Sayfa:Sophokles - Antigone çev. Sabahattin Ali.pdf/25

Vikikaynak, özgür kütüphane
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
Bu sayfa doğrulanmış

sında bekliyen genç kıza koştuk. İçimizden biri, o cenaze merasimi görmiyen mezardan doğru avaz avaz feryadedip ağlıyan bir ses duydu ve haber vermek için Kreon'a, efendimize koştu. Fakat yaklaştıkça bu hazin ses, pek vasıh olmıyarak, Kreon'un kulağına da gelmişti. İnler gibi boğuk bir sesle Kreon şöyle diyordu: "Eyvahlar olsun, korktuğum başıma mı geliyor? Şimdiye kadar gittiğim yolların en felâketlisi acaba bu yol mu? Oğlumun sesini duyuyorum; haydi uşaklar, haydi, çabuk oraya koşun, mezara yaklaşın, taşların arasındaki yarıktan geçip menfeze sokulun ve bakın; sesini duyduğum Haimon muydu, yoksa tanrılardan biri beni aldattı mı?" Biz, kendini kaybeden efendimizin emrine uyarak, gidip oraya baktık ve ta derinlerde, ince yaşmağını boğazına sımsıkı düğümliyerek, genç kızın kendini asmış olduğunu, delikanlının da orada diz çöküp kızın vücudunu kucakladığını ve vakitsiz ölen nişanlısını, mateme dönen aşklarını ve babasının zulmünü anarak ağlayıp sızlandığını gördük. Kreon da bunu gördü ve acı bir feryatla oraya atıldı. Yüksek sesle ağlıyarak şöyle seslendi: “Bedbaht, ne yaptın? Zihninden geçen nedir? Aklını başından alan nedir? Çık buradan oğlum! Senden yalvara yalvara rica ediyorum.” Fakat oğlu ona vanşi gözlerini dikmiş bakıyordu. Babasının suratına tükürdü; hiç cevap vermeden, iki yüzü keskin kılıcını çekti. Babası korku ile dışarı fırlayıp kaçmak istedi, vuruş boşa gitti. O zaman zavallı delikanlının hiddeti kendine döndü. Kolunu gererek kılıcı bağrına dayadı ve derinlere kadar daldırdı. Sonra, gevşiyen koluyla sevgilisine sarıldı; henüz kendini kaybetmemişti; hızlı hızlı nefes alarak sevgilisinin beyaz yanaklarını ağzından boşanan alkanlara boyadı ve can verdi. Şimdi, ölü olarak öteki ölünün yanında yatıyor. Nihayet evlendi, fakat Hades'in evinde... Şimdi insanlara, fâniler için en büyük fenalığın hiddete kapılmak olduğunu gösteriyor.

(Euridyke saraya girer.)

KORO BAŞI - Buna ne mâna vereceksin? Hanımımız iyi veya kötü hiçbir şey söylemeden çekip gitti

HABERCİ - Ben de şaşırdım kaldım. Fakat henüz bir ümidim var; belki de oğlunun başına gelen felâketi duyunca bizim önümüzde ağlayıp bağırmak istemedi, evlerine çöken bu felâket için içerde, kendi sakin evinde, öteki kadınlarla birlikte ağlamak istedi. Çünkü taşkınlıklar yapacak kadar düşüncesiz değildir

KORO BAŞI - Bilmem ki, bana çok derin bir sükût, ağlayıp sızlamalardan daha tehlikeli görünüyor.

HABERCİ - Öyleyse bakalım, yanan kalbinde sahiden derin ve gizli bir niyet yok mu? Ben de arkasından saraya gireyim. Senin sözün doğru: herhalde çok derin bir sükût da tehlikelidir.

(Haberci çıkar. Bu sırada; yanına adamlariyle, Kreon girer. Kollarında Haimon'un cesedi vardır)

KORO - İşte, hükümdar kendisi de geliyor ve kollarında -eğer söylememe müsaade edilirse- başkalarının yaptığı bir kabahatin değil, hayır, kendi cinayetinin delilini taşıyor.

KREON - Bakınız inatçı bir kalb bizi nasıl öldürücü ve korkunç bir cinayete götürüyor! Ah, öldürene bakınız ve onun öldürdüğüne bakınız! İkisi de aynı soydandırlar. Eyvahlar olsun, eyvahlar olsun bana! İşte verdiğim kararların uğursuz neticeleri! evlâdım, vakitsiz ölüm seni böyle erkenden aldı. Eyvah, eyvah! Seni kollarımın arasından çekip götürdü. Bunlar benim çılgınlığım yüzünden oldu... Senin kabahatin yoktu!

KORO BAŞI - Eyvah, hakikatı bu kadar geç mi görecektin!

KREON - Eyvah, eyvah! Ne acı bir ders! Fakat bir tanrı başıma hiddetle ağır bir darbe indirdi, beni vahşiliğe sevk etti. Eyvah, saadetimi yıktı, ayaklar alıma aldı. Eyvah, eyvah! Fânilerin bütün gayretleri boş bir vehimden ibaretmiş!

(Saraydan bir hizmetkâr gelir)