Library-logo-blue-outline.png
View-refresh.svg
Transclusion_Status_Detection_Tool

Dizin:Deneme.pdf

Vikikaynak sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Deneme.pdf

Sayfalar   (Sayfa durumu göstergeleri)   

Efendiler, milletin âmâl ve makasidini da kısa bir programa esas olacak surette toplu bir tarzda ifadesi de görüşüldü. Misak-ı Millî unvanı verilen bu programın ilk müsveddeleri de bir fikir vermek maksadıyla kaleme alındı. İstanbul Meclisi’nde bu esaslar hakikaten toplu bir surette tahrir ve tesbit olunmuştur. Efendiler, her görüştüğümüz zat veyahut zevât, bizimle fikir ve kanaatte müttehid kalarak ayrılmışlardı. Fakat İstanbul Meclisi’nde, “Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Grubu” diye bir grup teşekkül ettiğini işitmedik. Niçin?! Evet, niçin? Buna bugün cevap isterim! Çünkü Efendiler, bu grubu teşkil etmeyi vicdan borcu, millet borcu bilmek vaziyet ve kabiliyetinde bulunan efendiler imansız idiler... cebîn idiler... cahil idiler. İmansız idiler, çünkü âmâl-i milliyenin ciddiyet ve katiyetine ve bu âmâlin mesnedi olan teşkilât-ı milliyenin salâbetine inanmıyorlardı. Cebîn idiler, çünkü teşkilât-ı milliyeye mensubiyeti dâi-i mehâlik görüyorlardı. Cahil idiler, çünkü yegâne istinâdgâh-ı halâsın millet olduğunu ve olacağını takdir edemiyorlardı. Pâdişâh’a tekâpû ederek, ecânibe hoş görünerek, mülâyim ve nazik davranarak, büyük gayelerin istihsal olunabileceği gafletini gösteriyorlardı.

Bundan başka, Efendiler; nankör ve hôdperest idiler... Fikr-i millî ve teşkilât-ı milliyenin kısa bir zamanda temîn ettiği şeref ve mevcudiyeti istisgar ediyorlardı. Vücut bulmuş olan vaziyet ve varlığın sehlü’l-istihsal olduğunu zan ve vehmetmekle çirkin gururlarını tatmîn sevdasına düşüyorlardı... Erzurum’da, Sivas’ta telaffuz olunmuş, tesbit olunmuş bir unvanı aynen kabul etmek zül olmaz mıydı ?! O unvandan daha mânalı unvan mı yoktu?! Evet, işittik Efendiler, varmış: “Fellâh-ı Vatan Grubu”. Efendiler, maziye ait safahat ve hâdisâtı burada beyan edebileceğim çerçeve dahilinde, hakikate mutabık olarak tesbit etmek azmindeyim. Bu sebeple, tam üzerinde bulunduğumuz noktaya ait bir hususu da kemâl-i

samimiyetle ıttılâınıza tevdî edeceğim.