Recep Tayyip Erdoğan'ın 2 Haziran 2011 tarihli Mersin mitinginde yaptığı konuşma

Vikikaynak sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Oralarda yaşayan tüm kardeşlerime selamlarımı, sevgilerimi, saygılarımı yolluyorum.

Buranın, Mersinli kardeşlerimin, tüm Türkiye’nin, İslam Aleminin mübarek Regaip Kandilini kutluyor, barışa, kardeşliğe, huzura vesile olmasını Allah’tan temenni ediyorum.

Yarın başlayacak mübarek 3 ayların aynı şekilde ülkemizde, coğrafyamızda yeni bir huzur ikliminin doğmasına vesile olmasını, 3 ayların rahmet ve bereketiyle ruhumuzu, toprağımızı kuşatmasını Allah’tan diliyorum.

Yine konuşmamın başında Süper Lig’e yükselen Mersin İdman Yurdu’nu kutluyorum. Mersin’i, tüm yöneticilerini, teknik kadrosunu, sporcularını huzurlarınızda tebrik ediyorum. Başarılarını Süper Lig’de de artarak devamını diliyorum. İnşallah artık böyle bir statta değil, Süper Lig’deki Mersin İdman Yurdu’na yakışacak bir stadı yapmak da bize görev olarak düşüyor.

Kardeşlerim; 12 Haziran seçimlerine artık 10 gün kaldı. 10 gün sonra Mersin adına, ülkemiz adına çok önemli bir karar vereceksiniz. 10 gün sonra ülkemizin, milletimizin geleceği adına bir kez daha son sözü siz söyleyeceksiniz.

Bakın bugün Mersin’de 65. mitingimizi gerçekleştiriyoruz. Edirne’den Van’a, Hakkari’den Muğla’ya, Iğdır’dan Kocaeli’ne, Ordu’dan Hatay’a kadar her şehrimizde milletimizle kucaklaştık. İşte dün Diyarbakır’da muhteşem mi muhteşem coşkulu bir miting gerçekleştirdik. Bugün Isparta’da çok büyük bir coşkuyla mitinglerimizi gerçekleştirdik. Doğunun, batının, kuzey ve güneyin bir kez daha AK PARTi dediğini, yeniden AK PARTi diyeceğini yerinde tespit etme fırsatını bulduk. AK PARTi bu yola bir Türkiye partisi olarak çıktı, AK PARTi 74 milyonun tamamını kucaklayarak bu yola çıktı. Biz çetelere boyun eğmedik, biz statükonun tuzaklarına düşmedik. Allah’a hamdolsun, kibir, gurur, böbürlenmeyi kapımızdan içeriye sokmadık. Biz sizinle yola çıktık, milletle yola çıktık, böyle devam ediyoruz. 74 milyonu aynı sıcaklıkla, aynı samimiyetle kucaklamaya devam ediyoruz. Biz sahillere, kumsala, oralara sıkışan partilerden olmadık. Biz belli bir etnik kökene sırtını dayayan partilerden değiliz. Biz Sivas’ın batısına, Sivas’ın doğusuna sıkışıp kalan partilerden de değiliz. 780 bin kilometrekarenin partisiyiz, biz 74 milyonun partisiyiz.

Kardeşlerim; biz bu yola çıkarken ne dedik? Bizde etnik milliyetçilik yok dedik, bizde bölgesel milliyetçilik yok dedik, bizde dinsel milliyetçilik yok dedik. Ve kardeşlerim, biz bunu söylerken Türk’üyle, Kürt’üyle, Laz’ıyla, Çerkez’iyle, Arap’ıyla, Gürcü’süyle, Roman’ıyla, bütün 74 milyonu “yaratılanı Yaratan’dan ötürü severiz” diye kucakladık. Hepsine eşit mesafede olduk. Ve biz bu millete efendi olmaya değil, hizmetkâr olmaya geldik. Biz bölgesel milliyetçilik de yapmayacağız dedik. Yani Batı ne alıyorsa, Doğu, Güneydoğu da onu alacak. Kuzey ne alıyorsa, güney de onu alacak dedik. Çünkü 780 bin kilometrekareyi modern bir Türkiye olarak ayağa kaldırmamız lazım dedik. Onun için projelerimizi ardı ardına açıklıyoruz. Niçin? Çünkü Türkiye’nin Avrupa’dan neyi eksik? İşte bu dönem ustalık dönemi derken boşuna söylemiyoruz. Attığımız adımlar ortada, atacağımız adımlar da ortada. İnşallah Mersin iki şey yapacak;

Bir; bu seçimde 1. parti olarak AK PARTi gümbür gümbür sandıklardan çıkacak.

İki; ilk yerel seçimlerde de AK PARTi burada görevi artık bu CHP zihniyetinden alacak, almalı.

Kardeşlerim; belediyecilik bizim işimiz. Bunlar belediyecilikten anlamaz, işte Mersin’in durumu ortada. İlçeleriyle, büyükşehiriyle, her şeyiyle durum ortada. Ve AK PARTili belediyelerin olduğu yerlerin de durumu ortada. İnşallah Mersin’imizi biraz sonra açıklayacağım projelerle beraber çok daha farklı bir yere taşımamız lazım. Çünkü Mersin Türkiye’nin aynasıdır, Mersin Türkiye’nin özetidir, Mersin Türkiye’nin her rengini, her kokusunu ahenk içinde harmanlayan bir hoşgörü kentidir. Mersin ticaretin, sanayinin, bilimin, alın teriyle kazanan çiftçinin kentidir. Kardeşlerim, Kurdali’deki, Çay’daki, Çilek’teki, Özgürlük’teki kardeşimin derdi bizim derdimizdir. Kardeşlerim, Kazanlı, Adanalıoğlu, Karaduvar, Karacailyas’taki bütün oralarda yaşayan kardeşlerimin meselesi bizim meselemizdir. Kiremithane, Bahçe, Turgut Reis, Çavuşlu, Osmaniye, Çukurova’daki kardeşimin sorunu bizim sorunumuzdur. Biz hiçbir şehrimize ayrımcılık yaptık, hizmette hiçbir semtimizi, hiçbir köyümüzü diğerinden ayırmadık. Biz haritaları, şehirleri, mahalleleri, köyleri oylarına göre, oy oranlarına göre tasnif edenlerden, renklere ayıranlardan olmadık. Nerede nefes alan bir vatandaşımız varsa, biz bütün imkanlarımızla orada olduk. Bizim şiddetin diliyle işimiz olmaz. Bizim öfkeyle, nefretle, husumetle işimiz olmaz. Bizim taşla, sopayla, molotofla işimiz olmaz. Bizim fikirlerimizle sizin huzurunuzda yerimiz var. Zira inancına güvenen inanç hürriyetinden korkmaz, düşüncesine güvenen düşünce hürriyetinden korkmaz, projelerine güvenen artık masalardan korkmaz. Biz projelerimizle, hedeflerimizle, yaptıklarımızla ve yapacaklarımızla sizin huzurunuzdayız. Acaba CHP neyle sizin huzurunuzda?

Kardeşlerim; aslında Mersin’in işi çok kolay. Niye biliyor musunuz? Mersin’deki eğer siz yerel yönetimden memnunsanız, buralarda yapılanlardan memnunsanız gidin oyunuzu CHP’ye verin. Ama değilseniz biliniz ki başındakiyle bunun arasında hiçbir fark yok. Onun için gelin bu seçimde bunun hesabını soralım. Kardeşler, altyapısıyla, üst yapısıyla bir Büyükşehir, bunun olması lazım, bunun başarılması lazım. Ama bunu başaracağız inşallah, ben size inanıyorum, size güveniyorum. Ve seçimlerden sonra artık Mersin sadece merkezde Büyükşehir olmayacak. En ücra köşesine kadar bütün mülki sınırlar Büyükşehir alanı içerisine girecek, bu yasayı çıkarıyoruz. İlk seçimden sonra da bu uygulama başlayacak. Yani Mersin’in tümünün 100 binlik planlarını, 50 binlik planların, 25 binlik, 5 binlik nazım planlarını Büyükşehir yapacak, ilçelerin planlarını, uygulama planlarını binlik onu da ilçe belediyeleri yapacak. Artık belde belediyeleri olmayacak. Beldeler, ilçe belediyelerinin mahalleleri, şubeleri durumuna düşecek. Niçin? Modern dünya bu da onun için. İstanbul uygulamasını yapacağız, Kocaeli uygulamasını yapacağız ve Mersin’imizi çok daha modern bir konuma taşıyacağız.

İşte görüyorsunuz, fikirleri, düşünceleri olmayanlar şiddete başvuruyorlar. Projeleri, hedefleri olmayanlar ellerine taş alıyorlar, eserleri, hizmetleri olmayanlar da molotoflarla varlık göstermeye çalışıyorlar. Ah benim Mersinli kardeşim, Türkiye’ye ufuk çizemeyenler, vizyon çizemeyenler, öfkenin, nefretin diliyle, şiddetin diliyle ayakta kalmaya çalışıyorlar. Doğu’da, Güneydoğu’da büyük şehirlerde BDP ve terör örgütü tarafından AK PARTi hedef yapılıyor. Karadeniz’de, Hopa’da CHP tarafından, yandaşları tarafından AK PARTi hedef yapılıyor. Çok enteresan, Hopa’da CHP’nin büyük bir pankartı, yanında diğer pankartlar. Üzerinde ne yazıyor biliyor musunuz? “Tek yol sokak, tek yol devrim” altında “halk evleri.” Yanında devasa CHP’nin pankartı. Niye sesini çıkarmadın Bay Kemal? Demek ki halden memnun. O da oradan destek alıyor. Fakat benim vatandaşım, benim halkım 12 Haziran’da sandıkta bunun hesabını soracak, ben buna inanıyorum. İşte şurada, yanı başımızda Adana’da MHP tarafından AK PARTi hedef yapılıyor. Her üçü de şiddete başvuruyor, AK PARTi’ye yükleniyorlar. Seçim bürolarımız molotoflarla, taşlarla yakılıyor, yıkılıyor, cam çerçeve indiriliyor. Ama biz aynı şekilde cevap vermiyoruz. Neden? Çünkü bu işin hesabı sandıkta sorulur da onun için. Demokrasi mücadelesi o yoldan geçmiyor, demokrasi mücadelesi işte burada. Ben onlara dün Diyarbakır’da söyledim, kendinize inanmıyor musunuz, güvenmiyor musunuz, molotofla, taşla, şunla bunla ne işin var, gel meydanlarda konuş. İl teşkilatında basın açıklamalarını yap, buralarda konuş. Bunların işi gücü ayrımcılık, bölücülük bu. İşte biz bir olacağız, beraber olacağız.

Bakınız, Hakkari’de konuştum. Hakkari’de benden sonra Sayın Kılıçdaroğlu gitti. Hakkari’de CHP’nin oyu ne kadar biliyor musunuz? 157. Ve orada 2 bin kişiye hitap etti. Kim bunlar? BDP’li. Hepsinin eline CHP bayraklarını tutuşturmuşlar ve onlara konuşuyor Sayın Kılıçdaroğlu, anlaşmayı böyle yapmışlar. Ve bir tane Türk Bayrağı ellerine tutuşturamadılar. Ah kardeşlerim ah, şimdi soruyorum ben, hiç Bahçeli’nin sesini duydunuz mu? Duymadınız. Çünkü müşterek çalışıyorlar. Bak bu ara bazı Güneydoğu’daki, Doğu’daki ilçeler MHP’den ayrılıp BDP’ye geçtiler, çok enteresan. Ve ilginç olan şey şu: Niye Türk Bayrağı yok? Bak yola çıkarken dört şey söyledim ben. Afyonkarahisar’dan yola çıkarken ne dedim? Tek millet dedim. Niye tek millet? Çünkü millet denilen o ülkede yaşayan tüm etnik unsurları kapsar. Türk’ü, Kürt’ü, Laz’ı, Arap’ı, Çerkez’i, Gürcü’sü, Abaza’sı, Boşnak’ı, Roman’ı aklınıza ne gelirse hepsiyle tek millet. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı çatısı altında ne yapıyoruz? Toplanıyoruz, bir oluyoruz. Ama ardından bu millete ne lazım? Bayrak, tek bayrak. Bayrağımızın rengi şehidimizin kanıdır. Hilal; bağımsızlığın ifadesidir. Yıldız; şehidimizin simgesidir. Ne diyor şair; “Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır.” Onun için de ne diyoruz? Tek vatan diyoruz. Yani 780 bin kilometrekareyle tek vatan. Bu vatanda ameliyat yaptırtmayız, operasyon yaptırtmayız. Bu vatan 780 bin kilometrekareyle tek vatan.

Dört; tek devlet diyoruz. Tek devlet. Devlet içinde devlet asla olmaz, tek devlet. Ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak da dünyada onurlu yerimizi koruduk, koruyoruz ve koruyacağız.

Kardeşlerim; AK PARTi’yle demokraside, sandıkta baş edemeyeceklerini anlayanlar, şiddet yoluyla AK PARTi’yi tuzağa çekmek istiyorlar. Biz bu tuzağa düşmedik, düşmeyeceğiz. Biz onlar gibi öfkenin, nefretin ve şiddetin diline teslim olmayacağız. CHP’nin, MHP’nin ve BDP’nin el ele vererek, AK PARTi’ye kurduğu bu tuzağı benim milletim bir kez daha bozacaktır. Mersin’de benim CHP’ye gönül vermiş kardeşlerim var, MHP’ye gönül vermiş kardeşlerim var, Mersin’de BDP’ye gönül vermiş kardeşlerim var. Ben buradan onlara da sesleniyorum, bütün Mersin’e sesleniyorum. Gönül verdiğiniz o partilerin üst yönetimleri statükonun diline teslim olmuş durumdalar. O partilerin üst yönetimleri komplolara teslim olmuş durumdalar. Milliyetçiyim diyen MHP, günlerdir ne BDP’ye, ne CHP’ye tek söz söylemiyor. Bak, Elazığ’da ne oldu? BDP İl Başkanı yetkili bir hanımla konuşuyorlar. Gazetelerde duydunuz, okudunuz. Ne diyor? Bizim kazanma şansımız yoksa oyu CHP’ye, CHP’nin yoksa MHP’ye verelim diyor. Nasıl birliktelik, güzel değil mi? Bunları 12 Eylül’de de biz zaten böyle görmüştük. CHP her yerde MHP’yle, BDP’yle danışıklı dövüş kol kola miting yapıyorlar. Sizin huzurunuza geldiklerinde farklı dil, farklı bir söylem tutturuyorlar, benim vatandaşımı kandırmaya çalışıyorlar. Ey CHP’li kardeşim, MHP’li kardeşim, BDP’li kardeşim oynanan oyunu lütfen görün. Gönül verdiğiniz partilerin üst yönetimlerinin nasıl bir yanlış içinde olduğunu lütfen görün. Sandığa gittiğinizde futbol takımı tutar gibi değil, eser, hizmet siyaseti üretenlere oyunuzu verin. İstismar siyaseti üretenlere değil. Elinizi vicdanınıza koyun, lütfen kararınızı ona göre verin, oyunuzu hizmete verin, oyunuzu istikrara, huzura, barışa verin. Oyunuzu büyük Türkiye’ye verin, demokrasiye verin, özgürlüğe verin. Oyunuzu yeni anayasaya verin. Bu yeni anayasa 367’nin üstünde milletvekili istiyor. İşte onun için sizden ısrarla diyorum ki, Mersin 12 Haziran’da sandıkları gümbür gümbür AK PARTi’yle patlatsın.

Sevgili kardeşlerim, sevgili Mersinliler; biz AK PARTi olarak kendimize çok büyük hedefler belirledik. 2023 yılında Türkiye’yi inşallah dünyanın en büyük 10 ülkesinden biri konumuna yükseltiyoruz. Bu noktada ana hedeflerimizden biri; 500 milyar dolar ihracat. Türkiye’nin ihracatı 2002 yılında 36 milyar dolardı. Kardeşlerim, şu anda 123 milyar dolara yükseldi, Mayıs ayı itibariyle söylüyorum. Daha iyi olacak, daha güzel olacak, iyi gidiyoruz, evvel Allah gümbür gümbür bu devam edecek. Bakınız kardeşlerim, bütün bunların yanında sadece şu Mayıs ayında yüzde 22 oranında artış var. Ve 123 milyar doları böyle yakaladık. Küresel krize rağmen ihracatımız rekor seviyelerde artıyor. Kardeşlerim, 500 milyar dolar ihracat hedefimiz var. Onlar da planlarını buna göre, büyük hedefe göre ihracatçılarımız yapıyorlar. Mersinliler, biz 500 milyar dolar ihracat hedefine en çok da nereyle yürüyeceğiz? Mersin’le yürüyeceğiz. Mersin 500 milyar dolar ihracat hedefinde bizim ana kapımız olacak. Nitekim, Dış Ticaretten Sorumlu Devlet Bakanımızı, Zafer Bey’i de biz bu amaçla Mersin’e gönderdik. Zafer Bey’in vizyonuyla, tecrübesiyle Mersin’i dünyanın bir ihracat üssü konumuna yükselteceğine, on binlerce kişiye Mersin’de iş imkanı üreteceğimize inanıyorum.

Mersin yaş meyve-sebze üretiminin ve ihracatının merkezidir. Mersin’de yapılan yaş meyve-sebze ihracatı 2002 yılına göre 4 kat arttı. Ne oldu? 545 milyon dolardan 2 milyar 200 milyon dolara çıktı. Bu yıl inşallah Mersin’den yapılan yaş meyve-sebze ihracatında yeni bir rekor bekliyoruz. Rusya, Ukrayna ve Japonya’ya yapılan ihracat sıkıntılarını büyük ölçüde çözdük. Mersin, narenciye üretiminin de 3’te 1’ini yapıyor. Geçtiğimiz yıl narenciye üreticisine sağladığımız 104 trilyon liralık desteğin 3’te 1’inden fazlasını Mersin’e verdik. Aynı şekilde narenciye ihracatında ton başına 75 dolar olan desteği, 125 dolara çıkardık. Bu desteği devam ettiriyoruz. Narenciye üretimini ve ihracatını daha iyi planlayabilmek için bir envanter çalışması yapıyoruz. İnşallah bundan sonra narenciyede üretimde, gelir de 12 aya yayılacak, 12 ay. Biliyorsunuz Mersin Limanını özelleştirip 2007 yılında özel sektöre devrettik. İstihdam azalmadı, verimlilik daha da arttı. Şimdi Mersin için bir projemiz var. 12 milyon konteynır kapasiteli yeni bir limanı inşallah Mersin’de inşa ediyoruz. Bedeli ne biliyor musunuz? 2 milyar 872 milyon euro yatırımla gerçekleştireceğimiz bu konteynır limanı, Mersin’i Singapur’dan daha önemli bir lojistik merkeze dönüştürecek.

Mersin’le ilgili projemiz bundan ibaret değil. Mersin’in Türkiye ve dünya ekonomisindeki konumunu daha da güçlendirecek 5 ayrı serbest bölge projemiz var. Mersin’de lojistik, bakım-onarım, tarım, yat inşa ve dış ticaret serbest bölgeleri oluşturuyoruz. Bu serbest bölgelerde 15 milyar dolarlık bir ticaret hacmi oluşacak. Diğer yandan Mersin’in ihracat kapasitesini artırmak amacıyla, Mersin’le Antalya’yı birbirine bağlayacak Akdeniz Sahil Yolunun inşasına devam ediyoruz. Mersin-Antalya arasındaki ulaşım çilesini 227 kilometre uzunluğundaki bu yolu tamamlayıp sona erdireceğiz. Nasıl Mersin? Bunu biz yaparız. İş bilenin, kılıç kuşananın. Sırtında yumurta küfesi taşımayanlar bu işten anlamaz. İşte biz çıraklığı, kalfalığı yaparak bunları ispat ettik. Bu yol bittiğinde Mersin artık Antalya bölgesinin turizm hareketliliğinden de önemli bir pay alacak. Tarsus’tan al, buraya doğru bu bölgeyi aynı zamanda bir turizm hinterlandı haline getiriyoruz. Ayrıca Mersin-Tarsus yolunu genişletiyoruz. İkişer şeritten üçer şeride çıkartıyoruz. Tarsus-Mersin otoyolunu da Taşucu’na kadar uzatıyoruz.

Kardeşlerim; Tırmıl’da yük boşaltma, Yenice’de lojistik merkezi kuruyoruz. Turizm alanında Mersin’i hak ettiği yere getirmek için 8 farklı proje yürütüyoruz. Bunlardan sadece Tarsus-Kazanlı turizm bölgesi 7 bin 600 yataktan oluşuyor. Aynı şekilde Mersin’le Adana arasında bütün bölgeye hizmet verecek Çukurova Uluslararası Havaalanın inşasına başladık. Nasıl? Yap-işlet-devretle inşa edeceğimiz kapasiteye bakın, yılda 30 milyon yolcu kapasiteli havalimanını inşallah 3 yıl içerisinde tamamlayıp, hizmetinize sunacağız. Mersin’in bu marka değerini ne yapacak? Güçlendirecek.

Bir başka önemli gelişme; Yunanistan ne yaptı? Akdeniz Oyunlarını yapamayacağım dedi. Ortada kim kaldı? İspanya, Türkiye, Libya. Yaptık çalışmalarımızı, Akdeniz Oyunlarını nereye aldık? Mersin’e aldık. Niye Mersin’i seçtik? Çünkü Mersin’i istiyoruz ki bir marka şehir yapalım, dünyaya tanıtalım. Akdeniz Oyunlarıyla beraber bu olimpiyatlar için Mersin’e yaklaşık 500 trilyon yatırım yapacağız. 500 trilyon. Akdeniz Olimpiyatlarının Mersin’in adını bütün dünyada daha güçlü şekilde duyuracağına inanıyorum.

Ayrıca Mersin’e bir sağlık kampusu inşa ediyoruz. Toroslar’da inşa edeceğimiz bu kampus; genel hastane, kardiyoloji hastanesi ve kadın doğum, çocuk hastanesinden oluşacak. Toplum 1100 yataktan oluşacak. Bu dev sağlık tesisi Mersin’imizle birlikte bütün bölgeye hizmet verecek.

Bitmedi, daha var. Mersin’de maalesef ciddi bir çarpık yapılaşma sorunu var. Bu sorunu çözmek için TOKİ aracılığıyla 3 bin 622 konutluk bir projeyi tamamladık. Bunlar bitenler. Şimdi ilave olarak 5 bin 290 konutluk yeni bir projeyi de Mersin’imize kazandırıyoruz. Bunlar kentsel dönüşüm, değişim projelerimiz olarak Mersin’e bir farklılık getirecek. İşte tüm bu projelerin inşası esnasında ne kadar kişi istihdam edeceğiz biliyor musunuz? 50 bin Mersinliyi buralarda istihdam edeceğiz, yaklaşık 50 bin. Bu projeler tamamlandığında da yaklaşık 40 bin Mersinli kardeşim iş imkanına kavuşacak. Yani Mersin’de hayata geçireceğimiz her proje aynı zamanda istihdam demek, iş demek, aş demek. Bütün bunların şimdiden Mersin’e hayırlı olmasını diliyorum.

Değerli kardeşlerim; şimdi bir de ben sizlere bugüne kadar Mersin’e kazandırdıklarımızdan kısaca bahsedeyim. Eğitimde Mersin’de 8,5 yılda 8 bin 385 derslik yaptık. Türkiye’de 163 bin. Türkiye genelinde 1 milyon bilgisayar gönderdik. Mersin’e 16 bin 735 bilgisayar gönderdik. Şimdi soruyorum, Allah aşkına benim Mersinli kardeşlerim, şu devasa alana sesleniyorum. Bizden önce okullarımızda bilişim teknolojisi sınıfları var mıydı? Yoktu. Biz geldik, bilişim teknolojisi sınıflarını kurduk. Kitabı yoktu benim yavrumun. Ücretsiz olarak kitapları vermeye başladık mı? Sıraların üzerine kitapları koyduk mu? İlköğretimde de, ortaöğretimde de. Peki bizden öncekilerin aklı neredeydi? Bu MHP’nin, bu CHP’nin aklı neredeydi? Onlar niçin bunları yapmadılar? Sosyal güvencesi olmayan kardeşlerime sesleniyorum, ilköğretimde erkek öğrenciye 30 lira veriyoruz, kız öğrenciye 35 lira veriyoruz. Ortaöğretimde erkek öğrenciye 45 lira veriyoruz, kız öğrenciye 55 lira veriyoruz. Kime veriyoruz parayı? Anneye veriyoruz. Ayrıca 150 lira da anneye destek veriyoruz. Kardeşlerim, şimdi üniversite ne veriyorlardı bizden önce burs olarak? 45 lira. Biz ne veriyoruz? 240 lira, farka bak. 45 lira nerede, 240 lira nerede. Kardeşlerim, 150 lira da beslenme yardımı veriyoruz Kredi Yurtlar Kurumunda kalanlara. Ne oldu? 390 lira. Eğer mastır öğrencisiyse 480 lira veriyoruz. Artık koğuş sistemi yurtlarımızda yok, çift yatak, üç yatak böyle. Tuvaleti, banyosu her şeyi odada. Çalışma masalarıyla gayet modern, bunları yaptık.

Kardeşlerim; bütün bunların yanında şimdi ben size bir müjde veriyorum. Artık okullardan karatahtayı kaldırıyoruz. Akıllı tahtaya geçiyoruz, bilgisayar donanımlı akıllı tahta, internet ağıyla dünyaya bağlı. Fakat bütün yavrularımıza birer tane elektronik kitap vereceğiz. Elektronik kitap. Nasıl? Bütün yavrularımıza bunu vereceğiz, ücretsiz olarak vereceğiz. Zengin-fakir ayrımı yapmaksızın vereceğiz. Bütün dersler bunun içerisine giriliyor, bununla beraber git gel. Ben şunu düşünüyorum: Yahu diyorum, yani Amerika’da George, Edward, Mary, Almanya’sında Hans, Helga bunlar bu imkanlardan istifade ediyor da, benim Mersin’imde Ahmet’im, Mehmet’im, Hasan’ım, Hüseyin’im, Ayşe’m, Fatma’m, Hatice’m niçin onlar bunlardan istifade edemesin, neyimiz eksik Allah aşkına söyler misiniz? Ben söyleyeyim size, bundan önce gelenlerin tek derdi vardı; Hortumlamak. İşte şimdi bu hortumlar kesildi. Kesilince bunlar nereye akıyor? Millete akıyor. Farkımız bu.

Kardeşlerim; bakınız bitmedi. Şu sağlıkta olanlar, istediğin hastaneye gidiyor musun? İstediğin eczaneden ilacını alıyor musun? Özel sektör, vakıf, devlet hastanesi diye bir ayrım var mı? Ah benim sevgili kardeşlerim, 90’lı yıllarda Sayın Kılıçdaroğlu 8 yıl SSK’nın Genel Müdürlüğünü yaptı, 8 yıl. Yahu o dönemlerde anamızı ağlattılar bunlar anamızı. Zaten hastaneler rezaletti, koğuş sistemi, sağlam girsen hasta çıkarsın. Bir de gittiğinde doktor bey sizi muayenehanesine çağırır. Oraya gidersin parayı ödersin, bunları yaşadık, ben de SSK’lıyım. Reçete yazılır, gelirsin tekrar hastaneye ilaçların tamamını alamazsın. Nereden alacaksın? Git eczaneden satın al. Benden bu parayı kesiyorsun da bana niçin yine eczaneden git satın al diyorsun? Ah kardeşlerim, şimdi bu zat gelmiş, ben diyor bu ülkede her aileye 600’er lira vereceğim. Kelin ilacı olsa başına sürer, biz seni tanıyoruz zaten. Sayın Bahçeli de, Sayın Kılıçdaroğlu da bunların iktidarlarında bizim hastalarımız hastanelerde rehin kalmadı mı? Ölülerimizi rehin aldılar ölülerimizi. Ölüyü ne yapacaksın rehin alıp da, ölülerimizi rehin aldılar. Şimdi böyle bir şey var mı? Şimdi kim gelirse gelsin belge sormak yasaktır, belge soramazsınız. Ve bakın şu anda hepinizin aile doktoru var mı? Niye daha önce böyle bir şey yoktu? Bakınız şu anda 18 tane helikopter ambulansımız var. 1,5 yılda 10 bine yakın hasta taşıdılar bunlar. Ve yatağa bağımlı hastalarla ilgili başlattığımız yeni yöntemle şu ana kadar 40 bine yakın hastayı evinde tedavi ediyoruz. Değerli kardeşlerim, farkımız bu. Ve Mersin’e şu ana kadar 167 trilyon sağlık harcaması yaptık, 167 trilyon. Ve detaylarına fazla girmeyeceğim. Ancak sadece şunları söyleyeyim: Bakınız, biz gelmeden önce 1 adet tomografi cihazı vardı koskoca Mersin’de. Şimdi 5 tane tomografi cihazı var, biz buyuz. Kardeşlerim, koskoca Mersin’de MR hizmeti verilmiyordu ya. Şimdi 4 tane MR var. Mersin burası be, burada tomografi olmaz mı, burada MR olmaz mı? Ondan sonra 7 aya, 8 ay sonraya gün verirsin. Hasta bekler mi? Diyaliz cihazı neydi biliyor musunuz şu koskoca Mersin’de? 72. Şimdi diyaliz cihazı ne oldu? 306. Nereden nereye. İnşallah bu kampus hastanemizle çok daha modern bir hale gelecek. İnşallah bunu hızla yürüteceğiz, tabi bir de şehir hastanesi olayımız devasa bir yenilik olacak.

Adalet hizmetlerinin daha iyi verilebilmesi için Mut ve Silifke’de adalet saraylarını tamamladık, hizmete açtık. Mersin Adalet Sarayının yapımına devam ediyoruz.

TOKİ’yle ilgili olarak az önce sizlere yaptıklarımızı ifade ettim, yapacaklarımızı da söyledim.

Değerli kardeşlerim; bunun dışında ulaştırmada Türkiye genelinde Cumhuriyet tarihinde 6 bin 100 kilometre bölünmüş yol yapıldı, biz 8 yılda 13 bin 600 kilometre bölünmüş yol yaptık. Mersin’e 8 yılda 150 kilometre bölünmüş yol yaptık. Ankara-İstanbul ve Polatlı-Konya demiryolu hatlarının inşaatlarını tamamladığımızda İstanbul-Konya ve Ankara-Konya arasında yüksek standartlı bir demiryolu hattı oluşturacağız. İnşallah buna Konya-Karaman-Mersin hattını da ilave ederek kuzey-güney arasında yüksek standartlı bir demiryolu hattını ulusal demiryolu ağımıza kazandırmış olacağız. Kardeşlerim, Eskişehir-İstanbul, Konya-Mersin projelerinin tamamlanmasıyla birlikte bu hat da demiryolu ile yolcu ve yük taşımacılığında da çok önemli atılımlar gerçekleşecek. Buradan Konya-Mersin demiryolu bir hat olarak söylüyorum, plan profillerini tamamladığımızı, zemin etüt işlerini de devam ettirdiğimizi müjdelemek istiyorum. Bu arada 500 yat kabul kapasiteli Mersin Yat Limanını tamamladık, açılışa hazır hale getirdik. Mersin-Erdemli Balıkçı Barınağı inşaatı ve Mersin-Taşucu feribot ve yat yanaşma yeri projelerini de geçen yıl tamamladık, inşallah uygulamasını da halledeceğiz.

KÖYDES’te Mersin’e ne gönderdik biliyor musunuz? 97 trilyon. İnşallah yolu olmayan, suyu olmayan köy kalmayacak.

Doğalgazı kim getirdi? Biz getirdik. Ah benim Mersinli hanım kardeşlerim, koskoca apartmanların 6 kat, 7 kat, 8 kat bodrumuna iniyorsunuz değil mi, indik değil mi? Benim anam da indi. Orada sıçanlar da cirit atıyor değil mi? Oradan kömürü taşı. Kül, koku, bir odayı ısıtırsın, bilemedin salonu anca, bu kadar, diğer yerler soğuk. Ama şimdi kombinin düğmesine bas, sıcak su, bütün daire ısınıyor. Yahu Mary’si, Helga’sı bunlar ısınacak da, benim Ayşe bacım, Fatma bacım niçin her yönüyle ısınmasın, neden? Onun için 12 Haziran çok önemli, onun için çok koşmamız lazım.

Kardeşlerim; tarımda Mersin’de 2002’de 21 trilyon destek verdiler. 2010’da 3 kat fazlasını biz verdik, 59 trilyon. 2003-2010 arasında verdiğimiz destek 454 trilyon. 92 trilyon hayvancılık desteği verdik. Kardeşlerim, çiftçi kardeşime sesleniyorum, köylü kardeşime sesleniyorum. Ziraat Bankası biz gelmeden önce yüzde kaç faizle kredi veriyordu? Yüzde 59. Biz yüzde 5. Esnaf sanatkâra Halk Bankası yüzde kaç faizle kredi veriyordu? Yüzde 47. Biz yüzde 5. Farkımız bu. Zulmettiler zulüm. Sayın Bahçeli, nasıl vereceksin bunun hesabını?

Kardeşlerim; bakınız IMF’ye Sayın Bahçeli 23,5 milyar dolarla bize devretti, borç. Şimdi ne kadar borcumuz var? 5 milyar dolar. Merkez Bankası milli bankamız değil mi? Merkez Bankasının kasasında ne vardı biliyor musunuz? 27,5 milyar dolar. Şimdi ne var? 95 milyar dolar var. Farkımız bu. Ve Ziraat Bankası batıyordu, görev zararı dediler, öyle aldattılar milleti. Halk Bankası batıyordu, görev zararı dediler, öyle aldattılar milleti. Ama şimdi Ziraat da, Halk da, Vakıfbank da hepsi kârda. Avrupa’nın en saygın bankaları haline geldi. Ah benim kardeşlerim, enflasyon yüzde 30’du. Şimdi yüzde 4. Borçlanma faizi devletin yüzde 63’tü. Şimdi yüzde 7.

Şimdi 10 gün kapı kapı dolaşıyor muyuz? Sandıklardan AK PARTiyle beraber gümbür gümbür çıkıyor muyuz? Oy pusulasının 1. sırasında hangi parti var? AK PARTi var. Bunu anlatıyoruz değil mi? Tatlı dille, yumuşak dille anlatıyoruz.

Değerli kardeşlerim; şimdi benim sizden yalnız bir ricam olacak. Buradan tüm siyasi partilere bir çağrım var. Ayrıca teşkilatıma da aynen bu çağrıyı yansıtıyorum. Cumartesi-Pazar biliyorsunuz SBS imtihanları var. Bu imtihanlar sebebiyle saat 10-13 arası imtihanlar olacağı için sesli olarak katiyen AK PARTi olarak böyle bir kampanya yapmayacağız ve tüm Türkiye’de de 13’ten itibaren kampanyaya geçeceğiz. 13’e kadar Cumartesi ve Pazar günleri asla kampanya yapmayacağız. Diğer partilerin de buna dikkat etmesi noktasında bir duyuruda bulunuyorum, bir çağrıda bulunuyorum. Temenni ederim ki bunu birlikte başarırız.

Şimdi hazır mıyız? Şöyle bayrakları bir görelim bakalım. Gümbür gümbür. Yarın Konya’ya gidiyorum, Samsun’a gidiyorum. Sizin selamlarınızı götüreceğim. Maşallah maşallah. Hakkınızı helal edin biraz gecikerek geldim.

Beraber yürüdük biz bu yollarda. Fakat biraz az geldi bana bu ses, duymazlar. Yenileyelim değil mi? Yenileyelim.

Beraber yürüdük biz bu yollarda. Beraber ıslandık yağan yağmurda. Şimdi dinlediğim tüm şarkılarda bize her şey sizi hatırlatıyor. Bize her şey sizi hatırlatıyor. Bize her şey sizi hatırlatıyor.

Günümüz kutlu olsun. 12 Haziran ülkemiz için, Mersin’imiz için, milletimiz için, tüm Mersinli kardeşlerim için aydınlık yarınlara vesile olsun. Yeni anayasamız için, temel hak ve özgürlükler için bir milat olsun diyorum. Sizlere kalbi şükranlarımı sunuyorum. Tekrar Regaip Kandilinizi kutluyorum. Alemi İslam’ın, tüm insanlığın barışına, kardeşliğine vesile olsun diyorum. Kalın sağlıcakla.