Recep Tayyip Erdoğan'ın 2 Haziran 2011 tarihli Isparta mitinginde yaptığı konuşma

Vikikaynak sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Bu harekete, bu davaya en başından beri sahip çıktığınız, omuz verdiğiniz için sizlere, Isparta’ya teşekkür ediyorum. Bu vesileyle bu akşam idrak edeceğimiz Regaip Kandilinizi kutluyorum.

Değerli kardeşlerim; bu vesileyle yine Eğirdir’in Barla kasabasına da selamlarımızı ve bu vesileyle hürmetlerimizi gönderiyorum. Ebediyete intikal edenleri rahmetle yad ediyorum.

Sevgili kardeşlerim; sizlerden bu gece için, bugünler için özellikle bir ricam var. Bizden ne olur hayır dualarınızı eksik etmeyin. Ben biliyorum, bu yola çıktığımız andan itibaren siz bize hep hayır duası ettiniz. Ama bugünlerde sizin o hayır dualarınıza her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var. Çünkü bizimle sandıkta yarışamayacaklarını anlayanlar, artık şiddete başvurmaya başladılar. Milletin teveccühünü kazanamayanlar, işi şiddete dökmeye başladılar. AK PARTi’nin, milletin partisinin bileğini demokratik yollardan bükemeyeceklerini anlayanlar, kışkırtmayla, tahrikle, saldırıyla, şiddetle bu işi bitirebileceklerini zannettiler. Önce Kastamonu’da konvoyumuza saldırdılar, bir polisimizi şehit ettiler. Ardından Silopi’de 2 polisimizi şehit ettiler. AK PARTi’nin seçim bürolarına, il, ilçe başkanlıklarına şu ana kadar 150’ye varan seçim bürolarını, araçlarımızı molotoflu saldırılarla ne yazık ki yaktılar veyahut da cam çerçeve indirdiler.

Diyarbakır’da benim Hazro İlçe Başkan Yardımcımı kaçırdılar. AK PARTili diyerek Silvan’da bir iş adamının iş makinelerini yaktılar. İşte Adana’da 6 ayrı seçim bürosuna, 7 seçim aracımıza molotof ve ses bombası attılar. İstanbul’da aynı şekilde terör estiriyorlar. Bunlar BDP yandaşlarının eylemleri. Şiddet sadece onlardan gelmiyor, sadece Doğu, Güneydoğu’da değil, sadece büyük şehirde değil, Karadeniz Hopa’da bile AK PARTi’nin karşısına dikiliyor. Orada da CHP ve yandaşları konvoyumuza taşla saldırıp, orada bir polisimizi ağır yaraladılar. Bir inşaat, devasa bir CHP pankartı yanında “tek yol sokak, tek yol devrim” altında “halk evleri.” Bir diğer tarafta benzer pankartlar. Biz ne diyorduk? CHP, MHP, BDP bunlar legal görüntüde illegal eylemlerin içerisinde olanlarla el ele, kol kola yürüyor dedik. İşte Elazığ’da BDP’lilerin konuşmaları ortaya döküldü. BDP’nin İl Başkanıyla bakıyorsunuz bir bayan milletvekili ne diyorlar? Elazığ’da AK PARTi’nin kazanmaması için eğer CHP’nin şansı yoksa, MHP’ye oy verelim diyorlar. Organizasyonu görüyor musunuz? 1. sırada CHP, olmazsa MHP’ye verelim diyorlar. Tezgah kurulmuş. BDP’liler Doğu, Güneydoğu’da teröriste sırtlarını dayadıkları yetmiyormuş gibi, bu sefer de Hopa’daki eşkıyaya sahip çıkıyorlar. Bazı yerlerde MHP teşkilatı nasıl oluyorsa anlamıyorum, BDP’ye geçmeye başladı. İşte Van Başkele’de MHP teşkilatı BDP’ye geçti. Aynı şekilde yine bu arada ikinci bir geçişi MHP teşkilatı yine yaptı. Bu danışıklı dövüş nasıl oluyor? MHP Genel Başkanı, AK PARTi’ye kaplan kesilirken, BDP’ye, CHP’ye çıtını çıkaramıyor. Onların karşısında kuzu kuzu. İş belli oluyor.

CHP Hakkari’ye gidiyor benden sonra. Hakkari’de CHP’lilere konuşmuyor. Kime konuşuyor? BDP’lilere konuşuyor. Onların ellerine ne veriyorlar? CHP bayrakları. Ey CHP, onların eline CHP bayrağını veriyorsun da, Türk Bayrağını niye veremiyorsun, niye Türk Bayrağını veremiyorsun? Çünkü BDP’li elinde Türk Bayrağıyla dolaşmaz, anlaşmayı da öyle yapıyorlar. Şimdi bu CHP’ye Isparta soruyorum sizlere, 12 Haziran’da dersini verecek mi? Bak fazla günümüz kalmadı. Şurada bugün dahil 10 gün var. Kapı kapı dolaşmaya var mıyız? Kapı kapı bütün ahbabı yarın, komşu herkesi dolaşmamız lazım. Ve 12 Haziran’a bu kardeşiniz sizlerden gelin diyorum, Isparta’nın milletvekili sayısı azaldı, 4’e düştü. Ve buradan sizlerden 4’te 4 istiyoruz. Ama bunun için çok çalışmamız lazım, şu son 10 gün çok çalışmamız lazım. Sevgili Ispartalı kardeşim, üzülüyorum. Burada Türk Bayrağını kalkıp onların eline veremeyen bir Genel Başkan. Bunun Türkiye’de iktidar diye bir derdi olabilir mi? Bu ancak CHP’nin içindeki yerini sağlamlaştırmaya çalışıyor. Ama CHP de kalkıp bu soruyu ona soramıyor. Ben CHP’ye gönül veren kardeşlerime sesleniyorum. Gelin diyorum, başımızı iki elimizin arasına alalım, bu CHP nereye gidiyor diye bir soralım.

Kardeşlerim; bu statüko partileri; CHP, MHP, BDP tıpkı 12 Eylül’de olduğu gibi bir kez daha AK PARTi’ye karşı ittifak kurdular. Tıpkı 12 Eylül’de olduğu gibi bu statüko partileri bir kez daha işbirliği yaptılar. Üstelik bu sefer sadece statükoda değil, şiddet uygulama noktasında da işbirliği yaptılar. Kardeşlerim, düşüncenin bittiği yerde şiddet başlar. Demokrasiden umudunu kesenler, sandıktan umudunu kesenler işte böyle taşla, sopayla, molotofla ortaya dökülürler. Milletten yüz bulamayanlar işte böyle milleti tehdit ederek, korkutarak ayakta kalmaya çalışırlar. Milletle iletişim kuramayanlar işte böyle provokasyonla kafaları bulandırmanın peşinde koşarlar. Benim tek kapısını çalacağım yer var; millet. Ve biz sizinle sandıkta el ele vereceğiz, omuz omuza vereceğiz, bizim yerimiz o. Benim tek ortağım sizlersiniz. Bu oyunu bozacak, bu tezgahı alt üst edecek olan sizlersiniz. Isparta bu oyunu bozacak mı? Isparta bu tezgahı alt üst edecek mi? Isparta bu statüko partilerine bir kez daha sandıkta gereken cevabı verecek mi? Sevgili kardeşlerim, biz bu şiddet eylemlerinin hiçbirine boyun eğmeyeceğiz. Bu tahriklerden, bu kışkırtmalardan dolayı asla geri adım atmayacağız, bu tuzaklara düşmeyeceğiz.

İşte dün Diyarbakır, evvel Allah gümbür gümbür meydandaydı. Ve oradan evvel Allah tüm Güneydoğu’ya Diyarbakır halkı seslendi. Ne dedi? Biz varız dedi, biz varız. Ve ben Diyarbakırlı kardeşlerime korkuyu korkuttukları için teşekkür ediyorum. Demokrasiden asla taviz vermeyeceğiz dediler. Kardeşlerim, bizim rotamızı siz çizdiniz. Biz milletin rotasında ilerlemeye devam edeceğiz. Biz milletin partisiyiz, milletle el ele yürümeye devam edeceğiz. Bizi hiçbir şeyle evvel Allah korkutamazlar. Bizi merhum Menderes’in akıbetiyle, Yüce Divan’la korkutamazlar. CHP bize ne diyor? Sen diyor, Menderes’in akıbetini bilmiyor musun? Taşla, sopayla, molotofla korkutamazlar. Biz bu yola, millet yoluna başımızı, canımızı koyarak çıktık. O şekilde yürümeye devam edeceğiz. Zira Hazreti Ali’nin ifadesiyle; “Ecelimiz ömrümüzün kefilidir” diyor. Ecelimiz ömrümüzün kefilidir. Bugüne kadar çetelerle nasıl kararlılıkla mücadele ettiysek, bu mücadeleyi aynen sürdüreceğiz. Korkunun ecele faydası yoktur. Bakın sevgili kardeşlerim, tayin edilmiş ömür ne bir an öte, ne bir an geri bak saniye demiyorum, an, gitmez. Öyleyse kimse boşuna hesap yapmasın.

Bakın sevgili kardeşlerim, son günlerde CHP Genel Başkanı bir yeni CHP’dir tutturmuş gidiyor. Şunu aziz milletimin çok iyi anlamasını istiyorum. Yeni CHP sadece ve sadece bir projedir. Yeni CHP eskinin üzerine inşa edilmiş bir projedir. Eski CHP, millete göbeğini kaşıyan adam, o zihniyet millete bidon kafalı. O zihniyet millete ne diyordu? CHP’ye oy vermedikleri için bu milletin yüzde 60’ı aptaldır diyordu. Şimdi de Bursa’da Sayın Kılıçdaroğlu ne diyor? AK PARTi’ye oy verenleri beyinsiz olarak ifade ediyor. Ah kardeşlerim ah, bunların siyasi ahlakı bu, siyasi edebi bu. Cevabı da verdiğiniz zaman rahatsız oluyor beyler, kendisini aynada görüyor diyor. Sen önce aynada bugüne kadar hep kendini tanımladın zaten. Yalan yalan yalan yalan, hayatın bu. Dün akşam televizyon programında da açıkladım. Onun kulağı duymaz, kulağı duymaz, kulağının var olduğuna bakma. Bunların gözü var görmez. Dili var hakikati söylemez.

Kardeşlerim; eski CHP camileri ahıra çeviriyordu. İlmihal kitaplarını yasaklıyordu. Ezanı Türkçe okutuyordu. Merhum Menderes geldi, ezan aslına döndü.

Yeni CHP’nin milletvekili İstanbul’un Zincirlikuyu Mezarlığı’nın giriş kitabesinde; “Her nefis ölümü tadacaktır” yazıyor. O da ne diyor biliyor musun? “Sinir bozucu” diyor. Sinir bozucu. Sen ölmeyecek misin? Sen profesör olsan ne olur ya. Yunus ne diyor; “İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir. Sen kendin bilmezsen ya nice okumaktır” öyle mi? Sen ilim kadını olmuşsun ama, irfan kadını olamamışsın. İrfan sahibi olmak başka, eğer bilmediğini biliyorsan irfan sahibi olursun. Musallaya yarın uzatıldığımızda hoca efendi ne diyecek? Cumhurbaşkanı niyetine demeyecek değil mi? Başbakan niyetine de demeyecek, profesör niyetine de demeyecek, trilyarder niyetine de demeyecek. Ya? Er kişi niyetine diyecek, hatun kişi niyetine diyecek. Atlastan kefenin olmayacak, ipekten kefenin olmayacak, patiska patiska. Bazıları belki bu kefeni de bulamayacak. Gelirler seni 2 metreküp yere gömerler, ondan sonra da çeker giderler. Öyle mi? Hatırlarlar mı? Önemli olan ne? Baki’nin ifade ettiği gibi; “Baki kalan bu kubbede hoş bir seda imiş meğer.” Eğer geride hoş bir eser, hoş bir seda bırakabilmişsen ne ala. Yoksa arkandan iyi ki gitti ya, iyi ki kurtulduk der.

Şimdi bakın… Bu CHP şimdi eğitim şeyini açıkladı. İmam hatiplere düşmanlık yine devam ediyor. Aynen hala devam ediyor. Geçenlerde bir tevizyon programında soruyorlar. Ama diyorlar sizin eğitim programınızda bu yok. Verdiği cevap enteresan. Ben diyor niçin imam hatiplere karşı olayım. Ama diyor, ne kadar ihtiyaç varsa o kadar diyor. Ya dürüst ol be, ne demek ihtiyaç, ihtiyaç ne demek. Kim nerede okuyacaksa bırak okusun, yani imam hatip okulunda okuyan illa imam, illa vaiz mi olacak? Ziraat meslek lisesinde okuyan illa ziraatçı mı olacak, motor meslekte illa o mu olacak? İster o olur, ister başka türlü olur, ne olursa olsun bırak. Şimdi ben imam hatipten mezunum. Ama benim imam hatip mezunu olarak üniversiteye almadılar. Gittik bir de lise bitirdik. Halbuki biz lisenin bütün derslerini okuyorduk. Hepsini okuduğumuz halde, okuduğumuz derslerden gittik, bizim zamanımızda 6 dersten imtihana sokuyorlardı, gittik bir de o imtihanları verdik. Ondan sonra lise mezunu olarak gittik üniversiteye girdik, iktisat okuduk. Değerli kardeşlerim, böyle zulümlerden geçtik. Benim 4 çocuğumun dördü de imam hatip mezunu, ne olacak? Ve ben kendileriyle de iftihar ediyorum. Ama imam hatibi bitirdikten sonra gittiler farklı farklı üniversitelerde okudular; birisi kamu yönetimi okudu, birisi gitti sosyoloji, birisi gitti psikoloji okuyorlar. Mesele ne? Mesele; ben bu özgürlükler dünyasında yavrularımı istediğim yerde okutma hakkına sahibim, okutabilmeliyim, bunun önüne kimse geçmemeli, kimse. O zaman düz liselerden mezun olanlara ihtiyaç mı vardı da bu kadar düz lise yaptınız geçmişten bugüne? Şimdi düz liselerden mezun olanlardan ihtiyaç fazlası var ne yapacağız, düz liseleri kapatacak mıyız? Söyleyeyim ben, biz evet yavaş yavaş azaltacağız. Niye? Düz liseden mezun olan, değerli kardeşlerim Batı’ya git yüzde 25, yüzde 30’u düz lisedir, diğerleri meslek lisesidir. Niye? Çünkü meslek lisesinden mezun olanın bileğine bileziği takıyorsun. Onu yan sanayide, her yerde ne yapabiliyorsun? İstihdam edebiliyorsun. Şimdi imam hatibe de çocuğunu gönderen anne, baba niye gönderiyor? Diyor ki benim yavrum da gitsin, orada manevi değerler noktasında o eksiğini rahatlıkla gidersin, öğrensin, dinini, diyanetini bütün bunları da orada öğrensin istiyor. Ama bunun yanında müspet ilimleri de öğrensin diyor. Bundan niye rahatsız oluyorsunuz ya, bırak, aç önünü. İsteseler de istemeseler de siz bize güç verdiğiniz sürece açtık, açıyoruz ve açacağız. Ama ben inanıyorum ki Isparta’nın bu yönü çok güçlü. Isparta bu seçimde onun için 4-0 yapmalı 4-0, 4-0.

Değerli kardeşlerim; eski CHP, 27 Mayıs darbesine çanak tutuyordu biliyorsunuz. Adnan Menderes’i, Hasan Polatkan’ı, Fatin Rüştü Zorlu’yu ipe kimler götürdü? Onlar götürdü. İdamına alkış tuttular. 27 Mayıs’ı bayram ilan eden kim? CHP. 27 Mayıs’ı bayram ilan ettiler. Bunlar darbecidir bu CHP, bunlar darbeden nemalanırlar, bunu böyle biliniz. İşte yeni CHP, işte Nur Serter’in ifadesiyle 27 Mayıs’ta millet göbek attı diyecek kadar saygısızlaşıyor. Bunlar budur. İşte o CHP geçmişte ne diyordu biliyor musunuz? Halk Parti...

Şimdi bakınız çok enteresan bir şey söyleyeceğim, işte eski Cumhurbaşkanlarımızdan hemşeriniz, Sayın Demirel. Devlet adamlığı noktasındaki tecrübesini bir kenara koyalım. Ama siyasette Halk Partisi için ne diyordu biliyor musunuz? Halk Partisi, devlete resmen silah çeken eşkıyanın korucusudur, koruyucusudur. Şehit düşen askerin, polisin ve devlet görevlisinin hakkını aramaz da, şehir eşkıyası, kır eşkıyası diye adlandırılan birtakım canilerin koruyucusu kesilir. İşte buyurun, şimdi kime akıl hocalığı yapıyor, Sayın Demirel kime akıl hocalığı yapıyor? CHP’ye, MHP’ye. Yeter ki AK PARTi iktidarı olmasın diye bu savaşı veriyor. Ben değerli kardeşlerim, futbol takımı tutar gibi parti tutanlara sesleniyorum, gelin bu oyunu bozalım. Eser siyaseti başkadır, istismar siyaseti başkadır. İşte bugün gençler, işte bugün Hopa’daki şehir eşkıyasına Doğu, Güneydoğu’daki şehir yapılanmasına sahip çıkan CHP budur.

Başka ne diyordu Sayın Demirel? CHP’ye dışarıya memleketi jurnal etmektedir diyordu. İşte bugün Türkiye’yi, İsrail’e şikayet eden CHP, o günkü CHP’den tamamen farksızdır. Biliyorsunuz CHP Genel Başkanı bugüne kadar İsrail’e selam çakmak dışında dış politika adına ortaya hiç bir şey koymadı. Sayın Bahçeli, 3,5 yıllık Başbakan Yardımcılığı döneminde sorun soruşturun, kaç tane dünya ülkesine gitti? Ya 2, ya 3’tür, o kadar. Ama şimdi açıldı. Önceki gün Sayın Kılıçdaroğlu bir gazeteciye şunu söylüyor: Çok enteresan, bunu iyi dinleyin, dayan Yorgo biz geliyoruz diyor. Yunanistan’ın en büyük gazetesi de dün bu ifadelerle adeta dalga geçti. Dayan Yunanistan, Kılıçdaroğlu geliyor diyor. Ben söylemiyorum. Ya böyle Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanı olur mu? Maşallah CHP Genel Başkanı değil, Süpermen mübarek. Emekliyi, çiftçiyi, öğrenciyi kurtarmakla kalmadı, şimdi de Yunanistan’ı kurtarıyor.

Sizin o hemşeriniz, bu CHP için başka ne diyordu biliyor musunuz? Çok enteresan, Sayın Demirel’in ifadesidir. CHP iktidara gelirse ineklerin sütü kurur diyordu. Halk Partisinin Türk köylüsüne vereceği sadece ıstıraptır, ayakkabının yerini tekrar çarık alacaktır. Halk Partisi demek, köylü için yokluk demektir, karanlık demektir, çarık demektir, kağnı demektir, karasaban demektir diyordu. Sayın Demirel’e ne oldu da şimdi bu CHP’yi bu kadar över hale geldi. Ah ah kardeşlerim, işte “dün dündür, bugün bugündür” anlayışının bunlar örnekleri. Gerçekleri söyleyeceğiz, yanlışı tanıtacağız değil mi? Yanlışı tanıtacağız ki doğruyu bulalım. Aksi takdirde Müslüman bir sokulduğu yerden bir daha sokulmaz. Biz bir delikten bir kere sokuluruz, ikinci defa sokulmayız, buna çok dikkat edeceğiz.

Şimdi Hazine’nin, Merkez Bankasının birikimine, döviz rezervindeki kasaya CHP sulandı. Onun için ne yapıyor? Bol bol dağıtıyor. Sizin güzel bir sözünüz var, Isparta’nın güzel bir sözü var, dur dur bir şey söyleyeceğim sana. Isparta’nın güzel bir sözü var, ne o biliyor musunuz? “Çalıda gül bitmez, cahile söz yetmez.” Bunların yalanlarını, iftiralarını ne kadar ortaya dökersek dökelim, ne kadar yüzlerine vurursak vuralım kâr etmiyor. İşi pişkinliğe vurup aynen devam ediyorlar. Cahile söz yetmiyor yani. Ama Isparta CHP’nin bu yalanlarına ben inanıyorum ki aldanmayacak. Isparta MHP’nin yalanlarına da asla inanmayacak. Benim Ispartalı kardeşim, inşallah oynanan oyunu görüyor ve 12 Haziran’da da bu oyunu bozacak.

Değerli kardeşlerim; hamd olsun 8,5 yıl boyunca gece demedik, gündüz demedik sizlere hizmet ürettik. 81 vilayetin tamamına, 74 milyona hizmet götürdük, eser götürdük. Sadece yol, konut, baraj, okul, hastane yapmakla kalmadık. Engelli kardeşlerimize, onların ailelerine en güçlü şekilde biz sahip çıktık. Emekli vatandaşlarımızın hakkına biz sahip çıktık. Emekli vatandaşlarımıza çok yüksek oranlarda zammı biz yaptık.

Şimdi kardeşlerim; bakınız, ben size emeklilerle ilgili ne yaptığımızı şöyle bir açıklayayım. Biz göreve geldiğimizde SSK işçi emeklisi ne alıyordu biliyor musunuz? 257 lira. O zaman Bahçeli vardı. Peki 2011, yani bu yılın Ocak’ın da ne alıyor SSK işçi emeklisi? 782 lira. 257 liradan 782 liraya. Artış ne kadar? Yüzde 204. SSK tarım emeklisi kardeşim ne alıyordun? Şöyle bir geriye doğru git. Biz geldiğimizde 216 lira alıyordun, yani Bahçeli’nin döneminde. Şimdi ne veriyoruz? 705 lira. Artış ne kadar? Yüzde 226. Emekli kardeşim, memur ne alıyordu? 377 lira. Şimdi ne alıyor? 936 lira, en düşüğünü söylüyorum, memur emeklisinin en düşüğü 936 lira. Artış ne kadar? Yüzde 148. BAĞ-KUR esnaf emeklisi ne alıyordu? Değerli kardeşlerim, 149 lira. Şimdi ne alıyor? 634 lira. Artış ne kadar? Yüzde 325. Bakınız 149 liradan 634 liraya. BAĞ-KUR tarım emeklisi ne alıyordu? Bak komik ha, 66 lira. Ey Bahçeli, 66 lira BAĞ-KUR tarım emeklisine maaş veriyorlardı. Şimdi biz ne veriyoruz? 473 lira veriyoruz. Artış ne kadar? Yüzde 617.

Kardeşlerim; bununla kalacak mıyız? Tabi kalmayacağız. Yine biz emekli kardeşlerimizi bugüne kadar nasıl gözettiysek, bundan sonra da gözetmeye devam edeceğiz. İntibaklarıyla ilgili sorunları biz çözeriz. Bunlar çözemez, onun için bize güvenin, bize inanın. Bunların kurusıkı atmasına bakmayın, bunların sırtında yumurta küfesi yok, bunlarda sorumluluk yok. Ne diyordu eski siyasetçi? O ne veriyorsa ben 5 fazlasını veririm diyordu, öyle mi? 2 anahtar diyordu değil mi? Arabalar geldi mi? Konutlar geldi mi? Ah ah, bu oyuna gene gelecek miyiz? Soruyorum, gelecek miyiz?

Kardeşlerim; şimdi bir de spekülasyon yapılan konu şu: Sözleşmeli personel. Sözleşmeli personelle ilgili bunların söylediklerine sakın aldanmayın, hepsi yalan. Kardeşlerim, bu sorunun çözümü bizde. Ve şu anda da biz bir çalışma yine yapıyoruz. İnşallah hedefimiz, belki de yeni çıkardığımız bir kanunla bunu Pazartesi, Salı gibi bir çözüme kavuşturabilmek, arkadaşlarım üzerinde gerekli çalışmayı yapıyorlar. Ve bunu çözüme kavuşturmamızı da sizlere zaten bildireceğiz.

Kardeşlerim; çiftçi, köylü bizim dönemimizde rahat yüzü gördü. Esnaf, işçi, memur kardeşimin hem kazancı arttı, hem de alım gücü arttı. İnşallah 12 Haziran’dan sonra çok daha fazlasını göreceksiniz. Türkiye büyüdükçe, Türkiye zenginleştikçe bu imkanları eşit şekilde tüm kesimlere dağıtmaya devam edeceğiz. Kardeşlerim bakınız bu konuda 8,5 yılda önemli mesafe kat ettik. Sizin hayır duanızla, desteğinizle daha fazlasını yapacağız.

Değerli Ispartalılar; Isparta’nın içme suyu ihtiyacını karşılayacak Darıdere’si Göletini tamamladık. Isparta’nın önemli turizm merkezlerinden Davraz’da 2. ve 3. telesiyejlerin inşasına başlıyoruz. Üniversiteyi fiziki altyapı ve öğrenci sayısı bakımından 2 kat büyüttük.

Buradan sizlere bir de müjde vermek istiyorum, Isparta’ya bir sağlık kampüsü kuruyoruz. Eski Sümer Halı Tesisinin bulunduğu 195 bin metrekarelik alana 500 yataklı bir bölge hastanesiyle, 200 yataklı kadın doğum ve çocuk hastanesi inşa edeceğiz. Bu projeyle ilgili çalışmalar son aşamasına gelmiş vaziyette. İnşallah Isparta’yı ülkemizdeki sayılı sağlık kampüslerinden birine böylece kavuşturmuş olacağız.

Kardeşlerim; bunun yanında Türkiye’nin 81 vilayetiyle Isparta’mızın dertlerine derman olacak, sıkıntılarını çözecek bazı hizmetleri sizlere verdiğimiz gibi, ama bazı şeyleri de şöyle anlatayım. Mesela kıl keçisine dikkat ederseniz orman otlaklarını biz açtık ve bunu destekliyoruz, arkasındayız. Asla bir engel söz konusu değil. Kara havacılık ve bakım üssü Ankara Etimesgut’tan onu buraya getiriyoruz, ihalesi yapıldı, yer teslimi yapıldı ve çok ciddi bir istihdam alanı doğuracak. Bu işin merkezi haline burası geliyor. Ve Isparta-Konya, Isparta-Antalya bölünmüş yolları tamamıyla planlandı ve şu anda üzerinde çalışma var, bu bölünmüş yollarla Isparta, Konya ve Antalya’ya çok daha kısa zamanda çok daha sağlıklı bir şekilde ulaşma imkanına kavuşuyor.

Kardeşlerim; bugüne kadar Isparta’ya kazandırdığımız hizmetler, bakınız eğitimde 163 bin derslik yaptık Türkiye’de, Isparta’ya 839 derslik getirdik. 1 milyona yakın Türkiye’de bilgisayar dağıttık tüm Türkiye’ye. Isparta’ya da 5 bin 211 bilgisayar gönderdik. Bizden önce Isparta’nın okullarında bilişim teknolojisi sınıfı var mıydı? Yok. Ama şimdi var. Ve sosyal güvencesi olmayan kardeşlerime diyorum ki, engel tanımıyoruz eğitimde. İlköğretimde erkek öğrenciye 30 lira, kız öğrenciye 35 lira veriyoruz. Ortaöğretimde erkek öğrenciye 45 lira veriyoruz, kız öğrenciye 55 lira veriyoruz. Anne’ye 150 lira veriyoruz. Bakın almayanlar varsa, sosyal güvencesi olmayanlar için söylüyorum, müracaatlarını yapsınlar ve bu imkandan istifade etsinler. Parayı kime veriyoruz? Anne’ye veriyoruz. Babaya vermiyoruz. İşte bu pozitif ayrımcılıktır.

Kardeşlerim; şimdi size ben eğitimde bir müjde… Kitapları hep ücretsiz verdik mi? İlkokulda, ortaokulda, lisede ücretsiz verdik mi? Hala veriyor muyuz? Şimdi gelelim size bir başka müjdeye. Artık okullardan karatahtayı kaldırıyoruz. Karatahta gidiyor, ne geliyor yerine? Akıllı tahta geliyor. Bilgisayar donanımlı akıllı tahtaya geçiyoruz. İnternet ağıyla dünyaya bağlı olacağız. Ancak, sizlere birer tane de elektronik kitap dağıtacağız. Nasıl, çocuklar nasıl, güzel mi? Ve bunu sizlere ücretsiz olarak vereceğiz? Ve bütün dersler bunun içinde var, hepsini buna giriyoruz. Zengin-fakir ayrımı yapmaksızın bütün yavrularımıza veriyoruz. Sağ olasınız. 4 yıl içinde bu projeyi bitiriyoruz. Yani ihaleyi seçimden hemen sonra yapacağız, ön hazırlıklar tamam ve ürettikçe kazanan firma okullarımıza bu akıllı tahtaları monte edeceğiz ve elektronik kitapları da çocuklarımıza vereceğiz. Yani 4 yıl beklemeyeceğiz, peyderpey bunlar devam edecek. Neden? Ah benim kardeşlerim, yahu Amerika’da Edward, George, Mary, Almanya’sında Hans, Helga bunlar bu imkanlara sahip oluyor da, benim Isparta’mda Ahmet’im, Mehmet’im, Ömer’im, Akif’im, Ayşe’m, Fatma’m, Hatice’m, Betül’üm niçin bu imkanlara sahip olmasın, soruyorum sizlere neden? İşte yıllarca bizi böyle aldattılar. Ama biz ne aldatan olacağız, ne aldanan olacağız dedik ve aldatmadık. Kardeşlerim ama çok çalışacağız, bütün gençlere bunları anlatacağız, tamam? Şimdi ilk defa oyunu kullanacak olan 18 yaşlı gruplar var, değil mi? Ona göre çok çalışacağız, anlatacağız. Bak geçmişte neler oldu neler. Bize kimse ücretsiz kitap veriyor muydu kardeşim? Ah ah, bak sizden büyük yavrularım benim çocuklarım var. Biz kitap bulamazdık, biz teksir kağıtlarıyla abilerimizden parayla almak isterdik vermezlerdi. Teksir teksir, mürekkeple karışır birbirine okuyamazsın, öyle şartlar. Öğretmeniz anlatır, biz not tutardık, hep böyle. Ama biz bu acıları çocuklarımıza yaşatmayalım istedik. Onun için sizlere 1. hamur kağıttan ne yaptık? Kitaplar getirdik. Şimdi de elektronik kitabı getiriyoruz. Tamam, anlaştık? Tamam.

Üniversitelerde bizden önce Sayın Bahçeli döneminde ne burs veriyorlardı biliyor musunuz? 45 liracık. Biz ne veriyoruz? 240 lira. Eğer Kredi Yurtlar Kurumu’nda kalıyorsa 150 lira da beslenme yardımı veriyoruz. Ne oldu? 390 lira. Mastır öğrencisiyse 480 lira, doktora 720 lira. Biz buyuz, biz emanetçiyiz. Biz size efendi olmaya değil, hizmetkâr olmaya geldik. Farkımız bu.

Kardeşlerim; sağlıkta istediğin hastaneye gidiyor musun? İstediğin eczaneden ilacını alıyor musun? Ah benim kardeşim, yahu Bahçeli’nin dönemine bakın, hastalar bırak, ölüler rehin kalıyordu hastanelerde ya hatırlayın, kalıyor muydu? CHP’nin Bay Kemal’inin zamanında rehin kalıyor muydu? Kardeşlerim, hastanelerin birleştirilmesi kararını biz aldık, Bay Kemal buna karşı çıktı. Elimde resmi evrak, dün akşam televizyonda gösterdim izleyenleriniz olduysa. Ama kendisi SSK’nın Genel Müdürüyken ne olur bizim elimizden şu SSK’yı alın diye Sağlık Bakanlığı’na yalvarıyor. Bu defa karşı çıktı. Niye? Uçan yalan, uçan yalan. Akşam başka, sabah başka. Şimdi artık belgeler konuşuyor. Kardeşlerim, biz bunları yaşadık, ama istiyoruz ki vatandaşımız artık bunları yaşamasın. İstediği hastaneye gitsin. Artık ayrım var mı? Özeline de devletine de gidiyor musun? İstediğin yerde ameliyatını oluyor musun? 18 helikopterle şu anda hizmet veriyoruz, 18 helikopter. Ve değerli kardeşlerim, şu ana kadar 1,5 yılda 10 bine yakın hastayı helikopterlerle taşıdık. Ve artık yatağa bağımlı olan hastalarımıza evde gelip hizmet veriyoruz. Şu ana kadar 40 bine yakın bu şekilde tedavi yaptık, biz buyuz ya, biz buyuz. “Halk için de muteber bir nesne yok devlet gibi, olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.” Bizim ecdadımız böyle yol gösterdi bize. Bir sağlıklı nefese devleti feda et diyor Kanuni Sultan Süleyman. Biz bu yoldan gidiyoruz, farkımız bu.

Kardeşlerim; Isparta’ya şu ana kadar 69 trilyonluk sağlık yatırımı yaptık. Nerelere hangi hastaneleri yaptık hepsi liste var; ama sizi daha fazla tutmak istemiyorum. Ama bir şey söyleyeceğim, o da şu: Tomografi, bizden önce 1 tane tomografi vardı, 1 tane de biz ilave ettik 2. MR yoktu, bugün 2 tane MR, Isparta’ya o da geldi. Kardeşlerim, diyaliz cihazı kaç tane vardı biliyor musunuz? 35 tane diyaliz cihazı vardı koskoca Isparta’da. Şimdi? 108 tane, 108. Neden? Çünkü biz vatandaşlarımıza çok acil hizmet vermemiz lazım.

Isparta Adalet Sarayı’nı biz yaptık. Değerli kardeşlerim, tamamladık bitti.

Isparta’ya 3 bin 251 konut uygulaması başlattık. 3 bin 155’ini sahiplerine teslim ettik. Şimdi inşallah bu dönemde esnaf sanatkârlarımıza da özel olarak onlara da toplu konut inşa edeceğiz Isparta’da. Onları da böyle bir belli bir sitelere toplu konut olarak talepleri üzerine bunu da yerine getireceğiz.

Ulaştırmada, 44 kilometre bölünmüş yol yaptık Isparta’ya. Havaalanının 2002 yılında kardeşlerim yolcusu ne kadardı biliyor musunuz? Şu rakama bakın: 2 bin 871. 2 bin, 3 bin olsun. Biz bunu 10’a katladık, 11’e katladık. Şimdi ne kadar biliyor musunuz? 33 bin 410.

KÖYDES’te 44 trilyon destek verdik. Değerli kardeşlerim, aynı şekilde bunlar devam ediyor, devam edecek.

Doğalgazı getirdik mi Isparta’ya? Getirdik. Ah be hatırlayın, 4 kat, 5 kat, 6 kat, 7 kat şu gördüğünüz koskoca apartmanların bodrumuna iniyordun, öyle mi? O bodrumda sıçanlar cirit atıyor, oradan kömürü al yukarı çıkar. Kül, koku, bir odayı ısıtırsın, diğerlerini ısıtamazsın değil mi? Ama şimdi doğalgaz geldi, Kombinin düğmesine bas, bütün daire ısınsın, sıcak su anında gelsin. Ya Batı’da Helga buna layık da, benim Ayşe bacım, Fatma bacım, Hatice bacım niçin layık olmasın? Bizden öncekiler değerli kardeşlerim, devraldığımızda 9 ilin bir kısmına getirebilmişti. Şimdi 69 ilde var, 69 ilde. Hedef 81 ile doğalgaz.

Tarımda 2002’de verilen destek ne biliyor musunuz? 9 trilyon. Biz 2010’da 30 trilyon destek verdik, tarım desteği. Tamamen şu 8,5 yılda 195 trilyon destek verdik. Hayvancılığa 48 trilyon destek verdik.

Değerli kardeşlerim; Sayın Bahçeli’nin döneminde Ziraat Bankası yüzde kaç faizle kredi veriyordu biliyor musunuz? Yüzde 59. Şimdi yüzde 5. Farkı görüyor musunuz? Esnaf, sanatkâra Halk Bankası yüzde kaç faizle kredi veriyor biliyor musunuz? Yüzde 47 o zaman. Şimdi yüzde 5. Bak nereden nereye indi. Kim zulmetti? Ahh kardeşlerim, ama işte 12 Haziran’da bunun hesabını soralım. Değerli kardeşlerim, 21 bankayı iflas ettirdiler, fona devrettiler, benim milletim cebinden ödedi. Bak dünyada küresel finans krizi oldu, bir şey var mı? Türkiye’de herhangi bir şey yok, herkes güçlü. Ziraat Bankası’nı iflas ettiriyorlar, görev zararı yazdılar. Halk Bankasına aynısını yaptılar. Kimin cebinden çıktı? Benim Ispartalı kardeşimin cebinden. Şimdi böyle bir şey var mı? Yok.

Ah kardeşlerim, enflasyon yüzde 30’dan yüzde 4’e düştü, 26 fark. Kimin cebinde kaldı? Benim vatandaşımın cebinde. Devletin borçlanma faizi neydi biliyor musunuz? Yüzde 63. Şimdi yüzde 7. Aradaki fark yüzde 56. Kimin cebinde kaldı? Vatandaşımın.

Ah benim kardeşlerim, bakınız, MHP’den devraldık değil mi Hükümeti? IMF’ye borç neydi biliyor musunuz? 23,5 milyar dolar. Onlar borçlandı, ödedik, ödedik, ödedik şimdi ne kaldı biliyor musunuz? 5 milyar dolar.

Merkez Bankasının kasasında ne vardı biliyor musunuz? 27,5 milyar dolar. Yarısı da yurt dışındaki işçi kardeşlerimin parası. Şimdi ne oldu? 95 milyar dolar oldu. Biz geldik 79 senede 6 bin 100 kilometre bölünmüş yol yapılmış. Biz 8 senede 13 bin 600 kilometre bölünmüş yol yaptık. Farkımız bu.

Şimdi kardeşlerim, artık işin sonuna gelelim. Devlet Su İşleriyle burada yaptığımız yatırım 233 trilyon. Şarkikaraağaç, Köprüköy ve Yalvaç-Çetince Göleti ve sulamasını, Gelendost 2. kademe, Barla, Çarıksaylar, Körküler, Balcı, Hoyran ek saha sulama projeleri gibi Uluborlu sulaması, rehabilitasyonu bunları biz tamamladık. Ve değerli kardeşlerim, bunlarla bütün arazileri sulamaya açtık. 26 adet taşkın koruma tesisi inşa ettik, bunları hep biz yaptık ve yapacağız, daha çok şeyler yapacağız.

Şimdi 10 gün. Buradan ayrılır ayrılmaz çok çalışıyoruz değil mi? Ben, Mersin’e selamlarınızı götüreceğim. Şimdi Mersin’e gidiyorum. Ama sizden de şu kalan 10 günde çok çalışmanızı istiyorum. Bizim ahdimiz var değil mi, şarkımız var değil mi? Söylemeye hazır mıyız? Şöyle bayrakları bir göreyim bakayım. Hazır mıyız?

Beraber yürüdük biz bu yollarda. Beraber ıslandık yağan yağmurda. Şimdi dinlediğim tüm şarkılarda bize her şey sizi hatırlatıyor. Bize her şey sizi hatırlatıyor. Bize her şey sizi hatırlatıyor.

Günümüz kutlu olsun. 12 Haziran ülkemiz, Isparta’mız, milletimiz, tüm Ispartalı kardeşlerim için hayırlara vesile olsun. Yeni anayasamızın, temel hak ve özgürlüklerimizin miladı olsun diyor, sizlere selam, sevgi ve saygılar sunuyorum.