Sağduyu Tanrısızlığın İlmihali/Tarih Bize Öğretir ki, Bütün Dinler, Milletlerin Cehaletlerinin Yardımıyla, Utanmaksızın Tanrısallık Tarafından Gönderildiklerini Söyleyen Adamlar Tarafından Tesis Edilmiştir

Vikikaynak sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

İnsan zekâsının tarihini biraz izlemek zahmetine katlanılırsa, zorluk çekilmeden teslim edilir ki, ilahiyat, insan zekâsının sınırlarını adlandırmaktan çekinmiştir.

Teoloji, önce, kutsal gerçekler olarak yutturmuş olduğu masallarda insan zekâsını otlatmakla işe başlamış; kavimlerin hayalgücünü çocukça hayallerle dolduran anlayışı geliştirmiş; kavimlere, Allah'larından ve bunların inanılmaz işlerinden başka bir şey söylememiştir. Sözün kısası, din, insanlara hep, din büyüklerinin hâlâ itiraz götürmez gerçekler gibi yutturmaya çalıştıkları, masallarla uyutulan çocuk muamelesi yapmıştır.

Eğer, tanrıların göstericileri arada sırada bazı yararlı buluşlar yaptılarsa, bu buluşlara hep anlaşılmaz bir eda vermeye ve bunları sır gölgeleriyle kuşatmaya özen göstermişlerdir. Pisagor'lar, Platon'lar önemsiz bazı bilgiler elde etmek için rahiplerin ayakları önünde sürünmek, sırlarına kendilerini de ortak etmeleri için istedikleri sınavlardan geçmek zorunda kalmışlardır. Bu sarsıntıların, bu sınavdan geçirilmelerin pahasınadır ki, hâlâ tümüyle anlaşılmaz olan şeyleri pek çok beğenenler için, yalnız bunlar için gönül eğlendirici olan cazip fikirlerinden gizli anlamlar çıkarmalarına izin verilmişti. Mısır ve Hindistan, Keldani rahiplerine göre, aklı yolundan saptırmakta hükümet tarafından çıkarcı kılınan bu hayalciler mektebindendir ki, felsefe, ilk unsurlarını ödünç almak zorunda kalmıştır. İlkelerinde belirsiz ya da yanlış ve uydurma masallarla karışık ve özellikle hayalgücünü karıştırmak için yapılmış olan bu felsefe, ancak sarsılmış olarak yürüdü ve ancak kekeledi; zekâyı aydınlatacak yerde kör etti ve insan zekâsını gerçekten yararlı amaçlardan alıkoydu.

Teolojik teoriler ve eski ileri gelenlerinin gizli hayalleri, bugün bile felsefe âleminin büyük bir bölümünde geçerlidir ve hüküm sürer. Bu teoriler ve hayali salar, çağdaş teoloji tarafından kabul edilmiş olduğundan, dinden uzaklaşmaksızın bunlardan hâlâ uzaklaşılamaz. Bu teoriler ve hayaller, bize, göksel yaratıklardan, ruhlardan, perilerden, cinlerden, meleklerden, iblislerden ve en derin düşünürlerin düşüncelerinin konusu olan metafizikten, üzerinde en büyük dehaların binlerce yıldan beri çalıştığı o boş ve soyut bilimin temelini oluşturan başka hayali görüntülerden söz ederler. Bu şekilde, Memphis ve Babillon'un bazı hayalcilerinin tahayyül etmiş oldukları varsayımlar, karanlık olan ve karanlık olması kendisine şaşırtıcı ve ilahi süsü veren bir kutsallık, bu bilimin temellerini oluşturmaktadır.

Milletlerin ilk yasa yapıcıları rahipler oldu; ilk mitolog ve şairler rahipler oldu; ilk bilginler rahipler oldu; ilk tabipler rahipler oldu. Onların ellerinde bilim, kutsallaştı ve rahip olmayanlara yasak bir şey oldu. Gizli amaçlardan, gizli kapaklı sözlerden, muammalardan, cinaslı ve kerametli sözlerden başka bir şey söylemediler. Bunlar, merak uyandırmaya, hayalgücünü çalıştırmaya hizmet etmeye ve özellikle, Allah tarafından eğitildikleri ve yeryüzünün kaderini, levhimahfuzda (Allah tarafından değerlendirilen şeylerin yazılı olduğu manevi levhada) okuma yeteneğinde bulundukları sanılan ve kendilerine cesaretle Allah'ın elçileri süsünü veren kimseler hakkında şaşakalmış, şaşkın halka, kutsal bir saygı ilham etmeye çok elverişli araçlar olmuştur.