Recep Tayyip Erdoğan'ın 25 Mayıs 2011 tarihli Nevşehir mitinginde yaptığı konuşma

Vikikaynak sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Tüm Nevşehirli kardeşlerimi sevgiyle, saygıyla, en kalbi duygularımla selamlıyorum.

Buradan Acıgöl’e, Avanos’a, Gülşehir’e, Hacıbektaş’a, Kozaklı’ya, Ürgüp’e oralarda yaşayan tüm kardeşlerime selamlarımı, sevgilerimi yolluyorum.

12 Eylül halkoylamasında yüzde 67,5 gibi yüksek bir oy oranıyla demokrasiye, özgürlüklere, hukukun üstünlüğüne sahip çıkan, çetelere dur diyen Nevşehir’e şükranlarımı sunuyorum.

Sizden aldığımız güçle, sizden aldığımız yetkiyle, sizlerin hayır duasıyla bu yola çıktık, bu yolda ilerliyoruz. Sizin çizdiğiniz istikamette, sizin rotanızda yürüyoruz. AK PARTi’yi millet kurmuştur, AK PARTi’nin kilimini millet dokumuştur, AK PARTi’nin hamurunu millet yoğurmuştur. Biz sizden başka, milletten başka hiç kimseden talimat almayız. Biz sizden başka kimsenin önünde boyun eğmeyiz. Sizin onurunuz bizim onurumuzdur, sizin davanız bizim davamızdır, sizin itibarınız bizim itibarımızdır. Rabbime hamdolsun ki bize size hizmet etmek gibi bir paye verdi. Bizi sizlere efendi değil, hizmetkâr kıldı. Biz de çalıştık, çabaladık, mücadele ettik ve sizin emanetinizin hakkını verdik, vermeye çalışıyoruz. Sizin bize yüklediğiniz emanete sahip çıktık, çıkmaya devam ediyoruz.

Sevgili Nevşehirliler, şundan emin olunuz: Şu anda dünyanın neresinde olursa olsun mazlumlar, mağdurlar, mahrumlar, yoksullar inanın Türkiye’ye bakıyorlar. Demokrasi isteyenler, özgürlük isteyenler, zulümden, baskıdan, sömürüden kurtulmak isteyenler Türkiye’ye bakıyorlar. Türkiye’nin adı artık umut kelimesiyle yan yana yazılıyor. Türkiye’nin adı barışla, insanlıkla, hak mücadelesiyle yan yana anılıyor. Şunu çok büyük bir gururla ifade ediyorum: Gerek ben, gerekse de arkadaşlarım yurt dışına çıktığımızda inanın sokaklarda serbestçe dolaşamıyoruz. Neden mi? Çünkü sevgi seliyle karşılaşıyoruz, tezahüratla karşılanıyoruz, yoğun bir muhabbetle karşılanıyoruz. Ben bu milletin bir evladı olmanın, bu ülkenin bir ferdi olmanın gururunu yüreğimde taşıyorum. İnanıyorum ki yurt dışına çıkan, gurbette yaşayan her bir vatandaşım, ki çok Nevşehirli kardeşlerim var, aynı duyguyu yaşıyor, aynı gururu taşıyor. Türk olduğunu söyleyen, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduğunu söyleyen her bir kardeşime gıpta ile bakılıyor. 10 yıl önce böyle miydi? Benim her bir vatandaşım artık parasını, pasaportunu gururla gösteriyor. Benim Ay Yıldızlı Türk Bayrağım artık dünyanın her yerinde itibar görüyor, saygı görüyor, hürmetle selamlanıyor. İşte Türkiye’yi bu seviyelere taşıdık, Türkiye’yi ekonomisiyle güçlü bir ülke konumuna taşıdık, Türkiye’yi demokrasisiyle güçlü bir ülke konumuna yükselttik. Türkiye’yi aktif, barışçı, hakkı savunan dış politikasıyla itibarlı bir ülke konumuna yükselttik. Bunu biz değil; beraberce başardık. Bu başarı hepimizin ve burada siz varsınız. Biz birlikte yaptık, beraber yaptık, kardeşlikle bunları başardık. Ama asla yeterli değil, asla durmayacağız. Daha yukarıya, daha yükseğe çıkacak, daha ileriye gideceğiz. Onun için ne diyoruz? Türkiye hazır, hedef 2023. Nevşehir hazır, hedef 2023.

İnşallah Türkiye’yi büyütecek, sofranızdaki ekmeği büyütecek, ülkedeki muhabbeti, uhuvveti, kardeşliği büyütecek ve 2023 yılında dünyanın 10 büyük ülkesinden biri olacağız, biz olacağız. Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız.

Sevgili kardeşlerim, sevgili Nevşehirliler; Nevşehir mesajları ülkemiz sınırlarını aşıp, bütün dünyaya ulaşan Hünkar Hacı Bektaş-ı Veli’nin şehridir. Hünkar Hacı Bektaş’ın ne güzel sözleri vardır. İnanın o sözler Nevşehir’in gülleri kadar güzel kokar. Diyor ki Hazret, bakın bunlar çok önemli ha. Ben bu sözleri sadece AK PARTi’ye gönül veren kardeşlerime seslenmiyorum, CHP’ye gönül veren kardeşlerime de sesleniyorum, MHP’ye gönül veren kardeşlerime de sesleniyorum, diğerlerine de sesleniyorum. Ne diyor Hacı Bektaş-ı Veli; “Adem’in ademliği; akıl, haya ve ilim iledir.” Neymiş? Adem’in ademliği; akıl, ilim ve haya iledir.

Kardeşler; yine ne diyor biliyor musunuz? “Edep elbisesini sırtınızdan ölünceye kadar çıkarmayınız.” Ne demek istediğimi anlıyorsunuz değil mi? İşte mesele bu. Edep her şeyin başıdır, edep bu milletin temel direğidir. Bizim evlerimiz, sokaklarımız, mahallelerimiz, şehirlerimiz edeple inşa edilmiştir. Bizim gönlümüz edeple imar edilmiştir. Yunus Emre’ye kulağını tıkayan bu topraklara kulağını tıkar. Mevlana’ya gözünü kapatan, gerçeğe gözünü kapatır. Ahi Evran’a, Ahmet Yesevi’ye, Nevşehirli Hacı Bektaş’a gönlünü kapatan, millete, insana gönlünü kapatır. Ah benim Nevşehirli kardeşim ah, mesele Hacı Bektaş’a gelip kameralar önünde türbe ziyaret etmekten ibaret değil. Mesele; Hacı Bektaş’ı anlayacaksın. Mesele; Hacı Bektaş’ı yaşayacaksın. Okumak yetmez, anlamak ve yaşamak gerek yaşamak. Onu özümseyeceksin, onun söylediklerini gönlüne, zihnine yazacaksın. Onun söylediklerini yaşayacaksın. Yalanı, iftirayı, sövmeyi, karalamayı, yüzsüzlüğü ve pişkinliği adet edinenler ne Hacı Bektaş’tan, ne Mevlana’dan, ne Yunus’tan zerre kadar nasihat alamamıştır.

Siirt’te türbe ziyareti yap, gel meydana orada haşa Rabbimize edep dairesinin dışına çıkarak çirkin ifadeler kullan. Ne diyor, dediği ne? Tekrar edeceğiz. Çünkü bu zatın iyi tanınması lazım. Diyor ki; “Statükonun Allah’ı Ankara’da.” Allah zamandan ve mekandan münezzehtir. Bu adam Hacı Bektaş’a gelip, bırak sen bir ziyaret yapmayı, ömrünü burada geçirse hava hoş. Mesele yaşamak yaşamak. Yaşamadıktan sonra hikaye. Çünkü Hacı Bektaş’tan hiçbir şey öğrenememiş. Bakıyorsun yanı başında bir profesör. Allah’ın ayetine ne diyor? “Sinir bozucu.” İstanbul’un Zincirlikuyu Mezarlığında girişteki bir kitabenin üzerinde; “Her nefis ölümü tadacaktır” yazıyor. Hanımefendi diyor ki; sinir bozucu. Yarın sen de öleceksin, öldüğünde herhalde gideceksin imam efendinin önüne. O tabutun üzerindeki örtüde ne yazıyor? “Küllü nefsin zaikatül mevt” yazıyor. Ne demek bu? Her nefis ölümü tadacaktır diyor. Yoksa sen tatmayacak mısın? Yani ne olursan ol, ister cumhurbaşkanı ol, ister başbakan ol, ister trilyarder ol, ister profesör ol, ne olursan ol oraya geleceksin. Gelmeyeceksen ayrı mesele, onu da açıkla, ilan et, şimdiden söyle. Olur ya farklı inancın sahibi de olabilirsin, ama açık açık omurgalı ol, doğru ol. Milleti aldatmayın, açık açık konuşun ya, açık açık. Müslüman mahallesinde salyangoz satmanın anlamı yok, doğru olun, dürüst olun.

Bir taraftan meydanları dolaşacaksın, başörtüyle ilgili olarak olumlu konuşacaksın, hemen 24 saat sonra tornistan. Hemen Avcılar’da başörtülü kızlarımızı rahibe kılığında göstereceksin. Bunlar Mevlana’dan filan nasiplenememiş. İnsanların annelerine dil uzatanları, partileri içinde korumaya alanlar Anadolu’nun edebini, adabını özümseyememişler.

Bak şimdi yine bir şey daha yaptılar. Eğitimle ilgili açıklamaları var. Yine kafayı taktılar imam hatip okullarına. Kardeşlerim CHP bu ya bu, CHP bu. Hala akıllanmayacaklar. Bu ülkede işte görüyorsun bir tane imam hatip okulu mezunu şu anda Başbakan var. Bize siz zulmettiniz, çok eza, cefa çektirdiniz, ama buna rağmen tırnaklarımızla taradık taradık, benim milletim bizi aldı getirdi Başbakan yaptı. Muhtar bile olamaz dediniz, benim milletim getirdi Başbakan yaptı. Ayıptır ya, bırakın artık, çekin şu imam hatiplerin üzerinden ellerinizi, çekin şu meslek liselerinin üzerinden ellerinizi, bırakın. Bunlar var ya kardeşlerim bunlar imam hatip okullarında hangi dersin okunduğunu bile bilmiyorlar. Bu kadar da bunlar cahiller. Tutturmuşlar bir şey ne diyor? Ne kadar imam lazımsa, ne kadar müezzin lazımsa o kadar imam hatip. Hadi canım sen de. Ne olacak, Türkiye’nin yüzde 75’i düz lise, ne oluyor? İhtiyacı mı karşılıyorsun onunla? Veya onlara iş mi bulacaksın? Meslek sahibi yapacaksın meslek. Bak şu anda hedefimiz inşallah yüzde 65-70 meslek liselerinin sayısını o oranlara yükseltmek. Hepsinin bileğine bileziğini takmak.

Değerli kardeşlerim; bakınız, şimdi kardeşim üniversitelere girişler bir yarış mı? Yarış. Buraya düz liselisi de girer, meslek liselisi de girer. Eee? Girdi, kazandı. Niye önünü kesiyorsun? Bırak gitsin. Bilgi varsa meslek lisesinde, bu imam hatipli oluyor, bu endüstri mühendisliği için olabilir, bu makine için olabilir, motor olabilir, bilgisayar olabilir, hepsi olabilir. Bırak mezun olup gidiyor mu gitsin.

Sevgili kardeşlerim; bu ülkede ayrımcılığa yer olmayacak, bu ülkede bölücülüğe yer olmayacak, ama bu CHP’nin genlerinde bu var. Bunlar bu ülkede ne yapmadılar ya? Bu CHP’nin tarihi bu noktada ah ah nelerle dolu nelerle. Bakın şu belgeler, ya bunlar Kur’ân kurslarını kapattılar. Bunlar camileri kapattılar. Konya’da camileri ahır haline getirdiler. Bu CHP. Şimdi bu CHP, Hacıbektaş’a gelse ne olur ya? Hacı Bektaş’ın, Hünkarın ruhu bundan muazzep olur. Değerli kardeşlerim, bakınız çok enteresandır, bunlar ilmihalleri yasakladılar, toplattılar, basımını yasakladılar. Nerede basılıyorsa baskınlar yaptılar. Ne oldu? CHP ezanı kalktı Türkçe okuttu. Ezan Türkçe okutulur mu? Ezan evrenseldir, tüm İslam dünyasına ortak mesajdır. Siz bir yerde ezanı İngilizce, bir yerde Fransızca, bir yerde Arapça, bir yerde Almanca, bir yerde Türkçe, bir yerde şuca, bir yerde buca okuyamazsınız. Ne oldu? Bunu böyle yaptın, “Tanrı uludur, Tanrı uludur” dedirttin. Geldi merhum Menderes, derdest etti ve aslına döndürdü. “Allah-u ekber, Allah-u ekber.” Çünkü nereye gidersen git dünyada bu nidayı duyduğun zaman hemen Müslüman anlar, demek ki ezan bu, ortak çünkü ortak. Ama CHP’nin bu noktada genlerine işlemiş, onun için ben CHP’ye gönül veren kardeşlerime sesleniyorum. Ne olur başınızı iki elinizin arasına alın, bu Kılıçdaroğlu’nu ve ekibini tanıyın. Bunlarda dürüstlük yok.

Değerli kardeşlerim; Cumartesi günü Hakkari’deydim. Orada Partimizin mitingini gerçekleştirdik. Terör örgütü ve BDP halkı tehdit ettiler. Dükkanları kapattırdılar, milletin iradesine ipotek koydular. Milleti güya bizden uzak tuttular. Hakkari’de şehrin merkezinde çöpleri toplamadılar. Belediye BDP’li, ama belediye var mı yok mu, pislikten, rezillikten geçilmiyor. Bir Nevşehir’e bak, ah bir de orayı görseniz. Burada AK PARTi Belediyesi var, orada da BDP var. Yani bunları alın CHP’yi hepsini koyun bir kenara, bir de AK PARTili belediyelere bakın, kahir ekseriyetinde bizim belediyelerin onlara fark attığını görürsünüz. Çünkü bu iş bizim işimiz. Biz bu millete hizmetkâr olmaya geldik, efendi olmaya değil. Biz hizmet siyaseti yapıyoruz, eser siyaseti yapıyoruz, bunlar istismar siyaseti yapıyor.

Şimdi sordum orada konuşmamda, dedim ya Belediye Başkanı seçilmişsin, bunun için mi seçildin? Sokakları çöpe teslim etmek, çamura teslim etmek, kepenklerini açanlara ceza yazmak için mi seçildin? İnanın sevgili kardeşlerim Doğu, Güneydoğu halkı, esnaf bunlardan yaka silkiyor yaka. Ama düzelecek, bunları da aşacağız, ama el ele vererek aşacağız. Bu oyunlara boyun eğmeyeceğiz, bu tehditlere asla meydan vermeyeceğiz. Huzuru, güvenliği tesis etmek için çok yoğun çalıştık, daha da yoğun çalışacağız. Şiddetle değil; demokrasiyle oyunu bozacağız. Benim oradaki Kürt kardeşimi bu zorbalardan kurtararak biz yolumuza devam edeceğiz. Zaten oyun bozulduğu için bu terör örgütü ve BDP hırçınlaşıyor. Oyun bozulduğu için şımarıklık artıyor. Benim Hakkarili kardeşim bir yanda hizmet siyasetini görüyor, öbür yanda istismar siyasetini görüyor ve oyunu da inşallah bozacak. Son günlerdeki hırçınlık, bütün kışkırtma, bütün tahriklerin altında bu var.

Değerli kardeşlerim; AK PARTi dediğim gibi oyunları bozuyor, bunlar da hırçınlaşıyor. Ama dikkat edin, hırçınlaşan sadece bunlar değil. Bizim Hakkari’yi ziyaretimizin hemen ardından CHP Genel Başkanı da Hakkari’ye gitti. Çok sevindik, yıllardır zaten bunu istiyoruz. Yıllardır Sivas’ın ötesine geçin diyoruz. Ama ne oldu? Kepenk kapattırıp, insanları evlerine kapatıp, bizim mitingimize vatandaşın gelmesini engelleyenler, CHP’nin mitingine gittiler. CHP mitingine destek verdiler. Bitmedi. Mitingi meydanında olanların içinde teröristlerin tespitini yaptık, bunları gördük. Bir grup bu ülkenin, Türkiye Cumhuriyetinin Başbakanına katil diye bağırırken, CHP Genel Başkanı sustu, dinledi, susarak adeta onları onayladı. Sayın Kılıçdaroğlu, bunun adı da mı özgürlük, bunun adı da mı demokrasi? Demek ki çok hoşuna gidiyor. Ama unutma, bu senin de başına gelir, ama sana çok daha farklı gelir. Bu bir bumerang gibidir, döner döner sizleri de bir gün acımasızca vurur. Muhabbete bak muhabbete, şu işbirliğine bakar mısınız, şu tezgaha bakar mısınız? Tarihinde Dersim katliamı olan, tarihinde inkar olan, ret olan, asimilasyon olan, Türkiye’nin başına büyük dertler açan CHP, BDP ve PKK tarafından baş tacı ediliyor. Enteresan olan ne biliyor musunuz? Miting meydanında bir tane Türk Bayrağı görmedim. CHP ne oldu, seni de mi ürküttüler? CHP bayrağından başka niçin orada Türk Bayrağı yoktu? Acaba yanıldım mı dedim, tekrar araştırdım, sordurttum, maalesef. Sevgili kardeşlerim, işte böyle davranırsanız terörü ve teröristleri onun uzatmalı sevgilisini de bu hale getirirsiniz.

Biz yola çıkarken ne dedik? Tek millet dedik. Bunun içinde ne var? Türk’ü var, Kürt’ü var, Laz’ı var, Çerkez’i var, Gürcü’sü var, Abaza’sı var, Roman’ı var aklınıza ne gelirse hepsiyle tek millet. Çünkü biz yaratılanı Yaratan’dan ötürü seviyoruz, ayrımcılık yok.

İkincisi; ne dedik? Tek bayrak dedik. Bayrağımızın rengi şehidimizin kanıdır. Hilal; bağımsızlığımızın ifadesidir. Yıldız; şehitlerimizin sembolüdür. Dolayısıyla, tek bayrak. Bundan kimse rahatsız olmasın. Bitmedi. “Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır.” Dolayısıyla tek vatan, tek vatan 780 bin kilometrekarede. Bu bakımdan Batı’da ne varsa, Doğu’da, Güneydoğu’da da o olacak. Kuzeyde ne varsa, güneyde de olacak. Orta Anadolu’da da o olacak, Akdeniz’de de o olacak, Trakya’sında o olacak.

Değerli kardeşlerim; bitmedi, tek devlet diyoruz. Biz ne vatanımızın üzerinde, ne de devletimizde operasyon, ameliyat yaptırmayız, buna müsaade etmeyiz. Şimdi çıktı, yerel özerklik şartı diyerek, ne demektir efendim, biz sizin yerel yönetimlerinizi tanıyacağız. Nerede dedi bunu? Hakkari’de, Hakkari’de böyle diyor. Çıkıyor Ardahan’a, Ardahan’da da diyor ki, asla biz eyaletten böyle bir şey konuşmadık, eyaletlere biz müsaade etmeyiz dedi. Dedim ya, akşam başka, sabah başka. 35 dakikada bir televizyon programında yalan söyleyebiliyor. Önce diyor ki, YÖK’ü kaldıracağım. 35 dakika sonra ne diyor bu defa biliyor musun? Bedelli askerlikten toplanan parayı YÖK’e aktaracağım diyor. Kaldırmadın mı sen YÖK’ü? Kaldıracağım diyorsun, 35 dakika sonra da bedelliden gelen parayı oraya aktaracağım diyorsun. Bu ne perhiz, ne lahana turşusu. İşte bu zat bu.

Şimdi değerli kardeşlerim; kim ne isterse onu vaat ediyor. İlke, sınır, çizgi hiçbir şey yok. 1 yıldır Genel Başkan, ağzından ne çıktıysa yarım saat sonra tersini söyledi. Ben önceleri U yapıyor diyordum U dönüşü, ama sonra baktım S yapıyor. Önceleri yürüyen yalan demiştim, fakat baktım ki bu koşar adım gidiyor. Daha sonra baktım ki o da oluyor, bu uçuyor ya, uçuyor, böyle gidiyor. Değerli kardeşlerim, bakıyorsunuz Doğuda söylediğini batıda yalanlıyor. Kuzeyde kurduğu cümleyi güneyde bozuyor. İfade ne? Yanlış anlaşıldım diyor. Bu bir olur, iki olur, üç olur, ama artık dört olmaz. Dört olursa orada bir iş vardır, orada bir laçkalık vardır. İşte Hakkari’de özerklik dedi, 24 saat sonra yanlış anlaşıldım dedi. Yazık, valla yazık, CHP’ye gönül verenlere de yazık. Çünkü CHP ülkemizin eski siyasi partilerinden birisi.

Değerli kardeşlerim; bu CHP zihniyeti milletimizi hep aşağılamıştır, millete hep tepeden baktılar. Göbeğini kaşıyan adam dediler, yüzde 60’ı aptal dediler. Şimdi aynı muameleyi kendi tabanlarına yapıyorlar. Eskiden yüzde 60’a aptal gözüyle bakıyorlardı, şimdi 74 milyona aynı nazarla bakıyorlar. Sevgili Nevşehirli kardeşlerim, bu bir tezgah, senaryo. Şimdi çetelere yeniden can suyu verme mücadelesi, bu yeniden 2002 öncesine dönme gayreti. Maalesef MHP de aynı şeyi yapıyor, MHP de bir kez yeniden bunların kuyruğuna takıldı. Ben merak ediyorum, AK PARTi’ye edebi, adabı, seviyeli üslubu bırakarak, en ağır şekilde hakaretler yağdıran MHP Genel Başkanı, acaba yol arkadaşı CHP’ye şimdi ne diyecek? Hiçbir şey diyemez. AK PARTi’ye karşı kaplan kesilen MHP, CHP karşısında kuzu dahi olamaz kuzu. Çünkü bunlar ittifak içindeler, bunlar kardeşliği oluşturdular. Bunlar CHP, MHP, BDP, Ergenekon ve terör örgütü tıpkı 12 Eylül’deki gibi yine aynı hizaya geçtiler. Şimdi soruyorum, Nevşehir bu oyunu bozacak mı? Nevşehir bir kez daha çetelere dur diyecek mi? Nevşehir bu kirli ittifaka 12 Haziran’da cevap verecek mi? Nevşehir bir kez daha demokrasi, bir kez daha hukuk, bir kez daha yeniden büyük Türkiye diyecek mi?

Sevgili kardeşlerim; biz tüm Türkiye’yle birlikte Nevşehir’i de daha ileri taşımak istiyoruz. Nevşehir’in elindeki imkanları çok daha iyi değerlendirmesini istiyoruz. Bakınız, bölünmüş yollarla Nevşehir’i çevre illere bağladık. Bunun için Kapadokya Havaalanını yılda 17 bin kişinin yararlandığı bir havaalanından, şu anda 17 binden nereye çıkardık? 139 bin kişinin yararlandığı havaalanı haline getirdik. Bunun için Antalya’dan Kayseri’ye kadar ulaşan, yani Akdeniz’i İç Anadolu’ya, Doğu Anadolu’ya bağlayan bir demiryolu hattı yapmayı planladık. Bunun için Nevşehir Üniversitesini kurduk. Kim kurdu? Biz kurduk, öyle mi? Fakülteleriyle, yüksekokullarıyla, araştırma merkezleriyle faaliyete geçirdik. Bunun için Nevşehir’i modern sağlık tesisleriyle donattık. Turizm yatırımlarını teşvik ederek Nevşehir’i ülkemizin en önemli turizm merkezlerinden biri haline getirdik. Şimdi daha fazlasını yapacağız. Bizim sevdamız Türkiye, bizim sevdamız Nevşehir. Biz bu sevdayla gece-gündüz hizmet peşinde koşuyoruz. Ülkemizin 81 vilayetini, dünyanın dört bir yanını bunun için dolaşıyoruz.

Kardeşler; göreve geldiğimizde Türkiye’ye gelen turist sayısı neydi biliyor musunuz? 13 milyon. Şimdi Türkiye’ye gelen turist sayısı ne oldu biliyor musunuz? 28 milyon. Bunlar durup dururken olmadı. Koşarak, çalışarak oldu. İşte bugün mitingimizden sonra toplu açılışımız var. Ben Nevşehir’e hiçbir zaman eli boş gelmedim. Bugün de yeni Devlet Hastanemizle birlikte bölünmüş yolları, eğitim hizmetlerini, belediyemizin yatırımlarını resmen hizmete alıyoruz. Tek bir törenle toplam yatırım bedeli 168 trilyon olan 16 eseri Nevşehir’e kazandırıyoruz. Biz buyuz. Peki CHP ne yapmış, MHP ne yapmış? Değerli kardeşlerim, şimdi benim MHP’ye gönül veren kardeşim bunları görmüyor mu? CHP’ye gönül veren kardeşim bunları görmüyor mu? Bu hastaneye gidip gelmiyor mu? Bu yollardan gidip gelmiyor mu? Allah aşkına, bu hizmetler durup dururken yapılmadı ki.

Ah benim kardeşim, biz iktidarı kimden aldık? Şu MHP’den almadık mı? Sevgili kardeşlerim, Nevşehirli kardeşlerim, Allah aşkına bizim milli gelirimiz neydi biliyor musunuz? MHP’den aldığımız zaman 230 milyar dolardı. Gençler bunları iyi aklınızda tutun. Şu anda milli gelirimiz ne biliyor musunuz? 740 milyar dolar. Bakın, devletin borçlanma faizi neydi biliyor musunuz? Yüzde 63. Yani devlet borçlanırken 100 liraya 63 lira faiz veriyordu. Şimdi yüzde 7, yüzde 8, buradayız. Bu aradaki 55 lira kimin cebinde kalıyor? Benim vatandaşımın cebinde kalıyor. Nevşehirli kardeşimin cebinde kalıyor. Çiftçimin, köylümün, memurumun, işçimin cebinde kalıyor.

Sevgili kardeşlerim; enflasyon neydi? Enflasyon canavar değil miydi? Mutfaktaki Fatma abla, Hatice abla, Ayşe abla bunu siz iyi bilirsiniz. Yüzde 30 nereye düştü? Şimdi yüzde 4’e ya, yüzde 4’e. Aradaki 26 kimin cebinde kaldı? Senin cebinde kaldı. MHP’den bunu böyle devraldık.

Bitmedi. Ah kardeşlerim benim, işçi, memurdan para kestiler her ay maaşlarından. Çünkü kredibiliteleri kalmamıştı. Batı’dan borç alamıyorlardı. Bu sefer tuttular benim işçimin, memurumun maaşından kesmeye. Adını da şöyle koydular: Nema. Sadece MHP yapmadı bunu, CHP de yaptı aynı şeyi, ANAP’ı da yaptı, hepsi yaptı. Sevgili kardeşlerim, devlet ne kadar borçlandı işçiye, memura biliyor musunuz? 13,5 katrilyon. Bu parayı kim ödedi? Devlet işçisine, memuruna borçlu olur mu? Değerli kardeşlerim, geldik 13,5 katrilyonu takır takır biz ödedik. Konut Edindirme Yardımları dediler. İşçiye, memura konut verdiler mi? Yok. Şu ana kadar 3 katrilyon da onun için ödedik.

Bitmedi. IMF’den gittiler borç aldılar. Hem karşıyız diyor MHP, gitti borcu aldı. Bize ne kadarla devretti biliyor musunuz? 23,5 milyar dolar. Onu da şu ana kadar ödedik ödedik ödedik. Ne kadar kaldı? 4,9 milyar dolar. Şu anda istesek hepsini öderiz. Ama faizi çok çok düşük olduğu için Nisan 2013’te onu da bitireceğiz. Ama bakın artık biz stand-by anlaşması yapmıyoruz. Neden? Biz artık yere sağlam basıyoruz, size ihtiyacımız yok dedik. Bak MHP döneminde 21 banka battı, 40 milyar dolar benim vatandaşım ödedi. Sayın Bahçeli, sen bunların hesabını ver. Bak ben sana hakaret etmiyorum, sen küfür ediyorsun, hakaret ediyorsun. Çünkü bu senin iç dünyanın dışa yansımasıdır. Ama bizim geçtiğimiz rahleyi tedriste “edep yahu” yazıyor. Onun için biz aynı dille konuşmayız. Ama biz gerçekleri anlatırız. Niye? Millet bunu öğrensin, bilsin, tanısın bunları, bunların gerçek yüzünü görmeleri lazım.

Bak, milliyetçiyiz diyorlar değil mi? Bizim milli bankamız hangisi? Merkez Bankası. Merkez Bankasının kasasında ne vardı biliyor musunuz biz geldiğimizde? 27,5 milyar dolar. Şimdi Merkez Bankasının kasasında ne var biliyor musunuz? 95 milyar dolar var. Elhamdülillah. İşte bak yolsuzluk olmazsa, öyle mi? Suiistimal olmazsa, işi ehline verirsen işte buralara gelirsin. Bir taraftan yatırımları yapıyoruz, bir taraftan da devlet olarak güçleniyoruz. İşte onun için dünyanın en büyük 17. ekonomisi olduk. Bakın, büyümede Avrupa’da 1. sıraya çıktık. OECD ülkeleri arasında 1. sıradayız. Buralara durup dururken gelmedik.

Değerli kardeşlerim; Ziraat Bankasını bunlar batırdı mı? Batırdı. Adına ne dediler? Görev zararı, ey MHP. Halk Bankasını batırdılar mı? Adına ne dediler? Görev zararı. Şimdi Ziraat Bankası en kârlı bankalardan birisi. Halk Bankası en kârlı bankalardan bir tanesi.

Biz 40 bin öğretmen aldık. Ve en çok parayı Milli Eğitime ayırdık, en çok kadroyu da Milli Eğitime verdik. Onun için biz her önüne geleni de şu anda alıp istihdam edemeyiz. Ülkeyi de idare edeceğiz. 163 bin derslik yaptık. Bir taraftan bunu yapacağız, bir taraftan da hiçbir dönemde alınmadığı kadar, Cumhuriyet tarihinde alınan öğretmen sayısı kadar biz 8 yılda öğretmen aldık yarısı kadar. Şimdi benim oğlum, kızım okulu bitirdi. Hemen bunu öğretmen yapayım. Yok böyle bir şey, dünyanın hiçbir yerinde böyle bir şey yok. Şu anda bizde işsizlik görüyorsunuz 11 civarında, Amerika’da işsizlik 10’a vurdu. İspanya batıyor, Yunanistan’ın hali ortada, İtalya’nın hali ortada, nerelerden nerelere geldiler. Elhamdülillah, Türkiye’nin haline bak. Biraz hamd etmesini bileceğiz.

Değerli kardeşlerim; şimdi Nevşehirli çiftçi kardeşlerimi yakından ilgilendiren bir konuya açıklık getirmek istiyorum. Biliyorsunuz MHP seçim beyannamesine Konya’ya hızlı tren hattı yapacağız diye bir vaat koymuş. Bundan haberiniz var mı? Size duyuruyorum. Yazılı belgesi elimizde. Bunu yazdıklarında Konya’da hızlı tren hattı bitmiş, deneme seferlerine bile bizzat ben başlatmıştım. Hatta önümüzdeki hafta da ben Ankara’dan Konya’ya inşallah hızlı trenle ilk seferi başlatacağız. Değerli kardeşlerim, bunların Türkiye’den haberi yok, Türkiye’de ne oluyor, ne bitiyor haberi yok. Ve tutturmuş bir şey, TOKİ, kafayı oraya takmış Sayın Bahçeli, diyor ki 100 tane konut yapmış, 130 tane konut yapmış. Sayın Bahçeli, 490 bin konut, bunun 360 bini sahiplerine teslim edildi, 360 bin. Başbakan Yardımcısıyken beyefendi, TOKİ ona bağlıydı. Çık milletin karşısına de ki, ben şu kadar konut yaptırdım. Söyleyecek yüzü yok yüzü. Çünkü bu rakamlarla aşık atamaz. Ah kardeşlerim ah, CHP Genel Başkanı ne diyor? TOKİ’ye yurt yaptıracağım diyor. O bunu söylerken biz zaten yasayı çıkarmış, TOKİ’ye yurt yaptırmaya başlamıştık, bundan da haberi yok, Türkiye’den haberi yok. Bunlar Meclis’teler; ama Meclis’ten haberleri yok.

Şimdi son olarak başka bir gaf daha yaptılar. CHP Genel Başkanı her yerde çiftçinin elektrik borcunu affedeceğini söylüyor. En son çıkan yasadan da haberi yok. Hani Torba Yasa diyoruz ya. Dünyadan, Türkiye’den haberi yok, çıkan yasalardan da haberi yok. Biz çiftçimizin elektrik borcu sıkıntısını çıkardığımız son Torba Yasayla zaten çözdük. Bugüne kadar yapılmamış bir şeyi yaptık. Çiftçinin elektrik borcunun gecikme cezasını ne yaptık? Sildik. Biliyorsunuz değil mi bunu? Sildik. Gecikme cezası deyip geçmeyin, tam 1 milyar 145 milyon lira. Yani 1 katrilyon 145 trilyon. Biz bunun hepsini sildik, hepsini. Ana parayı da 5 yılda enflasyon farkı dahi uygulamadan, faiz uygulamadan belli katsayılara bağlı şekilde ödeme kolaylığı getirdik. Kooperatiflerle, çiftçilerimizle görüşerek onların ihtiyaçlarını, şartlarını göz önünde tutarak bu formülü ürettik.

Ben buradan çiftçilerimize bir müjde daha veriyorum. Çiftçilerimiz borçlarını yeniden yapılandırdığında avukatlık ücreti anapara üzerinden değil, cezası eklenmiş rakam üzerinden isteniyordu bizden önce. Biz buna da yeni bir düzenleme getirdik. Artık avukatlık ücreti sadece anapara üzerinden ödenecek, bu. Böylece çiftçimizin üzerindeki bir büyük yükü daha ortadan kaldırmış bulunuyoruz. Bunun da hayırlı olmasını diliyorum.

Değerli kardeşlerim; işçinin, emeklinin, engellinin, yoksulun yanında biz olduk. 79 yılda yapılamayanı biz yaptık. İnşallah önümüzdeki süreçte çok daha fazlasını yapacağız. Şimdi sevgili kardeşlerim, bizi hizmetlerimiz anlatıyor. Herhalde onlar da yalanları anlatıyor. Fark bu.

Şimdi Nevşehir’e ne yaptık şöyle kısa başlıklarla size bir anlatayım, bilmenizde fayda var. Türkiye’de eğitimde 163 bin derslik yaptık. Nevşehir’de 557 derslik yaptık. Okullarımıza 4 bin 682 bilgisayar gönderdik. Bizden önce burada böyle bir şey yoktu. Bilişim teknolojisi sınıflarını biz açtık. Kitapları ücretsiz olarak sıraların üzerine koyuyor muyuz? İlköğretimde, ortaöğretimde, sosyal güvencesi olmayanlara, bakın ama dikkat edin sosyal güvencesi olmayanlara ilköğretimde erkek çocuğa 30, kız çocuğa 35 lira verdik, veriyoruz. Ortaöğretimde erkeğe 45 lira, kız çocuğuna 55 lira verdik, veriyoruz. Anneye 150 lira veriyoruz, sosyal güvence. Değerli kardeşlerim, eğer evde özürlü bakıyorsa özürlüye biliyorsunuz asgari ücret ödüyoruz, biliyorsunuz değil mi? Sevgili kardeşlerim, üniversite bizden önce burs olarak ne veriyorlardı? 45 liracık. Biz ne veriyoruz? 240 lira. 45 lira nerede, 240 lira nerede. Eğer mastır öğrencisiyse 480 lira. Doktora öğrencisiyse 720 lira veriyoruz. Yurtlarımızı biliyorsunuz değil mi? Artık öyle koğuş sistemi yok. 3 yataklı odalar, tuvaleti, banyosu her şeyi içinde. Herkesin gardırobu, çalışma masaları, özel çalışma yerleri, her şey pırıl pırıl. Ve 2007 yılında Nevşehir Üniversitesini kurduk. Üniversite bünyesinde 2 enstitü, 5 fakülte, 1 yüksekokul, 6 meslek yüksekokulu ile 3 araştırma ve uygulama merkezi hizmete girdi. Nevşehir’de 500 yatak kapasiteli yurt projemiz var şu anda. İnşallah bu yurdumuzu bu sene hedefimiz Aralık’ta hizmete alacağız.

Sevgili kardeşlerim; şimdi size bir müjde veriyorum. Artık okullardan karatahtayı kaldırıyoruz. Yerine bilgisayar donanımlı akıllı tahtayı getiriyoruz. İnternet ağıyla dünyaya bağlı olacak. Sizlere ilköğretimde, ortaöğretimde birer tane elektronik kitap veriyoruz. Nasıl? Bütün müfredat bunun içinde var. Bunları zengin-fakir ayırımı yapmaksınız ücretsiz olarak vereceğiz. Bu projeyi 4 yıl içerisinde tamamlayacağız, 4 yıl içinde peyderpey, kademe kademe bütün okullarımıza bu montajlar yapılacak, elektronik kitaplar dağıtılacak. Ne diyorum? Yahu diyorum, Amerika’da George, Edward, Almanya’da Hans, Helga bu imkanlara sahip olacak da, benim ülkemde Ahmet’im, Mehmet’im, Hasan’ım, Hüseyin’im, Fatma’m, Ayşe’m, Betül’üm onlar niçin bu imkanlara sahip olmasın, neden? Mesele bu. Bizim neyimiz eksik ya. Bizden öncekiler niye yapmadılar bunları? Ey Bahçeli niye yapamadınız, ey CHP niye yapamadınız? Dert dert. Biz size sevdalıyız sevdalı. Bizim aşkımız var, biz dertliyiz. Ama bunların böyle bir durumu yok.

Gelelim sağlığa. Nevşehir’de sağlık hizmetleri için 100 trilyon harcama yaptık. Kozaklı Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezini tamamladık, hizmete açtık. Nevşehir Devlet Hastanesi, Ürgüp Devlet Hastanesi ek binası, 1 adet sağlık evi ve 10 adet aile sağlığı merkezinin yapımına başladık, tamamladık, hizmete açtık. Kardeşler, şu Nevşehir’de bir tomografi yoktu biliyor musunuz? MR cihazı yoktu biliyor musunuz? Ama bugün 2 tomografi var, 1 tane de MR cihazı var. Diyaliz cihazı kaç taneydi biliyor musunuz? 17 tane. Şimdi 48. Ambulans kaçtı biliyor musunuz? 10. Şimdi 27. Ayrıca da 1 tane kar paletli ambulans buraya verdik. Olur ki araçların çıkamadığı yere onla çıkalım diye. Hepinizin aile doktoru var mı? Daha önce niye yoktu? Batılının olacak da Nevşehirlinin niye olmasın ya? Onun için bunları yaptık. Aç telefonunu, derdini aç değil mi? O da sana çözüm yolunu göstersin. Artık evlerde bakım da başladı, evlerde bakım.

Bu Bay Kemal var ya bu Bay Kemal, bunun SSK Genel Müdürlüğü zamanında ne çileler çektik be. Hastaneye giderdik gir kuyruğa, doktor efendi muayenehaneme gel. Paran varsa ne ala, yoksa yandın. MHP, ey Bahçeli, senin iktidarın döneminde ölülerimiz rehine kalıyordu hastanede rehine. Öyle mi? Hastanelerde rehine kaldı. Biz ne yaptık? Bütün hastaneleri birleştik. Bay Kemal dedi ki yapamazsınız. Biz olur olur bal gibi olur dedik ve yaptık. Şimdi Nevşehirli kardeşim istediğin hastaneye gidiyor musun? İstediğin eczaneden ilacını alıyor musun? Ayrım var mı? Zengini de, fakiri de, çiftçisi de, köylüsü de her yere gidiyor mu? Mesele bu. Onun için hamd ediyoruz biz, ama daha iyi olacak. Artık 18 helikopter ambulansla 16 noktada helikopter ambulanslarımız hizmet veriyor. Jet ambulanslarımız var 2 tane, şimdi 5’e çıkarıyoruz. Onlarla uzak şehirler arasında bu hizmeti veriyoruz, gerekirse uluslararası.

TOKİ, Bahçeli’nin kıskandığı TOKİ. Nevşehir’de bugüne kadar 4 bin 240 konut yaptık. Bunun 4 bin 144’ü sahiplerine teslim edildi. Şöyle TOKİ’de dairesi olanların bir ellerini göreyim. Maşallah.

Ulaştırma alanında 2002 yılına kadar Nevşehir’de ne kadar bölünmüş yol vardı biliyor musunuz? 87 kilometre. 79 senede 87 kilometre. Biz 8 yılda ne kadar yaptık? 178 kilometre. Nevşehir Kapadokya Havaalanı yolcu trafiğinde az önce söylediğim rakam ortada, evvel Allah. Antalya, Konya, Aksaray, Nevşehir, Kayseri demiryolu etüt proje ve mühendislik hizmetleri devam ediyor.

Değerli kardeşlerim; bütün bunlarla beraber KÖYDES çalışmaları için 31 trilyon gönderdik Nevşehir’imize. Ve bunlarla yetinmedik. Tarımda yine Nevşehir’imize 2002’de 23 trilyon geldi, 2010’da biz 52 trilyon verdik. 8 yılda 492 trilyon tarımsal destek verdik, nereye? Nevşehir’imize.

Doğalgazı biz getirdik mi Nevşehir’e? Daha önce ne yapıyordunuz? 7 kat, 8 kat binanın bodrumuna git, ah ah ne çileydi o, bodrumda sıçanlar cirit atar, öyle mi? Affınıza sığınıyorum, vaka öyle miydi? Çünkü ben de kömürlüğe indiğim zaman öyle o durumları görüyordum. Analarımız ne çileler çekti ya. Sobayla bir odayı ısıtıyorsun, 2. bir oda açılıyorsa oradan orası da ısınıyor, ama bir oda. Ama şimdi kombinin düğmesine bas, bütün daire ısınsın. Sıcak su 24 saat sıcak su değil mi? Benim bütün kardeşlerim buna layıktı, ne çileler çektirdiler. Batı’nın kadınları, Avrupa’nın kadınları buna layık olacaktı da, benim hanım kardeşlerim niye buna layık olmasın ya?

Devlet Su İşleri aracılığıyla 44 trilyonluk yatırım yaptık. Değerli kardeşlerim ve 3 adet sulama, 2 adet gölet, 6 adet taşkın koruma, Nevşehir İçme Suyu Arsenik Arıtma Tesisiyle sağlıklı içme suyuna kavuşmanızı sağladık.

Sevgili kardeşlerim; şimdi geliyorum işin sonuna. Kaç günümüz kaldı? 17 gün. Kapı kapı dolaşmaya hazır mıyız? Arka taraf, bak hanım kardeşlerimin heyecanını sizde göremiyorum. 17 gün kapı kapı dolaşmaya hazır mıyız? Köy köy dolaşmaya hazır mıyız? Bak ben de dolaşıyorum, siz de dolaşacaksınız. Şimdi milletvekili sayısı ne olacak? Ne olacak? Eğer Anayasayı değiştirecek güçle Parlamentoya gelirsek işimiz çok kolay, ileri demokrasi, temel hak ve özgürlükler inşallah Parlamentoda çok daha rahat olacak, çok daha rahat gelişecek. Bununla diğer partilere biz dirsek çevirmeyeceğiz, daha önce çünkü bunları davet ettiğimizde asla davetimize icabet etmediler. Sayın Bahçeli, 3 kez randevu istememe rağmen randevu dahi vermedi. Ne bileyim, bu yapı meselesi, ama bunu da benim milletime anlatmam lazım, bilsinler, tanısınlar nasıl bir insan olduğunu. Değerli kardeşlerim, biz hiçbir zaman gururla, kibirle insanlara yaklaşmadık. Tevazu ehli olduk, ama karşımızda tevazu ehli yok. Şimdi az önce ilçeleri sayarken Derinkuyu’yu unutmuşum. Derinkuyu ilçesine de buradan selamlar, sevgiler, saygılar.

Kardeşlerim; şimdi ahdimizi, şarkımızı söylemeye hazır mıyız? Neydi? Maşallah. Arka taraf neydi? Şöyle bir göreyim bakayım, önce bir elleri göreyim. Maşallah maşallah. Bayrakları bir göreyim. Hazır mıyız?

Beraber yürüdük biz bu yollarda. Beraber ıslandık yağan yağmurda. Şimdi dinlediğim tüm şarkılarda bize her şey sizi hatırlatıyor. Bize her şey sizi hatırlatıyor. Bize her şey sizi hatırlatıyor.

Günümüz kutlu olsun. 12 Haziran ülkemiz, Nevşehir’imiz, milletimiz, tüm Nevşehirliler için hayırlara vesile olsun. 12 Haziran yeni anayasanın, ileri demokrasi, temel hak ve özgürlükler için bir milat olmasını Allah’tan temenni ediyorum. Sizleri en kalbi duygularla selamlıyorum.