Ergenekon iddianamesi/BÖLÜM V ŞÜPHELİLERİN BİREYSEL DURUMLARI 18-ŞÜPHELİ METE YALAZANGİL

Vikikaynak sitesinden
Atla: kullan, ara
17-ŞÜPHELİ TUĞRUL DERME Ergenekon iddianamesi
18-ŞÜPHELİ METE YALAZANGİL
19-ŞÜPHELİ AYDIN YÜKSEK:

18-ŞÜPHELİ METE YALAZANGİL

a-Emniyet beyanında ;[düzenle]

1987 yılında istanbul Emniyet Müdürlüğünden Pasaport aldığını, bu pasaport ile 1987 yılında Güreş Milli Takımları ile beraber Avrupa Güreş Şampiyonunsa katılmak üzere Polonya'ya, 1988-1989yıllarında Güreş Şampiyonunsa Atina'ya, 1989-1992yılında Kıbrıs'a iş için gidip geldiğini, 1993 yılında Galatasaray erkek voleybol takımı ile Moskova'ya, 1994 yılında Almanya 'ya Bayerleverkusen bayan voleybol takımına fizyoterapist ve kondisyoner olarak, 1996 yılında bayan voleybol takımı ile Polonya 'ya bahar kupasına katıldığını, aynı yıl Moskova 'da düzenlenen bahar kupasına katılmak için Güneş Sigorta bayan voleybol takımı ile beraber, 1997 yılında Aralık ayı itibari ile kendi şirketini açmak için Ser Dış Tic. Gıda Azerbaycan'a gittiğini, 2005 yılında Romanya'ya Ticaret amaçlı gıda üzerine Unixfirmasını kurduğunu, illegal yollardan yurt dışına çıkış yapmadığını,

1998 Akm BİRDAL olayında dolayı Ankara İlinde gözaltına alındığını, ifadesinin akışı için bu konudan bahsettiğini, birde 1988 yılında 6136 ya muhalefetten dolayı gözaltına alındığını, ancak Kartal Savcılığından serbest kaldığını, 1999 yılında Kadıköy Doğru Yol Partisine üyeliğinin olduğunu, 2005 yılında Kadıköy Doğru Yol Partisinin Genel Sekreterliğini yaptığını, başkaca herhangi bir sendika, Dernek ve benzeri bir kuruluşa üyeliğinin bulunmadığını,

......

Adının Mete olduğunu, yanlışlıkla Metin diye yazılmış olabileceğini, ancak Metin isimli de ağabeyinin olduğunu, fakat ZAFER (kod) Muzaffer TEKİN ile tanışmadıklarını, Muzaffer TEKIN'in ifadesinde geçen, sürekli telefon değiştirir beyanı doğru olmadığını, 1998 yılında kendi adıma kayıtlı 0535 774 79 03 numaralı telefonu halen kullandığını, aynı zamanda Muzaffer TEKIN'in kendisini defalarca bu numaradan aradığını, Turkcell kayıtları incelendiğinde bu da ortaya çıkacağını, ayrıca 1994 - 1997 yılları arasında Almanya 'da yaşadığı ve Türkiye döndükten sonra yukarıda belirttiği numarayı aldığını, halen de kullandığını, Muzaffer TEKİN 'in yukarıda beyanlarında geçen DYP, Antörnürlük, Ataşehirde oturması, Emekli olduktan sonra tanışması gibi hususların doğru olduğunu, bahsi konu CD ile ilgili konuyu ifadesinin ilerleyen bölümlerinde ayrıca anlatacağını,

.......

1998 yılı Mayıs ayında çocukluğundan beri tanıdığı Semih Tufan GÜLALTAY ve Mustafa GÜLEN ile SER şirketinde ortak olduğu dönemde Mustafa GULEN'in tanıştırdığı Mikail SARI'nın Akın BİRDAL suikastından dolayı arandıklarını basın ve medyadan öğrendiğini, Mustafa GULEN'i arayarak Kadıköy Ataşehir de bulunan bir çay bahçesine çağırarak bu olayın aslının ne olduğunu kendisine sorduğunu, kendisinin de Semih Tufan GÜLALTAY'ı Mikail SARI ile SER şirketinde tanıştırdığını kendisinin bu olayla ilgisi olmadığını söyleyerek ayrıldığını, 1988-89 yıllarından önce Tekel'de çalıştığı dönemlerde Muzaffer TEKİN 'de Kadıköy Belediyesinin spor hocalığını yaptığını, o dönemde kendisi ile tanıştığını, zaman zaman Muzaffer TEKİN 'in Kadıköy Kuşdilinde bulunan bürosuna gidip geldiğini, kendiside çalıştığı yerlere gelir ziyaret eder görüşür ve sohbet ettiklerini, 1998 yılının Haziran veya Temmuz aylarında bir gün Muzaffer TEKİN yanına gelerek Semih Tufan GÜLALTAY'ın kendisinin mahalleden tanıdığı yaş itibari ile ufak olan bir kişi olduğunu, Namık Zihni OZANSOY'unda kendisinin arkadaşı olduğunu, bu arkadaşlarının halen Kastamonu cezaevinde olduklarını arkadaşlarının zor durumda oldukları ve beraber Kastamonu cezaevine gidip bu arkadaşları ile görüşmeleri gerektiğini söylediğini, zaten Semih Tufan GÜLALTAY'ın annesi ve babası da kendilerinin oğlunun yanına gidip gelemediklerini kendisinin gitmesini istediklerini dediğini ve Muzaffer TEKİN ile birlikte kendisinin arabasıyla Kastamonu'ya giderek savcılıktan izin aldıktan sonra yaklaşık 30 dakika kadar Semih Tufan GULALTAY ve Namık Zihni OZANSOY ile cezaevinde görüştüklerini, görüşmeden sonra İstanbul'a döndüklerini, bu görüşmeden yaklaşık 1,5-2 ay kadar sonra evinde otururken adını hatırlayamadığı bir arkadaşının kendisini arayarak "bir Milliyet Gazetesi al ve 4. sayfasını oku" diyerek telefonu kapattığını, bunun üzerine kendisinin gazete bayiine giderek bir Milliyet gazetesi alıp 4. sayfasını açtığımda Akın BIRDAL suikastı olayı ile ilgili bir çok kişinin adının bulunduğu bir listenin olduğunu, bu listenin alt kısımlarında SER Dış Ticaret ortaklarından Mustafa GÜLEN ve Mete YALAZANGIL 'in Ankara DGM Başsavcılığı şeklinde arandığını görünce eski ortağı olan Mustafa GÜLEN'i telefonla arayarak Ataşehir de çay bahçesinde kendisi ile görüştüğünü, bu konunun ne olduğunu sorduğunda, oda kendisinin bu olaylarla bir ilgisinin olmadığını söylediğini, kendisinin de "madem savcılık bizi arıyor Ankara ya gidip teslim olalım" dediğini, ancak işlerinden dolayı gelemeyeceğini söyleyerek ayrıldığını, birkaç gün sonra Semih Tufan GULALTAY, Muzaffer TEKİN 'in Harp Okulundan arkadaşı olan Namık Zihni OZANSOY'un Kadıköy Sahrayıcedit'te bulunan evinde istanbul Terörle Mücadele Şubesince yakalandığın, medyadan öğrendiğini, 15-20 gün sonrada Mustafa GÜLEN ile birlikte Ankara ya teslim olmaya gittiklerini, Ankara da bazı avukatlarla görüşerek ne yapacaklarını nasıl davranmaları gerektiğini sorduklarını, onlarda gidip teslim olursak olayın vahameti açısında tutuklanabileceklerini söylediklerini, 8-10 ay kadar cezaevine gireceğini söylemeleri üzerine Mustafa GÜLEN'in istanbul'a döndüğünü, kendisinin Ankara Terörle Mücadele Şube Müdürlüğüne gidip teslim olduğunu, 3 gün gözaltında kaldıktan sonra çıkarıldığı Ankara DGM savcılığınca serbest bırakıldığını, 2001 yılında bir gün Semih Tufan GULALTAY'in yeğeni olan Necdet ATIŞ'in yanına gelerek Semih Tufan GULALTAY ve bu olaydan dolayı yakalanan bütün arkadaşlarının Yozgat cezaevine nakledildiklerini ve Semih Tufan GÜLALTAY'ın kendisiyle görüşmek istediğini, Yozgat cezaevine gitmesini istediğini, kendisinin de Necdet ATIŞ'a Yozgat cezaevine gidemeyeceğini işlerinin olduğunu söylediğini ve gitmediğini, ancak Necdet ATIŞ Semih Tufan GÜLALTAY'ı ziyarete gittiğinde Semih Tufan GULALTAY Necdet ATIŞ'a Muzaffer TEKİN'in yanına gitmesini ve Muzaffer TEKİN'in gelip kendisine Semih Tufan GÜLALTAY'ı ziyaret etmesini istediğini söylediğini, bunun üzerine Muzaffer TEKIN'i daha önceden kurulmuş bulunan ve kendisinin 1999 yılında satın aldığı Nova Veterinerlik Hizmetleri isimli iş yerine gelerek Yozgat cezaevine gidip Semih Tufan GULALTAY ile görüşmesini istediğini, kendisinin de Muzaffer TEKİN 'e görüşmesi istediğinin şahısların medyadan ve basından takip ettiği kadarıyla suçlu olduklarını bu suikastı gerçekleştirdiklerini veya gerçekleştiren şahıslarla birlikte olduklarına kanaat getirdiğini, kendisinin de "gidip bu şahıslarla görüşmem işim gücüm var" dediğini, bunun üzerine Muzaffer TEKİN "onlar istiyorlar diye gidip görüşmeyeceksin bunlar benim ve senin arkadaşların olduğu ve mağdur olmuşlar zor durumdalar arkadaşlarımızın zor günlerinde onların yanında olmamamız gerektiğini onlar istiyor diye değil ben istediğim için git ve Semih Tufan GULALTAY ve Namık Zihni OZANSOY ile görüş" dedğini, ancak Muzaffer TEKİN 'in bu istediğini de kabul etmediğini, Muzaffer TEKİN iş yerinden ayrılarak gittiğini, bir daha da bu konudan dolayı uzun bir süre görüşmediklerini,

2007 yılı Ocak-Şubat aylarında ilçe genel sekreteri olduğu dönemde adının Aydın YÜKSEL olduğunu söyleyen bir polis arkadaşla tanıştığını, bu şahsa telefonunu verdiğini, bir günü kendisini arayıp çevresinin çok olduğunu yardım edebileceğini söylediğini, kendisinin de "elimden geleni yaparım" dediğini, kendisinin Muzaffer Şenocak tarafından 150000 YTL dolandırıldığını, bu nedenle kendisinden yardım istediğini, kendisinin de askeriyeden çok çevresi olduğu bildiği Muzaffer TEKİN 'i aradığını, Aydın ile birlikte Muzaffer TEKİN 'in Kuşdilinde bulunan ofisine gittiklerini, Ofisini de Muzaffer TEKİN, Rafet ARSLAN, Raf et 'in kardeşi ve tanımadığı Muzaffer TEKİN 'in sınıf arkadaşları olduğunu söylediğini 4-5 kişi daha olduğunu, oturup Aydın'ı Muzaffer TEKİN de tanıştırdığını, Muzaffer TEKİN 'e Aydın YÜKSEL (soyadını YÜKSEK olarak öğrendiği)Muzaffer ŞENOCAK tarafından dolandırıldığını anlattığını, anlatırken Muzaffer ŞENOCAK'in Özel Kuvvetlerde görevli yüzbaşı veya binbaşı olarak görevli olduğunu da söylediğini, bunun üzerine Muzaffer TEKIN'in birkaç arkadaşına telefon açtığını, yaptığı görüşmelerden sonra Muzaffer ŞENOCAK'ı kesin olarak tanıyan olmadığını ancak bazı arkadaşları ismi yabancı gelmiyor diye söylediklerini Muzaffer TEKIN'in söylediğini, Muzaffer TEKIN'in Aydın YÜKSEK'e kart vizitini verdiğini, Aydın YÜKSEK'in telefonlarını aldığını, konuyu araştıracağını, "bir bilgi elde eder etmez, seni ararım buraya her zaman uğraya bilirsin " dediğini, bu konuşmalar esnasında Muzaffer TEKIN'in odasında kendisi, Aydın YÜKSEK ve Muzaffer TEKİN 'in 4-5 arkadaşı olduğunu, Rafet ile kardeşi karşı odada olduğunu, kapı açık olduğu için Rafet ile kardeşi bu konuşmaları duymuş olabileceğini, Aydın ile beraber çıktıklarını, çıkar çıkmazda Aydın YÜKSEK'in teşekkür ederek ayrıldığını,

Aradan bir ay kadar geçtikten sonra Aydın YÜKSEK'in kendisini telefonla aradığını, Uğramak istediğini söylediğini, Kadıköy Hasanpaşa 'da bulunan işyerine geldiğini, elinde bir CD olduğunu, kendisine ağabey Muzaffer TEKİN 'in ofisine uğradığını, kapalı olduğunu, "bu CD yi Muzaffer TEKİN 'e rica etsem verebilirimsiniz CD'nin içerisinde, Muzaffer ŞENOCAK'a ait adresler, kart vizitleri ve iletişim bilgileri var" diye söylediğini, kendisinin de "sen bırak, ben CD Muzaffer TEKİN 'e ulaştırabilirim " dediğini, çay içtikten sonra gittiğini,

Aynı gün öğleden sonra kendisinin Muzaffer TEKİN 'in Kuşdilindeki ofisine gittiğini, içeriye girdiğini Rafet ARSLAN ve kardeşi Ahmet ASLAN girişte bulunduklarını, Muzaffer TEKİN 7 sorduğunu, ofiste yok Bakırköy 'e gitti dediklerini, bunun üzerine Rafet ARSLAN'a "geçen Aydın isimli bir polis arkadaşla gelmiştik, onu dolandıran şahsın bu CD içerisinde iletişim bilgileri varmış, sana bıraksam bu CD 'yi Muzaffer TEKİN 'e verirmisin " diye rica ettiğini, CD yi Rafet ARSLAN'a verdiğini, Rafet ARSLAN'da CD alarak kendi masasının çekmecesine koyduğunu, kendisine de "hocam merak etme ben kendisine vererim " dediğini, bunun üzerine ayrılarak evine gittiğini,

Bu CD yi bırakma olayından sonra, iki, üç ay içerinde Aydın YÜKSEK birkaç kere telefon ile arayarak ne oldu ağabey bir gelişme var mı diye sorduğunu, kendisinin de Muzaffer TEKIN'in kendisini aramadığını, kendisine bilgi vermediğini, ayrıca Muzaffer TEKİN 'in telefon numarasının kendisinde olduğunu arayabileceğini söylediğini, daha sonra ki zamanlar da Muzaffer TEKİN 'in ofisinin önünden geçerken penceresinin açık olduğunu gördüğünü, ofise çıktığını, içeride ön kısımda Rafet ARSLAN'ı gördüğünü ve selam verdiğini, diğer tarafta Muzaffer TEKİN 'i gördüğünü, 2-3 arkadaşının olduğunu, onlarla sohbet ettiklerini, selam verip içeri girdiğini, diğer şahısları tanımadığın dan dolayı Muzaffer TEKİN 'in yanına gidip kulağına "ağabey CD baktınmı Muzaffer ŞENOCAK'la ilgili bilgi edindinmi Aydın YÜKSEK devamlı beni arıyor bir gelişme varmı" diye sorduğunu, kendisinin de "ne CD si" diye cevap verdiğini, Rafet ARSLAN'a bıraktığı ve kendisine teslim etmesini söylediği bir CD 'nin olduğunu, "bakmadığınız mı" diye sorduğunu, CD içerisinde Aydın YÜKSEK'in kendisine söylediğine göre Muzaffer ŞENOCAK'a ait iletişim bilgilerinin olduğunu söylediğini, daha sonra Rafet'in bulunduğu yere geçtiğini, Rafet ARSLAN'a sorduğunu, Rafet'te CD yi Muzaffer TEKİN 'in masasına bıraktığını söylediğini, tekrar Muzaffer TEKİN 'in yanına giderek "Rafet ARSLAN senin masana bıraktığını söylüyor" dediğini, bunun üzerine Muzaffer TEKİN masasının üzerine ve çekmecelerine baktığını, burada böyle bir CD yok dediğini, bunun üzerine ofisinden ayrılıp çıktığını, daha sonra Muzaffer TEKİN ile nede Rafet ARSLAN ile CD konusunda herhangi bir görüşmesinin olmadığını, ancak Aydın YÜKSEK'in kendisine bir iki defa arayarak ne oldu şeklinde sorduğunu, kendisinin de herhangi bir gelişme haberi olmadığını söylediğini,

22.06.2007 günü akşam saat lerinde Muzaffer TEKİN yanında tanıdığı ve ismini Kür şad olarak bildiği şahsın kendisini telefonla arayarak, Beşiktaş'ta mahkemede olduklarını, yanında Rafet ARSLAN'ın bulunduğunu ve kendisiyle görüşmek istediğini söylediğini, telefonu Rafet ARSLAN'a vermesini söylediğini, Rafet ARSLAN'da kendisine savcının kendisinin telefon numarasını Muzaffer TEKİN 'den istediğini, şimdi savcının yanından çıktığını ve telefon numarasını savcıya vereyim mii diye sorduğunu, kendisinin de bu konuyla ne alakası var diye sorduğunu, Rafet ARSLAN'ın da kendisinin Muzaffer TEKİN 'e verilmek üzere Rafet ARSLAN'a bıraktığı CD den dolayı olduğunu söylediğini, kendisinin de kendini aramış olduğu telefon numarasını verebileceğini söyleyerek görüşmeyi bitirdiklerini, bu görüşmeden hemen sonra Aydın YÜKSEK'i aradığını, çok sinirli bir şekilde, Aydın'a bağırarak "bu CD ne var benim niye savcı telefonumu istiyor" diye sorduğunu, kendisine CD de hiçbir şey olmadığını sadece Muzaffer ŞENOCAK'ın iletişim bilgilerinin olduğunu söylediğini, ayrıca kendisinin hemen savcılık ve Terörle Mücadele Şubesine gidip bu CD yi kendisinin hazırladığını ve kendisine kendisinin verdiğini, ifade edeceğini bu konuda, kendisinin mağdur ettiği için özür dilediğini, CD içerisinde hiç bir şey olmadığını tekrar söylediğini, kendisine "sen bir git" dediğini, veya beraber gidip ifade verelim dediğini, kendisine "yarın telefonlaşırız" dediğini, bir sonraki gün Aydın YÜKSEK'in aradığında "çakal çukal beni aramasın " mesajını dinlediğini, bir daha kendisi ile iletişim kuramadığını, birkaç gün sonra Aydın YÜKSEK ve Muzaffer ŞENOCAK'ın yakalanarak tutuklandığını basından öğrendiğini, herhangi bir ifade verme konusunda beklemede kaldığını, daha sonraki günlerde Polislerin kendisinin çalıştığı iş yerine gelip kendisini sorduklarını şirket yöneticisi Selami SAYAR dan öğrendiğini, kendisinin emniyete gelip ifade vermesinin sebebinin annesinin 80 yaşında olması, rahatsız olması ve bakacak kimsenin olmamasından dolayı olduğunu, herhangi bir oluşumun içerisinde yer almadığım, Muzaffer TEKİN 'in de herhangi bir oluşum içerisinde yer alıp almadığından bir bilgisinin olmadığını, CD hakkında bildiklerinin bunlardan ibaret olduğunu,

ifadesinin diğer kısımlarında anlattığı gibi Muzaffer TEKİN'i tanıdığını, ara sırada Kadıköy 'de bulunan ofisine uğradığını, bahsettiği ve okunan doküman hakkında her hangi bir bilgisinin olmadığını,

Oktay YILDIRIM'ı 2000-2001 yıllarında arasında Muzaffer TEKİN'in kendisine telefon açarak kendisine Kadıköy demesini diye telefon açtığını, "bir ofise uğrarımsın" dediğini, yaklaşık yarım saat sonra Kuşdilinde bulunan ofisine gittiğini, daha önceden görmediği ve tanımadığı bir şahsın Muzaffer TEKİN yanında oturduğunu gördüğünü, kendisine Oktay YILDIRIM için "Astsubay gazimiz" dediğini, ayaklarından birinin alçıda olduğunu GAT A'da tedavi olduğunu ancak iyileşemediğini durumunun kötü olduğunu söylediğini, herhangi bir doktor veya spor konusunda tavsiyede bulunurumsun dediğini, kendisine ayağındaki alçıyı çıkar at dediğini, spor yapmasını özellikle yüzmesini tasfiye ettiğini, yaklaşık bu konuşma yarım saat kadar sürdükten sonra ayrıldığını, daha sonra ofise uğradığı dönemlerde bir iki defa daha gördüğünü, kendisini sağlık durumunu sorduğunu, oda kendisinin iyi olduğunu ve tavsiyelerine uyduğunu söyleyip teşekkür ettiğini, 2006 yılında Muzaffer TEKİN 'in iftar yemeğinde kendisini gördüğünü, başkada her hangi bir şekilde telefonla ya da yüz yüze görüşmediğini, kendisine gösterip okunan doküman hakkında bir bilgisinin olmadığını, Ergenekon isimli bir yapılanmayı, ne amaçla kurulduğunu kime hizmet ettiklerini bilmediğini,

Yukarıda ifadesinde belirttiği gibi Ergenekon isimli Organizasyon ile ilgili olarak hiçbir bilgisinin olmadığını, adı geçen Kemal ŞAHIN ve BÜLENT (kod) ismail YILDIZ isimli şahısları tanımadığını, ilk defa burada isimlerini duyduğunu,

Adı geçen Fikret EMEK isimli şahsı tanımadığını, bu şahsın adını burada duyduğunu,. Eskişehir'de yakalan silah ve patlayıcı maddelerle hiçbir alaka ve bilgisinin olmadığını, Sadece basından duyduğunu,

Adı geçen Kuvvai Milliye Derneği ile hiçbir irtibatının olmadığını, sorulan hususlarla ilgili olarak, hiçbir bilgisinin olmadığını,

çökertme operasyonu başlıklı dokümanda belirtilen olaylarla ilgili olarak, hiçbir bilgisinin olmadığını, yukarıda ifade ettiği gibi BÜLENT (kod) ismail YILDIZ ve SESAR isimli kuruluşu bilmediğini, ilk defa duyduğunu,

Tuncay HACIBEKTAŞOĞLU'nu: 2006 yılının Eylül ayında Muzaffer TEKİN 'in Kadıköy'deki bürosunda tanıştığını, bu tanışma esnasında, yaklaşık 7-8 kışı olduğunu, bu şahıslardan sadece Rafet ARSLAN ve kardeşi Ahmet ASLAN'ı tanımadığını, bu arada ismini sonradan öğrendiği Tuncay HACIBEKTAŞOGLU isimli şahısla ayak üstünde sohbet ederken, kendisinin Güngören Çamlıkahvede toptan kasap market işi yaptığını söylediğini, kendisinin spor hocalığı ve aynı zamanda Kadıköy Doğru Yol Partisinde Genel Sekreterlik yaptığını kendisine söylediğini, yaklaşık 10-15 dakika kadar görüştükten sonra ayrıldığını, kendisine telefonunu vermediğini, ancak kendisini 2007 yılının Ocak ayında 0535 774 79 03 nolu telefonundan arayarak, bir akrabası ile gelip görüşmek istediğini kendisinin de Kadıköy 'de Erke Güvenlik şirketin Genel Koordinatörlük yaptığından dolayı, buraya gelmelerini söylediğini, ismini hatırlamadığı bir akrabası ile birlikte yanına gelerek, akrabasını kendisiyle tanıştırdığını, Karadeniz Fm'de ve televizyonda sanatçı olarak çıktığını ve aynı zamanda ortağı olduğunu söylediğini, "Karadeniz Fm için ilan ve reklam topluyoruz bize yardımcı olabilirmisin" dediğini, kendisine bu işlerden anlamadığını ama yardımcı olabilecekse araştırıp bilgi vereceğini söylediğini, "şu anda görüşebileceği birileri var mı" diye sorduğunu, kendisinin de yanlarında telefon açarak Kadıköy de bulunan Of vakfını arayıp arkadaşlar görüşebileceğini söylediğini, kendilerine adres ve telefonları vererek gittiklerinde kendisinin ismini söylemelerini söylediğini, bu şekilde yanından ayrıldıklarını, daha sonra kendi telefonla arayarak gidip görüştüklerini katolok bıraktıklarını ve onlarında geri döneceklerini söylediğini, bir süre sonra tekrar telefonla kendisini arayarak görüşmek istediğini, kendisinin de kendisine parti de olduğunu gelip görüşebileceğini söylediğini, kendisine gelerek biraz konuştuktan sonra "Romanya 'da et çok ucuz olduğunu tanıdık var mı oradan et getirebilirmiyiz" dediğini, kendisinin işinin normal şartlarla getirilmediğini, Bakanlar kurulu kararı ile özel şirketlere verildiğini söylediğini, eğer böyle bir firma varsa ancak bu şekilde olabileceğini izah ettiğini, "ağabey sende yine araştır yardımcı olmaya çalış " diyerek ayrıldıklarını, bir süre sonra tekrar kendisini telefonla arayarak görüşmek istediğini kendisine parti de olduğunu görüşebileceğini söylediğini, daha önceden Muzaffer TEKİN in yanında tanıdığı Saipir (DEBZLELVİDZE) isimli şahsı Kafkasyalı ve sporcu olarak tanıdığı şahısla beraber Tuncay HACIBEKTAŞOGLU yanına geldiğini, tekrar et konusu açarak "yardımcı olabilirimsin araştırma yaptın mı" dediğini, kendisinin de bu iş bizi aşar yapamayacağını kanaat getirdiğinden, kendisine olmaz dediğini, 2007 yılının Nisan-Mayıs ayında Muzaffer TEKİN kendisini arayarak, "müsaitsen benim ofisime uğrarmısın " dediğini, yaklaşık bir yada birbuçuk saat sonra ofise gittiğini, Tuncay HACIBEKTAŞOGLU'nun oturduğunu gördüğünü, Muzaffer TEKİN'in kendisine Tuncay ve arkadaşı Saipir Bakırköy'de Asayiş uygulamasında beraber alındıklarını Tuncay'ın üstünden bir silah çıktığını Mahkemenin Tuncay HACIBEKTAŞOĞLU'nu serbest bırakıp, Saipir isimli şahsın pasaportunun vizesinin bittiğini ve Yabancılar Şubesine teslim edildiğini, Saipir yakalandıkları akşam polislerin yanından kendisini aradığını söylediğini, yardımcı olmasını istediğini, kendisinin de Yabancılar Şubesinde ve Emniyet'te tanıdığı olmadığını kendilerine yardımcı olamayacağını söylediğini, bu konuda kendisine yardımcı olabilirmisin diyerek sorduğunu, kendisine yardımcı olamayacağını söyleyerek ofisten ayrıldığını, başkaca herhangi bir yerde görüşmediğini,

Saipir DEBZLELVİDZE'yi 2006 yılında Tuncay HACIBEKTAŞOGLU'n dan önce yine Muzaffer TEKİN 'in Kadıköy'deki bürosunda tanıştığını, bu tanışma esnasında yaklaşık 6-7 kışı olduğunu, bu şahıslardan Rafet ARSLAN ve kardeşi Ahmet ASLAN'ı tanıdığını, kendisine Muzaffer TEKİN Saipir . isimli şahsı Kafkasyalı ve Kingbokscu olduğunu, kendisinin de spor hocası olarak söyleyerek tanıttırdığını, kendisinin yanına parti çalışmaları esnasında Tuncay HACIBEKTAŞOGLU ile beraber geldiklerini, Romanya'dan et getirme ve Karadeniz Fm konusundan dolayı yanına gelip yardımcı olmasını istediklerini, kendilerinin ortak olarak bu işleri takip ettiklerini izah ettiklerini, kendisinin seçim dönemi olduğunda pek konularla ilgilenemeyeceğini söylediğini,

Zeki Yurdakul ÇAĞMAN'ın 1996-1997 yıllarında Ser Dış Ticarette ortağı olan ve eski milli tekvondocu olan Mustafa GÜLEN'in hemşerisi olması sebebi ile Küçükyalıdaki GÜLEN spor salonunda Mustafa GÜLEN vasıtası ile tanıştığını, 2000-2001 yıllarında Muzaffer TEKIN'in kendisini arayarak "Nerdesin" diye sorduğunu, kendisinin iş yerinde olduğunu söylediğini, "Kadıköy tarafına bir iki saat içinde geçersen ofise uğra bir dostun var" dediğini, kendisinin söylediği zaman dilimi içinde ofisi uğradığında Yurdakul ÇAĞMAN'ı ofiste gördüğünü, Sohbet ettiklerini, Ümraniye Dudulu civarında toptan elektrik malzemeleri sattığını, daha sonra çıkarıp dükkan kart vizitini verdiğini, aynı şekilde kart vizitini verdiğini, zaman zaman telefonla arayarak görüştüğünü, kendisinin daha önceden güreşçi olduğunu bildiğinden manevi bir bağlarının olduğunu, kendisinin iyi bir kişi olduğunu, 2006 yılının Ramazan ayında Muzaffer TEKİN 'in Ataşehir Familiy cafede iftar yemeğinde kendisini gördüğünü, bu iftar yemeğinde yaklaşık 20-25 kişi kadar olduğunu, bu şahıslardın bildiği İsmail PAKER, Oktay YILDIRIM, Zekeriya ÖZTÜRK, Mahmut ÖZTÜRK ve RafetARSLAN olduğunu,

Bu şahıslar ile yukarıda anlattıkları dışında hiçbir ilişkisi olmadığını, her hangi bir devlet büyüğüne veya bir şahısa yönelik suikast türünden bir eylem planı asla olmadığını, burada ismi geçen diğer şahıslardan bir duyumda almadığını, böyle bir eylem planlarının olduğunu bilmediğini, bu şahıslarla her hangi bir teşekkül ve örgütsel bir bağının olmadığını, Mehmet Zekeriya OZTÜRK'ü 2006 yılında Muzaffer TEKİN Ataşehir Family cafede kendisini gördüğünü, bir süre sonra Muzaffer TEKİN ofisine uğradığında Mehmet Zekeriya OZTURK'te orda olduğunu gördüğünü, Muzaffer TEKİN emekli binbaşı ve şu anda bir dergide köşe yazarlığı yaptığını söyleyerek tanıştırdığını, kendisi ile başka bir görüşmesinin ve konuşmasının olmadığını,

.......

İsmail PAKER'i 2006 yılında Muzaffer TEKİN vermiş olduğu iftar yemeğinde şahsı gördüğünü, aradan bir süre sonra Muzaffer TEKİN 'in ofisine gittiğinde ismail PAKER'i gördüğünü, bu şahsı İsmail hoca olarak tanıştırdığını, Muzaffer TEKİN kendisine hiç merak etmediğini, ne hocasıdır kimdir diye. Bu şahısla başka bir şekilde görüşmesinin olmadığını,

Mahmut ÖZTÜRK u 1998-1999 yılında Muzaffer TEKİN ile birlikte petrol işi ile uğraştığını ofiste öğrendiğini, birkaç kere Nova sağlık ürünleri diye Kadıköy Sahra cedit bulan veteriner kliniğine gelerek birkaç kez görüştüğünü, bir kez de Ümraniye 'de bulunan petrol ofisine gittiğini, bir ödemesinin olduğunu, çek kırdırmak için kendisinin tanıdığı olup olmadığını sorduğunu, Mahmut ÖZTÜRK'te kendisine ver çeki al parayı diyerek kendisinden "bu çeki bir yere kullanırım senin işin görülsün" diyerek ayrıldığını, Ara sırada Muzaffer TEKİN ofisinde kendisini gördüğünü,

Rafet ARSLAN'ı 2006 yılının Muzaffer TEKİN vermiş olduğu iftar yemeğinde kendisi gördüğünü, daha sonra Muzaffer TEKİN 'in ofisine gittiğimde orada gördüğünü, kendisine selam verdiğini, pek öyle bir samimiyetlerinin olmadığını, ancak diğer hususları ifadesinin akışı içerisinde anlattığını,

Sonuç olarak hakkın da mevcut olan suçlamaları kabul etmediğini, kişilik olarak, insanlara yardımcı olmayı seven birisi olduğunu, kapısına gelen herkese mevcut sosyal çevresini kullanarak yasal çerçevede yardımcı olmaya çalıştığını, siyasetle ilgilendiği için bir çok insanın kendisine gelip, sıkıntısını anlattığını, Aydın YÜKSEK'te bu bağlamda gelerek kendisinden yardım talep ettiğini, eski bir polis olması nedeni ile kendisine, yardımcı olmak istediğini, bu meyanda ifadesinin üst kısmında tamamen iyi niyetle yaptığı olayları samimi olarak anlattığını, kesinlikle CD içeriğini bilmediğini, bilmiş olsaydı kesinlikle yardımcı olmayacağını, Suç işleme kastının olmadığını,

b-Savcılık ifadesinde Şüpheli METE YALAZANGİL;[düzenle]

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü' nde vermiş olduğu ifadesinin aynen tekrar ettiğini, uzun yıllardır lisanslı sporcu olduğunu, aynı zamanda fizyoterapist olduğunu, çeşitli spor kulüplerinde sporcu ve fizyoterapist olarak görev yaptığını, Muzaffer TEKİN 'i 15-16 seneden beri tanıdığını, kendisiyle ilk tanışmalarının Göztepe' de Selami Çeşmi Özgürlük Parkında spor yapan vatandaşlara Kadıköy Belediyesinin organizesinde spor yaptırdığı sırada olduğunu, kendisinin emekli subay olduğunu o zaman öğrendiğini, kendisinin de sporcu olduğunu öğrenince birlikte spor yapmayı teklif ettiğini, bu şekilde onların grubuna katıldığını, daha sonra Muzaffer TEKİN' e ait yine Kadıköy' de bulunan Akaryakıt pazarlama işi yapılan Rıza Petrol isimli işyerine ziyaret amaçlı gidip geldiğini, o tarihten bu yana dostluklarının devam ettiğini,

Muzaffer TEKİN 'in ifadesinde geçen Semih Tufan Gülaltay' ı kendisinin aracılığıyla tanımış olduğunun doğru olduğunu, 1978-1988 yıllan arasında 10 yıl süreyle Tekel spor klübünde idarecilik ve antrenörlük yaptığını, o tarihlerde kendisiyle aynı semtte oturan anne ve babasını da tanıdığı Semih Tufan Gülaltay' m, Tekel spor klübünün boks takımının yıldızlan arasında antremana geldiğini, kendisini bu nedenle tanıdığını, 1993 yılında Galatasaray spor klübünde antrenörlük yaptığı yıllarda Semih Tufan Gülaltay ile birlikte Kadıköyde yürürken Muzaffer TEKİN le karşılaştıklarını, ayak üstü sohbet sırasında Semih Tufan' ı, Muzaffer TEKİN' le tanıştırdığını, daha sonra onların Muzaffer TEKİN' in bürosunda görüştüklerini öğrendiğini, çünkü o tarihlerde yabancı uyruklu eşinin sporcu olduğu için kendisiyle birlikte Almanyaya gittiğini, 1997 senesinde tekrar Türkiye' ye döndüğünü, Muzaffer TEKİN ile Semih Tufan Gülaltay' m dostluklannm devam ettiğini ancak, bunun da çay kahve sohbetiyle sınırlı olduğunu bildiğini,

2004-2005 yılından bu yana DYP Kadıköy Genel sekreterliği görevini yürütmekte olduğunu, pek çok vatandaşın kendilerine gelerek sıkıntısını anlatıp yardım istediğini, bir gün eski polis olduğunu söyleyen bir şahsın Küçükçekmece' den geldiğini, ordunun özel kuvvetlerinde görevli olan Muzaffer Şenocak isimli şahsın kendisini 150 000 ytl dolandırdığını söylediğini, yardım istediğini, bunun üzerine kendisinin eski bir emekli subay olduğunu bildiği ve DYP Kadıköy Teşkilatı Bürosuna çok yakın olan Muzaffer TEKİN' e giderek durumu anlatmayı uygun bulduğunu, birlikte Muzaffer TEKİN' in Rıza Petrol isimli bürosuna gittiklerini, 4-5 misafiri ile birlikte bürosunda olduğu halde kendisine Aydın Yüksek' in durumu detaylanyla anlattığını, şikayet edilen kişinin bir ordu mensubu olması sebebiyle Muzaffer TEKİN' in konuya ilgi gösterdiğini, yanlannda birkaç yeri aradığını, tam bir bilgi alınamadığını, bürodan aynldıklannı, daha sonra Aydın Yüksek' in kendisini birkaç kez daha aradığını, Muzaffer Şenocak ile ilgili bilgilerin bulunduğu bir cd'yi kendisine getirdiğini, kendisinin de bunu Muzaffer TEKİN' in bürosuna bıraktığını, daha sonra 2007 yılının haziran ayında Muzaffer TEKİN' in gözaltına alındığını, ifadesinde kendisinden bahsettiğini öğrendiğini, o tarihten bu yana evimde bulunduğunu, herhangi bir yere ayrılmadığını, işine devam ettiğini, Muzaffer TEKİN' in bürosunda ele geçirilen cd ve diğer dokümanlarla ilgili bilgisinin olmadığını,

2000-2001 yıllannda Muzaffer TEKİN' in kendisini telefonundan aradığını, bürosuna davet ettiğini, büroya gittiğinde sonradan isminin Oktay Yıldırım olduğunu öğrendiği uzun boylu, iri yan bir şahısla kendisini tanıştırdığını, gazi olduğunu, Astsubay olduğunu anlattığını, bu şahsın ayaklanndan birisinin alçıda olduğunu ve aksadığını, Gata' da tedavi gördüğünü iyileşme olmadığını kendisine anlattıklarını, kendisinin de Oktay Yıldınm' a alçıyı çıkarmasını, yüzmesini, kaslanm güçlendirecek spor yapmasını tavsiye ettiğini, kendi el yazısıyla kaslarını güçlendirici bir egzersiz programı yazarak kendisine verdiğini, o tarihten bu yana Oktay Yıldırım' ı birkaç kez daha Muzaffer TEKİN' in bürosunda gördüğünü, anlatmış olduğu görüşmelerinin dışında kendisiyle herhangi bir irtibatının olmadığını,

Birlikte gözaltında bulunduğu kişilerden Zeki Yurdagül Çağman, Tuncay Hacıbektaşoğlu ve Salpir Debzlevidze ile ne şekilde tanıştığını emniyet ifadesinde anlattığını, Emniyet ifadesinde belirttiği gibi yasadışı bir oluşumla suç örgütüyle ilişkisinin bulunmadığını, suçsuz olduğunu beyan etmiştir.

c-Elde edilen deliler[düzenle]

-Mahmut ÖZTÜRK' in kullandığı 05322455605 nolu GSM hattı ile 1 kez görüştüğü,

-Muzaffer TEKİN' in kullandığı 05322919293 nolu GSM hattı ile 54 kez görüştüğü,

-Mehmet Zekeriya ÖZTÜRK' ün kullandığı 05323412902 nolu GSM hattı ile 2 kez görüştüğü,

-Zeki Yurdakul ÇAĞMAN' m kullandığı 05322201077 nolu GSM hattı ile 29 kez görüştüğü,

-Aydın YÜKSEK' in kullandığı 05394222243 nolu GSM hattı ile 6 kez görüştüp,

d-Hukuki durumunun Değerlendirilmesi[düzenle]

Şüpheli Mete YALAZANGİL'in, ZAFER (Kod) Muzaffer TEKİN ile çok eskiden beri tanıştığı, şüpheli M.Zekeriya ÖZTÜRK, Oktay YILDIRIM, Mahmut ÖZTÜRK ve Zeki Yurdakul ÇAGMAN'la tanıştığı, şüpheli Semih Tufan GULALTAY'ı kendisinin Muzaffer TEKİN ile tanıştırdığı halde daha sonra ZAFER (Kod) Muzaffer TEKİN'in talimatları doğrultusunda cezaevine Semih Tufan GULALTAY'ı ziyarete gittiği, yine ZAFER (Kod) Muzaffer TEKİN'de ele geçirilen 16 No'lu CD'yi şüpheli Aydın YÜKSEK vasıtasıyla ZAFER (Kod) Muzaffer TEKİN'ne götürdüğü, Aydın YÜKSEK'e talimat vererek teslim olmasını sağladığı halde kendisi uzun zaman firar edip bir ihbar üzerine yakalandığı, şüpheli Aydın YÜKSEK'in Muzaffer ŞENOCAK'tan aldığını beyan ettiği gizli bilgiler içeren CD' yi örgütün yöneticilerinden olan ZAFER (Kod) Muzaffer TEKİN'e verdiği, savunmalarında bu CD'nin içeriğini bilmediğini beyan etmiş ise de; şüpheli Aydın YÜKSEK kendi konusuyla alakalı olarak yazdığı dilekçeyi şifreli olarak CD'ye kaydedip diğer gizli bilgi ve belgeleri ZAFER (Kod) Muzaffer TEKİN'e ulaştırma amacıyla şifresiz olarak verdiği, bu şüphelinin de özel güvenlik şirketi işiyle uğraştığı, etrafındaki diğer şüphelilerin hepsinin ZAFER (Kod) Muzaffer TEKİN'i tanıdıkları anlaşılmış olup, şüpheli Semih Tufan GÜLALTAY ve diğer şüpheliler ile irtibatları da göz önüne alındığında,

Şüpheli Mete YALAZANGİL'in ERGENEKON terör örgütünün üyesi olduğu ve devlete ait gizli bilgileri elde edip başkasma vermek suretiyle tahsis olunduğu amaçtan başka surette kullanmak suçunu işlediği anlaşıldığından; üzerine atılı eylemleri nedeniyle, TCK'nun 314/2, 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanunun 5, TCK'nun 314/3 ve 220/4. maddeleri yollaması ile TCK'nun 326/1 ve 327 maddeleri gereğince cezalandırılması talep edilmiştir.