Nutuk/17. bölüm/Hilâfet makamının muhafazasında dinî ve siyasî menfaat ve zaruret bulunduğu zehâbında bulunan bazı zevâta verdiğim cevap

Vikikaynak sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Efendiler, hilâfet makamının muhafazasında, dinî ve siyasî menfaat ve zaruret bulunduğu zehâbında bulunan bazı zevât, arz ettiğim kararların alınmakta olduğu son dakikalarda, hilâfetin, tarafımdan deruhde edilmesi teklifinde bulundular.

Bu gibilere, icabı gibi, derhal red cevâbı vermiştim.

Bi’l-vesile, diğer bir noktayı da arz edeyim. Büyük Millet Meclisi, hilâfeti lâğvettiği zaman, Antalya Mebusu, ulemâdan Rasih Efendi, Hilâl-i Ahmer namına, Hindistan’da bulunan bir heyetin riyâsetinde idi. Rasih Efendi, Mısır’a uğrayarak Ankara ’ya avdet etti. Benden mülâkat talep ederek şu beyânâtta bulundu: “Seyahat ettiği memleketlerde, ehl-i İslâm, benim halife olmamı istiyormuş.. Sahib-i salâhiyet İslâm heyetleri, Rasih Efendi’yi, bana bu hususu tebliğ etmek için tevkil etmiş.” Rasih Efendi’ye verdiğim cevapta, İslâmların bana olan teveccüh ve muhabbetlerine teşekkür ettikten sonra, dedim ki: Zât-ı âliniz ulemâ-yı dindensiniz! Halife’nin reis-i devlet demek olduğunu bilirsiniz. Başlarında kralları, imparatorları bulunan tebaanın, bana îsâl ettiğiniz arzu ve tekliflerini ben, nasıl kabul edebilirim. Kabul ettim desem, buna, o tebaanın metbû’ları razı olur mu?! Halife’nin emir ve nehyi ifa olunur. Beni Halife yapmak isteyenler, emirlerimi infaza muktedir midirler? Binâenaleyh mevzuu, medlûlü olmayan mevhum bir sıfatı takınmak gülünç olmaz mı?

Efendiler, açık ve kat’î söylemeliyim ki ehl-i İslâm’ı bir Halife heyulâsıyla hâlâ işgal ve iğfal gayretinde bulunanlar, yalnız ve ancak ehli İslâm’ın ve bilhassa Türkiye’nin düşmanlarıdır. Böyle bir oyuna rabt-ı hayal eylemek de ancak ve ancak cehil ve gaflet eseri olabilir.

Rauf Beylerin, Vehip Paşaların, Çerkes Ethem ve Reşitlerin bütün yüz elliliklerin, mülga hilâfet ve saltanat hanedanı mensuplarının, bütün Türkiye düşmanlarının, el ele vererek aleyhimizdeki hararetli sa’y ü gayretleri, din gayretiyle mi vuku bulmaktadır? Hudutlarımıza yapışık, merkezlerle hâlâ Türkiye’yi mahvetmek için Mukaddes İhtilâl namı altında haydut çeteleri, su-i kast tertipleri ile çılgınca aleyhimizde çalışanların hakikaten maksatları mukaddes midir? Buna inanmak için cidden, kara cahil ve koyu gafil olmak lâzımdır.

Ümem-i İslâmiye’yi ve Türk milletini bu derekede farzetmek ve İslâm âleminin nezahet-i vicdaniyesinden, nezaket-i hulkiyesinden sefil ve caniyâne maksatlar için istifade yolunda devam eylemek artık o kadar kolay olmayacaktır. Küstahlığın da bir derecesi vardır.