Fırâk-ı Irak/Bir Derd-i Kadîme Râci

Vikikaynak sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Yâd-ı zıyâı İslâmın hazîre-i hâtıratmda bir tayf-ı tahassür gibi dâimâ dolaşacak ve dâimâ ağlayacak olan Endülüs'ün mâcerâsmı ilk işittiğim zamân henüz on yaşına girmemiştim. Tâm kırk senedir İspanya'ya gayz ve kinim var. Kübahlann uzun seneler süren isyânıyla Amerika-İspanya muharebesinin tahaddüs etmek üzere bulunduğu bir zamânda ve Mayn zırhlısının gark edildiği günlerde şu manzumeyi yazmıştım:

KÜBALILAR

-Endülüs şühedâsına -

Nedir bu rakabe-i gerden-şiken ki her yerde
Eder tahakküm a'sârı dembedem tecdîd ?..
Niçin bu dîde-i idrâki habs eden perde,
Ziyâ-yı feyzini müstakbelin eder tehdıd?..

Yıkıldı Endülüs.. Eyvâlı unutmadık hâlâ!..
-Bana gelir ki o bizden umar bugün imdâd-
Döver ufuklarını bin sadâ-yı vâveylâ,
Geçen mezâlimi eyler harâbeler tadâd..

Penah-ı zulm ve tağallüb kesilse de dünyâ,
Beşer musahharın olmaz yine ey ispanya,
Felâketi Küba'nın celb eder felâketini,

Seni harâb edecektir bu ye's-i azm-efzâ.
Eğer ümid ediyorsan bekâ-yı şevketini,
Bütün ümitler etsin seninle istihzâ!.

Bursa