Recep Tayyip Erdoğan'ın 21 Mayıs 2011 tarihli Şanlıurfa mitinginde yaptığı konuşma

Vikikaynak sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla


Buradan tüm Şanlıurfa’ya; Akçakale’ye, Birecik’e, Bozova’ya, Ceylanpınar’a, Halfeti’ye, Harran’a, Hilvan’a, Siverek’e, Suruç’a, Viranşehir’e, oralardaki tüm kardeşlerime, sevgilerimi, saygılarımı yolluyorum.

Bugün bir kez daha Şanlıurfa’da olmanın, sizlerle kucaklaşmanın, hasret gidermenin heyecanını yaşıyorum. Şanlıurfa sadece Türkiye’nin değil, dünyanın gıpta ettiği bir şehir. Şanlıurfa sadece bugünün değil, tarihin gıpta ettiği bir şehir. Şanlıurfa; Türküyle, Kürt’üyle, Arap’ıyla, Zaza’sıyla, Laz’ıyla, Çerkez’iyle, Gürcüsüyle, Sünni’siyle, Alevi’siyle birliğin, beraberliğin, kardeşliğin şehri. Barışın, dostluğun, kardeşliğin, cömertliğin, cömertliğin Peygamberi Hazreti İbrahim’in şehri. Şanlıurfa sabır timsali Hazreti Eyyub’un, Hazreti Musa’nın, Hazreti Yakup’un, Hazreti Elyesa’nın, yani Enbiya’nın, yani peygamberlerin şehri. İnsan bu şehirle nasıl gururlanmaz. İnsan bu şehirde nasıl huzur bulmaz. İnsan bu şehirde nasıl heyecanlanmaz. Şanlıurfa, tarihe ışık tutan bir şehir. İnsanoğlunun inşa ettiği en eski mabet, günümüzden 11 bin 500 yıl önce burada Şanlıurfa’daydı. Buğday ilk kez bu topraklarda yetiştirildi, tarım ilk kez bu bereketli topraklarda yapıldı. Üniversite, dünyanın ilk üniversitesi bu topraklarda kuruldu.

Sevgili kardeşlerim, su bu topraklarda ateşe hükmetti. Nice alimler, evliyalar, şairler, fikir adamları bu topraklardan yetişti. İnsan bu şehirle nasıl gururlanmaz. Ben Şanlıurfa’yla hep gurur duydum, her zaman da gurur duyacağım. Ben Hazreti İbrahim’in şehrine, peygamberler şehrine, Şanlıurfa’ya hizmetkar olmanın gururunu hep göğsümde taşıyacağım. Allah, bizleri onların şefaatine nail etsin. Allah muhabbetimizi daim etsin. Sevgili kardeşlerim, Yavuz Sultan Selim, Şam’a geldiğinde bir Cuma günü imam, minbere çıkıyor. Ve cihan padişahına şöyle hitap ediyor: “Hakimül harameyn, Hakimül harameyn şerifeyn Yavuz Selim. Yavuz Selim ayağa kalkıyor. “Hakimül harameyn değil, Hadimül harameynim diyor. Yani ben 2 haremin hakimi değil, ben olsa olsa 2 haremin hizmetkarı olurum diyor. İşte biz böyle bir medeniyetin çocuklarıyız. Biz bu millete efendi olmaya gelmedik, biz bu millete hizmetkar olmaya geldik bizim farkımız bu.

Bizim medeniyetimiz temelinde Şeyh Edebali’nin insanı yaşat ki devlet yaşasın anlayışı var. Bizim medeniyetimizin temelinde insanı yöneten, insanı sindiren, insana zulmeden değil, vatandaşının hizmetkarı olan devlet anlayışı var. İşte biz o büyük zatların rehberliğinde yürüyoruz. Yani önce insan, sonra devlet. Devlet, insanının nesi olacak? Hizmetkarı olacak. Biz, makamların, rütbelerin, payelerin peşinde değiliz. Biz, koltukların, etiketlerin, sıfatların peşinde değiliz. Şanlıurfa’dan bir kardeşim çıkar da Allah sizden razı olsun derse işte bizim için büyük paye budur. En büyük rütbe budur. Biz kendi kendimize her an hesaba çekeriz. Sevgili kardeşlerim, sevgili Urfalılar; hesaba çekilmeden eğer kendimizi hesaba çekebiliyorsak ne mutlu. Değil mi? Mesele bu. Her akşam başımızı yastığa koyunca bu millet için ne yaptın diyerek kendi muhasebemizi yaparız. Açık söylüyorum; birileri iktidar mücadelesi içinde olabilir, birileri hırslarına yenik düşebilir, birileri kendi ikballeri için, yetimin, öksüzün, yoksulun, yolda kalmışın üstüne basabilir, biz onlardan asla olmadık, olmayacağız. Biz illa da birilerini bu makamlarda sürekli tutmak içinde yokuz. Biz hiçbir zaman hırsımıza yenik düşmedik. Allah’ın izniyle sizlerin hayır duasıyla bundan sonra da hırsımıza yenik düşmeyeceğiz. Kibire, böbürlenmeye, yersiz gurura teslim olmadık, olmayacağız. Biz sorun çözmeye geldik, biz yasakları ortadan kaldırmaya, yolsuzluklardan hesap sormaya, yoksulluğu yok etmeye geldik. 8,5 yıldır bunun samimi mücadelesi içindeyiz. 8,5 yıldır ben, arkadaşlarım, teşkilatım bunun gayreti içerisindeyiz. Hani diyor ya şair: “Vur kazmayı dağa Ferhat, çoğu gitti azı kaldı” Biz de aynen öyle diyoruz; çoğu gitti azı kaldı.

Ah benim Şanlıurfalı kardeşlerim, ya ne olacak? Her zaman söylüyorum, söylemekte fayda var. Ya hepimiz ölmeyecek miyiz? Ölmeyecek miyiz? Kalacak var mı? Hoca efendinin önüne musalla taşına koydukları zaman ne diyecek hoca efendi? Cumhurbaşkanı niyetine mi diyecek? Başbakan niyetine mi diyecek? Profesör niyetine mi diyecek? Trilyarder niyetine mi diyecek? İstediğin kadar zengin ol, ister ağa ol, ister şeyh ol, ne olursan ol. Ne diyecek? Er kişi niyetine diyecek. Öyle mi? Hatun kişi niyetine diyecek, öyle mi? Kefenimizi atlastan mı yapacaklar? Kefenimizi ipekten mi yapacaklar? Bazıları belki kefensiz gidecek, değil mi? Öyleyse bu kavga niye, öyleyse bu kibir, bu gurur niye? Gelirler seni o 2 metreküplük mezara bırakırlar, ondan sonra bütün yakınların gider, bir daha seni hatırlarlarsa ne ala, eğer güzel bir eser bırakmışsan baki kalan bu kubbede hoş bir seda imiş dersin, hayırla yad edilirsin. Ama güzel eserler bırakmadıysan o zaman da ne derler arkandan? Ya iyi ki gitti be, bu adamdan kurtulduk derler, öyle mi? Vaka bu. İşte biz bu ülkede hoş bir seda bırakalım istiyoruz. Eserlerimizle, her şeyimizle. Yani hava alanından şehre gelirken şu güzelim asfaltların üzerinden gelirken, ya bir zamanlar bir başbakan vardı, ya bu yollar eskiden 1 gidiş 1 gelişti, çok berbattı. Ama o başbakan geldi, Şanlıurfa’nın bu yollarını böyle çift gidiş çift geliş yaptı, Allah ondan razı olsun. Ya bu başbakan geldi ta Şanlıurfa’yı Bozova’dan ta Adıyaman’a 3 gidiş 3 geliş yolla bağladı be, Allah ondan razı olsun derlerse bu bize yeter. İşte biz bunun için varız, bunun için varız. Daha çok şeyler Şanlıurfa’ya yakışır.

Sevgili kardeşlerim, Şanlıurfa’nın yetiştirdiği çok değerli şairler var. Bunlardan bir tanesi çok sevdiğim bir ağabeyimizdir. Mehmet Akif İnan 11 yıl önce onu biz hakka uğurlamıştık, kendisini rahmetle yad ediyoruz. Mekanı cennet olsun diyorum. Şanlıurfalı bir de Nabi var. Sadece edebiyatın değil, edebin de zirvesi bir şair. Diyor ki Şanlıurfalı Nabi, bakın bu çok önemli ha, bugünlerde bu çok çok geçerli. Siyasette hele bugün çok önemli. İşte istifaları mistifaları görüyorsunuz değil mi? Ne diyor Nabi: “Sakın terk-i edepten, küy-ü mahbub-u Hüdadır bu. Nazargah-ı ilahidir, makam-ı Mustafa’dır bu” İşte Şanlıurfa böyle bir edep timsali, böyle bir hürmet timsali şair Nabi’nin şehridir.

Bu ülkenin, bu milletin böyle edep ve adap timsali şairleri, şahsiyetleri varken, maalesef bunları görmeyen, bunları okumayan, bunlardan nasibini alamayan bazı siyasetçileri de var. İşte MHP liderini görüyorsunuz. Güya milliyetçi. Ama bu milletin dilini, üslubunu, adabını ne yazık ki öğrenmeye dahi gerek görmemiş. İşte BDP’yi görüyorsunuz. Onlar da kendilerine göre milliyetçi. Onlar da bir başka taraftan ırkçılık yapmaya çalışıyor. Ama onlar da bu milletin o güzel üslubunu öğrenme ihtiyacı hissetmemiş. Bunlar, Yunus Emre’den, Mevlana’dan, Hacı Bektaş-ı Veli’den, Ahmedi Xani’den, Mela Ceziri’den, onların o güzel dilinden maalesef nasiplenmemiş. Bunlar Yavru Muhalefet. Bir de bunların Ana Muhalefeti var. Onun durumu daha da içler acısı. Siirt’te nasıl bir saygısızlık yaptığını eminim ki sizler duydunuz. Ne dedi orada? Statüko’nun Allah’ı Ankara’dadır dedi. Sayın Kılıçdaroğlu, her şeyden önce Allah, mekandan münezzehtir bunu öğren öyle konuş. Edebini de takın. Zaten 12 Haziran’da benim milletim sana edebini takacak ve taktıracak merak etme. Alevi kültüründe bile böyle bir anlayış yok. Güya oradan geliyor; ama bunun bile farkında değil. Hacı Bektaş-ı Veli’nin Rahle-i tedrisinden geçmiş olsa bu ifadeyi kullanmaz, ama maalesef geçmemiş. Onun milletvekili adayı çıkıyor, bir bayan milletvekili, değerli kardeşlerim, İstanbul Zincirlikuyu Mezarlığı’nda mezarlığın girişinde bir kitabe var. Kitabenin üzerinde ne yazıyor biliyor musunuz? “Her nefis ölümü tadacaktır” yazıyor. Hanımefendi bundan çok rahatsız olmuş. Ne dese beğenirsiniz? “Sinir bozucu” diyor. Ya ben de merak ettim, herhalde bu hanım dedim, herhalde bu hanım bu sözü, İstanbul Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın sözü zannetti, meğerse öyle değilmiş. Çıkıp özür dileme erdemini bile göstermedi. Ya yarın sen de öleceksin. Öldüğünde o tabutun üzerindeki örtüde orada yazılı olan ayet o. O ayetin meali, her nefis ölümü tadacaktır. Sen de öleceksin, öleceksin, profesör de olsan öleceksin. Ama işte bu ifadelerin var ya, bunlar senin hayırla veyahut da aksi şekilde anılmana vesile olacak. Siyaset ilkeler üzerinden yapılır sevgili kardeşlerim. Her partinin temel ilkeleri vardır, çizgisi vardır, sınırları vardır, karşı olduğu şeyler, kabul ettiği şeyler vardır. Elbette bir siyasi partinin içinde farklı renkler, farklı düşünceler, farklı değerler olabilir. Ama bunlar da en nihayetinde bir bütünlük, bir uyum, bir ahenk arz eder. Şimdi ben soruyorum Allah aşkına; bu yeni CHP’nin çizgisi, ilkesi, programı, hedefi, derdi, davası nedir? Bu yeni CHP nasıl bir şeydir? Başörtüsüne özgürlük diyeceksin, milletin değerlerine saygı diyeceksin, ayete sinir bozucu diyeceksin, başörtülü kızlarımızı rahibe gibi göstereceksin… Bunların hepsini bir araya getirseniz, hadi orayı da geçtik değerli kardeşlerim, terör örgütünü savunacaksın, terör örgütüyle birlikte partinin kepengini indireceksin, Ergenekona avukatlık yapacaksın, genel af diyeceksin, çetelere kol kanat gereceksin, Dersim’de analar ağlasın deyip anında çark edip Tunceli’de milletin karşısına çıkacaksın. Ya bunların hepsi bir arada nasıl oluyor? Bunu da geçtik.

CHP’nin sevgili kardeşlerim, Ankara Yeni Mahalle Belediyesi, büyük alim İskilipli Atıf Hoca’yı idam eden kişinin ismini bir parka veriyorsun. İdam kararını veren Ali Çetinkaya, diğer adıyla Kel Ali. Güya adalet dağıtıyor. Diyor ki, bakın burası çok önemli, ah bu millet neler çekti neler. Bu ülkenin tarihinde neler var. Çok enteresan, şahit falan dinlemeden sanığın idamına, şahitlerin bilahare dinlenmesine, bak önce idam ediyor, ondan sonra şahitlerin dinlenmesine karar veriyor. Ve İskilipli Atıf Hoca’yı idam sehpasına gönderiyor. Sayın Kılıçdaroğlu, dün Afyon’da çıkıyor, bu şahsı, Kel Ali’yi, Ali Çetinkaya’yı büyük devlet adamı olarak ilan ediyor ve savunuyor. Ya bu nasıl bir devlet adamlığı be. Sen mi bu ülkede devlet adamı olacaksın, siyaset adamı olacaksın da bu ülkenin önüne geçeceksin. Şahidi dinlemeden önce idam edip, ipini çekeceksin ve daha sonra da şahitlerin dinlenmesine diyeceksin. Ve ondan sonra da bu kararı vereni büyük devlet adamı diye niteleyeceksin. Ya sen ne biçim devlet adamısın be. Senin her yanın dökülüyor, dökülüyor. 12 Haziran’da bunlara gereken cevabı vermeye var mıyız? Şanlıurfalı kardeşlerimin bunlara nasıl baktığını biliyorum. Bunlar bir garip. İşine geldiği zaman eski CHP, Cumhuriyet kadar eskiyiz, işine gelmezse biz yeni CHP’yiz.

Sevgili kardeşlerim, bunları da bu şekilde bir tarafa inşallah koyuyoruz. Bu ülkede demokrasiyi nasıl, hangi partinin getireceği ortada. Değerli kardeşlerim, bakınız yeri geliyor bunlar milliyetçi, yeri geliyor bakıyorsunuz bir anda komünist, bir anda ırkçı, ne derseniz deyin, bunlar da hepsi var. Şimdi sevgili kardeşlerim, bunlar bir ara biliyorsunuz Silivri’dekilerin avukatı oldular. Çetelerin avukatlığına soyundular. Ergenekonun avukatlığına soyundular. Ve çetelere avukatlık yapıyor dediğimiz zaman da rahatsız oldular. Ergenekon sanıklarıyla yan yana oturdular. Hatta Ergenekon’un avukatıyım dediler. Hatta Kılıçdaroğlu: “Bu Ergenekon nerede ya, bana adresini söyleyin gidip üye olacağım” dedi. Şimdi bizi mahkemeye vereceklermiş, CHP’de kafa karışık kafa, istikamet belirsiz. Ben hep söylüyorum, bizim Kemal Kılıçdaroğlu’nun yalanlarını tekzip etmemize hiç ama hiç gerek yok, kendisi zaten bunu yapıyor. Bir iddia ortaya atıyor, yarım saat geçmeden kendisi yalanlıyor. Aileme çok çirkin bir yalan, bir iftira attı. Güya devletin uçağı Ürdün’e kızımın düğün davetiyesini götürmüş. Dün akşam bir televizyon kanalında kendi sitelerinden sözün tamamını yayınladık, söyledim. İnkar etti, çünkü dedi ki benim Ürdün ziyaretimde davetiyeyi verdiğimi daha sonra bir başka televizyonda söyledi. Ben de dün akşam bu sözün nereden çıktığını bir televizyon kanalında belgesiyle açıkladım. Ya bunlar böyle, yalanını bir kez daha suratına vurdum, ama kızaracak yüz yok. Dün haber ajanslarında vardı. Balıkesir’in Altınova Belediyesi’nin resmi aracı, resmi plakalı, üzerinde CHP afişleriyle mitinge insan taşıyor. İnanın muhalefette bunu yapan eskaza, olmaz ya, iktidar filan olsa neler yapar bu ülkede düşünün.

Sevgili kardeşlerim, biz CHP’yi de, MHP’yi de, BDP’yi de millete havale ettik, sizlere havale ettik. Fakat ben Şanlıurfa’dan BDP’nin desteklediği bağımsız adaylar için buradan bir duyuru yapmak istiyorum. Bunu bütün eş dost, ahbap bütün yakınlarımıza ulaştırmamız lazım. Bu oyunu bozmamız lazım. Düşünün bunlar kimleri destekliyor, kimlerle elbirliği içerisinde ve bunlar Parlamentoda benim Kürt kardeşlerime ne getirecekler, kazandıracakları ne var? Bunlar şu anda sırtlarını PKK terör örgütüne dayamışlar, oradan korkuyla oy devşirmeye çalışıyorlar. Az önce ben Hakkari mitingindeydim, Hakkari’den geliyorum. Hakkari’de bütün esnafa kepenk kapattırdılar. Esnaf kepenk kapatmıyor ha, esnafı tehdit ederek kepenk kapattırıyorlar. Eğer kapatmazsa Belediye Başkanı, zabıtaları ertesi gün gönderiyor, hepsinden zaten yolu kolay, cezayı basıp alıyor. Aynen yas olayında olduğu gibi, 3 gün ne yaptılar? Kepenk kapattırdılar. Adını da ne koyuyorlar? Kepenk kapatma eylemi. Hayır, vatandaş kepenk kapatmıyor, vatandaşı tehdit ediyorlar kepenk kapattırıyorlar. Ya bunlar, bunlar Hakkari’de hoca efendiyi öldüren adamlar değil mi? Sevgili kardeşlerim, bir hoca efendiyi öldüren adamların din ile alakası olabilir mi? Ve bunlar Kürdün dinin Zerdüştlük olduğunu ifade edenler. Kürtler aslında Müslüman değilmiş bunlara göre. Daha sonra silah tehdidiyle Kürtler Müslüman olmuş. Bunu söyleyenlerin kimler olduğunu bilmiyorsanız ben hatırlatayım. Baştaki ta İmralı’da olan. Birçok söyleşilerinde bunlar var. Sevgili kardeşlerim, biz el ele vereceğiz, ben Şanlıurfalıya inanıyorum. El ele vereceğiz, omuz omuza vereceğiz. Bunlara demokratik olarak biz hesap soracağız, sandıklarda hesap soracağız. Çünkü bu milletin silahla işi yok. Bizde kardeşlik var, bizde helalleşmek var, bizde kin yok, bizde nefret yok, bizde tehdit yok, biz öyle geldik. Bunları da buna davet ediyoruz. Sen vatandaşı tehdit edeceksin. Niye? Mitinge gitme. Bırak serbest, bırak bakalım ne oluyor. Ve ev ev telefonla arıyorlar, tehdit ediyorlar. Ondan sonra da çıkıyor demokrasi mücadelesi diyor, hadi canım sende ne demokrasi mücadelesi. Bu BDP’nin demokrasiyle alakası yok, bunların temel hak ve özgürlüklerle alakası yok. Bunların yandaşı, candaşı olan bazı medya gruplarıyla beraber verdikleri bir mücadele var, dünyada da bunların yandaşları var onu da söyleyeyim, Avrupa’da da var onu da söyleyeyim. Bakın bunlarda esrar, eroin kaçakçılığından tutun da ne ararsanız PKK terör örgütünde var. Nitekim şu anda Amerika, Amerika Hazinesi bunları tespit etmiş ve oradaki mal varlıklarını dondurmuş durumda. 8 tanesine de şu anda tutuklama kararını vermiş durumda. Niye? İşte bundan dolayı. Aynı şey Batıda var. Şu anda Avrupa’da bunlar elini kolunu sallaya sallaya dolaşıyorlar. Ne yaparsa yapsınlar biz kendi işimize bakacağız. İnşallah biz bu işi beraber başaracağız.

Değerli kardeşlerim, bölgenin çehresi hızla değişiyor. Evvel Allah bölgeye huzur geliyor, bölgede kardeşlik, birlik, bütünlük tam anlamıyla hakim oluyor. Yollarla, hastanelerle, ama ben şimdi az önce Hakkari’nin merkezinde inanın kahrolursunuz, o yolların halini görseniz kahrolursunuz. Orada BDP Belediyesi var. Paraysa bizden parayı tam hakkıyla alıyor. Ya beyefendi sen ne biçim belediye başkanısın ya, sen bu yolları niye yapmazsın, nedir bu pisliğin hali? Ne yol, ne çöp, her şey, rezillik. Van’da 2 tane Van var. Bir; bizim yollarımız, Kara Yolları olarak yaptıklarımız, bir de Van Belediyesi’nin yapması gerekenler, yapmıyor. Suyu Belediyenin getirmesi lazım, Yüksekova’ya suyu biz getirdik, Şemdinli’ye biz getirdik. Niye biliyor musun? Burada Kürtler var diye değil, biz yaradılanı Yaradan’dan ötürü seviyoruz da onun için. Sorumluluk aldık suyu biz götürdük. Sevgili kardeşlerim, Hakkari’nin Üniversitesi mi vardı ya, Hakkari’ye üniversite getirdik. Tunceli’nin Üniversitesi mi vardı ya, Tunceli’ye üniversiteyi biz getirdik. Hastane, 2 tane modern hastane kurduk. Birisi Yüksekova’da, bir tanesi Hakkari Merkezde. Ama aynılarını da tabii ki buralarda da kuruyoruz. İnşallah orası da çok daha iyi olacak. Gerginliğe, şiddete, tahriklere boyun eğmeden, kararlılıkla yolumuza devam edecek, tüm Türkiye’yle birlikte inşallah bu bölgeyi de hak ettiği seviyelere ulaştıracağız.

Şimdi sevgili Şanlıurfalılar, bildiğiniz gibi bir hemşeriniz, değerli sanatçımız İbrahim Tatlıses’i yaşanan menfur saldırının ardından… Bizzat hastanede ziyaret etmiştim. Daha sonra kendisini işte bu aldığımız, hizmete sunduğumuz jet ambulanslarımızdan bir tanesiyle Almanya’ya gönderdik. Şimdi tedavisi devam ediyor ve sağlık durumu da iyi. Hatta adaylık da düşündü ve adaylığını açıkladı. Fakat daha sonra arkadaşlarımızla yaptıkları görüşmeler neticesinde adaylıktan da çekildi. Bundan dolayı da kendisine ayrıca teşekkür ediyorum. Memleketinden, Şanlıurfa’dan ona bir kez daha gerek şahsım, gerek milletim adına geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.

Şimdi geliyorum asıl meseleye. Benim bugün Şanlıurfa’ya çok önemli bir müjdem var. Nedir o, nedir nedir? Ooo siz işi bitirmişsiniz ya. Şanlıurfa Türküsü ne diyor, ne diyor? Urfa’nın etrafı dumanlı dağlar, içerim yanıyor aney gözlerim ağlar. Şimdi biz Şanlıurfa’nın o dumanını, o hüznünü dağıtıyoruz. Duman ve hüzün artık inşallah türkülerde kalıyor. Şanlıurfa’yı 12 Haziran seçimlerinden sonra büyükşehir statüsüne kavuşturuyoruz. İnşallah seçimden sonra çıkaracağımız bir yasa ile nüfusu 750 bini geçen illerimiz büyükşehir statüsüne kavuşacak. Bunlardan biri de Şanlıurfa. Tüm ilçelere, yani sadece Şanlıurfa Merkez değil, belli kilometre çapı değil, ya? Mülkü sınırlar dediğimiz Şanlıurfa’nın bütün ilçelerini kapsayacak şekilde Şanlıurfa, Büyükşehir oluyor. Dolayısıyla 100 binlik plan, 50 binlik plan, 25 binlik plan, 5 binlik nazım imar planlarını kim yapacak? Büyükşehir belediyesi yapacak. Binlik planı neresi yapacak? Onu ilçe belediyesi yapacak. Ve değerli kardeşlerim, artık belde kalmayacak. Bu beldeler ne olacak? Bunların hepsi mahalle olacak, o ilçelerin mahalleleri. Ve çok daha güçlü hizmetleri ne yapacağız? Vereceğiz. İnşallah yerel hizmetler çok daha güzel olacak. Ve süratle kentsel dönüşümler, değişimler yapacağız. Bunlara hazır mıyız? Şanlıurfa’yı, bu peygamberler şehrini modern bir şehir haline getirmeye hazır mıyız?

İnşallah bugün mitingimizin hemen ardından Şanlıurfa’da yeni bir toplu açılış gerçekleştiriyoruz. Toplam yatırım bedeli, otoyol bağlantısı hariç, 357 trilyonu bulan. Eğitim, sağlık, kültür ve spor tesislerini hizmete alıyoruz. Çünkü biz elimiz boş gelmedik hiçbir zaman Şanlıurfa’ya. Bunlara ilave olarak, bir de 137 milyon dolar tutarındaki otoyol bağlantı yolu var, onu da bugün Şanlıurfa’mıza kazandırıyoruz. Biliyorsunuz Türkiye’nin batısını, kuzeyini ve Orta Anadolu’yu GAP üzerinden Ortadoğu’ya bağlayan yolu Habur’a kadar uzatıyoruz. Etap etap tamamlayarak trafiği açtığımız bu yolun, bugün de Suruç-Şanlıurfa kesiminin 25 kilometrelik bağlantı yolunu hizmete sunuyoruz. Aynı zamanda Şanlıurfa-Hilvan arasındaki 50 kilometrelik bölünmüş yolu, Diyarbakır-Siverek arasındaki 30 kilometrelik bölünmüş yolu ve Ceylanpınar Maden Köprüsü’nü de bugün hizmete açıyoruz. Bütün bu yolların, ülkemize, Şanlıurfa’mıza hayırlı olmasını Allah’tan diliyorum. Yapımında emeği geçen tüm kurumlarımızı tebrik ediyorum. Yine Şanlıurfa’nın Merkez ve ilçelerinde yapılan tam 91 eğitim kurumunu aynı anda resmi olarak bugün hizmete sunuyoruz. Tarım, sanayi, kültür gibi alanlarda da önemli hizmet ve yatırımları bugün resmi olarak Şanlıurfa’ya kazandırıyoruz.

Sevgili kardeşlerim, Balıklı Göl’e su getirme, buradaki sorunu giderme yolunda önemli bir proje başlatmıştık. Projenin birinci kısım ihalesini tamamladık. Akçakale Sınır Kapısının önemini biliyorum. Modernizasyon için imar tadilatı çalışmalarına başladık. Gerekli işlemleri yaparak, bu sınır kapımıza da modern bir görünüm, modern bir işleyiş kazandıracağız. Mürşitpınar Sınır Kapısıyla ilgili çalışmalarımız devam ediyor. Suriye’deki şu sıkıntılı durumu aştığımız anda o da hallolacak. Abide Meydanı Kavşağını, Çevre Yolunu, Topçu Meydanı ve 11 Nisan Meydanı’nı Hükümet olarak biz Şanlıurfa’ya kazandırıyoruz. Sosyal destek projelerinden Şanlıurfa en büyük desteği alıyor. Gerçekten de çok güzel gelişmeler oluyor. SODES projelerimiz yaygınlaştırılarak devam edecek. Ulaştırma, özelikle de tarım ve enerji noktasındaki yatırımlarımız da hızla devam ediyor. Yatırımın önündeki engeller kalkıyor. Türkiye büyüdükçe Şanlıurfa’nın üretimine yansıyor, Şanlıurfa’nın her bir ilçesinin sorunlarını tek tek biliyoruz ve bunları da etap etap inşallah çözüyoruz, çözeceğiz. GAP’ı tamamlayarak Şanlıurfa merkez olmak üzere, inşallah bu bölgeyi tarihte olduğu gibi yeniden dünyanın tarım merkezi haline getireceğiz.

Değerli kardeşlerim, şimdide burada yaptığımız ve yürütmekte olduğumuz işlerle ilgili özet bazı bilgileri sizlerle paylaşmak istiyorum.

Bakınız, eğitimde 163 bin derslik yaptık. Şanlıurfa’ya ne kadar yaptık biliyor musunuz? 5 bin 229 derslik yaptık. Peki ne kadar bilgisayar gönderdik biz Şanlıurfa’ya? Bu süre içinde 12 bin 987 bilgisayar gönderdik. Niye? Bilişim teknolojisi sınıfları yoktu Şanlıurfa’da, biz yaptık. Bilgisayarları gönderdik. Kitapları ücretsiz olarak sıraların üzerine her yıl koyduk mu? İlköğretimde de, ortaöğretimde de koyduk mu? Şartlı nakitte sosyal güvencesi olmayan kardeşlerime ilköğretimde erkeklere 30 lira veriyoruz, kızlara 35 lira veriyoruz. Ortaöğretimde erkeklere 45 lira veriyoruz, kızlara 55 lira veriyoruz. Bak herkes alıyoruz diyor, sen işini bilmiyorsun. Takip et sen de al. Çünkü ödediğimiz rakam çok büyük.

Değerli kardeşlerim, aynı şekilde şimdi size ben yeni bir müjde vereceğim. O da, artık okullardan karatahtayı kaldırıyoruz. Akıllı tahtaya geçiyoruz. Ve bu akıllı tahtayla birlikte bilgisayar donanımlı olarak internet ağıyla dünyaya bağlanıyoruz. Ve sizlere şöyle bir elektronik kitap dağıtacağız çocuklar, tamam? Nasıl, beğendiniz mi? Güzel mi? Bunları sizlere ücretsiz olarak dağıtacağız, ücretsiz olarak. Şu anda bunun içinde müfredatı var, tüm dersler müfredat olarak burada var. Sadece bununla gidip gelebilirsin. Bunları niye yapıyoruz, sevgili kardeşlerim, ne düşünüyorum biliyor musun? Yahu diyorum Amerika’da George, Edward ya bunlar bundan istifade ediyor da, yani benim ülkemde Ahmet’im, Mehmet’im, Hasan’ım, Hüseyin’im, Ayşe’m, Fatma’m, Betül’üm, Hatçe’m ya niçin onlar bundan istifade etmesin, neden? İşte şimdi ihale safhasına geldik. İhaleyi yapacağız, 4 yılda bu projeyi tamamıyla Türkiye’de uygulamış olacağız 4 yılda. Değerli kardeşlerim, biz bir şey söyledik mi o yapılır Allah’ın izniyle. Ve yapamayacağımızı vaat etmedik, bundan sonra da vaat etmeyiz. İşte Harran Üniversitesi, 2 fakülte, 2 yüksekokul hizmete girdi. 948 olan biz göreve geldiğimizde yurt yatak kapasitesi şu anda 1906. Değerli kardeşlerim, biz geldiğimizde 45 lira burs veriyorlardı öğrencilere. Şimdi ne veriyoruz? 240 lira. Kredi Yurtlar Kurumu’nda kalanlar 150 lira da ne alıyor? Beslenme yardımı alıyor. 390. Mastır yapıyorsa 480 lira, doktora öğrencisiyse 720 lira. Bunları AK PARTi iktidarı getirdi.

Değerli kardeşlerim, sağlıkta, artık istediğin hastaneye gidiyor musun? Mani var mı? İstediğin eczaneden ilacını alıyor musun? Peki bizden önce böyle bir şey var mıydı? Ben Bay Kemal’i anlatmayacağım, onu artık biliyorsunuz değil mi? 90’lı yıllardaki SSK Genel Müdürlüğünü biliyorsunuz? Çok başarılı bir Genel Müdürdü maşallah. İlaçlarımızı alıyorduk, rahat rahat muayene oluyorduk, her şeyimizi yapıyorlardı sağ olsunlar. Ne çileler çektirdi bize ne çileler. Dün akşam televizyonda gösterdim. O geçmiş yıllarda onların dönemlerindeki ameliyathanelerin halini gösterdim. Aman Yarabbim, aman Yarabbim. Ameliyat masalarında takozlarla ameliyat masalarını ayarlıyorlardı. Şimdi böyle bir şey var mı? Uzaktan kumandayla bakıyorsun hastayı ameliyat masası o istikamete döndürüyor, bu istikamete döndürüyor. Bay Kemal, sen nerede kaldın ya?

Ah benim Şanlıurfalı kardeşlerim, bunlar 1. Köprüye karşı olanlardır, bunlar 2. Köprüye karşı olanlardır. Ama üzerinden de geçerler ha. Sıkılmadan, utanmadan geçerler. Şimdi bak açıkladılar, 3. köprüye karşıyız diyorlar. Olsanız da olmasanız da biz 3. köprüyü de yapacağız. Ve İstanbul’un Boğaz’ın altından Marmaray’ı biz başladık. Ecdadımız Sultan Abdülmecid mimari projelerini çizdirmişti, ama başlamak bize nasip oldu. Sene 1856, ama biz başladık. Ve değerli kardeşlerim, 2013 sonunda inşallah Marmaray’ı bitiriyoruz. Ve onun altından raylı sistemle bağlanacağız. Londra’dan Pekin’e oradan gelip geçecekler. Bak nereden nereye geldik. Unutulmaz unutulmaz, çok hallettik biliyorsun. Bak hacı baba diyor ki, sen diyor hastamı evde tedavi ediyorsun diyor. Hepimizin şu anda aile doktoru var mı? Ah kardeşim ah, sağ olasınız. Biz Şanlıurfa’ya sağlıkta ne kadar yatırım yaptık biliyor musunuz? Söyleyeyim; 212 trilyon. Merkez Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Bozova İlçe Hastanesi ve 1 adet aile sağlığı merkezini tamamladık hizmete açtık. Suruç Devlet Hastanesi Ek Binası, Birecik Merkez Ana Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması Merkezi, Merkez Komuta Kontrol Merkezi, Yenişehir Toplum Sağlığı Merkezi ve 24 adet aile sağlığı merkezinin yapımına biz başladık, süratle tamamladık ve hizmete açtık. Ayrıca Viranşehir’e buradan sesleniyorum. Viranşehir Devlet Hastanesi, Siverek Devlet Hastanesi, Suruç Devlet Hastanesi, Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Acil Servis ve Ameliyathanesi, 2 adet aile sağlığı ve toplum sağlığı merkeziyle 4 adet aile sağlığı merkezinin yapımına devam ediyoruz, süratle onları da bitireceğiz. Şanlıurfa’da kaç tane tomografi cihazı vardı biliyor musunuz? 2 tane. Şimdi? 5 tane. MR hizmeti verilmiyordu Şanlıurfa’da. Ya Şanlıurfa gibi bir şehirde MR hizmeti verilmez mi? Verilmiyordu. Şimdi? 3 tane MR cihazı var Şanlıurfa’da. Kaç tane diyaliz vardı biliyor musunuz? 34 tane diyaliz cihazı vardı. Şimdi? 104. Ah benim böbrek hastası kardeşlerim, ne çileler çektiler be, ne çileler çektiler. Bizden önce kaç tane 112 vardı biliyor musunuz istasyon? 5. Şimdi? 31. Koskoca Şanlıurfa’da ambulans sayısı neydi biliyor musunuz? 5. Şimdi? 34. Uzman hekim ne kadardı biliyor musunuz Şanlıurfa’da? 114 tane. Şimdi ne kadar uzman hekim var biliyor musunuz? 509. 1’e 5. Hemşire sayımız neydi, ebe ve hemşire? 668. Şimdi ebe ve hemşire sayımız ne oldu biliyor musunuz? 2 bin 37. Böylece şu anda Şanlıurfa’da hamdolsun sağlık personeli sıkıntısı yok, biz buyuz. Biz her zaman yanınızdayız. Siz bize destek verdiniz, biz de sizin hizmetkarınız olarak üzerimize düşeni hep yerine getirdik. Size mahcup olmadık ben buna inanıyorum. Fakat daha da yapacaklarımız var. Sizi çok seviyoruz, size inanıyoruz, siz de bize inanın.

Adalet hizmetleri için Şanlıurfa Adalet Sarayını tamamladık, hizmete açtık. Viranşehir Adalet Sarayında ihale aşamasına geldik, Suruç Adalet Sarayıyla ilgili çalışmalarımız devam ediyor. Viranşehir, Suruç, sizlere sesleniyorum; hiçbir zaman size mahcup olmadık, olmayacağız.

TOKİ’de Şanlıurfa’da 4 bin 869 konut uygulaması başlattık. Bu konutların tamamını sahiplerine teslim ettik. Ulaştırma alanında 2002 yılına kadar kaç kilometre yol yapıldı biliyor musunuz şu Şanlıurfa’ya? 28 kilometre. Biz buna 8,5 yılda tam 452 kilometre daha bölünmüş yol ekledik. Şanlıurfa’yı Mardin’e bölünmüş yolla bağladık mı? Şanlıurfa GAP Havaalanında bizim iktidarımıza kadar kaç kişi gelip gidiyordu biliyor musunuz? 23 bin 607. Şimdi ne oldu biliyor musunuz? 2010 itibariyle neredeyse 1’e 10 arttı. 222 bin 727’ye yükseldi.

Değerli kardeşlerim, doğalgazı kim getirdi buraya, kim? Ondan önce ne yapıyorduk, nasıl ısınıyorduk? Ah benim bacım, ah benim sevgili kardeşlerim, ya koskoca apartmanın 1, 2, 3, 4, 5, 6, 6 kat, 7 kat, 8 kat altından bodruma in, benim hanım kardeşim oradan kömürü çıkarsın, ne çile be, ne çile değil mi? Sonra onunla, sobayı 1 odaya kuruyorsunuz zaten, 1 oda ısınıyor, bilemedin 2 oda, 1 oda orası ısınıyor. Onun pisliği, onun kokusu, ne çileler. Fakat şimdi kombinin düğmesini basıyorsun, bütün dairede sıcak su var mı? Bütün daire ısınıyor mu? Peki benim Ayşe kardeşim, Fatma ablam ya buna, bu modern yaşama layık değil miydi ya, bu çileyi niye çektirdiler bize böyle? Bakın geldik 9 vilayette vardı, şimdi 69 vilayette var. İşte biz sizin hizmetkarınızız. Sizin mutluluğunuzu, refahınızı, huzurunuzu gördükçe daha mutlu oluyoruz.

Tarımda 2002’de 110 trilyon tarımsal destek verilmişti. Biz 2010’da 522 trilyon tarımsal destek verdik. Şu 8 yılda verdiğimiz destek ne biliyor musunuz? 3 katrilyon, 48 trilyon tarımsal destek verdik Şanlıurfa’ya. 64 trilyon da hayvancılık desteği verdik.

Değerli kardeşlerim, Şanlıurfalı çiftçi kardeşlerimize Nisan sonu itibariyle, bakınız Nisan sonu itibariyle 3 katrilyon, 100 trilyon lira nakit destek sağladık. AK PARTi iktidarından önce tarımsal kredi faiz oranı yüzde 59’du hatırlayın. Yüzde 59 faizle veriyorlardı krediyi. Şimdi yüzde 5’le, yüzde 5. Yüzde 59’dan yüzde 5’e öyle mi? 8,5 yıl önce Ziraat Bankası yüzde kaç faizle veriyordu krediyi? Yüzde 59. Şimdi yüzde 5.

Değerli kardeşlerim, Halk Bankası yüzde 47 faizle kredi veriyordu esnaf sanatkara, o da yüzde 5 şu anda faizle veriyor. 5 bin lira veriyordu, 5 milyar. Şimdi 100 milyar, buraya kadar yükseldi. Geliyorum, geliyorum sabır.

Değerli kardeşlerim, tarım faizlerini hayvancılıkta sıfıra indirdik. Diğer tarım kredi faizlerini ise yüzde 5’e kadar indirdik. Ülkemiz tarihinde ilk kez faizsiz hayvancılık kredi uygulaması başlattık. 2010 yılı Ağustos ayında başlattığımız bu uygulamayla çiftçilerimize 42 trilyon faizsiz hayvancılık kredisi verdik. Şanlıurfalı çiftçi kardeşlerimiz, 17 trilyon liralık hibe desteğimizle, 1894 modern tarımsal makine sahibi oldu.

Değerli kardeşlerim, Devlet Su İşleri olarak Şanlıurfa’ya 2 katrilyon liralık yatırım yaptık. 9 sulama ve 3 adet taşkın koruma tesisi inşa ettik. Şanlıurfa içme suyu arıtma tesisini devreye aldık. Yaptığımız bu tesislerle 1 milyon dekar tarım arazisini sulu tarıma kazandırdık. Günlük 270 bin metreküp içme suyu temin ettik. Şanlıurfa il merkeziyle 2 ilçeyi taşkın zararlarından koruduk. Mardin, Ceylanpınar projesi kapsamında 2 milyon dekar tarım arazisine su iletecek olan 222 kilometrelik ana kanalın 87 kilometresini 2009 yılı sonunda tamamladık, hizmete aldık. GAP Eylem Planı çerçevesinde geriye kalan 136 kilometrelik bölümün inşaatına 3 ayrı kısımda başladık. Bu projenin birinci ve ikinci kısmını inşallah bu sene içinde tamamlıyoruz. 455 bin dekar tarım arazisini sulayacak Bozova pompa sulaması projesi kapsamında 87 bin dekarlık bölümü sulamaya açtık. Geri kalan kısmı sulayacak olan ana kanal inşaatlarına başladık. 28 bin dekar alanı sulayacak olan, buğday höyük pompa sulamasının inşaatına devam ediyoruz. İnşallah bu seni içerisinde tamamlamayı planlıyoruz. 162 bin dekar alanı sulayacak olan Bozova pompa sulaması üçüncü kısım inşaatının da inşallah bu sene içerisinde ihalesini gerçekleştireceğiz. Şimdi geliyorum Suruç’a. Suruç Ovası pompa sulaması projesi kapsamında 950 bin dekar tarım arazisi basınçlı borulu sulama şebekesiyle, yağmurlama ve damlama sistemiyle sulanacak. Proje kapsamındaki dünyanın 5. büyük su iletim tüneli ve açık iletim kanalı ile ana kanal inşaatlarına devam ediyoruz.

Sevgili kardeşlerim, Şanlıurfa ilinde vakıflar olarak 53 adet eserin onarımını gerçekleştirdik. Selahattin Eyyubi Camii, Mevlevihane Camii, Nimetullah Camii, Apdiketüde Camii, Arabizade Camii, İmam Bakır Mescidi, Şeyh Salih Türbesi, Şeyh Hacı Bekir Türbesi, Hekim Dede Türbesi, Mahmut Paşa Hamamı ve Kasaplar Pazarını restore ederek hizmete açtık. Bunun yanında Göbeklitepe arkeolojik alanı UNESCO dünya mirası geçici listemize eklendi.

Değerli kardeşlerim, şimdi geliyorum artık işin finaline. Kaç günümüz kaldı? 23 gün. 23 gün, ben bugünü de sayıyorum. 23 gün geceli gündüzlü kapı kapı dolaşmaya var mıyız? Duyduklarınızı, duymayanlara iletmeye var mıyız? Bilmeyenlere duyurmaya var mıyız? Ben arkadaşlarımla il il dolaşıyorum. İstiyorum ki siz kardeşlerim de dolaşın. Hep beraber şöyle sandıkları 12 Haziran akşamında AK PARTi’yle ne yapalım? Patlatalım. Şöyle ellerinizi bir göreyim, bayrakları bir göreyim. Maşallah, maşallah. Bizim yeminimizi biliyorsunuz, ahdimizi biliyorsunuz değil mi? Gümbür gümbür söylemeye var mıyız? Önce ben, sonra siz, ama tüm Türkiye duysun. Çok gür seda ile. Tamam? Bayrakları indirmedik.

Beraber yürüdük biz bu yollarda. Şanlıurfa, bu ses bana az geldi be, az geldi az öyle değil mi, siz duydunuz mu? Daha yüklü. Beraber yürüdük biz bu yollarda. Beraber ıslandık yağan yağmurda. Şimdi dinlediğim tüm şarkılarda bize her şey sizi hatırlatıyor. Bize her şey sizi hatırlatıyor. Bize her şey sizi hatırlatıyor.

Günümüz kutlu olsun. 12 Haziran; ülkemiz, Şanlıurfa’mız, milletimiz, Şanlıurfalı kardeşlerim için aydınlık yarınlara vesile olsun. Yeni anayasamız, Türk demokrasisi, ileri demokrasi için, temel hak ve özgürlükler için, inanıyorum ki yeni bir milat olsun. Bu vesileyle sizleri selamlıyorum ve Bakan arkadaşım Faruk Bey’le birlikte 12’de 12 diyorum.

Tabii öyle büyük bir coşku var ki, öyle büyük bir heyecan var ki inşallah, tabii bu coşkunuz, bu heyecanınız bana onu unutturdu. Ve Büyükşehirlerimize şehir hastaneleri kuruyoruz. Ve bu hastanelerimiz çok büyük hastaneler olacak. Ve bunlardan bir tanesini de Şanlıurfa’mıza kuruyoruz. İnşallah 1600 yataklı bir şehir hastanesini Şanlıurfa’mıza kazandıracağız. Ve ihalesini de bu yıl içerisinde gerçekleştirmenin kararlılığı içerisindeyiz. Bu hastanemiz de Şanlıurfa’mıza, bölgeye hayırlı olsun diyorum şimdiden.