Fırâk-ı Irak/Dicle ve Ben

Vikikaynak sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Mâvi göklerle câ-be-câ öpüşen
Mütefekkir duruşlu kubbelerin
Zîr-i sakfında titreyen ervâh
Ra'şedâr-ı semûmudur kederin.

Bir musibettir ehl-i İslâma,
—Bir musibet ki hâriku'l-âde-
Yaşıyorken de..cân verirken de
Ağlarım ser-nüvişt-i Bağdâda.

Çehresinden uçan yetîmiyyet
Ufkuna olmamış mı hüzn-âver?.
Yine bilmem güzel midir o kadar?. .
O mükevkeb, o muhteşem geceler!..

Ey Irak'ın melîke-i nâzı,
Kalacaksak cihânda biz sensiz,
Yeryüzünde değil bu ömr-i zelîl,
Ahir ette cin ânı istemeyiz!..

O senin ufk-ı târmârmda
Hıçkıran rûhumuzdur ey Bağdâd.
Aynı âğûş içinde birlikte
Geçen a'sârı etmek ister yâd:

Yed-i ihmâlimizde dörtyüz yıl
Kanadın, gizli bir ceriha gibi.
Bilmedik biz senin de kıymetini:
Derd-i millimizin budur sebebi!..

Düşmanın zîr-i pâ-yı kahrında
Çırpmırken o belde-i hulefâ,
Söyle ey Dicle, ey mübârek nehr,
Şûh u lâkayd akar mısın hâlâ?

Geçme lâkayd önünden ey Dicle,
Hürmet et mâtem-i muazzamına,[1]
O tegâfiilden incinir belki
Münkesir kalb-i girye-bârı yine!..

Geçme bî-his.. bu kimsesiz kavmin
İnkılâb et sirişk-i hasretine
Cânibeyninde yükselen şehrin
Yüz sürerken cidâr-ı ismetine

De ki: -Ey mefhar-ı semâ-yı Irak,
Yine islâm ilinde mâtem var,
Yolunur deste deste, her yerde
Kara bahtın gibi siyâh saçlar;

De ki: —Sahrâlarında ey Bağdâd,
Sürülerle gezerse ceylanlar,
Beride mâteminle girye-nisâr,
Nice ceylan bakışlı gözler var!..

Dicle, Bağdâd'a ninniler söyle,
O senin tıfl-ı şîr-hârındır,
Bunu târihe sor, unuttunsa;
Ebedî dâr-ı iftiharındır.

Aynı ufk-ı vatanda doğduk biz,
Beşiğim menbacmla kardeşti...
-Oralardan da geçti seyl-i belâ,
O da bilmem ne hâldedir şimdi?..-

Bir iken menba'mla munsabbm,
Başka girdâba insibâb ettin;
Bu vefâsızlığınla kalbimizi
Münfail, muztarib, harâb ettin!..

Yatağında yabancı yokken hîç
—Her düşündükçe sızlıyor ciğerim-
Verdin ağyâra en güzel yerini,
Sana ey Dicle, şimdi muğberrim!..

Bilirim, sus, bizim de cürmümüzü!..
Belki senden daha günehkârız,
Onu ihmâl edip de dörtyüz yıl,
Şimdi bir başka müştekâ ararız.

Yatıyor çöllerinde yüz bin genç...
-Hepsi Bağdâd'a oldular kurbân-
Onların hûn-ı hârrı olmaz mı?
Cân yakan bir vesîle-i ğufrân!..

Nişantaşı, 6 Mart 1917
  1. Aslı "muazzezine" idi. Fakat ben kâfiyedeki zaafı nazar-ı dikkate almayarak "muazzamına" dedim.