2. Ergenekon İddianamesi/IV. BÖLÜM ÖRGÜTÜN FAALİYETLERİ

Vikikaynak sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

IV. BÖLÜM


ÖRGÜTÜN FAALİYETLERİ


TERÖR ÖRGÜTLERİNİN YÖNLENDİRİLMESİ TERÖR ÖRGÜTLERİNİN KONTROL ALTINA ALINMASI VE YÖNLENDİRİLMESİ FAALİYETLERİ Ergenekon terör örgütünün yazılı dokümanlarında belirtilen naylon terör örgütleri kurulması ve terör örgütlerinin yönlendirilmesi hedefi kapsamında yapılan çalışmalar neticesinde elde edilen deliller ve tanık beyanlarının değerlendirilmesi sonucu İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’nce, Ergenekon Terör Örgütü’nün ülkemizde bulunan terör örgütleri ile bağlantıları konusunda düzenlenen raporlar dosyaya eklenmiştir.

ERGENEKON TERÖR ÖRGÜTÜNÜN PKK TERÖR ÖRGÜTÜ İLE BAĞLANTISI: Ergenekon terör örgütü soruşturması sırasında aramalarda ele geçirilen PANZEHİR isimli dokümanın içeriğinde; “Bölücübaşı Abdullah ÖCALAN’ın yargılanma sürecinde PKK/KONGRA-GEL terör örgütü ve HADEP’e yönelik talimatlarının medya aracılığı ile kamuoyunda duyurulmasının kamu vicdanında yaralar açtığını, yapmış olduğu bu duyuruların önemli bir gücün lideri konumunda olduğu imajı verdiğini, bu nedenle ÖCALAN’ın medya aracılığı ile mesaj iletmesine imkan verilmesi yerine, buna benzer çalışmalarda Bölücübaşı Abdullah ÖCALAN’ın yazılı mesajlarının güvenilir kuryeler aracılığı ile örgüte iletilmesinin sağlanmasının çok daha akılcı bir yöntem olacağı,


Bölücübaşı Abdullah ÖCALAN’ın İmralı Cezaevindeki tutukluluk ve yargı sürecinden yararlanılarak, PKK/KONGRA-GEL terör örgütünün üst düzey yöneticileri içinde yer alması sağlanacak kadrolar ile PKK terör örgütünün ABD ve AB üyelerinin kontrol ve hamiliğinden kurtarılarak doğrudan Türkiye Cumhuriyeti’ne bağlanmasının sağlanabilmesi gerektiğini,


Abdullah ÖCALAN’ın tutukluluk sürecinden yararlanılarak, PKK başkanlık konseyi kadrolarının süratle tasfiye edilerek yerlerinin elde edilmesi gerektiği, PKK içerisindeki üst düzey yöneticilerin tasfiyesini Abdullah ÖCALAN’ın gerçekleştirebileceği…” belirtilmiştir.


PKK/KONGRA-GEL terör örgütünün üst düzey yöneticilerinin tasfiye edilmesi sürecinde PKK terör örgütü elebaşısı Abdullah ÖCALAN’ın vermiş olduğu talimatlarla ilgili olarak;


PKK terör örgütü elebaşısı Abdullah ÖCALAN yakalandıktan sonra terör örgütünün gerçekleştirmiş olduğu sözde 7. Kongresinde başkanlık konseyi tasfiye edilerek yerine yürütme konseyinin kurulduğu, önceden başkanlık konseyi 5 – 10 kişiden oluşturulurken yeni kurulan yürütme konseyinin 30 – 40 kişiden oluşturulduğu belirlenmiştir. Ancak yürütme konseyine atanan şahısların kimler tarafından nasıl, niçin ve ne şekilde atandıkları da bilinmemektedir.


Terör örgütü kuruluşundan itibaren PKK terör örgütü elebaşısı Abdullah ÖCALAN ve Merkez Komite tarafından yönetilirken PKK terör örgütü elebaşısı Abdullah ÖCALAN’ın yakalanması ile birlikte Merkez Komite yerine Parti Meclisinin kurulması ve Parti Meclisi üyelerinin sayılarının 51’e çıkartılması son derece dikkat çekici bulunmuştur.


29.Ekim.1999 tarihli ERGENEKON dokümanında “gerektiğinde naylon terör örgütü kurulmalı ve yabancı istihbarat örgütlerinin kurguladıkları oyunda mutlaka yer alınmalı” şeklindeki prensipleri ile de örgütün terör örgütlerinin tasfiye ve yok edilmesi değil, kontrol altına alınıp örgüt adına kullanılmasını benimsedikleri, bu konuda Veli KÜÇÜK ve Ümit OĞUZTAN’tan çıkan PANZEHİR isimli örgütsel içerikli dokümanın içeriğinde PKK’nın tamamen tasfiye edilmesi yerine, PKK terör örgütü elebaşısı Abdullah ÖCALAN’la iş birliği yapılıp bizzat ERGENEKON TERÖR ÖRGÜTÜ içersinde bulunan kendilerince genç subay olarak tabir ettikleri, muhtemelen örgüt adına çeşitli askeri kurumlara sızmış örgüt üyelerinin PKK’nın üst düzey yönetici kadrolarının yerlerine getirilmesi öngörülmüş, ayrıca bu belgede PKK terör örgütü elebaşısı Abdullah ÖCALAN’ın emekli olmadığı ve emekli olmayı da istemediği belirtilmiş ve örgütle arasındaki irtibatlarının boyutunu açıkça anlaşılmaktadır. Ergenekon terör örgütünün amaçlarının terörle mücadele değil, bizzat kendi kontrollerindeki terör örgütlerinin kullanılarak devlet otoritesini zaafa uğratıp, kamu düzenini bozup örgütü yönetmeye çalıştıkları anlaşılmaktadır. Doğu PERİNÇEK ve Ferid İLSEVER, PKK’nın kamplarında PKK terör örgütü elebaşısı Abdullah ÖCALAN’la birçok fotoğrafının bulunduğu görülmüştür

Sanık Doğu PERİNÇEK ile ilgili ifadeler:

Mehmet EYMÜR alınan ifadesinde; “Doğu PERİNÇEK’in 1970’li yıllardan itibaren güvenlik güçlerine (Asker, Polis, MİT) karşı, onları hedef gösteren ayrıca kendisinin de dâhil olduğu beyanatlarının olduğunu, Doğu PERİNÇEK’in bu faaliyetleri maksatlı olarak yaptığını, yabancı güçlerin telkini ile hareket ettiğini ve ülkesini seven bir insanın kendi milli kurumlarına bu derce zarar vereceği faaliyetler yürütmeyeceğini, Doğu PERİNÇEK’in faaliyet yürüttüğü her alanda karışıklık ve kargaşa meydana geldiğini, devamlı olarak ideoloji ve kalıp değiştirdiğini, bazı zamanlar PKK terör örgütü elebaşısı Abdullah ÖCALAN’la görüşmeye gittiğini ve yayın organları vasıtasıyla onları desteklediğini, bazı zamanlar sol örgütlerin içerisinde yer aldığını, son dönemde de Ulusalcı olduğunu, bu durumun hayatın doğal akışı olarak algılamanın mümkün olmadığını, olsa olsa maksatlı bir faaliyet olacağını,


Doğu PERİNÇEK’in siyasal bilgilerden mezun olduktan sonra Almanya’da geçen ve ne yaptığı belirsiz iki senesi olduğunu, Doğu PERİNÇEK ve ekibinin PKK ile ilişkileri PKK terör örgütü elebaşısı Abdullah ÖCALAN’la samimiyeti ,Atatürkçü Derneklerin katımlı ile birlikte bu derneklerde ikilik çıkması, geçmişte Maocu bir ideolojiyi temsil ederek Türkiye’de ki solu bölmesi dikkat çeken diğer hususlar olduğunu, zaman zaman elde edilen Mit belgesi, Genelkurmay yazısı gibi uydurma bazı yazılarla, kamuoyunun zihnini bulandırıp yönlendirme yaptığını, bir doğruya on yalan ekleyerek kara propaganda unsuru olarak kullandığını…” beyan etmiştir.


PKK terör örgütü içinde uzun süre faaliyet gösteren Gizli Tanık DENİZ alınan ifadesinde;

“1986-1987 yıllarında Abdullah ÖCALAN’ın Bekaa Vadisinde bulunan Helve kampında bulunduğu sırada gazeteci ve siyasi kimliği olan Doğu PERİNÇEK’in röportaj adı altında geldiğini, ilgisi çeken ilk olayın Doğu PERİNÇEK’in Abdullah ÖCALAN tarafından bizzat karşılanması ve askeri tören yapılması olduğunu, Doğu PERİNÇEK’e kampta bir oda tahsis edildiğini, Doğu PERİNÇEK’in kampta 10 gün kadar kaldığını, Abdullah ÖCALAN hiçbir misafiri ile bir defadan fazla birlikte yemek yemediği halde Doğu PERİNÇEK ile kaldığı süre boyunca bütün yemekleri birlikte yediklerini, Abdullah ÖCALAN’ın kendisi ile görüşmeye gelen herkesle görüştüğünü ve gelenlerin yüzüne karşı güzel sözler söylediğini, ancak gittikten sonra da arkasından ajan, işbirlikçi ya da benden yararlanmaya geldi şeklinde sözler söylediğini, fakat Doğu PERİNÇEK hakkında övücü sözler söylediğini, Doğu PERİNÇEK’in PKK terör örgütü elebaşısı Abdullah ÖCALAN’la görüşmesinin ardından bu görüşmesini bir kitap haline getirip yayınlatması ve Aydınlık dergisinde dizi halinde yayınlamak suretiyle varlığı yokluğu çok fazla hissedilmeyen Abdullah ÖCALAN ve PKK örgütünün Türkiye siyasetinde gündemleşmesini ve ülke içerisinde örgütün taban bulmasını sağladığını, 15 Ağustos 1984 olayları ile örgütün adını Türkiye’de hissettirmişse de daha sonra yapılan operasyonlarla örgütün ağır darbeler aldığını, örgütün o dönemde siyasi olarak ta sıkışmış bir durumda olduğunu ve yayınlanan bu görüşmenin adeta örgüt için bir can simidi haline geldiğini, bu röportajın yayınlanması ile Doğu PERİNÇEK’in örgütün adeta ikinci lideri konumuna geldiğini ve yayınladığı bu kitabın örgüt mensuplarının evlerindeki kitaplıklarda yerini aldığını, 


Doğu PERİNÇEK’in Abdullah ÖCALAN’ın Türkiye ve Türk askerine karşı silahlı mücadele ettiği dönemlerde Abdullah ÖCALAN’la görüşüp hatta bu görüşmelerini yayınlamak suretiyle örgütün propagandasını yaptığı halde, bugün her ne kadar Abdullah ÖCALAN’ın samimiyetsizlikle suçlansa bile bir barış ortamından bahsetmekte ve çözümün diyalog ile olabileceğini söylediğini, ancak Doğu PERİNÇEK’in ise tam da bu dönemde Abdullah ÖCALAN ve PKK’ya karşı çok ciddi söylemler ve yayınlar yaptığını ve Doğu PERİNÇEK’te ki bu değişimi anlamakta güçlük çektiğini…” beyan etmiştir.


Ümüt FIRAT alınan ifadesinde; “1979 Temmuz ayında O dönemde Doğu PERİNÇEK grubu tarafından çıkartılan ‘Aydınlık Gazetesinde” Türkiye’deki bütün legal ve illegal Sol Grupların deşifre edilmesi manasına gelebilecek bir yayın yapıldığını, bu yayın içerisinde Abdullah ÖCALAN grubunun APOCULAR olarak yer aldığını, bu tarihten sonra da Abdullah ÖCALAN’ın grubu ile birlikte ortalıktan kaybolduğunu,


Doğu PERİNÇEK, 1980 sonrası Sol hareketler üzerindeki kaybettiği etkisini Eski TİP Genel Başkanı Mehmet Ali AYBAR’a yakın durmak ve tekrar itibar kazanmak istediği ancak itibar görmediği, bilahare 1986 sonrası PKK ya ve Abdullah ÖCALAN’a yakınlaşarak bir meşruiyet yakalamaya çalıştığını, yayınladığı 2000’e (İkibin) doğru dergisinde PKK ya ve Abdullah ÖCALAN’ın görüşlerine geniş yer verdiği, ona yakınlık duymayan Kürt gruplara karşı saldırılarda bulunduğu, 1991 seçimlerinde HEP’in SHP ile işbirliği yaparak kendisini dışlaması üzerine PKK ile yollarını ayırdığını, daha sonra Milliyetçi bir çizgi ve bugün Ulusalcı Sol olarak adlandırılan yapılanmaların mimarlarından biri olarak politik faaliyetini sürdürdüğü İşçi Partisinin başkanı olduğunu beyan etmiştir.


2001 yılında Tuncay GÜNEY ile yapılan mülakatta; “… K.Irak’a geçtikten sonra Zaho’ya, daha sonro Dohok’a gittiklerini, bir hafta kadar kaldıklarını ve Erbil’e geçtiklerini, orada altlarında bulunan BMW’nin alındığını, başka bir araç verildiğini, Kürdistan Başkanı Kosret RESUL ile görüştüklerini … Doğu PERİNÇEK’in bir dönem PKK ile ittifakı bozduğunu söylediğini, ancak bu ittifakın devam ettiğini, Türk gladyosunun içinde Doğu PERİNÇEK gibi, Irak Kürdistan Komünist Partisi ve PKK gibi örgütlerin ilişkilerinin devam ettiğini,


Veli KÜÇÜK’ün basında örgütlenmek için, birçok kişiyle irtibata geçtiğini, Ferit İLSEVER ile görüşmesinde Veli Albayı anlattığını, Ferit İLSEVER’in de Veli KÜÇÜK’ü “Yüzbaşı MİT subayı” diye ilk keşfeden kişi olduğunu söylediğini, Doğu PERİNÇEK’in yasaklı olduğu dönemde Sosyalist Parti’nin Güneydoğu’da propaganda yaptığını, Ferit İLSEVER Sosyalist Parti başkanıyken PKK terör örgütü elebaşısı Abdullah ÖCALAN ve Doğu PERİNÇEK’in ittifak yaptıklarını öğrendiğini…” beyan etmiştir.


PKK terör örgütü içinde uzun süre faaliyet gösteren Gizli Tanık EMEK alınan ifadesinde; “Kendisinin PKK örgütü içerisinde Mahsum KORKMAZ Akademisi’nin bulunduğu kampta ve Suriye’deki örgüt evlerinde kaldığı dönem içerisinde Abdullah ÖCALAN’ı Türkiye’den ve değişik ülkelerden birçok kişinin görüşmek üzere geldiğini, gelenler arasında Doğu PERİNÇEK’in de bulunduğunu, Doğu PERİNÇEK’in kampa ve Suriye’de bulunan evlere Türkiye’li sol örgütler ile PKK arasında amaç birliği sağlayacak bir devrimci platform oluşturmak amacıyla geldiğini, görüşmeler gizli yapıldığı için başka hangi konularda görüştüklerini bilmediğini…” beyan etmiştir.



Sanık Veli KÜÇÜK ile ilgili ifadeler:

2001 yılında Tuncay GÜNEY ile yapılan mülakatta; “Veli KÜÇÜK’ün Karadeniz’de, Giresun’da görev yaptığı dönem içersinde... Dursun KARATAŞ’la ve Abdullah ÖCALAN’la da arasının iyi olduğunu, bunun başında da Meral KIR (MERAL KIDIR) isimli bir bayanın olduğunu ve cezaevinde yattığını, bu bayanın kitaplarının da bulunduğunu, Veli KÜÇÜK’ün bu bayana haber göndererek “Meral, Dursun’a söyle, benim bölgemde PKK ile yapmış olduğu ittifakı bozsunlar” dediğini,


Daha sonradan Veli KÜÇÜK’ün kendisine; Meral KIR’ın (MERAL KIDIR) Dursun KARATAŞ’a mektup göndererek, “Dursun, Veli Paşa’nın olduğu bölgede ben eylem yapmam. Siz bu hatayı Bedri YAĞAN ile beraber yapmıştınız, ben örgütümün helak olmasını istemiyorum” dediğini anlattığını, Veli KÜÇÜK ile Meral KIR’ın (Meral KIDIR) sık sık görüştüğünü,


Doğu PERİNÇEK ile PKK terör örgütünün ittifakının halen devam ettiğini, PKK terör örgütü elebaşısı Abdullah ÖCALAN’ın Suriye’den çıkması sonrasında, onun avukatı olan Doğan ERBAŞ’ın Doğu PERİNÇEK’e gelerek Türk Askerleriyle işbirliği yapmak istediğini ve Apo’nun teslim olacağını söylediği, Doğu PERİNÇEK’in de bunu kendisine anlattığını, kendisinin bu konuyu Veli KÜÇÜK’e ilettiğini…, Abdullah ÖCALAN’ın General Veli KÜÇÜK’e iletilmek üzere “bir muhatap arıyorum” isimli kitabının verildiğini, kitabın en arkasına basılmış vaziyette Veli paşaya bir mektup olduğunu söylediklerini..” beyan etmiştir.


PKK terör örgütü içinde uzun süre faaliyet gösteren Gizli Tanık EMEK alınan ifadesinde; “Alaattin KANAT ile yaptığı sohbette kendisine ERGENEKON yapısı ile ilgili olarak, “yapının çok büyük olduğunu, kimsenin dokunamadığını, örgüt içerisinde üst düzey insanların olduğunu, Yeşil Kod Mahmut YILDIRIM, itirafçılar, bazı ünlü paşalar ve Veli KÜÇÜK gibi kişilerin bu yapı içerisinde yer aldığını, itirafçılarında içerisinde bulunduğu YILDIZ TİMİ’nin Musa ANTER’i öldürdüğünü, ayrıca Doğu ve Güneydoğu İlleri içerisinde bu yapılanmaya karşı olan ve PKK örgütü ile bağlantılı şahısların öldürülmesi olayları ile vergilendirme adı altında Kürt işadamlarından zorla para alınması eylemlerini bu yapı tarafından gerçekleştirildiğini, bu yapının Askeriyede, Emniyette, Siyasette, Üniversitelerde, MİT içerisinde ve Devletin önemli kademelerinde nüfuz ettiğini ve çok iyi bir şekilde örgütlendiklerini, ayrıca bu yapının Orta Asyadaki Türk Cumhuriyetlerinde ve Avrupa da Almanya, İsviçre ve Yunanistan gibi ülkelerde yapılandığını, finans kaynaklarını, kendilerine özgü bir sistem dahilinde gerektiğinde Kürt işadamlarından zorla alınan paralar ile kendi kurdukları şirketler kanalı ile ciddi manada bir para kaynaklarının olduğunu, Para konusunda herhangi bir sıkıntılarının olmadığını, istedikleri zaman istedikleri yerde her türlü paranın silahın, mühimmatın, kendilerine sağlandığını, hatta bu yapıya veya oluşuma karşı olan ve PKK örgütüne yardım ettiğini düşündükleri Batman Milletvekili Mehmet SİNCAR’ı kendilerinin cezalandırdığını yani öldürdüklerini” beyan etmiştir.


Gizli Tanık KISKAÇ alınan ifadesinde; Veli KÜÇÜK’le bağlantılı olan rütbelilerin terör örgütlerine bitirici operasyonlar yapmayarak adeta rahat bir şekilde örgütlenmelerine göz yumduklarını bizzat yaşayarak gördüğünü,


Yaptırdığı operasyonlarla birlikte, bilgi vermesine rağmen gerçekleştirilmeyen operasyonların da olduğunu, PKK ve DHKP/C terör örgütlerinin eylem birlikteliği yaptığı dönemde 250 kişilik PKK ve DHKP/C grubunun yerini nokta olarak söylemesine rağmen Veli KÜÇÜK’le bağlantılı rütbelilerin operasyonu planlandığı gibi gerçekleştirmediklerini, 1996 yılında Veli KÜÇÜK’ün Giresun Jandarma Bölge Komutanı olarak bölgeye geldiğini, İlçe Jandarma Bölük Komutanını yanına alarak Şebinkarahisar İlçe Jandarma Komutanı yaptığını, PKK terör örgütü ile DHKP/C terör örgütünün Karadeniz’e açılmalarının bu yıl gerçekleştiğini,

Maltepe Köyü kırsalında PKK’lı teröristlerin olduğunun haberini aldığını, bu bilgiyi polisle paylaştığını, kendisinin verdiği bilgiyle Ekim 1996 yılında Polis Özel Harekatın çatışmaya girdiğini ve hiç şehit vermeden 42 teröristin ölü olarak ele geçirildiğini, Ruhat Kod Sezai DOĞAN’ın da aralarında bulunduğu PKK’lı militanlar öldürülünce terörün Karadeniz tarafına doğru kaydığını, Giresun - Ordu ve Gümüşhane kırsalının yani Veli KÜÇÜK’ün Sorumluluk alanındaki bölgelerin terörün yuvası olduğunu” beyan etmiştir.

           Şüpheli Ahmet Tuncay ÖZKAN ile ilgili olarak:

PKK/KONGRA-GEL terör örgütünün elebaşısı Abdullah ÖCALAN’ın avukatlığını yapanların bürosu olan Asrın Hukuk Bürosunda yapılan aramada ele geçirilen “DİSKET 12” içerisinde bulunan “yazi3” isimli word dosyası içeriğinde; Öcalan’ın avukatlarının bazı şahıslarla görüştükleri ve şahıslara Öcalan’ın düşüncelerini aktardıkları ayrıca görüştükleri şahıslarında görüşlerini PKK terör örgütü elebaşısı Abdullah ÖCALAN’a aktardıklarına bölümlerin bulunduğu yazı olduğu, yazının içeriğinde Tuncay ÖZKAN ile yapılan görüşme de;

“Tuncay Özkan: Öcalan iyi bir ideologdur. Türkiye'de ciddi bir değişim yaşandı. Türkiye'nin 150 milyar dış borcu, 150 milyar da iç borcu var. Böyle bir ülke herşeyi ile dışa bağımlıdır. Türkiye'de siyasiler siyaset yapamıyor. Türkiye bu sorunu siyasi alanda çözmeye mecburdur. Bunu devlet biliyor. Kriz aşılırsa daha sağlıklı açılımlar olur. Kürtleri çürütme politikası yok. ABD, Irak'ta Türkiye'nin onay vermediği bir savaşa giremez” şeklinde olduğu tespit edilmiştir.



Uzun süre PKK terör örgütü içinde faaliyet yürüten Gizli Tanık GALİP alınan ifadesinde; “1980 ihtilali öncesinde PKK terör örgütü elebaşısı Abdullah ÖCALAN’ı Suruçlu Ethem AKÇAN’ın Suriye Halep’e çıkardığını ve devamında ihtilal öncesi örgüt üyelerinin grup grup yurt dışına çıktıklarını, örgütün ihtilal öncesi bir bülten yayınlayıp ihtilali adeta haber verdiğini ve örgüt üyelerine silahları sığınak diye tabir edilen yerlere saklamaları talimatını da gönderdiğini, İllegal olarak faaliyet yürüten bir örgütün ihtilali nasıl öğrenmiş olduklarını bugün bile bilmediğini ve bu olayın kendisi için daima karanlık bir nokta olarak kaldığını,


Örgütte Pilot Necati olarak bilinen şahıstan ve bu şahısın PKK terör örgütü elebaşısı Abdullah ÖCALAN ile olan ilişkisinden bahsetmek istediğini, Pilot Necati’nin mesleğinin pilotluk olduğunu, Ağrı’lı olduğunu, PKK terör örgütü elebaşısı Abdullah ÖCALAN’ın kendisine, pilot Necati'nin devletin adamı olduğunu kendisinin kontrol etmek üzere görevlendirildiğini, kendisine Ankara’dayken para yardımı yaptığını, fakat pilot Necati’nin kendisini kontrol edemediğini, kendisinin onu kullandığını ve bir takım bilgileri aldığını, bundan dolayı da devletin kendileri üzerine gelmediğini beyan ettiğini, Pilot Necati’nin PKK terör örgütü elebaşısı Abdullah ÖCALAN’a üstü kapalı olarak “sen bir kuşsun istediğimiz zaman seni pişirip yeriz” dediğinin söylediğini, Abdullah ÖCALAN ile Pilot Necati’nin ilişkisinin 1976-1977 yıllarında başladığını ve Abdullah ÖCALAN’ın yurt dışına çıkışına kadar devam ettiğini, Abdullah ÖCALAN’ın Pilot Necati’nin bir uçak kazasında öldüğünü Yalçın KÜÇÜK’ün kendisine söylediğini beyan ettiğini, Uğur MUMCU öldürüldükten sonra Abdullah ÖCALAN’ın, Uğur MUMCU’nun kendisinin pilot Necati ve Kesire YILDIRIM ile olan ilişkisini araştırdığını ve bunu ortaya çıkartacağı için öldürüldüğünü söylediğini,beyan etmiştir.


Gizli Tanık DENİZ’in ifadesinde; Abdullah ÖCALAN liderliğindeki PKK örgütünün 1980 ihtilali öncesinde Türkiye’ye terk etmesinin nedeni darbenin olacağından haberdar olması olduğunu, kendisinin örgüte Bekaa vadisinde katıldığını, örgütün ilk yayınlarından Maraş Katliamı üzerine başlıklı broşürde de 12 Eylül Darbesinin olacağı yazıldığını, örgüt ve lideri bu darbeyi önceden haber aldıkları için en etkin önlem olarak yurt dışına gitmeyi kararlaştırdığını,


Abdullah ÖCALAN’ın örgütte yapmış olduğu birçok konuşmasında bu durumu şu şekilde açıkladığını; “Bir yanda Pilot diğer yanda Kesire ajanı vardı, günlük olarak beni denetleyerek devlete bilgi veriyorlardı, bende kendilerini kullanıyordum, onlar benden bilgi almaya çalışırken ben onlardan bilgi alıyordum, onlar sayesinde devlet içindeki gelişmeleri öğreniyordum, darbenin olacağını biraz bunların anlatımlarından biraz da kendi yorumlarımdan çıkarttım” diye anlattığını, Öcalan’ın, Pilot Necati ve Kesire Yıldırım için sürekli MİT ajanı dediğini, MİT ajanı olarak söylediği Kesire YILDIRIM ile evlenmesini de onun kendisi üzerinde denetim kurduğunu düşünmesini sağlayıp örgütü oluşturduğu şeklinde açıkladığını,beyan ettiği görülmüştür.


Ülkemizde TÜRK-KÜRT çatışmasının başlamasına sebebiyet verecek DTP’li Ahmet TÜRK, Osman BAYDEMİR ve Sebahat TUNCEL gibi şahıslara suikast hazırlıkları ve planları yaptıkları tespit edilmiştir. Bu tespitler üzerine olayı gerçekleştirecek, tetikçilik yapacak olan şahıs yakalanmış ve istenmeyen olayların önüne geçilmiştir.


Bülent DUMLU isimli şahsın ifadesinde belirttiği gibi “PKK terör örgütü, gençliği ve kitlesini harekete geçirerek Serhildan (Sivil İtaatsizlik) Tipi eylemler yaptırdığını, bunu yaptırmakta ki amacının Kürt ve Türk halkını karşı karşıya getirmek suretiyle Kaos ortamı yaratmayı amaçladıklarını, bu Kaos ortamının da, bu ortamdan nemalanan PKK ve ondan medet uman Ergenekon terör örgütünün amaçlarına hizmet ettiği belirlenmiştir.



PKK/KONGRA-GEL terör örgütü özellikle halkın yoğun olduğu yerlere, kamu binalarına ve askeri hedeflere bombalama, suikast ve sabotaj türü eylemler gerçekleştirerek bir Türk – Kürt çatışması oluşturmak suretiyle halkı sokağa dökmeyi hedeflemişlerdir.


Doğu PERİNÇEK ve Ferit İLSEVER’in PKK’nın kamplarında PKK elebaşısı PKK terör örgütü elebaşısı Abdullah ÖCALAN’la birçok fotoğrafının bulunduğu, buradan da şüpheli Doğu PERİNÇEK’in ERGENEKON terör örgütünün kararlarına göre teori ve planlama dairesi başkanlığı bünyesinde terör örgütleri ile irtibat konusunda da görevli olduğu anlaşılmaktadır.


Ele geçirilen örgütsel dokümanlar, yöneticisi ve üyelerinin bu örgütle irtibatları,tanıkların beyanları ve terör örgütü PKK’nın gerçekleştirdiği toplumsal eylemler gözönüne alındığında, Ergenekon terör örgütünün ele geçirilen dokümanlarda belirtilen stratejilerine uygun olarak , terör örgütü PKK/KONGRA-GEL’i yönlendirip ,yönetmeye çalıştıkları sonucuna varılmıştır.


ERGENEKON TERÖR ÖRGÜTÜNÜN TİT (TÜRK İNTİKAM TUGAYI) BAĞLANTISI: Jandarma Astsubay Çavuş Cengiz ERSEVER (Fırat kod ), Ergenekon Terör Örgütü üyesi Semih Tufan GÜLALTAY ve kendisini MİT mensubu olarak tanıtan Mehmet Cemal KULAKSIZ (Mikail SARI sahte kimlikli) tarafından, bir örgütlenmeye gidilir. Kurulan bu örgütün adı Cengiz ERSEVER’in teklifi ile TİT (Türk İntikam Tugayı) olarak kararlaştırılır. Kurulum aşamasında sağ kesimin desteğinin alınabilmesi için ağırlığın propaganda faaliyetlerine verilmesi kararlaştırılarak bu amaçla finansmanı Mehmet Cemal Kulaksız tarafından karşılanacak bir radyo istasyonu kurulması fikri benimsenir., Örgütün ambleminin ise mavi zemin üzerine sarı kurt başı (Göktürk Bayrağı) olması kararlaştırılır. Örgüt ayrıca silahlı mücadeleyi de benimseyerek silahlı eylemler yapmak üzere askeri yapılanmaya gider Cengiz ERSEVER örgüt lideri ve Askeri yapılanma sorumlusu olup ve askeri işlerde kullanılacak örgüt mensuplarına silah eğitimi vermiştir.

Örgüt kurulum aşamasını tamamlandıktan sonra eylem yapılacak hedeflerin belirlenmesine geçilerek, Fırat kod Cengiz Ersever, Semih Tufan Gülaltay ve Mehmet Cemal Kulaksız arasında bazı isimler gündeme getirilerek eylem yapılması tartışılmış, Kürt Kökenli ve PKK terör örgütüne yardım ve yataklık ettiği düşünülen şahıslar araştırılmış o zamanki DEHAP parti binalarına eylem yapılabileceği değerlendirilmiş, daha sonra somut olarak 1998 yılı Nisan ayı başlarında Yeşil kod Mahmut Yıldırım ile Fırat kod Cengiz Ersever’ in Ankara Etimesgut yakınlarında yapmış oldukları görüşme neticesinde, Yeşil kod Mahmut Yıldırım’ ın telkinleri ile Akın Birdal’ ın öldürülmesi kararlaştırılmıştır.


12.05.1998 günü Ergenekon Terör Örgütü üyesi Semih Tufan Günaltay’ ın Ankara’ ya gelerek kaldıkları otelde eylemde kullanacakları silahları Bahri Eken ve Kerem Deretarla’ ya verdikten sonra Tunalıhilmi Caddesinde faaliyet gösteren İnsan Hakları Derneği Genel Merkez Binasına gelen Bahri Eken ve Kerem Deretarla tarafından derneğin genel başkanı Akın Birdal’ a yönelik silahlı saldırı eylemini gerçekleştirilmiştir. Yapılan silahlı saldırı eyleminin devamında düzenlenen operasyonlar ile eyleme katılan ve yardım yataklık yapan bütün şahıslar yakalanmıştır.

Ayrıca yine aynı olayla ilgili Semih Tufan GÜLALTAY’ın yakalandığı evde yapılan aramada çeşitli ebatlarda “mavi zemin üzerine sarı renkli kurt başı bulunan TİT rumuzlu bayraklar” ele geçirilmiştir.

1986 ve daha sonraki yıllarda TİT rumuzunu, içte ve dışta bazı kişilerin mektupla tehdit edilmesi gibi olaylarda kullanıldığı görülmüştür.

Emniyet arşiv kayıtlarına göre bu güne kadar TİT örgütünün gerçekleştirdiği iddia edilen diğer eylemler:

-1986 yılında Avrupa Parlamentosunda Ermeni raporunu hazırlayan Belçikalı parlamenter Jack VADEMEULBROUCKE ile Türkiye’de İnsan Hakları konulu rapor hazırlayan Richard BALFE isimli şahısların TİT rumuzlu mektupla tehdit edilmesi,

-1990 yılında Ankara Emek 8’inci cadde üzerinde bulunan Halkevi binasına TİT rumuzlu pankart asılması,

-1992 yılında Libya’nın Ankara Büyükelçiliğine TİT rumuzlu tehdit mektubu gönderilmesi,

-1993 yılında Diyarbakır’da esnaflara PKK yanlısı bir eyleme girilmemesi yönünde TİT rumuzlu mektupların gönderilmesi,

-1993 yılında Hakkari’de işyerlerine TİT rumuzlu bildiri bırakılması,

-1993 yılında Özgür Gündem gazetesine faks yoluyla TİT rumuzlu tehdit mektubunun gönderilmesi,

-1994 yılında ise, Adana’da bazı varlıklı ailelere mektup göndererek TİT adına para istenmesi, (Bu olayla ilgili olarak yapılan tahkikatta sanıklar yakalanmış, şahısların esasen PKK’lı oldukları ancak bu ismi hedef şaşırtmak için kullandıkları ifadelerinden anlaşılmıştır.)

-1995 ve 1997 yıllarında Hatay ilinde bazı vatandaşlara PKK’yı desteklememeleri yönünde TİT rumuzlu tehdit mektuplarının gönderilmesi,

-1997 yılında Refah partisinin Ankara Çankaya ilçe binasından hırsızlık yapılması olayında duvarlara sprey boya ile TİT yazılması,

-1997 yılında Gaziantep’te yerel bir TV’nin sahibi olan Mehmet Ali YAPRAK’ın TİT rumuzlu mektupla tehdit edilmesi,

- 07.08.2004 günü Samsun ili Havza ilçesinde TİT rumuzlu bildirilerin dağıtılması,

- 14.08.2004 günü saat 10.00 sıralarında Samsun ili Havza ilçesi Kazım Paşa Caddesi Karaoğlan Pasajı girişine ve yine Atatürk Caddesinde bulunan Pelikan Cafe önündeki kaldırım üzerine TİT rumuzlu mektup bırakılması,

- 21.11.2004 günü saat 10.00 sıralarında İstanbul’da Tuzla, İçmeler meydanında bulunan E-5 üst geçidi ve köprü ayaklarına TİT rumuzlu yazılama yapılması,

- 21.12.2005 günü saat 11.00 sıralarında Aydın ili Adnan Menderes Üniversitesi istinat duvarına TİT rumuzlu yazılama yapılması,

- 22.02.2006 günü Hakkari ili Yüksekova ilçesi Yeşildere Caddesi üzerinde bulunan TEDAŞ binası civarına TİT rumuzlu bildiri bırakılması,

- 09.06.2006 günü saat 00.15 sıralarında Manisa ili Turgutlu ilçesinde muhtelif yerlerde kamu ve özel binaların duvarlarına TİT rumuzlu yazılama yapılması,

- 12.06.2006 günü Çankırı ili Hürriyet Caddesi üzerinde bulunan İlker Tuncay İlköğretim Okulunun duvarına ve ilin muhtelif yerlerine TİT rumuzlu yazılama yapılması,

- 05.07.2006 günü Adana Ceyhan İlçesinde kuruluşu bulunan D.T.P (Demokratik Toplum Partisi) Ceyhan ilçe başkanı Vahit CAN’a hitaben yazılı TİT imzalı tehdit içerikli not bırakılması,

- 30.10.2006 tarihinde saat 19.00 sıralarında, İstanbul Beyoğlu İlçesi Piyalepaşa Mahallesi Can Sokakta bulunan ÖDP lokalinin duvarına TİT imzalı yazılı kağıt yapıştırılması,

- 04.03.2007 günü T.B.M.M duvarının dibine bomba süsü verilmiş paket konulması ve paketin içerisinde TİT imzalı not yazılıp bırakılması,


- 20.03.2007 tarihinde saat 06.30 sıralarında, Hatay ili Dörtyol ilçesi Klas Dershanesi ve Final Dershanesinin camına TİT imzalı afişlerin yapıştırılması,


- 10.04.2007 tarihinde Sivas ili Merkez Sularbaşı Mahallesinde bulunan Mehmet TOPRAK isimli şahsın lokantasının camının sapanla bilye ile kırılması ve TİT imzalı tehdit içerikli not bırakılması,


- 12.04.2007 tarihinde Samsun ili Havza ilçesi şehir mezarlığına TİT imzalı pankart asılması,


- 2007 Mayıs ayı içerisinde Erzurum İli Çırçır Mahallesinde bulunan Karaduman apartmanının duvarına TİT imzalı yazılama yapılması,


- 18.07.2007 tarihinde Kayseri İş Bankası Yeni Sanayi Şubesi ile, 05.09.2007 tarihinde Garanti Bankası Şubesinin soyulmasına teşebbüs edilmesi,


- 23.10.2007 tarihinde Uşak İli Merkez Dikilitaş Üstgeçit altıdaki duvara ve 1 Eylül Stadyum duvarına TİT imzalı yazılama yapılması,


- 12.11.2007 tarihinde DTP (Demokratik Toplum Partisi) Genel Merkezi binasına doğru Mehmet YİĞİT isimli şahıs tarafından kurusıkıdan bozma tabanca ile bir el ateş edilmesi gibi olayların yanı sıra bazı bağımsız gruplarca özellikle maddi bir takım çıkarlar elde etmek için yine benzer şekilde “TİT (Türk İntikam Tugayı)” rumuzunun kullanıldığı tespit edilmiştir.


Ülkemizde günümüze kadar farklı kişilerin oluşturduğu birden çok TİT yapılanmaları faaliyet göstermiş, bu yapılanmaların birçoğu deşifre edilmiştir.

Örgüt, AKIN BİRDAL’ı Yeşil kod Mahmut Yıldırım’ ın telkinleri ve o tarihlerde PKK Terör Örgütü mensubu Şemdin SAKIK’ın basına yansıyan beyanlarında İnsan Hakları Derneği Başkanı Akın Birdal’ın isminin sık sık geçmesi, şahsın PKK Terör Örgütü ile ilişkisi olduğu düşünüldüğü için öldürülmesini kararlaştırmıştır.


Gizli Tanık Deniz ifadesinde eylem ile ilgili olarak;

“Bildiği bir konuyu da burada açıklamak istediğini söyleyerek ŞEMDİN SAKIK YAKALANDIKTAN SONRA KENDİSİNE YETKİLİLER TÜRKİYE’DE TANINMIŞ ARALARINDA AKIN BİRDAL İSİMLİ GAZETECİ, YAZAR VE SİYASETÇİLERİN ÖRGÜTLE NE TÜR İLİŞKİLERİNİN OLDUĞUNU SORMUŞ OLDUKLARINI, ONU BU KİŞİLER HAKKINDA İFADE VERMEYE ZORLADIKLARINI, Şemdin SAKIK’ın bu kişileri tanımadığını, bu kişilerin örgütle olan irtibatları konusunda bir bilgisinin olmadığını söylediğini, bu görüşmeden iki veya üç gün sonra Akın BİRDAL’ın suikasta uğradığını, Bu olaydan sonra yine Şemdin SAKIK’ı sorguya alarak yine aynı içerikli evrakı tehdit yoluyla imzalatmaya çalıştıklarını Ancak kendisi bilgisi olmadığı bir konuda kimseye suç yükleyemeyeceğini beyan ederek imzalamadığını” beyan etmiştir.


Akın BİRDAL suikastından yaklaşık 10 yıl sonra alınmış olan bu tanık beyanı oldukça dikkat çekicidir. Akın BİRDAL’a düzenlenen suikast eylemi ile ilgili yakalanan Semih Tufan GÜLALTAY ifadesinde;


“Cengiz ERSEVER’in Sarıgazi de bulunan HADEP binasına eylem konulması gerektiğini, bu eylemi Hasan HASANOĞLU, Cengiz KÖRDEVE, Bahri EKEN ile Cengiz ERSEVER’in temin edeceği iki şahıs tarafından gerçekleştirileceğini, bu eylemin silahlarını CENGİZ ERSEVER’ in temin edeceğini, eylem tarihini belirleyemeden CENGİZ ERSEVER, BAHRİ EKEN, HASAN HASANOĞLU, KEREM DERETARLA ve AHMET FÜLÜN isimli arkadaşlarının yakalandıklarını, söz konusu eylemi yakalandıklarından dolayı gerçekleştiremediklerini” beyan etmiştir.


Olayın meydana gelmesinin sonrasında, gerçekleştirilen bu eylemi protesto etmek amacıyla PKK terör örgütünün müzahir kitlesi, diğer kurum-kuruluşlar ve sivil toplum örgütlerince basın açıklamaları yapılmış ve yapılan basın açıklamalarının bazılarında terör örgütü lehine sloganlar atıldığı belirlenmiştir.



12.09.2006 tarihinde gerçekleştirilen bu eylemle ülkemiz genelinde özellikle İstanbul, Ankara, İzmir, Mersin ve Diyarbakır gibi illerde PKK/KONGRA-GEL terör örgütünün müzahir kitlesi tarafından eylemi protesto etmek için korsan gösteri eylemleri ve basın açıklamaları yapılmak suretiyle kitleler harekete geçirilmiş ve ülkemizde bir Türk – Kürt kavgasının çıkartılması için zemin hazırlanmaya çalışılmıştır.


Akın BİRDAL’a düzenlenen suikast eyleminden dolayı yakalanan Semih Tufan GÜLALTAY’IN ifadesinde belirttiği Sarıgazi HADEP binasına yapılacak olan eylemde de ülkemizde bir TÜRK – KÜRT kavgasının zemininin hazırlandığı anlaşılmaktadır.


TİT adına eylem hazırlığında olan biri de Ergenekon Terör Örgütü üyesi olmak suçundan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanan sanık Vatan BÖLÜKBAŞOĞLU’dur.


Şahsın Msn ve telefon görüşmeleri incelendiğinde: Veli KÜÇÜK’ün tutuklanması üzerine çeşitli kişilerle yaptığı görüşmelerde, Veli KÜÇÜK’ten aldığı talimatlar gereği Ergenekon operasyonuna misilleme olmak üzere Başbakan’ın veya Emniyet İstihbarat Daire Başkanının öldürüleceğini ve bu iş için silah ve tetikçi temin etmeye çalıştığı anlaşılmıştır.


Ergenekon dokümanında; “ terör gruplarının kontrol altında tutulması gerektiği, gereğinde “NAYLON TERÖR GRUPLARI” oluşturularak terör dünyasına yön verilmesi ve güçlü istihbarat örgütlerinin kurguladığı oyunun içinde mutlaka yer alınması gerektiği” belirtilmiştir.


Ergenekon soruşturması kapsamında ele geçen örgütsel içerikli gizli belgeler, şüpheli beyanları, değişik zamanlarda da olsa aynı amaç için organize edildiği sonucuna varılan TİT yapılanmaları, bu yapılanmaların gerçekleştirdikleri eylemler, ülkede kaos oluşturmaya yönelik suikast planları, TİT örgütü adına gerçekleştirmiş olduğu eylem dolayısıyla mahkum olan ve halen Ergenekon Terör Örgütü üyesi olmak iddiası ile İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanan Semih Tufan GÜLALTAY’ın faaliyetlerinden de anlaşılacağı üzere TİT yapılanmalarının Ergenekon belgesinde ifadesini bulan NAYLON TERÖR ÖRGÜTÜ niteliğinde olduğu kanaatine varılmıştır.


MLKP TERÖR ÖRGÜTÜ İLE ERGENEKON TERÖR ÖRGÜTÜ ARASINDAKİ BAĞLANTI:


Cumhuriyet Başsavcılığımızca yürütülen Ergenekon terör örgütü soruşturması sırasında aramalarda ele geçirilen dokümanlar, tanık ve şüpheli beyanlarında MLKP terör örgütü ile Ergenekon Terör Örgütü arasında tespit edilen irtibatlar İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından hazırlanan raporda kamuoyunda Gazi Olayları olarak bilinen olaylar ayrıntılı olarak irdelenmiş ve varılan sonuçlar şu şekilde açıklanmıştır.


İstanbul’da Gazi Mahallesindeki kahvehanelerin kimliği belirsiz kişilerce önceden gasp edildiği anlaşılan 34 TCJ 86 plakalı ticari taksiden Kaleşnikof marka silahlarla açılan ateşle taranması ile başlayan ve şehrin diğer bölgelerine yayılan olaylar sonrası, “yok olma aşamasına gelen terör örgütleri yeniden hareketlenmiş” aynı zamanda “yeni terör grupları” meydana gelmiştir.


Yapılan çalışmalar sonucunda;

MLKP terör örgütünün kongre belgelerinde; Türk - Kürt, Alevi - Sünni çatışması vasıtasıyla devrimci durumun güçlenerek gelişeceği, Türkiye’de Kürt ulusal hareketinin zaten varolduğu, bu hareket ile işçi hareketlerinin ittifakının oluşturulmasının gerektiği, Aleviliği ise ezilen, baskı altında tutulan bir mezhep olarak ele alıp, Alevilerin her iki devrimci yükseliş boyunca ileri bir rol oynayacaklarını değerlendirip, güçlü bir devrimci dalganın bu güçleri mevzilere taşıyacağını savunmuştur. Bu nedenle örgüt, çalışmalarını, Alevi vatandaşlarımız üzerinde yoğunlaştırarak, bu kitleyi harekete geçirmeye, tahrik etmeye çalışmaktadır.


12 – 13 Mart 1995 yılında Gaziosmanpaşa İlçesi Gazi Mahallesinde yaşananlar Ülkemizde meydana gelmiş en büyük toplumsal olaylardan birisidir. Gazi olaylarında MLKP terör örgütü yukarıda izah edilen amaç doğrultusunda hareket ederek, tüm militan ve sempatizan kadrolarını silahlarıyla birlikte Gazi Mahallesine toplamış, halkın arasına sızarak olayların sebebinin Devlet olduğu yönünde propaganda ve ajitasyon yürüterek, halkı polis karakoluna ve güvenlik güçlerine saldırtmış, silahlı militanları tarafından topluluk içerisinden hedef gözetilmeksizin ateş açılmıştır.


Ele geçen örgütsel dokümanlara göre ; örgütün, askeri biçimler (silahlı eylemler, kitle ayaklanmaları, barikat ve sokak çatışmaları vb.) ve açık devrimci mücadele (kitle gösterileri, kitlesel açlık grevleri, işgaller vb.) olarak iki başlık altında ele aldığı eylemlerin, örgütün çıkışını, yükselişini, sürekliliğini ve kalıcılığını güvence altına almak bakımından vazgeçilmez olduğunu vurguladıktan sonra, MLKP’yi Gazi ayaklanmasına önderlik eden ve kayıplar kampanyasında kitle hareketine yeni bir çığır açan parti olarak tanımlayarak “Gazide biriken derinleşen çelişki ve tepkilerin patlaması partinin taktiği ve asgari düzeyde bir semt örgütlenmesiyle buluşunca partinin silüetinin yaratılmasını birlikte getirebildi.” şeklindeki tespitiyle yukarıda bahsedilen gelişimi ve kalıcılığı sağlama amacı doğrultusunda, Gazi olaylarının meydana gelmesinde ve geniş bir kitleye yayılmasında, örgütün taktiği ve semt yapılanmasının büyük rolü olduğunu kabul ettiği de görülmektedir.


Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde yaşanan sorunların Batı’ya yayılması, kent ayaklanması, genel grev ve genel direniş gibi temel hazırlıkların, hangi örgütlenme ve önderlik tarzıyla gerçekleştirilebilineceği konusunda MLKP’ nin zengin örnekler sunduğu belirtilerek, bu anlayış, geliştirilen pratik çalışmalarda karşılığını buldu, Gazi ayaklanmasını yayma girişimi ve kayıplar kampanyası bunu daha da üst düzeye çıkardı…tespitiyle yine örgütün Gazi olaylarında büyük rolünün olduğu kabul edilmektedir.


Gazi olayları sonrasında, bu mahallede örgüt tarafından gerçekleştirilen çalışmalarda, olaylar esnasında yaşanan olumsuzluklar, aslında Devletin Alevi vatandaşlarımıza karşı yıllardır sürdürdüğü bir politikaymış gibi yansıtılmak suretiyle suistimal edilerek halka karşı kullanılmıştır. Bu çalışmalar neticesinde eleman temini ve lojistik destek gibi konularda ciddi kazanımlar elde eden örgüt, MLKP üyesi Özgür BULUT ve gizli tanık Kehribar’ın, 1996 yılı içerisinde Maltepe İlçesi Gülsuyu Mahallesi ve Gazi Mahallesinde, halkın güvenlik güçleriyle karşı karşıya getirilerek benzer olayların yeniden yaşanması için planların yapıldığı yönündeki beyanları ile de teyit edilmiştir.


MLKP üyesi Erdinç TAĞAÇ isimli şahsın ifadesinde özetle; “Gazi Mahallesi Sorumlusu Hasan POLAT’ ın kendilerine, Gazi Mahallesindeki Kültür Merkezi’ne ülkücüler tarafından saldırı gerçekleştirileceğini, bu bilgiyi kimseyle paylaşmamamızı ve ülkücülere karşı örgütlenme çağrısı içerikli bildiriler hazırlandığını, bu bilginin kaynağını sorduğumuzda ise kendilerine bilgi geldiği şeklinde yanıt aldıklarını, Gazi olaylarından yaklaşık bir hafta kadar önce Hasan POLAT ile yaptığı bir görüşmede, kendisinde olan fakat mermileri olmayan üç adet tabanca için mermi getirecek olan Gülten Kod isimli örgüt mensubuyla buluşarak mermileri almasını söylediği, kendisinin de bu şahısla buluşarak toplam 30 adet mermi aldığını, yapılan başka bi toplantıda daha önceden hazırlanmış olan, ülkücülere karşı örgütlenme çağrısı içerikli bildirileri dağıtmak için 12 Mart Pazar akşamının belirlendiği… olaylar esnasında topluluğun içerisinde bulunan 40-45 yaşlarında eşkalini hatırlayamadığı şahsın “ Camilere saldırmak lazım, haydi camilere saldıralım” dediği, ancak şahsın topluluk arasında kaybolduğu, kendisinin de yanındaki tabanca ile 7 – 8 kez yere paralel olarak ateş ettiğini, daha sonra diğer arkadaşlarıyla buluştuğunda onların da polise karşı birkaç kez silah kullandıklarını öğrendiğini..” beyan etmiştir. Bu anlatımlar dikkate alındığında, kahveler taranmadan önce bölgede bir saldırı olacağının bilinmesi, ona göre silah, malzeme ve bildiri gibi hazırlıkların yapılması, bildirilerin 12 Mart akşamı dağıtılması, dikkate değer hususlardır.


Gizli Tanık Kehribar’ ın,

Gazi Mahalle’sindeki olaylar bittikten sonra yapılan toplantılarda bizim de bilgi sahibi olmamız için ve de bu tür olaylara karşı tecrübe anlamında bize anlatılan; Gazi Olayları olmadan kısa bir süre önce bölgedeki MLKP sorumlularının kısa bir süre içinde Gazi Mahallesi’ ne sivil faşistler tarafından saldırı yapılacağını gerekçe göstererek MLKP örgütünün üst düzeyinden bol miktarda mermi, otomatik silah istedikleri bize anlatılmış ve beklenen bu saldırı karşısında bildiriler hazır hale getirildiği üst düzey yöneticiler tarafından bize bildirilmiştir… Yapılmak istenen Alevi-Sünni çatışmasını meydana getirmekti. Alevilere yönelik saldırı olduğu yönünde yapılan yayınlar bu provokatif eylemin derinleşmesini ve amacına ulaşmasını sağlamıştır…şeklindeki beyanları da kahvehanelere gerçekleştirilen saldırının, MLKP yönetimi tarafından önceden bilindiği ve bu yönde hazırlıklar yapıldığı anlaşılmaktadır.


MLKP isimli örgütün Genel Sekreteri ve Merkez Komite Üyelerinin de aralarında bulunduğu ( 23 ) kişinin ele geçirildiği Gaye Kod planlı istihbarat operasyonu kapsamında yakalanan Hatice BOLAT isimli şahıstan elde edilen flashdisk içerisindeki, Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde görev yapmış toplam ( 349 ) Generale ait adı, soyadı, eşinin adı, adresi ve telefon bilgilerinin yanında bazılarına ait, nasbı, son görev yeri, ayrıldığı tarih, cep telefonu, oğlunun telefonu, eşinin telefonu, korumasının – şoförünün telefonu, yazlığına ait telefon, harici ve dahili telefonu gibi gizli ve kolaylıkla elde edilemeyecek bilgilerinin bulunduğu göz önüne alındığında Gizli Tanık Dilovası’nın 17.05.2008 tarihli ek ifadesinde, bazı emekli askerler ve MİT mensuplarına yönelik gerçekleştirilen suikast eylemleriyle ilgili olarak; “.. o dönem örgütün eylem amaçlı böyle bir istihbarat çalışmasının olmadığını konuştuk. Bugün düşündüğümde örgütün istihbarat çalışmasının olmadığı bir dönemde, çok ciddi ve gizli nokta eylem istihbaratlarının örgütün merkezi tarafından ekiplere ulaştırılmasında derin bağlantıların olduğunu ve adeta eylemlerin servis edildiğini söyleyebilirim...” şeklindeki beyanları ile Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral TEMEL CİNGÖZ suikastı faili Adnan TEMİZ’in 16.06.1991 tarihli ifadesinde; “Temel CİNGÖZ’ün istihbaratının (kalmış olduğu Jandarma lojmanlarının giriş çıkış yolları krokisi, generalin hergün sabah evden çıkışının saat saat - gün gün belirtildiği) THKP-C Dev-Sol örgütünün Merkez Komite Üyesi ve aynı zamanda Askeri Komite sorumlusu Haluk kod Niyazi AYDIN tarafından kendisine kapalı zarf içerisinde hazır olarak gönderildiğini, yine Adana’da gerçekleştirilecek başka eylem istihbaratlarının da örgütün merkezi tarafından kendisine hazır olarak geldiği..,” yönündeki beyanlarında bahsedilen yöntemlerle elde edildiği kanaatini kuvvetlendirmektedir.



Örgüt tarafından Gazi Komutanı olarak adlandırılan Hasan OCAK isimli şahsın, kaybolduğu gün bir randevusunun olduğu örgüte yakın yayın organlarında belirtilmesine rağmen kiminle ve nerede buluşacağına dair herhangi bir bilgiye yer verilmemesi ve akabinde boğularak öldürülmüş bir şekilde bulunması dikkat çekicidir.


Gizli Tanık Dilovası ifadesinde; “Fikir Kulüpleri Federasyonu öğrenci gençliğinin toplandığı yerdi. FKF ilk çıktığında başkanlığını Doğu PERİNÇEK yapmaktaydı. Bu çatı altında o dönemin gençlik liderlerinden Mahir ÇAYAN, Deniz GEZMİŞ, İbrahim KAYPAKKAYA ve Doğu PERİNÇEK isimli kişiler vardı. Bu kişilerin tamamı silahlı mücadeleyi savunan kişilerdi. Doğu PERİNÇEK’in de aralarında bulunduğu bu kişiler Türkiye’de sonradan kurulan Sol terör örgütlerinin liderleri olarak ülkemizi uzun yıllar kanlı çatışmalara sürükleyecek terör örgütlerinin başını çektiler” şeklinde beyanlarda bulunarak ülkemizdeki sol terör örgütlerinin nasıl ortaya çıktığı yönünde bilgisini aktarmıştır.


Semih GENÇ’ in 07.10.2002 tarihli ifadesi ve Gizli Tanık DİLOVASI’ nın 17.05.2008 tarihli ifadesinde de belirtildiği gibi; sol terör örgütlerinin oluştuğu ve ülkemizde insanların sağ - sol diye ayrışmaya başladığı dönemlerin siyasi aktörleri arasında yer alan kişilerden birisi Ergenekon terör örgütü yöneticisi olmak suçundan hakkında dava açılan sanık DOĞU PERİNÇEK’tir. Yine devam eden süreçte kurulan farklı sol terör örgütlerinin içerisinde yer alan kişilerin, DOĞU PERİNÇEK’in başkanlığını yaptığı FKF’nin (Fikir Kulüpleri Federasyonu) içinden çıkan gençler olduğu anlaşılmaktadır.


Bütün bu veriler, MLKP terör örgütü yöneticilerinin açıklanamayan bağlantılarının olduğunu göstermektedir .Bu bağlantı da örgütün kullandığı el bombalarının Ergenekon terör örgütü soruşturması sırasında ele geçirilen el bombalarıyla aynı kafileden olduğu kriminal raporlarla tespit edilmiştir.


Ergenekon soruşturması kapsamında ele geçen dokümanlar, tanık-gizli tanık ve şüpheli beyanları ile iletişim tespit tutanakları birlikte değerlendirildiğinde, 29/Ekim/1999 tarihli ERGENEKON dokümanında “ … terör grupları mutlaka kontrol altında tutulmalı, gereğinde “naylon terör grupları” oluşturularak, terör dünyasına yön verilmeli ve güçlü istihbarat örgütlerinin kurguladığı oyunun içinde mutlaka yer alınmalıdır, ulusal ve uluslararası LEGAL VE İLLEGAL ÖRGÜTLER ile işbirliğine yönelmek kaçınılmaz bir zorunluluktur.” Şeklindeki eylem planı göz önüne alındığında, MLKP terör örgütünün taşeron örgüt olarak kullanılması için, Ergenekon terör örgütünün faaliyet yürüttüğü şüphesi bulunmaktadır.


ERGENEKON TERÖR ÖRGÜTÜNÜNHİZB-UT TAHRİR TERÖR ÖRGÜTÜ İLE BAĞLANTISI: Yapılan soruşturma sırasında elde edilen deliller ve arşiv kayıtlarının incelenmesi sonucu İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünce hazırlanan raporda öncelikle Hizb-ut Tahrir terör örgütü ve eylemleri hakkında açıklamalara yer verilmiş, sonrasında da Ergenekon terör örgütü ile Hizb-ut Tahrir terör örgütü arasında kurulan irtibatlar açıklanmıştır. Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’nün hazırladığı raporun özeti aşağıya çıkarılmıştır.


           A) Hizb-ut Tahrir Terör Örgütü Hakkında Genel Bilgiler: 


Hizb-ut Tahrir; 1953’de İhvan-ı Müslimin (Müslüman Kardeşler) Örgütü’nden ayrılan, Takiyüddin En-NEBHANİ tarafından Ürdün’de kurulmuştur. NEBHANİ’nin 1979’da ölmesi üzerine örgüt liderliğini 2003’e kadar Abdülkadim ZELLUM yürütmüş, adı geçenin ölmesi sonrasında yerine ATA EBU REŞDE geçmiştir.


Amacı; ümmetçilik anlayışı kapsamında Müslümanları bir Halife etrafında toplayarak Hilafet devleti kurmaktır. Kurulacak bu devlet “Raşid-i Hilafet Devleti” olarak isimlendirilmektedir. İslam devletinin kurulması amacıyla gerekli görülen halk hareketinin geliştirilmesi hususunda, İhvan hareketinin öngördüğü tabandan tavana yönelimin aksine; tavanda yapılacak değişiklikle tabanı yönlendirmeyi esas almış olmaları, İhvan-ı Müslimin örgütünden ayrılmalarında en önemli etken olarak ifade edilmektedir. Bu kapsamda örgüt; Kültürlenme, Halk ile Bütünleşme ve halkı örgütledikten sonra şer’i esaslara göre İslam Devletini Kurma şeklinde (3) aşamalı bir strateji benimsemektedir.


Bilinen şiddet eylemi bulunmamakta olup, dünya genelinde ağırlıklı olarak internet siteleri aracılığı ile propaganda faaliyetleri yürütmekte, gündemdeki konulara ilişkin hazırladığı bildirileri e-mail adresi bulunan kurum ve kuruluşlara göndermektedir. Ancak “şiddet” yöntemini benimsemediği ifade edilmekteyse de; 2005’de, Özbekistan/Andican’da Devlet Başkanı İslam KERİMOV’u devirme girişimiyle suçlananların yargılanmasını protesto amacıyla gerçekleştirilen eylemlere, güvenlik güçlerinin müdahalesi sonucu (200) civarında şahsın hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan olaylardan Özbek Hükümeti Hizb-ut Tahrir örgütünü sorumlu tutmuştur.


Yayın organları; Beyrut’ta yayınlanan El-Hadara isimli gazete ile Türkçe olarak 2003 yılına kadar Almanya’da basılan ve örgütün bu ülkede yasaklanması sonrası günümüzde faal olmayan Hilafet dergilerdir.


Ürdün, Suriye, Lübnan, Sudan, Kuveyt, Kudüs, Malezya, Özbekistan gibi ülkelerin yanı sıra İngiltere başta olmak üzere, Almanya, Danimarka gibi Avrupa ülkelerinde de yayılma imkanı bulmuştur.


           B) Türkiye Faaliyetleri: 


Örgüt yapılanmasında her ülke ‘‘Vilayet’’ şeklinde nitelendirilmektedir. Ülkemizde de Türkiye Vilayeti Sorumlusu/Mutemeti/Emiri olarak tanımlanan bir sorumlu atanmakta, buna bağlı hiyerarşik örgütsel alt birimler oluşmaktadır.


Hizb-ut Tahrir örgütünün Ülkemizdeki ilk faaliyetleri, 1960’lı yıllarda Osman Muhammed Mahmud isimli Ürdünlü bir öğrencinin girişimleriyle gündeme gelmiş ve 1964’a kadar Muhammed Ali HANDAN’ın öncülüğünde yürütülmüştür.


Son yıllar itibariyle örgütün Ülkemiz sorumluluğu, sırasıyla; Ahmet KILIÇKAYA (1990’lı yıllar), Remzi ÖZER (2000-2001 arası) tarafından üstlenilmiş olup, günümüzde örgütün Ülkemiz sorumluluğunu Yılmaz ÇELİK yürütmektedir. Yılmaz ÇELİK hakkında bir çok kez adli işlem yapılmış, son olarak 2008 Mart ayında cezaevinden tahliye olmuş ve akabinde 26 Eylül 2008’de Ankara’da yakalanarak cezaevine gönderilmiştir.


1964-1967 arasında, örgütün ‘Türkiye Vilayeti Sorumlusu’ olan Ercüment ÖZKAN’ın (1995’de ölmüştür) 1985’de Hizb-ut Tahrir Anayasası dağıtmaktan örgüt mensupları ile birlikte yakalandığı bilinmektedir. H. Tahrir’in Ülkemizdeki ilk faaliyetlerini şekillendiren E. ÖZKAN ‘‘İslam Devleti’nin ve Halifeliğin mutlaka bir Arap ülkesinde kurulacağı’’ anlayışına karşı çıkarak örgütten ayrılmış ve bilahare örgütün yabancı ülkelerin kontrolüne girmiş olabileceğine dair kaygılar taşıdığı hususunu gündeme getirmiştir.


1980’li yılların sonlarından itibaren faaliyetleri duran örgütün 28 Şubat 1997 sonrasında özellikle devlet kurumları, askeri birimler…vb yerlere gönderdiği bildiriler ile gündeme gelmiştir. Örgütün, kamuoyunda dini konuların yoğun tartışıldığı dönemlerde gündeme gelmesi dikkat çekici bulunmaktadır.


1994 Ağustos’unda, İngiltere’nin başkenti Londra’da bir stadyumda, Hilafetin Kaldırılışının 70. yılı münasebetiyle yaklaşık 12 Bin kişilik katılımla bir etkinlik gerçekleştirilmiştir.


Son yıllarda, Ortadoğu’nun yanı sıra Orta ve Güney Asya’da yayılma imkanı bulunan örgüt, 12.08.2007 tarihinde Endonezya’nın başkenti Jakarta'da, farklı ülkelerden yaklaşık (80) bin kişinin katıldığı “Uluslararası Hilafet Konferansı” düzenlemiştir.


           C) Son Dönem Faaliyetleri 


Yılmaz ÇELİK’in Türkiye sorumluluğuna gelmesi akabinde, 2004’ten itibaren strateji değişikliğine giden örgütün; geçmişte gizliliğe azami derecede önem göstermekteyken legal alan faaliyetlere yöneldiği ve ‘Köklü Değişim’ isimli bir dergiyi faaliyete geçirerek, dergi bünyesinde ‘Değişim Konferansları’ ve iftar yemekleri organize ettiği görülmüştür. Geçmişte gizli olarak dağıttığı bildirileri aleni olarak Cuma namazları sonrası ve halkın yoğun olduğu bölgelerde dağıtmaya başladığı, basın-yayın kuruluşlarını ziyaret ederek bildiriler bıraktığı ve yayınlanması istenen hususlarda medya kuruluşlarına basın açıklamalarını gönderdiği gözlenmiştir.


Örgüt tarafından, 2005 Eylül’ünde “Hilafetin Kaldırılışının Hicri yıldönümü” münasebetiyle İstanbul Fatih ve Ankara Hacıbayram Camiilerinde Cuma namazı sonrası protesto gösterisi düzenlenmiş, Hilafet ve Şeriat talepleri seslendirilmiştir. Kamuoyunda geniş yankı bulan eylemlerin zamanlaması Hilafetin Kaldırılışı’nın yıldönümünün yanında, ilginç bir sürece denk gelmiştir.


PKK, Kıbrıs ve AB sürecinin gündemi önemli derecede meşgul ettiği, Yürütme organının dış politikada tavizkar, içeride ise zafiyet içerisinde olmakla suçlandığı, Terörle Mücadele Yasasının ise ihtiyaçlara cevap vermediği gerekçesi ile değiştirilmek istendiği bir dönemde gerçekleştirilmiştir.

Örgütün bir yandan cami önlerinde gerçekleştirdiği kanunsuz gösterilerle kamuoyu gündemine gelmeye çalışması, diğer yandan ise güvenlik güçlerinin müdahalesine karşı cami cemaatini kışkırtma arayışları örgütün başka güçlerce yönlendirdiğini göstermektedir.


Bu eylemler sonrasında, örgüte yönelik Ülke genelinde düzenlenen operasyonlar ile Türkiye sorumlusu başta olmak üzere önemli isimler yakalanarak tutuklanmıştır. Ancak devam eden süreçte bazı üst düzey örgüt mensuplarının cezaevinden tahliye olmasıyla birlikte, toparlanma arayışına yönelmiştir.


           FATİH CAMİ EYLEMİ:


02.09.2005 günü İstanbul ili, Fatih ilçesinde bulunan Fatih camiinden Cuma namazı çıkışında cami avlusunda yaklaşık 150 kişilik bir grubun toplanarak Hizb-üt Tahrir isimli örgüt yapılanmasının Türkiye resmi sözcüsü sıfatıyla Yılmaz ÇELİK tarafından basın açıklaması adı altında, dosya içinde mevcut “Hizb-üt Tahrir’den İslam Ümmetine ve Bilhassa Kuvvet Sahibi Olanlarına Bir Nida” başlıklı 15 sayfadan ibaret metnin okunduğu,

Bildiride özetle; “3 Mart 1924 tarihinde İngiltere’nin başını çektiği sömürgeci kâfir devletlerin Arap ve Türk hainlerinin de yardımıyla Hilafet devletini yıkmayı başardıklarını, aynı gün halifenin ülkeden kovulduğunu, Müslümanların beldelerine sömürgeci kâfirlerin yerleştiği, Müslüman topraklarını paramparça ederek tek bir devletten 55 küçük devletçik haline getirildiği, bu devletlerde de kâfirlerce emredilen hususların derhal yerine getirildiği, Filistin’de bir Yahudi devletinin kurulduğu, hilafetin yıkılmasıyla Afganistan’da, Irakta, Hindistan’da, Keşmir’de, Filistin’de, Kırımda, Çeçenistan’da, Cezayir’de, Bosna’da, Sudan ve Endonezya’da Müslümanların ezildiği, hilafetin hüküm sürdüğü dönemde bu tür haksızlıkların yaşanmadığı, Hizb-üt Tahrir’in önderliğinde Raşidi Hilafet devletinin kurulacağı ve bu devletin kurulmasıyla bu haksız uygulama ve zulümlerin biteceği Hizb-üt Tahrir’in bu maksatla faaliyet yürüttüğü ve Müslümanların bu faaliyetlere ortak olmaya çağrıldığı” görülmüştür.

Eyleme katılanlar tarafından “HİZB-ÜT TAHRİR TÜRKİYE” “YA HİLAFET YA ŞEHADET HİZB-ÜT TAHRİR”, “CUMHURİYET DALALET HİLAFET HİDAYETTİR” , “HİLAFET İZZET DEMOKRASİ ZİLLETDİR”, “TEK ÇÖZÜM İSLAMIN DEVLETİ RAŞİDİ HİLAFET DEVLETİ” şeklinde sloganların atıldığı ve bu şekilde pankartların açıldığı, grubunun basın açıklamasının bitimini müteakip dağıldığı görülmüştür.

Eyleme katılanların yakalanmasına yönelik güvenlik güçlerince yapılan çalışmalar neticesinde ülke genelinde 83 kişi yakalanmış, bunlardan 47 örgüt mensubu çıkarıldıkları mahkemelerce tutuklanmıştır.

Operasyonlar sırasında, eyleme katılan bir şahıstan ele geçirilen mektup incelendiğinde: örgüte yeni katılmış bir örgüt mensubunun; yapılan eylemin Hizb-Ut Tahriri’in amaç ve stratejisine uymadığını belirtmesi önemli görülmüştür. Sözkonusu mektupta;

“Kerim Kardeşlerim. aşağıda okuyacağınız sebeplerden dolayı Hizb’i bırakıyorum ifadesi ile başlayıp, devamında;

Diğer mevzu ise bizim medya aracılığı ile yaptığımız eylemlerdir. Bizde şu fikir hakim idi ve sanırım halen bazı kardeşlerimizde bu fikir hakimdir.”Medya bizi iyi veya kötü haber yapsında ümmet bizi duysun,Hilafeti duysun ve bu onların gündemine otursun”Fakat şunu düşünmüyoruz ki şu anki medya “fasıkların” elinde olan bir medya.Fasık dememin özel bir sebebi var Rabbimiz fasıklardan bir haber geldiğinde o haberi iyice araştırmanızı istiyor.Yani onlara haber konusunda güvenmememizi istiyor.Ne alırken ne de verirken.Onlar bizi gündeme alırken bile kendi pis “mühürlerini” vurup gündeme almaktadırlar. Son Fatih eyleminde bunu daha da yakıcı hissettik. Medya bizi ümmete “İngiliz güdümünde olan bir Hizb”, “pravokatör bir Hizb” ve daha başka Hizb’in hakketmediği bir şekilde sundu. Bir de tutuklamalarının olmayışı, özellikle Yılmaz ÇELİK abin yalnız kaldığı halde polis tarafından durdurulup kimliğine bakılıp tutuklanmaması ümmetin kafasında Hizb hakkında soru işareti oluşmasına sebep olmuştur.

Şimdiyse Hizb bizden gönderdiği beyanları dağıtmamızı ve iftiraların ümmetin zihninden silinmesini istiyor. Ama şunu düşünmek lazım değil mi? Bunu biz istedik.Evet biz istedik.Biz bu medyanın bizi haber yapmasını ve bu eylemi ümmete duyurmasını istedik.Yoksa üç bin beş yüz kişi ile yetmiş milyona nasıl sesleneceğiz. Biz o medyayı oraya çağırdık bir gün öncesinden. Peki şunu da sormak gerekmez mi? Biz bu üslubu neden kullanmıştık. ”Topluma girişimiz” daha kolay olsun ümmet Hizb’den ve fikirlerinden haberdar olsun işimiz daha bir hız ve kolaylık kazansın. Ama ne oldu? Ümmet o fasıklara kandı ve bizi o fasıkların tanıttığı şekilde tanıdı. Şunu da sanmıyorum ki bu dağıttığımız beyanlarla bu kötü fikirler kolay kolay silinsin. Bu eylemin sonucu bizim istediğimizin tam tersi oldu. Mesela biz bu eylemden önce ümmete giderken Hizb’li olduğumuzu söyleyip hemen Kuran ve sünnetten bahseder ve onları Nebevi Metoda çağırırdık. Ama bundan böyle gittiğimizde önce bu iftiraları temizleyip sonra asıl işe geçeceğiz. Tabi önceden söylediğim gibi bu hiç kolay olmayacaktır.Çünkü bu ümmüt bu medyayı “doğru haber kaynağı” olarak kabul ediyor.Bir de ne biz bu sistemi ne de medyayı yeni tanıyoruz.Sistem eski sitem medya eski medya.Yani bizi ümmete başka nasıl tanıtacaklardı ki.

Şu an göründüğü kadarıyla Hizb bu eylemi bir yanlış olarak görmüyor. Belki bu olsa idi belki bu iftiraları silmek için yine canla başla çalışır, beyanları dağıtırdık. Çünkü herkez hata yapabilir. Hizbimiz de fikri liderliğe önem verir şahsi liderliğe değil. Medyatik eylemler bir üslubtur ve bu üslub benim benimseyemediğim bir üslubtur. Öyle sanmaktayım ki Hizb de benim için bu üslubtan vazgeçmeyecektir.

Bunlardan başka kafamı karıştıran bizim” ikinci Merhale”de olmamızın sebeplerini kavrayamayışım. Hizb’in ferdi ibadetler ve elemanlarının “maneviyatlarında kuvvetlenmesi” noktasında çalışmasının olmamasıdır. Diyeceksiniz ki biz “siyasi” bir Hizb’iz. Ama bizim metodumuz Nebevi Metod değilmidir? Peygamber bu konuda da kitlesini eğitmemişmidir? Zaten Hizb’den olmayan insanlarında bizde eksik olarak gördüğü mevzulardan biride budur. Bende kendi nefsime ve etrafımdaki kardeşlerime baktığımda bunun böyle olduğunu görüyorum.

Son olarak şunu söylemek istiyorum. Ben bu Hizb’e katılırken düşünerek ve Allah rızası için girdim. Şimdi de aynı şey için ve aynı şeklide bırakıyorum. Tabi kalplerde olanı bilen sadece Allah’tır” şeklinde son bulduğu görülmüştür.

. . .

D) Ergenekon Terör Örgütü Soruşturması kapsamında gözaltına alınan şahısların Hizb-ut Tahrir Terör Örgütü ile olan ilişkileri


1-Evrakı tefrik edilen şüpheli Kurtça BEKTAŞ,

a) Cumhuriyet Başsavcılığımızda alınan ifadesinde özetle:

“…Herhangi bir terör örgütüne üyeliğinin bulunmadığını, Arkadaşları arasında dini sohbetler ve toplantılar yaptıklarını, Rıfat, Süleyman, Mahmut OĞUZ ve kendisi bu amaçla bir araya geldiklerini, bazen aydan aya görüştüklerini, bazen haftada bir görüştüklerinin de olduğunu, geçen sene Ramazanda bir iftarda soyadını bilmediği Kazım abi isimli şahıs ile tanıştığını, bu şahısla kendilerinin Süleyman’ın kamyonculuk yapan bir arkadaşı tanıştırdığını, arkadaşlarıyla da görüştüğünü, dini hususlarda cahil oldukları için merak edip ve onunla görüşüp sohbet etme talebini kabul ettiklerini, O tarihten sonra belli aralıklarla bir araya geldiklerini, bu bir araya gelmelerinin birinde yaklaşık 4 ay önce Kazım abi isimli şahsın Mahmut OĞUZ’u getirdiğini, kendileriyle tanıştırdığını, daha sonra bu sohbetlerin, nerede nasıl ne aralıklarla görüşeceklerini daha çok Mahmut Oğuz belirlemeye başladığını, Onun kendilerini aradığını, ancak kendilerinden birine telefonunu vermediğini, daha doğrusu son zamanlarda bir telefon verdiğini, bunu da fazla kullanmadığını, bu nedenle kendileri onu aramadıklarını, onun kendilerini arayarak nerede bulaşacaklarını söylediğini, buluşmalarında Köklü Değişim isimli bir dergi getirip sattığını, kendilerinin de aldıklarını, bu dergiyi takip ettiklerini, dergileri almalarına rağmen çoğu evde kaldığını, bu örgütten sohbetlerinde Kazım abi ile Mahmut abi isimli şahısların kendilerine bahsettiklerini bu şekilde haberlerinin olduğunu, örgütten bahsettiklerini ancak üyesiyiz demediklerini, ama ilgilerinin belli olduğunu, Örgütün amacının dini bir yaşam getirmek, hilafeti yeniden sağlamak olduğunu söylediklerini, kendisinin de böyle öğrendiğini, kendisi internette bu örgüte ait sitelere girmediğini, bu örgütün üyesi olmadığını, konuşmalarda sadece “hizb” kelimesi geçtiğini, ancak daha çok dini konularda sohbet çerçevesinde zaman geçirdiklerini,

Yapılan soruşturmada elde edilen delillerden, Mehmet Ali ÇELEBİ’nin Hizbuttahrir Terör Örgütü içersine sızmaya ve bu örgüt mensuplarını kullanmaya ya da yönlendirmeye çalıştığı ve Mehmet Ali ÇELEBİ’nin de Neriman AYDIN, Kemal AYDIN, Durmuş Ali ÖZOĞLU ile yoğun irtibatlı olduğunun tespit edilmesi üzerine şüpheliye bu olaydan haberinin bulunup bulunmadığı sorulduğunda; Kendisi bu şahsı ne şekilde tanıdığını yukarda söylediğini, Süleyman’la bir yolculuk esnasında tanışıp, karşılıklı telefonlarını almışlar, arabada ne konuştuklarını bilmediğini, ancak bu şahıs kendisini muhasebeci olarak tanıttığını, dini hususlarda merak ettiğini söylediğini, daha sonra Süleyman’la karşılaştığında Süleyman böyle bir şahısla tanıştığını kendisine anlattığını, Ancak görüşmelerinin ayrıntısına vakıf olmadığını, bir defasında da Süleyman bu şahsa kendisinin telefonundan kontörü olmadığı için mesaj gönderdiğini,

Şüpheli Neriman AYDIN’ın ikametinde yapılan aramada, ele geçirilen bir not kâğıdında, üst kısmında “Hizbuttahrir” yazdığı, bunun altında da, “Süleyman” “Ulus kiler çarşı girişindeki Türkcell telefoncu Rıza arkadaşı” “Keçiören sanatoryum konuşma yerleri” “Her hafta toplantı yapılıyor, ayda bir büyük toplantı” “Aşama aşama hazırlık” “Senin bu kitaba geçmen için altı ayın var” “Bu iş için hiçbir şey talep etmeyen hocalarımız var” “CD ler kalabalık ortamda izleyin” “Telefonda kayıtları sayı olarak yapıyorlar 11 numara 7 numara gibi” yazdığı görülmesi üzerine şüpheli Neriman AYDIN'ın notlarında geçen "Keçiören Senatoryum konuşma yerleri" diye bahsedilen yerin neresi olduğu, burada yapılan toplantıların konusunun ne olduğu, bu toplantılara kimlerin katıldığı sorulduğunda; Süleyman denilen arkadaşı Süleyman olduğunu, Ulus Kiler Çarşı girişindeki Turkcell telefoncu Rıza arkadaşı denilen, arkadaşı Rıza olduğunu, Keçiören Sanatoryum mevkiinde kendisinin, Rıfat’ın ve Mahmut OĞUZ isimli şahısların evi olduğunu, buralarda buluştukları için konuşma yerleri buralar diye belirtildiğini, ayda bir büyük toplantı ve haftalık toplantılar dini sohbet amaçlı bir araya gelip yaptıkları sohbetler olduğunu, CD’leri daha çok Mahmut abi isimli şahsın getirdiğini, sohbetleri de onun verdiğini, telefonda şifreli kayıtlar ile ilgili bir bilgisinin olmadığını,

21.07.2008 günü saat:21.19'da Süleyman SOLMAZ ile şüphelinin yaptığı görüşmede tespit edilen; Filistin’e cihada gitme konusu, bu iş için gerekli masraf ve kimin kanalı ile gidilebileceğine ilişkin konuşma içeriği sorulduğunda; Bu görüşmelerinden önce Süleyman’ın cihat içerikli bir CD izleyip etkilenmiş olduğunu, cihada Filistin’e gitmeye karar verip kendisini aradığını, fikrini söylediğini, kendisi de ayarlayayım beraber gidelim dediğini, Kendisinin de Amerikanın Filistin’de yaptıklarından rahatsız olduğunu, bir Müslüman olarak bir şeyler yapmak gerektiğine inandığını, Süleyman böyle bir fikir verince uygun geldiğini, Filistin’e kimin vasıtasıyla gideceklerini kastettiğini bilmediğini, kendisinin Filistin bağlantısının olmadığını, Onun da iki eniştesinden hangisinin bunu yapacağını bilmediğini, bu dosya kapsamında gözaltına alınan Mahmut Oğuz KAZANCI, Süleyman’ın eniştesi olduğunu,

Şüphelinin Ankara ili Keçiören ilçesi Pınarbaşı Mahallesi Ateş Sokak No:4/13 sayılı ikametinde yapılan aramada;

-(13) sayfa A4 kağıdına yazılı Hizb-ut Tahrir yazılı bilgisayar çıktısı,

-(80) sayfadan oluşan Hizb-ut Tahrir ibareli beyaz kaplı kitap,

-(158) sayfadan oluşan Haberül-Vahit Ali DİKİCİ köklü değişim yayıncılık yazılı kitap,

-(56) sayfadan oluşan Hizb-Ut Tahririn yola çıkışı ibareli kitap,

-(1) adet Hızb-ut Tahrir Türkiye Vilayeti ibareli CD,

-(1) adet Hızb-ut Tahrir Türkiye Vilayeti ibareli CD,

-(8) adet Köklü Değişim yazılı 2007 yılı Aralık-Şubat-Mart-Nisan-Mayıs-Haziran-Temmuz-Ağustos ibareli dergi bulunarak el konulmuştur.

HİZBUTTAHRİR isimli kitap hakkında, Ankara 1 Nolu DGM’nin 17.01.2003 tarih 2003/82 sayılı kararı ile toplatma ve el koyma kararının olduğu hatırlatılarak Hizb-ut Tahrir Terör Örgütü ile ilgili bu dokümanlarla ilgili ifadesini vermesi istendiğinde; Bunların kendisine ait olduğunu, CD, dergi ve kitapları Mahmut ile Kazım isimli şahısların getirdiğini, ondan para karşılığı satın aldığını, meraktan evde bulundurduğunu, çoğunu okumadığını,

Hizbut tahrir terör örgütü üyesi olmadığını, Meraktan sohbetlerinde bulunduğunu, Dergi ve kitaplarını satın aldığını, bir araya gelip sohbet etmek dışında herhangi bir faaliyette bulunmadığını, yasadışı herhangi bir eyleme katılmadığını, suçlamaları kabul etmediğini, bu örgütle kendilerinin bağlantılarını Mahmut abi ve Kazım abi isimli şahısların yaptığını, bu şahıslardan başka kimseyi tanımadığını, bu şahısların da örgüt üyesi olup olmadığını bilmediğini, ancak kendilerine bu dergi ve CD’leri verenler ve sohbetlerde bu gruptan bahseden onlar olduğunu, Ergenekon terör örgütü ile bir alakasının olmadığını, Mehmet Ali isimli şahsın bu örgüt adına kendileri ile irtibata geçmeye çalışıp çalışmadığını da bilmediğini, bu şahsın kendilerinden sadece Süleyman ile irtibatı olduğunu, beyan etmiştir.

b) Evrakı tefrik edilen şüpheli Kurtça BEKTAŞ, Sorgusunda özetle:

“Suçlamayı kabul etmediğini, Ergenekon Terör Örgütü ve Hizbut Tahrir Terör Örgütü ile alakasının olmadığını, Mahmut Oğuz'u geçen sene Süleyman Solmaz isimli arkadaşının evinde iftar yemeğinde tanıdığını, daha sonra birlikte oturup sohbet ettiklerini, Mahmut Oğuz’un sohbet sırasında getirmiş olduğu kitap ve CD’leri kendilerine okuyup gösterdiğini, Köklü Değişim dergileri getirdiğini, bu dergilerin rafta durduğunu, açıp okumadığını, Süleyman Solmaz, Rıza Demir, Rıfat Yıldırım’ın çocukluk arkadaşı olduğunu, bazen haftada bir bazen ayda bir evlerinde bir araya gelip sohbet ettiklerini, dini içerikli sohbetlerde bulunduklarını, dini sohbetler sırasında Hizbut Tahrir Örgütünü duyduğunu, Mahmut Oğuz’un sohbetlerde Hizbut Tahrir Terör Örgütü konusunda kendilerine bilgi verdiğini, daha sonra Rıza Demir'in de internetten Hizbut Tahrir Örgütünü araştırdığını, bir araya geldiklerinde peygamberimizin hayatı ve sahabe hayatları konusunda konuştuklarını, diğer konularda konuşulmadığını,” beyan etmiştir.

2- Evrakı tefrik edilen Şüpheli Mahmut OĞUZ:

a) Emniyet İfadesinde özetle:


“… 2006 yılında askerlikten terhis olduktan sonra Ankara iline döndüğünü, 1 sene kadar sahibi Süleyman UĞURLU veya Ahmet SİVREN olarak hatırladığı şahıslara ait KÖKLÜ VE DEĞİŞİM isimli dergide dizgi ve tasarım bölümünde çalıştığını…, 2003 yılında Hizbut Tahrir örgütüne üye olmak suçlaması ile gözaltına alındığını, daha sonra bu suçlamadan mahkemede beraat ettiğini,

Hizbut-Tahrir Terör örgütü hakkında bilgi sahibi olduğunu, bu örgütün fikri ve siyasi çalışan ve toplumu İslam ile kalkındırmaya çalışan bir parti olduğunu, kendisinin bu partiyi anlatan çeşitli kitap, dergi vb. yayınlarını okuduğunu ve bilgi sahibi olduğunu, bu partinin İslami kalkındırmayı gerçekleştirirken silahlı ya da maddi eylemleri benimsemediğini, amacını fikir ile gerçekleştirmeye çalıştığını, 2003 yılında hakkında bu partiye üyelik suçlaması ile işlem yapıldığını ancak bu davadan beraat ettiğini, kendisinin partinin fikirlerini kabul etmekle beraber, bu parti ile hiçbir şekilde ilişkisinin bulunmadığını ve bu partiden hiç kimseyi tanımadığını beyan etmiş,

Ev aramasında ele geçirilen “Köklü Değişim” dergisi, dergi içerisinde çıkan 3 sayfalık doküman ve Hizbut-tahrir terör örgütünün Türkiye Vilayeti temsilcisi olduğu anlaşılan Yılmaz ÇELİK isimli şahısla ilgili olarak görüşlerinin sorulması üzerine;

Bu dergileri satmak amaçlı bulundurduğunu, o anki işinin yanı sıra dönem dönem bu dergiye giderek bir miktar dergi alıp sattığını, kazandığı paradan yüzde aldığını, Yılmaz ÇELİK isimli şahsı tanımadığını, bu şahıs ile arasında bir ilgi bulunmadığını, derginin arasından çıkan 3 sayfalık dokümandan haberinin bulunmadığını, bu dokümanları hiçbir amaç için kullanmadığını beyan etmiş,

Ankara ili Keçiören ilçesi Kuşcağız Mahallesi Kartaltepe Caddesi No:40/20 sayılı ikamette yapılan aramalarda ele geçirilen ve üzerinde Hizb-ut Tahrir Terör örgütünün anteti bulunan 2 adet CD’nin yapılan incelemesinde, CD’lerde Hizb-ut Tahrir terör örgütünün propagandasını içerir görüntülerin bulunduğunun tespit edildiği hatırlatılarak sorulması üzerine;

KÖKLÜ DEĞİŞİM dergisinin genel olarak HİZBUT-TAHRİR partisi ile ilgili haberler yaptığını, bahsedilen CD’lerde 2002 yılında bu partiye yönelik adli makamlarca yapılan çalışmalar ile ilgili görüntüler olduğunu, bu CD’leri bilgi edinme amaçlı bulundurduğunu, hiçbir şekilde hiçbir yerde kullanmadığını,

İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünde, 20.09.2008 günü yaptırılan fotoğraf teşhisinde, 02.09.2005 günü Fatih Camii avlusunda Cuma namazı çıkışında Hizb-ut Tahrir terör örgütü tarafından düzenlenen ve konuşmacı olarak Yılmaz ÇELİK’in katıldığı bir eylemde şüphelinin de aralarında bulunduğu fotoğrafta kendisini teşhis ettiğinin görülmesi üzerine bu eyleme ne amaçlı ve hangi sıfatla katıldığı, eylemde çekilen video görüntülerini Hizb-ut tahrir terör örgütünün propagandası amaçlı kullanıp kullanmadığı, bahse konu örgütün başka eylemlerine katılıp katılmadığının sorulması üzerine;

Bahse konu eylemi hatırladığı kadarıyla o dönem bir basın açıklaması olduğunu, kendisinin o dönem çalışmış olduğu KÖKLÜ DEĞİŞİM dergisi adına haber amaçlı kamera kaydı almak maksadı ile orada bulunduğunu, söz konusu basın toplantısını kimin yada kimler tarafından düzenlediğini bilmediğini, sadece çalıştığı dergi adına haber toplamak amacı ile orada bulunduğunu, kayıt ettiği görüntüleri kullanmadığını, dergiye teslim ettiğini, yaptığı bu işten ücret aldığını,

Özgeçmişini anlatırken 2006 yılında askerden terhis olduktan sonra bu dergide çalışmaya başladığını ve bu dergide bir sene kadar çalıştığını beyan ettiği, ancak bahse konu eylemin 2005 yılında Fatih Camisi avlusunda gerçekleştiği hatırlatılarak ifadelerindeki çelişkiyi nasıl açıklayacağının sorulması üzerine, 2004 Şubat sonunda askere gittiğini, 15 ay askerlik yaptığını, 2005 mayıs sonu veya Haziran başı terhis olduğunu, birkaç ay bir işte çalışmadığını, daha sonra 2005 yılının son aylarına doğru KÖKLÜ DEĞİŞİM isimli dergide çalışmaya başladığını, geçmiş zaman olduğu için tarihleri tam olarak hatırlamadığını, o dönemde bahse konu dergide çalışmakta olduğunu, kendisine isnat edilen suçlamaları kabul etmediğini, fikir yapısı olarak muhafazakar bir insan olduğunu ancak hiçbir şekilde legal ya da illegal bir oluşum içerisinde olmadığını, münferit olarak sade bir hayat yaşadığını, kendisine yöneltilen hiçbir isnat ile ilgisinin bulunmadığını” beyan etmiştir.


b. Savcılık İfadesinde özetle:

“..Emniyet ifadesini tekrar ettiğini, kendisinin Ergenekon veya Hizbul Tahrir isimli örgütle hiçbir alakasının bulunmadığını, ancak 2003 yılında Hizbut Tahrir örgütü ile ilgili olarak yakalandığını ancak yargılanması sonucunda beraat ettiğini, kendisi ile birlikte yakalanan Kurtça Bektaş, Süleyman SOLMAZ ve Rıfat YILDIRIM’ı tanıdığını, bu kişilerin arkadaş çevresinden olduğunu, diğer kişileri tanımadığını, Neriman AYDIN isimli kişinin bilgisayarında ele geçen Hizbut Tahrir örgütü ile ilgili not ve yazılarla alakasının bulunmadığını, Köklü Değişim isimli yayınevinde çalıştığını, buradan çıkan kitapları para karşılığı sattığını, yukarıda isimlerini verdiği arkadaşları ile bir iki iftar yemeğinde buluştuklarını ayrıca kendilerine aile ziyaretlerinde bulunduğunu ancak burada kendilerine hiçbir şekilde Hizbut Tahrir ile ilgili CD ya da kitap vermediğini, bu yöndeki beyan ve suçlamaları kabul etmediğini, bu toplantı ve yemeklere Engin ve Kazım isimli şahısların katılmadığını, bu kişileri tanımadığını, emniyette verdiği ifadesinin doğru olduğunu, hiçbir örgütle ilgisinin bulunmadığını” beyan etmiştir.


c) Sorgusunda :

“Suçlamayı kabul etmediğini, Hizbut Tahrir Terör Örgütü üyesi olmadığını, bu örgütle alakasının bulunmadığını, Kurtca Bektaş, Rıfat Yıldırım, Süleyman Solmaz'ı tanıdığını, arkadaş çevresi olduğunu, şüpheli Neriman Aydın isimli şahsın bilgisayarında ele geçirilen Hizbut Tahrir ile ilgili not ve bilgilerden haberinin olmadığını, yukarıda isimlerini söylediği arkadaşları ile iftarlarda ve aile ortamlarında birlikte olduklarını, güncel konularda sohbetleri olduğunu, birlikte olduğu bu arkadaşlara kitap ve cd vermediğini, köklü değişim yayınevinin dergi ve kitaplarını para karşılığı sattığını, cep telefonu kullandığını ancak şuan numarasını hatırlamadığını,beyan etmiştir.



3- Evrakı tefrik edilen şüpheli Mahmut Oğuz KAZANCI


Şüpheli Mahmut OĞUZ KAZANCI Emniyette susma hakkını kullanmıştır.

Savcılık İfadesinde özetle:

“…Kayınbiraderi Süleyman Solmaz’ı tanıdığını, Süleyman’ın üç arkadaşı bulunduğunu, daha önce onları gördüğünü, Rıfat Yıldırım, Kurtca Bektaş ve Rıza Demir’i Süleyman Solmaz’ın yanında gördüğünü” beyan etmiştir.


4- Evrakı tefrik edilen Şüpheli Rıfat YILDIRIM:

Şüpheli Rıfat YILDIRIM Emniyette susma hakkını kullanmıştır.


a) Savcılık İfadesinde özetle:

“…kendisinin geçen sene ramazan ayında Kazım abi diye hitap edilen soyadını bilmediği bir şahısla Süleyman vasıtasıyla tanıştığını, Süleyman SOLMAZ, Kurtça BEKTAŞ ve Rıza DEMİR ile çocukluk arkadaşı olduklarını, Kazım isimli şahısla Süleyman isimli arkadaşının evinde verdiği bir iftar davetinde tanıştıklarını, önce arkadaş konularında daha sonra dini konularda sohbet ettiklerini, ardından bu sohbetlerin devam ettiğini, haftalık ya da 15 günlük periyotlarla bu ekiple bir araya geldiklerini, oturduklarında dini dergilerden okuduklarını, 4 ay kadar önce bir sohbetlerinde Kazım isimli şahsın “Hizbul tahrir” olduğunu söylediğini, bu şekilde öğrendiğini, ardından kendisine sorduğunu, internetten araştırdığını, amacının hilafeti getirmek olan bir örgüt olduğunu öğrendiğini, dini konularda kafaları örtüştüğü ve anlaştıkları için sohbetlerinin devam ettiğini, bu sohbetlerinin birinde (5 ay kadar önce) Kazım isimli şahsın getirdiği Mahmut OĞUZ isimli şahıs ile tanıştıklarını, bu şahsın da sohbetlerine devam etmeye başladığını, kendisinin “Köklü Değişim” isimli bir dergi bulundurduğunu, kendisine de birkaç defa bu dergiyi sattığını, diğer arkadaşlarına satıp satmadığını bilmediğini, bu dergide daha çok normal dini konular bulunduğunu, toplantılarına özel bir isim vermediklerini, normal arkadaş sohbeti tarzında olduğunu, kimin evi müsaitse ona göre bir araya geldiklerini, eşlerinin de geldiğini, ancak onların ayrı sohbet ettiklerini, isimlerini verdiği şahıslarla tanışıklığı olduğu için bunlarla telefonla da görüştüğünü,


Bu toplantıları kendisinin organize etmediğini, ancak arkadaşlarıyla konuşup karar verdiklerini, Rıza’nın kendisine “Hiz.şey” derken toplantılarını ve hizbul tahrir bağlantılarını kastettiğini, kendisinin gerek Mahmut abinin gerekse Kazım abinin hizbul tahrirci olduğunu bildiğini, çünkü sık sık sohbetlerinizde bundan bahsettiklerini, ancak üye olup olmadıklarını, üye iseler konumlarını bilmediğini,


1 adet 56 sayfadan oluşan Mescidi Aksadan Bir Nisrun Doğuşu: Huzbut-Tahririn Yola Çıkışı isimli Hizbu-t Tahrir’ in anlatıldığı kitapçığı kimden aldığı ve Hizb-ut Tahrir ile ilişkisini açıklaması istendiğinde;

“Bu kitabı da bir toplantıların Mahmut Oğuz’un getirdiğini, kendisinden para ile satın aldığını, kendisinin meraktan bu ekibin içerisinde yer aldığını, sempatizanı veya üyesi olmadığını, ancak toplantılarına ve sohbetlerine katıldığını..”

Son olarak “Hizbut tahrir isimli örgütü Kazım abisi ve Mahmut Oğuz abisi vasıtasıyla tanıdığını, bu örgütün amacının hilafeti getirmek olduğunu, bu amaçla daha çok Mahmut abisinin yönlendirmeleri ve belirlemeleriyle haftalık ya da on günlük periyotlarda ev toplantıları yaptıklarını, bu toplantılara da Mahmut abisinin Köklü Değişim isimli dergiyi ve bazen farklı kitap ve broşür getirip dağıttığını, merak ettiği için internetten bu örgüt ile ilgili sitelere girerek bazı yazıları indirdiğini…” beyan etmiştir.


5- Evrakı tefrik edilen Şüpheli Rıza DEMİR:

a) Emniyet İfadesinde özetle:

2007 senesinin Ramazan ayında Süleyman SOLMAZ isimli arkadaşının iftar yemeği verdiğini, kendisinin de bu iftar yemeğine katıldığını, yemekte Kurtça BEKTAŞ, Rıfat YILDIRIM, Engin …?, Ali..? isimli şahısların olduğunu, yemekte sohbetleri devam ederken ne iş yaptığını bilmediğini, Süleyman SOLMAZ’ın babasına ait nakliye firmasında çalıştığını bildiği Engin..? isimli şahıs “İslami sohbetler veren bir tanıdığım var, isterseniz onu çağırıyım konuşun, sormak istediğiniz şeyler varsa sorun” dediğini, kendilerinin de “çağır” dediklerini, yaklaşık 1 saat sonra Kazım…? İsimli şahıs Süleyman SOLMAZ’ın evine geldiğini, birkaç saat kendisiyle dini konularda sohbet ettiklerini, Engin isimli şahıs haricindeki arkadaşlarının Kazım..? ı orada tanıdıklarını, Kazım..? sohbetin sonunda “bu sohbetleri isterseniz devamlı birimiz evinde yapalım” dediğini, kendilerinin de kabul ettiklerini, sohbetlerini dönüşümlü olarak Kurtça BEKTAŞ, Süleyman SOLMAZ ve kendisinin evinde dönüşümlü olarak 5-6 sohbet yaptıklarını, sohbetlerinin içeriğinin dini konularla ilgili olduğunu, bunun haricinde hiçbir konunun işlenmediği, söylenmediğini, en son katıldığı sohbette Kazım…? “okuyun, burada Hizbut Tahrir’den bahsediyor, haftaya gelin bunları işleriz, Hizbut Tahrir ile ilgili kafanıza takılan bir şey olursa sorarsınız, ben size anlatırım” diyerek kendisine üzerinde Hizbut Tahrir yazılı kitap ve CD verdiğini, kendisi kitap ve CD’yi evine götürdüğünde babasının kitap ve CD’yi görüp bunların ne olduğunu sorduğunu, kendisinin de ona “Kazım abi verdi, bu cemiyete bağlıymış” dediğini, babasının da “ben bunları biliyorum, yasal bir yer değilmiş” dediğini ve internetten Hizbut Tahrir’i araştırarak kendisine gösterdiğini, kendisinin de internette Hizbut Tahrir’in terör örgütü olduğunu orada gördüğünü, Bundan sonra sohbetlerinin olmadığını, kitap ve CD’yi de attığını zannediyor olduğunu, ancak ikametinde polis tarafından yapılan aramada bulunduğunu, bunların varlığından haberinin olmadığını, varlığını unutmuş olduğunu, bunun haricinde sohbetlerine kimseyi davet etmediğini” beyan etmiştir.


b) Savcılık İfadesinde özetle:

Kendisi ile birlikte yakalanıp gözaltına alınan Süleyman SOLMAZ, Kurtça BEKTAŞ, Rıfat YILDIRIM’ın arkadaşları olduğunu, ayrıca Mahmut Oğuz KAZANCI’yı iki kere gördüğünü, arkadaşı Süleyman’ın eniştesi olduğunu,

Evinde ve işyerinde yapılan aramalarda Hizbul Tahrir Örgütü ile ilgili kitap ve CD ele geçtiği hususunun doğru olduğunu, 1 yıl öncesi arkadaşı Süleyman SOLMAZ’ın iftar yemeği verdiğini, kendisinin de gittiğini, sohbet sırasında Engin isimli bir şahsın geldiğini ve dini konularda kendileri ile sohbet etmeye başladığını, daha sonra Engin isimli bu şahıs şüphelilerin sohbetine Kazım isimli şahsıda davet ettiğini, birkaç kez bu şekilde sohbet olduğunu, daha sonra Kazım’ın kendisine kitap ve CD’leri verdiğini, bunların Hizbul Tahrir ile ilgili olduğunu, bunları eve götürdüğünü, babasının bunların ismini gördüğünü ve bunlardan uzak dur bunlar yasadışı şeylerdir dediğini, bu kişilerle görüşmesini yasakladığını, kendisinin de o günden beri artık o toplantılara gitmediğini, bu CD ve kitaplarda evinde ve işyerinde kaldığını, ancak bunları okumadığını, içeriğini de bilmediğini, hatta bunlar bulunana kadar bunları attığını sandığını,

             Şüphelinin ikametinde yapılan aramada;

-(1) adet Hizb-ut Tahrir isimli kitap,

-(1) adet Hizb-ut Tahrir isimli Cd,

-(1) adet üzerinde “İSLAMİ HİLAFET NİZAMININ ŞER’İ ESASLARI-Köklü Değişim” yazılan Köklü Değişim yayıncılık tarafından basımı yapılan kitap,

-(1) adet üzerinde “Cehenneme götüren ameller” yazılı CD bulunarak el konulması üzerine Hizbut Tahrir isimli kitap ve CD’leri ne şekilde temin ettiği ve bu kitapları bulundurmasındaki amacının ne olduğu sorulduğunda;

“Cehenneme götüren ameller isimli CD’yi ve İslami Hilafet Nizamının Şeri Esasları isimli kitabı kendisine Rıfat isimli arkadaşının bıraktığını, kendisinin de CD’yi ve kitabı Ulus’taki işyerinin çekmecesine koymuş olduğunu, nereye koyduğunu tam olarak hatırlamadığını, Kitap ve CD’nin yasak olduğunu bilmediğini, bunun da yasak olduğunu bilmediğini…” beyan etmiştir.


           Şüpheli Süleyman SOLMAZ Emniyet İfadesinde özetle:

“Hizbut Tahririn terör örgütü olup olmadığını bilmediğini, Hizbut Tahririn ne anlama geldiğini de bilmediğini, ancak bahsettiği dergilerde ve evinde bulunarak el konulan dergi kitap ve dokümanlarda hizbut Tahririn isminin geçtiğini, bu doküman, dergi ve kitapları Mahmut OĞUZ’un getirip kendilerine dağıttığını, diğer arkadaşlarında da bu kitaplardan olduğunu, beyan etmiştir.

Şüpheliye Neriman AYDIN’ın ikametinden Hizbut-tahrir örgütü ile ilgili kitap ve yayınların ele geçirildiği, bu yayınlardan HİZBUT TAHRİR isimli kitap hakkında, Ankara 1 No’lu DGM’nin 17.01.2003 tarih 2003/82 sayılı kararı ile toplatma ve el koyma kararının olduğu, bu kitap ve yayınlar Neriman AYDIN’a sorulduğunda, kendisinin bilgisi ve ilgisinin olmadığını, söz konusu kitapları askeri personel Mehmet Ali ÇELEBİ’nin getirdiğini beyan ettiği hatırlatılarak; Mehmet Ali ÇELEBİ’nin bu kitapları şüpheliden alıp almadığı sorulduğunda:

“Doğru olduğunu, yukarıda da bahsettiği gibi kendisinin Mehmet Ali ÇELEBİ’ye hadis kitapları ve bazı dergiler vermiş olduğunu, hatta şuanda hatırladığını, dini içerikli bazı CD’leri de bu şahsa vermiş olduğunu, verdiği dergiler içerisinde Hizbut-Tahririn de isminin geçtiğini, muhtemelen Neriman AYDIN isimli şahıstan el konulan dergi ve dokümanların kendisinin Mehmet Ali ÇELEBİ’ye verdikleri olabileceğini, beyan etmiş,

Şüpheliye bir başka şüpheli Neriman AYDIN’ın bilgisayarında, Hİzbuttahrir örgütüne ait olduğu değerlendirilen çok sayıda isimlerin yazdığı toplam (8) sayfadan oluşan liste yine şüpheli Neriman AYDIN’ın ikametinde yapılan aramada, ele geçirilen bir not kağıdında, üst kısmında “Hizbut Tahrir”, bunun altında da, “Süleyman” “Ulus kiler çarşı girişindeki Türkcell telefoncu Rıza arkadaşı” “Keçiören sanatoryum konuşma yerleri” “Her hafta toplantı yapılıyor, ayda bir büyük toplantı” “Aşama aşama hazırlık” “Senin bu kitaba geçmen için altı ayın var” “Bu iş için hiçbir şey talep etmeyen hocalarımız var” “CD ler kalabalık ortamda izleyin” “Telefonda kayıtları sayı olarak yapıyorlar 11 numara 7 numara gibi” yazdığı hatırlatılarak ve bu doküman Neriman AYDIN’a sorulduğunda, söz konusu dokümanın taksici tarafından Mehmet Ali ÇELEBİ ye verilen doküman olduğunu beyan ettiği hususları da hatırlatılarak; bu dökümanlardan haberinin olup olmadığı ve Mehmet Ali ÇELEBİ’nin bu dökümanları kendisinden temin edip etmediği sorulduğunda;

Neriman AYDIN’ı tanımadığını söylediğini, kendisine bu okunan notların yazdığı belgenin gösterildiğini, bu yazıların kendisine ait olmadığını, fakat yazı içerisinde geçen konuları Mehmet Ali ÇELEBİ’nin kendisine sormuş olduğunu, kendisinin de cevaplamış olduğunu, zannettiğine göre kendisinin ona verdiği cevapları not olarak yazmış olduğunu, bu şahsın neden bu şekilde not aldığını bilmediğin, ancak Mehmet Ali ÇELEBİ ile görüşmelerinde kendisinden istemiş olduğu hadis kitaplarını işi çıktığı takdirde Ulus Kiler çarşı girişindeki Turkcell telefoncusunda çalışan arkadaşı olan Rıza DEMİR’e bırakabileceğini onun da oradan almasını söylemiş olduğunu, ancak Mehmet Ali ÇELEBİ ile daha sonra buluştuklarını, kitap ve dergileri elden teslim ettiğini, Keçiören Senatoryum’un yakınında Kurtça BEKTAŞ’ın evinin bulunduğunu, Mehmet Ali ÇELEBİ ile tanışması sonrasında kendisine gelebileceğini söylemiş olduğunu, toplantı ve sohbet için Kurtça BEKTAŞ’ın evini tarif etmiş olduğunu, anlaşıldığı üzere Mehmet Ali ÇELEBİ’nin bu konuları Neriman AYDIN’a anlatmış ve o da kendisine okunan notları almış olabileceğini, yoksa kendisinin Neriman ile herhangi bir ilişkisinin olmadığını, yine notlarda belirtilen “Ayda bir büyük toplantı konusunun da”, kendi yakın çevrelerinde sohbetleri haricinde bazen büyük toplantılar yapmakta olduklarını, bu toplantılara 9-10 kişinin katılmakta olduğunu, herkesin kendi arkadaş çevresini toplantılara davet ettiğini bu şekilde toplantıların gerçekleştiğini, toplantılara katılan diğer şahısların isimlerini hatırlamadığını, toplantıları Mahmut OĞUZ’un yönetmekte olduğunu, notlarda geçen diğer konulardan bilgisinin olmadığını, beyan etmiş,

Neriman AYDIN’dan ele geçirilen HİZBUTTAHRİR ile ilgili kitap ve yayınların aynıları, şüpheliden ve birlikte yakalanan diğer şüpheliler Kutça BEKTAŞ, Rıza DEMİR ve Rıfat YILDIRIM isimli şahıslardan da ele geçirilmesi üzerine söz konusu kitap ve yayınları kim ya da kimlerden temin ettikleri, amaçlarının ne olduğu sorulduğunda:

Yukarıda beyan ettiği gibi bu dergi kitap ve dokümanları Mahmut OĞUZ’un kendilerine getirdiğini, onun nereden temin ettiğini bilmediğini, bahsedilen toplantılarda amaçlarının dini sohbetler yapmak olduğunu, bunun haricinde hizburtahrir örgütüyle kendisinin bir ilgisinin olmadığını, Mahmut OĞUZ’un bu yönde herhangi bir telkinin de olmadığını, Mahmut’un bu örgüt içerisinde yer alıp almadığı konusunda bir bilgisinin olmadığını, beyan etmiş,

b) Şüpheli Süleyman SOLMAZ Savcılık İfadesinde özetle:

Ankara’da şoförlük yaptığını, herhangi bir dernek ve parti üyeliğinin olmadığını, kendisi ile birlikte yakalanan Kurtça BEKTAŞ, Rıza DEMİR, Rıfat YILDIRIM ve Mahmut OĞUZ’un çocukluk arkadaşı olduğundan tanıdığını, Mahmut Oğuz KAZANCI’nın da eniştesi olduğunu, Hizbut Tahrir örgütü ile de hiçbir ilgisinin bulunmadığını, Mehmet Ali ÇELEBİ ile tanışmasının taksisine binmesi sebebiyle olduğunu, Mehmet Ali ÇELEBİ’nin kendisini muhasebeci olarak tanıttığını, dini konulara çok meraklı olduğunu, O’nu evine taksisiyle bıraktığını, daha sonra da kendisi ile buluşup O’na hadis kitapları verdiğini, başka bir görüşmesinin olmadığını, 0535 251 05 66 numaralı telefonu kullanmakta olduğunu, bu telefonla ilgili olarak kendisine okunan iletişim tespit tutanaklarının kendisine ait olduğunu, ancak bunlarda suç veya suç unsuru olmadığını, genelde dini içerikli konuşmalar olduğunu, kendisinin eskiden uyuşturucu kullandığını ancak artık kullanmadığını, eskiden uyuşturucu kullandığından ve bundan kurtulmak için biraz dine ağırlık verdiğini olayın bundan ibaret olduğunu, kendisinin gerek Hizbul Tahrir gerekse Ergenekon örgütü ile hiçbir ilgi ve alakasının bulunmadığını” beyan etmiştir.

c) Şüpheli Süleyman SOLMAZ Sorgusunda:

“Ergenekon terör örgütü ve Hizbut Tahrir Terör Örgütüyle ilgi ve alakasının bulunmadığını, şüphelilerden Mehmet Ali Çelebi'nin Kızılay'da taksi şoförlüğü yaparken arabasına müşteri olarak bindiğini, Mamak Boğaziçi’ne kadar götürdüğünü, o sırada sohbet ettiklerini, normal hayattan sohbet ederken dini konulardan sohbet ettiklerini, kendisinin bu konularla ilgisini olduğunu söylediğini, Mehmet Ali Çelebi’nin kendisinden okumak için kitap istediğini, kendisinin de O’na hadis ve ayet kitapları verdiğini, telefonla mesajlaştıklarını, kitaplarını getireceğini söylediğini ancak amcasında olduğunu söylediğini, getiremediğini, Kurtça Bektaş, Rıza Demir, Rıfat Yıldırım’ın çocukluk arkadaşı olduğunu, Mahmut Oğuz ile sonradan tanıştığını, bu arkadaşlarla birlikte evlerinde bir araya gelip kuran okuduklarını, hadis okuduklarını, kendisinin Hizbut Tahrir Örgütü ile ilgili bilgisinin bulunmadığını, burada öğrendiğini, suçlamaları kabul etmediğini,

7-Şüpheli Noyan ÇALIKUŞU

           Savcılık ifadesinde özetle:
           “Hizbuttahrir örgütünü bilmediğini, bundan yaklaşık 5-6 ay önce Mehmet Ali ÇELEBi isimli arkadaşının bir taksiye bindiğini, taksicinin sakallı tipsiz biri olduğunu ve kendisine “Türkiye Cumhuriyeti 100. Yılını görmeyecek” demiş olduğunu, bunun üzerine Mehmet Ali’nin kendisini tanıtmadan adamı konuşturmuş olduğunu, bu adamın Hizbitttahrir örgütünden bahsetmiş olduğunu, sonra Mehmet Ali’nin durumu kendilerine anlattığını, bu şahısla Ankara Anafartalar çarşısının karşısındaki cep telefonu dükkanında buluştuklarını, kendilerinin devletin subayı olarak istihbaratçı olmasalar da zararlı bir tehdit olarak gördükleri bu örgüt hakkında bilgi toplamak için kimliklerini açıklamadan bu şahısla görüştüklerini, daha doğrusu kendisinin uzakta durduğunu, Mehmet Ali ÇELEBİ’nin görüştüğünü, kendisine Hizbutahrirle ilgili dokümanlar verdiğini, kendilerinin bu dokümanları incelediklerini CD lere baktıklarını, tamamen Türkiye Cumhuriyeti ve Mustafa Kemal aleyhinde aşırı dinci irticai bir faaliyet olduğunu tespit ettiklerini, Kemal AYDIN’ın da bu işten haberinin olduğunu, 
           8-Şüpheli Mehmet Ali ÇELEBİ

Savcılık ifadesinde özetle;

“Hizbuttahrir ile bir alakasının olmadığını, istihbaratçı olduğunu, istihbarat amacıyla hareket ettiğini, o örgütü çökertmek için devlete yardımcı olmak düşüncesinde olduğunu, bu anlamda Ankara'da taksicilik yapan Süleyman Solmaz adlı biri aracılığıyla kendi mesleğini belirtmeden görüştüğünü, onlardan kitap aldığını, bunları şüpheli Kemal Aydın’a kendisinden bu konuda görüş almak için gösterdiğini, Kemal’in bunu incelerken tutuklandığını,

Şüpheli Neriman Aydın'ın ikametinden ele geçen hakkında Ankara 1 nolu DGM'nin 17.01.2003 tarih 2003/82 sayılı kararı ile toplatma ve el koyma kararı olan “Hizbuttahrir” isimli kitap hakkında sorulduğunda:

Bu kitapları onlardan görüş almak için götürdüğünü, öncelikle komutanlarına götürmeme sebebinin kendilerinin bilge insan olmaları dini konuları çok iyi bilmeleri ve tehlikeleri söyleyip bu konuda kendisini aydınlatmaları olduğunu,

Şüpheli Neriman'ın bilgisayarında çıkan ve Hizbuttahrir örgütüne ait olduğu değerlendirilen toplam 8 sayfadan oluşan çok sayıda isimlerin yazılı olduğu listeyi Neriman’ın bilgisayarına kendisinin yüklemediğini, sadece iki kişinin ismini verdiğini, bu devletin araştırması olabileceğini,

“toplantı", "Aşama aşama hazırlık", "Senin bu kitaba geçmen için altı ayın var", "Bu iş için hiçbir şey talep etmeyen hocalarımız var", "CD leri kalabalık ortamda izleyin", "Telefonda kayıtları sayı olarak yapıyorlar 11 numara 7 numara gibi" yazan notların kendisine ait olduğunu, taksicinin vermediğini, onların yapısını gizlice araştırdığını,

Şüpheli Kemal Aydın ve Durmuş Ali Özoğlu’nun yaptıkları görüşmede; Kemal'in "Benim Özel Kuvvetlerim, Hizbuttahrir’in belgelerini falanı filanı topladı valla…taksici şoförle konuşurken Hizbuttahrirci olduğunu anladı, telefonunu aldı ondan o bizim çiroz…Ondan sonra o Noyan’la birlikte Cumartesi Pazar kayda aldılar resimlerini çektiler adamın” dediği, Durmuş Ali’nin "Mehmet Ali mi becerdi bu işi" dediği, Kemal'in de "He Mehmet Ali, abi ben sana söyliyim o çocuk valla geleceğin genelkurmayı" dediği konuşmayla ilgili olarak sorulduğunda; belgeleri onun için temin etmediğini, ondan emir almadığını, kendisine verdikten sonra konuyu Durmuş Ali'ye anlattığını, kendisini Özel Kuvvetler ve kurmaylığa yönlendirdiği için, öyle olmalarını istediği için öyle konuşmuş olabileceğini, onların resimlerini Noyan’la birlikte cep telefonuna çektiklerini, CD' ye aldıklarını, aradan 2 aylık süre geçmiş olduğu halde bu kadar uzun süre konuyu komutanlarına iletmemesinin nedeninin konunun olgunlaşmasını beklemesi olduğunu, beyan etmiş,

Süleyman Solmaz’a "Abi arkadaşların gelmeleri yarın belli olacak ev değil de kizilayda" şeklindeki telefon mesajını kendisinin çektiğini, evde görüşmek tehlikeli olacağı için Kızılay'da bir yerde görüşmek istediğini, güvenlik için yanına birkaç arkadaşı da alacağını söylediğini, o arkadaşının Noyan olduğunu başka bir arkadaşı da alacağını,

Süleyman’ın kendisini ısrarla eve sohbete çağırdığını, onu reddettiğini, Noyan’la yaptığı görüşmede; Noyan’ın "buluşacan mı o elemanlarla" dediği, kendisinin “o elemanlar ev olmazsa olmaz diyolar kızılay olmaz diyolar…Dışarı çıkıyom ben Kemal amcayı görürsem öyle..Olmazsa eve giderim" dediği konuşmayla ilgili olarak; orada Kemal abi ile görüşüp olmazsa eve giderim derken Kemal beyin evine gideceğini kastettiğini, Hizbuttahrircilerin evine gitmeyi kastetmediğini.” beyan etmiştir.


9-Şüpheli Kemal AYDIN:

a) Emniyet İfadesinde özetle:

“… 12.05.2008 günü Saat:21.15’ de Durmuş Ali ÖZOĞLU isimli şahısla yaptığı telefon görüşmesinde; Kendisinin “BENİM ÖZEL KUVVETLERİM HİZBUT TAHRİR TAHRİR İN BELGELERİNİ FALANİ FİLANI TOPLADILAR VALLA, Noyanla birlikte pazar günü cumartesi pazar kayda aldılar resimlerini çektiler adamın tamam saydamları aldılar dergileri aldı geldi dediği, Durmuş’ un Mehmet Ali mi becerdi bu işi, o çocuk valla geleceğin genel kurmayı dediği, kendisinin “RESİM NASIL YIKACAKLAR TÜRKİYE CUMHURİYET DEVLETİNİ NASIL YIKACAKLARMIŞ FALANI FİLANI YANİ SENİ BEKLİYOR” dediği, devam eden görüşmede kendisinin “kaliteli çocuklar BAŞKALARIDA VAR YOK ÇOK GÜZEL HARBİYEDE ÇOCUKLAR VAR FENA, Sen yanındaki dava arkadaşlarını silah arkadaşlarını çok öpüyorum” dediği

“Mehmet Ali ÇELEBİ’nin pilot teğmen olduğunu, bu şahsın kendisinin yanına gelip gitmekte olduğunu, bu şahsın taksi ile giderken taksi şoförü olan diğer şahsın Hizbut Tahrir isimli bir yere kendisini davet etmiş olduğunu, Mehmet Ali ÇELEBİNin kendisine bunu anlattığını, kendisinin de ona görüşmesini söylediğini, bu taksici olan şahsın ona Hizbut Tahrir’e ait tanıtım amaçlı belge ve CD’ler verdiğini ve bu şahsı toplantı amacı ile ikametlerine çağırmış olduğunu, ancak Mehmet Ali ÇELEBİ’nin bu Hizbut Tahrir isimli örgütün elamanlarının ikametlerine gitmeyip aldığı belgeleri kendisine getirdiğini, Noyan ÇALIKUŞU ve Mehmet Ali ÇELEBİ’nin buluşma esnasında buluşmaya gittikleri şahısların fotoğraflarını çekmiş olduklarını, bunun üzerine kendisinin de basın işleri ile uğraştığı için Durmuş Ali ÖZOĞLU isimli şahsı aradığını ve bu belgeleri görmesini istediğini, görüşmenin içeriğinin bununla ilgili olduğunu, Durmuş Ali ÖZOĞLU’ na ‘seni bekliyorlar’ sözü ile belgeleri kast ettiğini, ‘benim özel kuvvetlerim’ sözü ile Mehmet Ali ÇELEBİ isimli şahsı kast ettiğini ve bu sözü de Hizbut Tahrir’in belgelerini aldığı için söylediğini, bu belgelerin içeriğine bakmadığını, beyan etmiş, 

b) Şüpheli Savcılık İfadesinde özetle:

“Mehmet Ali Çelebi isminde helikopter teğmeni olan şahısla Harp Okul 3.sınıftan itibaren aile dostu olan Noyan Çalıkuşu vasıtasıyla tanıştığını, halen görüştüğünü, gelip evinde misafir olduğunu, evinde kaldığını, kendileriyle dünya ve Türkiye üzerine bildiklerini konuşup, paylaştıklarını, ayrıca Hava Harp okulundan isimlerini hatırlayamadığını, 8-10 kişi olan çocuklar kendisinin oturduğu evine, kahveye geldiklerini, oturup sohbet ettiklerini, Noyan ve Mehmet Ali dışındakilerin evinde kalmadıklarını, kendisinin bir abi, amca olarak kendilerine nasihat ettiğini, Mehmet Ali'nin bir taksi şoförü ile yaptığı seyahat sırasında Hizbüt Tahrir ile ilgili sohbet ettiklerini, taksi şoförünün kendisine Hizbüt tahrir örgütünden bahsetip telefon numarasını vermiş olduğunu, kendisine gelip anlattığını, kendisinin de onların toplantısına gitmesinin konumuyla uygun olmayacağını, eve gitmemesini, dışarıda buluşmasının uygun olacağını söylediğini, dışarıda buluştuklarını, o buluşma sırasında kendisine Hizbüt Tahrir ile ilgili broşürler ve bir kaç tane CD verdiklerini, onları kendilerine getirdiğini, kızkardeşi olan Neriman'ın kaldığı evde bulunan broşür ve CD'lerin bunlar olduklarını, kendisinin de bu bilgilerden Durmuş Ali Özoğlu'na yayıncı olduğu ve Mehmet Ali ile Noyan'ı tanıdığı için telefonda bahsettiği, bu bilgilerden istifade edilip edilmeyeceğini sorduğunu, onun da Mehmet Ali ve Noyan'a iltifat ettiğini.” Beyan etmiştir.
           10-Şüpheli Neriman AYDIN:

Şüpheli Savcılık İfadesinde özetle:

“…Taksicinin çocuklara Hizbut Tahrir dergisi verip çocukları konferansa çağırmış olduğunu, kendisinin de onların gitmesini söylediğini, ama Kemal amcaları sakıncalı olur deyip göndermediğini, Hizbüt Tahrir kitabının evinden ele geçirildiğini…,  bu kitabı taksicinin Mehmet Ali Çelebi'ye vermiş olduğunu, onun da eve getirdiğini, bu kitaba hiç dokunmadığını, bu kitap hakkında toplatma kararı olduğunu bilmediğini, Hizbut Tahrir ile ilgili şifreli beyanlar içeren toplantılardan bahseden dokümanın da Mehmet Ali Çelebi'ye taksici tarafından verilen doküman olduğunu, kendisinin CD’leri görmediğini, kalabalık ortamda izlenmesini taksicinin yazmış olduğunu, bilgisayarında ele geçen Hizbut Tahrir üyesi olan kişilerin listesini kendisinin yüklemediğini Mehmet Ali Çelebi’nin yüklemiş olabileceğini, kendisinin Hizbut Tahrir örgütü ile herhangi bir ilgisinin olmadığını,” beyan etmiştir.
 HİZ-UT TAHRİR TERÖR ÖRGÜTÜ İLE ERGENEKON TERÖR ÖRGÜTÜ İLE BAĞLANTISI:


Yüksek Yargıtay’ın yerleşik kararlarına göre terör örgütü olduğu sabit olan Hizb-ut Tahrir terör örgütü ile Ergenekon terör örgütünü arasındaki tespit edilebilen bağlantılar aşağıda açıklanmıştır.

Toplanan delillere göre; Ergenekon terör örgütü mensuplarından Kemal AYDIN’ın muvazzaf subay olan Mehmet Ali ÇELEBİ ve Noyan ÇALIKUŞU ile bir araya gelerek toplantılar düzenlediği anlaşılmıştır.

M. Ali ÇELEBİ ile Selefi-Vehhabi görüşe mensup olduğu anlaşılan Kurtça BEKTAŞ ve Süleyman SOLMAZ’ın irtibatlı oldukları, şahısların her hafta arkadaş çevrelerinde düzenlenen sohbetlere katıldıkları, SOLMAZ’ın çevresine; “cihat amacıyla Filistin’e gitmeyi düşündüğünü ve kendisine eniştesinin (Mahmut Oğuz KAZANCI) tanıdıklarının yardım ettiğini” beyan ettiği,

Şüpheli Mehmet Ali ÇELEBİ’nin şüpheli Süleyman SOLMAZ ile irtibata geçtiği, bu şahıstan Hizb-ut tahrir le ilgili kitap, dergi ve CD aldığı, daha sonra bu dokümanların şüpheli Neriman AYDIN’ın evinde yapılan aramalarda ele geçirildiği anlaşılmıştır. Mehmet Ali ÇELEBİ’nin, Süleyman SOLMAZ ile olan irtibatı sırasında kendisini başka isimle tanıttığı, askeri personel olduğunu söylemediği ve muhasebeci olduğunu anlattığı tespit edilmiş olup, bu şahısla görüşmeler yaptığı ve toplantılar yapmak üzere sürekli telefonlaştıkları anlaşılmıştır.

Şüpheli Mahmut OĞUZ’un, 02.09.2005 tarihinde Fatih Cami avlusunda Cuma namazı çıkışında Hizb-ut tahrir örgütü tarafından düzenlenen gösteriye katıldığı tespit edilmiş ve bu konuya ilişkin fotoğraf ve tutanak dosyaya eklenmiştir

Şüpheli Neriman AYDIN’ın ikametinde bulunan belgeler arasındaki bir not kağıdında; “Hizbuttahrir” yazdığı, bunun altında da, “Süleyman” “Ulus kiler çarşı girişindeki Türkcell telefoncu Rıza arkadaşı”, “Keçiören sanatoryum konuşma yerleri”, “Her hafta toplantı yapılıyor, ayda bir büyük toplantı”, “Aşama aşama hazırlık” ,“Senin bu kitaba geçmen için altı ayın var”, “Bu iş için hiçbir şey talep etmeyen hocalarımız var”, “CD ler kalabalık ortamda izleyin”, “Telefonda kayıtları sayı olarak yapıyorlar, 11 numara 7 numara gibi” şeklinde yazılar olduğu görülmüştür. Not kağıdı Süleyman SOLMAZ’a sorulduğunda, kendisine ait olmadığını, ancak notta geçen bilgileri Mehmet Ali ÇELEBİ ye verdiğini beyan etmiştir.

Neriman AYDIN’ın İkametinde yapılan aramada (3) adet üzerinde yazar ismi yazmayan, “HİZB-UT HAHRİR’İN YOLA CIKIŞI” “HİTB-UT HARRİR” “SÜNNET KUR’AN GİBİ, TEFEKKÜR, SİYASET VE TEŞRİ İÇİN KAYNAKTIR” İSİMLİ HİZB-UT TAHRİR örgütü ile ilgili kitaplar bulunmuştur.

Şüpheliler Kemal Aydın ile Durmuş Ali Özoğlu’nun yaptıkları görüşmede, Kemal'in " Benim Özel Kuvvetlerim, Hizbuttahrir’in belgelerini falanı filanı topladı yalla…taksici şoförle konuşurken Hizbuttahrirci olduğunu anladı, telefonunu aldı ondan o bizim çiroz…Ondan sonra o Noyan’la birlikte Cumartesi Pazar kayda aldılar resimlerini çektiler adamın” dediği, Durmuş Ali’nin "Mehmet Ali mi becerdi bu işi" dediği, Kemal'in de "He Mehmet Ali, abi ben sana söyliyim o çocuk valla geleceğin genelkurmayı" dediği


Ergenekon terör örgütü hakkında yürütülen soruşturma kapsamında; 18.09.2008 tarihinde Mehmet Ali ÇELEBİ, Noyan ÇALIKUŞU , Süleyman SOLMAZ, Rifat YILDIRIM, Kurtça BEKTAŞ, Rıza DEMİR, Mahmut OĞUZ ve Mahmut Oğuz KAZANCI yakalanmış, Mahmut Oğuz KAZANCI serbest bırakılmış, Hizb-ut Tahrir ile bağlantılı diğer (5) şahıs ise tutuklanmıştır.

02 Eylül 2005 tarihinde İstanbul Fatih Camii avlusunda Hizbut Tahrir örgüt mensuplarının anayasal düzenin kaldırılarak yerine Raşid-i Hilafet Devletinin kurulmasına yönelik konuşma yaptıkları gösteriye katılan şahıslardan;


· Mustafa Türker GÜVEN’in sabit telefonunun Ergenekon soruşturmasında tutuklanan soruşturma aşamasında ölen Kuddusi OKKIR’ın cep telefonunda kayıtlı olduğu,

· Sedat TEMİZ’in GSM telefonunun Emekli Binbaşı sanık Fikret EMEK’in telefonunda kayıtlı olduğu,

· İsmail GÖRPÜZ, Bayram AKIN, Kirami KÜÇÜKADA, Uğur KANKUR’nın sabit telefonlarının SESAR Başkanı sanık İsmail YILDIZ’dan elde edilen hard disk içerisinde bulunan f rehber 2.xls isimli listede kayıtlı olduğu anlaşılmıştır.

Ergenekon Terör Örgütünün amacına ulaşmak için kullandığı yöntemlerinden biri olduğu bilinen, naylon terör örgütleri kurma, mevcut terör örgütlerine sızma, kontrol altında tutma ve amacı doğrultusunda kullanma faaliyetleridir.

Ergenekon terör örgütünün ana dokümanı olan; “ERGENEKON” belgesinin II. Bölümünde “istihbarat örgütleri ve politikalar” başlığı altında:


“TERÖR

21. yüzyılda en önemli sorunlardan birisi de "terör" olacaktır. Terör uluslararası jeo/ekonomik politikanın karıştırılmasında ve temel rol oynayacaktır. Türkiye için terör yalnızca toprak bütünlüğünün ortadan kaldırılabilmesi ve bölgesel istikrarsızlaştırma amaçlı değildir. Türkiye'nin ticaret ortaklarına yönelik terör; de-stabilizasyon yaratacak, böylece Türkiye'nin dış ticaretine büyük darbe vurularak, ticari platformda ticaret hacminin önünün kesilmesi sağlanmaya çalışılacaktır. Bu nedenle terör grupları mutlaka kontrol altında tutulmalı, gereğinde “naylon terör grupları” oluşturularak, terör dünyasına yön verilmeli ve güçlü istihbarat örgütlerinin kurguladığı oyunun içinde mutlaka yer alınmalıdır.”

Şeklinde terör ile ilgili olarak örgütün stratejisinin yazıldığı görülmüştür.


Ergenekon Terör örgütü davasında sanık olarak yargılanan Fikret Emek’in cep telefonunda Sedat TEMİZ’in İsmail YILDIZ’dan elde edilen hard disk içerisinde bulunan f rehber 2.xls isimli listede İsmail GÖRPÜZ, Bayram AKIN, Kirami KÜÇÜKADA, Uğur KANKUR’nın sabit telefonlarının kayıtlı olduğu görülmüştür.

           Ergenekon soruşturma kapsamında elde edilen örgütün yapılanmasına ilişkin belgeler, şahıslardan elde edilen deliller, dosya içeriğinde belirtilen bazı kişilere ait ifadeler, örgütün eylem şekilleri, değerlendirildiğinde ERGENEKON terör örgütünün, Hizb-ut tahrir terör örgütünü kontrol altına alarak yönlendirmeyi amaçladığı  tespit edilmiştir.


ÖRGÜTÜN SİYASİ PARTİLERİ YÖNLENDİRME ÇALIŞMALARI


Siyasi Partilere yön verilebilmesi için siyasilere suikast planlanması ya da Dez-Enformasyon yapılması,

        “ERGENEKON” dokümanının da 3/c) “POLİTİKALAR” başlığı altında; 21. yüzyılda dünya politikacılarını ve siyasetçilerini istihbarat örgütlerinin biçimlendireceği, dünyada var olabilmiş tüm sistemlerin, ülke çıkarları ve mevcut rejim ilkelerine aykırı ideolojilere ait siyasileri engellediği, bunu ise 1-Suikast, 2-Dez-Enformasyon yöntemleri ile yaptığı belirtilmiştir. Devamında Türk insanının okumadığı, kültürel anlamda dünya görüşü gelişmediği, bu nedenle kolayca kandırılabildiği, dolayısıyla Dez-Enformasyonun olumsuz olduğu, kişisel çıkarlar adına siyasete yönelmiş ve hedefe ulaşabilmek adına her şeyi mübah sayabilen siyasilerin engellenebilmesi için geriye kalan tek yolun SUİKAST olduğu, suikast operasyonlarına gerek duyulmaması için siyasi portrelerin çok ciddi biçimde analiz edilmesi gerektiği,  ideallere uygun siyasilerin seçim kampanyaları organize edilerek parlamento da etkin ve güçlü bir biçimde yer alabilmelerinin sağlanması gerektiği, bu ve benzer faaliyetlerin tüm dünyada istihbarat örgütlerinin varlık ve görev nedenleri arasında yer aldığı vurgulanmıştır.


Sonuç olarak; Ergenekon Terör Örgütü kendisi gibi düşünmeyen, ya da örgütünün amaç ve hedefleri doğrultusunda çalışmayan siyasilerin ortadan kaldırması gerektiğini, bunun için de SUİKAST ve dez-enformasyon yöntemlerinin kullanılması,


          Suikast operasyonlarına gerek duyulmaması için de örgütün amaç ve hedefleri doğrultusunda çalışacak siyasilere her türlü desteği vererek parlamentoya girmelerinin sağlanması gerektiği belirtilmiştir.


           Ülkemizin yakın tarihine bakıldığında, çok defa siyasilere yönelik suikastlar düzenlendiği ya da bazı siyasilere yönelik yıpratma ve karalama kampanyalarının hazırlandığı görülmüştür. 


Düzenlenen suikastların bir kısmı trafik kazası gibi lanse edilirken bir kısmı da silahlı yada bıçaklı saldırı girişimi şeklinde olmuştur. Bu olayların bir kısmı engellenirken bir kısmının önüne geçmek mümkün olmamıştır. Bu olaylarla ilgili bir kaç örnek verecek olursak;


29 Mayıs 1977 de dönemin CHP Genel Başkanı Bülent Ecevit’e Çiğli'de yaptığı seçim gezisinde, kimliği belirsiz kişilerce suikast girişiminde bulunulmuş fakat Bülent ECEVİT bu olaydan yara almadan kurtulmuştur.


19 Temmuz 1980 de Eski Başbakanlardan Nihat Erim İstanbul'da uğradığı saldırı sonucu öldürülmüştür.


18 Haziran 1988 de dönemin Başbakanı Turgut ÖZAL, partisinin olağan genel kongresinde silahlı saldırıya uğramış ve hafif bir şekilde yaralanarak kurtulmuştur.


Ergenekon Terör Örgütü soruşturması sırasında, örgütün siyasilere yönelik gerçekleştirdiği bir SUİKAST ya da SUİKAST GİRİŞİMİ olayı aydınlatılmış değildir, fakat "ERGENEKON" dokümanındaki ifadelerden ülkemizde bu güne kadar meydana gelen bu olayların arkasında örgütün olduğu yönünde tereddütler oluşmuştur.


Soruşturma kapsamında elde edilen delillerden, Ergenekon Terör Örgütünün siyaset dünyasına yön vermek için, bir taraftan örgütün ideallerine aykırı hareket eden siyasi partileri bölmeye parçalamaya , liderlerini devirmeye ve diğer taraftan da örgütün amaç ve hedefleri doğrultusunda hareket edecek kişileri siyasi parti başkanlıklarına getirmeye yönelik çalışma yaptıkları tespit edilmiştir.


Ergenekon Terör Örgütünün Türkiye Büyük Millet Meclisinde grubu bulunan, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP), Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ve Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP)’ne yönelik faaliyetlerinin olduğu, bu çerçevede Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) liderlerini devirip yerlerine istedikleri kişileri getirmeye çalıştıkları, öte yandan da Adalet ve Kalkınma Partisi’ni de bölüp parçalamayı ve böylelikle hükümeti düşürmeyi hedefledikleri, sonrasında da örgütün idealleri doğrultusunda hareket edecek siyasilerden TBMM de grup oluşturmayı ve hükümette söz sahibi olmayı hedefledikleri görülmüştür.


Bundan sonraki bölümde örgütün bu faaliyetleri ayrı ayrı başlıklar altında detayları ve delilleri ile birlikte anlatılacaktır.

MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİNE YÖNELİK YÜRÜTÜLEN FAALİYETLER

           Soruşturma kapsamında elde edilen delillerden, ERGENEKON Terör Örgütünün Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet BAHÇELİ’yi devirip yerine Ümit ÖZDAĞ’ı getirmeye çalıştığı tespit edilmiştir.


MHP’nin Olağan genel kongresi 19 Kasım 2006 tarihinde yapılmıştır. 2004 yılında Sedat PEKER liderliğindeki suç örgütüne yönelik yapılan teknik takip çalışmaları sırasında ise, Ümit ÖZDAĞ’ın MHP Genel Başkanlığına getirilmesi için kongreden tam 2 yıl önce bizzat Veli KÜÇÜK tarafından gerekli çalışmaların başlatıldığı ve bu amaca ulaşmak için defalarca toplantılar yaptığı tespit edilmiştir.


Sonuçta yapılan çalışmalar tamamlanmış ve 4 Kasım 2006 günü Ümit ÖZDAĞ, ziyaret için gittiği Bingöl ilinde, MHP kongresinde Genel Başkanlığa aday olacağını açıklamıştır. Bu gelişme üzerine 5 Kasım 2006 günü Ümit ÖZDAĞ, ihraç talebi ile partinin Disiplin kuruluna sevk edilmiş ve 18 Kasım 2006 günü de partiden ihraç edilerek Genel Başkan adaylığı iptal edilmiştir.


İnternet ortamından temin edilen 15.11.2006 tarihli “Veli KÜÇÜK’ten Ümit ÖZDAĞ’a destek” başlıklı bir haberde; Ümit ÖZDAĞ’ın Veli KÜÇÜK ile ilimiz Ümraniye ilçesinde Princess salonunda verilen bir yemekte aynı masada yan yana oldukları, birbirlerine karşı samimi tavırlarla dikkat çektikleri, Ümit ÖZDAĞ’ın toplantıda yaptığı konuşmada Pazar günkü kurultaya katılacağını belirterek “Ben 19 Kasım’da orada olacağım, Kurultay salonuna girmekten korkmuyorum, bana karşı baskı ve tehditler var…..” şeklinde devam eden bir konuşma yaptığı görülmüştür.


Haberden de anlaşılacağı üzere, Ümit ÖZDAĞ Partiden ihraç edildiği ve Genel Başkan adayı olamayacağı halde, Kongre salonuna gideceğini ve orada olacağını, kurultay salonuna gitmekten korkmadığını ifade etmiştir.


Ümit ÖZDAĞ partiden ihraç edildiği halde Kongre salonuna gitmek istemesinin sebesi ise Mehmet Zekeriya ÖZTÜRK’den ele geçirilen belgeden çok iyi anlaşılmaktadır.


Ergenekon Terör Örgütü MHP’ye genel başkan yapamadığı Ümit ÖZDAĞ’ı bu kezde MHP’yi karıştırmak ve toplumda infial uyandıracak eylemler yapmak için kullanmayı planlamış, fakat alınan yoğun güvenlik önlemleri sayesinde istenmeyen olaylar engellenmiştir.


Elde edilen delillerden tüm bu faaliyetlerin bizzat Veli KÜÇÜK tarafından yönlendirildiği açıkça anlaşılmaktadır. Kayıt Sıra No :1096’da kayıtlı telefon görüşmesinde Veli KÜÇÜK “Ben Evet dedim mi Ümit hayır demez yani…” diyerek Ümit ÖZDAĞ’ı ne şekilde yönlendirdiği ve kontrol ettiği açıkça görülmektedir.


Bu gün gelinen noktada ise Ergenekon Terör Örgütünün MHP’nin yönetimini ele geçirmekten vazgeçmediği, kendileri gibi düşünmeyen ve amaçları doğrultusunda yönlendiremedikleri MHP Genel Başkanı Devlet BAHÇELİ’ye yönelik her türlü faaliyetlerini sürdürdüğü anlaşılmaktadır. Hatta örgüt yöneticisi Veli KÜÇÜK 2007 yılı içersinde yaptığı Kayıt Sıra No :1096’de kayıtlı telefon görüşmesinde “Bu DEVLET BAHÇELİ’NİN bu işten ayrılması lazım” “… bu kaldığı sürece… parti bitecek yani” “BU ADAMI PENCEREDEN AŞAĞI ATMADAN BU PARTİ KURTULAMAYACAK BUNDAN” diyerek her türlü niyet ve amacını açıkça ifade ettiği anlaşılmaktadır.


2004 yılında Sedat PEKER liderliğindeki suç örgütüne yönelik yapılan soruşturma sırasında iletişimin tespiti çalışmalarında, Kayıt Sıra No: 001203’te kayıtlı, 03.08.2004 günü saat :14.10’da Sedat PEKER ile Veli KÜÇÜK arasındaki telefon görüşmesinde özetle;

Veli KÜÇÜK’ün saat 20.30’da GÜLER…?’in yanına geleceğinden bahsettikten sonra “Yedide beni aradılar. Gene yedide şey gelecek. Bir yemek, dışarı söyledim. Oraya gelecek şey, Ümit ÖZDAĞ.” “Telefon etti. İlle de buluşalım falan diye. Ümit’le görüşecez. Ümit’le oturacaz, GÜLER’DE gelecek. Sekiz buçukta. GÜLER’LE oturup konuşacaz bazı şeyleri şimdi.” dediği, Sedat’ın “O beyefendilerden çok umutluyum Ağabey. Kendisini gıyabında tanıyorum ama beyefendiden çok umutluyum.” dediği, Veli’nin “ŞİMDİ BİZ BİR ÇALIŞMANIN İÇİNE GİRDİK. Ümit’len devamlı görüşüyoruz. Ben işte bak açık söyliyeyim gönlümden geçen neydi biliyor musun? Gönlümden geçen Muhsin’di. ….Muhsin’in kendisi için demiyorum. Partisi için götürecek şeyde değil, durumda değil.” “Onun için biz şimdi seni, onun için seni ısrarla arıyorum. Biz şimdi bir oluşum yaptık. Bu uğurda şeyde ben Yılma D…….. varya Yılma’yı tanırsın.” “Yılma D…….’ı çağırdım. Erzurum’dan Yılma D……. geldi. 4 – 5 kere buraya aldım. Burada görüştük. Şimdi tekrar buraya gelecek geçen gün Güven, tanır mısın Güven ağabeyi Güven SAZAK’ı” dediği ve Güven S…… ve Yılma D……. ile birlikte yemek yediklerinden bahsettiği, daha sonra “Bağlarbaşındaki yere epece bir yere bir hale getirdik. 350 metrekare bir yer Yılma’yı gönderdim. Yılma orada kaldı. Ben sana onun için bana iki tane beş tane adam getirdi. Yılma benim 3 – 5 kişim var güvendiğim sağlam okuyan yazar okuyanlar bu işi götürebilecek adamlar.” “Yeniçağ gazetesinden arkadaşlar ile görüştüm. Onlar hepsi tanıdıklarım dostlarım. Hele Hayri geldi şimdi Trabzon’dan” “Yayın kurulunun başına Hayri K….çok sevdiğim bir çocuk.” “E Yeniçağa, şey Ortadoğu gazetesinde Zeki var S……….” “Çok sevdiğimiz birisi o da. Bir şey yapacak. Biz şimdi bir oluşum sen az önce söylediğin bir şey varya Milli yol meselesinden bu o şekilde değil o şekilde olması senin aynen katılıyorum, sanki memlekete ihtilal olmuşta Türkiye parçalanmışta, dağa çıkacakmış gibi bir hava.” “Öyle bir şey. Amacımız o değil. Bizim amacımız o değil ya. Türkiye nereye gidiyor. Türk Milliyetçiliği ne oluyor. Niye bu meseleler oluyor falan… beni şimdi Amerika’ya tekrar çağırdılar. Gidecem Amerika’ya tekrar konferanslar vericem. Birkaç yerde bu konular ile ilgili.” dediği, Sedat’ın “Muhsin ağabey gerekirse ileriki zamanlarda ağabey Muhsin ağabeyi de bu yapının içersine dahi etme.” “Yani Muhsin ağabey öyle liderlik hırsı olan bir insan değil. Ülkeye faydası olan her şeye dahil olur Muhsin ağabey.” dediği, bir süre Veli KÜÇÜK’ün kiralamayı düşündüğü ev konusu ile ilgili konuştukları, bir süre sonra Veli’nin “Bu sıkıntımı bir atlatayım bir yerleşeyim, oturayım yani eve. Ondan sonra bu işleri de ben devam ediyorum. Yılma’yı da çağırdım. Güven’len de konuştuk. Güven ağabey ile konuştuktan sonra ben Meral’i aradım. Meral ille bir görüşelim dedi....” “Meral da aynı şey söyledi. Tamamen yanındayız. Beraber olucaz dedi. Sen telefon olmaz. Sen geldiğinde oturucaz. Her şey dört dörtlük çok güzel bir planlama yaptık. Konuşacaz ben şunu söyliyim. Ben hiçbir partiye üye değilim. Hiçbir partide kaydım yok. Ben Türk milliyetçisiyim. Türk milletine hizmet edicem. Bunun içinde ille bir partide bir sembol olmak veya bir pay edinmek gerekmez. Ben o açıdan çalışıyorum. O açıdan…” dediği, Sedat’ın “Veli ağabey bir şey söyleyim. Eğer yanlış anlamazsanız. Bu kurmuş olduğunuz oluşumu direk ben MHP’ye karşı veya MHP’ye alternatif bir oluşum gibi kurarsanız. Bence kamuoyunda yanlış anlaşılabilir.” dediği,


Kayıt Sıra No :1043’de kayıtlı, Veli KÜÇÜK ile Yusuf…? arasındaki görüşmede; Yusuf’un Veli’ye nasıl olduğunu sorması üzerinde Veli’nin “…Görüyorsun Türkiye’nin halini, nasıl iyi olalım yav.” dediği, Yusuf’un “Vallahi dediğiniz doğruda paşam ama bugünkü sürece gelinmesinde yani herkesin hatası var paşam.” dediği, Veli’nin “Herkesin hatası var. Başta Devlet BAHÇELİ olmak üzere.” dediği, Yusuf’un “Yani Devlet BAHÇELİ zaten Milliyetçi Hareket Partisini sıfırladı. Yani bitirme görevini tamamlıyor.” “Evet şimdi ben, geçen bir iki genel başkan yardımcısına görüşmeye gidecektim başkanım.” “Hani böyle önceden tanıdığımız, 90'lardan falan tanıdığımız. ŞİMDİ ONLAR DA BİZE BİRAZ MESAFELİ DURUYORLAR DA BU KİTAP OLAYLARINDAN DOLAYI.” dediği, Veli’nin “Allah’ım yarabbi ya. Atatürk’ün söylediklerini kitaba koymuşuz. Onu, geçen gün birisi bana ne diyor biliyor musun?” “…O önsöz senin yazdığın önsöz diyor kitaptaki. Eee ne oldu dedim önsöze. Dedim Atatürk’ün ağzından yazıldı o dedim ya.” dediği, Yusuf’un “Yani MHP satışını yaptı yani. Artık bundan sonrada Milliyetçi Hareket Partisi bu Bahçeli gitmeden hiçbir şekilde düzene girmez Paşam.” dediği, Veli’nin “MÜMKÜN DEĞİL AMA ONU DA GÖTÜRMENİZ MÜMKÜN DEĞİL. Çünkü padişah oldu.” “Padişah oldu. DUR SEN HELE BİR ÇALIŞMAMIZ VAR. BEN SENİ ÇAĞIRACAM İSTANBUL’A TAMAM MI?” dediği, Yusuf’un “Biz şimdi bu Bozkurtların ölümü var. SİZ BİLİYORSUNUZ GÖRMÜŞTÜNÜZ.” “Biz şimdi onun … o finansmanda bi 10-15 milyar gibi açığımız var da.” dediği, Veli’nin “Bi süre şöyle bi 15-20 gün bekleyin.” “Bir yerden ben bi haber bekliyorum, inşallah olur. Ben sana haber verecem. Başka bi konu var.” dediği, Yusuf’un “Bu Bozkurtların ölümünü hani bu çizgi roman yada.” “Evet bunu bi çizgi filme çevirirsek. Yani en azından şimdikileri geçelim de yeni nesil daha duygulu yetişir.” dediği, Veli’nin “Bi 15 gün daha bekleyin hele, 10-15 gün.” “Tamam mı? Ben bi İngiliz firmasının danışmanlığını yapıyorum.” “Burda bazı yatırımlar falan yapacaz yapılıyor da yaptıkta. Bi kısmını bizim köye de ben işte köye gidiyorum şimdi, çimento fabrikası kuruyoruz büyük bir fabrika.” dediği,


Kayıt Sıra No :1393’de kayıtlı, Güler KÖMÜRCÜ ile Veli KÜÇÜK arasındaki görüşmede; Güler’in “İyi canım Ankara İstanbul gidiyorum geliyorum. sözlerini tutuyorum merak etme. dediği, bana tembih ettiğin kişilerle görüşmüyorum, dediklerini yapıyorum.” dediği, Veli’nin “Yanlış şeyler döner yani. Sen kendini kabul ettirmiş bir yazarsın.” dediği, Güler’in “Senin söylediklerin hayır ben o zaman da izah etmiştim sana. O bambaşka bir nedendi. Tamam ben orda bişey öğrenemeyeceğimi anladım sen napıyorsun?” dediği, Veli’nin “İyiyim valla boğuşup duruyoruz. Kazakistan’daydım bende.” dediği, uzun bir süre değişik konularda konuştuktan sonra KORAY A….’dan bahsettikleri, Veli KÜÇÜK’ün “KORAY A…. Genel sekreterken rahmetli BAŞBUĞ zamanında haftada 2 kere beni ararlardı bunlar” “…Şimdi benden kaçıyor, niye kaçıyor biliyor musun”, “Bu adam hakkında 300 seneye kadar hapis, 40 tane dava açıldı” “…Şimdi DEVLET BAHÇELİ ayrılacak mecbur ayrılacak” “Taban çıldırıyor”, “yani bir gün gidecek, benim atacağım gibi atacam dedim 5. KATTAN AŞAĞI ATACAM TERBİYESİZİ DEDİM” “ 50 KİŞİ GÖNDERCEM DEDİM KIYAMETİ KOPARMIŞ” “ şimdi mecbur olacak ayrılmak zorunda kalacak ayrılırsa BEN YERİNE ÜMİT’İ GETİRCEM DİYE ŞEY YAPIYORUM ÜMİT’TE HEVESLİ BU İŞE” şimdilik ortalık karıştı ne oldu biliyor musun, yav ayrılırsam ya ÜMİT ÖZDAĞ gelirse veyahut ta VELİ PAŞA DA ağırlığını koyarsa, ne olurum düşüncesinde ….” dediği


Kayıt Sıra No :1096’de kayıtlı, Veli KÜÇÜK ile X Bayan/Hüseyin A… arasındaki görüşmede; X bayan’ın “… Aslan aliminyum Hüseyin A… bey görüşecek sizinle” diyerek telefonu Hüseyin A….’a verdiği, bir süre sohbet ettikten sonra Veli KÜÇÜK’ün “Ben de köydeydim Bilecik’teydim” “Bu MHP'nin durumunu ne edecez bunu nereye gidecez” dediği, Hüseyin A…’ın “Vallahi paşam burda biliyorsunuz en az yani siz de dahil ben de çok müzdaribim burda…. sizin gibi ben de … genel merkeze çok kızıyorum ondan sonra vallahi bilmiyorum siz ne derseniz ben sizin yanınızdayım bu hususta” dediği, Veli KÜÇÜK’ün “… ben şimdi söyle düşünüyorum arkadaşlar arıyor ediyorlar falan, bu DEVLET BAHÇELİ’NİN bu işten ayrılması lazım” “… bu kaldığı sürece MHP yani bitirecek bunu parti bitecek yani” dediği, Hüseyin A…’ın “…kuruyltayda biliyorsunuz Ümit beyi ihraç ettirdi şeyden partiden .... Genel başkanlığına adaylığını koydu Ümit Özdağ” dediği, Veli KÜÇÜK’ün “Canım Ümit'in o şeyden bu adaylığını falan koymadan önce beni aradı gel dedim İstanbula geldi evde bizim evde toplandık” “Ben bu köşe yazarlarını falan da çağırdım…” diyerek bu konuda yaptığı çalışmayı anlattığı, devamında Veli KÜÇÜK’ün “.. ben Evet dedim mi Ümit hayır demez yani, gönderdik tamam dedi gitti Devlet Bahçeli kabul etmedi bunu görüşmedi” “Aradan 3-5 gün geçti duymuş bizim evde bi toplantı olduğunu İstanbul'da” “Cumhuriyet gazetesi röportajında şaibeli kişilerle toplantılar yapıyor evlerde dedi, bu şerefziz herif” “..... BU ADAMI PENCEREDEN AŞAĞI ATMADAN BU PARTİ KURTULAMAYACAK BUNDAN” “Yani bi çalışma yapmaya başladım ben açık açık” “Anladın yani bunu Devlet bahçeli gitsin kim gelirse gelsin ya ben Yunanistan’dan Pasoktan bir adam getirip bu MHP'nin başına koysaydım bu kadar tahribat yapmazdı vicdanı el vermezdi adamın ya” dediği, Hüseyin A…’ın da “Valla Bileciğe geldiğinizde isterseniz bizim eski arkadaşlarla falan burda bizim kerim başkanla kerim reis falan orda gerekirse benim fabrikada oturalım bi toplanalım enine boyuna ondan sonra ama sadece Bilecik için geçerli değil” dediği, Veli KÜÇÜK’ün “Ben Türkiye genelinde çalışmaya başladım” dediği,


Kayıt Sıra No : 1016’de kayıtlı, Veli KÜÇÜK ile Hüseyin A…. arasındaki görüşmede; VELİ'nin "Ya bi bir şey söylicem benim dün şey geldi Yılma geldi yanıma geldi Yılma……. Ankara dan" "Şimdi oda şey yapıyor ama bazı şeyler MHP DYP CHP karışacak gibi geliyor ben den bazı konularda destek istediler bazı şeyler yaptılar" "…ben dedim ki Devlet BAHÇELİ nin dedim bundan bilgisi …" "…önce engelleyecek olan Devlet BAHÇELİ" "…anladığım kadarıyla beni Devlet BAHÇELİ ile görüştürmek istiyorlar, bende pek kabul eder gibi görünmedim ben dedim arkadaşlarla bir görüşecem dedim bizim o konuda beraber olduğumuz arkadaşlar var dedim söylemedim isimleri" "…Ahmet şimdi şeye Devlet BAHÇELİ bu Koray A….’ ı yerine getirmek istiyor" dediği ,


Kayıt Sıra No:1343’ da kayıtlı, Güler KÖMÜRCÜ ile ÜMİT ÖZDAĞ arasındaki görüşmede; G.KÖMÜRCÜ’ nün “Bu sen misin ya vav seninle gurur duyuyorum seninle gurur duyuyorum” “Tabi sonuna kadar seyrettim senin hatırına seyrediyorum ha inanılmaz başarılısın ve yemin ederim ki ta artık şey ne istersen okey” dediği, Ü.ÖZDAĞ’ın “Şimdi Barzani Talabani meselesi” “Onlardan bahset tamam mı ..” dediği tespit edilmiştir.


Şüpheli Şener ERUYGUR’un Genel Başkanlığını yaptığı ADD binasındaki odasından ele geçirilen (7) Nolu CD içerisinde “11 ŞUBAT 2004 (Yalman-Özdağ).doc” isimli MSWORD dosyası tespit edilmiş, dosya içeriğinde; “11 ŞUBAT 2004-KASET ÇÖZÜMÜ-2” başlığı altında; “S-1 ve S-2” olarak tanımlanmış iki şahıs arasındaki görüşmeye ait notların yazılı olduğu görülmüştür.

Görüşmenin içeriğinden ve dosya üzerindeki isimlerinden, 11 Şubat 2004 tarihinde Ümit ÖZDAĞ ile Aytaç Y.. arasında geçen bir konuşma çözümü olduğu, çözüm metninde, S-1 olarak belirtilen kişinin Aytaç Y.. olabileceği, S-2 olarak belirtilen kişinin ise Ümit ÖZDAĞ olabileceği değerlendirilmektedir.

Bahse konu görüşme içeriğinde; şahısların genel olarak bir takım siyasi gelişmeler hakkında konuştukları, Türkiye’de ulusal bilinç etrafında yeni bir yapılanma ihtiyacının doğduğunu, bunu da dernekler aracılığı ile sağlamanın zor olduğunu belirttikleri, bu bağlamda S-2’nin “Bu derneklerle olmaz. Üç parti var. Federasyon partisi, CHP (Buçuk parti) ve Milli Devlet partisi. Ben Milli Devlet partisinin MHP etrafında olabileceğini düşünüyorum. Bunun içerisinde Atilla İ… da olmalı, Erol M…, Oktay S…’ da olmalı.” dediği, S-1’in “Ulusal bir partiye ihtiyaç var. Bir ulusalcılar var. Bir de gayri ulusalcılar var. Ben gelenlere bunu teklif ediyorum.” dediği, S-2’nin “Yeni bir parti kurmak zor. Milliyetçi Hareketin etrafında, Solun da katkısı ile bir hareket oluşabileceğine inanıyorum. Bugün halk MHP’ye güvenmiyor. Bu Devlet BAHÇELİ ile olmaz. Benim iddiam MHP’yi yeniden kurmak. Ele geçirip yeniden kurmak.” dediği, S-1’in “Başından beri sizi böyle bir hareketin lideri olarak görüyorum. Ama size bu fırsatı vermediler…” dediği, S-2’nin “Tabi seçimlerden sonra. Ben MHP’nin % 8’in altında kalacağını düşünüyorum. Oy bir tarafa gitmesi gerekir. AKP’ye karşı olan bir oy var. Genç Partiye gider, MHP’ye gider, DYP’ye gider. AKP’nin karşısında 3 tane % 7’lik bir parti olması, bir tane % 15’lik bir parti olmasından iyidir. MHP %5-%7 arasında alabilir. Kürt milliyetçiliğinin % 7 oy alabileceği bir Türkiye’de Türk Milliyetçiliğinin bunun altında olması bizi üzer.” dediği görülmüştür.


           Yukarıda belirtilen telefon konuşmaları ile ilgili Veli KÜÇÜK alınan ifadesinde özetle; 

“Kendisinin hiçbir siyasi partiye üye olmadığını, Ümit ÖZDAĞ’ın aile dostu olduğunu, Ümit ÖZDAĞ’ın daha önceden MHP içersinde bir faaliyeti olmadığını, 2004 yılındaki görüşmenin yapıldığı tarihlerde Ümit ÖZDAĞ’ı siyasi arenada iyi bir yerde görmek istediklerini, bu nedenle Ümit ÖZDAĞ’ı Milliyetçi Hareket Partisi içinde etkin olmasını arzuladığını, bu konuda telefon görüşmesinde isimleri geçen tüm gazetecilerle görüşerek destek olmalarını istediğini, Ümit ÖZDAĞ’ın MHP’nin genel başkanı olması için çalışmasının tek sebebinin Ümit ÖZDAĞ’ın yönetime girmesini arzulaması olduğunu beyan etmiştir.

Hüseyin A…. ile yaptığı görüşmeler sorulduğunda, şahsı tanıdığını Bilecik MHP başkanı olduğunu, görüşmelerin içeriğinin açık olduğunu,

Ergenekon dokümanındaki “Ülke çıkarları ve mevcut rejim ilkelerine aykırı ideolojilere sahip siyasilere suikast yapılması yada Dez-enformasyon yöntemlerinin kullanılmasının belirtildiği” hatırlatılarak, Ümit ÖZDAĞ’ı MHP’nin genel başkanı olması için yaptığı çalışmaların dez-enformasyon olduğu, bu şekilde faaliyetlerde bulunmasının amacının ne olduğu sorulduğunda; bu olayın biraz tesadüfü olduğu, Ümit ÖZDAĞ’ı özellikle babasından dolayı sevdiği ve annesiyle de devamlı görüştüğü için, MHP içersine girmesini istediğini” beyan etmiştir.


Konuyla ilgili Sedat PEKER alınan ifadesinde özetle; “03.08.2004 tarihinde Veli KÜÇÜK ile yapmış olduğu görüşmeyi kabul ettiğini, Veli KÜÇÜK’ ün Ümit ÖZDAĞ ile yeni bir oluşum yaptıklarını, Erzurum'dan YILMA D..'ın, Yeniçağ gazetesinden HAYRİ K…, Ortadoğu gazetesinden ZEKİ S…., Güven S… ve Meral A…. ile görüştüğünü kendisine aktardığını, bu oluşumun MHP'ye karşı veya MHP'ye alternatif bir oluşum olursa kamuoyunda yanlış anlaşılabilir şeklinde fikir beyan ettiğini, zaten böyle bir oluşumun gerçekleşmediğini, Veli Paşa ile bu tür şeyleri paylaştıklarını, normal muhabbet konuları olduğunu, Ümit ÖZDAĞ'ın MHP Genel Başkanlığına aday olup olmadığı konusunu bilmediğini” beyan etmiştir.


           Şüpheli Mehmet Zekeriya ÖZTÜRK C. Başsavcılığımızda alınan ifadesinde özetle; “2001 yılına kadar Kara Kuvvetleri Komutanlığında piyade olarak görev yaptığını ve 2001 yılında istifa ettiğini, bu tarihten sonra değişik gazetelerde yazarlık yaptığını, son olarak 21. Yüzyıl Stratejik Araştırma Enstitüsüne geçtiğini ve halen burada yazmaya devam ettiğini, Stratejik Araştırma şirketlerinin Amerikanın teşviki ile kurulan kuruluşlar olduğunu, şuanda çalıştığı şirketin sahibinin Profesör Ümit ÖZDAĞ olduğunu, fakat çalıştığı bu şirketten maaş almadığını, tamamen emekli maaşı ile geçindiğini” beyan etmiştir.


Mehmet Zekeriya ÖZTÜRK istifa ettikten sonra bir süre değişik gazetelerde çalışmasının yanı sıra 2002 yılından 2004 yılına kadar yaklaşık 2 yıl ULUSAL KANAL da çalışmıştır.


Mehmet Zekeriya ÖZTÜRK Doğu PERİNÇEK’e sorulduğunda; “ajan provokatördür” demiş, devamında; bu şahsın Mehmet EYMÜR’e bağlı çalıştığını, ajan olarak kullanıldığını, bir süre Ulusal kanalda çalıştığını, Ulusal Kanal’a birkaç kez silahla girmeye çalışması üzerine işten atıldığını beyan etmiştir.


Elde edilen bu veriler birlikte değerlendirildiğinde, Mehmet Zekeriya ÖZTÜRK’ün örgüt tarafından, amaç ve prensipler doğrultusunda kullanılacak kişilerin yanına yerleştirildiği değerlendirilmektedir.


Şüpheli Güler KÖMÜRCÜ alınan ifadesinde özetle; “Veli KÜÇÜK ve Mehmet Zekeriya ÖZTÜRK ile şahsen tanıştığını, Sedat PEKER’i de gazeteci okur ilişkisi içersinde tanıdığını ve bundan başkada bir ilişkisinin olmadığını, Ümit ÖZDAĞ’ı şahsen tanıdığını, zaman zaman siyasi konularda görüşlerine başvurduğunu, başkada bir ilişkisinin olmadığını” beyan etmiştir.


Veli KÜÇÜK ile Sedat PEKER arasında Kayıt Sıra No:001203’te kayıtlı, 03.08.2004 günü geçen telefon görüşmesinde, Veli KÜÇÜK’ün Ümit ÖZDAĞ ile yemek yiyeceğini, bu yemeğe Güler’in de geleceğini söylediği tespit edilmiştir.


Bu görüşme GÜLER KÖMÜRCÜ’ye sorulduğunda, görüşmenin yapıldığı tarihte Amerika da olduğunu, bu şekilde bir toplantıya kesinlikle katılmadığını, davette alamadığını beyan etmiştir.


Güler KÖMÜRCÜ’nün bu beyanı üzerine; yurt dışına giriş çıkış kayıtları incelenmiş ve görüşmenin yapıldığı tarihten yaklaşık bir ay kadar önce yani 05.07.2004 günü ülkeye giriş yaptığı, 29.09.2004 günü de çıkış yaptığı tespit edilmiştir. Bu tespitler soruşturma dosyasına eklenmiştir.


Dolayısıyla görüşmenin yapıldığı tarihlerde Güler KÖMÜRCÜ’nün Ülkemizde olduğu görülmektedir. Diğer taraftan Ümit ÖZDAĞ ile yaptığı bir telefon görüşmesinde aralarındaki ilişkinin ne kadar samimi olduğu anlaşılmaktadır.


Fakat bu tespitlere rağmen, Ümit ÖZDAĞ ile ilgili yapılan toplantıların, örgütün almış olduğu kararlar doğrultusunda gerçekleştirilen toplantılar olması nedeniyle, Güler KÖMÜRCÜ’nün toplantıların yapıldığı tarihlerde kendisinin yurt dışında olduğunu beyan etmesinin, bu ilişkilerden uzak olduğunu gösterme çabası ve savunma amaçlı bir beyan olduğu değerlendirilmiştir.


MHP yönetiminin değiştirilmeye çalışılması, hatta Kongresine müdahale edilmeye çalışılmasıyla ilgili bir başka ilginç olay da, Güler KÖMÜRCÜ ile kendisini “Albay Sinan” şeklinde tanıtan, Sinan Serdar A….. arasında geçen telefon görüşmesidir.


Kayıt Sıra No :1388’de kayıtlı ve Güler KÖMÜRCÜ ile S.S.A. arasındaki görüşmede; Güler’in “Bende orda neye bak kızıyorum biliyor musun? Sana değil. Şimdi o adam devreye girince durduramıyorsun. Çünkü egosu var, …Bunlar bu kadar böyle bi MANTIK İÇERSİNDE, BİR AKILLI KURGU İÇERSİNDE OLACAK ŞEYLER. Hop hemen medyayı arıyor. Belki medya hemen aranmıcak, 10 dakika sonra aranacak” “BİLEMİYOR Kİ BENİM NE YAPMADIĞIMI!” “Onla en azından 4 kere daha önce de program yaptık. Dördünde de kendini ortaya attı.” “Sen bi şey bakıyorsun. YANİ DİREKT BÖYLE KUŞKUCU BUDA SİZİN MESLEĞİNİZ GEREĞİ napayım. Bende buna alışmam gerekiyordu. Alışamıcam” “O YAPINIZ ARTIK SİZİN ELİNİZDE DEĞİL!” dediği, S.S.A.’ın “Bu tür tespitleriniz beni yaralıyor, haberiniz olsun.” dediği, bir süre Güler’in kırılmasından bahsettikleri, daha sonra S.S.A.’ın “Yargılarınız çok katı. Ben diyorum ki sizi sorgulamak için söylemedim” dediği Güler’in “…Hiç teşekkür etmene gerek yok. Ben sana saygı duyuyorum. Önem veriyorum. Değer veriyorum. Konumun” dediği, S.S.A.’ın “BANA DEĞİL MAKAMIMA.” dediği, Güler’in “…ADINI DAHİ BİLMEDİĞİM SEVGİLİ ARKADAŞIM. ŞAHSINA ÖNEM VERİYORUM.”..“Sinirimin niye bozuk olduğunu, sana yine yüz yüze anlatıcam. Bugün sabah bi toplantı yaptım.” “Bana e çok enteresan o toplantımdaki şahıs işte Irak - Türkmen politikasıyla ilgili bişey anlattı.” “Ve o Türkmen politikasıyla ilgili yorumunu aktardı.” “… O yorumun içinde bazı şeyler, beni çok rahatsız etti.” “ŞUANDA ANLADIĞIM KADARIYLA, SENLE KAYDA DEVAM EDİYORUZ HEP BERABER SÖYLİYİM.” “Ümit ÖZDAĞ'la görüştük.” dediği, S.S.A’ın “Ümit beyin söylediği o ilginç şeylerden bir iki kelime bahsedebilecek misiniz?” diye sorduğu, Güler’in “KURULTAYI İPTAL EDİYORMUŞSUNUZ. Kurultay yaptırmaya çalışıyormuşsunuz falan gibi şeyler.” “Kurultay ne anladın yani! SİYASİ BİTANE ARACI KULLANDIM. ITC İLE İLGİLİ.” “Senin tarafındakilerin hepsi benim ailem ama ŞUANDA EV TELEFONUM DA HASSAS OLABİLİR İSTERSEN DETAYLANDIRMAYALIM HA.” “Yani diğerini e insanlar kafasına göre dinliyorlar ama bunda belli bir kayıt gerekebilir ya da kayıt gerekmese bile burda o kadar olmasa bile daha azdır burda.” dediği, S.S.A.’ın “Tamam yani acil bişey var mı diye ben sordum.” dediği, Güler’in “Yani bizim şeylerimiz, yo acil bişey olsa, merak etme ben seni ya da bulmam gerekeni bir şekilde bulurdum.” dediği,


Kayıt Sıra No :1364’de kayıtlı, Güler KÖMÜRCÜ ile S.S.A. arasındaki görüşmede; (S.S.A.’ın MSB LOJ. Oran Çankaya, ANKARA Adresinden görüştüğü anlaşılmaktadır) Güler KÖMÜRCÜ’nün “Şimdi o dünkü ifadeyi merak ettiğini bilmen gerekiyor sanıyorum sana kısaca aktarayım” “Ümit’in bahsettiğinden” “ha Marta kadar Mart Nisan ayına kadar Sadettin beyi değiştirmek istiyorlar, bende buna karşı çıkıyorum böyle bir şey olabilir mi gibi bir ifade kullandı” dediği, Serdar’ın “nerden öğrenmiş böyle bir şeyi biz bu işle” dediği, Güler KÖMÜRCÜ’nün “O Ahmet’le çok yakındır” “Anladın mı yani ben şey yapmayayım yanlış yönlendirmeyeyim şimdi tahmin bu” dediği, S.S.A.’ın “Ama hiç öyle bir şey de gündemde yok yani ben bilmiyorum” dediği, Güler KÖMÜRCÜ’nün “İşte şey bu bunun olmaması lazım işte referandum var referandum öncesi orda kurultay yapıp işte ismini değiştirme çalışıyorlar böyle bir şey olabilir mi ve pozisyon şey yani böyle sanki bireysel davranılıyor bireysel mi diyelim” dediği, S.S.A.’ın “Çok teşekkür ediyorum yani birden sohbetiniz olursa doğru bilgileri veya doğru nasıl diyelim doğru tahminlerinizi bilgi olmasa bile iletirseniz kendisine memnun olurum” dediği, Güler KÖMÜRCÜ’nün “Ben zaten ilettim şüphesiz” “Ama hayır yani benim kanaatim böyle bir şey olduğunu zannetmiyorum dedim o da bana dedi ki Yarbay seviyesinde artık olay gidiyor ne acı falan gibi yaptı ya ben zannetmiyorum o arkadaşı iyi kötü biraz tanıyorum öyle hani acı bir durum yok öyle bir şey söz konusu değil dedim bide sen kimden bahsediyorsun dedim ben ona belki hani ayrı kişilerden bahsediyoruz ben o kadar durumu bilmiyorum dedim bunun üzerine bana Halil diye bir isim verdi” “… soyadını da söyledi de şimdi söylemeyeyim sana yani telefonda artık soyadını” “.. yani tüm şey budur veya baya yani şey LOBİ yapıyor yani o benim nezlimde değil belli ki bu konu da bir genel lobi yapıyor” dediği, S.S.A.’ın... sizle konuşurken de düşünüyorum başka nerden böyle bir şey duyabilir tabi bakacağız gerekirse kendisi ile görüşürüz” “..çok teşekkür ederim bu bilgiler çok değerliydi bizim için” “… bu işi karşılıksız olarak yapan veya bu işe karşılıksız olarak katkıda bulunan ben bir tek sizi gördüm Türkiye de” dediği, Güler KÖMÜRCÜ’nün “Çünkü ben siyaset hedeflemiyorum arkadaşım kendi servetimle hiç çalışmadan ömür boyu yaşayabilirim” dediği, ilerleyen konuşmada, Güler KÖMÜRCÜ’nün “O uluslar arası toplantı nerde” diye sorduğu, S.S.A.’ın “Azerbaycan da şimdi uçağa gidiyorlar binecekler” dediği, Güler KÖMÜRCÜ’nün “ee nasıl Ceviz kabuğuna katılacaklar” diye sorduğu, S.S.A.’ın “ Sadettin bey katılmıyor Ahmet bey” dediği,


Kayıt Sıra No :1365’de kayıtlı, Güler KÖMÜRCÜ ile Serdar…. arasındaki görüşmede; (Serdar’ın Özel Kuvvetler Komutanlığı Gölbaşı, Ankara adresinden görüştüğü anlaşılmaktadır.) Serdar’ın “Az önce araştırdım yanımda bir arkadaşım vardı çok rahat konuşamadım” dediği, Güler KÖMÜRCÜ’nün “Fark ettim hissettim sesini duydum zaten” dediği, Serdar’ın “Şimdi bu konuları da telefonda görüşmek istemezdim ama duyan duysun önemli değil ben şunu size ifade etmek istiyorum doğru bilgi açısından” “Biz 2003 ten itibaren bazı tabirlerimi de lütfen hoş görü ile karşılayın 2003 ten itibaren aşağıda ilgilendiğimiz bu toplumun” “Kendi kararlarını kendilerinin almasını prensibi ile iş yapıyoruz” dediği, Güler KÖMÜRCÜ’nün “Ben ondan hiç şüphe etmiyorum ki zaten” dediği, Serdar’ın “… şöyle ben bunları anlatıyorum ki o arkadaşınıza” “İşte bu bilgi veren şahsa” “O profesör makamına ulaşmış şahsa” “dün daha önce bunları anlatmıştık kendisine ama hala yanlış bilgi üzerinden prim yapmaya çalışıyor biz bir insanı..” dediği tespit edilmiştir.


MEHMET ZEKERİYA ÖZTÜRK’TEN ELE GEÇİRİLEN DİJİTAL DOKÜMAN


Ergenekon Terör Örgütü Ümit ÖZDAĞ’ı MHP’nin genel başkanlığına getirmek için her türlü çalışmayı yapmış fakat bunu başaramayınca bu kez de kongrede ki potansiyeli yok etmeyi, kavga, kargaşa, kaos ve anarşi meydana getirmeyi planlamıştır. Böylelikle bir taraftan MHP’nin kamuoyundaki prestijini yok etmeyi amaçlarken diğer taraftan da, MHP’nin tabanını oluşturan gençleri sokağa çekerek, ülkemizde kaos ve kargaşa ortamı oluşturmayı amaçladıkları görülmüştür. Şüpheli Mehmet Zekeriya ÖZTÜRK’ün Kadıköy ilçesindeki ikametinde ele geçirilen Kingston marka 512 Mb Flash bellek içerisinde elde edilen dokümanda bu durum açıkça görülmektedir.

Bu dokümanda ;

“MHP genel başkanlığına aday olan Ümit ÖZDAĞ İstanbul merkezli olmak üzere birçok il ve ilçede etki yaratmaya çalıştığı tarafınızca da bilinmektedir. Özellikle MHP kongresi için hırsla çalışıldığı da yine tarafınca bilinmektedir. Özellikle MHP kongresi ön plana çıkmaktadır.

Genel Başkan adayı olan Ümit ÖZDAĞ her ne kadar kişisel planlar yapmış olsa da bazı planlar Ümit ÖZDAĞ”ın bu girişimi de dayandırılarak yapıldığı ve fakat bazı planlardan da Ü. Özdağ”ın haberder olup-olmadığı net değildir.


            Özetle yapılmak istenenler şöyledir;
  • Mümkün olduğunca kavga-kargaşa yaratmak.
  • Kongre salonu önünde basının ve halkın izleyeceği arbede çıkartmak. Arbede saatini kongreye katılım tamamlanmadan önceki zamana denk getirmek. Böylece olayların duyulmasını sağlamak ve katılımcıları olumsuz yönde etkileyerek kongre salonuna gelme isteklerini kırmak.
  • Ümit Özdağ kongre salonuna girebilirse burada yanındakiler ile basının dikkatini çekmek kongre düzenini sarsmak.
  • Kullanıma müsait belli sayıda ve bazı özelliklerde kişilerle (suç işlemeye eğilimli, kaybedecek değeri olmayan, eskiden devletin güvenlik güçleri içerisinde görev almış ve çeşitli suçlardan dolayı görevden el çektirilmiş, hala bazı gayri meşru yapılar içerisinde faaliyet gösteren, silah kullanmaya eğilimli) kongre salonu önünde suni olaylar yaratmak, mümkünse infial yaratmak, fırsat oluştuğunda ateşli silah kullanmak,
  • Bu sayede MHP kongresinde ortaya çıkabilecek potansiyel gücü eritmek, MHP etkisini azaltmak, halk ve kamuoyu nezdinde; MHP”nin hala silahların kullanıldığı, eskiden olduğu gibi şiddet ve saldırı yöntemlerinin devam ettirildiği, modern ve güncel olmaktan uzak bir parti imajı ile tekrar hatırlatmak ve itibar infazı yapmak

Not:Bilgiler özet olarak derlenmiş olup, genelde Ü. Özdağ çevresinde oluşturulan ekip ve ona destek veren gruplar içerisinden elde edilmiştir. Kaynaklar güvenilirdir. Bir başka açıdan düşünülürse, amaç korku ve endişe yaymak olarak planlandığı düşünülebilir.

Bununla beraber bazı kişilerin Doğu PERİNÇEK ile çok iyi ilişkide olduğu ve bu grubun Ü. ÖZDAĞ ile yakın temas içerisinde hareket ettiği gerçeği unutulmamalıdır.

Yine bu grubun eski bazı MHP kökenlileri de içinde barındırdığı ve/fakat hiç bir zaman parti içinde etkili olamadıkları, bu gün bu nedenle hınç içerisinde oldukları dikkate alınmalıdır.

Başarılı bir kongre olmasını dilerim. Saygılarımla.” şeklinde ifadelerin yer aldığı görülmüştür.


Şüpheli M.Zekeriya ÖZTÜRK’ten el konulan bu dokümandan da açıkça anlaşıldığı gibi, tamamen olağan koşullar altında gerçekleştirilen bir siyasi parti kongresinde örgüt, kaos ve kargaşa ortamı yaratma ve bazı çıkarımlar elde etme çabası içerisindedir.


Söz konusu dokümanda kullanılan dilin, bir üst makama sunum şeklinde hazırlanmış olması da ayrıca dikkate değerdir. Bu da örgütün kendi hiyerarşik yapısı içerisinde sistematik bir çalışma yürüttüğü izlenimini kuvvetlendirmektedir.


MHP KONGRESİ İLE İLGİLİ OLARAK ELDE EDİLEN BİLGİLER


Milliyetçi Hareket Partisi Kongresi ve Ümit ÖZDAĞ ile ilgili internet ortamında yapılan araştırmalarda, MHP’nin 8. Olağan kongresinin 19.11.2006 tarihinde yapıldığı, 04.11.2006 tarihinde Bingöl ilinde Ümit ÖZDAĞ’ın MHP Genel Başkanlığa adaylığını açıkladığı, 05.11.2006 tarihinde de ihraç talebi ile Disiplin Kuruluna sevk edildiği ve bu nedenle kongreye katılamadığı öğrenilmiştir.

        Zekeriya ÖZTÜRK’den ele geçirilen belgenin 17/11/2006 tarihinde oluşturulduğu ve kaydedildiği tespit edilmiştir. Dolayısıyla söz konusu belgedeki yazıların 17.11.2006 tarihinde yani MHP’nin 8. Olağan kongresinden iki gün önce hazırlandığı görülmektedir. Bu durum örgütün gerçekleşecek olan MHP kongresi öncesinde ortamı germe, bir kaos ortamı oluşturma çalışmalarını titizlikle yaptığını ortaya koymaktadır.


Soruşturma kapsamında yapılan teknik takip çalışmalarında, örgütün MHP’yi ele geçirme faaliyetlerinden vazgeçmediği, bir taraftan örgütün yönetici kadrosunda bulunan kişilerin Ümit ÖZDAĞ’la ilişkileri devam ederken öte yandan da MHP içersine adam yerleştirmeye çalıştıkları anlaşılmıştır.


Tape No:6223 de kayıtlı, 12.03.2008 saat:21.55’de Hurşit TOLON’un Ümit ÖZDAĞ ile yaptığı görüşmede; A.H.TOLON’un “Size bilgi vermek zorundayım …” dediği, Ü.ÖZDAĞ’ın “Tabi tabi buyurun” dediği, A.H.TOLON’un “... Şimdi ben bir konuda söz verdim o gerçekleşmedi sebebini hemen arz edeyim belki muttalisiniz takip ediyorum adım adım. Ben o görüşülen şahısla Kent Otel’deki yemekte beraber olacaktım biliyorsunuz ayın dördündeydi o yemek yani hemen hemen 10 gün geçti ama o yemeğe katılmadılar Ankara dışında oldukları için hafta sonu döneceğiz dediler ben geçirdiğimiz haftanın yani bugün Salı hatta Çarşamba bu gün pardon ben hafta sonunu da bekledim telefonuna iki kez aradığım bir konu için görüşeceğimi telefonuna not olarak bıraktım ama bana dönmedi. Ben aramaya devam ediyorum temas kurduğumda ileteceğim yani konuyu unutmuş değilim daha fazla gecikirsem merak edersiniz düşüncesiyle bu bilgiyi verme lüzumu hissettim size” dediği, Ü.ÖZDAĞ’ ın “Muhterem paşam çok teşekkür ederim sizi de zahmete soktum” dediği, A.H.TOLON’ un “Hayır zahmet değil zaten bir iki konuda da kendisi ile görüşmem de gerekiyor ama en büyük ümidimiz o kentteki işte toplu yemeğimizde hatta E…….na bile söyledim E…..…’na bile söyledim ama konuyu değil işte beklediğimi söyledim o söyledi işte Ankara dışında dedi filanca yerde bir panele katılacak hafta sonu dönecek. Cumartesi Pazar aradım dünde aradım düzeltiyorum pazartesi günü aradım not bıraktım. Bana geri dönmediler belki de şundan dönemediler onu da düşünüyorum benim telefon ama yooo şeyde mesaj pardon notta olmaz ee numaram yok ya benim” dediği, Ü.ÖZDAĞ’ ın “Ha belki de” dediği, A.H.TOLON’ un “Şey telefondan kaynaklanmıyor kartımdan kaynaklanıyor” “Efendim ama aramaya devam ediyorum bir olasılığım daha var E…..… vasıtasıyla bu hafta içerisinde bu işi mutlaka bağlayacağım” dediği, Ü.ÖZDAĞ’ın “Çok sağolun paşam” dediği, A.H.TOLON’ un “Onu size arz etmek için rahatsız ettim” dediği,


Tape No:6232 de kayıtlı 16.03.2008 saat:14.18’de Hurşit TOLON’un Ümit ÖZDAĞ ile yaptığı görüşmede; A.H.TOLON’ un “dün beraber olduk, akşamleyin” “Adamcağızın telefonu farklı” dediği, Ü.ÖZDAĞ’ ın “Anladım” dediği, A.H.TOLON’ un “Ben ona üçtür mesaj bırakıyorum, dedim ki üçtür mesaj bıraktım, dönmediniz. Hem merak ettim, hem birazcık üzüldüm filan” “Nereyi arıyorsunuz, aradığım numarayı söyledim, efendim o numaram çoktan değişti dedi” “Şimdi, ben, sizin bir randevu talebiniz olduğunu ama özel bir konu konuşacağınızı” “İşte hepimizin saydığı, sevdiği. Efendim, bende tanıyorum kendisini, memnuniyetle dedi. Şimdi ben telefonlarını verebilir miyim dedim, derhal dedi ver. Takdim ediyorum” “0505 367…” “Evi veriyorum” “236…” “Hocam sizin telefonunuzu bekliyorlar, ona göre randevu zamanı ve yeri konuşursunuz” “Bir ara görüşelim ortalık toz duman” dediği, Ü.ÖZDAĞ’ ın “Bu hafta içerisinde eğer müsait olursanız, hafta sonuna doğru bir araya gelebilirsek çok sevinirim” dediği, A.H.TOLON’ un “Cuma günü Bursa’dayım, Perşembe günü Toplantı günümüz öğleden sonra, sabahleyin belki olabilir. Ben çarşamba akşamı ararım sizi” dediği,


Tape No: 6463 de kayıtlı saat:18.04.2008 saat: 15.52 de Ufuk Mehmet Büyükçelebi’nin Deniz..? ile yaptığı görüşmede; Ufuk Mehmet BÜYÜKÇELEBİ’ nin “Şimdi MHP İl Yönetimine seni yerleştirmeyi düşündük biz uygunsa” “Ondan sonra şimdik bi telefon numarası vereceğim yazar mısın ” “0533 … İ… MHP İl Başkanı M… D….” “diyeceksin ki İstanbul MHP İl başkan yardımcısı N… Ç.. tarafından arıyorum sizinle görüşmüş de” “Ondan sonra bi işte randevu al git orda hemen şeyini ba halledelim… Tamam ondan sonra sonucu bana bildir yalnız” dediği,


Tape No: 6464 de kayıtlı, 18.04.2008 saat:15.55 de U.Mehmet Büyükçelebi’nin Lale..? ile yaptığı görüşmede; Ufuk Mehmet Büyükçelebi’nin “Denize verdim telefon numaralarını” “gitsin konuşsun sonradan şey il yönetimin de aldırttıracağım” dediği,


Tape No: 6465 de kayıtlı 18.04.2008 saat:15.59 da Ufuk Mehmet Büyükçelebi’nin Deniz..? ile yaptığı görüşmede; Deniz’in “İstanbul dan beni aradılar bana bi randevu verecek” dediği, Ufuk Mehmet BÜYÜKÇELEBİ’ nin “ben seni orda şeye il yönetimine de aldıracağım” dediği anlaşılmıştır.


Tape No: 7442 de kayıtlı 24.01.2008 günü Saat:14.31 de Ahmet Tuncay ÖZKAN’ın, Hüseyin NAZLIKULU’nu aramasıyla yapılan görüşmenin devamında Ahmet Tuncay’ın “Şu MHP li MHP li şerefsizleri yaptığını gördün demi” dediği, Hüseyin’in “Aynen o ben sana ilk gün demedim mi MHP nin ilginin olduğunu... söylüyo,…, Yani onlar her zaman diğerlerinden daha tehlikeli yok İşi ULUSALCI deyip beni ikna etmeye çalışıyor” dediği,

CUMHURİYET HALK PARTİSİNE YÖNELİK YÜRÜTÜLEN FAALİYETLER Dinamik-Ulusal Güç Birliği Kuvvayi Milliye Cephesi dokümanı incelendiğinde; “Atatürk’ün kurduğu ve ebedi başkanı olduğu CHP’nin, ne yazık ki işlevini yitirdiği, bu nedenle Türk siyasal platformunda yeni bir Atatürkçü partinin yer alma zamanının geldiği” belirtilmiştir.


           “PANZEHİR” isimli örgütsel dokümanda “DEMOKRATİK CUMHURİYET PROGRAMI” başlığı altında; “Türkiye’yi parçala ve böl taktiği ile parçalamaya çalışan emperyalist güçlerin ilk hedeflerinin Türk Kültürü olduğu, süreç içinde demokratik sivil toplum örgütlerinin emperyalizmin ülke içersindeki istihbarat, provokasyon ve terör bürolarına dönüştürüldüğü ,  


Bir örnek vermek gerekir ise; 1991 yılında Erdal İnönü başkanlığındaki SHP-HEP ittifakı ile 2000 yılına ulaşıldığında, CHP’nin “Demokratik Cumhuriyet Programı” (satır arasında gizlenmek istenen: 2.Cumhuriyet Programı’dır) ile CHP-PKK ittifakının aynı şeyler olduğu ve Washington merkezli argüman üretimleri olduğu kendiliğinden ortaya çıkar” ifadesinin yer aldığı görülmüştür.


“ULUSAL PROGRAM” isimli dokümanın giriş kısmında, “1991 yılında, DEP üyesi olmalarına karşın, CHP listesinde yer alarak seçilen bazı milletvekilleri, Kürt Ulusalcılık Hareketi’nin bayrağını TBMM’de dalgalandırmaya kalkışmışlardır. Türkiye Cumhuriyeti’ni bölmekten yana tavır koymalarından ötürü DEP kapatıldı, CHP örtüsü altında TBMM’ne girmeyi başaran milletvekilleri hakkında açılan davalar mahkumiyetle sonuçlandı” ,


           “ÖRTÜLÜ FAALİYETLER BİR” isimli dokümanda, “Medya Gözüyle Asker Çevik BİR” başlığı altında, “28 Haziran 1998” “Deniz Baykal ve Çevik Bir’in Yanıtlamadığı Soru” başlıklı haberinde Baykal ile Bir’e Mart ayındaki ara rejim tartışması, Baykal-Çevik Bir görüşmesi üzerine mi başlatılmıştır? Sorusunu yöneltmiş ancak yanıt alamamıştı. Haberde şunlar yazılıydı: CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, ara rejim tartışmasını, Genelkurmay 2. Başkanı Org. Çevik Bir’le konuştuktan sonra ortaya attı. Güvenilir kaynaklar, Baykal ile Çevik Bir’in birkaç kez görüştüğünü de kaydetti. Baykal’ın 12 Mart 1998 günü açtığı ara rejim tartışmasının orduya karşı bir darbe operasyonunun başlangıç olduğu daha sonra ortaya çıktı” şeklinde ifadeye yer verildiği tespit edilmiştir.
           Şüphelilerden ele geçirilen örgüt dokümanları örgütün amaç ve hedeflerini gerçekleştirmek için hazırlanan dokümanlardır. Bu dokümanlar genel olarak 1999 ve 2000 yılları içersinde hazırlanmıştır. Söz konusu dokümanlarda CHP ile ilgili yazılan değerlendirme ve yaklaşımlara bakıldığında örgütün 2000 yılından beri CHP ile ilgilendiği, hatta aynı yıllarda hem ADD hem de USİAD üyesi olan şüpheli Birol BAŞARAN’ın 2001 yılında CHP Genel Başkanlığına aday olduğu anlaşılmaktadır.


           Soruşturma kapsamında şüphelilerden ele geçirilen dijital veriler, dokümanlar ve şüphelilerin telefon konuşmalarına bakıldığında, örgütün CHP ile ilgilenmekten vazgeçmediği, bir taraftan CHP’yi kontrol altına alıp yönlendirmek için faaliyetlerde bulunurken diğer taraftan da CHP yönetimini ele geçirmeye çalıştığı, bu kapsamda da şüpheli Ahmet Tuncay ÖZKAN’ı CHP Genel Başkanlığına getirmek için girişimlerde bulundukları, bunların yanı sıra CHP içersindeki milletvekillerine yönelik istihbari çalışmalar yaptıkları ve elde ettikleri kişisel verileri hukuka aykırı olarak kaydedip arşivledikleri belirlenmiş olup,konu ile ilgili tespit edilen deliller sırası ile belirtilecektir.


Şüpheliler A.Hurşit TOLON ve M.Şener ERUYGUR’dan ele geçirilen dijital verilerde, “Rektörlerle Toplantı.pdf” isimli 5 sayfadan oluşan “pdf” dosyasında, 19 Eylül 2003 tarihinde Jandarma Genel Komutanlığı İstihbarat Başkanlığında rektörlerle yapılan toplantıda konuşulan konuların yazılı olduğu, söz konusu toplantıda, rektörlerin diğer konuların yanı sıra “Bizim gözümüz kara. Ordu bir güç. Üniversiteler bir güç. Birbirimizi korumalı ve CHP yı ne olursa olsun yanımıza çekmeliyiz. Türkiye’nin geleceğini beraber çizmeli ve müttefiklerimizin adedini arttırmalıyız. Basın CHP’yi duyurmuyor. Onlar ne yapsın.” şeklinde yazı olduğu anlaşılmıştır.

Şüpheli M.Şener ERUYGUR’dan ele geçirilen 7 nolu CD içersindeki “FIL14152” isimli word belgesinde; “BİLİM VE DANIŞMA KURULU TOPLANTISI” “18 Şubat 2007” başlığı altında, toplantıda konuşulan konuların maddeler halinde yazıldığı, söz konusu toplantıda, Cumhurbaşkanlığı seçimleri, Sivil Toplum Örgütleri faaliyetleri, ADD’nin büyütülmesi, hükümetin faaliyetlerine yönelik gösterilecek tepkiler ve benzer konuların konuşulduğu, bu konular konuşulurken CHP’den de bahsedildiği ve bu kapsamda “CHP temel bir kuruluştur. CHP’nin istenilen tepkiyi göstermesi için parti ile görüşmeler yapılmalıdır.” şŞeklinde karar alındığı görülmüştür.


Şüpheli M.Şener ERUYGUR’dan ele geçirilen 13 nolu CD içersindeki “STK_platformu_1” isimli word dosyasında “J. Gn. K.lığınca Oluşturulan Ulusal Birlik Hareketi STK Platformunun Faaliyetleriden” başlıklı bir yazı metni olduğu, yazı içersinde, Ulusal Birlik Platformu Başkanı Bülent B…. ile yapılan görüşmeden bahsedildiği, bu görüşmede Bülent B….’nın Ülke gündemini ve iktidarın icraatlarını yakından takip ettiklerini, CHP’nin iyi muhalefet yapamadığını, CHP’ye güveninin sarsıldığını söylediği anlaşılmıştır.


Şüpheli M.Şener ERUYGUR’un Genel Başkanlığı yaptığı ADD Genel Merkezinde ele geçirilen SAMSUNG marka bilgisayar içindeki “FIL2240.DOC” isimli dosyada; “ADD Genel Başkanlığı-05.02.2004 Av. Ertuğrul K…” antetli metin tespit edilmiş, metin içeriğinde; CHP Genel Başkanlığına yazılmış bir yazı olduğu, yazı içeriğinde ADD üyesi (21) şahsın 2004 yerel seçimlerinde değişik il ve ilçelerde belediye başkanlığı ve Meclis üyeliğine aday olarak gösterilmesi için teklifte bulunulduğu belirlenmiştir.


Şüpheli Şener ERUYGUR’un Genel Başkanlığı yaptığı ADD’deki odasında ele geçirilen 5 nolu CD’de, “7 Özel Durumu Olan Milletvekilleri CHP.doc” isimli Msword dosyası içerisinde; CHP mensubu “Enver Ö… ve Rasim Ç…” isimli milletvekilleri ile ilgili bilgilerin yer aldığı, bu bilgiler arasında Enver Ö… hakkında “Resmi evrakta sahtekarlık, dolandırıcılık ve görevi kötüye kullanmaktan hakkında açılan dava sürüyor.” şeklinde not alındığı,

Rasim Ç… hakkında ise; “P.Tğm.Rasim Ç… (1979-147), 39 ncu P.Tug.K.lığı 1 nci P.Tb.K.lığı emrinde (OSMANİYE) görevli iken, disiplinsizlik (THKP/C-Devrimci yol) sebebiyle, 31.05.1982 tarihinde TSK.den ayrılmıştır. K.H.O.nun 2 nci sınıfından itibaren yasa dışı Devrimmci Yol Örgütünün önde gelenleri ile birlikte; K.H.O. içinde siyasi çalışmalar yaptığı, bu kapsamda sinema salonunda “Kahramanmaraş’ta katledilen halkımız için saygı duruşu” diye bağırarak 5-10 saniyelik saygı duruşunu müteakip salonu terk etme eylemi ile Menteş kampında düzenlenen bir eğlencede, sanatçıdan sol içerikli şarkılar istenerek ve topluca iştirak etme ve eğlence yerini terk etme eylemlerine öncülük ettiği, örgüte maddi yardım amacıyla aidat ödediği, Ankara’da örgütün kullandığı evlerde, sivil ve resmi şahısların katılımıyla sol içerikli yayınları okuduğu, seminer çalışmalarına katıldığı tespit edilmiştir.” şeklinde değerlendirmenin yer aldığı belirlenmiştir.


Şüpheli Mustafa Ali BALBAY’dan ele geçirilen CASPER marka bilgisayarda bulunan “NEC.TXT” isimli metin belgesi incelendiğinde dosya içersinde; 31 Ekim 1999 günü Necdet T…, Doğu A… ve Mustafa Ali BALBAY arasında yapılan bir görüşmenin metin olarak yazılmış şeklinin olduğu, görüşmenin başında Ülke gündemi ve irticadan bahsedildiği, devamında Cumhuriyet gazetesinin durumu ile ilgili konuştukları, bir süre sonra “Ne yapmalı” başlığı altında Doğu A…’nın “ Ben Atatürkçü Düşünce Derneğine gireceğim. Orada bir ışık görüyorum.” Dediği, Necdet T…’un da “ADD falan tamam da bu CHP ayağa kaldırılmalı... Mesela Ecevit'ten sonra ortada DSP diye bir parti kalmaz. Bu adamlar dağılırlar. Buradan 30-40 kişilik bir çekirdek çıkabilir... Ona bakmak lazım..” dediği ,


Şüpheli Mustafa Ali BALBAY’dan ele geçirilen CASPER marka bilgisayarda bulunan “SENER.TXT” isimli metin belgesi incelendiğinde dosya içersinde; diğer görüşme metinlerinin yanı sıra “Hakan T… aradı” “Ya BALBAY boşver bizim dönemimiz geliyor. bizim dönem. Belki sen siyasette ben medyada ya da tersi... Kıbrıs'ı devlet vermez derin devlet vermez. Bunlar orada toslar, martta yüzde 42-45 arası alacaklar, CHP yüzde 15-16 alacak. Baykal gidecek, Devriş gelecek. O da başaramayacak, derken önümüzdeki ekim, kasımda işler değişecek... Yaz, aynen böyle olacak... Derviş bana 50 sayfalık bir metin gönderecek. Resmen hazırlanıyor..” ifadesinin yer aldığı görülmüştür.


İLETİŞİM TESPİT TUTANAKLARI

Tape No: 6048, 12.03.2008 saat:21.33 te M.Şener ERNUYGUR’un Ali…? ile yaptığı görüşmede; Ali’nin “Bu gün toplantıya gittik onu anlatayım sana” “Ramada otelinin en üst katında toplantı salonu yapmış küçük bir yer” “Gittik oraya işte geçen sefer gelenlerin hepsi geldiler şeyi temsilen neydi ismi Ziraat odasını temsilen yardımcısı geldi ötekisinin yani başkanlar düzeyinde kimse yoktu .. bizim Mümtaz hocadan başka” “Şey gecikmeyle geldi ondan sonra dediler sen ev sahibisin aynı zamanda başkanlık yap gayet kibar davrandı hiç alışmamış şeyler öyle sakin filan şey Tuncay Özkan ondan sonra işte arkadaşlar olaylar herkes kendi çapında bir hafta içinde ne yaptığını nasıl davrandığını filan söyledi o Ayla ve şey biz başka gruba da gidelim şey yapalım sanatçılarla ilgili olarak şey yapalım” “Onlar filan yapalım dediler sonra Tuncay Özkan konuştu” “çerçeve olarak geçen seferki toplantının dışında fikri bir farklılık yok işte.. tartışmalar oldu .. Mümtaz hoca daha ziyade şeyi söyliyor … tek liste kalır öne sürüyor şeyse daha radikal gitmenin daha zaman iyi kullanmanın gereğini söyliyor uzun bir zamanımız yok diye bu yerel seçimlerde alırlarsa artık bundan sonra hiçbir şey yapamayız bütün elimiz kolumuz bağlanır diyor o bakımdan öncelikle CHP nin mutlaka 50 kişi mesela diyor elli kişiyle CHP ye bir kadro teklifiyle gidilir” dediği,


Tape No: 7451, 02.02.2008 günü Saat:23.41 de Ahmet Tuncay ÖZKAN’ın, Hüseyin NAZLIKULU’nu aramasıyla yapılan görüşmenin devamında Ahmet Tuncay’ın “Bütün dağ köylerini gezdik işte alevi köyleri şunlar bunlar,…, Millet Alevi köyü 84 tane oy çıkmış yani” dediği, Hüseyin’in “AKPye” dediği, Ahmet Tuncay’ın “He kadınlar isyan halinde kadınların tamamı isyan ediyor diyor ki bunlar diyor şerefsiz sattılar kendilerini oya diyor kadınlar isyan halinde falan” dediği, Hüseyin’in “Bi bakalım şu Martta ne olucak” dediği, Ahmet Tuncay’ın “Anasını s….tiler CHP’nin, ben olmayım CHP’yi yağmalarlar toplantılarda” dediği, Hüseyin’in “Millet de karga... karga diye bekliyor zaten öyle bir şey yapmak istiyorlar” dediği, Ahmet Tuncay’ın CHP’yi kastederek “Vallahi aynı bunlar beni almasınlar var ya,…, Bunların sokağa çıkacak hali kalmaz inşallah...” dediği,


Tape No: 7815, 09.02.2008 günü saat 00:47’de X Şahsın, Ahmet Tuncay ÖZKAN’ı aramasıyla yapılan görüşmede; Hulki CEVİZOĞLU’nun bir programı ile ilgili yaptıkları görüşmenin devamında X Şahsın “Bu abi bunlar Tuncay ben sana bi şey söyleyeyim mi Türkiye'de en sonda kan akacak abi” dediği, devam eden görüşmede X Şahsın Cumhuriyet Halk Partisini kastederek “Ya Tuncay gözünü seveyim şu Halk... halletmek lazım ya” dediği, Ahmet Tuncay’ın “Yapcaz yapcaz abi Mart’ta o işi bitirecez” dediği, X Şahsın CHP Genel Başkanı Deniz BAYKAL’ı kastederek “Bitmesi lazım abi bu Bay… çekilsin köşesine desin ki kardeş” dediği, Ahmet Tuncay’ın “Abi yok ya bu eşşoğlu eşşek abi dur sen” dediği, X Şahsın “Gider değil mi?” diye sorduğu, Ahmet Tuncay’ın “Gider gider abi sen merak etme biraz daha kalır sonra gider” dediği, X Şahsın “Ben sana bi şey söyleyeyim mi Tuncay ben gazetelerde bi şey okudum yani bana ikinci adamlık verirsen gelirim filan diye bi şey” dediği, Ahmet Tuncay’ın “Yok yok hiç öyle bi şey yok abi,…, Nisan’da parti kuracam abi,…, Bitmiş o CHP'ye” dediği, X Şahsın araya girerek “Ve de bu parti kurulurken de yani ben beklentim hiç bi şeyim gönül yani olmadan sana gelirim yardım ederim kardeş bi şeyin varsa yapalım derim” dediği, Ahmet Tuncay’ın “Birlikte birlikte ne demek abi hep beraber hep beraber olcaz abi,…, Abi sen deli misin ya boş ver Deniz BAYKAL bana yalvardı milletvekili ol diye si..tir git dedik ya boş ver” dediği, X Şahsın “Ama gerçekten çok iyi bir alternatif yaratmak lazım abi Türkiye'de bir rüzgar estirmek lazım bu gençliği toparlamak lazım gençlik darmadağın kardeş peki çok çok” dediği,


Tape No: 7818, 12.02.2008 günü saat 15:15’de X Şahsın, Ahmet Tuncay ÖZKAN’ı aramasıyla yapılan görüşmenin devamında X Şahsın “Siyaset ne yapıyor,…, Parti yapma bence bu halk hareketi yap gel beni dinle böyle daha iyi” dediği, Ahmet Tuncay’ın “Yo yo parti yapacam hiç olur mu ya,…, S..tir kim yapacak a.. koyarım onların ben ya o MHP ile CHP'yi s..ecem ben o MHP ile CHP'den geriyi bırakmayacağım onlar görecekler dünyanın kaç bucak olduğunu şer..sizler” dediği,


Tape No: 7825, 16.02.2008 günü saat 20:25’de Ahmet Tuncay ÖZKAN’ın, Evrim BAYKARA’yı aramasıyla yapılan görüşmenin devamında Evrim’in “Kokteyil veriyoruz BİZ KAÇ KİŞİYİZ olarak Buca’da” dediği, devam eden görüşmede Evrim’in 17 Şubat 2008 tarihinde yapılan CHP İzmir İl Kongresini kastederek “Şey kongre yarın, Deniz Efendi de geliyor” dediği, Ahmet Tuncay’ın “Oğlum bundan sonra bastırıp bu İzmir’deki gençlere mençlere söyle bizim çocuklara BİZ KAÇ KİŞİYİZ cilere,…, Tek tek gidip Deniz BAYKAL'a Tuncay ÖZKAN'ı alsanıza o sizinle çalışsın” dediği, Evrim’in CHP İ.. İl Başkanı Kemal K…’ı kastederek “Şimdi yarın var ya yarın bu Kemal s..ağı harbiden liste geldi Ankara’dan liste yapıp gelmiş,…, Listede benim önerdiğim dört kişi var,…, Yönetim Kurulunda” dediği,


Tape No: 7832, 19.02.2008 günü saat 20:40’da Ahmet Tuncay ÖZKAN’ın, Evrim BAYKARA’yı aramasıyla yapılan görüşmenin devamında Evrim’in 17 Şubat 2008 tarihinde yapılan CHP İzmir İl Kongresi ile ilgili olarak ve CHP İ.. İl Başkanı Kemal K…’ı kastederek “Şimdi Kemal'in 8 tane şeyi var üyesi var içerde,…, Önder'in de 8 tane var,…, Toplam 20 tane il delegesi var şey il yöneticisi var,…, 21 TANE GERİ KALAN 4 TANE BENİM,…, Şimdi bu... bana yatıyor” dediği, Ahmet Tuncay’ın Kemal K…’ı kastederek “PEKİ SEN DİREK KEMAL İLE OYNAYACAKSIN BUNDAN SONRA” dediği, CHP İzmir İl Kongresi hakkında yaptıkları görüşmenin devamında Evrim’in “Görüşücem Önderle de Baykal’la da görüşmeyi düşünüyorum” dediği, Ahmet Tuncay’ın “Tamam git hemen direk deki sayın genel sekreterim ne emrediyorsanız de,…, Sayın genel sekreterim ne emrediyorsanız de o Tuncay Muncay derse deki hiç o konularda şey yok o da...,…, Sen de ki ne emrediyorsanız nasıl istiyorsanız tamam mı Deniz BAYKAL da aynı şeyi söyleyecek sana ne emrediyorsanız sayın Genel Başkanım diyeceksin tamam mı?,…, Ondan sonra Kemal'i seçeceksin orda” dediği,


Tape No: 7464, 24.02.2008 günü Saat:23.35 te Ahmet Tuncay ÖZKAN’ın, İ. P… aramasıyla yapılan görüşmenin devamında Ahmet Tuncay’ın Cumhuriyet Halk Partisine küfür ettiği ve CHP Genel Başkanı Deniz BAYKAL’ın kendisini Kurultay’a almayacağını belirterek “Şunların yüreğine iyice korku salmak lazım sen bu işi bir örgütle,…, Böyle bir CHP ye olan bu parti kurma çalışması başlattı bunlar beni almıcaklar diyor de,…, Bu işi biraz körükle” dediği, İrfan’ın “Tamam abi anladım ne demek istediğini,…, ...bizim buralar zaten hazır” dediği,


Tape No: 7469, 25.02.2008 günü Saat:22.12 de Utku G… ile yaptığı görüşmede, A.Tuncay ÖZKAN’ın; “Yarın akşama kadar Manisa’da 600 tane genç kızlı erkekli…” “Cumhuriyet Halk Partisine yeni üye yapılacaklar bana bildiriyorsun adlarını özellikle hiç kimseye duyurmadan el altından tamam mı?” dediği, Utku G…’nün; “…tamam 600, 20 ile 40 yaşları arasında” dediği,


Tape No: 7473, 26.02.2008 günü Saat:21.14 te Evrim BAYKARA ile yaptığı görüşmede, Evrim BAYKARA’nın; “…Ersinle konuştum şimdi de abi diyor onların hepsini illerden ben bi şekilde çaktırmadan toplamaya çalışıyorum dedi genel merkezde üye listesi var cep telefonları yok yani diyor böyle toplu mesaj atmıyoruz çünkü üyelere diyor bulduklarını gönder bana illerin yani o şekilde alabiliyoruz dedim” dediği, A.Tuncay ÖZKAN’ın; “Bana parti yönetiminin şeyini getirin il ilçe” “Öyle bir şey yapsın ki elinde ne varsa Cumhuriyet Halk Partisinin bilgi bankasında” dediği, Evrim BAYKARA’nın; “….Ankara’da güvendiğin benim gibi laf etmeyecek çalışabilecek varsa bir çocuk” “Yanıma alıcam MYK ya” dediği, A.Tuncay ÖZKAN’ın; “Ankara’da sana iki kişi veririz sorun yok” “Ekibimizi ekibimize yazdığını... gereğini yerine getiricez korkmayınız sakin olunuz” dediği,

Tape No: 7474, 27.02.2008 günü saat 11:00’da Ahmet Tuncay ÖZKAN’ın, Evrim BAYKARA’yı aramasıyla yapılan görüşmede; Ahmet Tuncay’ın CHP üyesi bir şahsı kastederek ve ona küfürler ederek “Diyormuş ki bu partinin her yerini diyormuş yok ya bana şey benim telefonlarımı arıyor ben açmadım telefonumu,…, Ondan sonra Suat’ı yolladı bana,…, Dedim ki bak Suat önce seni sikti sonra bana laf etmeye kalktı Menemen’de biliyorsun,…, Ya bizim Genel Başkan (CHP Genel Başkanı Deniz BAYKAL’ı kastettiği anlaşılmaktadır.) milleti böyle çok zatüre yaptı falan filan diye,…, Ondan sonra senin genel başkanın 70 yaşında ben 40 yaşındayım ibne dedim ya ben ona orda ondan sonra şimdi bu işte bu Türklere seçicekler ama şey yapıyor milliyetçilik yapıyor güya aklı sıra,…, Amına koyduğumun çocuğu ondan sonra dedim ki bak Evrim’i çizdi” dediği, Evrim’in CHP Genel Sekreteri Önder S..’ı kastederek “Ben gördüm listeyi ben yoktum hakketten Önder gösterdi yanlız yani o ibne destek olmamış bu puştta yazmamış harbiden” dediği, Ahmet Tuncay’ın Önder S…’ı kastederek “Onun o senin genel sekretere ulaşıp konuşacağını böyle bir sonuç doğacağını hesaplayamadı o,…, Genel sekretere de Önder’e dicez ki genel şeyde Tuncay ÖZKAN’ı Tuncay ÖZKAN la sen...,…, Hadi gel kardeşim bakalım kurultay salonunda hadi sana demiş ki ben çekimser kalırsam,…, Ne olur sence” dediği, Evrim’in onaylayıcı sözler söylediği, Ahmet Tuncay’ın 2008 yılı Nisan ayında yapılan CHP Kurultayında Genel Başkan adayı olan Haluk K…’u kastederek “Haluk konusunda çekimser kalmıcam Tuncay konusunda çekimser kalcan hadi bakalım,…, Mart ayı güzel bir ay O GENEL BAŞKANI SATABİLECEĞİNİ SÖYLEMİŞ sana,…, Bana da söylemişti hatırladınız mı oturdum ben size anlattım,…, Yani demek ki doğru düzgün bir şekilde ilerlemek gerekicek kardeşim,…, KİM BRÜTÜS OLMAK İSTİYORSA ONA BIÇAĞI VERİCEZ” dediği, Evrim’in Önder S..’ı kastederek “Önder şey zaten şaşırmış durumda herif şey diyormuş ya Evrim hiç tahmin etmediğim şekilde dik duruyor diyormuş aa güzel güzel dik duruyorum ben az kaldı şu işi bi bitirelim,…, İlde verdiğimiz sözü bi tutalım Önder’e” dediği, Ahmet Tuncay’ın “Sen şimdi hiç o konuda şey yapma sen senin pozisyonun şey ben dik duran bir adamın kardeşim ne sana ne Tuncay’a yatarım pozisyonu olduğum için şu anda,…, Sen o tavrını sürdür sen sadece dinle şeye mektuba,…, Sen sakin ol SEN ŞU İL GENÇLİK KOLLARI BAŞKANLARINI AYARLA BANA” dediği,


Tape No: 7484, 29.02.2008 günü Saat:16.54 te Zeliha …? ile yaptığı görüşmenin devamında Zeliha’nın; “…ne yapacaz partiyi kuruyoruz mu?” diye sorduğu, A.Tuncay ÖZKAN’ın; “CHP geri zekalılarından sıyrılıp parti kuracaz başka çaremiz yok” “Vallaha televizyonu satacam partiye yatıracam” dediği, devam eden görüşmede Zeliha’nın; yerel bir gazetede çıkan türban ile ilgili karikatürü Bizkackisiyiz.com adlı internet sitesi platform sorumlusu Fuat KARİP’in kendisine verip vermediğini sorduğu, A.Tuncay ÖZKAN’ın; henüz vermediğini söylediği,


Tape No: 7497, 03.03.2008 günü Saat:18.53 de Ahmet Tuncay ÖZKAN’ın, Ş. M…’yü aramasıyla yapılan görüşmenin devamında Ahmet Tuncay’ın CHP Genel Sekreteri Önder S..’ı kastederek “Şimdi bu şeyle konuşmayı ihmal etme,…, Genel Sekreterle,…, Çünkü bak ona çok büyük kıyaklar yapıyorum,…, İzmir’de falan filan her şeyi almasını sağladım tamam mı her yerde kıyaklar yapıyorum oturup konuşalım,…, Çünkü başka türlü gelişecek her şey” dediği, Ş. M..’in “Tamam oldu şimdi hemen bakcam evvela onda bu hafta içi görüşürüm kendisiyle” dediği,


Tape No: 7504, 11.03.2008 günü Saat:17.58 de Murat A….. ile yaptığı görüşmede, A.Tuncay ÖZKAN’ın; “Bana iki tane Üniversite mezunu şey söyle hanımefendi söyle bizim hareket içinde ön planda CHP İl yönetimine dahil olucak” “Evet kimse bilmicek senle ben bilcez bana iki tane ad ver geçen günkü konuşma yaptırdığımız hanımefendinin adı neydi doçent” dediği, Murat A…’in; “Şey Nuran Nuray abla mı” dediği, A.Tuncay ÖZKAN’ın; “Nuray G.. bi Nuray hanımla konuş hemen CV sini Anet e faksla de ki seni böyle birşey yapıyoruz kimseye söylemiyorsun sessiz kalıyorsun de tamam mı” “N.G tamam Doğuş Üniversitesi rektörünün karısımıydı o” dediği, Murat A…’in; “Evet abi öğretim üyesinin karısı” dediği,


Tape No: 7505, 11.03.2008 günü Saat:18.12 de Murat A… ile yaptığı görüşmede, Murat A…’in; “Söyliyim abi isimlerini” “N. G… cep telefonu da vereyim” “Bu kadın biliyorsun abi Doğuş Üniversitesi Öğretim Üyesiydi emekli oldu şimdi” “B. Ş…..” “31 yaşında kadın 3 tane dil sahibi çevirme görevi yapıyor şuanda” “Kendine ait iş yeri var çevirmenlik yapıyor” dediği, A.Tuncay ÖZKAN’ın; “…bunlar bizim sözümüzden çıkmaz…sessiz kalacaklar” dediği, Murat A..’in; “Evet abi” dediği, A.Tuncay ÖZKAN’ın; “CHP liler bunlar CHP üyesi mi biliyor musun” dediği, Murat A…’in; “İkisi de CHP li zaten abi” dediği,


Tape No: 7509, 14.03.2008 günü Saat:08.22 de Mehmet S….. ile yaptığı görüşmede, Mehmet S…..’in; “...canımı sıkan bi olay oldu…” “…bişey danışmam lazım sana…” dediği, A.Tuncay ÖZKAN’ın; “Yav hemen şeye gelelim Bebekte buluşalım mı?” dediği, Mehmet S…’in; “Olur geleyim hemen” dediği,


Tape No: 7510, 14.03.2008 günü saat 09:14’de Ahmet Tuncay ÖZKAN’ın, H. G…’yu aramasıyla yapılan görüşmede; Ahmet Tuncay’ın CHP İstanbul Milletvekili M. S…’in, kendisi hakkında basında çıkan iddialarla ilgili demeç vereceğinden bahsederek ve CHP Genel Başkanı Deniz BAYKAL’ı kastederek “Hem liderine bi liderlik dersi verecek hem şey yapacak yani bir... hukukun herkese lazım olacağı soruşturmanın bu aşamada böyle siyasi bir operasyona dönüşmesinin nelere mal olacağı konusunda falan bi açıklama yapacak şimdi sabah benle buluştu” dediği, Havva’nın M,S…’in ne zaman geleceğini sorduğu, Ahmet Tuncay’ın “Öğleden sonra onu bir ararsan,…, Bİ KONUŞ ONDAN SONRA Bİ ONA YARDIMCI OL LAZIM OLACAK,…, KULLANACAĞIZ ARKADAŞI” dediği,


Tape No: 7521, 18.03.2008 günü saat 16:16’da M.K.K…’ın, Ahmet Tuncay ÖZKAN’ı aramasıyla yapılan görüşmede; Ahmet Tuncay’ın “…Devrim Komite Konsey Toplantısı yapıyoruz,…, Anlı şanlı partimiz geliyor” dediği, M.’ın “Hadi bakalım sakin olsunlar diyormuş şeyler,…, CHP liler,…, Değişik şeyler olucakmış Kurultay’da” dediği, Ahmet Tuncay’ın “Yapma ya diceksin biz bu numaraları ne kadar çok gördük demi diceksin canım benim diceksin” dediği, devam eden görüşmede Kanaltürk’ün satılmasıyla ilgili görüştükleri,


Tape No: 7523, 18.03.2008 günü saat 17:33’de M. S..’ın, Ahmet Tuncay ÖZKAN’ı aramasıyla yapılan görüşmede; Birbirlerine hal hatır sorduktan sonra M.S’ın “Koyduğun teşhislere katılırım burdan fazla bir şey çıkmaz,…, Ama onu bi ölçüde muhafaza etmek gerekir,…, Partileşme olsa dahi,…, O partileşme zaten böyle bir zaten partinin çıkışı da böyle toparlama içinde olacaktır onun için elde mekanizma bulunsun oda prematüre genişletilir falan filan,…, SENİN BU CHP HAREKETİNİN TARİHİ NE YAKLAŞIK OLARAK... HAZIRLANMASINDA BİR…” dediği, Ahmet Tuncay’ın araya girerek “Daha hiç bu konuda bir şey yapmadım hocam ÇÜNKÜ BEN BUNU BİRLİKTE YAPACAĞIMIZ DÜŞÜNCESİNDEN HAREKETLE BİŞEY YAPMAMIŞTIM ama ben onu olgunlaştırıp” dediği, M.’ın “Ama birlikte dediğiniz zaman bu bizim eski... kurulundan olmuyor,…, ...düzenlerler bakarız nasıl yapılır diye,…, Kimleri koyarız diye,…, Hem de uzun uzun konuşmamız gerekiyor,…, Sonrasını planlıyarak yapılması gerekir,…, Hareketli çıkarma hareketi ilk çıkarmayı yaptık diyelim ki başarısız oldu ONDAN SONRA HAVA HAREKATINA GEÇİCEZ YANİ ona benzer bişey” dediği, Ahmet Tuncay’ın “Tamam hocam memnuniyetle hocam” dediği, devam eden görüşmede M.’ın 14 Mart 2008 tarihinde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca AKP’nin kapatılması istemiyle açılan davayı kastederek “…bu mahkeme konusunda bana biraz erken gibi geliyor mahkeme,…, ÇOK NET TAVIR ALMALI,…, Şimdi ben yazıp çiziyorum yine bir kaç gündür,…, ...olacağına böyle olsun falan diyoruz şimdi” dediği, Ahmet Tuncay’ın “Bence de hocam,…, Tamam hocam memnuniyetle,…, Tamam doğru düşünüyorsunuz hocam” dediği,


Tape No: 7524, 18.03.2008 günü saat 21:53’de Ahmet Tuncay ÖZKAN’ın, RTÜK Üyesi M. D…’ı aramasıyla yapılan görüşmede; Ahmet Tuncay’ın illeri gezdiğini belirterek “Şimdi bi de 20 bin kişilik bir kadro kurdum,…, 400 bin hanede tek tek yüz ve yüz görüşme yapacaklar ayda 7 kez” dediği, M.Din başarılar dilediği, Ahmet Tuncay’ın TGRT’nin FOX TV’ye satışı ile ilgili olarak Danıştay’ın RTÜK üyelerinin dava açmaya yetkili olduğu hakkındaki kararını kastederek “Sağ ol abi bende sizi kutluyorum ellerinize sağlık gereken dersi vermişsiniz Danıştay’da” dediği, M.’in “Verdik verdik abi daha vereceğiz daha başka derslerde vereceğiz şimdi dün onu size gönderdim” dediği, devam eden görüşmede Ahmet Tuncay’ın “BEN DE SİZİN BENDE SİZİN BU EMEKLERİNİZİ KARŞILIĞINI CHP Yİ İKTİDARA GETİREREK VERECEM ABİ” dediği,


Tape No: 7527, 19.03.2008 günü Saat:17.33 te Mesut ÖZCAN ile yaptığı görüşmede, Mesut ÖZCAN’ın; “Ben ayın 6 sında pazar günü ordayım nöbetimi ayarladım” “4 ünden itibaren geliyorum bide kongre zamanı ayın 17 si ve onların arkasındaki günlere de izin aldım” “Hazırım ben” “Dedin ya CHP’nin Kurultayı” dediği, A.Tuncay ÖZKAN’ın; “27 sine ertelemişler oğlum” dediği, Mesut ÖZCAN’ın; “MÜHİM DEĞİL MÜHİM DEĞİL BİZ BİLEYLENELİM ÖNEMLİ OLAN O” dediği,


Tape No: 7573, 05.04.2008 günü Saat:18.12 de Mehmet S… ile yaptığı görüşmede, Mehmet S….’in; “Yarın Eyüpe geliyorsun” “…Eyüpte senin toplantın yok mu Atatürkçü Düşünce Derneğinde konferans” dediği, A.Tuncay ÖZKAN’ın; “Benim mi yok hayır yok can benim öyle bi toplantım yok,…, Vallaha yok ben yokum karıştırdılar herhalde yokum yani bana hiç kimse öyle bişey söylemedi çünkü benim yarın Hiltonda toplantım var,…, Konferans var” dediği, Mehmet S…’in; “Özel görüşme Hilton’daki” dediği, A.Tuncay ÖZKAN’ın; “Özel şey yok yav noterler moterler falan” dediği, devam eden görüşmede Mehmet S…’in; “Öyle parti kurma marti kurma yok ha” dediği, A.Tuncay ÖZKAN’ın; “…Önder amcayı kokutuyorum Önder amcayı Önder amcayı korkutuyorum” dediği, Mehmet S…’in; “... Yarın bu görüşmeni yap ta ondan sonra bişeye bakarız” dediği,


Tape No: 7604, 14.04.2008 günü Saat:16.40 ta X Şahıs ile yaptığı görüşmede, Siyasi içerikli yaptıkları görüşmenin devamında A.Tuncay ÖZKAN’ın; “Yok hani sıfır sıfır el var sıfır ABİ BİZİM ARTIK OYUNUMUZ İKTİDAR OYUNU OLMAK ZORUNDA” “Onlar gitsinler Murat K….’a söylesinler Murat K….. falan filan o partiyi getirecek bizim bulunduğumuz yere teslim edecek” “…onlarla beni bi görüştür onlarla…biz bi oturup konuşalım abi” dediği,


Tape No: 7608, 15.04.2008 günü Saat:17.13 te İlker GÜVEN’in, Ahmet Tuncay ÖZKAN’ı aramasıyla yapılan görüşmede; İlker’in “Şimdi bu Ali E… ikinci başkan var ya,…, Tamam onlan bi yüz yüze görüş bugün Ankara’dan gelmişler bir takım tepkiler mepkiler diyor hani sen yine aynı sistemimiz oluşacak ta” dediği, Ahmet Tuncay’ın anladığını belirttiği, İlker’in 26 Nisan 2008 tarihinde yapılan CHP Kurultay’ını kastederek ve şifreli bir şekilde “Yani yine devam ediyormuş gibi KURULTAYDAN SONRA DEDİĞİMİZ ŞEKİL OLACAK YANİ İLK DÜŞÜNDÜĞÜMÜZ GİBİ ANLADIN,…, He bi konuş herhangi bi değişiklik yok ama takdim te...değişiyor anladın” dediği,


Tape No: 6528, 23.04.2008 saat:19.46’ da Birol BAŞARAN’ın Filiz ile yaptığı görüşmede; Filiz’ in “Birol kurultaya giriş kartı istiyor muyuz” dediği, Birol BAŞARAN’ ın “Kim istiyor mu” dediği, Filiz’ in “E sen ben girmek iste... girebilecek miyim” dediği, Birol BAŞARAN’ ın “Soran kim” dediği, Filiz’ in “Nur hanım soruyor” “Onun istihakı varmış, e bize iki tane ayıracak” dediği, Birol BAŞARAN’ ın “ben zaten kurultay için özel kart bulduğunu zannetmiyorum herkez gircek diyorlar ama.. Baykalı mı destekliyormuş” dediği, Filiz’ in “Ya söylemedi tabi ya sormadım öyle bir şey ama Tolga Hocaya gülüyor yani, Tolga Hocadan hiçbir şey olmaz diye” “Ben yıllardır tanıyorum Tolga hocadan hiçbir şey çıkmaz Filizciğim diyor, valla bu gidişle Umut Oran ı destekleyeceğim, hiç kimsede ... ses çıkmayacak galiba” dediği, Birol BAŞARAN’ ın “Umut Oranda ne var ne gördün ...” “CHPLİ olmadığını bile geçen hafta öğrendik” dediği, Filiz’ in “CHPLİ olmadığını he öylemiymiş doğrumuymuş duyum” dediği, Birol BAŞARAN’ ın “CHPLİ olduğunu bir hafta on gün önce öğrendik yani ondan bir şey olur mu, öyle her şapkadan çıkanın arkasına takılır mı” dediği, Filiz’ in “Tolga hocaya devam diyorsunuz” dediği, Birol BAŞARAN’ ın “Tabi canım ben tanıdığım bildiğim adam kaç yıldır örgütte çalışmış birikimi var bir yamuğu yok…” dediği,


Tape No:7626, 25.04.2008 günü saat 11:32 sıralarında MUSTAFA A…. ile Ahmet Tuncay ÖZKAN arasında yapılan telefon görüşmesinde Ahmet Tuncay ÖZKAN’ın “İçerde pankart falan açmak yok tamam mı hiç bişey yok” dediği, Mustafa A..’in “Yok abi” dediği, Ahmet Tuncay ÖZKAN’ın “Sadece şey” dediği Mustafa A…’in “Sadece normal normal... görünecez” dediği, Ahmet Tuncay ÖZKAN’ın “BAYKAL BAYKAL ÖZKAN’ı partiye getir” Mustafa A…’in “Tamam ağabeycim” AHMET Tuncay ÖZKAN’ın “BAYKAL ÖZKAN’ı partiye getir Tuncay ÖZKAN ayakta alkışlıyoruz” Mustafa A…’in “Tamam abi” dediği, Ahmet Tuncay ÖZKAN’ın “Gelip öpüyoruz kucaklıyoruz” dediği, Mustafa A…’in “Onun ordan... yaptım abi” dediği, Ahmet Tuncay ÖZKAN’ın “Hoş geldin hoş geldin hoş geldin hoş geldin Tuncay ÖZKAN hoş geldin tamam” Mustafa A…’in “Tamam abicim tamam ağabeycim” dediği, Ahmet Tuncay ÖZKAN’ın “Haydi öptüm” “Yani bizim sloganlardan atılmıyo kesinlikle hep CHP li tamam” dediği,


Tape No:7664, 08.05.2008 günü saat:17.54’te A.Tuncay ÖZKAN’ın X şahıs ile yaptığı görüşmede; X şahsın “Abi şey için aramıştım ya ben bu CHP ile ilgili bi haber vardı da onu yapıp yapmayacağımızı soracaktım ben. Ya bu Gaziemir İlçesinde birbirlerine girmişler parmaklarını kesmişler birbirlerinin…şey belediye başkan adaylığı için ondan sonra hem şey ilçe başkanıyla şey aday birbirine girmiş baya polis molis falan filan girmiş içeriye ondan sonra adamın parmağı kopma noktasına gelmiş dikiş falan...üç saat ameliyat etmişler adamı ondan sonra onu yapalım mı diyecektim ben” dediği, Tuncay’ın “Yapma s.tir et. Yapma ne olacak be s..mişim onlar bizimle ilgili her şeyi yaparlar da biz onlarla ilgili yapmayalım gerçi yapmayıp beylerine şey olacak” dediği, X şahsın “Ne olacak ki yapmasak ne olacak ki dediğiniz gibi” dediği, Tuncay’ın “Doğru söylüyosun yap. Doğru söylüyosun yap anasını s.tıyım.” dediği,


Tape No: 7850, 03.06.2008 günü saat 21:40’da Ahmet Tuncay ÖZKAN’ın, Evrim BAYKARA’yı aramasıyla yapılan görüşmede; Evrim’in Yaşar Nuri ÖZTÜRK’ü kastederek “Şimdi biz bu Yaşar Nuri biraz huysuzluk yapıyormuş,…, Yav işte birleşmiyecekler ne korkmaya başlamış bu bi o bir iki yerden duydum onu iki 13 dönüm yer buldum sana Urla’nın biraz ilerisinde denize bir kilometre uzakta,…, Arıyorum daha bir iki tane daha bulacam onlara bakacaz perşembe bide Deniz BAYKAL bu Önder S… ekibine şey diyormuş hani bu geç geldi ya liste,…, Yav kurultay şey parti meclisi listesi kurultayda,…, İşte Önder S… şey demiş eğer Tuncay ı alırsan kendine başka genel sekreter bul yani ben inanmıyorum da Önder S..’ın ekibine böyle bişey yayıyormuş” dediği, Ahmet Tuncay’ın “Deniz BAYKAL mı yayıyormuş,…, Yani Tuncay’ı şey aldırtmadı Önder aldırtmadı,…, O da zaten aslanlar gibi genel sekreterini... ben onların bi anasını s..yim de görsün onlar…” dediği,


Tape No: 7713, 21.06.2008 günü Saat:01.00 da Evrim BAYKARA’nın, Ahmet Tuncay ÖZKAN’ı aramasıyla yapılan görüşmede; Evrim’in “Abi bu Deniz BAYKAL ne kadar nefret ediyo senden” dediği, A. Tuncay’ın “Ne olmuş ne demiş gene ibne” dediği, Evrim’in “Herif şimdi mesaj attı CHP adına kutlama yapıyo,…, ...abi herif ilk defa tarihinde böyle bişey yapıyo yani herif bariz bileyleniyo ya” dediği, A. Tuncay’ın “Bu ADD lere şey yapıyolarmış bi operasyon yapıyolarmış” dediği, Evrim’in “Biliyorum şimdi gidiyoz işte toplandıydı çocuklar bizim” dediği, Ahmet Tuncay’ın “Hadi hadi hadi CHP nin operasyonunu falan yerseniz s..erim belanızı ha” dediği, Evrim’in “Ya s..rim onları a..na k.yum gidiyom ben şimdi CHP lilerin hepsinin a..na k.ycam bi gidiyim oraya” dediği, Ahmet Tuncay’ın “Önce bi Halil S..’i bi s.in” dediği,


Tape No: 6486, 26.05.2008 saat:08.39 da Ufuk Mehmet Büyükçelebi’nin Mehmet S… ile yaptığı görüşmede; Mehmet S..’in Urfa da olduğundan bahsettiği, Ufuk Mehmet BÜYÜKÇELEBİ’ nin gazetede çıkan CHP mensubu Önder S.. hakkındaki gazetesinde yayınlanan bir haberi kastederek “Önder S..’a gene kaydım” “CHP nin başına bela oluyo on sene yaptığı pisliği temizliyemez dedim” “…aynen öyle onu ben yolluycam ordan yolluycam ona ben kafayı takmışım hocam… O Önder sabah okusun bu gün duasını yapsın” dediği,

Tape No: 6510, 06.06.2008 saat:21.13 te Ufuk Mehmet Büyükçelebi’nin Mehmet S… ile görüştüğü, Mehmet Büyükçelebi’nin CHP mensubu Önder S… hakkında bir haber ile ilgili olarak “Önder S..’ı ordan kaldırıçam” dediği, Mehmet S..’in ise bu haberi bir dönem yayınlamaması hususunda muhatabından ricada bulunduğu anlaşılmıştır.

ADALET VE KALKINMA PARTİSİNE YÖNELİK YÜRÜTÜLEN FAALİYETLER


Soruşturma kapsamında elde edilen delillerden Ergenekon Terör Örgütünün 2002 yılı Genel Seçimlerinden sonra AKP’ye yönelik kapsamlı bir çalışma başlattığı, öncelikli olarak darbe planları çerçevesinde AKP’yi bölüp parçalamayı ve böylelikle hükümetten düşürmeyi hedefledikleri, yaptıkları çalışmalarla bunu tamamen başaramamış olsalar da bir kısım AKP’li Milletvekillerini koparmayı başardıkları, anlaşılmıştır.


AKP’yi bölme ve parçalama hedeflerini tam olarak gerçekleştiremeyince bu kez AKP’nin kapatılması amacıyla “KAPATMA DAVASI”nı etkilemek için davanın görüldüğü Anayasa Mahkemesi ile ilgili çalışmalar yaptıkları, bu çerçevede Mahkeme üyelerine yönelik karalama ve yıpratma amaçlı faaliyet yürüttükleri ,


Bu faaliyetlerini yürütürken tüm AKP’li Milletvekilleri ile ilgili kapsamlı çalışmalar yaptıkları, Milletvekillerini dini, siyasi görüşlerine ve ırki kökenlerine göre ayrıştırarak kişisel verileri kaydettikleri, bazı AKP’li milletvekilleri ve Belediye Başkanlarını partiden koparmak için bire bir görüşmeler ve yönlendirmeler yaptıkları anlaşılmıştır.


KAPATMA DAVASI devam ederken AKP’nin kapatılacağını göz önünde bulundurarak AKP’yi bölme ve parçalama faaliyetlerini sürdürdükleri, bu kapsamda bir kısım partilileri AKP’den kopararak yeni bir siyasi parti kurdurmayı hedefledikleri, bunların yanı sıra örgütün yönetici kadrosunun yönlendirmeleri ile birçok şüphelinin siyasi çalışmalara başladığı görülmüştür.


Ergenekon Terör Örgütünün AKP’ye yönelik gerçekleştirdiği faaliyetlerin daha iyi anlaşılabilmesi için konu ile ilgili elde edilen deliller aşağıya sarih olarak izah edilecektir.


Yapılan aramalarda Şüpheliler Ahmet Hurşit TOLON, Mehmet Şener ERUYGUR ve Hasan Atilla UĞUR’dan ele geçirilen dijital veriler yer alan Cumhuriyet Çalışma Grubu isimli slaytların olduğu tespit edilmiştir. Bu slaytlar incelendiğinde, şüpheli M.Şener ERUYGUR’un Jandarma Genel Komutanı olduğu dönemde komutanlık bünyesinde illegal olarak Cumhuriyet Çalışma Grubu adı altında bir oluşum kurduğu ve bu çalışma grubu kapsamında birçok legal ve illegal faaliyetler planladığı anlaşılmıştır.


        Cumhuriyet Çalışma Grubunun geleceğe dönük perspektifleri başlığı altında; “Mahalli İdareler Genel Seçimleri” kapsamında yapılacak çalışmalar ve bu çerçevede, Mahalli İdareler Genel Seçimlerinde yurt genelinde AKP’nin, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da DEHAP’ın muhtemel başarılarını engellemek maksadıyla; Merkez sağda alternatif bir partinin güçlendirilmesi, AKP ve DEHAP’a karşı seçim ittifakı yapılması projeleri üzerinde çalışmalar planlandığı anlaşılmıştır.


           Cumhuriyet Çalışma Grubunun devre raporlarına bakıldığında, bu planların uygulamaya konulduğu ve gerekli çalışmaların yapıldığı tespit edilmiştir. 01 Aralık 2003 tarihli devre raporuna incelendiğinde, “Mahalli Genel Seçimler öncesi ortamın şekillendirilmesi başlığı altında”, merkez sağda alternatif bir partinin yaratılamaması halinde AKP’nin seçimden fazlasıyla güçlenerek çıkacağı, ANAP liderinin merkez sağ partilere ve gizli olarak DYP’ne birleşme talebinde bulunduğu, Bu yönde alınan bilgilere rağmen, taraflardan birinin desteklenmemesi halinde birleşmenin gerçekleşmeyeceği” belirtilmiştir.


           Ayrıca Partilerin son 10 yılda yapılan seçimlerde aldıkları sonuçların ayrıntıları ile incelendiği, DYP, ANAP ve MHP’nin parti yönetiminde görev alan kadroları ve İl Başkanı seviyesine kadar tespit edildiği,  Partide söz sahibi kişilerin biyografik istihbaratlarının yapıldığı görülmüştür.
           Devam eden slaytlarda dönemin ANAP Genel Başkanı Ali Talip ÖZDEMİR ve ANAP’lı Nesrin NAS hakkında yapılan biyografik istihbarat çalışmalarından bahsedildiği, sonuç bölümünde ise ANAP ve DYP Genel Başkanlarının biyografik istihbaratlarına göre durumları değerlendirildiğinde, DYP Genel Başkanının daha güvenilir olduğu, bu nedenle M. AĞAR’ın desteklenmesi gerektiği, Mahalli Genel Seçimlerden önce DYP ve ANAP’ın DYP çatısı altında birleşmeleri, birleşme kısa vadede mümkün olmaz ise Mahalli Genel Seçime ittifak ile girilmesinin sağlanması gerektiği, ayrıca  kısa vadede, sayıları 55’i bulan DYP kökenli AKP milletvekillerinden mümkün olduğu kadar çoğunun Mahalli Genel Seçimden önce DYP’ye transfer edilmesi, bu sayede DYP’nin mecliste grup kurmasının sağlanması gerektiği belirtilmiştir.


           Ayrıca “İstanbul’da Ali Müfit GÜRTUNA’nın DYP’ye angaje edilmesi, Ankara’da İ.Melih GÖKÇEK ile R.T. ERDOĞAN arasındaki güvensizlik ortamından istifade edilerek, İ.Melih. GÖKÇEK’in saf dışı edilmesi ve Turgut ALTINOK’un DYP’ye angaje edilmesi, Diğer illerde de aday şahsiyeti bazında benzer çalışmaların yapılması gerektiği,
           R.T. ERDOĞAN ve hükumetinin laiklik ve dinsel temelli argümanlar yerine;  Kamu Yönetimi Yasa Tasarısının ulusal birliğimizi ve üniter yapımızı tehdit eden durumu,  Irak, Kıbrıs, Yunanistan ve Ermenistan politikalarındaki gayri milli yaklaşımlar,   Uzan grubuna yönelik tutumdaki sapmalar,  Etnik köken ayrımcılığı yapması ve gayri ahlaki tutum ve davranışları kullanılarak kamuoyunda küçük düşürülmesinin önem arz ettiği” hususları vurgulanmıştır.


           19 Ocak 2004 tarihli devre raporunda “Cumhuriyet platformu çalışmaları başlığı altında; Ulusal Birlik Hareketi STK Platformu başkanı Bülent B… ile yapılan görüşmeden bahsedildiği, bu görüşmede Bülent BE..’nın “Ülke gündemi ve iktidarın icraatlarını yakından takip ettiklerini, Problemin Siyasi Partiler Kanununun partileri lider diktatörlüğüne maruz bırakmasından ve Seçim Kanununun %45 oyu dışarıda bırakmasından kaynaklandığını, TSK’nin müdahalesi ile bu kanunların değiştirilip tekrar seçime gidilmesi ile bu partinin önünün kesilmenin mümkün olabileceğini,
           İktidarın geliş sürecini; camiler, İmam Hatip Liseleri ve yeşil sermaye olarak tanımladığını, Ulusal Birlik hareketi ile yukarıda bir faaliyetin olduğu ancak tabana inemedikleri için çok yüzeysel kaldığı, Anadolu'ya açılmak gerektiği ve bunun için çalıştıkları, bu sayede geniş halk kitlelerine ulaşmayı hedeflediklerini, Halkın eğitimsizlikten ve bu tür oluşumlara ihtiyatla yaklaşmasından dolayı yapılan çalışmalara uzak durduğu, halkın eğitilmesi gerektiğini, CHP’nin iyi muhalefet yapamadığı, CHP’ye güveninin sarsıldığını,


           AKP’nin son derece iyi örgütlenmiş bir parti olduğu, bunlarla mücadele etmek için aynı tarzda STK’ larının öncülüğünde iyi örgütlenilmesi gerektiğini” söylediği belirtilmiştir.


           2003 tarihli devre raporunda, “Seçim öncesi TBMM’nin şekillendirilmesi” başlığı altında; Mahalli Genel Seçimlere kadar merkez sağda alternatif bir partinin yaratılamaması halinde AKP’nin seçimden güçlenerek çıkacağı, mevcut tehdidin daha da büyüyeceği, DYP ve ANAP arasında gayri resmi birleşme taleplerinin olduğu, ancak taraflardan birinin desteklenmemesi halinde birleşmenin gerçekleşemeyeceği, şeklinde değerlendirmeler yapılmıştır.
           Ayrıca AKP’nin kopmalarla parçalanması gerektiği, AKP bünyesinde daha önceden başka siyasi partiler içerisinde yer almış birçok milletvekilin bulunduğu, bu milletvekillerinin bir kısmının AKP yönetiminden ve mevcut durumdan rahatsız olduğu, bir kısmının da kriz durumunda partiden kopabileceği, bu amaca yönelik krizin suni bir gerilimle kontrollü bir şekilde tırmandırılabileceği ,


           Bu krizin; TSK öncülüğünde AKP’nin tabanını da rahatsız eden uygulamalarından istifade edilerek yaratılabileceği ifade edilmiştir. Gerilim konusu yapılacak argümanların ise, laiklik ve dinsel temelli argümanlar yerine; Kamu Yönetimi Yasa Tasarısı, Irak, Kıbrıs, Yunanistan ve Ermenistan politikalarındaki gayri milli yaklaşımlar ve Uzan grubuna yönelik tutumdaki sapmaların kullanılmasının daha etkili olacağı belirtilmiştir.

Dönemin Hava Kuvvetleri komutanı İbrahim FIRTINA Cumhuriyet Çalışma Grubunun faaliyetleri ile ilgili yaptığı değerlendirmede diğer konuların yanı sıra; “Hedef şahısların biyografik istihbaratı kapsamında, bu şahısların hassas taraflarının tespit edilmesi ve başkaları tarafından kullanılan şantaj unsurlarının da elde edilmesi, gerektiğinde bu şahıslara karşı kullanılmak üzere arşivlenmesi”, “AKP ve bu partinin Belediye Başkanı adayları hakkında elde edilecek bilgilerin seçimden ne kadar önce basına sızdırılmasının uygun olacağı konusunda uzman görüşü alınması” şeklinde görüşler belirttiği anlaşılmıştır.

Soruşturma kapsamında ele geçirilen diğer delillerden Cumhuriyet Çalışma Grubunun planladığı faaliyetlerin aynen gerçekleştiği, bu kapsamda bazı şüphelilerin zaman zaman toplantılar yaparak kararlar aldığı, ayrıca AKP ve AKP’li Milletvekilleri ve Belediye Başkanları ile ilgili istihbari çalışmalar yaparak kişisel verileri hukuka aykırı bir şekilde kaydettikleri, bunların yanı sıra dini siyasi görüşlerine ve ırki kökenlerine göre ayrıştırarak fişleme yaptıkları, diğer taraftan elde ettikleri bir takım bilgileri şantaj ve yıpratma amaçlı kullanmayı planladıkları belirlenmiştir.

Şüpheli Mehmet Şener ERUYGUR’dan ele geçirilen dijital verilerde, Şüpheliler Levent ERSÖZ ve Hasan Atilla UĞUR’un Jandarma Genel Komutanlığı İstihbarat dairesinde görevli oldukları dönemde, ayrı ayrı ve değişik tarihlerde şüpheliler İsmail YILDIZ, Tuncay ÖZKAN ve Mustafa BALBAY’la yaptıkları toplantılarda, AKP’nin bölünmesi ve parçalanması için planlar yaptıkları, bu toplantılarda konuşulanları kaydettikleri, ayrıca bazı görüşmelerdeki ses dosyalarını da sakladıkları tespit edilmiştir.


Ayrıca bu toplantılarda alınan kararlar gereği, AKP’yi içerden bölmek için bazı AKP’li Milletvekilleri ve Belediye Başkanları ile de görüşmeler yaptıkları, bu görüşmeleri de kaydedip , bazı ses dosyalarını sakladıkları tespit belirlenmiştir.


Bu verilere bakıldığında;


5 Kasım 2003 tarihinde Kıvanç DEĞİRMENCİ kod adlı İsmail YILDIZ ile Levent ERSÖZ arasında yapılan görüşme metni çözümünde özetle; AKP’nin bölünmesi ile ilgili konuşmalar yaptıkları, görüşme içerisinde İsmail YILDIZ’ın AKP’nin bölünüp parçalanmasının çok kolay olduğunu söylediği, bu çerçevede “hadiseden milletvekillerinin hepsi bu şekilde tesir edecek hale geldiler. Orada 219 tane milletvekili AKP’den kopacak durumda, bu sayı 250 ye çıkabilir.” dediği,


Görüşmenin devamında bu durumu Mehmet AĞAR’a anlattığını ve AKP içerisinde sadece 55 tane DYP kökenli milletvekili olduğunu, 40 milletvekilinin MHP kökenli olduğunu, 60 milletvekilinin ise ANAP geçmişi olduğunu söylediğini, fakat bunun için gerginliğin tırmandırılması gerektiğini ifade ettiği, bunun üzerine Levent ERSÖZ’ün “gerilimi kim tırmandıracak, nasıl tırmandıracak” dediği, İsmail YILDIZ’ın da “gerilimi de bir şekilde TSK tırmandırabilir. Stratejik olarak ama dini noktalar üzerine değil de milli noktalar, idari yapı yada hukuk konularında sıkıştırabilir” “gerilimi orada tırmandırırsa, Ağar ılımlı mesajları vermeye devam ederse, hatta biraz daha yoğunlaştırırsa bunu, AKP nin milletvekillerinin DYP ye geçmesi için meşru bir zemin oluşur” dediği, Levent ERSÖZ’ün de “yani korkup kaçan mı olur” dediği, İsmail YILDIZ’ın “hem korkup kaçan olur, hem de DYP böyle bir durumda en iyi adres galiba” dediği,


Bilahare; İsmail YILDIZ’ın Ali Müfit GÜRTUNA’nın AKP’den kopartılması gerektiğini öne sürerek “Ali Müfit Beyi mutlaka koparmamız lazım. Ali Müfit Bey, gelecekte Türkiye’deki Tayyip Beyin pozisyonunu doldurabilecek siyasi olarak görülüyor” dediği,


Daha sonra; Mehmet AĞAR’ı ne şekilde yönlendirdiğini anlattığı, bu çerçevede Mehmet AĞAR’a, Türkiye’deki işsizlik sorununu çözeceğini ve ekonomi ile ilgili vatandaşı ikna edebilecek söylemlerde bulunmasını tavsiye ettiğini, bundan sonraki süreçte de Meclise yöneleceklerini söylerken “Meclis içerisinde bazı milletvekillerinin hiç değilse milli ve dini duygularıyla bir şekilde oynayalım, oradan bir grubu DYP ye angaje etmeye başlayalım” dediğini,


Görüşmenin sonlarına doğru İsmail YILDIZ’ın yerel seçimlerde AKP nin ciddi anlamda oy almasının engellenmesinin gerektiğini söylediği anlaşılmıştır.


22 KASIM 2003 tarihinde Kıvanç DEĞİRMENCİ kod adlı İsmail YILDIZ ile LEVENT ERSÖZ arasında yapılan görüşme metni çözümünde özetle; Başlangıçta İsmail YILDIZ’ın DYP ile ilgili yoğun çalışmalarının olduğunu, DYP nin kamp faaliyetlerini yaptıklarını, burada karşıt grupları bir araya getirmeyi düşündüklerini, toplantının 10 Aralıkta Hilton otelinde yapılacağını söylediği, Levent ERSÖZ’ün de söz konusu toplantıya katılacak isim verebileceğini söylediği, görüşmenin devamında, İstanbul’da meydana gelen HSBC Bankası ve İngiliz Konsolosluğundaki patlama olaylarıyla ilgili konuştukları, bu konu ile ilgili konuşurken Levent ERSÖZ’ün daha önceden aralarında konuştukları AKP ile ilgili bir şeyi kastederek “alabildiniz mi onları” diye sorduğu, İsmail YILDIZ’ın da “alamadık paşam, zannediyorum bu akşam operasyonu bitireceğiz, tam beş gündür uğraşıyoruz paşam” “patlama bizim işimize yaradı. Şimdi bir ekiple sürekli onu gözlüyoruz. Aslında aldığımız anda birçok şey kökünden değişebilecek. Çok fazla deşifre olmadan götürmeye çalışıyoruz” dediği,

Görüşmenin devamında, AKP nin dağıtılması ve hükümetten düşürülmesi ile ilgili konuşurken İsmail YILDIZ’ın “AKP yi tehdit edebilecek tek güç şu anda silahlı kuvvetler paşam. Başka bir şey yok” dediği ve devamında AKP nin dağıtılması için Mehmet AĞAR ve Cem UZAN ile ilgili yaptıkları planları konuştukları,

Bu çerçevede İsmail YILDIZ’ın Mehmet AĞAR’ı ne şekilde yönlendirdiğini anlattığını, fakat Mehmet AĞAR’ın bunu değerlendiremediğini söylediği, bunun üzerine Levent ERSÖZ’ün “Ağar’a aslında anlaması gereken bir mesaj gönderdik. Onu algılaması lazım. Yani Şırnak Milletvekili ile ona mesaj gönderdik. Onu anlaması lazım.” dediği, İsmail YILDIZ’ın da Mehmet AĞAR’la tesadüfen gerçekleşmiş gibi bir görüşme yapılıp yapılamayacağını sorduğu, Levent ERSÖZ’ün de “tesadüfe gerek yok, davet edelim Mehmet AĞAR’ı, gelsin görüşelim, konuşalım” “ama öncelikle parti içerisinde birkaç milletvekili transfer etmesi gerektiğini düşünüyorum” dediği, İsmail YILDIZ’ın da “beş tane milletvekili paşam, beşi geçecek, iki tane Isparta milletvekili, iki tane Muğla milletvekili, bir tane İstanbul milletvekili, benim temas halinde olduğum 15 tane milletvekili var. İlk aşamada beş transfer gerçekleştirebilecek durumdayız, ondan sonra parça parça diğerleri. Şimdi bir çalışma yapıyoruz. Kim ne karşılığı AKP den ayrılabilir diye. Önemli ölçüde tamamlanmak üzere” dediği,

Görüşmenin devamında, İsmail YILDIZ’ın “uzun lafın kısası paşam, Ağar’ı ikna edeceğiz paşam, orada bir tereddütümüz yok. Zannediyorum kısa zamanda, aralık sonuna kadar da önemli sayıda milletvekiline ulaşabilecek durumdayız.” dediği,

Konuşmanın ilerleyen bölümlerinde, DYP ve Mehmet AĞAR olmadığı takdirde AKP nin alternatifinin Genç Parti ve Cem UZAN olabileceğini konuştukları, bu çerçevede İsmail YILDIZ’ın “AKP nin alternatifinin Genç Parti olabileceğini söylüyoruz paşam. Çünkü para var. Hükümeti yıkma girişimi var.” “…neticede Genç Parti önümüzdeki günlerde böyle bir çıkış yapabilir. Cem UZAN paranın, kesenin ağzını açabilir. Milletvekili transferi yapabilir. Ama nereye kadar yapabilir? İktidara gelebilir mi? Ben o kadar olacağını düşünmüyorum da, AKP yi, hükümeti zayıflatıcı bir faktör olarak kullanılabileceğini düşünüyorum” “...burada Cem kullanılabilir paşam rahatça hükümetin düşürülmesinde. Cem çok rahat kullanma makamı haline gelebilir.” dediği,

Daha sonra, Mehmet AĞAR ve Cem UZAN hakkında bir değerlendirme yaptıkları, bu çerçevede İsmail YILDIZ’ın “sonuçta her ikisi de kontrolsüz güç paşam. Kesinlikle, çünkü Cem’in böyle endişeleri olmaz zaten, Cem parasına bakar, keyfine bakar, Cem’in en ufak bir milli düşüncesi yoktur, babasının belki olabilir. Ama dolar bütün milli düşünceleri yumuşatabiliyor…. Burada gariban yine Ağar paşam, yani Genç Partiden de bir şey çıkarmamız mümkün değil” dediği, ayrıca görüşme içerisinde, İsmail YILDIZ’ın Genç Partinin arkasında muhtemelen İngiliz İstihbarat Servisi MI 6 olduğunu söylediği,

İsmail YILDIZ’ın sonucun kısa zamanda alınabileceğini söyleyerek “burada ilk adım, partiyi dağıtacak ortam, arkasından dağıtmak, sonucu almak ve Mehmet AĞAR’ı yada “X” i hadisenin başına geçirmek olabilir paşam” dediği, 
İsmail YILDIZ’ın konuyu Mehmet AĞAR’a anlattıklarını ve yavaş yavaş ısındırdıklarını, fakat Mehmet AĞAR’ın bazı korku ve çekincelerinin olduğunu söylediği, ayrıca AKP den koparabilecek milletvekilleri ile ilgili çalışmalar yaptığını söylediği, bu çerçevede “bakın şu milletvekilleri, şunlar vaat edildiğinde partiden kopabilir. Seçim süreci yaklaştı, bunların hepsinin dosyası var aşağı yukarı. Örnek veriyorum, Miraç …….., Malatyalı, ne yapıyor? Erkan MUMCU’nun kasası, onun kirli işlerini yapıyor, seçimden önce bunu deşifre ederiz, adama dersinki sen artık epey kirlenmişsin, bunun dışında kal. Yani siyasette yapılmayan şeyler değil bu.” Dediği ve bu konuları Mehmet AĞAR’a anlattığını, Mehmet AĞAR’ın da yavaş yavaş aklına yattığını söylediği, devamında “aklına yatıyor yavaş yavaş, geçen gün bir iki milletvekili ile ilgili background verdim. Mesela Kırıkkale milletvekili Murat, Milli Görüşçü, AKP den, akrabaları DYP de, Kürt kökenli, akrabaları kürt kökenli ama DYP deler. Birkaç örnek verdim, bu adama milletvekilliği garanti versen AKP den bugün istifa eder. “garantiyi verirsek ne olacak” diyor, biz bunu aday yapmak zorundayız. Zorunda değilsin dedim.” dediği, 

Görüşmenin devamında, İsmail YILDIZ’ın AKP nin dağıtılması için yeterince malzeme olduğunu ve istendiği takdirde çok kısa bir sürede dağıtabileceklerini söylediği, bu çerçevede “AKP yi hükümetten indirmek, toplam bizim 15 günümüzü alır paşam en fazla” “15 günde rahat indirilebilir, çünkü gerçekten malzeme var…, tedbirli bir plan yapılabilir, aşamalı bir plan. O aşamalı plan dahilinde önce yıpratıp sonra iyice dağıtmak” “…ben şunu söylüyorum, AKP yi dağıtmak için çok fazla bir şeye gerek yok paşam, rahatça dağıtılabilir bir parti AKP. Yeter ki Ağar siyasi hırsını biraz ilerletmiş olsun. Biraz hırslansa dediğim gibi AKP yi dağıtmak en fazla 15 günümüzü alır normal şartlar altında” dediği,

Görüşmenin içerisinde, İsmail YILDIZ’ın AKP nin dağıtılması için medyanın öneminden bahsettiği, bu konuda medyanın verimli bir şekilde kullanılabilmesi için Cem UZAN’dan faydalanılabileceği, Cem UZAN’ın gerekli finansmanı sağlayabileceğini söylediği, ayrıca hükümetin aleyhinde yayın yaptırmak için araştırma yaptığını, birkaç kişiye sorduğunu ve mesela Karamehmet grubunun ilk yayın yapacak gruplardan biri olabileceğini anladığını, Levent ERSÖZ’ün de “peki Doğan da buna yanaşacak mı” dediğini, İsmail YILDIZ’ın “paşam o da zor durumda bir çok açıdan. Yani kendisinin Alman istihbaratıyla olan ilişkisinin yavaş yavaş deşifre edildiğini düşünüyor, yani zorlandığını düşünüyor. Kendisini ciddi anlamda şantaja tabi tuttuklarını düşünüyorum, Almanların ve içeride bazı grupların. yine dışardan bazı grupların. Her an ilişkisinin deşifre edilebileceğinin korkusu var Aydın DOĞAN’ın” dediği,

Görüşme sırasında ayrıca Can ATAKLI hakkında konuştukları, İsmail YILDIZ’ın Can ATAKLI için “ağzı gevşektir, sır tutmaz” dediği, Levent ERSÖZ’ün de “Hayrullah onu kullanıyor zaten” dediği, İsmail YILDIZ’ın da “paşam biz kullanıyoruz. Fakat Cem Hayrullah’a soğuk. Tanımıyor Hayrullah’ı, birde Sabah grubundan geldi Hayrullah” dediği,

Ayrıca Anap’lı Ali Talip ÖZDEMİR ve Nesrin ……. hakkında konuştukları, İsmail YILDIZ’ın Nesrin …….’ın CİA ajanı olduğunu ve gayri milli bir insan olduğunu söylediği,

Görüşmenin sonlarına doğru Levent ERSÖZ’ün konuştukları konularla ilgili bazı bilgi ve belgeler istediği ve ayrıca “bizimle olan ilişkin deşifre olmasın” dediği, İsmail YILDIZ’ın da istenilen belgeleri en kısa sürede getireceğini, diğer konularda da çok ketum olacağını söylediği anlaşılmıştır.


21 Ocak 2004 tarihinde Levent ERSÖZ, Hasan Atilla UĞUR, İsmail YILDIZ, Hayrullah Mahmut ÖZGÜR ve Cem UZAN arasında yapılan görüşme çözümü özetinde; Öncelikli olarak o dönemde Uzan grubuna yönelik yapılan mali operasyonlar sonucu Uzan Grubunun yaşadığı sıkıntıları konuştukları, bu çerçevede Levent ERSÖZ’ün Uzun Grubunun mevcut hükümet tarafından mağdur edildiğini öne sürerek Uzun Grubuna adli olarak ta gerekli desteği vereceklerini söylediği, bu çerçevede Levent ERSÖZ’ün “Bu olayı sürdürmek gerektiğini, zaten düşüncemiz olarak ortaya koyduk. Konunun yansımasını dün akşam biz, özellikle yüksek yargıdan bir kanal vasıtası ile ulaştırdık bu vatandaşlara” dediği,

Görüşmenin devamında Levent ERSÖZ’ün Uzun Grubunun yaşadığı mağduriyetler ile ilgili tepkilerini dile getirmeye devam etmeleri gerektiği, bu tepkileri basın yayın organlarıyla sürdürmeleri gerektiğini söylediği, bu söylemler üzerine Cem UZAN’ın kendi üzerine düşen her şeyi yaptığını ve Başbakan’ı kastederek “ya o beni indirecek ya ben onu” dediği,

Levent ERSÖZ’ün Cem UZAN’a televizyon programlarında yada medya karşısında yaptığı konuşmalarla ilgili taktik ve yöntemler verdiği, bu çerçevede “bundan sonra çelik gibi bir sinire sahip olmanız lazım, bundan sonraki olaylar içerisinde de son derece sakin olmamız lazım. Eğer böyle olursanız, bunları istediğiniz tarzda tahrik edersiniz, istediğiniz mesajları verebilirsiniz” “bir de tabi bu operasyonu yürütürken bazı tabirlerden kesinlikle kaçınmak gerektiğini düşünüyorum” diyerek kullanılan kelimelere çok dikkat edilmesi gerektiğini söylediği,

Levent ERSÖZ’ün “bu genel seçimlerden sonra niye bir transfer konusu yapıp ta bir grup oluşturmadınız mecliste” dediği, Cem UZAN’ında “mümkün olmadı ki” dediği, Levent ERSÖZ’ünde “yani darbeler gelinceye kadar olan dönemde böyle bir milletvekili transfer edipte, Türkiye Cumhuriyetinin yüz karası bir hadise belki ama” dediği, Cem UZAN’ın da Hakkari’den bağımsız milletvekili seçilen birisinin böyle bir iş için bir buçuk milyon dolar para istediğini, parayı sokaktan toplamadığını, bu tür şeyler yapmasının kendisine bir fayda sağlamayacağını, fakat mecliste grup kurmanın başka bir olay olduğunu, bununda çok zor olduğunu, bir yığın servet harcayarak 15 kişi alsa yine grup kuramayacağını söylediği,

Görüşmenin ilerleyen bölümlerinde İsmail YILDIZ’ın yaptığı çalışmalar ve AKP’nin Hükümetten indirilmesi için yapılabilecek faaliyetler hakkında bilgiler verdiği, bu çerçevede “belirli operasyonlar yapılırsa AKP’nin oyu aşağıda kalır, ama normal şartlar altında bu seçim cereyan ederse dediğiniz gerçekleşmez tekrar Uzan’larla uğraşmaya başlarlar dediği, devamında yaptığı araştırmalar sonucu partilerin yerel seçimlerde alabilecekleri oy oranları hakkında bilgi verdikten sonra “yani neticede burada çok kapsamlı bir operasyon yapmak, çok kapsamlı bir senaryoyu hiçbir nokta ihmal etmeden oluşturmak ve oylamak gerekir diye düşünüyorum” dediği,

Konuşmanın devamında İsmail YILDIZ’ın “Cem UZAN öyle bir şey yapmalı ki hükümet feleğini şaşırmalı. Ne yapabilir? Bir; mecliste bir siyasi partiyi tehdit unsuru haline getirebilir….., ikincisi; 368 milletvekili var zaten AKP’nin. Ben bu 368 milletvekilinin 368’i ile de ilgili dosya hazırladım. Ve sorduğumuz soru; AKP’den koparmasınız? Niçin koparsınız? Neden koparsınız? Ne zaman koparsınız? Hangi şartlar altında koparsınız? Ve ne istersiniz? Cevap;280 milletvekili AKP’den tabi ki kopabilirim diyor, bunlar devletle çatışmaya devam ederse, bunlar Türkiye’yi iyi idare edemezse ve ekonomik kriz çıkarsa, Güneydoğu ile ilgili baskılar artarsa, Kıbrıs’la ilgili taahhütleri artarsa bu zafiyetlerde kopabiliriz diyor. Yada bir siyası alternatif üretilirse. Bakın bu çok önemli, biz AKP’den kopabiliriz diyor” dediği, bu noktada Levent ERSÖZ söze girerek “ZATEN ONU YARATMAĞA ÇALIŞIYORUZ” dediği, devamında İsmail YILDIZ’ın “öncelikle AKP’yi iktidardan uzaklaştırmak hedefleniyor ise bir başka partinin %20-25 oranında alacağı oy AKP’de ki az önce Cem beyin işaret ettiği soru işaretini uyandırabilir milletvekillerinin kafasında. Milletvekillerini tahrik edebilir ve parti değiştirme sürecine gelebilir rahatça” dediği,

Daha sonra AKP’yi devirmek için neler yapılabileceği hususunun konuşulmaya devam edildiği, bu çerçeveden konuşmaya katılan kişilerin neler yapılabileceği sorduğu, bunun üzerine İsmail YILDIZ’ın “Şu yapılabilir bana göre, AKP’yi belinden veya beyninden vurmak gerekiyor ki sersemlesin. Kamuoyu nezdinde ki desteğini azaltabilmek gerekiyor. Bunu AKP’nin oturmuş olduğu ideolojik tabana yönelik bir taarruzla yapabilirsiniz. Bu ne olabilir?” dediği, Levent ERSÖZ’ün de “Bakın açıkçası diyor ki; AKPnin gayri milli olduğunu vurgula. Yani ortaya koy, belge ile ortaya koy. Deki Tayip efendi nedir etnik kökeni? Şudur. Efendime söyleyeyim nedir? Bunların yolsuzluğu şudur. Bu gibi somut işleri ortaya atıyorsun değil mi” dediği, İsmail YILDIZ’ında “Olabilir, evet yollardan birisi bu” “ikincisi gayri İslami oldukları ortaya konulabilir……, üçüncüsü yine diyoruz ki az önce siz söylediniz, her an ekonomik kriz gelebilir. Bizim yaptığımız çalışmalar da var. Halk şu anda krizi gizli olarak yaşıyor…… böyle bir propaganda yürütülmeli ki burada bunu halk açıkça görebilmeli, günlük yaşantısın da bunu algılayabilmeli….. yine alışılmış bir siyası mücadele ile buradan çıkmak mümkün değil, AKP’yi vurmamız lazım. Öncelikle Tayip beyi vurmamız lazım. Kendisi ile ilgili ne varsa ortaya koyup, Tayip beyi toplumun nezdin de bir defa kesin olarak siyaseti hür olmaktan çıkarmamız gerekiyor” dediği, devamında Cem UZAN’ın gerekirse geri çekilip başka bir partinin mecliste siyasi alternatif olarak yükselmesini sağlaması gerektiğini söylediği, bunun üzerine Cem UZAN’ın “ben bu lafı söyleyeceksiniz diye bekliyordum. Cem UZAN çekil seçimlere girme…..” dediği, İsmail YILDIZ’ın böyle bir şey demediğini fakat Cem UZAN’ın çok farklı bir propaganda ve kampanya yürütmesi gerektiğini söylediğini, bu noktada Levent ERSÖZ’ün söze girerek “şimdi İsmail Beyin daha önce yaptığı çalışmalar var, onu anlatmaya çalışıyor. Bu yapmış olduğu çalışmalardan bir tanesi, bu AKP’yi nasıl bölelim. Ciddi anlamda yaptığı çalışmalar var. Ondan yola çıkarak bir takım şeyler anlatmaya çalışıyor” dediği, bunun üzerine Cem UZAN’ın “368’lik bir grubu hayallerle parçalayamazsınız. Parayla da parçalayamazsınız. 10 kişi alsanız ne olacak, öbür 350 devam eder” dediği,

Görüşmenin devamında Levent ERSÖZ’ün “şimdi geçende konuştuk, elinizde ki silahları kaybetmeden, grubu riske etmeden, onu kaybetmeden, en yakın zamanda onları darbeleyecek tarzda, ha bu darbelemek İsmail Beyin söylemiş olduğu ve yabana atılmayacak konular var. Yani bu adamın gayri milli, İslami konusu, yolsuzluklar konusu, bütün bunları elinizde ki silahlarla ve seçim meydanında çok açık ve net vurarak yaparsınız” dediği, Cem UZAN’ın da “bu konu da en ufak bir endişeniz olmasın. Burada bu adama vurabilecek hangi malzeme bizim elimize ulaşırsa bütün çıplaklığıyla paldır küldür yayınlanacak” dediği,

Bilahare İsmail YILDIZ’ın yine yerel seçim sonuçları ile ilgili değerlendirmeler yaptığı ve bu değerlendirmelerde AKP’nin %54 oranında oy alabileceğini söylemesi üzerine Cem UZAN’ın “paşam, paletleri bir çalıştırsanız aslında” dediği ve bir süre sonra Levent ERSÖZ’ün “şimdi kendinize iyi bakın, kılıcınız keskin olsun, öyle diyorum bizim açımızdan, bizimle ilgili konuştuğumuz konulardan hiç şüphe yok onu açık ve net ifade edeyim, özellikle Hayrullah’ın bu konuyu açıklaması son derece yararlı oldu, sizinle bu konuyu da görüşmek açısından da. Biraz evvel söylediğimiz konuda da daha önce konuştuğumuz gibi yükselen trend içerisinde biz ne varsa ve ne gerekiyorsa yaparız. Ama önemli olan grubun, buranın ve sizin ayakta kalmanız, bu zaten Ülkenin ayakta kalması demektir” dediği ve Cem UZAN’la görüşmeye son verip, Cem UZAN’ı yolcu ettikleri, daha sonra Levent ERSÖZ, Hasan Atilla UĞUR ve İsmail YILDIZ’ın konuşmaya devam ettikleri,

Bu konuşmada Cem UZAN ile yapılan konuşmayı değerlendirdikleri İsmail YILDIZ’ın yaptığı konuşmada Cem UZAN’ın AKP ile anlaştığını düşündüğünü, bu nedenle yeterince muhalefet yapmayacağını öne sürdüğü, Cem UZAN’ın yaptığı davranışların AKP’nin oyunu artırıcı etkilerin yapacağını söylediği, bu nedenle yerel seçimlerde iyi hazırlık yapılması gerektiğini, vatandaşın daha önce yaşadığı mağduriyetlerden dolayı Ankara’da Melik GÖKÇEK’i desteklediğini, sol kazanacağına Melih GÖKÇEK kazansın dediğini, İstanbul’da ki vatandaşların Nurettin SÖZEN dönemi bildiklerinden sol kazanacağına sağcı parti kazansın dediğini söylediği, bu çerçevede “Burada yapmaları gereken tek şey var herkesin, Melik GÖKÇEK’in defterine açacak herkes, diyecek ki arkadaş sen bu kadar hizmet yaptım diyorsun, ama bak bu kadar borca sokmuşsun… sen devleti soymuşsun arkadaş, git içerde biraz yat bunun hesabını ver demek” dediği ve yaklaşımlarını benzer şekilde anlatmaya devam ettiği,

Görüşmenin sonunda Levent ERSÖZ’ün “neyse sen bunları bir rapor olarak yaz” dediği anlaşılmıştır.


Bu görüşme çözümlerine bakıldığında 22 Kasım 2003 tarihli görüşmede, İsmail YILDIZ’ın AKP ile ilgili yaptığı çalışmadan bahsederek “Şimdi bir çalışma yapıyoruz. Kim ne karşılığı AKP den ayrılabilir diye” dediği görülmüştür. 21 Ocak 2004 tarihinde yaptığı görüşmede de bir önceki görüşmede yaptığını söylediği çalışmanın sonuçları ile ilgili bilgi verdiği ve bu kapsamda, İsmail YILDIZ’ın “368 milletvekili var zaten AKP’nin. Ben bu 368 milletvekilinin 368’i ile de ilgili dosya hazırladım. Ve sorduğumuz soru; AKP’den koparmasınız? Niçin koparsınız? Neden koparsınız? Ne zaman koparsınız? Hangi şartlar altında koparsınız? Ve ne istersiniz? Cevap;280 milletvekili AKP’den tabi ki kopabilirim diyor, bunlar devletle çatışmaya devam ederse, bunlar Türkiye’yi iyi idare edemezse ve ekonomik kriz çıkarsa, Günedoğu ile ilgili baskılar artarsa, Kıbrıs’la ilgili taahhütleri artarsa bu zafiyetlerde kopabiliriz diyor. Yada bir siyası alternatif üretilirse. Bakın bu çok önemli, biz AKP’den kopabiliriz diyor” dediği görülmüştür.

Diğer taraftan Şüpheli İsmail YILDIZ’dan ele geçirilen (84) numaralı bilgisayarda, diğer verilerin yanı sıra “Milletvekilleri aciklamali1” isimli Word dosyasında; (368) AKP Milletvekilinin isimlerinin yer aldığı, çizelge halinde hazırlanmış yazıda, her milletvekilinin özgeçmişi ve haklarında notlar bulunduğu, kişilere ait Notlar bölümünde “MIT, İran, CIA, Mossad, Almanya, AKP yönetiminin güvendiği isimlerden, Konjonktürel davranabilir, İlişkilerinde pargmatist, AKP DEN KOPABİLİR, AKP DEN KOPMAZ” gibi, kişinin yapısı, davranışları, ideolojisi ve etnik durumuyla ilgili bilgilerin yazıldığı, bu şekilde ayrı ayrı fişlemelerin yapılarak çok kapsamlı bir rapor hazırlandığı görülmüştür.

Dolayısıyla şüpheli İsmail YILDIZ’ın görüşmelerde bahsettiği AKP milletvekilleri ile ilgili çalışmaları gerçekten yaptığı ve çalışma sonuçları ile ilgili bağlı bulunduğu örgüt yöneticilerine rapor verdiği anlaşılmaktadır.

Ayrıca Cem UZAN’la yapılan görüşmeden de anlaşıldığı üzere, Ergenekon Terör Örgütü AKP’yi bölmek için muhalifi olan kişilerlede görüşüp bu kişileri kullanmayı ve AKP’ye karşı kışkırtmayı planladıkları anlaşılmaktadır. Hatta görüşmeler içersinde şüpheli İsmail YILDIZ’ın “Cem çok rahat kullanma makamı haline gelebilir” diyerek bu durumu açıkça ifade ettiği görülmektedir.


16 Aralık 2003 tarihinde şüpheli Levent ERSÖZ ile Ahmet Tuncay ÖZKAN arasında yapılan görüşme çözümünde özetle; Levent ERSÖZ’ün “Kaleler birer birer düşüyor zaten” dediği, Tuncay ÖZKAN’ın da “çok düştü, mevzide kalmadı. Sıkıntı büyüyor” dediği, görüşmenin devamında Tuncay ÖZKAN’ın, Show TV televizyonundaki işinden çıkartılması ile ilgili patronu Mehmet Emin KARAMEHMET hakkındaki şikayetlerini dile getirdiği, yeniden işe alınması için Mehmet Emin KARAMEHMET’e baskı yapılmasının faydalı olacağını, kendisinin yeniden Show TV televizyonuna geri dönmesinin çok önemli olduğunu söylediği,

Görüşmenin ilerleyen bölümlerinde; Ali Müfit GÜRTUNA ve bu kişiye ait televizyon kanalı hakkında konuşmaya başladıkları, Tuncay ÖZKAN’ın Ali Müfit GÜRTUNA’nın öneminden bahsettiği ve bu kişiye ait televizyonu yerel seçimler öncesinde almak istediğini söylediği, bu çerçevede Tuncay ÖZKAN’ın “Ali Müfit’i sıkıştırmak gerekiyor. Yine ben sizden yardım isteyeceğim” dediği,

Görüşmenin devamında; Tuncay ÖZKAN’ın “ben kendisiyle yüzyüze konuşmadım daha, korkmasın diye. Çünkü bu Recep Tayyip nedeniyle bundan korkuyorlarda, Dalan’ı konuşturdum, Bedrettin beyi konuşturdum, sizde Bedrettin beyle konuşup bilgi alabilirsiniz. Bedrettin DALAN’a dedim ki git bununla bir konuş, öyle bir şeye ihtiyacımız var. Bu ihtiyaç Türkiye’nin ihtiyacıdır, burada bir ulusal duruş ortaya koymalıyız” dediği,

Görüşmenin devamında medyanın öneminden ve medyadaki ulusal duruşu kontrol altına almaktan bahsettikleri, bu çerçevede Tuncay ÖZKAN’ın “medya çok önemli, medya içerisinde benim ve benim arkadaşlarım bu düşüncede, ortak düşündüğümüze inandığımız bu düşüncelerin bu duyguların bulunmasında büyük fayda var, bunun için ben diyorum ki biz operasyonu mutlulukla sonuçlandıralım. Ne olmalı, Mehmet Emin’in kafası bu işe aymalı ve aydınlanmalı ve geriye gitmemelerini değerlendiririz.” “ikincisi de yedek bir sistem olarak bu Ali Müfit GÜRTUNA’nın elindeki sistemi almalıyız ve olayı organize etmeliyiz. Ben, onunla ilgili olarak Ali Müfit beye yapılacak psikolojik bir baskının çok yararlı olacağına inanıyorum. Orada bu TV kanalı, bugüne kadar Türkiye’de ve dünyada hiç kimsenin yapamadığını yapabilir… Yerel seçim öncesinde Show TV de Mehmet Emin’in yaptıramadığı her şeyi yapma olanağı var. Bütün görüşlerini orada seslendirme olanağı alır ve yarın bir gün çok ileri bir hamle alır” dediği, Levent ERSÖZ’ün de “İKTİDARA VURULACAK DARBE İÇİN BU ÇOK ÖNEMLİ” dediği, görüşmenin devamında; Tuncay ÖZKAN’ın “İstanbul TV konusunda mutlaka Ali Müfit GÜRTUNA’ya baskı yapıp, bunu devredip çıkması konusunu sağlamalıyız.” dediği

Görüşmenin sonlarına doğru; AKP ile ilgili konuşmaya başladıkları ve bu çerçevede Tuncay ÖZKAN’ın “AKP KENDİ İÇERİSİNDE ÜÇE DÖRDE BÖLÜNMEK ZORUNDA. Erkan MUMCU’yu, BAŞESGİOĞLU’nu biraz körüklemek lazım. Ben sekiz dokuz ay önce Erkan ile bir görüşme yaptım. Dedim ki Erkan sen çok seviliyorsun, destekleniyorsun, biz seninle çok paslaşacağız. Ben geldim burada Enerji bakanını tehdit ettim. Dedim sayın bakan bu YÖK yasası falan filan böyle yapıyorsunuz. Bunların altından kalkabilecekmisiniz. Ben bunları yayın yapacağım. Bunları göğüsleyebilecek misiniz. Söyle Tayyip’e bunları çeksin, adam bana geri döndü, “gece ben notunuzu ilettim” dedi. Ertesi günü çekti adam, sonra 29 ekim resepsiyonunda “bak görüyor musunuz, dediklerinizi yapıyoruz” dedi, bunlar beni TSK’nın temsilcisi gibi görüyorlar, öyle gördükleri içinde adam TSK BİR DARBE İLE GELİP BENİM KAFAMI UÇURACAKLAR DİYE KORKUYOR, onu öyle görüyor, onun algısı öyle” dediği anlaşılmıştır.


           24 ARALIK 2003 tarihinde Albay Hasan Atilla UĞUR ile Keçiören Belediye Başkanı Turgut ALTINOK arasında yapılan görüşme metni çözümünde özetle; Hasan Atilla UĞUR’un “Başkanım ne oluyor yav secimler geliyor son durumlar nedir?” diyerek 2004 yılında yapılan yerel seçimler hakkında konuşmaya başladıkları, Hasan Atilla UĞUR’un Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile ilgili olarak “Yani şunu merak ediyorum. Ben şimdi senimi aday gösterecekler yoksa şeyi mi Melih’ imi gösterecek?” diye sorduğu, T.ALTINOK’un “Şimdi albayım. Net, objektif, adalet, refah temiz ilkeli siyaset varsa beni aday gösterecekler. Ama sistem” “sistem diğer türlü paylaşım üzerine devam edecekse öbür adam öbür adam çok uygun bu işe zaten profesyonel yani” dediği, Hasan Atilla UĞUR’un da “Evet çok profesyonel. Bide şu var peki onu ekarte edip onu ne yapacaklar yani İstanbul’ a mı aday gösterecekler ne yapacaklar” diye sorduğu, T.ALTINOK’un “Yani onu eğer niyetleri ekarte etmekse belki bi dışarıdan bakanlık makanlık verebilirler.” dediği ve görüşmenin devamında Ali Müfit GÜRTUNA’nın AKPye girmek için yalvardığını, partiye girmek için uğraştığından bahsettiği,

T.ALTINOK’un “büyükşehir çok büyük de bir pasta birilerine göre çok büyük bir hizmet birilerine göre de çok büyük bir pasta” dediği, Hasan Atilla UĞUR’un ise “Ondan sonrası içinde büyük bir pasta” “Ondan sonrası ülke siyasetine ulusal siyaset içinde büyük bir pasta” dediği, T.ALTINOK’un “Melih bu işi değerlendiremez” “Tayyip beyi başbakanlığa götüren İstanbul Büyük Şehir belediye başkanlığı” “Şimdi Ankara büyük şehir belediye başkanlığı çok önemli bir görev.” “Değerlendirebilene” dediği ve görüşmenin devamında Melih GÖKÇEK’in yaptığı ihalelerden bahsettiği,

                       Görüşmenin devamında Turgut ALTINOK’un “Melih her pu…… yaptı baktı ki AKPyi durduramadı muvaffak olamadı Demokrat Partiyi için her şeyi yaptı” “10 trilyon para harcadı, 39 ile gitti toplantı yaptı, il teşkilatlarına gitti mütahitlere paylaştırdı, para verdi açtırdı hiç harcamadıysa o zamanın parasıyla 10 trilyon para harcadı.” “melihin korkusu şu. Melih GÖKÇEK Belediye Başkanı olmazsa Melih’ ten sonra sisteme uymayan bir …  adam gelse melih cezaevine girer.” “Ama sisteme uymayan birisi gelse. İki melih tabi siyasetinde başbakanı olmak istiyor. Allah korusun Cem UZAN’ı da pabuçu  beş sefer giydirir.” dediği ,
                        Hasan Atilla UĞUR’un “Peki AKP den sen şuanda devam ediyorsun şeyde  Keçiörende. Akp senin dediğin o  5 tane güzel nitelik olmadı diyelim, tuttular Melih’ i gösterdiler, yada senin dışında başkan adayı gösterdiler ne yapacaksın?” dediği, Turgut ALTINOK’un “Şimdi komutanım. Konjektürü iyi okumak lazım” “Halkı iyi anlamak lazım sonuca da gitmek lazım. Şimdi seçimlere çok az bir zaman kaldı.” “Bir AKP rüzgarı var. … ha bu rüzgarın yönü ne kadar değiştirilebilir veya gücümüz değiştirmeye yetermi?” “Yani şeyi konjektürü değiştirebilecek güç bu şartlarda olur mu olmaz mı. Birde tabi şuda var yani bu bunca puştluğu yaptı yapmaya da devak edecek yine…” dediği ve devamında Keçiören’le ilgili olarak “Şuan Türk devletlerinin ülke siyasetinde bir tane bizim burada kalemiz var Keçiören.” “Milli yani bir Türk kenti” olduğundan bahsettiği,
                       Daha sonra Hasan Atilla UĞUR’un “Başka yerden teklif falan geldi mi sana.” diye sorduğu ve devamında “Tamamen bizim gözümüzde bir numarasın. Dürüstlüğünle, vatanseverliğinle her şeyinle…, senin milli duruşun asla tartışılmayacak, İrticayla bilmem neyle ilginin olmaması konusu  bizim için çok önemli konu.” dediği ve devamında Melih GÖKÇEK ile ilgili olarak “SANA  ÇOK ÖNEMLİ ŞEYLER SÖYLEYECEM.” “Seni çok sevdiğim için sevdiğimiz için bunları söyleyeceğim. Senin en büyük hedeflerinden bir tanesi, BİZCE BENCE BU MELİH DENİLEN PE…….İ ALT ETMEK OLMALI, yani bunu sakın aklından çıkartma.” “Tekrar söylüyorum sen lütfen kulağını aç ve beni dinle. ŞİMDİ BU PE…….K ARTIK O HERİFİN İSMİNİ SÖYLEMİYORUM. O PE……..K DENİLEN HERİF SENLE İLGİLİ HER TARAFTA DEDİKODU YAPIYOR. Her tarafta ama aklına neresi gelirse.” dediği, 
                       Görüşmenin devamında Hasan Atilla UĞUR’un Tahir isimli bir şahıstan bahsederek “Bu Tahir diye bir şerefsiz var. Tahir basın müdürü. Tahir ne o” “Bu herife kesin çok dikkat et. Bak bu herife çok dikkat et. Bu herif senin bir numaralı düşmanın ben sana diyim. Bu herif Melihin bir numaralı da adamı.” diyerek  Turgut ALTINOK’a bazı şahısların isimlerini vererek bu şahısların Melih GÖKÇEK ile irtibatlı olduğunu ve dikkat etmesini söylediği,
        Konuşmanın devamında, Hasan Atilla UĞUR’un “Melih senin bu kasetle ilgili diyor ki kadınla diyo yanında çalışan bir kadınla  geçen bir senaryoyu kasete çekmişler bu kaset polisin eline geçmiş. Bir ara diyo bunun iyice zayıflamasının nedeni bu diyo.” dediği, Turgut ALTINOK’un da “ONUN TELEFON KONUŞMASI VAR MI SENDE” diye sorduğu, Hasan Atilla UĞUR’un “YOK TELEFON KONUŞMASI FALAN DEĞİL. BİZİM ÇOCUKLARIN RAPORLARI BUNLARIN HEPSİ. TELEFONDAN  DEĞİL ŞİMDİ SANA ŞÖYLE DİYİM. Avukat Mehmet Ali ALAN kim bu. Bu herifle konuşuyor bunu.” dediği ve F. K ve M. Ş’in isimlerini vererek “Bu adama güvenebilirsin.” dediği ve “İÇ İSTİHBARAT BAŞKANIMIZIN DA BİLGİSİ VAR SENİN GELDİĞİNDEN. ODA MERAK ETMİŞ GELDİMİ GELMEDİMİ DİYE SORUYOR. selamları var” dediği,
                       Görüşmenin ilerleyen bölümlerinde Hasan Atilla UĞUR’un “ŞİMDİ BU SENLEN BENİM SÖYLEDİKLERİMİN HEPSİ ÖLENE KADAR ARAMIZDA KALACAK ŞEYLER.” Dediği, Turgut ALTINOK’un “Buradan çıktık mı bu biter.” Dediği, Hasan Atilla UĞUR’un “Olsa zaten asla ve kati olarak sana söylemezdim…, Artı şuanda bulunduğumuz çok yetkili bir makamı Allah bize nasip etmiş böyle bir makamı. Türkiye nin birçok şeyinde etkili oluyor ise bu konuda da ben kardeşimi uyarayım” “Kılıçlarını ona göre çek.” “Sana verdiğim şu bilgilerin hepsi yüzde yüz doğru.” Dediği,
                       Hasan Atilla UĞUR’un devamla “Peki nasıl olur şimdi bu adamlar dediğim gibi seni şeyden göstermezlerse büyükşehirden ne olacak?” diye sorduğu, Turgut ALTINOK’un da “Keçiören de devam edicez komutanım.” “Veya bırakacağız siyaseti.” dediği, Hasan Atilla UĞUR’un “o yanlış  tamamen yanlış olur. Çünkü bu zihniyetlerle mücadele etmek için” dediği,
        Alparslan TÜRKEŞ ve MHP’ den bahsettikten sonra Hasan Atilla UĞUR’un “… Sen nerden olursan ol yine hep bizimle omuz omuza olacağından hiç şüphemiz yok. …” dediği, Turgut ALTINOK’ un ise Milli Eğitim Bakanı Hüseyin ÇELİK’ in çok tehlikeli olduğunu, bir ortamda durup dururken “… YA İŞTE KÜRTLER DEDİ AYRI BİR MİLLETTİR DEDİ” şeklinde konuştuğunu, bunun üzerine kendisinin de Hüseyin ÇELİK’ e “Doğu, Güney Doğu açınca dedim ki ya Hüseyin Bey sen ne biçim laf konuşuyorsun” dediğini, Hasan Atilla UĞUR’un “Bunu hiç tepkisi olmadı mı Tayyip’ in?” diye sorduğu, Turgut ALTINOK’un da “Şimdi Tayyip Bey en son dediki ya Hüseyin bey kapa bizim şimdi başka konular var onları konuşalım.” Dediği,
                       Görüşmenin son bölümünde; Hasan Atilla UĞUR’un “Başkanım şimdi ben sana çok özel numaramı vercem. Beni 24 saat arayabilirsin her türlü konuda. Ben hazırım tamam mı. Ama lütfen her şeyden bilgim olsun. Mesela başka bir yerlere geçme durumu falan olursa, BİZİMDE BİR TAKIM HAZIRLIKLARIMIZ VAR SENİNLE İLGİLİ DESTEKLEME AÇISINDAN. Lütfen bana haber ver olur mu. Ben şimdi sana özel numaramı yazayım vereyim. Ama yalnız of the recort kimseye zaten dedim kimse senin aramaz” dediği, Turgut ALTINOK’un da “Normalde telefonda yerleri aradığım telefondan da  aramam” “Bilinen numaralardan aramam.” dediği, Hasan Atilla UĞUR’un “Yalnız demin söylediğim konularda lütfen çok dikkatli ol. Son derece duyarlı hareket ediyorsunuz zaten.” dediği ve görüşmenin devamında Turgut ALTINOK’ un U.B isimli bir şahıstan bahsederek Melih GÖKÇEK’ in oğluyla ÇİN’ e gelip gittiklerini anlattığı ve U.B. ile ilgili olarak “UFUK’ UN 3 TANE ARABASI VAR BEN HER HALDE O PLAKALARI VERMİŞTİM BİLMİYORUM ARKADAŞLAR VERDİ Mİ” diye sorduğu, Hasan Atilla UĞUR’un da “VERDİLER” “Başkanım bu zor dönemde Allah nasip ederse ülkenin bir çok şeyini kurtaracaz hep beraber hep beraber” dediği, Turgut ALTINOK’un “TAHİR MAHİR … ONLARLA ŞEY YAP İLGİLEN” dediği, Hasan Atilla UĞUR’un “onlarla çok iyi ol. Türk ün aklını kullan.” “çünkü BUNLAR NE DİYORLARSA BEN SANA HABER VERCEM. Anladın mı? Tekrar haber vercem.” dediği, Turgut ALTINOK’un “Onlar Melih’ ten haber alıyor  bende onlardan bir şeyler alıyorum.” dediği, Hasan Atilla UĞUR’un da “Biliyorum ama onlar daha organize.” dediği ve “Şimdi Ankara’ da bide şu var … parti olarak düşünülmüyor her şey. Turgut ALTINOK ismine oy verecek bir sürü insan var bunu da bil. Soysal Demokratından da tut yani bu iktidara da büyük bir tepki var ha. Şuan da sen bakma anketlere hepsi hikaye. Şuanda git bi nabız yokla bakalım. Sadece Keçiören de bakma”  dediği ve görüşmenin sonunda Hasan Atilla UĞUR’un “Sık sık görüşelim kendine iyi bak. Bizim senle görüşmelerimizden en yakınının dahi haberi olmaması lazım.” “Dikkatli bir taktik uygulamamız lazım bilgin olsun.” dediği anlaşılmıştır.



11 Aralık 2003 tarihinde Jandarma İstihbarat Başkanı makamında AKP Bingöl Milletvekili Fevzi BERDİBEK görüşme neticesinde elde edilen bilgilerin özet olarak yazıldığı, bu metnin özetinde ise; AKP’nin içerisinde Fevzi BERDİBEK gibi düşünenlerin sayısının 100 kişiden aşağı olmadığı ancak sayısı az olmakla birlikte, içlerinde çok hain olan ve pkk’lıdan farksız düşünenlerinde olduğu, Recep Tayyip ERDOĞAN’ın Refah kanadından gelen milletvekilleri ile sorunları olduğu, YÖK yasası konusunda bazı milletvekillerinin YÖK’ün kökten gitmesi, kimilerinin de mevcut ortamda askerle ve öğrenci ile uğraşılmaması görüşünde olduğu, Başbakan Recep Tayyip ERDOĞAN ile Dışişleri Bakanı Abdullah GÜL arasında sürtüşme bulunduğunun yazılı olduğu görülmüştür.


Şüpheli Mehmet Şener ERUYGUR’dan ele geçirilen 13 nolu CD’de, “5 KASIM GÖRÜŞMESİNDEKİ TEMALAR” isimli Word dosyası içersinde; 5 Kasım 2003 görüşmesinden çıkarılan temalar başlıklı (17) sayfadan oluşan bir yazı olduğu, yazı içersinde bazı konu başlıklarının bulunduğu ve her konuyla ilgili bilgi verildikten sonra, bu bilginin ne zaman ne şekilde kullanılacağının belirtildiği, bu kapsamda özetle,

1. Tema başlığının altında; İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanlığı için Ali Müfit GÜRTUNA nın AKP den koparılması, Deniz BAYKAL’ın yerel seçimlerde muhalefet yapmayacağıyla ilgili bir konu olduğu, “Ali müfit beyin AKP den kopuşunu zannediyorum gerçekleştirdik” şeklinde bir cümle kullanıldığı, Ali Müfit GÜRTUNA nın tabanının farklı olmasından dolayı CHP adayı olamayacağı, ancak DYP ye entegre edilebileceğinin anlatıldığı,

2. Tema başlığı altında; AKP Milletvekillerinden kopacak şahısların DYP çatısı altında birleştirilmesiyle ilgili Ağar’ın harekete geçirilmesi gerektiği, Ağar ın çevresinin ve kendisinin boş olduğunu ve doldurulması gerektiği, kendisinin doldurulmaya başlandığını, ciddi bir bilgi transferinin yapıldığını, bunun için günlük yada haftalık seanslar uygulandığını, 219 tane milletvekilinin AKP den kopabilecek durumda olduğunu, gerginliğin tırmanması halinde ılımlıların yanına gitme eğilimi başlayacağını, gerilimi TSK nın tırmandırabileceğini, stratejik olarak dini noktalar üzerine değil, milli noktalar idari yapı yada hukuk konularında sıkıştırılabileceğini, Ağar’ın ılımlı mesajlar verebileceğini ve bu şekilde AKP milletvekillerinin DYP ye geçmesi için meşru bir zemin oluşturulabileceğini,

Meclisteki milletvekillerinin biyografik istihbaratlarının yapılması, Mehmet Ağar’ın bu konudaki düşüncesinin öğrenilmesinin gerektiği, bu bilgilerin yerel seçimler öncesi başlatılan faaliyetin genel seçimlere kadar sürdürülmesi veya erken genel seçimin gündeme getirilmesi esnasında kullanılabileceği,

3. Tema başlığı altında; Ankara ve İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanlığı çalışmaları, Turgut Altınok’un DYP ye gelmek üzere olduğunu, burada seçim kazanacak Turgut ve Melih olduğunu, Melih (Gökçek) in arkasında Yahudi bir grubun olduğunu, Hisarcıklıoğlu’nun arkasında MİT ve Yahudi Mossad la bağlantılı bir grubun olduğunu, söz konusu şahıslarla ilgili teyit çalışması yapılması gerektiği, yerel seçimler öncesi kullanılmasının faydalı olacağının değerlendirildiği,

4. Tema başlığı altında; BDDK Başkanının değişmesi, Cem Uzan’ın faaliyetlerinin irdelendiği, Cem Uzan ile AKP nin anlaşabileceği, eğer böyle bir şey olursa Aydın Doğan ın da devlete 35 milyar dolar takabileceğini, verilen bilgilerin teyit edilmesi gerektiği, bu bilgilerin yerel seçimler öncesinden genel seçimlere kadar kullanılabileceği,

5. Tema başlığı altında; Milletvekillerine şantaj yapılması konusunun olduğu, Sezer’e de yakın olan insanlarında çok şaibeli olduğu, hepsinin de servis bağlantısının deşifre edilebileceği, Nevrezoğlu, Alpaslan Işıklı, Gökhan Atadı, 1402 lilerin ekseriyesinin hepsinin bir yerle bağlantılı olduğu, Enver Ören inde bu alanda çok kullanılan bir kişi olduğu, İngiliz istihbaratının bir adamı olduğu, Işık tarikatının İngiliz istihbaratının islama yönelik bir dezenformasyonu olduğu, bütün bilgilerin derlenmiş durumda olduğu, bir durum olması halinde dosyanın çok rahat önüne konabileceği, kendilerine şantaj yapılan milletvekilleri ile ilgili doküman ve fotoğraflara ihtiyaç duyulduğu, bu bilgilerin yerel seçimler öncesinde genel seçimlere kadar kullanılabileceği yazdığı görülmüştür.


“tayyip erdoğan’ın danışmanı arion liel” isimli Word dosyasında; 15 Kasım görüşmesindeki temalar şeklinde başlık olduğu, bu başlık altında özetle,

1. Tema Cem UZAN ile RTE bağlantısı başlığı altında, Cem UZAN’ın Amerikalılarla yaptığı görüşmelerden bahsedildiği, yapılan görüşmelerin ses ve görüntü kayıtlarının temin edilmesi, varsa anlaşma metinleri ile farklı pasaport kullanıp kullanmadığının tespiti gerektiği, bu bilgilerin Recep Tayyip ERDOĞAN ile Cem UZAN arasında bir anlaşma olması durumunda gerek duyulacağı,

2.Tema Mehmet AĞAR ın etrafının boşaltılması operasyonu başlığı altında, Mehmet AĞAR ile yapılan görüşmenin aktarıldığı, bu organizasyon içerisinde bulunanların teknik takiplerine ve DYP den ayrılanların listesine ihtiyaç duyulduğu, bu bilgilerin Recep Tayyip ERDOĞAN ın DYP üzerine ne tür oyunlar oynadığı komu oyuna duyurularak yerel seçimler öncesi prestij kaybetmesini sağlayacağı,

3. Tema Bankalarla ilgili çalışmalar isimli başlık altında, bir çok banka ismi sayılarak bir operasyondan bahsedildiği, el konulacak yeni banka isimleri ile yazılı bir metin olup olmadığı ve yeni seçilecek kişi ile ilgili detaylı bilgiye ihtiyaç duyulduğu, bu bilgilerin Türk Finans sektörü ve diğer sektörlerle ilgili neler tasarladıkları kamu oyuna sızdırılarak yerel seçimler öncesi zor duruma düşürülmesinin sağlanması,

4. Tema AKP den DYP ye geçiş çalışmaları başlığı altında; Ali Müfit’in düşünülmesi gerektiği, meclisin içinde bir operasyon yapılmasını kolaylaştıracağı şeklinde bilgilerin olduğu

5. Tema RTE nin kökeni ile ilgili iddialar başlığı altında, Recep Tayyip ERDOĞAN’ın kökeni ile ilgili bilgilerin yer aldığı, Recep Tayyip ERDOĞAN’ın kökeni ile ilgili detaylı bilgiye ihtiyaç duyulduğu, bu bilgilerin yerel seçimler öncesinde istifa etmesi için kullanılabileceği belirtilmiştir.


“MAHALLİ GENEL SEÇİMLER” isimli Word dosyasında; Mahalli genel seçimler öncesi ortamın şekillendirilmesi konusunda değerlendirme  başlığının olduğu, Mahalli Genel Seçimlere kadar merkez sağda alternatif bir partinin yaratılamaması halinde AKP’nin seçimden güçlenerek çıkacağı değerlendirmesinin yapıldığı, diğer siyasi partilere ilişki bu şekilde değerlendirme notlarının bulunduğu, siyasi partilerin son 10 yılda aldığı oy oranlarının incelendiği, 3 Kasım 2002 seçimlerinin bir çizelgesinin çıkartıldığı, parti dağılımı ve oy oranlarının gösterildiği, “Biyoğrofik istihbarat” başlığı altında, ANAP millet vekilleriyle ilgili “arap kökenli, fettullahçı gruplarla yakın ilişkili, E.Tümg.Erdal ŞENER de kaset var” şeklinde bilgilerin yer aldığı,  “değerlendirme” bölümünde ise ANAP ve DYP genel başkanlarının biyoğrafik istihbaratları değerlendirildiğinde, DYP genel başkanının daha güvenilir olduğu bunedenle M.AĞAR’ın desteklenmesi gerektiği, mahalli genel seçimlerden önce ANAP ve DYP nin DYP çatısı altında birleşmeleri, Ali Müfit GÜRTUNA’nın DYP ye angaje edilmesi, İ.Melih GÖKÇEK ile Recep Tayyip ERDOĞAN arasındaki güvensizlik ortamından istifade edilerek, Melih GÖKÇEK in saf dışı edilmesi ve Turgut ALTINOK’un DYP ye angaje edilmesi şeklinde rapor bilgilerin yer aldığı anlaşılmıştır.


        Ergenekon Örgütü AKP’nin bölünüp parçalanması için, başta Erkan MUMCU olmak üzere bazı milletvekillerini , Ali Müfit GÜRTUNA ve Turgut ALTINOK’un AKP’den koparılması için ciddi çalışmalar yapıldığı anlaşılmıştır.

ELE GEÇİRİLEN İSTİHBARİ ÇALIŞMA VE KİŞİSEL VERİLERİN KAYDEDİLMESİ


Şüpheli Ergün POYRAZ’dan ele geçirilen (CD 1) içersinde, diğer verilerin yanı sıra, “Bakanlar kurulu öz geçmişi” klasörü içersinde; (26) adet Word dosyası olduğu görülmüştür. Word dosyalarına ayrı ayrı Hükümette görev alan Bakan isimlerinin yazıldığı, içeriğinde bakanlara ait kişisel bilgilerin bulunduğu, kişisel bilgilerin hemen altında ise “Özellik arz eden durumları” başlığı altında şahısların siyasî, dinî görüşleri ve ırkî kökenleri ile ilgili bilgilerin olduğu, bunların yanı sıra siyaset hayatındaki ilişkilerle ilgili notların yazılı olduğu,

“7 Özel Durumu1 Olan Milletvekilleri AKP” isimli word dosyasında; “ÖZEL DURUMU OLAN MİLLEKVEKİLLERİ” başlığı altında çizelge yapıldığı ve bu çizelge içersinde 60 Milletvekilinin isimlerinin yazıldığı, her ismin karşısına da dini görüşleri ve daha önce görev yaptıkları yerler, yargılandıkları olaylar ve benzer konularla ilgili bilgilerin bulunduğu,

“7 Özel Durumu Olan Milletvekilleri AKP” isimli word dosyasında; “ÖZEL DURUMU OLAN MİLLEKVEKİLLERİ” başlığı altında çizelge yapıldığı ve bu çizelge içersinde 39 Milletvekilinin isimlerinin yazıldığı, her ismin karşısına da dini görüşleri ve daha önce görev yaptıkları yerler, yargılandıkları olaylar ve benzer konularla ilgili bilgilerin yer aldığı,

“7 Özel Durumu Olan Milletvekilleri Bağımsız” word dosyasında; ÖZEL DURUMU OLAN MİLLEKVEKİLLERİ” başlığı altında çizelge yapıldığı ve bu çizelge içersinde 3 Bağımsız Milletvekilinin isimlerinin yazıldığı, her ismin karşısına da daha önceki tarihlerde yargılandıkları olaylar ve haklarında açılan davalarla ilgili bilgilerin bulunduğu görülmüştür.

Şüpheli Ahmet Hurşit TOLON ve Mehmet Şener ERUYGUR’dan ele geçirilen dijital verilerde, AKP ile ilgili yapılan çok kapsamlı istihbari çalışmalar ve fişleme bilgileri ele geçirilmiştir.

           Şüpheli Hurşit TOLON’dan ele geçirilen (48) nolu CD’de, Şener ERUYGUR’dan ele geçirilen (ADD Genel Merkezi Genel Başkan Odası - 5) nolu CD’de, şüpheli Mustafa BALBAY’ın WD_WMAM9EF31256 seri numaralı harddiski ve Hasan Atilla UĞUR’un 5 nolu CD’sinde;
“AKP Genel Değerlendirmesi” klasöründe “00 AKP Değerlendirmesi Metin 1.doc” isimli 34 sayfalık  “GİZLİ” ibareli MSword dosyası olduğu, içeriğinde AKP parti ve milletvekilleri ile ilgili değerlendirme notlarının bulunduğu, “Nakşibendi olduğu biliniyor, Nurcu tarikatı, Yeni Asya grubuna bağlı” gibi tanımlamaların bulunduğu, “GİZLİ” ibareli “Hepsi.doc” isimli 46 sayfalık MSword dosyasında çeşitli yasa değişiklikleri, atamalar ve TSK aleyhindeki basında yer alan haberlerle ilgili analiz raporları olduğu, “Hepsi Esas.doc” isimli 76 sayfalık “GİZLİ” ibareli MSword dosyasında AKP ve seçimler hakkında genel bilgi notları olduğu, irtica ve başörtüsü hakkında değerlendirmelerin yapıldığı, bu konu ile ilgili yapılan yasa değişikliklerinin rapor haline getirildiği, “Kadrolaşma özeti.doc” isimli 1 sayfa ve “GİZLİ” ibareli MSword dosyasında kadrolaşma ile ilgili istatistiki bilgiler verildiği,

“AKP ort sınıf” klasöründe “01 AKP'nin orta sınıf projesi planı esas metin.doc” isimli “GİZLİ” ibareli ve 32 sayfadan oluşan MSword dosyasında, AKP ile ilgili araştırma notları olduğu “AKP’nin irticaya zemin hazırlayan faaliyetleri” gibi başlıklar altında değerlendirmelerin yapıldığı, irticai kurum ve kuruluşlar, irticai grupların Avrupa yapılanması, İslamcı ticari kuruluşlar gibi başlıklar halinde incelemelerin yapıldığı,

“AKP'nin Beyin Takımı-” isimli klasöründe 11 adet “GİZLİ” ibareli dosya bulunduğu, AKP ile ilgili geniş kapsamlı araştırma ve değerlendirme raporları olduğu, seçimler kadrolaşma, eğitim, AB süreci, türban gibi konularda değerlendirmelerin yazıldığı, K.K.K’lığı Eğitim ve Doktrin Komutanlığınca Samsun ilinde AKP ile ilgili rapor halinde düzenlenmiş üst yazı olduğu, ayrıca “AKP tarikatçı milletvekilleri.xls” isimli dosya olduğu ve çok sayıda milletvekilinin kişisel verilerinin kaydedildiği,

ADD Genel Merkezi, Pınar ……. isimli şahsın kullandığı, SAMSUNG marka, seri numarası SOOJJ20X150161 olan bilgisayar hard diski içerisinde; “alan çalışması-tamer paşa.doc” isimli (2) sayfalık ve “Alan Çalışması Rehberi” başlıklı MSword dosyasında; “Çalışmalarımızı özellikle geçen seçimde oyunu kullanmamış olanların bulunduğu bölgelerde yapmalıyız. İl ve İlçe Seçim Merkezlerinden bu bilgiler temin edilebilir. Bilahare VAROŞLAR daki çalışmalar sürdürülmelidir. Her Sivil Toplum Örgütüne ve üyelerine sorumluluk sahaları verilmelidir. Ayrıca, halktan yakın tanıdıklarımızdan bu görevi yürütebilecek nitelikteki kişiler bu çalışmalara davet edilmelidir. Kahvehane sohbetleri veya toplantı düzenlenerek yapılacak görüşmelerde o bölgede sevilen ve sözü dinlenen, sayılan kişilerden yararlanılmalıdır.” ve “Ev Görüşmelerinde;-Öncelikle her hangi bir partili olmadığımız, Sivil Toplum Örgütü (….) mensubu olduğumuz belirtilmelidir. Mutlaka oy kullanılmasını, eğer izin veya başka bir nedenle bulunulan mahalden ayrılacaksa, seçim için dönerek mutlaka oy kullanmasını, bunun tarihi bir görev olduğu, bölücülük, din istimrarcılığı yapan hiçbir partiye oy verilmemesini, eğer oy vereceği partinin meclise girme olasılığı zayıf ise bu durumda oyunun boşa gitmemesi için bir değerlendirme yapmasını, yapılmış seçim anketlerinden de istifade ederek kendi siyasi tercihine yakın ve meclise girme olasılığı olan bir partiye oy vermesini, mühürü oy pusulasına vurduktan sonra mürekkebin kuruması için beklemesini, ondan sonra oy pusulasını katlayıp zarfa yerleştirmesini, bu seçimin Türkiye’nin geleceği açısından çok önemli olduğu..” şeklinde siyasi seçimlerde halkın yönlendirilmesinde uygulanacak yöntemlerin sıralandığı,


“ULUSAL BİRLİK HAREKET PLATFORMU-2.doc” isimli (13) sayfalık MSword dosyası içerisinde; ülke genelinde “Cumhuriyet mitingleri” adı altında gerçekleştirilen mitingler ile, Cumhurbaşkanlığı seçimleri ve yeni anayasa çalışmalarında izlenecek yollarla ilgili açıklamaların yer aldığı, bu kapsamda dokümanda; “…03.03.2004 tarihinde teşkil edilen Ulusal Birlik Hareketi Platformu, başta Cumhuriyet Mitingleri olmak üzere, rejimin ve devrimlerin korunması konusunda şimdiye kadar kendisine düşen görevleri büyük bir heyecan ve vatanseverlik duygusu ile yerine getirmiştir.”, “Yeni ANAYASA hazırlık çalışmalarında; Öncelikle “Nasıl bir Anayasa” düşündüğümüz konusunda bir çerçeve görüş kamuoyuna ve “ANAYASA“ hazırlığında görev almış olanlara intikal ettirilmelidir. Anayasa’ nın hazırlık aşamasının tüm kademeleri yakinen takip edilmeli ve görüşler verilmelidir. Kamuoyu aydınlatılmalıdır.” ve “21 Ekim’de yapılacak “Cumhurbaşkanının Halk tarafından seçilmesi” ile ilgili REFERANDUM’da “HAYIR” oyu kullanılması için faaliyet icra edilmelidir.” şeklinde açıklamaların yer aldığı,

“Siyasi Partiler\06 2002 Milletvekili Seçimleri değer” klasöründe 13 adet muhtelif dosyalar bulunduğu, içeriklerinde 2002 dönemine ait Siyasi partilerin genel seçimlerde aldıkları oy oranları, milletvekilleri ve diğer konularda istatistiki verilerin yer aldığı,

“Siyasi Partiler\SEÇİMLER” klasöründe muhtelif dosyalar bulunduğu, bu dosyaların içeriklerinde değişik dönemlere ait genel ve yerel seçimlerle ilgili istatistiki verilerin ve raporların çizelgeler halinde yazılmış olduğu, ayrıca “Lojman1 oy.doc”, “Lojman oy.doc”, “LOJMAN1 oY.ppt” ve “LOJMAN oY.ppt” isimli dosyalarda “Etimesgut bölgesindeki K.K.K’lığı, Hv.K.K.’lığı, Başkent Üniversitesi personeline ait lojmanlarda” ve “İzmir Garnizonunda lojmanların bulunduğu bölgelerde” kullanılan oy oranlarının partilere göre dağılımını gösterir çizelgeler olduğu, “Seçimler Asker adayla 2033.xls” isimli excel dosyasında ise TSK ve K.K.K’lığı kökenli milletvekilleri başlıkları altında emekli olan askeri personelin hangi partilerde aday olduğunu gösterir çizelge halinde tabloların olduğu,


Şüpheli Hurşit TOLON’dan ele geçirilen (43) nolu CD’de, Şener ERUYGUR’dan ele geçirilen (13) nolu CD’de, şüpheli Hasan Atilla UĞUR’dan ele geçirilen (5) nolu CD’de ve şüpheli Mustafa BALBAY’ın WD_WMAM9EF31256 seri numaralı Harddiskinde;

“019 Siyasi Partiler” klasöründe “Siyasi partiler-Seçimler-Tarikat bağ.xls” isimli excel dosyası olduğu, içeriğinde ise 5 adet çalışma sayfası bulunduğu bu dosyalarda mevcut siyasi partilerin isimlerinin çizelge halinde yazıldığı ve milletvekili sayılarının belirtildiği, partiler içerisindeki yapılanma ile ilgili “Nakşi, Kadiri, Adıyaman, Fettullahcılar, Yeniasya grubu, Süleymancılar” şeklinde tanımlamaların bulunduğu ve kişi isimlerinin de yazılarak parti içindeki konumlarının belirtildiği,


“019 Siyasi Partiler\SEÇİMLER” klasöründe 6 adet “GİZLİ” ibareli MSword dosyası olduğu, “2002-2004 seçimlerinin karşılaştırması.doc” isimli dosyada, 2 Kasım 2002 genel seçimleri ile 28 Mart 2004 yerel seçimlerin karşılaştırılması ve değerlendirilmesi hakkında rapor olduğu, AKP, CHP, MHP ve diğer partilerin seçimlerde almış olduğu oy oranları ile karşılaştırılmalarının yapıldığı, diğer dosyalarda ise siyasi partilerin seçimlerde izleyeceği programlar ve oy oranlarının yer aldığı,


“AKP eski Dönemsel Raporlar” klasöründe 7 adet “GİZLİ” ibareli MSword dosyalarının olduğu, “analiz3.doc” isimli dosyada hükümetin eğitim ile ilgili uyguladığı politikalar hakkında rapor olduğu, çıkartılan yasalar ve uygularla ilgili çizelge halinde hazırlanmış yazı olduğu, “analiz5.doc” isimli dosyada çıkartılan yasalarla ilgili sonuç ve değerlendirmelerin olduğu, gayri resmi olarak örgütlendiği bilinen Fettullah GÜLEN cemaati meşrulaştırılmakta gibi yorumlara yer verildiği, “İrtica.doc” isimli dosyada AKP milletvekilleri, bürokratlar, Belediye Başkanı, Konya’da düzenlenen izcilik kampından örnekler verilerek yapılan irtica ile ilgili uygulamaların yazıldığı, “İRTİCA A5 METİN.doc” isimli dosyada irticai faaliyetlerin değerlendirme raporu olduğu ve tarihi gelişimi ile ilgili bilgiler verildiği, radikal dini gruplar, tarikatlar, irticai terör örgütleri gibi gruplardan bahsedildiği, haklarında bilgiler verildiği, “İrticai faaliyetler KKK Arzı.doc” isimli dosyada irticai ve diğer yıkıcı faaliyetler hakkında rapor olduğu, “Kadrolaşma .doc” isimli dosyada irticai faaliyetlerle ilgili kadrolaşmalardan bahsedildiği, “Terör .doc” isimli dosyada ise Siirt Belediyesinde Hizbullah terör örgütü üyesinin görevlendirilmesi ile ilgili bir yazı olduğu,


“Gnkur. AKP takip formu\Özeti” klasöründe 6 adet dosya olduğu, “GİZLİ” ibareli K.K.K’lığı İstihbarat Başkanlığı logosunun bulunduğu 02 Aralık 2002 tarihli “AKP’ nin Acil Eylem Planı, Hükümet Programı ve Basına Verilen Demeçlerdeki Vaatlerinin İncelenmesi” başlıklı dokümanlarda çizelge halinde hazırlanmış mevcut hükümetin programı ile ilgili bilgilerin yer aldığı, programı ile ilgili neyin amaçlandığı ve uygulamaların yer aldığı, partinin takip edilmesi ile ilgili bir çizelge olduğu,


“019 Siyasi Partiler” isimli klasörde; “Adana Milletvekili Ömer Çelik.doc” isimli bir MSword dosyası olduğu, bu dosya içerisinde Adana Milletvekili Ömer ÇELİK ‘in kimlik bilgilerinin yanı sıra siyasi ve felsefi görüşlerine göre kişisel bilgilerin kaydedildiği,

“Atilla Koç kimdir.doc”, “Atilla Koç kimdirözet.doc” ve “Atilla Koç kimdirözetresimli.doc” isimli bir MSword dosyaları olduğu, bu dosyalar içerisinde Kültür ve Turizm eski Bakanı Atilla KOÇ’un kimlik bilgilerinin yanı sıra siyasi ve dini görüşlerine göre kişisel bilgilerin kaydedildiği,

“ÇİZELGELER.xls” isimli bir Excel dosyası olduğu, bu dosya içerisinde 2004 Yerel seçimlerinde AKP’den Belediye Başkanı olan şahısların isim listelerinin bulunduğu ve bazılarının karşısında siyasi ve dini görüşlerine göre kişisel bilgilerin kaydedildiği,

“Cüneyd Zapsu.doc” isimli bir MSword dosyası olduğu, bu dosyalar içerisinde AKP’nin Genel Başkan Danışmanı Cüneyd ZAPSU ‘nun kimlik bilgilerinin yanı sıra siyasi ve dini görüşlerine göre kişisel bilgilerin kaydedildiği,

“İrticai Faal.Tespit edilen belediye başk.ları.xls” isimli bir Excel dosyası olduğu, bu dosyalar içerisinde 126 Belediye Başkanının kimlik bilgilerinin yanı sıra siyasi ve dini görüşlerine göre kişisel bilgilerin kaydedildiği,

“İstanbul Milletvekili Egemen Bağış.doc” isimli bir MSword dosyası olduğu, bu dosyalar içerisinde İstanbul Milletvekili Egemen BAĞIŞ ‘ın kimlik bilgilerinin yanı sıra siyasi görüş ve ırki kökenlerine göre kişisel bilgilerin kaydedildiği,

“Kültür Bakanı Hüseyin Çelik.doc” isimli bir MSword dosyası olduğu, bu dosyalar içerisinde Milli Eğitim Bakanı Hüseyin ÇELİK in kimlik bilgilerinin yanı sıra siyasi ve dini görüşlerine göre kişisel bilgilerin kaydedildiği,


“023 Biyografik Bilgiler” isimli klasörde; “AKP RTÜK ÜYELİĞİ ADAY LİSTESİ.doc” isimli bir MSword dosyası olduğu, bu dosyalar içerisinde RTÜK Üyeliği Aday Listesi’nde isimleri bulunan şahısların kimlik bilgilerinin yanı sıra siyasi görüş ve ırki kökenlerine göre kişisel bilgilerin kaydedildiği ve böylelikle fişlendiği,

“Milletvekili Biyografileri.doc” isimli bir MSword dosyası olduğu, bu dosyalar içerisinde 22 Milletvekilinin kimlik bilgilerinin yanı sıra bu milletvekillerinden 7 tanesinin dini ve siyasi görüşlerine göre kişisel bilgilerin kaydedildiği,

“AKP eski Dönemsel Raporlar” isimli klasörde “İrtica.doc”, “Kadrolaşma .doc” ve “Terör .doc” isimli bir MSword dosyaları olduğu, bu dosyalar içerisinde çeşitli kamu kurumlarında çalışan personel hakkında çeşitli iddialar ve istihbari bilgilerin yer aldığı,

“ARŞİV\AKP Kadrolaşma” isimli klasörde “atamalar.xls” isimli bir Excel dosyası olduğu, bu dosya içerisinde 2005 yılında değişik bakanlıklarda ve Kamu Kurumları’nda yapılan 472 kişiye ait atamalar ile ilgili bilgilerin olduğu, bu bilgiler içerisinde kişinin kimlik bilgileri ile atandığı yerin yazılı olduğu,

“7 Özel Durum Bakanlar kurulu2.doc” isimli bir MSword dosyası olduğu, bu dosyalar içerisinde 21 Bakana ait kimlik bilgilerinin yanı sıra siyasi ve dini görüşlerine ve ırki kökenlerine göre kişisel bilgilerin kaydedildiği,

“7 Özel Durumu1 Olan Milletvekilleri AKP.doc” isimli bir MSword dosyası olduğu, bu dosyalar içerisinde 60 Milletvekiline ait kimlik bilgilerinin yanı sıra siyasi ve dini görüşlerine göre kişisel bilgilerin kaydedildiği,

“7 Özel Durumu Olan Milletvekilleri AKP.doc” isimli bir MSword dosyası olduğu, bu dosyalar içerisinde 40 Milletvekiline ait kimlik bilgilerinin yanı sıra siyasi ve dini görüşlerine göre kişisel bilgilerin kaydedildiği,

“7 Özel Durumu Olan Milletvekilleri Bağımsız.doc” isimli bir MSword dosyası olduğu, bu dosyalar içerisinde 3 Milletvekiline ait kimlik bilgilerinin yanı sıra çeşitli iddialar ve istihbari bilgilerin kaydedildiği,

“9 Milletvekilleri Özgeçmiş tamamı.doc” isimli bir MSword dosyası olduğu, bu dosyalar içerisinde 500’ün üzerinde Milletvekillerine ait kimlik bilgilerinin yanı sıra çeşitli iddialar ve istihbari bilgilerin kaydedildiği,

“11 Milletvekillerinin Özgeçemişleri son.xls” isimli bir Excel dosyası olduğu, bu dosyalar içerisinde 365’in üzerinde Milletvekillerine ait kimlik bilgilerinin yanı sıra çeşitli iddialar ve istihbari bilgilerin kaydedildiği,

           Ayrıca “Adalet Bakanı Cemil Çiçek.doc”, “Başbakan Abdullah Gül.doc”, “Bayındırlık ve İskan Bakanı Zeki Ergezen.doc”, “Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Murat Başesgioğlu.doc”,  “Devlet Bakanı Ali Babacan.doc”, “Devlet Bakanı Beşir Atalay.doc”, “Devlet Bakanı Mehmet Aydın .doc”,  “Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler.doc”, “İçişleri Bakanı Abdulkadir Aksu.doc”, “Maliye Bakanı Kemal Unakıtan.doc”, “Milli Eğitim Bakanı Erkan Mumcu.doc”, “Milli Savunma Bakanı Mehmet Vecdi Gönül.doc”, “Sağlık Bakanı Recep Aktağ.doc”, “Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali Coşkun.doc” ve “Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım.doc” isimli bir MSword dosyaları olduğu, bu dosyalarda adı geçen kişilerle ilgili toplanan bilgiler ve bir kısmının dini ve siyasi görüşlerine göre kişisel bilgilerinin kaydedildiği anlaşılmıştır.


“AKP tarikatçı milletvekilleri.xls” isimli bir Excel dosyası olduğu, bu dosyalar içerisinde 100 Milletvekiline ait kimlik bilgilerinin yanı sıra siyasi ve dini görüşlerine göre kişisel bilgilerin kaydedildiği,

“Devlet Bakanı Başbakan Yardımcısı Ertuğrul Yalçınbayır.doc”, “Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen.doc” ve “Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış.doc” isimli MSword dosyaları olduğu, bahsi geçen Bakanların siyasi görüşlerine göre kişisel bilgilerin kaydedildiği,

“Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullatif Şener.doc” isimli bir MSword dosyası olduğu, dönemin Devlet Bakanı Başbakan Yardımcısı Abdullatif ŞENER’in siyasi görüşlerine ve ırki kökenlerine göre kişisel bilgilerin kaydedildiği,

“Milletvekilleri.xls” isimli bir Excel dosyası olduğu, bu dosyalar içerisinde 85 Milletvekiline ait kimlik bilgilerinin yanı sıra siyasi ve dini görüşlerine göre kişisel bilgilerin kaydedildiği,

“Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami Güçlü.doc” isimli bir MSword dosyası olduğu, dönemin Tarım Bakanı Sami GÜÇLÜ’nün dini görüşlerine göre kişisel bilgilerin hukuka aykırı olarak kaydedildiği görülmüştür.


CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMLERİNE MÜDAHALE VE YÖNLENDİRME FAALİYETLERİ


ADD Genel Merkezi, Pınar ÖZER in, SAMSUNG marka, seri numarası SOOJJ20X150161 olan bilgisayar hard diskinde; “FIL3603.DOC” isimli MSword dosyası içerisinde “ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ GENEL SEKRETERLİK” başlıklı “25.4.2007 tarihli, Genel Sekreter İzzet Polat ARARAT” imzalı ve “ADD/İL/İLÇE/BELDE ŞUBE BAŞKANLIKLARINA” hitaben dağıtımlı olarak yazılan yazıda “Sayın Milletvekili, Ulusun kaderinde çok önemli bir yer işgal edecek Cumhurbaşkanlığı seçiminde Siz tarihi ve çok önemli bir görev üstlenmiş bulunmaktasınız. Lütfen, Cumhurbaşkanlığı seçimine katılmayarak, bu tarihi görevi yerine getirmenizi bekliyor ve saygılar sunuyorum.” “Mesajın ekteki elektronik posta adreslerine gönderilmesini önemle rica ederim.” şeklinde yazı metni olduğu, ekinde de ANAP, DYP, GENÇP ve BAĞIMSIZ milletvekillerine ait toplam (27) milletvekilinin ad soyad ve e-mail adreslerinin kayıtlı olduğu görülmüştür.


ADD Genel Merkezi, P. Ö. isimli şahsın kullandığı, SAMSUNG marka, seri numarası SOOJJ20X150161 olan bilgisayar hard diski içerisinde; “alan çalışması-tamer paşa.doc” isimli (2) sayfalık ve “Alan Çalışması Rehberi” başlıklı MSword dosyasında diğer bilgilerin yanı sıra; “ULUSAL BİRLİK HAREKET PLATFORMU-2.doc” isimli (13) sayfalık MSword dosyası içerisinde; ülke genelinde “Cumhuriyet mitingleri” adı altında gerçekleştirilen mitingler ile, Cumhurbaşkanlığı seçimleri ve yeni anayasa çalışmalarında izlenecek yollarla ilgili açıklamaların yer aldığı, bu kapsamda dokümanda; “…03.03.2004 tarihinde teşkil edilen Ulusal Birlik Hareketi Platformu, başta Cumhuriyet Mitingleri olmak üzere, rejimin ve devrimlerin korunması konusunda şimdiye kadar kendisine düşen görevleri büyük bir heyecan ve vatanseverlik duygusu ile yerine getirmiştir.”, “Yeni ANAYASA hazırlık çalışmalarında; Öncelikle “Nasıl bir Anayasa” düşündüğümüz konusunda bir çerçeve görüş kamuoyuna ve “ANAYASA“ hazırlığında görev almış olanlara intikal ettirilmelidir. Anayasa’ nın hazırlık aşamasının tüm kademeleri yakinen takip edilmeli ve görüşler verilmelidir. Kamuoyu aydınlatılmalıdır.” ve “21 Ekim’de yapılacak “Cumhurbaşkanının Halk tarafından seçilmesi” ile ilgili REFERANDUM’da “HAYIR” oyu kullanılması için faaliyet icra edilmelidir.” şeklinde açıklamaların yer aldığı görülmüştür.


                     KAPATMA DAVASI SÜRECİ
           Ergenekon terör örgütü AKP’yi bölme ve parçalama çalışmalarında hedeflendiği sonuca ulaşmayınca bu kezde örgüt yöneticisi İlhan SELÇUK 23.01.2008 tarihli gazetedeki köşesinde “İktidar Partisi Zanlı” başlıklı yazdığı yazıda “Savcı, kırmızı çizgiyi çiğneyip bölücülük ya da dincilik yapan siyasal partiye dava açmasın.. Görür gününü...” şeklinde satırları ile henüz KAPATMA DAVASI açılmadan 2 ay kadar önce AKP’nin kapatılması için dava açılması yönünde kamuoyu desteği oluştarmaya çalıştığı, 

Yine dava açılmadan bir gün önce yani 14.03.2008 tarihli Cumhuriyet gazetesindeki köşesinde “Sonra Oturup Ağlamasınlar…” başlıklı yazdığı yazıda da AKP ve Cumhuriyet Mitingelerinden bahsettikten sonra yazının sonlarına doğru, “Ama, ben Cumhuriyete İslamcı AKP Devlet’in el koymasını isteyen gazeteye şimdiden ha­ber vereyim... Bir şeyler olduğunda sonuç düşündükleri gibi çık­mazsa, oturup mazlum rolünde ağlamasınlar.” Şeklinde yazıları ile de yargılama başlamadan sonucu ile ilgili değerlendirmeler yaparak yargılama ile ilgili her şeyi bildiği izlenimi oluşturduğu anlaşılmıştır.

Yine şüpheli İlhan SELÇUK telefon konuşmalarında, “Gidiyor, yani her şey elden gidiyor, tuhaf bir durum var, bakalım ne olacak, şimdi YALNIZ 2 TANE ŞEY VAR EĞER KAPATMA DAVASI AÇILIRSA” “BİRDE ÜSTÜNE EKONOMİK KRİZ GELİRSE TÜRKİYE BİRAZ KARIŞIRSA BELKİ Bİ UMUTLAR DOĞABİLİR, YANİ” “ÇÜNKÜ NORMAL YOLLARDAN BUNLARI MÜMKÜN DEĞİL YANİ” “Çok açık görünüyor, bi kere adam kararlı geri adım falan atmıyor” şeklinde söylemleri ile örgütün tüm ümidini AKP’nin kapatılmasına ve ülkede ekonomik kriz ve kaos çıkmasına bağladığı,

Başka bir görüşmesinde İlhan SELÇUK’un “ŞÖYLE OLACAK GALİBA ANAYASA MAHKEMESİ SON OLARAK KENDİSİNİ TASFİYE EDİLMEDEN BU AKP HAKKINDA PARTİNİN KAPATILMASI KARARINI VERİRSE O ZAMAN ORTALIK BÜSBÜTÜN BİRBİRİNE KARIŞIR” diyerek yargılama sonuçlanmadan çıkacak kararla ilgili değerlendirmeler yaptığı, başka bir görüşmede “Mesala bugün Ertuğrul Özkök ün yazısı baya bir muhalefet yazısı” “…bir yerde bir hesaplaşma olacak heralde…yargı kapatma kararına doğru gidiyor, haberini de verdiler…çünkü göğsünde KAPATILMIŞTIR levhası dururken, AKP bi şey yapamaz. Bir şey yapabilir, isim değiştirir” dediği bilinmektedir.

Kayıt Sıra No:3899 daki görüşmede İlhan SELÇUK “…işte demin Turan telefon etti diyor ki yani BU PARTİYİ KAPATAMAZLARSA BU HAREKAT BAŞARILI OLMAZSA GERİ ÇEKİLİRSE FELAKET OLUR” dediği, M.BALBAY’ ın “Felaket abi yani ondan sonra artık ondan sonra kimse neyi nasıl öngür artık zor abi yani” dediği, İ.SELÇUK’ un “…bir hukuk operasyonu gibi olacak zannediyorum, herhalde öyle planladılar” dediği, M.BALBAY’ ın “Öyle abi” dediği, İ.SELÇUK’ un “Yani asker yerinde duracak ama bunu hızla yapmalılar, şimdi ne olacak eğer çok da direnirlerse falan o zaman asker hukuksal olarak haklı duruma geçecek” “Bu zannediyorum daha derinden bir operasyon raslantısal değil zaten konuşmuştuk daha önce” dediği,

Kayıt Sıra No:3890'da ki görüşmede İ.SELÇUK’ un “Vallaha Anayasa Mahkemesi eğer radikal bir karar alırda siyasal iktidar partisini kapatırsa” “Türban bir yana Türkiye başka bir sürece girer. KAPATMASI DA GEREKİR BANA SORARSAN” “YANİ BAŞKA BİR ÇIKIŞ YOLU GÖRMÜYORUM. Ne olacak o zaman hemen başka bir parti kuracaklar iktidardakiler ama gayr-i meşru duruma düşmüş olacaklar” dediği tespit edilmiştir.


Dolayısıyla örgüt yöneticisi İlhan SELÇUK, AKP ile demokratik yollar ve yöntemlerle mücadele edemeyeceklerini açıkça ifade ettiği, bu nedenle tüm umutlarını AKP’nin kapatılmasına ve Ülkede ekonomik kriz çıkmasına bağladıkları, diğer taraftan daha yargılama aşamasında “yargı kapatma kararına doğru gidiyor, haberini de verdiler…” şeklinde söylemleri ile yargılama sürecini takip ettiği anlaşılmıştır.


Diğer taraftan KAPATMA DAVASI sürecinde, Anayasa Mahmakemesi Başkan ve üyelerine yönelik karalama, iftira ve yıpratma faaliyetleri gerçekleştirdikleri ve böylelikle yargılama sürecine müdahale etmeye çalıştıkları, bu kapsamda Anayasa Mahkemesi Başkan ve üyelerini takip ettirip gazeteciler vasıtasıyla fotoğraflarını çektirdikleri ve bu fotoğrafları yıpratmak amaçlı kullanmayı planladıkları, bu kapsamda ,

Tape No: 7107 de kayıtlı 02.04.2008 gün saat: 16.31 de Ferda PAKSÜT ile Ersin BAL arasında geçen görüşmede; F.PAKSÜT’ ün “… şimdi O... ın da mahkemedekilerin hepsi İstanbul a gitmiş maç için” dediği, E.BAL’ ın “Öyle mi” dediği, F.PAKSÜT’ ün “Ha ondan sonra şey de gitmiş” “Patron da gitmiş” dediği, E.BAL’ ın “Allah Allah maç için bütün Anayasa Mahkemesi ciddi mi söy...” dediği, F.PAKSÜT’ ün “Ne derler H. K… filan F…, S… hepsi gitmişler” “Bak sen gidelim demiştin ben sana şey yapmamıştım şey de gitmiş” “Melih filan da gitmiş” dediği, E.BAL’ ın “Gerçekten bu doğru mu şaka” dediği,


Tape No:7110’da kayıtlı 03.04.2008 günü saat: 16.37’de Ferda PAKSÜT’ün Ersin BAL ile yaptığı görüşmede; Ferda’nın “Ersin, A… da gitmiş bunlarla. Nasıl sahtekarlığa bak O…la Vali telefon açmışlar bu da ... şüphelenmişler ya demişler seni de göremedik de kahve içecektik filan ya dedim sen. Ben sana bişey söyliyim mi A….. cebinden asla 200-300 milyon bilet parası vermez.” dediği, Ersin’in “Bugün yoklar değil mi mahkemede dönmüşler mi” dediği, Ferda’nın “Yok iki saat sonra dönecez demişler. Yani kapatma davasının sonucu hani değişebilir diye.” dediği, Ersin’in “Aman aman aman korkutuyorsunuz beni bakalım bekleyecez görecez İstanbul yazmazsa zaten yarın biz yazacaz konuştuk kendi aramızda arkadaşlarla yazmazlarsa yazacaz” dediği, Ferda’nın “Yok bunlar fotoğraflamışlar siz fotoğrafladınız mı.” dediği, Ersin’in “…H. K….. ı filan gördük dedim ki genişte çektiniz mi çektik dediler bugün kullanmalarını bekliyoruz kullanmazlarsa yarın fotoğrafı bana gönderecekler maille bakacam tanınıyorlar mı kim kimdir” dediği, Ferda’nın “Tamam Ersincim. Konuşuruz daha hadi öptüm” dediği,


Tape No:7115’de kayıtlı, 04.04.2008 günü saat:12.11’de Ferda PAKSÜT ve İ. K.’un Ersin BAL ile yaptığı görüşmede;Ferda’nın “İbrahim bey seni tebrik ediyor birlikte oturup karar verdiğimizi söyledim…Fotoğraflar” dediği, Ersin’in “Ha şimdi onu konuşacam işte İstanbulla şimdi geldim bana yollamalarını isteyecem” dediği, Ferda’nın “Yalnız biliyor musun aldığım son habere göre maç ayağına bazıları toplantı yapmış. Dubaide de görüşmeleri tespit ettim. Spot haberler var bende de” dediği, Ersin’in “Bi konuşalım bunları…” dediği tespit edilmiştir.


Tape No:7118, 07.04.2008 günü saat:15:46’da Ferda PAKSÜT’ün Ersin BAL ile yaptığı telefon görüşmesinde özetle; F.PAKSÜT’ ün “Ersin iyiyim, şu anda Prag dayım, Prag ın tadını çıkarıyorum, orda nasıl durum” dediği, E.BAL’ ın “Vallahi bir şey yok gelişme, bıraktığnız gibi aynen öyle sessiz sakin bekleyişte” “İşte bugün AKP Merkez Karar Yürütme Kurulu toplanıyor, bu Anayasa değişikliğini gidip gitmememi karar verecekler, o yönüyle” “Bugünün kritik yanı var, onun dışında bir şey yok Anayasa Mahkemesi cephesiyse sakin, halen rapor tabiki yok ortada” dediği, F.PAKSÜT’ün “Hı dün Yargıtayın şeyine gittin mi? Askeri Yargıtayın şeyine” dediği, E.BAL’ ın “Yo gitmedim dün misafirlerim vardı, …” dediği, F.PAKSÜT’ ün “Haa A.A…… hastaymış gitmemiş H…..geç gitmiş” dediği, E.BAL’ ın “Hı hı enteresan” dediği, F.PAKSÜT’ün “F…. yok F…. zaten her hafta sonu İstanbul da” dediği, E.BAL’ ın “Ha ha ha süpersiniz” dediği, F.PAKSÜT’ ün “Ersin iyi yaptım dimi” dediği, E.BAL’ ın “Gayet iyi, en doğrusunu yaptınız, mükemmel” dediği, görüşmenin ilerleyen kısmında F.PAKSÜT’ ün “…Bide ben sana bir şey söyleyecem, dün Koray ne diyordu Pragla ilgili bir şey söylüyordu ticaretiyle ilgili. YA BEN SANA BURAYLA İLGİLİ HABER YAZDIRACAM ERSİN, ÇOK İLGİNÇTİ” dediği, E.BAL’ ın “Tamam, tamam” dediği,


Tape No:7123 20.06.2008 günü saat:18:39 da Ferda PAKSÜT’ün Ersin BAL ile yaptığı telefon görüşmesinde özetle; F.PAKSÜT’ ün “Dün mahkemede ki üyelere bir broşür dağıtmışlar” “Şey diye H….. istifa etmeli diye, İşçi partisinin broşürü H…… in şeylerde çıkan gazeteler mecmualarda çıkan” dediği, E.BAL’ ın “Biliyorum iBDA-C nin dergisinde görev aldığı” “Anayasa Mahkemesi Üyelerine İşçi Partisi getirdi orda dağıttı üyelerede mi dağıtılmış” dediği, F.PAKSÜT’ ün “Evet” dediği, E.BAL’ ın “Üyelere değil de postalamışlardır” dediği, E.BAL’ ın “Okumadınız heralde. tabi tabi İbda-c ile ilgili kaç bir haftadır bu yazılıp çiziliyor. H….K…. istifa etmelidir diye” dediği, F.PAKSÜT’ ün “Melih Aşık yazmış” dediği, E.BAL’ ın “Başkalarıda yazdı şu an hani hangisi idi hatırlamıyorum bir çok yerde var. Çok doğru doğru bir şey tepki bizde şimdi şeyi yazacağız pazartesi yada salı günü çıkacak bu Roportörün ıhh katıldığı paneli” dediği, F.PAKSÜT’ ün “Raportorun katıldığı paneli yazacaklarmış” dediği, E.BAL’ ın “Evet, evet evet” “Evet İsmail bey ile pazar günü oturup onu hazırlayacağız” dediği, F.PAKSÜT’ ün “Ama sen onu biraz şeye de yazdır Gökçel e de filanda yazdır” dediği,


Tape No:7165, 25.06.2008 günü saat:21:16 da Ersin BAL ile yaptığı telefon görüşmesinde özetle; F.PAKSÜT’ ün “Alo Ersin sen bunu şimdi gelmeye başla dedim de yanaşmadı” dediği, E.BAL’ ın “Bi konuşuruz S……bey öğrendimi işi” “S….. Ö….. öğrenmişmi” dediği, F.PAKSÜT’ ün yanındaki şahsa (S….. Ö……. ü öğrendin mi) diye sorduğu, akabinde E.BAL’ a “yok acaba öğrenmez” dediği, E..BAL’ ın “Haberleri yok yani vardır onlarında” dediği, F.PAKSÜT’ ün “Ersin bu mahkemede bir huy var azizim, kimse kimsenin herkes herkesin hakkında bilgi” “... karısına bi gazı verdim” “Telefonu açtım ay dedim bizim S…… beylerin eşi dedi” dediği, E.BAL’ ın “ (Gülüyor) Süper” dediği, F.PAKSÜT’ ün “Şeyde çalışmıyormuydu dedim ... dedim gazetede böyle bir şey çıkmış dedim” “Çarıklı erkanı harp ondan sonra dedim ki ay dedim şimdi dedim bizlerle uğraşmayı bıraksa ... gazı verdim bu gece uyuyamaz” dediği, E.BAL’ ın “Süper olmuş süper yok zaten yüreklerine inmiştir heralde çok çok ağır kesinlik iddia edemiyor işi bitirmiş işe alındılar diyor nokta koyuyor” dediği, F.PAKSÜT’ ün “E ABİ SENDE BANA Bİ İŞ BULURMUSUN YA” dediği, E.BAL’ ın “ŞU DAVALAR BİTSİN BİRLİKTE İŞ YAPALIM SİZİNLE” dediği, görüşmenin devamında F.PAKSÜT’ ün “Peki ben sana bişey söylicem bunlara ne olacak bu oğulları işe gireli” dediği, E.BAL’ ın “Bakalım dur şimdi ona bi açıklama bekliyorum ben” dediği, F.PAKSÜT’ün “Vericeklermi zannediyorsun” dediği, E.BAL’ ın “Vermicekler mi” dediği, F.PAKSÜT’ ün “Hayır” dediği, E.BAL’ ın “Çünkü doğru diyorsunuz” dediği, F.PAKSÜT’ ün “Tabi” dediği, E.BAL’ ın “Çok enteresan” “Yani Anayasa mahkemesi bu kadar dönemde savunmasız mı siz çıktınız aslan gibi açıklamanızı yaptınız onlarda kalkıp yapsın şeyi söylüyorum şeyle ilgili İlker Başbuğ la ilgili iddia üzerine çıktınız basının karşısına tıkır tıkır söylediniz onlar çıkıp söylesin söylemiyorsu bu suçlamayı kabul etmek demektir çünkü o orda diyorki CHP nin kanalıyla işe alındılar bunun bunu işbankasında işe girmek değil CHP nin kanalıyla işe girmeyi girmeyi açıklamaları lazım kamuoyuna olay bu ya haftaya görüşelim mutlaka siz beni ben ekiyorsunuz hep bana diyordunuz şimdi siz beni ekiyorsunuz” dediği, F.PAKSÜT’ ün “Hayır sen zannediyormusun yani bunlar ... o çocuklarımız işe girdiyse girdi dicek” dediği, E.BAL’ ın “Yani ne özelliği varmışta girmiş bu kadar işsiz varken İşbankası Anayasa Mahkemesini 2 tane üyesinin oğlu çokmu başarılıymış yani” dediği, F.PAKSÜT’ün “Hayır canım çocuk özel bilim kolejinden mezun ondan sonra ayrıca ... çok fazla olduğunu zannetmiyorum şeyde bilkenten mezun ondan sonrada işte ...” “..Çocukta varya işe alınacak bi tip değil” dediği, E.BAL’ ın “Hangisi Ö……..ün mü öbürümü ha Ö……. anladım” dediği, F.PAKSÜT’ün “Gıcık yani şey bi tip kendini bi halt zanneden böyle ukalalar vardır ya” “Ama bu O….. P…. e de çok normal geliyor biliyormusun” dediği, E.BAL’ ın “İşbank onu hayır anlatamadım İşbankasında işe girmelerine itirazım yok haber diyor ki CHP nin” dediği, F.PAKSÜT’ün “Kusura bakmada O……. da diyorki CHP de bunları bağlamadık diyor diyor” “Yani zaten bu olaydan sonra bence AKP nin bir çok şeyini tenkit etmemiz lazım Ersin” dediği, E.BAL’ ın “Yani ya ben telefonda konuşamıyorum ne olur” dediği,


Tape No:6922 de kayıtlı 26.06.2008 günü saat:20:01 de Ferda PAKSÜT’ün Ersin BAL ile yaptığı telefon görüşmesinde özetle; F.PAKSÜT’ ün “…N…..’nin oğlu işe başlayalı 1 ay olmuş” dediği, E.BAL’ ın “Hee yeni başlamış hiçbir şey diyemedi zaten” dediği, F.PAKSÜT’ ün “Hayır AKP şeyi açıldıktan sonra öbürü de müracaat etmiş” “Yani beden ..... VATANDAŞ OLARAK AZİZİM GAZETECİ OLARAK GAZETECİ OLARAK BUNUNLA DA UĞRAŞMANI İSTİYORUM” dediği, E.BAL’ ın “Evet ya lafı mı olur tabi ki ben şimdi” dediği, F.PAKSÜT’ ün “Hayır 1 ay oldu yani AKP davası açıldıktan sonra başlıyor bakar mısın yani AKP nin yaptığını başkası da CHP yapıyor 35 yaşındaki çocuk bu yaşta” “Bu yaşa kadar azizim bir işe girememiş de iş bankası gibi köklü bir kuruluş maaşı iyi zartı iyi zurtu iyi yani hadi o zaman ben de belediyeyle iş yapana değil de TRT ye gireyim” “1 ay Tek 1 ay çift maaş alayım Ersin” dediği, E.BAL’ın “Aslan arkadaşım benim” “OLUR MU ÖYLE ŞEY KONUŞACAM GEREKSE YAZACAM” “Hayır hayır şeyi de soracam istifa edip etmeyeceklerini yani böyle” dediği, F.PAKSÜT’ ün “Hayır şeyi de sor bunun da müracaatını sor oldım ya haber” dediği,


Dolayısıyla kapatma davası sürecinde, şüpheli Ferda PAKSÜT’ün Anayasa Mahkemesi üyelerinin özel hayatları ile ilgili gazeteci Ersin BAL’a bilgiler vererek yönlendirici haberler yaptırmaya çalıştığı, böylelikle Anayasa Mahkemesi üyelerini yargı sürecinde etkilemeyi amaçladıkları,


Öte yandan KAPATMA DAVASI’nın başlangıcında, şüpheli Ferda PAKSÜT raportörün raporu ile ilgili eski bir AKP milletvekili şüpheli Turan ÇÖMEZ’e bilgiler verdiği, bu bilgileri verirken bilinçi ve kasıtlı olarak ortalığın karışması için kamuoyuna gerçek dışı açıklama yaptıklarını söylediği, bu kapsamda Tape No:7152 de kayıtlı 28.03.2008 saat: 12:27’ de Turhan ÇÖMEZ’ in Ferda PAKSÜT ile bir erkek şahıs arasındaki yaptığı görüşmede; Ferda PAKSÜT’ ün “BİZDE BİLİYOSUN RAPORTÖR ŞEYİNİ VERDİ RAPORU” “.... SIZDIRMADA ESAS REDDEDİLME YÖNÜNDE YALNIZ BİZ BASINA ÖYLE DEMEÇ VERDİK” “Ama biz ORTALIĞI KARIŞTIRMAK İÇİN ÖYLE ŞEY YAPIYORUZ ki biraz karışsın şimdi” “..raportörün raporu öyle diye basında çıkarsa bunlar iyice rahatlar” “Ama iyice TUTUŞMUŞLAR Bulgaristandan geri adım atacam diye demeç veriyormuş” dediği, Turhan ÇÖMEZ’ in “Ha okudum gazetelerden” dediği böylelikle Yargılama sürecini etkilemeye çalıştığı,


Ayrıca KAPATMA DAVASI devam ederken şüpheli Ferda PAKSÜT’ün Turan ÇÖMEZ’le sık sık görüşerek gizli toplantılar yaptığı, hatta Turan ÇÖMEZ’i evlerine kadar çağırarak bazı konuları bizzat evlerinde konuştukları, aynı dönemde Turan ÇÖMEZ’in siyasi çalışmalar yaptığı ve bu çalışmalar kapsamında, vatandaşlardan edindiğini söylediği izlenimlerini Ferda PAKSÜT’e aktardığı, bu kapsamda yaptığı görüşmerde,

Tape No:7112’de kayıtlı, 03.04.2008 günü saat:17.25’te Ferda PAKSÜT’ün Turhan ÇÖMEZ ile yaptığı görüşmede; F.PAKSÜT’ ün “Naptın dünkü görüşme nasıl gitti aman bugünkü” dediği, T.ÇÖMEZ’ in “İyi çok güzel geçti bi konuşmamızda fayda var ...” dediği, F.PAKSÜT’ ün “Hı, şeyi nasıl görüyor? Osman abi nasıl görüyor?” dediği, T.ÇÖMEZ’ in “Benim nereye gittiğimi biliyorsun değil mi bugün.” dediği, F.PAKSÜT’ ün “Anladım işte onu diyorum” dediği,T.ÇÖMEZ’ in “Tamam konuştuk sizden de bahsettik anlatacağım sana sonra” dediği, F.PAKSÜT’ ün “Ne diyor? Olumlu mu” dediği, T.ÇÖMEZ’ in “Çok olumlu yüz yüze konuşalım oldu mu” dediği, F.PAKSÜT’ ün “O….. abin de yanımda da tamam bi görüşelim biz çünkü Pazar günü yok oluyoruz” dediği, T.ÇÖMEZ’ in “Abla benim de bu akşam bi konferansım var ordan çıkışta keşke bir fırsat olsa da bi kısacık yüz yüze görüşsek söyleyeceğim şeyler var” dediği, F.PAKSÜT’ ün “Bi telefon çaldırsana o zaman” “(Yanındakilere: Hayır bir konferansı varmış ordan çıkınca çaldıracak bizi) Tamam Turhancım sen çaldır” dediği, T.ÇÖMEZ’ in “Anlatacam şeyler var görüşürüz” dediği,


Tape No:7113, 03.04.2008 günü saat: 22:29 da Turan ÇÖMEZ ile yaptığı telefon görüşmesinde özetle; F.PAKSÜT’ ün “… Ankara’da mısın” dediği, T.ÇÖMEZ’ in “Ankara’dayım” dediği, F.PAKSÜT’ ün “Yarın akşam buluşalım mı” dediği, T.ÇÖMEZ’ in “…yarın yokum yarın şeydeyim Adana’ya gidiyorum” “Osmaniye ye oraları organize edecem sadece pazar burdayım ondan sonra yine bir Ege çıkartması var İzmir’e falan gidiyorum durum bu” dediği, F.PAKSÜT’ ün yanında bulunan şahsa “"Yarın gidiyormuş Turhan şeye Adana’ya gidiyormuş cumartesi de yokmuş anlatacaklarım var diyor çocuk " dediği, akabinde T.ÇÖMEZ’ e hitaben “Bize gelebilir misin Turan” dediği, T.ÇÖMEZ’ in “Şimdi mi” diyerek gelebileceğini söylediği, görüşmenin devamında F.PAKSÜT’ ün T.ÇÖMEZ’in şoförüne evin adresini tarif ettiği,


           Tape No:7151 de kayıtlı 07.05.2008 günü saat: 20:42 de Ferda PAKSÜT’ün Turhan ÇÖMEZ ile yaptığı telefon görüşmesinde özetle; F.PAKSÜT’ ün “...... normal telefondan araya bilirsin” dediği, T.ÇÖMEZ’in “Yok yok burdan konuşabiliriz yarın sen veya  abiyle bi konuşmam lazım” dediği, F.PAKSÜT’ ün “Abinle  konuş benim öğlen yabancılara yemeğim var” dediği, T.ÇÖMEZ’ in “Bana ne derse akşam evede uğrayabilirim gündüz bi yerde 5 dakika yüzyüze konuşmak istiyorum” dediği, F.PAKSÜT’ ün yanında bulunan şahsa hitaben (Yarın abimle görüşemem lazım diyor Kulupte yemek yiyin ikiniz) dediği, akabinde T.ÇÖMEZ’e “Kulupte yemek” dediği, T.ÇÖMEZ’ in “Fark etmez makamına uğrarım kulüp olur akşam istiyorsa iş çıkışı bi 5 dakika uğrarım.....” “Ben ofisteyim gelen giden var sorun yok ya ben ayarlarım benim için sorun zaman sorunu yok” dediği, F.PAKSÜT’ ün “.... Öğlen beraber yemek yiyin o zaman” dediği, T.ÇÖMEZ’in “Nasıl arzu edersen” dediği, F.PAKSÜT’ ün “Kulüpte yiyin orası daha” dediği, T.ÇÖMEZ’ in “Tamam tamam canım” dediği,


Kapatma davasının görüldüğü günlerde şüpheli Turan ÇÖMEZ bir taraftan sık sık Ferda PAKSÜT ile görüşüp toplantılar yaparken diğer taraftan da şüpheli Sinan AYGÜN ve Hurşit TOLON ile birlikte AKP’nin kapatılması durumunda ortaya koyacakları yeni bir siyasi oluşum kurmaya çalıştıkları anlaşılmıştır. Bu konu ile ilgili telefon görüşmelerine bakıldığında,

        Tape NO:4929’da 01.05.2008 günü saat 13:38 sıralarında X erkek şahıs’ın “Ne yaptın görüştün mü?” dediği,  SİNAN AYGÜN’ün “Kimle he abiyle mi? Görüştüm, dedim ki buranın içerisinde sağlam, milliyetçi hem muhafazakar hem milliyetçi adamlar onlardan bi şey olur dedim ben Cemil Ç…… yönlendirdim işi. Dedim ki bunların aklını başını toparlayabilecek işte 301’inci maddeye karşı duran bu Kürtlere karşı baya mücadele eden bi adam. Bence o dedim ondan sonra başka diyor  yok mu kimse diyor dedim valla benim gördüğüm o yani başka var mı bilmiyorum biz siyaseti karışmayız diyor ben sana şeyi vermek için dedim diyor dedim bi çağır bi konuş kendisiyle bizim çağırmamız olmaz dedi o talep etse dedi görüşeyim dedi sonra o abi aradı beni, beni bi abi aradı dedi görüştün mü görüştüm anlattım ona da talepte bulunuyor senle bi görüşmek istiyormuş herhalde bugün yarın görüşecekler” dediği, 


Tape No:6261 da kayıtlı 27.03.2008 saat:12.46 da Hurşit TOLON’un Turhan ÇÖMEZ ile yaptığı görüşmede; Ahmet Hurşit TOLON’un “Dostum saygılar sunarım..” “.. Ruhi Bey le beraberim, ikimizin de selam ve saygıları var.” “Birincisi hemen söyleyeyim, ben bugün sayın HABERAL IN ofisini oradım sabahleyin erkenden, sekreteri hanımefendiyle konuştum.” “Kendisi Ankara dışında.” “Yarın öğlene kadar zamanımız olduğunu söyledim. Yarın sabah bize bir randevu verebilirse mutlu olacağımızı, olmazsa önümüzdeki hafta talep edeceğimizi söyledim.” “İki, bugün için konuştuk ama sonra şunu düşündüm, niye belki az insanımız katılır bugün, sizce de uygunsa bugünkü toplantıda, biraz sonra katılacağım ben, bizim genel kurula efendim önümüzdeki hafta zat-ı alinizin isminden bahsederek burada olacaklar 10-15 dakika bizle dersem” “Perşembe günü 2:30 dan sonra” dediği, Turhan ÇÖMEZ’in “Tamam efendim, memnuniyetle.” dediği,


  • Tape No:6266 da kayıtlı 31.03.2008 saat:16.54 da Hurşit TOLON’un Ümit ÖZDAĞ ile yaptığı görüşmede; A.Hurşit TOLON’un “…. bu hafta içinde burdaysanız bi dostumuz hemen şöyle söyliyim ÇÖMEZ sizinle bir görüşme yapmak ister müsait olursanız ben ayarlıcam size danışcam” “ Prensipte uygun bulurmusunuz” dediği, Ümit ÖZDAĞ’ın “Hiç bir sakıncası yok efendim …tabi ki” dediği,


  • Tape No:6272 da kayıtlı 03.04.2008 saat:13.20 da Hurşit TOLON’un Turan ÇÖMEZ ile yaptığı görüşmede; A.Hurşit TOLON’un “Değerli dostum Tolon saygılarını sunuyor efendim” “Meşgul etmicem zatıalinizi biliyorum ne kadar yoğunsunuz o görüştüğümüz dostumuzdan henüz cevap almadım bi kaç kez aradım telefonu sekretere çıkıyor sekreterine not bıraktım takip ediyorum.. bir” “İkincisi ben 14:30 belirttiğim yerin lobisinde olucam zatıalinizle mulaki olucam o buyurduğunuz gibi görüşürüz sonra yukarı birlikte çıkarız” “Ben 14:30da ordayım saygılarımızı sunuyorum size” dediği, Turan ÇÖMEZ’in “…tamam değerli paşam” dediği,


        Tape No: 4936’da 03.05.2008 günü saat  20:29 sıralarında Turhan Çömez ile Sinan AYGÜN arasında yapılan görüşmede hal hatır sorduktan sonra, Turan ÇÖMEZ’in “Televizyon programları yaptım senin haberlerini okudum döndüm seni çok meşgül etmeyim Cemil abi’ler düğmeye bastılar mı parti için” dediği  Sinan AYGÜN’ün “Ben dün beraberdim bendeydi” “Ee benim o diğer vatandaşla ilgili görüşlerimi bildirdim ona” “İlettim” “Geçen gitmiştim ziyarete” dediği, Turan ÇÖMEZ’in “Ha ha evet evet evet” dediği  Sinan AYGÜN’ün “Onu söyledim kendisine”  “Ama ee onla görüşcekler” “Senle görüşmesi gerektiğini söyledim tabi dedi ayarla görüşelim dedi böyle hani iyi dedi senin burda görüşelim dedi” dediği  Turan ÇÖMEZ’in “Tamam tamam” dediği  Sinan AYGÜN’ün “Durum bu” dediği  Turan ÇÖMEZ’in “Ben Ankara’dayım planla abi ne zaman diyorsan oldu mu” dediği  Sinan AYGÜN’ün “Tamam abi önümüzdeki hafta görüşürüz” dediği,


     Tape No: 4937’de 04.05.2008 günü saat13:46 sıralarında A.Ş……. ile Sinan AYGÜN arasındaki görüşmede; A.Ş’nin “demeçlerini görüyorum yani ŞENER parti kurarsa beraber çalışırım demişsin” dediği, Sinan AYGÜN’ün “Bi mahsuru var mı” dediği, A.Ş.’in “Ya hiç mahsuru yok ya”   SİNAN AYGÜN’ün “Çok adam aradı abi ya dediği”, A.Ş..’in “Yani Abdullatif ŞENER’den iyi bir başbakan olur demişsin” dediği, Sinan AYGÜN’ün “Daha ne deyim abi ya”  dediği, A.Ş’in “Yani bu alenen dünya aleme bunları ilan ettiğine göre demek ki ee gönlünde sağlam bir yerim var” dediği, Sinan AYGÜN’ün “Ondan hiç şüphen olmasın abi bunu ben daha önce geçen hafta yapmıştım o röportajı sana söylemedim çıksın ondan sonra söyleyim dedim” “Allah için çok seviyorum sen çok düzgün bir adamsın adam gibi bir adamsın abi, O yüzden ne elimizden geliyorsa…” dediği ,


Tape No:4952’ de 17.05.2008 günü saat 11:04 sıralarında X Erkek Şahıs ile Sinan AYGÜN arasındaki görüşmede; X Erkek Şahsın “Abi şimdi biz bu Turan ÇÖMEZ hareketiyle ilgili Konya’da ciddi bi yapılanmaya gittik ve çok ciddi bi çalışmayla,Yani aşa yukarı şehir merkezinde kilit köşe, Bir 300 civarında önemli bir esnaf kitlesini yazdık, yalnız ben Turan Beyin ekibinde bi takım insanlar var, E bunlardan hiç hoşlanmıyorum yani bu adamlar buraya geliyolar konuşma yapmaya çalışıyolar politikayı bilmiyolar” dediği, Sinan AYGÜN’ün “Kim onlar?” dediği, X Erkek Şahsın “Biri A.P….. Paşa” “Tanıyorsunuzdur siz onu” dediği, Sinan AYGÜN’ün’ün “Bilirim” dediği, X Erkek Şahsın “Biri de A… Y…isminde bir e şey nedir o MİT Müsteşarlığında Daire Başkanıymış eski” SİNAN AYGÜN’ün “Şimdi bak” “Bu işler Turan çalışıyo Turan’ın çalıştığını biliyorum bana da geliyo gidiyo” “Öbür taraftan öbürü çalışıyor” “Şimdi bunlar bırak insanlar kendini parlatsın Turan’da parlatsın öbürü de parlatsın” “Onun yanında A…Y…. şu anda var ilerde olcak diye bi şey yok bu işlerde” “Onu Turan’ı bi yanımıza çekeriz öbür taraftan öbürünü çekeriz öbür taraftan öbürünü çekeriz ben şimdi isimlere girmek istemiyorum” “Ankara’ da herkes çalışıyo herkes bi iş yapıyo bunları sonra bi bayrak altında rahatlıkla toplayabiliriz çünkü bu çalışan adamların tamamı değil, Turan ÇÖMEZ şahıs olarak iyi bi isim iyi bi marka”, “Sisteme itiraz etmiş bi adam” “Sen bu şekil devam et, bizde çalışıyoruz biz boş durmuyoruz zaten herkes çalışıyo zaten Abdullatif’te çalışıyo zaten yani Abdullatif’in çalışması televizyona çıkıyo çalışıyo illere gidiyo çalışıyo konferanslara gidiyo çalışıyo bu bir siyasi çalışmadır” dediği,


Tape no:5014’de 05.05.2008 günü saat 17:04’de Mustafa BALBAY ile MUSTAFA ÖZBEK arasında yapılan görüşmede; Mustafa ÖZBEK’in “Partiyi kuruyoruz bak ona göre hazırlan” dediği M.Ali BALBAY’ın “Tamam Başkanım konuşuruz başkanım bakarız şey yani bu şu var AKP’ nin kapatılacağını AKP’ liler de kabul ettiler artık şimdi sonrasına hazırlanıyorlar bunlar” demesi üzerine Mustafa ÖZBEK’in “Hazırlansın da o hikaye onların dosyaları açıklansın önemli olan o istediği kadar parti açsın onlar” dediği ,


  • Tape No:6352 da kayıtlı 29.05.2008 saat:17.39 da Hurşit TOLON’un X Bayan /Alev… ile yaptığı görüşmede; Türk Metal Sendikasını aradığı ve Ahmet Hurşit TOLON’un “Sayın ÇÖMEZ le birlikte geleceğiz” “Pazartesi günü hangi saatte uygun görüyorsanız o zamanda sayın SÖYLEMEZ le geleceğiz” dediği, Alev’in “U…. S….. le efendim” “pazartesi için ben bi genel başkanla görüşüyüm” “Size bilgi veriyim efendim” dediği,


Kapatma davasında karar aşamasına gelindiği gün Anayasa Mahkemesinde gizli bir şekilde yapılan duruşma ile ilgili şüpheli Ferda PAKSÜT’ün gizlice aldığı bilgileri gazeteci Ersin BAL ile paylaştığı ve değerlendirmeler yaptığı, değerlendirme yaparken Anayasa Mahkemesi başkan ve üyeleri hakkında gerçek dışı ve karalayıcı sözler sarf ettiği, Ersin BAL’ın da konu ile ilgili somut bilgiler elde edemediklerini söyleyerek Ferda PAKSÜT’ün söylediklerinin asılsız olduğunu söylemeye çalıştığı anlaşılmaktadır. Bu konu ile ilgili telefon görüşmelerine bakıldığında,

Tape No:7135’te kayıtlı, 30.07.2008 günü saat:18.05’te Ferda PAKSÜT’ün Y. A. ile yaptığı görüşmede; Ferda’nın “Ha ben Ferda merhaba yanlış bilgiymiş 6 ya 5 kapanmamış. Ama çok güzel şeyler var tabi ortada yani o kadar güzel şeyler var ki ortada tabi insanoğlu hangi konumda olursa olsun insan.. Evet evet şimdi Osmanla konuştum demek ki bazıları bazı şeyleri alıyorlar aldılar..Bende size bir iki tane konuda şey verecem onları araştır. Bazı arkadaşlar mesela bazı arkadaşların bazı ihalelerle ilgili.. ve çok uyduruk bir ceza vermişler biliyor musun. Yani diyecek hiçbir şey yok görüşelim tamam mı” dediği, Yılmaz’ın “Tamam oldu peki” dediği,


Tape No:7127’de kayıtlı, 30.07.2008 günü saat:13.43’te Ferda PAKSÜT’ün Ersin BAL ile yaptığı görüşmede; Ersin’in “…öğleden sonra akşama doğru oylama yapılacak” dediği, Ferda’nın “Evet, ne diyosun sen, yani H…. o kadar ... yani o nasıl böyle bişeye izin veriyoki markaja alınmaya” dediği, Ersin’in “Vallahi ben ne diyebilirim orda her insanın hür bi iradesi var hür 1 de oyu var” dediği, Ferda’nın “PEKİ SEN NİYE AMA BAK BELEDİYEDEN OĞLU İŞ ALDI BUNUN ÜSTÜNE GİTMEDİNİZ” dediği, Ersin’in “Çıkaramadık ne yani.. Somut somut somut veri lazım yani , somut veri lazımki..” dediği, Ferda’nın “Konuşalım tamammı ben şimdi biyere…Ya çok ama şey yani inanılmaz” dediği, Ersin’in “Görecez bakalım ne yapacaklar görecez” dediği, Ferda’nın “ Sen şeymisin ya 1 oy 1 oy” dediği, Ersin’in “E nerden yani bi tarafa şu tarafa A A ya şu kadar B ye şu kadar onu nerden eminsiniz emin olamazsınız.. Tamam görüşürüz..” dediği belirlenmiştir.


         SON DÖNEMDE AKP Yİ BÖLME ÇALIŞMALARI 

Şüphelilerin kendi aralarında yaptıkları telefon görüşmelerinde, Kapatma davasının devam ettiği süreçte bir taraftan da AKP’yi bölme ve parçalama faaliyetlerini sürdürdükleri, bu kapsamda AKP Milletvekili ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif ŞENER’i istifa ettirerek bir parti kurdurmayı planladıkları, bu konuyu açıkça ifade eden şüpheli Sinan AYGÜN’ün karşısındaki şahsın sorusu üzerine “NASIL BÖLECEĞİZ BAŞKA TÜRLÜ” sözleri ile bu durumu ortaya koyduğu,

Ayrıca henüz kapatma davası ile ilgili karar çıkmadan neredeyse 2-3 ay kadar önce AKP’nin kapanacağını kesin gözüyle baktıkları ve bu konu ile ilgli de şüpheli Sinan AYGÜN’ün yine bir kişinin sorusu üzerine “ABİ BU PARTİ KAPANACAK, TAYYİP YASAKLANACAK” şeklinde cevap verdiği,

Diğer taraftan yine başka bir şüpheli Gürbüz ÇAPAN’ın kapatma davası ile ilgili karar çıkmadan bir ay kadar önce yaptığı bir konuşmada, Abdüllatif ŞENER’le birlikte parti kurma çalışmaları yapmak istediğini, karşısındaki şahsın soruları üzerine “YANİ TÜRKİYE KARTLARINI YENİ KARIYO, YENİ Bİ OYUN KURUCAZ, BU MAHALLENİN ŞEY OYUNCULARI DEĞİŞMİYO” sözlerinin çok dikkat çekici olduğu, dolayısıyla tüm bu verilerin Ergenekon Terör Örgütünün Siyaset dünyasını nasıl ve ne şekilde yön verdiğini açıkça ortaya koyduğu, bazı şüphelilerin telefon görüşmelerinde de bu durumu açıkça itiraf ettikleri anlaşılmaktadır.


Tape No:4943’de 08.05.2008 günü saat 21:42 sıralarında X Erkek Şahıs ile Sinan AYGÜN arasındaki görüşmede; X Erkek Şahıs’ın “Ergün BABAHAN bugün şey yazmış gaza gelme Abdullatif, DOĞAN grubu seni gaza getirmeye çalışıyo diye” “Fakat millet senin Abdullatif başbakan olur açıklamanı konuşuyo ha” dediği, Sinan AYGÜN’ün “NASIL BÖLECEKTİK DEDİĞİ”, X Erkek Şahıs’ın “ÖYLE DİMİ” dediği, Sinan AYGÜN’ün “HII. NASIL BÖLECEĞİZ BAŞKA TÜRLÜ” dediği, X Erkek Şahıs’ın “PEKİ BU HERİF BÖLEBİLİR Mİ SENCE” dediği, Sinan AYGÜN’ün “Ee başladı bile” “İşte bu kendini partiden attırmaya çalışıyo şimdi” dediği, X Erkek Şahıs’ın “İşte biz bunun yanında durabilir miyiz abi” dediği, Sinan AYGÜN’ün “Yok daha niye duralım dursun biz bir köşede dursun lazım olursa gider dururuz Türkiye’de kimin nerede duracağı belli mi şu anda o yüzden” dediği, X Erkek Şahıs’ın “BEN BUNU BEN BUNU BİZİM KANALA ÇIKARTTIRAYIM MI UFAK UFAK İSTER MİSİN” dediği, Sinan AYGÜN’ün “Çıkarttır çıkarttır çıkarttır” dediği, X Erkek Şahıs’ın “O zaman sen ona bi söyle istediği zaman alalım bunu biz” dediği, Sinan AYGÜN’ün “Tamam bi konuşayım bakayım tamam mı kardeş” dediği,


     Tape No: 4946’da 10.05.2008 günü  18:08’de X Erkek Şahıs ile Sinan AYGÜN arasındaki görüşmede;  X Erkek Şahıs’ın “Ne yapıyoruz ya bu ortalık ne oluyor, ne diyorsunuz ya uyuyor musunuz bir parti kursanıza” dediği,  Sinan AYGÜN’ün “Valla var zamanı daha parti kapansın bakalım bir Temmuz, Ağustos’u görelim bakalım” dediği, X Erkek Şahıs’ın “Öylemi edelim” dediği, Sinan AYGÜN’ün “Tabi canım” dediği, X Erkek Şahıs’ın “Ya şimdi biraz acele edin ya, biz arkadaş sizi bekliyoruz ya” dediği Sinan AYGÜN’ün “Yok parti kurmak kadar kolay bir şey yok Türkiye’de, parti hazır” dediği  X Erkek Şahıs’ın “Valla valla  arkadaş ne diyelim yani biz, dört gözle sizi bekliyoruz biz” dediği  Sinan AYGÜN’ün “Bekleyin az kaldı az kaldı az” dediği,


       Tape No: 4947’de  13.05.2008 günü saat 10:06’da Sinan AYGÜN ile  B. Ş arasındaki görüşmede; B. Ş.’in “Başkan ne olur, ne yapacaklar bunlar?  ara seçim mi yoksa genel yerel mi?” dediği, Sinan AYGÜN’ün “ABİ BU PARTİ KAPANACAK, TAYYİP YASAKLANACAK” “Bunlar seçime gidecekler, yani Tayyip parlamentoya giremez, bildiğim gördüğüm, Ankara’da konuştuğum kadarıyla, mağdurları oynayacak birde bu adam üç dört yıl,” “Dört yıl sonra Cumhurbaşkanlığı seçimi var, bu adam buna hazırlanıyor şimdi Cumhurbaşkanını halk seçecek ya” “Bu dört yıl boyunca gezecek yasaklı. mağdur,  zavallı… birde cemaat, tarikat davası… sonra bunun 110 tane adamı olacak içerde illaki olur 110 milletvekili bunu aday gösterecekler Cumhurbaşkanlığına çıkıp halkın karşısına çıkacak bu proje bu” dediği, B. Ş.’in “Proje bu pekala bu ara seçimde de bağımsız milletvekili adayı olmaz mı?” dediği            Sinan AYGÜN’ün “Olmaz abi hayır, siyasi yasak abi parlamento siyaset yeri” dediği  B.Ş.’in “Hayır yasa şu, Sinan’ cığım yasa şu diyor ki; Siyasi partilere üye denetçi ve yönetici olamaz. Yasa bu isterse bağımsız aday olabilir”dediği, Sinan AYGÜN‘ün “Abi şimdi o senin söylediğini şeyde söylüyor. Bizim Yargıtay Başsavcısı neydi?” dediği B.Ş.’in “Sabih KANADOĞLU” dediği Sinan AYGÜN’ün “Sabih KANADOĞLU’ da söylüyor  ama “Tayyip’in ağzına bal sürmek için söylüyorlar öyle tahmin ediyorum.”dediği , 


  • Tape No:7996’da kayıtlı, 19.06.2008 saat:22.58’de Gürbüz ÇAPAN’ın Ayşe..? ile yaptığı görüşmede; Görüşmenin başında İngiliz Parlementosundan bir şahsın Türkiye’de ağırlanması ile ilgili konuştuktan sonra, G.ÇAPAN’ın “…Abdulatifle benim arayı bulsana” dediği, AYŞE’nin “A ben çok iyi tanıyarum onu görüşmek mi istiyosun?” dediği, G.ÇAPAN’ın “Ya sen konuş yapalım beraber bi yeni parti yapalım boşver” “Şimdi Hikmet ÇETİN i Celal DOĞAN ı falan filanı katan” “Yani bu solun noktaları var ya” “Onları da içine alan merkez parti yapalım” “…onun bize bizim ona ihtiyacımız olacak ama yani şimdi sırayla binicez biribirimize yani yapacak bişey yok yani” dediği, AYŞE’nin “A bana benim kendi şahsi fikrimi sorarsan gerçi bu sıra çok uzağım hani belki doğru bi tespit değildir ama bence parti de Melih GÖKÇEK ve Cemil ÇİÇEK grubu varya onlara karşı olan baya kalabalık bi grubu tutabilir elinde Abdullatif tutabiliyo yani ya sen benden daha iyi biliyosundur bu benim” dediği, G.ÇAPAN’ın “Sen o kısımı boşver şimdi adama adama deki bi temas edelim adamla” “YANİ TÜRKİYE KARTLARINI YENİ KARIYO, YENİ Bİ OYUN KURUCAZ BU MAHALLENİN ŞEY OYUNCULARI DEĞİŞMİYO” dediği anlaşılmıştır.


ÖRGÜTÜN GERÇEKLEŞTİRDİĞİ SİYASİ FAALİYETLER


Ergenekon Terör örgütü siyaset dünyasına yön vermek için bir taraftan mevcut siyasi partiler üzerinde yukarıda anlatılar çalışmaları yaparken bir taraftan da kendi siyasi çalışmalarını yürüttekleri anlaşılmıştır. Şüphelilerin kendi aralarında yaptıkları telefon görüşmelerinde özellikle kapatma davasının devam ettiği süreçte örgüt içersinde bir çok koldan siyasi çalışmaların yapıldığı görülmüştür.

Bu kapsamda örgütün yönetici kadrolarının yönlendirmeleri ile çalışmalara başlayan Turan ÇÖMEZ’in faaliyetleri yukarıda anlatılmıştı. Diğer şüphelilerin telefon kayıtlarına bakıldığında aynı dönemde örgüt içersinde örgütün yönetici kadrosunun yönlendirmesi ise yoğun bir şekilde siyasi çalışmalara başlanıldığı anlaşılmıştır. Konu ile ilgili telefon kayıtlarına bakıldığında;

  • Tape No:6237 da kayıtlı 18.03.2008 saat:12.44’de Hurşit TOLON’un X Erkek Şahıs ile yaptığı görüşmede; X Erkek ŞAHSIN “İstanbuldaki siyasallaşma toplantısı çok güzel geçti. Hiçbir karar beyan etmememe rağmen siyasallaşma kararını aldılar abi” dediği, A.H.TOLON’ un “Çok güzel” dediği, X Erkek ŞAHSIN “Yurtta birlik koydular adını” “… Kurultayı kısa döneme çektiler yani Mayıs ayı içerisinde kurultayı yapmayı düşünüyorlar orda ilan etmeyi düşünüyoruz partiyi” “Bu şekilde yürüyoruz bu bilgileri vereyim hayırlı olsun önümüzdeki günlerde de bu yol haritasını için bir araya gelecez toplantı yapacaz 3-5 arkadaşla ve birgün sizinle beraber bir yerde bir çay içer durumu bir daha değerlendiririz” dediği, A.H.TOLON’ un “Hay hay efendim” dediği, X Erkek ŞAHSIN “Yarınki toplantıda. Kadınlar toplantısında bu 20 sine aldıkları için size sizde toplantıdaydınız şey yapmadık onu …. şimdi Nihat GENÇ yürütüyor ondan sonra sizden tarih alacaklar sizin içinde bir toplantı yapacaklar” dediği,


  • Tape No:6253 da kayıtlı 25.03.2008 saat:22.09 da Hurşit TOLON’un İsmet TUNCER ile yaptığı görüşmede; Ahmet Hurşit TOLON’un “… bir dost gurubu ile beraberim ama çok önemli bişey var siz yarın saat 9:45 ten itibaren müsaitmisiniz …” dediği, İsmet TUNCER’in “Tamam 9:45 de dediğiniz yerde ...” dediği, Ahmet Hurşit TOLON’un “… sizi alacam bi dostuma götürecem” “O dostuma bu çalışmaları söylemenizi anlatmanızı istiyorum büyük bir birlikteliğin dostluğun oluşması için” dediği ve “Boğaz sokak Sheraton ın sheraton ın önünden geç ana giriş kapısının önünden geç hemen sola dön işte boğaz sokak orası” “… 7/1 polatkan apartmanı saat onda ben ordayım” diyerek buluşacakları yeri tarif ettiği, devam eden konuşmasında “… senden ricam şu” “Şimdi ben dostumla beraberim O Ona beraberce nerden başladık nereye geldik saat onda orda buluşuyoruz onda buluşuyoruz” dediği,


  • Tape No:6321 de kayıtlı 07.05.2008 saat:12.23 da Hurşit TOLON’un İsmet TUNCER ile yaptığı görüşmede; İsmet TUNCER yeni parti kurma çalışmalarıyla ilgili Abdullatif ŞENER, PAMUKOĞLU nu örnek gösterdiği ve eleştirdiği, Ahmet Hurşit TOLON’un “bırak Pamukoğlunu falan esas şey var .. Ergun bey vardı hatırlarsın eski Müşteşar” dediği, ismet Tuncer’in “.. Ergun ÖZDEMİR iyi bir arkadaştır o” dediği, Ahmet Hurşit TOLON’un “.. onlar ayrı bir çalışmayı organize ediyorlar kendi mensupları olduğu grupta …ben isimlerini söylemeyeceğim ama tanıdığın kişiler bizim çalışmalarımıza katılmış isimler onlar yeni bir mevcut kendi siyasi partilerini üst düzeyinde hakimiyet tesir etmek üzere bir çalışma içindeler” “….. Pıtırak gibi dediğin söz doğru .. her aklına gelen işte ben hep birleşiniz dedim birlikte işte hala öyle diyorum” “Biraraya gelip oturalım ben yokum diyorum anlamıyorlar …benim derdim beraberliği sağlamak ..” dediği, İsmet TUNCER’in “.. iş adamları yine kıvırıyor” “…. Altmışa yakın İl de 1 ve 5-6 kişilik isim listesi tespitleri tamamlandı Ankarada” “Bir ara o size takdim edilecek” dediği, Ahmet Hurşit TOLON’un “Tabi bakınız bu güzel çalışmayı diğerlerinin yaptığı çalışmayla monte etmek güzel olmaz mı” dediği, İsmet TUNCER’in “Montajda olur ama işte dediğim gibi bunlar yanlış yapıyorlar şuanda yapılacak olan bir tek şey sizinde benimde üzerinde durduğumuz gibi” “Bu isimleri toparlayıp bir araya gelip kararı onlara verditmek” dediği, Ahmet Hurşit TOLON’un “Ama Eylül Ekime kadarda bunu pekiştirmeyi düşünüyorlar…” dediği,


  • Tape No:6354 da kayıtlı 30.05.2008 saat:11.15 da Hurşit TOLON’un Şahin MENGÜ ile yaptığı görüşmede; Ahmet Hurşit TOLON’un “Sayın vekilim …” “Efendim hürmetler ediyorum günaydın Hurşit TOLON” dediği, Şahin MENGÜ’nün “… paşam emredin” dediği, Ahmet Hurşit TOLON’un “Manisa çok müsbet” “.. iki taraflı hem sizin” “Benden beklediğiniz hemde yakası değişik olan” “Ben iki taraftan ayrı ayrı talep ettim” dediği, Şahin MENGÜ’nün “Tamam Paşam çok sevindim buna nasıl mutlu ettiniz beni çok teşekkür ederim” dediği, Ahmet Hurşit TOLON’un “Siz bizi hep Türkiyeyi mutlu edeceksiniz inşallah” “Şeyde edeceksiniz inşallah zannediyorum o sevgili arkadaşımızda onların belini bükecek” “Herhalde gerekli işlemi yapıyordur o bana ne tereddüp ediyorsa hazırım biliyorsun” dediği, Şahin MENGÜ’nün “Bak Paşam bazı konularda parlementoda Ordu ile ilgili yani ... ile ilgili kanunlar geldiği zaman ben yapacağımı sana söyleyeyim Defteri Kalemi toplayıp senin önüne geleceğim” “Önüne geleceğim sen bana ders vereceksin ben çıkıp orda söyleyeceğim” dediği,


  • Tape No: 6375 te kayıtlı 17.06.2008 günü saat:18:27 de Hurşit TOLON’un İsmet TUNCER ile yaptığı görüşmede, A.Hurşit TOLON'nun; “Haftaya salı günü öğleden sonra Ankarada müsait misin” dediği, İsmet TUNCER'in; “Evet efendim cuma günü Ankaraya dönüyorum” dediği, A.Hurşit TOLON'nun; “O zaman bi not alır mısınız ayın üçünde konuşuruz” “... Okuyanda burda salı günü” “Haftaya salı günü saat 16:30” “Hereke Sokak” “Numara 4” “Çankaya bu şeyden Reşit Galipten inerken Reşit Galipten aşağı doğru inerken” “Evet bizim buradaki çalışma grubu tanıdığınız ekip diğer gruplarla beraber sizde ne yaptınız işte birlikte çalışacak mıyız katılacak mısınız düşünesiyle geliyorsunuz tamam mı” dediği, İsmet TUNCER'in; “Tamam efendim” dediği,


  • Tape No:6381 de kayıtlı 22.06.2008 saat:12.58 de Hurşit TOLON’un İsmet TUNCER ile yaptığı görüşmede; İsmet TUNCER’in “24 de toplantıya katılıyoruz” dediği, Hurşit TOLON’un “Saat 16:30 da Hereke sokak No:4 efendim oraya mutlaka katılmanız lazım oraya şeyi anlatmamız lazım” dediği, İsmet TUNCER’in “Elim kolum bağlanır paşam” dediği, Hurşit TOLON’un “Yani oraya şeyi söyleyin bu 4 yıldır süren çalışmanın alt yapısını oldu mu” dediği, İsmet TUNCER’in “Eyüp AKTEPE bildiniz” dediği,


  • Tape No: 6099 da kayıtlı 18.04.2008 saat:18.08 de Şener ERNUYGUR’un Osman…? ile yaptığı görüşmede; Osman’ın “ Bugün Giresun dayım Osman BOLULU burada, 17 Nisanla ilgili bir …” “Hilmi Beye genel başkanımızın senin için böyle düşündüğünü falan söyledim. Diyor ki, kabul etmek istemiyor, şu bakımdan işte şubede kalmam lazım, bir de belediye ile ilgili bir şeyleri var, tasarıları var yani.” “Belediye seçimlerinde” “Aktif çalışmak istiyor, onu arz edeyim dedim. Üçüncü de bize bu efendim siz çok” dediği, Mehmet Şener ERUYGUR’un “Bu belediye seçimlerinde de yardımcı olunabilir o zaman, şey yapılır da bakılır. ...” dediği,


  • Tape No:6449’da kayıtlı, 04.05.2008 günü saat:15.00’da Halis Yavuz IŞIKLAR’ın Saadettin TANTAN ile yaptığı görüşmede; aralarında bir süre basına yansıyan siyasi gelişmelerden bahsettikleri, bu çerçevede Halis’in “Vallahi şeyde geçen gün o her Salı toplanıyorlar o Danıştay üyeleri geliyorlar eski üyeler geliyor ondan sonra Sabi KANATOĞLU geliyor, şey geliyor Erol MANİSALI hoca eliyor filan Fenerbahçe Orduevinde salı günü her salı öğleden sonra böyle elli kişi var Generaller, Amiraller, Büyükelçiler filan var. …AKP geçen gün ben uluorta sohbetler var yani herkes bir konuya giriyor falan filan. İŞTE TÜRKİYE DE YENİ BİR ARAYIŞIN İÇENDELER. Ben de inadına gündeme getirdim dedim ki; yani sayın Tantan da böyle birleştirici unsur şey ediyor filan sizler ne düşünüyorsunuz dedim. İlker Paşa da var yanımda ondan sonra, valla şey kalktı o eski Orgeneral, zaten başkanlığı o yapıyor eski Hava Kuvvetlerinden emekli olan ismini unuttum 85 yaşında yaşlı bir adam ama çok zeki bir adam. Ondan sonra dedi ki; sayın Tantan en güzel adres dedi yani gidilecek yer dedi…” dediği,


  • Tape No: 6457 de kayıtlı 07.04.2008 saat:20.05 de Ufuk Mehmet Büyükçelebi’nin Soner GÖKSEL ile yaptığı görüşmede; bir süre hal hatır sorduktan sonra AKP ye karşı açılan kapatma davası ile ilgili konuşmaya başladıkları, bu çerçevede Ufuk Mehmet BÜYÜKÇELEBİ’ nin “…kapanacak yani, bunun şeyi yok.” Dediği ve bir süre söz konusu dava süreci hakkında görüştükleri, devamında Ufuk Mehmet BÜYÜKÇELEBİ’ nin “Tansu hanımın durumu ne?” dediği, Soner GÖKSEL’in “Tansu hanımla konuştum, dün değil evelsi gün.” dediği, Ufuk Mehmet BÜYÜKÇELEBİ’ nin “O zaman ben yarın bir arayayım da onu, ben bir konuşayım.” dediği, Soner GÖKSEL’ in “Süleyman ın bu yaraya merhem olmayacağını da bir anlat” dediği, Ufuk Mehmet BÜYÜKÇELEBİ’ nin “O başka yerlere çalışıyor o, biliyorum onun ben ne olduğunu” dediği, Soner GÖKSEL’ in “Yani onlar biraz dinci kesimle ilişkili değil mi?” dediği, Ufuk Mehmet BÜYÜKÇELEBİ’ nin “Şimdi Tansu Hanım ın inmesi gerekiyor yani, bunun şeyi yok… Zaten 60 küsur yaşına geldi, bu son şansı yani biter… Ben onu anlatacağım, söyleyeceğim yani. Yani konuşacağım, dur bakayım yarın bir arayayım da.” dediği, devamında şu anki DP genel başkanını kastederek “…bu Süleyman ı ne yapacağız, Süleyman biraz döndü.” Dediği, Soner GÖKSEL’ in “ben onlarla dargınım, ben konuşmuyorum Süleyman la” dediği, Ufuk Mehmet BÜYÜKÇELEBİ’ nin “Ben konuşuyorum valla ne yapayım. Onun vaziyeti önemli, içeriyi bilmem lazım” dediği, Soner GÖKSEL’ in “Nevzat tan alıyorum bütün bilgiyi” “Nevval Sevindi den alıyorum. İçeride de büyük karmaşa var” “Ben de bastırıyorum zaten, sen de bastır…Bu işi biz yapacağız zaten” dediği,


  • Tape No: 7441 de kayıtlı 21.01.2008 günü Saat:17.21 de Tanju GÜVENDİREN’in, Ahmet Tuncay ÖZKAN’ı aramasıyla yapılan görüşmede; Ahmet Tuncay’ın telefonu “Emredin efendim” diye açtığı, Tanju’nun “Bu Moğoltay görevdeyken bir kurula başkanlık yapıyordu bunun başkan vekilini şuandakini tanıyor muyuz?” diye sorduğu, Ahmet Tuncay’ın “Evet” dediği, Tanju’nun “İyi mi?” diye sorduğu, Ahmet Tuncay’ın “Evet” dediği,


  • Tape No: 7532 de kayıtlı 20.03.2008 günü Saat:12.31 de Tanju GÜVENDİREN ile yaptığı görüşmede, A.Tuncay ÖZKAN’ın; “1 Mayısta…Partiyi kuracaz tamam mı” “Bu Türkiye yi biz İktidara gelecez kurtaracaz abi bunun başka çaresi yok” dediği, Tanju GÜVENDİREN’in; “….1 Mayısta mı kuruyosun niye lan kominis bayramında kurma kardeşim” dediği, A.Tuncay ÖZKAN’ın; “Şimdi öyle şey yaptık sana ben bi şey yapayım da adı da Birlik Partisi” dediği, A.Tuncay ÖZKAN’ın; “Umut için Birlik Partisi” “UBP” “…insanlar Birlik ve Umut kelimelerinin içinde geçmesini istiyorlar” dediği, Tanju GÜVENDİREN’in; “Tamam çok bilir senin insanların….” dediği, A.Tuncay ÖZKAN’ın; “...1 mayısta İçişleri Bakanlığına verecez şeyi” dediği, Tanju GÜVENDİREN’in; “1 Mayısta vermeyin ya 30 nisanda ver ya 2 mayısta var” dediği, A.Tuncay ÖZKAN’ın; “Peki o zaman tamam 30 Nisanda ...” “...bu Parti ile ilgili çalışma için ben sana bilgi verecem” dediği,


  • Tape No: 7864 de kayıtlı 17.06.2008 günü saat 22:30’da Yaşar OKUYAN’ın, Ahmet Tuncay ÖZKAN’ı aramasıyla yapılan görüşmenin devamında Yaşar’ın “Şimdi konuştunuz mu hocayla” diye sorduğu, Ahmet Tuncay’ın “Tabi tabi onlar yarın sizdeler” dediği, Yaşar’ın “Tamam 10’da yani ben onu çünkü bir daha bileyim ki boşuna gitmeyelim” dediği, Ahmet Tuncay’ın “Yo hayır program hayır hayır program değiştirmedik... sizdeler yani,…, Yarın ertesi gün,…, Sizinle birlikteler” dediği, Yaşar’ın “O zaman bir taslak çalışalım,…, Şey yapalım onun daha sonrasında da hep beraber bir değerlendirme yapalım” dediği, Ahmet Tuncay’ın da “Memnuniyetle” dediği, devam eden görüşmede Yaşar’ın “Bak o böyle bir bir buçuk saat Hocadan ben yarın rica edecem sende söylersen sevinirim,…, Bir bunlara... bu gün anlattım çünkü mesela orda birçok insan Hurşit TOLON paşa olsun o Büyük Elçi bilmem ney heycanlandılar o Türkiye Motorlar Federasyonu yani bunlar bir kendi konumlarında bir şey bunlar” dediği, Ahmet Tuncay’ın “Anladım memnuniyetle tabi ne demek” dediği, Yaşar’ın “…şey oldu yani onu bizim içte de pazarlamamız lazım yani ona ben onu çok önemsiyorum” dediği,


  • Tape No: 7710 da kayıtlı 19.06.2008 günü saat 18:53’de Ahmet Tuncay ÖZKAN’ın, Metin AKPINAR’ı aramasıyla yapılan görüşmede; Ahmet Tuncay’ın görüşme isteğini belirterek “Ona göre organizasyon yapacam bir ara kaçıp yanınıza gelecem bazı konularda bilgi vermek istiyorum,…, Tamam abiciğim bir aklınıza ihtiyacım var bir kaç konuda,…, Bide size bizim yaptığımız çalışmaları göstermek istiyorum ondan sonra devam edelim abiciğim” dediği, Metin’in çok sevineceğini belirttiği, devam eden görüşmede Ahmet Tuncay’ın “…hazırlıklarımızı toplayıp sana gelecem Metin abiciğim” dediği, Metin’in Mümtaz SOYSAL’ı kastederek “...Mümtaz hocam nasıl iyi mi?,…, Biliyorsun ilk ben onlan çok uğraştım,…, İstanbul ayağını kurmak için uğraştım” dediği, Ahmet Tuncay’ın “Biliyorum Mümtaz Hoca şey bitmiş abi,…, Bitmiş ıı şeyden de bahsetti sizden de bahsettim o da sizden bahsetti,…, Görüşmeler sırasında da artık şey değil yani yani o bir şey değil zaten ben... diye bakmıyorum hani dedim bir merkezde oluşum için Cumhuriyetçi seferberlik şeyi,…, Ama partinin tamamı (Bağımsız Cumhuriyet Partisini -BCP- kastediyor.) bizim kadrolar tarafından oluşturulacak burda önemli olan şey abi ne kadar çok merkezde insanla yolculuk yapabilirsek ne kadar çok merkeze insan katabilirsek o kadar çok şey olacak ıı kabulü artacak TABİ BU ARADA İŞTE ŞEYLE ABDÜLLATİF LE MUSTAFA SARIGÜL LE FALAN BİRLİKTE EPEYCE BİR YOL ALAN BAZI ARKADAŞLAR VAR” dediği, Metin’in “BEN MUSTAFA SARIGÜL... OLMAZ APTÜLLATİF ŞENER ÇALIŞIYOR AYNI ZAMANDA TURAN ŞEY DE ÇALIŞIYOR ÇÖMEZ” dediği, Ahmet Tuncay’ın “ÇÖMEZ ŞEYDE BİZİMKİLERLE GÖRÜŞÜYOR,…, Yani o bizimle birlikte hareket eder ama onunla ilgili bir kaç şey aktaracam size” dediği, Metin’in “Anlaşıldı çalışkan bir çocuk ama bende biraz şeyim belirsizim” dediği, Ahmet Tuncay’ın “Abi yok ya böyle bir duruş duruyor yani bir kaya gibi abi ya yani bir garipliği var neyse ben size BİRKAÇ ŞEY SÖYLEDİ YALÇIN KÜÇÜK BEN SİZE ONLARI AKTARACAM ABİ” dediği,


  • Tape No: 7725 de kayıtlı 25.06.2008 günü Saat:14.12 de Tanju GÜVENDİREN’in, Ahmet Tuncay ÖZKAN’ı aramasıyla yapılan görüşmede; Tanju’nun Mümtaz SOYSAL liderliğindeki Bağımsız Cumhuriyet Partisi ile Tuncay ÖZKAN liderliğindeki Biz Kaç Kişiyiz hareketinin birleşme çalışmalarını kastederek “Bu Mümtaz bey red mi etti?” diye sorduğu, Ahmet Tuncay’ın anlamayarak “Neyi reddetti?” diye sorduğu, Tanju’nun Bağımsız Cumhuriyet Partisini kastederek “Vermeyi” dediği, Ahmet Tuncay’ın şaşırarak “Yo kim diyo bunu?” diye sorduğu, Tanju’nun “Bi gastede açıklaması beyanatı varmış nerden çıkarıyosun dedim bunları” dediği, Ahmet Tuncay’ın Mümtaz SOYSAL’ı kastederek “YOK YA BEN ONU ÖYLE SÖYLETİYORUM BOŞ VER” dediği, devam eden görüşmede farklı bir konudan şifreli olarak bahsettikleri,


  • Tape No: 7690 da kayıtlı, 28.05.2008 saat: 22:53 de Ahmet Tuncay ÖZKAN’ın, Yaşar OKUYAN ile yaptığı görüşmede; Yaşar OKUYAN’ın “Sayın Cumhurbaşkanım nerelerdesin” “Nasıl işleri yoluna koyuyon...” “Tuttun mu İstanbul’da yani” dediği, Ahmet Tuncay ÖZKAN’ ın “Ankara’da yerimizi tuttuk” “NTV’nin orayı tuttuk eski şeyi” “Bugün biz toplantı yaptık sivil toplum örgütleri Hilton’da” “Mustafa SARIGÜL kapıda yakalamış sakın bu adamla birlikte olmayın demiş” dediği, Yaşar OKUYAN’ın “Kamuran İNAN bilmem ne 3 gün önce bi toplantı yaptık” “O Ufuk SÖYLEMEZ’le Hasan İNAN denilen çok affına sığınarak söyleyecem orospu çocuklarının” “Eşşeoğlueşekler neyse onlar önemli değil ama iyi oldu sonra hocayla konuştuk HABERAL hocayla” “Yani çok çok iyi oldu hocayla da yani götürüyoruz şeyi” dediği, Ahmet Tuncay ÖZKAN’ın “Önümüzdeki hafta emrinize amadeyiz efendim” dediği,


  • Tape No: 7734 de kayıtlı 30.06.2008 günü saat 10:51’de Ahmet Tuncay ÖZKAN’ın, Fatma Nur SERTER’i aramasıyla yapılan görüşmede; Fatma Nur’un 2008 yılı Haziran alında kurulan ‘Yeni Parti’yi kastederek “He şey ne oldu bu Güneş Ambleminin sizinle bi alakası var mı hakketen?” diye sorduğu, Ahmet Tuncay’ın “Aldık aldık biz aldık,…, Bizim çocuklar aldı,…, Birdenbire o Yaşar OKUYAN ortaya çıkınca çok fazla onunla yapışık olmak istemedik” dediği, Fatma Nur’un “He anladım, e şimdi Yaşar OKUYAN da var ama değil mi o” dediği, Ahmet Tuncay’ın “VAR VAR YAŞAR NURİ, YAŞAR OKUYAN FALAN HEPSİ” dediği, Fatma Nur’un şaşırarak ve Halkın Yükselişi Partisini kastederek “He peki Yaşar Nuri’nin partisi ne oldu” diye sorduğu, Ahmet Tuncay’ın “Onların hepsini kapatacaklar,…, Tek bi parti Mümtaz Hoca (Mümtaz SOYSAL’ı kastediyor.) falan hepsi herkes her şeyi kapatacak...,…, …Cumhuriyetçi Seferberlik Çağrısına uyan herkes O Çatı altında toplanacak” dediği,


  • Tape No: 7754 de kayıtlı 28.07.2008 günü saat 14:58’de Ahmet Tuncay ÖZKAN’ın, Mümtaz SOYSAL’ı aramasıyla yapılan görüşmede; Birbirlerinin halini hatırını sorduktan sonra Mümtaz’ın “…Çarşamba demiştin de şöyle bir şey konuştuyduk istersen onu yapalım da öyle buluşalım,…, Şimdi sen bi seninkilere bir daha kesin bir talimat ver ellerinde ne varsa getirsinler biz bakalım yani bunlarla kaç il kurulabilir” dediği, Ahmet Tuncay’ın “47 il hocam,…, …Zonguldak monguldak ben size 47 il getirir teslim ederim 55 e çıkar Ağustosun ilk haftası içinde 55 e çıkar…” dediği, Mümtaz’ın “Ya o zaman Ağustos’un ilk haftasında tamamlansın bir araya gelelim” dediği, devam eden görüşmede Mümtaz’ın Tuncay’ı Bodrum’a yanına çağırdığı ve kurulan Yeni Parti’nin illerdeki teşkilatlanması hakkında konuştukları anlaşılmıştır.

SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ YAPILANMASI Sivil toplum kuruluşlarının kurulması, bu kuruluşlara üye olunması, sivil toplum kuruluşları içerisinde faaliyet yürütülmesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 11. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 25,26,33,34. maddeleri, 5253 sayılı Dernekler Kanununun ve 2821 sayılı Sendikalar Kanununun ilgili maddeleri ile korunan en temel insani haklardandır.

Bu başlık altında inceleme konusu yapılan sivil toplum kuruluşları soruşturmanın hedefi değildir.

Aşağıda tafsilatlı olarak anlatılacak hususlar, soruşturmanın tarafı olmayan aynı sivil toplum kuruluşu mensuplarını itham etmek amacı taşımamaktadır.Bu bölümde özellikle, Haklarında kamu davası açılan şüphelilerin yöneticisi/üyesi oldukları, hukuka aykırı olarak üzerinde çalıştıkları sivil toplum kuruluşlarını, bu kuruluşlara üye olan masum kişilerin samimi duygu,düşünce ve inançlarını istismar ederek örgütün amaçları doğrultusunda nasıl kullandıkları tafsilatlı olarak anlatılacaktır. Şüphelilerin örgütsel eylemleri soruşturma ve dava konusu yapılırken yapılan anlatımların ve aşağıda yer alan bölümün bu açıklamalar ışığında değerlendirilmesi gerekmektedir.


a-Örgütsel içerikli dokümanlara göre örgütün sivil toplum kuruluşlarına bakış açısı:

           Soruşturma kapsamında şüphelilerden ele geçirilen örgüt dokümanlarına bakıldığında, başta örgütün anayasasını teşkil eden “ERGENEKON” dokümanı olmak üzere “ERGENEKON” dokümanın amaç ve hedefleri doğrultusunda hazırlanan birçok örgüt dokümanında Sivil Toplum Örgütlerinden bahsedildiği, bu dokümanlarda Sivil Toplum Örgütlerinin önemi, işlevi ve toplum üzerindeki etkilerinin anlatıldığı, bunların yanı sıra örgütün kendi sivil toplum örgütlerini oluşturması ve ülkemizde faaliyet gösteren diğer sivil toplum örgütlerini kontrol altına alması gerektiği belirtilmiştir.
           Soruşturma kapsamında elde edilen delillerden, ERGENEKON Terör örgütünün dokümanlarda belirttiği üzere, amaç ve hedefleri doğrultusunda kendi sivil toplum örgütlerini oluşturduğu, bunların yanı sıra diğer sivil toplum örgütlerini de kontrol altına almaya çalıştığı anlaşılmıştır.
           Örgütün bu faaliyetinin daha iyi anlaşılabilmesi için öncelikle örgüt dokümanlarındaki sivil toplum örgütlerinin anlatıldığı yerler belirtilecek, devamında da örgütün kurduğu veya kontrol altına aldığı sivil toplum örgütleri ile bu örgütlerin bu güne kadar gerçekleştirdiği faaliyetler anlatılacaktır.


           “LOBİ” dokümanında, Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde faaliyet gösteren Ergenekon’a bağlı sivil unsurların örgütlenmesi zorunluluğu olduğu, bu faaliyetinde lobi adı verilen “gizli örgütsel” çalışma ile yapılacağı bildirilmiştir. Bu noktada Avrupa ülkeleri ile Amerika ülkesi örnek verilmiş ve sayıları giderek artan “sivil toplum örgütleri” “vakıflar” “insani yardım kuruluşları” “P-2 Mason Locası, Bilderberg Grubu” gibi çeşitli gizli ve örtülü adlar altında bu faaliyetlerin yürütüldüğü, 
Dokümanın  “KAPSAM” başlığı altında; lobinin geniş halk kitlelerine yönelik çalışmalarında özellikle gençlerin Kemalist ideolojiye ve ülke çıkarları doğrultusunda yeniden örgütlenmelerini sağlamayı tasarladığı, bu çerçevede üniversite gençliğinin yanı sıra büyük kentlerin varoşlarında ve güneydoğu Anadolu’da boşluğa sürüklenmiş, sahipsiz gençlerin örgütleneceği, 

Aynı“LOBİ” dokümanın “POLİTİKA” başlıklı 2. bölüm içeriğinde; Lobi’nin prensibi olarak hiçbir zaman doğrudan doğruya toplumsal eylemler içersinde yer almaması gerektiği, oluşturacağı sivil toplum kuruluşlarının etkinlik ve eylemler düzenlemesini organize ve kontrol eden güçlü bir mekanizma olarak kalması gerektiği belirtilmiştir.


“DİNAMİK - ULUSAL GÜÇ BİRLİĞİ” isimli dokümanda; Türk gençliğinin, yabancı ülkelerin istihbarat servisleri ve sivil toplum örgütleri tarafından ülkede istikrarsızlık ve kaos ortamı oluşturmak için desteklendiğinin,

Ayrıca Cumhuriyet karşıtı ve Kemalizm düşmanı haline dönüştürülen Türk nüfusun, Ulusal Gençlik Hareketi’ne bağlı dernek ve sivil toplum kuruluşlarının harekete geçirilmesiyle yeniden kazanılması gerektiği,

Aynı dokümanda devamında, Ulusal Güç Birliğinin tüm sivil toplum örgütleri ile dayanışma içinde olacağı ve hakla bütünleşerek her kesimle diyalog halinde olacağı, Ulusal Güç birliğinin ayrıca Yurt dışındaki Türk dernek ve vakıfları ile de diyalog halinde bulunacağı, bunlarla da yetinmeyip yeni dernekler ve sivil toplum örgütleri oluşturulması gerektiği, bunlar gerçekleştirildikten sonrada ulusal çıkarlara aykırı dernek, vakıf ve diğer sivil toplum örgütlerinin faaliyetlerine son verilmesinin zorunlu olduğu,


“DEVLETİN YENİDEN YAPILANDIRILMASI” isimli dokümanda “V. HALKIN ÖRGÜTLENMESİ” başlığı içersinde; “15. Kitlelerin örgütlenmesi” alt başlığı altında; Halkın örgütlenmesinin iki yolla olacağı, bunlardan birincisinin; siyasal iktidar amaçlı öncü örgütlenme ile olacağı, ikincisinin ise; öncü örgütlenmenin halka önderlik etmesini sağlayacak olan halk örgütleri olduğu, bunların ise işçi ve memur sendikaları, esnaf, sanatkar, tabip, mühendis, mimar ve avukat odaları gibi kuruluşların olacağı, bunların yanı sıra Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD), Cumhuriyet Kadınları Derneği (CKD), Çağdaş Yaşam Derneği (ÇYDD), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) gibi ideolojik yönelişli örgütlerle olacağı, ayrıca gençliğin kitlesel örgütlenmesi ile gerçekleştirileceği ,


“REAKSİYON” isimli dokümanda “SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ” başlığı altında, ülkemizde faaliyet gösteren sivil toplum örgütlerinin önemi, rolleri ve toplum üzerindeki etkileri ile ilgili bilgiler olduğu,


“PANZEHİR” isimli dokümanda, Türkiye’yi parçalamayı ve bölmeyi hedefleyen emperyalist güçlerin, ülkemizdeki sivil toplum örgütlerini çeşitli dönemlerde provokasyon ve terör amaçlı kullandıklarının anlatıldığı,


“ULUSAL PROGRAM – GLOBAL 2000” isimli dokümanda da, yine Sivil Toplum örgütlerinin öneminden bahsedilmiş ve bu çerçevede “Batılı ülkeler, üçüncü dünya ülkeleri olarak tanımladıkları ülkelerde, gelişen casusluk faaliyetlerini kurdukları sivil toplum örgütleri (NGO)’lar aracılığıyla sürdürmekteyken, Türkiye’nin hâlâ bu alanda karşı faaliyet göstermesi gereken, Kemalist sivil toplum örgütlerini oluşturamamış olması büyük bir hata olarak öne çıkmaktadır.” şeklinde ifadelerin yer aldığı,


“13. KABİLE” isimli dokümanda, çok yakın bir gelecekte Türkiye’nin en büyük sorununun “Alevilik” ve onların kurdukları, “Terör Odakları” ve “Sivil Toplum Örgütleri”nin olacağı, dış ülkelerin istihbarat örgütleri tarafından desteklenmekte olan sözde Sivil Toplum Örgütlerinin, Alevi topluluklarının tekeline geçmiş imtiyazlı birer ‘derebeylik’ kaleleri olduğunun vurgulandığı,


       “REOSTA” isimli dokümanda, Sabetaycılar ile ilişkiler kurulup geliştirilmesi ve bir sivil toplum örgütü kurularak tüm Sabetaycıların bu sivil toplum örgütünü çatısı altında birleşmelerinin sağlanması ve böylelikle Sabetaycıların kontrol altına alınması gerektiği ,       
       “ÖRTÜLÜ FAALİYETLER BİR” isimli dokümanda; “ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ” başlığı altında; Yekta Güngör ÖZDEN tarafından kurulan Atatürkçü Düşünce Derneğinin, Pentagon tarafından Türkiye ve Avrasya Bölgesinde faaliyet gösteren sivil toplum örgütlerinin “merkezi” olarak tasarlandığı ve kurdurulduğu, 
        “GENEL YAPI” isimli dokümanda, Atatürkçü Düşünce Derneğinin 477’i aşan Şube ve 80 bini aşan üyesi ile Türkiye’nin en büyük demokratik kitle örgütü olduğu, özellikle Refah-Yol hükümeti döneminde, gericilik ve irtica ile mücadele çerçevesinde düzenlediği etkinliklerle ADD’ye katılımların arttığı, irtica ile mücadele çerçevesinde Anıtkabire milyonları yönlendirebilen, Cumhuriyet için telin mitingleri düzenleyen ADD’nin son yıllarda etkinliğinin tamamen azaldığının  ifade edildiği,

Devamında ADD yönetimine ve Genel Başkanına yönelik eleştiriler yapıldığı, bu çerçevede ADD yönetiminin irtica ve çetelerle mücadele etmediği, ülke meselelerini konuşmadığı ve bu konuda şubelerine aydınları dahi davet etmediği, bu nedenle ADD’nin bugünkü yönetimden biran evvel kurtulması ve Kemalist bir yönetime kavuşması gerektiği, bu çerçevede de 10-11 Haziran 2000’de yapılacak olan ADD Genel Kurulu’na tüm olanaklar ile hazırlanılması gerektiği ,


           Bu dokümanın hemen altında ise “ÜSİAD SAYIN KEMAL ÖZDEN” başlığı ile başlayan bir yazı metni olduğu, yazının içeriğinde ise Genel Yapı dokümanında belirtilen konulara cevap teşkil edecek şekilde bir değerlendirme olduğu, dolayısıyla “GENEL YAPI” isimli dokümanın Kemal ÖZDEN tarafından hazırlandığının anlaşıldığı, 


Kemal ÖZDEN’e hitaben yazılan yazıda ise, Atatürkçü Düşünce Derneği ile ilgili “durum özetine” ilişkin görüşlerinizi bildiren yazının incelendiği, ADD’nin faaliyetleri ve kamuoyunda yarattığı dinamizmin bir taraftan dış istihbarat örgütlerinin rahatsız ettiği ve bu durumu raporlarına yansıttıkları, diğer taraftan da yurt içersinde bazı kesimlerinde dikkatini çektiği, Psikolojik Savaş’ın en ucuz, en etkin ve başarıya ulaştıran en kısa yolun “sivil toplum örgütleri”nden geçmekte olduğu, bu kapsamda ADD’nin öneminden bahsedildiği, ADD’nin tüm faaliyetlerinin sanıldığının ötesinde büyük bir dikkat ve titizlikle izlendiği ve bundan sonraki çalışma ve faaliyetlerinin de izlenmeye devam edileceği, bunların yanı sıra 10-11 Haziran 2000 tarihinde gerçekleştirilecek olan ADD Genel Kuruluna da iyi bir şekilde hazırlanılması gerektiğinin belirtildiği tespit edilmiştir.

ADD Kadıköy Şubesinden ele geçirilen dokümanlar içersinden, “Ulusal Güç Birliği Kuvayı Milliye Hareketi Genel Sekreter Tayyip YELEN” imzalı, “Ulusal Güç Birliği Kuvayı Milliye Hareketi” başlıklı yazıda; Ulusal Güç Birliği Kuvayı Milliye Hareketinin başlatıldığı, yurtseverlerin bir an evvel bu hareket etrafında toplanmasının gerektiği, harekete katılan bilim adamlarının ve uzmanların hazırlanmakta olan Yeniden Yapılanma Projesine katkıda bulunmalarının talep edildiği ,

Bu yazının hemen altında “Ulusal Kurultaya Çağrı” başlığı ile başlayan ve (60) sayfadan oluşan bir doküman olduğu, dokümanın son sayfasında Ulusal Güç Birliği Kuvayı Milliye Hareketi Yürütme Kurulu yazdığı, yazının altında “Haberleşme Genel Koordinatör; Tayyip YEREN” yazdığı ayrıca adres ve telefon numaralarının bulunduğu, dolayısıyla bahse konu dokümanın Ulusal Güç Birliği Kuvayı Milliye Yürütme Kurulunca hazırlandığı,

Dokümanın 3. sayfasında “Ulusal Kurultay Sonuç Bildirisi” başlıklı yazıda; Ulusal Güç Birliği Platformunu oluşturmak üzere Ulusal Kurultay 6 Eylül 2003 tarihinde Ankara TES-İŞ Sendikası Konferans Salonunda toplanıldığı ve Ulusal Güç Birliği Hareketi ile ilgili anlatımlarda bulunulduğu, devamında kurultayda alınan kararların maddeler halinde yazıldığı görülmüştür. Bu kararlardan bir kısmını belirtmek gerekirse;

- “Geçmişte yolsuzluk yapanlarda dahil soygun çetesi oluşturarak ya da tek başlarına kamu ya da siyasi güç kullanarak devleti, kurum ve yurttaşları soyan, gasp edenlerle, bunlara her ne amaçla olursa olsun göz yumanlardan hesap sormayı amaçlayan düzenlemeler yapılıp derhal uygulamaya konmalıdır.”

- “Ulus devletlerin çekirdek yapılanması olan Milli Güvenlik Kurulu sistemi en azından diğer ülkelerde olduğu gibi yetkilendirilerek güçlendirilmelidir.”

- “Ulusal sanayimizin gelişmesini engelleyen ve Türkiye’yi 80 Milyar dolar zarara uğratan Gümrük Birliği Antlaşması derhal fes edilmelidir.

Vatana ihanet edenlerin eylemlerinin cezasız kalmaması için yeni bir Vatana İhanet Kanunu çıkartılmalıdır.

En az Avrupa Birliği ülkeleriyle ilişkilerimizi düzenleyen Avrupa Birliği Genel Sekreterliği düzeyinde bir Avrasya Genel Sekreterliği kurulmalıdır.” şeklinde kararlar alındığı anlaşılmıştır. Bu kararların altında Ulusal Güç Birliği Hareketinin Yürütme Kurulunu oluşturan üyelerin isimleri ile bu hareket katılan sivil toplum örgütlerinin isimlerinin yazdılı olduğu,


9. sayfasında “Yürütme Kurulu Kararları” “Ulusal Güç Birliği Kuvayı Milliye Hareketi Kuruluş Öncesi Örgütlenme Yönetmeliği” başlığı altında 16. sayfaya kadar, Ulusal Güç Biriliği Kuvayı Milliye Hareketinin amaçları, organları, teşkilatlanması, yetki, sorumluluklar ve görevlerinin anlatıldığı,

17. sayfasında “Ulusal Güç Biriliği Hareketi Yeniden Kuvayı Milliye Programı” “Yeniden Kurtuluş Tam Bağımsız Türkiye” “Tam Bağımsız Türkiye’de Halkın Gücü” başlıklarının alt alta yazılı olduğu, bundan sonraki bölümde 29. sayfaya kadar bu hareketin gerekçeleri, amaçları, mevcut durumla ilgili tespitleri ve neler yapılması gerektiğinin anlatıldığı,

30. sayfasında “Hemen – Derhal Uygulanacak Kurtuluş ve Bağımsızlık Projeleri” “Eylem Planı” başlığı altında yapılması planlanan (25) maddenin yazdığı, bu maddelerin bir kısmında özetle;

-“Türkiye’nin soyulması sürecinde yolsuzluklara karışanların kendilerinin ve yakınlarının yurt içi ve yurt dışındaki tüm para ve mal varlıklarının geri alınması sağlanacaktır.”

- “Tek taraflı olarak imzalanmış olan Gümrük Birliği Antlaşması askıya alınarak durdurulacaktır.”

- “Bağımsızlık savaşımızın olmazsa olmazı olan ve son yıllara kadar milli görüşlerin koruyup kolladığı Hıyaneti Vataniye Kanunu yeniden yürürlüğe konularak zaman aşımı dikkate alınmadan uygulanacaktır.”

- “Bekletilerek geciktirilen idam cezasının kaldırılmasıyla uygulanmayan cezalar derhal uygulanacak, idam cezası yeniden yasalaştırılarak vatana millete ihanet konuları yeniden kapsam içersine alınacaktır.” şeklinde maddelerin yazdığı görülmüştür.


            32. sayfasından 54. sayfasına kadar olan kısımda; Cumhuriyetimizin temel ilkeleri, temel siyasi politikalar ve temel ekonomi politikalarının anlatıldığı, temel siyasi politikalar başlığı altında, “Yasamanın Yeniden Yapılanması” “Yargının Yeniden Yapılanması” “Yürütmenin Yeniden Yapılanması” “Toplumun Örgütlenmesi” alt başlıklarının altında ise konuyla ilgili araştırma grubunun çalışmasının devam ettiğinin belirtildiği, 54. sayfada “Temel Sosyal Politikalar” ve “Ulusal Güvenlik Ve Dış İlişkiler” ile ilgili araştırma gruplarının çalışmalarının devam ettiği, program taslağının her üç ayda bir güncelleneceği belirtilmiştir.


Mehmet Fikri KARADAĞ’ın başkanlığını yaptığı Kuvayı Milliye Derneğinden el konulan CD’lerdeki görüntülerde, Mehmet Fikri KARADAĞ’ın “11 kasım 1938’den bugüne vatana ihanet eden her şahıs, kurum ve kuruluştan hesap soracakları” yönünde söylemleri olduğu tespit edilmiştir.

             Yine Mehmet Fikri KARADAĞ’ın bir konuşmasında, “Kuvayi Milliye her şeyi ile önü Türk, Türklük hareketidir, dünyanın huzuru için yapılan bir harekettir, ELİMİZDE TÜRKİYE’NİN KAYNAKLARINI, SİYASİ KİMLİK KARTINI KULLANARAK   ÇALAN, SÖMÜREN YAĞMALAYAN 13500 KİŞİNİN İSMİ VARDIR, bunun karşılığı da yurt dışındaki değeri 480 milyar dolardır, bunları sentine kadar getireceğiz, Kuvayi Milliye olarak buna and içtik”  dediği tespit edilmiştir. 
             Mehmet Fikri KARADAĞ’ın söylemlerine bakıldığında, az önce belirtilen örgüt dokümanında “Hemen – Derhal Uygulanacak Kurtuluş ve Bağımsızlık Projeleri” “Eylem Planı” başlığı altında 25 madde şeklinde belirtilen maddelerin bazıları ile aynı olduğu görülmüştür. Dolayısıyla Mehmet Fikri KARADAĞ’ın bu söylemleri, örgütün üst düzey kurulunda alınan kararlar sonucu örgüt dokümanlarında belirtilen politikalardan yola çıkarak ortaya attığı değerlendirilmektedir.


Sonuç olarak;

Örgüt dokümanlarındaki Sivil Toplum Örgütleri ile ilgili kısımlara bakıldığında birçok örgüt dokümanında Sivil Toplum Örgütlerinin, öneminden etkilerinden ve gerekliliğinden ayrıntılı olarak bahsedildiği görülmüştür.


Cumhuriyet Başsavcılığımızın 2007/1536sor-2008/623 sayılı iddianamemizde örgütün bu güne kadar kurduğu ve kontrol altına aldığı sivil toplum örgütleri olarak, Kuvayı Milliye Derneği, Kuvva-i Milliye Derneği, Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketi Derneği, Büyük Hukukçular Birliği Derneği, Büyük Güç Birliği Derneği, Uluslar arası Noel Baba Barış Konseyi ve Ayasofya Derneği bu derneklerin kuruluşları faaliyetleri ve amaçları anlatılmıştı.

Ayrıca bu Sivil Toplum Örgütleri içersinde, şüpheliler Sevgi ERENEROL, Kemal KERİNÇSİZ, Muammer KARABULUT, Muzaffer TEKİN, Mehmet Fikri KARADAĞ, Oktay YILDIRIM, Semih Tufan GÜLALTAY ve Bekir ÖZTÜRK’ün görev aldığı belirtilmişti.


Söz konusu iddianamemizden sonraki süreçte devam eden çalışmalarda, Ergenekon Terör Örgütünün kurduğu veya kontrol altına almaya çalıştığı dernekler ve platformların ise sırasıyla,

-Atatürkçü Düşünce Derneği

-Ulusal Birlik Hareketi Platformu

-Anadolu Ulusal Uyanış ve Dayanışma Platformu

-Türkiyem Topluluğu

-Çayyolu Platformu

           -Ulusal Platformlar Güç Birliği  (Upg)

-Biz Kaç Kişiyiz Platformu

-Türkiye Gençlik Birliği olduğu görülmüştür.


Burada bir hususu dikkat çekmekte yarar vardır. Örgüt ERGENEKON dokümanında, Sivil Toplum Örgütleri ile ilgili hedeflerini belirttikten sonra, bu faaliyetini icra edebilmek için “DİNAMİK-ULUSAL GÜÇ BİRLİĞİ” isimli dokümanı hazırlamıştır ve bu dokümanda da sivil toplum örgütlerinin Ulusal Güç Birliği çatısı altında toplanması gerektiği belirtilmiştir.

Soruşturma kapsamında elde edilen delillerden de örgüt yöneticileri Hurşit TOLON ve Şener ERUYGUR’un kısa sürede oluşturdukları birçok plotformu “ULUSAL PLATFORMLAR GÜÇ BİRLİĞİ” çatısı altında topladıkları tespit edilmiştir. Her plotform altında onlarca dernek yada benzer sivil toplum örgütleri olduğu göz önünde bulundurulduğunda örgütün dokümanlarda belirttiği hedeflerini aynen uygulamaya koyduğu ve gerçekleştirdiği anlaşılmıştır.

Dolayısıyla Hurşit TOLON ve Şener ERUYGUR’un önderliğinde oluşturulan Ulusal Platformlar Güç Birliği isminin tesadüf olamayacağı tamamen örgüt dokümanlarında belirtilen projeler çerçevesinde verilen bir isim olduğu anlaşılmaktadır.

Şüpheli Şener ERUYGUR’dan ele geçirilen dijital verilerde bulunan ““BİLİM VE DANIŞMA KURULU TOPLANTISI” tutanağı metninde, örgütün sivil toplum örgütleri ve özellikle Atatürkçü Düşünce Derneği ile ilgili yaklaşımları ve değerlendirmeleri görülmektedir. Hatta bu toplantı tutanağının içeriğinden Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesi değişik vilayetlerimizde düzenlenen Cumhuriyet Mitinglerinin ilk kararının bu toplantıda alındığı anlaşılmaktadır.

Tape No:6107 de kayıtlı Şener ERUYGUR ile Ali…isimli şahıs arasında yapılan telefon görüşmesinde de, Bilim Danışma Kurulu toplantısında konuşulan konularla ilgili görüşme yaptıkları tespit edilmiştir.

Diğer taraftan Hurşit TOLON’dan ele geçirilen ve bizzat kendisi tarafından yapıldığı anlaşılan basın açıklaması metninde, İzmir de düzenlenen “Cumhuriyet Mitingi”ne Anadolu Ulusal Uyanış ve Dayanışma Platformu olarak katıldıklarını ifade ettiği anlaşılmıştır.

Hurşit TOLON’un telefon konuşmalarından, adı geçen tüm platformlarla ilgili ciddi çalışmalar yaptığı, bu platformların düzenlediği etkinlikleri organize ettiği, bunların yanı sıra İşçi Partisine bağlı olduğu bilinen Türkiye Gençlik Birliği görevlilerinin bazı konuları Hurşit TOLON’a sordukları ve Hurşit TOLON’un da bu kişileri yönlendirdiği tespit edilmiştir.

Aşağıda ayrıntıları ile anlatılan delillerden de örgütün Sivil Toplum Örgütleri yapılanmasında, adı geçen örgüt yöneticilerinin yanı sıra, Ahmet İlker GÜVEN, Y. IŞIKLAR, Tuncay ÖZKAN, Murat AĞRIEL, Evrim BAYKARA, Tunç AKKOÇ, Adnan TÜRKKAN isimli şahısların görev aladıkları ve şüpheli Sinan AYGÜN’ün de bahse konu Sivil Toplum Örgütlerinin düzenlediği eylem ve faaliyetlerin bir kısmını finanse ettiği anlaşılmıştır.

Örgütün Sivil Toplum Örgütleri yapılanmasını daha iyi ifade edebilmek için konu ile ilgili elde edilen deliller başlıklar halinde ve sırasıyla anlatılacaktır.

ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ Soruşturma kapsamında elde edilen delillerden Atatürkçü Düşünce Derneğinin Ergenekon Terör Örgütü için ayrı bir önem arz ettiği görülmüştür. Şüphelilerden ele geçirilen Devletin Yeniden Yapılandırılması isimli dokümanda, Halkın örgütlenmesinde ADD’nin öneminden bahsedilmiş, bunun üzerine hazırlanan “GENEL YAPI” isimli dokümanda da, ADD ile ilgili yapılan çalışmalardan ADD’nin geçmişinden ve mevcut durumundan bahsedilmiş ve biran evvel ele geçirilmesi için yapılması gereken çalışmalar anlatılmıştır.

Ergenekon Terör Örgütü Atatürkçü Düşünce Derneğini kontrol altına almayı başardıktan sonra, örgüt yöneticisi olarak tutuksuz yargılanan sanık İlhan SELÇUK 5 Şubat 2004 tarihli Cumhuriyet Gazetesindeki köşesinde, tüm sivil toplum örgütlerinin Atatürkçü Düşünce Derneği çatısı altında toplanması ile ilgili bir yazıyı kaleme alarak örgütün STK sorumlularına hedefi göstermiştir.

İlhan SELÇUK bir taraftan gazetedeki köşesinde, STK’ların Atatürkçü Düşünce Derneği çatısı altında toplanması yönünde hedef gösterirken diğer taraftan da düzenlediği toplantılarda sık sık bu konuyu işleyerek birleşmenin biran evvel gerçekleşmesini sağlamaya çalışmıştır. Sonuçta ilhan SELÇUK gösterdiğini hedefin gerçekleştirilmesini sağlamış ve yaklaşık 1 ay kadar sonra Atatürkçü Düşünce Derneği önderliğinde Ulusal Birlik Kurultayı toplantısı yapılmıştır.


Mustafa BALBAY’ın günlüklerine bakıldığında bu durum açıkça görülmüş ve örgütün birçok toplantıda Atatürkçü Düşünce Derneği ile ilgili görüşme ve değerlendirmeler yaptığı tespit edilmiştir.

Özellikle örgütün yönetici kadrosunu teşkil eden İlhan SELÇUK ile Şener ERUYGUR arasında 18 Şubat 2004 tarihinde geçen görüşmede, Şener ERUYGUR’un sivil toplum örgütlerinin bölük pörçük olduğunu, bunların bir araya getirmesi gerektiğini öne sürmesi karşısında İlhan SELÇUK’un da bu birleşmenin Atatürkçü Düşünce Derneği çatısı altında yapılması gerektiğini vebu konuda çalışmalar yaptıklarını belirttiği anlaşılmıştır.

Bu görüşmeden kısa bir süre 3 Mart 2004 günü “Hilafetin İlgası” toplantısından sonra İlhan SELÇUK’un rektörlerle yemekli toplantı düzenlediği, bu toplantıda da yine Atatürkçü Düşünce Derneği etrafında örgütlenilmesi gerektiğini anlattığı görülmüştür.


Mustafa BALBAY’dan ele geçirilen CASPER marka bilgisayarda bulunan “SENER.TXT” isimli metin belgesi incelendiğinde içersinde; 18 Şubat 2004 günü Şener ERUYGUR ile İlhan SELÇUK arasında yapıldığı anlaşılan görüşmede;

           “18.2.04... Meclisin karşısında 10.30-12.0  

SE- Benim bir önerim var, birbirinden bağımsız, bölük pörçük hareketlerler var. Bunları bir araya getirip çoğaltmak lazım diyorum..

İS- Aynen biz de öyle düşünüyoruz. ADD'ler var. Üye sayısı 100 bini üzerinde şube sayısı 503 olmuş... Bunlar Anadolu'da çoban ateşleri gibi duruyor... Ben Aydın'a gittiğimde dönerken bu aklıma geldi..

SE- Biz bir çalışma yaptık. Öteki üç arkadaşımla birlikte konuştuk. Bu kararı aldık. Artık yürüyeceğiz. Kararı aldık. Burada arkadaşımız Plan Prens. Ali her şeyi notc ediyor. Bilgi de verecek... İlk iş olarak 3 Mart Hilafetin Kaldırılışı ve Tevhidi Tedrisat Kanunun yıldönümü. O gün büyük bir toplantı yapılacak. Biz de çağrılı olarak geleceğiz. Öteki arkadaşlarım da gelecek... Konuştuk onlarla da. hani dedim ya yüzde 1 yüzde 99'a uymak zorunda. Biz artık ona bakmıyoruz. Kendimiz yürüyoruz

İS- Bizim çalışmamız da şöyle, (çizerek) bir üçgen, en tepesinden teğet olarak yana bir çizgi, ucunda bir diktörtgen. Ortasında bir yuvarlak, çekirdek. Üçgen ADD, dikdörtgen ortak bildiriye imza atacak derneklerin temsilcileri, ortasındaki çekirdek de bildiriyi kaleme alacak olan dar grup... (metin Aliye verildi

SE-     Mutlaka bir şey yapmak lazım... Zaman geçiyor... İlk iş olarak mart ayında 3 martta bunu yaparken, Denktaş’a da omuz vermek gerekli.. Belki onu da çağırırız, bizler dinleyici bölümünde otururuz..

- Kıbrıs'ta ne oluyor sizce

SE- işte orada ne olduğu tam olarak bize de bilgi vermiyorlar

- Bir bildirinin söz konusu olacağını söylemiştiniz..

SE- İşte onu biraz yazılıp çizildikten sonra yapmak istiyoruz. Şimdi, komutana, Köşk'e bilgi verildiği onların kabul ettiği söyleniyor. Bizde böyle bir bilgi yok. Yani böyle olduğuna ilişkin bir bilgi yok. Öymen'in konuşmasındaki o bölüm çok önemli..

İS- Tabii burada dengeler çok önemli. AB karşımızda ABD karşımızda, ona göre hareket etmek gerekiyor..

SE- Evet onlar karşımızda ama bizim de gücümüz var. Dayandığımız bir güç var. buna inanıyoruz. Bunu harekete geçirmek lazım. Biz kimlerle görüştük, bilgi verelim. Anıl ÇEÇEN, Yıldırım KOÇ, Malatya, İstanbul, Samsun, 9 Eylül Rektörleri. Onlar çok heyecanlı. Malatla falan bir görseniz, bu işi yarına bırakmayalım diyecek kadar heyecanlı. Buna yeni rektörler de katılabilir. Artık bilen bilir, gören görür, biz yola çıktık..

İS- bu Turgay benim canım ciğerim. Yurtsever, buna inanın... Bakın Gürbüz de öyle. İstanbul gibi bir yerde belediye başkanlığı yapıyorsanız, burası bir de yeni imara açılan bir yerse bazı işleri racon keserek yapmanız gerekir. Ama benim sözümden çıkmaz. Şunu yap derim yapar..

SE- tamam, zaten bizim yeni staretjimiz şu: bölücü olmasın, mürteci olmasın yeter. En geniş katılımı böyle sağlarız... Ama adamın da iyice kire, çamura bulaşmamış olması gerekir..Bir şey yapmamız lazım. Bazen gece birden uyanıyorum ve ne yapmak lazım diye hayıflanıyorum..”


Mustafa BALBAY’dan ele geçirilen CASPER marka bilgisayarda bulunan “SENER.TXT” isimli metin belgesi incelendiğinde içersinde; 3 Mart 2004 günü yapıldığı anlaşılan görüşmede,

“3 MAR

- Gidiş... İlhan abi ile... İçerisi dışarısı kalabalık ama, heyecan yüksek değil. Komutanların girişinde alkış iyi ama, ayakta olabilirdi değil...suratları asıktı... Son anda İlker BAŞBUĞ ve Genkurmdan Korg Metin de vardı. Onlar son anda... Sanırım, Hilmi Paşa Kuvvet Kom gideceğini haber aldı, ben de içindeyim demek için gitti. İlker paşayla hiç konuşmamaları dikkat çekiciydi

Dışarı çıktım, İP'li gençler... ve orta ve üst yaştan insanlar vardı. ADD'den yoğun katılım..

Bitişte, İlhan abi neşeliydi. İşte bak kaldın iyi ettin dedi, iyi ki çok satışlı medyaya gitmedin dedi. Sonra kentte rektörlerle öğle yemeği. Dokuz Eylül Rektörü Prof. Emin ALICI, Samsun 19 Mayıs Ferit BERNAY, Malatya İnönü Prof. Fatih.., Bursa Uludağ Prof. Mustafa YURTKURAN, Mersin Üni. Rektörü Prof. Uğur ORAL, Trakya rektörü Prof. Osman İNCİ... Çukurova rektörü,..

Malatya çok heyecanlı...bu işi uzatmamak lazım. en kestirme yoldan halletmek lazım. Başka türlü zor. Böyle örgütlenmeler uzun iş...'

           ADD'nin sekreteryasının güçlendirilmesi görüşü benimsendi 

İlhan abi söze, kendimi biraz öveyim' diye başladı Bu benim Aydın'dan dönerken oluşturduğum düşünce. Birden aklıma geldi. 500'ü aşkın şubeleri var, yüzbin üye var. Hantal yapı. Buna bir baş lazım. Şimdi oluyor işte. Modelimiz işliyor. Üçgen ADD, yanında dörtgen onu destekleyen kitle örgütleri, içinde daire çekirdek. Kararları o verecek…..

Arkadaşlar biliyor musunuz, Doğan AVCIOĞLU bana hep, İlhan göreceksin ben haklı çıkacağım, 100 yaşına kadar yaşayacağım ve haklı çıkacağım, derdi... Ömrü vefa etmedi. Bakıyoruz haklı. Türkiye gibi ülkelerde çok partili sistem gericiliği getirir. Bu böyle. Şimdi ABD'nin de işine geliyor bu yönetim... Bu seçimleri, yerel seçimleri ciddiye almamak lazım. Ona göre yürümek lazım. Devlete anlatmak lazım. Şimdi hükümet devlete karşı ve biz solcular hükmete karşı devletin yanındayız. durumun özeti bu...'


Mustafa BALBAY’dan ele geçirilen CASPER marka bilgisayarda bulunan “SENER.TXT” isimli metin belgesi incelendiğinde içersinde; 3 Mart 2004 günü yapıldığı anlaşılan görüşmede,

           “saat 17.00 

Leventle görüşme... Genelde memnunlar yanında Ali de vardı. Ölüyü diriltmeye çalışıyoruz dediler, toplum için. Bir haftada bu dediler. 8 Mart Kadınlar Günü için etkinlik planlıyorlar, büyük katılım hedefliyorlar..

Akşam, Hacettepe öğretim üyeleri lokalinde yemek. Nihat BOZCUK hoca, Ertuğrul KAZANCI, ADD yönetiminden birkaç kişi ve Zekeriya TEMİZEL... Burada da üçgen, dörtgen ve çekirdek... Denktaş da lider olamaz mı, ben yavru vatanı kaybettim, anavatanda siyasete geldim dese vs..

Gece İlhanla görüşme... Katılım tahmin ettiğim gibi. Hedef tamam, bir endişe yok. Herkes artık rahat. Zaten Denktaş’tan güvence de alındı.”


Mustafa BALBAY’dan ele geçirilen CASPER marka bilgisayarda bulunan “GUNMAR05.TXT” isimli metin belgesi incelendiğinde içersinde; 22 Mart 2004 günü gerçekleştiği değerlendirilen görüşmede;

22 Mart Salı Akşam üzeri 17.00-18.00'de baş başa görüştük. Koç olayını anlattı. Özbek'le artık işbirliğini geliştiririz, acele etmeyiz. Köşe yazarlarına değindi... izinsiz köşe alanlar dedi.

Akşam Sabih KANADOĞLU, Alpaslan IŞIKLI, Engin AYDIN, Ömer İMAMOĞLU, Salihli Bl.Bşk, Yücel YENER, Yusuf ÖZTÜRK, Anıl ÇEÇEN, Cevat GERAY, Haluk GERAY, Ahmet AKGÜL... Tirebolulular derneğinde hamsi-rakı. ADD konuşuldu, İS Ertuğrul KAZANCI'yı tuttu.. CHP konuşuldu, Sarıgül. Yeni bir oluşum mu mevcutları adam etmek mi, ikinci.” şeklinde ifadelerin yer aldığı görülmüştür.


Ergenekon Terör Örgütü yöneticisi olarak tutuksuz yargılanan sanık İlhan SELÇUK’un 5 Şubat 2004 tarihli Cumhuriyet Gazetesindeki köşesinde, “ADD’e Bir Şeyler Oluyor” başlıklı yazısında özetle;

     “Bir süre önce, hatırını kıramayacağım bir arkadaşım bastırmıştı: Aydın ‘Atatürkçü Düşünce Derneği’ (ADD) seni bekliyor; ille de gideceksin.Vaktim yok! Ekledim: Cumhuriyette çalışıyoruz, her gün yazı yazıyoruz, gazetede bin bir sorunla uğraşıyoruz; hem söylesene bana, ülkede kaç ADD şubesi var? -500’den fazla.. Şaşırdım. ADD ‘de koltuk yok.. İktidar yok.. Çıkar yok.. Örgüt var.. İnsan var.. ADD siyasal bir parti değil, adı üstünde: Atatürkçü Düşünce Derneği!.. Peki, burada birleşilemez mi? Dün birleşilemezdi.. Bugün kaçınılmaz.. Derken haberi geldi, hareket başlamış bile, ilk adımda bu ülkenin kırk ağırlıklı aydını, bilim adamı, sivil  toplum kuruluşu önderi, üniversite görevlisi, gazetecisi, sendikacısı, aklı başında yurtsever politikacısı ADD kapsamında buluşarak tüm ülke ulusalcılarının bütünleşmesi konusunda örnek oluşturacak adımları atıyor.. ADD Genel Başkanı Ertuğrul KAZANCI’ya sordum mutlu ve sevinçliydi: Evet dedi, eylem başladı. Türkiye bıçak sırtındadır.. Dış güçlere dayanarak içerde sözüm ona ılımlı İslamcı devlet modeli oluşturmak isteyen takıyyeci iktidar ‘Atatürkçü Düşünceyi’ tasfiye etmek istiyor; ‘Anadolu Aydınlanması’nın karşıtları Ankara’da iktidardadır.. Atatürkçüler kıpırdanın biraz.. Davranın!..” yazdığı tespit edilmiştir.


Cumhuriyet Çalışma Grubu’nun 03 Nisan 2004 tarihli devre raporunda, “Ulusal Birlik Kurultayı” başlığı altında, 20 Mart 2003 günü Ankara Üniversitesinde yaklaşık 400-450 kişinin katılımıyla başlayan toplantıdan bahsedildiği, bahse konu toplantıda toplam 225 kuruluşun temsil edildiği ve bunlardan birçoğunun isimlerinin slaytlara yansıtıldığı,

Devamında Divan Başkanının konuşmalarından ve özellikle 3 Mart 2004’teki toplantının yankılarından söz edildiği,

Daha sonra, Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Başkanı Ertuğrul KAZANCI’nın, Kemal ALEMDAROĞLU ve bazı katılımcıların konuşmalarından alıntılar yapıldığı, İ.Ü.Rektörü Kemal ALEMDAROĞLU’nun Konuşması’ndan; Kuvayi Milliye Hareketi başlatılmasını, Ülkenin şeyhler, müritler, dervişler devleti olmayacağını vurguladığı ,


Çağdaş Eğitim Vakfı adına Gülseven YAŞAR’ın Konuşması’ndan; İstanbul’da bir araya gelerek “Ulusal Birlik Hareketini” oluşturdukları, Ülkeyi tehdit eden unsurlara karşı hemen tavır alınmasının gerektiği,


Altınokta Körler Derneği adına Tufan İŞLİ’nin Konuşması’ından; 500 bin kişi adına konuştuğu, Bu tarihsel toplantının ülkenin bağımsızlığının tehlikede olması nedeniyle yapıldığı, Kuvayı Milliye ateşinin her tarafa yayılması, bütün ulusal güçlerin kurmay merkezinin oluşturulmasının gerektiği, Artık klasik anlayışla sağ-sol karşıtlığının sona erdiği, ortak ağ örülmesine ihtiyaç olduğu, sözün yerine eylem zamanının geldiği, Türkiye’nin 1919 koşullarında olduğu ,


Ulusal Kanal adına Ferit İLSEVER’in Konuşması’ndan; Kuvayi milliye hareketinin sesi ve gözü olacakları, Buradan bir milli kongre kararıyla çıkılmasını, Ülkemizin uçurumdan aşağı yuvarlandığı, Kuvayi Milliye Merkezlerinin birleştirilmesini, Bir milli hükümet kararı ile bu toplantıdan çıkılması gerektiği, “Ya Türkiye Cumhuriyeti bu AKP’yi yıkacaktır, ya da AKP Türkiye’mizi yıkacaktır. Buranın eylem karargahı olmasını istiyorum.” şeklinde,


Tayyip YENEL’in Konuşması’ndan; Artık işgal şeklinin değiştiği Türkiye’de kontrollü işgalin yapılmakta olduğu, Ulusal Güç Birliği olarak bu hareketin tüm yurda yayılması, Adı ulusal olup kendisi ulusal olmayan basına ambargo koyulması gerektiği ,


Sonuç bildirisi başlığı altında; Sonuç Bildirgesi Atatürkçü Düşünce Derneği Genel başkanı Ertuğrul Kazancı tarafından okunduğu, Sonuç Bildirgesinin özü itibariyle Cumhuriyet Çalışma Grubu tarafından kaleme alındığı belirtilen ULUSAL UYANIŞ VE BİRLİKTELİĞE ÇAĞRI METNİ ile aynı paralelde olduğuanlaşılmıştır.


Cumhuriyet Çalışma Grubunun 03 Nisan 2004 tarihli devre raporunda, TSK mensuplarının Atatürkçü Düşünce Derneklerine üye olması başlığı altında; Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Yönetmeliğine göre Silahlı Kuvvetler personelinin Milli Savunma Bakanlığınca tespit edilerek Silahlı Kuvvetlere yayınlanan listede adları yazılı siyasi olmayan dernekler ile spor kulüplerinin faal olmayan üyeliklerine girebileceklerinin, bu listede spor ve mesleki nitelikte olan 71 adet derneğin adı bulunduğunun, bunlar arasında Atatürkçü Düşünce Derneği’nin yer almadığı anlatılarak bahse konu 71 derneğin ismin slaytlara yansıtıldığı görülmüştür.


Değerlendirme başlığı altında, TSK mensuplarının Atatürkçü düşünce derneklerine üye olması ile ilgili değerlendirmeler yapıldığı ve bu çerçevede;

-Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Merkezi’nin faaliyetleri ve kadrosunun biyografik istihbaratı olumlu olduğundan TSK mensuplarının üye olabilecekleri dernekler listesine alınarak, personelin üye olmasına imkan sağlanabileceği,

-Taşradaki şubelerinin çeşitli istismarlara açık olduğu, bu nedenle Genel Merkezin bütün taşra teşkilatını kontrol ve denetimi altına almasıyla TSK personelinin üye olmasına imkan verecek düzenlemelerin yapılmasını uygun mütalaa edildiği şeklinde değerlendirmeler yazıldığı görülmüştür.


Örgüt yöneticisi Mehmet Şener ERUYGUR Jandarma Genel Komutanlığı görevinden emekli olduktan sonra örgütün sivil toplum örgütleri yapılanması içersinde aktif olarak rol almaya başlamış ve Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Başkanlığına getirilmiştir. Hatta buradaki faaliyetleri kapsamında Ulusal Birlik Hareketi Platformunu kurup yönetmiştir. Şüphelinin bu dönemde sivil toplum kuruluşlarını nasıl yönlendirdiği ilerleyen bölümlerde anlatılacaktır.


Şüpheli Şener ERUYGUR’dan ele geçirilen 7 nolu CD içersindeki “FIL14152” isimli word belgesinde; “BİLİM VE DANIŞMA KURULU TOPLANTISI” “18 Şubat 2007” başlığı altında, toplantıda konuşulan konuların maddeler halinde yazıldığı görülmüştür.

Bu metnin içeriğine bakıldığında örgütün sivil toplum örgütleri ve özellikle Atatürkçü Düşünce Derneği ile ilgili yaklaşımları ve değerlendirmeleri açıkça görülmektedir. Hatta bu toplantı tutanağının içeriğinden Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesi değişik vilayetlerimizde düzenlenen Cumhuriyet Mitinglerinin ilk kararının bu toplantıda alındığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle söz konusu toplantı tutanağı burada belirtilecektir.

“BİLİM VE DANIŞMA KURULU TOPLANTISI” “18 Şubat 2007” başlıklı metinde;

Bilim ve Danışa Kurulu 18 Şubat 2007 Pazar günü EK listedeki üyelerin katılımı ile toplanmıştır. Toplantıda aşağıdaki görüşlere yer verilmiştir.


Önümüzdeki en önemli görev Cumhurbaşkanı seçimidir. Ancak bu konu gerek iktidar gerekse muhalefet tarafından rölantiye alınmış gibi görünmektedir. Ulusal Birlik Platformu oluşturulmasına rağmen bilinen nedenlerden dolayı (seçim) istenilen aktivite gösterilememiştir. Önümüzdeki zaman çok kısadır. Öncelikli faaliyetleri içeren bir “eylem planı” yapılarak uygulamaya konulmalıdır. ADD’ nin büyümesinde teşkilatın genişletilmesinde “kalite ve güvenirlik” esas faktör olarak dikkate alınmalıdır. İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Gaziantep gibi büyük 5-10 ilimizde salon toplantıları tertiplenmeli, burada halkın tansiyonu ölçülmeli ve somut sonucun alınacağının tespiti halinde bu büyük şehirlerde mitingler tertiplenmelidir. ADD diğer platformlarla birlikte “yeni bir güç” oluşturmalıdır. Mitinglerde insan sayısı önemlidir. Uzun vadede ADD’nin “vizyon” u, “misyon” u yeniden belirlenmeli ve bu amaç doğrultusunda teşkilatlanmaya gidilmelidir. (bir siyasi parti mi oluşturulacak veya bir siyasi partinin arka bahçesi mi olacak veya Müdafaa-i Hukuk Kuruluşu gibi mi olacak) Amaç istikametinde yeni bir örgütlenme tarzı ve yönetim anlayışı tespit edilmelidir. Merkezi bir idare şekli mi veya şubelere insiyatif veren bir yönetim tarzı mı? Halka somut çözümler götürmeliyiz. Halkın sorunları ile ilgilenmeli ve onlara çözüm bulmalıyız. (Fındık, narenciye üretimine, tarıma dönük çözümler) Bunlar proje şeklinde yürütülecek faaliyetlerdir. Siyasi partiler, odalar, Anayasal kurumlarla görüşmeler yapılarak bu konuda ne düşündükleri öğrenilmeli ve kendilerinden hareketimizi desteklemeleri için destek alınmalıdır. Toplumda önemli yer etmiş ve bizim düşüncemizde olan yazarlardan faydalanmalıyız. Özellikle üniversiteler olmak üzere bünyemize gençleri almalıyız. Faaliyetlerimizde “yolsuzluk” üzerinde ağırlıklı olarak durmalıyız. Bu husus AKP’nin hassas bir yanıdır. Ali Dibo olayları kullanılmalıdır. İstismar edilmelidir. Kadınlarımızı bu konuda bilinçlendirmeliyiz. Kadınlarımız bu mücadelede yer almak mecburiyetindedirler. Kadın kuruluşlarımızla temas ve görüşmeleri aksaksız sürdürmeliyiz. İktidarın işine daha çok yarayacak bazı terimleri kullanmamalıyız. Örneğin “şeriat” gibi. Bu tip ifadeler ve bunların yerine kullanılması uygun olanlar tespit edilip yayımlanmalıdır. İşsizlik ve yoksulluk konusunu dile getirmeliyiz. Rejime ve milli politikalara aykırı olan davranış, faaliyet ve girişimleri zamanında protesto etmeliyiz. Mahalli medyada yayınlar dahil olmak üzere ADD’nin bütün şubeleri bu ve benzeri faaliyetleri yakından takip etmeli ve Genel Merkezi bilgilendirmelidirler. (Örneğin Petrol Yasasını basın yolu ile protesto gibi) Bu günlerde giderek arttığını gözlemlediğimiz iktidarın medyaya, Kanal-Türk’e bürokrasiye, üniversiteye ve YÖK’e karşı uyguladığı baskılara reaksiyon göstermeliyiz. r. Hükümetin dış politikalardaki başarısızlığı strateji ve öngörü yoksunluğu, teslimiyetçiliği, gizli ikili görüşmelerle milli devlet politikalarından sapıldığı ve sonuç olarak ödünler verildiği dile getirilmelidir. Ulusal Bağımsızlığımızın zedelendiği vurgulanmalıdır.

s. ADD ve üyesi olduğu “Ulusal Birlik Hareketinde” geç kalınmıştır. Bir an önce aktive edilmelidir.

    ş. ADD bir siyasi parti olmamalıdır. Bir dernek olarak tarafsızlığı ile kamuoyu üzerinde daha etkili olabilecektir.

t. “Ulusal Birlik İttifakı” kalıcı hale getirilmeli, etkinliği arttırılmalı ve hızlandırılmalıdır. Bunun için ittifakın bütününü kapsayan bir program yapılmalıdır.

u. CHP temel bir kuruluştur. CHP’nin istenilen tepkiyi göstermesi için parti ile görüşmeler yapılmalıdır.

 ü. ADD’nin geleceğe dönük; siyasi, toplumsal, kültürel, eğitim, dış politika program ve projeleri yapılmalıdır.

v. ADD şubelerinin daha etkin bir şekilde Genel Merkezce saptanacak öncelikli bir programa uygun olarak faaliyet icra etmeleri sağlanmalıdır.

   y. Daha önce saptanmış komisyonlarda görev alacaklara “göreve davet” yazıları yazılmalı ve ADD’nin yukarıdaki açıklanan sahalardaki temel prensiplerine uygun olarak faaliyet sahaları ile ilgili programlar hazırlatılmalıdır.

z. Kurumların ve medyanın (Medya patronları) bizi desteklemesi için girişimlerde bulunmalıyız.

           aa. Halka olan bitenin neler olduğunu, doğruları ve iktidarın yaptığı yanlışları açıklamalıyız.
           ab. Gerek diğer STÖ leri ile gerekse kurumlarla aramızda sürekli diyalog teris edilmelidir.
           ac. Cumhurbaşkanı seçimi için elde mevcut zaman dikkate alınarak strateji saptamalı ve ona uygun “faaliyet planı” yapılmalı ve uygulamalıyız. Bu konuda daha yapılması “faaliyet planı” revize edilebilir.
           ad. İcra edilecek “Miting” in halka duyurulması ve katılımın çok büyük olması büyük önem arz etmektedir. Bu maksatla yazarlardan, medyadan diğer kurumlardan her türlü destek sağlanmalıdır. Hazırlıklar çok yönlü olarak sürdürülmelidir.” Şeklinde planlamanın yapıldığı anlaşılmıştır.

ADD Genel Merkezi, Nermin YİĞİT isimli şahsa ait, SAMSUNG marka, seri numarası S08EJ1UP111365 olan bilgisayar hard diski üzerinde yapılan incelemede “ALPASLAN IŞIKLI.doc” isimli bir MSword dosyası incelendiğinde “ADD’den Ergenekon’a selam” başlıklı belgenin iki sayfadan ibaret olduğu, ADD Genel Yönetim Kurulu Üyesi Alpaslan IŞIKLI isimli şahsın operasyon kapsamında göz altına alınan şahıslara destek verdiği beyanlar ile ADD’nin 10 nuncu kurultayında yaşanan olaylar ile ilgili haberlerin yer aldığı görülmüştür.

Söz konusu belgede;

“ADD Genel Yönetim Kurulu Üyesi Alpaslan Işıklı, Ergenekon Terör Örgütü soruşturmasının 1 yılı aşkın bir süredir henüz iddianamesinin hazırlanmadığını belirterek, “Bu soruşturma kapsamında tutuklananlara yürekten selamlarımı yolluyorum. Hepimiz birer Atatürk olarak arkanızdayız” dedi.”şeklinde beyanların yer aldığı görülmüştür.


ADD Genel Merkezi, Pınar ÖZER isimli şahsa ait, TOSHIBA marka, seri numarası 7233195169BM8K olan flash bellek üzerinde yapılan incelemede “cumhurbaşkanlığı 16.10.2006.doc” isimli bir MSword dosyası incelendiğinde M.Şener ERUYGUR adıyla 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet SEZER’e hitaben yazılan 16.10.2006 tarihli ve Atatürkçü Düşünce Derneği antetli belgenin tamamının 1 sayfadan ibaret olduğu görülmüştür.

Söz konusu belgede:

“Türkiye’nin oldukça kritik bir süreçten geçtiği bu dönemde, Üniversitelerimizde yaşanan şeriatçı, yapılanmanın durdurulmasına ve Atatürk ilke ve devrimleri doğrultusunda gençler yetiştirecek üniversiteler olması için her Atatürkçünün üzerine düşen görevi yerine getirmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bu sorumluluk bilinciyle, Atatürkçü Düşünce Derneği olarak, Üniversite Rektör adaylarından,

           Kars - Kafkas Üniversitesinde,  Prof.Dr. Abamüslüm GÜVEN’in 
           Manisa - Celal Bayar Üniversitesinde,  Prof.Dr. Semra  ÖNCÜ’yü 
           Zonguldak- Karaelmas Üniversitesinde, Prof.Dr. Gamze Mocan Kuzey’i 

Çağdaş, laik ve Atatürkçü kişilikleri nedeniyle desteklediğimizi Zat-ı alilerine bildirir, en derin saygılarımın kabulünü arz ederim.”şeklinde ifadelerin yer aldığı ,


ADD Genel Merkezi, Pınar ÖZER isimli şahsın kullandığı, SAMSUNG marka, seri numarası SOOJJ20X150161 olan bilgisayar hard diski üzerinde yapılan incelemede “FIL4743.DOC” isimli bir MSword dosyası incelendiğinde Av.Ertuğrul KAZANCI adıyla YÖK BAŞKANLIĞINA hitaben yazılan 09.05.2006 tarihli ve Atatürkçü Düşünce Derneği antetli belgenin tamamının 1 sayfadan ibaret olduğu ,

Söz konusu belgede:

“Yeni açılacak Erzincan Üniversitesi Rektörlüğü için, Erzincan MYÖ Müdürü Prof.Dr. Şakir Bayındır ile Erzurum Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mulkim Sağır’ın adaylıkları yararlı olacakları kanaatiyle tarafımızdan desteklenmektedir.” Şeklinde bazı Üniversitelere atanmasını istedeikleri rektör adaylarının isimlerini ilgili birimlere bildirdikleri tespit edilmiştir.


ADD Genel Merkezi, Pınar ÖZER isimli şahsın kullandığı, SAMSUNG marka, seri numarası SOOJJ20X150161 olan bilgisayar hard diski üzerinde yapılan incelemede “Ato-sinan aygün-dergi alımı.doc” isimli bir MSword dosyası incelendiğinde Av.Kutlay ALPUĞAN adıyla, operasyon kapsamında göz altına alınan Sinan AYGÜN isimli şahsa hitaben yazılan, 28.07.2003 tarihli ve Atatürkçü Düşünce Derneği antetli belgenin tamamının 1 sayfadan ibaret olduğu,

Söz konusu belgede;

“Geçmiş yıllardan bu güne Derneğimize yapmış olduğunuz maddi manevi her türlü desteğiniz bize güç vermiş, çalışmalarımızda kolaylık sağlamıştır.

Bilindiği üzere; “Atatürkçü Düşün Dergisi” adlı yayın organımız aylık olarak yayınlanmaktadır. Geçen yıllarda olduğu gibi; sizlerin belirleyeceği miktarda aylık düşün dergisinden alarak, Derneğimize katkıda bulunmanızı diliyoruz.”şeklinde beyanların yer aldığı ,


ADD Genel Merkezi, Pınar ÖZER isimli şahsın kullandığı, SAMSUNG marka, seri numarası SOOJJ20X150161 olan bilgisayar hard diski üzerinde yapılan incelemede “ato06.06.06.doc” isimli bir MSword dosyası incelendiğinde Av.Ertuğrul KAZANCI adıyla, Ankara Ticaret Odası Başkanlığına hitaben yazılan, 06.06.2006 tarihli ve Atatürkçü Düşünce Derneği antetli belgede “Derneğimizin 24-25 Haziran 2006 tarihlerinde yapılacak olan 9. Olağan Genel Kurulu için saat 13.00’te dağıtılmak üzere 600 sandviç + 600 ayranın (iki gün) Ankara Üniversitesi DTCF Farabi Salonu Sıhhıye/Ankara adresine gönderilmesini bilgilerinize gereği için sunarım” yazdığı görülmüş olup; ADD’ nin toplantılarını ATO tarafından finanse edildiği anlaşılmıştır.


ADD Genel Merkezi, Pınar ÖZER isimli şahsın kullandığı, SAMSUNG marka, seri numarası SOOJJ20X150161 olan bilgisayar hard diski üzerinde yapılan incelemede “ato-yer hakkında-16.02.04.doc” isimli bir MSword dosyası tespit edilmiştir. “ato-yer hakkında-16.02.04.doc” isimli incelendiğinde Av.Ertuğrul KAZANCI adıyla, ATO BAŞKANLIĞINA hitaben yazıla, 15.06.2005 tarihli ve Atatürkçü Düşünce Derneği antetli belgenin tamamının 1 sayfadan ibaret olduğu görülmüştür.


İLETİŞİM TESPİT TUTANAKLARI


  • Tape No: 6065, 28.03.2008 günü Mehmet Şener ERUYGUR ile Ali…? nin yaptığı görüşmede; Mehmet Şener ERUYGUR’un “Dernektesin bu şeyin Tuncayın üyelik işini halletsinler tamam mı” “evet şey yapıyor niye beni üye yapmadılar diye” “Yani bu işi halledin gönderin şubesinede bildirsinler üyelik tamam diye” dediği ,


  • Tape No:7597, 14.04.2008 günü Ahmet Tuncay ÖZKAN ile X Şahıs arasında yapılan görüşmede; A.Tuncay ÖZKAN’ın “Şimdi Havva var sen Adnan zaten üye, Havva ve sen şeye gidiyosunuz, Bebek şey bi söylesene o hani bizim oraya geçince mezarlığın olduğu yer neresiydi Atilla abinin mezarının olduğu yer” “Emirgan ADD ye gidiyosunuz Emirgan ADD ye üye oluyosunuz bugün” dediği, X Şahıs’ın “Niye” dediği, A.Tuncay ÖZKAN’ın; “Öyle” dediği, X Şahıs’ın; “Ya Havva hanım gitsin üye olsun ben ADD madede üye olmam vallaha Aydın DOĞAN denetleme vakfına üye oluyorum ben ben ADD ye üye olmam abi” dediği, A.Tuncay ÖZKAN’ın; “Niye lan” dediği,


  • Tape No:7598, 14.04.2008 günü Ahmet Tuncay ÖZKAN ile Havva..? arasında yapılan görüşmede; A.Tuncay ÖZKAN’ın; “…İyidir sen ADD üyesi misin” dediği, Havva’nın; “Hayır ben üye olmam” “Ne biliyim ben hiç Çağdaşın dışında hiç biyere üye olmadım” dediği, A.Tuncay ÖZKAN’ın; “Allahım yarabbim ya ulan” “Belgelerini hazırla da ADD ye üye olacakksın oldu mu” dediği ,


  • Tape No:7599, 14.04.2008 günü Ahmet Tuncay ÖZKAN ile X Şahıs arasında yapılan görüşmede; A.Tuncay ÖZKAN’ın; “…Şimdi Gülizar var başka kimler var” dediği, X Şahıs’ın; “Neyle ilgili” dediği, A.Tuncay ÖZKAN’ın; “ADD” dediği, X Şahıs’ın; “Vallaha var yani baya ...” dediği, A.Tuncay ÖZKAN’ın; “Kim oğlum yönetime girecek olan şöyle” dediği, X Şahıs’ın; “Ha görüşecek misin” dediği, A.Tuncay ÖZKAN’ın; “Evet ya bak hemen dinleme başladı ya ulan ne salak herif bunlar ya” dediği, X Şahıs’ın “Ben sana bi liste yapayım da” dediği, A.Tuncay ÖZKAN’ın; “Hadi bana bi liste yap yolla bide Ankaradan bi liste yolla” dediği, X Şahıs’ın “Ankaradan sıkıntılıyız ya Ankarada Halil SEVİNÇ ve bizim Ersandan başka kimse yok yani” dediği, A.Tuncay ÖZKAN’ın “Halil SEVİNÇ kim” dediği, X Şahıs’ın “Şey yok mu Emin şeyi” dediği, A.Tuncay ÖZKAN’ın “Bana bi liste yap Gülizar kadın başka kim var kadın” dediği, X Şahıs’ın “Manisa var Nalan” dediği, A.Tuncay ÖZKAN’ın “Nasıl bir kadın o” dediği, X Şahıs’ın; “İyi bir kadın yırtıcı bir kadın ama görev” “İyi yırtıcı bir kadın ama görev alır mı bilmiyorum” dediği ,
  • Tape No: 7600, 14.04.2008 günü Ahmet Tuncay ÖZKAN ile Biz Kaç Kişiyiz Sivil Toplum Platformu Kadın Konseyi Başkanı Sitare İ…nin yaptığı görüşmede, A.Tuncay ÖZKAN’ın; “...sen ADD üyesi misin” dediği, Sitare İ…nin; “Ney” dediği, A.Tuncay ÖZKAN’ın; “ADD” dediği, Sitare İ…nin “Yok benim tek üyeliğim var Borsa Uzmanları Derneği bide İşletme Fakültesi Mezunları Derneği başka hiçbir üyeliğim yok” dediği, A.Tuncay ÖZKAN’ın; “...tamam şimdi senden ricam şey” “ADD nin sen nerdesin Şişlisin değil mi” “Şişli ADD ye hemen başvur üye ol oldu mu bugün” “Şişli ADD sine üye ol bide şu senin kadın başkan” “Bide Antalya falan filan bizim kızlara söyle” “Bizim kızlar hemen ADD üyesi olsun” dediği, Sitare İ…’nin; “Tamam oldu İzmire de söylerim” dediği, A.Tuncay ÖZKAN’ın; “Yani senin bütün kızlara söyle” “Senin kızlara söyle” “ADD ye üye olsunlar tamam” “Ama ama hemen bugün üye olsunlar” dediği ,


  • Tape No:7601, 14.04.2008 günü Ahmet Tuncay ÖZKAN ile X Şahıs arasında yapılan görüşmede; A.Tuncay ÖZKAN’ın; “…bişey sormam gerekiyo da onun için rahatsız ettim sizi kusura bakmayın” “Siz ADD üyesi misiniz” “O zamam Ankaraya gittiğinizde ADD de bi şeyapar mısınız sizi genel sekreter bekleyecek bi üyelik yapar mısınız” “Üye olun evet hocam” “Ben sizinle akşam konuşacam o konuyu hocam” “Nesrin Nesrin üye midir acaba” “Nesrin de üye olursa çok mutlu olurum hocam” dediği ,


  • Tape No:7602, 14.04.2008 günü Ahmet Tuncay ÖZKAN ile X Bayan arasında yapılan görüşmede; A.Tuncay ÖZKAN’ın; “…sen Atatürkçü Düşünce Üyesi misin” “Olsana hemen” dediği, X Bayan’ın; “Niye olayım olmayacam” dediği, A.Tuncay ÖZKAN’ın; “Yav ol dedim be üff” “Ulan ne manyak şeysiniz ol dedim sana” “Lan ol” dediği, X Bayan’ın; “Olmam ya niye olayım Allah Allah Atatürkçü Düşünce Derneğine üye olmak istemiyorum ya” dediği, A.Tuncay ÖZKAN’ın; “Ulan siz çok manyaksınız ya neyse” “Peki tamam ben yirmisinde geldiğimde sana anlatacam tamam” dediği, X Bayan’ın; “Ne anlatacan ne” dediği, A.Tuncay ÖZKAN’ın; “Anlatacam birkaç şey anlatacam ula telefonlarda anlatmıyorum” dediği,


  • Tape No:6107, 29.04.2008 günü Mehmet Şener ERUYGUR ile Ali…? nin yaptığı görüşmede; Ali’nin “Bu gün Tamer geldi bişeyler anlattı” “Malum şeyler gibi ......” … BİLİM DANIŞMA KURULUNDA yaptığı toplantının sonuçlarını şey etti” “…,
  • Tape No:7700, 13.06.2008 günü Ahmet Tuncay ÖZKAN ile Gülizar… arasında yapılan görüşmede; Gülizar’ın 12 Haziran 2008 tarihli 32. Gün Programına atıfta bulunarak “Tamam zaten bugün internetteki yayınlarınızı izledik internetteki yayınlarınızı izledikte bu adam çıldırmış olmalı falan diyorlar,…, Abdullah ÖCALAN’a hak vermişsiniz” dediği, Ahmet Tuncay’ın “EVET NOLMUŞ VERMİŞİM NE OLUCAK” dediği, Gülizar’ın “Sadece o bölümü almışlar Abdullah ÖCALAN haklı dedi diyor ama neden haklı dediğini hiç yazmıyorlar” dediği, Ahmet Tuncay’ın gülerek “BOŞ VER BU PROPAGANDA BİZİM İŞİMİZE ÇOK YARAR” dediği tespit edilmiştir.

ULUSAL BİRLİK HAREKETİ PLATFORMU


Platformların kurucuları ve yöneticileri ile ilgili İl Dernekler Müdürlüğünden alınan cevabi yazıda, Dernekler kanunun 25 maddesine göre, derneklerin amaçları ile ilgisi bulunan ve kanunlarla yasaklanmayan alanlarda kendi aralarında veya vakıf sendika ve benzer sivil toplum kuruluşlarıyla ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere ve yetkili organların kararları ile platform oluşturabilecekleri, bir platformun faaliyete başlayabilmesi için temsilciler tarafından bir mutabatak tutanağının düzenlenmesi gerektiği, fakat bu mutabakat metninin Mülki Amirliğe bildirim zorunluluğu olmadığı, bu nedenle adı geçen platformlarla ilgili bilgi veremediklerini belirtmişlerdir.

Bu nedenle Ulusal Birlik Platformu ve diğer platformların kimler ve hangi derneklerin bir araya gelmesi ile kurulduğu ele geçirilen veriler doğrultusunda anlatılacaktır.


Soruşturma kapsamında elde edilen delillerden, Ulusal Birlik Hareketi Platformunun, 03 Mart 2004 tarihinde 39 Sivil Toplum kuruluşunun bir araya gelmesi ile kurulduğu, o dönemde Genel Başkanlığını Bülent BERKARDA’nın yaptığı, adı geçen platformun kurulduğu dönemde Mehmet Şener ERUYGUR’un Jandarma Genel Komutanı olduğu ve kendisine bağlı illegal olarak oluşturduğu Cumhuriyet Çalışma Grubu vasıtasıyla Ulusal Birlik Hareketi Platformunu kontrol altına aldığı ve yönlendirdiği ,hatta Ulusal Birlik Hareketi Platformunun o dönemde gerçekleştirdiği bazı faaliyetlerin finansmanını da Jandarma genel Komutanlığının bütçesinden karşıladığı anlaşılmıştır.


Mehmet Şener ERUYGUR 2004 yılının ağustos ayında emekli olduktan sonra Atatürkçü Düşünce Derneği genel başkanlığına geçmiş ve kısa bir süre sonra da Atatürkçü Düşünce Derneği’nin de içinde bulunduğu Ulusal Birlik Hareketi Platformunu farklı sivil toplum örgütleri ile yeniden kurmuştur.

Bu kapsamda diğer faaliyetlerin yanı sıra Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde kamuoyunda “CUMHURİYET MİTİNGLERİ” olarak bilinen mitingleri düzenlemiştir.

Diğer taraftan bir önceki iddianamede şüpheli Semih Tufan GÜLALTAY’ın da Ulusal Birlik Hareketi Platformu kurduğu ve Genel Başkanlığı yaptığı belirtilmiştir. Bu durumu Semih Tufan GÜLALTAY’da alınan ifadesinde bizzat söyleyerek Ulusal Birlik Hareketinin kurucusu ve Genel başkanı olduğunu ifade etmiştir.

Şüpheliler Şener ERUYGUR ve Hurşit TOLON’un alınan ifadelerinde de, Semih Tufan GÜLALTAY’ı tanıdıklarını ve bir kez görüştüklerini beyan etmişlerdir. Semih Tufan GÜLALTAY geçmişinde sabıkası olan ve kamuoyunca da bilinen Akın BİRDAL’ın vurulması olayından yargılanmış ve hüküm giymiş birisidir. Diğer taraftan da etrafında çıkar amaçlı suç örgütü olarak bilinmekte ve halen de bu suçtan yargılanmaktadır.

Dolayısıyla, Şener ERUYGUR ve Hurşit TOLON’un Semih Tufan GÜLALTAY’la tanışmaları ve görüşmelerinin tesadüf olmadığı, örgün sivil toplum örgütleri yapılanmasında birlikteliklerini ortaya koyduğu anlaşılmaktadır.

Diğer taraftan Ulusal Birlik Hareketi Platformu ile ilgili veriler, İşçi Partisinin Ankara’ da ki binasında ve şüpheli Nusret SENEM’in işyerinde ele geçirilmiştir. Tüm bu veriler de şüphelilerin örgütsel birlikteliklerini ve aynı amaç ve hedefler doğrultusunda faaliyet gösterdiklerini ortaya koymaktadır.


Şüpheli Şener ERUYGUR dan ele geçirilen dijital verilerde bulunan Cumhuriyet Çalışma Grubu devre raporlarına bakıldığında, Ulusal Birlik Hareketi Platformunun Ergenekon Terör Örgütü tarafından kontrol altına alınan ve örgütün amaç ve hedefleri doğrultusunda yönlendirilen bir platform olduğu anlaşılmıştır.

Cumhuriyet Çalışma Grubu Jandarma Genel Komutanlığı Bünyesinde Şener ERUYGUR’a bağlı faaliyet gösteren ve gerçekleştirdiği faaliyetleri aylık “DEVRE RAPORLARI” ile anlatan illegal bir yapılanmadır. Cumhuriyet Çalışma Grubunun geleceğe dönük perspektifleri başlığı altında, Cumhuriyet Platformu oluşturulması planlanmıştır.

           Cumhuriyet Çalışma Grubunun 19 Ocak 2004 tarihli devre raporunda, Cumhuriyet platformu çalışmaları başlığı altında; Ulusal Birlik Hareketi Platformu ve Genel Başkanı Bülent BERKARDA ile yapılan görüşmeden bahsedildiği, hatta aynı rapor içersinde Ulusal Birlik Hareketinin yaygınlaşması için, Cumhuriyetin kazanımlarını tehlikeye sokan icraatların ve bunlara karşı önerilerin bir basın bildirisi olarak hazırlanarak, bedeli 830 kaleminden ödenmek suretiyle, Ulusal Birlik Hareketi ve Cumhuriyet Platformu imzası ile yüksek tirajlı gazetelerde yayımlanması gerektiği belirtilmiştir.
           Cumhuriyet Çalışma Grubunun darbe planları kapsamında gerçekleştirdiği çalışmaları, darbe planı içersinde hareket eden Kuvvet komutanlarına takdim ettiği ve komutanların görüşleri ile ilgili bir değerlendirmeleri sunu şeklinde hazırladığı, bu değerlendirmelerde, Ulusal Birlik Hareketinin kendilerine bağımlı olarak; İstihbarat Başkanı ve Sn. Komutanın talimatları doğrultusunda hareket etmesinin sağlanacağı, Ulusal Birlik Hareketi içerisinde yer alan STK’nın kurumsal ve bireysel biyografik istihbaratının yapılacağı, sakıncalı görülen STK’nın platformdan dışlanmasının sağlanacağı belirtilmiştir.
           Cumhuriyet Çalışma Grubunun 19 Şubat 2004 tarihli devre raporunda, Ulusal Birlik Hareketi STK Platformu Lideri Prof. Bülent BERKARDA’nın gerçekleştirmiş olduğu faaliyet ve etkinliklerine dair zabıt ve raporlarını sunduğu, 
           Bir çok STK’na Ulusal Birlik Hareketine katılıma davet nitelikli mektuplar ve e-postalar gönderildiği, bu mektuplarda UBH’nin ilkeleri, misyonu, amacı ve uygulama yöntemleri anlatılmakta olduğu ve bütün ulusal güçlerin harekete katılmasının istendiğinin anlatıldığı, aynı raporun değerlendirme bölümünde, Ulusal birlik hareketinin son faaliyetlerinin uygun ve yerinde faaliyetler olduğu, Uyarılarının dikkate alındığı, Ancak klasik sol anlayışın devam ettiği, merkez sağdan yönelen tepki oylarından güç alan iktidara karşı, merkez sağ tabana hitap edecek yaklaşımların daha sonuç alıcı olacağı şeklinde değerlendirmeler yapıldığı ,


           Cumhuriyet Çalışma Grubunun 19 Şubat 2004 tarihli devre raporunda, Ulusal Birlik Hareketi STK Platformu başlığı altında, Ulusal Birlik Hareketi  STK Platformunu oluşturan kuruluşlar yazdığıgörülmüştür.


Cumhuriyet Çalışma Grubunun 8 Mart 2004 tarihli raporunda, “Aydınlarla Yüzyüze….” başlığı altında;

03 Mart 2004 “Hilafetin İlgası ve Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun 80. Yılı ve Günümüz Türkiye'si” konulu panel; ATO Tesislerinde ADD’nin görünür sahipliğinde bütün ulusal birlik çizgisindeki STK’larının katılımı ile icra edilmiştir. şeklinde ifade edildiği,


           Dolayısıyla Cumhuriyet Çalışma Grubunun devre raporlarında da açıkça belirtildiği üzere Ulusal Birlik Hareketi Platformu Ergenekon Terör örgütü tarafından kontrol edilmeye çalışılan bir sivil toplum örgütlenmesi olduğu anlaşılmıştır.


Diğer taraftan şüpheli Şener ERUYGUR’dan ele geçirilen dijital verilerden ve Şener ERUYGUR’un alınan ifadesinden, Ulusal Birlik Hareketi Platformunun 2006 yılında Şener ERUYGUR başkanlığında yeniden kurulduğu ve bu kez adı geçen platform altında farklı derneklerin toplandığı anlaşılmıştır.


Mehmet Şener ERUYGUR’dan ele geçirilen dijital verilerde bulunan; UBHP oluşumu isimli word belgesinde, Ulusal Birlik Hareketi Platformunun kuruluşu, amacı ve platformda bulunan 39 derneğin isimleri maddeler halinde yazıldığı belirlenmiştir.

           Söz konusu doküman içersinde özetle;

“Madde 1- Aşağıda adları yazılı dernekler, vakıflar, sendikalar ve demokratik kitle örgütleri 5253 sayılı Dernekler Kanunu çerçevesinde ve yetkili organlarının kararı ile, ülke bütünlüğünü ve ulusal birliği korumak amacıyla, Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Başkanı Şener ERUYGUR’un başkanlığında Ulusal Birlik Hareketi adıyla bir platform kurmuşlardır.”şeklinde devam eden ve platfoma üye kuruluşlarla platformun amaçları yer almıştır.


           Mehmet Şener ERUYGUR’dan ele geçirilen dijital veriler içerisinde; Ulusal Birlik Hareket Platformu 2 isimli Word belgesinde; Mehmet Şener ERUYGUR imzalı 25.07.2007 tarihinde hazırlanmış, 2007-2008 eylem planının yer aldığı görülmüş, belge içerisinde özetle;
      “Ulusal Birlik Hareketi Eylem Planı” başlığı altında özetle, “03.03.2004 tarihinde teşkil edilen Ulusal Birlik Hareketi Platformu, başta Cumhuriyet Mitingleri olmak üzere, rejimin ve devrimlerin korunması konusunda şimdiye kadar kendisine düşen görevleri büyük bir heyecan ve vatanseverlik duygusu ile yerine getirmiştir.” “Bu maksatla hazırlanmış bu “Eylem Planı” uygulayıcıların teklifleri ile geliştirilecektir.” ,


“Strateji ve Uygulama Esasları” başlığı altında özetle, “Ancak hiçbir partinin bir teşkilatıymış gibi bir görünüm verilmemelidir.” “22 Temmuz Genel Seçimlerinin analizi objektif bir şekilde yapılmalıdır. Buradan çıkarılacak sonuçlar müteakip dönemdeki çalışmalarımıza yansıtılmalıdır.” “Mart 2009 da yapılacak “Yerel Seçimler” her türlü hazırlık ve icraatımız için belirleyici faktördür.” “Merkezi sağda güçlü bir oluşumun sağlanması ve bunu desteklememiz önem arz etmektedir. 2009 yılı Yerel Seçimlerinde sol ve sağ partiler arasında bir “ittifak” halinde seçimlere girilmesi düşünülmesi gereken en önemli konulardan biridir.” “21 Ekim’de yapılacak “Cumhurbaşkanının Halk tarafından seçilmesi” ile ilgili REFERANDUM’da “HAYIR” oyu kullanılması için faaliyet icra edilmelidir.” ,

“Taşra Teşkilatı” başlığı altında da, Ulusal Birlik Hareketi Platformunun taşrada ADD’nin bulunduğu il ve ilçelerde organizatör kurumun ADD il veya ilçe başkanlığının olduğu belirtilmiştir.


Şüpheli Şener ERUYGUR ifadesinde, Semih Tufan GÜLALTAY’ın hatırlamadığı bir tarihte yaklaşık 1-2 yıl önce kendisine telefon açarak araba göndereceğini, İstanbul' a gelmesini söylediğini, Eminönü'nde bir ofiste buluştuklarını, kendisinin tek başına geldiğini, orada Semih Tufan GÜLALTAY’ın kendilerine birifing verdiğini, daha doğrusu oradakilerin kendilerini kısaca tanıttıklarını, ancak o kişileri görünce kendisinde bir rahatsızlık hissettiğini, çünkü bu şahısların bazılarının sakallı filan olduğunu, bu şahısların kendi platformuna (Ulusal Birlik Platformuna) katılacaklarını söylediklerini, kendisinin yurt dışındayken Semih Tufan GÜLALTAY’ın kendi kurduğu platforma kendilerini aldığını ilan ettiğini duyduğunu, araştırma yaptığında bu kişinin Akın BİRDAL suikastinin azmettircisi olduğunu öğrendiğini ve tamamen ilişkisini kestiğini, başkaca bir görüşmelerinin olmadığını beyan etmiştir.

Diğer taraftan şüpheli Ahmet Hurşit TOLON’da alınan ifadesinde Semih Tufan GÜLALTAY ile tanıştığını ve bir kez Maltepedeki ofisinde görüştüğünü beyan etmiştir.

Atatürkçü Düşünce Derneğinde yapılan aramada, “ULUSAL MUTABAKAT EYLEM PLANI” isimli, internet çıktısı olduğu ve elde edilen belgenin içeriğinde,“Üniversite öğretim görevlilerinden, sivil toplum kurumu yöneticilerine kadar birçok kişiden sağlanan dosyalar ve şahıslara ilişkin özel bilgilerin Cumhuriyet Çalışma Grubunda raporlandığı, Ulusal Birlik Hareketinin bizzat dönemin Jandarma Genel Komutanı Şener ERGUYGUR tarafından kurulduğu ve Cumhuriyet Çalışma Grubundan alınan sivil toplum eylem kararları kapsamında, 225 ayrı sivil toplum kuruluşunun Ulusal Birlik Hareketiyle iş birliğinin sağlandığının” belirtildiği anlaşılmıştır.

Ankara’ daki İşçi Partisinden elde edilen Seagate 5NF02KV8 300GBlık hardiskin içerisindeki doc dosyasında,

           “ULUSAL BİRLİK HAREKETİ” isimli word dosyasında, “Her türlü fikir, ideooljik, siyasi ve sosyal farklılıkları bir kenara bırakarak, Anayasal düzen içinde tek devlet, tek vatan, tek millet, tek bayrak ve tek resmi dilde birleşenler, “ÖNCE TÜRKİYE” diyenler, Ulusal Birlik Hareketi’ni oluşturmuşlardır. 
  • Tape No:6006’da kayıtlı 13.02.2008 günü Mehmet Şener ERUYGUR ile Tamer A…nın yaptığı görüşmede; Tamer A…nın “bundan sonrada işte halka da bu duyuruyu yapmış oluyoruz” “Hareketimizi başlattık diyoruz güzeldi yani” dediği, Mehmet Şener ERUYGUR’un “Tamam şimdi şeyin HURŞİT in şimdi böyle ortada merkezi bir pozisyon takındığını ifade ettiler bana” “Komutanım şimdi el altından şeyler başladı” “… biz bunu açıklamak zorundayız çünki şey var ıııı arkadan kaynamalar var alttan” “Bunu önlemek zorundayız yani onbeşine efendim benim onbeşine canım istiyor da istemiyor da onaltısına” “Bu adamın artık bizimle beraber olması bence şey haline geldi ne zaman yapılacak bu Ulusal Birlik Hareketi toplantısı” dediği, Tamer A…nın “Sen ne zaman istersen senin geldiğin zamanda yapalım” dediği, Mehmet Şener ERUYGUR’un “Geldiğim zaman işte onyedisi panel var” “Onsekizinde yapalım ben orda açıkların derim ki birlikte olmak istemiyoruz diğer arkadaşlarıda” dediği, Tamer A…nın “Şimdi konuşacaz konuşucaz onu” dediği, Mehmet Şener ERUYGUR’un “Görüşün başka türlü bizim işimiz çok sıkıntıya giriyor” dediği, Tamer A…nın “Biz konuşuruz şimdi bağlarız tamam” dediği ,


  • Tape No:6021’de kayıtlı 20.02.2008 günü Mehmet Şener ERUYGUR ile Bülent B…nin yaptığı görüşmede; Mehmet Şener ERUYGUR’un “Tamam, bu ÇAYYOLU’nu falan da ikaz etmek lazım.” dediği, Bülent B…nin “ÇAYYOLU Bizimle hareket eden bir arkadaşımızdır.” “ADD, ÇAYYOLU biz olduktan sonra bu üçlü gurup burada çıkacak kararlara her bir şekilde müdahil olur.” dediği, Mehmet Şener ERUYGUR’un “Evet uymak zorunda kalırlar. Çünkü bunlar belli, önce bir direndiler yapmayalım diye.” Dediği,


  • Tape No:6024’de kayıtlı, 22.02.2008 günü Mehmet Şener ERUYGUR ile Ercan Y…’nin yaptığı görüşmede; Ercan Y…nin “Sayın komutanım rahatsız ettim, ben Ercan Y….” “Komutanım, biz bu 12 Nisan ile ilgili Emniyet ve Valilikten müsaade yazısını verdik komutanım.” “Dönüyoruz, bir problem yok komutanım, onu arz etmek için aradım. Diğer imzaları topladık.” “Tandoğan komutanım” “Bir emriniz var mı komutanım” dediği ,


  • Tape No:6036’da kayıtlı, 05.03.2008 günü Mehmet Şener ERUYGUR ile Selman P…’nin yaptığı görüşmede; Selman P…nin “Bu yine bu Ondört Nisan Grubu gibi yine gruplar yaratacak mıyız ne yapacağız komutanım” dediği, Mehmet Şener ERUYGUR’un “Aman yok, yok delimisin sen ya” “O herif yani o Teyfik KIZGINKAYA denen adamlar” “bunlar çok” ……“Bunlar Milli Mitingciler canım milli mitingciler” “… ONKİ NİSAN her şeyi denetim altında tutuyoruz” dediği ,



  • Tape No:6197’ de kayıtlı 05.03.2008 günü Ahmet Hurşit TOLON ile X Şahısın yaptığı görüşmede; Ahmet Hurşit TOLON’un “şimdi ona bi söylerseniz biz oraya bunun ADD vasıtasıyla gereğini yaptıracaz, ben tanımadığım için size bi danışayım dedim” dediği, X Şahsın “Zaten Şener paşamla, Taner paşamla Ondört Nisan çalışma grubuna benim karşı çıkmamamın nedeni buydu, önce üç tane albayı sırtlarına sardılar bize karşı kullandılar ve ADD Çankaya şubesinde Şener paşamın desteklediği Süleyman POLAT Ondört Nisan çalışma grubu olarak genel kurula aday” “.. paşam ben zaten bunu her zaman söylüyorum ULUSAL BİRLİK HAREKETİ PLATFORMU ÜÇ MART 2004 BİZ YOLA ÇIKTIK O ZAMAN YÜZ SEKSEN ÜÇ KURULUŞTUK, ATO’DA YAPTIĞIMIZ TOPLANTI İLK TOPLANTIMIZDIR” “sayın paşam o zaman görevdelerdi, e ondan sonra ADD Genel Başkanı oldular.” dediği ,


  • Tape No:6078’de kayıtlı, 09.04.2008 günü Mehmet Şener ERUYGUR ile Bedri B…nin yaptığı görüşmede; Bedri B…nin “Bildiğiniz gibi ilerliyoruz diyorsunuz miting hazırlıkları nasıl gidiyor” dediği, Mehmet Şener ERUYGUR’un “Olduğunu söylüyorlar bilmiyorum siz hergün zaten yazıyorsunuz çiziyorsunuz” “Karar verildi acaba bi değişiklik yapılabilir mi diye bi... yaptık ama efendim belirledik bi grup şöle istiyor öbür grup böle istiyor efendim... kendilerine de tebliğ edildi değiştiremeyiz şeklinde bi görüş... diğerlerine nezaketen.....” dediği,
  • Tape No: 6097’de kayıtlı, 17.04.2008 günü Mehmet Şener ERUYGUR ile Tamer A…nın yaptığı görüşmede; Tamer A…nın “Mesaj bırakmayayım nasıl olsa bulurum dedim geçen gün işte bu mitingle ilgili bir değerlendirme yaptık” “Şenercim biz salı günü tekrar bir toplantı yapılıyor ondan önce bir platformu Ulusal Birlik Hareketi Platformuna bir bilgi verelim diyoruz pazartesi günü” dediği ,
  • Tape No:4914’de kayıtlı, 28.06.2008 günü Erol MÜTERCİMLER’in X Bayan ile yaptığı görüşmede özetle; X Bayan’ın “Yerle ilgili bir daha teyit alayım dedim, Tandoğan ve Sıhhiye arasında çünki şey vardı … henüz kesinleşmemişti … Tandoğan ağırlıklı gidiyo” “Sıhhiyede olabilir” dediği, Erol’un “bu konuda işte YARDIM ALACAĞIMIZ İŞTE EN YÜKSEK YARGIÇLARDAN BİRİSİNİ ARADIM söyledim” “Şimdi aralarında üç dört tane isim kararlaştıracaklar” dediği anlaşılmıştır.

ANADOLU ULUSAL UYANIŞ VE DAYANIŞMA PLATFORMU


2005 yılında emekli olan Hurşit TOLON bir süre sonra İzmir ilinde Anadolu Uyanış ve Dayanışma Platformunu kurmuş ve bu platformun Genel Başkanı olmuştur. Ayrıca yine örgütün kontrol altına aldığı anlaşılan Türkiyem Topluluğuna danışmanlık yaptığı bilinmektedir.

Bunun yanı sıra Ankara da Çay Yolu Platformu, Ulusal Birlik Platformu, Ulusal Güç Birliği Platformu, Anadolu Ulusal Uyanış ve Dayanışma Platformu ile birlikte Ulusal Platformlar Güç Birliğini oluşturmuşlar ve tüm bu sivil toplum örgütlerinin faaliyetlerini sevk ve idare etmeye çalışmıştır.

Bu kapsamda örgütün amaç ve hedefleri doğrultusunda gösteri yürüyüş ve mitingler düzenlemiş, bu çerçevede İzmir de düzenlenen Cumhuriyet Mitingine Anadolu Uyanış ve Dayanışma Platformu olarak katılmışlardır.


            “UUPkrLş.doc” isimli EK MSword dosyasının içeriğinde, “ULUSAL UYANIŞ PLATFORMU (UUP)” “Ulusal Uyanış Platformu;  demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyetinin bağımsızlığına, ulusal birlik ve bütünlüğüne yönelik her türlü iç ve dış tehdide karşı toplumu bilinçlendirmek, Çağdaş Cumhuriyetimizin tüm değerlerini ve kazanımlarını korumak amacıyla, aşağıdaki (27) sivil toplum kuruluşu tarafından oluşturulmuştur: (Kuruluş Tarihi:20/Nisan/2006) TÜRK ANNELER DERNEĞİ İZMİR ŞUBESİ, TÜRK ANNELER DERNEĞİ BUCA ŞUBESİ, TÜRK  KADINLAR BİRLİĞİ  BORNOVA ŞUBESİ, TÜRK KADINLAR BİRLİĞİ İZMİR ŞUBESİ, TÜRK KADINLAR BİRLİĞİ KARŞIYAKA ŞUBESİ, TÜRK KADINLAR BİRLİĞİ URLA ŞUBESİ, TÜRK  KADINLAR KONSEYİ İZMİR ŞUBESİ, TÜRKİYE MUHARİP GAZİLER DERNEĞİ  EGE BÖLGESİ BAŞKANLIĞI, TÜRKİYE EMEKLİ SUBAYLAR DERNEĞİ BORNOVA ŞUBESİ, TÜRKİYE EMEKLİ SUBAYLAR DERNEĞİ KARŞIYAKA ŞUBESİ, TÜRKİYE EMEKLİ SUBAYLAR DERNEĞİ KONAK ŞUBESİ, TÜRKİYE YARDIM SEVENLER DERNEĞİ İZMİR ŞUBESİ, ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ (ADD) BALÇOVA ŞUBESİ, İZMİR KÜLTÜR VE SANAT DERNEĞİ, KADIN HAKLARINI KORUMA DERNEĞİ İZMİR ŞUBESİ, KÖY ÖĞRETMENLERİYLE HABERLEŞME  VE YARDIMLAŞMA DERNEĞİ, TÜRK KÜLTÜR VE SANAT DERNEĞİ (GENEL MERKEZİ), TÜRK DÜNYASI KADINLARI DOSTLUK VE DAYANIŞMA DERNEĞİ İZMİR ŞUBESİ, BORNOVA KADINLAR SOSYAL VE KÜLTÜREL DAYANIŞMA DERNEĞİ, İZMİR  SEKRETERLER DERNEĞİ, KADIN ADAYLARI DESTEKLEME VE EĞİTME DERNEĞİ (KA-DER), SOROPTİMİST DERNEĞİ GÖZTEPE ŞUBESİ, SOROPTİMİST DERNEĞİ İZMİR ŞUBESİ, SORPTİMİST DERNEĞİ KORDON ŞUBESİ, ULUSAL EĞİTİM DERNEĞİ, GİRİŞİMCİ KADIN DERNEĞİ, TÜRK KÜLTÜR VE SANAT DERNEĞİ KARŞIYAKA ŞUBESİ” şeklinde ifadelerin yer aldığı görülmüştür.

“UUP HURŞİT TOLON BASIN AÇIKLAMASI.doc” isimli EK MSword dosyasının içeriğinde ise ULUSAL UYANIŞ PLATFORMU (UUP) ONURSAL BAŞKANI (E) ORGENERAL HURŞİT TOLON’UN 4 KASIM 2006 TARİHLİ BASIN AÇIKLAMASI’nın yer aldığı, bu açıklmada özetle,

3 Haziran ve 24 Temmuz’da; Gündoğdu Meydanı’nda düzenlenen CUMHURİYET MİTİNGLERİNE, diğer Demokratik Kitle Örgütleri’yle birlikte iştirak edildiği belirtilmiştir.

İLETİŞİM TESPİT TUTANAKLARI

  • Tape No:7458’de kayıtlı 20.02.2008 günü Ahmet Tuncay ÖZKAN ile Umut arasında yapılan görüşmede; Umut’un “Bu seferberlik Cumhuriyet Seferberliği ayağı ne iş la O Mümtaz Uluç GÜRKAN topluyor Türkiyem topluluğu birleşiyor,…, ULUSAL UYANIŞ TOPLULUĞU ANKARA’DA BİRLEŞİYOR” dediği, Ahmet Tuncay’ın “Yapsınlar yapsınlar iyi olur iyi olur yapsınlar” dediği,

Tape No:4265’de kayıtlı, 04.03.2008 günü Ahmet Hurşit TOLON ile B.Zafer F… ile yaptığı görüşmede; B.Zafer F…’nın “iyi günler ben ZAFER F…, Ulusal Sivil Toplum Kuruluşları Birliğinden, Arastan almıştım telefonunuzu” “Evet ben sizin ziyaretinize gelmiştik biz” “Sivil Toplum Kuruluşları Birliği olarak” “Hatırlıyosanız iki kere, birinci orduda” “İstanbul kadın kuruluşları birliği koordinatörü Nazan MOROĞLUyla birlikte” “Evet şimdi efendim eğer vaktiniz müsaitse sizinle birazcık bazı şeyler söylemek istiyorum” “şimdi bir İstanbul daki aşağı yukarı elli yedi tane kuruluşun bi araya gelmesiyle oluşun bir birliğiz biz, bu birlik biliyorsunuz aynı zamanda Cumhuriyet Mitinglerine de büyük bir katkı yapmıştır ve İstanbuldaki Çağlayan Mitingini de düzenlemiştir. Şimdi biz amacımız tabi bütün Türkiye deki sivil toplum kuruluşlarının cumhuriyetçi sivil toplum kuruluşlarının bir eş güdümle bir araya gelmesi ortak hareket etmesi iken gördük ki Ankarada iki grup var” dediği, Ahmet Hurşit TOLON’un “Hayır, hemen ben bi anlatayım, tesadüfen onun Genel Kurul Toplantısı başlamak üzere şimdi sözcümüzde burda” “Maalesef Ankarada iki grup birilerinden oluştu ben ben şimdi o sizin iki grup dediğiniz grubun bir diğeriyle Ulusal Platformlar Güç Birliği şimdi” dediği, B.Zafer F…’nın “Evet bu UPEK” dediği “Burası dernek değil platform. Bunların beşi Ankarada kurul… Ankarada bulunan platformlar” “Ben size söyleyim ULUSAL GÜÇ BİRLİĞİ PLATFORMU, ULUSAL BİRLİK HAREKETİ PLATFORMU, TÜRKİYEM GRUBU, benim mensubu olduğum ANADOLU ULUSAL UYANIŞ VE DAYANIŞMA PLATFORMU” “ÇAY YOLU PLATFORMU, beş platformuz biz şimdi biz burada” “Yani hem bizle geldi Tuncay ÖZKAN benim arkadaşım, yıllardır arkadaşım hem bizle geldi konuştu hem de irtibatlı şeyle.. yani..” “Hayır hayır sonra biz bi araya gelelim bide siz bu bizim toplantımıza teşrif edin Oniki Nisana da hazırlıklı olun Nazan hanım söylemiştir size” dediği,

           Tape No:4269’da kayıtlı, 05.03.2008 günü Ahmet Hurşit TOLON’un Satılmış ….? ile yaptığı görüşmede; bir süre sohbet ettikten sonra,Ahmet Hurşit TOLON’un “Ben şimdi Ulusal Uyanış Platformunu iğne oyasıyla bugüne getirdim” “ben Türkiyem grubuyla ADD'yi yan yana getirmiş olmaktan dolayı suçlanıyorum.” “Ama ben bu grupları bir araya getirmek için iki sene sokakta koştum” “Tamam bak üstadım üstadım bak üstadım ona birşey demiyorum bak üstadım ama benim saygım var bakma biz orda masanın başında öyle olmaz böyle olmaz fikir tartışması ama bizim saygı kişiye saygımız var anlayışa saygımız var ben bir defa o kuruma saygım var ya TÜRKİYEM GRUBUNUN BİR ELEMANIYIM BEN saygım var”  “Benim endişem, İĞNEYLE KUYU KAZIP BÜTÜN BU SİVİL TOPLUM KURULUŞLARINI BERABER BİRLİKTE DÜŞÜNMEYE BU MEMLEKET HEPİMİZİN” 


  • Tape No:6269’ da kayıtlı 02.04.2008 günü Ahmet Hurşit TOLON ile Ali E...nin yaptığı görüşmede; Ahmet Hurşit TOLON’un “Selam ve saygılar muhterem hocam …” dediği, Ahmet Hurşit TOLON’un “Bide bugün şeyi okuyun Vakiti, Vakiti size saldırıyor” “Size saldırmıyor ŞEYE SALDIRIYO BİR NUMARANIZA SALDIRIYO” “Arkasında diyorki bütün işleri o yürütüyor diyor sizin için filanca tarihli filan emride o yayınladıyor filan diyo” dediği anlaşılmıştır.


  • Tape No:6270’ da kayıtlı 02.04.2008 günü Ahmet Hurşit TOLON ile Sinan AYGÜN’ün ile yaptığı görüşmede; Ahmet Hurşit TOLON’un “..... Kolay gelsin diyorum sizi meşgul etmek istemiyorum ama bir şey arz etcem” “Günler azalıyor bayraklar konusunda lütfedeceğiniz talimatınıza ...” dediği, Sinan AYGÜN’ün “Ben İstanbuldayım onun notunu alıyımda şimdi aşağıda bakıyım ne kadar bayrağımız kaldı bilgi veriyim ben size” dediği, Ahmet Hurşit TOLON’un “Ne kadar bayrak lütfederseniz o kadar mutlu edeceeğinizi biliyorsunuz” dediği, Sinan AYGÜN’ün “Tamam Komutanım mesajı aldım” dediği
  • Tape No:6276 da kayıtlı 04.04.2008 günü Ahmet Hurşit TOLON ile Yiğit B…nin yaptığı görüşmede; Ahmet Hurşit TOLON’un “.. cumartesi beraber olacaz .. siz son konuşmacısınız” “.. sizinle bitecek miting” Yiğit B...nin “Anlıyorum sayın paşam …TUNCAY ÖZKAN varmı bu organizasyon komitesinde” dediği, Ahmet Hurşit TOLON’un “Hayır konuşmuyacak” “Ben konuştum bakın benim dostum arkadaşım işte bunları sizle başbaşa konuşma şansım yok şimdi TUNCAY la oturdum yani TUNCAY tamam proğramında veriyor şimdi TUNCAY a dedimki bak TUNCAY biz iki üç şeye karşıyız” “ASKERİ KİMLİĞİ OLANLAR KONUŞMUYACAK bir” “SİYASETTE BELLİ BİR SÜRECİ GEÇİRMİŞ BİLİNEN SİYASİ KİMLİĞİN ÇERCEVESİ İÇİNE OTURMUŞ KİŞİLER KONUŞMUYACAK YOKSA HERKEZİN BİR SİYASİ İNANCI var İki” “üç ,Yüzü bu mitinglerde eskimiş adamlar olmuyacak tamam dolayısıyla siz kaç kişisiniz biliyormusun” dediği anlaşılmıştır.


TÜRKİYEM TOPLULUĞU


           Soruşturma kapsamında elde edilen delillerden, Türkiyem Topluluğu isimli Sivil Toplum Örgütünün şüpheli Mustafa ÖZBEK tarafından kurulduğu, Ahmet Hurşit TOLON’un danışmanlık yaptığı, İstanbul Sorumlusunun ise Kemal KERİNÇSİZ olduğu anlaşılmıştır. 

Şüpheli Ahmet Hurşit TOLON’un Cumhuriyet Savcılığında alınan ifadesinde; “Türkiyem Topluluğu isimli bir topluluk vardır. bu topluluğun kuruluşu 2005 yılı sonlarına doğrudur. Kuruluş Metal Sendikası binasındadır ve sözcüsü Mustafa Özbek'dir. Eski siyasileri biraraya getirip çoğunlukla sağ ve MHP tandanslılardan oluşur. 2005 yılının sonlarında toplantılarına gittim, hep eski siyasileri gördüm. bunlar bir siyasi parti kurulması amacıyla yola çıktılar. 1.kurultaylarında anladılar ki siyasi parti kuramıyorlar, bir siyasi dernek kurmaya yöneldiler.

Mustafa Özbek aynı zamanda Metal Sendikası, Türk boyları Konfederasyonu başkanıdır. Toplantıya 600 kişi katılmıştır. Burada bir siyasi parti kurmak çabası olduğunu gördüm. Ben tepeden inme bu işlerin olmayacağını dile getirdim. . Türkiyem Topluluğunun 60 danışmanından bir tanesiyim” dediği anlaşılmıştır.


Türk Metaş İş Sendikası Manisa Şube Başkanı Mehmet Ali ÖZALTIN’ın bir gazetede çıkan açıklamaları ile ilgili Bilgi Sahibi olarak alınan ifadesinde özetle;


           Türkiyem topluluğunun Manisa’da, sendika başkanının görevlendirdiği ART televizyonunda program yapan kişilerin katılımıyla iki üç toplantı yapıldığı, toplantılara genelde emekli Subay ve Astsubay ile öğretmen emeklileri ve başka mesleklerden kişiler ile halktan katılanların da olduğu, bunların dokümanlarının Satılmış ERDAL’da olduğu, Türkiyem topluluğunu sözde desteklemek için sendika genel başkanı Mustafa ÖZBEK’ in talimatı ile altı derneği bir araya getirip Saruhanbey federasyonunu kurduğunu, başkanlığını da yaptığını, bu federasyonun en büyük etkinliğinin Cumhuriyet mitinglerine destek sağladığı, hatta 05.05.2007 tarihinde yapılan Manisa mitinginin tüm organizasyon ve masraflarını karşıladıklarını, İzmir ilinde yapılan Cumhuriyet Mitingine de Manisa dan üç otobüs ile katıldıklarını, bunun yanında kumanya, bayrak temin ederek lojistik destek sağladıklarını, bu harcamaların sendikanın imkanları ile karşılandığını, sendika üyelerinin talimat ile bu mitinglere zorunlu olarak katıldığını, 24.06.2007 tarihinde Bursa ilinde yapılan mitinge de yine genel merkezin talimatı ile Manisa ilinden 10 otobüs ile katıldıklarını, Bursa’da tüm talimatları ve organizasyonu emekli Orgeneral Hurşit TOLON’un verdiği, hatta konuşmacı olarak katılanların sıralamasını bile kendisinin düzenlediği, Hurşit TOLON’ un mitingi organize etmesinin tepki ile karşılandığını, Bursa ilinde sendikaya üye 30.000 işçi olmasına rağmen en fazla 500 işçinin katıldığını, kullandıkları otobüslerin ücretlerini de baskı ile işverenden sağladıklarını, işverenler buna tepki gösterse de toplu iş sözleşmelerinde sıkıntı yaşamamak ve aradaki samimiyet nedeniyle otobüs ücretlerini ödediklerini, İstanbul ilinden katılanlara en büyük desteği KOÇ grubunun verdiği katılanların ulaşım ve kumanya ihtiyaçlarını da yine KOÇ grubunun karşıladığını,


           Türkiyem topluluğunun toplantılarının Ankara ilinde Büyük Anadolu otelinde yapıldığı, otelin kişi başına geceliği 100 USD. olduğu, faturanın sendikaya kesildiği, Türkiyem topluluğu içerisinde kuruluşunda emekli general Alaattin PARMAKSIZ, gazeteci ve öğretim görevlisi Hasan AYDIN, Mustafa BALBAY, Osman ŞAHİN isimli emekli askerin olduğu, bütün bu faaliyetleri en iyi bilen kişinin Satılmış ERDAL olduğunu, sendika genel başkanı Mustafa ÖZBEK’ in Emekli Albay Erdal SARIZEYBEK ile arasının iyi olduğu kendisine  maddi destek sağladığı, Mustafa ÖZBEK’ in oğlu Ahmet ÖZBEK’ in yönetim kurulu başkanlığını yaptığı ART televizyonunda Mustafa BALBAY, Emin ÇÖLAŞAN ve Erdal SARIZEYBEK program yaptığını,


           Türkiyem topluluğunun İstanbul sorumluluğunu Avukat Kemal KERİNÇSİZ’in yaptığını, sendika genel başkan yardımcıları Mecit HAZIR ile Pevrul KAVLAK’ın kendisini arayarak, 2006 yılı içerisinde Yunanlı turistlerin İzmir-Bergama da kilisede ayin yapacaklarını bu ayinin engellenmesi için bu ilçeye giderek olay çıkartmalarını istemeleri üzerine iki otobüs halinde yaklaşık 80-100 kişi bu ilçeye gidip bazı olaylar çıkararak ayinin yapılmasını engellediklerini, burada ne şekilde hareket edileceğine dair talimatları Türkiyem topluluğu İstanbul sorumlusu Avukat Kemal KERİNÇSİZ’in verdiğini, cep telefon numarasını genel başkan yardımcısı Mecit HAZIR’ın verdiğini bu şekilde Bergama da yapılacak olan eylem ile ilgili talimatları Kemal KERİNÇSİZ’in bizzat verdiğini, 


           Rauf DEKTAŞ KKTC. Cumhurbaşkanı iken 2003 yılında Türk Metal Sendikası Genel Başkanı Mustafa ÖZBEK’ in talimatı ile bu ülkenin vatandaşlığını aldığını, hatta o dönemde bu ülkede yapılan seçimlere de müdahale ettiklerini ve Yalçın TANFER’in bu ülkeye çok sayıda kişiyi götürdüğü, desteği ile Derviş EROĞLU’nun seçimleri kazandığını, 


           Türk Metal Sendikası başkanı Mustafa ÖZBEK’in ülkücü görüşe sahip olduğu sendika yönetiminin de yine aynı görüşten kişilerden oluştuğu ancak DEHAP’ ın 2. Olağan üstü kongresi 09.06.2003 tarihinde Türk Metal sendikasına ait Büyük Anadolu otelinin kapalı spor salonunda yapıldığı, sendika üyeleri olağan üstü kongrenin burada yapılmasından ve burada Türk bayrağına yapılan hakaret ve istiklal marşının okunmaması nedeniyle tepki gösterdiği, öğrendiği kadarıyla DEHAP’ın kongre yapabilecek bir yer bulamadığı ve Büyük Anadolu otelini de Yalçın KÜÇÜK’ün ayarladığı ve Yalçın KÜÇÜK şuan da sürekli ART televizyonunda program yaptığını,


           Şube başkanlığını yaptığı Manisa Türk Metal sendikasına her ay (14) ayrı dergi bunların yanında (32) ayrı kitabın da genel merkez tarafından ücretsiz olarak gönderildiği, kitaplar arasında Ergenekon soruşturmasından dolayı cezaevinde bulunan Ergün POYRAZ’ın Musanın Çocukları isimli 3000 adet kitabın da ücretsiz olarak genel merkez tarafından gönderildiği, derneklere gelip gidenlere kitapları dağıttıklarını dağıtım yaptıkları bu kitapların arasında o tarihlerde yasaklı olan bile olduğunu,


           Türk Metal sendikası genel başkan Mustafa ÖZBEK ve  genel başkan vekili Pevrul KAVLAK’ın sözleşmelerde işverenden  ART televizyonu için reklam alması yönünde baskılar yaptığını sürekli bir an önce reklam konusu çöz diye baskı yapmaya devam ettiklerini, Mustafa ÖZBEK Mustafa BALBAY ile ART televizyonunda yaptığı programın faturasının sendikaya kesildiğini, Mustafa BALBAY, Emin ÇÖLAŞAN gibi kişiler tarafından ART televizyonunda genellikle mevcut olan hükümetin aleyhine olan programlar yapıldığını, bu şahıslara gider makbuzu adı altında sendikadan para ödendiğini, sendikaya hibe edilen araç ve gereç ile çalışan personelin ART televizyonunda kullanıldığını naklen yayın aracının bir dönem KOÇ Holding’e ait Ford firmasında genel müdürlük yapan Turgay DURAK tarafından sendikaya hibe edildiğini ancak aracın ART televizyonunda kullanıldığını,


           ART televizyonunda sendikanın imkanları kullanılarak mevcut hükümete karşı aleyhte bir kampanya yürütüldüğü, Cumhuriyet mitingleri de yine Türk Metal Sendikası tarafından organize ve finanse edildiği bütün bunların da işçilerin alın teri ile yapıldığını, 
           2007 yılı Aralık ve 2008 yılı Mayıs ayı içerisinde Türkiyem topluluğu üyeleri siyasi parti kurmak için üç gün Ankara ilinde Büyük Anadolu otelinde üçer gün süre ile toplantı yaptığı, bu toplantılara emekli Orgeneral Hurşit TOLON, emekli askerler Osman ŞAHİN, Alaaddin PARMAKSIZ, gazeteci Mustafa BALBAY, Profesör Dr. Yaşar HACISALİHOĞLU gibi isimlerin katıldığı, konuşmalarında mevcut hükümete karşı yeni bir hareket oluşturulması gerektiğini söylediklerini, Mustafa ÖZBEK’in ısrarla Mustafa YILDIRIM tarafından yazılan “Sivil Örümceğin Ağında “ ve Ergün POYRAZ’ ın “Musa’nın Çocukları “ isimli kitapları mutlaka okumaları ve çevrelerinde bulunan herkese okutmaları  talimat verdiğini, 


           Türk Metal Sendikası Başkanı Mustafa ÖZBEK’in bir dönem sendikayı bırakmayı düşündüğü ancak kendisinden sonra gelen kişinin hesaplardan dolayı kendisini zor durumda bırakabileceğinden korktuğunu Türkiyem topluluğunun oluşmasından sonra ise görevi bırakmaktan vazgeçtiğini, Biga, Gebze, İstanbul ve Çerkezköy şube başkanlıklarına yasaya aykırı olarak bir gün bile işçilik yapmayan sendikada şoför, güvenlik görevlisi, odacı vb. görevler yapan akrabalarını getirdiğini Çalışma Bakanlığına bunu dilekçe ile bildirdiğini,  


           Eski genel başkan vekili Mahmut TAŞDEMİR’den 26.08.1996 tarihinde İstanbul ilinde Mustafa ÖZBEK’ in desteklediği adaya karşı seçime giren ve 3 oy farkla seçimi kazanın Alirıza MERT isimli şahsın 2006 yılı Eylül ayında sendika genel sekreteri olan Muharrem ASLIYÜCE tarafından silahla ayaklarından vurdurulduğunu, bu şahsın başka suçlardan da sabıkasının olduğunu, Pendek adliyesinde işlediği bu suçtan davasının olduğunu ancak mağdurların tehdit ve baskı ile davalarından vazgeçirildiğini zaman zaman sendika şube seçimlerinde başkanın gösterdiği adaylara rakip olunmaması, olunursa Alirıza MERT’ in durumu örnek olarak gösterildiğini beyan etmiştir.

ÇAYYOLU PLATFORMU Şüpheli Hurşit TOLON’un İstanbul Emniyet Müdürlüğünde alınan ifadesinde; “Ankara ilinde birçok dernek, Vakıf, meslek kuruluşunu, bünyesinde bulunduran platformlar mevcuttur. Bunlardan Çay Yolu Platformu, Ulusal Birlik Platformu, Ulusal Güç Birliği Platformu, Anadolu Ulusal Uyanış ve Dayanışma platformu, beraberlikle oluşturdukları Ulusal Platformlar güç birliği olarak bazı konularda birlikte çalışmaktadırlar. Bu kapsamda Ankarada düzenlenen 12 Nisan mitingi için, benimde içinde bulunduğum, platform temsilcisi olan bir heyet, ATO başkanı Sinan AYGÜN’ün ziyaret edilerek, kendisinden mitingle ilgili destek talebinde bulunulmuştur.” dediği anlaşılmıştır.

ULUSAL PLATFORMLAR GÜÇ BİRLİĞİ (UPG) Soruşturma kapsamında elde edilen delillerden Ergenekon terör örgütü Sivil Toplum Örgütlerini daha güçlü ve etkin kılmak için değişik isimler altında oluşturdukları platformları “ULUSAL PLATFORMLAR GÜÇ BİRLİĞİ” adı altında toplamışlardır.

Emcet OLCAYTU isimli şahsa ait Datronlaptop marka bilgisayarına elde edilen fujitsu harddiskin içinde bulunan doc dosyasında, “UPG_Basin_Aciklamasi_13[1].02.2008[1]” isimli word sayfasında; “13 Şubat 2008 tarihli ULUSAL PLATFORMLAR GÜÇBİRLİĞİ basın bildirisinde,

Anadolu Ulusal Uyanış ve Dayanışma Platformu, Çayyolu Platformu, Toplumsal Güç Birliği Platformu, Türkiyem Gurubu ve Ulusal Birlik Hareketi Platformu 18 Ocak 2008 tarihinde bir araya gelerek bundan sonraki ortak faaliyetlerini “Ulusal Platformlar Güçbirliği” adı altında yürütme kararı almışlardır. Bilahare bu birlikteliğe; Adana, Antalya, Eskişehir, Gaziantep, Isparta, İzmir, Konya, Karadeniz Ereğlisi Ulusal Uyanış Platformları ve Samsun Sivil Toplum Örgütleri Platformu da katılmışlardır. Böylece “Ulusal Güç Birliği; 14 platform ve bu platformlara mensup tüzel kişiliği olan çok sayıda dernek, sendika, vakıf ve kurumdan oluşmuştur.

Ulusal Güç Birliği’nin ANKARA’da olduğu gibi Türkiye’nin büyük bir bölümünde il ve ilçelerde de “Eşgüdüm Merkezleri” oluşturulmaktadır. Çok tabiidir ki gelecekte aynı amaçlı kuruluşların katılımı ile “Ulusal Platformlar Güçbirliği” daha da büyüyüp güçlenecektir. Bu metin UPEK - Ulusal Platformlar Esgüdüm Kurulu’nca oluşturulmuştur” şeklinde yazıların olduğu,

Şüpheli Ahmet Hurşit TOLON ait Ankara ili Ahmet Taner Kışlalı Mahallesi Park Caddesi Ata Park sitesi No.1 Çay Yolu Yeni Mahalle sayılı adresinde yapılan arasında el konulan belgelerin incelemesinde;

“Laik Cumhuriyetten yana Siyasi Parti Liderlerine ve Demokratik Kitle Örgütleri Liderlerine Arzımdır” başlıklı dokümanda; 

Demokratik kitle örgütlerinin bu güne kadar üstlerine düşen görevleri fazlası ile yaptıkları, DÜNYAYI ŞAŞIRTAN MİTİNGLER YAPTIKLARI, onların bu eylemlerinden dolayı övgü ile anılacağı, ancak asıl amaç olan iktidarı uyarma ve değiştirmeyi başaramadıklarını, eylemleri yapan grubun siyasi ayağının eksik olduğunu, bu konuda yapılacak tek şeyin olduğu UPEG temsilcilerinin uygun gördükleri siyasi parti liderlerini ziyaret ederek birlikte hareket etmeye davet etmek gerektiği, birlikte hareket gücünü yaratmanın öncelikle ana muhalefet partisi genel başkanı Deniz BAYKAL’a düştüğünü, o yapmıyor ise Cumhuriyetten yana olan diğer partiler ve demokratik kitle örgütleri ile birlikte hareket edilmesi gerektiği, şeklinde bilgilerin yer aldığı görülmüştür.


ADD Genel Merkezi, Pınar ÖZER isimli şahsın kullandığı, SAMSUNG marka, seri numarası SOOJJ20X150161 olan bilgisayar hard diski üzerinde yapılan incelemede “FIL15108.DOC” isimli bir MSword dosyası incelendiğinde “ULUSAL BİRLİK KONSEYİ” başlıklı belgenin tamamının 2 sayfadan ibaret olduğu, “ÜNİVERSİTELER: başlığı altında KEMAL ALEMDAROĞLU, MESLEK ODALARI: başlığı altında SİNAN AYGÜN, BASIN:başlığı altında İLHAN SELÇUK, FERİT İLSEVER, PLATFORMLAR VE ULUSAL GÜÇBİRLİKLERİ: başlığı altında AV.NUSRET SENEM” isimlerinin yazılı olduğu görülmüştür.


Birol BASARAN isimli şahsa ait, WD marka, seri numarası WXCX07933853 olan hard disk üzerinde yapılan incelemede ; “ULUSAL BİRLİK KONSEYİ.doc” isimli MSword dosyası incelendiğinde;

Söz konusu belgede, İstanbul Üniversitesi Eski Rektörü Prof. Dr. Kemal ALEMDAROĞLU’nun düzenlediği Halkçılık Sempozyumunda sarf ettiği “Kuvayı Milliye Hareketini başlatıyoruz” sözlerinden dolayı belli bir takım gruplarca hedef alındığı, bu nedenle Prof. Dr. Kemal ALEMDAROĞLU’nun yanında ve konunun sonuna kadar takipçisi olduklarını; ayrıca bundan böyle Kuvayı Milliye ruhuyla yaptıkları mücadeleyi daha örgütlü ve daha kararlı olarak sürdüreceklerini ilan eden belge olduğu görülmüştür.

İLETİŞİM TESPİT TUTANAKLARI


  • Tape No:6039, 05.03.2008 günü Mehmet Şener ERUYGUR ile Derya K…nın yaptığı görüşmede; Derya K…nın “Bu Cumartesi günkü panelle ilgili olarak” “… Ulusal Platformlar Güç Birliği adına… şeye katılımcılar arasına bu şekliyle yazılmasını söyledi” dediği ,


  • Tape No:6207’ de kayıtlı 07.03.2008 günü Ahmet Hurşit TOLON ile Tuncer B…nın yaptığı görüşmede; A.H.TOLON’ un “…. şimdi biraz sonra ciddi bir çalışmaya gireceğiz. 12 Nisan. …” “Ben alıyorum gazetemizi. Her tarafa dağıtıyorum” dediği, Tuncer …nın “Sağolun” dediği, A.H.TOLON’ un “Şimdi 12 Nisan da” “Ankara da” “çok katılımlı büyük çaplı bir miting yapılacak” “Bu miting için gerekli başvurular yapıldı duyurular yapıldı. Filan hepsi yapıldı” “15 büyük platform bir araya gelerek organize ediyor bunu” “Ulusal Güç Birliği Platformu düzenliyor” dediği,
  • Tape No:6209’ de kayıtlı 07.03.2008 günü Ahmet Hurşit TOLON ile Bedi S… B…nin yaptığı görüşmede; A.H.TOLON’ un “… bizim Ankarada ... Oluşturduğumuz çok büyük bir Sivil Toplum Kuruluşları Birlikteliği var. Ulusal Platformlar Güç Birlği” “… bu platform ADD ki zaten onu siz danışmanısınız. ADD heyeti burada. Bizi tanıyorsunuz Samsun’a beraber gittik” “Hocam bunu bilerek söyledim şimdi bir şey söyleyeyim mi ALLAHTAN VARSINIZ BERABER YÜRÜYORUZ BU İŞ OLMUŞTUR HOCAM. … 12 nisan Cumartesi sayın hocam” dediği ,
               Tape No:6218, 11.03.2008 günü Ahmet Hurşit TOLON ile Sinan AYGÜN arasındaki görüşmede özetle; Ahmet Hurşit TOLON’un “Saygıdeğer başkanım bu saatte rahatsız ettim özür dilerim müsait misiniz?” “Saygıdeğer başkanım biliyorsunuz burada olağanüstü birliktelik oluştu UPEK Ulusal Platformlar Güç Birliği birlikte gelmek istiyorlar ben üstlendim bunu kabul buyurursanız hem o gün zat alinizi hemde sayın HABERALı  ziyaret edeceğiz müsaitse programınız Perşembe günü” dediği, 
  • Tape No:6226 da kayıtlı 13.03.2008 günü Ahmet Hurşit TOLON ile Gülnevin E…nin yaptığı görüşmede; A.H.TOLON’un “Şimdi ben haftada üç defa dörtdefa iki platformun bi de ordaki UPEK toplantısına katılıyorum tabi öle geçiyo. …” dediği ,
  • Tape No: 7508, 13.03.2008 günü Ahmet Tuncay ÖZKAN ile Hurşit TOLON arasında yapılan görüşmede; A.H.TOLON’un “BU ÇIKTIĞIMIZ VE AMA SİZİN ÖNDE GİTTİĞİNİZ yolda Allah gücümüze güç katsın bu bir,…, Dinleyenlerde bundan nasibini alsın iki,…, Burada belki belki değil muhakkak biliyorsunuz daha önce konuştuk BURADA Bİ SÜRÜ PLATFORM BİR ARAYA GELDİ BIRAK DERNEĞİ,…, Yani işte bu Ulusal Güç Birliği,…, Efendim Ulusal Birlik Hareketi, Anadolu Ulusal Dayanışma Platformu, Çay Yolu may yolu bir sürü yani PLATFORMLAR ŞİMDİ BİRLİKTE DÜŞÜNÜYOR BİRLİKTE ÜRETİYOR”dediği,

BİZ KAÇ KİŞİYİZ PLATFORMU


Şüpheli Ahmet Tuncay ÖZKAN’ın 25.09.2008 tarihinde İstanbul Emniyet Müdürlüğünde alınan ifadesinde;

“Son genel seçimler sonrasında, yani 22 Temmuz sonrasında AKPnin büyük çoğunlukla elde etmiş olduğu iktidar karşısında bir muhalefetin olmadığını düşünerek demokrasi ve çoğulculuğun yaşaması için Biz Kaç Kişiyiz diye sordum. Bu konuyu 12 Eylülde televizyonda açıklamayı düşündüm. Çünkü 12 Eylülün Türkiye’ye çok ağır bedeller ödetmiş bir faşist darbenin yıl dönümü olarak düşündüğüm için o tarihte açıklamayı uygun gördüm. Ancak RTÜK o tarihte Kanaltürk Ana Haber için program durdurma yaptırımı vardı. Bu nedenle o gün açıklama yapamadım. Ancak bir sonraki gün bahsettiğim düşüncemi haber programında açıkladım ve Biz Kaç Kişiyiz diye sordum. Bu sadece benim fikrimdi. Bu amaçla bir internet sitesi oluşturduk. Siteye bir hafta içersinde 300 bin kişi civarında müracaatta bulunuldu. Düşünceme karşı bu kadar talep olmasından dolayı bu hareketi bir sivil toplum örgütüne dönüştürmeyi düşündüm. Bu amaçla İstanbul ve Anakara’da birçok sivil toplum örgütü ile görüşmeler yaptım. Bunların içersinde Mehmet Şener ERUYGUR ve Ahmet Hurşit TOLON yoktur. Herhangi bir görüşte almadım. İlerleyen dönem içersinde de yasal müracaatlarımı yaparak “Biz Kaç Kişiyiz” sivil toplum platformu olarak faaliyete geçti.

Biz Kaç Kişiyiz sivil toplum platformunun kuruluş finansmanını kendim karşıladım. Zaten maliyeti çok cüzidir. İnternette oluşturulan bir site ve sonrasında üyelerin müracaatı ile 1 Milyon 300 Bin üyeye ulaştık. Ancak ilk dönemde üyelerimizden herhangi bir aidat almadık. Sonraki dönemde siteye yönelik bazı saldırılar oldu. Bu nedenle kimin girip çıktığını kontrol altına alabilmek için aidat sistemine geçtik. Bu şekilde iki bölümlü bir site haline geldi. Aidat ödenen kısımda yaklaşık 3 bin kişi kayıtlıdır. Bunlardan yıllık olarak kişi başına 10 YTL ücret alınır. Ayrıca reklam geliri olarak üyelerin kendi aralarında topladıkları bir yılda 158 Bin YTL reklam geliri toplandı. Bunların hepsi faturalıdır ve reklam verenlerin isimleri sitede yayınlanır. Toplanan paralar sitenin işletim şirketi olan Penna Reklam Organizasyon şirketi hesabına yatırılmaktadır. Toplanan paralar sitenin giderlerine harcanmaktadır. Bu harcamaları da bahsi geçen şirket yapmaktadır. Siteyle ilgili tüm yasal bilgiler sitenin içersinde mevcuttur. Ayrıca şunuda eklemek istiyorum. Biz Kaç Kişiyiz platformu dünyada ilk kez oluşturulan şeffaf bir yapıdır. Yöneticileri, ilkeleri, amacı, kapsamı, üyelerinin cep telefonlarına varıncaya kadar hertürlü bilgi internet sitesinde bulunan bir yapıdır” şeklinde beyanda bulunduğu,


  • Tape No:7779, 04.01.2008 günü Ahmet Tuncay ÖZKAN ile Murat arasında yapılan görüşmede; Murat’ın “Yarın sana geliyor Muhittin abi dimi abi” dediği, Ahmet Tuncay’ın “Şey çok iyi olacak gelsin 60 kişilik tam 60 kişilik bir kadro kurdurucam ona tamam,… De ki yani istiyorsan şey yapalım birlikte toplantı yapalım Tuncay abi ile birlikte de,… Yani adamın anasını iyilikle belleme operasyonu yapacağız” dediği ,
  • Tape No:7782, 06.01.2008 günü Ahmet Tuncay ÖZKAN ile İrfan…? Arasında yapılan görüşmede; A.Tuncay ÖZKAN’ın; “İrfan abi Siteye niye girmiyonuz mu abi ya” “Ya ben biliyorum ya ...ulan İrfan….insaf et dur bir Dakka…..sen adamın anasını iyilikle s… denklemini biliyor musun?” “Yarın sabahtan itibaren iş başka oluyor hadi öptüm” “Program yazılıyor MİLLETİN ANASINI İYİLİKLE S…… başka türlü büyemeyiz” dediği,


  • Tape No:6045, 11.03.2008 günü Mehmet Şener ERUYGUR ile Tamer…? in yaptığı görüşmede; Tamer’in “… komutanım saygılar hayrola” dediği, Mehmet Şener ERUYGUR’un “Sağolun iyiyim komutanım .. dün aradım bir kaç defa” “Öbür konuda mutabakat bildirildimi diğer tarafa” “O şeyle ilgili biz kaç kişiyiz ile ilgili” dediği, Tamer’in “… yok birşey söylemedik” dediği, Mehmet Şener ERUYGUR’un “Söylemedik onu bir şeye mümtaz hocaya falan bildirmek gerekiyor muydu bilmiyorum ki” dediği,
  • Tape No:6238 de kayıtlı 18.03.2008 günü Ahmet Hurşit TOLON ile Gönül C…nin yaptığı görüşmede; A.H.TOLON’ un “Bu Ulusal Egemenlik düzenlemesini ulusal egemenliğimize değer veren 1000 e yakın kuruluş meydana getiriyor ayrıca bizim Tuncay ÖZKANın Biz Kaç Kişiyiz grubu ile beraber oluyor bu iş” dediği,


  • Tape No:7798, 29.01.2008 günü Ahmet Tuncay ÖZKAN ile Mehmet Şener ERUYGUR arasında yapılan görüşmede; Ahmet Tuncay ÖZKAN’ın “Paşam dün biz konuştuk,…, SİZİN SÖYLEDİĞİNİZ NOKTA DA ARKADAŞLARIMIZLA MUTABIK KALDIK,…, Zamanlama ve bu olgu ile ilgili olarak sivil toplum görüş kuruluşlarını toptancı görüşü oluşana kadar,…, YANİ SİZ BU KONU DA BİR FİKİR OLUŞTURANA KADAR SİZİ BEKLEYECEĞİZ BİZ,…,” dediği, Mehmet Şener ERUYGUR’un “Çok güzel bu tabi size biraz daha güç verecek daha inandırıcılık sağlayacak diye düşünüyorum” dediği ,


  • Tape No:7801, 31.01.2008 günü Hurşit TOLON ile Ahmet Tuncay ÖZKAN arasında yapılan görüşmede; “O dedi kusura bakmayın... bak bunu sizden duymak beni ve bütün yönetimi mutlu edecek,…, Hayır Niye biliyor musunuz hep öyle yap... AZİZ DOSTUM BİZ SENLE KADER ARKADAŞIYIZ KADER ARKADAŞI,…, BERABER ÇIKTIK YOLA HATIRLARSAN, şimdi beni de başladılar sana saldırıyorlar şimdi bana da saldırıyorlar...” dediği,


  • Tape No:7452, 05.02.2008 günü Ahmet Tuncay ÖZKAN ile CUMOK (Cumhuriyet Gazetesi Okurları) İzmir Temsilcisi Demet G… arasında yapılan görüşmede; Ahmet Tuncay ÖZKAN’ın “Şimdi sen de arkadaşlarla bunu konuşmanı istiyoruz eğer onaylarsan Ankara’da bu akşam o toplantı olacak EYLEM BİRLİKTELİĞİ SAĞLANMIŞ OLACAK diyoruz ki bir CUMHURİYET MİTİNGLERİNİN laik cumhuriyet mitingi olarak yeniden başlatıyoruz”dediği,


  • Tape No: 7809, 06.02.2008 günü Ahmet Tuncay ÖZKAN ile Mehmet Şener ERUYGUR arasında yapılan görüşmede; Ahmet Tuncay’ın “Ankara’ya gidiyorum paşam çok karıştı ortalık,…, Bizim çocuklar falan,…, İzmir'i de çağırdım Ankara’ya” dediği, Mehmet Şener’in “Tamam onları toplanıyorsunuz,…, ŞİMDİ BİZ ORTAK BİR FAALİYETLE İLGİLİ BİR GÜN TESPİTİ DE YAPTIK da zaten ne zaman dönüyorsun” dediği, Mehmet Şener’in “…bakın şimdi şey ne yapıyor o yani BAHÇELİ’nin verdiği cevap yani kendi yaptığı şeyin kötü bir şey olduğunun bilincinde artık etrafa şey atıyor çamur atıyor” dediği, Ahmet Tuncay’ın “Çamur atıyor Türk Milliyetçiliğine düşmanlığı artıyor” dediği,


  • Tape No: 7817, 12.02.2008 günü Ahmet Tuncay ÖZKAN ile Fuat Y… arasında yapılan görüşmede; Fuat’ın “Abi boğuşursun helal olsun sana valla helal olsun sana bu halk da alttan biraz bunun peşine takılırsa” dediği, Ahmet Tuncay’ın “Şu bizim eski zamanlardaki gibi MAHALLE DİRENİŞ KOMİTELERİ GİBİ YÜRÜYELİM DİYORUM YA” dediği,
  • Tape No: 7820, 15.02.2008 günü Ahmet Tuncay ÖZKAN ile Mehmet Şener ERUYGUR arasında yapılan görüşmede; Ahmet Tuncay’ın yapılacak sivil toplum hareketlerini kastederek “YOK PAŞAM ZATEN BİZ SİZİN GÖRÜŞÜNÜZÜ BENİMSEDİK,…, SİZ NASIL BİR YOL ÇİZERSENİZ ÖYLE İLERLİYCEZ PAŞAM” dediği,


Tape No:7513, 14.03.2008 günü Ahmet Tuncay ÖZKAN ile İsmail T… arasında yapılan görüşmede; İsmail’in “...İYİ NE YAPALIM ORTALIĞI KARIŞTIRMAYA ÇALIŞIYORUZ” dediği, A.Tuncay ÖZKAN’ın; “Sen bizim bizim ekranımıza baktın mı bugün hiç” dediği,


Tape No:7739, 24.07.2008 günü Ahmet Tuncay ÖZKAN ile Ayhan Ö… arasında geçen telefon görüşmesinde özetle; A.T.ÖZKAN’ın "Ergenekon ATV ye kon Ergenekon omleti yapacaksınız oğlum ATV nin önünde” “TOPLA HERKESİ ŞU SENİN SULTANGAZİ MİDİR ATADIĞI YÖNETİCİLER VAR YA O İBNELERİ DE AL DOĞRU DÜZGÜN EYLEM YAPSIN İBNELER” dediği, Ayhan Ö…nün “şimdi onları tartışıyorduk” dediği, A.T.ÖZKAN’ın “ONLARI DA ONLARI TARTIŞMAYI BIRAKIN HADİ ATLAYIN OTOBÜSLERE GİDİN” “ERGENEKON ARTIK OĞLUM BU BÖYLE SUSMAKLA FALAN OLACAK BİŞEY DEĞİL YANİ BUNLARIN A… K… LAZIM” dediği, Ayhan Ö…nün “benim msn de şey yazıyor abi zaten her yere koncuyuz” “her yere kon” dediği, A.T.ÖZKAN’ın “BAK ŞİMDİ BU ATV YE BUNUN HADDİNİ HESABINI BİLDİRMEK LAZIM TAMAM MI” dediği, Ayhan Ö…nün “TAMAM ABİ BİRAZ ŞEY OLDU AMA ACELE OLDU AMA YAPACAZ İNŞALLAH” dediği, A.T.ÖZKAN’ın “KARDEŞ ACELE MACELE YAPACAKSIN” dediği, Ayhan Ö….nün “tamam abi” dediği, A.T.ÖZKAN’ın “... ÇABUK ÇABUK TOPLA KARI KIZ ÇOLUK ÇOCUK NE VARSA HADİ MAHALLEYİ AL EĞLENCEYE GİDİYORUZ DE HADİ ÖPTÜM SENİ” dediği ,


Tape No:7740, 24.07.2008 günü Ahmet Tuncay ÖZKAN ile Evrim BAYKARA arasında geçen telefon görüşmesinde özetle; A.T.ÖZKAN’ın “Nerdesin lan” “HEMEN ANKARADA ATV NİN ÖNÜNDEKİ EYLEME KATILIYORSUN BİR SÜRÜ ADAM TOPLAYIP ORAYA GÖTÜRÜYORSUN” dediği, Evrim BAYKARA’nın “EVET KATILIYORUM ABİ” dediği, A.T.ÖZKAN’ın “SAAT 10 DA SENİ GEBERTİRİM KATILIYORUM ABİ FALAN DEĞİL GİDECEKSİNİZ ORAYA” dediği, Evrim BAYKARA’nın “tamam aradığın iyi oldu abi bende onun hazırlığını yapıyordum” dediği, A.T.ÖZKAN’ın “ŞEREFSİZ ... ONA HAZIRLIK YAP ONA GİDİYORSUN SENİN BACAĞINA SIÇARIM VALLAHA” dediği, Evrim BAYKARA’nın “tamam abi sen haklısın ben şimdi hazırlık yapıyorum” dediği, A.T.ÖZKAN’ın “EŞŞEKOĞLUEŞŞEK SEN NERDESİN LAN HAKİKATEN” dediği, Evrim BAYKARA’nın “ANKARADAYIM YA İÇİYORDUK LEVENTLE” dediği, A.T.ÖZKAN’ın “LEVENTE SÖYLE HEMEN ATV NİN ÖNÜNE GİDİYORSUNUZ” dediği, Evrim BAYKARA’nın “TAMAM KALKIYORUZ ŞİMDİ ZATEN İŞTE BİZ ATV ÖNÜNE GİDİYORUZ TAMAM” dediği, A.T.ÖZKAN’ın “DOMATES DOMATESLE YUMURTADA GÖTÜRÜN YANINIZDA DUVARLARDA OMLET YAPACAKSINIZ” dediği, Evrim BAYKARA’nın “öyle mi soğanda alabilir miyim” dediği, A.T.ÖZKAN’ın “soğan orda zaten yeteri kadar var içerde” dediği ,


Tape No:7741, 24.07.2008 günü Ahmet Tuncay ÖZKAN ile Levent A… arasında geçen telefon görüşmesinde özetle; A.T.ÖZKAN’ın “Ye beni Ergenekondan alsınlar sen ye orda gebertcem” dediği, Levent A…nın “Bütün ekibi topluyoz abi şu an geliyolar beni de almaya” dediği, A.T.ÖZKAN’ın “Topla seni gebertirim çabuk topla domates omlet yumurta” dediği, Levent A…nın “tamam” dediği, A.T.ÖZKAN’ın “Bütün medyaya haber verin” dediği ,


Tape No:7745, 24.07.2008 Ahmet Tuncay ÖZKAN’a X ŞAHSIN gönderdiği mesajda; “ONEMLI-ACIL CAGRI. ATV, LIDERIMIZ TUNCAY OZKAN I HEDEF GOSTERDI. TUM BIZKACKISIYIZ/IST.ATV BARBAROS BULVARINA PROTESTOYA. HAYDI SISLI SIMDI GOREV ZAMANI” yazdığı ,.


Tape No:7746, 24.07.2008 günü Ahmet Tuncay ÖZKAN ile Evrim BAYKARA arasında geçen telefon görüşmesinde özetle; Evrim BAYKARA’nın “NTV geldi öyle işte basın açıklaması yaptık” dediği, A.T.ÖZKAN’ın “Yumurta domates atmadınız mı olum” dediği, Evrim BAYKARA’nın “İl başkanı yaptı basın açıklamasını atacaz birazdan” dediği, A.T.ÖZKAN’ın “Atın olum görsünler onlar domateslerle yumurtaları görsünler eylemin önemi domates yumurta Ergenekon omleti yaptık diye” dediği ,


Tape No:7747, 24.07.2008 günü Ahmet Tuncay ÖZKAN ile Ayhan Ö... arasında geçen telefon görüşmesinde özetle; Ayhan Ö…nün “Abi ATV nin önündeyiz şu anda” dediği, A.T.ÖZKAN’ın “Kaç kişi var” dediği, Ayhan Ö…nün “150-200 kişi var ama daha millet daha yeni yeni çıkıyo” dediği ,


Tape No:7750, 24.07.2008 günü Ahmet Tuncay ÖZKAN ile Temel arasında geçen telefon görüşmesinde özetle; A.T.ÖZKAN’ın “Yav Temelim ne yaptın İstanbul’da ya” dediği, Temel’in “Vallaha işte biraz karıştırdık ATV nin önünü” dediği, A.T.ÖZKAN’ın “Yav yumurtaları çakamamışsın şunların gözüne ya”, “Yav bişey olsaydı yav yumurta ve domatesi çakın şu camlara ya”, “Yav yapın yav yapın ya yapın ya yapın ya”, “Bi yumurtayla yumurtayla domatesi çak şunlara ya”, “Çak şunlara çak ya” dediği, Temel’in “Çakacaz o günlerde gelecek merak etme” dediği ,

TÜRKİYE GENÇLİK BİRLİĞİ

           Adnan TÜRKKAN’ın Savcılıkta alınan ifadesinde;

“Türkiye Gençlik Birliği Merkez Kurulu üyesiyim.Ben aynı zamanda İşçi Partisi üyesiyim. DOĞU PERİNÇEK' i tanıyorum. Ben DOĞU PERİNÇEK' i işçi partisi üyesi olmam sebebi ile irtibatım vardır, onun dışında özel bir görüşme ve bir faaliyetim yoktur.TUNÇ AKKOÇ' u tanırım. Kendisi öğrencidir. Öncü Gençliğin İstanbul il başkanıdır”


Tunç AKKOÇ’un İstanbul Emniyet Müdürlüğünde alınan ifadesinde; İşçi Partisi üyesi ve Merkez Karar Kurul üyesi olduğunu beyan etmiştir.


Tunç AKKOÇ’un İlimiz Kadıköy İlçesi Bostancı Mah. Bahçelere Giden 2. Yol Sok. No: 19/13 sayılı adresinde elde edilen dokümanların incelemesinde;

  • İlk sayfasında “ Türkiye gençlik Birliği Çalışması Üzerine” ile başlayıp, son sayfasında, “…bu rakamın artacağı kesindir.” İle biten (15) sayfa bilgisayar çıktısı doküman;

-Yıldız Teknik Üniversitesi içerisinde bir öğrenci kulübü olan Bilimsel Düşünce Kulübü’nün TGB’nin kuruluşundaki çalışmalarının anlatıldığı, aralarında Ferit İlsever’in de isminin bulunduğu birçok ismin katıldığı etkinlikleri düzenledikleri, üniversite içerisindeki örgütlenme çalışmalarının anlatıldığı, yine devamında Marmara Üniversitesi Haydarpaşa Kampusu TGB Raporu başlığı ile bu üniversite içerisindeki yapılanmanın anlatıldığı, örgütsüz gençlerin örgütünün artık TGB olduğunun, TGB olarak Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde ses getirecek eylemler gerçekleştireceklerinin, örgütlenmelerinin ilk etapta üniversitelerde tamamlanacağının, TGB ile İşçi Partisi arasındaki ilişkinin kesinlikle belli edilmemesi ve bu bağın ortaya çıkmasına sebebiyet verecek eylem ve söylemlerden kaçınılması gerektiğinin ifade edildiği dokümanlar olduğu görülmüştür.


Ayrıca Tunç AKKOÇ isimli şahsa ait, Samsung marka, seri numarası S12DJ9DP801399 olan hard disk üzerinde yapılan incelemede ;

“ Cihan Öztugay.doc” isimli word dosyasının olduğu görülmüş, “Cihan Öztugay” isimli MSWORD belgesinin 3 sayfadan ibaret olduğu içeriğine bakıldığında “MARMARA ÜNİVERSİTESİ HAYDARPAŞA KAMPÜSÜ TGB RAPORU” başlığı “Türkiye Gençlik Birliği’nin siyasetleri (kısa ve uzun vadeli), söylemleri ve propaganda dili” alt başlığı altında “TGB’nin söylemleri esas olarak Atatürk’e dayandırılmalıdır, çünkü Atatürk’ün anti-emperyalist ve tam bağımsızlıkçı karakteri hem bu söylemler için çok uygundur hem de Atatürk figürü hiç kimsenin açık şekilde muhalefet edemeyeceği bir figürdür. Bu nedenlerle en geniş kesimi birleştirme hedefi olan TGB’ ye çok uygundur.” ifadelerinin bulunduğu, “Türkiye Gençlik Birliği-İşçi Partisi ilişkisi” alt başlığı altında “TGB içinde İP kimliğini saklama çabası göz önüne alınırsa, bu konuda şimdiden bazı hazırlıklar yapılmalıdır. Partinin seçimle ilgili olarak ÖG’den beklentileri öğrenilmeli buna uygun bir yapılanmaya gidilmelidir..” ifadelerinin bulunduğu görülmüştür.


                                       İLETİŞİM TESPİT TUTANAKLARI


  • Tape No: 4718, 08.03.2008 günü Tunç AKKOÇ’un Tolga..? ile yaptığı görüşmede özetle; Tunç AKKOÇ’un “Tolga sen yarın Kayışdağı’ na gidiyorsun demi” dediği, Tolga’nın “Ha bizim yarın toplantımız var ya Avcılar’ da” “EGB ADD ORTAK YAPIYORUZ YA” dediği anlaşılmıştır.


  • Tape No:6219, 12.03.2008 günü Ahmet Hurşit TOLON ile İlker Y…nin yaptığı görüşmede; İlker Y…nin “Sayın komutanım İlker Y… Türkiye Gençlik Birliği İzmir Şubesinden” dediği, A.H.TOLON’un “Ha İlkercim bende seni arayacaktım iyi oldu telaştayız gözlerinden öperiz nasılsın” “Sağol 15 inde sana öyle bişe dedik ama burada beklenmeyen bişe çıktı burada hava kuvvetleri komutanının kızının düğünü var tabii şimdi çok hassa bir konu bu kusura bakma ben oradayım onun için olmaz onun için özür dilerim özür diledim yani kusura bakmayın” dediği, İlker Y…nin “Rica ederim komutanım müsaadenizle bir iki şey sormak istiyordum” dediği, A.H.TOLON’ un “İlker ya şimdi arkadaşlar geldi bi çalışma yapıyorlar şöyle bir saat sonra” dediği,


 *Tape No:4788, 27.03.2008 günü Tunç AKKOÇ’un Deniz..? ile yaptığı görüşmede özetle; Tunç AKKOÇ’un “Deniz yarın on iki de Kültür Merkezinde görüşüyoruz” dediği, Deniz’in “Evet, abi örgütleniyoruz” dediği, Tunç AKKOÇ’un “…on iki buçukta zaten eylem başlıyor” dediği ,


  • Tape No:6318, kayıtlı 05.05.2008 günü Ahmet Hurşit TOLON ile Seval Y…nin yaptığı görüşmede; Seval Y…nin “Paşam merhaba ben Seval Gençlik birliğinden” “… Yürüyüşümüz var 16-19 Mayısta” “… Perşembe günü biz şeye geldiğimizde anlatmak istiyorus” dediği, Ahmet Hurşit TOLON’un “Önce bir Başkanla filan bir gelin sizinle görüşeceğimiz bazı şeyler var” dediği, Seval Y…nin “İşte orda bazı yanlış anlaşılmalar olmuş” dediği, Ahmet Hurşit TOLON’un “Olmaz beni yanlış anlamayacaksınız kardeşim…” “Ben sizin için her deliğe koşuyorum” “Öyle onu gelinde görüşelim Perşembe günü” dediği ,


  • Tape No:7022, 20.05.2008 günü Adnan TÜRKKAN’ın Azize F… ile yaptığı görüşmede özetle; Azize F…nin “şeyi soracaktım nasıl geçti nasıl oldu” dediği Adnan’ın “Çok güzel oldu yani” “… yaklaşık 5000 kişi ile Anıtkabire girdik” dediği, Azize F…nin “Şimdi ben .... konuşmuştum işte biliyorsunuz dokuz bin YTL size ulaştıracam yarın ÇEV e alo” dediği, Adnan’ın “ÇEV de sıkıntı çıkar mı acaba yani ÇEV İN KASANA GELİP ONUN BİZİM ALMAMIZ NASIL OLACAK oda bi sıkıntı olur mu” dediği,


           Tape No:7033, 01.07.2008 günü Adnan TÜRKKAN’ın Önder…? ile yaptığı görüşmede özetle; Adnan’ın “gelişmeden haberin var mı” “Şey gözaltıları değil mi” “Şener ERUYGUR, Sinan AYGÜN, Mustafa BALBAY, Hurşit TOLON u almışlar gözaltına” “... Şener ERUYGUR dan dolayı ADD örgütleri ondan sonra Mustafa BALBAY Cumhuriyet gazetesi falan bugün eylem hareketlilik olur ... mutlaka buralarda şubelerde falan beraber EYLEMLERE FALAN ... ÖNDERLİK ...” dediği , 


  • Tape No:7034, 01.07.2008 günü Adnan TÜRKKAN’ın Önder/Mehmet…? ile yaptığı görüşmede özetle; Önder’in “Denizi, Ahmeti ve Erkan ı üçünü arayabilirsin değil mi” dediği, Adnan’ın “2’de diyor genel olarak buluşma saati Cumhuriyet gazetesinin önünde ikide buluşuluyor” dediği ve telefonu Mehmet’in aldığı, Adnan’ın “Ece diye bir kız vardı biz kaç kişiyizden görüşmeye gelmişlerdi de o aradı 2’de Cumhuriyet gazetesinin önünde buluşuyoruz dedi” “çok güzel bir gelişme bence bu güne kadar kenarda kıyıda ADD FALAN KIYIDA DURUYORDU BU SÜREÇTE DAHİL OLMUŞ OLDU yani iyi oldu yani Sinan AYGÜN ün alınması falan iyi oldu” dediği, Mehmet’in “telefonda istersen böyle yapmayalım” dediği anlaşılmıştır.



SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ İLE İLGİLİ ALINAN YUKARIDA YER ALMAYAN DİĞER İFADELER


04.09.2008 günü bir televizyonun ana haber bülteninde “Orgeneral TOLON, Şehit Yakınlarını Hükümet Aleyhine Kışkırtmak İstedi” başlıklı haberle ilgili bilgisine başvurulan Müslüm ÖZTÜRK’ün alınan ifadesinde özetle;

           OHAL Gaziler ve Şehit Aileleri Derneğinin 2003 yılında kurulduğunu ve kendisinin  kuruluşundan beri başkanlığını yaptığını bu derneğe 274 şehit-gazi üyesi olduğunu, kendisinin de gazi olduğunu 10.04.2006 tarihinde Şehit Yarbay Alim YILMAZ’ın Kocatepe camiindeki cenazesinde şehidin eşine başsağlığı diledikleri esnada Hurşit TOLON  paşayla karşılaştıklarını, kendilerine “Çocuklar Burda Ne İşiniz Var Neden Bağıran Gurubun İçinde Değilsiniz” dediği, yine Hurşit TOLON paşanın artan şehit cenazelerinin sorumlusunun hükümet olduğunu söylediğini ortak hedefin kendilerini sokağa dökmek olduğunu, 

Hurşit TOLON paşanın Ege Ordu komutanı olduğu dönemde İzmir ilinde Gazilerin sergileri sebebiyle bir araya geldiğini ve burada ki makamında gördüğünü emekli olduktan sonra, Yaşar YAZICIOĞLU’nun Tunalıhilmi caddesi No:111 sayılı yerde Hurşit TOLAN paşayla bire bir tanıştırdığını daha sonra telefonla görüştüklerini, Ankara Gazi Ordu Evine, iki kez de merkez ordu evinde, bir kez de adresini tam olarak hatırlamadığı Cinnah caddesi paralelinde bir arka sokakta paşaya ait olduğunu bildiği yazıhanede Diyarbakır dernek başkanı Ahmet BÜYÜKBURÇ ile birlikte görüştüklerini şehitlerin sorumlusu olarak hükümeti gösterip hükümetle şehit ailelerini karşı karşıya getirip hükümetin istifa etmesi yönünde eylem yapmalarını istediğini ,

           2004 yılında Turhan ÇÖMEZ’in milletvekili olduğu dönemde Hükümet tarafından şehit ve gazileri kapsayan 13 genelge 3 tane kanun çıkartıldığını yönetim kurulu üyeleri olan Eraslan ŞENGÜL, Hüseyin ALABAŞ ve İsmail BÖLÜKOĞLU ile birlikte  başbakana şehit ve gazi ailelerine göstermiş olduğu ilgiden dolayı ziyaret edip plaket vermek için başbakanın özel kalem müdürlüğünü yaptığını bildikleri Turan ÇÖMEZ’in  meclisteki odasına gittiklerini, Turhan ÇÖMEZ’in  “şehidimize kelle diyen Apoya sayın diyen”  bir Başbakana ödül mü vereceksiniz diye kendilerini azarladığını, Turan ÇÖMEZ’ in Cumhuriyet Mitingleri ile alakalı  sekreteri aracılığıyla görüşme talebi olduğunu amaçlarının farklı olduğunu düşünerek kendisi ile görüşmediğini,
           Doğu PERİNÇEK’in daveti üzerine, Bursa dernek başkanı Hemşire Yıldız NAMDAR ile  Ankara’da ki İşçi Partisi Genel Merkezine gittiklerini burada Doğu PERİNÇEK ve Vural SAVAŞ’ın olduğunu, kendilerinden şehit ve gazi aileleri olarak partisinden milletvekili aday adayı olmalarını istedikleri, ayrıca idarecilerin Türk olmadığı, Musa’nın çocukları adlı kitabı okumalarını önerdiğini, Cumhuriyet mitinglerinde şehit ve gazi aileleri derneği olarak yardımcı olmalarını istediğini, etkinliklerde de İşçi Partisinden faydalanabileceklerini söylediğini, kendisinin de Doğu PERİNÇEK’e Abdullah ÖCALAN ile fotoğrafı olan birisinin nasıl şehit ailelerinin yanında olabileceğini ve nasıl güvene bileceklerini sorduğunu, ama maalesef bu insanlara kanan plaket veren derneklerinin olduğunu, şehitler üzerinden rant yapıp 60-70 yaşındaki şehit anne ve babalarını sokağa döküp polisle karşı karşıya getirip  kaos çıkartıp mevcut hükümeti çıkmaza sokmaya çalıştıklarını, 

Lozan Antlaşması ile ilgi yapmış olduğu açıklamalarından dolayı Manavgat dernek başkanı Hasan’ın Doğu PERİNÇEK’ e plaket verdiğini, Doğu PERİNÇEK ile görüşmelerinden belli bir süre sonra Yıldız NAMDAR’ın Diyarbakır’dan bağımsız milletvekili adayı olduğu, Yıldız hanımın finansörlüğünü Doğu PERİNÇEK’in üstlendiği,

Diyarbakır’daki derneğe Hurşit TOLON paşanın girişimiyle parasının nasıl ve ne şekilde ödendiğini bilmediği halen bildiği kadarıyla Diyarbakır dernek hizmetinde kullanılan Bursa’dan getirilen Fiat Albea marka 16….plakalı grii renkli bir adet araç alındığını,

Gazetede yayımlanan açıklamalarımdan sonra Hurşit TOLON paşanın oğlu Tolga TOLON’un kendisini cep telefonundan arayıp yapmış olduğu açıklamaların zamansız yapılmış bir açıklama olduğunu söylediğini yayımlanan haberdeki açıklamaların tamamının kendisine ait olduğunu beyan etmiştir. 


Şüpheli Ahmet Tuncay ÖZKAN’ ın emniyet ifadesinde özetle; Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, Biz kaç kişiyiz Derneği, Memleket Sevdalıları Derneği, Uluslar arası Gazeteciler Sendikası, Atatürkçü Düşünce Derneği üyesi olduğunu,

Şüpheli Birol BAŞARAN’ ın savcılık ifadesinde özetle; 2004-2005 yıllarında 9 aylık bir süre ADD Kadıköy İlçe Başkanlığı yaptığını, 2004 yılı son aylarında da USİAD Genel Sekreterliği görevine seçildiğini, hala da göreve devam ettiğini,

Şüpheli Durmuş Ali ÖZOĞLU’ nun savcılık ifadesinde özetle; Kuvayı Milliye derneğine üye olduğu, Kuvayi Milliye Derneğinde yayıncı olduğum için kendisine basın sözcüsü görevi verildiği,

Şüpheli Emcet OLCAYTU’ nun savcılık ifadesinde özetle; TGB'nin kurulması aşamasında hukuki danışmanlık yaptığını,

Şüpheli Ercüment OVALI’ nın emniyet ifadesinde özetle; Kendisinin Sivil Toplum Kuruluşu olarak Karadeniz Sanayici İlim Adamları, Yöneticiler Derneğine de üyesi olduğunu,

Şüpheli Evrim BAYKARA’ nın emniyet ifadesinde özetle; Atatürkçü Düşünce Derneğine yaklaşık 10 yıl kadar önce üye olduğunu, Kurultay Delegeliği yaptığını, Biz Kaç Kişiyiz isimli derneğin kurucu üyesi olduğunu, ayrıca buranın Genel Sekreteri oluduğunu,

Şüpheli Hatice BAHTİYAR’ ın savcılık ifadesinde özetle; Durmuş Ali ÖZOĞLU ile birlikte Kuvayi Milliye Derneğine üye olduğunu, Durmuş Ali ÖZOĞLU ile kuruluş aşamasında dernek işleri ile ilgilendiğini,

Şüpheli Hüseyin NAZLIKUL’ un emniyet ifadesinde özetle; Türkiyede bulunan Bilimsel HUNEK’e göre Neoral Terapi derneği ve Regulasyon derneğinin kurucu üyesi ve başkanı olduğunu, Bilimsel Tamamlayıcı Tıp ve Regulasyon Derneğinin kurucu üyesi ve başkanı olduğunu, Bilimsel Akapuntur ve Rehabilitasyon Derneğinin üyesi olduğunu, Akademik Akapuntur Derneğinin üyesi olduğunu, Türk Tabipler derneği üyesi olduğunu, Almanya’ da Medikal Basın Sendikası üyesi olduğunu, Almanya’da Çevirmen ve Yazarlar Derneği üyesi olduğunu, Almanya ‘daki ZAN Konfederasyon derneği üyesi olduğunu, Alman Yeşiller partisi kurucu üyesi olduğunu, İPPNV Nükler Savaşa Karşı Uluslar Arası Hekimler Derneği üyesi olduğunu,

Şüpheli İbrahim ÖZCAN’ ın savcılık ifadesinde özetle; Vatansever Kuvvetler Güçbirliği Hareketinin dernek oluşturma aşamasındaki Genel Kuruluna katıldığını,

Şüpheli İlker GÜVEN’ in emniyet ifadesinde özetle; 1994-1998 tarihleri arasında 3-4 yıl kadar Mason Derneğine üyesi, Büyük Kulüp’ün 1994 tarihinden itibaren üyesi, Yeniden Müdafa-i Hukuk Hareketi Derneğinin kurucu üyesi ve Atatürkçü Düşünce Derneği’ne üye olduğunu,

Şüpheli Levent TEMİZ’ in savcılık ifadesinde özetle; 2005 yılında Büyük Hukukçular Derneğine üyesi olduğunu,

Şüpheli Mesut ÖZCAN’ ın emniyet ifadesinde özetle; Avrupa Kalp Damar Cerrahisi Derneğine ve Biz Kaç Kişiyiz Sivil Toplum Platformuna üye olduğunu,

Şüpheli Murat AĞIREL’ in emniyet ifadesinde özetle; 2007 yılının Eylül ayında bizkaçkişiyiz platformu için çağrı yapıldığında bu platforma internetten üye olduğunu, bizkaçkişiyiz platformunun internet ortamındaki temsilcisi olduğunu,

Şüpheli Selim Utku GÜMRÜKÇÜ’ in emniyet ifadesinde özetle; ADD Buca üyesiyi ve aynı derneğin Genel Merkez Kongre üyesi olduğunu, Biz Kaçkişiyiz Derneği Kurucu Başkanı ve halen Genel Başkanı olduğunu,

Şüpheli Tunç AKKOÇ’ un emniyet ifadesinde özetle; Öncü Gençlik İstanbul İl Başkanı olduğunu beyan etmiştir.

YUKARIDA BELİRTİLEN SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİNİN GERÇEKLEŞTİRDİĞİ FAALİYETLER CUMHURİYET MİTİNGLERİ Şüpheli Şener ERUYGUR’dan ele geçirilen dijital verilerde bulunan “BİLİM VE DANIŞMA KURULU TOPLANTISI” başlıklı dokümanda toplantıda konuşulan konuların yazılı olduğu görülmüştür.

Bu metin içersinde diğer konuların yanı sıra “Önümüzdeki en önemli görev Cumhurbaşkanı seçimidir.” “Cumhurbaşkanı seçimi için elde mevcut zaman dikkate alınarak strateji saptamalı ve ona uygun “faaliyet planı” yapılmalı ve uygulamalıyız.” “İcra edilecek “Miting” in halka duyurulması ve katılımın çok büyük olması büyük önem arz etmektedir. Bu maksatla yazarlardan, medyadan diğer kurumlardan her türlü destek sağlanmalıdır. Hazırlıklar çok yönlü olarak sürdürülmelidir.”,


Mehmet Şener ERUYGUR’dan ele geçirilen dijital verilerde bulunan; “Ulusal Birlik Hareket Platformu 2” isimli Word belgesinde; Mehmet Şener ERUYGUR imzalı 25.07.2007 tarihinde hazırlanmış, 2007-2008 eylem planının yer aldığı görülmüş, belge içerisinde özetle; “Ulusal Birlik Hareketi Eylem Planı” başlığı altında özetle, “03.03.2004 tarihinde teşkil edilen Ulusal Birlik Hareketi Platformu, başta Cumhuriyet Mitingleri olmak üzere, rejimin ve devrimlerin korunması konusunda şimdiye kadar kendisine düşen görevleri büyük bir heyecan ve vatanseverlik duygusu ile yerine getirmiştir.” İfadesinin yer aldığı görülmüştür.

Mehmet Ali ÖZALTIN’ın 17.10.2008 günü Bilgi Sahibi Olarak alınan ifadesinde; Kendisinin 1993 yılından beri Türk Metal Manisa Şube Başkanlığı yaptığını, kendisinin Türk Metal İş Manisa Şube başkanlığı görevinin haricinde Türk Metal Sendikası genel başkanı Mustafa ÖZBEK’ in talimatı ile Manisa ilinde Türkiyem topluluğu adı altında faaliyet gösteren hareketin öncülüğünü yaptığını, kendisinin Manisa da Türkiyem topluluğunu sözde desteklemek için sendika genel başkanı Mustafa ÖZBEK’ in talimatı ile SARUHANBEY federasyonunu kurduğunu, bu federasyonun faaliyetleri çerçevesinde en büyük etkinliğin Cumhuriyet mitinglerine büyük destek sağladıklarını, hatta 05.05.2007 tarihinde yapılan Manisa mitinginin tüm organizasyon ve masraflarını kendilerinin karşıladıklarını,

Bunun haricinde 24.06.2007 tarihinde Bursa ilinde yapılan mitinge de yine genel merkezin talimatı ile Manisa ilinden 10 otobüs ile katıldıklarını, bu ile gittikten sonra kendilerine oradaki tüm talimatları ve organizasyonu emekli Orgeneral Hurşit TOLON’un verdiğini beyan etmiştir.


Emcet OLCAYTU’dan elde edilen bilgisayar içersindeki fujitsu marka harddiskte “mitinglerhk1” isimli word dosyasında özetle, “Tertibe karşı yeni Cumhuriyet mitingleri geliyor! Ergenekon tertibinin ikinci dalgasına karşı yeni Cumhuriyet mitingleri geliyor…..” yazdığı görülmüştür.


ADD Genel Merkezi, Mevlüde UYSAL isimli şahsın kullandığı, SAMSUNG marka, S16KJ1EPA05424 seri numaralı bilgisayar hard diskinde “14 NİSAN CUMHURİYET MİTİNGİNİN SONUÇLARI.doc” isimli MSword dosyası bulunmuştur. Bu dosyada da 14 Nisal Cumhuriyet Mitinglerinin değerlendirmesi yapılmıştır.

Cumhuriyet Mitingleri Ankara, İsanbul ve İzmir başta olmak üzere birçok vilayetimizde yapıldığı bilinmektedir. Özellikle üç büyük ilimizde yapılan mitig kayıtları temin edilip incelendiğinde, bu mitinglerin aynı merkezden yönetilip yönlendirildiği anlaşılmıştır.

Ankara, İstanbul ve İzmir vilayetlerinde yapılan Cumhuriyet Mitingleri ile ilgili kayıtlar incelendiğinde, Atatürkçü Düşünce Derneği, İşçi Partisi, CUMOK (Cumhuriyet Gazetesi Okurları), Eğitim-İş, ÇYDD (Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği) ve benzer bazı sivil toplum örgütlerinin tüm mitinglere katıldığı, bunların yanı sıra Ergenekon Terör Örgütü şüphelileri ile bağlantılı olan, Kuvayı Milliye Dernekleri, Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketi, Yeditepe üniversitesi ve Türkiye Gençlik Birliği gibi Sivil Toplum Örgütlerinin de birçok mitinge katılmış olmalarının dikkat çekici olduğu, diğer taraftan bu mitinglerin birçoğuna Şener ERUYGUR, Hurşit TOLON, Doğu PERİNÇEK ve Tuncay ÖZKAN’ın katıldıklarının görüldüğü, ayrıca tüm Cumhuriyet Mitinglerinin o dönemde şüpheli Tuncay ÖZKAN’a ait olduğu bilinen KANALTÜRK televizyonundan canlı olarak yayınlanmış olduğu, İstanbul ve İzmir de düzenlenen mitinglerin sunuculuğunu şüpheli Selim Utku GÜMRÜKÇÜ’nün yaptığı,

Dolayısıyla tüm bu veriler şüphelilerden ele geçirilen ve yukarda sırası ile belirtilen delillerle birlikte değerlendirildiğinde, kamuoyunda “CUMHURİYET MİTİNGLERİ” olarak bilinen mitingin ve ayrıca bu kuruluşlar tarafından düzenlenen bir kısım toplantı ve mitinglerin Ergenekon Terör Örgütü yöneticilerinin planlaması ve koordinesi sonucu, ve özellikle katılımın yüksek olmasını sağlamak amacıyla milli duygu ve düşüncelerin istismar edilmesi suretiyle gerçekleştiği anlaşılmıştır.

MEDYA YAPILANMASI

           Soruşturma kapsamında şüphelilerden ele geçirilen örgüt dokümanlarına bakıldığında başta örgütün temel belgelerinden olan “Ergenekon” dokümanı olmak üzere bu dokümanda belirtilen amaç ve hedefler doğrultusunda hazırlanan birçok örgüt dokümanında “MEDYA YAPILANMASINDAN”, Medyanın öneminden, işlevi ve toplum üzerindeki etkilerinden bahsedildiği görülmüştür. 
           Ergenekon dokümanında Medya başlığı altında; Medyanın en yararlı reklam aracı olduğu 20. Yüzyılda güçlü istihbarat örgütlerinin medyadan sonuna değin yararlandıkları, Ergenekon’un da medya kuruluşlarını kontrol etme yönündeki faaliyetlerini, kendi medya kuruluşlarını oluşturması ve diğer medya kuruluşlarını kontrol altına alması yöntemi ile yapması gerektiği belirtilmiştir.
           “LOBİ” isimli dokümanda ise, “TEORİ VE SENARYO” başlıklı bölümünde departmanın görevlerinden bahsettiği ve bu kapsamda “Medya kuruluşlarını yönlendirme çalışmalarına katkıda bulunur” şeklinde ifadenin yer aldığı, yine “İLETİŞİM VE PROPAGANDA” başlıklı bölümde departmanın görevinin “Amaçlara uygun olarak medya kuruluşlarını bilgilendirmek, yönlendirmek ve bu yolla kontrol altında tutmaktır. Ayrıca, faaliyetlerde amaçlara uygun kamuoyu oluşturulması ve kamuoyunun desteğinin sağlanması çalışmalarını sürdürür.” şeklinde ifadelerin yer aldığı görülmüştür.

Soruşturma sırasında ele geçirilen örgütsel dokümanlara bakıldığında ise örgütün bu amacını gerçekleştirebilmek için öncelikle kendisine bağlı medya kuruluşlarını oluşturmayı hedeflediği ve bu çerçevede “Ulusal Medya 2001” “Televizyon Analiz Yönetim Ve Geliştirme Projesi” “Kanal 6 Analiz Yönetim Ve Geliştirme Projesi” ve “Dergi Analiz Proje” isimli dokümanları hazırladığı ve bu doğrultuda gerekli çalışmaları yaptığı tespit edilmiştir. Bu dokümanlarla ilgili yapılan çalışmalar önceki iddianamemizde ayrıntılı olarak anlatılmıştır.

Bu kapsamda örgütün Cumhuriyet Gazetesi, Aydınlık Dergisi ve Ulusal Kanal üzerinde gerekli Reorganizasyon çalışmasını yaparak örgütün amaç ve hedefleri doğrultusunda yönlendirmeye çalıştığı, diğer taraftan bunlarla da yetinmeyip şüpheli Hayrettin ERTEKİN vasıtasıyla o dönemde Business Channel’i kontrol altına almaya çalıştığı görülmüş ve bu hususlar önceki iddianamemizde ayrıntılı olarak anlatılmıştır.

Soruşturma kapsamında bulunan birçok şüphelinin değişik gazete, dergi ve internet sitelerinde yazılar yazdığı, bazı şüphelilerin internet siteleri kurduğu, bazı şüphelilerin gazete, dergi ve televizyon alanında çalışmalar yaptıkları tespit edilmiştir. Bu durum göz önüne alındığında örgütün medya yapılanmasına ne kadar çok önem verdiği anlaşılmaktadır.

Soruşturma kapsamında olan şahısların medya yapılanması ile ilgili faaliyetlerine bakacak olursak;

Sanık İlhan SELÇUK’un Cumhuriyet gazetesi imtiyaz sahibi ve başyazarı olduğu,

Sanık Doğu PERİNÇEK’in Ulusal Kanal çalışmalarının yanısıra Aydınlık Dergisinde başyazarlık yaptığı,

Sanık Kemal KERİNÇSİZ’in Yeniçağ Televizyonunda program hazırlayıp sunduğu,

Sanık Ferit İLSEVER’in Ulusal Kanal yayın yönetmenliği ve Aydınlık Dergisinde yazarlık yaptığı,

Sanık Mehmet Adnan AKFIRAT’ın Ulusal Kanal yönetim kurulu üyesi olduğu,

Sanık Hikmet ÇİÇEK’in Aydınlık Dergisinde haber araştırma müdürü olduğu,

Sanık Serhan BOLLUK’un Aydınlık Dergisi genel yayın yönetmenliği yaptığı,

Sanık Hayati ÖZCAN’ın Ulusal Kanal İzmir muhabirliği yaptığı,

Sanık Güler KÖMÜCÜ’nün Akşam Gazetesinde köşe yazarlığı yaptığı,

Sanık Emin GÜRSES’in Aydınlık Dergisi ve Cumhuriyet Gazetesinde yazarlık yaptığı,

Sanık Mehmet Zekeriya ÖZTÜRK’ün 2004-2007 yılları arasında “Önce Vatan” gazetesinde köşe yazarlığı yaptığı, bir dönem Ulusal Kanal’da görev yaptığı,

Sanık Hayrullah Mahmut ÖZGÜR’ün 2003 yılında Star Gazetesi Ankara temsilciliği yaptığı,

Sanık Hayrettin ERTEKİN’in Enternet grup strateji başkanlığını yaptığı ve Business Channel’da faaliyetlerde bulunduğu,

Sanık Vedat YENERER’in www.internetajans.com ve www.metyarazi.com isimli internet sitelerini kurduğu ve aynı zamanda Yeni Çağ Gazetesinde köşe yazarlığı yaptığı,

Sanık Bekir ÖZTÜRK’ün www.kuvvaimilliye.net isimli internet sitesini kurduğu ve bu sitede yazı yazdığı,

Sanık Oktay YILDIRIM’ın www.kuvvaimilliye.net isimli internet sitesinde yazı yazdığı,

Sanık İsmail YILDIZ’ın www.sesar.com.tr isimli internet sitesini kurduğu ve bu sitede yazı yazdığı,

Sanık Erkut ERSOY’un www.özelburo.com isimli internet sitesini kurduğu ve bu sitede yazı yazdığı,

Sanık Halil Behiç GÜRCİHAN’ın www.acikistihbarat.com isimli internet sitesini kurduğu ve bu sitede yazı yazdığı,

Sanık Ayşe Asuman ÖZDEMİR’in www.acikistihbarat.com isimli internet sitesinde yazı yazdığı,

Sanık Sedat PEKER’in www.öztürkler.com.tr isimli internet sitesini kurduğu tespit edilmiş, bu sanıkların medya yapılanması ile ilgili faaliyetleri önceki iddianamemizde ayrıntılı olarak anlatılmıştır.

Ergenekon Terör Örgütüne yönelik yapılan çalışmalarda haklarında işlem yapılan şüphelilere bakıldığında ise;

Şüpheli Mustafa BALBAY’ın Cumhuriyet Gazetesi Ankara temsilcisi olduğu, gazetede köşe yazarlığı yaptığı, ayrıca ART televizyonunda program sunduğu,

Şüpheli Gürbüz ÇAPAN’ın Cumhuriyet gazetesinde yazarlık yaptığı ve Cumhuriyet Tv’nin kuruluşu için çalışma yaptığı,

Şüpheli Emcet OLCAYTO’nun Ulusal Kanalda çalıştığı ve Aydınlık dergisinde yazarlık yaptığı,

Şüpheli Ahmet Tuncay ÖZKAN’ın Kanaltürk (daha sonra satılmıştır) ve Biz Tv’nin sahibi olduğu, uzun yıllardır değişik medya organlarında genel yayın yönetmenliği ve gazetecilik yaptığı,

Şüpheli Merdan YANADAĞ’ın Kanaltürk (Satılmadan önce) ve Biz Tvde program sunuculuğu yaptığı,

Şüpheli Adnan BULUT’un daha önce Kanaltürk’de müdür olarak çalıştığı,

Şüpheli Ufuk Mehmet Büyükçelebi’nin Tercüman Gazetesi genel yayın yönetmeni olduğu,

Şüpheli Sinan Aydın AYGÜN’ün Sözcü Gazetesinde yazarlık yaptığı,

Şüpheli Osman GÜRBÜZ’ün Antalyada “Ayışığı” isimli yerel gazetenin sahibi olduğu,

Şüpheli Muhammed Murat AVAR’ın Erzurumda “Milletin Sesi” isimli yerel gazetede muhabirlik yaptığı,

Şüpheli Durmuş Ali ÖZOĞLU’nun Toplumsal Dönüşüm Yayınları ve www.toplumsalhaber.com isimli internet sitesinin sahibi olduğu,

Şüpheli Neriman AYDIN’ın www.toplumsalhaber.com isimli internet sitesinde yazarlık yaptığı,

Şüpheli Hatice BAHTİYAR’ın www.toplumsalhaber.com isimli internet sitesinde yazarlık yaptığı,

Şüpheli Adil Serdar SAÇAN’ın www.kuvvaimilliye.net isimli ve www.bizkackisiyiz.com isimli internet sitelerinde yazarlık yaptığı,

Şüpheli Fatma Sibel YÜKSEK’in www.acikistihbarat.com isimli internet sitesinde yazarlık yaptığı,

Şüpheli Emin ŞİRİN’in www.haberx.com isimli internet sitesinde yazarlık yaptığı,

Şüpheli Erol MÜTERCİMLER’in Habertürk Tv’de program hazırlayıp sunduğu,

Şüpheli Selim Utku GÜMRÜKÇÜ’nün İzmir’de haftalık yayınlanan “Dönemeç” isimli derginin ortağı olduğu anlaşılmıştır.


CUMHURİYET GAZETESİNİN ELE GEÇİRİLMESİ VE REORGANİZASYON YAPILMASI FAALİYETLERİ


            “Ulusal Medya 2001” isimli dokümanda, Bağımsız ulusal medya kuruluşlarının yaratılabilmesi için; yurtta ve yurt dışında faaliyet gösteren Türk iş adamları arasından seçilecek kişilerden “Medya-Finans Konseyi”nin oluşturulması gerektiği, bu kapsamda öncelikle Cumhuriyet Gazetesinin ele geçirilerek ulusal medya oluşumunun merkez üssü olmasının kararlaştırıldığı, “Cumhuriyet Gazetesi Reorganizasyon Çalışması” başlığı altında ise; Cumhuriyet Gazetesinin ele geçirilmesiyle ilgili Gürbüz ÇAPAN’la yapılan görüşmenin aynen yazıldığı, Gürbüz ÇAPAN’ın Cumhuriyet Gazetesinin “Ulusal Medyanın Merkez Üssü” olarak seçilmesini kabul ettiği ve hisselerini parasız olarak devir ettiği, yapılan çalışma sonucunda gazetenin %10’unun İlhan SELÇUK’a ait olduğu, %10’unun halka açılım hissesi olduğu, %80 ya da %90 hissenin en az %51’inin örgütün aidiyetine geçmesinin kararlaştırıldığı belirtilmiştir.

Önceki iddianamemizde, İlhan SELÇUK, Doğu PERİNÇEK, Veli KÜÇÜK, Ferit İLSEVER ve Tuncay GÜNEY’in konu ile ilgili anlatımları belirtilmiştir. Adı geçen şüphelilerin beyanlarından, gazetenin ele geçirilmesi ve reorganize edilmesi için ENKA tesislerindeki yapılan toplantının tamamen doğru olduğu anlaşılmıştır.

Öte yandan Doğu PERİNÇEK alınan ifadesinde, 1998 yılında İlhan SELÇUK, Gürbüz ÇAPAN, Ferit İLSEVER ile birlikte İstanbul’da Armada otelinde yaptıkları toplantıda ortak bir televizyon yapmayı görüştüklerini beyan etmiştir.


Konu ile ilgili olarak Şüpheli Gürbüz ÇAPAN alınan ifadesinde; “.. Hatırlamadığı bir tarihte USİAD başkanı KEMAL ÖZDEN’in Cumhuriyet gazetesi ve Cumhuriyet TV ile bir proje için konuşacaklarını, yemeğe FERİT İLSEVER’in katılacağını söyleyerek davet ettiğini, kendisini kabul ettiğini, toplantının yapıldığı ENKA tesislerine ÜMİT ÜLGEN ile birlikte gittiklerini, KEMAL ÖZDEN’in kendisini VELİ KÜÇÜK ile tanıştırdığını, bu toplantıda VELİ KÜÇÜK’ün diğer katılımcılara göre “ üst, abi ” konumunda bulunduğunu, VELİ KÜÇÜK ve diğerlerinin Cumhuriyet Gazetesinde ve Cumhuriyet Radyo ve TV’sinde ne kadar hissesi olduğunu sorduklarını, o dönem %20 olan hissesini devretmesini istediklerini, hisselerin kardeşi GÜNAY ÇAPAN’a ait olduğunu, ancak büyüğü olarak toplantıya kendisinin katıldığını, 2 Milyon Dolar verilmesi durumunda hisseleri devredeceğini söylediğini, bu teklifinin kabul edilmediğini, daha sonra oradan ayrıldığını, toplantıda her hangi bir karar alınıp alınmadığını bilmediğini,

           Toplantı öncesinde Cumhuriyet gazetesinin hissesi ile ilgili durumu tam olarak bilmediğini, Cumhuriyet gazetesinin yaşatılması için Cumhuriyet vakfının kurulduğunu, gazetenin isim ve imtiyazlarının eski sahibi olan NADİ ailesi tarafından bu vakfa bağışlandığını, daha sonra Yenigün Habercilik A.Ş. nin kurulduğunu, vakıf tarafından gazetenin isim hakkının bu şirkete kiralandığını, şirketin maddi sıkıntıya düşmesi sebebiyle kendisinin avukatının tavsiyesi ile şirketin %20 hissesini 2 Milyon Dolara kardeşi GÜNAY ÇAPAN’a aldırdığını, daha sonra bu hissenin %10 unu Mehmet Emin Karamehmet’e 1 milyon Dolara devrettiklerini, 2005 yılında GÜNAY ÇAPAN’ın %10 hissesini kendisinin aldığını, 
           FERİT İLSEVER’in bir ara kendisine Cumhuriyet Gazetesinin ulusal medyanın merkez üssü yapılmasını kendisine anlattığını ancak kendisinin istediği paranın verilmesi durumunda hisseleri devredeceğini söylediğini,  söz konusu toplantıda KEMAL ÖZDEN’ in ulusalcı iş adamlarından para bularak hisselerine almak istediğini, ancak bunun gerçekleşmediğini, bu toplantıda VELİ KÜÇÜK’ün  kendisinin milliyetçi ulusalcı olduğunu anlattığını, DOĞU PERİNÇEK’in kendisine beraber televizyon kurmayı teklif ettiğini,  kendisini İLHAN SELÇUK’a yönlendirdiğini, ele geçen örgütsel dokümanlardan “Ulusal Medya 2001” başlıklı belgenin içeriğinin gerçek dışı olduğunu, 
           DOĞU PERİNÇEK ile ARMADA otelde toplantı yapmadığını, ancak ortak televizyon kurmak için İLHAN SELÇUK ve DOĞU PERİNÇEK ile bir toplantı yaptıklarını, kendisinin televizyon için makine ve teçhizat aldığını, daha sonra frekans alınamadığı için projenin iptal edildiğini, eski olan teçhizatların bir kısmının çürüdüğünü, bir kısmını bir televizyon kuruluşuna verdiğini, USİAD üyesi iş adamları ile Çırağan Sarayında yapılan gizli toplantılardan haberinin olmadığını, kendisinin bir kez ENKA tesislerinde yapılan toplantıya katıldığını” beyan etmiştir.


Şüphelilerden ele geçirilen dijital verilerin incelemesinde; şüpheliler Levent ERSÖZ ve Hasan Atilla UĞUR’un değişik kişilerle yaptıkları görüşmeleri kaydettikleri ve daha sonra çözümlerini yapıp bazılarının ses dosyaları ile birlikte sakladıkları görülmüştür.

Bu kapsamda ele geçirilen delillerden, 16 Aralık 2003 tarihinde şüpheli Levent ERSÖZ ile Ahmet Tuncay ÖZKAN arasında yapılan görüşme çözümünde özetle; Tuncay ÖZKAN’ın, Show TV ismindeki televizyondaki işinden çıkartılması ile ilgili patronu Mehmet Emin KARAMEHMET hakkındaki şikayetlerini dile getirdiği, yeniden işe alınması için Mehmet Emin KARAMEHMET’e baskı yapılmasının faydalı olacağını, kendisinin yeniden Show televizyonuna geri dönmesinin çok önemli olduğunu söylediği, bu çerçevede “Mehmet Emin’i biraz daha sıkıştırarak oynanırsa bu geri adım atmak zorunda kalacaktır, geri adım attığında da bunun canına okumak lazım” dediği, Levent ERSÖZ’ün de Jandarma Genel Komutanı Şener ERUYGUR’un KARAMEHMET’le görüştüğünü, fakat KARAMEHMET’in Tuncay ÖZKAN’ın kendisinin ayrılmak istediğini söylediğini ifade ettiği, Tuncay ÖZKAN’ın da bunun yalan olduğunu söylediği,

Görüşmenin devamında Tuncay ÖZKAN’ın iki yıl önce Genelkurmay Adli Müşavirliğinden Erdal ŞENEL paşanın kendisini aradığını ve yanına çağırdığını, kendisinin de gittiğini, Tanju GÜVEN ve Erdal ŞENEL ile bir görüşme yaptıklarını, bu görüşmede kendisinden DOĞAN grubu ile ilgili bir tahlil yapmasını istediklerini, kendisinin de “ulusal açıdan Doğan grubunun tahlilini yapacak olursam Doğan grubu Türkiye’ye zararlıdır, mutlaka alternatifinin oluşturulması gerekir” dediğini, bunun üzerine kendisine “sana bir teklif gelecek, sen bu teklifi kabul et” dendiğini, kendisinin bu teklifin kimlerden geleceğini, Türkiye’de öyle bir grup olmadığını, fakat böyle bir teklif gelse memnuniyetle kabul edeceğini, Türkiye’de alternatif bir medya yaratılmasını, o medyanın ulusal duruşunun güçlendirilmesini memnuniyetle destekleyeceğini söylediğini ve bir hafta sonra da KARAMEHMET grubunu kastederek gruptan teklif geldiğini, bu durumdan kendisinin çok rahatsız olduğunu, bunların battığını, fakat “git bat diyorsanız batayım” dediğini, bunun üzerine kendisine “bu ulusal bir görevdir, bu grup batmaz, sen merak etme” dendiğini, kendisinin de gruba girdiğini, girince diğer komutanlarla görüşme fırsatı olduğunu ve herkesin “ulusal bir gruptur, desteklenecektir” mesajı verdiğini, bu mesajı alınca ilk günden itibaren ulusal bir duruş ortaya koyduğunu ve ona uygun olarak ta SHOW televizyonu ve Akşam gazetesini boşalttığını ve bir çizgi yarattığını, grubun bir çizgisi oluştuğunu, aynı zamanda Türkiye’de medyada olmaz denilen bir şey yaptığını ve Akşam Gazetesinin tirajını 120.000 den 210.000 e çıkarttığını, Akşam Gazetesinin lümpen bir gazete iken AB grubunda çok etkili bir gazete haline geldiğini, Show TV’yi dördüncü sıradan birinci sıraya çıkarttığını, reklam gelirlerini artırdığını beyan etmiştir.

Görüşmenin ilerleyen bölümlerinde; Ali Müfit GÜRTUNA ve bu kişiye ait televizyon kanalı hakkında konuşmaya başladıkları, Tuncay ÖZKAN’ın Ali Müfit GÜRTUNA’nın öneminden bahsettiği ve bu kişiye ait televizyonu yerel seçimler öncesinde almak istediğini söylediği, bu çerçevede Tuncay ÖZKAN’ın “Ali Müfit’i sıkıştırmak gerekiyor. Yine ben sizden yardım isteyeceğim” dediği,

Görüşmenin devamında medyanın öneminden ve medyadaki ulusal duruşu kontrol altına almaktan bahsettikleri, bu çerçevede Tuncay ÖZKAN’ın “MEDYA ÇOK ÖNEMLİ, medya içerisinde benim ve benim arkadaşlarım bu düşüncede, ortak düşündüğümüze inandığımız bu düşüncelerin bu duyguların bulunmasında büyük fayda var, bunun için ben diyorum ki biz operasyonu mutlulukla sonuçlandıralım. Ne olmalı, Mehmet Emin’in kafası bu işe aymalı ve aydınlanmalı ve geriye gitmemelerini değerlendiririz.” “ikincisi de yedek bir sistem olarak bu Ali Müfit GÜRTUNA’nın elindeki sistemi almalıyız ve olayı organize etmeliyiz. Ben, onunla ilgili olarak Ali Müfit beye yapılacak psikolojik bir baskının çok yararlı olacağına inanıyorum. Orada bu TV kanalı, bugüne kadar Türkiye’de ve dünyada hiç kimsenin yapamadığını yapabilir… Yerel seçim öncesinde Show TV de Mehmet Emin’in yaptıramadığı her şeyi yapma olanağı var. Bütün görüşlerini orada seslendirme olanağı alır ve yarın bir gün çok ileri bir hamle alır” dediği, Levent ERSÖZ’ün de “İKTİDARA VURULACAK DARBE İÇİN BU ÇOK ÖNEMLİ” dediği,

Görüşmenin ilerleyen bölümlerinde; yeniden medyanın öneminden bahsettikleri ve Tuncay ÖZKAN’ın bu çerçevede “Türkiye’yi inşa edebilmek için bir tek koşul var, TÜRK MEDYASINI AYNI ZAMANDA KONTROL EDEBİLMEK…, Dünyanın neresinde psikolojik istihbarat yapmayan devlet var, bu ne demek, MGK’nın tutanağı gizli. Bunu sana veren, bu bilgiyi yaymak için sana veriyor” dediği, (Tuncay ÖZKAN’ın Küçükçekmecedeki deposunda yapılan aramalarda çok sayıda MGK toplantı tutanakları ele geçirilmiştir.)

Bilahare, Tuncay ÖZKAN’ın “İstanbul TV konusunda mutlaka Ali Müfit GÜRTUNA’ya baskı yapıp, bunu devredip çıkması konusunu sağlamalıyız. Ama bununla birlikte mutlaka Akşam’da geri adım atmak zorunda. Çünkü onu bugüne taşıyan Türk Silahlı Kuvvetleridir. Bugün ayakta kalmasını Türk Silahlı Kuvvetlerine ve bana borçludur, yaptığı her şey çok büyük hata olur ve kendisine döner.” dediği anlaşılmıştır.


           17 Aralık 2003 günü Mehmet Emin KARAMEHMET ile Levent ERSÖZ ve Hasan Atilla UĞUR arasında yapılan görüşme çözümünde özetle;         

Öncelikli olarak Mehmet Emin KARAMEHMET’in ticari konuları ve ekonomik sıkıntıları ile ilgili konuşma yaptıkları, görüşmenin ortalarına doğru Levent ERSÖZ’ün “Komutanımızın size selamı var, kendisi yurt dışında, kendisi ile görüşmemiz esnasında şunları size iletmemizi istedi. “Tuncay beyle İlgili bunu Mehmet beyden beklemezdim” dedi. Kendisi çok üzüldüler. 1,2 yıllık sıkıntıları paylaşmış, sizlere yardımcı olmuş bir insan. Bazı çevrelerden, bazı kişilerden size bir takım şeyler gelmiştir, geldiğini de biliyoruz. Sonuçta bu bir vefadır, ama bütün bunlara rağmen karşılıklı olarak iyi niyetin göstergesidir BU SÖYLEDİĞİM KONU YERİNE GELSİN, Mehmet bey beni hiçe saydı, bu konuyu kendisine aktar, umarım bu konunun telafisini yapar dedi.” dediği, Karamehmet’in de “Ben bu konuyu size şöyle anlatayım. Tuncay beyin bizimle bir kontratı var. Bizimle değil de ayrı bir şirketle, Tuncay beye çok baskılar geldi. Ben öyle baskılara şey yapacak değilim. Başbakan bizim televizyona hiç gelmedi. Çok söyledik ama olmadı, beyanat vermiyor. Buna rağmen biz Tuncay beye bir şey yapmadık. Borçlarımız var, kısıtlamaya gitmemiz lazım. Onun maliyeti vergiler dahil 9 milyon dolar, bu televizyona geliyor. Bundan önce 7 milyon dolardı. Arkadaşlarla konuşurken bunları biraz indiremez misiniz demişler, o da ben ayrılıyorum demiş. Ben yoktum. Cuma günü geldim Türkiye'ye. Ben arkadaşlarla bir konuşayım dedim, sonra siz telefon açtınız, konuştum Biz anlaştık ayrılıyoruz, ücretini kesmedik, program için ücreti devam ediyor. Yerine kimseyi almadık, ondan sonra ne Başbakan ne Bakanlardan teklif gelmedi, yine söylüyorum yerine de hiç kimse alınmadı.” dediği, bunun üzerine Levent ERSÖZ’ün “Size nasıl geldi bilmiyorum, program da ücretsiz çalışırım demiş.” Dediği, Karamehmet’in de “Onu da bizim arkadaşlar kabul etmediler.” dediği, bunun üzerine Levent ERSÖZ’ün de “Komutanımız söyledi, telafisi olabilir diye. Kendisinin söylemesine rağmen hiçe saydınız. Konu tamamıyla özel, burada kalacağına inandığımız için.” “Siz bir kez daha düşünün, gerekirse o vatandaşı bir kez daha çağırın nedir bu diye. Kendisini sever veya sevmezsiniz.” dediği, Karamehmet’in de “Kendisiyle hiçbir şeyim yok. Kendisi ben ayrılayım dedi, kendisine sorabilirsiniz” dediği, Levent ERSÖZ’ün “Ben kendisinin ayrılma gibi bir düşüncesi olmadığını öğrendim.” dediği, Karamehmet’in de “Ama ayrıldıktan sonra demiştir. Ayrıldı, aradan ne kadar geçti, organizasyon yaptılar. Ondan sonra ben bu söylediğinizi de söyledim, ücretsiz çalışırım demiş idareye. Ama kontratı boyunca her türlü mahrumiyetini ödüyoruz yani.” dediği, Levent ERSÖZ’ün “Onun mahrumiyetinden ziyade SHOW TV GİBİ BİR BASIN YAYIN KURULUŞUNUN BU ÇİZGİSİNİN DEVAM ETTİRİLMESİ SON DERECE ÖNEMLİ.” dediği, Karamehmet’in “Orada bir endişeniz olmasın.” “Komutanım hassasiyeti biliyoruz ama, sorun, kendisine biz en ufak bir şey söylememişizdir.” dediği,

          Görüşmenin devamında, Hasan Atilla UĞUR’un söze girerek “Ama Mehmet bey… Komutanımız hakikaten kırılmış, hassas bir insan, tekrar çağırıpta Tuncay Bey ile konuşursanız kendisini de mutlu edersiniz.” dediği, bir süre daha konuştuktan sonra Hasan Atilla UĞUR’un da çok kritik bir dönemden geçildiğini, bu nedenle Show TV ve Akşam Gazetesinin önemli olduğunu, bu nedenle bazı baskılar altında kalmaması gerektiğini söylediği ve görüşmenin sonlarına doğru “Ankara'da temasta olabileceğimiz, güvendiğiniz bir kimse var mı?” dediği, Karamehmet’in de Akşam Gazetesinden Serdar Ç…’nun, Show TV’den de Bülent E…’in isimlerini ve telefon numaralarını verdiği anlaşılmıştır.           
          Konu ile ilgili Mehmet Emin KARAMEHMET’in alınan ifadesinde: “..belirtilen tarihlerde Jandarma Genel Komutanlığına çağırıldığını, orada kendisi ile Levent ERSÖZ ve Hasan Atilla UĞUR’un görüştüğünü, bu görüşmede Tuncay ÖZKAN’ın yeniden işe alınmasını söylediklerini ve görüşmede geçen konuların konuşulduğunu…” beyan etmiştir.


           23 Aralık 2003 tarihinde Mustafa BALBAY ile Levent ERSÖZ ve Hasan Atilla UĞUR arasında yapılan görüşme çözümü özetinde;

Görüşme içerisinde genel olarak örgütün MEDYA YAPILANMASI ile ilgili konuşmalar yaptıkları, bu çerçevede özellikle Cumhuriyet Gazetesinin tirajının artırılması ile ilgili konuştukları, bunların yanı sıra diğer MEDYA ORGANLARININ KONTROL ALTINA ALINMASINI KONUŞTUKLARI, bu çerçevede Levent ERSÖZ’ün “medya sahipleri ile görüşme yapmak lazım” dediği, Mustafa BALBAY’ın da “BELLİ DÜRTMELER ORALARIN YÖNETİMİNDEKİ İNSANLARLA” dediği, devamında Mustafa BALBAY’ın “şu alternatif medya nasıl yaratılır, belki uzun sürede buna bakmak lazım, şimdi iki üç tane bir tane kanal değişik bir şey söylerse bunları etkiliyor” “Uzan’ın genel üzerindeki etkisi yüzde 3, genel pay içinde hükümet hazmedemiyor, çünkü ulaşıyor” dediği, Levent ERSÖZ’ün de “Uzan’ın savaşı bırakmaması lazım, bıraktı hata yaptı, kurtulacağını falan zannetti” dediği,

           Görüşmenin ilerleyen bölümlerinde Levent ERSÖZ’ün “siz tirajınızı artırmak açısından bizim askeri birliklerdeki askeri personele yönelik böyle bir şeyi nasıl uygun görürsünüz” dediği, bunun üzerine Hasan Atilla UĞUR’un “yeterli olur mu ki acaba? Açsak?” dediği, Levent ERSÖZ’ün de “daha iyi, yani hem gazeteyi güçlendirmek ondan etkilenen bir çok insan şimdi evde gazete okuyor, sonuç olarak sadece subay astsubay değil, askerde okur, en azından Silahlı Kuvvetlerin kapısını biraz daha aralıyor” dediği, Hasan Atilla UĞUR’un da “çok doğru komutanım, erler eskisi gibi cahil değil, sekiz aylık var, asteğmen var. Bunu söylemek lazım Genelkurmay Başkanımıza” dediği, Levent ERSÖZ’ün de “ben kantinde herkese satarsam bu gazeteyi mükemmel olacak, sonuç itibariyle günde 1.000 gazete satabilirim” dediği, bunun üzerine Mustafa BALBAY’ın söz alarak “biz mesela üniversitelerde 250.000 TL ye gazete satıyoruz. Kışlaya da 250.000 yaparız”  “kimi yerlerde önyargı olabilir, kimi yerlerde sokmuyorlar bile. Mesela GATA da 250.000 den satabiliriz” dediği, Levent ERSÖZ’ün de bu konuyu Jandarma Genel Komutanı Şener ERUYGUR’u kastederek komutanla konuşacaklarını, hatta komutanın Mustafa BALBAY’ı çağıracağını söylediği, 
           Görüşmenin ilerleyen bölümlerinde Mustafa BALBAY’ın Cumhuriyet Gazetesi ve kendileriyle ilgili özeleştiri yaparak “şu an yönetim olarak da nispeten hatalarımız da olsa, yani gazete 1950 döneminde Demokrat partiden iki yıl etkileniyor, hatta Nazım Hikmet’e hain diyor. Özeleştiri yapıyorum. Sizinle açıkça paylaşmamın sakıncası yok. Bazı yöneticilerimizin 1989-1993 arası diyelim Güneydoğu ve PKK lılardan etkilendiler. Çok kavga edildi o dönem bizim gazetede. Şimdi gazete yönetimi KUVAYI MİLLİYECİ” dediği, 


5 Ocak 2004 tarihinde Mustafa BALBAY ile Levent ERSÖZ ve Hasan ATİLLA UĞUR arasında yapılan görüşme çözümünde özetle;

Görüşmenin ilerleyen bölümlerinde, Levent ERSÖZ’ün bir önceki görüşmede konuştukları Cumhuriyet Gazetesinin askeri birliklerde satılması ile ilgili Jandarma Genel Komutanı Şener ERUYGUR’u kastederek komutanla görüştüklerini söylediği, bu çerçevede “komutanla görüştük biz, bizim eğitim birliklerimiz, okullarımız, bölge komutanlıkları ve karargahlarına bir talimat vereceğiz. Toplu birliklerimiz olan yerler, tugay seviyesinde olan birliklerimize sizin temsilcileriniz gidip biz Cumhuriyet Gazetesini 400 değil 200.000 liradan vermek istiyoruz, formalite gereği gerekirse bir yazı olarak ortaya konulacak. Birlik komutanları bu konuda emir verecekler ve gazeteler alınacak. Bu uygulamayı başlatalım dedi komutanımız. Ondan sonra Kara Kuvvetlerine, Deniz ve Havaya komutanım teklif edecek, biz böyle bir uygulama başlattık, burayı götürüyoruz sizde bu konuya destek verin diye, diğerlerine de Cumhuriyet Gazetesinin girmesini sağlayacağız. Bunu sağlarken birlik komutanlarına biz bir de şunu soracağız, siz Cumhuriyet’e kapıyı açarken diğerlerine de hissettirmeden hafif hafif kısın. Adam orada Cumhuriyet’i görecek. bakacak ki Hürriyet yok Milliyet yok, neyse alacak. Yani çift taraflı olarak yönlendireceğiz” dediği, Mustafa BALBAY’ın da “biz de fiyatı 250.000 e indireceğiz” dediği, Levent ERSÖZ’ün de “yarından itibaren biz birlik komutanlarına talimat veririz” dediği, Mustafa BALBAY’ın da “şimdi biz üniversitelere bu şekilde yapıyoruz, bir damga ile indirimli gazete olduğunu belirtiyoruz, yani 250.000 e satıldığını belirtiyoruz. Ötekilerle karışmasın diye. Bizde normal olarak üniversitelere, gençliğe uyguladığımız bu yöntemi size asker gençliğinede önermiş oluyoruz” dediği, Levent ERSÖZ’ün de hangi üniversitelere verdiklerini sorduğu, Mustafa BALBAY’ın da “ODTÜ, Dil Tarih coğrafya fakültesi, orası fena değil, Gazi’ye giremedik, orada değişik bir havada biliyorsunuz ve Ankara Üniversitesi” dediği, Levent ERSÖZ’ün “Bursa Uludağ yok mu” dediği, Mustafa BALBAY’ın da “İstanbul da 4-5 yerde var, galiba Bursa’ya da geçtik” dediği, Levent ERSÖZ’ün de “biz tanıdığımız rektörler vasıtası ile diğerlerine de bu konuyu anlatırız. Dolayısıyla onlarda da böyle bir hareketlenme sağlarız. kimse kırmaz yani, bu konu itibari ile onu da sağlarız. Önce bizde bu uygulamaya geçelim, arkasından diğer kuvvetlerde geçecektir” dediği,

Görüşmenin devamında, Levent ERSÖZ’ün “Bu hafta Turgay CİNER ile irtibat kuracağız, onunla bir konuşacağız. Aydın DOĞAN ile de görüşme ihtimali de olabilir bakarsınız. Bu vatandaş enterasan atamalar yapmış, kendi kızlarını icra kurulu başkanlıklarına getirmiş. Herhalde fiilen el koyma stratejisi mi güdüyor napıyor” dediği, Mustafa BALBAY’ın da “Fikret Beyle konuştum bu konuda, sağlığında mirasını devrediyor diyor” dediği, görüşmenin sonlarına doğru Mustafa BALBAY’ın Amerikan büyükelçisiyle yaptığı görüşmeler hakkında bilgi verdiği anlaşılmıştır.


26 Aralık 2003 tarihinde Akşam gazetesinin Ankara Temsilcisi Nuray BAŞARAN ile Levent ERSÖZ arasında geçen görüşmenin özetinde;

Levent ERSÖZ’ün Medyada vaziyetlerin nasıl olduğunu sorması üzerine Neriman AYDIN’ın en büyük değişimi medya grup başkanları ile kendilerinin yaşandığını, Tuncay ÖZKAN’ın 1.5 yıl önce geldiğini, kişisel olarak Tuncay ÖZKAN ile anlaşamadığı konusu üzerine bir süre konuştuktan sonra Tuncay ÖZKAN’ın bir dönem devlette Mesut YILMAZ ile birlikte çete oluşturduklarını, devletin sivil kanadında onlarında bir çete olduğunu, söylediği, Bir süre Hürriyet gazetesi üzerine konuştuktan sonra Nuray BAŞARAN’ın Cumhuriyet Gazetesinin bir zaman maddi açıdan zor durumda olduğunu, Pamukbank olayında çok zor durumda olmalarına rağmen Cumhuriyet Gazetesine mali kaynak sağladıklarını, Cumhuriyet Gazetesinin % 40 hissesini aldıklarını, Türkcell’in, Yapı Kredinin ve grup şirketlerin reklamlarını Cumhuriyet Gazetesine kaydırdıklarını, bunu yapmalarındaki amacın Cumhuriyet gazetesini yaşatmak olduğunu söylediği daha sonra Levent ERSÖZ’ün özel bir ricasının olduğunu söylediği devamında Ergün POYRAZ’a grubun bir katkısının olduğunu, onu kestiklerini, sıkıntılarını bildiğini, Tuncay’a %50 indirelim dediklerini, onu bu rakama çekerek bu ödemeyi devam ettirmelerini, bunun özel bir ricası olduğunu, bu konuyu sağlarlarsa gerçekten çok iyi olacağını, Ergün POYRAZ’ın sürekli dik duran bir arkadaşları olduğunu, mücadelelerini bildiklerini, bu konuda yardım istediğini söylemesi üzerine Neriman AYDIN’ın Tabi olur peki dediği, Levent ERSÖZ’ün de bu işe oldu gözü ile baktığını, Ankara temsilcisi Nuray hanım’ın bu işlerin hepsini başaracağını düşündüğünü söylediği ve bir süre Nuray BAŞARAN’ın gazetecilik geçmişi üzerine konuştukları tespit edilmiştir.  


Şüpheli Birol BAŞARAN’dan ele geçirilen, “TABAN2.DOC” isimli word belgesinin içinde; BİR BAŞKA SONBAHAR başlıklı 3 sayfalık yazıda, “İstediğimiz gazetenin tirajında 200-300 binlik iniş çıkışlar yapabilir ve basında bunu bir koz olarak kullanabiliriz, ….Asıl hedefimiz altta örgütlenip bu baskı ve denetleme mekanizmalarını kurabilmek olmalıdır. “Şu anda sayı olarak çok azız. Elimizdeki tek kaynak ise aklımızdır. Bunu çok iyi kullanıp sayımızı çoğaltmamız lazımdır. Bunun ilk şartı da Taylan’ın önerdiği şekilde komiteleşip iş bölümü yapmaktır. Medyayı ne yapıp edip kullanmamız şarttır. Bunun için geliştirilecek bir stratejide üzerinde parti kimliği olmayan ama kamuoyunda saygı gören ve bilinen isimleri yanımıza çekmektir.” Yazdığı ,

Ayrıca “TO DO 21–25 Kasım 2005.doc” isimli MS word dosyası incelendiğinde; belgenin tamamının 4 sayfadan ibaret olduğu Söz konusu belgede “Non- Business” başlığı altında, “Cumhuriyet strateji CD – Sertaç, Cumhuriyete abone ( ayda 500 milyon ), Usiad da e-ticaret, Jeopolitik para ödeme” şeklinde maddeler halinde notların olduğu görülmüştür.


Şüpheli Ahmet Tuncay ÖZKAN’dan ele geçirilen, 71 sayısı ile numaralandırılmış şeffaf dosya içersinde, 1 ve 2. sayfalarda, “Değerli Komutanım, aşağıdaki adlar Kanaltürk ile ilişkilerinde reklam vermekte nazlı davranan oysa başka mecralarda çokça para harcayan adlar” yazdığı ve hemen altında da alt alta, “Ferit ŞAHENK-Doğuş Grubu, Erdoğan DEMİRÖREN-DEMİRÖREN, Selçuk YAŞAR-Yaşar Holding, Coşkun ULUSOY-Oyak, Hüsnü ÖZYEĞİN-Finansbank, Güler SABANCI-Sabancı Holding” yazdığı bu isimlerin karşısına da telefon numaralarının yazılı olduğu,

Devamında “Komutanım bir de pazarda mafya usulü para dağıtanlar var, bunlar bir telefonla bize piyasanın bakışını değiştirebilirler, bunlarda” yazdığı ve hemen altında da alta alta,

“Osman USLU-ALL Medya, Kaan BÜLBÜLOĞLU-LOTUS, Banun ERKIRAN-MEDİACOM, Banu TEKİN-MEDİAEDGE, Oğuz YAVUZ-OMD, Jefi MEDİNA-MEDİNA/TURGUL DDB, Yavuz ÖZÇELİK-Universal MCCANN, Şevki KIROĞLU-Medya Hizmetleri, Mete SOĞUKSU-Zenith Medya, Yiğit ŞARDAN-Zenith Medya” yazdığı, bu isimlerin karşısında da telefon numaralarının yazılı olduğu, bu listenin hemen altında not olarak “Bunlarla ilgili olarak mutlaka her biriyle bir dakikalık konuşma bile yeter” ibarelerinin yazılı olduğu tespit edilmiştir.


Şüpheli Ufuk Mehmet BÜYÜKÇELEBİ’ nin EXPER marka bilgisayarında yapılan inceleme sonucunda; “archive1.pst” isimli dosyanın içeriğinde; A.C. aydin.candabak@tercuman.com.tr isimli e-posta adresinden mehmet.aydin@tercuman.com.tr isimli e-posta adresine gönderilmiş mesajda, “From: Bekir Öztürk <bekir@kuvvaimilliye.net,Sent: 09.12.2005 12:43 PM,To: aydin.candabak@tercuman.com.tr,Subject: Spam: Açılış ve Konferansa davet, "Heyeti Temsiliye" yi 28 Aralıkta Mersin de Topluyoruz.” şeklinde ibarelerin altında;

Biz Türkiye nin içinde bulunduğu durumdan vazife çıkardık ve özel sebeplerle Genel Merkezi Mersinde olan Kuvva-i Milliye Derneğini Kurduk. Derneğimizin nisan ayından bu yana yayın yapan bir internet sitesi olmasına rağmen ( www.kuvvaimilliye.net ) tüzel kişiliğimiz bir ay önce oluştu. …Bu bakımdan "Heyeti Temsiliye" yi 28 Aralıkta Mersin de Topluyoruz sloganı ile tüm yurttan bu organizemize katılım sağlamaya çalışıyoruz. Tabi ki işin diğer bir boyutu Büyük ATATÜRK' ün kurduğu Büyük Türkiye Cumhuriyeti' nin üniter yapısının bekçileri olan, başta siz değerli büyüğümüz olmak üzere, gazeteniz yazarlarını ve ulaşabileceğimiz kendilerinin "Milliyetçi", "Ulusalcı", "Vatansever"," Türkçü" olarak tanımlayanları aramızda görmeyi arzu ediyoruz.

Sizden ricam öncelikle sizin katılımınız, ve gazetenizin tamamı bir birinden değerli yazarlarının katılımı için ricacı olmanızdır. Birde amaçladığımız "Heyeti Temsiliye" yi toplamamız konusunda gazetenizden duyuru konusunda yardımcı olursanız Büyük TÜRK MİLLETİ'ne eşsiz bir hizmet vermiş olursunuz. Ne Mutlu TÜRKÜM diyene

Bekir ÖZTÜRK Kuvva-i Milliye Derneği Genel Sekreteri” yazdığı anlaşılmıştır.


Şüpheli Ufuk Mehmet BÜYÜKÇELEBİ’ nin EXPER marka bilgisayarında yapılan incelemede, “Spam Anlayamadım Tercümanı.msg” isimli bir E-posta dosyası içeriğinde;k. s. drkemalsahin@yahoo.com.tr isimli e-posta adresinden aydin.candabak@tercuman.com.tr isimli e-posta adresine gönderilmiş bir mesaj da ise; K. Ş.’in “Sayın Candabak” ile başlayan yazısında N.K.Z.in bir yazısı hakkında yorumlarda bulunduğu ve yazıyı ekte gönderdiğinden bahsettiği, N.K. Z.’e ait olduğu bahsedilen “IŞIĞA DOĞRU Direnişçiler... Güç Birliğine!..” başlıklı yazıda; Kuvâ-ı Milliye başlığı altında; VAKIFLARIMIZ var... Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı... Hoca Ahmet Yesevi Vakfı... Ahmet Yesevi Vakfı...Nihayet işte tek başına bir ordu gibi Mustafa Özbek ve TÜRK METAL... ART millet vicdanının sesi oldu. Kanal B, Kanal TÜRK cephemizde... Yarı kamu kuruluşlarında direnişçiler az değil... İşte Sinan Aygün... TÜRK-İŞ ve sendikalarımız var... şeklinde ifadelerin yer aldığı anlaşılmıştır.


Şüpheli Merdan YANARDAĞ’ın Kadıköy ilçesi Kozyatağı Mahallesi Sıtmapınarı Sokak. Demircioğlu Apt.No.2/8 sayılı adresinden ele geçirilen, (61) sayfadan oluşan dökümanlar içerisinde;

9. ve 10. sayfada bulunan Aydınlıkın Yeniden doğumu bir aydınlık macerası ile başlayıp, içerisinde tarih olarak tutulan notların bulunduğu, notların içerisinde bir radyo kurulmasından bahsedildiği, Kaptanın (Ferit İLSEVER’in) makamına girdiklerini ve Kaptan’ın “arslan gazete de çıkarmak istiyoruz. Bir proje hazırlasana” dediğini, dokümanın devamında 17 Şubat 1993 tarihli kısımda ise dergi’de (ikibine doğru) ilk geniş katılımlı toplantı, Kimler yokki:Semih BALCIOĞLU, Kaptan, Rafet BALLI, Fethi NACİ, Seyit NEZİR, Ahmet AKA, Tunca, Fusun İKİKARDEŞ, Adnan AKFIRAT, Serhan BOLLUK isimlerinin yer aldığı, ayrıca çıkarılacak gazete ile ilgili yayın politikalarının anlatıldığı, dokümanın son kısmında 17 Mart 1993 Çarşamba tarihli kısımda Doğu, gazetenin “sınıfın organı” olması gerektiğini vurguluyor. ibaresi ile bittiği görülmüştür.


ŞÜPHELİ MUSTAFA ALİ BALBAY’IN GÜNLÜKLERİNDEKİ NOTLAR: Ergenekon terör örgütü şüphelisi Mustafa Ali BALBAY’dan el konulan Casper marka dizüstü bilgisayarının yapılan incelemesi sonucu bazı günlük görüşmelerini, toplantılarını ve olaylara dair görüşlerini notlar halinde kaydettiği görülmüştür. Bu notlardan medya yapılanmasına ilişkin olanlarından bir kısmı aşağıda belirtilmiştir.


“TIMUR2.TXT” isimli dosya içerisinde; diğer konuların yanı sıra, “Medya” başlığı altında, “Şimdi iki güç ayakta kaldı. Silahlı Kuvvetler ve medya. Medyanın da işlevini yerine getirmesi için ulusal çıkarları iyi bilmesi gerekiyor. Biz bazan Milli Güvenlik Akademisinden Türkiye'nin ulusal çıkarlarıyla ilgili seminerler verelim diyoruz. Ama beklediğimiz gazeteler gelmiyor. Buna çok üzülüyoruz. Akit, zaman hemen kimi göndereceklerini söylüyorlar. Ama bir Hürriyet, Cumhuriyet, Milliyet eleman göndermiyor

           - Kimi gazeteci arkadaşlar öyle haberler yapıyorlar ki, tam PKK kampanyası. Bu kadar olmaz. Bir de çok bilgisizler. Bu konuda ne yapmalı düşünüyoruz.  
           - Hasan TAHSİN bilgi merkezinin daha işlevsel olacağını düşünmüştük. Tam olmuyor. nedense yararlanan pek olmadı..  
           - Şu anda cezaevlerindeki 5 bin PKK'lı mahkum arasında bir anket yaptık. Onlara sizce PKK'nın en büyük gücü nedir diye sorduk. Yüzde 80 birinci sırada propaganda gücü çıktı. Silahlı güç ikinci sırada. Bu çok önemli” şeklinde ifadelerin yer aldığı görülmüştür. 


“03KKKKK.TXT” isimli dosya içersinde, diğer konuların yanı sıra, “Cumhuriyet ve Medy” başlığı altında,

           “Biz sizi çok iyi biliyoruz. Yıllardır çizginizden hiç ödün vermediniz, diğerlerinden ayrı yere koyuyoruz, Sizin maddi olarak güçlükle ayakta durduğunuzu biliyoruz, Sizi boğmak istiyorlar. (bunu üç kez yineledi), Buraya öteki medya mensuplarını çağırırken patronlarını da çağırdık. Patronlarına onların gözü önünde, siz üst düzeydeki elemanlarınızın maaşını Türkiye gerçeklerine uygun yere indirmedikçe işlevinizi yerinize getiremezsiniz' dedim. Onların maaşı 20-25 bin dolar. Bunu söyledim, rakam az bile dediler. Neden böyle oluyor, bir kişi ayda o kadar parayı gördü mü, onu kaybetmemek için ne gerekiyorsa yapar
           Medya birinci güç, bu artık böyle. Biz de bu arkadaşlarla bir sağlıklı temas yolu arıyoruz. Bu yaptığımız toplantıların amacı bu. Birbirimizi daha iyi, yakından tanıyalım, Eskiden Doğan Grubuyla Bilgin Grubu vardı... Arada kapışırdı... Şimdi Uzanlar girdi, Karamemet girdi... İş vahşi ormanda mücadeleye döndü.” Yazdığı görülmüştür.
        “25.TXT” isimli dosya içersinde; “12 Eylül Perşembe günü Ankara'da Çalgan restoran'daki akşam yemeğine katılan kişiler” başlığı altında, Erdal ŞENEL, Engin AYDIN, Mustafa BALBAY ve diğer katılımcıların isimlerinin yazdığı devamında da “Yemekte Tümgeneral ŞENEL'İN Turgay CİNER'LE ve Cumhuriyet-Ciner ilişkisiyle ilgili söyledikleri” başlığı altında, 

“Cumhuriyet'in o ilişkisi iyi oldu, Bu bağlantıyla Cumhuriyet'in önü açılabilir, Ben Ciner'i bir ölçüde... Hatta iyi tanıyorum... O yurtsever bir işadamı. Bu ülkeye inanan biri, Sağdan soldan bir şeyler diyen olacaktır. İtibar etmeyin, Dağıtım tekelinin kırılması da iyi oldu. Dilerim onu başarırsınız. Zor iş ama, sonunu getirin.” yazdığı görülmüştür.


          “GUN1201.TXT” isimli dosya içersinde; ““30 Aralık 200” başlığı altında, KKK ile görüşme 12.45'te başlayabildi. İlhan SELÇUK'la.” Yazdığı devamında, diğer konuların yanı sıra “Medya: bunu ben her toplantıda dile getiriyorum. Gerekirse, biz medya kuralım diyorum. Sadece Cumhuriyet'le olmaz bu. Aydın DOĞAN geldi buraya oturdu. Gazetene para verip almam bunu bil. Hürriyeti bu hale getirdiniz dedim. O da onlar özgür falan diyor. Aydın DOĞAN bana Tuncay'ın transferinin nasıl olduğunu anlattı. Her şey dönmüş. Ciner başka bir insan. Ben onun Suriye’de fabrika kurmasına yardımcı oldum..” yazdığı,
             Devamında “Saat 16.00 Jandarma Genel Komutanı Şener ERUYGUR'la makamında görüşme... 75  Dakika” başlığı altında, diğer konuların yanı sıra  “Medya: çok yakınıyor. Nasıl böyle oldu diyor. Anadolu Basıhnıyla ayrıca ilgilenne kararı aldı... Öteki gazetkelerden olumlu olanlarla görüşmek istiyor” yazdığı görülmüştür.


         “GUN1201.TXT” isimli dosya içersinde; “28.1.0” başlığı altında, “Cumhurbaşkanı ile görüşme... 15.35-16.55 arası. Randevu 15.40'ta idi. gelir gelmez hemen aldılar.” Yazdığı devamında diğer konuların yanı sıra, “MEDYA: İlhan abi anlattı. Cukurova, Ciner... Çok dikkatli olun. Sözleşme yaparsınız ama, öyle bir inceliği olur ki, kritik bir anda işin içinden çıkamazsınız. Buna dikkat edin. Ben ne hukuki anlaşmalar gördüm. Çok sağlam gibi duruyor ama, bakıyorsunuz iş içinden çıkılmaz hale gelmiş” yazdığı görülmüştür.


         “GUN1201.TXT” isimli dosya içersinde; “29.1.0 sal” başlığı altında, “Sabih KANADOĞLU ile görüşme.” Yazdığı devamında diğer konuların yanı sıra “Medya: cumhuriyetin kendisini koruması lazım. İlhan bey, söyledikleriniz yaptıklarınız geçmişinizle biraz ters gibi ama, cumhuriyet için şart anlaşılan.. Aman dikkat edin ben bu medya patronlarının hiçbirine güvenmiyorum.” Yazdığı görülmüştür.


“ILSEL.TXT” isimli dosya içersinde; “Mustafa BALBAY’ın İlhan SELÇUK’la yaptığı görüşmeyi yazdığı, bu kapsamda,

           “İS, 14 Eylül Pazar arkşamı Ankaraya geldi. O gün taşınmıştım. Felaket bir taşınma oldu. En kötüsü. Saat 20'de daha taşınma bitmemişti, Akşam Kent Otele gittim. Başbaşa görüştük. yüzündeki şiş gitmiş, dedi. İçkiyi azalttığımı söyledim. Sevindi.  
           - Diyelim ki ben bir gün bir karının üzerinde çöküp kaldım, öldüm. O gün ne olacak. Karar verin. O gün gazetede herkes bir tarafa gidecektir. Kimi, Koç'a Sabancı'ya gidecektir. Kimi, Çapan'a zaten gazete içinde adamları var. Benim yaşardıklarım, tecrümem, en güvenilir olarak Turgay'ı gösteriyor. Hiç beni aldatmadı. Ne dedimse yaptı. Gözü kara, dediğini yapıyor. Bana Sabah'ın blançolarını gösterdi hep karda. 
           Reklam işini de halledceğiz. Biraz zaman istiyor, o kadar sen, İbrahim, Alev, alın götürün, Çukurovayı biraz isteksiz buluyorum. Onların eli kolu bağlı gibi duruyor. bakalım  Ben askerlerin biraz daha az konuşmasından yanayım. (ben uzun uzun 23 Mayıs sürecini anlattım. Hürriyet işi kaşıdı dedim... Ben olsam o haberi koydurmazdım... Ben bu işleri zamanında Nadiye danışmadan yapmadım. Hep onun izni olunca yaptım) sanki bana, sen benden habersiz haber yaptın der gibiydi..”


“MEDY.TXT” isimli metin belgesi incelendiğinde dosya içersinde; “Orta vadede şu sorunun yanıtını aramak gerekiyor alternatif bir medya yaratılabilir mi belli grupların bir araya gelmesini sağlayarak, tek tek kişilerin hükümet karşısında hedef olmasını engelleyip bir girişim düşünülebilir” yazdığı görülmüştür.


“GUNOC1.TXT” isimli dosya içersinde; “16.3.04 sal” başlığı altında, “Çölaşanla konuştuk... Tuncay ÖZKAN aramış, abi ben İstanbul TV yi alıyorum. Orada sizin üçlüyü aynen yapalım demiş. O da dur bakalım her şey belli olsun demiş. Özkök onu aramış önce emir subayı sonra kendisi. Üzüldüm demiş” yazdığı görülmüştür.


“GUNMAR05.TXT” isimli dosya içersinde; “İS'in 21-25 Mart Ankara ziyareti.” Başlığı altında, “21 Mart gecesi saat 23.00 sıralarında Ankara'ya karayoluyla geldi. Telefonla yoldan konuştuk, haberler iyi otelden konuşalım dedi 23.30 sıralarında odadan konuştuk. Koç iki temsilcisini göndermiş. Hakan GÖRÜR, Bülent ÖZAYDINLI ve bir kişi daha.  
           -İlhan abi, biz görevli geldik... her türlü desteği veriyoruz. İki milyon dolarlık destek... Bunu reklam avansı olarak veriyoruz... İşbirliğini sürdürmek istiyoruz.  
             İS çok sevinçli. Yırttık Balbay, bu iş tamam, haydi hayırlısı dedi.” yazdığı görülmüştür.

MEDYA YAPILANMASININ AMACI: Ergenekon Terör Örgütünün nihai amacına ulaşmak için medyanın mutlak surette kontrol altına alınması ve yönlendirilmesi gerektiğine vurgu yapmıştır.

Soruşturma kapsamında bu güne kadar elde edilen delillerden de, ERGENEKON Terör Örgütünün ülkemizde darbe zemini oluşturmak için, üç ayrı yol izlediği görülmüştür. Bunlardan birincisi Danıştay saldırısı gibi toplumda infial uyandıracak mahiyette gerçekleştirilen eylemler, ikincisi düzenledikleri toplantı gösteri ve yürüyüşlerinde çıkartılan olaylar, üçüncüsü de ülkedeki siyasi partilere müdahale ederek yaptığı faaliyetlerdir.

İşte tüm bu eylem ve faaliyetlerin kamuoyunda yeterince ses getirebilmesi ve gerekli etkiyi oluşturabilmesi için medya yapılanması çok önem arz etmektedir. Kaldı ki, ele geçirilen DARBE PLANLARINDA en önemli unsurlardan birisinin medyanın ele geçirilmesi ya da kontrol altına alınması olduğu görülmüştür. Mesela darbe planları kapsamında şüpheli Mustafa Ali BALBAY’ın Cumhuriyet gazetesinin manşetinde yaptığı “GENÇ SUBAYLAR TEDİRGİN” başlıklı haber de,o dönemde ciddi spekülasyonlara neden olmuş ve birçok basın yayın organında bu haberin kullanıldığı görülmüştür

Örgüt ülkede darbe zemini oluşturmak için hemen hemen her ortam ve platformda vatanın elden gittiği, ülkenin Kurtuluş savaşı yıllarından daha kötü bir durumda olduğu ve biran evvel kurtarılması gerektiği yönünde propaganda yaptığı bilinmektedir. Örgütün medya yapılanması içersindeki mensuplarının gazete ve dergilerinde aynı yönde haberler yaparak ve yazılar yazarak propagandalarını sürdürmüşlerdir. Bu konu ile ilgili haberler iddianamenin “DARBE TEŞEBBÜSÜ” başlığı altında ayrıntılı olarak anlatılmıştır.


Ergenekon Terör Örgütü 2003-2004 yıllarında planladığı darbeyi gerçekleştiremeyince bu kez 2006 yılında darbe zemini oluşturmak için faaliyetlerine devam etmiştir. Bu kapsamda önce laik-anti laik çatışmasının zemini oluşturacak haberler yaparak planladığı eylemin alt yapılarını oluşturmuş ve akabinde Danıştaya yönelik saldırıyı gerçekleştirerek ülkede kaos kargaşa ve çatışma çıkarmayı hedeflemiştir.

Cumhuriyet gazetesinin Danıştay saldırısı öncesi haberlerine bakıldığında, ülkede laik-anti laik çatışmasını çıkarmanın alt yapılarını oluşturduğu görülmektedir. O dönemdeki haber başlıklarına bakıldığında, Danıştay saldırısı öncesi, “REJİM TARTIŞMASI” ve “ “LAİK SİSTEMLE KAVGA” ““BAROLARDAN HÜKÜMETE REST” “TEHLİKENİN FARKINDA MISINIZ” başlıkları ile haberler yapıldığı, olaydan hemen sonra da “YILDIRAMAZLAR”, “SALDIRI DEMOKRASİYE- GAZETEMİZE 3. SALDIRI” “DİNCİ TERÖR KUŞKUSU” “SİVİL DARBEDEN SİLAHLI EYLEME”, “BOMBALAR GERİ ADIM ATTIRMAYACAK” “BU KEZ DE AYNI EL” “ANADOL: İKİNCİ KUBİLAY OLAYI” başlıklı haberlerle kamuoyunda gerginlik, kaos ve çatışma oluşturulmaya çalışıldığı görülmüştür.

Bir süre sonra da ““YARGI AYAĞA KALKTI” “YETKİLİLER CESARETLENDİRDİ” “HÜKÜMETİN ACZİ ORTAYA ÇIKTI” “HÜKÜMETİN ACZİ ORTAYA ÇIKTI” “HÜKÜMET ÇEKİLMELİ” “HÜKÜMETE BÜYÜK ÖFKE” “TEPKİLER ÇIĞ GİBİ” başlıklı haberlerle gerilim oluşturmaya matuf faaliyetlerini sürdürdükleri anlaşılmıştır.

Öte yandan örgütün düzenlediği toplumsal gösteri yürüyüş ve mitingler örgütün medya yapılanması içerisinde görev alan şüphelilerce en etkili ve sert şekillerde yayınlanarak kamuoyu üzerinde gerekli etki oluşturulmaya çalışılmaktadır.

Diğer taraftan örgüt yöneticisi İlhan SELÇUK gazetedeki köşesinde, “Savcı, kırmızı çizgiyi çiğneyip bölücülük ya da dincilik yapan siyasal partiye dava açmasın.. Görür gününü...” şeklinde yazıları ile kapatma davası açılması için kamuoyu desteği oluşturmaya çalıştığı bilinmektedir.

Buraya kadar verilen örneklerden de anlaşılacağı üzere Ergenekon terör örgütünün medya yapılanmasını nasıl ve hangi amaçlarla kullandığı ve neden bu kadar çok önem verdiği daha iyi anlaşılmaktadır.

İLETİŞİM TESPİT TUTANAKLARI

           Ergenekon terör örgütü mensuplarının medyayı kontrol altına alma ve yönlendirme faaliyeti ile ilgili yapmış oldukları telefon görüşmelerinden bir kısmı aşağıya çıkarılmıştır.


Tape:1358 11.11.2007 tarihinde Güler KÖMÜRCÜ ile Ahmet Hurşit TOLON arasındaki telefon görüşmesinde özetle; Güler KÖMÜRCÜ’nün “BENİ EMRETMİŞSİNİZ EFENDİM BUYRUN” dediği, Ahmet Hurşit TOLON’un “Estağfurullah saygılar sunarım nasılsınız” “Şimdi bu şey pek çok konu varda iki şey çok can sıkıcı bir tanesi bugün Tercümanda mutlaka görmüşsünüzdür bu Tercümanın manşetinde parlamento da olanların eşkıya ile olan PKK ile olan bağlantıları” dediği, Güler KÖMÜRCÜ’nün “Ee o şeyde de var efendim Hürriyet de akşamda diğer gazetelerde de var” dediği, A.Hurşit TOLON’un “… o bahsettiğiniz birinci gazeteyi BİZ BÜTÜN 97 KURULUŞU OLARAK PROTESTO ETTİK OKUMUYORUZ” “... ama esas ben sizi niçin aradım biliyor musunuz bu Suudi Arabistan Kralının gelişi 10 Kasımda tesadüfe bakın yani 10 Kasımı o mu tercih etti biz mi o tarihte davet ettik ve Atatürk'e bir tepki gösterdi bu adam” diyerek Anıtkabiri ziyaret etmemesinden duyduğu rahatsızlığı aktardığı, devamında “.. şimdi ben size bir şey arz edecem BİZİM ANADOLU ULUSAL UYANIŞ VE DAYANIŞMA PLATFORMU” “…biz bunu Tel'in eden bir bildiri yayımladık” “..özellikle iki arkadaşım var benim, onlara gönderirsiniz dedim, biri sayın Mustafa Balbay” “Diğeri de sizin adınızı verdim” “… 97 kadın kuruluşunun müşterek kanaati olarak bir bildiri yayımladılar sizin e-mailineze postalamalarını söyledim” dediği,


Tape Kayıt No: 6539 da kayıtlı 02.01.2008 saat:12:21 de Candan isimli şahısla Kemal AYDIN’ ın yaptığı görüşmede özetle; Kemal AYDIN’ ın “Başsavcıyla niye görüşmüyorsun bu savcı bu toplumsal haberde bu komutan bunun yazı yazmasını istedi rica etti niye söylemiyorsun yani bu Sabih beye Cumhuriyet gazetesinde yazı yazıyorlar şurda burada da yani bu görevi sana verdim görevinin gereğini yapmadın senin üstünü çiziyorum” dediği, Candan isimli şahsın “Sonra sonra dedin ya Neriman hanım görüştü biz görüştük hallettik işi dedin” dediği, Kemal AYDIN’ ın “Şimdi Sabih beyle bir konuş ne söyleyeceklerini biliyorsun yanına git ziyaret et yok ben ikna edemem abi sen gel anlat dersen ben senle gelir gider anlatırım bu Başkomutanın emridir” dediği,


Tape No: 7771 de kayıtlı 04.01.2008 günü saat 15.19’ da Ahmet Tuncay ÖZKAN’ın, Tanju GÜVENDİREN’i aramasıyla yapılan görüşmede; Ahmet Tuncay’ın “EFENDİM BANA BİR 50 MİLYAR LİRA ANKARA’DAN YARATABİLİR MİSİNİZ?” dediği, Tanju’nun “Ben randevu bekliyorum beni” dediği, Ahmet Tuncay’ın Kanaltürk çalışanlarını kastederek “Ama çok acil çünkü istifa ediyorlar çalışanlarım da o yüzden” dediği, Tanju’nun “Öyle mi tamam anladım” dediği,


Tape No: 7784 te kayıtlı 08.01.2008 günü Saat:08.14 te X şahsın A.Tuncay ÖZKAN’ a gönderdiği mesajda, “é@ % @Cok seyi namusla yapmak istiyorsak,namusluysak,M.Tekin tutsak.Namusluysan haber yap!..Ki o adam asla Çete degil..."12.Eylülden beri ilk kez,sorgusuz .10.” yazdığı,


Tape No:6817’de kayıtlı 14.01.2008 saat:11.42’de Durmuş Ali ÖZOĞLU’ nun Neriman AYDIN ile yaptığı görüşmede; D.ALİ ÖZOĞLU’ nun “..ee şeyle görüşebildiniz mi Nuriye yle filan abla” dediği, N.AYDIN’ ın “Nuriyeyle cumartesi günü beni aradı” “Abisinin fırçasından sonra o Tenzile hanımla bi bu hafta şey yaptı ya program Tenzile R….’yla” “He ondan sonra bu haftada Nedim M… diye bir beyefendiyi alıcakmış o şeyde yazıyor herhalde Yeniçağ da Nedim M…” “Ondan sonra dedi ki ablası öbür hafta da önümüzdeki hafta da dedi Erol M…’yı alıcam dedi bana söyleyeceğiniz söylemek istediğiniz bir şeyler var mı dedi” dediği, D.ALİ ÖZOĞLU’ nun “He Erol M…’ya evet Erol M…’ya şöyle bir şeyde sorsaya” “Yılmaz D… bununla ilgili bir yazı yazdı bizim sitede var o yazıyı yayınladık biz” “…o konuyu sorsun işte ona” diyerek ART Televizyonunda program yapan Nuriye A….hakkında konuştukları,


Tape No:6821’de kayıtlı 17.01.2008 saat:13.43’de Durmuş Ali ÖZOĞLU ile Neriman AYDIN’ın yaptığı görüşmede; N.AYDIN’ın “…dün akşam sana rapor ilettiler mi bizim kız ART deki kız Nuriye kızımız programında Nedim M… ile ilgili program da toplumsal haberle ilgili birşeyler söyleyecekti” dediği, D.ALİ ÖZOĞLU’nun “Abla iletmediler” dediği, N.AYDIN’ın “Çünkü o şöyle söyledi benim ordaki o senin başlık attığın "Seni Toprak Altı Yaparım" makalesini okumuş hasbel kader bağırdık kızdık ya niye ilgilenmiyorsun okumuyorsun diye ondan sonra ordan işte atamızın aldığımız o sözlerden bir tanesini orda kullanacakmış ve bunu toplumsal haberden aldığını söyleyecekti ama bende olmadığı için ART bakamadım tabi dedim bana CD sini gönderirsen dedim programdan sonra” “Bende bakarım dedim yapmıyorsun söylediklerimizi hiç bir CD yi getirmiyorsun dedim yani ben seni nasıl şimdi değerlendireyim ve böyle falan yapacağım dedi onu yaparken dedim Mustafa Kemal in sözü elbetti ki bütün Türk Millettinin sözü ama sözleri tüketmeyin dedim sözleri değerlendirin o sözü değerlendirirken toplumsal haberin nasıl bir görev yaptığını da ordan millete söyle ki millette merak etsin dedim bende kendi kendisine” dediği,


Tape No: 7445 de kayıtlı 28.01.2008 günü saat 14:47’de Ahmet Tuncay ÖZKAN’ ın, Emin Ç…’ ı aramasıyla yapılan görüşmenin devamında Ahmet Tuncay’ ın “Şu CHP dangalakların aptallıklarını biraz korkutarak ortadan kaldıralım hani sana söylemiştim,…, Bu herif korkmazsa bir bok yapmaz diye elimden geldikçe korkutmaya çalışıyorum” dediği, Emin’in “Valla Allah kolaylık versin Tuncaycığım hakkaten kutsal bir caba harcıyorsun” dediği, devam eden görüşmede Emin’in yazdığı bir kitapla ilgili Aydın D…’ ın kendisine dava açtığından bahsettiği,


Tape Kayıt No:6574 de kayıtlı 08.02.2008 saat:10:04 de Bülent isimli şahısla Kemal AYDIN’ ın yaptığı görüşmesinde özetle; Bülent ve Kemal AYDIN’ ın günlük konulardan konuştuğu, görüşmenin devamında Bülent’ in Neriman AYDIN’ ı sorduğu ve kendisine bir e-mail attığından bahsettiği ve Neriman AYDIN’ ın yazılarını takip ettiğini ve Neriman AYDIN’ ın yazarlık yaptığı www.toplumsalhaber.com isimli internet sitesini çok beğendiğini belirttiği, Neriman AYDIN’ la görüşmek istediğini söylemesi üzerine Kemal AYDIN’ ın “Ben veririm şimdi telefonunu, ablanla herşeyi paylaşabilirsin BİLİYORSUN ABLAN BU İŞLERİN LİDERİ KONUMUNDA BİR İNSAN, yani ben ne isem ablanı da öyle görebilirsin ,tamam mı canım benim, Bülentim , kendin gibi onunla herşeyi paylaş O İŞİN ORDA YAZI YAZMASININ SEBEBİ İSMİ İLE BİR EMRİN GEREĞİDİR, anladın mı, O EMİR BAŞKOMUTANDIR, şimdi başkomutan biz başkomutanlıktan yıllar önce bu işlere başlarken ısrarla bu milleti aydınlatacak bir yayın organı vucuda getirin talebinde bulunduk, bu millet emperyalizmin emrindeki basın yayın organlarıyla iğfal edilmektedir tamam mı, Onun için bunun gereği yapılması üç dört sayfalık bir gaste mi çıkarırsınız ne çıkarırsınız diye bir talebimiz oldu yani biz bunu söyledik, doğru insanlar yazsın doğru kişiler ve doğruları yazsınlar ve bu millete de Türkiye’nin her tarafında dağıtın dağıtalım diye ,onlar bu yolu tercih ettiler tamam mı bu yolla aydınlatmayı,böyle olunca da dediler ki dedi ki o zaman bu madem ki bu talepte bulundunuz doğru taleptir bu talebi yerine getirecez o zaman düşüncelerinizi burda yaz ,anladın mı canım, Bu emir üzerine bide mahlas isimle değil kendi öz isminizle yazın” dediği,


Tape No: 7457 de kayıtlı 20.02.2008 günü saat 12:23’de Tanju GÜVENDİREN’ in, Ahmet Tuncay ÖZKAN’ ı aramasıyla yapılan görüşmede; Tanju’nun “İşler tamam mı?” diye sorduğu, Ahmet Tuncay’ın “İşlem tamam Vatan gazetesinin manşetinde bugün bir yolsuzluk haberi var,…, O haberde sizin bir arkadaşınızın da dahli var,…, Şahin,…, Akşam onunla ilgili haber olucak size bilgi vereyim” dediği, Tanju’nun “Ne kadar güzel hayırlara vesile inşallah yüce ya Rabbim hayırlara vesile” dediği, Ahmet Tuncay’ın “Sizin işiniz de öğleden sonra çağırdım konuşuyorum efendim” dediği, Tanju’nun “Ya çağır konuş şu anda araba da kayıp biliyor musun nerde olduğu belli değil ibneler ya” dediği,


Tape Kayıt No:6587 de kayıtlı 25.02.2008 saat:18:50 de Serkan isimli şahısla Kemal AYDIN’ ın yaptığı görüşmede özetle; Serkan isimli şahsın Kara Harekatı kapsamında 15 kişinin şehit olduğu bu sebeple içinin yandığını ve bu yüzden Kemal AYDIN’ la konuşmak istediği, Kemal AYDIN’ ın “Serkan savaş nedir savaş ne anlama ifade gelir canım benim BU SAVAŞ 12 NİSAN 2007 TARİHİNDE BAŞLADI” dediği ve görüşmenin devamında Kara Harekatı ile ilgili konuştuğu ve Mehmet Ali ÇELEBİ’ nin de yanında oturduğu, Serkan‘ ın internet ortamında kendileri gibi düşünen insanlar olduğunu söylediği bunun üzerine Kemal AYDIN’ ın “İnternette şimdi yaz kağıt kalem var mı, TOPLUMSAL HABER.COM, Haber.com, sadece ordaki herşeyi inceliyorsun ordaki herşeyi, orayı biz ORAYI BİZ DEVLET ORGANİZE EDİYOR ORASINI ESAS DEVLETE AİT ANLADINMI şimdi dediğim yeri Şimdi orda Neriman halanında Neriman ablanında yazılarını göreceksin orda şimdi 3 tane isim yazıyorsun Ali ÖZOĞLU, Hatice BAHTİYAR ve Neriman AYDIN ın o ağustosta başladı yayına bütün yazılarını indiriyorsun ve onların hepsini okuyorsun ve o yazıların üzerinde çalışıyorsun sonra beni arıyorsun, Şimdi o zaman bunu yaptıktan sonra konuşuyoruz bunu dostlarına falan arkadaşlarına falan takip ettirebilirsin sonra konuşuyoruz Serkan” dediği,


Tape No: 7478’de kayıtlı 28.02.2008 günü saat 15:13’de Ahmet Tuncay ÖZKAN’ ın, Elif Y…’ı aramasıyla yapılan görüşmede; Ahmet Tuncay’ ın Cem TV’de bir programa çıkacağını belirterek “Sana şimdi bişey söyliyecem ama aramızda seninkilere söylemek yok,…, Sizinkileri bi becerecekler,…, Bir hazırlık yapıyorlar,…, Yani UZAN gibi,…, Yani bundan sonra dönse de vazgeçmezler ben onların yerinde olsa SENİNKİLERİN YERİNDE OLSAM TAM GAZ SALDIRIRIM yani tam gaz ama biliyorlardır zaten” dediği, Elif’in şaşırdığı, Ahmet Tuncay’ın “Boş ver bu şeyle çalışan yani bu UZAN hikayesini gerçekleştirenlere görev verdiler onlar çalışıyorlar,…, Aynen öyle aynen öyle sen zaten dert etme İNŞALLAH İKİ HAFTA İÇİNDE KURTULUYORUZ” dediği,


Tape No: 7492 de kayıtlı 03.03.2008 günü saat 16:05’de Cem S…’ ın, Ahmet Tuncay ÖZKAN’ ı aramasıyla yapılan görüşmede; Cem’in düzenlenecek bir televizyon programı ile ilgili İstanbul Barosu Başkanının geçireceği ameliyattan dolayı yayına katılamayacağını belirterek Ergün POYRAZ’ ın avukatını çağırmayı teklif ettiği, Ahmet Tuncay’ ın “Çağır çağır çağır onları da yayına al,…, BÜYÜT İŞİ,…, Ha bide sana şimdi şeye yazdırdım ben,…, Tuncay Özkan dava açıcak diye tamam mı?,…, Fehmi K…’mu karar veriyor diye bizim Fuat K…’ e,…, Fuat K…’ ten al onu tamam mı?,…, Hadi öptüm bide alt yazıyla duyur flash flash,…, Tuncay ÖZKAN tutuklanacak mı?,…, Gelişmeler ana haber bülteninde” dediği,


Tape No:6190 da kayıtlı 03.03.2008 saat:22.22 de Sadık B… ile A.H.TOLON’ un yaptığı mesajlaşmada; “Yeni sitemiz www.ulushareketi.com görüs ve telkinlerinizi bekleriz sadik b…” yazdığı,


Tape No:6198 de kayıtlı 05.03.2008 saat:12.46 da Avni K… ile A.H.TOLON’ un yaptığı görüşmede; A.H.TOLON’ un “Tamam bir, iki şimdi ben burada Kanal D var, ART var bunları bi ölçüde tanıyorum sizde tanırsınız ya bunlarla temas ediyim mi görüşim mi” dediği, A. KÜPELİ’ nin “Yok efendim öyle bişeyim yok da isterseniz bu bi başlasın süreçe bi bakalımda” dediği, A.H.TOLON’ un “Hatta şey de var ben Kanal Türklede konuşma imkanım var” dediği, Avni K…’ nin “Özellikle yazmışlar efendim ya burdan da haber öyle çıkmış işte Genelkurmay Başkanı şey eski Genelkurmay 2. başkanının oğlu şey eski Genelkurmay 2. başkanının oğlu Avni” “Hürriyet, Milliyet, Gözcü ye yazdırmışlar özellikle bunları bu şekilde yazdırmışlar ki biz bak askeri bi kanatanda insan alabiliriz hiçbir şeyden kimseden korkumuz yok pozisyonunda” dediği, A.H.TOLON’ un “Öyle öyle posta koyuyorlar aziz kardeşim gün ola harman ola öyle yaparlar üzme tatlı canını buradayız devam edicez …” dediği,


Tape No:6204’ de kayıtlı 07.03.2008 saat:12.15’de Yılmaz A… ile A.H.TOLON’ un yaptığı görüşmede; Y.A.’ ın “Komutanım ben emekli Deniz Kurmay Albay Yılmaz A… ASAM da çalışıyorum hatırlarsanız” “Evet ben de açığa çıkmış gibi oldum Rıza paşayla birlikte çalışıyoruz ama kendime yeni bir iş bulmam gerekecek burada çalışmaya da devam edicem bu arada ee RIZA PAŞA KENDİMİ SİZE RAPOR ETMEMİ SÖYLEDİ özellikle sayın Haberal için” “Başkent Üniversitesi ve yahutta Avrasya TV için vesair için belki yardımlarınızı talep edicem” dediği, A.H.TOLON’ un “Olur yalnız ben bişey söylecim daha sonra konuşalım ben trafikteyim şimdi” “yani bi akşamüstü filan ararsanız lütfen” “Ben biraz bilgi alır iletirim ilgililere olmaz mı” dediği,


Tape No:6211’ de kayıtlı 08.03.2008 saat:13.02’de Ufuk BÜYÜKÇELEBİ ile A.H.TOLON’ un yaptığı görüşmede; A.H.TOLON’ un “Dostum ne güzel yazmışsın eline sağlık” “… artık her şey bitti Atatürk ün canına okumaya başladılar ya” “Fakat sana çok ciddi bir şey hazırlıyorum. Çok ciddi bir bomba pat.. o belgeyi bende var. Adımdan iyi biliyorum” dediği ve devamında, Taha A…’la ilgili bir belge bulduğundan bahsettiği, bu belgeyi getireceğini anlattığı, devamında “Yapıyorsun niye yapamayasın. Yani bak bugün hemen sabahleyin ilk önce biliyor musun her gün basın özetlerinde varsın bunun anlamını anlıyorsun tabi” “Her gün basın özetlerinde hangi basın özetlerinde Silahlı kuvvetlerin basın özetlerinde varsın” dediği,


Tape No:6212’ de kayıtlı 08.03.2008 saat:13.09’da Ufuk BÜYÜKÇELEBİ/Behiç K.. ile A.H.TOLON’ un yaptığı görüşmede; Telefonu U. BÜYÜKÇELEBİ’ nin B. K.’ a verdiği, A.H.TOLON’ un “Bak, bir şey söyleyeyim. Behiç Bey” “Benim için çok çok” “Önemli özel bir yeriniz var” dediği, B.K.’ ın “E biliyorum efendim. Zaten bizim için de aynı şey” “Ailemizin büyüğü olarak” dediği, A.H.TOLON’ un “Ola ki. Beni aradığınız bir zaman ben günde” “En az 3-4 toplantıya katılıyorum” dediği, B.K.’ ın “Efendim izniniz ile rahatsız edeyim. Biz bunun böyle olduğundan gerçekten laf olsun diye söylemiyorum” “Üzülüyorum uzun süredir sesinizi duymadığım için üzülüyorum” “Ufuk haddini aşan benim için haddimi aşan bir deyim yapmış. Kızgın asla öyle bir şey olamaz” dediği, A.H.TOLON’ un “Ha kızgın değil biraz kırgın heralde dedi. ..” dediği, B.K.’ ın “Kırgın size değil de. 1 Numaraya kırgınız. kırgınım yalnız. Neden söyleyeyim biliyor musunuz Orada ki yoğunluğu ben biliyorum ben orayı Aradım, 2-3 sefer sesini duymak için şimdi bir ordan ses çıkmayınca hiçbir şey diyemedim. Dedim olağanüstü yoğunluk. Ama bir bakıyorum Ertuğrul Ö…. Bir bakıyorum Fikret B…, bir bakıyorum afedersiniz ne kadar çıkıntı varsa onlarla sohbet ediyor.” diyerek şikayette bulunduğu, A.H.TOLON’ un “Bana izin verirmisin bu mesajı götüreyimmi” “Orası bunalmış durumda …” dediği, B.K.’ ın “Hayır yalnız efendim şimdi bizde orada sanki yani -30 derece de ki asker hangi duygu içerisinde ise biz de burada o duygu içerisindeyiz” “Yani bizi de oraya götürseler onların çoraplarını yıka deseler daha büyük bu işten zevk alacağız. Yani görev yapmış sayacağız ama o Mehmetçiği nasıl düşünüyorsa yani ona şey yapıyorsa 40 yılda birde biz yani Ertuğrul Ö…’e hı bir saat vakit yarım saat ayırırken 3 dakkada bize ayırsa çok mutlu oluruz yani çok oksijenimiz” dediği,


Tape No: 6445’te kayıtlı, 17.03.2008 günü saat:19.50’de Halis Yavuz IŞIKLAR ile Mehmet T… ile yaptığı görüşmede; H.Y. IŞIKLAR’ ın “Ben geçenlerde Ankara daydım ya. Eee şey Turgut Ö…’ın evindeydim. Oraya Uğur D…’la şey geldi, Yılmaz Ö… geldiler. Ondan sonra bu Star ı ondan sonra Aydın D… demiş ki ulusal bi kanala çevirin bunu demiş, size teslim ediyorum burayı demiş. Ondan sonra şeyi bu akşam Deniz B…’la ilk Uğur D….açılışı yaptı. Eee Star ın çizgisi olduğu gibi değişmiş değişmiş, bir ana muhalefet ama şey yok CHP nin kanalı ... yani. Ana muhalefet kanalına getirmişler. Şimdi Star da o var, yarın akşam da haberlerde akşam haberlerinde Turgut Ö… konuşacak. Uğur D…’la beraber ... Onları izleyin sonra sizlerle görüşmem gerekli bazı konular var.” dediği, M. T.’ ın “Tamam peki.” dediği,


Tape No:6240 da kayıtlı 18.03.2008 saat:21.35’de Ufuk BÜYÜKÇELEBİ ile A.H.TOLON’ un yaptığı görüşmede; A.H.TOLON’ un “bütün gün toplantıdaydım… bu 12 Nisanla ilgili yönetim toplantısı var daha doğrusu yapı komitesi saat 2 de girdim saat tam 7 ye 10 kala çıktım ….” dediği, U.BÜYÜKÇELEBİ’ nin “Ben Perşembe günü Ankaradayım sizi ziyaret edebilir miyim” A.H.TOLON’ un “Akşam üstü görüşürüz Cuma sabahı 7 de Bursaya hareket ediyorum ama akşamleyin görüşürüz” dediği, U.BÜYÜKÇELEBİ’ nin “Görüşürüz peki. 1 numarayı bir ziyaret etmek istiyorum müsait olur mu acaba” dediği, A.H.TOLON’ un “Sormam lazım” dediği, U.BÜYÜKÇELEBİ’ nin “Bir sorarsanız ben Perşembe Cuma ordayım ikisinden randevu verirse bir” dediği, A.H.TOLON’ un “Ama benim sormam mı daha doğru sen ha böyle bir niyeti var sizi aramayı düşünüyor derim oldu mu” “Yani ben talep ediyor olmam da böyle bir niyeti var oldu mu” dediği, U.BÜYÜKÇELEBİ’ nin “Hala beni seviyor herhalde değil mi” dediği, A.H.TOLON’ un “Dedim ama bak şimdi inanmıyorsun bana seviyor tabi ya hatta söyledim ya adamcağıza” dediği, U.BÜYÜKÇELEBİ’ nin “Şimdi görmem lazım bir takım bilgiler de var bir şeyler konuşmam gerekiyor kendisi ile” dediği, A.H.TOLON’ un “Peki sakın aklına öyle şeyler getirme ben üzülürüm yani” “Hayır hayır NTV yi aç NTV yi” dediği, U.BÜYÜKÇELEBİ’ nin “Tamam peki Perşembe Cuma ordayım bana bir bilgi verirseniz” dediği,


Tape No: 7546 da kayıtlı 22.03.2008 günü saat 21:30’da Ahmet Tuncay ÖZKAN’ın, Ahmet O…’nu aradığı; Ahmet O…’nun 21.03.2008 günü yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınanların mahkeme aşaması hakkında bilgi verdiği ve telefonu İbrahim’e verdiği, İbrahim’in İlhan SELÇUK’u kastederek “Şuanda Beşiktaş’taki mahkemede savcının yanında,…, Yani savcı sorgusunda bir saat sürer dedi avukatlar bekliyoruz ama yüzde doksan dokuz serbest bırakılır” dediği, Ahmet Tuncay ÖZKAN’ın “Abi yüzde yüz ya orospu çocukları GEBERMELERİ GEREKEN MESAJI VERDİLER” dediği, İbrahim’in “Tamam yarın yarın BUGÜN 200 BİN SATTIK TUNCAY DESTEĞİN İÇİN SAĞ OL yarın...” dediği, Ahmet Tuncay ÖZKAN’ın “Yarın da devam edecez...,…, HERKES İKİ TANE CUMHURİYET ALACAK bütün sloganımız bu herkes iki tane Cumhuriyet alacak” dediği,


Tape No:6254 de kayıtlı 25.03.2008 saat:22.21 de Ufuk Mehmet BÜYÜKÇELEBİ ile A.H.TOLON’ un yaptığı görüşmede; A.H.TOLON’ un “… yakında başka bir dostumla seni tanıştıracağım, az kaldı, tam sayfa manşet olacak…” “Aramışlar bizimkiler sizin Mehmet Beyle görüşmüşler, bugün uzun uzun toplantıda anlattılar.” “.. bir sürprizim olacak ki, işte o zaman havaya uçacaksın Ufuk Bey dostum.” “… bugün adınızı andı hem sizin hem yanınızda çalışan o dostumun.” “Siz sevilen sayılan insanlarsınız. Zannetmeyin öyle unutuldunuz. … Kara ile başlayan sizin yakınınızla” dediği, U. M. BÜYÜKÇELEBİ’ nin “Daha önceki konuşmayı diyorsunuz değil mi efendim.” dediği, A.H.TOLON’ un “… ben bugün de oradaydım, siz aranırsınız, sorulursunuz, müsterih olunuz. Ama bak bir yerine not et. Bir gece aramıştım demiştiki de, ya ben sana bir şey söyleyeceğim, bir gün manşet olacak, şimdi söylüyorum işte sana.” “ … hemen gel. Yalnız benimle değil, dostlarımla da görüş.” dediği, U. M. BÜYÜKÇELEBİ’ nin “… BİR NUMARADAN GELMEDİ DAHA ÇAĞRI....” dediği,


Tape No:6260 da kayıtlı 27.03.2008 saat:12.05 da Selda T… T…. ile yaptığı görüşmede; Selda T.. T…’nın “Peki… siz bunu platform adına söylüyorsanız ben bilgiyi danışmanımız veriyor İstanbul’a diyeyim. siz direkt Ufuk Bey’e vereceksiniz değil mi?” dediği, A. Hurşit TOLON’un “Platform adına demeyin, şimdi platform adına derseniz eksik olur. Şahsım adına söylüyorum dersiniz, platformu konuşuruz, akşamüstü söyleriz.” dediği,


Tape No: 7559 da kayıtlı 27.03.2008 günü Saat:20.42 de Elif Y… ile A.Tuncay ÖZKAN’ ın yaptığı görüşmede, A.Tuncay ÖZKAN’ ın; Ahmet H… isimli gazeteci yazar’a ağır küfürler ederek “Bugünkü yazısını okudun mu?” diye sorduğu, E. Y.’ ın; “Okumadım ya sen bana diyorsun ki okuma diyorsun sonra kendin okuyorsun” dediği, A.T. ÖZKAN’ ın; “Onur yok yok canım şey değil çocuklar söyledi haber yapmışlar bizde de televizyonda gördüm” “Ben onursuz şerefsiz ve gurursuz bir şekilde içeri alıncakmışım orospunun evladı acaba beni kendisiyle bir mi tutuyor hayali ihracattı naylon faturacı şerefsiz mafya artığı köpek mi zannediyor beni acaba ulan şu Aydın Bey de (Aydın D…’ ı kastediyor.) böyle iki köpeği orda besliyor ya nasıl dibime veriyor orospunun evladı ben ona soracam onu” dediği, E. Y.’ ın; “Söylerim yarın valla döndüler zaten bizimkiler yurtdışındaydı döndüler sorarım yani yani niye bu adamın üstüne saldırıyorsunuz bunları diye soracam valla” dediği, A.T. ÖZKAN’ ın; “Ya toptan hep beraber nedir bunların derdi ya manyak bunlar ya” “Neyse Mustafa S…’ün şeyidir” “Tepkisidir” “...Mustafa yı şey yapmak istiyor Aydın Bey” dediği,


Tape No:6277 da kayıtlı 05.04.2008 saat:20.34 da Ufuk BÜYÜKÇELEBİ ile A.H.TOLON’ un yaptığı görüşmede; A.H.TOLON’ un “… 12 Nisanı unutma” dediği, U. BÜYÜKÇELEBİ’ nin “Yarın ikinci manşet gaztenin o” “Halk konuşacak diye manşet attım” dediği, A.H.TOLON’ un “Yemin ediyorum bu defa halk konuşacak” dediği, U. BÜYÜKÇELEBİ’ nin “Bayan Kendi nin fotorafınıda koydum öncülüğü yaptığı şeklinde bilginiz olsun” dediği,


Tape No: 7583 te kayıtlı 10.04.2008 günü Saat:12.55 te A. İHSAN ile A.Tuncay ÖZKAN’ ın yaptığı görüşmede, A. İHSAN’ ın; “…bunlar Çukurova üzerinden Cumhuriyet Gazetesine yönelebilirler mi” “Biliyorsun Cumhuriyet Gazetesinde ikili bi yapı var biliyorsun” “Bir şirket var bide” “Biliyorsun Çukurova ortak biliyorsun” dediği, devam eden görüşmede A.T.ÖZKAN’ ın; İlhan SELÇUK’ u kastederek “CUMHURİYET’İ BU KONUDA UYARMAK LAZIM BEN Bİ GİDEYİM İLHAN ABİYLE KONUŞAYIM” dediği,


Tape No: 6084 de kayıtlı 10.04.2008 saat:16.00 da Ahu…? ile M.Ş. ERUYGUR’ un yaptığı görüşmede; Ahu’nun “Siz sizin uyarınız üzerine olmazsa 120 den bi 30 -40 tane Çankaya belediyesine götürürüz arkadaşlara kolaylık olur davetiye dağıtımında” “İkinci bir konu vardı bunu karşılık mı görüşseydik bu etkinlikde bi ödül verelim diye düşündük” “Günümüzün Türkiye’sinde yaptıkları çalışmalardan ötürü biz Cumhuriyet gazetesine Cumhuriyet Gazetesi adına sayın Balbaya bu ödülü verelim diye düşündük bu benim düşüncemdi bi de bi çok büyük bir bağışçımız var ama bazı arkadaşlarımız her ay muntazam 250 bin lira kadar vakfa şey yatırıyo öğrenci bursu olarak yatırıyo ama tabi o baya bizi büyük bir katkı sağlıyor giderleri karşılamada” “3-4 yıldır yapıyo bu bağışı” “Bi arkadaşın öneriside Kanal Türke de verilmesiydi duyuru yapılması açısından Sehar hanım bizi uyardı bu konuda genel başkanımızın da görüşünü de alalım dedi” dediği,


Tape No:6288 de kayıtlı 11.04.2008 saat:15.10 da Murat Ç… ile yaptığı görüşmede; Ahmet Hurşit TOLON’un “Zarfı almadınız mı” dediği, Murat Ç…’in “Onu aldım birde sesli mesajınızı aldım” “Şeyle konuşmuşsunuz zannederim peki Hafta sonu da ben Cumartesi Pazar günleri İstanbul’da oluyorum ve Anahaber Bültenini sunuyorum nasıl bir temas kurabilirim” dediği, Ahmet Hurşit TOLON’un “Şimdi buraya gelecek bende göreceğim kendisine de söyledim zannediyorum bu yarın sabah burda olacak” “Sizinle görüştürürüm …” dediği, Murat Ç…’in “Biliyorum Miting için geliyor …Anahaber bülteninde yanımda hem mitingi konuşuruz hem de o malum noktayı alırız” dediği, Ahmet Hurşit TOLON’un “Şey geldi mi Harita?” dediği, Murat Ç…’in “Geldi o bizim İstanbul’da varmış zaten” dediği, A.Hurşit TOLON’un “Enteresan değil mi” dediği, Murat Ç…’in “Evet o Haberi yapan kişinin oğlu bizim Mustafa S…. o bizde çalışıyor İstanbul’da yani bilgimiz dahilinde Paşam” dediği,


Tape No:6305 de kayıtlı 28.04.2008 saat:13.19 da Ufuk BÜYÜKÇELEBİ ile yaptığı görüşmede; Ufuk Büyükçelebi’nin “Değerli Paşam ben BİR NUMARAYA gitmek istiyorum ÇOLAKOĞLUNA da ben geçen hafta ilettim haber vereceğim dedi” dediği, Ahmet Hurşit TOLON’un “Söyleyeyim söyleyeyim” dediği,


Tape No:6310 da kayıtlı 02.05.2008 saat:13.35 da Ünal İNANÇ ile yaptığı görüşmede; Ahmet Hurşit TOLON’un “…Basında Üstadsınız Yılların da Genel Yayın Yönetmenliğiniz var bizim bu Ulus Gazetesi ne olacak” dediği, ulus gazetesinin devam etmesiyle ilgili konuştukları, Ünal İNANÇ’ın ne lazımsa yapacağını söylediği, Ahmet Hurşit TOLON’un “… Üstad bir defa … İNANÇın çevresinden 100 tane Abone bekliyorum en az” “Yıllık 35 Kağıt eve teslim daha ne yapalım yani” “… koskoca imparator yarattınız Gazeteci olarak” dediği, Ünal İNANÇ’ın “İmparatorluktan kastınız Aydın DOĞAN ise” “Vallahi yinede bunların içinde en namuslusu o” dediği,


Tape No: 6111, de kayıtlı 02.05.2008 saat:10.12 de Melek…? ile M.Ş. Eruygur’ un yaptığı görüşmede; M.Ş. ERUYGUR’ un “Ne yaptınız dergi basılıyormu” dediği, Melek’in “Basılıyor” “… bugün değilde pazartesi sabah elinizde olur dediler cumartesi aşam veya dediler” dediği, M.Ş. ERUYGUR’ un “Öylemi tamam o şeyleri Pamukoğlununkini falan çıkardınız değil mi” dediği,


Tape No: 5077 de kayıtlı 12.05.2008 tarihinde saat 17.31’teki Levent TEMİZ’ e gelen mesajda; “Kanalturk Koza grubuna satılmıştır. Yeni kanal yoldadir. Durmak yok, duran duser. Yarini kurtarmak icin yobazlarla mucadeleye devam!” yazdığı,


Tape No:6330 da kayıtlı 10.05.2008 saat:14.57 de Behiç K... ile yaptığı görüşmede; Behiç K...’ın “..birşeyler çıktı ya haberler vardı Gazetelerde işte bu Kuzey Irakta bir hareketlilik meselesi” “Acaba kulağınıza gelen birşey var mı yakalanma falan varmı” dediği, Ahmet Hurşit TOLON’un “Yok gelmedi bugün bana Habertürk falan soruyor şimdi İstanbul’dayım..” dediği, Behiç K...’ın “… Telefon ile konuştum geçen hafta Y…. Paşam ile” dediği, Ahmet Hurşit TOLON’un “söylemişti bizim Büyük” dediği, Behiç K...’ın “O da gidecekmiş evet” dediği, Ahmet Hurşit TOLON’un “Siz bakın sizin çok özel bir konumunuz var yani siz endişe falan duymayın” dediği,


Tape No:4948, 13.05.2008 günü saat: 14:07’de Akın İ… ile Sinan Aygün arasında geçen görüşmede SİNAN AYGÜN”ün “Ya işte o kanal… şimdi Flash Tv yi alsaydın, Tv8, Kanal D’yi alsaydın bir şey olmazdı da, o kanalın bir özelliği var biliyorsun o kanal böyle çok hassas bir kanaldı.” Dediği AKIN İ…’in “Ee tamam bende hassas bir insanım” dediği SİNAN AYGÜN’ün “O kanalın kuruluşunda, bak o kanalın kuruluşunda gayri resmi ben de vardım. Biz o kanalın hikayesini anlatacağım ben sana nasıl olduğunu bil diye anlatacağım sana o kanalı” dediği, AKIN İ...’in “Tamam, tamam abi” dediği, SİNAN AYGÜN’ün “Yani kimden telefon gelip nasıl kurulduğunu duyunca şaşıracaksın zaten ve o sende kalacak tabi ki. O kanal çok böyle hassas bir kanaldı nasıl oldu bilmiyorum anlatacağım ben sana bulurum ben seni yarın tamam mı?” dediği anlaşılmıştır.


Tape No:6316 da kayıtlı 15.05.2008 saat:14.29 da Mustafa Emin Ç… ile yaptığı görüşmede; A.Hurşit TOLON’un “Efendim Tolon size derin saygılarını sunuyor …” “…. ordan oraya koşmak ile meşgulüm o toplantıdan o toplantıya…” “Şimdi her tarafta bu Ulus Gazetesinin yaygınlaşması için bir platform olarak yani Türkiye’deki tüm kadın platformlarını bir araya topladık biliyorsunuz emek veriyoruz onu ben bütün Garnizonlara vesayre filan iletiyorum onlarla da zaman zaman görüşüyorum biliyorsunuz bir vatansever adam çıktı üstlendi işte aslında Gazeteci değil bu oktay bey dünyanın masrafını yapıyor…” diyerek görüşmenin devamında M.E.Ç’nin Ulus gazetesinde yazı yazmasını ve destek istediği,


Tape No: 7838 de kayıtlı 16.05.2008 günü Saat:14.49 da X şahıs ile A.Tuncay ÖZKAN’ ın yaptığı görüşmede; X şahsın; “...şimdi biz ne yapalım” dediği, A.Tuncay ÖZKAN’ ın; “…her şeyi yapın….bundan sonra atış serbest” dediği, X şahsın; “…Kanal Türk len ilişkimizi keselim mi” dediği, A.Tuncay ÖZKAN’ ın; “Kanal Türk le ilişkini kes tabi canım bunlar seninle çalışmaz…bundan sonra sen Bizim Kanalın Bizim TV nin temsilcisi ol” “TKP nin eskiden Bizim radyosu vardı ya onun gibi aynen” dediği, X şahsın; “...Bülent B…’ın da selamı var size ziyarete gelecekmiş orda…gelememiş çok üzülmüş” dediği,


Tape No:6338 da kayıtlı 18.05.2008 saat:13.42 da Ayşe D… T… ile yaptığı görüşmede; Ayşe D... T...’ın “… bir Vatan Gazetesi alırsanız ve Vatan Gazetesinde Yiğit B…’un bir yazısı var çok ilginç okuyunca şok oldum” “Bu bizim Miting ile ilgili konuşuyor efendim Miting alanına gelmişte bakmış ki orda bir 5-10 Bin kişi var ve Siyasi Şova dönüşmüş olay ve Mitingi düzenleyenlerde ortada yokmuş” dediği, A. Hurşit TOLON’un “Ay yazıklar olsun” “Mitingi düzenleyenler şeyin üstündeler çok teşekkür ederim iyi ki uyardınız ararım kendisini” “Ararım da cevabını veririm” dediği, Ayşe D... T...’ın “Bence bu cevabı miting komitesi olarak hep birlikte versek daha iyi olur” dediği, Ahmet Hurşit TOLON’un “Vereceğiz tabi ben birde davet eden adam olarak cevabını vereceğim ..” “Onu hallederim siz müs... olun” “Yan yana oturdukları zaman telefonu açan Sinan AYGÜN ün ne dediğini unutmayın” “… insanlar bu kadar dürüst kimin niye çıkmadığını Sinan AYGÜN anlattı bize..” “… onlar yan yana oturuyorlar son dakikada vazgeçiyor birisi telefon ediyor Doğan Medyadan DOĞAN MEDYA nın patronu bunun akrabası oluyor” “… işte o utanmıyor mu Pişmekanın Mitingine gidip oturmaya öyle olsun diyor ve onunda lafı Ekmeğimizden olacağız diyor…” “Ben bunu söylerim Tuncaya” dediği,


Tape No:7679’da kayıtlı 25.05.2008 günü saat:22.10’da.Tuncay ÖZKAN’ ın Ayla Y… ile yaptığı görüşmede; uzun bir müddet Tuncay ÖZKAN’ ın yapmış olduğu çalışmalardan bahsettiği, telefondaki muhatabına Hoca..? olarak bahsettiği, şahısla halledilecek bir konu ile ilgili olarak görüşme isteğini ilettiği, ayrıca Tuncay’ın yayın hayatına yeni başlayan BİZ TV hakkında konuştuğu, görüşmenin ilerleyen bölümlerinde Tuncay’ın Mustafa BALBAY’ ı kastederek “O Mustafa BALBAY’ ın da zamanı gelince ağzının ortasına sıçıcam da. Şimdi bi şey yapmıyorum eşşoğlu eşşek Mustafa ÖZBEK ten paraları alıp taymak kolay it oğlu it. İt oğlu it hadi sok bakalım elini taşın altına da göreyim seni.” dediği, Ayla’nın “Ha Konya Selçuk Üniversitesinden neler yaptığı neler ettiği her şey ortadaydı çamur atmak kolay böyle bir tercihle sıkıştırınca kim ne yapacak dedim bende.” dediği, Tuncay’ın “Cumhuriyet gazetesi 2 kez iflas etti 2 kez. İflas masasında maaşlarımızı bıraktık. Cumhuriyet gazetesi hisselerinin %60 nı 3 tane adama sattı ADAMLARDAN Bİ TANESİ MAFYA. Benimle dalga mı geçiyorlar. Efendim Turgay CİNER’ e niye satmamışım. Çok güzel lan Bugün gazetesini... satan Turgay CİNER değil mi. Ya şimdi bana küfrettirecekler ya hepsinin aklı çok iyi çalışıyor ya tek biz geri zekalıyız” dediği,


Tape No: 4885, te kayıtlı 26.05.2008 saat:21.18 de Tuncay ÖZKAN ile Erol MÜTERCİMLER’ in yaptığı görüşmede özetle; aralarında bir süre hal hatır sohbeti yaptıktan sonra, Tuncay’ın “Diyorum ki onun yüreği bizimle birlikte biz birlikteyiz” “Yeni televizyonda biz beraberiz diyorum” “Bilgin olsun” dediği, Erol’un “Tamam” “Böyle devam etmeyecek” dediği,

Tape No: 6348 de kayıtlı 29.05.2008 günü saat:13:56 da Behiç K... ile yaptığı görüşmede, A.Hurşit TOLON’nun; “Dedim ki böyle Milliyetçiyim Ulusalcıyım falan diye isimler alıyorsunuz aman dikkat edin birileri bunlardan manalandırıyor yarın size de ERGENEKONCU derler” “ “bizde ESTERGONCU oluruz filan dedim” “Dediler ki eğer tekzip ederseniz yani şunu diyecektik biz” “Legal platformlar olarak faaliyetlerimizi sürdürüyoruz” “Bizim yaptığımız attığımız her adım yasaldır” “Bak ne diyor adam Bak ne diyor bakın Hurşit TOLON ERGENEKON Terör Örgütünü Sivil Toplum olarak niteleyip kim niteledi ben böyle bişey demedim” dediği, Behiç’in; “Evet namussuz herifler” dediği, A.Hurşit TOLON’nun; “Öyleyse öyle birde köpektirler esas bir de Aydınlık’ı al da bak” dediği, 

Tape No: 4896, da kayıtlı 31.05.2008 saat:11.57 de X Şahıs ile Erol MÜTERCİMLER’ in yaptığı görüşmede özetle; aralarında bir süre hal hatır sohbeti yaptıktan sonra, Erol’un “Nedir üstad hangi televizyonu aldın ne yaptın?” dediği, X Şahsın “Halk Tv var ya ya, bu CHP’nin Halk Tv.” dediği, Erol’un “onu mu sattı CHP ?” dediği, X Şahsın “Seni isteyeceğim başına geçireceğim Ülkem Tv bu” “Gelişen olaylar var, belki Salı günü bir strateji çizme açısından, çünkü Türkiye’de çok ciddi oluşumlar başladı artık çok ciddi. CHP ile falan bu işler olmayacak” “bütün paraları şimdi 18 Haziran hızıyla harekete geçiriyorum, hiçbir sorun yok abi” dediği, Erol’un “Ne diyeyim, ne diyeyim arkadaş üç senedir geçiyor bu para hareketi” dediği, X Şahsın “Ondan sonra bu birde şey asker silahsız kuvvetlere bıraktı işi bakalım siz ne yapıyorsunuz gibilerinden” dediği ,


Tape No: 7029, 07.06.2008 saat:12.39 da Pınar A… ile yaptığı görüşmede özetle; Adnan’ın “Kanal1 den arayacaklar seni Kanal1 den” “Teke tek programına çağıracaklar seni tamam mı” “Teke tek programına bi bayan çağırdı şimdi sen şimdi şunda hasaslar gelen öğrenci ........ olarak değilde” “Öğrenci olarak ... öğrenci kimliğinle ........ben dedim Atatürkçü Cumhuriyetci Türban karşıtı bi bayan istemişlerdi bizden evet üniversitelerde türban takılmasına karşı siyasi görüşü var mıdır yok mudur ayrıntılı bilmiyorum arkadaşın ama Atatürkcü olduğunu biliyorum Türban ... tutumunu biliyorum orayada zaten bi siyasi parti veya şey için değil öğrenci olarak katılıyor orda zaten böyle konuşuldu sonra programda nasıl konuşacağını sen belirlersin tamam mı” dediği, Pınar’ın “Anladım” dediği, Adnan’ın “Yani o soracaktır sana böyle bi şey varmı falan filan diye” dediği,


Tape No: 6373 te kayıtlı 13.06.2008 günü saat:17:07 de Behiç K... ile yaptığı görüşmede, Behiç K...’ın; “Evet şey bi kızlar çıktıya hani bu” dediği, A.Hurşit TOLON’nun; “Tabi Atatürk’e….” Dediği, Behiç K...’ın; “Tabi tabi onları yazdım” dediği, A.Hurşit TOLON’nun; “Tabi yalnız savcılık bu gün şey açmış” dediği, Behiç K...’ın; “Evet ama yani o kızlarda…bi şey değil zavallı Fetullahın eğittiği adamlar arkalarında başka…” dediği, A.Hurşit TOLON’un; “Dün akşam şeyi izlediniz mi programı” “Tuncay becerdi …” dediği, Behiç K...’ın; “Evet çok iyidi ben tabi yerini yurdunu bilmediğim için aramadım ama bu Tuncay’a da kırılıyoruz tek başına hareket ediyo yani bizi ne yamacına ne bizde veba var sanki” dediği, A.Hurşit TOLON'nun; “Hayır şuanda dağınık bak yani” dediği Behiç K...’ın; “Geçen seferde öyle kaçtı bizden ama bilmiyorum yani neden” dediği, A.Hurşit TOLON'nun; “Kaçmaz yani kaçacak hali yokta” “Bide bi şey söyleyim seksen kapıdan üstüne geliyorlar” dediği, Behiç K...’ın; “Biz olacağız ki göğsümüzü siper edeceğiz yani” dediği,


Tape No:4986’da 17.06.2008 günü saat 11:11 sıralarında Sinan AYGÜN ile Mustafa ÖZBEK arasında yapılan görüşmede özetle S.AYGÜN’ ün “Valla ne yapalım abi işte ya görüyor musun işte Türkiye böyle gidiyo yani yanıp tutuşuyoruz abi” “Şimdi ee bu Erol MÜTERCİMLER var tanır mısın” dediği M.ÖZBEK’ in “Erol MÜTERCİMLER” dediği S.AYGÜN’ ün “Ha bu Haber Türk’te program yapıyordu kel kafalı adam” dediği M.ÖZBEK’ in “Evet” dediği S. AYGÜN’ ün “Onu kanalına düşünür müsün” dediği M.ÖZBEK’ in “Onu Ahmet beyle görüşmek lazım” dediği S.AYGÜN’ ün “Ahmet? Senin oğlan?” “Öyle mi” dediği M. ÖZBEK’ in “E tabi o yönetiyo ya ART’yi ben değil”


Tape No: 6378 de kayıtlı 19.06.2008 günü saat:17:18 de Mustafa E… Ç… ile yaptığı görüşmede, A.Hurşit TOLON'nun; “Bi kaç gün önce Ünal Bey’le de beraber kulaklarınızı çınlattık” “Müsaitseniz şöyle…iki dakkanızı müsaitse bi şey danışmak istiyorum size” “Şu kadarını söyleyim şimdi bizim yönetim kuruluda burda Ulus gazsetinin genel yayın yönetmeni değişyor” “Bize oraya bir yazı işleri müdürü önerir misiniz hem o insana iylik yapalım hem şu Ulus’u kalkındıralım biit saatler olsun sizi kucaklıyorum” dediği, M.E. Ç.’ın; “Paşam vallaha benim aklımda yani oraya önerebilecek birisi yok” “Benim bi an Evren geçti aklımdan Evren D…” dediği, A.Hurşit TOLON'nun; “Evren’i ben çok seviyorum düşünüyorum da yazı işleri müdürlüğüne el yani o işi siz bilirsiniz sizden daha iyi kim bilir” dediği, M.E. Ç.’ın; “Yoo yapar Evren o işi yani” dediği, A.Hurşit TOLON'un; “Ben size danışmadan adam atmadım” dediği,


Tape No: 7728 de kayıtlı 25.06.2008 günü saat 20:45’de Yaşar O…’ ın, Ahmet Tuncay ÖZKAN’ ı aramasıyla yapılan görüşmede; Ahmet Tuncay’ın ‘Sayın Cumhurbaşkanı’ diye hitap ettiği, yaptıkları görüşmenin devamında Ahmet Tuncay’ın Cumhuriyet Gazetesinin Ankara Bürosunun açılışına kendilerinin çağırılmadığını belirterek “Ben de açtım İbrahim Y..’ a dedim ki biz dedim o yeri biliyorsun ben tuttum,…, Dedim ayıp mı ettik İLHAN SELÇUK DEDİM BİZE HABER GÖNDERİNCE ORDA 7,5 MİLYAR PARA ŞEYE O MİMAR ARKADAŞA VERİP 7,5 MİLYAR PARAMIZI HİBE ETTİK hemen çıktık onun için mi dedim bizi çağırmadınız” dediği, Yaşar’ın Mustafa BALBAY’ ı kastederek “Mustafa’nın bok yemeleri abi” dediği, Ahmet Tuncay’ın “Tabi aynen o da Vallahi billahi dedi çok büyük terbiyesizlik yaptık böyle bir şey olur mu dedim bak Mustafa BALBAY’ ı aramıyorum onun dedim karısı dedim AKP ye hizmet vermeye devam etsin kendisi de dedim dolarların hakkını versin Özbeğe dedim,…, Ona bir şey demiyorum dedim bizi çağırmadı p..venk ya,…, O… çocuğu ya” dediği,



Tape No:7731’de kayıtlı, 27.06.2008 günü saat:20.06’da A.Tuncay ÖZKAN’ ın Mesut ÖZCAN ile yaptığı görüşmede; Tuncay’ın “Sen şimdi tıbbi kanal kuruyorsun Tamam mı? Tıbbi kanal için de kanal satın alıyorsun” dediği, Mesut’un da  “Tamam anladım” dediği,


Tape No: 8205 de kayıtlı 03.07.2008 saat:18.53 de Ersin B… ile yaptığı görüşmede; Ferda PAKSÜT’ün “Mahkemenin önünde adamın var mı?” “Şimdi çıkıyoruz da onun için” dediği, Ersin B…’ın “Mahkeme önünde yok geldiler” “Beyefendi mi çıkıyodu” “Açıklama yapacak mıydı acaba” dediği, Ferda PAKSÜT’ün “Yaptırıver bi cümle sor” dediği, Ersin B…’ın “Şu anda bizden orda kimse kalmadı ya” dediği, Ferda PAKSÜT’ün “Milliyetten yok mu” dediği, Ersin B…’ın “Onlar foto muhabirleri falandır herhalde belki de Anadolu Ajansı ben yine de arayacağım insanları ne sor yani bişey mi soracaklar ne olduğunu” dediği, Ferda PAKSÜT’ün “Şey ne olduğunu sorsun yani” dediği, Ersin B…’ın “Anladım varsa hemen arayıp uyarıyorum çocukları” dediği,


Tape No: 8209, 26.08.2008 saat:18.07 de Mesut… ile Ferda PAKSÜT’ ün yaptığı görüşmede; Ferda PAKSÜT’ ün, Ergenekon soruşturmasıyla ilgili Cumhuriyet Savcısının kendisini Ankaraya çağırdığını anlattığı ve “Başsavcı yardımcısı sakın yazma bunu ama” dediği, Mesut’un “Peki bize bi şeyiniz olsun o zaman kaçta gelin dediler” “Ergenekon muhtemelen talimatlı ifade alınması için olmuş olabilir” “Müsaadeniz olursa bence bunu haber yapmak isterim doğrusu” dediği, Ferda PAKSÜT’ ün “Ersin beni bi arasın” “Öbür telefondan hani senin aradığın numara vardı ya bi tane” dediği, Mesut’un “ezginin telefonundanmı” dediği, Ferda PAKSÜT’ ün “Sinemin Sinemin” dediği,



Tape No: 7884 de kayıtlı 22.09.2008 günü saat 18:42’de Ahmet Tuncay ÖZKAN’ ın, Elif Y…’ ı aramasıyla yapılan görüşmede; Ahmet Tuncay’ın “Ya BU SENİNKİLER şu kanalı Bizi, Kanal BİZ’i bi D Smart’a almadılar lan 2.800 dolar da şey veriyoruz be ne Allahsız herifler bunlar ya bi bok muymuş D Smartta almıyorlar” dediği, Elif’in “HEMEN ALDIRALIM,…, Hayır Dijitürk’e para veriyor mu diye soruyorlar...” dediği, Ahmet Tuncay’ın “Ya vermiyorum ne niye vereyim şeyde nedir o şeyden nedir onun adı ADD den alıyorlar parasını onlar kendileri” dediği, Elif’in “ADD ne ya” dediği, Ahmet Tuncay’ın “Ya onların şeyleri var ya reklam Barto şirketleri,…, Reklam Barto şirketlerinden alıyorum para alıyorlar parayı ben para verir miyim Dijitürk’e deli mi onlar” dediği tespit edilmiştir.


DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ:


Soruşturma kapsamında elde edilen tüm deliller değerlendirildiğinde: şüpheli Tuncay ÖZKAN’ın DOĞAN grubunda çalışırken KARAMEHMET grubuna geçmesinin örgüt yöneticilerinin talimatı ile olduğu, KARAMEHMET grubundan işten çıkartılınca derhal örgüt yöneticilerine giderek patronu Mehmet Emin KARAMEHMET’e baskı yapılmasını istediği ve örgüt üyeleri Levent Ersöz ve Hasan Atilla Uğur’un adı geçeni yanına çağırarak ona Şener Eruygur’un talimatlarını iletip baskı yaptıkları, şüphelilerin kendi aralarında yaptıkları görüşmelerde de Medyanın öneminden ve kontrol altına alınmasından açıkça bahsettikleri ve bu kapsamda medya patronlarına baskı yapmayı planladıkları, diğer taraftan Türk Silahlı Kuvvetleri içersinde görevli örgütün yönetici kadrosundaki şüphelilerin, Cumhuriyet gazetesinin tirajını artırmak için askeri birliklerde satılmasını sağlayıp diğer gazetelerin de kaldırılmasına kadar ciddi faaliyetlerde bulundukları, bunların yanı sıra Ali Müfit GÜRTUNA’nın elindeki Televizyon kanalını almak için baskı yapmayı planladıkları anlaşılmıştır.


Ayrıca şüphelilerin birçoğunun değişik gazete, dergi, internet siteleri ve televizyon kanallarında ki faaliyetlerine bakıldığında da örgütün medya yapılanmasını gerçekleştirdiği, hatta bu yapılanma içersinde birçok şüphelinin örgütün yönetici kadrosundaki şüphelilerin yönlendirmeleri ile haberler yaptığı, bazen de örgütün eylem ve faaliyetlerinin propagandasını yaptıkları anlaşılmaktadır.