Nutuk/13. bölüm/Ordularımız İzmir rıhtımında ilk verdiğim hedefe, Akdeniz'e vâsıl oldular

Vikikaynak sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Bizzat bana verilen bir telsiz telgrafta da İzmir’deki İtilâf Devletleri konsoloslarına benimle müzâkerâtta bulunmak salâhiyetini verdiklerinden, hangi gün ve nerede mülâkat edebileceğim soruluyordu. Buna verdiğim cevapta da 9 Eylül 38’de Nif'te mülâkat edebileceğimizi bildirmiştim. Fi’l-hakika dediğim günde ben Nif’te bulundum. Fakat mülâkat isteyenler orada değildi. Çünkü ordularımız İzmir rıhtımında ilk verdiğim hedefe, Akdeniz’e vâsıl olmuş bulunuyorlardı.

Muhterem Efendiler, Afyonkarahisar-Dumlupınar Meydan Muharebesi ve ondan sonra düşman ordusunu kâmilen imhâ veya esir eden ve bakiyetü’s-süyûfunu Akdeniz’e, Marmara’ya döken harekâtımızı izah ve tavsif için söz söylemekten kendimi müstağni addederim.

Her safhasıyla düşünülmüş, ihzâr, idâre ve zaferle intâc edilmiş olan bu harekât, Türk ordusunun, Türk zâbitân ve kumanda heyetinin, yüksek kudret ve kahramanlığını tarihte bir daha tespit eden muazzam bir eserdir.

Bu eser, Türk milletinin hürriyet ve istiklâl fikrinin lâyemut abidesidir. Bu eseri vücuda getiren bir milletin evlâdı, bir ordunun Başkumandanı olduğumdan, ilelebed mes’ûd ve bahtiyarım.

Efendiler, işte şimdi, diplomasi sahasına geçebiliriz. Gerçi askerî zaferimizden nâ-ümit olup daha evvel diplomasi tarîkiyle hall-i mesele kanaat ve iddiasında bulunanları, dediklerini yapmak hususunda biraz fazlaca intizârda bırakmış oldum. Maahaza bi’n-netice benim de diplomasi sahasında ciddî olarak tervîc-i mesâi ettiğimi görerek memnun olmaları lâzım gelirdi. Böyle olup olmadığını göreceğiz.

Ordularımız, İzmir ve Bursa’yı istirdâd ettikten sonra, Trakya ’yı da Yunan ordusundan tahlîs için İstanbul ve Çanakkale istikametlerinde yürüyüşlerine devam ederken o zaman İngiltere Başvekili bulunan Lloyd George, fiilen harbe karar vermiş bir tavırla, dominyonlara, kıtaat-ı muâvine talebi zımnında mürâcaat etmiş. Ondan sonraki fi’liyâta bakılırsa Lloyd George’un talebinin is’âf olunmadığını kabul etmek lâzım gelir.