2. Ergenekon İddianamesi/V. BÖLÜM ŞÜPHELİLERİN BİREYSEL DURUMLARI 46-Şüpheli Eren MUMCU

Vikikaynak sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

46-Şüpheli Eren MUMCU

a-Savunmaları[değiştir]

Savcılık beyanı:

İzmir Maltepe Askeri Lisesinde ve Kara Harp Okulunda okuduğunu daha sonra Tuzla Piyade Okulunu bitirip Hakkari’ye tayin olduğunu, şüphelilerden Kemal AYDIN, Neriman AYDIN, Durmuş Ali ÖZOĞLU, Mehmet Ali ÇELEBİ, Noyan ÇALIKUŞU, Hasan Hüseyin UÇAR, Önder KOÇ ve Yaşar TOZKOPARAN’ı tanıdığını diğerlerini tanımadığını, Ergenekon Silahlı Terör Örgütüdokümanı ve Türk Silahlı Kuvvetleri içindeki yapılanması hakkında bilgisi olmadığını, Kemal AYDIN ile Ankara’da Buluş Kıraathanesinde Noyan ÇALIKUŞU ile otururken tanıştıklarını, Neriman AYDIN’ın onun kardeşi olduğunu, bir defa evlerine gündüz vakti yemeğe gittiklerini, bir daha telefonda bayram ve kandillerde görüştüğünü, Ali Bey diye kitap fuarında tanıştığı kişinin Durmuş Ali ÖZOĞLU olabileceğini simaen tanıdığını konuşmadıklarını, Kuvayı Milliye Derneğini haberlerden duyduğunu Durmuş Ali ÖZOĞLU’nun irtibatını bilmediğini, Kemal ve Neriman AYDIN’ın evine bir kez gittiğinde güncel konulardan bahsettiklerini, Neriman AYDIN’ın evinde ele geçirilip Neriman’ın evlerine gelip giden askeri öğrencilere ait olduğunu içeriğini bilmediğini beyan ettiği listeyi bilmediğini ve kendisinin hazırlamadığını, Neriman AYDIN’a “teyze” demesinin kendisinden yaşlı olmasından kaynaklandığını, Kemal ve Neriman AYDIN’a herkese söylediği kura yeri gibi genel konular dışında bir bilgi vermediğini, normalde hafta sonları Ankara’ya kız arkadaşının yanına gittiğini, hafta sonu hatırlayamadığı bir görev olduğundan gitmemiş olabileceğini, kuradan sonraki iki haftalık mehil izninde bir haftalığına Ankara’da kursta olacağı için Kemal’in bir hafta boyunca görüşebileceklerini söylediğini, Kemal AYDIN’la 2-3 defa Buluş Kıraathanesinde görüştüklerini sohbet ettiklerini, organik bir bağı olmadığını kendisini herhangi bir konuda yönlendirmediğini, Noyan ÇALIKUŞU’nun Neriman’ın evinde arama yapılırken not defterlerinin güvende olduğunu söylemesinin nedenini ve Kemal AYDIN’ın evine gelen jandarma astsubay meselesini bilmediğini, Noyan’ı rahatlatmak için “Değerli, çok değerli birine gittiğini ondan bilgi alıp Noyan’a getireceğini” söylediğini aslında öyle birinin ve ondan alacağı bir bilginin olmadığını, rehabilitasyon kelimesini Noyan’ı rahatlatmak için söylediğini, görüşmesinde geçen “şey de var, diğer paşamızın da şeyi var işte avukatlık mavukatlık muhabbeti var ya” şeklindeki konuşmasında söz ettiği paşaların Şener Eruygur ve Hurşit Tolon Paşalar olduğunu ve avukatları olduğu kendilerini savunabileceklerini düşündüğü için öyle söylediğini, Kemal ve Neriman AYDIN’ın ne tür bağlantılar içinde olduğunu bilmediğini, görüşmesinde geçen Köksal doktor diye birinin olmadığını bunu da yine Noyan’ı rahatlatmak için söylediğini, Noyan’ın konuşmasında “ bizim tayfa” diye sözettiği şahısların kimler olduğunu bilmediğini kendi okul arkadaşları olabileceğini, telefon fihristinde adı geçen Hamza DEMİR adlı şahsı tanımadığını bu ismi telefonuna Noyan’ın kaydetmiş olabileceğini, Noyan’ın “Haricilerin yanında mı” diye sorduğu haricilerin sivil elbiseler olduğunu, “Yeminlerimizi bu günler için yaptık” derken neyi kastettiğini bilmediğini, Mehmet Ali ÇELEBİ’nin telefonla görüşmekten çekinmesine neyin neden olduğunu ve neden yan yana gelince konuşmayı tercih ettiğini bilmediğini, telefon görüşmesinde Noyan ÇALIKUŞU’na Ergenekon Silahlı Terör Örgütüile ilgili gündemdeki gelişmeleri o zaman görevde olduğundan görsel ve yazılı basını takip edemediği için sorduğunu, yine Noyan’ın “Yargıtay satışı koydu” derken neyi kastettiğini bilmediğini belki Yargıtay’ın bu konuyla ilgili bir kararı olabileceğini, Kemal AYDIN’ı tanıdığı ve tanıdığı kadarıyla böyle bir suçu işlemiş olabileceğini düşünmediği için mahkemelerini takip ettiğini, cep telefonu fihristinde adı ve telefon numarası geçen Ercüment Ovalı adlı şahısla tanışmadığını kız kardeşinin rahatsızlığı nedeniyle Noyan’ın Kemal Bey vasıtasıyla bu doktorun numarasını verdiğini ancak rahatsızlığı başka türlü hallettikleri için aramaya gerek kalmadığını, Kemal AYDIN ve Neriman AYDIN ile örgütsel bir irtibatı olmadığını sadece aile dostu ve yaşlı insanlar olması nedeniyle Noyan ÇALIKUŞU sayesinde tanıdığını, Mehmet Ali ÇELEBİ’nin abisinin derin devlet ile ilgili kendisini uyardığından görüşmesinden haberdar olmadığını beyan etmiştir.

Sorgu beyanı:

Suçlamayı kabul etmediğini, Kemal AYDIN ve Neriman AYDIN ile Noyan vasıtasıyla 2006 yılının sonunda Buluş Kıraathanesinde tanıştığını, orada tarihten sohbetler yaptığını kendilerinin de dinlediğini, daha sonra tarihe çok meraklı olduğu için Kemal AYDIN ve Neriman AYDIN’ın evine iki kez gittiğini, birinci kez Noyan ile birlikte gidip yemek yediklerini, ikincisinde de teyze oğlu ile birlikte gittiklerini, her iki gidişlerinde de Kemal AYDIN ile sohbet etme imkânı olmadığını, şüphelilerden Noyan ÇALIKUŞU, Mehmet Ali ÇELEBİ, Hasan Hüseyin UÇAR, Önder KOÇ ve Yaşar TOZKOPARAN’ı tanıdığını diğer şüphelileri tanımadığını, Doğu PERİNÇEK’i internetteki bilgilerden tanıdığını, Kuddisi OKKIR’ı tanımadığını, bu şahıslarda ele geçirilen dokümanlardaki Türk Silahlı Kuvvetlerine sızma ve Türk Silahlı Kuvvetlerinde yapılanma faaliyetleri ile ilgili bilgisi olmadığını, Durmuş Ali ÖZOĞLU’nu tanımadığını, Noyan ile bir kitap fuarına gittiklerinde orada Ali Bey diye biri ile tanıştıklarını, bu şahsın Durmuş Ali ÖZOĞLU olup olmadığını bilmediğini, Merkezi Kadıköy’de bulunan Kuvayı Milliye Derneği ile bir ilgisi olmadığını, Neriman AYDIN, Kemal AYDIN, Mehmet Ali ÇELEBİ ve Noyan ÇALIKUŞU ile yapmış olduğu telefon görüşmelerinin doğru olduğunu, Mehmet Ali ÇELEBİ, Noyan ÇALIKUŞU, Önder KOÇ, Hasan Hüseyin UÇAR ile devre arkadaşı olduklarını Hamza DEMİR i tanımadığını, Noyan veya Kemal AYDIN’ın onun numarasını kendisine vermiş olabileceğini, Ergenekon Silahlı Terör ÖrgütüTerör Örgütü ile uzaktan yakından bir ilgisi olmadığını beyan etmiştir.


b-Elde Edilen Dokümanlar:[değiştir]

Diğer Şüphelilerde ele geçen dokümanlar:

Şüpheli Neriman AYDIN’ın Ankara İli Çankaya İlçesi Birlik Mahallesi 14. Sokak No:7 sayılı adresinde yapılan aramada ele geçirilen dokümanların yapılan incelemesinde;

-(3) adet yazar ismi olmayan kitaplar incelendiğinde, “HİZB-UT TAHRİR TERÖR ÖRGÜTÜ ile ilgili yayınlanan kitaplar” örgütsel dokümanlar olduğu,

-(1) adet not kağıdı üzerinde; “*Özgür Ş… (12.Bölük) Bölüğe III. Sınıfta katıldığında 117 puanı varmış, Jandarma Özel Harekat olmak istiyormuş. Takım Komutanı Üstgm. …… seni bu okuldan atacağım ifadesini kullamış, -40 puanla Nisan ayında atılmış” “Nusret M… (4 üncü bölük) 2006-2007 eğitim-öğretim yılında kasıtlı olarak disiplin puanı düşürülmüş” “*Necdet Y…(19. bölük) Babası Cumhuriyet gazetesinde yazılar yazmış, 19 uncu bölükse (Ali Ç…) bu yılbaşından itibaren disiplin puanı düşürülmeye başlanmış” “Aykut Ö…(19. bölük)” “+Atılanlar” yazdığı, arka kısmında ise “*Emrah E… Disiplin puanı -30, kredisi 3.400, asker olmak subay olmak isteyen bir Harbiyeli, kısaca hayata askerlikle tutunduğu ifade ediyor, 9 uncu Bölük” “*Önay M.. Kredisi 3.500 civarında, Beden eğitimi ve spordan askeri eğitim sınavlarından sorunu yok, Harp okulunu kaldıramayacak biri değil. 9 uncu Bölük” “*Kur. Yzb. ….’in bölüğündeki 2006-2007 eğitim-öğretim yılında birinci sınıf kısmı, yıla 29 mevcutla başlamış, şu anda söz konusu kısmın mevcudu 20’dir. Yukarıda ismi geçen Emrah E… ve Onay M.. da aynı bölüktedir” “*Barışcan Ş…, Erdem G…(9. bölük), Baha C… (15. bölük), Bayram Burak G… (gönderilen)” yazan doküman olduğu,

-(1) adet not kağıdı üzerinde, “Hizbut Tahrir –Süleyman, -ulus kiler karşısı girişindeki Türksel Telefoncu Rıza arkadaşı, Keçiören senatoryum konuşma yeri, her hafta toplantı yapılıyor, ayda bir büyük toplantı, aşama aşama hazırlık, “Senin bu kitaba geçmen için 6 ayın var” “Bu iş için hiçbirşey talep etmeyen hocalarımız var” CDler kalabalık ortamda izleyin” Telefonda kayıtları sayı olarak yapıyorlar 11 numara 7 numara gibi” yazan doküman olduğu,

-(1) sayfa, 25.12.2007 22:33 gönderi tarihinde Mehmet Ali ÇELEBİ’nin Neriman AYDIN’ a gönderdiği mail de; Neriman teyze bunun üzerine ayrılma dilekçesi vermiş babası sanırım iptal ettirmiş belli değil. Emre’nin bölük komutanı ile Emre komutanım bana “seslerini yükselttiler saygısızlık yaptılar alt sınıflarım” demiş, Bölük komutanı “bu normal sen de bana yükseltebilirsin” diye karşılık vermiş. Yani göndermeyi kafalarına koymuşlar. Bir bölük komutanı böyle saçma konuşamaz tabi maksatlı değilse. Savunmasına şikayet edenlerin yalanlarını ispatlayacak şeyler yazması kar etmemiş Emre’nin” yazan bilgisayar çıktısı doküman olduğu,

-(1) sayfa 09.08.2006 11.59 gönderi tarihinde Neriman AYDIN’ ın Zübeyde A.’e gönderdiği mailde, ülkeyi yönetenlerin Türk olmadığından bahsederek tehlikeden Türk milletini haberdar edilmesi gerektiğinden bahsettikten sonra “… önderimiz konumundaki insan Kemal AYDIN bey her an bizlere şunu söylemektedir…” yazan bilgisayar çıktısı doküman olduğu,

-(1) sayfa A4 kağıdı üzerine el yazısı ile askeri öğrenci oldukları değerlendirilen (23) kişinin sabit ve cep telefonlarının yazılı bulunduğu ve sonunda denize gidenler İ. G.G., B.D. yazılı doküman olduğu,

“emreçelebi.doc” isimli MSword dosyası içerisinde; “Harbiye ruhunu Harbıyede gecırdıgım 4 yıl boyunca goremedım ..”“Harbıyelılerın MUSTAFA KEMAL'den sonra örnek alabilecek en yakın unsuru bence bölük komutanının davranışlarıdır. Şu zamana kadar benım ornek alabilecegim komutanım olmadı. sebebi ise bölük komutanlarının harp okuluna gonderılırken kısılıklerınden cok alaverelerle yaptıkları karıyerlerı olmasıdır..” “Her gelen komutan (okul k.) Harp Okulundakı sıstemde degıssıklık yapıyor. Dolayısıyla Harbıyelıler neyın dogru neyın yanlıs oldugunu degerlendıremıyor. Yaptıklarınıda inanarak degıl yapmak için yapıyorlar.” şeklinde beyanlarının yer aldığı,

“mali.doc” isimli MSword dosyası içerisinde; “…Hepimiz Kemaliz Hepimiz Türküz yürüyüş kararı izne tabidir. Normal olan Türk diline saygı neredeyse takdir konusu halini almıştır. Üst rütbedeki birçok komutan Atatürk adını ağzına almamaktadırlar… Askeri eğitim birçoğu kalıplaşmış, zamanı geçmiş, günümüzün ihtiyaçlarından uzak programlardan oluşmakta ayrılan zaman verimli geçmemektedir... Harbiyede korku kültürü lider yetiştiremez, liderliğini ispat etmiş çok yönlü komutanlar Harbiyede bulunmalıdır… Taburumuzdaki kimi kurmay subayımız ise bizlerin onur ve şerefini ufacık bile olsun düşünmeyerek bizlere karşı hakaret dolu sözler sarf edebilmekte Harbiyelileri geliştirmektense kendi bireysel çıkarları için her türlü fedakarlığı yapmakta olup Harbiyelilere sürekli onur kırıcı cezalar vermektedir... Verilen konferanslara harbiyelilerin ilgisi! Videoda nettir. Bunda yoğun programlarda savrulmalarının da etkisi vardır.” İfadelerinin bulunduğu,

“konferansta uyuyan harbiyeliler.DAT” isimli video dosyası içerisinde; Harp Okulu öğrencilerinin konferanslarda uyurken çekilen görüntülerin bulunduğu, görüntü kaydının “mali.doc” isimli belgede Kara Harp Okulunun eğitim sistemi hakkında ileri sürülen iddiaları doğrulamak için çekildiği,

“NER 2 1.doc” isimli MSword dosyası içerisinde; Neriman AYDIN isimli şahsa değişik tarihlerde gelen ve gönderilen epostalar, mektuplar ve farklı konularla ilgili açık kaynaklardan alınan belgelerin yer aldığı, söz konusu belgede;

-Neriman AYDIN adıyla 19.08.2003 tarihli Bilgi notu başlıklı alt kısmında “paşa ile yapılan görüşmeye hatırlatma notu” ifadesi yer alan notta; “Bu, Türk Milleti ile Türk Ordusunun 65 yıl aradan sonra ilk buluşması, Türk Tarihinin bu anlardan hoş bir gülümseme ile bahsedeceği inancındayım. Sanırım daha önce ne Siz Türk Silahlı Kuvvetleri ne de Biz Türk Milleti hazırdık… Benim Ülkemde toplumun hemen her kesiminden kendisine hizmet eden, kendisine mensup olduğu ülkesinden daha bağlı insan yetiştiren ABD’ye ve AB ülkelerine karşı; Siz asli unsur Türk Soyunu ülkemiz için, devletimiz için ayakta ve hayatta tutmayı başaramadınız. Değerli Büyüğüm, Biz 65 yıldır Sizi bekliyoruz.... Ama ortada yoksunuz... Yolumuz ölmek ve öldürmek ihtimalleriyle doludur. Bu tehlikeyi Biz göze aldık, Siz de alıyorsanız başlayalım deriz… Değerli büyüğüm Türk Milleti gerçekleri ve gerçek olmayanları bilmektedir. Farklı düşünüyorsanız bu düşüncenizden vazgeçmenizi tavsiye ederiz. 150 likler listeleri hazırlayan Türk Milleti, 150 binlikler, 15 milyonluklar listeleri de hazırlayabilecek idrak ve şuurdadır” Şeklinde beyanların yer aldığı,

-Neriman AYDIN adıyla 18.03.2004 tarihli Hayri B. isimli şahsa hitaben yazılan mektupta; “…geçen hafta sonu Jandarma Genel Komutanlığın’da Paşa’nın emriyle bir toplantıya çağrıldım... konuşulan ve paylaşılan konuları ancak karşılaştığımızda Size aktarabilirim.” şeklinde beyanların yer aldığı,

-Neriman AYDIN adıyla 06.09.2004 tarihli Tümgeneral Sabri D. isimli şahsa hitaben yazılan mektupta; “…Türk Ulusuna 85 yıl önce biçilen sömürge gömleğini 1923- 10 Kasım 1938 den beri 66 yıldır yeniden ısrarla giydirmeye çalışan emperyalistler ve işbirlikçilerine gerekli dersi bir kez daha olmak üzere yine Türk Silahlı Kuvvetleri ve Türk Ulusu birlikteliği vereceğine inancımız tamdır. Gizli Öncülüğünüz kaçınılmazdır.” Şeklinde beyanların yer aldığı,

“NER-AY 7.doc” isimli MSword dosyası içerisinde; Neriman AYDIN isimli şahsa değişik tarihlerde gelen ve gönderilen epostalar, mektuplar ve farklı konularla ilgili açık kaynaklardan alınan belgelerin yer aldığı, belgenin tamamının 169 sayfadan ibaret olduğu,

07 NOLU CD içerisinde; “Bel1.doc” isimli MSword dosyası içerisinde; şüpheli Neriman AYDIN’a değişik tarihlerde gelen ve gönderilen e-postalar, mektuplar ve farklı konularla ilgili medya vs.temin edilen belgelerin yer aldığı 130 sayfadan ibaret belgenin olduğu,

-Neriman AYDIN tarafından 29.01.2007 tarihinde Noyan ÇALIKUŞU isimli şahsa gönderilen e postada; “…Türk ordusunun üst rütbedeki amerikancı -mason paşalar alt rütbedeki Atatürk neferi subaylar tarafından saf dışı bırakılırsa emperyalist halim ne olur diye tereddüt ettiğinden Türkiye'ye vurmayı geciktirmişlerdir... Yoksa Türk Milletini sindirmeyi çoktan başarmışlardır... hem de Atatürk'e sövdürerek…İ stanbul'dan misafirlerimiz vardı, Şifre Çözüldü Kitabının yazarı Ali ÖZOĞLU Bey... Sabahladık... ama ne sohbet Teyzesi... 10 gün öncede Kemal Amcan Karadeniz de özel bir TV kanalında 1 saat konuştu, yalnız o konuştuktan sonra programı yayından kaldırdılar, bütün Karadeniz ayakta...” şeklinde beyanların yer aldığı,

-Noyan ÇALIKUŞU tarafından 20.02.2007 tarihinde Neriman AYDIN isimli şahsa gönderilen e postada; “Değerli büyüklerim Kemal Amcam ve Neriman Teyzem… Siz büyüklerimin bizlere vermekte olduğu fikir beyanatları, ileride atılacağımız kıta hayatında bizim görevlerimiz nazarında çok stratejik bir noktaya sahip olacaktır… Türk Yurdu içerisinde, oluşturulmak istenen "etnik ekalliyet" kümeleri, büyük bir ihanetin pençesindedir ve Sevr Antlaşması'nın önümüzdeki günlerde önümüze konulması ile, büyük bir oyunun parçaları olmaktan geri kalamayacaklardır… Siz değerli büyüklerimizin nihayetsiz büyüklükteki bilgi dağarcığından yararlanmak ve sizlerin ruhlarımızı şahlandıran değerli sözlerinizi tekrar dinlemek için huzurunuza gelmek istiyoruz. Affınıza sığınarak pazar günü eğer müsaitseniz çok değerli vakitlerinizi almak istiyoruz. Ellerinizden öper, sağlık ve mutluluğunuzun daim olmasını dileriz. Eren MUMCU, Noyan ÇALIKUŞU” şeklinde beyanların yer aldığı,

-Neriman AYDIN tarafından 20.02.2007 tarihinde yazılan yazı içeriğinde;

Merhaba Harbiyeli,

Mensubu olmakla iftihar ettiğimiz yüce Türk Milletinin, muhteşem inkılabının üzerinde yükselen eseri Türkiye Cumhuriyeti’nin sivildeki nöbetçileri olmakla uğrunda ölüme hazır olduğumuz büyük Komutan Ebedi Önderimiz Mustafa Kemal ülküsünün uygulayıcıları olarak; biz de bu genç Harbiyelinin onun şahsında tüm Harbiyelilerin gözlerinde öpüyoruz.

Can, beden, namus, mal ve mülk, hürriyet ve bağımsızlığımızın Varlığınız ile sağlandığının bilincinde Yüce Türk Milletinin evlatları olarak Türk Ordusunun genç Harbiyelilerinin huzurlarında saygıyla eğiliyoruz, varlığınızın kıyamete dek devamı için, Yüce Tanrıya dua ve niyazda bulunuyor, sevgilerimizi gönderiyoruz.

Harbiyeli, edindiğiniz bilgilerin, okuduğunuz kitapların en başına 10 Kasım 1938 saat 09:06 koymayı unutmayınız.

Bunu yaparsanız ulaştığınız bilgileri hep ve her zaman doğru değerlendirmek imkanına ve ufkuna sahip olacaksınız.

Çok yoğun çalıştığınızı, düşünce olarak çok yorulduğunu biliyoruz, ama öyle hayırlı düşünceler, eylemler ve hizmetler içerisindesiniz ki, yorgunluklarınızın karşılığı ödüller Tanrı katından üzerinize yağacaktır.

Böylesine hayırlı eylemlerin sahipleri olarak da zamanınızın bereketli olduğunu her zaman hissedeceksiniz.

Bunda hep Mustafa Kemal’i örnek alınız canım teyzesi. Büyük Taarruz öncesi Kocatepe’de çadırında dinlenmeye çekildiği saatlerde, kendisine bilgi ulaştırması gereken komutan çekinerek çadıra girdiğinde Mustafa Kemal’in kitap okuduğunu görür. Saat sabaha karşı 03:00

-Komutanım siz uyumadınız mı ?

-Hayır, kitap okuyorum..

-Bu saatte ne kitabı komutanım, ne okuyorsunuz ?

-İslam Tarihi okuyorum..

10 Kasım 1938 saat 09:06 dedik ya sevgili Harbiyeli, sizlerin de artık öğrenmeye başladığınız gerçekler Vatanımızın, Devletimizin, Ordumuzun, Mustafa Kemal’in ve Kemalizm’in, Bayrağımızın, Milletimizin, Bağımsızlığımızın ve Hürriyetimizin aleyhine tüm ihanet eylemleri işte o gün başlatıldı.

Mustafa Kemal’in Dolmabahçe’deki cenaze merasimine katılmayan, naşının 11 yıl etnografya Müzesinde kalmasına sebep olan, vasiyetinin aksine Çankaya yerine anıtkabire gömülen, Anıtkabire naklinde yine merasimde bulunmayan, Mustafa Kemal aramızdan ayrılır ayrılmaz paraların pulların üzerine kendi resmini bastıran, Mustafa Kemal’in kendi emriyle Milli Eğitimde okutulması zorunlu kitaplarını müfredatdan kaldıran, Mustafa Kemal ismini yasaklayan, Amerika ‘dan 45 kişilik bir yabancı komisyona Milli eğitim programlarını teslim eden ( bu komisyon halen görevdedir) , laikliği dinsizlik gibi halka propaganda ederek halkımızda düşmanlık yaratırken Mustafa Kemal’i dinsiz yapan, en önemlisi Mustafa Kemal’in huzurundan kovup yasakladığı Mason localarını açan ve Yahudilerle o gün gizli anlaşmalar yapan alçağın başlattığı ihanetin günümüzde geldiği boyuttur okuduklarınız.

Eserdekilerin tamamı gerçektir Harbiyeli.

Gerçek ve doğru, ihanetin sahipleri imzaladı ve uyguluyorlar, Mustafa Kemal’in emrinde sizler de imzanızı geri çeker, yürürlükten kaldırırısınız. Tabii ki günü ve zamanı geldiğinde.

Unutmayınız Harbiyeli, alçaklığın sınırı yoktur. Yukarıda saydığımız ihanetin sahipleri daha Cumhuriyet 3 yaşındayken 1926 da Mustafa Kemal’i İzmir’de öldürmeye kalkışmışlar ve tamamı İstiklal Mahkemelerinde yargılanmışlardır.

Yurt dışından mahkemeye gelmeyen arkadaşları da vardır, örneğin 10 yıla mahkum edilen Rauf Orbay gibi… Rauf Orbay’ın Mondros Mütarekesini imzalayan Osmanlı Devletinin Deniz Amirali olduğunu bilmelisiniz. Türkiye’yi işgal ettiren, ecnebi müdahalesine zemin hazırlayan bu anlaşma için başarılı bir anlaşma yaptık diyebilmiştir.

Mustafa Kemal aramızdan ayrıldıktan sonra Avusturya’dan Türkiye’ye dönmüşlerdir.

Mustafa Kemal’in huzurundan kovduğu, derneklerini kapattığı mason localarını açan adamın o günkü eyleminin sonucudur okuduklarınız. Aynen doğrudur Teyzesi.

Tahrif edilmiş Tevrat ve İncil üzerine el basarak mason localarına bağlı olup onların hizmetkarı iken sözde Kemalist olmak değil,

Kuran-ı Kerim üzerine el basarak Kemalist olmak Türk Milleti için kabuldür. (Mustafa Kemal yaşarken Harbiye Mezunları mezuniyet törenlerinde Kuran üzerine el basarak yemin ediyorlardı bunu biliyor muydunuz, canım teyzesi ? )

Okuduğunuz anlaşmaları yapanların tamamı bu Türk düşmanı, Mustafa Kemal Düşmanı, Allah Düşmanı, Hz Peygamber düşmanı ecnebi hizmetkarlarıdır sevgili Harbiyeli.

Sevgili Harbiyeli, vatanımıza milletimize devletimize Kemalizm’e ait her ayrıntıyı bilmeniz yarın komuta edeceğiniz alaylarda birliklerde tümenlerde tugaylarda ordularda sizi farklı kılacak olan bilgi hazineleriniz olacaktır.

Gerçekleri öğrenmekten çekinmeyiniz, canım teyzesi. Yüreğinizi yaksa da, içinizi eritse de. Yazılanlar doğrudur,

Mustafa Kemal yaşasaydı İsrail Devleti kurulamayacaktı… “Filistin’e el sürülemez…” diye başlayan nutkunu okumadınızsa ben size göndereyim… “ Kudüs Filistin Türk Toprağı olarak hürriyet ve güven içerisinde yaşamaya devam edecekti. Selanik de Musul Kerkük de Telafer de hatta Bağdat da Türk şehirleri olarak yaşamına devam edecekti. Tüm Irak Halkı stratejik düşmanımızın tecavüzünden katliamından uzak olacaktı.

Türk Ordusunun dünyanın en etkin ordusu olduğu bilinmektedir, Türk Ordusu zaferleri göz kamaştıran, çağları alt üst eden büyük Dahinin eseridir.

Türk Ordusu mensuplarının sadece Kemalist olarak yetişmeleri başlıca dileğimizdir, arzumuzdur. Sadece Mustafa Kemal’den emir alan komutanlardan subaylardan erlerden oluşması en büyük dileğimiz ve talebimizdir.

Sevgili Harbiyeli, yüzbaşı rütbesi taşıyan Mustafa Kemal Selanik’de daha 25-26 yaşında iken bakınız neler söylemiş masonlar için: “BEN BİR TÜRKÜM, ÜLKEMİN VE İNSANLARIMIN BU LEŞ KARGALARI TARAFINDAN YAĞMALANMASINA VE TECAVÜZE UĞRATILMASINA İZİN VERMEYECEĞİM.”

Harbiyeli, sizlerle paylaşacak tarihi gerçekler öylesine fazla ki, ancak hepsini bilmeniz gerekiyor, bu nedenle hayatınız çok yoğun olacak ama milletimizin devletiyle birlikte ebediyete kadar vatanımızdaki hür ve bağımsız kalmasının tek teminatı olduğunuzu bilmelisiniz.

Teyzen her zaman emrinizdedir asla unutmayınız, bizler bilgileri sizin için edindik, sizlere aktarmak için edindik, Türk Milletiyle paylaşmak için edindik.

Milletimizin geleceğini kurtarmak için edindik.. Devletimizin ebediyete kadar sahibi olmak için edindik..

Dost ve düşman tanımı ile ilgili geçmişi, günümüzü ve geleceği anlatan, hatta büyük ders niteliğindeki şu konuşmayı hiç unutmamak üzere hatta yarın emrinizdekilerle paylaşmak üzere bilgileriniz arasına katmanızı istiyoruz Harbiyeli.

1933 yılında Ankara Erkek Lisesinde, sınava giren çocuklardan biri sorulan soruya şöyle karşılık vermişti.

-Fransa ile olan geleneksel dostluğumuz…

-Atatürk, derhal sözü keserek sormuştu: -Hangi geleneksel dostluk, bu da nereden çıktı, kim söyledi bunu ?

O zaman coğrafya öğretmeni ayağa kalkarak –“Ben söyledim Paşam “ diyerek onun hiddetini azaltmaya çalışmıştı.

Bana dönüp “Sen söyle tarih hocası” deyince, hemen ayağa kalkarak cevap vermiştim.

-Paşam, ortada bir geleneksel dostluk yoktur. Yalnız ortak hareketlere Fransız yazarları geleneksel dostluk niteliğini vermişlerdir. Örneğin Kırım Savaşında olduğu gibi…

-Aferin, bu gerçekten böyledir. Acınarak söylüyorum Türk’ün geleneksel dostu yoktur. Çıkarlar (menfaatler-faydalar) ortak olunca Avrupalılar buna hemen “geleneksel dostluk” ismini vermişlerdir.” Demişti. (Kemal Arıburnu’ nun anılarından)

Canım Teyzesi, 1934 yılında Danimarka’ya uçak satan bir Ordunun mensubusunuz. Uçak fabrikasını kapatan işte okuduğunuz anlaşmaları imzalayan hainlerdir. Haine hain demekten korkmayınız. Çünkü ihanetin tanımı açıktır. Türk Milleti, Türk vatanı, Türkiye Cumhuriyeti, Mustafa Kemal, Türk Ordusu Türk Bayrağı aleyhine ve tabii ki Allah’a ve Hz Muhammed’e muhalif söylem ve eylemlerin sahiplerine hain denir.

Vahdettin’in hainliği ile 10 kasım 1938 den günümüze hainlerin hiç farkı yok. Üzücü ama gerçek.

Düşmana düşman demekten korkmayınız. NUTUK bu konuda size yol göstermektedir, ışık saçmaktadır.

Allah’ın düşmanım dediklerine ise hiç kimse dostum stratejik dostum batılı dostum avrupalı dostum alman dostum İngiliz dostum Fransız dostum yahudi hiristiyan dostum diyemez. Derse kafirdir… Bugün yaşadığınız gibi. Allah’ı ve uğruna evrenin yaratıldığı insanlığın yaratıldığı sevgili Peygamberimizi da bilmekten geri kalmayınız sevgili Harbiyeli.

Türk Ordusuna imansız inançsız diyerek suçlayanların yüzünüze bakacak yüzleri olmasın vatanımızda.

Canım Teyzesi, sizleri sevgi ile kucaklıyoruz. Bilgilerimiz sizin içindir… Aklınıza takılan her şeyi sorabilirsiniz. Çekinmek yok…

Vatan sevgisi imandandır buyuruyor sevgili Peygamberimiz. Hainlerin vatanı yok teyzesi… ne imanları ne de vatanları… imanı ve vatanı olmayanın devleti de olmaz… Onların namuslarının üzerinden her ecnebi geçebilir, bunda sakınca görmezler. Onlar aşağı varlıklardır…

İsrail ile en çok anlaşmayı yapan da yine bunların iktidarlarıdır. Bunlar yaptıysa diğerleri iptal etseydi madem… Ama olur mu ? Onlar da ihanette yarış halindeler Teyzesi…

Sizi sevgili ile kucaklıyoruz… Tekrarlıyoruz okumaya vaktiniz olmayabilir, öğrencisiniz, her zaman her konuyu sorabilirsiniz ….

Eren’e de ayrıca sevgilerimizi gönderiyoruz… Sizleri özledik… Yüce Yaradan yardımcımız ve koruyucumuz olsun..

Türk Milleti hep yanınızda olacaktır… Büyüğümüz Kemal amcanızın çok selamlarını iletiyorum ikinize de … ibarelerinin yer aldığı görülmüştür.

-Neriman AYDIN tarafından 21.02.2007 tarihinde noyan.selda@gmail.com isimli e posta adresine gönderilen e postada;

Merhaba Teyzesi,

Büyüğümüzle görüştüm pazar günü müsait sizlerle görüşecek, aklınıza takılan, sizi rahatsız eden tespitleriniz, sorularınız varsa yazmayı unutmayınız...

Bilgilenmek istediğiniz her konuyu da ayrıca not ederseniz, sizler için hepimiz için çok daha faydalı olacaktır.

Yazınızı okuduk, ilminize, feyzinize, yüksek Türklük düşüncenize, bedeninize sağlık.. ancak ölmek yok, ölümü anlamlı kılmaktır görevimiz..

biz değil intikamda ve ihanette yarışanlar ölmeli. çünkü bu vatanda yaşamayı hak etmiyorlar, bu devletin makamlarını asla hak etmiyorlar... aldıkları her nefes attıkları her adım haram onlara... haram olduğunu biz biliyoruz onlar da öğrenecekler..

Ereni ve seni sevgi ile kucaklıyoruz teyzesi... Ortak kaleme aldığınız yazınıza ayrıntılı bilgi yazacağım, sadece Mustafa Kemal neferleri Harbiyeliler, göz bebeklerimiz, canlarımız için... Her şeye gücü yeten, sonsuz güç ve kudretin sahibi Yüce Tanrı, Türk'ün Tanrısı yardımcımızdır, sizleri bu yüce güce emanet ediyoruz.

O'nun varlığından şek ve şüphe etmiyoruz, her an biliyor ve farkındayız ki ona imanımız tamdır.

Büyüğümüz Kemal AYDIN bey adına teyzeniz olarak sevgilerimizi gönderiyoruz ...

Ne mutlu Türk Milletine böyle güzel evlatları var, ne mutlu ecdadımıza böyle fedakar evlatları var, ne mutlu Mustafa Kemal'e onun için canlarını vermeye hazır neferleri var, ne mutlu Türk Ordusuna cesaret, liyakat , feragat timsali subayları var, Şükürler olsun Yüce Tanrı'ya böyle yüksek karakterli, tam iman sahibi Türk Milleti ve Türk askeri Türk Komutanları var...

Harbiyeli var, ne mutlu Harbiyeli olabilene...

Sevgimiz sizleredir” şeklinde beyanların yer aldığı,

-Neriman AYDIN tarafından 28.02.2007 tarihinde Noyan ÇALIKUŞU isimli şahsa gönderilen e postada;

Merhaba teyzesi, üzülerek ifade edelim ki şu ana kadar ihtilallerin gerekçeleri, ihtilali hazırlayan sebepleri ve neticelerini sağlıklı bir şekilde açıklayan bir eser yazılmadı. Yazılanların tamamı taraflı, kendisine sağ tarafta yer bulanlar kendi lehlerine ya da aleyhlerine olanları, kendisine sol tarafta yer bulanlar kendi lehlerine ya da aleyhlerine olanları yazmaktalar.

Bildiğiniz üzere sağ ve sol yön tayinindeki fiziki zemindir. Ama ecnebi emperyalist güçler milletlerin siyasi düşünce yapısında öyle etkin vuruşlar yapıyorlar ki, aynı milletin evlatları birbirlerini bu yüzden öldürebiliyorlar.

Ne korkunç bir tuzak öyle değil mi ?

Her iki görüş de dahil, tarafsız olanlar dahi böyle bir eseri yazmaya henüz cesaret edemedi, çünkü Türk Ordusunun kayıtlarına belgelerine başvuru yapılması mutlak zorunluluktur. Çünkü İhtilal Türk Silahlı Kuvvetleri adıyla ve eylemiyle gerçekleştiği için bu belgelere başvurmak esastır diye düşünüyoruz.

Aslında böyle bir çalışma yapılsa TSK' ne yönelen ecnebi emperyalist destekli düşmanlık ortaya çıkacak, Türk Milleti de layıkıyla bilgilenecek.

TSK nin gerekçeleri ve haklı sebepleri ile halkın gerçekleri ya da halkın nasıl önce taraftar sonra düşman yapılmasındaki tuzaklarda nasıl kullanıldığı ortaya çıkacak.

Sevgili Selda, bu konuda ihtilalleri yaşayan canlı tanıklara başvurmak kalıyor bizlere, ancak yaşayanlardan dinleyeceklerimiz ve onların işaret edeceği araştırma eserlerle bilgilerimizi tamamlayabiliriz.

Teyzesi, sizlerin okuyabileceği eserler yine de var, onların sizlere en çok fayda edeceklerinin isimlerini küçük bir araştırma ile yazalım size...

Doğru bir karar, ihtilalleri her Türk evladı bilmeli, öğrenmeli.. Gerçekte, sizlerin yaşlarındakilerin merak etmediği konular ve tarihi olaylardır bunlar.

Es basit en yalın en sade olanları seçmeye özen gösterelim, çünkü kafa karıştırmak için bu konuda yazılan pek çok eser de mevcuttur.

Örneğin insanlar hala Deniz gezmişin neden asıldığını bilmezler ve TSK ni suçlarlar, deniz gezmişin elindeki bayrağın şekline ve rengine bakmazlar, deniz gezmiş Türk Bayrağı varken eline neden kızıl bayrak almış diye hiç düşünmezler. Neden Cumhuriyeti değiştirme eylemi içerisinde olmuşlar diye düşünmezler...

Hem Cumhuriyeti yıkmak için başkaldıracaksın hem de Kemalist olacaksın var mı böyle bi şey ?

Aynı düşünceler kendisini milliyetçi olarak ifade edenler için de geçerlidir, bunların da elinde Türk Bayrağı yerine üç hilalli MHP flamalar vardı.

İki tarafta düştükleri ecnebi emperyalist tuzakta birbirlerinin canına kıymayı başarmışlardır..

Düşüncelerini ve eylemlerine devlet vatan millet yerine ecnebi emperyalist tuzakta boşa harcayarak tarihe geçmeyi başarmışlardır Türk Milletinin evlatları. Buna rağmen aynı tuzakta durmaya devam etmekte oldukları ise en acı olanı..

Teyzesi, sizleri sevgi ile kucaklıyoruz... Kemal amcanız Trabzon'da ... selamlarınızı ileteceğiz... Noyan'a ve Eren'e sevgilerimizi gönderiyoruz...” ibarelerinin yer aldığı,

-Neriman AYDIN tarafından 01.03.2007 tarihinde noyan.selda@gmail.com isimli e posta adresine gönderilen e postada;

Merhaba Teyzesi,

28.02.2007 tarihi itibariyle milletimizin gündemine taşınan kirli düşüncelerin neler olduğuna hep birlikte tanıklık etmiş bulunuyoruz. Ecnebi emperyalistlerin tuzaklarından konuşurken ve doğru tespitleri sizlerle paylaşırken yanılmadığımızı bir kez daha gördük. 1980 ihtilalini yapan Ordu mensuplarının kimin çocukları olduklarını sizler de kendi ağızlarından duymuş oldunuz. ( C.Carter': Merak etmeyiniz onlar bizim çocuklar")

İhtilalin kime nasıl hizmet ettiğini, hangi amaç için yapıldığını görmüş oldunuz. Org Kenan Evren'in dünkü sözlerini Türk Milleti ile paylaşmak üzere en önemli kayıtlar olarak defterinize alınız sevgili Harbiyeliler...

Sizler şanslısınız çünkü ihtilali yapanın ağzından ihtilali neden yaptığını duymuş oldunuz... Allah ne kadar büyük gördünüz mü, sizler niyet ettiniz, Allah 'da önünüze getirip koyuverdi, hem de kendi ağızlarından kendi kelamlarıyla...

Belki insanlar size inanmazdı ama artık insanları inandıracak kuvvetli bir delilin sahibi konumundasınız. Gerçi biz bunları Büğüyümüz sayesinde olduğu günden beri biliyoruz, ama insanımız delili ile görünce söyleminin doğruluğunu görünce daha bir rahat etmektedir ve size inanmaktadır...

Sizleri sevgi ile kucaklıyoruz, Eren ve Selda'ya sevgilerimizi gönderiyoruz... Bilginin ne kadar önemli olduğuna günümüz itibariyle bir kez daha şahitlik ettiniz, Harbiyelinin her zaman ufkunu çok uzakları görecek kadar geniş tutmasınının gerekliliğini gördünüz.

Org Evren'in sözlerine yapılan yorumlar çok gülünç kaldı... Gerçek tuzağı bildikleri halde hala milletimizden saklamaları utanç verici...

Kemal Amcanız hala Trabzon da, Eren babasına bildirirse 05332369786 Büğüyümüzle tanışma imkanına sahip olabilir... Eğer arzu ederse..

Sevgilerimizle” şeklinde beyanlarının yer aldığı görülmüştür.

-Neriman AYDIN tarafından 07.03.2007 tarihinde Noyan ÇALIKUŞU’na gönderilen e postada;

“ Merhaba Teyzesi, Türk Milleti için kutsal mekan Harbiye'de Genç Harbiyelilerin misafiri olmakla kavuşacağımız mutluluk, manevi dünyamızın en müstesna yerinde ömür boyu en özel duygularla hatırlayacağımız saatler olarak tazeliğini hep koruyacaktır.

Türk Milletinin geleceğinde ve bağımsızlığında, bizlerin ise gönüllerinde çok özel bir yerin sahibi olan genç Harbiyeli Noyan 'ın bu güzelliğe vesile olması ise bizim için bir başka anlam taşımaktadır.

Sevgilerimiz sizedir, devamlıdır ve sonsuzdur Teyzesi. "Millet sevgisi kadar büyük menfaat yoktur" diyor Ebedi Önder. Milletinden, milletinin evlatlarından haberdar Harbiyelilerin varlığını bilmenin mutluluğu da bir başka mutluluktur bizim için. Tanrı'ya şükürler olsun.

Yine sizlerin notları arasında her zaman özümseyeceğiniz bir yerde olması için Ebedi Önderin bir başka söylemini yazıyorum" "Devletin ve milletin mukadderatında (kaderinde) ; milli irade söz sahibi ve hakimdir. Ordu, bu milli iradeye bağlı ve onun hizmetindedir. (Nutuk'tan )

Teyzesi senin notların arasında bulunması için (Ergun Poyraz'ın Tarikat, Siyaset ticaret Cinayet adlı eserinin 19. sayfasından) yazmaya söz verdiğim R Tayyip Erdoğanın 2005 yılında milletvekillerine yaptığı konuşmadan:

"Tüm dünyadaki yahudi lobilerinin ve masonların desteğini aldık. Türkiye'de her istediğimizi yapabiliriz. Ordu da masonların kontrolünde. Tüm Paşalar mason ya da masonların kontrolünde. İsrail ile stratejik işbirliği yapıldığı için Paşaları İsrail bağlantılarımız ile bağladık.

Masonlar, mason localarının kapatılmasının hesabını, Kemalizmi, Atatürkçülüğü, Atatürk'ü Türkiye'den silerek intikamlarını Atatürk'ten alacaklar. İshak Alaton bana bu konuda teminat verdi"

Teyzesi, üzerinde düşünüp değerlendirmek hep birlikte görevimiz.... Zamanı geldiğinde de gereğini yapmak hep birlikte görevimiz Sizlerin bilmesi çok önemli. hiç unutulmayacak notlarınız arasında hep olmalı...

teyzesi,

Dün gece çok özel bir misafirimiz vardı, Ahmet Ahmedov, Dağıstanlı, dünyanın 3 sesinden biri, bir büyük ses sanatçısı... Onu sanatı ve müziği de dahil dinlemenizi çok arzu ederdik.. Ama inşallah karşılaştıracağız sizi... uzaklarda doğmuş büyümüş bir Türk'ün vatanımızda devletimiz aleyhine nelerin cereyan ettiğine ilişkin konuşmaları ve tecrübeleri dinlenmeye ve kayda değerdi...

Ancak kendisinden dinlemek bir başka tabii ki...

Bundan sonra sık karşılaşacaksınız...

Tüm faaliyetlerinin konserlerinin ve görevlerinin dışında,

TRT de SAZLI SEMAVER adlı konuğu olan bir program hazırlıyor, metinlerini Teyzenin yazmasını rica etti... Planı hazırladık, konukları belirledik...sizlerin de düşüncelerinizi ve görüşlerinizi alacağım tabii ki...

Bir an önce mezun olsanız da biraz sizi yorsam diyorum:::))))))

Bu müthiş Türk'ün söyleyecekleri Mustafa Kemal'in söylemleri ile içi dolu hazineler olacak Teyzesi... müzik eşliğinde hazmı son derece kolay olacak, su gibi akacak, manalarıyla dolduracak milletimizin gönüllerini...

Canım Teyzesi, yarın Metin Çitak bey Ankara'ya geliyorlar, bugün haberini aldık, inşallah misafirimiz olacaklar .. ne güzel günler bunlar, Allah çoğaltarak devam ettirsin....

Genç Harbiyelilere, Noyan ve Eren’e, kızımız Selda'ya ve sizlerin düşüncesindeki her Harbiyeliye sevgilerimizi gönderiyoruz. Türk'ün nefesinin sonsuz olduğunu evrene ve insanlığa gösterecek genç Harbiyelileri selamlarken Ebedi Önder Mustafa Kemal'in huzurlarında saygıyla eğiliyoruz.

bizler de sizlerle aynı ortamda bulunmanın heyecanı ile Cuma gününü sabırsızlıkla beklediğimizi ifade edelim. Kemal amcanız sizlere ayrı ayrı selam ve sevgilerini ilettiler...

Canım Teyzesi, görüşmek üzere... ” şeklinde beyanların yer aldığı görülmüştür.

-Neriman AYDIN tarafından 21.02.2007 tarihinde noyan.selda@gmail.com isimli e posta adresine gönderilen e postada;

“Merhaba Teyzesi, Büyüğümüzle görüştüm pazar günü müsait sizlerle görüşecek, aklınıza takılan, sizi rahatsız eden tespitleriniz, sorularınız varsa yazmayı unutmayınız...Bilgilenmek istediğiniz her konuyu da ayrıca not ederseniz, sizler için hepimiz için çok daha faydalı olacaktır…biz değil intikamda ve ihanette yarışanlar ölmeli. çünkü bu vatanda yaşamayı hak etmiyorlar, bu devletin makamlarını asla hak etmiyorlar... aldıkları her nefes attıkları her adım haram onlara... haram olduğunu biz biliyoruz onlar da öğrenecekler..Büyüğümüz Kemal AYDIN bey adına teyzeniz olarak sevgilerimizi gönderiyoruz ... ” şeklinde beyanların yer aldığı,


c-Telefon Görüşmeleri[değiştir]

Tape No 6273 sırada kayıtlı, 29.01.2008 günü saat 20:13’te Neriman AYDIN’la yaptığı telefon görüşmesinde; Neriman AYDIN’ın şüpheliye “Canım benim amcan bir tane şey kredi kartı bırakmış sana verilmek üzere” dediği Eren’in “Hah onu ben Noyan’a diyeceğim Noyan alacak onu hafta sonu arkadaşım gelecek Ankara’ya o bana getirecek Neriman teyze” dediği, Neriman’ın “Tamam eyvallah bu tamam, yoksa dedim ben kargoyla göndereyim sana verdiğin adrese” dediği, Eren’in “Ha yok yok yok yok yok, ben şeyle aldırırım onu Neriman teyze” diyerek devlet memuru olan şüpheliye diğer şüpheli Kemal AYDIN’ın nedeni anlaşılamayan bir şekilde kredi kartı tedarik ettiğinin anlaşıldığı ve Eren’in bu kartın resmi yolla kargoyla gönderilmesine ısrarla karşı çıkarak ve arkadaşı bir diğer şüpheli Noyan aracılığıyla bizzat teslim alacağını ifade ederek aralarındaki örgütsel gizliliğin korunmasına riayet ettiği, yine aynı görüşmenin devamında Eren’in “İyiyim herşey yolunda işte komando okuluna gitmeden bi geleceğiz” dediği, Neriman’ın “Tamam bekliyoruz ama bize vakit ayır tamam, kalabilirsin evimiz müsait tamam mı” diyerek hafta sonu görüşme planını da yaptıkları,

Tape No 6668 sırada kayıtlı, 04.06.2008 günü saat 18:20’de şüpheli Kemal AYDIN’la yaptığı telefon görüşmesinde; Kemal’in “Nerdesin sen Eren ya” dediği, Eren’in “Hafta sonu ııı ÇELEBİ anlattı biraz problem çıktı Kemal amca, gelemedik ya” diyerek mazeret beyan ettiği, Kemal’in “Hafta sonları da geliyon buraya bizi satıyon ben ne yapıyım seni” diyerek sitem ettiği, Eren’in “Bu hafta sonu telafi edecez bu hafta sonu” dediği, Kemal’in “Yani bi hafta beraber olacaz” dediği, Eren’in “Bi hafta beraberiz Ankara da” dediği, Kemal’in de “Güzel” diyerek karşılık verdiği,

Tape No: 7411’de kayıtlı, 01.07.2008 günü saat:20:09’da Noyan ÇALIKUŞU ile yaptığı görüşmede; göz altına alınan Neriman ve Kemal AYDIN hakkında konuştukları, bu çerçevede Noyan ÇALIKUŞU’nun “Neriman teyzemin bi kaç not defterini almışlar ama onlar güvende sorun yok ONLARI YOK EDEMEYECEKLER. Çünkü Kemal amcam sabah o hadise yaşanırken Kemal amcamın evine jandarma subayı gelmiş geçmişler bir odaya şu tutanakların kopyasını biz de istiyoruz demiş anlatabildim mi. ONLAR GARANTİ DE YANİ…DEVLETİN HABERİ VAR..” dediği, Eren’in Tamam ben Birine Ulaştım Değerli Birine Tamam Mı Çok Çok Değerli Birine” dediği, Noyan’ın “Kim O?” dediği, Eren’in “NEYSE TELEFONDA SÖYLEMEYİM REHABİLİTASYON REHABİLİTASYON… Ulaştım tamam, Ben Gerekli Bilgiyi Ondan Alıcam Sana İleticem Tamam Anladın Beni Demi? ” dediği, Noyan’ın “TAMAM BEN ZATEN TELEVİZYONDA RAST GELDİ ALİ AMCAYI GÖRDÜM” dediği, Eren’in “ Nerede gördün?” dediği, Noyan’ın “Televizyonda (Noyan ÇALIKUŞU gülüyor) bir anda geçiverdi bi kapıdan girerken” dediği, Eren’in “Anladım ben şimdi şey yaptım O DEDİ BEN ZATEN TAKİP EDİYORDUM DEDİ OLAYLARI O BU AKŞAM İSTANBUL A GİDİYORMUŞ Tamam mı, …HABER VERECEK BİZE sıkıntı yok sen bilgin olsun tamam” dediği, Noyan’ın “ Tamam tamam ONDAN HABER ALIRIZ tamam iyi” dediği, şüpheliler Eren MUMCU ve Noyan ÇALIKUŞU’nun kendi aralarında Ergenekon terör örgütüne yönelik yapılan operasyon sırasında arama yapılması anında yaşananlar ve sonrası ile ilgili görüştükleri anlaşılmıştır.

Tape No: 7413’de kayıtlı, 02.07.2008 günü saat 14:57’de Noyan ÇALIKUŞU ile yaptığı görüşmede; Eren’in “ Anladım ne oldu gelişme var mı ya” dediği, Noyan’ın “ Yok devam ben haber almadım” dediği, Eren’in “ Hee anladım var mı senle ilgili bir sıkıntı” dediği, Noyan’ın “ Yok yok ya sorun yok” dediği, Eren’in “ Var mı varsa söyle ya” dediği, Noyan’ın “Benle ilgili mi, yok sorun yok” dediği, Eren’in “ Tamam ben Kemal amcanın kapalı da Neriman teyzenin telefonu açık evde mi unuttu acaba” dediği, Noyan’ın “ Açtırmazlar yok evde değil” dediği, Eren’in “ TAMAM O…PU ÇOCUKLARI YA YA BEN BELKİ..” dediği, Noyan’ın “Sorun ya boş ver boş ver sen iyi tarafından bak iyi oldu demiyecem ama iyi tarafından bak” dediği, Eren’in “ Tamam ben bekliyorum hala ya işte dedim ya dün O bi haber verecek te, Daha dün işte İstanbul’a geçiyorum dedi muhtemelen gitmiştir o şeye Emniyet Müdürlüğüne falan, Bakalım işte ondan haber bekliyorum .... ” dediği, Noyan’ın “ .... Ali amcayı da gözaltına almışlar ya” dediği, Eren’in “Hee Ali amcada orda” dediği, Noyan’ın “ Ama o halletmeye gitti oraya herhalde” dediği, Eren’in “Şeyde var Paşamızın da şeyi var işte avukatlık mavukatlık muhabbeti var ya, Halleder belki halledebilir ” dediği, Noyan’ın “ Oğlum bu olay iyi oldu demiyorum ama iyi tarafından bakın bunlara bişi olmaz merak etme” dediği, Eren’in “ Bok at izi kalsın işte o şeyde muhabbette” dediği, Noyan’ın “ Ama onda başarılı olamayacaklar” dediği, Eren’in “İbnelerin Yarısı Fettullahçı Zaten G.tverenlerin” dediği, Noyan’ın “ TABİ TABİ” dediği, Eren’in “ Ya o yüzden ..... kanı tasfiye etmeye çalışıyor” dediği, Noyan’ın “Ayrıntılı konuşuruz gene, Aslında benim burda maruz kaldığım bi şeyler bi şeyler varda önceden de olan şeyler ben sana onlarıda anlatırım, He mektup olayı falan filan, He mektup olayını da bana yıktırdılar da” dediği, Eren’in “ Hangi mektup olayını ya” dediği, Noyan’ın “ sıçtım ağızlarına ya bi mektup yazmışlar işte bi tane Okul Komutanlığına yazmış ya, Ya benim ağzımdan yazmış beni zan altında bırakacak şeyler yazmış anladın, Bu konularda aktif bir insanım ya düşüncelerim falan insanları rahatsız etme düşüncesi ” dediği, Noyan’ın “ İyi bakalım seni de soramadık halini hatırını bu şeylerden dolayı” dediği, Eren’in “ Yok sıkıntı yok işte bende diyorum ulaşsak Neriman teyzeye Kemal amcaya sıkıntı yok da ...” dediği, Noyan’ın “ Yok yok sen sıkılma sıkılma sorun yok sıkılma” dediği, Eren’in “ Şeyde o Köksal doktor da yok ona gerçi şeyde bizim pederin tanıdıkları vardı ulaşmışlar her halde ona, Şey ya bi olaydan dolayı şey yapmıyorlar suçlamıyorlar sadece ifadeleri alınacak falan demiş şey avukat ” dediği, Noyan’ın “ Onları onlar Hamza DEMİR biliyon dimi Hamza abiyi, Daha geçen cumartesi beraberdik oturuyorduk işte ” dediği, Noyan’ın “O Milli MHP nin başında ki adama şey gönderdi haber gönderdi senin koltuğunu ben yıkacam diye ondan aldılar onu, Bi tane milletvekili ile haber gönderdi senin koltuğunu ben tekmeliyecem diye bunların hepsi telefonda fazla konuşmayalım dinleniyor telefonlar ” dediği,

Tape No: 7417’de kayıtlı, 07.07.2008 günü saat 08:17’de Noyan ÇALIKUŞU ile yaptığı görüşmede; Noyan’ın “ Pek müsait sayılmam da şey diyecem bak dışarı çıkmaları için bizim ifademiz lazım tamam mı, Bizle konuşuyo ya Kemal amca Neriman teyze hep bizle konuşuyorlar Kemal amcayı Silahlı Kuvvetlere girmeye çalışmaktan içeri atmışlar anlıyon mu bizde diyecez böyle suç örgütüne üye deyiliz falan” dediği, Eren’in “Anladım anladım” dediği, Eren’in “ Şimdi ben görüştüm bizim Takım Komutanı var iyi biraz dilekçeyi söyledim biraz telaşlı o şimdi ortalığı” dediği, Noyan’ın “Sen onlara söylemeseydin” dediği, Eren’in “ Hayır Takım Komutanı ya onla şey yaptım yani olayı detaylandırdım da dedim böyle böyle bir olay var işte o da şey şimdi bizim şey yarın Tugay Komutanı yardımcısı değişiyormuş birde bugün veya yarın değil de ondan sonraki gün arasınlar dedi çünkü yeni gelen nasıl biri olduğunu bilmiyor tamam mı sıkıntı yaratabilir diyo şimdi de sıkıntı olmaz falan dedi yani şimdi o avukat Yusuf abi değil mi” dediği, Noyan’ın “abi sorun yok ya o kadar sorun yok Yusuf abi için sorun yok şimdi sana açıklayamıyorum telefonda telefon ... yapıyor tamam mı, şimdi sana açıklayamam onun için sorun yok yani kimse kim önemli değil anlatabildim mi ama sen kimseye söylemeseydin keşke” dediği, Eren’in “ ÇELEBİ ile görüşebildin mi” dediği, Noyan’ın “ Görüştüm bugün yarın arayacaklar bizi tamam mı beni de bugün herhalde gelip alacak burdan Yusuf abi, … Bugün Ankara’ya giderim... sonra İstanbul’a giderim ” dediği, Eren’in “ Sen şimdi Ankara’ya gidecen ordan İstanbul’a mı geçecen” dediği, Noyan’ın “ Evet Haricilerin yanında değil mi” dediği, Eren’in “ Yanımda yanımda da ona gerek var mı Hariciye” dediği, Noyan’ın “ Var var getir sen tamam mı gene konuştuk öyle gelin dedi zaten tamam mı … Tamam ... Yusuf abi bayağı rica etti zaten yeminlerimizi de bugünler için yaptık tamam ” dediği, Eren’in “ Tamam kardeşim” dediği,

Tape No 7248 sırada kayıtlı, 08.07.2008 günü saat 17:53’te diğer şüpheli Mehmet Ali ÇELEBİ ile yaptığı telefon görüşmesinde; Eren’in “He Noyan’la konuştuk biz ya” dediği, Mehmet Ali’nin “He anladım biliyosun yani bazı şeyleri” şeyleri diyerek aralarındaki gizli bir bilgiyi imalı bir şekilde belirttiği, Eren’in “He bilirim bilirim ne oldu” dediği, Mehmet Ali’nin “Şimdi arza yapıyo biliyon telefonlar trafo konuşuruz yani yan yana gelince” dediği, Eren’in de “He anladım tamam tamam kardeşim anladım” diyerek gizledikleri bir konunun telefonda değil bir araya geldiklerinde yüz yüze konuşulması gerektiği hususunda mutabakata vardıkları, yine konuşmanın devamında Mehmet Ali’nin “Tamam mı iyisin” dediği, Eren’in “İyiyiz iyiyiz kardeşim sıkıntı yok” dediği, Mehmet Ali’nin “Çok acil bi durum var mı” diyerek Eren’i yokladığı, Eren’in “Yok yok” dediği, Mehmet Ali’nin “Bi şey olursa” diyerek gözetici bir lider yaklaşımıyla Eren’i ve durumunu kontrol ettiği, Mehmet Ali’nin devamla, “Sana başarılar, dikkatini eksik etmiyosun de mi” ve “Sana Mehmetçikler emanet ha” diyerek duygusal moral ve motivasyon takviyesini ihmal etmediği, Eren’in de “Tamam kardeşim” diyerek onayladığı anlaşılmıştır.

Tape No: 7244’de kayıtlı, 09.09.2008 günü saat 12:46’da Noyan ÇALIKUŞU ile yaptığı görüşmede; Eren’in “…Ha çalışıyon iyi bakalım. Neriman Teyzeyi aradım da telefon çaldı açmadı” dediği, Noyan’ın “Ararsın yine ya şeyi evinin telefonu var mı” dediği, Eren’in “ Evin telefonu yok sen mesaj atarsın bana evin telefonunu” dediği, Noyan’ın “ Tamam evin telefonunu mesaj atıyım kardeşim” dediği, Eren’in “O Kemal amcaların mahkemesi ne zaman” dediği, Noyan’ın “ Mahkeme ne zaman bilmiyorum ya Kemal amcanın” dediği, Eren’in “ ... tarihinde anladım” dediği, Noyan’ın “ Şey kabul olmamış yalnız abi, Bizim yaptığımız itiraz vardı ya kabul olmamış, Şerefsizler kabul etmemişler yani hala biz şeyiz yani öyle bir suç var hala biz şeyiz sanki onlarda o yüzden içeride yatıyorlar işte ” dediği, Eren’in “ Neyse bizim alnımız ak biliyon yani, sıkıntı yok o konuda tamam” dediği,

Noyan’ın “ Bende gitmeye çalıştım Tekirdağ’a gittim burdan izin vermediler, F Tipi Cezaevine görüşme görüşmek için izin istedim izin vermediler yok dediler böyle bir şey yok dediler ” dediği, Eren’in “Şey mi yani şeyden dolayı mı bizim bizden dolayı mı yoksa sivilden dolayı mı” dediği, Noyan’ın “ Bilmiyorum artık ... bana ordaki Kemal amca şey demiş ordan ziyaret edebilirler falan diye şimdi onların en başta girdiği zaman üç tane isim almışlar tamam mı, Üç tane isim işte yakın akrabaları o isimleri vermiş Kemal amca, Dolayısıyla bizde işte kapalı cezaevlerine şey yapabiliyormuşun gidip dilekçe verip şeye Savcılığa Savcılık uygun görürse tamam diyormuş ama F Tipleri için geçerli değilmiş öyle bir şey dediler yani sorma ya canımda sıkıldı orda hala orda canım sıkılıyor” dediği, Eren’in “Hı şeyi varmı haber varmı Ali amcayla Kemal amcadan” dediği, Noyan’ın “ İyiler iyiler ya iyiler ama işte canları biraz herhalde sıkılıyordur yani ne kadar göstermemeye çalışsalarda” dediği, Eren’in “ Gündemde varmı bir şey Ergenekon muhabbeti” dediği, Noyan’ın “ Yargıtay Ergenekon falan diyor yasallaştırmaya çalışıyor Yargıtay, Yargıtay şey ya satışı koydu, AKP’ nin kapatılmasını isteyen Yargıtay satışı koydu yani ” dediği, Eren’in “ Neyse sıkıntı yok” dediği,

Tape No 7249 sırada kayıtlı, 11.09.2008 günü saat 18:03’de diğer Şüpheli Neriman AYDIN ile yaptığı telefon görüşmesinde; Neriman’ın “Aa teyzem benim canım nasılsın nasılsın” dediği, Eren’in “Sağ olun siz nasılsınız” dediği, Neriman’ın “ Sağolun bizde iyiyiz canım benim anneannen dua edip duruyo sana nasılsın sıhhatin nasıl” dediği, Eren’in “ Sıhhatimiz iyi işte dedim bi arayım dedim” dediği, Neriman’ın “Sağolasın o günde aramışsın ben duymadım Amcandan çıkmıştım, canım Amcanın çok selamı var Ali amcanın KEMAL amcanın seni öpüyorlar senin sağlık haberlerini de alıyorlar ayrıca” dediği, Neriman’ın “ Yüce mevla sizi saklasın, anneannecin seni çok öpüyo çok selamı var Erene her gün soruyo çocuklara her gün soruyo ÇELEBİ’ye EREN nasıl EREN komutan nasıl diye, gelmeyecen mi izne” dediği, Eren’in “daha inemedim şehre” dediği, Neriman’ın “ Daha inemedin canım benim” dediği, Eren’in “ Valla Peşmergeden beder olduk saç sakal...” dediği, Neriman’ın “Canım benim Allah sizin canınızı sağ etsin Yüce mevlaya emanet olun hepiniz hepinizi çok seviyoruz canım benim” dediği, Eren’in “ ....KEMAL amca.... ne zaman.....” dediği, Neriman’ın “ KEMAL amcan ALİ amcan Ekimdeki duruşma bekleniyo gene yaptığımız itirazı reddetti mahkeme” dediği, Eren’in “Anladım” dediği, Neriman’ın “Evet inşallah avukatımız bugün gene Ankaradaydı gene görüştüm ben inşallah Ekimdeki ilk duruşmada yüksek ihtimal çok yüksek ihtimal serbest kalırlar diyo yani” dediği, Eren’in “ inşallah” dediği, Neriman’ın “İnşallah onlar çok mutlular sağlıkları çok iyi inanılmaz keyifliler yani bizde sağlıklarından endişe ederiz teyzem onun için her hafta gidip geliyorum bende iyiler çok şükür” dediği, Eren’in “... iletirsiniz artık ...” dediği, Neriman’ın “ Tabi ne demek ne demek ne demek canım benim buralardan bi isteğin var mı gönderelim dağa bayıra” dediği, Eren’in “ isteğiniz varsa biz göndeririz diyecez ama burda burda kocaman kartallardan başka bişey yok ya” dediği, görüşmede Ergenekon Silahlı Terör Örgütüüyesi olmak suçundan tutuklanan Şüpheli Kemal AYDIN’ın tutukluluk durumu hakkında görüştükleri anlaşılmıştır.

Tape No: 7437’de kayıtlı, 14.09.2008 günü saat 12.05’de Noyan ÇALIKUŞU ile yaptığı görüşmede; Noyan’ın “…He Ankaradayım” dediği, Eren’in “ Napıyon kimle gittin” dediği, Noyan’ın “ Çelebiyle beraberiz işte” dediği, Eren’in “ Boş boş dolanmayın ya çalışın ya” dediği, Noyan’ın “ Ha iyi güzel ya yok lan boş dolaşmıyoz la ayıp ediyon güzel haberler alıyoruz ama” dediği, Noyan’ın “ Haberler güzel” dediği, Eren’in “ Ben Neriman teyzeyle konuştum dün” dediği, Noyan’ın “ Şimdi Hamza abiyle görüşecez şimdi Hamza abi gelecek” dediği, Eren’in “… Bizde işte geldik bakalım bende önümüzdeki hafta bişeyler olabilir ondan sonra izine gitmeyi düşünüyorumda inşallah aksamaz ya, Önümüzdeki hafta şeyler var ondan sonra işte gitmeyi düşünüyorum izine de eğer aksamazsa bizde düşünüyoz ” dediği, devam eden konuşmalar sonunda Eren’in “

Selam söyle şey Çelebiye selam söyle” dediği, Noyan’ın “ Aleykümselam onunda selamı var” dediği, Eren’in “ Büyüklerinizi ellerinden öpüyorum tamam” dediği,


d-Örgütsel İrtibatlar[değiştir]

Tape No: 6851’de kayıtlı, 09.04.2008 günü saat 17:44’te Neriman AYDIN ile Durmuş Ali ÖZOĞLU’nun aralarında geçen bir konuşmada Neriman’ın Durmuş Ali’ye söylediği “ÇELEBİ çok önemli bir bilgi verdi, onu kaleme alacağım ama, alıyorum, bir iki sayfa tutacak ablası kahramanım ona sana gönderdiğimiz en son Harbiye ile ilgili şeye ekleyeceğiz, ama çok dehşet bir şey, rezalet yani rezalet, yani ne sen duy ne de ben söyleyim, rezalet bir şey, belki de biliyorsunuzdur. Ahlaksızlık çok yani, rezalet rezalet ablası, yazıyım da, abin dedi ki yaz dedi de bir iki sayfa şeklinde verelim size” sözlerinden Mehmet Ali ÇELEBİ’nin Kemal ve Neriman’a içeriden bilgi aktardığı anlaşılmaktadır.

Aynı konuşmanın devamında Durmuş Ali’nin Neriman’a “Çocuklardan ne haber ablam iyiler mi. Ne yapmışlar.” diyerek şüpheli subayları sorduğu, Neriman’ın Durmuş Ali’ye “Çocuklar iyiler hafta sonu Noyan aradı. Biz iyi iyiyim dedi. Öbür bizim bir teğmen vardı, o da kazanamamış, Eren.” diye bilgi verdiği, Durmuş Ali’nin “Eren, evet.” dediği, Neriman’ın “O R. Paşa ile onun şeyi vardı irtibatı var. R. Paşa aynı zamanda hemşerisi Trabzonlu.” dediği, yine Neriman’ın “Çok da çalışmış, dedim olsun gene çalışmasına devam etsin Noyan’a. Sen de o da ikiniz de. Noyan biliyor mu sonucu bilmiyor mu bilmiyorum, hiç bir şey söylemedi, ben de söylemedim.” dediği, Durmuş Ali’nin “Bilmiyor olabilir” dediği, Neriman’ın “Ben de söylemedim hiç bir şey o Eren’i sordum, teyze kazanamadı dedi. Olsun çalışmaya devam etsin dedim ben. ÇELEBİ de çalışıyor amcası, o çok çalışıyor, ÇELEBİ. ÇELEBİ her türlü çalışıyor. Her türlü çalışıyor her türlü. Her türlü amcası yani çok maşallahı var. Başka da çok çalışıyoruz.” dediği, Durmuş Ali’nin “ÇELEBİ maşallahı var, yok iyi çalışıyor çocuk. Evet evet iyi çalışıyor. İyi çalışıyor akıllı bir çocuk. Yani kişiliği falan oturmuş çocuk.”dediği, bu konuşmada Durmuş Ali ile Neriman’ın örgütsel faaliyetleri doğrultusunda yetişmelerine özen gösterdikleri şüphelilerle ilgili kısa değerlendirme ve yorumlar yaptıkları, sınavlarından çalışmalarından ve başarılı olup olmamalarından söz ettikleri, yetenekleri ve örgütsel çalışmalarıyla ilgili değerlendirmede bulundukları, bu hususta Eren’in başarılı olamamasına üzüldükleri Mehmet Ali ÇELEBİ’den hayli umutlu olduklarını belirttikleri anlaşılmaktadır.

Yine konuşmanın devamında, Durmuş’un teğmenlerin durumunu sorduğu Neriman’ın da bilgi verdiği telefon görüşmesinde; Durmuş’un “Çocuklardan ne haber ablam iyiler mi. Ne yapmışlar.” dediği, Neriman’ın “Çocuklar iyiler, hafta sonu Noyan aradı. Biz iyi, iyiyim dedi. Öbür bizim bir teğmen vardı o da kazanamamış, Eren. Onun şeyi vardı irtibatı var Reha paşayla, aynı zamanda hemşehrisi, Trabzon’lu. Çok da çalışmış, dedim olsun gene çalışmasına devam etsin. Noyan’a. Sen de o da ikiniz de. Noyan biliyor mu sonucu bilmiyor mu bilmiyorum. Hiç bir şey söylemedi ben de söylemedim.” dediği, Durmuş’un “Evet. Bilmiyor olabilir.” dediği, Neriman’ın “Ben de söylemedim hiç bir şey. O Eren’i sordum teyze kazanamadı dedi. Olsun çalışmaya devam etsin dedim ben. ÇELEBİ de çalışıyor amcası, o çok çalışıyor, ÇELEBİ.” dediği, Durmuş’un “ÇELEBİ maşallahı var. Yok iyi çalışıyor çocuk.” diye onayladığı, Neriman’ın Mehmet Ali’nin mesleki iş ve dersleri yanında örgütsel amaca yönelik de çok çalıştığını Durmuş’a ifade ederken “ÇELEBİ her türlü çalışıyor. Her türlü çalışıyor her türlü. Her türlü amcası yani, çok maşallahı var.” dediği, Durmuş’un “Evet evet iyi çalışıyor. İyi çalışıyor akıllı bir çocuk.” dediği Neriman’ın yine “Başka da çok çalışıyoruz.” dediği, Durmuş’un da “Yani kişiliği falan oturmuş çocuk.” diyerek onayladığı tespit edilmiştir.

Tape No: 7428’de kayıtlı, 18.09.2008 günü saat 10:30’da Noyan ÇALIKUŞU’nun X şahısla gözaltına alınanlarla ilgili yaptıkları görüşmede, Noyan’ın “Ya bilmiyorum şimdi şüpheli olarak falan bir şeyler diyordu kağıdı tam olarak okuyamadım” dediği, X şahsın “Diğer çocuk da vardı ya” dediği, Noyan’ın “He bir de Erhan Mumcu vardı Hakkari’de Yüksekova’da piyade” diyerek Eren Mumcu’dan söz ettikleri anlaşılmaktadır.

Diğer şüphelilerin şüpheli Eren Mumcu ile ilgili beyanları:

Şüpheli Kemal AYDIN Emniyette alınan ifadesinde;

“Karargah evleri isimli yapılanmadan bir bilgisinin olmadığını, Ancak Askeri personel olan yakını Noyan ÇALIKUŞU aracılığı ile Mehmet Ali ÇELEBİ, Eren..?, Yaşar..? isimli şahıslarla irtibatı olduğunu, bu şahısların ikametine çok sık olarak geldikleri ve bu şahıslarla sohbetlerde bulunduklarını, sohbet konularının genelde Türkiye üzerine, siyasi konular ve çeşitli konular üzerine konuştuklarını,

04.06.2008 günü Saat:18.20’de Eren MUMCU isimli şahısla yaptığı telefon görüşmesi sorulduğunda da, Eren MUMCU isimli şahsın kendisine ziyarete gelemediğini söylediğini ve mazeretini kendisine anlattığını, Eren’in kendisine toplantıya eve gelemeyeceğini söylediğini görüşmenin bununla ilgili olduğunu” beyan etmiştir.

Şüpheli Kemal AYDIN, Cumhuriyet Başsavcılığımızda alınan ifadesinde;

31.05.2008 günü Saat:13.09’ da Durmuş Ali ÖZOĞLU isimli şahısla yaptığı telefon görüşmesi sorulduğunda, cevaben Durmuş Ali ÖZOĞLU’nun birkaç defa Ankara'daki evine geldiğinde misafir olduğunu ve askeriyedeki çocuklarla tanıştığını, onlarla beraber sohbet ettiklerini, Kendisini çok sevdiklerini, İçlerinden Eren Mumcu isimli olanının kurmaylıktan kaçtığını, Ali ÖZOĞLU’nun onlara bu vatanı hep biz mi koruyacağız sizin göreviniz bu şeklinde nasihatta bulunduğunu. Kurmay olursanız bu işi yaparsınız dediğini” beyan etmiştir.

Şüpheli Neriman AYDIN, Cumhuriyet Başsavcılığımızda alınan ifadesinde;

25.01.2008 günü saat:17.02 sıralarında Mehmet Ali ÇELEBİ ile yaptığı telefon görüşmesi sorulduğunda, cevaben “Onların kendi evinin çocukları olduğundan sık sık görüştüklerini, Eren MUMCU'nun da onların arkadaşı olduğunu. Şu anda Yüksekova’ya tayini çıktığını,

18.06.2008 günü saat:10.23 sıralarında Durmuş Ali ÖZOĞLU ile yaptığı telefon görüşmesi içeriğinde … Neriman AYDIN’ın “Bi Türk yok Bi Türk yok o Türkler bi olsunda inşallah ebediyete kadar bi görsünler” dediği, D.A.ÖZOĞLU’ nun “O..pu çocukları ya” dediği, Neriman AYDIN’ın “Aynen O..pu çocukları” “hepsi düzeltilecek hepside hesap verecek” “Kafanda lazım bizim teğmenlerin senin tanımadığın bir Eren Teğmenimiz vardı abisi” dediği, D.A.ÖZOĞLU’ nun “Ereni biliyorum” dediği, Neriman AYDIN’ın “Hakkaride bunun çıktığı bir kız var son konuşmamızda ben kurmay olmayacağım dedi kemal amcası da ona çok kızdı kurmay olmuyorsan bu işi bırak dedi” dediği, D.A.ÖZOĞLU’ nun “Niye Kurmay olmak istemiyormuş” “İyi köskös en fazla Albay olarak emekli olur gider” dediği, Neriman AYDIN’ın “Lan oğlum Mustafa Kemal in askeri iseniz kurmay olacaksın sen elinden geleni yapacaksın sınavlara gireceksin çalışacaksın ha o zaman olamaz o ayrı konu ama dedim çalışacaksın gayret edeceksin biraz ona nasihat etti amcası Kemal amcası dur bakalım inşallah tutarlar çok güzel bir çocuk güzel aklı güzel güzel derken aklı güzel” dediği, D.A.ÖZOĞLU’ nun “Hayır başkasından emir alan bir subay olmak kadar kötü bir şey var mıdır acaba” “Yabancı bir Ülkenin üniformasını giymiş bir p…venkten emir almak ne demek ya” dediği,…ifadelerinin geçtiği telefon görüşmesi sorulduğunda, cevaben “Ali ÖZOĞLU ile yapmış olduğu bireysel yorumlar olduğu, konuşma içerisinde, o..spu çocukları hepsi düzeltilecek hepsi hesap verecekler derken bireysel muhalefet ettiğini, başka bir amacının olmadığı, Askeri öğrenciler ile ilgili kurmay olurlarsa daha iyi olur diye söylediğini, kendisinin de sivil kumandanım derken hiçbir şey kastetmediğini….”beyan etmiştir.

Şüpheli Durmuş Ali ÖZOĞLU Cumhuriyet Başsavcılığımızda alınan ifadesinde;

18.06.2008 günü saat:10.23'te Neriman AYDIN ile yaptığı görüşme içeriği sorulduğunda; “Mehmet Ali ÇELEBİ ve Noyan ile birlikte Ankara’daki kitap fuarına geldiğinde görüşmede geçen Eren’i tanıdığını, Kendisinin kız arkadaşından dolayı kurmay olmaktan vazgeçtiğini, Neriman’ın kendisine anlattığını, kendisinin de Albaylıktan emekli olacağını söylediğini,

Karargah Evleri isimli dokümanda "subayların kurmaylık sınavında yüksek notlar alması konusunda girişimlerde bulunulduğu alınan bilgilerdendir" denmekte, yine telefon görüşmelerinde Mehmet Ali ÇELEBİ, Noyan ÇALIKUŞU ve Eren..? isimli askeriye personelinin KURMAY olması yönünde ciddi girişim ve telkinlerde bulunulduğu konusu sorulduğunda: “karargah evlerinden bilgisinin olmadığını, Yayınevi dolayısıyla askerlerle iç içe olduğu için asker öğrencilerle ilgilendiğini kurmaylığın önemli olduğunu bildiğini, bu nedenle kendilerini motive ettiğini,” beyan etmiştir.

Şüpheli Mehmet Ali ÇELEBİ, Cumhuriyet Başsavcılığımızda alınan ifadesinde;

08.07.2008 tarihinde Eren Mumcu ile yaptığı telefon görüşmesi sorulduğunda; “Yusuf ERİKEL’in Kemal AYDIN tutuklanınca kendileri hakkında dilekçe verip şahit olarak dinlenmelerini istediğini, bu konuda Eren’in bilgisi olup olmadığını sorduğunu, kendisinin telefonların dinlendiği için yüz yüze görüşmek istediğini söylediğini…” beyan etmiştir.

Şüpheli Noyan ÇALIKUŞU, Cumhuriyet Başsavcılığımızda alınan ifadesinde;

“Eren MUMCU’yu Askeri Lisede ismen bilmekle birlikte Kara Harp Okulu 3.sınıfta aynı sınıfta bulunmalarından dolayı tanıdığını, ortak bir faaliyetlerinin bulunmadığını, Kemal AYDIN ve Neriman AYDIN’ın evlerine genellikle Mehmet Ali ÇELEBİ isimli şahısla beraber gittiklerini, Bazen hafta içi de Buluş kafede bazen de evlerinde görüşüp buluştuklarını, bunun yanında zaman zaman aralıklarla Eren MUMCU, Yaşar TOZKOPARAN'ın da geldiklerini ama kendileri kadar sık gelmediklerini, beyan etmiş,

01.07.2008 günü saat:20.09'da Eren MUMCU ile yaptığı görüşme içeriği sorulduğunda; “ görüşmenin Ergenekon soruşturmasıyla ilgili olduğunu, Kopyasını alma olayı da bilgisayarlarla ilgili olduğunu, Kemal AYDIN'ın oturduğu yerden jandarmanın sorumlu olduğunu,

02.07.2008 günü saat:14.57'de Eren MUMCU ile yaptığı görüşme içeriği sorulduğunda; “ bu görüşmeyi Eren MUMCU ile yaptığını, Ergenekon operasyonuyla ilgili olduğunu, İşi halledecek olan paşanın kim olduğunu hatırlayamadığını, Görüşmenin içiriğini tam olarak hatırlayamadığını,

07.07.2008 günü saat:08.17'de Eren MUMCU ile yaptığı görüşme içeriği sorulduğunda; “Bu görüşmelerin kendisinin Ergenekon soruşturması kapsamında yakınlarının bu muamelelere maruz kalmasından dolayı şahsi olarak gösterdiği tepkiler olduğunu..” beyan etmiştir.

Şüpheli Yaşar TOZKOPARAN, Cumhuriyet Başsavcılığımızda alınan ifadesinde;

“Kemal AYDIN ve Neriman AYDIN isimli şahıslarla geçen yıl Kasım ayında Noyan ÇALIKUŞU vasıtasıyla tanıştığını, Noyan ÇALIKUŞU ile de 2006 yılında Kara Harp Okuluna katıldıktan sonra kendisinin çok kitap okuduğundan önce Eren MUMCU'yla tanıştığını daha sonra Noyan'la tanıştığını,

Noyan ÇALIKUŞU ve Eren MUMCU ile …. okulun 1. sınıfındayken onlar bölüğün içinde üst sınıf olmaları nedeniyle tanıştığını, daha sonra samimiyetlerinin devam ettiğini, onlar vasıtasıyla da Kemal ve Neriman AYDIN'ı tanıdığını..” beyan etmiştir.

Şüpheli Hamza DEMİR Emniyette alınan ifadesinde;

“Kemal AYDIN isimli şahsın kendisine yanına birkaç tane gencin geleceğini söylediğini, kendisine kahvede olup olmadığını sorduğunu, kendisine gelecek olan bu şahısların yanına geleceklerini, bu şahısları ağırlamasını, onlara ikramda bulunmasını söylediğini, kendisinin de yaklaşık bir ay kadar önce Ankara’da Konur-2 sokak isimli adreste bulunan Buluş Çay Salonu isimli yerde Kemal AYDIN’ın bahsettiği şahıslar ile görüştüğünü, Kemal AYDIN isimli şahsın kendisine yanına gelecek şahısların ne için geldiklerini, ne hakkında konuşacakları hakkında bir şey söylemediğini, kendisinin de ona bu şahısların neden yanına geldikleri sormadığını, sadece kendisine bu şahıslarla oturup çay içeceğini söyleyerek buluştuklarını, kahvehaneye kendisinin yanına gelen şahısların isimlerini bilmediğini, şahıslarla kahvede oturup sıradan bir muhabbet ettiklerini, zaten akşam üzeri olduğu için fazla oturmadıklarını, bu görüşmelerinde şahıslar ile tanıştıklarını, onların kendisine Harbiye Askeri Okulunda okuduklarını söylediklerini, ancak kendisinin şahısların gerçekten burada okuyup okumadıklarını bilmediğini, Kemal AYDIN isimli şahsın vasıtası ile bu gelen şahıslarla tanıştığını, bu görüşmelerinin başka bir amacının olmadığını, kendisinin bu şahıslar ile görüşmesinin illegal bir amacı olmadığını, kendisinin sadece Kemal AYDIN’ın misafirleri olduğu için ağırladığını, Kemal AYDIN görevini yap derken kendisinin misafirlerini ağırlaması için söylediği bir söz olduğunu, kendisinin de ona “görevimi yapıyorum” derken misafirlerini ağırladığını, kendisini mahcup etmediğini söylediğini, bunun dışında bu şekilde konuşmasının her hangi bir amacının olmadığını, kendisine her hangi bir kimsenin görev vermediğini, kendisinin görevden kastettiğinin şahısların ağırlanması konusu olduğunu, Bunun dışında her hangi bir amacının olmadığını” beyan etmiştir.

Şüpheli Hamza DEMİR, Cumhuriyet Başsavcılığımızda Alınan İfadesinde;

Tape No 7413’de kayıtlı 02.07.2008 günü saat 14:57’de Noyan ÇALIKUŞU ile Eren MUMCU arasındaki telefon görüşmesi sorulduğunda; “kendisinin bu şahıslarla tanışmasının ilk gözaltına alındıktan sonra bu şahısların da Kemal AYDIN’ı tanıdığı için ortak dostları olduğu için ilk gözaltından çıktıktan sonra kendisi ile gelip tanıştıklarını, bu şahıslarla başka bir münasebetinin olmadığını,

Tape No 7437’de kayıtlı 14.09.2008 günü saat 12:05’te Noyan ÇALIKUŞU ile Eren MUMCU arasındaki telefon görüşmesi sorulduğunda; “o tarihte kendisinin, Noyan ÇALIKUŞU ve MEHMET Ali ÇELEBİ ile birlikte Kemal AYDIN’ın annesinin evine iftara davetli olarak gittiklerini, konuşmanın içeriğinde geçen konularla ilgili bir bilgisinin olmadığını, Eren isimli şahsı tanımadığını..” beyan etmiştir.


Şüpheli Eren MUMCU’nun telefon irtibatları ile ilgili yapılan çalışmalar sonucunda; Şüpheli Mehmet Ali ÇELEBİ ile 74 kez, Neriman AYDIN ile 14 kez , Noyan ÇALIKUŞU ile 442 kez, Önder KOÇ ile 13 kez, Kemal AYDIN ile 16 kez, Yaşar TOZKOPARAN ile 76 kez görüştüğü tespit edilmiştir.


e-Delillerin ve Hukuki Durumunun Değerlendirilmesi[değiştir]

Ergenekon Terör Örgütüne yönelik yapılan soruşturmada çeşitli şüphelilerden ele geçirilen DEVLETİN YENİDEN YAPILANDIRILMASI İÇİN ÖNERİLER (MASTIR PLAN ÖN ÇALIŞMASI) isimli dokümanda, terör örgütünün Türk Silahlı Kuvvetlerine sızma ve Türk Silahlı Kuvvetleri içerisinde yapılanma faaliyetlerinin hedeflendiği ve bu hedefin gerçekleştirilmesi için gerekli çalışmaların yapılması gerektiği belirtilmektedir.

Gizli tanık Kıskaç ifadesinde “…şüpheli Kemal ve Neriman AYDIN’ın da aralarında bulunduğu örgütün Kuvayı Milliye uzantısının gizli bir toplantısında genç subaylara örgüt adına rozet takıldığını..” beyan etmiştir.

Soruşturma kapsamında elde edilen delillerden şüpheliler Kemal AYDIN, Neriman AYDIN ve Durmuş Ali ÖZOĞLU’nun Ergenekon Terör Örgütünün hedeflerini gerçekleştirme amacıyla hayati derecede önem verdikleri Türk Silahlı Kuvvetlerine sızabilmek için bir kısım Harp Okulu öğrencilerine çeşitli şekillerde ulaşarak örgüte kazandırdıkları anlaşılmıştır.

Soruşturma kapsamında yakalanan şüphelilerin iddianamenin giriş kısmında belirtilen alışılmış terör örgütlerinin kullandığı yöntemlerden farklı olarak devletimizin temel kurumlarını karşılarına almak yerine devletin bütün kesimlerinde bulunan görevliler arasında örgütlenmeye çalıştıkları, bu bağlamda Türk Silahlı Kuvvetlerine sızmaya özel bir önem verdikleri anlaşılmaktadır.

Bu amaç doğrultusunda hareket eden ve bu amacı gerçekleştirme konusunda Ergenekon Silahlı Terör Örgütütarafından görevlendirildikleri anlaşılan şüpheliler Neriman AYDIN ve Durmuş Ali ÖZOĞLU’nun şüpheli Kemal AYDIN’ın emir ve talimatları doğrultusunda hareket ettikleri, Kara Harp Okulunda okuduğu sırada bir şekilde ulaştıkları şüpheli Mehmet Ali ÇELEBİ’yi örgüte kazandırdıkları, bu aşamadan sonra da şüpheli Mehmet Ali’nin Harp Okulunda okuyan diğer öğrencilerin örgüte kazandırılması konusunda kilit bir rol oynadığı, bu amaçla samimi olduğu başta soruşturma kapsamında yakalanan şüpheliler Eren Mumcu, Noyan ÇALIKUŞU, Önder KOÇ, Hasan Hüseyin UÇAR ve Yaşar TOZKOPARAN olmak üzere arkadaşlarını bilge bir kişi olarak tanıttığı şüpheli Kemal AYDIN ve Neriman AYDIN ile tanıştırdığı, sonrasında da şüpheliler Kemal ve Neriman AYDIN’ın yönlendirmesiyle şüpheli Durmuş Ali ÖZOĞLU ile tanıştırılmasını sağladığı, hafta sonlarında ve her fırsatta arkadaşlarını şüpheli Kemal ve Neriman’ın evine getirdiği, bazen de dışarıda buluşmalarını temin ettiği, gizli yapılan bu toplantılarda başta şüpheli Kemal AYDIN olmak üzere Neriman AYDIN ve Durmuş Ali ÖZOĞLU’nun Ergenekon Terör Örgütü’nün propagandasını yaptıkları, şüpheliler Kemal ve Neriman AYDIN’ın bir yandan Genelkurmay Başkanlığı ile ortak hareket ettikleri ve yapılan faaliyetlerden Genelkurmay Başkanlığının haberinin bulunduğu konusunda bir hava oluşturdukları, bir yandan da subay adayı askeri öğrencilerle çok yakından ilgilenip onları etkilemeye ve güven kazanmaya çalıştıkları, yapılan bu çalışmaların sonunda adı geçen Kara Harp Okulu öğrencilerinin örgüte katılmalarının sağlandığı, örgüte bu şekilde dahil olan bu askeri okul öğrencilerinin örgütün amaçları doğrultusunda eğitilmeleri konusunda seminer adı altında sık sık gizli toplantılar yapıldığı, askeri öğrencileri Türkiye Cumhuriyetinin yasama ve yürütme organına karşı askeri okul öğrencilerini kışkırtarak yönlendirdikleri, Mehmet Ali ÇELEBİ tarafından örgüte kazandırılan şüpheli Eren Mumcu’nun, diğer örgüt mensuplarıyla birlikte örgütün amaçları doğrultusunda faaliyette bulunduğu, şüphelinin de içinde bulunduğu örgütün muvazzaf olarak TSK bünyesine katıldıktan sonra da devam eden Harp Okulu içindeki hücre yapılanmasını Mehmet Ali ÇELEBİ’nin Noyan ÇALIKUŞU’nun yardımı, şüpheli Kemal ve Neriman AYDIN’ın emir ve talimatları doğrultusunda yönettiği anlaşılmaktadır.

Şüpheli Kemal AYDIN ve kendisine bağlı olarak çalışan Neriman AYDIN tarafından görünüşte Atatürkçü olarak yetiştirildikleri söylenen askeri personel olan şüpheliler dosya içerisinde bulunan telefon konuşmaları, e-mail içerikleri ve alınan ifadelerinde şüpheliler Kemal AYDIN, Neriman AYDIN ve hatta Durmuş Ali ÖZOĞLU hakkında övücü takdir edici ifadeler kulanırken, diğer taraftan eğitim gördükleri Kara Harp Okulu eğitim sistemini ve bağlı bulundukları komutanlarını aşağılama derecesinde eleştirmektedirler. Bu tablo karşısında askeri personel olan şüphelilerin kendi komutanlarına değil de ismi geçen şüphelilere ve dolayısıyla da örgüte gönülden bağlı oldukları açıkça anlaşılmaktadır. Bu durum Ergenekon Terör Örgütünün Türk Silahlı Kuvvetlerine sızma hedefinde amacına ulaştığını göstermektedir.

Noyan ÇALIKUŞU ve Eren Mumcu tarafından 20.02.2007 tarihinde şüpheli Neriman AYDIN’a gönderilen bir e-mailde; “Değerli büyüklerim Kemal Amcam ve Neriman Teyzem… Siz büyüklerimin bizlere vermekte olduğu fikir beyanatları, ileride atılacağımız kıta hayatında bizim görevlerimiz nazarında çok stratejik bir noktaya sahip olacaktır…Siz değerli büyüklerimizin nihayetsiz büyüklükteki bilgi dağarcığından yararlanmak ve sizlerin ruhlarımızı şahlandıran değerli sözlerinizi tekrar dinlemek için huzurunuza gelmek istiyoruz. Affınıza sığınarak pazar günü eğer müsaitseniz çok değerli vakitlerinizi almak istiyoruz. Ellerinizden öper, sağlık ve mutluluğunuzun daim olmasını dileriz. Eren MUMCU, Noyan ÇALIKUŞU”, şeklinde,

Şüpheli Noyan ÇALIKUŞU tarafından gönderilen diğer bir e-mailde, “sizin gibi Atatürk ün açtığı yolu kapattırmamaya yeminli, yüksek vatan sevgisiyle dolu saygıdeğer Büyüklerimin buraya gelmesinde bir vesile olmaktan onur duyuyorum”,şeklinde,

Yine şüpheli Noyan ÇALIKUŞU tarafından 26.10.2006 tarihinde Neriman AYDIN isimli şahsa gönderilen e-mailde; “…Siz ve Kemal Amcamın aynı coşku ve heyecan ile biz Harbiyelilerin timsali olması dileklerimle...” şeklinde takdir, minnet ve saygı dolu ifadeler kullanırken, öte yandan “Şu zamana kadar benim örnek alabileceğim komutanım olmadı. sebebi ise bölük komutanlarının harp okuluna gönderilirken kişiliklerinden çok alaverelerle yaptıkları kariyerleri olmasıdır…her gelen komutan (okul k.) Harp Okulundaki sistemde değişiklik yapıyor. Dolayısıyla Harbiyeliler neyin doğru neyin yanlış olduğunu değerlendiremiyor. Yaptıklarını da inanarak değil yapmak için yapıyorlar “ biçiminde hakaret derecesine varan eleştirilerde bulunabilmektedirler.

Yine şüpheli Neriman AYDIN tarafından 29.01.2007 tarihinde Noyan ÇALIKUŞU isimli şahsa gönderilen e-mailde; “…Türk ordusunun üst rütbedeki amerikancı -mason paşaları…” ifadeleri kullanılabilmektedir. Bir taraftan her fırsatta TSK’nin emrinde olduğunu ve esas devlet derken orduyu, başkomutan derken Genelkurmay Başkanını kastettiğini iddia eden şüphelinin diğer taraftan kahraman Türk Ordusunun üst rütbeli subayları hakkında kullandığı akılalmaz ifadeler, örgütün Türk Silahlı Kuvvetleri hakkındaki gerçek düşüncesini apaçık ortaya koymaktadır. Tek başına bu ifadeler bile şüpheli Neriman ve Kemal AYDIN tarafından örgüte kazandırılan askeri personel olan şüphelilerin örgütle ilişkilerini çözebilmek ve örgütün TSK üzerindeki emellerini anlayabilmek adına oldukça anlamlı bulunmuştur.

Şüphelilerin Kemal ve Neriman AYDIN’a okudukları okula ve askeri öğrencilere ait disiplin notuna varıncaya kadar çeşitli istihbari nitelikte bilgi temin ettiği, yasadışı faaliyetlerinin deşifre olmaması için şüphelinin diğer arkadaşları gibi çalışmalarını gizlice yürüttüğü, kendi aralarındaki örgütsel irtibatı sağlamak için sivil kişiler aracılığıyla temin ettikleri isim ve yer kaydı bulunmadığını söyledikleri özel cep telefonu hattı kullandığı, örgüt üyelerinin sızma ve örgütlenme faaliyetlerinin tespit edilmesini önlemek için karşı bir önlem olarak birbirleriyle aralarındaki ilişkileri normal arkadaşlık ve dostluk ilişkisiymiş gibi gösterme çabasına girdiği, askeri okul içinde örgüt faaliyetlerini hücre tipi yapılanma şeklinde sürdürdüğü, oluşan hücre yapılanmasında tüm örgüt üyelerinin birbirlerini tanımadıkları görülmektedir.


Soruşturma neticesinde elde edilen tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; şüpheli Eren Mumcu’nun; şüpheliler Kemal AYDIN, Neriman AYDIN ve Durmuş Ali ÖZOĞLU ile Mehmet Ali ÇELEBİ’nin yönlendirme, emir ve talimatlarıyla Ergenekon Terör Örgütünün Türk Silahlı Kuvvetleri içine sızma faaliyetleri kapsamında Kara Harp okulu içinde hücre şeklinde oluşturulmuş örgütsel bir yapılanma meydana getirdiği ve bu yapılanmayı okuldan mezun olduktan sonra da muvazzaf bir subay olarak görev yapmaya başladığı Türk Silahlı Kuvvetler içinde de devam ettirdiği, şüpheli Noyan ÇALIKUŞU ile yaptıkları bir konuşmada “zaten yeminlerimizi de bugünler için yaptık” sözünden de anlaşıldığı üzere örgüt içindeki bu hücre yapılanması üyelerinin çok gizli ve yeminli bir bağlılık ilişkisi içerisinde oldukları, örgüt üyelerinin yaptıkları görüşmelerde devamlı olarak Yürütme organına, Başbakana ve Cumhurbaşkanına karşı bilinçli bir şekilde birbirlerini kışkırttıkları ve yürütme organının silahlı bir müdahale ile ortadan kaldırılması gerektiği hususunda sürekli propaganda yaptığı anlaşıldığından;

Şüpheli Eren Mumcu’nun üzerine atılı Ergenekon Terör Örgütünün üyesi olmak suçundan eylemine uyan TCK’nun 314/2 ve 3713 sayılı Kanunun 5, TCK’nun 53, 58/9, 63 maddeleri gereğince cezalandırılması talep edilmiştir.