Recep Tayyip Erdoğan'ın 27 Mayıs 2011 tarihli Aydın mitinginde yaptığı konuşma

Vikikaynak sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Buharkent’e, Çine’ye, Didim’e, Germencik’e, İncirliova’ya, Karacasu’ya, Karpuzlu’ya, Koçarlı’ya, Köşk’e, Kuşadası’na, Kuyucak’a, Nazilli’ye, Söke’ye, Sultanhisar’a, Yenipazar’a oralarda yaşayan tüm kardeşlerime selamlarımı, sevgilerimi yolluyorum.

Demirci Mehmet Efe’nin, Yörük Ali Efe’nin, Uluğ Bey’in, Çaka Bey’in, merhum Adnan Menderes’in şehri, efeler diyarı Aydın’ın efelerini selamlıyorum. Sevgili Aydınlılar; bugün 27 Mayıs önemli bir gün. Konuşmama 27 Mayıs’la ve merhum Adnan Menderes, arkadaşlarını rahmetle yad ederek başlamak istiyorum. Onun için bugün Aydınlı kardeşlerimle bir muhasebeyi yaparak yola çıkmamız lazım. Demokrasinin kırılma noktası olan 1961’i bugün hatırlamak durumundayız. 1960’ta bir 27 Mayıs günü yapılan o meşum müdahalenin üzerinden tam 51 yıl geçti. Aydınlı bir demokrasi kahramanını, Aydınlı bir efeyi, Adnan Menderes’i aldılar, Yassıada’da da güya yargıladılar.

Müsaade ederseniz ben şu ceketi çıkarayım. Biz sizlerle gurur duyuyoruz. Yassıada’da güya yargıladılar. Maalesef iki arkadaşıyla birlikte idam ettiler. Burada, kendi memleketinde Adnan Menderes’i, onun yol arkadaşları olan Hasan Polatkan’ı, Fatin Rüştü Zorlu’yu anmadan, yad etmeden bugünkü konuşmama başlayamazdım. Allah onlardan razı olsun. İnşallah mekanları cennet olsun. Merhum Adnan Menderes, Yassıada’dayken en çok da Aydın’ı özlemişti, en çok da Çine Çayını özlemişti. Yakınlarına şu tarihe geçecek sözleri söylemişti: “Hayırlısıyla şuradan bir kurtulaydım, memleketime döneceğim, oturacağım Çine Çayının kenarına, söğüt ağaçlarının serinliğinin yüzümde dolanmasının bana getireceği saadetle yetineceğim” demişti. Hiçbir şeye de karışmayacağım. Ona da müsaade etmediler, Adnan Menderes’in Aydın’a, Çine Çayının kenarına dönmesine dahi izin vermediler. Peki ne yaptı Adnan Menderes, suçu neydi? 14 Mayıs 1950’de; “yeter, söz milletindir” diyerek iktidara geldi, o CHP’nin otoriter rejimini alt üst etti. 12 Haziran’da CHP’yi Aydın’da silmeye hazır mıyız? Bu çok önemli. Şimdi soruyorum, neydi Adnan Menderes’in suçu? Bu ülkeyi ekonomik olarak, siyasal, sosyal, diplomatik olarak çok ileri seviyelere taşıdı, bu mu suç? Milletin sevgisini kazandı, hizmetleriyle milletin gönlünde hiç silinmeyecek bir iz bıraktı, bu mu suç? Milletin inançlarına sahip çıktı. CHP ezanı “Tanrı uludur, Tanrı uludur”a çevirdi, Menderes “Allahu ekber, Allahu ekber” aslına çevirdi, bu mu suç?

Sevgili Aydınlı kardeşlerim; ben, Adnan Menderes’in niye idam edildiğini size söyleyeyim. Çünkü statükoya karşı çıktı, çünkü CHP zulmüne karşı çıktı, tahriklere, kışkırtmalara, istismara, yolsuzluklara, yasaklara, seçkinci bürokrasiye, üstünlerin hukukuna karşı çıktı. Bu milletin emeğine, sofradaki ekmeğine, tarladaki pamuğuna, buğdayına musallat olan, ama milletine tepeden bakan, milletini aşağılayan, milleti adeta böcek gibi gören o CHP zihniyetine karşı çıktı. Bugün değişen bir şey var mı, CHP yine aynı CHP değil mi, aynı zihniyet değil mi? Ne diyorlar benim milletime? Göbeğini kaşıyan adam. Ne diyor benim milletime bu CHP’liler, bu CHP zihniyeti? Bidon kafalı. Ne diyor bunlar? Yüzde 60’ı aptal. CHP zihniyeti bu. 27 Mayıs Türkiye’nin demokrasi tarihine kara bir lekedir. 27 Mayıs bu milletin demokrasi mücadelesinde acı bir yaradır. 27 Mayıs CHP zulmünün, statüko baskısının, vesayetçi anlayışın nasıl gözü kara bir biçimde masum insanların canına kıydığının resmi belgesidir. Açık söylüyorum, 27 Mayıs’ı biz unutmadık, millet unutmadı, demokrasi mücadelesi adına da 27 Mayıs’ı asla unutmayacak ve unutturmayacağız. Onun için Aydınlıya önemli bir görev düşüyor. Aydınlının Türkiye’ye önemli bir mesajının olması gerekiyor. CHP, Aydın’da çok ciddi bir tokadı sandıkta yemelidir. Allah aşkına, bana söyler misiniz, bunların Aydın’a bugüne kadar getirdiği ne var? Bunların dikili bir ağacı var mı bu Aydın’da? Nerede var ki? Bu ülkede tekrar 27 Mayıs’ların yaşanmasına göz yummayacak, müsaade etmeyeceğiz.

Aydın’dan, Adnan Menderes’in memleketinden bir 27 Mayıs günü tüm Türkiye’ye açık yüreklilikle söylüyorum. Bize Adnan Menderes’in akıbetini hatırlatan CHP yönetimine sesleniyorum. Benim için diyorlar ya, kim diyor? CHP yönetimi. Adnan Menderes’i unutma diyor. Bize idam sehpasını işaret edenlere söylüyorum. Bizi Yüce Divan’la tehdit eden MHP’nin yönetimine sesleniyorum. Gafillere sesleniyorum. Biz tıpkı Adnan Menderes gibi bu yola beyaz gömleğimizi giyerek çıktık. Biz milletin yoluna, hizmetin yoluna, vatanımızın yoluna canımızı koyarak çıktık.

Değerli kardeşlerim; ama asla bu yoldan vazgeçmeyiz, bu yoldan geri adım atmayız. Ne diyor şair; “Ölüm ne uzak bize, ne yakın bize ölüm. Ölümsüzlüğü tattık, bize neylesin ölüm.” Bizim için ölüm yok olmak değil, ölüm bizim için yeniden bir diriliştir, “basu badel mevt”tir ölüm bizim için. İnşallah o Yassıada var ya, o Yassıada’yı AK PARTi olarak ustalık dönemimizde yaslı ada olmaktan çıkarıyoruz. Şu anda proje çalışmalarımızın alan çalışmaları bitti. İnşallah bu hafta içerisinde, yani önümüzdeki hafta içinde İstanbul’da yapacağımız bir lansmanla İstanbul’un yeni projeleri içerisinde Yassıada’nın yaslı ada olmaktan çıkarılışını anlatacağız, nasıl çıkarılacağını anlatacağız. Ve Kültür Turizm Bakanlığına burayı devretmek suretiyle yeni bir süreç başlayacak ve orası artık barışa özlemi olan, özgürlüklere özlemi olan, demokrasiye özlemi olan, düşüncesini, fikrini, inancını sergileyenlerin el ele olacağı bir ada haline geliyor, bunu müjdeliyorum.

Sevgili Aydınlı kardeşlerim; 27 Mayıs’ı yapanlar, Adnan Menderes’i asanlar aslında bu ülkeye, millete, iş başına gelecek hükümetlere bir mesaj vermek istediler. Ne dediler? Her an ensenizdeyiz, sizi takip ediyoruz dediler. Statükoya karşı gelmeyin dediler. Ne yazık ki 12 Mart’ta, 12 Eylül’de, 28 Şubat’ta bu tehditlerini devam ettirdiler. Adnan Menderes’in mirası üzerinde oturduğunu iddia eden, Adnan Menderes’i istismar edenler de 28 Şubat müdahalesine kol kanat gererek aslında statükonun bir bekçisi olduklarını gösterdiler, kim olduğunu biliyorsunuz. İşte AK PARTi bu tehditlerin hiçbirine pabuç bırakmamıştır. AK PARTi statüko karşısında eğilmemiştir. AK PARTi vesayete, müdahaleye, çetelere asla müsaade etmemiştir. Biz demokrasi dedik, biz tıpkı Adnan Menderes gibi; “Yeter, söz de, karar da milletindir” dedik. Biz bu ülkeye çeteler değil, millet istikamet çizer dedik. Bunun da arkasında durduk. İşte şu anda 12 Haziran öncesinde AK PARTi’nin hedef alınması, bizim dimdik duruşumuzun bir neticesidir.

Sevgili Aydınlılar; görüyorsunuz şu anda statüko ittifak içine girmiş durumda. CHP’si, MHP’si, BDP’si kol kola girmiş, aynı hizaya geçmiş durumda. AK PARTi karşısında kenetlendiler. Batı’da CHP ve MHP ittifak halinde AK PARTi’ye çamur atmaya çalışırken, Doğu’da, Güneydoğu’da AK PARTi’nin seçim büroları, il, ilçe başkanlıkları hedef alınıyor. Dün bir ilçe başkanımın çocuğunu terör örgütü kaçırdı. 2 gün önce Silvan’da İlçe Başkanımın taş ocağını basarak bütün iş makinelerini yaktılar. 100’ü aşkın seçim bürolarımızı molotofladılar. Şimdi bakıyorsun, bu BDP’nin yetkilileri sağ olsun medya da bunlara çanak tutuyor ve televizyonlarda şunu söylüyorlar: Şahsımla alakalı garip garip ifadeler. Ben bunlara şunu söylüyorum: Siz demokrat mısınız, siz özgürlükten yana mısınız? Eğer demokratsanız şu terör örgütüne sığınmayın. Eğer Tayyip Erdoğan’ı ve arkadaşlarını, bu kadroya inanan halkımı susturacağınızı zannediyorsanız asla asla. İşte bak; “Kar, bora, fırtına sükun bulacak, sana teröristler selam duracak” biz böyle yürüdük bu yolda. Evvel Allah. Ama teröristleri arkasına alanlar, onlara dükkanları kapattıranlar ve bu milletin birliğine, beraberliğine kast edenler evvel Allah bu ülkede hiçbir zaman kendilerine o istedikleri yere bulamayacaklar. Esasında hedef AK PARTi değil. Hedef millet iradesi. Hadi gel seçime katıl. Tutturmuşlar bir şey, yüzde 10 barajını düşürün. AK PARTi yüzde 10 barajıyla gelmedi mi? Biz Partimizi kurduğumuzda yüzde 10 barajı yok muydu? Millet kime oy vereceğini biliyor. Kendisini kucaklayana millet oy verir. Ama sen kalkıp da belli bir etnik unsurun partisiyim dersen, bir diğer tarafta MHP gibi ben de bir başka etnik unsurun partisiyim dersen, bir diğer parti de CHP gibi kumsalların, denizlerin partisiyim derseniz bu ülkede bu millet size prim vermez. Biz 74 milyonun partisiyiz, ayrım yok. Türk’üyle, Kürt’üyle, Laz’ıyla, Çerkez’iyle, Gürcü’süyle, Roman’ıyla, Boşnak’ıyla ne varsa 74 milyonu yaratılanı Yaratan’dan ötürü anlayışıyla kucaklıyoruz. Ve biz kumsalların da partisiyiz, biz Orta Anadolu’nun da partisiyiz, biz Doğu, Güneydoğu buraların da partisiyiz, kuzeyin de, güneyin de, Trakya’nın da partisiyiz, her yerin partisiyiz, her yerin. Niye? Beni yaratan Allah onları da yarattı. 780 bin kilometrekare vatan toprakları bizim. Burada ayrım yok. İzmir’e ne yapıyorsak Van’a da, Hakkari’ye de onu yapıyoruz. Türkiye modern olacaksa böyle olacak. Yollarıyla her şeyiyle, hava alanlarıyla her şeyiyle yapmaya devam edeceğiz. Kardeşlikten korkanlar, birlik ve beraberlikten ürkenler, Türkiye’nin güçlenmesinden tedirgin olanlar işte bu senaryoları uyguluyorlar. Kastamonu’da konvoyumuza saldıranlar bir polisimizi şehit ettiler. Silopi’de polisimize saldırdılar, orada da kulübede 2 polisimizi şehit ettiler. Dün İstanbul’da ortalık yerde sivil halka yönelik bomba patladı. Orada da 1’i polis 8 kardeşimizi yaraladılar. Ben yaralı kardeşlerime Allah’tan şifalar diliyorum, geçmiş olsun temennisinde bulunuyorum, şehitlerimize de Allah’tan rahmet diliyorum.

Aydınlı kardeşim, sevgili efeler; Türkiye’de bir oyun oynanıyor, Türkiye’ye bir tuzak kurulmak isteniyor. Kasetler yoluyla siyaset şekillendirilmek isteniyor. Saldırılar yoluyla millet sindirilmek isteniyor. Bir kez daha çetelere can suyu verilmek isteniyor. Bakınız dün akşam MHP’li bir grup, hem de giydirilmiş arabalarıyla beraber hep birlikte bir yayın grubuna bastılar, saldırdılar, cam, çerçeve indirdiler. 150-200-300 kişilik bir grup. Niçin? Çünkü bunların düşünceye tahammülü yok, farklı düşünceye tahammülü yok. Bunlar geçmişte de böyleydiler, şimdi de böyleler. Genlerine işlemiş genlerine. Genel Başkanlarının halini görmüyor musunuz? Sahnede konuşurken adeta böyle aman Yarabbi, onun için diyorum televizyonda sakın izlettirmeyin, sakın. İnanın yavrularımız psikolojik travma geçirebilir, buna dikkat etmek lazım. Biz bugüne kadar bu oyunları bozduk. 3 Kasım’da bozduk, 22 Temmuz’da bozduk, 12 Eylül’de bozduk. 12 Haziran’da gelin milletçe bu oyunu bir kez daha bozalım. 12 Haziran’da gelin bu statükocuları bir kez daha hayal kırıklığına uğratalım. 12 Haziran’da Adnan Menderes’in hatırasına sahip çıkalım. Yeni bir anayasayı, milletin anayasasını yapalım. Bu ülkede anayasaların darbelerle, müdahalelerle, statüko tarafından değil, millet tarafından yapılabileceğini gösterelim. Gelin 12 Haziran’da istikrara sahip çıkalım.

Bakın sevgili Aydınlılar; CHP Genel Başkanı Hakkari’ye gitti. Orada BDP’lilerle kol kola miting yaptı. Şimdi yavaş yavaş BDP yetkilileri işbirliğini itiraf etmeye başladılar. Eş Genel Başkanlardan bir tanesinin yardımcısı çıktı açıkladı, evet dedi, oraya biz partililerimizi götürdük ve CHP’ye destek verdik. Açık açık söylediler. Biz bunu baştan söyledik zaten. Ve ben şunu merak ediyorum: MHP Genel Başkanı acaba neden susuyor? Bir tane Türk Bayrağının olmadığı o CHP mitingi karşısında neden susuyor? Sayın Kılıçdaroğlu, özerklik vaatleri yaptı, bu konuda ne acaba Sayın Bahçeli neden çıtını çıkarmıyor? AK PARTiye kaplan kesilen Sayın Bahçeli, acaba neden CHP’ye kuzu kesiliyor? Çünkü statüko ittifak halinde. Ha CHP, ha MHP, ha BDP. Aralarında hiçbir fark yok, al birini vur öbürüne. Bunların milletin hizmetinde değiller, bunlar milletin emrinde değiller. Bunlar hep birlikte Silivri’ye tünel kazmanın gayreti içindeler. Aydınlı kardeşlerimin bu gerçeği görmesini istiyorum. Ne olur, ben CHP’ye gönül veren kardeşlerime de sesleniyorum, MHP’ye gönül veren kardeşlerime de sesleniyorum, BDP’ye gönül veren kardeşlerime de sesleniyorum. Dikkat edin gönül veren diyorum. Futbol takımı tutar gibi parti tutulmaz. Siyasi partiler hizmet için vardır. Biz hizmet siyaseti yapıyoruz, biz eser siyaseti yapıyoruz. Ama diğerleri istismar siyaseti yapıyor, ideolojik siyaseti yapıyor. Şimdi değerli kardeşlerim, birileri çetelere kol kanat germenin gayreti içerisinde, biz ise milletle kucaklaşmanın gayreti içerisindeyiz.

Bakınız sevgili kardeşlerim, MHP Aydın’da akıl hocaları kimdir bilemem ama, bir pano, bir pankart asmış. Tabi çok çirkin bir şey. Çünkü akıl hocalarının ne olduğunu da bilmiyorum. Değerli kardeşlerim, önce şu açıklamalarımı dinlesinler de onun üzerinde bir araştırma yapsınlar. Ama milletimin bunları bilmesini istiyorum. Sevgili kardeşlerim, 1923 yılına MHP’lilerin gitmesine gerek yok. MHP’nin kenarından, köşesinden tuttuğu 3,5 yılın hesabını yapalım. Sen 3,5 yılda ne aldın ve AK PARTi’ye ne devrettin, öyle mi, asıl olan bu değil mi? Eğer 1923’e gidersen, bak 1923’te Türkiye’nin milli geliri neydi biliyor musunuz? 11 milyar Türk Lirası. Toplam borcu neydi biliyor musunuz? 43 milyar Türk Lirası, 1’e 4. O dönemler bizim zaten tamamen fakirlik dönemlerimiz. Bir Cumhuriyet kuruluyor, fakirlik içindeyiz, ciddi manada sıkıntıların olduğu dönemler. Değerli kardeşlerim, ama biz geliyoruz 99’a. Yani MHP’nin iktidarı devraldığı döneme gelelim. Hatta 98’in sonu. Buraya baktığımız zaman 99’da Türkiye’nin milli geliri 104 milyar lira. Toplam borç 41,6 milyar lira. Yani milli gelirin yüzde 40’ı borç 99’da. Değerli kardeşlerim, bize devrettiğinde durum ne biliyor musunuz? Milli gelir 350 milyar lira. Toplam borç 225 milyar lira. Oran yüzde 69,2, küsuratı bırak 69. Yani milli gelirin yüzde 69’u nedir? Borç, kamu net borç stoku.


Sevgili kardeşlerim; peki 2010’da durum ne? Yani bizim geçen yılın sonunu söylüyorum. Milli gelir bakın nereye çıkmışız, burası çok önemli, 1 trilyon 105 milyar Türk Lirası. Ey Aydın’ın MHP teşkilatı, hangi akıl hocaları sana bu aklı verdi? Onu yaz onu, onu yaz. Peki borç ne? Borcu da söyleyeyim sizlere, 473 milyar lira. Peki oran ne? Yüzde 43. Yani teslim aldığımızda 69, bizde 43. Bak nereden nereye gelmişiz.


Şimdi ben size bunu uluslararası literatürde söyleyeyim. Borç yiğidin kamçısıdır, zafiyet içerisinde olanın değil. Biz bu oranda alırken, yüzde 61’le aldık kamu net borç stokunu, şimdi yüzde 27, yüzde 28 buradayız. Yani milli gelirimiz ne kadar artarsa, borç ne alırsanız alın o önemli değil. Ama buna rağmen bizim borcumuz ne olmuş? Düşmüş. 61’den 28’e düşmüş.


Bitmedi. Bunlar hep, bu MHP IMF’ye karşı çıkar ya. Bunlara şunu söyleyin gittiğiniz her yerde: Ey MHP, yahu siz IMF’ye ne kadar borçla devrettiniz? 27,5 milyar dolar. Değerli kardeşlerim, şimdi ne kadar borç var biliyor musunuz? 5’in altına düştü, 4,9. Onlar borçlandı, biz ödüyoruz. Ve 3,5 yıldır biz IMF’yle herhangi bir anlaşma da yapmadık, yapmıyoruz. Güçlüyüz, yere sağlam basıyoruz.


Bitmedi. Milliyetçiyiz diyorlar ya, sevsinler sizin gibi milliyetçiyi. Bunlar kafatası milliyetçisi. Bunlarda öyle vatan sevmek, millet sevmek, milletin kişi başına milli gelirini artırmak gibi bir dert yok. İşte buyurun bakınız, milli bankamız bizim hangi banka? Merkez Bankası. Merkez Bankasının kasasında ne vardı biliyor musunuz? 27,5 milyar dolar. Sevgili kardeşlerim, şimdi Merkez Bankasının kasasında ne var biliyor musunuz? 95 milyar dolar var. Nereden nereye geldik. Şu anda Türkiye bakın nerede. Küresel finans krizi oldu, Türkiye etkilendi mi? Evvel Allah durum bu.


Bitmedi. MHP’ye gönül veren kardeşlerime hatırlatıyorum. Dünya borç vermiyordu borç. Borçlanma faizi ne olmuştu biliyor musunuz? Yüzde 63. 9 ay vadeyle veriyorlardı. Yüzde 63. Şimdi yüzde 7. Ah benim MHP’li kardeşim, ahh CHP’ye gönül veren kardeşim, şu başınızı iki elinizin arasına almıyor musunuz nasıl oldu bu iş diye, nasıl oldu? Nereden nerelere geldik bakın. Bu faiz kimin cebinden çıkıyordu? Benim Aydınlı çiftçi kardeşimin cebinden çıkıyordu, memurumun, işçimin, BAĞ-KUR’lumun cebinden çıkıyordu, emeklimin cebinden çıkıyordu. Ama şimdi cepte kalıyor bu. Enflasyon neydi? Ey MHP’, yüzde 30’la aldık senden. Şimdi enflasyon 4. Bu aradaki fark kimin cebinde kalıyor? Mutfakta kalıyor şimdi bu, mutfağa giriyor bu, böyle bir noktadayız. Sayın Bahçeli, sen bunların hesabını nasıl vereceksin, bu millete nasıl vereceksin bunun hesabını? Sevgili kardeşlerim, iş bilenin, kılıç kuşananın, bu böyle.


Alın size ben bir rakam daha vereyim. Geldiğimizde milli gelir neydi biliyor musunuz? 230 milyar dolar. Şimdi 740 milyar dolar. Dolar bazında da bunu açıklayayım size. Sevgili kardeşlerim, bunu kişi başına milli gelire vurduğunuz zaman neydi biliyor musunuz? Ahh benim kardeşlerim, bakınız, kişi başına milli gelirde de Türk Lirası olarak 3 bin 400 liradan şu anda 10 bin liranın üzerine çıktı. Durum bu, durum bu. Şimdi geliyorsunuz sağda-solda milletimize yalan üstüne yalan söylüyorsunuz, doğruları saptırmaya çalışıyorsunuz. Hiçbir zaman doğrular sapmaz. Ve şunu biliniz: Müfterilerin iftiralarına da benim milletim kulak asmaz bunu böyle biliniz.

Değerli kardeşlerim; bu benim sadece Başbakan olarak Aydın’a 7. gelişim. En son geçen yıl 10 Ekim’de geldim. Çine Adnan Menderes Barajının açılışını yaptık. Seçim yoktu, halkoylaması yoktu, ama geldim ben bu coşkuyu sizlerle Çine Barajında yaşadım. Oradaki manzarayı hiç unutmadım ve unutmayacağım. Helikopterden baraja doğru gelirken kilometrelerce uzunlukta bir insan seli gördüm. Yol boyunca on binlerce Aydınlının o coşkuyu paylaşmak için yürüyerek baraj alanına ulaşmaya çalıştığını gördüm. Bastonlu dedeleri gördüm, yaşlı teyzeleri gördüm, çocuklu kadınları, gençleri gördüm. Hepsi de o büyük heyecanı yaşamak istiyorlardı. Peki soruyorum Allah aşkına, CHP’nin eski-yeni genel başkanları, son 8,5 yılda buraya kaç kere geldiler? MHP’nin Genel Başkanı buraya toplam kaç kere geldi? Kaç kere sizin halinizi, hatırınızı sordu? 3,5 sene Hükümette kaldıklarında bırakıp kaçtı zaten, 5 yıl görevi vardı. 5 yılı tamamlayamadı, bıraktı kaçtı gitti, erken seçim dedi. Şimdi diyor ki 2023. Senin neyine 2023. Sen 3,5 sene durdun, 5 seneyi tamamlayamadın. Bizim işimiz başımızdan aşkın. Bir taraftan dünyada koşturuyoruz, 81 vilayet değil sadece, bir taraftan da Aydın’ımıza 7 kez geldik.

Şimdi Sayın Bahçeli, kalkıyor diyor ki, Ortadoğu’da şöyle böyle. Sayın Bahçeli, sen dünyada kaç tane liderle baş başa oturup konuştun, Allah aşkına ya bir onu söylesene. 3,5 sene Başbakan Yardımcılığı yaptın da kaç liderle konuştun veya kaç tane başbakan yardımcısıyla uluslararası gittin de toplantı yaptın, bir şunu söyle, bir bilelim be. Yani koskoca Türkiye Cumhuriyetinin Başbakan Yardımcısı olarak nerelere gittin Allah aşkına bir açıkla. Arkadaşlar, sevgili Aydınlılar, biz Türkiye’yi yönetiyoruz, biz devlet yönetiyoruz, bakkal dükkanı değil. Biz Türk milletiyiz, biz kabile devleti değiliz, biz imparatorluktan gelmiş, bir imparatorluk bakiyesi üzerine kurulmuş Türkiye’yiz. Onun için gereği neyse bunu yaptık, bunu yapıyoruz, bunu yapmaya da devam edeceğiz. Ve işte Çine Adnan Menderes Barajında o gün bir başka mutluyduk. Peki onlar ne iş yapıyor? Muhalefette Aydın’a gelemeyen, iktidarda buraya uğrayabilir mi? İşin gücün yok gel işte buraya. Benim Aydınlım seni burada misafir de eder, bu imkan da var.

Bak, bu ara CHP Genel Başkanı gerçekten çok komik işler yapıyor. Şaka gibi, fıkra gibi işler, ilginç bir siyasette arkadaş. Bildiğiniz gibi geçen hafta 500 gün süre istedi. İktidara geleyim 500 günde tüm vaatlerimi gerçekleştireceğim dedi. Ve aradan hemen birkaç gün geçti, 120 güne indirdi. 120 günde vaatlerimi yerine getireceğim. Şimdi seçime 16 gün kaldı. Bu süreyi seçim gününe kadar 30 dakikaya indirirse şaşmayın. İndirir mi indirir. Ama önceki gün daha komik bir şey oldu. Sayın Kılıçdaroğlu, bir televizyon programın konuşuyor. Verdiği sözleri yerine getiremeyince bu defa dedi ki 4 ay içinde istifa ederim. Bu arada bir şey daha söyledi, o da çok ilginç. Şu anda hani ben diyorum ya, var mısınız diyorum ey Kılıçdaroğlu, ey Bahçeli, 1. parti olamazsak şu Genel Başkanlıktan çekilmeye var mıyız? Şimdi buna cevap veremedim. Bak ben diyorum 1. parti olamazsak ben çekilmeye varım, Genel Başkanlıktan çekileceğim. Ama ben inanıyorum, milletime inanıyorum, inanıyorum milletime. Ben gözlerde bunu okuyorum, iktidara inanıyoruz. Siyaset yapıyorsak buna inanacağız. Sayın Bahçeli diyorum, sen 1. parti olamazsak çekilmeye var mısın? Sayın Bahçeli, sen 1. parti olmazsan çekilmeye var mısın? Şimdi ne dedi biliyor musun Kılıçdaroğlu, çok zeki ya, çok kıvrak ya, kıvraktır biliyorsunuz o özellikleri de var. Dedi ki, kimin oyu azalırsa, bak bak yine iktidara talip değil, kimin oyu azalırsa o çekilsin diyor. Yapma be, yapma. Bak hala iktidara talip değilsin. Ne diyor yine? Kimin oyu azalırsa o çekilsin diyor. Demek ki bunun iktidar olma diye bir derdi yok. Kendini muhalefette kalmaya hazır görüyor ve yine oradan o Meclis’teki yaptıklarını yine yapmaya devam edecek. Ama biz milletimizle evvel Allah 12 Haziran akşamında çok daha güçlü geleceğiz, biz buna inanıyoruz.

Şimdi kaç günümüz var? Bugünü saymazsak 15. 15 gün kapı kapı dolaşmaya hazır mıyız? Köy köy dolaşmaya hazır mıyız? 12 Haziran evvel Allah bu iş bitmiştir. Sevgili kardeşlerim; bakınız, bizler sadece eğitim alanında 163 bin derslik yaptık. Çünkü bu ülke vaat maat yani hepsini, yalan dolan söyleyen çok kişiler gördük. Ama biz bakın kuru vaatlerle konuşmuyoruz. 163 bin derslik yaptık eğitimde. Sevgili kardeşlerim, sadece biz Aydın’a ne kadar derslik yaptık bunu sizlere burada süratle bir açıklamak istiyorum. Ne kadar bilgisayar gönderdik bunu sizlere açıklamak istiyorum. Bakınız 1855 derslik yaptık Aydın’a, 1855. Peki ne kadar bilgisayar gönderdik Aydın’a? Sevgili kardeşlerim, 12 bin 401 bilgisayar gönderdik.

Diyor ki Sayın Bahçeli, fakir çocuklar diyor vitrinlere bakıyor, püskevit istiyor diyor. Sayın Bahçeli, sen bu halkın arasına hiç karışmadın. Ben sana gerçeği söyleyeyim. Benim gittiğim yerlerde çocuklar yanıma geliyor, ta Hakkari’de bile bana şunu söylüyor: Başbakan amca bana bilgisayar verir misin diyor. Hem de bilgisayarın ötesine gidiyor, laptop diyor, buraya ulaştı. Sende mi istiyorsun? Yeniden ilköğretim, ortaöğretim. Biraz sonra göstereceğim, biraz sonra.

Değerli kardeşlerim; bilişim teknolojisi sınıfları bizimle açıldı değil mi? Ve bilgisayar okullara bizimle girdi, internet bizimle girdi. Şimdi daha farklı olacak. Kitapları ücretsiz verdik mi? Peki Sayın Bahçeli sen niye vermedin? Niye bilgisayarları okula sokmadın? Senin zamanında bilgisayar yok muydu dünyada, Türkiye’de bilgisayar yok muydu? Ah ah Sayın Bahçeli, duman ettin bizi duman. Dedim ya al birini vur öbürüne, ona da geleceğim şimdi. Ve sosyal güvencesi olmayanlara erkek çocuklara ilköğretimde 30 lira veriyoruz, kız çocuklara 35 lira. Ortaöğretimde erkek çocuklara 45 lira, kız çocuğa 55 lira veriyoruz. Kime? Anneye veriyoruz, kaç çocuk olursa olsun. Sayın Bahçeli, siz niye vermediniz? Dert bu, bunları anlatın herkese anlatın, CHP’lisine de anlatın, MHP’lisine de anlatın herkese anlatın. Şimdi Allah aşkına ben şimdi burada konuşurken Sayın Kılıçdaroğlu’na, Sayın Bahçeli’ye hakaret ettim mi? Sadece eksilerini söylüyorum, eleştiri. Bunları bütün halkımın bilmesi lazım. Ne yapmış, ne yapmamış bunları bilmesi lazım.

Değerli kardeşlerim; bakınız, bütün bunların yanında şimdi bir müjde, nedir o? Artık okullardan karatahtayı kaldırıyoruz. Nereye geçiyoruz? Akıllı tahtaya geçiyoruz. Bilgisayar donanımlı akıllı tahta. Fakat bununla kalmıyoruz. Bütün çocuklarımıza bir elektronik kitap veriyoruz. Nasıl, güzel mi? Çocuklar nerede çocuklar? 4 yılda bütün okullarımızı akıllı tahtayla donatacağız. 4 yıl içinde bütün yavrularımıza bu elektronik kitapları vereceğiz. Fakir-zengin ayrımı yapmaksızın bütün yavrularımıza vereceğiz. Bunun içine bütün dersleri giriyoruz, bütün dersler bunun içinde var. İstersen bununla gidip gelirsin. Sen de mi istiyorsun? Ama çocuklara vereceğiz. Püskevit yerine bundan veriyoruz ve vereceğiz. Değerli kardeşlerim, 4 yılda bu proje bitecek. Şu anda ön hazırlıklar tamam, hemen ihaleyi seçimden sonra yapıyoruz. Kardeşlerim, neyi düşünüyorum biliyor musunuz? Yahu diyorum, Amerika’da Edward, George, Almanya’sında Hans, Helga bunlar bu imkanlara sahip de, benim Aydın’ımda Ahmet’im, Mehmet’im, Hasan’ım, Hüseyin’im, Ayşe’m, Fatma’m, Betül’üm, Hülya’m niçin bu yavrularım bu imkanlara sahip olmasın, neden? İşte buyurun oluyor. Çok çalışacağız, sandıkları AK PARTi’yle 12 Haziran’da patlatacağız inşallah.

Sevgili kardeşlerim; üniversitede ne veriyorlardı burs Sayın Bahçeli’nin döneminde? 45 liracık. Nerede üniversiteliler? Şimdi ne veriyoruz? 240 lira. Eğer Kredi Yurtlar Kurumunda kalıyorsa 150 lira da ne veriyoruz? Beslenme yardımı veriyoruz. Ne oldu? 390 lira. Bitmedi. Mastır öğrencisiyse 480 lira, doktora öğrencisiyse 720 lira veriyoruz. Sayın Bahçeli, sen ne veriyordun onu açıkla? İster dolara vur, ister çarşı pazardan alınacak olana vur, nereye vurursan vur. Nerede olduğumuzu gör. Sevgili kardeşlerim; şimdi geliyorum sağlığa. Sağlıkta ah ah Sayın Bahçeli, senin döneminde şu hastanelerimizin hali neydi be. Sayın Bahçeli, ölülerimiz bile hastanelerde rehine kalıyordu rehine. Ah ah kime neyi anlatıyorsunuz. Sağlık Bakanı da sendendi, rehine alıyordunuz rehine. Şimdi soruyorum ben Aydınlı kardeşime, istediğin hastaneye gidiyor musun? İstediğin eczaneden ilacını alıyor musun?

Sevgili kardeşlerim, sağlıkta böyle bir dönem yaşandı mı Allah aşkına? Bakınız ben size sadece Aydın’a yaptığımız yatırımı söyleyeyim. 145 trilyon sağlıkta biz Aydın’a yatırım yaptık. Didim Devlet Hastanesi, Çine Devlet Hastanesi, Söke Devlet Hastanesi, 1 adet aile sağlığı merkezini tamamladık, hizmete açtık. Devlet Hastanesi Acil Servisi, Adnan Menderes Devlet Hastanesi ek binası, Çine Devlet Hastanesi ek binası, Karacasu İlçe Hastanesi, Buharkent İlçe Hastanesi ek binası, Bozdoğan İlçe Hastanesini biz yapıp hizmete sunduk. Ayrıca merkezde Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi, Nazilli Devlet Hastanesi Diş Ünitesi, Söke Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi, 10 adet aile sağlığı merkeziyle 1 adet sağlık evinin yapımına da başladık, biz bitirdik. Bakınız, devlet hastanelerindeki tomografi cihazını kaça çıkardık biliyor musunuz? 5’e. Daha önce Aydın’da MR cihazı yoktu. Şimdi 3 tane MR cihazıyla hizmet veriyoruz. Kaç tane diyaliz vardı biliyor musunuz koskoca Aydın’da? 88. Ah benim kardeşlerim, şimdi kaç tane var biliyor musunuz? 271. MHP nerede, AK PARTi nerede. 112 istasyonu kaç tane biliyor musun? 24. Daha önce neydi bir de ona gelelim değerli kardeşim? 112 istasyon sayısını biz adeta yokluktan aldık, 24’e çıkardık. Ambulansı da 29’a çıkardık, bunlar da yok seviyesindeydi. Adalet hizmetleri iyi verilsin diye Didim, Söke ve Kuşadası adalet saraylarını yaptık ve hizmete açtık.

Değerli kardeşlerim; geliyorum TOKİ’ye. Aydın’da bugüne kadar 1346 konut inşaatı başlattık. TOKİ kime bağlıydı daha önce biliyor musunuz? Sayın Bahçeli’ye bağlıydı. Allah aşkına şuralara pankartı asan MHP’li kardeşlerime bir sorun. Acaba Sayın Bahçeli döneminde kaç tane konut yapıldı Türkiye’de bir sorun. Bir de onu oraya assınlar. Sağlığı söyledim, eğitimi söyledim, bir de bunu söylesinler. Kaç tane konut yapıldı? Çıkıyor diyor ki televizyonlarda 100 tane, 110 tane, 130 tane. Ayıptır ya ayıptır. 490 bin şu anda konut inşaatı var. 360 binini sahiplerine teslim ettik. Sadece Aydın’da 1346. Bakın neredeyiz. Ulaştırmaya bakın. 2002 yılına kadar Aydın’da 114 kilometre bölünmüş yol yapılmıştı. Biz 202 kilometre bölünmüş yolu 8 yıldı yaptık. Bakınız 79 senede 114 kilometre, 8 senede işte rakam ortada. Aydın’ı Denizli ve İzmir’e bölünmüş yolla bağladık. Çine ve Yatağan bölgesindeki madenler ile Aydın ve Denizli illerimizdeki ihraç mallarının günlük limana demiryolu ile bağlanmasını, buna yönelik proje çalışmalarına da başladık.

Şimdi geliyorum müjdeye. Ne bekliyorsunuz, ne? İnşallah Aydın 11 büyük şehir ilimizden bir tanesi oluyor. Seçim sonrası Aydın’ımızı da büyük şehir illerinden bir tanesi yapıyoruz. Ve 2014 yerel seçimlerine Aydın Büyükşehir Belediyesi olarak giriyor. Sınırları ne olacak biliyor musunuz? Sınırları da mülki sınır olacak. Yani şu anda Valiliğe bağlı mülki sınır neyse, o mülki sınır aynı zamanda Belediyenin sınırı olacak, İstanbul gibi Kocaeli gibi. Yanı Aydın Büyükşehir Belediyesi, en ücra köşeye kadar ne yapacak? Hizmetini verecek. Artık beldeler olmayacak. İlçe belediyeleri, beldeler onların mahallesi olacak. Tamam. Ve bütün nazım imar planlarını 100 binlik, 50 binlik, 25 binlik, 5 binlik bu tür nazım imar planlarını büyükşehir belediyesi yapacak, 1000’lik planları ise uygulama onları ilçe belediyeleri yapacak. Böylece Aydın’ın genelinde bir plan bütünlüğüne kavuşacağız. Şu anda plan bütünlüğü olmadığı için Aydın gibi güzel bir şehrimiz maalesef çarpık yapılaşma, kaçak yapılaşma bunlarla beraber kendisine yakışmayan, uymayan bir durum estetik arz ediyor. Bunu süratle aşacağız. İzmir’de şu anda aynı adım nasıl varsa, orada da yoğun bir çalışmanın içine giriyoruz. Onun için, oraya çok değerli iki bakanımızı şu anda biliyorsunuz aday olarak gönderdik. Hem ulaşımda, hem kültür ve turizmde önemli dedik. Dolayısıyla, bölgeyi çok daha farklı bir şekilde ele alalım istiyoruz. İnşallah Aydın’ımızda da büyükşehir belediyesini de kazanmak suretiyle Aydın’ımızı çok daha farklı bir yere taşıyacağız. Dikkat edin, Türkiye’de şu anda AK PARTi’li belediyelerle diğer belediyelerin farkını görün. Karşınızda Belediyecilikten gelen bir Başbakan var. Biz aslında çıraklığımızı orada geçirdik. Kalfalık dönemini ve çıraklık dönemini aynı şekilde Başbakanlıkla tazeledik. Şimdi 12 Haziran’da ustalık belgesini vermeye hazır mısınız? Bundan sonraki eserler artık inşallah bu olacak.


KÖYDES’te Aydın’a ne gönderdik biliyor musunuz? 73 trilyon gönderdik. Köyler, yol ve su sorununu çözelim diye. Sevgili kardeşlerim, bitmedi, tarımda attığımız adımlar var. Aydın’a tarım da 45 milyon, yeni rakamla 45 trilyon 2002’de, yani Sayın Bahçeli’nin döneminde verildi. Biz 2010’da ne verdik biliyor musunuz? 159 trilyon verdik. 2003-2010 arası 1 milyar 31 milyon, eski rakamla 1 katrilyon civarında destek verdik Aydın’a. Hayvancılıkta ne desteği verdik biliyor musunuz? 207 trilyon da hayvancılıkta destek verdik ayrıca.

Değerli kardeşlerim; Aydın’ı biz hiçbir zaman Aydınlı çiftçimizi, köylümüzü unutmadık. Bakınız yine soruyorum, bizden önceki iktidarlara. Biz de sizlerle gurur duyuyoruz. Sevgili kardeşlerim, bakınız çok ilginçtir, yine Bahçeli’ye soruyorum, çünkü ondan devraldık. Ziraat Bankası yüzde kaç faizle kredi veriyordu? Soruyorum ben MHP’li kardeşlerime, ne olur düşünsünler ya, bak hakaret etmiyorum, soruyorum. Yüzde kaç faizle? Yüzde 59 faizle kredi veriyordu çiftçi kardeşime. Şimdi yüzde 5. 12’de 1. Bak nereden nereye düştü. Ya zulüm değil miydi bu? 21 tane bankayı batırdılar. Küresel finans krizi oldu, Amerika’nın meşhur Lehman Brothers’ı battı, bankalar battı. Türkiye’de bir tane banka battı mı? MHP’li kardeşim, sevgili kardeşim Allah aşkına düşün ya, Allah aşkına düşün ya, yani Ziraat Bankası bizden önce devamlı zarardaydı, ziyandaydı. İktidarınız o zaman ne gösteriyordu? Görev zararı. Halk Bankası zarardaydı, ziyandaydı. Ne gösteriyorlardı? Görev zararı. Ama şimdi Ziraat da kazanıyor, Halk da kazanıyor ve yüzde 5’e faizi indiriyor. Bakın Halk Bankası esnafa, sanatkâra MHP döneminde yüzde 47 faizle kredi veriyordu. Şimdi o da yüzde 5. Nereden, nereye geldi. Ne olur bu rakamları şöyle bir analiz edin ya, futbol takımı tutar gibi tutmayalım, ülkenin istikbaline oy veriyoruz, ülkenin istikbaline. Bu kadar açık söylüyorum.

Bu vesileyle, çiftçilerimize birkaç gündür ifade ettiğim bir hususu burada tekrarlamak istiyorum. Çiftçimizin elektrik borcu sıkıntısını çıkardığımız son Torba Yasa ile çözdük. Çiftçinin elektrik borcunun toplam 1 katrilyon 145 trilyon lirayı bulan gecikme cezasını sildik. Anaparaya da 5 yılda enflasyon farkı dahi uygulanmadan, faiz uygulanmadan belli katsayılara bağlı şekilde ödeme kolaylığı getirdik. Bununla da yetinmedik, borcun yeniden yapılandırılmasında, avukatlık ücretini sadece anapara üzerinden ödenmesini sağladık. Böylece çiftçimizin üzerindeki bir büyük yükü daha ortadan kaldırmış olduk.

Sevgili kardeşlerim; artık son bölüme geliyorum. Devlet Su İşleri aracılığıyla Aydın’a tam 2 katrilyon civarında yatırım yaptık. Barajlar, sulama 606 milyon metreküp suyun depolanmasını sağladık. 378 bin dekar araziyi sulamaya açtık. Aydın il merkezi ve çevresindeki 29 yerleşim yerine yılda 72 milyon metreküp içme suyu temin edecek olan İkizdere Barajında suyu depolamaya başladık. Değerli kardeşlerim, Adnan Menderes Barajında 70 milyon metreküp suyu depoladık. İçme suyu problemi olan Nazilli ve yöresine inşaatı devam eden Karacasu Barajından Didim, Akbük ve yöresine yapımı yatırım programımızda olan Beşparmak Barajından su temin edeceğiz. Ayrıca Kuşadası ve Söke yöresine de yine yatırım programımızda olan Sarıçay Barajından içme ve kullanma suyu temin edeceğiz. Karacasu Barajını da bu yıl Kasım ayı içerisinde tamamlayıp, hizmete alıyoruz. Ortaklar Ovasında 2 bin 309 hektar araziyi sulama suyuna kavuşturacak olan Oyuk Barajının yapımını yatırım programımıza aldık. Böylece Aydın’ımızın toprakları bereketli bir şekilde inşallah verimleşecek.

Sevgili kardeşlerim; sanayide attığımız adımları biliyorsunuz. Göreve geldik 7 bin 607 işletme vardı. Şimdi 16 bin 57 işletme var. Sevgili kardeşlerim, her geçen gün Aydın daha iyiye gidiyor, daha güzele gidecek. Şimdi artık finale geldik. Şarkımızı söyleme hazır mıyız? Şöyle bir gür, yoruldunuz, ama yağmurda beraber yürüdük. 12 Haziran sonrasına da beraber yürüyeceğiz. Sizler evvel Allah el ele, omuz omuza bu mücadeleye destek verdiniz. Hazır mıyız? Eller, eller, eller. Bayraklar, eller, maşallah. Gür seda ile, buradan Muğla duysun, Muğla’ya gideceğim. Türkiye de duysun. Hazır mıyız? Biraz daha gür. Hazır mıyız? 15 gün gece-gündüz çalışıyoruz değil mi?

Beraber yürüdük biz bu yollarda. Beraber ıslandık yağan yağmurda. Şimdi dinlediğim tüm şarkılarda bize her şey sizi hatırlatıyor. Bize her şey sizi hatırlatıyor. Bize her şey sizi hatırlatıyor.

Günümüz kutlu olsun. 12 Haziran Türkiye’miz, Aydın’ımız, milletimiz, tüm Aydınlılar için yeniden temel hak ve özgürlüklere dayalı, milletin gerçek anayasası için aydınlık yarınlara vesile olmasını Allah’tan temenni ediyorum. Sizleri sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Kalın sağlıcakla.