Adalet Fermanı

Vikikaynak sitesinden
Şuraya atla: kullan, ara
İnsan hakları belgeleri Adalet Fermanı
Abdülaziz
Kaynak:KİLİ & GÖZÜBÜYÜK, op.cit., ss. 32-37. FA’nın özet çevirisi için bkz. BİNGÖL, İrfan, Ülkemizde Anayasa Hareketleri, 1. Bs., Atak Ofset, Ankara, 1993, ss. 48-51.'den alınmıştır.

Islâhât-ı Dâhiliyeye Dair Vekâlet-i Mutlaka’ya Hitaben Şeref-sudûr Olan Fermân-ı Âli’nin Sûret-i Münifesidir.

Ba’de-l-elkab,

Her devlet-i mütemeddinenin akdam-ı umûru hukuk-ı âmmenin temin-i kaziyesi olup bu esâsın muhafaza ve bekâsına medâr olan esbâb ve vesail mutlâka kâffe-i ibat haklarında bilâ-istisna istilzam-ı adâlet ve idare-i hükûmette intizam-ı hareketle hâsıl olur. Ve her şahsın her türlü fevaid ve menafi-i vatan ve memleketinin asayiş ve mamuriyetile me’mun ve mahfûz olabilüp emniyet ve menfaat-ı husûsiye ancak emniyet ve menfaat-ı umûmiye ile vücude gelir; binâen aleyh cülûs-ı Hümâyûn-ı Şâhânemizden beru bütün âleme neşir olunan efkâr ve niyet-i hayır âyât-ı mülûkânem biavnihi taâlâ Saltanat-ı Seniyemizin itilâ-yı şân ve şevketi ve sunuf-ı tebaamızın devam-ı huzûr ve rahatı ile memâlik-i Devlet-i Âliye’mizin servet ve mamuriyetçe müstait olduğu terakkiyâtın istikmâl-i maddelerine mâtuf idiğünden şu amâl-i hayriye-i mülûkânemin bir kat daha tevsi-i daire-i madelet-i bahiresiyle emniyet-i umûmiyeye tamamen kâfil ve tebaa-i şâhânemin her sınıfına ait ve şâmil olacak müsaadât ve ıslâhâtın bu kerre teyemmünen tâyin ilânı indi hilâfet peyvend ü Hümâyûnumda garin-i tasvip olarak husûsât-ı âtiyetüzzikr ilâ maşaallahı taâlâ düstûr-ül-amel tutulmak üzere icrâlarına irade-i adâlet ifade-i pâdişâhânem şeref-sâdır olmuştur.

Şöyle ki: temin-i hukuk-ı tebaada asıl olan şeyler kuvve-i adliyeye kuvve-i icrâiyenin müdahale etmemesi ve ahkâm-ı kavânînin her türlü sû-i istimalâttan masûn bulunması kaziyeleri olarak mehâkimin emniyet-i umûmiyeye mazhariyetleri ise yalnız teşkilâtiyle olmayıp erkân ve âzâsının ehliyet-i sahihe ve sıfat-ı hasene-i iffet ve istikâmetle memduhiyetlerine ve meslek ve hareketlerinin[3] hakkaniyet ve madelete makruniyetine mevkûftur. Divân-ı Ahkâm-ı Adliye’mizin teşkili işte şu tarif ve tavsife muvafık bir merci-i adâlet tâyini maksadına mübteni olduğundan hey’et ve vezaif-i memuriyetlerinin bu esâsa tatbikan tanzîm ve tensiki ve müteferriatinin meratib-i muhtelifesince ıslâhat-ı sahihe icrâsı lâzım gelip çünkü mehâkim hakkında usûl-i bi-tarafiyi muhafaza etmek muamelât-i vakıalarının vesait-i idareden tefrikile hâsıl olacağı gibi erbâb-ı mehâkimin umûm nazarında mazhar-ı emniyeti tamme olmaları bilâ-mûcib azil ve tebdîl edilmelerine menut ve bu dahi kendilerinin intihâb mütemen ve mûteber üzerine tâyin kılınmalariyle meşrût olduğundan âzam-ı mehâkim-i nizâmiye olan Mahkeme-i Temyiz riyaseti vazifesi umûr-ı adliyemiz nâzırı uhdesinden alınarak münkasım olduğu iki daireye bir reîs-i evvel ve bir reîs-i sânî nasbı ve yine bu kabilden olmak üzere ticaret divân-ı istinafinin ve mehâkiminin umûr-ı adliyemiz nezaretine rapt ve ilhakiyle bunların merbut oldukları ticaret nezaretinin esbâb-ı ticaret ve sanayi ve ziraatin terakkisi vazife-i asliyesine tahsis kılınması ve şu halde ticaret divân-ı istinafiyle divân-ı cinayet vezaifinin Divân-ı Ahkâm-ı Adliye’mize merbut mahkeme-i istinafiye vezayifine ilâvesiyle mevâdd-ı cezaiye ve hukuk-ı adliye ve husûsât-ı ticariyeye tahsisen üç kısım olarak tanzîm ve ıslâh ve bunların ve Mahkeme-i Temyiz’in rüesa ve âzâsının hakikaten evsaf-ı kanûniye ile muttesif olmak üzere müceddeden intihâb olunması ve ba’de-zîn intihâb-ı sahih ve salim tahtında müntehâp âzâ-yı mehâkimin vaziyet-i asliyesine tevfikân bilâ-mûcib azil ve tebdîl olunmayacaklarını mutazammın yedlerine berat-ı âlişânım itâsile beraber kendilerine mahsûs bir hakk-ı tekaüt nizâmı yapılması cümle-i evamir-i adliye-i şâhânemizdendir. Divân-ı Ahkâm-ı Adliye’mizin bu sûretle tanzîm-i ahvali mücerret silsile-i mehâkim-i nizâmiyenin tensiki ile umûr-ı hukukiyenin temini hüsn-i cereyan-ı daimîsi maksadına mebni olduğu cihetle bu ıslâhatın memâlik-i mahrusâ-i şâhânemde ihkak-ı hukuk-ı ibat ve neşr-i levazım adl ü dade memur olan mehâkim-i nizâmiyeye tamimi dahi eşfak-ı amime-i şâhânemiz iktizasından olmağla bunların usûl-i teşkilât ve intihâbâtını umûmun emniyet ve vusûkuna mâni bir halde ve hükûmetin taht-ı tesir-i nüfuzunda bulundurmamak için gerek işbu mehâkime ve gerek idare meclislerine Müslim ve gayr-i müslim tâyin kılınacak âzâ ve mümeyyizler kendi taraflarından intihâb olunmak üzere umûm tebaa-i mülûkânemize ruhsat itâ kılındığından bunların dahi hemen ol vechile icrâsı teşkilât ve intihâbâtı hakkında her tarafa talimat-ı vazıha gönderilmesi ve vilâyet merkezlerinde bulunan naibler divân-ı temyizlerin riyasetinde bulunmak üzere mecâlis-i temyiz riyasetlerine ehil ve erbâbının intihâb ve tâyin olunması ve livâ’ ve kazâlar mehâkim-i şer’iyyesinden verilen ilâmâtın tetkîkat-ı şer’iyyesi dahi işbu merkez naiblerine ihale edilmesi ve ale-l-ıtlâk mehâkimin vücudundan murad hukuk-ı nâs için merkez-i emniyet tâyininden ibaret olduğundan ehl-i İslâm ile Hıristiyan ve sair tebaa-i gayr-i müslime beyninde veyahut tebaa-i Îseviyye ve sair tebaa-i gayr-i müslimeden mezahib-i muhtelifeye tâbi olanların yek-diğeri arasında zuhûra gelen deâvînin mehâkim-i nizâmiyeye havale kılınması ve mehâkimin muhakemâtca tanzîm-i harekât ve muamelâtı için irade-i şâhânem iktizasından olan kanûn ve nizâmın serian ikmali ile mevki-i icrâya konulması ve bir de mehâkimce en ziyade dikkate şâyan olan madde ahkâm-ı vakıada kanûnun hüsn-i istimali ile esbâb-ı hukukun taaddiden vikâyesi keyfiyeti olup ale-l-husus muhakemat-ı cezaiyede ef’al-i müsbitenin ahkâm-ı kanûniye ile tatbikâtında iltizam-ı dikkatle hiç kimsenin bilâ-hüküm mahbeste kalmaması ve muamele-i cevriye ve ezaiyenin aslâ vukuuna meydan verilmemesi farizeden bulunmağla o misillû ef’al ve harekâtı ve umûr-ı kanûniyede sû-i istimalâtı tahakkuk edenlerin şediden mücazaât ı mukarrer bulunduğunun ilânı ile umûmun temin ve adâlet-i matlûbenin ez-serinev tebyin olunması dahi irade-i müekkide-i şâhânemiz muktezasındandır. Temin-i hukuk-ı teb’a kaziye-i esâsiyesinin aksâm-ı mühimmesinden biri dahi tekâlif-i mürettebe-i devletin gerek nisbet-i asliyesini ve gerek emr-i tahsil ve ıstıfasını adâlet ve hakkaniyete tevfik eylemek maddesidir. Eğerçi Hazine-i Devlet-i Âliye’mizin vâridât-ı umûmiyesi vezayif-i hükûmet ve metbuiyet levazımından olan mesarif-i mülkiye ve askeriye mukabilinde mevzu olduğu cihetle memleketimizin menabi-i servetinden istifade olundukça medeniyet ve mamuriyeti mütezayit oldukça bir taraftan vâridâtımızın esbâb-ı terakkisini aramak iktiza eder ise de vâridât-ı mevcûdeden ahalimizi izaç eden ve Hazine-i Devlet’imizin faidesini temin edemiyen şeylerin şâyan-ı itibar olmaması cümle-i makasıd-ı hümâyûnumuzdandır. Zikrolunan tekâlif-i mevzuadan umûm tebaa-i şâhânemizin ifa etmekte oldukları vergi ile rüsumât-ı dahiliyenin müteaddit nevi ve cihetten husûle gelmesi tevziat ve tahsilâtının bi-t-tabi rabıta-i adâletten çıkarmakta olduğundan ahali-i memâlik-i mahrusâ-i şâhânemizi izacâttan kurtaracak ve nisbet-i umûmiyede iltizam itidal ile Hazine-i Devlet’imizce dahi meşrûen istifade olunacak yolda işin cihet-i vahdeti bulunarak heman mevki-i icrâya getirilmesi ve bir de vâridât-ı öşriyeye bir aralık munzam olan rub-ı tebaamızı umûmen muhit olan madelet-i mülûkânemiz âsârından olmak üzere muahharan bi-l-külliyyen af ve ref’ olmuş ise de vâridât-ı öşriyenin mültezimin vasıtası ile ıstıfasında taaddiyat ve hem zürra haklarında ve hem de Hazine-i celîlemce iki taraflı hasarâtın dahi men’ ve def’ine müteallik tedabir-i müessirenin icrâ olunması ve tebaamızın doğrudan doğruya ifa eyledikleri tekâlifin emr-i tahsili bir vazife-i müstakile iken bunun taşralarca kuvve-i zabıtaya tevdii yolsuz olduğundan tahsildârlık işinin umûr-ı zabıtadan tefriki ile Müslim ve gayr-i müslim ahalice müntehâb ve mevsûk ve mutemet kesandan tahsildârlar tâyin olunarak yapılacak talimat-ı mahsûsasına tevfikân emvâl-i mürettebenin bu vesait ile tahsil ve temin ettirilmesi nezd-i hümâyûnumuzda kat’iyyen mukarrer ve mültezem bulunmakla işbu taslih-i muamelât-ı mâliye ve tahsiliye maddelerinin dahi bilâ-tehir icrâlarına ibtidar kılınmasını emr ü tekit eylerim. Umûm tebaa-i şâhânemize müteallik umûrun bir dahi emvâl-i gayr-i menkûlenin medâr-ı tasarrufâtı olan senedâtın maddesidir ki bunların Der-saâdet’imde ve gerek taşralarda muhtelif ve mütenevvi sûrette itâ ve ekser emlâkin senetsiz tasarruf olunması mehâkimi işgal ve ahaliyi izaç edecek müşkilât ve münazaâtı ve emlâkçe tedenni-i itibarâtı mûcib olduğundan bu halin mahv ve def’i için Defter-i Hakanî Nezareti’nin senedât-ı umûmiye itâsına merci-i müstakil ittihazı ile her nev’i emvâl-i gayr-i menkûle senetlerinin oradan verdirilerek tebaa-i Saltanat-ı Seniyemizin temini mallarını mueyyit bir kaide-i kaviye ibraz olunması ve tekrara hacet olmadığı üzere kâffe-i tebaa-i Devlet-i Âliye’mizin mahfûziyet-i mal[4] ve can emniyet-i ırz ve nâmusları akdem-i makasıd-ı pâdişâhânem olup ve matlûb-ı mühimin vesait-i husûlünden biri dahi asâkir-i zabtiye olduğundan bu sınıfın mahallerince mütemen ve ehl-i ırz âdemlerden intihâb ve istihdamları ve tâyin-i vezaifleri maddelerinin heman mevki-i fiil ve icrâya getirilerek emr ü zabıta ve emniyet-i sunuf-ı tebaanın bu cihetle dahi teyid edilmesi matlûb-ı maal-i mashub-ı mülûkânemizdir. Memâlik-i Devlet-i Âliye’mizin terakkiyât-ı mamuriyet ve medeniyet-i eazz-ı amâl-i hümâyûnum olup fakat bir mülkün tezayüd-i ümran ve saman-ı ahalisinin saâdet-i halleri ile meşrût olmak hikmet-i hükûmet[5] muktezasından bulunmakla sunuf-ı tebaamızın tanzîm-i turuk ve meabir ameliyatında ve sair umûr-ı nafiâda hamiyet ve vatan-perverlikleri icâbınca gösterdikleri mesai ve gayreti esasen ve külliyyen memnu’ olan angarya madde-i muzırresi gibi birtakım tazyikât ve izacât ile sû-i istimalden muhafaza etmek yani emr-i mamuriyete hizmet-i tebaamızın malen ve bedelen hasar ve muzarına âlet etmemek umûr-ı mefruzeden olmağla bu bâbda ittihaz kılınmış olan bir kaide-i gayr-i mergubenin hemen taslih ve temini ile memurîn-i mülkiyeye tenbihât-ı kat’iye ve ekide icrâsına ve bu yolda rıza-i hümâyûnuma muhalif halâtın men’i vukuuna nazaret-i mütemadiye icrâ kılınması ve bu cümle ile beraber memâlik-i şâhânemde ziraat ve felâhat ve sanayi ve ticaretin ıslâh ve teksiri ile tebaamızın izdiyad-ı servet ve kudretlerine çalışması elzem olup Ticaret Nezareti’nin vazife-i asliyesi şu maksad-ı hayır mefsed-i pâdişâhânemin fiiliyâtına hizmet etmek için ezseri-nev tahdit ve tâyin olunduğundan mevâdd-ı meşruhenin de erbâb-ı vukûf ve malûmat ile bi-l-müzakere vel-istîzân kararlarının icrâsına ihtimam edilmesi ve çünkü bâlâda beyân olunduğu üzere müstazilli saye-i himayet-i mülûkânem olan her sınıf tebaa-i Devlet-i Âliye’m nazar-ı eser-i şâhânemde adâlet-i kâmile ile müsavî olduğundan tebaa-i gayr-i müslime-i pâdişâhânem cemaatlerine ait muafiyet ve serbest-i icrâ-yı âyin ve mezhepleri hakkında bidiriğ olan müsaadât-ı mevzue iktizasınca patriklerin ve sair rüesa-yı rûhaniyenin cemaat-ı milliyeleri umûrunda haiz oldukları iktidar ve ruhsata mecâlis-i mahsuselerine mevdû olan mezûniyet ve salâhiyete tevfikân ihtiyacât ve mesalih-i mahsuselerine müteallik mevâdda ale-d-devâm mazhar-ı sahabet ve himayeleri olmaları ve meabıt ve mükatip ve sair ebniye-i milliyelerinin ihdas ve inşalarında teslihat-ı kâmile icrâsı mukarrerdir. Bu müsaadât-ı mülûkânemle beraber sunuf-ı tebaa-i şâhânemin kabiliyet ve liyakatlarına göre meratip ve hidemât-ı Devlet-i Âliye’mize nâiliyetleri zımnında bâb-ı ihsan meab-ı hümâyûnum kendilerine hemişe meftuh olduğundan tebaa-i gayr-i müslime-i şâhânemden istikametle mevsuf ve iktidarları mücerrep ve meşhur olanların müsait oldukları hidemâtta daire-i istihdamlarının teyid edilmesi ve tebaa-i gayr-i müslime-i mülûkânemden alınmakta olan bedelât-ı askeriye tebaa-i Müslime-i Devlet-i Âliye’min hizmet-i fiiliye-i askerleri mukabilinde mevzu olup fakat hukukça olan müsavat vezaifçe olan müsavatı dahil müstelzim olduğu halde bunun nisbet-i umûmiyesinde mükellefinin esnan ve ahvalince o kaideye riayet olunmaması gibi cemaatlerince tevzi ve tahsil dahi usûl-i salime ve âdile cereyan etmediği anlaşıldığından niyât-ı adliye-i hümâyûnumuzun eser-i fiilîsi ol bâbda dahi isbat olunmak için ba’de-zîn bedel-i askerînin tebaa-i gayr-i müslime-i şâhânemden yirmi yaşına baliğ olmayanlar ve kırk yaşını tecavüzle sinn-i pirîye vasıl olanlar ve âlil ve amel-mânde bulunanlar dahil olmamak üzere tevzi kılınması ve bunun nüfus miktarı hesabı ile tertib-i aslîsi dairesinde miktar-ı mevzuuna halel gelmemek ve belki efrad-ı mükellefenin mevcûdu itibariyle terakkisi vâridât-ı Hazine-i Devlet’imiz temin olunmak üzere esnam ve kaide-i meşruhe vechile ıstıfası maddesinin kendilerine havale olunması ve şu halde tebaa-i Müslime-i şâhânemin hizmet-i fiiliye-yi askeriye için bedel-i nakdî vermek isteyenlerinden alınmakta olan yüzer altının kaide-i müsavâta riayeten elli altına tenzil kılınması ve memâlik-i Devlet-i Âliye’mizin bazı mahallerinde tebaa-i gayr-i müslime-i şâhâneme arazi verilmeyip de kendilerinin çiftçilikte istihdamları usûlünün cereyan-ı hilâf-ı şiar-ı hükûmet ve menafi-i teb’a perveri ve madelet olduğundan bundan böyle sunuf-ı teb’amızın gerek bi-l-müzayede satılan arazi-i mahlûlenin tefvizinde ve gerek efrad-ı nâstan arazi ve emlâk teferruğunda aslâ farklı tutulmayarak Arazi Kanûnnâme-i Hümâyûnu’muz ahkâmından müsavat-ı kâmile ile istifadelerinin temin ve teyid edilmesi ve taşralarca tebaa-i gayr-i müslime-i şâhânem terekelerinde zuhur eden vasiyetnâmeler ahkâm-ı muhafaza ile velisi olan eytam-ı gayr-i müslime emval-i mevrusesi idaresine müdahale olunmayıp şu kadar ki veli ve vâsi tarafından bu makûle emvâl-i eytamın itlafına tasaddi olunduğundan şikâyet edilir ise taraf-ı hükûmetten taht-ı himayet ve nezarete alınması dahi kat’iyyen matlûb-ı şâhânemdir. Şurası tekrar ve beyândan müstağnidir ki bu tenbihât ve müsaadât-ı pâdişâhânemin üssü esası vedia-i yed-i müeyyed-i Hümâyûnum olan ehali ve berayanın istikmal-i saâdet-i halleri kaziyesi bulunmakla ve her devletin bais-i devam ve tezayüd-i şevket ve asayiş-i vasıat-i icrâiye olan memurîn taraflarında meslek ve hareketlerinde iltizam-ı adâlet ve istikâmet ve kavânîn-i mevzuaya herkes tarafından mutavaat olunmak ve kibâr ve sigâr cümleten hak ve vazifesi dairesini tecavüz etmemekle rehn-i itminan olmakla bu yolda hareket edenler Taraf-ı Hümâyûnumdan mazhar-ı mükâfaât olacakları misillû hilâfında bulunanların dahi mücazaât görmeleri muhakkaktır. Binâen aleyh işbu iradât ve niyât-ı adâlet beyyinâtı şâhâneme muhalif halât ve taaddiyât vukua gelir ise derr-i devlet medârıma müstekimane arz-ı tahkikât ve müstediyat-ı meşruç hakkında bir kaide-i sahihe ve salime ittihazının mütalâa ve istîzân kılınması ve umûr-ı adliyenin hüsn-i cereyanı için ittihaz olunacak tedabir-i teminiyeye ilâveten vülât ve mütasarrifin ile ve-l-hâsıl kâffe-i memurîn-i mülkiyenin vezaifi şu evamir-i celile-i Hümâyûnuma ve umûr-ı idarenin mukteziyatına tevfikân tâyin ve tertip olunarak ana göre nizamât ve talimât-ı lâzimenin tanzîm edilmesi ve şu kadar ki bâlâda tadat olunan müsaadât-ı rahimane-i mülûkânem vezaif-i tâbiiyet ve müsadetaki kemahiye hakkiha ifa eden tebaa-i Devlet-i Âliye’m haklarında câri olarak tarik-i mutavaât ve inkiyâttan inhiraf edenler eltaf-ı Hümâyûnumdan bi-t-tabi ve bi-l-külliye müstefit olamayacağının dahi ilânı matlûb-ı kat’îmiz olmağla siz ki Sadr-ı A’zam-ı sütudeşiyem müşârün-ileyhsiz, işbu fermân-ı celil-ül-ünvan-i mülûkânemi usûlü üzere gerek Der-saâdet’imde ve gerek memâlik-i mahrusâ-i şâhânemin her tarafında neşir ve ilân ile husûsât-ı mebsutenin icrâ-yı iktizalarına ve bundan böyle daimen ve müstemirren mer’iyy-ül-icrâ tutulması esbâbının istikmaline bezl-i cell-i himmet eyliyesiz. Tahriren fil-yevm-ül-sâlis öşrü min şehri zilkadet-il-şerife lisenetin isna ve tiseyn ve mieteyn ve elf. 1292 (1875).