Türkiye Cumhuriyeti Nafıa Vekâleti Devlet Demiryolları Samsun-Sivas Demiryolu Amasya İstasyonu'nun İşletmeye Küşadı

Vikikaynak sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
Mağazalar ser-tevzi’ memuru İsmail Hakkı Bey’e

SAMSUN-SİVAS HATTI TARİHÇESİ

Samsun ile Sivas arasındaki cadde çok eski zamanlardan beri memleketimizin en mühim ve en işlek yollarından biri olmuştur. Üzerindeki münâkâlât bidayeten hep esir ve deve kafilelerine münhasır idi.

Merhum Halil Rifat Paşa’nın Sivas Valiliği hengâmında yolun araba müruruna müsaid bir hale ifrağına teşebbüs edilmiş ve memlekette turuk-ı adiyyenin inşası için henüz belli başlı vesait ve teşkilat mevcud bulunmadığı bu devirde müşarünileyh nefir-i âmm suretiyle bütün vilayet halkını yol boyuna sevk ve işe bizzat vaz-ı yed eyleyerek üç yüz elli küsur kilometre tûlunda bulunan yolu şose denilebilecek bir halde inşaya muvaffak olmuştu. Fakat büyük bir gayretle müceddeden yapılmış olan yolun bilâhire hüsn-i hâlde muhafazası te’min olunamadığından nakliyat tarih-i inşadan beri hep müşkilât ve mevani’ içinde devam edegelmiştir. Bu müşkilâta rağmen merkeb ve deve kafileleri gibi en iptidai vesaitten mükellef otomobillere varıncaya kadar her türlü vesait-i münakalenin yol üzerinde inkıtasız bir zincir halinde devam eylemesi bu yolun ne derece ehemmiyeti haiz olduğunu gösterir. Bu istikametteki münakalatın ehemmiyeti eski hükümetler zamanında dâhilden ziyade hariçte bazı kumpanyaların nazar-ı dikkatini celb etmekten hali kalmamış ve bi’n-netice demiryolu inşaatı için imtiyaz talepleri vaki olmuştur. Fakat istibdat zamanlarında millet memleketin mukadderatına hâkim ve icraatta hür ve müstakil olmadığından harici rekabet ve mümanaatlar ve gösterilen müşkilat yüzünden demir yollar mes’elesi uzun müddet muallak kalmıştır. Samsun ile Sivas arasında demir yolları inşası hakkında ilk teşebbüs meşrutiyeti müteakib 326 senesinde Nafıa Nezareti tarafından Samsun’a bir etüd (tedkik) heyeti gönderilmekle başlamıştır. Bidayeten tedkikatta arazinin hakikaten fevkalade olan menaatı nazar-ı dikkate alınarak yolun dar hat yapılması düşünülmüş ve bu esas dâhilinde bir kısım güzergâh da tesbit edilmiş ise de muahharen bu fikirden sarf-ı nazar edilerek geniş hat esasına rücu edilmiştir. Bu suretle hattın Samsun’dan ileriye doğru keşfiyatına devam olunmakla beraber 1327 senesinde hükümet tarafından verilen tahsisatla inşaata da başlanmış ve inşaat 1330 senesi bidayetlerine kadar devam eylemiştir. Bu müddetde inşaat ancak verilen mahdud mikdâr tahsisatın kifayeti derecesinde sevk ve idare edildiğinden yolun Samsun’dan itibaren en arızasız kısmı olan takriben 14-15 kilometresi hemen kamilen denecek bir halde ikmal edilmiş ve otuz ikinci kilometreye kadar olan sarp araziye tesadüf eyleyen kısımda nısf dereceye yakın bir miktarda iş yapılmıştır.

1330 senesi bidayetlerinde hat inşaatının hükümet tarafından (Reji Jeneral) nam Fransız şirketine devrine karar verilmiş idi. Fakat inşaatın devir ve tesellüm muamelesinin ikmali sıralarında Harb-i Umumi ilan edildiğinden inşaat külliyen ta’til ve inkıtaa uğramış ve şirket-i mezkûr da hal-i harb dolayısıyla Samsun’dan çekilmiştir. Başlanmış olan inşaat altı sene kadar yüz üstü kaldıktan sonra 1336 senesinde askeri demir yollar idaresi tarafından mühendislerden mürekkeb bir heyet-i fenniye Samsun’a gönderilerek yapılmış olan inşaatın harabiyetten vikâyesi ve mevcuddan istifade olunması maksadıyla Samsun ile Havza arasında bir dekovil hattı tesisi teemmül edilmiş idi. Ancak bu teşebbüs dahi kuvveden fiile çıkmaya vakit bulmadan akim kalmıştır. Bundan sonra malum Çester’in teşebbüsü gelir: 1338 senesinde Çester namına hattı inşa etmek üzere Samsun’a derme çatma bir heyet-i fenniye gönderilmiş idi. Fakat hattı yapacağına kimseyi inandırmaya muvaffak olamayan bu heyet Samsun’da halkın nazar-ı istihfafı önünde basit bir iftitah merasimi yapmaktan başka bir iş yapamamış ve biraz sonra da çekilip gitmiştir. Nihayet hükümet-i cumhuriyemiz bu hattı inşaya karar verdiğinden bütçeye tahsisat-ı lazıme vaz’ eyledikten sonra Samsun’a teşkilat-ı lazımeyi hâiz bir heyet-i fenniye gönderilmiş ve bu suretle 1340 senesi bidayetinde bilfiil inşaata başlanmıştır.

Samsun-Sivas hattının inşası yolunda 1326 senesinden 1340 senesine kadar geçen müddette vaki’ olan mükerrer teşebbüslerin hep duçar-ı akamet olması bilhassa inşaatın lüzum gösterdiği masarif-i azimenin bütçeden ayrılabilmesi maddesi ve Türklerin böyle mühim demir yolları inşa edebilmek kudret-i fenniyesini haiz olabilmeleri meselesi bidayette yalnız hariçte değil, memlekette de birçoklarınca hayli tereddüd ve münakaşaya mucib olmuştu. Fakat memleketimizin hür ve müstakil olarak tarik-i terakki ve itilaya atıldığı bir zamanda memleketin muhtaç olduğu ana hatları yapmayı umde-i esasiye olarak kabul eyleyen genç hükümet-i cumhuriyemizin memleketin mübrem ihtiyaçlarını görmekteki müstesna nüfuz-ı nazarı ve verdiği kararı tatbikteki layetezelzel azim ve iradesi ve memleketimizdeki erbab-ı fen ve ihtisasa olan i’timadı bu tereddüd ve şüpheleri külliyen izaleye kâfi gelmiştir. Filhakika bugün hattımızın 140. kilometresindeki Amasya İstasyonu’nun resm-i küşadı yapılıyor. 200. kilometreye kadar olan kısımlarda hummalı bir faaliyetle çalışılmakta olmasına göre çok yakın bir zamanda Turhal ve müteakib istasyonlar küşad edilecektir. Hattımız inşaatının şimdiye kadar ne kadar masraf ve fedakârlıkla devam ettiğini irae için zirde bazı erkâm zikredilmiştir.

Masarif-i Vakıa:

Hattın inşası için 1340 senesi bidayetinden beri vaki’ olan masarif bervech-i atidir:

1924 senesi masarif-i umumiyesi: 1.180.747 lira
1925 " " 5.285.529 "
1926 " " 5.614.057 "
1927 senesinde teşrin-i evvel gayesine kadar: 1.780.479 "
Mâsarif-i vakıa yekûnu: 13.860.812 "

Kilometre masrafı: Hattın inşaatına devam edilen ve nisbeten en arızalı olan 200 kilometresinin masarif-i umumiye-i muhammenesine göre beher kilometrenin inşaat masrafı “80.000” (seksen bin) liraya baliğ olmaktadır. Aksamı mütebakiye nisbeten daha az arızalı olup şimdiye kadar en mühim müşkilat iktiham edilmiş olduğundan Sivas’a kadar olan mütebaki kısımların beher kilometresi masarifi her halde baladaki miktarın dununda kalacaktır. Balada mezkûr beher kilometre masrafının takriben humsu yalnız madeni yol malzemesine sarf edilmektedir.

Ameliyat miktarı hakkında mücmel tafsilat: Hattın 107-123’üncü kilometreleri arasına tesadüf eden Alevi havalisindeki 16 kilometrelik bir kısmı nisbeten arızasız olup aksam-ı mütebakiyye çok çetin araziden mürur eylemektedir. Zaten bu arızanın ehemmiyet ve azametidir ki şimendifer inşaatı teşebbüslerini uzun müddet muallak kılmağa mahkûm etmiştir.

Balada zikredilen arızasız kısımdan gayrı aksamda yapılan ameliyat-ı türabiyyenin bir metre tula isabet eden mikdar-ı vasatisi 25 metre mik’abdır. Bu miktar Karadağ ve havalisi için 39 metre mik’abdır.

Hattın 200 kilometrelik kısmı üzerinde beherinin hacmi 25-30 bin metre mikabını mütecaviz birçok büyük imla ve yarmalar mevcuttur. Bunlardan mesela Diphan civarında ve yalnız yüz yirmi metre tulundaki bir tek imlanın ma’a tahkimat yetmiş beş bin liraya mal olduğu zikre şayandır.

İmalat-ı Sınaiyye (Köprüler):

Hattın üzerinde sayısız küçük menfezlerden maada yalnız (10-12)’nci kilometreler arasında melfuf haritadaki cetvelde gösterildiği üzere kırk bir adet cesim köprü vardır ki bunların on üç adedi demir döşemelidir. Bu büyük köprüler: 15-20 metre irtifaındaki imlalar altına yapılan ve (20-60) metreye baliğ olan uzun tullarda ve adeta büyücek tünel mahiyetinde olan fakat hariçten nazar-ı dikkate çarpmayan birçok kargir (taş) köprüler de ilave eylemek lazım gelir.

Tüneller: Mebdedeki 174 kilometrelik kısım üzerinde cem’an 34 adet tünel yapılmış olup bunların mecmu tulu 4500 metreye baliğ olmaktadır. Bu tünellerden 12, 13 ve 14’ncü Şahinkaya tünelleriyle 19 ve 20’nci Karadağ tünelleri inşaatında misli ender denilebilecek derecede büyük müşkilata tesadüf edilmiştir ve bunlardan Karadağ’ın yalnız iki tünelinin mecmu’ tulu 985 metredir. Beher metre tulunun vasati bin lira masrafla vücuda geldiği zikre şayan görülmüştür. Karadağ tünellerinin masarif-i umumiyesi 970.000 liraya baliğdir.

Hatta çalışan işçi ve amele: Bidayet-i inşaattan beri çalışmaya başlayan ve kâffesi Türklerden ibaret olan işçi ve amelenin miktarı süratle tezayüd ederek yevmi miktar-ı vasatisi 6000-6500’e baliğ olmuş ve bu kadar amele hayli zamandan beri inkıtasız yol üzerinde çalışmakta bulunmuştur.

Müdiriyet


Samsun Şehri Hakkında Tarihi Birkaç Satır

Samsun pek eski bir kasaba olup zaman-ı kadimde [Amisus] ismiyle Atina muhacirleri tarafından te’sis olunmuş, lakin bu şehr-i kadim şimdiki Samsun’un 2 kilometre şimal-i garbisinde bulunduğu asar-ı bakiyesinden anlaşılmaktadır. Meşhur Mihridad’ın payitaht ittihaz ettiği sıralardaki mamuriyyeti derece-i kusvaya varmış olan bu şehir Romalılar tarafından zabtı sırasında ihrak ve tahrib olunmuştur. Kadim Yunanlılar tarafından te’sis olunup elyevm [Kara Samsun] namıyla ma’ruf [Amisus] şehriyle bugünkü Samsun’un bir münasebeti yoktur. Her ikisi tarihin ayrı ayrı iki şehridir. Bugünkü Samsun, Anadolu’ya ilk evvel giren ve tarihin Türkmen dahi tesmiye ettiği Danişmendi Türkleri tarafından te’sis olunmuştur. Danişmendiler Amasya’yı zabt ettikten sonra ordularını Karadeniz sahillerine sevk ve Çarşamba-Terme havalisini de yed-i zabtlarına geçirip Cenevizlilerle musalaha akdiyle şimdiki mahalde Samsun kasabasını te’sis ve etrafına da surlar bilinşa Cenevizliler tarafından [Samsus] namıyla yâd edilen bu şehri başına [Müsliman] kelimesi ilavesiyle [Samsun] tesmiye etmişlerdir.

Bu şehir bilahire Anadolu’da Danişmendlileri istihlaf eden Selçuk Türklerinin eline geçmiş ise de bunların da inkırazı üzerine bir müddet Türkmenlerin elinde kalmıştır.

Tarihte fasıla-i saltanat denilen devir geçtikten sonra Çelebi Sultan Mehmed devrinde ve tarihin zabt ettiği şekilde şehir Türkmenler elinden alınarak Osmanlı memaliki meyanına ilhak edilmiştir.

Elyevm Karadeniz’in faal bir iskelesi olan Samsun şehri Ulu Gazimizin çok büyük bir azim ve iman ile kurduğu Türk istiklâlinin mehd-i husulü ve ilk merhale-i vücudu suretiyle tarih-i cumhuriyetin de namdar bir kasabası olmuştur.

Havza Şehri Hakkında Birkaç Not

Bir sath-ı mail üzerinde teessüs etmiş ve cenubdan garba doğru uzanmış olan bu şehir; Samsun’un 82 kilometre cenub-i garbisinde bulunmaktadır. Sath-ı bahrdan 650 metre irtifa’ında bulunan Havza; Merzifon ile Köprü ve Ladik kasabalarına hususi birer şose ile Amasya ve Samsun şehirlerine umumi bir hat ile merbuttur. Latif ve şirin tepecikler ile tezeyyün eden Havza’nın en yüksek mahalli 1224 rakımlı Çakıralan Tepesi olup vaktiyle Romalılar tarafından inşa edilmiş bir su hazinesine maliktir.

Amasya tarihinin işarına nazaran Havza’nın eski ismi “Hancere” veyahud “Gancere”dir. Yedi yüz sene evvelki tarihi vesikalarda ise “Hevize” ve yahut “Havize” isimleri ile mezkûrdur.

Havza’nın bugünkü yerinde vaktiyle pek büyük bir şehir mevcut iken bir hareket-i arz neticesinde kâmilen yere geçmiş olduğu ve şimdiki kasabanın şu vakı’adan pek çok seneler sonra inşa edilmiş bulunduğu ara sıra icra edilen tamirat ve hafriyat esnasında çıkan kitabe ve taşlarla teeyyüd etmektedir.

Rivayet olunduğuna göre 442 sene-i hicriyyesinde gayet müthiş bir zelzele vukua gelmiş bir kilise de yere geçerek binasından eser kalmamış ve yerinden gayet sıcak su çıkıp dokuz gün kadar akmış ve ba’de çekilmiştir.

Bu kasabanın kıymet ve şöhretine en büyük amil kaplıcalarıdır. Kaplıcalarının menbaı hakkında müsbet ve kat’i bir malumat almak mümkün değildir. Tahmin edilen şekli, suyun yüzlerce ve belki binlerce metre derinden fışkırdığıdır. Tarz-ı mimarisinin Selçuk asarına müşabeheti ve ara sıra çıkan taş kitabelerinin delaleti ile büyük hamamın Türkler tarafından inşa olunduğu kanaati hâsıl olmaktadır. Bu hamam membaında suyun harareti 58 derece olup terkib-i kimyevisinde (gaz-ı karbon), (Hamız-ı sani-i karbon), (sani-i fahmiyyet-i sodyum) ve (kibritiyyet-i sodyum) olduğu tahlil neticesinde anlaşılmıştır. Şifabahş havassına binaen mide, em’a, böbrek, karaciğer, rahim, romatizma, siyatik?, romatoid hastalıklarına tavsiye edilmektedir.


Çeltik Maden Kömür Ocakları

Yahud kendisini muhat Çaldık deresine izafeten (Çaldık maden kömürleri)

Samsun-Sivas demiryolunun Hacı Bayram İstasyonu yakınında zengin bir maden kömürü ocağı mevcut olup Merzifon, Havza, Amasya ve havalisinin mahrukatı bu ocaktan temin edilmektedir. Yirmi beş kilometrelik bir sahayı işgal ettiği tahmin edilen mezkûr maden kömürünün işletme imtiyazı 50 sene müddetle demiryolu idaresine tevdi edilmiş, elyevm vücuda getirilen tesisat ve teşkilat ile işletilmeye başlanmıştır.

Maden kömürleri, 530, 600, 700 ve 770 metre rakımlı müteaddid ve mütevali vadilerle ayrılan tepeciklerin altında ve 300 ila 400 metre kalınlığında kadar damarlardan ibaret olup tedkikat-ı ahire işbu damarların 20 meylinde olarak Ters Akan Çayı’na doğru uzanıp yayıldığını tespit etmektedir.

Glasgow şehri Darülfünu’nun tahlil raporu mezkûr kömürü;

Rutubeti: 31 31 %
Uçucu madde 30 48 %
Sabit karbon 50 48 %

% 7 Kükürt nispetinde tahlil ve tespit etmiştir. Kömürün cinsi Sini-Bitumineux (Bitümlü) nevinden ve çok şuleli ve nisbeten az tütünlü sınıftan ve derece-i hararet-i vasatisinin de 5600 kalori olması hasebiyle de birinci sınıf linyitten ma’dud bulunduğu tespit edilmiştir.

Kömürün tabakat üzerindeki terkibatı Conglomerat (Konglomera) olduğu, hatta şimal cihetinde Jurassique (Jura) zamanlarından sonra zuhura gelmiş volkan kayalarına tesadüf olunduğu da tayin etmiştir.

Mezkûr kömür elyevm:

Samsun İstasyonunda beher tonu 1100 kuruş
Havza " " 650 "
Hacı Bayram " " 500 "
Amasya " " 800 "

bedel ile arzu edenlere satılmaktadır.

Bu sayede zaten ormanın ve mahrukatın fıkdanından muzdarib bulunan ahali-i memleket hükümet-i cumhuriyenin mahalline masruf bu tedbir-i basiretkârisi sayesinde badema mahrukat buhranından azade kalacaktır.

Amasya Şehri Hakkında Tarihi Birkaç Not

Amasya, kurun-ı mütekaddimeden beri maruf pek eski bir şehirdir. Yunanilerden Asya-yı sagire hicret eden Doriler’in (Dorlar’ın) imaratı sırasında Melitos’un bu beldeyi tezyin ve imarda büyük hizmetleri olduğu rivayet edilmektedir. Filhakika Yunanlıların Karadeniz sevahiline muhaceretleri pek kadim ise de Truva muharebe-i meşhuresinden sonra şehrin imar ve tezyin faaliyetine daha fazla vüsat verildiği mazbut bulunduğundan bu itibarla Amasya’nın tarih-i binasını pek eski olarak kabul etmek icap eder. İran hükümetinin az bir zaman için “Termopil” (Termofil) geçidine kadar imtidad eden silsile-i memaliki meyanında Amasya, Dara’nın (Darius’un) bir eyalet merkezliğini de ifa etmiştir. Bu sebeple bugün nazar-ı hayretle görülen hükümdar mezar ve saraylarına ait bazı harabelerin kısmen İranilerin eseri olduğunu kabul etmek lazımdır. Amasya’nın eskiden Amazonlara mensup olduğu ve bunların da Babili veya Asuri bulundukları da mervi’dir. Tarihi sergüzeştlere tabi olarak teşhir eden bu şehir, yedinci Mihridad’ı mağlup ve intihara mecbur eden Pompeius tarafından Roma memaliki meyanına idhal edilmiştir. Pompeius tarafından yaptırılan istihkâmat bakiyeleri nazar-ı tedkik önünde halen canlılığını muhafaza etmektedir.

Amasya’nın Kayser Augustus zamanında Roma eyaletlerinden birine merkez olduğu da rivayet edilmektedir. Roma İmparatorluğu’nun inkısamında Şark İmparatorluğunda kalan Amasya hükümet-i Danişmendiye müessisi Gazi Ahmed Paşa tarafından memalik-i İslamiyeye ilhak edilmiştir. Rum Selçuklarından İzzettin Kılıçarslan’ın Danişmendi hükümetine nihayet vererek Amasya Selçukilerin yedine ve onların avan-ı inhitatında ise Kastamonu’da teşkil-i emaret eden İsfendiyarzadelere intikal etmiştir. Yıldırım Beyezid’in derebeyi memalikini birer birer zabtı hususundaki azm-i kat’isi karşısında Amasya’ya da sıra geleceğini gören İsfendiyarzadelerden Kötürüm Bayezid Eflak hükümetiyle ittifak akd ederek Sultan Bayezid’e ilan-ı husumet ettirmiş ve binnetice Eflak tedib olunarak Kötürüm Bayezid üzerine de asker sevk edilmiş ise de Kötürüm Bayezid’in vefatı ve oğlu İsfendiyar’ın istimanı üzerine Amasya Yıldırım Bayezid tarafından fethedilerek memalik-i Osmaniye meyanına idhal olunmuştur. Bu şehir Yavuz Sultan Selim’in maskat-ı re’si olmakla da ayrıca bir şöhreti vardır.

Amasya, asar-ı atika noktai nazarından da cidden şayan-ı tetkik bir şehir olup, kalesi, hafi yolları, mağaraları, eski mezarları ve saray harabeleri ayrı ayrı şayeste-i tedkik-i temaşadır.

Kaynak:

(Osmanlıca) Türkiye Cumhuriyeti Nafıa Vekâleti Devlet Demir Yolları Samsun-Sivas Demiryolu Amasya İstasyonunun İşletmeye Küşadı. İstanbul: Ahmed İhsan Matbaası. 1927

 
Telif durumu:

Bu eser, kültürel öneminden ötürü Türkiye Cumhuriyeti'nde kamuya maledilmiştir ya da 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na göre eserin koruma süresi dolmuştur. Kanun'un 27. maddesine göre:

  • Koruma süresi eser sahibinin yaşadığı müddetçe ve ölümünden itibaren 70 yıl devam eder.
  • Sahibinin ölümünden sonra alenileşen (herkesçe bilinir duruma gelen) eserlerde koruma süresi ölüm tarihinden sonra 70 yıldır.
  • 12. maddenin birinci fıkrasındaki hallerde (sahibinin adı belirtilmeyen eserlerde) koruma süresi, eserin aleniyet tarihinden sonra 70 yıldır; meğer ki eser sahibi bu sürenin bitmesinden önce adını açıklamış bulunsun.
  • İlk eser sahibi tüzelkişi ise, koruma süresi aleniyet tarihinden itibaren 70 yıldır.