Nutuk/2. bölüm/Refet Bey'le muhabereler

Vikikaynak sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Efendiler, Üçüncü Kolordu’ya, bu münasebetle Refet ve Salâhattin Beylere tekrar temas etmek icap ediyor. Vesile şudur:

İngilizler, Sivas’a bir tabur göndereceklerini işâa ettiler. Her ihtimale karşı Sivas’a gelen muhtelif istikametler üzerinde, tedâbîr-i askeriye aldırmak lâzım geldi. Bu münasebetle Amasya’da bulunan Beşinci Fırka Kumandanlığı’na, 18 Temmuz 335 tarihinde, verdiğim bir emir metninde, henüz Amasya’da bulunan Refet Bey’e ait de şu cümleler vardı: “Keyfiyet hakkında Refet Bey’in ehemmiyetle nazar-ı dikkati celp olunur. İhtimal ki Refet Bey böyle bir vaziyeti nazar-ı dikkate alarak şimdilik Amasya’da kalmayı da tercih eder.”

Beşinci Fırka Kumandanı’nın 19 Temmuz 335’te verdiği cevapta, câlib-i dikkat şu cümleler vardı: “Salâhattin Bey elân Samsun’dadır. Şimdiye kadar kendisiyle temas edemediğim gibi hiçbir muhabere-i ciddiye ve mühimme cereyân etmemiş olduğundan mîr-i mûmâileyhin fikir ve kanaatinin ne merkezde olduğunu bilemiyorum.”

“Fakat –Refet Bey– icabında İngilizlere mukavemet edecek kadar cür’et gösteremeyeceğini ihsâs etmişti.”

“Refet Bey 18 Temmuz 1919’da Sivas’a hareket etti.” (Vesika: 35).

Bunun üzerine Refet Bey’e şu şifreyi verdirdim:


Amasya’da Beşinci Fırka Kumandanlığı’na
Sivas’ta Üçüncü Ordu Sıhhiye Müfettişi Miralay İbrahim Tali Beyefendi’ye

Refet Bey’edir: Salâhattin Bey’e telgrafımı verdiniz mi? Mûmâileyh arkadaşımızın kanaat-i kat’iyelerinin mutlaka tespit edilmesi ve çünkü tereddüt yahut iki cepheli idâre gibi mûcib-i felâket bir vaziyete hiçbir vechile tahammül ve mümâşât olunmaması bir vecibe-i vataniye olduğundan, bu hususta, evet veya hayır tarzında kendisinden söz alınması ve ona göre bir karar verilmesi elzemdir. Sizin bıraktığınız noktadan başlamak, kendileri için yegâne programdır. Şimdiye kadar hemen bir hafta olduğu halde hiçbir kat’î ma’lumât alınmaması ve İstanbul’dan alınan bir ma’lumâtta mûmâileyh hakkında muhkem bir kanaat gösterilmemesi ve hareketinden evvel Sadık Bey’le hafî bir temas ve hususiyetinden bahis ve şikâyet edilmesi bu telgrafımın yazılmasına sâik tir. Bunu ve bunun avâkıbını bilhassa sizin takdir ve halletmeniz lâzımdır. Zira herhangi bir mahfil-i ahâlide söyleyeceği yanlış ve gaye-i milliyeye mugayir bir tek sözün dahi husûle getireceği tesir-i ma’kûsu ve bunun ihdâs eyleyeceği vaziyeti şimdiden düşünmek kâfidir (Mustafa Kemal).

Üçüncü Ordu Müfettişliği Erkân-ı Harbiye
Reisi Miralay
Kâzım


Yalnız bu telgrafımıza değil, çok şeye cevap olan Refet Bey’in bu telgrafını aynen arz edeceğim:


Erzurum’da Üçüncü Ordu Müfettişliği Vekili Kâzım Karabekir Paşa Hazretlerine
  1. Mustafa Kemal Paşa Hazretlerine: Telgrafınızı Salâhattin Bey’den ayrıldıktan sonra aldığım için kendine veremedim. Salâhattin Bey’i herkes gibi siz de âlâ tanırsınız. Mütereddid tâbiatlı bir zat. On günden fazla bu mıntıkada kalmamak niyetiyle gelmiş. Az kaldı kumandayı almadan geri kaçacaktı. Kendisini temîn ve tatmîn ederek vazife-i vataniyesini hatırlattım. Memleketini her halde sever ve fakat vakitsiz icrââta gelemez. Aşağı yukarı Vali Reşit Paşa’dan biraz daha iyi. On Üçüncü Kolordu’dan geçen eslihadan ma’lumâttar olduğu gibi bu işin tesviyesi için İstanbul’da dahi çalışmış ve muvaffak olmuş. Buraya intihâbı Cevat Paşa tarafından olmuş. Binâenaleyh maksada muzır olamaz ve hiçbir mahfil-i ahâlide gayeye mugayir tek bir söz söylemez. Bilakis maksat dahilinde ve fakat sâkit bir surette çalışmayı vadetti. Sadık Bey’le münasebeti hakkında verilen ma’lumâta inanamıyorum. Zaten, aldığımız haberi iyi tevsîk ve muayyen bir program tanzim etmeden çalışmak kuvvetlerin ziyâını mûcib oluyor. Şark ahvâli hakkında bana verdiğiniz ma’lumâtta aldığınız mübâlâğalı haberlere kapılmamış olsaydınız, ihtimal ki ben vaziyeti daha iyi idâre eder ve kumandayı terke mecbur kalmazdım. Re’sen karar verecek insanların hakikî vaziyeti bilmeleri lüzumunu siz de takdir buyurursunuz. Binâenaleyh Salâhattin Bey’i maksatsız bir surette ürkütmek ve hayır dedirtmekle ne çıkacak. Zaten o kaçmaya hazır. Yerine acaba kim gelecek. Emirlerinizin kısa ve sarîh olmasını ricâ ederim. Salâhattin Bey hakkındaki telgrafınızı lütfen bir daha okuyunuz. Fırtına ile başlayıp sükûnet ile hitam bulan bu telgraftan, kat’î maksadınızı çıkaramadım. Mamafih birkaç güne kadar Salâhattin Bey Samsun’dan avdet ediyor. Kendisiyle görüşeceğim. Her halde mûmâileyhi muvâfık bir tarzda maksat dahilinde idâre için ittihâz-ı tedâbîr ediyorum.
  2. Samsun’a çıkarılan taburun, buradaki Hintli Müslümanları değiştirmekle beraber, bilhassa Sivas’ta bulunduğunu zannettikleri zât-ı âlilerine karşı bir tehdit maksadıyla çıkarıldığını İngilizlerle temasımda anladım. Beni İstanbul’a gitmeye ikna için Kavak’ta bulunduğum zaman bir İngiliz binbaşısı geldi. İngilizlere gösterdiğim mukavemetten istifade ederek ve fakat zât-ı âlilerini dûçâr-ı zaaf etmek için beni aldırdıklarını açıktan söyledi. Zât-ı âlilerinin diğer mesnedi Kâzım Paşa imiş, binâenaleyh Kâzım Paşa, İngilizlerin ısrarını mûcib olacak zâhirî bir sebep vermemelidir. Ferit Paşa’nın istifası hengâmında Kâzım Paşa’yı vekâlete tayin etmesi İstanbul’dakilerden bir kısmının fena bir maksadı olmadığını gösteriyor. Fakat İngilizlerin ısrarı karşısında bir şey yapamazlar. Kâzım Paşa’nın vekâlete tayini de Salâhattin Bey’in Sadık Bey hesabına buraya gelmediğine delildir.
  3. Benim İstanbul’a celbim için İngilizlerin suret-i resmiyede İstanbul’u tazyik etmeleri pek muhtemeldir. Çünkü benim ile İngilizlerin arasında suret-i resmiyede bir mecra var (!) Bu tazyik artarsa Salâhattin Bey’i müşkil bir vaziyette bırakmamak için izimi kaybedeceğim.
  4. Hamit Bey’in tebdili şâyiası henüz tahakkuk etmedi. Mûmâileyhin mahallinde ibkası için gerek Salâhattin Bey [*] ve gerekse İngilizler İstanbul’a mürâcaat ettiler. Mûmâileyhin tebdili teşebbüsü Dahiliye Nezareti ile kavga etmesi neticesidir. Salâhattin Bey’in yerine, Konya’ya Sedat Bey’in geldiği dahi doğru değildir. Her ne kadar tekmil kumandanların tebdil edileceğini istihbâr ettiğini mûmâileyh yazıyorsa da Kâzım Paşa’nın vekâlete tayini bunun aksini gösteriyor.
  5. Sivas Kongresi hakkında sadaretten doğruca vilâyetlere tebliğ olunan 20 Temmuz 335 tarihli telgrafnâmeyi gördünüz mü? Karahisar’daki Fırka Kumandanı bu kongreye murahhas intihâbı için buralara beyannâme neşretmiş. Bu tarz-ı hareketi muvâfık buluyor musunuz? Alman sulhu ve şarktaki sükûnet, vaziyetin inkişafına intizâren, bizim de ihtiyatkâr bulunmaklığımızı icap ettirmiyor mu? Şahsım hakkında hiçbir endişem olmadığını artık anlamışınızdır. (!) Yalnız, kararsız ve programsız hareketlerle maksadı ihlâl edeceğiz. Ya ihtiyatkâr olalım veyahut hemen işi açığa vuralım. Fakat ikisinden birini yapalım. Sivas Kongresi’nden hâl-i hazırda bir faide ümit ediyor musunuz? Bugünkü vaziyete nazaran bu kongrenin Sivas’ta ve alenî bir tarzda yapılmasını tehlikeli bulmuyor musunuz? Cenup istikametlerinden Sivas’a gelecek bir darbe, bilhassa bu vilâyet ahâlisinin kansızlığı sebebiyle Anadolu’yu ikiye ayırır ve pek tehlikeli olur. Bunun için bu vilâyetin, son zamana kadar adeta bî-taraf görünmesi pek ziyade hâiz-i ehemmiyettir. Bu kongrenin mutlaka akdine lüzum varsa, aldığınız haberlere nazaran murahhasların vürûdu mümkünse, acaba bunun şarkta bir mahalde akdi daha muvâfık olmaz mı?
  6. Sivas ve Amasya şehirleri halkı pek mülevves, kazalarda, köylerde halk bunlara nazaran pek çok iyi. Fimâba’d ona göre tanzim-i mesâi edeceğim.
  7. İstanbul’dan aldığım haberde buradaki harekât-ı milliyenin hiçbir fırka veyahut bir şahsın âmâl-i mahsusasını tatmîn maksadıyla olmayıp, sırf selâmet ve istiklâl-i millinin temîni gayesine ma’tûf olduğu hakkında taraf-ı âlilerinden bir beyannâme neşri suretiyle İngilizlerin teskini tavsiye olunuyor. Buna lüzum görüldüğü halde, ben bunun taraf-ı âlilerinden bir beyannâme şeklinde değil, belki Erzurum Kongresi’nin mukarrerâtına idhâlen neşri muvâfık olacağını zannediyorum.
  8. Ajanslar, Meclis-i Mebusan intihâbâtından bahsediyorlar. Bu hususta ne düşünüyorsunuz? (Refet).
Üçüncü Kolordu Erkân-ı Harbiye Reisi
Zeki


Bu telgrafa verdiğimiz cevâbı da aynen zikretmekle iktifâ edeceğim.


Sivas’ta Üçüncü Kolordu Erkân-ı Harbiye Reisi Zeki Bey’e Refet Beyefendi’ye:
  1. Salâhattin Bey hakkındaki telgrafı bir defa daha okumak üzere aradım. Fakat bulunamıyor. Hatırladığıma göre mîr-i mûmâileyh hakkında bahsolunan hususât İstanbul’dan bildirilmişti. Her alınan haberi arzu edildiği vechile tevsîk, nâdiren müyesser olur. Şark ahvâli hakkında aldığımız ma’lumât, mübâlâğadan ârî olmamakla beraber, bize yanlış bir hatve attırmış değildir kanaatindeyim. Mukarrerâtımızda, yalnız şark hâdisâtının tecelliyâtı esasına istinâdla iktifâ edilmiş değildir. Teşkilât-ı milliyeye vüs’at ve uzviyet vermek, kongrelerle âmâl-i milliyeyi temessül ettirmek, orduyu teşkilât-ı milliyeye müzâhir bulundurmak, maksad-ı millinin zıyâına meydan vermemek için kumanda, silâh mesâilinde, ma’lûm kat’î kararı vermek hususâtında yapıldığından başka türlü ve daha müteenni davranmak, acaba bugünkü semereyi verebilir miydi? Her halde vaziyet-i hâzıra, cümlenin memnuniyetini mûcib derecededir.
  2. Kâzım Paşa’nın vekâlete tayini pek münasip olmuştur. İngilizlerin ısrarını mûcib zâhirî bir sebep vermemeğe çalışıyor. Fakat silâh meselesi ve Trabzon’a ihraca mümânaat keyfiyetinde müsamahakâr davranamayacağımız âşikârdır. Halbuki bu sebepler İngilizlerin elbette hoşuna gitmeyecektir.
  3. İngilizler, benim İstanbul’a celbim hususunda fevkalâde ısrar ve hükümeti son derece tazyik ettiler. Hükümet ve zât-ı şâhâne ile makine başında, günlerce devam eden muhhaberâtta, bu cihet pek âşikâr bildirildi. Bu muhhaberât, mülâkatımızda manzûr-ı âlileri olacaktır. Fakat meslekten istifa edince ısrar hitam buldu. Buna kıyasen zât-ı âliniz hakkında da istifadan sonra büyük ısrar me’mûl etmem. Maahaza aksi takdirde dahi izinizi kaybetmekten ise Salâhattin Bey’in müşkil vaziyete girmesini tercih ederim. Burada Halit Bey hakkında, hükümet ve İngilizler, Kâzım Paşa’ya çok ısrar ettiler. Kâzım Paşa bir şey yapılamayacağını söylemekte ısrar suretiyle elyevm Halit Bey, gayr-i resmî, fırkasına sahip bulunuyor.
  4. Hamit Bey son bir telgrafıyla hepimizden daha serî hareket arzusunu izhâr ediyor. Şimdilik ta’dîl olundu.
  5. Sivas Kongresi hakkındaki telgrafı henüz görmedim. Fi’l-hakika bazı yerlerde müsbet ve bazı yerlerde de menfî ifratkârlık görülüyor. Şüphesiz vaziyete göre müsmir harekâtta bulunabilecek surette ihtiyatkâr hareket tarafdârıyım. Umum için bu kat’î ve sarîh program bugün in’ikada başlayan Erzurum Kongresi müzâkerâtından çıkacaktır. Sivas Kongresi’nden pek çok faide beklerim. Bugün değil, Sivas Kongresi ilk mevzu-i bahis olduğu gün dahi her taraftan ve bilhassa cenuptan bir darbe vürûdunu agleb-i ihtimal gördüğüm ve bu sebeple müdafaa tedâbîri zımnında ricâda bulunduğum der-hatır buyurulur. Maahaza, Erzurum Kongresi’nin devam-ı in’ikadı esnasında, Sivas’a vürûd edecek murahhasların miktarına ve Erzurum Kongresi’nin yapacağı tesirâtla hâdis olacak vaziyete göre daha amelî ve emin bir suret dahi düşünülür.
  6. Tanzim-i mesâi hususundaki nokta-i nazar-ı birâderîleri pek musîbdir. Maahaza şehirlileri de millî his ve tesir altında tutmaktan hâli kalınmayacağını ümit ederim.
  7. Harekât-ı milliyenin gaye ve maksadı, kongre marifetiyle ta’mîm olunacak beyannâmelerle, tasavvur buyurduğunuz vechile neşrolunacaktır.
  8. Meclis-i Mebusan toplanmalıdır. Fakat İstanbul’da değil, Anadolu’da. Bu husus kongrede tezekkür ve bunun üzerine teşebbüs edilecektir. Cümleten gözlerinizden öperiz kardeşim.
(Mustafa Kemal)
Üçüncü Ordu Müfettişliği Erkân-ı Harbiye
Reisi Miralay Kâzım

*Bi’l-iltizâm şeddeli yazılmıştır.