Sayfa:Sophokles - Antigone çev. Sabahattin Ali.pdf/9

Vikikaynak, özgür kütüphane
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
Bu sayfa doğrulanmış

KREON - Pek ihtiyatlı konuşuyorsun, ve anlatacaklarına pek dolambaçlı yollardan gidiyorsun. Herhalde iyi bir haber getirmedin.

MUHAFIZ - Evet. İnsan fena haberleri kolay kolay söyliyemiyor.

KREON - Ne söyliyeceksen söyle, sonra buradan çekil git.

MUHAFIZ - Söylüyorum işte; biraz evvel meçhul biri ölüyü, cesedine kuru toprak serperek ve âdetlerin emrettiği şekilde takdis ederek gömdü. Sonra ortadan kayboldu.

KREON - Ne dedin? Dünyada kim bunu yapmaya cesaret edebilir?

MUHAFIZ - Bilmiyorum, ortada ne kazılmış bir yer, ne de küreklenmiş bir toprak vardı. Yer kaskatı idi. Ne tekerlek izleri, ne de bir çatlak görünüyordu. Bu işi yapan hiçbir iz bırakmamıştı. Sabahın ilk nöbetçisi bize bunu gösterdiği zaman şaşırdık, hayret içinde kaldık. Çünkü ölü orada tanınmaz bir halde yatıyordu. Gömülü değildi, yalnız cezayı hafifletmek ister gibi, ince bir toz tabakasiyle örtülmüştü. Cesedi bürüklemeğe gelmiş hiçbir vahşi hayvanın, hiçbir köpeğin izi görülmüyordu. O zaman herkes hiddetle birbirine bağırmıya başladı. Her nöbetçi öteki nöbetçiyi kabahatli buluyordu, ve nerede ise dövüşmeğe kadar varacaklardı. Buna mani olacak kimse de yoktu, Çünkü orada bulunan herkes kabahatli idi; fakat kimsenin bu karanlık işteki alâkasını ispat etmeğe imkân yoktu. Hiçbirimizin bunu yapmadığını, böyle bir şey yapmayı tasarlıyan ve yapan bir kimse ile bildik olmadığımızı ispat için kızgın demiri taşımağa, ateşin içinden geçmeğe, tanrılara yemin etmeğe hazırdık. Nihayet, araştırmadığımız hiçbir taraf kalmadıktan sonra, aramızdan biri bir teklifte bulundu ve herkesin yüzü korkudan toprağa çevrildi. Çünkü kendisine itiraz edecek halde değildik. Fakat dediğini yaparsak ne faydası olacağını da bilmiyorduk. Hiçbir şey saklamadan gelip sana bütün felâketi anlatmamızı söylüyordu. Bu fikir kabul edildi. Fakat kura çekildiği zaman kader bu işi ben zavallıya yükledi. İşte, istemiye istemiye geldim ve istenmediğimi de biliyorum. Çünkü fena haber getirenleri hiç kimse sevmez.

KORO BAŞI - Efendimiz, deminden beri bir şey düşünüyorum; bu işi bir Tanrı yapmış olamaz mı?

KREON - Sus, hiddetimi taşırmadan sus! Sonra ihtiyar olduğun kadar da budala olduğun meydana çıkacak. Söylediklerin tahammül edilmez bir şey: gûya Tanrılar böyle bir ölüyle alâkadar olurlarmış! Etrafı sütunlarla çevrili mâbetleri bütün adaklariyle birlikte alevler içinde yakmaya, memleketi ve kanunları yıkmaya gelen böyle bir adamı, hizmetine mükâfat olarak, tanrılar toprağın altına kabul ederler mi sanıyorsun? Tanrıların kötülere itibar ettiğini ne zaman gördün? Hayır, böyle bir şey olamaz. Biraz evvel şehirde bazılarının memnuniyetsizliklerini saklıyarak arkandan homurdandıklarını, gizlice kafalarını salladıklarını ve sadık tebaalar gibi başlarını boyunduruğa uzatmadıklarını gördüm. Anlıyorum ki onlar muhafızlara para vererek bu fena işe sürüklenmişler. Çünkü insan oğlunun hiçbir icadı para kadar fesat verici değildir. Ülkeleri harap ve yerle bir eden odur; dessaslığı öğreterek mertliği bozar ve böylece asil ruhları fenalığın menfur yoluna saptırır. İnsanları her türlü hileye başvurdurur ve onlara her günahı işletir. Fakat para hırsiyle bu işi yapanlar, ergeç, müstahak oldukları cezaya çarpılacaklardır. İşte, saygı beslediğim Zeus'un ismi üzerine yemin ederek sana derim ki; eğer o ölüyü kimin toprakla örttüğünü meydana çıkarmaz ve kendisini önüme getirmezseniz, sizi sadece öldürmekle kalmıyacağım; evvelâ, bu cinayeti itiraf edinceye kadar, ayaklarınızdan diri diri astıracağım; böylece bundan sonra mükâfatın nede aranılacağını bilerek ona göre peşinden koşarsınız ve şunu öğrenirsiniz: Nerden geldiğine bakmaksızın kazanç peşinde koşmak doğru değildir. Çünkü meşru olmıyan kazanç-