaplu hıla-i fâhireler ile mazhar-ı iltifât-ı Pâdişâhî olup huzûr-ı humâyûnda karar eylediler. Ba‘dehû yevm-i mezbûrda Leh kıralının elçileri huzûr-ı humâyûna gelüp yüz sürmeleri fermân olunmağın mehâbetlü ve azametlü Pâdişâh-ı İslâm hazretlerinin fermân-ı celîlü’ş-şânlarıyla harem-i humâyûn-ı şevket-makrûnda olan hüddâm-ı kevâkib-nizâm zırh-ı zerrîn-pûş müretteb ve müzeyyen âmâde oldukdan sonra otağ-ı humâyûn-ı şevket-makrûn önünde tarafyende cevâhir-i bisât ile tertîb ü tezyîn olunan gözler görmemüş geçilen atlar mu‘tâd üzere müheyyâ oldukda elçiler dahi otağ-ı humâyûn karşusuna Bâb-ı humâyûndan dizilen atlar nihâyet bulduğu mahalde atlarından inüp ve atlar ortasından mürûr idüp Bâb-ı humâyûna geldiklerinde mu‘tâd üzere hıl‘atlar giydirilüp her birine ikişer kapucubaşı yapışup rikâb-ı humâyûna yüz sürdürmeğe fermân-ı humâyûn intizârı ile Bâb-ı humâyûnda karar eylediler. Mehâbetlü [118a] ve şevketlü halîfe-i rûy-i zemîn hazretleri dahi kemâl şevket ve salâbet ile taht-ı humâyûnlarında karar ve kafâlarında huddâm-ı süreyyâ-nizâm kât-ender-kât üstüvâr ve pâyidâr olup ve devletlü Sadr-ı âlî-kadr hazretleri ve sa‘âdetlü Kāimmakām Paşa hazretleri ve rif‘atlü Kaplan Paşa hazretleri huzûr-ı humâyûn-ı şevket-makrûnlarında hâzır u âmâde olup elçilerin rikâb-ı humâyûna yüz sürmelerine izn-i humâyûn sâdır oldukda kapucubaşılar ihzâr ve sâyebân altına gelince elçilere yedi def‘a yer öpdürüp mu‘tâd üzere karar idecekleri mahalle geldiklerinde mün‘akid olan sulh u salâha mugāyir vaz‘ u hareketden kıral ihtirâz ve ictinâb eylemesin mutazammın azametlü ve şevketlü Pâdişâh-ı İslâm hazretlerinin elçilere fermân-ı humâyûnları sâdır oldukda Lehlü keferesi bu makūle satvet ü şevketi görmediklerinden aslâ bir dürlü cevâba kudretleri olmaduğundan yüzleri üzerine düşüp ve yüzlerin yere sürüp emr-i humâyûna inkıyâd itmeğin ve, “kullukdan gayri kârımız yokdur” sûretin izhâr itmeleriyle huzûr-ı humâyûndan ihrâc [118b] olunup müzeyyen ve müretteb geçilen atlar arasına geldiklerinde, endîşe-i azîmleri olan rikâb-ı humâyûna yüz sürmek 111 gāilesinden âzâde olmalarıyla geçilen atlara ve cevâhir bisâtlarına bir mertebe dikkat ile nâzır oldular ki atlar arasında nice zamân ayak sürüyüp cüdâ olmağla meyl itmediler. A‘dâ-yı liyâm mehâbetlü ve şevketlü Pâdişâh-ı İslâm hazretlerinin bu tarz u tavrın ve şevket ü salâbetin gördüklerinde Leh kıralı olan serni-gûn ne mertebede olduğun bir hoş iz‘ân idüp hazînedârı nâmında olan kâfir Doroşenko hatman kırallarına akraniyyet itmeğe tenezzül itmedüğüne teslîm olup müşâhede itdikleri evzâ‘ı yerinde olduğun hizmetinde olanlar şeref-i İslâm ile müşerref olan mu‘temedü’l-kavl vükelâ-yı devletin kavllerine takrîr itdikleri ta‘yîn bulmuşdur. Vâki‘de Lehlü kâfirleri ziyâde gurûr üzere olup ekser harb u kıtaleri Tatar askerine münhasır olmağın gâh ceng ü cidâl idüp ve gâh memleketleri gāret olunmağla iktifâ idüp ve gâh sulh olup Hân-ı âlî-şân huzûruna varmağa [119a] muhtâclar olup zamân-ı kalîlde kazâların def‘ itmeleriyle memleketden dûr olmak ne mertebede olduğun bilmezler idi. Tevfîkāt-ı İlâhî ile mehâbetlü Pâdişâh-ı İslâm hazretlerinin üzerlerine sefer-i humâyûnu vukū‘undan Kamaniçe kal‘ası ve Podolya iklîmi ellerinden çıkup ve sâir tastîr olunan ahvâl ve âsârı müşâhede eylediklerinde, “selâtin-i Âl-i Osmân nakz-ı ahd idenlerden böyle mi ahz-ı intikām idüp cezâların tertîb ider deyü bâ‘is-i nakz-ı ahd olan Doroşenko hatmana ve memleketine ta‘arruza bâdî olanlara azîm melâmet eylemek müşâveresine âgāz itdiklerin sulh u salâhın fî-mâb‘ad kadr u kıymetin bildik, anladık” deyü sadâkatlerin izhâr içün âşikâre söyledikleri tahakkuka irmişdir. Yevm-i mezbûrda fermân-ı âlî üzere vakt-i zuhurda Adana Beğlerbeğisi Hüseyin Paşa tuğ-ı humâyûnu ve sâir vükelâ-yı devlet tuğların kaldırup Hotin tarafına revâne olmuşdur. Ve yeniçeri ağası dahi yeniçeriyân ile kalkup revâne olmuşdur. Hazret-i Bârî celleşânuhû eşref sâ‘ate makrûn eyleye. [119b] Menzil: 139, Palanka-i Harâbe, sâ‘at: 6 Şehr-i cemâziyelâhir, yevm-i pençşenbih: 28, teşrîn-i evvel: 9 Yevm-i mezbûrda mu‘tâd üzere seherî hareket olunup palanka-i mezbûr kurbuna nüzûl olundu. Elçiler dahi ma‘an revâne olmağla sefer-i humâyûn avdeti olduğundan gāret ü hasârete giden asker-i İslâm ordu-yı humâyûnda mevcûd olduğundan fermân olunan alaylar bir mertebede mükemmel oldu ki a‘dâ-yı liyâm gördüklerinde birkaç tabaka ziyâde valih vü hayrân oldular. Mehâbetlü Pâdişâh-ı 112 İslâm hazretleri tarafeyne edâ-yı selâm ile mürûr ve otağ-ı humâyûna nüzûl buyurdular. Askerin ekseri palanka kurbunda cârî olan nehirden ve binâ olunan cisirden ubûr idüp sefer-i humâyûnun lütf-i Hakk’la avdeti rûz-ı kasımdan onyedi mukaddem vukū‘ bulmağın fütûhât-ı celîle ve itmâm-ı müsâlaha ehl-i İslâm’ın sürûru gāyesine mûcib olmağla Pâdişâh-ı İslâm hazretlerine bir mertebe cân u gönülden du‘â-yı hayr eylemişlerdir ki tahrîr ü tafsîli beyân mertebelerinden hâricdir. [120a] Menzil: 140, Kurb-ı Palanka-i Kurice, sâ‘at: 6,5 Şehr-i cemâziyelâhir, yevm-i cum‘a: 29, teşrîn-i evvel: 11 Yevm-i mezbûrda Vüzerâ-yı izâm tevâbi‘âtı sabâhdan iki sâ‘at evvel hareket ve esnâ-yı tarîkde olan cisirleri mürûr idüp yemeklik olan mahalde ârâm itmeleri fermân olunmağın ol minvâl üzere hareket olundu. Ba‘dehû mehâbetlü Pâdişâh-ı İslâm hazretleri Vüzerâ-yı izâm ile teveccüh buyurup esnâ-yı tarîkde Hân-ı âlî-şân hazretlerin huzûr-ı humâyûnlarına da‘vet idüp, cânib-i yemînde Hân-ı âlî-şân ve cânîb-i yesârda devletlü Sadr-ı âlî-kadr hazretleri revâne olup Devlet-i aliyyelerine müte‘allik ba‘zı umûr mükâleme olundukdan sonra fermân-ı âlî ile yedekde olan atlardan mükemmel ve müretteb bir esb-i tâzî Hân-ı âlî-şân hazretlerin inâyet olunmağın derhâl süvâr olup hemân de’b-i evvel üzere bir mikdâr dahi revâne ve iltifât-ı aliyye-i şâhâne ile ta‘zîm olunup ba‘dehû izn-i humâyûn ile müfârakat ve Tatar askerine doğru azîmet eyledi. Palanka-i mezbûr bir mürtefi‘ mahalde vâki‘ olup [120b] çâr-gûşe binâsı ve kulleleri metânet üzere olup mu‘azzam varoşu var idi. Kamaniçe muhâsarasında asker-i İslâm hücûmundan ahâlisinin ba‘zısı esîr ve ekseri katl olunup Podolya iklîminden olmağla taş hisârına tahassün iden kâfirler re‘âyâ olmak üzere karar idüp muhâfazaları içün devlet tarafından mübâşir iltimâs itmeleriyle bir mikdârı kalup asûde hâl oldular. Menzil: 141, Sahrâ-yı İzvanca, sâ‘at: 7 Şehr-i cemâziyelâhir, yevm-i şenbih: 30, teşrîn-i evvel: 12 Yevm-i mezbûrda mu‘tâd üzere mehâbetlü Pâdişâh-ı İslâm hazretleri hareket ve yemeklikde Vüzerâ-yı izâm ile bir mikdâr ârâmdan sonra müheyyâ olan alaylara eda-yı selâm ile mürûr ve İzvanca kurbundan cârî olan nehirden ubûr idüp karargâh-ı 113 devletine nüzûl buyurdular. Bi-avnihî te‘âlâ havâda murâd üzere küşâdelik olup hîn-i avdetde vâki‘ olan menâzilde zâd u zahîre bulunmamağla ba‘zı mertebe zarûret görünüyorken, İzvanca mukābilinde Hotin kal‘asında zâd u zahîrenin vefreti [121a] ve ba‘zıların emânet alıkonmuş zahâiri olmağla zarûret def‘ olmuşdur. Şehr-i recebü’l-mürecceb Menzil: 142, Sahrâ-yı İzvanca, oturak Şehr-i receb, yevm-i yekşenbih: gurre 1, teşrîn-i evvel: 12 Oturak olup mehâbetlü Pâdişâh-ı İslâm hazretleri vüzâra-yı izâm ile Kamaniçe kal‘asına azîmet buyurmuşdur. Karîb varıldıkda tabya ve kal‘a ve şehirden toplar atılup ve müceddeden yazılan kul tâifesi bayraklarıyla başka alayların gösterüp ve tüfeng şenliği idüp ehl-i İslâm ile memlû ve müzeyyen olduğundan bir mertebe revnak buldu ki ta‘bîr olunmaz. Ba‘dehû ezân-ı şerîf okunup salât-ı zuhr mehâbetlü Pâdişâh-ı İslâm hazretlerinin ihyâ buyurdukları Kamaniçe’de edâ olundukdan sonra Vâni Efendi va‘z u nasîhat ile murâbıtîn-i serhadd-i mansûreyi muhâfaza ve cihâd ile tergīb ve mesrûr eyledi. Vüzerâ-yı izâm dahi âsâr-ı haseneleri olan câmi‘-i şerîfleri dolaşup vaz‘-ı minber ve mihrâb husûlünden ve cemâ‘at-i Müslimîn evkāt-ı hamsede edâ-yı salavâta iştigālleri müşâhedesinden [121b] aksa’l-gāye sürûr hâsıl idüp mu‘temed olan ağalarına ve eimmeye ve hutebâya ve müezzinâna azîm ihsânlar eylediler. Ve vazîfelerine zamm-ı terakkî ile şâd ve handân eylediler. Cenâb-ı Hak karîn-i kabûl idüp sa‘âdet-i dâreyn ile şâdân eyleye. Bu minvâl üzere Vüzerâ-yı izâm hazarâtı umûr-ı uhreviyyeleri ihyâsına bezl-i kudret idüp ba‘dehû avdet ve ordu-yı humâyûna azîmet buyurdular. Menzil: 143, Sahrâ-yı İzvanca, oturak Şehr-i receb, yevm-i düşenbih: 2, teşrîn-i evvel: 14 Yevm-i mezbûrda oturak olup Leh kıralının elçileri kıralları tarafına yollanmak fermân olunmağın Bosna muhâfızı Vezîr İbrahim Paşa eyâleti askeri ve Semendre sancağının zu‘amâ ve erbâb-ı tîmârı ve Diyarbekir Beğlerbeğisi Hüseyin Paşa eyâleti askeri ile ma‘an revâne olmağa âmâde olmuşlardır. Elhamdülillâhi te‘âlâ yevm-i mezbûrda i‘tidâl-i havâ nasîb olup Hotin kal‘asında zâd u zahîrenin vefreti şâyi‘ 114 olmağla asker-i İslâm cisirlerden mürûr ve ba‘zılar kayıklar ile ubûr idüp levâzımâtları ihzârına ihtimâmda [122a] oldular Hotin havâlîsinde zâd u zahîrenin kesreti olduğundan gayri asker-i İslâmın bilâ-tevakkuf avdetleri şüyû‘undan herkes metâ‘ın18 fürûht vuslat ve sebükbâr bir kadem ilerüde bulunmak içün ihtimâm idüp, dakīkın vakiyyesi sekiz on akçaya ve pirincin keyli yüzelli akçaya ve peksimadın vakiyyesi onbeş yirmi akçaya ve revgan-ı sâdenin vakiyyesi kırk elli akçaya ve kahvenin vakiyyesi yüzyirmi akçaya ve çizmenin ve mest ve bâpuçun bahâları Edirne bahâsında ve şa‘îrin yirmi otuz ve yirmibeş akçaya satılup el-hamdülillâhi te‘âlâ bu minvâl üzere ferâvân bulunmağın herkes nakline kādir olduğu mertebe zahîrelenmişdir. Menzil: 144, Sahrâ-yı İzvanca, oturak Şehr-i receb, yevm-i seşenbih: 3, teşrîn-i evvel: 15 Yevm-i mezbûrda sa‘âdetlü Hân-ı âlî-şân devletlü Sadr-ı âlî hazretlerine da‘vet olunup ziyâfet-i âlî ve ta‘zîm ü ikrâm olundukdan sonra bir re’s-i mükemmel at ihdâ olunup, ba‘dehû sa‘âdetlü Kāimmakām Paşa hazretlerine [122b] uğrayup envâ‘-ı ta‘zîm ve ihtirâm olundukdan sonra bir re’s at Vezîr-i müşârün-ileyh hazretleri dahi ihdâ idüp karargâhına revâne oldu. Yevm-i mezbûrda Sivas Beğlerbeğisi Murtaza Paşa ve Nigbolu sancağına mutasarrıf olan Osman Paşa Kamaniçe kal‘ası muhâfazasına me’mûr oldular. Vüzerâ-yı izâm kapularında olan segbânândan bin mikdârı harb u kıtâle kādir levendât Kamaniçe kal‘asına kul yazılmak üzere fermân sâdır olmağın kapulardan ifrâz olunup alıkonmuşlardır. Menzil: 145, Sahrâ-yı İzvanca, oturak Şehr-i receb, yevm-i çahârşenbih: 4 teşrîn-i evvel: 16 Yevm-i mezbûrda seherî mehâbetlü Pâdişâh-ı İslâm hazretleri Kamaniçe kal‘asına azîmet buyurup ve devletlü Sadr-ı âlî hazretleri ma‘an revâne oldular. Ve konakçı olan Hüseyin Paşa tuğ-ı humâyûn ve Vüzerâ-yı izâm tuğların kaldırup Torlu nehrinde olan cisirden mürûr ve Hotin havâlisine nasb eylediler. Kamaniçe kal‘asının [123a] Devlet-i Pâdişâhîde zâd u zahîresi ve cebehâne ve mühimmâtı ve balyemez 18 Nüshada “metâ‘în” yazılmış. 115 topları ve kunbaraları murâd üzere müstevfâ müheyyâ oldukdan sonra Cenâb-ı Bârî’nin hıfz u emânına emânet alıkonup devlet ü ikbâl ile mehâbetlü Pâdişâh-ı İslâm hazretleri avdet idüp ordu-yı humâyûna dâhil oldular. Menzil: 146, Pınarbaşı Sahrâ-yı Hotin, sâ‘at: 3 Şehr-i receb, yevm-i pençşenbih: 5, teşrîn-i evvel: 17 Yevm-i mezbûrda mehâbetlü Pâdişâh hazretleri seherî hareket ve Vüzerâ-yı izâm ile mukaddemâ binâ olunan cisirden mürûr idüp vakt-i duhâda nüzûl buyurdular. Asker-i İslâm dahi ubûra mübâşeret idüp vakt-i işâya değin münkati‘ olmadılar. Vakt-i zuhurda konakçı Hüseyin Paşa tuğları kaldırup ilerüye revâne oldular. Yevm-i mezbûrda havâ pus ve gâhîce bârân vâki‘ olmuşdur. Menzil: 147, Sahrâ-yı Haduka, sâ‘at: 5 Şehr-i receb, yevm-i cum‘a: 6, teşrîn-i evvel: 18 Yevm-i mezbûrda seherî hareket olunup vakt-i zuhurda nüzûl müyesser oldu. Yevm-i mezbûrda Hân-ı âlî-şân huzûr-ı humâyûna da‘vet olunup Kırım tarafına gitmeğe ve Akkerman bucâğında olan Tatarı Kırım’a kaldırmağa iltimâs üzere izn-i humâyûn erzâni buyruldukdan sonra cânib-i pâdişâhiden katifeye koplu semmûr kabanice bir kabza mücevher şemşîr-i zafer-te’sîr ve incülü mücevher tîr-keş i‘tâ olunup Torlu nehrinin berü yakasıyla Boğdan memleketi içinden Akkerman bucâğına Tatar tâifesinin cümlesin Kırım’a kaldırmağa revâne olup ve sâbıkā Trablus-Şam Beğlerbeğisi olan Halil Paşa ma‘an me’mûr olup Tatar tâifesinin ol havâlîde ba‘zı şakāvetleri zuhûr itmekle Hân hazretlerinin iltimâsı Tatar tâifesinin şakāvetlerine medâr olmağın cümlesi kaldurulup Kırım tarafına nakl itdiler. [123b] Bi-emrillâhî te‘âlâ havâ gâh bulutlu ve gâh bârân vâki‘ olmuşdur. Menzil: 148, Sahrâ mâbeyn-i Berberine der-kurb-ı nehr-i Purut, sâ‘at: 7 Şehr-i receb, yevm-i şenbih: 7, teşrîn-i evvel: 19 Yevm-i mezbûrda mehâbetlü Pâdişâh-ı rûy-i zemîn hazretleri mu‘tâd üzere hareket ve yemeklikde bir mikdâr ârâm buyurup vakt-i zuhurdan sonra karargâh-ı 116 devletlerine nüzûl buyurdular. Bi-emrillâhi te‘âlâ ahşâmdan sabâha değin bârân-ı azîm vâki‘ olup kat‘ı olmadığından ziyâde bataklar zâhir olmuşdur. Menzil: 149, Sahrâ Uslunca der-kurb-ı Purut, sâ‘at: 5 Şehr-i receb, yevm-i yekşenbih: 8, teşrîn-i evvel: 20 Yevm-i mezbûrda bi-emrihî sübhânehû bârân-ı azîm vâki‘ olup ve şâmdan sabâha değin münkatı‘ olmayup ziyâde çamur peydâ olup ve yol üzerinde cisirler olmağla mürûr idince asker-i İslâm’a azîm meşakkat olup Vüzerâ-yı izâmın bârhâneleri vakt-i magribde ve ba‘zıları irişmemekle, merâhim-i Pâdişâhîden oturak fermân olunmağın herkese [124a] refâh-ı hâl hâsıl olmuşdur. Girüde kalanların ba‘zıları nısfü’l-leylde ordu-yı humâyûna dâhil olup inâyet-i Hakk’la havâda dahi küşâdelik olup sabâha karîb havâ mu‘tedil oldu. Menzil: 150, Sahrâ Uslunca der-kurb-ı Purut, oturak Şehr-i receb, yevm-i düşenbih: 9, teşrîn-i evvel: 21 Yevm-i mezbûrda oturak olup bârân-ı rahmet def‘ ve i‘tidâl-i havâ nasîb olmağın girüde kalan asker ve bârhânenin ekseri ordu-yı humâyûna dâhil oldu zâd u zahîre dahi ba‘zı mertebe bulunup çamur ve batakdan gayri ehl-i İslâm’da meşakkat yoğidi. Yevm-i mezbûrdan Hân hazretlerinin mektûbu gelüp kendüsü sefer-i humâyûnda olmağla, “Kırım hâlîdir” deyü gāret itmek kasdıyla onbin mikdârı Barabaş Kazağı gelmiş idi. Kırım muhâfazasında olan Kağılgay Sultan Tatar askeriyle irişüp melâ‘înin ekserin tu‘me-i şemşîr ve esîr-i bend ü zencîr eyledüğün bildirmekle ehl-i İslâm’a sürûr hâsıl hazret-i Hakk’a19 [124b] Menzil: 151, Sahrâ Koyocan ve Kobicin der-kurb-ı Purut, sâ‘at: 6 Şehr-i receb, yevm-i seşenbih: 10, teşrîn-i evvel: 22 Yevm-i mezbûrda mu‘tâd üzere Vüzerâ-yı izâm tevâbi‘âtı ilerüye gidüp mehâbetlü Pâdişâh-ı İslâm hazretleri Vüzerâ-yı izâm ile yemeklikde bir mikdâr ârâm ve otağ-ı humâyûnlarına nüzûl buyurdular. Bugün dahi lütf-i Hakk’la havâ mu‘tedil olmuşdur. 19 Yarım bırakılmış. 117 Menzil: 152, Yepuren der-kurb-ı nehr-i Purut, sâ‘at: 6 Şehr-i receb, yevm-i çahârşenbih: 11, teşrîn-i evvel: 23 Yevm-i mezbûrda bi-emrillâhi te‘âlâ nısfü’l-leylde bârân ve vakt-i temcidde şedîd rüzgâr ile berk nüzûlü vâki‘ olup esnâ-yı tarîkde şîb ü firâz tilâl vukū‘undan ehl-i İslâm’ın bî-mecâl olan davarları hususâ deve ve arabaların mürûruna kemâl mertebe su‘ûbet ve meşakkat olduğuna mehâbetlü ve şevketlü Pâdişâh-ı İslâm hazretlerinin ilm-i humâyûnları lâhik olmağın tarîk-i âherden şikâr tarîkiyle Vüzerâ-yı izâm mürûr idüp yollarda salt atlu gāilesi olmaduğundan menzile vusûlden nâ-ümîd olan [125a] nice bî-dermân refâhiyyet üzere mürûru asîr olan yerlerden geçüp yerlü yerine ulaşdılar. Sefer-i humâyûna teveccüh olundukda bu menzilde şa‘îr ki yirmi kırk akçaya bulunmada ve sâir zahâir alınmakda azîm zahmet çekilmiş idi. “Duka voyvodanın azli bu bâbda olan fesâdından iktizâ itdi” deyü beyne’n-nâs şüyû‘ bulmağın, hâlâ Boğdan voyvodası olan İstefan menzil-i mezbûrda ziyâde zahîre ihzâr itdirüp şa‘îrin bir yemi yirmişer akçaya alınup ve sâir me’kûlat müstevfâ bulunmuşdur. Menzil: 153, Çuçura der-kurb-ı Yaş, sâ‘at: 1 Şehr-i receb, yevm-i pençşenbih: 12, teşrîn-i evvel: 24 Yevm-i mezbûrda dahi mehâbetlü Pâdişâh-ı İslâm hazretleri Vüzerâ-yı izâm ile bir mikdâr yemeklikde karar buyurup otağ-ı humâyûnlarına nüzûl buyurdular. Vüzerâ-yı izâm tevâbi‘âtı ilerüce geldiler. Menzil-i mezbûrda dakīkın vakiyyesi on akçaya ve peksimadın a‘lâsı yirmi akçaya ve pirincin keyli ikiyüze ve revganın vakiyyessi elli akçaya ve şa‘îrin bir yemi onbeş akçaya [125b] ferâvân bulunmağla asker-i İslâm murâd üzere zahîrelenüp ve ba‘zılar İsakçı’ya değin vefâ idecek mertebe iştirâ eylediler. Bi-emrillâhi te‘âlâ vakt-i asra değin havâ i‘tildâlde idi. Vakt-i magribe karîb mahalde bârân-ı rahmet vâki oldu. Menzil: 154, Çuçura, oturak Şehr-i receb, yevm-i cum‘a: 13, teşrîn-i evvel: 25 Yevm-i mezbûrda oturak olunmağın girüde kalan asker-i İslâm’ın ekseri selâmet üzere ordu-yı humâyûna vâsıl oldular. Yevm-i mezbûrda dahi zâd u zahîreye 118 muhtâc olanlar tedârik idüp zarûretden emîn olmalarıyla Pâdişâh-ı İslâm’a du‘â-yı hayr eylediler. Menzil: 155, Gurzeşt, sâ‘at: 5 Şehr-i receb, yevm-i şenbih: 14, teşrîn-i evvel: 26, rûz-ı kasım Yevm-i mezbûr rûz-ı kasım olmağın nısfü’l-leylde garbi rüzgâr ile berk ve bârân mahlût nâzil olup, kasım fırtınası zâhir oldu. Sefer-i humâyûndan avdet olunup menzil-i mezbûra gelince bi-emrillâhi te‘âlâ [126a] kesret-i bârân vukū‘undan yolların çamur ve batakları ziyâde olmağla mehâbetlü Pâdişâh-ı İslâm hazretleri ehl-i İslâm’a terahhumen yollarda oturak olup Çuçura’ya gelince ba‘zılar ordu-yı humâyûna dâhil olup ve hayli bî-dermân girüde kalmağla ehl-i İslâm’dan husûsâ üserânın nisvân ü sübyânından vâfiri intikāl eylediklerin girüden gelenler haber virdiler. Cenâb-ı Hak cümleye yâver ve dest-gîr olup selâmetle sâhil-i selâmete ulaşdıra. Menzil: 156, Sahrâ-yı Pagol, sâ‘at: 5 Şehr-i receb, yevm-i yekşenbih: 15, teşrîn-i evvel: 27 Yevm-i mezbûrda mu‘tâd üzere hareket olunup mehâbetlü Pâdişâh-ı İslâm vakt-i zuhurda dâhil oldular. Bi-emrillâhi te‘âlâ gice şedîd rüzgâr ile berk ve bârân vukū‘undan yollarda azîm çamur ve bataklar hâsıl olup ba‘zılar vakt-ı asrda ve ba‘zılar vakt-i magribde ordu-yı humâyûna dâhil oldular. Menzil-i mezbûrda dahi zahâir kılleti olmayup, i‘tidâl-i havâ içün dergâh-ı Hakk’a niyâz ve nâliş olundu. [126b] Menzil: 157, Sahrâ-yı Çeretin, sâ‘at: 5 Şehr-i receb, yevm-i düşenbih: 16, teşrîn-i evvel: 27 Yevm-i mezbûrda havâ pus ve garbi rüzgâr esüp berk ve bârân vâki‘ olmadığından bir mikdâr refâhiyyet olup ve zâd u zahîre kılleti olmamağla zarûret çekilmemişdir. Menzil: 158, Gegeçağzı, sâ‘at: 5 Şehr-i receb, yevm-i seşenbih: 17, teşrîn-i evvel: 29 119 Yevm-i mezbûrda bi-avnihî te‘âlâ havâ mu‘tedîl olup mehâbetlü Pâdişâh-ı İslâm hazretleri Vüzerâ-yı izâm ile ordu-yı humâyûna dâhil oldular. Menzil-i mezbûr iskele yeridir deyü zâd u zahîre müstevfâ bulunup ümîd olunurken kıllet üzere olduğundan şa‘îrin yemi kırk ellişer akçaya zarûret bulunmuşdur. Menzil: 159, Zerneş, sâ‘at: 6 Şehr-i receb, yevm-i çahârşenbih: 18, teşrîn-i evvel: 30 Yevm-i mezbûrda dahi berk ve bârân vâki‘ olmayup mehâbetlü Pâdişâh-ı [127a] İslâm hazretleri Vüzerâ-yı izâm ile ordu-yı humâyûna vakt-i zuhurda dâhil oldular. Menzil-i mezbûrda olan zehâirin ekserin ilerüce gelen ba‘zı asker tâifesi olup ordu-yı humâyûn vusûlünde kıllet olmağın şa‘îrin bir yemi elli altmış akçaya zarûret üzere bulunmuşdur. Sâir me‘kûlât makūlesinde dahi zarûret olup lahm-ı ganem ve sığır müsetvfâ bulundu. Ammâ odun bulunmadığından çokluk olunmağa heves olunmamışdır. Menzil: 160, İsak sıddık, sâ‘at: 4 Şehr-i receb, yevm-i pençşenbih: 19, teşrîn-i evvel20: 1 Yevm-i mezbûrda mu‘tâd üzere hareket olunup vakt-i zuhurda nüzûl olundu. Vakt-i sabâhda şedîd rüzgâr ile berk vâki‘ olmuşken bi‘lultfihî te‘âlâ def‘ olup i‘tidâl-i havâ nasîb oldu. Menzil-i mezbûrda dahi şa‘îrin kılleti olup bir yem yetmiş seksen akçaya satılmışdır. Ve ba‘zılar almağa bulamadılar. Hazret-i Bârî kemâl-i kereminden meded-res olup asker-i İslâma inâyet eyleye. [127b] Menzil: 161, Karye-i Gerekol, sâ‘at: 6 Şehr-i receb, yevm-i cum‘a: 20, teşrîn-i sâni: 2 Yevm-i mezbûrda seherî şedîd rüzgâr olup ehl-i İslâm ıztırâb-ı küllîde iken bi-emrihî te‘âlâ vakt-i zuhurda i‘tidâl-i havâ nasîb olup ve şa‘îrin bir yemi oniki ve on akçaya müstevfâ bulunup ve karye ahâlisi nân-ı vâfir hâzır itmeleriyle ehl-i İslâm’a Devlet-i Pâdişâhîde refâhiyyet hâsıl olup mürûr iden eyyâm zarûreti ferâmûş ve du‘â-yı hayr-ı Pâdişâh-ı İslâm’ı efzûn eylediler. 20 Teşrîn-i sâni olmalıdır. 120 Menzil: 162, İsakçı, sâ‘at: 8 Şehr-i receb, yevm-i şenbih: 21, teşrîn-i sâni: 3 Yevm-i mezbûrda Kartal karyesinde konulmayup doğru İsakçı’ya nüzûl fermân olunduğu şüyû‘ bulmağın asker-i İslâm’ın ekseri nısfü’l-leylde hareket idüp ba‘zılar cisri ubûr ve ba‘zılar Kartal havâlîsine nüzûl idüp gice ve gündüz mürûra ve İsakçı’ya vusûle ihtimâm eylediler. Yevm-i mezbûrda dahi şiddet-i şitâ bir mertebede zâhir oldu ki [128a] tahrîri muhaldir. Şiddet-i şitâ kemâlde ve odun kılletde olduğundan cisirden mürûr ve ubûra asker-i İslâm’ın ziyâde ihtimâmı olup oturak fermân olunduğundan herkese refâh-ı hâl hâsıl oldu. Elhamdülillâhi te‘âlâ İsakçı’da zâd u zahîre me’mûlden efzûn bulunup şa‘îrin bir yemi oniki ve on akçaya ferâvân bulunmuşdur. Dakīkın vakiyyesi sekiz ve on akçaya ve peksimadın vakiyyesi onbeş ve oniki akçaya ve pirincin keyli yüzseksen ve ikiyüz akçaya ve kahvenin vakiyyesi yüzotuz yüzkırk akçaya satılup her şeyde ganîmet olmağla Vâhibü’l-merâm dergâhına hamd-ı ferâvân olunmuşdur. Menzil: 163, İsakçı, oturak Şehr-i receb, yevm-i yekşenbih: 22, teşrîn-i sâni: 3 Yevm-i mezbûrda oturak olunup girüde kalan asker-i İslâm’ın ba‘zıları cisri mürûr idüp ordu-yı humâyûna dâhil oldular. Ve ba‘zılar dahi girüden gelüp Kartal’da karar itdiler. [128b] Menzil: 164, İsakçı, oturak Şehr-i receb, yevm-i düşenbih: 23, teşrîn-i sâni: 4 Yevm-i mezbûrda mehâbetlü Pâdişâh-ı İslâm hazretleri şehzâde-i âlî-nijâdların görmek murâd-ı humâyûnları olmağın devletlü Sadr-ı âlî hazretleri ve Nedîm-i Şehriyârî sa‘âdetlü Mustafa Paşa hazretleri ma‘an fermân-ı âlî üzere Karasu’ya azîmet buyurup sa‘âdetlü Kāimmakām-ı âlî-makām Mustafa Paşa hazretleri ordu-yı humâyûn ile kalup sipâhiyân ve silahdârânın ulûfelerin virmek ve girüde olan asker-i İslâm ile teveccüh eylemek fermân olunmağın vakt-i duhâdan vakt-i asra değin mezkûrâna ulûfelerin virüp ve ba‘zılar zahâirlerin fürûhtdan imtinâ‘ ve ziyâde bâhâya fürûht itmeğe murâd itdikleri ma‘lûmları olmağın o makūlenin zehâirin 121 meydâna çıkarup asker-i İslâm murâd üzere mugtenem olmağla mehâbetlü Pâdişâh-ı İslâm hazretlerine du‘â-yı hayr-ı küllî eylemişlerdir. [129a] Menzil: 165, İsakçı, oturak Şehr-i receb, yevm-i seşenbih: 24, teşrîn-i sâni: 5 Yevm-i mezbûrda oturak olup yevm-i evvel üzere sa‘âdetlü Kāimmakām Paşa hazretleri ve Defterdâr Paşa ve kul tâ‘ifesine ulûfelerin virüp ekserî def‘ olmağla İsakçı’dan hareket olunmağa karar virildi. Menzil: 166, Hacı Köyü kışlası, sâ‘at: 6 Şehr-i receb, yevm-i çahârşenbih: 25, teşrîn-i sâni: 6 Yevm-i mezbûrda hareket olunup yollarda çamur ve batak kesreti olmağın ba‘zılar vakt-i zuhurda ve vakt-i magribde ordu-yı humâyûna dâhil oldular. Bi- emrillâhi te‘âlâ berk ve bârân vâki‘ olmayup bir mikdâr şiddet-i sermâ zuhûr itmiş idi. Zâd u zahîreye zarûret çekilmedi. Menzil: 167, Karye-i Çağatay, sâ‘at: 6 Şehr-i receb, yevm-i pençşenbih: 26, teşrîn-i sâni: 7 Yevm-i mezbûrda bî-lütfihî te‘âlâ havâda i‘tîdâl nasîb olup nüzûl oldukdan sonra vakt-i zuhurda sa‘âdetlü Kāimmakām Paşa hazretleri [129b] çergesinde karar ve Defterdâr Paşa da‘vet olunup sipâhiyân ve silahdârânın ulûfeleri virilmişdir. Yevm-i mezbûrda dahi zâd u zahîreye zarûret çekilmemekle ehl-i İslâm’a refâh-ı hâl hâsıl oldu. Menzil: 168, Uzun Ali Çayırı, sâ‘at: 7 Şehr-i receb, yevm-i cum‘a: 27, teşrîn-i sâni: 8 Yevm-i mezbûrda dahi inâyet-i Bârî ile i‘tidâl-i havâ nasib olup esnâ-yı tarîkde çamur ve batak eseri olmaduğundan refâhiyyet üzere cümlesi vakt-i asra değin menzile vâsıl olup zehâirde zarûret olmaduğundan hazret-i Hakk’a hamd-ı ferâvân olundu. 122 Menzil: 169, Karasu, sâ‘at: 6 Şehr-i receb, yevm-i şenbih: 28 ,teşrîn-i sâni: 9 Yevm-i mezbûrda bi-inâyetillâhi te‘âlâ havâ mu‘tedil olup mehâbetlü Pâdişâh-ı İslâm hazretleri Karasu’da ârâm buyurmağla ordu-yı humâyûn dahi vâsıl olup girüde kalanlara irişmeğe ve gelenler [130a] zâd u zahîre almağa medâr olmak içün bir gün oturak fermân olundu. Menzil: 170, Karasu, oturak Şehr-i receb, yevm-i yekşenbih: 29, teşrîn-i sâni: 10 Yevm-i mezbûrda oturak olup bi-lütfihî te‘âlâ küşâde-i havâ olmuşdur. Ve konakçı olan Hüseyin Paşa tuğları kaldırup revâne oldu. Menzil: 171, Kurnalı Deresi, sâ‘at: 6 Şehr-i receb, yevm-i düşenbih: 30, teşrîn-i sâni: 11 Yevm-i mezbûrda mu‘tâd üzere hareket olunup seherî şedîd-i rüzgâr ve bârân vâki‘ olmuşken der-akab def‘ olup küşâde-i havâ olmağın mehâbetlü Pâdişâh-ı İslâm hazretleri Vüzerâ-yı izâm ile sayd u şikâr içün sahrâya revâne olup ba‘dehû avdet ve otağ-ı humâyûna nüzûl buyurup asker-i İslâm’da refâh hâl nasib olmağın Pâdişâh-ı İslâm’a du‘â-yı hayr-ı ferâvân eylemişlerdir. [130b] Şehr-i şa‘bânü’l-mu‘azzam Menzil: 172, Musa Bey karyesi, sâ‘at: 6 Şehr-i şaban, yevm-i seşenbih: gurre 1, teşrîn-i sâni: 12 Yevm-i mezbûrda mehâbetlü Pâdişâh-ı İslâm hazretleri vakt-i temcidde hareket ve Vüzerâ-yı izâm ile azîmet idüp şikâr-ı humâyûn içün re‘âyâ ihzâr olunan Geci deresine vusûllerinde sürgün avı olup birkaç karaca sayd olundukdan sonra yemeklik olan mahalle vakt-i magribde gelinmeğle uğranmayup Pâdişâh-ı İslâm Haseki Sultan olduğu karyeye azîmet idüp devletlü Sadr-ı âlî hazretleri ve sa‘âdetlü Kāimmakām Paşa hazretleri ma‘an revâne olmalarıyla devlet ile vusûlünde Vüzerâ-yı izâm vakt-i işâda ordu-yı humâyûna dâhil oldular. 123 Menzil: 173, Musa Bey Karyesi, oturak Şehr-i şaban, yevm-i çahârşenbih: 2, teşrîn-i sâni: 13 Yevm-i mezbûrda oturak olup tekrâr sürgün avı olmak ve menzil-i mezbûrdan mehâbetlü Pâdişâh-ı İslâm hazretleri şikâr-ı humâyûn içün [131a] Silistre tarafına tevecüh buyurmak ve sa‘âdetlü Kāimmakām Paşa hazretleri ma‘an revâne olmak ve devletlü Sadr-ı âlî-kadr hazretleri ordu-yı humâyûn ile azîmet eylemeleri fermân olunmağın bu minvâl üzere harekete karar virilmişken bi-emrillâhi te‘âlâ nısfü’l-leylde şiddet-i şitâ ve berk-i azîm vâki‘ olmağın mehâbetlü Pâdişâh-ı İslâm hazretleri esnâ-yı tarîkde olan re‘âyâ fukârâsına terehhümen sürgün avından ve Silistre tarafına azîmetden ferâgat buyurup Edirne’ye doğru azîmete karar virilmeğin herkes çadırının nakline ilâc tedârikine ihtimâm üzere iken inâyet-i Bârî ile i‘tidâl-i havâ nasîb olmuşdur. Menzil: 174, Hacı Oğlu Bazarı, sâ‘at: 5:30 Şehr-i şaban, yevm-i pençşenbih: 3, teşrîn-i sâni: 14 Yevm-i mezbûrda mu‘tâd üzere hareket olunup gedikli müteferrika çavuşâna ve sipâh ve silâhdârâna İzn-i âlî sâdr olmağın birer tarafa azîmet idüp Vüzerâ-yı izâm tevâbi‘âtı dâireleri ile sahraya nüzûl ve mehâbetlû Pâdişâh-ı İslâm hazretleri kasabada bir hâneye teşrîf buyurdular. Yevm-i [131b] mezbûrda dahi i‘tidâl-i havâ nasîb oldu. Menzil: 175, Kadıköyü, sâ‘at: 4 Şehr-i şaban, yevm-i cum‘a, teşrîn-i sânî: 15 Yevm-i mezbûrda mu‘tâd üzere hareket olunup esnâ-yı tarîkde sürgün avı içün re‘âyâ ihzâr olunmağın Vüzerâ-yı izâm ile azîmet ve bir kaç karaca ve rûbâh ve hârgûş sayd olunup vâkt-i asrda ordu-yı humâyûnâ vusûl buldular. Yevm-i mezbûrda dâhi havâ küşâde ve mu‘tedil oldu. Menzil: 176, Kozluca, sâ‘at: 4 Şehr-i şaban, yevm-i şenbih 5, teşrîn-i sânî: 16 124 Yevm-i mezbûrda dahi mu‘tâd üzere hareket olunup yevm-i evvel üzere sürgün avı içün bir mikdâr re‘âya âmâde olmağın Pâdişâh-ı İslâm hazretleri Vüzerâ-yı izâm ile azîmet ve karaca ve sâir murâd olunan şikâr sayd olunup vakt-i asrdan sonra nüzûl buyurdular. Yevm-i mezbûrda dahî inâyet-i Bârî ile havâ i‘tidâlde ve zâd ü zahîre âmâde olmağın hamd-ı ferâvân olunmuşdur. [132a] Menzil: 177, Pravadi, sâ‘at: 4 Şehr-i şaban, yevm-i yekşenbih: 6, teşrîn-i sâni: 17 Yevm-i mezbûrda mehâbetlû Pâdişâh-ı İslâm hazretleri mu‘tâd üzere hareket ve Vüzerâ-yı izâm ile sayd u şikâr iderek vâkt-ı âsrda nüzûl buyurdular. Bi-lutfihî te‘âlâ yevm-i mezbûrde dahi havâ i‘tdâlde idi. Menzil: 178, Pravadi, oturak Şehr-i şaban, yevm-i düşenbih: 7, teşrîn-sâni: 18 Yevm-i mezbûrda oturak olup tuğlâr Köprü köyüne revâne kılındı. Lütf-i Hak’la yevm-i evvel havâ mu‘tedîl ve küşâde oldu. Menzil: 179, Köprü Köyü, sâ‘at: 4 Şehr-i şaban, yevm-i seşenbih: 8, teşrîn-i sâni: 19 Yevm-i mezbûrda sabahdan bir sâ‘at mukâddem olup hareket olunup esnâ-yı tarîkde sürgün avı içün bir mikdâr re‘âyâ izhâr olunmuşdur. Murâd üzere şikâr bulunmadığından inâyet-i Bârî ile havâ küşâde olmağın Köprü köyüne oturak olmadan ferâgat olunup vakt-i zuhurda tuğlar revâne kılındı. [132b] Sefer-i humâyûna teveccüh olundukda kesret âb u gil vukū‘undan herkesde endîşe ve teşvîş olmağın ilerüye azîmet ve konak yeri olacak Nadir derbendine vusûle dikkat eyledi. Menzil: 180, Nâdir Derbendi, sâ‘at: 4 Şehr-i şaban, yevm-i çahâr-şenbîh: 9, teşrîn-i sâni: 20 Yevm-i mezbûrun gicesinde vakt-ı fecre değin bârân-ı azîm aslâ münkati‘ olmayup esnâ-yı tarîkde çamur ve bataklardan mürûrda kayd-ı azîm olduğundan gayri mürûr olunacak boğazda cârî olân nehrin suyu gittikçe tuğyân idüp yüklü davar makūlesi değil salt atlu hezâr zahmet ile geçüp bî-hisâb katır ve سيسام ve deve suya 125 Menzil: 181, Nâdir Derbendi, oturak Şehr-i şaban, yevm-i düşenbih: 10, teşrîn-i sâni: 21 Yevm-i mezbûrda oturak olup inâyet-i Bârî ile mu‘tedil olmağın çay etrâfına tahassün iden huddâm vakt-i duhâdan vakt-ı asra değin taşunup odun kesreti olmağla esvâb u ahmâlin rutûbetleri def‘ine ihtimâm ile azîm âteşler yakup istirâhat eylediler. Âmma katır ve deve ve yük davarından hayli âdem kât‘-ı ümîd eyledi. Menzil: 182, Aydos, sâ‘at: 3 Şehr-i şaban, yevm-i cum‘a: 11, teşrîn-i sâni: 22 Yevm-i mezbûrda bî-inâyeti’llâhî te‘âlâ havâ küşâde ve mu‘tedil olup safâ-yı hâtır üzere nüzûl olundu. Mehâbetlû Pâdişâh-ı İslâm hazretleri esnâ-yı tarîkde bir mikdâr sayd ü şikâr idüp nüzûl buyurdular. [133b] Menzil: 183, Aydos, oturak Şehr-i şaban, yevm-i seşenbih: 12, teşrîn-i sâni: 23 Yevm-i mezbûrda oturak olup mehâbetlü Pâdişâh-ı İslâm hazretleri Ilıca’ya azîmet buyurdular. Yevm-i mezbûrda bi-emri’llâhi te‘âlâ ba‘de’l-asr bârân-ı rahmet nâzil olup ve sabâha değin asla münkatı‘ olmadığından ordu-yı humâyûnda ziyâde çamur peydâ oldu. Menzil: 184, Karînabâd, sâ‘at: 4 Şehr-i şaban, yevm-i yekşenbih: 13, teşrîn-i sâni: 24 126 Yevm-i mezbûrda seherî hareket olunup yevm-i mezbûrda dahi bârân def‘ olmamağla esnâ-yı tarîkde azîm bataklar ve ziyâde çamur hâsıl olup dört sâ‘at mahal iken sekiz ve on sâ‘atde hezâr zahmet ve meşakkat ile Karinâbâd’a gelinüp ordu-yı humâyûn olan mahâlde dahî kesret-i âb u gilden karar mûcib-i keder olmağın mehâbetlü Pâdişâh-ı İslâm hazretleri bir hâneye teşrîf buyurup Vüzerâ-yı izâm dahi birer hâneye nüzûl buyurdular. Bu menzilde dahi hayli davar dökülüp kalmışdır. [134a] Menzil: 185, Bahşili yurdu, sâ‘at: 4 Şehr-i şaban, yevm-i pençşenbih: 14, teşrîn-i sâni: 25 Yevm-i mezbûrda mu‘tâd üzere hareket olunup havâ gâh açılup ve gâh bârân vâk‘i olup gice dahi bârân münkâtı‘ olmadığından yolda ziyâde çamur peydâ oldu dört sâ‘atlik yol iken sekiz sâ‘atde ve bâzılar on sâ‘atde gelüp ve nicesi gelemeyüp yolda kalmışlardır. Menzil: 186, Paşa Köyü, sâ‘at: 8 Şehr-i şaban, yevm-i seşenbih: 15, teşrîn-i sâni: 26 Yevm-i mezbûrda havâ küşâde olup ve lâkin müte‘âkiben bârân-ı azîmin vukū‘u ve ab u gilin kesreti esnâ-yı tarîkde ziyâde meşakkat virmeğin mehâbetlü Pâdişâh-ı rûy-i zemîn hazretleri şikâr tarîkıyla Vüzerâ-yı izâm ile tarîk-ı âherden azîmet buyurup vakt-i asrdan sonra nüzûl buyurdular. Yüklü davar makūlesi vakt-i magribde ve vakt-i işâda gelüp ve niceler gelemeyüp kalmağla oturak fermân olundu. Yevm-i mezbûrda dahi ziyâde zahmet çekilüp oturak şüyû‘undan ve zâd ü zahîre kesretinden ferâmûş olundu. [134b] Menzil: 187, Paşa Köyü, oturak Şehr-i şaban, yevm-i çahârşenbih: 16, teşrîn-i sâni: 27 Yevm-i mezbûrde oturak olub bi-inâyet’illâhi te‘âlâ havâ i‘tidâlde olmağın gerüde kâlan ağırlık ordu-yu humâyûna dâhil oldu. Menzil: 188, Çömlek Köyü, sâ‘at: 7 Şehr-i şaban, yevm-i pençşenbîh: 17, teşrîn-i sâni: 28 127 Yevm-i mezbûrda mu‘tâd üzere hareket olunup inâyet-i Bâri ile havâ küşâde olmağın Edirne şehrinin havâlileri müşâhedesiyle herkesin tab‘ı küşâde olup hazret-i Melik-i Mennân’a hamd ü ferâvân-ı bî-hisâb oldu. Menzil: 189, Şehr-i Edirne, sâ‘at: 4 Şehr-i şaban, yevm-i cum‘a: 17, teşrîn-i sâni: 29 Yevm-i mezbûr ki ıydü’l müminîndir, mehâbetlû ve azametlü Pâdişâh-ı İslâm Ebü’l-Feth ve’l-Megāzi Sultan Mehemmed Hân hazretlerinin Sarây-ı âmirelerine vusûle ve Sarây-ı âmire kurbunda alaylar âmâde olmağla fermân-ı âlîler sâdır olmağın dergâh-ı âlî yeniçeriyânı birkaç gün evvel Edirne Şehrine [135a] dâhil olmalarıyla mükemmel ve müretteb Sarây-ı âmire kapusundan sarây meydanıyla Çukurçayırı’na varınca yemîn ü yesârda alay bağlayup ve yeniçeriyân ağası Vezîr Abdurrahman Paşa ve ocak ağaları yerlü yerine âmâde oldukdan sonra devletlü Sadr-ı âlî-kadr hazretlerinin kathüdâ-yı muhteremleri ağavât ve huddâm-ı Enderûn segbânan ile müretteb ve mükemmel Çukurçayırı’nda olan cisri mürûr ve mu‘tâd üzere cânib-i yemînde müheyyâ olup nihâyetinde sâ‘adetlü Kāimmakām-ı âlî-makām hazretlerinin kethüdâları ağavât ve levendât ve hüddâm-ı Enderûn müsellâh ve müretteb ve segbânan cânib-i yemînde âmâde ve tabya ve Kamaniçe kal‘a ve şehrinde misket ve şâhî gülleleri ile zamh-dâr olân bayrakların küşâde idüp de‘b-i evvel üzere karar eylediler.Bu üslûb üzere sa‘âdetlü Nedîm-i Şehriyârî hazretlerinin ve rif‘atlü Defterdâr Paşa hazretlerinin kethüdâları ağavât ve hüddâm-ı Enderûn ile sâir tevâbi‘ât ile cânib-i yesârda karar idüp mehâbetlü ve şevketlü Pâdişâh-ı rûy-i zemîn hazretlerinin teşrîf-i humâyûnlarına intizârda oldular. Edirne [135b] Şehrinin dahi müderrisini ve ulemâ ve sulehâ ve meşâyihîni yemeklik olan Gülbaba’ya değin varup istikbâl ve tertîbleri üzere selâma hâzır ve du‘â-yı hayra iştigâl idüp devlet ü ikbâl ile şevketlü Pâdişâh-ı rûy-i zemîn hazertleri Sarây-ı humâyûnlarına teveccüh buyurup Vüzerâ-yı izâm ve ûlemâ-yı kirâm hâzarâtı dâhi deb-i evvel üzere yerlü yerine azîmet buyurup âdet-i mülukâneleri üzere tarafeyne edâ-yı selâm ile eşref sa‘ât ve emîn-i evkātda kemâl-i devlet ü ikbâl ve sa‘âdet ve iclâl ile Sarây-ı humâyûnlarına nüzûl buyurdular. Edirne şehrinin etrâf u eknâfın mevcûd olan pîr ü civân ve sabî ve nisvândan hânesinde bîr ferd kalmayup fütûhât-ı celîle ile âmme-i 128 ehl-i İslâmı ihyâ ve şâdân etmeğe bâdî olan rûh-ı âlem şevketlü ve mehâbetlü ve kerâmetlü Pâdişâh-ı rûy-i zemîn hazretlerinin semend-i devlet-mendleri hâk-i pâyeye yüz sürmek arzûsuyla Gülbaba’dan Çukurçayırı’na ve Sarây-ı âmire kapusuna varınca bir mertebe cem‘ ve karar eylediler ki, tahrîr ü tahsîli beyân mertebelerinden hâricdir. [136a] Hâzır olan mâhlukāt dîde-i hakîkat ile mehâbetlü ve şevketlü Pâdişâh-ı İslâm hazretlerimiz müşâhede eylediklerinde vücûd-ı humâyûnları hata ve hâtırlardan mâsun ve ömr ü devletleri efzûn olmak da‘avâtını bükâ ve zârî ile bir mertebe eylediler ki yevm-i mezbûrda sürûr u hubûrdan bükâ ve niyâz itmemiş benî âdemden bir ferd kalmadı. Vâhibü’l-merâm celle şânuhû sihâm-ı du‘âyı hedef-i icâbete karîn idüp zıll-i humâyûnların şarkdan garba memdûd ve a‘dâ-yı dîn ü devletlerin ma‘dûm ve nâ-bûd eyleye. Ba‘dehû Vüzerâ-yı izâm hazarâtı yerlü yerine varup izz ü sa‘âdet ile karar eylediler.