Sayfa:Sophokles - Antigone çev. Sabahattin Ali.pdf/10

Vikikaynak, özgür kütüphane
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
Bu sayfa doğrulanmış

lar insana saadet getirmek şöyle dursun, onu büsbütün felâkete sürükler.

MUHAFIZ - Bir kelime söylememe müsaade eder misin, yoksa gideyim mi?

KREON - Görmüyor musun, sözlerin beni ne kadar taciz ediyor!

MUHAFIZ - Kulaklarını mı, yoksa ruhunu mu?

KREON - Istırabımın yerini öğrenip ne yapacaksın?

MUHAFIZ - Çünkü bu işi yapan senin kalbini yaraladı, ben sadece kulaklarını.

KREON - Sen yaratılıştan geveze bir adammışsın.

MUHAFIZ - Fakat bu işi yapan adam ben değilim.

KREON - Sensin, para için kendi canını bile feda ettin.

MUHAFIZ - Eyvah! yanlış yere şüphe altında kalmak, ne kadar feci!

KREON - Boş yere çeneni yorma... Fakat bu işi yapanları itiraf etmeseniz bile, bu menfur kazanç düşkünlüğünün insana yalnız zarar verdiğin itirafa mecbur kalacaksınız.

(Gider)

MUHAFIZ - Ah, onu bir bulabilsek, Fakat yakalanır mu, yakalanmaz, mı? Bu talihin bileceği şey. Her ne olursa olsun, beni bir daha burada göremiyeceksin! Çünkü hiç ummadığım ve inanmadığım halde kurtulduğum için tanrılara minnet ve şükran borçluyum.

(Çıkar)

KORO - Birçok kudretli şeyler vardır, fakat hiçbiri insan kadar kudretli değildir. İnsan, karanlık denizlerin üzerinde, fırtınalı lodos rüzgâriyle kabaran dalgaları aşarak, gürültüler arasında yoluna gider.

Toprağı, bu ebedi ve yorgunluk bilmiyen tanrıyı bile yorar, kuvvetli atların çektiği sapanı dolaştıracak her sene onun bağrını altüst eder.

Şunu çok bilmiş insan, gamsız kuş sürülerini, ormandaki yırtıcı hayvanları, denizdeki türlü mahukları ipten örülmüş ağlarla tuzağa düşürür. Dağın yabani hayvanını zekâsiyle yola getirir, atın yeleli başına koşum, kimseye râm olmıyan dağ boğasının boynuna boyunduruk geçirir.

Bunlardan başka, konuşmayı, yüksek düşüncelerine kanad vermeği, ülkeler idare etmeği, soğuk gecenin kırağısından, rüzgârın savurduğu yağmurun oklarından korumayı öğrenmiştir. Her tedbiri bilir, önüne çıkan hiçbir şeyden şaşırmaz. Yalnız ölümden nereye kaçacağını bilemiyecektir; fakat en devasız dertlerin bile devasını bulmuştur.

Akıllara hayret veren hünerleriyle bazan iyiye, bazan kötüye sapar. memleketin kanunlarına, tanrıların mukaddes adaletine kim uyarsa devletin büyüğü o olur. Fakat küstahlılığa sapan ve yersiz hiddete kapılan, hiçbir ülkenin malı değildir.

Böyleleri benimle bir çatı altında bulunmasın ve benimle aynı duyguyu taşımasın. (Antigone ile Muhafız görünürler.)

KORO BAŞI - Ne inanılmaz şey! Bir mucize mi görüyorum? Tanıdım, artık inkâr edebilir miyim? Antigone, Oidipus'un, bedbaht bir babanın, bedbaht çocuğu. Ne oluyor? Yoksa hükümdarın emrine aykırı hareket etiğin için mi seni böyle tutup getiriyorlar? Böyle bir çılgınlık yaparken mi yakalandın?

MUHAFIZLAR - İşte o işi yapan budur. Ölüyle meşgul olurken yakaladık. Kreon nerede?

KORO BAŞI - İşte, sarayından çıkıp tam zamanında geliyor.

KREON - Ne oluyor? Neden tam zamanında geliyor muşum?

MUHAFIZ - Efendimiz, insan asla yeminle kendini bağlamamalı. Çünkü düşünüp kararından vazgeçiyor ve yalancı çıkıyor. İşte ben de, senin gazabının korkusuyla buradan gittiğim zaman, çabuk çabuk yanına dönmemek için sıkı yeminler etmiştim; fakat hiç beklemediğim, aklımdan bile geçirmediğim