Recep Tayyip Erdoğan'ın 26 Mayıs 2011 tarihli Aksaray mitinginde yaptığı konuşma

Vikikaynak sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

3 Kasım’dan bugüne her seçimde siz bize çok güçlü destek verdiniz, siz bize güvendiniz, bize itimat ettiniz, bizden hayır dualarınızı eksik etmediniz. Biz de hep sizlere layık olmaya çalıştık. Siz bizlere verdiğiniz bu destekle bizi güçlü kılarken, biz de Aksaray’ı ve Aksaraylı kardeşlerimizi güçlü kıldık.

Sevgili kardeşlerim; biz birbirimizle lisanı hal ile, gönül diliyle konuşuruz. Biz birbirimizle Aksaray’da da makamı bulunan Yunus Emre’nin süt gibi temiz Türkçe’siyle konuşuruz. Biz sizinle aynı istikamete bakıyoruz. Biz milletimizle aynı istikamete bakıyoruz, aynı istikamete yürüyoruz. Sevgili kardeşlerim, AK PARTi’nin rotasını çeteler çizmedi. Elitler değil, siyaset dışı güç odakları değil; sadece ve sadece millet çizdi, millet çizer. AK PARTi milletin partisidir, AK PARTi 81 vilayetin, 780 bin kilometrekarenin partisidir. Dikkat edin, birileri bir etnik unsurun adına ortadayım diyor. Bir diğeri bir başka etnik unsur adına ortadayım diyor. Bir başkası sahillerin, kumsalların partisiyim diyor. Ama AK PARTi 780 bin kilometrekarenin partisi. 81 vilayetin 80’inden milletvekili çıkaran bir parti AK PARTi. Çünkü biz hepinizi sevdik, ayırt etmedik. Biz batıya da, doğuya, da, kuzeye de, güneye de eşit mesafede durduk. Çünkü biz bu ülkede Türk’üyle, Kürt’üyle, Laz’ıyla, Çerkez’iyle, Gürcü’süyle, Abaza’sıyla, Roman’ıyla bütün kardeşlerimizi yaratılanı Yaratan’dan ötürü severek sevdik.

Kardeşlerim; biz asla etnik milliyetçilikten yana bugüne kadar olmadık. Kürt kardeşlerimin temsilcisi diye ortaya çıkanların Kürtlerle alakası yok. Bunların terör örgütüyle alakası var. Biz bugüne kadar ret, inkar, asimilasyon bunların hepsini aştık, yıktık. Neden? Çünkü biz bütün imkanları sağladık, getirdik. Şimdi artık biz Güneydoğu’da da, Doğu’da da her yerde Kürt kardeşlerimizin sorunlarını tek tek çözdük, çözüyoruz. Peki öbür tarafta Türk kardeşimin de, Laz’ın da, Gürcü’nün de, Abaza’nın da, Roman’ın da hepsinin. Bunlarla kimse bugüne kadar doğru dürüst ilgilenmedi. Batı, doğu, kuzey, güney bizim için hepsi artık bir. Biz bunu başardık, biz bunu getirdik. Şu Aksaray’ın 10 yıl önceki halini düşünün. Allah aşkına, şu Aksaray’a il denir miydi? Adeta kasaba kasabaydı. Ama şimdi Aksaray ne oldu? Şimdi gerçek manada adıyla, sanıyla, her şeyiyle bir il oldu. Daha da iyi olacak, daha da güzel olacak.

Değerli kardeşlerim; AK PARTi Aksaray’ın partisidir. Adımız uyuyor değil mi? Uyuyor. Merhum Yunus Emre’nin Aksaray’da bir makamı var. Ne yaptı Yunus Emre, derviş Yunus ne yaptı? Tam 40 yıl boyunca Taptuk Emre’nin dergahına düzgün odun taşıdı. Kendisine sordular, dağda eğri odun yok mu? Dağda eğri odun çok, ama bu kapıya eğri odun yakışmaz dedi. Ne güzel söylüyor Yunus Emre; “Haktan gelen şerbeti içtik elhamdülillah. Şol kudret denizini geçtik elhamdülillah. Kuru idik yaş olduk, kanatlandık kuş olduk, birbirimize eş olduk, uçtuk elhamdülillah. Dirildik pınar olduk, irkildik ırmak olduk, artık denize dolduk, taştık elhamdülillah. Taptuk’un tapusuna, kul olduk kapısına, Yunus miskin, çiğ idik, piştik elhamdülillah.” Başka söze gerek var mı? Bunun üstüne söz var mı? Biz sizin ocağınıza eğri odun taşımadık, taşımayız. Biz Mevlana gibi; “Hamdım, piştim, yandım” diyoruz. Biz çiğ idik, sizin dergahınızda piştik. Biz sizin hizmetinizde, sizin emrinizde çıraklığı, kalfalığı geçtik. İşte şimdi ustalık dönemine giriyoruz, şimdi ustalık dönemi için sizlerden ruhsat istemeye geldik, ruhsat istemeye. Aksaray bir kez daha bize bu ruhsatı verecek mi? Aksaray bir kez daha AK PARTi diyecek mi? Aksaray istikrara, demokrasiye, temel hak ve özgürlüklere yeniden yepyeni bir anayasaya, hukuka evet diyecek mi? Bu iş bitti evvel Allah.

Kaç günümüz kaldı? 16 gün, bugünü sayma 16 gün. Kapı kapı dolaşmaya evet mi? Köy köy dolaşmaya evet mi? Telefonlarla her şeyimizle çalışacağız değil mi? Ben ve arkadaşlarım illeri, ilçeleri dolaşıyoruz. Ama sizin alın teriniz bu hamurun mayası, her şeyi. O mayaya ihtiyacımız var.

Sevgili kardeşlerim; 3 Kasım Türkiye için çok önemli bir dönüm noktasıydı. 22 Temmuz seçimleri Türkiye için adeta bir şahlanışın dönüm noktasıydı. 12 Eylül halkoylaması millet iradesinin adeta volkan gibi patlamasıydı. İşte bunlar kadar önemli, hatta bunlardan çok daha önemli bir seçimin arifesinde bulunuyoruz. 12 Haziran seçimleri Türkiye için, bölgemiz için, milletimiz için her zamankinden çok daha büyük bir önem arz ediyor.

Sevgili kardeşlerim; 12 Haziran başladıklarımızı bitirmek, yenilerine başlamanın bir miladıdır. Bakınız, şimdi ben şurada Aksaraylı kardeşlerimle hasbıhal edeceğim. Aman bunları dikkatle takip edin. Biz Hükümeti 3 Kasım’da kimlerden aldık, kimlerden? MHP, DSP ve şimdi olmayan ANAP’tan aldık değil mi? Sevgili kardeşlerim bakınız, 5 yıllığına MHP’ye görev vermediniz mi? Milletimiz 5 yıl görev verdi. Ama ne kadar kalabildi? 3,5 yıl. Ne yaptı? Götüremedi işi, kaçtı gitti, öyle mi? Kaçtı gitti. Sen kaçıp giden bir partisin zaten. Şimdi hangi yüzle yine milletin huzuruna geliyorsun? 5 yıl yönetemedin. Hangi yüzle 2023’ü konuşuyorsun. 2023 büyük düşünenlerin işidir, hizmet ehlinin işidir, kaçıp gidenlerin değil, Türkiye’yi büyütenlerin işidir.

Bakınız, biz MHP’den milli gelir kaçtı biliyor musunuz aldığımızda? 230 milyar dolardı. Bakın, küresel krize rağmen, finans krizine rağmen şu anda bizim milli gelirimiz ne oldu biliyor musunuz? 740 milyar dolar. Bakınız, 230 milyar dolar nerede, 740 milyar dolar nerede. Neredeyse 1’e 3 artış var, biz buyuz. Devletin borçlanma faizi neydi biliyor musunuz? Borç alıyorlar ya, o zaman MHP zaten borç da alamıyordu, kredi yoktu zaten bitmişti. Yüzde 63 faizle borçlanıyordu, yüzde 63. Sevgili kardeşlerim, şu anda yüzde 7. Yüzde 63 nerede, yüzde 7 nerede. Aradaki fark 56. Bu faiz kimin cebinden çıkıyordu? Benim Aksaraylı kardeşimin cebinden çıkıyordu, çiftçimin, memurumun, işçimin öyle mi? BAĞ-KUR’lumun öyle mi? Köylümün, onun cebinden çıkıyordu. Ama şimdi bu yüzde 56 kimin cebinde kalıyor? Benim vatandaşımın cebinde kalıyor.

Bitmedi. Enflasyon ne olmuştu? Yüzde 30. Şu anda enflasyon ne? Yüzde 4. Aradaki fark yüzde 26. Yüzde 30 kimin cebinden çıkıyordu? Vatandaşımın. Şimdi bu 26 kimin cebinde kalıyor? Vatandaşımın cebinde. Sayın Bahçeli önce bunların hesabını ver hesabını, hesabını ver.

Ah benim Aksaraylı kardeşlerim, bunlar bankaları batırmadılar mı? Değerli kardeşlerim, bu bankaları 21 bankayı fona devrettiler. 40 milyar dolara mâl oldu. Kimin cebinden çıktı bunun paraları? Benim halkımın, vatandaşımın cebinden çıktı. Peki bu küresel finans krizine rağmen Türkiye’de 1 tane banka battı mı? 1 tane sigorta şirketi battı mı? Amerika’da Lehman Brothers battı, ama Türkiye’de 1 sigorta şirketi batmadı.

Değerli kardeşlerim; bunlar IMF’in kapısında kuyruk değil miydi? Ve gittiler IMF’ten 30 milyar dolar borç aldılar. MHP borç aldılar ve bize 23,5 milyar dolar borçla devrettiler, 23,5 milyar dolar. Ödedik ödedik ödedik, şu anda ne kadar borç var biliyor musunuz? 4,9 milyar dolar borç kaldı. 5. Şu anda onu öderiz, bizim problemimiz yok. Öderiz; ama çok çok cüzi bir faiz olduğu için diyoruz ki nasıl olsa Nisan 2013’e kadar vakit var, yavaş yavaş onu da öder kapatırız. 3,5 yıl oldu biz IMF’le stand-by anlaşması yapmıyoruz. Yere sağlam basıyoruz. Geçmişte onların düştüğü tuzağa biz düşmedik, evvel Allah yine düşmeyeceğiz. Sağlam gidiyoruz, sağlam gideceğiz. Yalana, talana, dolana aldanmayacağız.

Bitmedi. Milliyetçiyiz diyorlar değil mi? Ah ah, bunlar kafatası milliyetçisi, bunlar ırkçı, dürüst değil. Ben, MHP’ye gönül veren kardeşlerime sesleniyorum, ne olur diyorum, şu başımızı iki elimizin arasına alıp düşünelim. Milliyetçilik milletini sevmektir, vatanını sevmektir. Ben buradan Sayın Bahçeli’ye şu ana kadar hakaret ettim mi? Küfrettim mi? Sayın Bahçeli’nin işi gücü bana hakaret etmek, küfür etmek.

Bakınız, Merkez Bankasının kasasında 27,5 milyar dolar vardı. Bunun yarısı da Avrupa’daki işçi kardeşlerimin parasıydı, döviz. Şimdi Merkez Bankasının kasasında ne var biliyor musunuz? Söyle bakayım ne var? 95 milyar dolar var, 95 milyar dolar. Halep oradaysa arşın burada. Ah benim kardeşlerim, işte bu, milli banka Merkez Bankası bak ne hale geldi. Güçlendirdik, daha güçlü olacak.

Sevgili kardeşlerim; önce bizler güçlü bir Türkiye için hep beraber el ele ayağa kalkacağız. Bakın bütün bu rakamları açıklarken biz yatırımlardan taviz vermedik, yatırımlarımız yine devam etti. 163 bin derslik yaptık biz 8 senede. Cumhuriyet tarihinde yapılan dersliklerin yarısı kadar derslik yaptık. Değerli kardeşlerim, 1 milyona yakın bilgisayar gönderdik okullarımıza. Bakınız, bir taraftan bunlar da devam ediyor. Bütün sosyal güvencesi olmayan yavrularımıza ilköğretimde, sosyal güvence noktasında bakın ilköğretimde erkek çocuklara 30 lira veriyoruz, kız çocuklarına 35 lira. Ortaöğretimde 45 lira erkek çocuğa, kız çocuğa 55 lira, ama sosyal güvencesi olmayacak, geliri olmayacak. Anneye 150 lira veriyoruz. Evde özürlü bakıyorsa asgari ücret ödüyoruz. Nasıl? Bak biz hayal konuşmuyoruz, biz yaptıklarımızı konuşuyoruz.

Şimdi bu ara Bay Kemal, Merkez Bankasındaki 95 milyar dolara sulanmış. Bakınız, diyor ki her aileye 600 lira dağıtacağım. Şimdi değişti, yok 150 lira, yok 250, yok 350, 1200 liraya kadar dağıtacağım diyor. Bekara karı boşamak kolay. Sırtında yumurta küfesi de yok. Ne olacak, at atabildiğin kadar. Nerede ne isteniyorsa veriyor. Elma isteyene elma, armut isteyene armut, simit isteyene simit, ne isterlerse dağıtıyor. Bir ilke olur ilke. Şimdi tutmuş eğitim programını açıklıyor, orada imam hatip yok. Ne diyor? Dediği şu: Ne kadar imam, müezzin lazımsa o kadar imam hatip. Şimdi buna sorun, deyin ki imam hatip okulunda ne dersler okutuluyor biliyor musun diye sorun inanın bilmez. Çünkü bunların feriştahı karşıma gelmiştir, sormuşumdur ne okutuluyor imam hatipte biliyor musun? İnanın bilememiştir. Çünkü biz buralardan geçtik. Ben şimdi bir imam hatip mezunuyum. Ama bizi imam hatip mezunu olarak üniversiteye almadılar. Gittik bir de lise bitirdik ayrıca dışarıdan, lise bitirdik, lise diplomasıyla üniversiteye girdik. Ne çileler çektirdiler. Benim 4 çocuğumun 4’ü de imam hatip mezunu. Onlara da aynı şeyi yaptılar, onları da almadılar. Onlar da işte bunu hani söyleyeceğim ama şöyle, hani yanlış komşu ev sahibi yaptırır meselesi var ya, çocuklarımızın durumu da hamdolsun öyle oldu. Değerli kardeşlerim, bu imam hatiplerden sizin alıp veremediğiniz ne, bu meslek liselerinden alıp veremediğiniz ne? Şu meslek liselerinin üzerinden elini çek Kılıçdaroğlu, çek. Bir defa haddini bil, şu meslek liseleriyle uğraşma, imam hatiplerle uğraşma, değil mi? Uğraşma. Bu insanlar bütün bu derslerin hepsini okuyor, ondan sonra da üniversite imtihanına giriyor, bırak kazanırsa kazanıyor ya, kazanamazsa zaten kazanamıyor, ne uğraşıyorsun bu çocuklarla ya. Bunlar bilginin değerini bilenlerden değil, bunlar ayrımcılık yapanlardan ayrımcılık. Bunların genlerinde var genlerinde. Ama biz bunlara haddini nerede bildireceğiz? 12 Haziran’da sandıklarda bildireceğiz. Sandıklarda. Tamam değil mi? Evvel Allah, eyvallah. Aynen 12 Eylül’de olduğu gibi, değil mi? 12 Eylül’deki gibi.

Değerli kardeşlerim; 3 değil mi? Öyle mi? Bak 3 diyor bu taraf. Burası ne diyor? 3. Eyvallah, her zamanki gibi 3-0. Ama çalışarak, koşarak evvel Allah.

Şimdi değerli kardeşlerim bakınız, bütün bunlar hepsi MHP’nin döneminde olanlar anlattıklarım. Ve bu ara bir de bizim TOKİ’ye kafayı taktı Sayın Bahçeli. 100 tane diyor konut yapmış, 150 tane konut yapmış, 130 tane konut yapmış. Ayıptır, elini, diline dursun. Sen Sayın Bahçeli, TOKİ’den Sorumlu Başbakan Yardımcısıydın. Aksaray’a geldi mi Bahçeli? Gelmedi mi? Fakat sormak lazım, Sayın Bahçeli sen TOKİ’den sorumluydun. Acaba TOKİ’den Sorumlu Başbakan Yardımcısı olarak 3,5 senede kaç tane konut yaptın diye sormak lazım. Medya herhalde siz de sorarsınız, çanak soruya gerek yok, bunu sorun bunu. Başbakan Yardımcılığı yaptı, 3,5 senede kaç tane konut yaptı bir sorun. Şu anda TOKİ 490 bin konutun inşaatını devam ettiriyor. Bunun 360 binini sahiplerine teslim etti, 360 binini. Bundan belli bir oranda Aksaray da nasibini aldı.

Değerli kardeşlerim; faizsiz konutlar verdik ve 10 yıl, 15 yıl, 20 yıl vadeyle bunları yaptık. Şimdi yeni bir adım daha atıyoruz. Ne biliyor musunuz? Yeni evlenen, ama hiçbir geliri olmayan, onlara 50 metrekareyle 65 metrekare arasında daire yapacağız. Peşinatsız, ayda 100 lira taksitle, 120 lira taksitle… Makineli tüfek gibisin maşallah. Eyvallah eyvallah. Peşinatsız 20 yıl vadeyle konut. Ama ne yapacağız? İçinde beyaz eşyası olacak, mobilyası da olacak, onunla beraber yapacağız. Biz bunu yapar mıyız? Mesele bu. Yaptıklarımız yapacaklarımızın teminatıdır.

Ama Bay Kemal, sen SSK’da Genel Müdürdün değil mi? Genel Müdürken acaba SSK hastanelerinde benim Ayşe ablam, Fatma ablam az mı çile çekti be, biz az mı çile çektik be? Anamızı ağlattın anamızı. Kuyruğa girerken, doktor bey bizi nereye çağırırdı? Muayenehanesine, öyle mi? Parayı veriyor muyduk? Veriyorduk. Reçete veriyordu, ilaçları bulabiliyor muyduk? Ama şimdi artık SSK hastanesi kaldı mı? Hastanelerin hepsi birleşti. İstediğin hastaneye gidiyor musun? İlaçlarını istediğin eczaneden alıyor musun? İstediğin yerde ameliyatını oluyor musun? Değerli kardeşlerim, daha ne edelum. Bunları niye yapıyoruz? Biz size sevdalıyız sevdalı. Bizim bu millete aşkımız var, dertliyiz biz. Onun için de biz Kılıçdaroğlu’na diyoruz ki, kelin ilacı olsa başına sürermiş. Sen önce onu hallet, sen onu hallet. Bak görev yaptın, bu milleti inim inim inlettin. Senin artık şu andaki vaatlerin oradan belli zaten, oradan belli. Benim milletim 12 Haziran’da o 8 yılın da hesabını soracak. Kendisine sordum, dedim ki atamayla görevlendirmeler, atamalar yaptın. Bunlar kaçıncı göbekten akrabandı açıkla şunları, açıklayamadı. Nerelere yaptın açıkla bunları, açıklayamadı. Bunların hepsini Meclis’te ona sorduk, zaten cevabı yok.

Değerli kardeşlerim, sevgili Aksaraylı kardeşim; siyasette dönen dolapları çok iyi görmenizi istiyoruz. Kurulan tezgahları görüyorsunuz değil mi? Neler oluyor neler. İstifalar şunlar bunlar arka arkaya gidiyor. Bakıyorsunuz, birisi diyor ki ben mağdur genel başkanım, arkasından bakıyorsunuz bir mamul genel başkan geliyor. Yanından ayrılırken aday değilim diyor, ertesi gün aday oluyor. Niye? Baktım ilk zamanlar bu yürüyen yalan dedim, ama baktım ki bu yürümüyor, koşuyor, koşan dedim. Ama o da olmadı, uçuyor uçuyor. Çünkü televizyon programında bakıyorsunuz YÖK’ü kaldıracağım diyor. 30 dakika sonra ne diyor biliyor musunuz? Bedelli askerlikten alacağım parayı YÖK’e aktaracağım diyor. YÖK kalktıysa o zaman parayı niye oraya aktarıyorsun, kalkmış, kalkan yere para aktarılır mı? İşte daha başka şey de anlatmaya gerek yok.

Değerli kardeşlerim; şimdi biz bunları çirkin oyunlarıyla baş başa bırakalım, bunlarla fazla da vakit kaybetmeyelim. Cumhuriyet tarihinde 6 bin 100 kilometre bölünmüş yol yapıldı. Biz geldik, 13 bin 600 kilometre bölünmüş yol yaptık 8 senede. Eğer AK PARTi gibi bir iktidar olsaydı, Türkiye’nin şu anda 136 bin kilometre nesi olurdu? Bölünmüş yolu olurdu. Nereden nereye.

Sevgili kardeşlerim; bakınız, Türkiye olarak artık gündemi belirlenen bir ülke değiliz, artık gündem belirleyen bir ülkeyiz dünyanın her yerinde, buraya geldik hamdolsun.

Sevgili kardeşlerim; bakınız, şu anda eğitimden Aksaray ne aldı bunu size şöyle bir anlatmak isterim, bunları görmenizde fayda var. Biz her Aksaray’a gelişimizde elimiz dolu geldik. Bugün yine Aksaray’a elimiz dolu geldik, 50 adet eser, hizmet bugün açılıyor. Şimdi bu eserlerin açılışını da Başbakan Yardımcım Ali Babacan Bey, Valimizle birlikte gerçekleştiriyorlar. Aksaray’a bu yakışır.

Değerli kardeşlerim; bakınız, eğitimde neler yaptık, şöyle bir eğitime bakalım. Buranın eğitiminde Aksaray’ın eğitim olarak aldığı yatırım ne? 8,5 yılda 1189 dersliğin yapımını tamamladık. Okullara 5 bin 696 bilgisayar gönderdik. Değerli kardeşlerim, Aksaray Üniversitesini kim kurdu? Ve bünyesinde 2 enstitü, 4 fakülte, 4 yüksekokul ve 5 tane meslek yüksekokulu hizmete girdi. Şu anda hizmetine devam ettiğimiz merkezde 500 yatak kapasiteli yurdumuz var. İnşallah bu yurdumuzu önümüzdeki ay hizmete alıyoruz. Şimdi tabi Aksaray’da üniversiteli öğrenciler burs olarak ne alıyordu? Bizden önce 45 lira. Şimdi 240 lira. Eğer Kredi Yurtlarda kalıyorsa o zaman 150 lira da beslenme yardımı veriyoruz. Şimdi mastır öğrencisiyse 480 lira. Doktora öğrencisiyse 720 lira.

Bitmedi. Sevgili kardeşlerim, şimdi biz yeni bir döneme geliyoruz. Artık okullarımızdan karatahtayı kaldırıyoruz. Ve akıllı tahtaya geçiyoruz. Bilgisayar donanımlı, internet ağıyla dünyaya bağlı ve her bir öğrencimize birer elektronik kitap vereceğiz. Nasıl? Müfredat burada var. Ders kitaplarını da yanınızda taşımanıza gerek yok. Sadece bununla git gel. Zengin-fakir ayrımı yapmaksızın bütün öğrencilere bunlardan vereceğiz. Değerli kardeşlerim, ne düşünüyorum biliyor musunuz? Yahu diyorum, Amerika’da Edward, George, Almanya’sında Hans, Helga ya bunlar diyorum bu imkanlardan istifade ediyor da, benim Aksaray’ımda Ahmet’im, Mehmet’im, Hasan’ım, Hüseyin’im, Ömer’im, öbür tarafta Ayşe’m, Fatma’m, Hatice’m, Esra niçin onlardan bundan istifade etmesin, öyle mi? 4 yıl içerisinde bu proje tamamen bitmiş olacak. Peyderpey bütün okullara akıllı tahtaları monte edeceğiz, bunun yanında elektronik kitapları dağıtacağız ve böylece inşallah bu geçiş dönemini başaracağız. Şu anda ön hazırlıklarımız tamam, hemen seçim sonrası ihaleyi yapıyoruz ve adımı atıyoruz. Bakınız, hayaldi, gerçek oldu. Olay bu.

Sevgili kardeşlerim; sağlık hizmetlerinde az önce sordum, istediğiniz hastaneye gidiyorsunuz. Aksaray’a 167 trilyon sağlıkta yatırım yaptık. Bakınız, bizden önce yapımına başlanan Aksaray Devlet Hastanesi ek binaları, Gülağaç Devlet Hastanesi, 4 adet aile sağlığı merkezi ve 2 adet sağlık evini biz tamamladık, hizmete açtık. Ortaköy Devlet Hastanesi Diyaliz Ünitesi, Aksaray Devlet Hastanesi Patoloji Merkezi, Aksaray Devlet Hastanesi Acil Servisi, 6 adet aile sağlığı merkezi ve 2 adet sağlık evinin yapımına biz başladık, süratle tamamladık, hizmete açtık.

Kardeşlerim; bizden önce Aksaray’da 1 tane tomografi vardı. Bugün 2 tomografi cihazı var. MR hiç yoktu. Şimdi 1 tane de MR cihazı var. Bak biliyorsun, maşallah. Bitmedi. Kaç tane diyaliz cihazı vardı biliyor musunuz Aksaray’da? 21 tane diyaliz cihazı vardı. Ama şimdi kaç tane var biliyor musunuz? 80. 1’e 4. Niye? Çok çile çekti benim diyaliz hastası kardeşlerim. Bakınız, 4 tane 112 istasyonu vardı. Şimdi 13 tane 112 istasyonu var. Koskoca Aksaray’da kaç ambulans vardı biliyor musunuz? 7 tane. Şimdi 22 ambulans var.

Aksaray Adalet Sarayını tamamladık, hizmete açtık.

TOKİ, Aksaray’a ne kadar konut uygulaması yaptı biliyor musunuz? 2 bin 324. Bu konutların tamamını bitirdik ve sahiplerine teslim ettik. Sayın Bahçeli, belki de senin toplam yaptıklarından fazla. Ah ah, acaba sen Aksaray’a kaç tane toplu konut yaptın ya, gel de bunun hesabını ver.

Ulaştırma alanında değerli kardeşlerim, 2002’ye kadar yapılan duble yol ne kadar biliyor musunuz Aksaray’da? 17 kilometre. Biz Aksaray’a şu 8 yılda 187 kilometre bölünmüş yol yaptık. Ne demek bu? 1’e 10. Bizden öncekiler 1 yaptı Cumhuriyet tarihinde, biz 8 yılda 10 kat fazlasını yaptık. Aksaray’ı Konya, Nevşehir, Niğde, Ankara ve Mersin’e bölünmüş yollarla bağladık.

Şimdi Kırşehir-Aksaray-Ulukışla demiryolu uygulama projesi ile ilgili adımlar bugün atıldı. Biz sizlerle gurur duyuyoruz. 3, burası 3 diyor, siz ne diyorsunuz? 3, ama çok çalışacağız. 12 Haziran akşamı bunu taçlandıracağız.

KÖYDES olarak köylerimize yol, su vesaire ne kadar yatırım yaptık biliyor musunuz Aksaray’a? 45 trilyon. KÖYDES bizim projemizdir, markası bize ait Bay Kemal, Sayın Bahçeli duy duy. Şu proje de benimdir de, yok.

Sevgili kardeşlerim; devam ediyorum, KÖYDES’ten sonra attığımız adımlara bakalım. Doğalgazı Aksaray’a kim getirdi? Biz. Ah ah, zavallı anam ne çileler çekti, benim anam da çekti. Ah, 5 kat apartmanın bodrumuna in, 8 kat apartmanın bodrumuna in. Sıçanlar bir taraftan cirit atar, sen kömürü taşırsın, öyle mi? Evin bir odasını ısıtırsın, diğerleri soğuk. Kül var, kömürün kokusu var öyle mi? Şimdi benim Fadime anam af edersiniz Batı’nın anası kadar onurlu değil mi ya? Sayın Bahçeli, bu onuru az mı gördün benim Fadime anama ya, Ayşe hanıma bunu az mı gördün ya? Niye bu doğalgazı getirmedin, zor muydu? Sadece kombinin düğmesine bir basacak, şimdi anam artık bütün dairede sıcak suyu buluyor, her taraf sımsıcak.

Değerli kardeşlerim; siyaset niçin yapılır? Siyaset halka hizmet için yapılır. Biz bu millete efendi olmaya değil; hizmetkâr olmaya geldik, bizim farkımız bu.

Ve değerli kardeşlerim, bakınız tarımda şu Aksaray, Sayın Bahçeli döneminde 31 trilyon aldı 2002’de. Biz 2010’da 62 trilyon tarımsal destek verdik. 2003-2010 yılları arasında toplam 493 trilyon tarımsal destek verdik. Ve 94 trilyon da ayrıca hayvancılık desteği verdik.

Kardeşlerim; bakınız, şu anda Sayın Bahçeli’ye medya sorsun, ben buradan MHP’li kardeşlerime de sesleniyorum. Allah aşkına, Ziraat Bankası onlardan devraldığımız zaman yüzde 59 faizle kredi veriyordu, yüzde 59. Şimdi yüzde 5. Yüzde 5 mi zulümdür, yüzde 59 faiz mi zulümdür Allah aşkına soruyorum sizlere. Aynı şekilde Halk Bankası esnaf, sanatkâra yüzde 47 faizle kredi veriyordu. Verdiği ne biliyor musunuz? 5 milyar veriyordu. Şimdi biz 20 kat fazlasını veriyoruz, 100 milyara kadar. Faiz ne kadar biliyor musun? Yüzde 5. Yüzde 47 faiz nerede, yüzde 5 nerede. 5 milyar nerede, 100 milyar nerede. Ve ayrıca 2002 yılında ne kadar kredi dağıtmış Halk Bankası biliyor musunuz? 608 bin lira. 2010 yılında bu rakam 46 kattan fazla. Ne kadar olmuş? 27 milyon 271 bin. Değerli kardeşlerim, 46 kattan fazla düşünebiliyor musunuz? Ardaki fark bu. Esnafın, sanatkârın yanında kim? Biz. Çiftçinin yanında kim? Biz. BAĞ-KUR’lunun yanında kim? Biz, biz olmaya devam edeceğiz.

Değerli kardeşlerim; biz bu hizmetlerin devamı için sizden destek istiyoruz. Siz bizim arkamızda olduğunuz sürece evvel Allah Türkiye daha da büyüyecektir. Ben şunu söylüyorum: Türkiye hazır, hedef 2023. Aksaray hazır, hedef 2023. İstikrar sürsün, Türkiye Büyüsün. İstikrar sürsün, Aksaray Büyüsün. 3 diyoruz, 3. Var mıyız? 3.

Şimdi bizim ahdimiz var değil mi? Neydi o, neydi? Şöyle bir gür bir seda ile. Önce bir elleri göreyim bakayım. Maşallah maşallah. Bu aşkınız, bu sevdanız evvel Allah oy pusulasında pusulanın 1 numarasında hangi parti var? 1 numara evvel Allah. Hazır mıyız? Şimdi bayraklar.

Beraber yürüdük biz bu yollarda. Beraber ıslandık yağan yağmurda. Şimdi dinlediğim tüm şarkılarda bize her şey sizi hatırlatıyor. Bize her şey sizi hatırlatıyor. Bize her şey sizi hatırlatıyor.

Günümüz kutlu olsun. 12 Haziran ülkemiz, Aksaray’ımız, milletimiz, Aksaraylı kardeşlerim için, yeni bir anayasa için, temel hak ve özgürlükler için bir milat olsun diyorum. 3’e var mıyız? Var mıyız? Var mıyız? Allah yar ve yardımcımız olsun.