Devetaşı Efsanesi

From Vikikaynak
Jump to navigation Jump to search
Emblem-important.svg     Bu metnin kaynak belgesi bilinmemektedir.
Daha fazla ayrıntı için tartışma sayfasına bakınız.

Şeydişehir’in kurucusu olan Seyit Harun veli Velvelit örenlerinden de yararlanarak bugün adıyla anılan camiyi yaptırıyormuş. Ancak ziftleme için katran ve pise gerekiyormuş. Eşrefoğlu Mehmet Bey bunu öğrencince Seydişehir’e bir katar pise ve katran göndermiş. Karşılık olarak, Seyit Harın, tulumların içlerine birer tükürmüş; “Beye Selam edin” demiş. Katar Beyşehir’e döndüğünde bir de bakmışlar ki, tulumların kimi yağ, kimi de balla dolmuş.


Mehmet Bey, hem bölgenin beyi, hem de bir de Mevlevi Çelebisi olarak, böyle bir eren kişi ile tanışmak isteyip bir arslana binmiş, yılanı kamçı olarak eline dolamış, o zamanki adı Trogitis olan Seydişehir’e doğru yola çıkmış. Seyit Harun; bunu öğrenince, yerdeki bir kaya parçasına tekmesini vurmuş, kaya ayağa kalkıp deve olmuş, üstüne binip beyi karşılamaya çıkmış. Yolda karşılaşmışlar. Seyit Harun’un taştan deveye bindiğini gören Mehmet Bey, “Keramet Canısızı yürütmekte” diyerek velinin elini öpmüş; dost olmuşlar. Eşrefoğlu anılan caminin yapımına da yardımlarda bulunmuş. Dostlukları o derece ilerlemiş ki, Mehmet Bey Trogitis’e Seyyidişehir, Seyit Harın da Süleymanşehir’e Beğşehri adını koymuş. Beğşehri daha sonra Beyşehir olarak anıldığı sanılmaktadır.


(Seyit Harun Veli’nin 1301 yılında Horasan’dan Seydişehir’e göç etmiş bir eren kişi olduğu bilinmektedir. Efsanenin, Harun Veli ile Didiği Sultan arasında geçtiği görüşüne katılamıyoruz. Günümüze kadar gelen ve Seydişehirlilerin Devetaşı dedikleri taş alüminyum yatırımları sırasında ortadan kaldırılmıştır)