Recep Tayyip Erdoğan'ın 7 Haziran 2011 tarihli Mardin mitinginde yaptığı konuşma

Vikikaynak sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Derik’e, Kızıltepe’ye, Mazıdağı’na, Midyat’a, Nusaybin’e, Ömerli’ye, Savur’a, Yeşilli’ye sevgilerimi, saygılarımı yolluyorum.

Biliyorsunuz bundan 6 ay önce 11 Aralık’ta Mardin’e geldim. 78 farklı eserin resmi açılışını yağmurlu, adeta dolunun yağdığı bir günde burada sizlere sunduk, açılışı yaptık. Eğitimden sağlığa, emniyetten ulaştırmaya, belediye hizmetleri, KÖYDES bütün bu projelerle Mardinli kardeşimi bütünleştirdik. Mardinli kardeşimin ufkunu aydınlatacak, umudunu çoğaltacak 78 eser ve hizmeti sizlerle buluşturduk. 6 ay sonra bugün sizlerle yine bir aradayız. Biz sizlerle gurur duyuyoruz. Çünkü Mardin huzurun şehridir, Mardin kardeşliğin, dayanışmanın, hoşgörünün şehridir. Mardin tarihin, medeniyetin, bilimin şehridir. Mardin sadece bizim değil, sadece Türkiye’nin değil, dünyanın gözbebeği bir şehirdir. Biz Mardin’i Türkiye’nin kardeşliğin örnek şehri olarak görüyoruz. Gittiğimiz her yerde Mardin’den övgüyle bahsediyor, Mardin’den duyduğumuz iftiharı özellikle dile getiriyoruz. Mardin tarihi medreseleriyle, Zinciriye, Kasımiye’yle dayanışmanın simgesi, Mardin yan yana camileriyle, Deyrulzafaran, onun yanında Kırklar Kilisesiyle hoşgörünün simgesi, Mardin Ulu Camii, Şehidiye, Latifiye ile kardeşliğin simgesi, bizim kardeşliğimiz, bizim binlerce yıllık dayanışmamız işte şu Mardin’in taşlarında meknuz, oraya kazınmış durumda. Biz ezelden kardeşiz. Allah’ın izniyle ebediyen kardeşiz.

Bakın sevgili Mardinliler; şu Mardin’de Kürt’üyle, Arap’ıyla bir gayretin içerisine girenler var mı? Var. Böyle bir ayrımcılığı, bölücülüğü yapanlar var mı? Var. İşte bu ayrımcılığı, bu bölücülüğü ortadan kaldıracak olan tek hareket AK PARTi hareketidir. Çünkü biz Türk’üyle, Kürt’üyle, Laz’ıyla, Çerkez’iyle, Gürcü’süyle, Roman’ıyla, Boşnak’ıyla, Arnavut’uyla velhasıl kim olursa olsun “yaratılanı Yaratan’dan ötürü seviyoruz.” Mardinli kardeşim, ben Türk’ü de seviyorum, Kürt’ü de seviyorum, bizde ayrım yok. Fakat Kürt’ün temsilcisiyim diyenin benim Kürt kardeşlerime kazandırdığı ne var söyler misiniz, söyler misiniz ne kazandırıyor? Şimdi şu Mardin’de biz Kürtler adına ortadayız deyip ortaya çıkan bağımsız adaylar var. Allah aşkına bundan önce şu Mardin’e ne kazandırdılar söyler misiniz? Okullarınızı mı yaptılar? Hastanelerinizi mi yaptılar? Yollarınızı mı yaptılar? Size iş, aş mı buldular? Ne yaptılar? Şimdi hangi yüzle gelip de bunlar sizden oy istiyorlar? Ne yapacağız diyorlar? Kardeşlerim, bu ülkede artık ret politikaları yoktur, bu ülkede artık inkar politikaları yoktur, bu ülkede artık asimilasyon politikaları yoktur. Zira az önce de ifade ettiğim kadarıyla, biz tüm kardeşlerimizi, tüm vatandaşlarımızı Yaratan’dan ötürü sevdik, seviyoruz, bunun gerisi hep yalandır.

Kardeşlerim; şunu bilesiniz: Bugün bu bağımsızlar, bu BDP sırtını nereye dayıyor? PKK terör örgütüne dayıyor. Oyu nasıl alıyorlar? Tehditle, korkutarak. Esnafın kepenklerini kapattırıyorlar. Yoksa esnaf kepenk kapatır mı? Onun 1 günlük kazancı geri gelir mi? Ama tehditle kapattırıyorlar. Sevgili kardeşlerim, işte 12 Haziran bütün bu tuzakları, bu tezgahları bozma günüdür. Mardin buna hazır mı? Mesele bitmiştir. Çünkü bizim kardeşliğimiz, bizim dayanışmamız hiçbir şeyle izah edilemez. Çok önemli adımlar attık her alanda. Biz sizlerle gurur duyuyoruz, sizlerle yürüyoruz, bizim rotamızı siz çizdiniz. Yıllarca ihmal edilen şu Mardin’i, şu bölgeyi adeta yeniden canlandırmak, yılların ihmalini telafi etmek için var gücümüzle çalıştık. Kürt kardeşlerimizin samimiyetle dertlerine eğildik. Arap kardeşlerimizin sorunlarına samimiyetle eğildik. Yezidi, Süryani, Keldani, Protestan, Ortodoks, Katolik demedik, her kim varsa, her kim bu ülkenin vatandaşıysa onların sorununu biz kendi sorunumuz olarak gördük. Biz cesaretle, kararlılıkla bir adım attık. Biz çözüm kapısını sonuna kadar araladık. Yasakları kaldırdık, kısıtlamaları kaldırdık, baskılara son verdik. Biz milli birlik ve kardeşlik dedik. Bedeli her ne olursa olsun biz bu meseleyi çözeceğiz dedik. Biz sorunlardan beslenmedik kardeşlerim. Biz sorunları çözen bir iktidar olduk.

Biz yoksulluktan beslenen, yoksulluğu istismar eden değil, yoksulluğu azaltan bir partiyiz. Geldiğimizde neydi bu rakam biliyor musunuz? 19 milyon. Şimdi 12 milyon 715 bin, buraya indirdik. Şimdi Bay Kemal bunu istismar ediyor. Bay Kemal, 12 milyon 715 bini söylerken buraya nereden geldik bir de onu söyle, 19 milyondan geldik, bir de onu söyle, onu söylemiyor. Kardeşlerim, biz acıları, gençlerin kanını, anaların gözyaşlarını oya tahvil etme çabasındaki vicdansızlardan olmadık. Biz kanı, gözyaşını, acıyı durdurmak için çırpınan bir iktidarız. İşte görüyorsunuz… Mardin, biz sizinle gurur duyuyoruz.

Seçim sürecine girdiğimiz andan itibaren terör örgütü ve BDP şiddetin dozunu artırdılar. AK PARTi’yi hedef alarak Türkiye genelinde şiddetten medet ummaya başladılar. Sevgili Mardinliler, Cizre’de 13-15 yaşındaki imam hatipli yavruların kaldığı yurdun ne günahı vardı, o yavruları yaktılar. Molotoflarla yaktılar. Yine Cizre’de büyük Kürt alimi Melaye Ceziri’nin türbesini tahrip ettiler. Ölüden ne elde edeceksiniz ya. Diyarbakır’da bir kez daha imam hatipli çocuklara saldırdılar. Ve çıktı içlerinden malum İmralı’daki, Kürtlerin dini Zerdüştlüktür dedi. Son zamanlarda biz Hıristiyanlara daha yakınız dedi. Bakın, S dönüşü, bu da aynı. Oturmuş omurgalı bir yapıları yok, istikamet yok. Kürtler kılıç zoruyla Müslüman olmuşlardır diyerek benim Kürt kardeşlerime hakaret ettiler. İstanbul’da barış diyen, demokrasi diyen, mağduriyet kisvesi altında oy toplamaya çalışan bağımsız adayların seçim bürosundan molotoflar çıkıyor. Kısa bir süre önce aynı şekilde çok ilginç, İstanbul’daki bir ilçe başkanı molotoflarla yakalanıyor, BDP’nin. Ve seçim bürolarından, çadırlarından molotoflar çıkıyor. Ne olacak bu molotoflar, kimin yüzünü yakmayı planlıyorsunuz? İstanbul’da Serap kızımızdan sonra şimdi kimi belediye otobüsünde öldürmeye çalışıyorsunuz? Dün Van’ın Başkale ilçesinde bizim milletvekillerimizi taşladılar. Hopa’da bulunduğum otobüsü ve tüm konvoyumuzu taşladılar. Ve neticesinde koruma polisim orada aldığı isabetle otobüsten düşerek bir beyin travması geçirdi. Ameliyat oldu, şu anda hala hastanede o ameliyattan sonra şuuru kapalı vaziyette duruyor. Değerli kardeşlerim, bu mu demokrasi? Bu mu özgürlük? Sandıktan umudunuzu bu kadarı kaybettiniz onlara söylüyorum. Söyleyecek sözünüz sizin molotof mu, söyleyecek sözünüz sizin taşlar mı? Dağlardaki silahla dolaşıyor, sizler de şehirde taşlarla, molotoflarla mı dolaşıyorsunuz? Hiç mi fikriniz kalmadı ki şiddete başvuruyorsunuz?

Sevgili Mardinli kardeşim; devletin asimilasyon, ret ve inkar politikalarına biz son verdik. Bana buraya geldiğim zaman Partimizi kurarken ne dediniz? Şunu söylediniz unutmuyorum: Sayın Başkan, olağanüstü hali kaldırın, gerisine karışmayın dediniz. Olağanüstü hali biz kaldırdık mı? Kaldırdık. Şu çekiç güç gitsin dediniz. Çekiç gücü gönderdik mi? Gönderdik. Anadilde kurslar dediniz, kursları açtık mı? Açtık. Ama bak yürütemediler. Aynı şekilde TRT’de yayın dediniz. Ne oldu? Biz kalktık, yarım saat bizden öncekiler dayanamıyordu, MHP’si, şusu busu, geldik devletin bir kanalını tamamıyla 24 saat TRT Şeş’le yayın yapar hale getirdik.

Bitmedi. Cezaevlerinde anne evladıyla Kürtçe konuşamıyordu. Genelgeyi yayınladım ve anne evladıyla Kürtçe konuşur hale geldi, bunları da yaptık. Bunları kim yaptı değerli kardeşlerim? Biz yaptık. BDP ise bu faşizan baskılarına acaba demokrasi demokrasi diyerek mi son verecek? Demokrasiyle faşizan baskı bir arada olmaz, ona biz son vereceğiz. Hangi şiddet eylemini yaparlarsa yapsınlar sonuçta şiddet değil, demokrasi kazanacak. Değerli kardeşlerim, şunu bilin: Senin yoksulluğundan bunlar çıkar sağlamanın derdi içindeler. Ne olacak, 20 tane, 30 tane bağımsız milletvekili Parlamentoda grup kursa ne olacak, ne yapacak? Sadece Meclis’in içinde bunların yaptığını söyleyeyim size. Bunlar bağırırlar, çağırırlar o kadar. Yaptıkları bir şey daha var onu da söyleyeyim. Bakınız, Anayasa değişikliği yaptık değil mi, 26 maddelik. Bunlar diyorlardı ki, durmadan bizim partimiz kapatılıyor. Biz de Anayasa değişikliğinin içine bir de partilerin kapatılmamasını sağlayacak madde koyduk. Ve ne oldu? Bu BDP’li milletvekilleri bu partilerin kapatılmasını engelleyecek olan maddede oy kullanmaya gelmediler. Çünkü bunlar parti kapatılsın ki buradan da oy alalım diye çırpınıp duruyorlar, yaptıkları bu. Dürüst değiller, samimi değiller, bunu böyle bilmenizi istiyorum. Ve milletvekilliğinin kendilerine sağlamış olduğu saltanatla bu işi sürdürmeyi istiyorlar, yaptıkları bu. Senin yavrularının kanı üzerinden siyaset yapmanın gayreti içindeler.

Kardeşler; taşı kimin eline veriyorlar? Çocuğun. Molotofu kimin eline veriyorlar? Çocuğun. Bak kendisi atmıyor ha, çocuğun eline veriyor. Niye? Çünkü çocuğun üzerinden istismar siyaseti yapacak. Bunlar eser siyasetiyle konuşmuyorlar, hizmet siyasetiyle konuşmuyorlar. Bakın ellerinde belediyeler var değil mi? Yaptıkları hizmetleri duyuyor musunuz? Pislikten geçilmez, altyapı yok, çöplük, rezillik. Paran mı gelmiyor senin? Paranı alıyorsun, paranı aldığın halde hizmet vermiyorsun. Dert başka dert, dert hizmet değil, istismar siyaseti.

Kardeşlerim; Kürt annelerinin, Türk annelerinin, Arap annelerinin gözyaşı üzerinden siyaset üretmenin mücadelesi içindeler. Biz sorunu çözdükçe bunlar kışkırtmayı, tahriki artırıyor. Biz yasakları kaldırdıkça millete baskıyı bunlar yapmaya başlıyor. Özgürlük alanı genişledikçe bunlar özgürlüğü istismar edip benim Kürt kardeşime, Arap kardeşime faşistçe baskılar uyguluyor. Kardeşlerim, bizde ayrım yok dedim. İşte buyurun karşınızda ben, ben Türk’üm, ama benim eşim Arap. Ben Rizeliyim, eşim Siirtli. Niye? Çünkü bizde ayrımcılık yok. Çünkü biz az önce şarkıyı dinledik, ne diyoruz? Bir Allah’ın kuluyuz diyoruz, değil mi? Bitti. Bizde ayrımcılık olmayacak. Benim Kürt kardeşim, Arap kardeşim artık bunlara aldanmasın diyorum, bunların tuzağına düşmesin.

Dikkatinizi çekiyorum değerli kardeşlerim, hep bunu söylüyorlar: Ret, asimilasyon, inkar politikaları. Bunların tek sebebi vardır bu ülkede, o da Cumhuriyet Halk Partisidir. Bu ülkede bu yaşananların müsebbibi CHP’dir. Kürt meselesinin patenti CHP’ye aittir. Ama şimdi BDP çıkıyor, CHP ile kol kola. Hatta Elazığ’da olduğu gibi CHP’nin Eşbaşkanı ne diyor? Eğer CHP’nin kazanma şansı yoksa, oyları MHP’ye verelim diyor. MHP ile de kol kola siyaset yapıyorlar. Çünkü bunların üçü de statüko partisi. Bunların üçü de değişiklikten korkuyor. Bunların üçü de çözümden korkuyor. 12 Haziran’da sandığa gidelim ve bunlara gereken dersi verelim diyorum. Elinizi vicdanınıza koyun ve sandıkta bunlara gereken cevabı verin. Hiç korkmayın, hiç korkmayın, korkunun ecele faydası yoktur bunu unutmayın. Güvenlik güçlerimiz her türlü tedbiri almış vaziyette ve alacak. Sandığa güvenle gidin, oyunuzu hür vicdanınızla kullanın. İnsan ömründe bir kez ölür, ama onlar bin kez ölecekler. Unutmayın. Dağıtılan bildirilere, savrulan tehditlere, sizi sindirmek için yapılan baskılara boyun eğmeyin. CHP, MHP ve BDP’nin kurduğu oyunu, kurduğu tezgahı 12 Haziran’da gelin hep beraber altüst edelim. Siz bütün baskılara rağmen, tehditlere rağmen, zorbalığa rağmen 12 Eylül’de sandığa gittiniz. Ve yüzde 93,5 “Evet” dediniz. Şimdi de sandığa gidin ve yeni bir anayasa için, hak ve özgürlükler için, ileri demokrasi için AK PARTi deyin, büyük Türkiye deyin. Değişim için AK PARTi, çözüm için, kardeşlik için, dayanışma için bir kez daha AK PARTi deyin. Oyunuza sahip çıkın, iradenize sahip çıkın, onurunuza sahip çıkın, geleceğinize sahip çıkın. Bu çocuklar bizim, bu gençler bizim, yavrularımızın geleceği için sandığa gidin. Yavrularımızı dağlara kaçıranlara karşı sandığa gidin. Onun için duruşunuz önemli, onun için duruşumuz önemli.

Sevgili kardeşlerim; Mardin’e son 8,5 yılda çok büyük hizmetler verdik. Mardin’i bölgenin en huzurlu, en mamur kentlerinden biri haline getirdik, getiriyoruz. 2009 yılında tarihi dönüşüm projesini başlattık. 570 beton bina ve eklentilerini vatandaşımızı mağdur etmeden yıkmak suretiyle en kısa zamanda şehri tarihi yapısına kavuşturacağız.

Bakın size burada bir belge sunmak istiyorum. Bu belgeyi bütçe görüşmeleri sırasında Meclis’te gösterdim. Osmanlı Sultanı III. Selim 5 Eylül 1792’de, yani tam 219 yıl önce Bağdat Valisi Kadir Süleyman Paşa’ya bir ferman gönderiyor, işte bu. Ve diyor ki, Mardin Kalesi harap olmaya başlamıştır. Bakın 219 sene önce. Tamir edilmediği takdirde yıkılıp gidecektir. Gerekli ödeneği veriyoruz, mimar gönderiyoruz, derhal kaleyi tamir edin. 219 yıl önce kale kısmen tamir ediliyor ve ondan sonra da hiç kimse dokunmuyor. İşte 219 yıl sonra bu kaleyi AK PARTi Hükümeti olarak biz tamir ediyoruz. Talimatı verdim, Hava Radar Komutanlığı başka bir yere taşınacak. 30 Mayıs’ta tamir ihalesi yapıldı. 2013 yılında inşallah bu tamiratı bitireceğiz. Çocukluğumda bu kale içinde top oynayanlar, piknik yapanlar inşallah o çocukluk yıllarına geri dönecekler. Aynı zamanda tabii ki orası bir müze olarak da görev yapacak. Şimdiden hayırlı olsun.

Kültür ve Turizm Bakanlığımız Mardin’i, buna çok dikkat edin, Mardin’i bir açık hava sinema platosu olarak belirledi. Ben tabii İstanbul’da Kanal İstanbul projesiyle ilgili çılgın dedim, şimdi gittiğim her ilde diyorlar ki bize bir çılgın yok mu. Onunla ilgili böyle bir şey geçti, ama burada da biz bu illerimizi ayağa kaldıracak adımlar atıyoruz. İşte Mardin ne olacak biliyor musunuz? Artık nasıl Amerika’da bir Hollywood varsa, Hindistan’da bir Bollywood varsa, inşallah Türkiye’de de bizim için bir Mardinwood olacak. Buna dönüşüyor. İnanıyorum ki milyonlarca, milyarlarca dolar kazanacak.

2002 yılında Mardin’e gelen turist sayısı neydi biliyor musunuz? 150 bin. Şu anda 1 milyon rakamına ulaştı. İnşallah 2023’e kadar hedef 5 milyona bu turist sayısını çıkaracağız. Bakın, artık Mardin’de dünya oteller zinciri içerisinde yeri olan oteller yükselmeye başladı. Ben şimdi Mardinli iş adamlarına sesleniyorum. Bak benim hemşerim geldi burada Hilton Otelini konduruyor, Rizeli. Mardinliler de kuracak. Evvel Allah bu oteller var ya tıklım tıklım dolacak. Bak şimdi Şanlıurfa’da otellerde boş yer yok, tıklım tıklım doluyor. Yeter ki bu yatırımları yapalım. 2023’e kadar Mardin’de yatak kapasitesini 50 bin rakamına ulaştıracağız. Tabii şimdi bunların altyapısını yapıyoruz. Ne yapıyoruz? Mardin Havaalanının pistini büyütüyoruz. Dolayısıyla, uluslararası uçakların rahatlıkla inebileceği hale getiriyoruz. Bitmedi. Tabii bu işle ilgili olarak 15 milyon liralık bir yatırım yapacağız. Ama bir de tabii gayet büyük lüks bir terminal binasını da yapıyoruz. Ve böylece pistiyle, terminal binasıyla Mardin Havalimanı inşallah sizlere hizmet verecek. Şu anda aynı anda iki uçak iniyor, bunu yaptığımız zaman dört uçak inebilecek.

Kardeşlerim; şu anda Mardin’de 65 bin hektarlık alan sulanıyor. GAP çalışmalarını bitirdiğimiz anda 204 bin hektarlık alan su ile buluşacak. Mardin’de çiftçilerimize bir de müjdem var. Mardin’de 2 bin 624 üreticimize 37 milyon 500 bin lira pamuk desteği yapmaya başladık. Dün başladı ve bu devam ediyor ve süratle bu ödemeleri tamamlayacağız. Eski Mardin’de içme suyu ve kanalizasyon şebekesi 1955’ten bugüne kadar tamir edilmemişti. Şimdi biz bunları elden geçiriyoruz. Ve tertemiz, pırıl pırıl, güvenli suyu evlerimizde kullanacağız.

Mardin Artuklu Üniversitesini kim kurdu? Mardin’e üniversiteyi 2007 yılında biz kazandırdık. Nerede bu bağımsız milletvekilleri, onlar neyi kazandırdı? Onların derdi başka, bizim derdimiz başka. Biz hizmetteyiz, onlar istismarda. Üniversite bünyesinde 4 fakülte, 3 enstitü, 1 devlet konservatuarı, 2 yüksekokul ve 4 meslek yüksekokulu hizmete girdi. Üniversitemiz çok hızlı şekilde gelişti ve bölgenin en önemli eğitim kurumlarından biri haline geldi. Hem Mardin’in, hem de tüm Ortadoğu’nun medeniyet birikimi artık Mardin Artuklu Üniversitesinde yeniden canlanıyor.

Değerli kardeşlerim; tarihi Zinciriye Medresesini Yaşayan Diller Enstitüsüne tahsis ettik. Tarihi Davudiye Tekkesini Sosyal Bilimler Enstitüsüne tahsis ettik. Eski Hükümet Konağı, Mimarlık Fakültesi oldu. Mardin’de inşallah tüm Türkiye’ye, tüm Ortadoğu’ya ışık tutacak örnek bir bilim yuvası inşa ediliyor.

Kardeşlerim; biz Mardin’e sevdalıyız, bizim Mardin’e aşkımız var, biz dertliyiz dertli. Mardin için ürettik, üretmeye devam edeceğiz.

Bugün Mardin’e bir müjdemizi daha burada açıklamak istiyorum, bir müjde daha. Biliyorsunuz sevgili Mardinliler, bir ilin büyük şehir olması için 750 bin nüfusa ihtiyacı var. 750 bin. Şurada Mardin sınırda, fazla değil, bir 6 bin gibi açığınız var. Şimdi 2013 Mart’ına kadar Mardin’in nüfus artış hızı yüksek, öyle zannediyorum ki 750 bini Mardin yakalayacak. Ben ne diyorum, en az 3 diyorum, ilerisine karışmam zaten, en az 3 diyorum ben. Zaten bu hızla giderseniz bu işi bitirirsiniz, evvel Allah. Ve bunu hallettiğimiz anda Mardin 2014 yerel seçimlerine büyükşehir belediyesi olarak girecek. Hallolur mu bu, hallolur. Şu anda sınırda iki ilimiz var; Mardin, Malatya. Bakın, Mardin’in bütün ilçeleri büyükşehirin sınırlarına girecek, Mardin’in bütün ilçeleri. Yani mülki sınır Mardin’in belediye sınırı olacak büyükşehir. Belde belediyelerini kaldırıyoruz, hepsi ilçe belediyelerinin mahallesi olacak. 100 binlik planı büyükşehir yapacak, 50 binlik, 25 binlik, 5 binlik planları büyükşehir belediyesi yapacak. Buna hazır mıyız? Yani İstanbul Belediyesi neyse, Kocaeli Belediyesi neyse, Mardin’i de aynı şekle dönüştüreceğiz. Onun için biliyorsunuz adrese dayalı nüfus sistemi anlayışıyla günlük olarak zaten nüfusu takip ediyoruz. İnşallah Mardin’imizi de büyük şehirler arasında görelim, bunu arzu ediyoruz. Ve o zaman şu andaki tabloya göre Malatya, Mardin bu seriye katılırsa 2014 yerel seçimlerine 29 büyükşehir belediyesi olarak gireceğiz. Şimdiden hayırlı olsun diyorum.

Değerli kardeşlerim; bugüne kadar Mardin’e ne gibi hizmetler getirdik, bunlardan biraz bahsedeyim istiyorum size. Bakınız, Türkiye genelinde 163 bin derslik yaptık. Mardin’e 2 bin 89 derslik yaptık. Okullarımıza 8 bin 632 bilgisayar gönderdik Mardin’de. Peki bizden önce niye göndermiyorlardı? Neredeydi bu CHP, neredeydi bu MHP, niye göndermediler? Ama biz gönderdik, ama biz göndereceğiz. Değerli kardeşlerim, bakınız, biz ilköğretimde, ortaöğretimde okullar açılırken sıraların üzerine kitapları ücretsiz olarak koyduk mu? Çıkmış bu Bay Kemal ne dese beğenirsiniz. Ne diyor biliyor musunuz? İnanın bu yürüyen yalan, koşan yalan, uçan yalan, ne derseniz deyin yetişmek mümkün değil. Şimdi geçen gün baktım bir radyo programında ne dese beğenirsin. Çocuklara diyor, verilen kitaplardan katılım payı alındı diyor. Eline diline dursun senin ya. Allah aşkına şurada sizlere dağıttığımız kitaplardan dolayı para veren var mı? Varsa söyleyin. Eğer sizlerden okullarda böyle bir şey yapmışlarsa, ki bana şu ana kadar böyle bir şikayet asla gelmemiştir, o okulun müdürünü evvel Allah süründürürüm. Çünkü bunları biz vermişiz, bunları biz ücretsiz olarak vermişiz. Ve bunu Meclis’te CHP’liler fakire veriyorsunuz; ama zenginlere niye veriyorsunuz demişlerdir bize. Biz de dedik ki, öğrencinin zengini, fakiri olmaz, biz hepsini ayırt etmeksizin vereceğiz dedik, hepsine verdik.

Sevgili kardeşlerim; sosyal güvencesi olmayanlara erkek çocuklara ne verdik? İlköğretimde 30 lira verdik. Kızlara 35 lira verdik. Ortaöğretimde erkek çocuğa ne verdik? 45 lira. Kız çocuğa ne verdik? 55 lira. Anneye ne verdik? 150 lira her ay. Kaç çocuk olursa olsun bunu verdik. Sevgili kardeşlerim, bitmedi. Üniversitede bakın bizden önce ne veriyorlardı üniversite öğrencisine? 45 liracık. Biz ne veriyoruz? 240 lira. Farkımız bu. Mastır öğrencilerine 480 lira veriyoruz. Eğer Kredi Yurtlar Kurumunda kalıyorsa lisans öğrencisi 150 lira da beslenme yardımı veriyoruz.

Fakat şimdi ben Mardin’e bir müjde veriyorum. Artık okullardan karatahtayı kaldırıyoruz. Akıllı tahtaya geçiyoruz, bilgisayar donanımlı akıllı tahta, internet ağıyla dünyaya bağlı. Ve yavrularımıza birer tane elektronik kitap dağıtacağız, şu elektronik kitap, şu. Bütün müfredat bunun içerisine girilecek. Ve bunu ücretsiz olarak vereceğiz. Fakir-zengin ayrımı bunda da olmayacak. Bay Kemal, buna da bir yalan uydurursun herhalde. İşi gücü bu. Evvel Allah benim ülkem artık bunları yapabilecek güçte.

Biz CHP’nin karne dönemlerini yaşamıyoruz. Bakın elimde bir CHP’nin döneminden kalma toz şekeri dağıtım kartı var. Sende de mi var? Keşke bana getirseydin onu. Bakın bana bunu Antalya’da verdiler. Ben dediler bu karneyle gidip şekeri alıyordum. Bakın elimde çok gerilere gitmiyorum, 1979 yılında da İstanbul Valiliğinin dağıttığı akaryakıt kartı var. Bununla akaryakıt alıyorduk, bunları ben de yaşadım. Gençler bunu bilmez, bunu bilin. CHP demek karne demektir, mühür demektir.

Bakın Trabzon’daydım geçenlerde, Trabzon’da da bana geldiler bir yaşlı amcanın oğlu veya torunu neyse şu nüfus kağıdını verdi. Bu nüfus kağıdında ne var biliyor musunuz? Çok ilginç, çok şeyler var da ben bir tanesini okuyayım size. 2 metre tirit bezi verin diyor. Altında mühür, buyur. Zoomlayabiliyorsa medya da bunu yaz. Ve bu amcam da Akçaabatlı Trabzon, Mehmet Hikmet Efendi. Arkada tonla mühürler var. CHP bu, CHP karne, CHP yoksulluk, CHP yokluktur bunu böyle biliniz. Elhamdülillah bizde de bolluk, işte bu. Bak bırakın siz o dönemde benim çiftçi kardeşim Mardin’de mazot bulamıyordu mazot. Şimdiki gibi her ailede zaten traktör, pulluk şu bu filan yoktu ki. Şimdi artık yokluk diye bir şey yok. O gün az sayıdaki traktöre bile mazot veremiyordu bu zihniyet, bu CHP zihniyeti budur, yokluktur bunlar, yoksulluktur bunlar, kölelik düzenidir bunlar. Kardeşlerim, bize ağalık düzeni nereden kaldı? Ağalar gücenmesin. Çünkü bu bağımsızların içinde de ağalar var. Çünkü biz ağalıktan gelmedik, ağalıktan da pek hoşlanmam onu da söyleyeyim. Çünkü biz bu millete ne ağalık yapmaya, ne efendi olmaya değil, hizmetkâr olmaya geldik bizim durumumuz bu, biz bunun için geldik, farkımız bu. Çünkü biz kula kul olmayacağız, biz sadece Hakka kul olacağız. Biz böyle bildik bu işi, böyle yapacağız. Sağ olasınız, zılgıtlarınıza da teşekkür ediyorum. Evvel Allah şu kalan 5 gün, bugünü saymazsanız 4 gün, asıl zılgıtları Pazar akşamı atalım. Onun için gece-gündüz çalışmaya var mıyız? Kapı kapı dolaşmaya var mıyız? Bu iş evvel Allah bitiyor, tuttu bu iş, inşallah başaracağız.

Sevgili kardeşlerim; aynı şekilde Mardin Artuklu Üniversitesine ilahiyat bilimleri fakültesi, fen fakültesi, edebiyat fakültesi kurulmasına ilişkin kararı Bakanlar Kurulumuzda aldık ve çalışmalara başlandı. Ve Yüksek Öğretimde bu sene yatırım programımızda Mardin’de ihale aşamasında olduğumuz 750 yatak kapasiteli yurt projemiz var. İnşallah üniversite öğrencilerimiz daha da rahat edecekler.

Sağlıkta, istediğiniz hastaneye gidiyor musunuz? İstediğiniz eczaneden ilacınızı alıyor musunuz? Ayırım var mı? Ne kadar yatırım yaptık sağlıkta biliyor musunuz? 172 trilyon Mardin’e yatırım yaptık. Ah benim Mardinli kardeşim, ben bu bağımsızlar için bir şey söyleyecek halde değilim. Çünkü ne yaptıkları, ne yapacakları bir şey yok. Ama sadece tehditle, korkutarak oy alacaklar, o kadar. Gelin bu işe asılalım. Sandıklarda oy pusulasının 1. sırasında ne var? AK PARTi var.

Kardeşler; yapımına bizden önce başlanan Mardin Devlet Hastanesi, Derik Devlet Hastanesi, Savur İlçe Hastanesi, Ömerli İlçe Hastanesi, Mazıdağı İlçe Hastanesi, Nusaybin Devlet Hastanesi ek binası, 4 adet sağlık merkezini biz tamamladık, hizmete açtık. Kızıltepe Devlet Hastanesi ve ek binası, Mardin Devlet Hastanesi ek binası, 12 adet aile sağlığı merkezinin yapımına başladık, süratle tamamladık ve hizmete açtık.

Kardeşler; hepinizin aile doktoru var mı? İstediğinizde telefonu açıp görüşüyor musunuz? Yatağa bağımlı hastalara şu ana kadar 40 bine yakın hasta evinde tedavi ediliyor. Helikopter ambulansla şu ana kadar 10 bine yakın hastamızı helikopterlerle taşıdık. Ah benim kardeşim, ben sigortalıydım biliyor musunuz? Belediye Başkanı olana kadar sigortalıydım. Fakat hastaneye giderdik, doktor efendi bizi muayenehaneye çağırırdı. Giderdik para. İçinizde bunu yaşanlar var mıydı? Reçeteyi yazardı, gel yine hastaneye, aynı hastaneye, reçeteyi ver ilacın birazı var, birazı yok. Olmayanı nereden alacağım? Git eczaneden al. Ben SSK’lıyım, yok. Bunu yaptılar. Yıllarca böyle oldu mu? Dirimizi de, ölümüzü de hastanelerde rehin aldılar mı? Senetler imzalattılar mı? Peki kardeşlerim, şu anda böyle bir şey var mı Allah aşkına? Bahçeli’si de rehin aldı, CHP zihniyeti de rehin aldı. Bunların insana verdiği değer bu. Ama benim genelgem var. 1 hasta kapıya gelir de bu kapıdan çevrilirse bunun hesabını ağır ödersiniz, genelgem var benim, yayınlanmış genelgem var. Çünkü biz Kanuni’den aldık bu terbiyeyi. Ne diyor; “halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.” Bir sağlıklı nefese koskoca Devleti Aliyeyi Osmaniye’yi feda ederim diyor, böyle bir anlayıştan geliyoruz biz. Öyleyse Mardin, Pazar akşamı hesabı sen soracaksın.

Bak size bir şey daha söyleyeyim. Kardeşlerim, şu Mardin’in devlet hastanelerinde bizden önce, bakın çok önemli, tomografi cihazı yoktu biliyor musunuz? MR hizmeti verilmiyordu biliyor musunuz? Ama bugün 3 adet tomografi ve 2 adet de MR cihazı hizmet veriyor. Diyaliz cihazı koskoca Mardin’de ne kadardı biliyor musunuz? 9 tane, 9. Şimdi 64 tane diyaliz cihazı var. 112 istasyonu, bak burada var şimdi 112’ler var. Ne kadardı bunlar biliyor musunuz? Koskoca Mardin’de 1 tane 112 acil vardı. Şimdi 17 tane 112 var acil. Yani bu istasyon 17 adet arttı. Ambulans, ya ambulans be, kaç tane ambulans vardı Mardin’de biliyor musunuz? 2 tane. Şimdi 21 ambulans var. Ve Mardin’imizde uzman hekim sayısı neydi? 87. Şimdi 236. Ebe, hemşire 366 taneydi Mardinli kardeşim. Şimdi 944. Biz sizi seviyoruz be, siz Allah için seviyoruz be. Onun için el ele yürüyeceğiz, omuz omuza yürüyeceğiz ve inşallah Pazar akşamı sandıkları da AK PARTi’yle patlatacağız.

TOKİ olarak şu Mardin’e 3 bin 144 inşaat yaptık. 1700’ünü sahiplerine teslim ettik. Diğerlerinin yapımı devam ediyor.

2002’ye kadar, biz iktidara gelene kadar şu Mardin’de bölünmüş yol ne kadardı biliyor musunuz? Ah benim kardeşlerim, 28 kilometre. Biz 8 yılda ne kadar yaptık biliyor musunuz? 206 kilometre bölünmüş yol yaptık şu Mardin’e. Ah kardeşim, bu bağımsız milletvekilleri mi bu yolları yaptı? Bu TOKİ inşaatlarını onlar mı yaptı? Peki neye oy vereceğiz Allah aşkına, bunu gidin anlatın, çekinmeyin anlatın hepsine. Bu derslikleri, bu bilgisayarları, bu hastaneleri, bunları bu bağımsızlar mı getirdi, siz oyu kime veriyorsunuz anlatın bunları.

Gençler, siz bizim geleceğimizsiniz. Gençler, bu Bay Kemal’in de, diğerlerinin de, BDP’sinin de sizler üzerindeki spekülasyonları bilesiniz ki geleceğinizi çalmaya yöneliktir. Biz ise gençlerimizin geleceğini zenginleştirmeye gayret ediyoruz. Attığımız adımlar hep buna yöneliktir.

Kardeşlerim; her yıl şu anda 1000 tane doktor öğrencisini, mastır öğrencisini yurt dışına gönderiyoruz. Bakın bunları biz başlattık, biz bunları yapıyoruz. Şimdi bakıyorum, Bay Kemal diyor ki, akıl hocası çünkü öyle söyledi ona, o ne veriyorsa 5 fazla diyor, rakamı büyütmüş. Olur ya, ya tutarsa. Nasrettin Hoca’nın meselesi. Hani Nasrettin Hoca göle maya çalıyor ya. Gelmiş sormuşlar ya Hoca ne yapıyorsun? Göle demiş maya çalıyorum. Ya Hoca, bu mayayla af edersin göl yoğurt olur mu? Tabii Hoca’nın cevabı hazır; “Ya tutarsa!” Ya tutarsa, bununki de böyle ya tutarsa. Ama benim milletim bir sokulduğu delikten bir daha sokulmaz. Çünkü CHP’nin bu ülkede açtığı delikler çok.

İşte görüyorsunuz, 27 Mayıs’ta idam edilenler bakıyorsunuz CHP o günü bayram ilan ediliyor. Bunlara mı, bu darbecilere mi biz evet diyeceğiz? Sevgili kardeşlerim, mezarlığın kapısında “her nefis ölümü tadacaktır” yazıyor. CHP’nin bir tane profesör milletvekili çıkıyor, diyor ki bu “sinir bozucu.” Bunlar bu. Sen ölmeyecek misin? Sen de öleceksin. Orada üzerine tabutun üstündeki örtüde o yazıyor. Ne yazıyor orada? “Küllü nefsin zaikatül mevt” yazıyor. Her nefis ölümü tadacaktır, sen de öleceksin, Bay Kemal sen de öleceksin, Cumhurbaşkanı da ölecek, ben de öleceğim, trilyarderi de ölecek, profesörü de ölecek. Ve o musalla adalet taşıdır, oraya geldiği zaman hoca efendi er kişi niyetine der, hatun kişi niyetine der. Hiçbirinin kefeni atlastan değil, ipekten değil. 9 metre patiska, bu kadar. Bazıları o patiskayı da bulamayabilir onu da söyleyeyim. Fakirliğinden dolayı filan demiyorum, ölümünün şeklinden dolayı diyorum. Ve bizi gömecekleri yer ne kadar? 2 metreküp. Oraya gömecekler, ondan sonra da ayrılıp gidecekler. Onun için yere sağlam basalım hem bu dünya, hem ebedi alem, bunun hesabını iyi yapalım.

Mardin, değerli kardeşlerim bitmedi. Attığımız bu adımların yanında bakınız, doğalgazı anlattım sizlere. Devlet Su İşlerinde, KÖYDES’te yoğun bir çalışma yapıyoruz. İnşallah yolu olmayan, suyu olmayan köy kalmayacak. 111 trilyon buraya KÖYDES’ten para gönderdik.

Tarımda bizden önce 2002’de 30 trilyon destek verdiler. Biz 2010’da 135 trilyon destek verdik. Ve iktidarımızda 814 trilyon destek verdik. Kardeşlerim, 20 trilyon hayvancılık desteği verdik. Ziraat Bankası, çiftçiye ne veriyordu? Yüzde 59 faizle ne yazık ki kredi veriyordu. Biz yüzde 5. Bak nereden nereye. Halk Bankası, esnaf sanatkâra yüzde 47 faizle kredi veriyordu. Biz yüzde 5, nereden nereye.

Değerli kardeşlerim; biz dertliyiz dertli. Ama şu 4 günü iyi değerlendirelim. 6 milletvekilliğinin 6’sına da var mıyız? Var mıyız? Bak size emanet ediyorum burayı. Bütün arkadaşlarımı size emanet ediyorum. 367’nin üzerinde Parlamento’ya girmemiz lazım ki yeni anayasayı, ileri demokrasiyi, temel hak ve özgürlükleri ülkemizde inşallah konsensüsle ne yapalım? Getirelim.

Bu akşam Kanal Türk ve bugün de ortak yayında sizlere hitap edeceğim, soru-cevaplarla hitap edeceğim. İzlemenizde inanıyorum ki birçok şeyleri çözmüş oluruz. Şimdi hazır mıyız? Şarkımızı biliyorsunuz değil mi? Hazır mıyız? Beraber söyleyeceğiz, ama çok gür seda ile. Yarın Bingöl’deyim, Elazığ’dayım, duymaları lazım. Bayrakları bir göreyim bakayım şöyle, tamamen şöyle bir görelim. Mardin’e yakışacak şekilde olsun.

Beraber yürüdük biz bu yollarda. Beraber ıslandık yağan yağmurda. Şimdi dinlediğim tüm şarkılarda bize her şey sizi hatırlatıyor. Bize her şey sizi hatırlatıyor. Bize her şey sizi hatırlatıyor.

Günümüz kutlu olsun. 12 Haziran Türkiye’miz için, Mardin’imiz için, milletimiz için, tüm Mardinliler için, yeni anayasamız, ileri demokrasi, temel hak ve özgürlükler için yeni bir milat olsun diyorum. Allah yar ve yardımcımız olsun diyorum. Sizleri saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.