Ergenekon iddianamesi/BÖLÜM III ERGENEKON TERÖR ÖRGÜTÜNÜN DEŞİFRE EDİLEBİLEN YAPILANMASI

VikiKaynak sitesinden

Git ve: kullan, ara
[[]] Ergenekon iddianamesi
BÖLÜM IV ERGENEKON TERÖR ÖRGÜTÜNÜN GERÇEKLEŞTİRDİĞİ EYLEMLER,
[[]]

BÖLÜM III

ERGENEKON TERÖR ÖRGÜTÜNÜN DEŞİFRE EDİLEBİLEN YAPILANMASI

l-ASKERİ YAPILANMASI

ERGENEKON terör örgütünün yapılanması içinde askeri yapılanmanın çok önemli yerinin bulunduğu, ERGENEKON dokümanında ERGENEKON başkanlığına bağlı 7 gizli birimin 5 tanesinin başında asker bulunduğunun belirtilmesi ve bu bölümlerin başkanlıklarına komutanlık diye isim verilmesinden bu örgütlenmenin kurucularının ve önemli yöneticilerinin asker kökenli olduğunu göstermektedir.

Diğer taraftan ele geçirilen dokümanlardan ve alman ifadelerden örgütün Türk Silahlı Kuvvetleri içerisine sızmaya çalıştığı ve burada örgütün amaç ve hedefleri doğrultusunda faaliyetlerde bulunduğu, hakkında işlem yapılan şüphelilerin de görevde oldukları dönemde ellerinde bulunan imkan ve yetkileri örgütün amaç ve çıkarları doğrultusunda kullandıkları anlaşılmıştır.

Öte yandan örgütsel dokümanlarda belirtildiği gibi örgütün en çok önem verdiği ve sızmaya çalıştığı kurumlardan birisinin Türk Silahlı Kuvvetleri olduğu, bu nedenle halen gizli bir şekilde bu faaliyetlerini sürdürdüğü, hatta bu faaliyetlerini KARARGAH EVLERİ şeklinde adlandırarak özellikle harp okullarında bulunan subaylar ve öğrencilerle ilgilendikleri, bunların yanı sıra halen görevde olan bazı Türk Silahlı Kuvvetleri mensupları ile ilişki içerisinde oldukları, bu ilişkileri sayesinde birçok kişinin askerlikle ilgili problemlerini çözdükleri ve istedikleri yerlerde askerlik yapmalarını sağladıkları, ayrıca bu ilişkileri örgütün farklı amaç ve hedefleri için kullandıkları anlaşılmıştır.

Soruşturma kapsamında olan şüphelilerden;

  • 1-Şüpheli Veli KÜÇÜK (Emekli Tuğgeneral)
  • 2-Şüpheli Mehmet Fikri KARADAĞ (Emekli Kurmay Kıdemli Albay)
  • 3-Şüpheli Muzaffer TEKİN (Emekli Piyade Kd.Yüzbaşı Disiplinsizlik)
  • 4-Mehmet Zekeriya ÖZTÜRK (Emekli yüzbaşı istifa)
  • 5-Şüpheli Fikret EMEK (Emekli Piyade Kıdemli Binbaşı Malulen)
  • 6-Şüpheli Oktay YILDIRIM (Emekli Levazım Kademeli Başçavuş Malulen)
  • 7-Şüpheli Muhammet YÜCE (Hava Uzman Çavuş sözleşme feshi)
  • 8-Şüpheli Mahmut ÖZTÜRK (Emekli Levazım Başçavuş)
  • 9-Şüpheli Orhan TUNÇ (Emekli Kademeli Kıdemli Başçavuş)
  • 10-Şüpheli Rafet ARSLAN (Emekli Topçu Yüzbaşı Malulen)
  • 11-Gazi GÜDER (Müstafi Deniz Yüzbaşı İstifa) oldukları tespit

edilmiştir.

ERGENEKON terör örgütünün gizli üst yapılanmasında görevli oldukları anlaşılan Şüpheliler Veli KÜÇÜK'ün Tuğgeneral, M. Fikri KARADAĞ'ın Kurmay Albay, Muzaffer TEKİN'in yüzbaşı (İhraç), Mehmet Zekeriya ÖZTÜRK, Fikret EMEK, Rafet ARSLAN ve Gazi GÜDER'in yüzbaşı, Oktay YILDIRIM, Orhan TUNÇ, Mahmut ÖZTÜRK ve Muhammet YÜCE'nin astsubaylık ve uzman çavuşluk kadrolarından malulen veya kadrosuzluk sebebiyle emekli edildikleri bildirilmiştir. Ayrıca soruşturma kapsamında birçok örgüt üyesinin görevli askeri şahıslarla irtibat halinde oldukları Bazı askeri şahısların emekli olur olmaz örgüte ait dernek ve sivil toplum kuruluşlarında üst düzey görevlere geldikleri anlaşılmaktadır.

ERGENEKON terör örgütünün üst düzey gizli yapılanmasının yöneticileri ve üyeleri olan şüpheliler,

Veli KÜÇÜK, İlhan SELÇUK, Doğu PERİNÇEK, (Zafer kod) Muzaffer TEKİN, Paşa (kod) M. Fikri KARADAĞ, Mehmet Zekeriya ÖZTÜRK, Sevgi ERENEROL, Erkut ERSOY, Habip Ümit SAYIN, Hayrettin ERTEKİN, Güler KÖMÜRCÜ, Hikmet ÇİÇEK'in doğrudan askeri şahıslarla irtibatlarının bulunduğu ve askeri yapılanma içinde görevli bulunduklan anlaşılmaktadır. Şüpheli Doğu PERİNÇEK'in parti içi gizli söylemlerinde ve telefon görüşmelerinde, Milli kuvvetler olarak nitelediği ve Millet Ordu işbirliğiyle yapılacak darbe planlarından söz ettiği anlaşılmıştır.

ERGENEKON terör örgütünün ana dokümanlarında ve örgüt içi dokümanlarda;

  • a)İstihbarat Dairesi,
  • b)Operasyon Dairesi,
  • c)Analiz ve Değerlendirme Dairesi, (Sözde Komutanlıkları),
  • d)Örgüt İçi Araştırma Dairesi (Sözde Komutanlıkları),

1- ERGENEKON dokümanında

  • 1). AMAÇ, KAPSAM VE YÖNTEM
  • l/a). AMAÇ

"Bu çalışmanın amacı, Atatürk ilkeleri doğrultusunda biçimlendirilmiş, Kemalizm'in tek, gerçek ve içtenlikli koruyucusu (sözde) Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde faaliyet gösteren Ergenekon'un re-organizasyonuna katkıda bulunabilmektir." Denilmiş ise de Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde böyle bir oluşumun bulunmadığı bizzat Genel Kurmay Başkanlığı'nın dosyada mevcut yazılarıyla belirtilmiştir.

(sözde) TSK bünyesi içinde faaliyet gösteren Ergenekon'un sorunlarının belirlenmesi ve giderilmesine yönelik gözlem, tespit, karşılaştırma ve önerilere yer verilmekle yetinilmeyip, yepyeni bir yapılanma örneği önerilmektedir. Böylelikle, Ergenekon’un 21. yüzyıl koşullarına uygun re-organizasyonu doğrultusunda analiz yapılarak, bir araştırma, geliştirme ve yeni yapılanma raporu hazırlanmıştır.

Şeklindeki ibarelerden ERGENEKON terör örgütünün sürekli olarak kendisini Türk Silahlı Kuvvetlerinin bünyesindeymiş gibi göstermek suretiyle kendisine taban kazanmayı ve örgütün hakim konumda olduğunu göstermek için Türkiye Cumhuriyeti'nin Ordusunun bu işin içinde olduğunu vurgulamak ihtiyacı hissetmişlerdir.

Ayrıca ERGENEKON dokümanının Gizlilik Prensibi başlıklı bölümünün altında;

l/e). GİZLİLİK PRENSİBİ Ergenekon, (sözde) Türk Silahlı Kuvvetleri'nin değerli personeli dışında entelektüel ve her meslekten seçkinlerin de içinde yer alacağı "sivil" personelden yararlanmakla karşılaştığı ve bundan sonra karşılaşacağı en önemli sorunların üstesinden gelmekte güçlük çekmeyecektir. ABD'nin birçok istihbarat biriminin örgütlenmesinde "Masonik" benzeri bir yapılanmaya gidilmiş olmasının nedenleri arasında, istihbarat birimlerinin karşılaştığı sorunların üstesinden gelmede kendi içinde yer alan zengin insan kaynaklarına sahip olunması amacı yatmaktadır

Şeklindeki ibarelerden de örgütün sivillerle bazı askeri şahısların yönetiminde masonik yapılanma benzeri bir yapılanma olduğu, bizzat örgütü tarif eden ve prensiplerini belirleyen ERGENEKON dokümanından anlaşılmaktadır. Buradan da örgütün homojen bir yapıda olduğu sivil ve askeri şahıslarca bizzat yönetildiği anlaşılmaktadır.

Örgütün sivil yapılanmasını anlatan ERGENEKON-LOBİ başlıklı ve birçok şüpheliden elde edilen belgenin giriş bölümünde de,

BÖLÜM: I

1). GİRİŞ

Gelişen ve değişen siyasal, ekonomik, bilimsel ve toplumsal dünya koşullan ile bölgesel coğrafyasında ve kendi içinde Türkiye'nin özgür iradesi dışına ve ulusal çıkarlarına aykırı biçimde içine sürüklenmek istediği çeşitli oluşumlar göz önüne alındığında; (sözde) Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde faaliyet gösteren "Ergenekon"a bağlı olarak,

....

(Sözde) "Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde faaliyet gösteren "Ergenekon"un kontrolünde, sivil unsur olarak çalışması plânlanan Kemalist/sivil "Lobi"ye ve yapacağı çok yönlü yararlı faaliyetlere yeni yüzyılda gereksinim vardır. Geleceğin dünyasında "sanal ortam" büyük önem ifade edecek olmakla birlikte, katı gerçekler belirleyici ve sonuçlandırıcı unsurlar olmaya devam edecektir. Bu nedenle (sözde) Türk silahlı Kuvvetleri bünyesinde faaliyet gösteren Ergenekon'un Lobi adını verdiğimiz örgütsel organizasyonun faaliyetlerine önümüzdeki zaman dilimi içinde çok daha fazla gereksinimi olacağı görüşünde haddimizin sınırlarını zorlayan ısrarcılıktaki ifade ve işaretlerimizin amacı, konunun öneminden kaynaklanmaktadır."

Şeklinde ERGENEKON terör örgütünün sivil unsurlarının dahi yönlendirilmesinde bizzat örgütün üst düzey yöneticilerince yapılıp yazılı belge haline getirilen LOBİ dokümanında dahi kendilerini (sözde) Türk Silahlı Kuvvetleri'nin bünyesinde ve kontrolünde kurulmuş bir örgüt gibi tanımlamak suretiyle örgütün etki ve faaliyet alanını geniş tutulmasına ve Türk Milletinin Türk Ordusuna karşı duymuş olduğu sevgi, saygı ve bağımlılığını da kötüye kullanmak suretiyle amaçlarına ulaşmayı planladıkları anlaşılmaktadır.

Yine şüpheliler Veli KÜÇÜK ve Ümit OĞUZTAN'dan ele geçirilen "PANZEHİR" isimli dokümanda: Türk Silahlı Kuvvetleri'nin genç ve yetenekli subaylarının PKK üst yönetim kademesine yerleştirilmesi şeklindeki ibarelerden de yine örgütün kendi ana prensiplerinden olan terör örgütü kurup yönetmek prensibine Türk Silahlı Kuvvetleri'nin manevi şahsiyetini alet edip kullanmak suretiyle kendi ideolojik ve örgütsel faaliyetlerini gerçekleştirmeyi amaçlamışlardır. Türk Silahlı Kuvvetlerimizin tüm yasadışı oluşum ve terör örgütlerine karşı verdiği kararlı mücadele tüm dünya tarafından bilinmektedir.

Örgütsel içerikli dokümanlardan de anlaşılacağı üzere ERGENEKON terör örgütü yapılanması içinde Askeri Yapılanmanın çok önemli yer tuttuğu, yapılanmadaki ana unsurlar olan, İstihbarat Dairesi Komutanlığı, İstihbarat Analiz ve Değerlendirme Dairesi Komutanlığı, Operasyon Dairesi Komutanlığı, Örgüt İçi Araştırma Dairesi Komutanlığı başlıklı dört ana birimin asker kökenli olacağının belirtilmesinden açıkça anlaşıldığı gibi, Üniteler arasında enformasyon değerlendirmesinde ayrıcalık tanınabilecek tek bölüm "Operasyon Dairesi Komutanlığı" dır. Çünkü, elde edilen enformasyon analiz ve değerlendirilmesinde gerektiği hallerde katkısı olabilir. Denilerek muhtemelen bu daireye bazı istisnaların getirildiği, KONTROL DAİRESİ'nin varlığından Ergenekon Örgütü Başkanı/Komutanından başkaca hiç kimsenin bilgisi olmaması kesin bir gerekliliktir. Denilmek suretiyle kontrol dairesinin çok gizli ve hücre yapılanması şeklinde örgütlendiği anlaşılmaktadır.

Operasyonlarda yer alması zorunlu olan bu dairede yer alan ajanların ilk görevi; operasyon alanı içinde bulunmak, operasyon esnasında temizleme ve ortadan kaldırma gibi işlemlerde doğabilecek sorunları çözümlemektir. İkinci bir görevleri, karşı istihbarat örgütlerine geçen, yakalanan veya operasyon amacına aykırı hareket eden herhangi BİR AJANI ÖLDÜRMEKTİR.

Kontrol Dairesinde görevlendirilecek ajanlar, mutlak'a Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinden ve özel operasyon ünitelerinden çok dürüst, güvenilir kişilerden seçilmelidir. Bu ajanlar merhametsiz olmalı Ve bağımsız görev yapabilmelidirler. Emirleri doğrudan Ergenekon Komutan'ından almalıdırlar, üst yöneticiler ve örgüt personeli ile ajanları tarafından bilinmemelidirler. Denilmiş olup soruşturma kapsamında yakalanan Fikret EMEK in özel kuvvetlerden emekli olduğu evinde KANAS suikast silahından C3 plastik patlayıcılara kadar silah ve sabotaj malzemesi olarak kullanılan geciktiricili fünye den saniyeli fitile kadar birçok silah ve dokümanın bulunduğu anlaşılmaktadır.

Yukarıda belirtilen örgütün oluşum ve faaliyetleriyle alakalı olarak yapılan soruşturmada yakalanan ve tutuklanan şüphelilerden, ele geçirilen diğer delillere bakıldığında, Şüpheli Sevgi ERENEROL'dan elde edilen, DERİN ERGENEKON başlıklı örgütsel içerikli dokümanda ERGENEKON terör örgütünün gizli amaçlan ile gizli yapılanmasının tüm sistematiğinin ayrıntılı olarak anlatıldığı, belge içeriğinde:

....Ergenekon'un yukarıda anlatılan özelliklerin yanında, bilinmesi gereken en önemli yanını şöyle özetleyebilirim. "Agarta'nın merkezinde bulunan Ergenekon, bilgi işlem ve uygulama merkezi konumunda bir oluşumdur." ..İşte şimdi Ankara merkezli Türkiye, bu sancıları çekiyor. Doğum saati yaklaştı, taktir, şu anda cenine sarılmış ipleri çözüyor. Filizin sürmesi için onu çevreleyen sert kabuğun çürümesi nasıl mukadderse, Ankara'da ruhundaki ilâhi mesajı sunmaya mani unsurları ayıklıyor.

...Etrafımızda cereyan eden olaylar bize de kaos ve gelecek endişesi şeklinde yansıyor. Oysa acaba gerçekten bir kaosu mu yaşıyoruz, yoksa filiz sürmeye durmuş, çekirdeğin cidarını yırtma sancılarını mı?

Önce bir soru: Acaba insanoğlu tam plânladığı gibi gerçekleşmiş kaç olaya tanık oldu? Yahut insanlığın ulaştığı şu seviye, ne kadarıyla onun eseridir? Bu gelişen, değişen, yenilenen olaylarda, yaratıcının hiç mi dahli yok? Şans veya taktir de diyeceğimiz üçüncü faktörün bu olaylardaki yeri ne?

OYUN BİTİNCE

Kurtlar Vadisinin bulunduğu yerin özel adı ERGENEKON'dur. ERGENEKON TÜRK'ÜN MİLLİ DURUŞUDUR. Bu duruş Tanrı'nın özüne kadar gider. Ergenekon'a Anadolu topraklarından ulaşım, Karaman Konya Akşehir üçgeni içinden yapılır. Farklı bir zaman boyutundadır. Destan zamanlarındaki ulaşımın Asya'dan olduğu doğruydu. Ama bu gün için Ergenekon' un Anadolu'ya geçmesi bir plânın gereğiydi. Yani zaman kaymaları mekânlrın da etkileyerek, farklı zaman boyutuna Anadolu'dan sağlandı.

Ağartanın Bilgi İşlem ve uygulama Merkezi olan ERGENEKON'un işlevi çok özel zamanlarda ortaya çıkar. Bu ortaya çıkış zamanlarını bilen varlıklar vardır. Türk'ün Yolunu aydınlatan bir özellikle mesajlar verirken de her gelişte genetiklerine bazı işlevleri eklerler. Bu mesajlar Bozkurt Sembolü ile verilir. Yol göstericiliğinin yanında bazı aralarda yardımlarını bir ilâhilikle bu Millete Rahmet olarak verir. Bu Tanrısal bir oluşun gerçek yönüdür.

Agarta' da bu sistemin gönderilişi ve hazırlanışı üç kişilik bir Ruhsal İdari Evrim Üstadları tarafından Türkiye'de (Anadolu topraklarında) yedi kişiye ulaştırılır. Bu ökült ve ezoterik bir öğretidir. Bu evrimsel üstadlarının adı TURK’tür. Tanrı'yı Türk kelimeleriyle anlatan ezoterik bilgi çok az inisiye bilmektedir. Bu sebeple şöyle bir söylemi bizler kullanır olduk: "Çalış didin ve çalış yıldızlar kapacaksın,

Bir Tanrı'ya bir de Türklüğe tapacaksın!”

Bu ulaşımın şifreleri çözülür. Alt Birimi olan kırk kişiye dağıtılır. Kırk görevli bu sistemin dağılımını teknik bir şekilde Türk İnsanına sunar. Bu öğretinin ve uygulamanın bizzat sahibi ERGENEKON'dur. Ergenekon'un görev alanlarının içinde Türk Ordusu'nun çok önemli yeri vardır.

Türk Ordusu içinde bu görevler ve görevliler Alpler ve Erenler olmak üzere iki misyona ayrılırlar. Her birim Türk Ordusunun okült birimlerini oluşturur. Alpler, Özel Harp Dairesinin faaliyetlerini devam ettirir. Erenler ise işin Parapsikolojik spiritüel ya da başka bir anlatımla ilâhi yönünün sergilemesini yapar. Bu sistemin idarecileri çok özeldir. Sistemin başında görülmezler. Ve asla deşifre olmazlar. ..Çünkü Kundalini gücü nasıl ki zor zamanlarda ortaya çıkarsa, Türk Milletinin zor anlarında da bu sistem olaylara direk el koyar. Sistem sürekli olmasına rağmen kendisini her zaman hissettirmez.

Diyerek ERGENEKON terör örgütünün gizli yapılanmasının her zaman devrede olduğunu, Türk milletini tarihi mitolojik değerlerini örgütün çıkarları için kullandıkları,

"KARARGAH EVLERİ" YAPILANMASI İşçi Partisinden elde edilen İşçi Partisi Karargahevleri yapılanmasıyla alakalı Mit müsteşarlığınca hazırlanan çok gizli belge içeriğinde ERGENEKON terör örgütünün sivil yapılanması içinde yer alan Teori Tasarım ve Planlama Daire Başkanlığı içinde görevli bulunan İşçi Partisi genel başkanı şüpheli Doğu PERİNÇEK'in partisini de bu gizli yapılanmanın metodlarını ve geliştirilmesini nasıl yaptığını ayrıntılı olarak anlatmaktadır.

Çok gizli ibareli ve Genel Kurmay Başkanlığına gönderilen karargah evleriyle alakalı MİT müsteşarlığının yazısının İşçi Partisi genel merkezinde Doğu PERİNÇEK'in odasında bulunması da ERGENEKON terör örgütünün Türk Silahlı Kuvvetleri içinde gizli yapılanmasını sürdürdüğünü ve raporun İşçi Partisi'nden çıkması da örgütün Türk Silahlı Kuvvetleri içinde çok önemli mevkilere kadar sızdığını göstermektedir. Çünkü MİT Müsteşarlığının yapmış olduğu tüm çalışmaları mahiyeti itibariyle gizli olduğu, ayrıca mevcut raporunda Çok Gizli ibaresi taşınması da bu belgenin çok önemli ve hassas olduğunu göstermekte olup, böyle bir belgenin muhatapların eline geçmesi de gizli kadrolaşma eylem ve fiillerinin boyutlarını açıkça göstermektedir.

Ayrıca bu konuda Genel Kurmay Başkanlığı savcılığından gelen 02.06.2008 tarihli cevabi yazıda, Genel Kurmay Başkanlığınca İşçi Partisi Karargah Evleriyle alakalı doküman için Hv. Kuv. As.Savcılığına soruşturma talimatının verildiği belirtilmiş olup, ERGENEKON terör örgütünün sızma süreçlerine ilişkin soruşturmanın Genel Kurmay Başkanlığı askeri savcılığınca da devam ettiği anlaşılmaktadır.

Örgütün eylem ve fiillerinde kullanılmak için lazım olan patlayıcı maddeler, suikast silahları ile el bombalarının yine askeri yapılanma içinde bulunan örgüt üyelerince rahatlıkla temin edilebildiği de anlaşılmaktadır.

Dosyada mevcut Gizli Tanık İsmet ifadesinde: Kendilerine silahlar patlayıcılar ve suikast yapılacak kişilere karşı istihbarat bilgilerinin görevli askeri şahıslarca bizzat verildiği, örgütsel askeri eğitimin yine görevli askeri şahıslarca verildiğini beyan etmiştir.

Örgüt üyelerinin görevli olduğu dönemlerde muhtemelen bu tür silah mühimmat ve patlayıcı maddeleri gizlemek veya sarfedildi göstermek suretiyle karargah dışına çıkarabileceklerini şüpheli (Zafer kod) Muzaffer TEKİN beyanında ayrıntılı olarak anlatmıştır. Örgüt üyelerinden şüpheli Fikret EMEK'ten ele geçirilen el bombalan, plastik patlayıcı maddeler, TNT kalıpları, sabotaj teli, saniyeli fitil, fünyeler, kalashnikov makineli tüfek, dürbünlü kanas suikast silahı gibi, şüpheli Oktay YILDIRIM'a ait olan (27) adet el bombası, fünyeler ile askeriyenin demirbaşına kayıtlı kasaturanın bizzat şüphelinin evinde ele geçirilmesinden de örgütün ihtiyacı olan mühimmatı çeşitli zamanlarda zulaladığı ve ihtiyaç durumuna göre kullandığı, bu malzemeleri de askeri kurumlardan illegal olarak temin ettikleri anlaşılmaktadır.

Soruşturma kapsamında ele geçirilen askeri silah mühimmat ve benzeri malzemelerden Türk Silahlı Kuvvetleri'ne ait olanlar Cumhuriyet Başsavcılığımızca askeri kurumlara teslim edilmiştir. Örgütün amaçlan arasında bulunan siyasi iktidarları dize getirmek için gerektiğinde suikast düzenlenmesi için de gerekli istihbari bilgiler, kroki ve şemaların da rahatlıkla elde edildiği, bu tür bilgilerin tamamen profesyonel kişilerce hazırlandığı ele geçirilen plan, projelerden ve krokilerden açıkça anlaşılmıştır.

Devlete sözde hizmet etme iddiasıyla kurulan ve faaliyet gösteren ERGENEKON terör örgütünün hem sivil kökenli üyeleri hem de asker emeklisi üyelerinde devletin çeşitli kurumlarına ve Genel Kurmay Başkanlığı'na ait birçok gizli ve askeri içerikli bilgi, belge, bilgisayar kaydının bulunduğu ve çoğunluğu sivil olan örgüt üyelerinde bu tür askeri gizli bilgi ve belgelerin hangi amaçla bulunduğu hususlarının anlaşılmadığı, çünkü sözde devlete hizmet etme düşüncesinde olan örgütün sivil kökenli üyelerinden, bu tür gizli bilgi ve belgelerin bulunmasının örgütün amacına nasıl hizmet ettiği anlaşılamamaktadır.

Bizzat devletin menfaatleri için gizli kalması gereken bilgilerin, çeşitli askeri kurumlar ve devletin diğer kurumlarından alınıp sivil ve görevli olmayan örgüt üyelerine verilmesi, bazı gizli bilgilerin örgüt üyelerince kitaplarda yayınlanıp siyasi malzeme olarak kullanıldığı gibi, bazı bilgilerin de üzerlerinde çalışma yapılarak sabotaj amaçlı olarak kullanıldığı anlaşılmıştır. Doğu PERİNÇEK ve İşçi Partisinde yapılan aramalarda, çok miktarda, Türk Silahlı Kuvvetlerine ait "GİZLİ" ibareli, askeri içerikli istihbari bilgi, koruma planları, ordu bölge planları gibi dokümanlar bulunduğu,

Örgüt mensuplarının bu bilgileri başka bir yol ya da yöntemle ulaşmasının mümkün olmadığı, dolayısıyla örgüt mensuplarından ele geçirilen GİZLİLİK dereceli bilgi ve belgelerin örgütün Türk Silahlı Kuvvetleri içerisinde bilgi akışını sağlayan güçlü bir yapılanmasının olduğu anlaşılmaktadır.

Şüpheliler (Zafer kod) Muzaffer TEKİN, Fikret EMEK, Mete YALAZANGİL, Ergün POYRAZ, İsmail YILDIZ ve Kemal KERİNÇSİZ ile Mehmet Adnan AKFIRAT'ta bu tür devlete ait çok gizli bilgi ve belgerin, mahiyeti itibarıyla sivil kişilerce Türk Silahlı Kuvvetleri'nin bilgisayarlarından elde edilmesinin fiilen mümkün olmadığı, buradan da örgütün irtibatlı olduğu askeri şahıslardan bu bilgileri temin yoluna gittiği kanaatine varılmıştır.

Şüpheli Zafer (kod) Muzaffer TEKİN, Mete YALAZANGİL, Fikret EMEK ve Kemal KERİNÇSİZ'den ele geçirilen CD ve dosya içeriğinde, Kuvvet Komutanları ve bazı ordu komutanlarının, yaptığı gizli askeri toplantıların bulunduğu ve yine MGK (Milli Güvenlik Kurulu) toplantılarından önce yapılan konuşmalar ve toplantılarda konuşulacak konulara ilişkin bilgilerin bulunması da ERGENEKON terör örgütünün Türkiye Cumhuriyeti Devletinin en önemli kurumlarında konuşulan Milli Güvenliğe ve ülke savunmasına ait konulardaki gizli bilgi ve belgeleri temin ettikleri anlaşılmaktadır. Bu toplantılarda konuşulan bazı konularla alakalı olarak da ERGENEKON terör örgütünün üyelerince çeşitli yayın organlarında yazılar ve propagandalar yapıldığı anlaşılmaktadır. Şüpheli Halil Behiç GÜRCİHAN'da ele geçirilen "operasyon kırık ay" başlıklı çok gizli yürütülecek örgütsel çalışmanın içinde geçen bazı konularında bu CD içerisinde yer alan askeri gizli toplantılarda konuşulan konuların açılımı şeklinde olması hususu da ERGENEKON terör örgütünün eylem ve faaliyetlerinde devlete ait gizli bilgileri kullandıklarını göstermektedir.

Örgüt üyelerinden ele geçirilen delillerden; NATOYA SABOTAJ PLANLANMASI Yine Şüpheli Hayati ÖZCAN'dan ele geçirilen İzmir Şirinyer'de NATO MÜTTEFİK KUVVETLER Karargâhına SABOTAJ PLANI VE ASKERİ BİLGİLERin bulunduğu, CD içerisinde "hizmete özel ibareli açılabildiğive müzik CDsi görünümünde olduğu, içeriğinde İzmir Şirinyer'de NATO Karargâhı olduğu anlaşılan uluslar arası askeri statüdeki tesislerin içinden dışına kadar çalışan insanlardan bunların İD kartlarına, giriş çıkış güvenlik kartlarından çalışanların Türkiye Cumhuriyeti Kimlik numaralarına kadar birçok ayrıntının bulunması, CD içerisindeki dosyada "Açık otoparkın önündeki ev tutulacak 6 aylık kira peşin ödenecek" ibareli örgütsel içerikli bilgilerin bulunduğu buradan da muhtemelen daha önceki tarihlerde ele geçirilmiş bu bilgilerin üzerinde kendi istihbari bilgilerini eklemek suretiyle bir sabotaj planı hazırlandığı, CD içindeki bilgi ve resimlerin 2003 tarihli olmasına rağmen sabotaj içerikli orijinal resimlerin üzerinde yapılan değişikliklerin 2007 tarihi olması da örgüt tarafından belirtilen tarihte Nato askeri tesislerine bir sabotaj planı yapıldığının, hatta palanın uyfulanması için kiralık ev tutup NATO tesislerinin gözetlendiği anlaşılmaktadır.

Şüpheli Doğu PERİNÇEK ve grubunun Natoya karşı eylem ve söylemlerinden, ayrıca şüpheli Hayati ÖZCAN'm ajandasında bulunan Doğu PERİNÇEK'in konuşma notlarından alınan "Türkiye Erken seçimle bir çıkış noktasına gelmiştir. Milli hükümet kurulacaktır. Türkiye de Provokasyonlar yapılacaktır buna direnecek bir hükümet şarttır". Şeklindeki beyanından da yapılacak provokasyonlar için hazırlıkların çok profesyonelce yapıldığı anlaşılmaktadır.

Belgelerin içeriğinden ve hazırlanma şeklinden Ergenekon terör örgütünün nasıl çalıştığı ve uluslar arası askeri tesislerin her türlü bilgi ve belgelerini temin edip, provakasyon amaçlı eylem yapmayı planladığı açıkça anlaşılmaktadır. YARGITAY BİNASININ KROKİSİ İşçi Partisinden ele geçirilen ELBA isimli CD içinde; "Yargı-Nusret SENEM'den" isimli klasör içeriğinde Yargıtay Başkanlığına ait iki Ana hizmet binası ile Ek hizmet binalarının ayrıntılı krokilerinin bulunması ve aynı tarihlerde İktidar partisinin kapatılması için Anayasa Mahkemesine dava açan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının ciddi tehditlere maruz kalması da krokinin ne amaçla hazırlandığını açıkça ortaya koymaktadır.

ERGENEKON terör örgütü tarafından planlanıp gerçekleştirildiği anlaşılan Cumhuriyet gazetesine 3 defa el bombası atılması ve Danıştay 2. Dairesi Başkanı Mustafa Yücel Özbilgin'in makamında Şehit edilmesi eylemleri de ERGENEKON terör örgütünün gizli amaçlan ve suikast eylemlerindeki ustalık ve tecrübesini açıkça ortaya koymaktadır. Danıştay olayı sonrasında meydana gelen olaylar ve Türkiye'de oluşturulacak kaos ortamı sonucu Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin darbe ile devrilmesi için Türk Silahlı Kuvvetlerinin açıkça tahrik edildiği başarısız olunmasına rağmen örgütün medya gücü hedef saptırmada ve gerekse eylemi gerçekleştiren sanıkların eylemden sonra yakalanıp toplanan delillere rağmen eylemin devletin güvenlik güçlerince planlanıp yaptırıldığı şeklindeki devleti ve kamu otoritesini zaafa uğratma maksatlı yayınlarla kamu düzenini bozmayı amaçladıkları, devlet otoritesine karşı güvensizlik ortamı oluşturmak için yaptırdıkları dezenformasyon amaçlı haberler ve yayınlardan da tüm eylem ve fiillerin ERGENEKON terör örgütü tarafından hakim güç olma amacıyla tek merkezden yönetildiği açıkça anlaşılmıştır. Dosyada mevcut Osman YILDIRIM'ın cezaevinde alman beyanında bizzat Cumhuriyet Gazetesine atılan bombaların Veli KÜÇÜK'ün talimatıyla (Zafer kod)Muzaffer TEKİN tarafından verildiğini belirttiği ve kendilerinin de bu olaydan ötürü 500 bin ABD doları para alacağını, ancak olaydan sonra herhangi bir para almadıklarını beyan etmiştir.

Ele geçirilen CD’lerde: askeri içerikli bilgiler, isimli ve isimsiz NATO kartları boş kartlar bazı şahıslara ait fotoğraflar", park yerleri isimli klasör içersinde "bir bölgenin krokisi ve kroki üzerinde patlama yapılacağı belirtilen bölgeler," bulunan resimler, Yargıtay krokisinin ve güvenlik zafiyetlerinin tespitini içeren bilgiler, Genel Kurmay Başkanımız Org. Yaşar BÛYÜKANIT'ın gezi programının güvenlik bilgilerinin bulunması hususları değerlendirildiğinde; bu kroki, plan ve bilgilerin iyi niyetle bulundurulmadığı, Tıpkı Danıştay olayı gibi Türkiye 'de Kamu düzenini bozucu ve kamu otoritesini zaafa uğratacak eylemlerin planlandığı anlaşılmıştır.

GİZLİ ASKERİ BELGELERİN ÖRGÜT TARAFINDAN ELE GEÇİRİLMESİ,

Şüpheliler (Zafer kod)Muzaffer TEKİN' Mete YALAZANGİL Fikret EMEK Ergün POYRAZ İsmail YILDIZ dan devlete ait çok gizli belgelerin çıkmasından sonra İşçi Partisinde yapılan aramada Ankara İşçi Partisi, Ulusal Kanal, Aydınlık Dergisinin bulunduğu binada yapılan aramada CD içerisinde; "İZMİRDEN HAYATİ ÖZCANIN GÖNDERDİĞİ BELGELER" isimli klasör içerisinde: "GİZLİ- HİZMETE ÖZEL-ASKERİ- CASUSLUK- SABOTAJ- İSTİHBARAT" gibi konular içeren dosyalar olduğu Yine İşçi Partisinden elde edilen Hikmet Çiçek'e ulaşanlar isimli klasörün bulunduğu CD içinde çok gizli askeri bilgi ve belgelerin bulunduğu, ERGENEKON terör örgütünün devlete ait çok gizli biligi ve belgeleri elegeçirme gibi bir amacının olduğu, bu bilgilerinde örgüt içi istihbarat birimlerince kullanıldığının anlaşıldığı gibi, bazı bilgilerin mahiyeti itibarıyla çok gizli olması ve devletler arası husumete sebep olabilecek bilgiler olması da ERGENEKON terör örgütünün bu bilgileri yurt içinde kullanma ihtimali olmadığından, uluslar arası irtibatlarında bu bilgileri kullandıkları şüphesini doğurmaktadır. Yurt dışı faaliyetleriyle alakalı çalışmalar devam etmektedir.

Şüpheliler Emin GÜRSES beyanında: Ergün POYRAZ da bulunan gizli askeri içerikli bilgi ve belgelerin Şener ERUYGUR TARAFINDAN verildiğini beyan etmiştir. Yine dosyada mevcut Ergün POYRAZ'dan elde edilen ve korumaları tarafından elle yazıldığı anlaşılan günlük notlarda, ERGENEKON TERÖR ÖRGÜTÜ üyesi Ergün POYRAZ'ın dönemin Jandarma Genel Komutanı Şener ERUYGUR, İstihbarat Başkanı Orgeneral Levent ERSÖZ, MGK Genel Sekreteri Org.Tuncer KILIÇ'la bizzat makamlarında birçok defa görüştüğü, ayrıca Teknik Ve Mali Daire Başkanı Albay Atilla UĞUR' la bir çok defa görüştüğü, temin ettiği gizli askeri bilgi ve belgeleri kitaplarında kullandığı ve yazdığı kitapları büyük çoğunluyla askeri görevli şahıslara vererek bu kitapları sattırdığı, aynı notların içeriğinden anlaşılmaktadır. Şüpheli Ergün POYRAZ'ın Levent ERSÖZ ve Atilla Uğur isimli üst düzey Jandarma İstihbaratından, para aldığına ilişkin tutanakların da İşçi Partisinden elde edilen CDlerin içinde yer alması, ERGENEKON terör örgütünün kapasitesini ve çalışma yöntemlerini göstermektedir.

Ayrıca örgütte üst düzey görevlerde bulanan bir çok şüphelinin geçmişte asker kökenli olmaları da örgütün askeri yapılanmasını ortaya koymaktadır.

Şüpheli Veli KÜÇÜK' ve (Zafer kod)Muzaffer TEKİN' ile Paşa(kod) Fikri KARADAĞın asker kökenli olmalarına rağmen Paşa(kod) Fikri KARADAĞ ve Veli KÜÇÜK'ün özellikle daha görevliyken ERGENEKON TERÖR ÖRGÜTÜ ile irtibatlarının bulunduğuVeli KÜÇÜK'ün REİS(kod) Sedat PEKER ve Arnavut Sami (Kod) Sami HOŞTAN ile irtibatlarının görev zamanından beri devam ettiği. Paşa(kod) Fikri KARADAĞında görevliyken Semih Tufan GÜLALTAY ve REİS(kod) Sedat PEKER ile irtibatlarının bulunduğu anlaşılmıştır.

ERGENEKON terör örgütünün dokümanlarındade belirtildiği şekilde oğun olarak Türk Silahlı Kuvvetlerine sızma ve bu kurumda kadrolaşma faaliyetlerinde bulunduğu anlaşılmaktadır Yine bir çok şüpheli hem telefon görüşmelerinde hemde ifadelerinde ERGENEKON TERÖR ÖRGÜTÜNÜ ne karşı yapılan operasyonun Türk Silahlı Kuvvetleri ne karşı yapıldığını ve operasyonun tamamen Türk Silahlı Kuvvetlerini yıpratmaya yönelik hareketler olduğu tezlerini ısrarla ileri sürmek suretiyle ERGENEKON TERÖR ÖRGÜTÜNÜ sözde Türk Silahlı Kuvvetleri ile birlikte' Hareket ediyormuş gibi göstermeye çalıştıkları İşçi Partisi bünyesinde bulunan Aydınlık dergisi ve bunlara bağlı yayın kuruluşlarında, yapılan yayınlarda aynı başlıklarda dezenformasyon amaçlı yayınlar yaptıkları tespit edilmiştir.

Genel Kurmay Başkanlığı'na gönderilen evraklar ve gizli bilgi ve belgelerle alakalı olarak Fikret EMEK hakkında Genel Kurmay Askeri Mahkemesinde dava açıldığı, yine Fikret EMEK'te elde edilen askeri mühimmatın Genel Kurmay Başkanlığı'na teslim edildiği, bu konuyla alakalı olarak da yine Fikret EMEK hakkında dava açıldığı, askeri malzemeyi gizlemek suçundan Oktay YILDIRIM hakkında da görevsizlik kararıyla askeri mahkemeye gönderilmiştir.

Tuncay GÜNEY beyanında GÜNEYVeli KÜÇÜK'ün tayinle bir yere gideceği zaman kendi ekibini kaydırdığını, fakat bu olayı çok dikkatli yaptığını, bu nedenle hiç kimsenin fark etmediğini, mesela İzmit Alay dan Giresun'a giderken İzmit Alaydaki adamlarını değil de Kars taki yada Ankara daki adamlarını kaydırdığını beyan ederek örgütün Türk Silahlı Kuvvetleri içersindeki yapılanma faaliyetlerini dile getirdiği görülmektedir.

ERGENEKON terör örgütünün askeri geçmişi olan üyelerinin halen askeri görevlilerle irtibatlarım üst düzeyde sürdürdükleri, bazı kişilerin askerlik işlerini takip ettikleri, ERGENEKON terör örgütünün içinde örgütsel olarak kullanılacak kişilerin askerlik işlemlerini halledip askerlik yaptırmadıkları, Tuncay GÜNEY ve REİS(kod) Sedat PEKER in işlerini Veli KÜÇÜK'ün takip edip çürük raporu aldırdığını Tuncay GÜNEY beyanlarında ifade etmiştir.

Örgüt mensuplarnın telefon konuşmalarına bakıldığında, Türk Silahlı Kuvvetleri içersindeki irtibatlarının ne şekilde olduğu açıkça görülmektedir.

Şüpheli Veli KÜÇÜK emekli bir general olarak halen Türk Silahlı Kuvvetleri içersindeki irtibatları sayesinde istediği her türlü tayin atama ve dağıtım işlemlerini yaptırabildiği, şüpheli Mehmet Fikri KARADAĞ'ın kamuoyuna yansıyan "Ölme-öldürme" yemin merasimlerinden sonra, halen görevde olan bir komutanla yaptığı görüşmede, karşısındaki şahsın "ben ve kolordum emrinde diyemiyorum komutanım, kolordum yok ama arkadaşlarımın hepsi emrinizde" diyerek bağlılığını ve ilişkisini ortaya koyduğu, Güler KÖMÜRCÜ'nün halen görevde olan bir subayla yaptığı görüşmede "şimdi biz aileyiz böyle şeyler olur aile arasında" diyerek gazetecilikten öte farklı ilişkiler içersinde olduğu, Türk Silahlı Kuvvetleri ile hiçbir ilgisi olmayan kendi beyanına göre kuyumculuk yaptığı anlaşılan Hayrettin ERTEKİN'in çok sayıda üst düzey komutanla ilişki içersinde olduğu, bu komutanlardan Y. Ö. ile yaptığı görüşmede "Komutanım bakın bizim geçmişte yaptıklarımızı herhalde az çok biliyorsunuzdur, o ekibi şuan tekrar oraya yollayın yemin ediyorum size varya ..bölgede .. huzur gelir .. hiç şakası yok bu işin, ama yok niyetli değiller arkadaşlar, ben diyorumki Ankara-Gebze-İstanbul-Gebze hattı açılmadan bu işler olmaz o hattı açacaksınız bana vereceksiniz tekrar, ben hep bunu söylüyorum, bu bana verilmediği müddetçe hiçbir şey olmaz komutanım ..." diyerek Türk Silahlı Kuvvetleri ile hiçbir bağlantısı olmadığı halde konuşmanın içeriği ile ordu içersindeki ilişkisinin boyutunu ortaya koyduğu anlaşılmaktadır.

Bu ilişkileri gösterir iletişim tespit tutanaklarından birkaç örnek vermek gerekirse; Yine Tape:1021 15.01.2008 tarihinde Veli KÜÇÜK ile Jan. Bölge Kom. Loj. Bacaksız Apt B Blk No:16 - 34000 Beşiktaş - İstanbul adresinden görüşen ve Komutan olduğu anlaşılan H. A.'ın yaptığı görüşmeda VELİ KÜÇÜK'ün bir askerin yerinin değiştirilmesini istediği, Hacı AY'm da "Emredersiniz emredersiniz komutanım tamam komutanım" diyerekVeli KÜÇÜK'ün hala görevli bir komutanmış gibi, onun emirlerini uyguladığı görülmektedir.

Tape:3894 15.02.2008 tarihinde İlhan SELÇUK ile İ.YILDIZ' in yaptıkları telefon görüşmesinde; BALBAY'ın komutanlarla görüşmesinden bahsettikleri, bir süre hükümet ve siyasi olaylardan konuştuktan sonra, İ.YILDIZ'm "Selamı var abi, Atilla ATEŞ ve Fikret BOZTEPE NİN SELAMI VAR.ESKİ HAVA KUVVETLERİ KOMUTANI VE KARA KUVVETLERİ KOMUTANI" dediği, İ.SELÇUK' un "...bu KOMUTANLAR BİRAZ İLGİ BEKLİYORLAR galiba. Aytaç YALMAN'da ancak beni çağırırsanız gelirim demişti" dediği, İ.YILDIZ'ın "Bende öyle söyledim, Ateş PAŞAYA dedim ki İLHAN ABİ SİZİ BEKLİYOR, sizinle konuşacak çok şeyiniz var dedim" dediği tespit edilmiştir.

Tape:1011 02.01.2008 tarihinde Veli KÜÇÜK ile Eyüp MENAY arasındaki telefon görüşmesinde özetle; Eyüp MENAY'ın "Komutanım saygılar sunuyorum" dediği veli'nin ".. .Eyüp senden bir şey soracam ya" "Bizim İsmail BOYNER in oğlu ordaymış Oğuz Ahmet BOYNER" "Orda kısa dönem eğitim görüyor dedi" "Anladım şimdi peki bunları nasıl dağıtım yapıyorsunuz" "Bu çocuğu nereye verirsin peki" dediği, EYÜP'ün "Komutanım nereyi emredersiniz" dediğiveLİ'nin "...telefonumu vereyim bak buralar da bir sıkıntın olursa İstanbul da" "Şeyi vereyim ben şirketi vereyim 0 212 452 66 88" "O benim güvenlik şirketi ordakiler zaten hepsi subay astsubay jandarma" dediği, Tape:1021 15.01.2008 tarihinde Veli KÜÇÜK ile Hacı AY arasındaki telefon görüşmesinde özetle; Veli KÜÇÜK'ün"Başkan merhaba

Veli Paşa" "...Abdullah ŞAHİN diye bir çocuk geldi Çanakkale den asker" "Benim dayımın torunu bu" "Yani akrabam bunu şoför moför yapıyorlarmış bu şoförlük falan yapamaz ya şeydeymiş Maslak taymış il jandarma da" "Sen bir devreye girde onu Kartal'a falan versinler., dağıtım etsinler" dediği, Hacı AY'ın "Emredersiniz emredersiniz komutanım tamam komutanım" dediği,

Tape: 1026/1027 22.01.2008 tarihinde Veli KÜÇÜK ile Osman ? arasındaki telefon görüşmesinde özetle; Veli KÜÇÜK'ün Osman paşa diye hitap ettiği şahsa "Şimdi ... sizin bilginiz olsun merkez komutanlığının da, genel komutanlığının da bilgisi olsun, evime geldiler sabah 6'ya doğru polisler, mahkeme kararı var arama yaptılar, BİZİM DOSYALAR, ÖZEL KLASÖRLER, Şüpheli Gördükleri Şeyleri Aldılar, şimdi emniyete gidiyorum" dediği, Osman'ın da Personel Başkanım arayarak bilgi vereceğini söylediği Veli KÜÇÜK'ün de "Ankara'yı bi ara" dediği,

Tape:000018 12.03.2007 tarihinde M.Fikri KARADAĞ ile Y. I. arasındaki telefon görüşmesinde özetle; M.Fikri KARADAG'ın "merhaba nasılsın evlat" dediği, Y. I.'m "Sağolun komutanım Albay Y. I." "..ben topçu okuluna geldim akademiden sonra" "Televizyonda gördük, tabi gurur duyduk..." "ben ve kolordum emrinde diyemiyorum komutanım, kolordum yok ama arkadaşlarımın hepsi emrinizde" dediği, M.Fikri KARADAG'm "Onlara selam söyle, sakın ola ki ihmal etmesinler" dediği, Y. I.'m "Burdakilerin hepsi emrinizde" dediği, M.Fikri KARADAG'ın "Seyirci kalmasın hiç kimse Yusuf dediği,

Tape: 1264 02.01.2008 tarihinde Sevgi ERENEROL ile Şener ERUYGUR arasındaki mesajlaşmada; Sevgi ERENEROL'un "iyi seneler Şener Paşam, ben Sevgi ERENEROL, yeni yılınızı tebrik etmek için rahatsız etmiştim. Bütün aileye mutlu huzurlu, sağlıklı bir 2008 yılı diliyorum saygılarımla" şeklinde mesaj çektiği,

Tape:1247 24.12.2007 tarihinde Sevgi ERENEROL ile Mithat...? arasındaki telefon görüşmesinde özetle; Mithat'ın "Nasılsınız ben... Mithat albay" "... geldim, İstanbul dayım" "Kaçta başlıyor programınız" dediği, Sevgi ERENEROL'un "11 de" dediği, Mithat'ın "Allah tan bir şey olmazsa 11 de oradayım ben şu an da Aksaray dayım" dediği,

Tape:403 05.09.2007 tarihinde Erkut ERSOY ile Ömür... ? arasında yapılan telefon görüşmesinde özetle; Ömür'ün " ....Osman Paşa aradı mı sizi" " mesajlarınızı falan ilettim de o yüzden dedim bugün yarın arar yani" dediği, Erkut ERSOY'un "Osman PAMUKOGLU komutanımızla tanışmak, çalışmalarımızdan bahsetmek için mail attık bi haki nokta" "Şimdi biz bir çok komutanla görüşüyoruz yani, TUĞGENERALDEN ORGENERALE kadar görüştüğümüz birçok komutan var" "Bizde zaten resmi bir kurumla beraber çalışıyoruz belki bilmiyorsunuzdur" "O yüzden yani biz komutanla görüşme talebimizi ilettik, komutan eğer görüşmek isterse görüşürüz.." dediği,

Tape:406 27.09.2007 tarihinde Erkut ERSOY ile Ali Tolga TOLON arasında yapılan telefon görüşmesinde özetle; Erkut ERSOY'un "merhabalar Ali bey nasılsın, ben Erkut Özel Büro istihbarat grubu yöneticisiyim" dediği ve bazı çalışmalarıyla ilgili bilgi vermek üzere, babası Hurşit TOLON ile görüşmek istediğini söylediği, Ali Tolga TOLON'un kendilerine ulaşmasını sağlayan şahsın ismini isteyerek "O benim için önemli, ben tabi ki onun teyidini almaya müteakip eğer uygun bir şey olursa, tabiki talebinizi zevkle iletirim, ama tabi sizin iştigal alanınızla ilgili de biraz bilgi almak isterim" dediği,

Tape:1358 11.11.2007 tarihinde Güler KÖMÜRCÜ ile Ahmet Hurşit TOLON arasındaki telefon görüşmesinde özetle; Güler KÖMÜRCÜ'nün "BENİ EMRETMİŞSİNİZ EFENDİM BUYRUN" dediği, Ahmet Hurşit TOLON'un "Estağfurullah saygılar sunarım nasılsınız" "Şimdi bu şey pek çok konu varda iki şey çok can sıkıcı bir tanesi bugün Tercümanda mutlaka görmüşsünüzdür bu Tercümanın manşetinde parlamento da olanların eşkıya ile olan PKK ile olan bağlantıları" dediği, Güler KÖMÜRCÜ'nün "Ee o şeyde de var efendim Hürriyet de akşamda diğer gazetelerde de var" dediği, A.Hurşit TOLON'un "... o bahsettiğiniz birinci gazeteyi BİZ BÜTÜN 97 KURULUŞU OLARAK PROTESTO ETTİK OKUMUYORUZ" "... ama esas ben sizi niçin aradım biliyor musunuz bu Suudiarabistan" "Kralının gelişi 10 Kasımda tesadüfe bakın yani 10 Kasımı o mu tercih etti biz mi o tarihte davet ettik ve Atatürk'e bir tepki gösterdi bu adam" diyerek Anıtkabiri ziyaret etmemesinden duyduğu rahatsızlığı aktardığı, devamında ".. şimdi ben size bir şey arz edecem BİZİM ANADOLU ULUSAL UYANIŞ VE DAYANIŞMA PLATFORMU" "...biz bunu Tel'in eden bir bildiri yayımladık" "..özellikle iki arkadaşım var benim, onlara gönderirsiniz dedim, biri sayın Mustafa Balbay" "Diğeri de sizin adınızı verdim" "... 97 kadın kuruluşunun müşterek kanaati olarak bir bildiri yayımladılar sizin emeil ineze postalamalarını söyledim" dediği,

Tape:1367 22.11.2007 tarihinde Güler KÖMÜRCÜ ile Recep Rıfkı DURUSOY arasındaki telefon görüşmesinde özetle; "Recep Rıfkı Durusoy 3. Mknz. P. Tüm K. Lığı No:l Edirne" adresinden aradığı anlaşılmaktadır. Güler KÖMÜRCÜ'nün "... şimdi size bilgileri arz edeceğim evden arayayım mı seni" dediği, Recep Rıfkı DURUSOY'un "Olur" dediği,

Tape:1404 22.12.007 tarihinde Güler KÖMÜRCÜ ile Recep Rıfkı DURUSOY arasındaki telefon görüşmesinde özetle; G.KÖMÜRCÜ' nün "..bişi sorcam, .. bu Doğu PERİNÇEK in hani sponsoru bi davet vardı, orda bi Yarbay Savcıyla tanıştım" "Askeri savcı Bahadır BERK, adam şimdi üç gündür bana sürekli mesaj atıyor bi görüşelim, bi görüşmemiz lazım falan diye, şimdi adamla bugün öğleden sonra görüşecem de öğlen falan gibi fakat bişeyden huylandım, yani biraz bana bişeyler anormal geldi" dediği,

Tape:1354 01.11.2007 tarihinde Güler KÖMÜRCÜ ile S.S.ALTINOK arasındaki telefon görüşmesinde özetle; Selahattin .... İsimli şahsın Genel Kurmay Başkanlığı Özel Kuvvetler Komutanlığı Gölbaşı Ankara adresinden konuştuğu anlaşılmaktadır. Güler KÖMÜRCÜ'nün duyduğu bir rahatsızlığı aktardığı, "Sana dün gelen mailler için ..." "Sana gönderdiğim" "..ŞİMDİ BİZ AİLEYİZ BÖYLE ŞEYLER OLUR AİLE ARASINDA, yalnız benim için çok ... değerli bir aile bireyimin yanlış bir değerlendirme yaptığını düşünüyorum..." dediği, Selahattin'in yanlış değerlendirmenin ne olduğunu sorduğu, Güler KÖMÜRCÜ'nün "Bunları geçelim istersen yani telefonda 2 milyon kişi konuşuyoruz" "Senin başının altından çıktığını düşünüyorum Selahattin" dediği, Selahattin'in "Ha bir dakka bir dakka önce şu CD mevzunuz niye iptal ettin" dediği, Güler KÖMÜRCÜ'nün "Ya bak ... biz aileyiz aile arasında böyle şeyler olur" "Önemli değil BİZ HÜSEYİN'İ KATMAYALIM İŞİN İÇERİSİNE dediği, Selahattin'in "CD mizi de hazırlamıştık yarın gönderecektik...dediği, Güler KÖMÜRCÜ'nün ".... çok gevezesin Selahattin artık kapatır mısın" "200 kişi dinliyor telefonu .. onu söylemeye çalışıyoz, yan yana getirecek olayı getirmesine neden oluyorsun" dediği,

Tape:1514 14.11.2007 tarihinde Güler KÖMÜRCÜ ile Yaman KALE arasındaki mesajlaşmada; : Yaman KALE'nin "Güler hanım ben Genel Kurmaydan arıyorum Yaman Kale, Sinan Albayım bir emir vermişti size gönderdiğimiz paketle ilgili, biz Araş kargo ile görüştük eve uğrayıp sizi bulamadıklarını söylediler şuan da paket Teşvikiye şubesinde Araş kargonun oraya gidip bizzat almanız gerekiyormuş iyi günler" şeklinde mesaj çektiği,

Tape:1519 01.11.2007 tarihinde Güler KÖMÜR ile Sinan/X Şahıs arasındaki telefon görüşmesinde özetle; "Sinan'ın "Güler Hanım Albay Sinan" "Merhabalar hemen komutanıma aktarmak zorundayım acil bir durumlar var hemen" dediği ve telefonu X Şahsa aktardığı, Güler KÖMÜRCÜ'nün X Şahsa hitaben "sizinle gurur duyuyorum" dediği, X Şahsın "Sağolun bizde sizinle, şimdi bir tane mailiniz var bana geldi bu şeyde Fenerbahçe ordu evinde ki" "Eski komutanlarımız" "Bir defa çok güzel yazmış adamcağız belli ki" dediği, Güler KÖMÜRCÜ'nün "Ben kabul ettim gidiyorum konuştum çok heyecanlandım hatta" dediği, X Şahsın "Şimdi yalnız bir sıkıntı yaratır ben kendilerine de söyliycem yani orda tamam toplanın derler ama şimdi yarın derlerse efendim Güler Kömürcüyü dinledik de bir de onun karşıtını dinleyelim" ".... sizle ilgisi yok işin yani biz prensip olarak bu tür onlar kendi aralarında toplanırlar o başka ama orda değil de bunu dışarı da bir yerde yaparsanız bizim için daha uygun olur" "Tamam Yani ordu evi bünyesinde bu tür şeylerden hep biz rahatsızlık duyuyoruz çünkü herkes sizin gibi devletine milletine bağlı kişiler olmuyor oraya gidenler maalesef bu seferde" "...DİYORLAR Kİ ORDUEVİNDE SİYASİ TOPLANTILAR YAPILIYOR ÇETELER KURULUYOR BİLMEM NELER YAPILIYOR BİLMEM NE YAPILIYOR" dediği,

Tape:1611 12.11.2007 günü saat : 14.44'de Hayrettin ERTEKİN ile M.E.E. arasındaki telefon görüşmesinde özetle; Hayrettin ERTEKİN'in "Sayın komutanım, saygılar sunuyorum, ellerinizden öpüyorum" dediği, M. E. E.'nm "... bi şey çıkmadı değil mi daha bu Ulaştırma Bakanı Meselesinden" diye sorduğu, Hayrettin ERTEKİN'in de bu gün görüşeceğini söylediği, M. E. E.'nın da başka bir nedenle aradığını söyleyerek "Bana gelen gayri resmi bi habere göre benim dava ile ilgili yargıtay savcısı" "Mütalaasını bildirmiş bunun ne olduğunu bi el altından öğrebilir miyiz" dediği, Hayrettin ERTEKİN'in de hemen öğrenebileceğini söylediği,

Tape:1375'de Güler KÖMÜRCÜ ile İbrahim KEFELİ arasındaki görüşmede, Güler'in "Yarın şeyde gelecek o projenin gene başında olan ETHEM ERDAĞ Korgeneral", "O da bu sene Ağustosta ayrıldı İstanbul'da bir komutanlarımızdan" dediği,

Tape:1627 13.11.2007 tarihinde Hayrettin ERTEKİN ile X ŞAHIS arasındaki telefon görüşmesinde özetle; H.ERTEKİN' in muhatabına Ali beyin şu anda Askeri Yargıtay daire Başkanıyla şimdi yemekte olduklarını devamında öğleden sonra neticeyi bize bildireceğini belirttiği,

Tape:1666 16.11.2007 tarihinde Hayrettin ERTEKİN ile Z. C. arasındaki telefon görüşmesinde özetle; HAYRETTİN'in "Komutanım iyi akşamlar" "Evdesin, iyi bende şeydeyim de bizim televizyonda ortağımız var Semih gazetelerde okumuşsundur, Semih SADİ, bugün 2002 de bir hadisesinden dolayı böyle karapara diye kendi normal parasını karaparaya soktular bugün Emniyet Genel Müdürlüğünün operasyonu ve tutukladılar, çocuğu da Bayrampaşa Cezaevine şey yapıyoruz, oraya götürecekler şimdi götüreceğiz de, dedim abim bi kapıya şey yaparsan eğer bi talimat verirsen düzgün bir yere koysunlar diye onun için aradım" dediği Z.'in "Abi şimdi onu şuanda kimseyi bulamayız ama nasıl yaparız onu şeye falan bi söyleriz sonra bi şeye" dediği,

Tape:1708, 13.12.2007 günü saat:12.34 sıralarında.Hayrettin ERTEKİN ile Y. Ö. arasındaki telefon görüşmesinde özetle; "Y. O. K. K. Lığı Lojman Başkanlığı Yücetepe Çankaya, Ankara" adresinden görüştüğü anlaşılmaktadır. HAYRETTIN'in "Dün kulaklarınızı çınlattık.. .Ceyhun paşam geldi" "He burdaydı dün işte onun martta şeyi doluyo süresi doluyor da işte" "Dedim tekrar uzatırız yani şey değil de onu konuştuk bu arada dedim size bir ilave olarak komutanımlan dedim şey yapalım mı e olur dedi falan, Ankara'da şimdi şey boş komutanım Ankara danışmanlığı boş Türk Telekomun da" "Onu size bi soriyim dedim" dediği, Y.'ın "Vallahi hemen" dediği,

Tape :1745, 03.01.2008 günü saat : 18.55'de Hayrettin ERTEKİN ile Y. Ö. arasındaki telefon görüşmesinde özetle; Hayrettin ERTEKİN'in Y. Ö.'e KOMUTANIM diye hitap ettiği ve bir süre Diyarbakırda meydana gelen patlama olaylarıyla ilgili görüşmeler yaptıkları, daha sonraki görüşmelerinde siyasi içerikli görüşmeler yaparak, bombayı patlatanlardan bahsettikleri ve Hayrettin'in "Komutanım .. bunların kökünü kazımak lazım" "..BOP komutanları bugünkü komutanlar NATO komutanı değil BOP komutanı BOP ta kimin olduğunu herkes biliyor" dediği ve Güneydoğuda görev yapanların çocuklarının da orada olduğu, psikolojik durumlarından bahsettikleri, Hayrettin ERTEKİN'in "o adamın haleti ruhiyesini anlayamazsınız ben olsam Allah korusun giderim o Diyarbakır Belediye Başkanının alnının çatma 8 tane sıkarım" "...benim silahı alıp dağa çıkmam lazım" dediği, içindeki sıkıntıyı ancak böyle atabileceğini anlattığı, Y. Ö.'in de "O günde gelecek" dediği, Hayrettin ERTEKİN'in "Gelmiyor gelecek diyorsunuz bak işte gelecek diye..." "Komutanım bakın bizim geçmişte yaptıklarımızı herhalde az çok biliyorsunuzdur O EKİBİ ŞUAN TEKRAR ORAYA YOLLAYIN YEMİN EDİYORUM SİZE VARYA ..BÖLGEDE .. HUZUR GELİR .. hiç şakası yok bu işin ama yok niyetli değiller arkadaşlar, ben diyorumki Ankara Gebze İstanbul Gebze hattı açılmadan bu işler olmaz o hattı açacaksınız bana vereceksiniz, tekrar ben hep bunu söylüyorum, bu bana verilmediği müddetçe hiçbir şey olmaz komutanım ..." dediği tespit edilmiştir.

Tape:1011 02.01.2008 tarihinde Veli KÜÇÜK ile Alay Komutanı olduğu anlaşılan Eyüp MENAY'm telefon görüşmesinde; askerliğini yapan bir şahısla ilgili konuşurkeN, Veli KÜÇÜK'ün "Bu çocuğu nereye verirsin peki" diye sorması üzerine, Eyüp MENAY'm "Komutanım nereyi emredersiniz" dediği, Yine Tape:1021 15.01.2008 tarihinde Veli KÜÇÜK ile Jan. Bölge Kont. Loj. Bacaksız Apt B Blk No:16 - 34000 Beşiktaş - İstanbul adresinden görüşen ve Komutan olduğu anlaşılan H. A.'in yaptığı görüşmeda VELİ KÜÇÜK'ün bir askerin yerinin değiştirilmesini istediği, H. A.'m da "Emredersiniz emredersiniz komutanım tamam komutanım" diyerekVeli KÜÇÜK'ün hala görevli bir komutanmış gibi, onun emirlerini uyguladığı görülmektedir.

Ergenekon Terör örgütüne yönelik yapılan operasyonlarda, örgütün Türk Silahlı Kuvvetleri içersindeki yapılanmasıyla ilgili bir çok belge bulunarak el konulmuştur. Bu konuyla ilgili İşçi Partisi ve diğer örgütlenmelerle ilgili bilgilerin bulunduğu tespit edilmiştir.

Milli Hükümet Projesi (Milli Kuvvetler);

İşti Partisi İstanbul il örgütündeki aramada; "Teomandan gelen bilgi" isimli doküman içeriğinde; "Yaklaşık iki ay önce Sirkeci'deki bir kebap restoranında önemli bir yemek yendi yemeğe çok önemli bazı emekli generaller ve çeşitli Kuvayı Milliye Derneklerinin Yöneticileri katıldı. Kemal KERİNÇSİZ, Veli KÜÇÜK, Muzaffer TEKİN, Taner ÜNAL gibi isimlerin eski generallerle Türkiye'nin içinde bulunduğu son durumu görüşmek üzere yemek yetikleri belirtiliyor En çok tartışılan konu ise İşçi Partisinin çagnsı Milli Hükümet olmuş, ismini öğrenemediğimiz bir emekli general İşçi Partisinin çağrısını olumlu bulduklarını ve parti programında yazılı olan bazı fikirlere karşı eleştirilerini Doğu PERINÇEK'e sunacaklarını belirtmiş aynı general geleneklerin dışına çıkarak iki üç orgeneralin ortak eleştiriyi kaleme alacaklarım ve işçi Partisi ile müşterek ortak noktaları bulduktan sonra partiye katılacaklarını belirtmiş..." şeklinde yazı olduğu,

Yine bahsedilen Milli Hükümetle ilgili Doğu PERİNÇEK ve İlhan SELÇUK tan el konulan belgelerde;

"Doğu PERİNÇEK Kuşatma Nerden ve Nasıl Yarılır 16 Kasım 2003" başlığı ile Milli Hükümetin kurulmasının anlatıldığı, "...Kuşatma iç cepheden ve Tayyip Erdoğan hükümetinin düşürülmesi ile yarılır... Tayyip Erdoğan hükümeti nasıl bertaraf edilebilir ve Milli Hükümet nasıl kurulabilir? Tayyip ERDOĞAN iktidan, Millet-Ordu işbirliği ile bertaraf edilebilir. Millet-Ordu işbirliği, hiçbir zaman saray darbesi anlamını taşımamaktadır. Millet-Ordu işbirliğinin unsurları Milli Kuvvetler olarak adlandırılacaktır. Milli Kuvvetler şöyle sıralanabilir:

— Halk Hareketi — Milli Güçbirliği — Meclisteki milli Kuvvetler —Ulusal Medya (Ulusal Kanal vb) —Türk Ordusu" şeklinde bilgilerin bulunduğu, bu konuda ne yapılması gerektiğinin yazıldığı tespit edilmiştir.

Belgelerden de anlaşıldığı üzere, mevcut "hükümetin düşürülmesi için" Türk Silahlı Kuvvetleri içersinde bir yapılanmaya gidilerek, "Milli Kuvvetler" in oluşturulması, bu şekilde hükümetin devrilmesinin planlandığı açıkça görülmektedir.

İlhan SELÇUK'un yaptığı bazı telefon görüşmelerinde, Türk Silahlı Kuvvetleri içersindeki yapılanmaları açıkça görülmektedir.

Tape:3894 15.02.2008 tarihinde İlhan SELÇUK ile İ.YILDIZ' m yaptıkları telefon görüşmesinde; BALBAY'm komutanlarla görüşmesinden bahsettikleri, bir süre hükümet ve siyasi olaylardan konuştuktan sonra, İ.YILDIZ'm "Şeyin selamı var abi, Atilla ATEŞ ve Fikret BOZTEPE NİN SELAMI VAR.ESKİ HAVA KUVVETLERİ KOMUTANI VE KARA KUVVETLERİ KOMUTANI" dediği, LSELÇUK' un "...bu KOMUTANLAR BİRAZ İLGİ BEKLİYORLAR galiba. Aytaç YALMAN'da ancak beni çağırırsanız gelirim demişti" dediği, İ.YILDIZ'm "Bende öyle söyledim, Ateş PAŞAYA dedim ki İLHAN ABİ SİZİ BEKLİYOR, sizinle konuşacak çok şeyiniz var dedim" şeklindeki görüşmeden de şüpheli İlhan SELÇUK' un gazeteci olmasma rağmen bir çok emekli paşa ile görüştüğü ve bu kişileri ayağına çağırıp özel görüşmeler yaptığı açıkça anlaşılmaktadır. Buradan da ERGENEKON terör örgütünün askeri yapılanmasının ne kadar üst düzey insanlara kadar ulaşabildiğini açıkça göstermektedir.

Bu yapılanmanın amacının da yukarıda belirtildiği gibi yeri geldiğinde ERGENEKON TERÖR ÖRGÜTÜNÜN amaçları için gerektiğinde Hükümetleri devirip kendi istedikleri gizli kurallarını hakim kılabilmek için kadrolaşma ve Darbeye teşebbüs zamanında alt kademeden ve üst kademeden gelecek askeri yardımlarla darbeyi yapmayı amaçlamaktadırlar. Hem görüşmelerde hemde birkaç yıl önce Türkiyede kaos ortamı oluşturabilmek için "genç Subaylar Rahatsız" şeklindeki haberler ve yine Sevgi ERENEROL un yaptığı görüşmede aîtakiler rahatsızmış alttan bir hareket gelebilir diyerek örgütün irtibatlı oludğu alt dereceli askeri şahısların nasıl organize edildiğini göstermektedir.

2-DEVLET İÇİNDE GİZLİ YAPILANMA

a-Yargı Yapılanması:

ERGENEKON terör örgütünün yargı ya -sızacağı belgelerde açıkça yer aldığı gibi, bu konuda elde edilen delillerden, bir çok örgüt üyesinin, hakim savcılar ve yüksek yargı organlarıyla irtibatlarının bulunduğu, telefon görüşmelerinde, bazı yargıçların avukat olan Kemal KERİNÇSİZ'e hitaben, "bir emrin var mı" şeklinde konuştukları, bazı şüphelilerin hakim savcı adaylarının sınavları için tavasutta bulundukları, bazı şüphelilerin yüksek yargı organı üyelerini ziyaret edip örgütsel destek istidikleri şeklinde görüşmelerin geçtiği, bazı yargı mensuplarının ERGENEKON terör örgütünün internet sitelerinde yazılar yazdıkları, Paşa(kod) M.Fikri KARADAĞ in sürekli bazı hakim savcılarla görüştüğü, mevcut telefon görüşmelerinden anlaşıldığı, ERGENEKON TERÖR ÖRGÜTÜ tarafından birçok hakim ve savcının fişlendiği, kendilerine yakın gördükleri kişilerin ziyaret edilip deşifre edilmemeleri için notlar yazdıkları, kendi görüşlerine zıt yargı mensuplarını da, çeşitli şekillerde fişledikleri ele geçirilen belgelerden açıkça anlaşıldığı, bu konuda elde edilen deliller Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne gereği için gönderilmiştir. Şüpheli Veli KÜÇÜK'ün de bir çok hakim ve savcı ile irtibatlı olduğu hatta bazı savcılar için "bizim çocuklardan-bizim arkadaşlardan" şeklinde beyanlarda bulunduğu, Tape:1473 04.01.2008 tarihinde Orhan ....? ile görüşmesinde özetle; Veli KÜÇÜK'ün "Orhancım bu şey N. H. emekli olmamış ..Bakırköy adliyesinde görevliymiş" ".. Bilecikten sordum Adliyeden adalet şeyden sordum savcılıktan sordum" dediği, Orhan'ın "He savcılıktan sordun onun karısı şeyde Bakırköy adliyesinde o da oraya mı gelmiş" "BİZİM ŞEYİMİZ Mİ BU BİZİM ARKADAŞLARIMIZDAN MIYMIŞ" dediği Veli KÜÇÜK'ün "BİZİM ARKADAŞLARIMIZDAN ALDIĞIMIZ BİLGİ ÖYLE"dediği,

Tape:1472 04.01.2008 tarihinde Metin ? ile görüşmesinde özetle; Bir süre selamlaşıp sohbet ettikten sonra Veli KÜÇÜK'ün "... Metincim N. H. var burda Hakim" "Ağır Ceza Reisiydi tayini çıkmış" "Nasıl birisiydi o bizim görüşümüzde olan birisi miydi" dediği, Metin'in "... hemen araştırabilirim hiçbir samimiyetim olmadı hakimlerle falan çok fazla şey yapmadım bu arada" dediği Veli KÜÇÜK'ün "Anladım oldu sen bi haberin olsun da bi şey aklında olsun" dediği,

Tape: 3108 15.01.2008 tarihinde, şüpheli Veli KÜÇÜK ile Kemal KERİNÇSİZ'e "...Kemal'çığım merhaba Veli Paşa...." "Ben gittim o Ş. Savcısına hıh hıh ya ordaki o çocuklar savcılar tanıdıklarımmış benim hepsi geldiler meldiler şey yaptılar gerekli ifadeyi verdik bi netice çıktı mı..." dediği anlaşılmıştır.

b-İstihbarat Yapılanması,

İstihbarat yapılanmasından kastedilenin Ergenekon terör örgütü mensuplarının askeri istihbarat ve MİT'e sızması olarak değerlendirildiği, şüpheli İsmail YILDIZ'dan ele geçirilen belgede ERGENEKON'un MİT yapılanması şeklinde şema olduğu ve yine Emniyet Teşkilatında bu konuda yapılması gerekli örgütlenmenin düzenlemelerinin yapıldığı, şüpheli Orhan TUNÇ'un eskiden MİT'te çalıştığı, ancak ERGENEKON terör örgütünün genel yapısı itibanyla MİT teşkilatını sevmediği ve özellikle teşkilatı yıpratmaya ve etkisiz kılmaya yönelik yayınlar yaptıkları ve bu konuda ayrıntılı örgütsel içerikli dokümanlar hazırladıkları anlaşılmaktadır.

Şüpheli Habip Ümit SAYIN'm e-mail görüşmelerinde topladığı bazı istihbari bilgileri, irtibatlı olduğu askeri istihbarat görevlilerine gönderdiği ve bu bilginin MİT ve Emniyet istihbaratına gönderilmediğini vurgulaması da ERGENEKON terör örgütünün MİT ve Emniyet İstihbaratına karış bir tavır içinde olduklarını göstermektedir. ERGENEKON terör örgütünün genel amacı devletin tüm kurumlarına sızıp ele geçirmek olması sebebiyle bu kurumlara da illegal olarak sızmaya çalışmaları da örgütün hedefleri arasında bulunmaktadır.

c-Emniyet Yapılanması,

"Ergenekon Analiz Yeni Yapılanma Yöntemi Ve Geliştirme Projesi" dokümanının kapsam bölümünde; "TSK mensupları ile Kemalizm'e ve ülkesine bağlı, insanlık orunuru ve kimliğini yitirmemiş, her meslekten sivillerin organizasyonu ile ortaya çıkacak olan yeni yapılanma gerçekte geç kalınmış bir girişim olarak görülmelidir" şeklinde bahsedildiği,

Örnekler başlığı altında; Ergenekon, TSK'nın değerli personeli dışında entelektüel ve her meslekten seçkinlerin de içinde yer alacağı "SİVİL" personelden yararlanmakla karşılaştığı ve bundan sonra karşılayacağı en önemli sorunların üstesinden gelmekte güçlük çekmeyecektir" şeklinde bahsedildiği,

İstihbarat toplama hedefleri başlığı altında, "Ergenekon'un gözleri her şeyi görmeli, kulakları her şeyi duymalıdır" şeklinde bahsedildiği,

Lobi dokümanının eleman profili başlığı altında; "örgütlenmede yer alacak elemanların çağa ayak uydurabilecek donanım, bilgi ve deneyime sahip olması esası aranacağı gibi, gereğinde her tür eleman profilinden yararlanılmasından kaçınılmamalıdır. Özellikle sistemle barışık olmayan, arandığını bulamamış yapıdaki kişilikler seçilmelidir" şeklinde bahsedildiği,

Devletin Yeniden Yapılanması İçin Öneriler (Mastır Plan Ön Çalışması) İsimli dokumanın "Görünmeyenler" bölümünde; teşkilata lojistik destek sağlayacak olan ticari, teknolojik, eğitimsel, KOLLUK KUVVETLERİ vs. yapılanmalarının olması gerektiği, teşkilatın bir sivil toplum kuruluşu olarak dernek ve şubeleri şeklinde örgütlenmesinin yanı sıra ticarethaneler zinciri şeklinde yapılanması gerektiği" şeklinde belirtildiği görülmüştür.

"Alt birimler ve görev tanımları" başlığı altında; İçişleri, EMNİYET ve istihbarat Faaliyetlerinden Sorumlu Birimi ve bunun gibi kurulacak (21) ayrı birimden bahsedildiği görülmüştür.

"Sızma ve Denetim Süreci" başlığı altında; "1- Mevcut devlet işleyişinin analizini yapmak" "2- Mevcut kadrolara alternatif adaylar belirlemek ve eğitmek" "3- Sızma Stratejileri geliştirmek (Yargı, EMNİYET, Eğitim, Sağlık, İstihbarat, Ordu, Sivil yeraltı örgütleri (mafya), sivil toplum örgütleri ve meslek odaları, kooperatifler ve birlikler, medya, camiler ve tarikatlar)" "4- Denetleme mekanizmaları oluşturmak" şeklinde bahsedildiği görülmüştür.

Securutıy A.Ş. Uluslararası güvenlik şirketi projesi" dokümanın "AMAÇ" başlığı altında; Güvenlik şirketlerinin istihbarat örgütleri için çok önemli olduğu, oluşturulacak güvenlik şirketinin istihbarat görevlerinde yer alarak uzmanlaşmış emekli bir kurmay albayın başkanlığında kurulması gerektiği ve tüm personelin yalnızca emekli istihbarat subaylarından oluşturulması gerektiği, bu şirket bünyesinde kesinlikle emekli emniyet mensuplarının yer almaması gerektiği, böylece örtülü bir biçimde yepyeni bir yapılanma ile güçlü bir istihbarat biriminin oluşturulmuş olacağı, bu istihbarat biriminin doğal olarak "Operasyonsal" hizmetlerin sorumluluk ve yükümlülüğünü de üstlenebilecek yeterlilikte olacağı belirtilmiştir. Buradan da diğer birimlerde emniyetçilere görev verilebileceği kabul edilmiştir.

Birleşik Komin Girişim isimli dokümanm "GİRİŞİM" başlığı altında; 21. Yüzyılda giderek artış gösterecek olan terör ve mafya grupları ülkelerin en önemli sorunları arasında yer alacaktır. Bu nedenle "Güvenlik Şirketleri" giderek çok daha büyük önem kazanacaktır. Bilinen bir gerçektir ki özel güvenlik şirketleri istihbarat birimlerinin arka bahçesi olacaktır..." "Güvenlik Şirketinin yönetim kurulu başkanlığına istihbarat birimlerinde uzmanlaşmış emekli bir albay getirilecektir. Şirket bünyesinde yer alacak tüm personel subay kadrolarından oluşturulması uygun görülmüştür. Temel prensip kararlarının gereği olarak şirket personeli içinde Emniyet birimlerinde görev almış kişilere yer verilmeyecektir" yazdığı görülmüştür.

Yapılan soruşturma kapsamında elde edilen dokümanlar incelendiğinde; ERGENEKON terör örgütünün sözde Türk Silahlı Kuvvetleri içersinde faaliyet gösterdiği vurgulanmaktadır. Ergenekon dokümanında, hedefe ulaşabilmek için her meslekten sivillerin organizasyonu ile yeni yapılanmanın oluşturulması gerektiği, bu girişimin geç kalınmış bir durum olarak değerlendirildiği, bu şekilde her meslekten yer alan seçkin kişilerin örgütün önüne çıkabileceği düşündüğü zorlukları kısa sürede aşabileceğinden bahsedilmektedir. LOBİ dokümanında ise, her meslekten yer alacak bu örgütlenme içersindeki elemanların çağa ayak uydurabilecek donanım ve bilgiye sahip olması gerekirken, bir yandan da sistemle barışık olmayan, aradığını bulamamış kişilerin olması gerektiği vurgulanmaktadır. Yine bu seçilen kişilerin bulundukları yerde örgütün gözleri ve kulakları olmaları gerektiği belirtilmektedir.

Örgütün asıl amacının bu şekilde kendi istekleri doğrultusunda devleti yeniden yapılandırmak istedikleri, bu yapılanma içersinde her kurum gibi Emniyet Genel Müdürlüğünün de içerside bulunduğu içişleri, Emniyet ve istihbarat faaliyetlerinden sorumlu birim oluşturmak istedikleri, bu şekilde istedikleri kamu kuruluşlarına sızma yaparak denetlemeyi amaçladıkları değerlendirilmektedir.

Ayrıca örgütün kendi bünyesinde kuracağı uluslar arası ve ülke genelindeki güvenlik şirketlerini istihbarat birimi amacıyla kullanmak istedikleri, Emniyet Teşkilatını da örgütün yapısına uygun görmedikleri, bu nedenle güvenlik şirketlerinde Emniyet Teşkilatında görev almış veya emekli olmuş kişilerin görevlendirilmemesinin özellikle belirtildiği görülmüştür. "DEVLETİN YENİDEN YAPILANMASI İÇİN ÖNERİLER (Mastır Plan) isimli dokümanda; "Sızma ve Denetim Süreci" başlığı altında; "1- Mevcut devlet işleyişinin analizini yapmak" "2- Mevcut kadrolara alternatif adaylar belirlemek ve eğitmek" "3- Sızma Stratejileri geliştirmek (Yargı, Emniyet, Eğitim, Sağlık, İstihbarat, Ordu, Sivil yer altı örgütleri (mafya), sivil toplum örgütleri ve meslek odaları, kooperatifler ve birlikler, medya, camiler ve tarikatlar)" yazdığı, dolayısıyla örgütün Emniyet Teşkilatı içersine de sızma ve kadrolaşma faaliyetlerini hedeflediği görülmüştür.

Soruşturma dosyasındaki delillerden de örgütün Emniyet Teşkilatı içersinde yapılanma faaliyetlerini gerçekleştirdikleri, böylelikle bir taraftan Emniyet Teşkilatı içersindeki irtibatlarını örgütün amaç ve hedefleri doğrultusunda kullanırken diğer taraftan da kendilerine yönelik yapılan çalışmalardan anında haberdar oldukları ve gerekli tedbirleri aldıkları görülmüştür.

Şüpheli Veli KÜÇÜK'ün ikametinde yapılan aramalarda, 2001 yılı içersinde Tuncay GÜNEY'in anlatımları doğrultusunda İstanbul C. Başsavcılığından 4422 sayılı yasa kapsamında alman Projeli Çalışma izni yazısı ve dönemin Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürü Adil Serdar SAÇAN hakkında görevi sırasındaki çıkar ilişkileri ile ilgili istihbari bilgi notlan ele geçirilmiştir. Konu ile ilgili yapılan arşiv tetkikinde Projeli Çalışma izninin soruşturmaya dönüştürülmediği ve sonuçlandırılmadan kapatıldığı öğrenilmiştir. Dolayısıyla söz konusu Projeli çalışma izni yazısının şüpheli Veli KÜÇÜK ya da başka bir şahsın eline geçmesi mümkün olmadığı halde Veli KÜÇÜK'ün bürokrasi içerisindeki bağlantıları ile bu bilgilere ulaştığı ve derhal çalışmayı başlatan dönemin Şube Müdürü Adil Serdar SAÇAN hakkında istihbari bilgiler topladığı anlaşılmıştır.

Şüpheli Doğu PERİNÇEK'in Genel Başkanı olduğu İşçi Partisinin Genel Merkezinden elde edilen ELBA_M4-C524-B-R2-09_40 marka CD incelendiğinde;

Emekli Emniyet Müdürü Dr. N. A.'m 2006 yılında Cumhuriyet Savcısına hitaben düzenlenmiş bilgi notu şeklindeki resmi yazının eklerinde, (57) rütbeli personelle ilgili görevlerinin ve dini görüşlerinin yazdığı görülmüj5ÜK«*#*,^%/ notu şeklindeki resmi belgenin iki emniyet müdürü (M.AKDENİZ ve İ.SELVİ tarafından paraflı suretinin olduğu görülmüştür. Elde edilen resmi belgenin paraflı suretinin örgüt elinde bulunması, örgütün Emniyet Teşkilatı içerisinde bağlantılarının olduğunu göstermektedir.

Ergenekon terör örgütü üyelerinin yaptıkları telefon görüşmeleri incelendiğinde, örgüt üyelerinin Emniyet Teşkilatından emekli olmuş veya halen çalışmakta olan kişilerle irtibat kurdukları, bazılarının işlerini takip ettirdikleri, bazılarının ise emniyet mensuplarıyla tanışmak için uğraştıkları, bir görevlinin Cumhurbaşkanlığına tayin olabileceğini şüpheli Hayrettin ERTEKİN'e bahsederek kendisine fikir sorduğu, bir kısmının ise ERGENEKON terör örgütüne yönelik yürütülen soruşturma kapsamında yapılan operasyonlarla veya yapılacak operasyonlarla ilgili bilgi aldığı, bu görüşmelerde, EMRET, EMİRLERİNİ BEKLİYORUM, EMRİN OLUR gibi cevaplar verdikleri, şüpheliler Veli KÜÇÜK ve Hayrettin ERTEKİN' in Emniyet Genel Müdür Yardımcılığından 2008 yılı başında emekli olan bir N.A. ile irtibatlarının olduğu görülmüştür. Tape :000086, 25.04.2007 günü saat:17.05'de M.Fikri KARADAĞ ile Ali arasında yapılan telefon görüşmede;

M.F. KARADAĞ, Mersin'e gittiğini orada Mümin KELEŞ isimli bir şahısla tanıştığını, bu şahsın özel harekatçı olduğunu söyleyerek "Ben Mümin Keleş'i tanımam, OSMAN GÜRBÜZ'Ü tanırım, o da diyor tamam ben bu işte yokum falan öbürü daha kucağıma düşsün diye, tamam dedim onun kafasını koparırım ... o zaman da Osman da ordaydı, bana böyle dedi diye bırakmış gitmiş Kemal abiye demiş" dediği,

Tape: 1595, 27.10.2007 günü saat: 19.24'de Hayrettin ERTEKİN ile Murat/Emre GÜLALTAY arasındaki telefon görüşmesinde özetle;

MURAT'm "şeyi soracaktım abi sen bana msn de bir şey yazmışsın ama ben şimdi ne yaptın abi, o polisle" dediği, H. ERTEKİN'in "... görüştüm, diyor ki yazıyı biz vermiyoruz yazıyı merkez veriyor dedi yetki onun dedi" "Vatan caddesindeki merkez verdiği için dedi, yetki onların onlar dedi mutlaka dedi imzalı kâğıdını istiyorlar dedi" dediği,

Tape: 1617, 13.11.2007 günü saat: 10.18'de Hayrettin ERTEKİN ile N. A. arasındaki telefon görüşmesinde özetle;

H.ERTEKİN'in "Abi saygılar sunuyorum, SAYIN GENEL MÜDÜRÜM, iyi misin" "Televizyon devam ediyo, işte şimdi de bu ATV ihalesi için bi konsorsiyum.... oluştu ona girmeye çalışıyoruz ama, bakalım inşallah orayı da" dediği, bir süre bu ihaleye Turgay CİNER'in giremeyeceğinden bahsettikten sonra H.ERTEKİN'in "...şeyde giremiyor Aydın DOĞAN, Bİ GRUP VAR ŞİMDİ, BİZİM BEYFENDİNİN ORGANİZE ETTİĞİ Bİ GRUP VAR" "... ONLA ÇALIŞORUZ, BEN DE ... ORDAYIM YANİ" dediği, N. A.'m "ALLAH İŞİNİ RAST GETSİN, EMRET" dediği, H.ERTEKİN'in "... estağfurullah abiciğim, ...daha sonra arıyacam sizi" " BU KONU İLE İLGİLİ" dediği,

Tape: 1641, 13.11.2007 günü saat:19.23 sıralarında Hayrettin ERTEKİN ile X ŞAHIS arasındaki telefon görüşmesinde özetle;

X ŞAHSIN "Yani kanal almışsınız hayırlı olsun" dediği, H.ERTEKİN' in "Sağolasın kanal aldık bir tane bir kanal aldık ama işte o Metin bey'in oğlunun bir internet sitesi varmış onla biz almadan önce çok eski o sattığı bir site onlan ilgili savcılık böyle 4 aydır bir soruşturma yapıyormuş o bugünde çocuğu Metin beyle beraber almışlar bende sabah gittim baktım savcı ile konuştum işte efendim Ankara'dan geldi de işte kara paramıdır değilimdir ..." "... Metin Bey'i de almışlar şimdi böyle canım sıkıldı da dedim bilgi vereyim haberiniz olsun yani" dediği, X ŞAHSIN "Ben şimdi Şube Müdürü ile falanda görüşürüm ..." dediği, H.ERTEKBf'm^'Abi şey yapılacak hiç bir şey yok" dediği, X ŞAHSIN "...Görüşür söylerim; ben şimdi şeyde Şube Müdürüne de söylerim" dediği,

Tape:0962,, 10.12.2007 günü saat: 13.46'da Mehmet Fikri KARADAĞ ile M. N. V. arasındaki telefon görüşmesinde özetle;

M.N.V.'nm "...emniyet müdürünü arıyıcam emniyet müdüründen randevu alıcam" dediği, M.F. KARADAG'In "Bugün cenazeye gelmişler Sayın Başbakan Cumhurbaşkanı." "Neyse bilseydik giderdik yani orda" dediği, M.N.V.'nm "Giderdik tabi emniyet müdürünü orda görürdük başbakanın yanında" "Olsun ben farketmez ben alırım beraber gideriz canım" dediği, M.F.KARADAĞ' in "Tamam Nuri abi oldu onu hallet hadi" dediği, M.N.V.'nm "Sohbetlen beraber anlatırım ben emniyet müdürüne" dediği,

Tape:1527, 23.12.2007 günü saat: 16.19'da GÜLER KÖMÜRCÜ ile A.S.S arasındaki telefon görüşmesinde özetle;

Bir süre aralarında merhabalaştıktan sonra A.S..S'm ATATÜRK'Ü rüyasında gördüğünden bahsettiği ve rüyanın etkisinde kaldığını belirttikten sonra "VATANA VE MİLLETE HAZIR HİZMET ETMEYE HAZIR DURUMA GELDİM ARTIK YAKINDA HİZMETE BAŞLAYACAĞIM GİBİ GELİYOR" dediği,

Tape:3561, 07.01.2008 günü saat 16.34'te H.Ümit SAYIN ile X Erkek Şahsm arasındaki telefon görüşmesinde özetle;

X ŞAHSIN "...Anayasa Mahkemesi Başkanı Felsefesine aykırı bir şekilde yaklaşım içinde olan bir adamın, Anayasa Mahkemesinde Başkan seçilebilir hale gelmesi, aynı Felsefe içindeki bir adamın Türkiye'de Cumhurbaşkanı olması, bunlar mesele mesele bu yani o zaman o bizim Türk Silahlı Kuvvetleri Ordu bütün bunları dikkate alacak işte dediğin gibi Nakşibendi Tarikatı başörtülü, olamaz efendim böyle iş bu olamaz" dediği, Ü.SAYIN'm "Nakşibendi Tarikatı bütün Polisi ele geçirmiştir Fettulah'çılar ve Nakşibendiler" dediği,

Tape:1528, 15.01.2008 günü saat: 13.18'de Güler KÖMÜRCÜ ile A.S.S. arasındaki telefon görüşmesinde özetle;

A.S.S.'m "VALLA KİMSEYE BİR ŞEY YAPMIYORUM DAHA buralarda oturuyoruz ZAMANI GELECEK YAPARIZ İNŞALLAH ne yapıyorsun sen nasıl gidiyor durum." dediği,

Tape: 1750, 22.01.2008 günü saat: 11.42'de Hayrettin ERTEKİN ile X Şahıs arasındaki telefon görüşmesinde özetle;

H.ERTEKİN'in "..Kolay gelsin abi çok çalışıyorsunuz ya ama ortada birşey yok abi hala memleket terörden geçilmiyor e nasıl olacak bu iş" dediği, X ŞAHSIN "GETİRİN ERCO'YU DÜZELTİN HER ŞEYİ" ".. ERCÜMENT GELİRSE DÜZELİR HER ŞEY" dediği, H. ERTEKİN'in "Abi şeyleri almışlar haberin var mı VELİ KÜÇÜK MELİ KÜÇÜK ONLARI NEDİR ONLARIN KONUSU" dediği, X ŞAHSIN "Valla daha detayını bilmiyorum akşam görüşürüz bu akşama gidecem ya" "Cemal aradı beni" dediği, H.ERTEKİN'in "Anladım .. telefonlaşırız abicim kendine iyi bak SEN DİNLENİYORSUN hadi saygılar görüşürüz" dediği,

Tape: 1820, 22.01.2008 günü saat: 11.42'de Hayrettin ERTEKİN ile X Şahıs arasındaki telefon görüşmesinde özetle;

H.ERTEKİN' in "Abi dinleniyormuşsun kusura bakma ben de evdeymişsin gece çalışıyorsun herhalde hep abi ya" dediği, X ŞAHIS "Hep gece sabaha kadar ordayız onların başında tamam" dediği, H.ERTEKİN' in "Ne oluyor bunlar nedir abi ya doğru mu burdaki yazılan yoksa öyle palavra mı ya" dediği, X ŞAHIS "Bir şey olmaz" dediği, Tape:1545, 22.01.2008 günü saat: 11.48'de Emin GÜRSES ile X Şahıs arasındaki telefon görüşmesinde özetle;

E.GURSES'in "Doğruda şimdi ne olduğunu, ARAYAMIYORUM O TARAFI Kİ ŞEY OLMASIN DİYE" dediği, X ŞAHSIN "Yok şey çeteyle ilgili almışlar" dediği, E.GURSES'in "Çeteyle Sevgi'yi niye almışlar" "Sevgi'nin ne işi var. Sevgi'nin orda toplanıyorlar tamam da. Oraya bizde gidiyoruz yani. Sevgi'nin oraya toplanmanın Türk Ortodoks Kilisesinin toplantıları normal yani resmi toplantılar" dediği, X ŞAHSIN "Ya işte bunun önceden de beri tahkikatı varmış" dediği, E.GURSES'in "Acaba bunun yurtdışındaki faaliyetleriyle ilgilimiydi. Bu İran miran işi ile ilgili mi" dediği, X ŞAHSIN "Şimdi ben aradım. Baktım ki burda dediler, biliyor musun" "He burda deyince de mesele ne dedim. Uzun hikâye dedi, akşamüstü çıkmea anlatayım sana dedi." "Yani burda deyince ben anladım ki bak... kaç kişi varlar dedim. 30 kişi varlar dedi" dediği,

Tape:1546, 22.01.2008 günü saat: 11.49'da Emin GÜRSES ile X Şahıs (Necmi ÇELENK) arasındaki telefon görüşmesinde özetle;

X ŞAHSIN "Hocam kapattı ya, ben ararım seni deyip, tekrar kapattı konuşmadı" dediği, E.GURSES'in "...Ortodoks Kilisesinde toplantı olurdu mesala. Bu günler münler ben bir defa mesela herhalde 5-5 yıldan fazladır oraya giderim ben" dediği, X ŞAHSIN "Bu Enver ALTAYLI meselesinden dolayı almış olmasınlar" dediği, E.GURSES'in "Enver ALTAYLI ne iş yapıyo. Dün akşam bi konuştu ondan sonra ne oldu ne yapıyor ki" "Yani CIA bağlantılı belli dün akşam konuşurken Nazara anlattı" dediği, X ŞAHSIN "Valla bu büyük bir operasyona benziyo ama ben şimdi bu çocuk beni arıyodu kapattı. Tekrar arar ben sana dönerim" dediği, E.GURSES'in "KEMAL'İ ANLARIM, KEMAL KERİNÇSİZ BUNLARLA BERABERDİ SÜREKLİ" dediği,

Tape:1563, 29.01.2008 günü saat: 14.03'te Emin GÜRSES ile X Şahıs (Ahmet AKER) arasındaki telefon görüşmesinde özetle;

E.GURSES'in "Ama işte hocam ipin ucunu kaçırmışlar. Beni arıyor bugün yedi kişi aradı beni. Hoca seni daha almadılar mı içeriye. Emniyet Müdürü arıyor... Konuşursan diyor alırız seni de içeriye diyor. Ya dedim size maşallah ya ne cesaret var alın o zaman ne telefon açıyorsunuz" dediği,

Tape: 1591, 22.02.2008 günü saat: 00.51'de EMİN GÜRSES ile BÜLENT..? arasındaki telefon görüşmesinde özetle;

BÜLENT'in "Vallahi onu bilmiyorum hocam onu bilmiyorum, yalnız bunları topyekün çıkartsınlar Doğu PERINÇEK'in anasmı ağlatacaklar. Anasını ağlatacaklar şöyle, bu kadroyu temizleyecekler mi? temizleyecekler ... bahçesi haline getirecekler mi, hedefte o Doğu PERİNÇEK" dediği, E. GÜRSES'in "NASIL TEMİZLEYECEKLER O KADROYU.ONDAN SONRA PERİNÇEK'İ ALACAK ÖYLE Mİ DİYOR" dediği, BÜLENT'in "Tabi tabi ondan sonra ondan sonra ben BURDA BİR A...IK VAR TÖBE ESTAFİRULLAH BİR MEMUR ONLARLA ÇOK İÇLİ DIŞLI BİR KUSUTURSAM İ.NEYİ" dediği, E.GURSES'in "Aman aman onlarla iyi geçin onlardan bilgi alalım" dediği, BÜLENT'in "YOK İ.NEYİ ÇEKTİM ÇAY MAY SÖYLEDİM YAVŞAĞA ya dedim yazık oluyor baktım ibne ittirmiş kaçıyordu pezevenk ne yapıyım hocam hoş tutayım dedim ben dedim bunlar anasını avradını hakket sen haklı çıktın falan deyince ötmeye başladı ibne bülbül gibi, BU ŞEYİNİ DE BİRADER SÖYLE Dİ BU İŞİ BU İSİM İŞİNİ, ÖNCE UYAR DEDİ BAK DEDİ RESİM PATLATACAKLAR ORTAYA DEDİ ... BİŞEY YAPTI YANİ KIYAK YAPTI İBNE ONU BİRADER UYARDI DEDİ UYAR DEDİ BAK DEDİ BİŞEY PATLATACAKLAR DEDİ BU İBNELER ...YALNIZ BU LİSTE KESİN YANİ ALDIM AKŞAM ONU MEMURDAN." "Yok İBNE POLİS bi gelse bana uzaklaştı bana manyak bu bu ibne şeye de TANTAN'a da uyuz bu polis. Uyuz Sadettin TANTAN'a da uyuz ona da uyuz Mehmet AĞAR'a uyuz" dediği, E. GÜRSES'in "O AMA TAM ŞEY TAM TEŞKİLATIN ELEMANI O" dpdiği,

Tape:389, 14.03.2007 günü saat:17.32'de Erkut ERSOY ile Müfit 'in yaptıkları telefon görüşmede;

Erkut ERSOY, biraz önce çıktığı bir toplantıdan bahsederek toplantının çok verimli geçtiğini, yaptıkları çalışmalar hakkında, toplantı yaptığı kişilerin bilgi almak istediğini söylediği, akabinde Müfit'in "Kimler vardı kaç kişiydi ortalama şeyde karşı" E.ERSOY'un "Valla Bilişim suçlarında daire başkanı, şey daire başkanı bir tane Başkomiser vardı İlker Bey, o vardı işte, Mesut Bey diye bir oradan arkadaş vardı" " Yani işte çok olumlu ama bunlar, tabi resmi görevli olduğu için herkese güvenemiyorlar, şimdi teşkilattan filan bizim hakkımızda olumlu referanslar almışlar bunlar" dediği yapmış oldukları çalışmalardan ve zihin kontrolü ilgili bilgilerden ve ellerinde bulunan teknolojiden bahsettikten sonra E. ERSOY'un "DEDİLER YA BU KADAR PROFESYONELSİNİZ NEREDE EĞİTİM ALIYORSUNUZ, O DA BİZDE KALSIN DEDİK YANİ" dediği tespit edilmiştir.

Güler KÖMÜRCÜ'nün Tape:1529 da Eski Emniyet Müdürü A.S. S.'la yaptığı görüşmede, A.S.S.'m "Kötü bir şey olsa ne olacak ya hayatım Allah Allah topu topu ağzına vururum yumruğu çeker giderim, artık polis değilim, İşkence değil artık" "Baksana hiç olmazsa muhafazakâr ibne değiliz ya" "onların konuşmasına bakma sen, bir tane bizden olan adam bunlardan 50 tanesini halleder ya, bunlar kim ya bunlar köpek ya, para bunlardaymış, nerde para bunlarda olsun, ölü adamın paraya ihtiyacı olmaz yani " "Mecliste Türbanlı kadınlar için ayrı şey açılıyor, nedir o berber açılıyor kuaför açılıyor, dün ben falan filan bu şekil, bu şekil gider, ondan sonra bir bakarsın ki ağaçlarda sallanmalar var az kaldı çok az kaldı yani sabırları çok zorluyorlar bunlar.." diyerek Güler KÖMÜRCÜ ile samimi bir görüşme yaptığı ve görüşme içersinde de örgütün amaç ve hedefleri doğrultusunda "bir bakarsın ki ağaçlarda sallanmalar var az kaldı çok az kaldı" diyerek bir taraftan darbe çığırtkanlığı ve şiddet ifade eden söylemlerde bulunduğu, İşçi Partisinin Genel Merkezinden elde edilen Asus kasadaki hardisk içersinde resim dosyası şeklinde "BİLGİ NOT" başlıklı, Sayım Savcım diye devam eden ve Emniyet Genel Müdür Yardımcısı N. A. tarafından imzalanmış bir yazı olduğu, yazının paraf kısmında ise "M.AKDENİZ ve İ.SELVİ" yazdığı ve her iki ismin karşısında da parafların bulunduğu görülmüştür.

Yazışma kuralları gereği yazılann paraflı suretinin yazıyı yazan birimin arşivlerinde saklanması gerektiği, ele geçirilen yazının da Emniyet Genel Müdürlüğünün arşivlerinde bulunması gerektiği, yazılann paraflı suretinin dışanda üçüncü şahıslann eline geçmesinin mümkün olmadığı, fakat söz konusu belgeye bakıldığında örgütün Emniyet Teşkilatı içersindeki irtibatlanndan başka hiçbir şekilde bu yazıya ulaşmasının mümkün olmadığı, dolayısıyla ele geçirilen bu belgenin dahi örgütün Emniyet Teşkilatı içerisindeki irtibatlanm ve yapılanmasını açıkça gösterdiği anlaşılmaktadır.

Öte yandan kendi beyanına göre kuyumculuk yaptığını söyleyen şüpheli Hayrettin ERTEKİN'in adı geçen Emniyet Müdürü N.A. ile yaptığı Tape:1617'de kayıtlı görüşmede, bir süre Hayrettin ERTEKİN'in yaptığı işlerden bahsettikten sonra N. A.'m "Allah işini rast getsin, EMRET" diyerek ilişkinin boyutunu ortaya koyduğu anlaşılmıştır.

Diğer taraftan Veli KÜÇÜK'ün Tape:1010'da yaptığı görüşmede, Emniyet Müdürü N. A.'a ait 0 505 544 72 78 numaralı telefondan aradığı, fakat telefonu Alpay isimli bir Polis Memurunun baktıği Veli KÜÇÜK'ün "ben Veli Paşa, Necati beyle görüşebilir miyim canım" dediği, ALPAY' m da "Paşam bir toplantı da biter bitmez görüştüreyim sizi efendim" dediği, V.KÜÇÜK' ün "Öyle mi Veli Paşa aradı yeni yılını kutluyor de" dediği, ALPAY' m "Anlaşıldı Paşam saygılanmı sunuyorum" dediği, dolayısıyla Emniyet Müdürü N. A.'m bir çok örgüt üyesi ile ilişki içersinde olduğu örgütün Emniyet içinde faal olduğu kannatine vanlmıştır.

Emekli Özel Harekat Daire Başkanı İbrahim ŞAHİN'in örgütün birçok mensubu ile ilişki içersinde olduğu, bir kısım örgüt üyeleri ile birlikte susuVluk davasında yargılandığı, şüpheli Muzaffer TEKİN'in İbrahim ŞAHİN ile ilişkilerinin bilindiği,

Sami HOŞTAN'm Tape:1452'de kayıtlı Uğur DÜNDAR'la yaptığı görüşmenin başında Ayhan ÇARKIN'dan bahsettikten sonra ilerleyen kısımlarda Sami'nin "Ben bu insanlarla tam 15 sene beraberim, iç içe ve hala bu insanlar benim yanımdalar, nasıl biliyorum, mesela Ayhan olsun" diyerek eski özel harekatçı Polis Memuru Ayhan ÇARKIN'm uzun yıllardır yanında olduğunu dile getirdiği, Emin GÜRSES'in Tape:1561'de kayıtlı görüşmesinde "Yalnız şeyi unutma eğer imkan varsa ADD Başkam Şener ERUYGUR Paşaya haber gönderin", "Emniyet Teşkilatında onla ilgili dosya hazırlanıyor" diyerek Emniyet Teşkilatı içersindeki irtibatları ile çok gizli bir şekilde yürütülen soruşturmanın içeriğinden dahi bilgi sahibi oldukları,

Hayrettin ERTEKİN'in Tape:1705'de kayıtlı görüşmesinde Havalimanına yetişmeye çalışan karşısındaki şahsa "ben Trafik Müdürüne haber verecem bu yan yolu kullanabilir", "Evet Emniyet şeridini kullansın" "Köprüyü geçtikten sonra tamam" dediği, dolayısıyla örgütün bir yakınına emniyet şeridini kullandırmak için bile Emniyet Teşkilatı içersinde irtibatlarının olduğu,

Şüpheli Kahraman ŞAHİN'in Tape: 378'de kayıtlı görüşmede, Niyazi'nin "Bu telefonların dinleme olayıyla ilgili bir çalışma yaptım da.." "...Ben kesin tespit ettirdim." "özellikle 7 hat kesin dinleniyo" diyerek örgüte yönelik yapılan teknik takip çalışmalarından dahi anında haberdar oldukları, tamamen çok gizli bir şekilde yürütülen soruşturmadaki bu kadar hayati önem taşıyan bilgileri Emniyet Teşkilatında yada Adli Teşkilatındaki irtibatlarından öğrenmiş olabilecekleri,

Şüpheli Doğu PERİNÇEK'in Tape:3828 de kayıtlı görüşmesinde Doğu PERİNÇEK "Doğu Perinçek'i takip eden arabalarin polis olduğu saptandı diye haber yapın" şeklinde talimat verdiği, bu görüşmeden de kendisini takip eden otolann Emniyete ait olduğunu anında öğrendiği, aynı şekilde bu bilgileri de ancak Emniyet içersindeki irtibatları vasıtası ile öğrenmesinin mümkün olduğu,

Hayrettin ERTEKİN'in Tape:1596'da Musa ile yaptığı görüşmede, Polis Baş Müfettişi olduğu anlaşılan A. R. A. ile oturup yemek yediklerini anlatarak "Bütün teşkilatın tamamıyla oturduk teknede rakı içiyoruz abi, dedim ki bi merhaba diyelim" dediği, daha sonra telefonu A.R.A.'m aldığı, Musa'nın "....nerdesin Teftiştemisin, APK da mısın" dediği, A.R. A.'m "Abi Teftişteyim" "POLİS BAŞMÜFETTİŞİ" "Dolaşıyoruz işte dosyalar geldikçe gidiyoruz" "abi emirlerini bekliyorum, bi emrin olursa" dediği, dolayısıyla bu görüşmedende Polis Başmüfettişi A.R. A.'m şüpheli Hayrettin ERTEKİN ile beraber olduğunun anlaşıldığı,

Hayrettin ERKETİN'in Tape:1641'de x şahısla yaptığı görüşmede, X şahsın "Yeni kanal almışsınız hayırlı olsun" dediği, H.ERTEKİN'in "Sağolasm kanal aldık bir tane bir kanal aldık ama işte o Metin bey'in oğlunun bir internet sitesi varmış, onla biz almadan önce çok eski o sattığı bir site, onlan ilgili savcılık böyle 4 aydır bir soruşturma yapıyormuş, bugünde çocuğu Metin beyle beraber almışlar, bende sabah gittim baktım savcı ile konuştum, işte efendim Ankara'dan geldi de işte kara paramıdır değilmidir ..." "... Metin Bey'i de almışlar şimdi böyle canım sıkıldı da dedim bilgi vereyim haberiniz olsun yani" dediği, X ŞAHSIN "Ben şimdi Şube Müdürü ile falanda görüşürüm ..." dediği, böylelikle Hayrettin ERTEKİN ortaklarının gözaltına alınması olayı karşısında Emniyet Teşkilatı içersindeki irtibatları ile gerekli kolaylığın yapılmasını sağlanmaya çalıştığı,

Yine Hayrettin ERTEKİN'in Tape: 1657'de Polis Memuru olduğu anlaşılan A. B. ile yaptığı görüşmede, A. B.'nın "Hayrettin abi merhaba Aydın ben" "Dönüşte de Cumhurbaşkanlığına alalım seni diyorlar da SANA Bİ SORİYİM DEDİM..." dediği, H.ERTEKİN' in "Vallaha Cumhurbaşkanlığı çok sıkı bir yer orda biliyorsun bir asker... disiplini var ama bizim Osman orda müdür biliyorsun"* "Osman da bizim kardeşimizdir ama meclis daha iyi ya mecliste daha rahat hareket edersin" dediği, bu görüşmeden de bir Polis Memurunun atanacağı yerle ilgili Hayrettin ERTEKİN'e danıştığının anlaşıldığı,

Sami HOŞTAN'm Tape:1460'da Polis Memuru olduğu anlaşılan Ersin ile yaptığı görüşmede, Ersin'in "Buyur abi" dediği, Sami'nin de "Şey herhalde ben o biyere bişey vermiştim unutmuştum da şey, yanlış olabilirse gene yarın konuşuruz tamam mı" dediği, ERSİN' in "Tamam abi tamam abi" dediği anlaşılmıştır.

d-Üniversite yapılanması,

Şüpheli Kemal Yalçın ALEMDAROĞLU'nun Önderliğinde olan bu yapılanmada ele geçirilen delillere göre üniversitelerle ERGENEKON terör örgütünün irtibatlarının bulunduğu, şüphelilerden Habip Ümit SAYIN'm Doçent ve Emin GÜRSES'in profesör olarak üniversitelerde görevli oldukları ve bu yapılanma içinde yer aldıkları. Birçok üniversitede öğretim üyeleri ve görevlilerinin fişlendiği ve bu bilgilerin ERGENEKON terör örgütünün üyeleri aracılığıyla yöneticilerinde toplandığı, bu konuların da örgüte ait internet sitelerinde ve medya kuruluşlarında dezenformasyon amaçlı olarak kullanıldığı anlaşılmıştır.

ERGENEKON terör örgütünün yönetici kadrosundan en alt düzeydeki üyelerine kadar olan geniş yelpazede; örgütün, ciddi ve sistematik bir şekilde devletin her bir kademesine sızma ve ele geçirme girişimleri içerisinde olduğu tespit edilmiştir.

Örgüt, kendisine hedef olarak seçtiği ideallerine ulaşma noktasında asker, yargı, bürokrasi ve üniversite gibi bir çok alanda bir yapılanma, kadrolaşma faaliyetlerine ayn bir önem vermiştir. Öncelikle sızma şeklinde başlayan ve daha sonraki aşamalarda kadrolaşma ve kendisi gibi düşünmeyen/hareket etmeyenleri tespit edip egale etme noktasına kadar varan faaliyetler örgüt tarafından sistematik bir şekilde uygulanmıştır.

Soruşturma kapsamında ele geçirilen ve örgütün bir anlamda tüm yönleriyle deşifre olmasına sebep olan dokümanlar incelendiğinde;

Ülkemizdeki başta üniversiteler olmak üzere tüm eğitim kurumlarında da gizli bir yapılanma içerisine girdikleri, bu yapılanmayı da eğitim kurumlarındaki kendi ideoloji ve öngörülerini paylaşan akademisyen, öğretim görevlisi ve nihayetinde sistemle banşık olmayan ve aradığını bulamamış öğrenci kitleleri ile gerçekleştirdikleri görülecektir.

Bu tespit, gerek ele geçirilen dokümanlar gerekse örgüt üyelerinin telefon görüşmeleri ve gerekse yakalanan şüpheliler içerisinde bulunan öğretim görevlilerinin örgüt içi ilişkisini gösterir diğer argümanlar tarafından desteklenmektedir.

İlk olarak, soruşturma kapsamında ele geçirilen dokümanlara baktığımızda; "ERGENEKON" isimli dokümanın;

4.Bölüm "GENEL DURUM VE SORUNLAR" başlığı altında; "...özveriden kaçınmayan personel kazanımmın önemli olduğu, bu nedenle ordu birlikleri içinde yer alan askerler ile üniversitenin birinci ve ikinci sınıflarında öğrenim gören gençlerden yararlanabileceği..."

"LOBİ" isimli dokümana bakıldığında ise;

l.Bölüm "KAPSAM" başlığı altında;

"Lobi"nin geniş halk kitlelerine yönelik çalışmalannda özellikle gençlerin Kemalist ideolojiye ve ülke çıkarlan doğrultusunda yeniden örgütlenmelerini sağlamayı tasarladıklan, bu çerçevede üniversite gençliğinin yanı sıra büyük kentlerin varoşlannda ve güneydoğu Anadolu'da boşluğa sürüklenmiş, sahipsiz gençlerin örgütleneceği" nin belirtildiği görülecektir.

Ergenekon Terör Örgütü faaliyet alanını belirledikten sonra, bu faaliyet alanında rol alacak ve örgüte sempati ile yaklaşacak olan kesimleri tespit etmeyi bir prensip olarak kabul etmiştir.

rgütün bu özelliğini çalışmamızın bir çok alanında bariz olarak görmek mümkündür. Yukanda kısaca değinilen "ERGENKON ve LOBİ" dokümanlannda da bu husus göze çarpmaktadır. Anlaşılacağı üzere; örgüt ülke sathında kendi hedefleri doğrultusunda bir örgütlenme ihtiyacı hissetmiş ve üniversiteleri de bu çalışmalannm dışında bırakmamıştır.

Özellikle "ERGENEKON" dokümanında geçen; üniversitelerin birinci ve ikinci smıflanndaki öğrenci kesimini kazanma düşüncesi aynca dikkate değerdir.

Ele geçirilen bir başka doküman olan "ARENADAKİ SANAT - GLADIO SANATÇILAR" isimli dokümanına baktığımızda ise;

"İSTİHBARAT ÖRGÜTLERİ SANATÇI İLİŞKİLERİ" başlığı altında; İstihbarat örgütlerinin okullarda ve üniversitelerde, eğitici ve öğrencileri kullanabildiği'ne atıf yapılmıştır.

Unutmamak gerekir ki illegal ve gizli bir yapılarıma da istihbarat kaçınılmaz bir gerekliliktir. Ergenekon Terör Örgütü de bu hususun öneminin farkındadır ve bu noktada bir çok akademik çalışma yapmıştır. Yukanda bahsi geçen dokümanda bu çalışmalardan bir tanesi olma özelliğini taşımaktadır.

Bu çalışmadan örnek olarak verilen kısa bir kesit bile, örgütün istihbarat sağlama alanında üniversiteleri ve eğitim kurumlannı göz ardı etmediğini açıkça ortaya koymaktadır. Son olarak "KEMALİST MODEL ULUSAL GENÇLİK HAREKETİ" isimli dokümana bakıldığında ise; ÜNİVERSİTE GENÇLİĞİ" başlığı altında;

Öncelikle üniversite gençliğinin durumu hakkında genel bilgiler verildiği, üniversite gençliğinin doğrudan "Ulusal Güç BirliğV'ni oluşturması gerektiği, günümüzde üniversite gençliğinin köktendinci akımlar ve sol ideolojiler tarafından kontrol altına alınmaya çalışıldığı, ...28 Şubat 1997 günü yapılan MGK toplantısının Türkiye için bir dönüm noktası olduğu, YÖK'ün kısmen de olsa fundamentalizme karşı tavır alması ve türban genelgesini uygulamaya koymasının olumlu gelişmeler olduğu, bunlann yanı sıra hızla açılan taşra üniversitelerinin irticanm kalelerine dönüştüğü, oysaki üniversitelerin cumhuriyet devrim yasalarının uygulandığı kültür ve bilim kaleleri olması gerektiği, üniversitelerde mescit bulunmasının Anayasaya aykın olduğu" nun belirtildiği görülmüştür.

Ele alman söz konusu dokümanda görüleceği gibi, Ergenekon terör örgütünün politikalanndan olan sistemin çöktüğü, mevcut rejimin tehlikede olduğu evham ve hezeyanını hazırlamış olduklan çalışmalarda sık sık vurgulamışlardır.

Bu yöntemle örgüt oluşturmaya çalıştığı evham ve hezeyan sayesinde gerçekleşen bir takım siyasi gelişmelerden dahi bir çıkanm sağlamayı amaç edinmiş, bu yolla kendi tanımlamalan olan "Devrim yasalarını" uygulama ve "Ulusal güç" oluşturma gibi söylemlerle üniversite kesimini hedef almayı ihmal etmemiştir.

Yürütülen soruşturma kapsamında yakalanan ve bir kısmı halen tutuklu bulunan; İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü görevini üstlenmiş Kemal Yalçın ALEMDAROĞLU , Sakarya Üniversitesinde Öğretim Görevlisi Emin GÜRSES ile Adli Tıp Enstitüsünde farmokoloji uzmanı olarak görev yapan H.Ümit SAYIN gibi şahıslann bulunması örgütün üniversite yapılanması ile ilgili ciddi bir faaliyet alanına sahip olduğunu sergilemektedir. Aynca ismi zikredilen şüphelilerin, örgütün özellikle yönetici kadrosu ile sıkı bir ilişki içerisinde olduklan tespit edilmiştir.

Soruşturma kapsamında yürütülen operasyonlarda; İşçi Partisi İstanbul İl örgütünde yapılan aramada, 598 ile numaralandıran 1 sayfalık dokuman içerisinde;

Şüpheli Doğu PERİNÇEK'in yazdığı anlaşılan, 11 Haziran 2003 tarihli, "Sayın Kemal Alemdaroğlu istanbul Üniversitesi Rektörü Sayın Rektörümüz" ile başlayan ve "Saygılarımla Doğu Perinçek İşçi Partisi Genel Başkanı" ile biten doküman içerisinde;

ikiz sözleşmeleri onaylayan kanun konusundaki görüşlerini içeren cumhurbaşkanına yazdığı mektup ve hukuki açıklamaları bilgilerine sunduğu, kanunun henüz Cumhurbaşkanı tarafından imzalanmadığı ve Meclise iadesinin hukuken mümkün olduğu şeklinde yazı bulunduğu görülmüştür. Ayrıca;

İlhan SELÇUK ile İ. YILDIZ'm yaptıkları telefon görüşmesinde; İ.SELÇUK' un "Bizi işte bi şeyin başına geçirmek istiyorlar özellikle Kemal Alemdaroğlu çok ısrar etti . ...işte şeyi birleştirelim üzerine şey yapıp. 4 tane TELEVİZYON var bu hikayenin içinde. İşte biri o Ankara daki Türk metalin TV si var" "Avrasya.... " "B kanal var. Burda da Doğu Perinçek kanalı ile bizim Tuncay Özkan kanalı var. 4 tane kanal işte ne yapılabilir ..." şeklinde görüşme yaptıkları, kanalların ortak yayın yapması, bu şahısların birleştirilmesi konusunda kendisinden talep olduğunu anlattığı tespit edilmiştir.

03.03.2008 günü saat: 10.56 sıralarında İlhan SELÇUK ile A. C.'un yaptıkları telefon görüşmesinde;

İ.SELÇUK' un "...Doğu PERİNÇEK ile Kemal ALEMDAROĞLU geldiler bana" dediği ve Kemal ALEMDAROĞLU'nun katılacağı bir toplantı öncesi şüpheli İlhan SELÇUK ile bir görüşmesinden bahsettikleri tespit edilmiştir.

26.02.2008 günü saat: 14.17 sıralarında Yusuf BEŞİRİK ve Ferid İLSEVER arasında yapılan görüşmede;

YUSUF'un "Ferid abi toplantı başlamıştı ben söyledim" dediği, FERİT'in "Tamam bi şey yapı ver toplantı bitince kimler var dedin Kemal Alemdaroğlu" dediği, YUSUF'un "Kemal Alemdaroğlu Er.. Ün.. Tu. Öz..." "Serhan Bolluk var var" "Toplantı bitince bana bilgi ver" dediği tespit edilmiştir.

Görüleceği gibi yukarıda zikredilen doküman ve örnek olarak verilen birkaç telefon görüşmesi söz konusu şüphelilerin içinde bulunduğu ilişkiyi ortaya koymaktadır. Örgüt üyelerinin ele aldığımız yapılanma ile ilgili telefon görüşmelerine ilerleyen bölümlerde ayrıca değinilecektir.

Diğer taraftan soruşturma kapsamında yakalanan ve halen tutuklu bulunan şüpheli Doğu PERİNÇEK ifadesinde;

Habip Ümit SAYIN'm İstanbul Üniversitesi Doçenti olduğunu, Ümit SAYIN'in birkaç kez ziyaretine geldiğini, bir ara tutarsız davranışlarını gördüğünü beyan etmesine rağmen, Ulusal Kanal, Aydınlık Dergisi ve İşçi Partisinde yapılan aramalarda Habip Ümit SAYIN'a ait raporlar ve bir kısım dokümanlar ele geçirilmiştir.

Bulunan dokümanlar arasında 5 nolu klasör içerisinde "ERGENEKON Aytek ten" başlığı altında; Aytek isimli şahıstan Ergenekon terör örgütüne yönelik gerçekleştirilen operasyonlar sırasında Habib Ümit SAYIN, Behiç GÜRCİHAN, Emin GÜRSES ve Vedat YENERER isimli şüphelilere sorulan sorular ve verdikleri cevaplar hakkında bilgiler içerir yazı olduğu görülmüştür.

Bu da örgüt üyelerinin gerçekleştirilen operasyonlarda yakalanan ve göz altına alman arkadaşlarını sıkı bir şekilde takip ettiklerini, soruşturma kapsamında verilen beyanlar doğrultusunda kendilerine savunma yollan aradıklarını göstermektedir.

Ayrıca şüpheli Doğu PERİNÇEK'in, 27.02.2008 günü saat : 21.07'de Süleyman..? isimli şahıs ile yaptığı telefon görüşmesinde; Süleyman'ın "Altı-yedi kişi biz size gelecez ondan sonra bakalım Emin Gürses için bir şey yapabilirsek yapacağız yapamazsak artık ne olursa." Dediği tespit edilmiştir.

Açıkça görülmektedir ki, örgüt üyeleri yapılan operasyonlarda gözaltına alman diğer örgüt üyelerine gizlice yardımcı olmak içina çalışmalar içerisinde oldukları ve bu durumun kendi aralarındaki örgütsel birlikteliği gözler önüne sermektedir.

Ayrıca 03.07.2005 günü şüpheli Habib Ümit SAYIN'm S.J A..Y ile yaptığı msn yazışmasında; umitsayin: "Emin GÜRSES ist. ün. öğretim üyelerine çok kızıyor. Özellikle nur sertere", sevil_atasoy: "soyadı ne", umitsayin: "behiç gürcihan ve emin gürses", umitsayin: "öncelikle, seçimlerden önce emin gürses genelkurmaya mesut parlak'm ilişkilerini anlatmış, uzun uzun rapor vermiş", umitsayin: "onra genelkurmaydaki Kor ve Or'lar demişler ki: İs. Ün. deki hocalar koskoca herifler, herhalde birleşirler ve oylan parçalamazlar.", umitsayin: "Emin Gürsesi çağırmışlar, yine haklı çıktın demişler", umitsayin: "bizim rapor inanılmaz sükse yapmış ve Emin gürses de far your eyes only okumuş, ona verdim raporu", umitsayin: "bana bir üsteğmen, bir telefon dinleme verin, dünyayı yerinden oynatayım", umitsayin: "ama sınırsız telefon dinleme gerekli, bizim rapor ve emin gürsesin raporu üst üste binince genkuru bir telaş almış", umitsayin: "ama emin gürses televizyonlarda mesut parlağa çatmaya başlarsa bu korkunç bir ivme kazandırır bize. şimdi detaylı okuyacak ve Perinçeke de anlatır.", umitsayin: "Perinçek ingilterede imiş. Ondan randevu alıyorum, gelince birlikte konuşuruz.", sevilatasoy: 'perinçek hala alemdaroğlunu destekliyor mu", umitsayin: "Evet perinçek alemdarı destekliyor, onların da bilgileri var, bu aydmlıka kapak olursa korkunç olur." Şeklinde yazışma örgütün üniversite kesimini ne şekilde etkiledikleri ve kontrol altına alma girişimi içinde olduklarına örnek teşkil etmektedir.

"Ergenekon Terör Örgütü üniversitelerdeki bu yapılanma girişimlerinde ne tür yollar izlemektedir?" şeklindeki bir soruya nasıl bir yanıt verilebilir.

Bu sorunun en açık yanıtını yine örgüte yönelik yapılan operasyonlar kapsamında ele geçirilen dokümanlar vermektedir. Bunlardan bir kaçma örnek vermek gerekirse; Halen tutuklu bulunan şüpheli Ergün POYRAZ'dm el konulan dijital malzemeler arasında bulunan (CD 1) içeriğinde;

"Dicle Üniv_Mektup" isimli Word dosyasında; "GİZLİ" ibareli bir belge olduğu, Konu bölümünde "Diyarbakır Dicle Üniversitesindeki irticai ve bölücü faaliyetler" başlığının olduğu, Açıklama bölümünde ise "K.K.K.lığma ve 1 nci Or.K.lığma gönderilen imzasız bir mektupta Dicle Üniversitesi ile ilgili olarak" açıklamasının olduğu, yazı içeriğinde ise Dicle Üniversitesindeki bazı öğretim üyelerinin isimleri ile bu şahısların irticai faaliyetlerinin rapor halinde düzenlendiği, son bölümde ise "söz konusu mektup 24 Şubat 2004 günü değerlendirilmek üzere Gnkur.Bşk.lığma gönderilmiştir" ibaresinin yer aldığı görülmüştür. "Elazığ Fırat Üniversitesi" isimli Word dosyasında; Fırat Üniversitesinin mezuniyet gecesiyle ilgili rapor, gecedeki etkinliklerin ideolojik olarak bir değerlendirmesinin yapıldığı görülmüştür.

"Elazığ Fırat Üniversitesindeki irticai yapılanma jandarma isimli Word dosyasında; Elazığ Fırat Üniversitesindeki İrticai yapılanmadan bahsedildiği, görevli öğretim üyelerinin isimlerinin verildiği, ideolojik konumlarının yazıldığı, rapor halinde hazırlandığı görülmüştür. "G.Antep üniversitesi" "G.Antep Üniversitesi 10-09-02" isimli Word dosyalarında; 07.02.2002 tarihli, Gaziantep Üniversitesindeki uygulamalar başlıklı bir belge olduğu, Öncesi: başlığı altında "2001 yılanda,G.Antep Üniversitesi'nde, irticai yapılanma olduğu yolunda aynı içerikli iki adet ihbar mektubu alınmıştır. Mektuplar komuta katma arz edilmiş, 1 Ad.i Gnkur.Bşk.lığma gönderilmiş diğeri ise gönderilmeye gerek görülmemişidir." Şeklinde yazdığı, Alman Duyum başlığı altında "G.Antep Üniversitesi'nden bir grup laik öğretim üyeleri adına, Gaziantep Garnizon Komutanlığına gönderilen mektup" dan bahsedildiği, bu konuda yapılan araştırmanın yazılı olduğu, Değerlendirme bölümünde ise "2 nci Or.K.lığmca; yapılan incelemede, üniversitede her hangi bir kanunsuz uygulamanın olmadığı, Mektupların, yolsuzluk yaptığı için haklarında soruşturma açılan şahıslar tarafından gönderildiği, değerlendirilmiştir." Şeklinde rapor olduğu görülmüştür.

"Malatya Darende İlahiyat Fakültesi’’ isimli word dosyasında; Hürriyet Gazetesinin bir haberiyle ilgili Darende ilahiyat Fakültesinde yapılan araştırma olduğu, Jandarma Genel Komutanlığının değerlendirmesinin yer aldığı, son bölümde "Sonuç olarak; fakültenin irticai amaçlı vakıf ve derneklerin etkisinden kurtarılabilmesi için, il merkezine nakledilmesi ve yöneticilerinin değiştirilmesinin zorunlu olduğu kanaatine varıldığı" şeklinde bir rapor olduğu görülmüştür.

"Lojmanl oy" "lojman oy" "LOZMAN Oy" isimle Word dosyalarında; Kara Kuvvetleri Komutanlığı, Hava Kuvvetleri Komutanlığı, Başkent Üniversitesi Personeline ait lojmanlardaki, AKP, CHP, SHP, MHP, DYP oy dağılım oranlarını gösterir çizelge olduğu,

"Mlatya Üniversitesi" isimli Word dosyasında; 24 Ocak 2002 tarihli belge olduğu, Malatya İnönü Üniversitesi Araştırma Hastanesinde görevli bir Prof Dr. la ilgili araştırma raporu olduğu, irticai, ideolojik görüşleriyle ilgili bilgilerin yer aldığı görülmüştür.

Ayrıca şüpheli Sevgi ERENROL'a ait olan ve Emniyet Müdürlüğünce (24) ile numaralandırılan OKY JAPAN marka, CD içeriğinde yapılan incelemede:

CD'de bulunan "SELÇUK 29-04-2005 sayfa l-24.doc", SELÇUK 29-04-2005 sayfa 25-39.doc", "SELÇUK 29-04-2005 sayfa 40-41.doc", SELÇUK 29-04-2005 sayfa 42-48.doc", "SELÇUK 29-04-2005 sayfa 49-51.doc" isimli bir MS Word dosyası içerisinde:

Selçuk Üniversitesinde görev yapan profesör, doçent, yardımcı doçent, araştırma görevlisi vb. unvanlara sahip öğretim üyeleri gerekse üniversitenin yönetim kadrosunda bulunan şahısların ideolojik anlamda Köktendinci, Nurcu, İrancı, Hizbullahçı, Selefiyeci, Rufai, Vahhabi, Bin Ladinci, İrticacı, Hak Yolcu, Kaplancı, Ülkücü gibi (??????? Sayıda) öğretim görevlisinin sınıflandırmalara tabi tutulduğu,

Şüpheli Habib Ümit SAYIN'm Fener Yolu Müderris Ziya Bey Sokak No:5/3 sayılı adresinde yapılan aramada;

1 'den 105'e Kadar Numaralandırılmış Dokümanın (40) numarası verilen sayfasında; Eski YOK Kurul üyeleri ve denetleme kurul üyelerinin ideolojik fikirlerine göre kategorize edildiği, Şüpheli Doğu PERİNÇEK' in Genel Başkanı olduğu İşçi Partisinin genel merkezinden elde edilen Princo marka CD içersinde Fırat Üniversitesinin kuruluşu, yapısı, kaç fakülte, kaç yüksek okul olduğu, öğrenci kapasitesi ve kadrolarından bahsedildiği, (28) profesör ve doçent hakkında, milliyetçi, muhafazakâr, rektörlük seçimlerinde menzil grubuna bağlı gruplarlarla hareket ettikleri, tarikat ve cemaat bağlantılan, hangi üniversitelerden mezun oldukları, mastırlarını nerelerde yaptıkları, siyasi görüşleri, hangi sivil toplum kuruluşları ile hareket ettikleri, bulundukları görev yerlerindeki akademik kadroların görüşlerinin belirtilerek ideolojik düşünce ve fikirleriyle ilgili olarak istihbarı çalışmalar yapılıp fişlendikleri,

16 numaralı Gİf dosyalan içersinde, Fırat üniversitesinde yapılan fişleme çalışmalanyla ilgili, akademik kadronun %90'm sağ görüşlü olduğu, bu görüştekilerin de milliyetçi, muhafazakâr, nurcu, Nakşi, kadirive benzeri gibi aynmlar yapıldığı, rektörün kadro alımlannda herhangi bir etkisin olmadığının, akademik kadrolann araştırma görevlilerinden seçilerek alındığı, çıkar ilişkilerinde ideolojik düşünceye göre hareket edildiği, yapılacak rektörlük seçimlerinde TİSAV in belirleyici rol üstleneceğinin genel olarak değerlendirildiği görülmüştür.

17, 18, 19, 110, 111, 112 ve 113 numaralı Gİf dosyalan içersinde, Fırat üniversiten görevli (220) profesör, doçent ve yardımcı doçentin liste halinde isimlerinin ve görev yerlerinin yazdığı, isim ve görev yerlerinin karşısında ise, muhafazakar, nurcu, Nakşi, F.G grubu, sağ görüş, milli görüş, cemaate yakın, mason ve benzeri şeklinde ideolojik düşünce ve fikirleriyle ilgili olarak istihban çalışmalar yapılıp fişlendikleri, tespit edilmiştir.

Ele geçirilen dokümanlarda, ideolojik sınıflandırmanın yapılmış olması örgütün, öncelikle sızma ve kadrolaşma faaliyeti içerisinde bulunacağı-üniversite içerisinde fişleme ve durum tespiti yaptığını, ilerleyen safhalarda ise ideolojik olarak kendilerine yakın hissettikleri öğretim görevlilerini kendi bünyelerine katma girişiminde bulunduklarını göstermektedir.

Ankara ilinde ki "Cumhuriyetin 80. yılı" kutlamaları çerçevesinde düzenlenen gösteri, yürüyüş ve miting ile ilgili belgeler ve görüntülere bakıldığında;

25 Ekim 2003 tarihinde Ankara Üniversitesi rektörü N. A. başkanlığında 7 kişiden oluşan düzenleme kurulu tarafından Cumhuriyetin 80. yılı kutlamaları kapsamında gösteri, yürüyüş ve miting düzenlendiği, bu mitinge çeşitli üniversite ve sivil toplum kuruluşlarına mensup şahısların katıldığı, kalabalığın Celal Bayar Bulvarı üzerinde toplanıp, Tandoğan Meydanı ve Anıt Caddesini takiben Anıtkabir'e kadar yürüdüğü,

Bu yürüyüşte "ORDU GÖREVE, ATATÜRK GENÇLİĞP' yazan pankart ve dövizlerin taşındığı, gösteriye diğer şahısların yanı sıra dönemin İstanbul Üniversitesi rektörü Kemal Yalçın ALEMDAROĞLU'mm da katıldığı,

Ankara Emniyet Müdürlüğü görevlilerince düzenlenen tutanaklarda "Ordu Göreve, Atatürk Gençliği" ibareli dövizi taşıyan kişilerden bir kısmının İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi öğrencisi Dilek BİLGİN, İstanbul Üniversitesi öğrencisi Okan ERSOY olduğu,

Ayrıca istanbul Üniversitesi öğrencilerinden Utku Umut BULSUN, İsmail BOSTANOGLU, Nur ARSLAN, Onur Güneş AYAŞ, yüksek lisans öğrencisi Özgür BINNUR, araştırma görevlisi Ali Emre ÖZSOY ve Yıldız Teknik Üniversitesi öğrencisi Can Berk BİRGÜL ile Engin GİRGİN'in de gösteriye katılan şahıslardan olduğu tespit edilmiştir.

Yine görülmektedir ki Ergenekon Terör Örgütü "LOBİ" dokümanının 2.bölüm "POLİTİKA" başlığı altında;

"...Lobinin prensip olarak hiçbir zaman doğrudan doğruya toplumsal eylemler içersinde yer almaması gerektiği, oluşturacağı sivil toplum kuruluşlarının etkinlik ve eylemler düzenlemesini organize ve kontrol eden güçlü bir mekanizma olarak kalması gerektiği.." şeklindeki tespit doğrultusunda hareket etmekte ve mevcut rejim içerisinde Türk Silahlı Kuvvetlerini bile menfur emellerine alet etmekten kaçınmamaktadır.

Çünkü örgüt üniversitelerin toplumun provokatif eylemlere en açık kesimine sahip kişiliklere sahip olduğunun farkındadır ve bunu her fırsatta kullanmaktadır.

Şüpheli Emin GÜRSES'in 25.02.2008 günü C.Savcılıkta alınan ifadesinde;

Sakarya Üniversitesinde Uluslararası İlişkiler Bölümünde Profesör olarak ders verdiğini Veli KÜÇÜK, Muzaffer TEKİN, Sevgi ERENEROL, Ümit SAYIN, Mehmet Zekeriya ÖZTÜRK ve Kemal KERİNÇSİZ isimli şahıslan tanıdığını, Sevgi ERENEROL'un Patrikhanede verdiği toplantılara katıldığını, ŞENER ERUYGUR ile alakalı dosya hazırlandığını basından duyduğunu, ERGÜN POYRAZ'da bulunan belgeler ve arşivlerin Şener Paşanın verdiğini duyduğunu, bunu da ERGÜN POYRAZ ile SEVGİ' nin kilisesinde tanıştığı zamanda kendisine bazı dosyaların nereden aldığını sorduğunda Jandarmadan aldığını anlattığını beyan etmiştir.

Şüpheli Kemal Yalçın ALEMDAROGLU'nun 23.03.2008 günü C.Savcılıkta alınan ifadesinde; Ergenokon terör örgütü üyesi olmak ve hükümete karşı silahlı isyana tahrik suçlaması ile alakalı olarak dosyada mevcut iletişim tutanakları ve evinde çıkan belgeler sorulduğunda; Emniyette susma hakkmdı kullandığını, herhangi bir suç işlemediklerini, örgüt üyesi olmadıklarını beyan ederek susma hakkını kullanmıştır.

Şüpheli Doğu PERİNÇEK'in Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce alınan ifadesinde;

Kemalist Model Ulusal Gençlik Hareketi isimli belgeyi kendisinin yazmadığını,

Milli Anayasa Bildirgesinin, İstanbul Ulusal Strateji Merkezi Başkanı emekli general Servet Cömert'in önderliğinde yürütülen 3 aylık çalışma sonucunda hazırlandığını, Siyasetçiler, E.Generaller, Öğretim üyeleri, Yüksek Bürokratlar, E.Subaylar, E.Emniyet Müdürleri, Kitle örgütü yöneticileri, Sanatçı- Yazar- Sporcuların bildirgeyi imzaladığını,

14.01.2008 günü saat:18.11'de Güler KÖMÜRCÜ ile İbrahim Hakkı AŞKAR arasındaki telefon görüşmesi sorulduğunda; Bu toplantıların, eski Bakanlardan Kamuran İNAN, Eski Ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı Ufuk SÖYLEMEZ, Başkent Üniversitesi rektörü Prof. Dr. Mehmet HABERAL ve Prof. Dr. Hasan EREN' in inisiyatifi ile başlayan ve basma açık yapılan Milli Egemenlik Hareketi (MEH) toplantılan olduğunu, çeşitli partilerden şahsiyetler, Üniversite öğretim üyeleri, Orgeneraller, kitle örgütleri yöneticilerinin katıldığını, bir eşgüdüm kurulu olduğunu, çalışmaların yasal olduğunu, Milli Güçlerin birleşmesinin, Türkiye'yi bölmek isteyen ABD ve Haçlı irtica tarafından kaygıyla karşılandığını,

"CD 3 PRINCO" yazılı P420281107130821 seri numaralı CD'nin yapılan incelemesinde; "Fırat Üniversitesi - İrticai Kadrolaşma" isimli klasörün içersinde (14) adet resim belgesinin olduğu, bu resim belgelerinin içersinde Fırat Üniversitesi hakkında bilgilerin olduğu, üniversite görevlilerinin isimlerinin olduğu, bazı görevlilerle ilgili ayrıntılı açıklayıcı bilgilerin yazdığı, diğer sayfalarda liste şeklinde isim listesinin olduğu, isimlerin karşısında unvanlarının ve bölümlerinin yazdığı, ayrıca her ismin karşısında "Sağ görüşlü, muhafazakar, nurcu, F.G. grubu., Süleymancı, Ülkücü" şeklinde sınıflandırmalar yapıldığı görülmüştür. Belge sorulduğunda; İnternette her gün çeşitli kurumlarda irtica örgütlenmesi veya farklı fikir akımlarının mensupları bu konularda raporlar ve listeler devamlı dolaştığını, belgeyi hatırlamadığını beyan etmiştir.

Telefon Görüşmeleri:

Şüpheli Veli KÜÇÜK'ün görüşmeleri:

Tape:1151, 31.12.2007 günü saat:11.43'de Veli KÜÇÜK ile Namık MURADOV arasındaki telefon görüşmesinde özetle;

NAMIK'ın "Ben Namık MURAT Kölnde sizle görüştük DAK kongresinde bir hoca var idi hatırlıyorsunuzsa" "Evet Hocam ben geldim İstanbul'a yerleştim artık ev aldım buradan" "Evet sizinle bir müsait bir zamanda görüşmeyi isterdim" dediği

Tape:1152, 31.12.2007 günü saat : 12.52'de Veli KÜÇÜK ile Osman Metin ÖZTÜRK arasındaki telefon görüşmesinde özetle;

Veli KÜÇÜK'ün Giresunda görevli olduğu dönemde, Osman Metin ÖZTÜRK'ün Kırıkkale Üniversitesinden Doçent olarak geldiğini anlattığı ve kendisini tanıttığı, o dönemle ilgili "SİZİN GÜZEL BİR JESTİNİZLE ORDA KALDIM İKİ GÜN EFENDİM, ŞİMDİDE ALLAH BİZE NASİP ETTİ GİRESUN ÜNİVERSİTESİNİN REKTÖRÜ OLDUM EFENDİM" "...kendimi unutturmayayım efendim size tekmil vereyim" dediği Veli KÜÇÜK'ünde Karadenize geleceğini sösylediği, Osman Metin ÖZTÜRK'ün üniversite bünyesinde bir Osman Ağa sempozyumu hazırlayacaklarını söyleyerek davet ettiği ve "Ben o konuda sizin izniniz olmadan bir adım atmayayım dedim" "Her zaman emrinizde hizmetinizdeyim" dediği Veli KÜÇÜK'ün de ziyaretine geleceğini söylediği,

Tape:1154, 31.12.2007 günü saat : 20.28'de Veli KÜÇÜK ile Mustafa ....? arasındaki telefon görüşmesinde özetle;

Veli KÜÇÜK'ün "Bugün beni şey aradı ordan, Rektör ..o yeni gelen çocuk aradı" dediği, Mustafa'nın "... Osman Metin ÖZTÜRK mü?" diye sorduğu Veli KÜÇÜK'ün de doğrulayarak kendisini iyi tanıdığını söylediği ve üniversitede yapılacak sempozyumdan bahsettiği, Mustafa'nın da "Ne kadar güzel olur paşam ya, sen bi gel de şu belediye seçimi de konuşuruz, işi yaparız, alalım şunlardan belediyeyi" dediği,

Tape: 3251' da kayıtlı 31.12.2007 tarihinde saat: 12:52 sıralarında VELİ KÜÇÜK ile OSMAN METİN ÖZTÜRK isimli şahsın yapmış olduğu telefon görüşmesinde OSMAN METİN ÖZTÜRK'ÜN, "KOMUTANIM BURASI SİZİN EMRİNİZDE VE HİZMETİNİZ DE ONU ÖZELLİKLE ARZ EDEYİM", "BENDEN NE EMREDERSENİZ", "HER ZAMAN EMRİNİZDE HİZMETİNİZDEYİM" şeklinde Gresun Üniversitesi rektörü OSMAN METİN ÖZTÜRK Veli KÜÇÜK'ü arayarak emrinde olduğunu ve bağlılığını bildirdiği anlaşılmıştır.

Şüpheli Emin GÜRSES'in görüşmeleri:

Tape:1548, 22.01.2008 günü saat : 11.55'te Emin GÜRSES ile S. İ. arasındaki telefon görüşmesinde özetle;

Emin'in "Muhtar sende şey var mı HaberTürk televizyonu" "Veli KÜÇÜK'le beraber birçok adamı içeri aldılar." "Bi bişey var hem de öyle mesela Güler KÖMÜRCÜ var gazeteci. Onu da almışlar hiç bunlarla bi ilişkisi yok. Demek ki mesela benim bildiğim bi ilişkisi yok. Biçok toplantıya ben gittim. Hiçbir zaman Güler KÖMÜRCÜ'yü orda görmedim. Bunlar gizli toplanıyorlar diyor. GİZLİ TOPLANTILARDA BİLE GÖRMEDİM GÜLER KÖMÜRCÜ'YÜ. Demek ki bunun harince benim gitmediğim bunlar ayrı bi iş çeviriyorlar." Dediği, X Şahsın "Şimdi ben bu konuyu açtım vatandaşa. Burdaki telefonlarına onlar bile paravan. BANA VERİYOR CEP TELEFONU ŞUNLA GÖRÜŞELİM. Diyorum senin yasallağm nedir? Ben devleti temsil eden biriysem, ben devletten hizmeti vatandaşa ulaştırmam lazım." "Bu dedi paraylan olur. Dedim nasıl paraylan olur ya. Devlet dedim ona hizmeti dedim bedellen satar mı halkına dedim ya. Bu devlet olmaktan çıkar dedim ya. Bu dedim özel şirket midir dedim ya. Böyle bişey var ben bunu kime, ben sana bunun fotokopilerini istersen fakslıyayım." Dediği, Emin'in "Ya bunu Emniyete sorsana bu... nedir diye." Dediği, X Şahsın "Bu Emniyetlen ya bu neyse telefonla konuşulmayı da." "BEN BUNU ŞEYE YOLLAYIM MI ÇÖLAŞAN'A?" dediği, Emin'in "ÇÖLAŞAN'a gönder. Mustafa BALBAY'a gönder. Cumhuriyetten ikisi ikisine de gönder ...onlar beraber..." dediği

Tape:1550, 22.01.2008 günü saat : 14.40'ta Emin GÜRSES ile Devrim...? arasındaki telefon görüşmesinde özetle;

Bir süre sohbet ettikten sonra Emin'in "Sami Sami Hoştan'la Sevgi Erenerol'ün ne ilişkisi var?" "Veli paşa Veli paşayla Sevgi Erenerolle Güler Kömürcü'nün ne ilişkisi var?" "HOCAM BEN BUNLARIN BÜTÜN TOPLANTILARINA KATILDIM." "...Sevgi'nin yaptığı toplantılarda özellikle Kilisede yapıldı. Bu toplantı Karaköy'deki Kilisede. O Kilisedeki toplantıda hiç bi zaman ben o Kuvayi Milliye, onlar CIA ile bağlantılı. Bi iki tane Kuvayi Milliye örgütlenmesi var." "O Albay falan onlar, onların yanımıza geldiğini hiç görmedim." Dediği, Devrim'in "SEN NERDESİN?" diye sorduğu, Emin'in "BEN EVDE DEĞİLİM, BAŞKA SİYERDEYİM." ".. Sevgi'nin yaptığı tek şey Muzaffer Yüzbaşıyı gidip ziyaret etmek. ...Danıştay Meselesiyle bunun ne işi var. Danıştay Meselesinin arkasmda İsrail'in olduğunu aylardır söylüyoruz ve bu konuda şahitler çıktı. Şahitleri bile Savcılık dinlemedi." Dediği, Devrim'in "Ya burada ciddi bi hegemonya savaşı var." Dediği, Emin'in "Ya Türkiye'de içerde karşılıklı savaş var. Bunun dış bağlantısı da var. Nasıl ki Sedat Peker'in içeri atılmasını isteyen Amerikan Büyükelçisidir. ...Bunların da başka bi bağlantısı var." Dediği

Tape:1551, 22.01.2008 günü saat: 15.49'da Emin GÜRSES ile A. F.A. arasındaki telefon görüşmesinde özetle;

Bir süre Veli KÜÇÜK ve diğer şahısların yakalanmaları hakkında görüştükten sonra, Emin'in "İlginç bir şey, bana haber verdiler. Seni de alırlar ortadan kaybol diye. Alanın da anasını almayanın da anasını dedim. Amma koyduğumun herifleri..." dediği,

Tape:1553, 22.01.2008 günü saat : 16.49'da Emin GÜRSES ile Ü. K. arasındaki telefon görüşmesinde özetle;

Emin'in "...Başka sıkıntılar da çıktı şimdi." "YA BU TOPLADILAR BİZİM BÜTÜN ŞEYLERİ." Dediği, X Şahsın "Tamam hocam var mı bizim yapabileceğimiz bir şey hocam." Dediği, Tape:1556, 23.01.2008 günü saat: 17.49'da Emin GÜRSES ile X Şahıs arasındaki telefon görüşmesinde özetle;

Bir süre yakalanan şahıslar hakkında yorumlar yaptıktan sonra Emin'in "Karıştırmak istiyorlar. Beni aradılar bugün. Hoca seni almadılar mı içeriye. Alanında amma koyayım almayanmda amma koyayım. AMA DEDİM BENİ ALIRLARSA İÇERİYE BİLİYORLAR Kİ AMERİKAN VE İSRAİL BÜYÜK ELÇİLERİNİ HAVAYA UÇURMAK İÇİN BİZİMKİLER HER ŞEYİ YAPACAK. Bende dedim telefonlarım dinlensin dedim. Bunu da kayıt etsinler dedim. Gazetecilere söyledim. ...Adam Veli Paşanın elini öptü diye hapse alıyorlar onu dedim. Ben Veli Paşayı her gördüğümde elini öpüyorum benim resmimi çekin." "Ya kimin elini kimin sikini öpeceğime siz mi karar vereceksiniz dedim ya." dedikten bir süre sonra, "...Muzaffer yüzbaşıyı içerden çıkarmak için biz bir girişimde bulunduk. Çıkaracaktık. Muzaffer yüzbaşıyı içerden tam çıkarma girişiminin içine girdik bu operasyon patladı." dediği, "Bunlar geldiler bir As subayın evinde 10 tane bomba bulunmuş, onlara bağladılar. Bu As subay dediğiniz adam normal değil deli. Bunun arkasındaki güç başka biri. O EKİBE HİÇ DOKUNMUYORLAR. Geliyorlar bu Astsubayı Sevgi'lerle bağlantılı kılıyorlar. YA BU ASTSUBAYIN SEVGİLER'LE NE İŞİ VAR BU ASTSUBAYIN BAĞLI OLDUĞU EKİP SEVGİLERİN ESKİ ARKADAŞI İDİ SEVGİ BUNLARI KOVDU ŞEYDEN KİLİSEDEN. Onlara bir şey demiyorlar gelmiş Sevgi'yi alıyorlar..." dediği, X Şahsın "Eee arkasında ki kimler vardı hocam onların ki?" diye sorduğu, Emin'in "Ya burda İstanbul'da bir iki avukat grubu var. Türkçüyüm mürkçüyüm diye geçiniyorlar. DALAN'LA BAĞLANTILARI VAR. Bir sürü bağlantıları var alkolik bir ekip." "Onlara dokundukları yok bu adam alındığı zaman ilk korumasını yaptığı adamın ismini veriyor ve o adama gidip sormuyorlar sen bunla ne işin var diye." Dediği, X Şahsın "Bir de şey demiş savcı Cumhuriyet Gazetesindeki olayda da bağlantı araştırılacak." Dediği, Emin'in "Ya olur mu yani bak yani o Cumhuriyet gazetesine bomba atan Danıştay'a gidip bomba atanlarm ekiplerin bir ucu burada Üsküdar'da bulundu. ÇOCUKLAR DEDİLER Kİ BİZ GELİP İFADE VERELİM. BİZE 20 ŞER BİN DOLAR PARA TEKLİF ETTİLER DİYE SAVCI İFADELERİNİ ALMADI YA." dediği ve bir süre aynı konularda görüştükten sonra Emin'in "...Öcalan ifadesinde bize bir gün dedi ki. Yav dedi siz dedi bilmiyorsunuz bir şey. Ben köylere giderim, Kürtlerin bana tabi olmasını sağlamak için o köyden bir kaç tane adam bulurum. Böyle yiğit onları öldürtürürüm, der ondan sonra bütün köy bana tabi olur tapar. Çünkü bizimkiler güçten anlar. Şimdi bu ekipte güçten anlar. Bunlar korktuğu zaman sen ağısın paşasın ama sen bilsinler ki senden güçlüdürler hiç acımazlar." "Kültür o kültür adamın kültürü öyle." "...Şimdi ben komutanlara Harp akademisinde söyledim. Ben olsam başörtüsü maşörtüsü serbest ister götünüzü açın ister anımızı açın başınızı ne ederseniz edin serbest. ONDAN SONRA DERİM Kİ EKİPLERE KARDEŞİM KAVGAYI BAŞLATIN. MİLLET BİRBİRLERİNİ YESİNLER BİR BUNU YAPARIM. Bak tam zamanıdır, bırakacaksın birbirini yesin millet. Ondan sonra Tayyib oradan çıksın altından." dediği,

Tape:1561, 28.01.2008 günü saat : 20.59'da Emin GÜRSES ile Mustafa...? arasındaki telefon görüşmesinde özetle;

Mustafa'nın "Telefonlaşmaymca insanm aklına kötü kötü şeyler geliyor ya. Şu telefon hemen çaldı mı aç ya." Dediği, Emin'in "Hocam bu telefonun bende kayıtlı değil. Bende iki tane kayıtlı telefonun var. BU BAŞKA BİR ŞEY HER HALDE." Dediği, Mustafa'nın "Bu ya işte bu bir öbürü var ya." Dediği, daha sonra Emin'in "Vallahi telefonda bir şey söylesem sana bizimkiler hemen kayıt ediyorlar. Hemen gidiyor eski Trabzon Emniyet Müdürüne. O İstihbarat Daire Başkanı olmuş. O Amerikan Büyükelçiliğine soruyor. Ondan sonra Tayyip Erdoğan'ın önüne gidiyor. Tayyip Erdoğan üzerlerini çiziyor. Bu uygundur bu değildir diye felaket bir şey ya." Dediği, Mustafa'nın "Bunlar geçecek ya." Dediği, Emin'in "Sen başkasın. Perinçek ile konuşuyordum. Mesaj başka şimdi. Bizimkiler dinliyor dinlesinler kayıt etsinler." "Sen şimdi Sami Hoştan'la o bin başı Öztürk var. Bide Astsubay var biliyorsun." "Bunların üçü zaten Kriminal bunlar her türlü pisliğin içindeler." "Bunları alıyorsun koyuyorsun Sevgi hanımla yan yana. Şimdi bu kadar bu kadar olmaz yani şimdi o bin başı zaten onun elinde on tane kimliği var CIA kimliği var. Rediyo Free yurop kimliği var. Mit kimliği var asker kimliği var. Fransız oturma kimliği var. Her şey var adamın elinde." Dediği, Mustafa'nın "Bu hangisi o bin başı dediğin Zekeriya mı?" dediği, Emin'in "Binbaşı Öztürk diye biri var bir tane." Dediği, Mustafa'nın "Zekeriya ÖZTÜRK" dediği, Emin'in "Şimdi bu adam bulaşık bir adam. Ruh salığı bozuk. Zaten onun için uzaklaştırmışlar ordudan..." ".. .Ben Veli paşanın Sevgi'nin her toplantısına katıldım hemen hemen ne bu binbaşıyı gördüm. Orda bir gün bin başı geldi. Bir defa bir toplantımıza Necati Özgen paşa bunu kovdu." "Yani Özgen paşa kovdu bunu. Hem de bu hakaretlere bağırarak kovdu üç kişi ile beraber gelmişti. Şimdi bunu başından beri söylüyor. Bugün Aydınlık başlık atmış ajan provakötür budur diye." Dediği, Emin'in Ayrıca "Yalnız şeyi unutma eğer imkan varsa ADD BAŞKANI ŞENER ERUYGUR PAŞAYA HABER GÖNDERİN." "EMNİYET TEŞKİLATINDA ONLA İLGİLİ DOSYA HAZIRLANIYOR." "BUNU TELEFONDA SÖYLÜYORUM DUYSUNLAR DİYE." "...Ergün Poyraz'a bu belgeleri arşivler kapalı olduğu için Ergün Poyraz normal olarak bu belgelere ulaşamıyor." "Ergün POYRAZ da bu belgeleri Şener Paşanın verdiği, onun aracılığı ile verildiği söyleniyor." "Genel paşa hakkında bir savcılık fezlekesi hazırlanabilir onun için söylüyorum." Dediği, bir süre sonra Emin'in "Bak PERİNÇEK bana bir belge gösterdi. 96 yılında Veli KÜÇÜK açıklama yapmış. Eşref BİTLİS'İ öldüren Amerikalılardır diye." "Ondan sonra dedi Veli KÜÇÜK üzeri çizilmiştir dedi." "Bunu Perinçek söyledi." "Veli paşayı alıyorlar diyorlar ki kamu oyuna biz generalleri de alırız. Ondan sonra itler Sevgi'yi aldılar. Dediler ki Türkçü Mürkçü tanımayız alırız." "Ondan sonra gittiler Güler'i aldılar. Dediler ki gazetecilere, bakın ha hiç affetmeyiz. Hemen televizyonda görüyorsun SKYTURK'te şeyin bile yayını programı durduruldu Yalçın KÜÇÜK'ün." "...bunlar çok profesyonel. Hemen iki tane maliyeci gönderiyorlar. Sen uğraş bakalım diyorlar bu mali işlerle." "...Millet bana soruyor, bir şey yapmıyor musunuz diye. Ben dedim ne yapacağız Savcı bu memleket de bir savcı çıkıp Genel Kurmay başkanının hakkında Dev sol idanamesi gibi fezleke hazırlıyorsa ve bu sadece bu savcıyı görevden atıyoruz da arkasında bu Fezlekeyi hazırlayıp ona verenlere hala görevdeyse olacağı budur adamlar bakıyorlar tepki ne." Dediği, Mustafa'nın "Ferhat SARIKAYA'yı diyorsun dimi." Dediği, Emin'in "Tabi ya ona o dosyayı hazırlayan başbakanlık müsteşarı ve iki tane adalet bakanlığı görevlisi." "...ben bunları yukarıya söylüyorum. Sabah akşam Harp akademilerini ben uyarırsam. Bunları genç kurmaylara söyleme diyorlar bana... bir tane komutan geldi. Öyle şeyleri genç kurmaylara söyleme. Dedim sayın paşam beni buraya çağırdınız. Ben ders anlatıyorum. Dersimin adı ne: Globalleşme ve Güvenlik. Güvenlikle ilgili olan her şeyi konuşurum ben. Öğrencilerde bana sorduğu zaman cevap veririm. O zaman bir yazı yazarsınız. Dersiniz ki Emin GÜRSES artık Harp Akademilerinde ders vermiyecektir. Bende giderim dedim fark etmez. Ben zaten buraya hatırınız için geliyorum dedim. Burda genç öğrencilerim boş kalmasınlar diye..." "Siz Sevgi hanımı içeriye atıyorsun. Telefonda konuştuğu şu ya; bu Hrant Dink'e iyi oldu. Uyan oldu bunlara bundan dolayı kadını içeriye atıyorsun." "...Gladyo örgütlenmesi Ordunun içinden çıkarılıyor. Emniyet teşkilatında yayılıyor. ...Bu işi emniyet teşkilatında yapacak onun üzerine yapıyor. Şimdi İstihbarat daire başkanlığına da Trabzon Emniyet..] gitmesi de ordandır." Dediği ve bir süre aynı konularla ilgili yorumlar yaptıkları, daha sonra Emin'in ".. .Öcalan'm bize söylediği Kürtler nasıl tepki verirler. Öcalan içerde bize şöyle önce bir yavaş yavaş itelersin diyor. Baktın tepki yok ha bunlar korkuyorlar üzerine daha çok gidersin. Şimdi aynısı yöntemi bize uyguluyorlar. Diyorlar ki üzerlerine mi gidelim bakalım tepki var mı tepki yoksa daha ileri gideriz. Onun için Jandarma Genel komutanlığına bu haberi ben söyledim. İletsinler diye hem de ilginç yani adam ADD Genel Başkamya şimdi." "Ha ADD genel başkanı olduğu için ADD genel başkanlığına biz fezleke hazırlıyoruz. Jandarma genel komutanlığı diye hazırlıyor demiycek tabi." "Bu da çetenin içinde çetenin bir ucu şeyde kitap yazmış hapiste. Bu çeteye bu bilgileri sağlayan jandarma eski genel komutanı. Sevgi hanımla bağlantılı. Ergün Poyraz her gün Sevgi hanımın yanında, her gün onunla konuşuyor. Sevgi hanımda Chat den dolayı hapiste olduğu için bu bağlamda Jandarma genel komutanlığına gidiyor diye bir açıklama çıkabilir." ".. .Yıllardır yani fikir öğrendiğimiz bir insan diyor ki, ya komutan artık emekli paşalar mı ... darbe yapıyor diyor yani herkes tiye alıyor artık yani şeyleri." "Hocam asker yapmayacak. Asker mesela PERİNÇEK'TEN hep uzak durdu. KARDEŞİM PERİNÇEK GİBİ BU KONULARDA PROFESYONEL BİR ADAM BU İŞTE BU ÖRGÜTLENMEDE ... OY VERECEKSİN. Ben niye bu böyle adamları harcayayım. Ben işin içinde olmam ama bu işte önünü açarım. Öyle bir sürü örgütlenmeler var. Türkiye de silah üzerine o tür yemin edenler değil PERİNÇEK gibi Örgütlenmesi güçlü tavrı da sert." "Onların üzerine gelemiyorlar. PERİNÇEK dün meydan okudu. Dedi ki burda İstihbaratçılar var dedi. Onlardan rica ediyorum, bizden birini tutuklasmlar da göreyim dedi. Onlara zindan ederim İstanbul'u diyor, bak böyle konuşuyor." Dediği, Mustafa'nın "...Tarikatlaşma gibi bir şey var o da o zaman Perinçek de tarikat gibi yani" "Kuvvayi Milliye, gazete yazıyor ama Zaman Gazetesi, Yeni şafak Gazetesi, Sabah Gazetesi, Star Gazetesi. Kuvvayi Milliyeciler, Ergenekoncular, Ulusalcılar, Milliyetçiler, Türkçüler bunlar hepsi Ergenekon terörist örgütünün içindedir hocam." ve uzun bir süre gündemdeki konular hakkında yorumlar yaptıkları

Tape:1563, 29.01.2008 günü saat : 14.03'te Emin GÜRSES ile A. A. arasındaki telefon görüşmesinde özetle;

Aralarında bir süre Ergenekon Terör örgütüne yönelik gerçekleştirilen operasyon ile ilgili medyada çıkan bir haber üstüne konuştuktan sonra; Emin GURSES'in "Veli paşanın şeyinde telefonun da adın var diyor. Senle konuşuyormuş. Dedim ki Veli paşayla ben konuşuyor değil, elini bile öpüyorum. Siz dedim resmimi çekin dedim..." dediği, Tape:1568, 27.01.2008 günü saat : 23.17 de EMİN GÜRSES ile BÜLENT..? arasındaki telefon görüşmesinde özetle;

EMİN GÜRSES' in "İyidir hocam bugün Perinçek'in bi toplantısı vardı Kadıköy'de. Kadıköy'de vallahi 800-900'ün üzerinde insanlar tıklam tıklım ayakta koridorlar her yerler merdivenler ilk defa bu kadar bi toplantıda bu kadar insan olduğunu gördüm." dediği, bir süre aralarında gerçekleştirilen bir operasyon hakkında kamuoyunun verdiği tepkiyi konuştuklan, Emin GURSES'in "Bugün Perinçek bir şey çıkarda Aydınlığın 1996 senesinde Veli KÜÇÜK'ün bi açıklaması var. Diyorki Eşref BİTLİS Paşayı Amerikalılar öldürdü.Ondan sonra bu Veli KÜÇÜK'ün üzerini çizdiler..Bunuda bunuda bunuda şey gösterdi Perinçek gösterdi çok güzel bi toplantıydı ilk defa böyle bi toplantı .... MUMCU'da vardı Uğur MUMCU'nun kardeşi...." "....Zaten bugün bi haber geldi PERİNÇEK kulağıma fısıldadı Sakarya Bölgesinde operasyon yapabilirler. Beni alacaklar başka kim var orda alacaklar neyapacaklar. Sikeyim analarını gelsinler alsınlar." dediği,

Tape:1569, 06.02.2008 günü saat : 22.37'deEMÜS,GÜRSES ile ŞENER..? isimli şahıs arasındaki telefon görüşmesinde özetle;

Aralarında Piri Reis isminde kurulacak bir üniversitenin kurulması hakkında konuştuktan sonra Şener'in "Abi sana bi bomba gibi haberim var Kemal GÜRÜZ'ün konuşmasından haberin var mı?" dediği, Emin GÜRSES'in "He şeyi ... Davut DURSUN'un demi." Dediği, Şener'in "Davut'u değil Musa'yı da söylemiş He demiş Sakarya Üniversitesinde 2 tane şerefsiz demiş bunları organize ediyo başörtüsünün alehine lehine ...atıyorlar birisi Musa TAŞDELEN birisi Davut DURSUN." dediği, Emin GÜRSES'in "Kemal GÜRÜZ gücü yok ama daha." Dediği, Şener'in "Nasıl gücü yok abi ya ONLAR DERİN DEVLETTİR YA. Kemal GÜRÜZ bi zaman Ülkücüydü, bi zaman Mason, Demirel'in sağ kolu." dediği, bir süre sonra Emin GÜRSES'in "Ben zaten ... veriyordum Doğu PERİNÇEK'e verecem adayları .... burdan vardı şey ... ona verdim." dediği, Şener'in "Yav dürüst olsun ne olursa olsun ben pazartesi günü şeye gittim üniversiteye sizinle görüştük." dediği ve bir süre bir üniversite öğretim üyesinden bahsettikten sonra, Emin GÜRSES'in "Ya hocam Anadolu'da işte Üniversite bu kadar oluyo işte." Dediği, Şener'in "Ya Anadolu'da ne olacak ya hepsi şerefsiz bunlar ya yav kendi hocalarını mahvettiler bak Çallı Çallı'yı ekarte ettiler ya." dediğive görüşmenin aynı konunun Tape:1572, 13.02.2008 günü saat :11.56' da Emin GÜRSES ile M. T. arasındaki telefon görüşmesinde özetle;

.... M.T.'in "Hocam şimdi bu Alparslan'ın babası aradı. Dedi ki Mehmet Bey tutuklu sanıklardan birisi yeni ifade verecekmiş dedi. Dedim valla haberim yok. Şunu diyecekmiş; DANIŞTAY SALDIRISINDAN ÖNCE GASTECİ ARAMIŞ SÖYLEMİŞ, TARAF GAZETESİNDEN. Danıştay saldırısından 20 gün önce Ataşehir'de toplantı yaptık, toplantı yapıldı. DANIŞTAY SALDIRISININ TALİMATINI VELİ KÜÇÜK VERDİ. Şimdi Aykut'ta annesiyle haber göndermiş bana. Dün görüştüm ben akşam. O tutuklulardan Osman YILDIRIM var. Kahveci olan çocuk, o Karslı mı ne. Ondan sonra o demiş ki ben sizi kurtarırım. Süleyman'la seni ama avukatınız gelsin bi danışmam lazım. Acaba o mu verecek dedim bende. Yani bu itirafçı pozisyonuna kendince bir örgüt şey yapıp pişmanlıktan yararlanmak için şey yapıp acaba Veli KÜÇÜK'e mi şey yapacak yani." Dediği, Emin'in "Herhalde yani Veli KÜÇÜK Danıştay'a baskı yapın diye yani Veli KÜÇÜK aklını yitirse bile demez onu ya. Ya buna demişlerdir ki böyle bi şey yaparsan biraz daha ufaktan kurtarırsın diye demişlerdir herhalde." dediği, M.T.'in "Süleyman'ın delili ne ya Allah Allah Aykut'un şeyin Alparslan'ın ben bomba aldım demesi hocam başka bir şey yok ki. Yani DGM'ler böyle çalışır hocam o zaman bugün biz dosyayı bitireceğiz diye gidiyorduk bitmez otomatikman Ergenekon'a eklerler burayı." dediği, Emin'in "Yazık ya yani mahkemeler böyle işliyorsa yazık yani Veli KÜÇÜK'ün böyle demesi için deli olması değil ölmüş olması lazım." Dediği,

M.T.'in "Takip et hocam bakalım bi duruşmayı yapsınlar. Ben sana çıkmcada bilgi aktarırım ama enterasan geldi. Sen seviyorsun paşayı." Dediği ve görüşmenin bu şekilde sona erdiği tespit edilmiştir.

Tape:1575, 15.02.2008 günü saat:12.23'de Emin GÜRSES ile H. Ç. arasındaki telefon görüşmesinde özetle;

H.Ç.'nun "Ya dedim bu hoca bana kızgın mıdır nedir." Diyerek görüşmenin başladığı, Emin'in "İyi durumdasm iyi durumda ses çıkarma." dediği, H.Ç.'nun "ABİ NE YAPTIK BİZ YA BİŞEY YOKKİ YA." dediği, Emin'in "Bi şey yapmana gerek yok yani Veli Paşalar şunlar bunlar bi şey mi yaptı ?" şeklinde cevap verdiği,

Tape:1584, 18.02.2008 günü saat : 02.42' de Emin GÜRSES ile H. E. arasındaki telefon görüşmesinde özetle;

H. E.'un "Allah Allah fırsat düşmüş adam konuşuyo konuşuyo adam diyo siz istihbaratçı mısınız 70 milyonun önünde canlı yayında**scn*'iyhmisin ya kafan güzel SEN NE İŞSİN SANKİ BÖYLE HİÇ KONUŞMAMIŞIZ GİBİ HER ŞEYİ SAYDI." diyerek Emin GÜRNSES'in katıldığı bir televizyon programında ki bazı konuşmalarından duyduğu endişeyi dile getirdiği, devamında yine H. E.'un aynı gerekçe ile "Sinir oluyorum şeyi bile Alman istasyon şefinin bilmem ne verdiği kartı bile söyledi ya adını da söyleseydin onu nasıl söylemedin hayret" dediği, Emin GÜRSES'in "TEŞKİLATTAN ARADILAR DEDİLER Kİ İRAN MESELESİNİ DE KONUŞ ONU ARADA ONU DA SIKIŞTIRDIM." dediği, Hande EROL'un "Onlar zaten her şeyi söyletiyor güvenliğe gelince sağlayamıyorlar.Evet telefonumu adresimi her şeyimi gelsinler otursunlar evimde müsait benim söyleyecek çok lafım var da onlara öyle arkamdan iş çevirmesinler bize gelsinler konuşsunlar, ay rahatladım." dediği ve görüşmenin bu şekilde sona erdiği anlaşılmıştır.

Şüpheli Sevgi ERENEROL'un telefon görüşmeleri:

Tape :1194, 11.12.2007 günü saat : 10.22'de Sevgi ERENEROL ile Ekrem EKİNCİ arasındaki telefon görüşmesinde özetle;

Ekrem EKİNCİ "Merhabalar ben Profesör Ekrem EKİNCİ Teknik Üniversiteden" dediği, Sevgi'inde yurt dışında olduğunu, ertesi gün kendisini aramasını söylediği tespit edilmiştir.

Tape:1234, 22.12.2007 günü saat : 11.39'de Sevgi ERENEROL ile B. B. arasındaki telefon görüşmesinde özetle;

B. B.'in "Ben Askeri Savcı Bahadır yarbay" dediği, Sevgi ERENEROL'un "Nice mutlu güzel bayramlara" "Daha güzel bir Türkiyede inşallah kutlarız" dediği, B. B.'in "İnşallah, Ergün beyden hiç haber alıyomusunuz çıkmadı değilmi daha ..." dediği, Sevgi ERENEROL'un "Ben her pazartesi onu ziyarete gidiyorum" dediği, B. B.'in "Selamımı söyler misiniz" "Hangisinde şimdi hangi Cezaevinde?" dediği, Sevgi ERENEROL'un "Şeyde Kandıra F Tipinde" dediği ve ceza evi ziyaretlerine herkezin alınmadığından bahsettiği, B. B.'in de Savcı olarak kendisinin girebileceğini ancak yanlış anlaşılma olmasın diye gitmediğini anlattığı, devamında "Siz yürekten yanında olduğumuzu söyler misiniz ben onunla çıkışta zaten görüşücem" dediği, ilerleyen konuşmalarda Sevgi ERENEROL'un da Noel Bayramı için davet ettiği, B. B.'in de Sevgiyi bir davete çağırarak "27 Aralıkta Profesör Doktor Aygün AKTAR'la beraber" "... Dumlupınar Üniversitesindeydi" "Şimdi ordan kovdular KTÜ'ye geçti Giresun Eğitim Fakültesinde ..." "Yani canmı kurtardı diyelim Azeriydi Profesörümüz" dediği,

Tape: 3113, 24.08.2007 tarihinde, saat: 13:40 sıralarında, Sevgi ERENEROL isimli şahsın, Çe.. EL., isimli şahıs ile yapmış olduğu telefon görüşmesinde; Sevgi ERENEROL'un "....TEK SORUNUMUZ İŞTE BİLİYORSUNUZ ARKADAŞLARIMIZI TOPLAYIP DURUYORLAR YİNE ÖYLE TÜRK OLUNCA KİTAPTA YAZSAN HAPSE ATILIRSIN KONUŞSAN DA ATILIRSIN SADECE MİLLETİ İZLEYİP MİTİNGLEREDE KATILSAN ATILIRSIN ÖBÜRKÜLER SAYIP SÖVERLER BÜTÜN DÜNYA SENİN TEPENE BİNER..." dediği, Çe.. E..'m isimli şahsın da "DOĞRU DOĞRU DEVLET HAİNİ OLUP ÇIKIPTA HEPİMİZ ERMENİYİZ, ERMENİ OĞLU ERMENİYİZ DİYİNCE BİR ŞEY YOK" dediği,

Şüpheli İlhan SELÇUK'un görüşmeleri;

Tape:3886'da kayıtlı, 07.02.2008 günü saat: 12.51 sıralarında İlhan SELÇUK ile Fatoş/İ.YILDIZ'ın yaptıkları telefon görüşmesinde özetle;

Aralarında uzun bir süre günlük siyasi konular üzerine konuştuktan sonra, İ.YILDIZ' m "Bugün YÖK Genel Kurulu toplanıyor, bugüne kadar toplamadılar, işte Başkan atadılar, yeni üyeler atadılar ve Genel Kurul toplanıyor bugün" dediği, İ.SELÇUK' un "Evet, YÖK elden gidiyor" dediği, İ.YILDIZ' in "Evet dediği, İ.SELÇUK' un "Gidiyor, yani her şey elden gidiyor, tuhaf bir durum var, bakalım ne. olacak..." dediği,

Tape:3892, 14.02.2008 günü saat:12.59 sıralannda İlhan SELÇUK ile İ.Y.'ın yaptıklan telefon görüşmesinde özetle;

İ.SELÇUK' un "Bizi işte bi şeyin başına geçirmek istiyorlar özellikle Kemal Alemdaroğlu çok ısrar etti falan filan. Tabi olacak iş değil ama herkeste bir şeyler.... yani baktığm zaman işte şeyi birleştinelim üzerine şey yapıp. 4 tane TELEVİZYON var bu hikayenin içinde... dediği, İ.YILDIZ' m "Kanalları nasıl birleştiriceksiniz" dediği, İ.SELÇUK' un "Yani ortak bildireler yaymak, bir bütün bu kanal sahipleri arasında bir, efenim birisi Metal in başında birisi işte İŞÇİ partisinin başında Tuncay Özkan işte HALK partisine girdi girecek bir hareketin başında. E öbürü de REKTÖR ANKARADA. O DA DOĞRU DÜRÜST BİR ADAM.... Şeyi pek fazla tanımıyorum ama onuda şey tanıyor Kemal, eski rektör falan öbür rektör falan tanıyorlar..."dediği,

Tape:3891'da kayıtlı, 14.02.2008 günü saat:11.40 sıralannda İlhan SELÇUK ile B. T.'nm yaptıklan telefon görüşmesinde özetle;

Bir süre aralannda İlhan SELÇUK'un yazmış olduğu bir köşe yazısı üzerinde konuştuklan, devamında; İ.SELÇUK' un "Bazı şeyler var konuşacak çünkü dün gece bu Rektörler beni bir yere götürdüler... "eee ORADA BİR BASKI KURDULAR ÜSTÜMDE onu anlatacağım sana" dediği, Tape:3894'da kayıtlı, 15.02.2008 günü saat: 12.36 (ifade de 12.26 olarak geçmiş) sıralannda İlhan SELÇUK ile X bayan/İ.YILDIZ' m yaptıklan telefon görüşmesinde özetle; Aralannda uzun bir süre ülke gündeminde bulunan siyasi konular üzerine konuştuktan sonra İlhan SELÇUK'un; "...Şimdi, MESELA O REKTÖRLERİN ŞEYİNE GİTTİK, DUMAN OLDUK YAV. Bir noktada" dediği, devamında bir süre daha Siyasi gündem üzerine konuştukları, Tape:3896' da kayıtlı, 19.02.2008 günü saat: 12.36 sıralannda İlhan SELÇUK ile X bayan/BALBAY' m yaptıklan telefon görüşmesinde özetle;

Aralannda uzun bir süre Cumhuriyet gazetesinin mali durumu ve günlük siyasi gelişmeler üzerine konuştuktan sonra; İ.SELÇUK' un "Şimdi Balbay ! Burda geçen gün beni burada Bülent BERKARDA eski rektör falan Tonguç Görker bide İstanbul Üniv. eski rektörü Kemal Alemdaroğlu falan geldi orada bana söyledikleri şey efendim sen toparlarsın bu işi bu işin basma geç bilmem ne gibilerinden tabi bu olmaz ben yalnız orda bir aklımıza bir şey geldi işte seninlede konuştuk galiba" "Fakat oda olmadı, şimdi orada da yine çeşitli fikirlerde insanlar bir araya geliyorlar işte Kemal Alemdaroğlu dediğin zaman Doğu Perinçek e yakın öbürünü dediğin zaman berikine yakın Tuncay Özkan tabi onun da televizyonu var Doğu Perinçek inde var efendim diyorlarki işte Kanal B oda bir Üniv. Televizyonu" "Şimdi bir nokta da sen konuyu açarsan biz Cumhuriyet gazetesiyiz efendim bu işlere girmeyiz ama ortada böyle bir realite var ve yani İlhan Selçuk'u da beni de başka arkadaşları da bir baskı altında tutuyorlar....Burada Türkiyenin bu Üniversite kesimi ve bürokrat kesimi durumdan pek memnun değil diye bir açılış yapabilirsin..." dediği, Tape:3901' da kayıtlı, 29.02.2008 günü saat:13.07 sıralannda İlhan SELÇUK ile X bayan/İ.YILDIZ' m yaptıklan telefon görüşmesinde özetle;

Aralannda uzun bir süre ülke gündemi üzerinde meydanın etkisi ve diğer siyasi gelişmeler üzerine konuştuktan sonra; İlhan SELÇUK'un "...yav kardeşim bu bilgi üniversitesi bu Asal Savaşın falan bu bütün o döneklerin çalıştığı üniversitenin öğrencisi uyanmış ya" dediği, İ.YILDIZ' m "Abi orda şey yaptılar Türbana karşı eylemler başladı" dediği, İ.SELÇUK' un "...gerideki çocuklar genç kitle tabi kafaları tam değil karışık marışım ama tamamıyla şey Atatürk matatürk falan filan yani hoşuma gitti hoşuma gitti demek ki öteki üniversiteler daha iyidir" dediği, İ YILDIZ' ın "...Üniversite yönetimleri farklı öğrenciler farklı öyle bakmak lazım" dediği ve bir süre daha günlük konuşmalar yaptıkları tespit edilmiştir.

Şüpheli Kemal Yalçm ALEMDAROĞLU'nun görüşmeleri;

01.01.2008 günü saat:14.27'de Kemal ALEMDAROĞLU ile X Şahıs arasındaki telefon görüşmesinde özetle;

Görüşmenin başında karşılıklı hal hatır sorduktan sonra K.ALEMDAROGLU'nun "..hiçbir şey iyi gitmiyor benim cephemde" dediği, görüşmenin ilerleyen bölümlerinde X ŞAHSIN "...Hocam laf aramızda bu hata ben onu biliyorum da, bizim Ahmet NeCDet SEZER'i seçmekle olmuş bu iş" "Yani böyle böyle böyle cumhurbaşkanı olmaz" "Tabi canım sen kendi aşağıda, bizim solu bitirdi hocam. Yani kendi aklınca CHP'cilik yaptı" dediği, görüşmenin ilerleyen bölümlerinde Erdoğan TEZİÇ ile ilgili konuşurken K.ALEMDAROGLU'nun "TEZİÇ göreve geldiğinin ertesi günü bana bir profesör geldi bizim Siyasal Bilgiler Fakültesine" "Diyor ki, hocam dedi çok ilginç dedi, Profesör Ahmet Güner SAYAR var, dürüst tanınan bir adam" "Demiş ki, Biz demiş, Mahmutpaşa mı İskenderpaşa mı, İskenderpaşa ıı... dergâhında birlikte, bilmem kimin Rahle-i Tedrisinden geçtik TEZİÇ'le demiş" "Ahmet NeCDet SEZER, TEZİÇ, bunlar Türkiye'yi bitirdiler. Danıştay'da sizin şeyiniz olabilir mi? "8'inci Daire'de S. Y. diye bir şey var, m..." "Iııı.. A. A. diğerlerini ıı.. S.k Y., yani yürütmeyi ben size daha ilerde şey yaparım" "Listeyi veririm" dediği, X ŞAHSIN "Hayır aralarında şey açısından söylüyorum. Bazı Danıştay üyeleri var da, bizim arkadaşlar, acaba onlardan biri olabilir mi diye şey yaptım" "....Şimdi iki tane var benim Danıştay'da tanıştığım yalan zamanda atanan. Biri T... bu şeyin Kalkınma Bankasının eski Genel Müdürüdür" "Bir de şey, m... Bu son Muğla valisi atandı oraya biliyorsunuz..." dediği,

e-Devlet kurumları içinde yapılanması,

Örgütün devletin birçok kurumunda görevli üst düzey görevli ile irtibat halinde olduğu, aramalar sırasında devlete ait birçok gizli bilgi ve belgenin şüphelilerden ele geçirilmesi, özellikle gizli soruşturma dosyalan ve müfettiş raporları ile Dışıişleri ve İçişleri Bakanlığına ait gizli bir çok belgenin bulunması ERGENEKON terör örgütünün devletin her kademesiyle irtibat kurduğu ve örgütlenme faaliyetlerini sürdürdüğü anlaşılmaktadır. Dosyada mevcut, birçok devlet görevlisiyle Ergenekon terör örgütü mensuplarının yaptıkları görüşmelerin bulunması da konunun hassasiyetini göstermektedir. Bu konuyla ilgili olarak yapılan çalışmalarda elde edilen deliller gereğinin takdir ve ifası için ilgili kurumlarına gönderilmiştir.

3- ERGENEKON TERÖR ÖRGÜTÜNÜN SİVİL YAPILANMASI

Aramalarda ele geçirilen örgütsel dokümanlara göre ERGENEKON terör örgütünün SİVİL YAPILANMASININ 4 ana bölümden oluştuğu anlaşılmıştır.

a-Teori Tasarım ve Planlama Daire Başkanlığı, bu birimde örgütün sivil yapılanmasının temellerini oluşturan LOBİ-ERGENEKON dokümanmdaki prensiplerin uygulanmasını ve kontrolünü sağlamaktadır.

b-Finansman Daire Başkanlığı, bünyesinde bulunduğu ERGENEKON TERÖR ÖRGÜTÜNE gelir temin edilmesi için oluşturulan birimdir. Bu birim dokümanlardaki prensip kararlarına göre örgüte gelir getirici her türlü işin yapılmasını organize etmektedir.

Ayrıca örgüte gelir temin etmek için oluşturulan lobi faaliyetleri çerçevesinde kurulan USİAD ULUSAL SANAYİCİ VE İŞ ADAMALRI DERNEĞİ ne üye olan iş adamlarından örgütün devamı için o tarih itibarıyla 50 milyar TL. paranın alındığı bu paralarla örgütün karanlık işlerinin yürütüldüğü gibi bazı gizli toplantılarında bu iş adamlarının fabrikalarının bahçelerinde yapıldığı şüphelilerin beyanlarından anlaşılmıştır.

c-Sivil Toplum Kuruluşları Yapılanması, ERGENEKON terör örgütünün bünyesinde kurulan sivil toplum örgütleri (Kuvvayı Milliye, Milli Güç Birliği, Vatansever Kuvvetler Güç Birliği ve çeşitli platformlar), ele geçirilen örgütsel içerikli dokümanlarda sivil toplum kuruluşlarının istihbarat amaçlı ve toplumsal eylemlerde baskı ve sindirme amaçlı olarak kullanılacağı açıkça belirtilmiştir.

d-Medya ve İletişim Yapılanması, Ulusal Kanal, Cumhuriyet Gazetesi, Aydınlık Dergisi ve bağlı birleşik kuruluşlar ile diğer medya organları içerisine sızdırılmış örgüt üyeleri vasıtasıyla bu kuruluşları da yönlendirmek ve tek merkezden yönetilmesini sağlamak. Doğu PERİNÇEK'in yazdığı yazıyı birçok medya kuruluşuna gönderip yayınlattırması gibi,

05- Örgütün kendi medya kuruluşlarını oluşturması, diğer medya kuruluşlarını da kontrol altında tutması,

"ERGENEKON" dokümanının "MEDYA" başlığı altında; Medyanın en yararlı reklam aracı olduğu, 20. yüzyılda güçlü istihbarat örgütlerinin medyadan sonuna değin yararlandıkları, 20. yüzyılın son yıllarında ise kendi medya kuruluşlarını devreye sokarak uluslar arası platformda güçlendirdikleri, ERGENEKON'un da medya kuruluşlarını kontrol etme yönündeki faaliyetlerini, kendi medya kuruluşlarını oluşturması ve diğer medya kuruluşlarını kontrol altına alması yöntemiyle yapması gerektiği belirtilmiştir.

El konulan örgütsel dokümanlara bakıldığında ise örgütün bu amacını gerçekleştirebilmek için öncelikle kendisine bağlı medya kuruluşlarını oluşturmayı hedeflediği ve bu çerçevede "ULUSAL MEDYA 2001" "TELEVİZYON ANALİZ YÖNETİM VE GELİŞTİRME PROJESİ" "KANAL 6 ANALİZ YÖNETİM VE GELİŞTİRME PROJESİ" ve "DERGİ ANALİZ PROJE" isimli dokümanları hazırladığı ve bu doğrultuda gerekli çalışmalar yaptığı tespit edilmiştir. Şimdi kısaca bu dokümanların özetlerinden bahsedilecek devamında da örgütün bu yönde yaptığı çalışmalar anlatılacaktır.

ULUSAL MEDYA 2001 İSİMLİ DOKÜMAN

Ulusal Medya 2001 dokömanı Veli KÜÇÜK, Doğu PERİNÇEK, Adnan AKFIRAT, Tuncay GÜNEY ve Ümit OGUZTAN isimli şahıslardan ele geçirilmiş olup, (17) sayfadan oluşmaktadır.

Söz konusu dokümanın yapılan incelemesinde özetle; Bağımsız ulusal medya kuruluşlarının yaratılabilmesi için; yurtta ve yurt dışında faaliyet gösteren Türk iş adamları arasından seçilecek kişilerden "Medya-Finans Konseyi"nin oluşturulması gerektiği, bu konseyde yer alan iş adamlarının devlet kurumlarınca ticari faaliyetlerinin desteklenmesi gerektiği, ticari şirketlerinin ilan ve reklamlarının ücretsiz olarak yayınlanması gerektiği belirtilmiştir.

Bu çerçevede öncelikle Cumhuriyet Gazetesinin ele geçirilerek ulusal medya oluşumunun merkez üssü olmasının kararlaştırıldığı, bunun yanı sıra PERİNÇEK grubuna ait ULUSAL TV'nin ise görsel yayın kanadını oluşturabileceği, ancak bu televizyon bünyesinde bir ameliyat gerektiği, yine de ULUSAL TV'nin Cumhuriyet Gazetesi ile elde edilecek başarıya gölge düşürebileceği, bu nedenle Cumhuriyet Gazetesi ile Kanal 6 televizyonunun evlilik yapmasının daha akılcı olduğu belirtilmiştir.

Ayrıca "Cumhuriyet Gazetesinin Reorganizasyonu" başlığı altında; gazetenin yönetimine saplantıları olmayan, değişik koşullara uyum sağlayabilme ve öngörü yeteneğine sahip, gerçek bir gazetesi portesinin iş başına getirilmesi gerektiği, gazetenin haber merkezinde görev yapan redaktör yazı işleri görevlileri ve köşe yazarlarının tümüyle değiştirilmesi gerektiği, bu kadro değişikliğinin ardından yayın politikasının yeniden belirlenmesi gerektiği belirtilmiştir.

"Cumhuriyet Gazetesi Reorganizasyon Çalışması" başlığı altında ise; Cumhuriyet Gazetesinin ele geçirilmesiyle ilgili Gürbüz ÇAPAN'la yapılan görüşmenin aynen yazıldığı, Gürbüz ÇAPAN'm Cumhuriyet Gazetesinin "Ulusal Medyanın Merkez Üssü" olarak seçilmesini kabul ettiği ve hisselerini parasız olarak devir ettiği, yapılan çalışma sonucunda gazetenin %10'unun İlhan SELÇUK'a ait olduğu, %10'unun halka açılım hissesi olduğu, %80 yada %90 hissenin en az %51'inin örgütün aidiyetine geçmesinin kararlaştırıldığı belirtilmiştir.

Ayrıca PERİNÇEK grubu tarafından kurulan Ulusal TV'nin gerçekte gizli tutulan kuruluş amacının, PKK'nın yayın organı Medya TV (MEDTV)'ye alternatif bir televizyon yayıncılığının Avrupa, Ortadoğu ve Avrasya coğrafyasına hakim olabilmesi olduğu belirtilmiştir.

KANAL 6 - ANALİZ YÖNETİM VE GELİŞTİRME PROJESİ İSİMLİ DOKÜMAN

Söz konusu doküman Veli KÜÇÜK'ten ele geçirilmiş olup, (34) sayfadan oluşmaktadır. Dokümanın yapılan incelemesinde özetle; Bu çalışmanın amacmm Türkiye'de ulusal yayın yapmakta olan Kanal 6 televizyonunun reorganizasyonuna katkıda bulunmak olduğu, bu amaç doğrultusunda Kanal 6 televizyonunda personel görevlendirildiği ve televizyonla ilgili ayrıntılı bilgiler elde edildiği belirtilmiştir.

Ayrıca dünyada ve Avrupa Birliğinde yayıncılık hakkında bilgiler verildiği ve yayın politikalarından bahsedildiği, bu çerçevede İngiltere, Kanada, Japonya gibi ülkelerdeki yayınlar, hakkında açıklamalar yapıldığı görülmüştür.

Ayrıca Kanal 6 televizyonunun yönetim, organizasyon ve personel yapısının irdelendiği, sorunların maddeler halinde tanımlandığı ve bu sorunlara çözüm önerileri getirildiği, sonuç olarak da Kanal 6 televizyonunda gerekli reorganizasyonun yapılarak örgüte kazandırılmasının yararlı olacağı belirtilmiştir.

TELEVİZYON - ANALİZ YÖNETİM VE GELİŞTİRME PROJESİ İSİMLİ DOKÜMAN

Söz konusu doküman Veli KÜÇÜK ve Ümit OGUZTAN isimli şahıslardan ele geçirilmiş olup, (39) sayfadan oluşmaktadır. Dokümanın yapılan incelemesinde özetle; Temmuz 2000 tarihli "TELEVİZYON ANALİZ" çalışmasının Kanal 6 televizyonunun ele alınarak hazırlandığı, hedefinin ise Doğu PERİNÇEK grubuna ait Ulusal TV kanalının olduğu,

Ayrıca kurulacak olan özel televizyon kanalının kuruluş ve faaliyet aşamalarında karşılaşılabilecek sorunlardan bahsedildiği ve bu sorunlarla ilgili çözüm önerilerinin sunulduğu, daha kaliteli yayın yapılabilmesi için haber ve eğlence programlarında aranılan kalite standartlarının belirlendiği, bunların yanı sıra teknik kalite ve Rating problemlerinden bahsedildiği,

Sonuç olarak da yayın hayatına yeni atılan Ulusal TV'nm yeniden yapılandırılması gerektiği, Ulusal TV ve Cumhuriyet Gazetesinin bir anonim şirket çatısı altında birleştirilmesinin hedeflenen başarıya ulaşılmasını sağlayacağı ve mevcut medya kuruluşları ile rekabet olanağı sağlayacağı belirtilmiştir.

DERGİ ANALİZ & PROJE İSİMLİ DOKÜMAN

Söz konusu doküman Adnan AKFIRAT ve Ümit OĞUZTAN isimli şahıslardan ele geçirilmiş olup, (18) sayfadan oluşmaktadır. Dokümanın yapılan incelemesinde özetle; Bu çalışmanın amacının Haftalık-Siyasi-Aktüel-Kültürel-Haber içerikli derginin projelendirme yapılanma ve ulusal ölçekte etkin yayın yapabilmesini sağlayan temel unsur ve yöntemlerin tespit ve işaret edilmesi olduğu belirtilmiştir.

Haftalık haber dergisi türünün ilk olarak 3 Mart 1923'te Amerika'da "TIME" dergisinin yaymlanmasıyla başladığı, ülkemizde ise 1950'li yıllarda "AKİS" "DEVİR" ve "KİM" gibi isimlerle yayınlanmaya başladığının belirtildiği ve ülkemizde yayınlanan haftalık dergilerden bahsedildiği,

Yayınlanacak olan dergininin ilk bir yılının kendisini kamuoyuna kabul ettirmekle geçeceği, bu sürecin çok önemli olduğu, hiçbir konuda aksaklığa izin verilmemesi gerektiği, zamanında mutlaka bayilere ulaşması gerektiği belirtilmiştir.

Ayrıca derginin yayma geçebilmesi için gerekli unsurlann ve derginin tüm departmanlarının ve departman personelinin unvanlarının ayrı ayrı belirtildiği,

Ayrıca teknik donanımların zemini, kağıt ve baskı kalitesinin öneminden bahsedildiği, sonuç olarak hazırlanan bu analiz ve proje çalışmasında bir derginin yaymlanabilmesi için en temel ve en önemli unsurlann ele alındığı, yayınlanması düşünülen derginin burada ifade edilen hususlar dikkate alınarak yayınlandığı takdirde başansızlık riskinin tamamen ortadan kalkacağı belirtilmiştir.

Son olarak da "Yayıncılık beyaz kağıdın boyanarak satılması, bir başka anlatımla en büyük oyunlardan yalnızca birisidir." "Saygılanmızla" yazdığı görülmüştür.

Yapılan soruşturma sonucunda bugün gelinen noktada, örgütün Cumhuriyet Gazetesi, Aydınlık Dergisi ve Ulusal KANAL üzerinde gerekli reorganizasyon çalışmasını yaparak, örgütün amaç ve hedefleri doğrultusunda kullanmaya başladığı, diğer taraftan bunlarla da yetinmeyip örgüt üyelerinden Hayrettin ERTEKİN'in kontrolünde olan BUSİNESS CANEL'i da kontrol altına aldıklan, Akşam Gazetesinde köşe yazarlığı yapan Güler KÖMÜRCÜ aracılığı ile Akşam Gazetesinde de gerekli propagandalannı yaptıklan, Güler KÖMÜRCÜ'nün telefon görüşmelerinde Veli KÜÇÜK'ün talimatlanyla hareket ettiğinin açıkça anlaşıldığı,

Aynca örgüt üyelerinden İsmail YILDIZ www.sesar.com.tr isimli internet sitesini kurduğu, Halil Behiç GÜRCİHAN'm www.acikistihbarat.com isimli internet sitesini kurduğu, Erkut ERSOY'un www.ozelburo.com isimli internet sitesini kurduğu, Bekir ÖZTÜRK'ün www.kuwaimilliye.net isimli internet sitesini kurduğu, Vedat YENERER'in www.internetajans.com ve www.medyarazi.com isimli iternet sitelerini kurduğu ve aynı zamanda Yeni Çağ gazetesine köşe yazarlığı yaptığı,

Hayrettin ERTEKİN'in Enternet Grup Strateji başkanlığı yaptığı, Sedat PEKER'in www.ozturkler.com.tr internet sitesini Kurdu'ğu tespit edilmiştir.

Bundan sonraki bölümde örgütün medya kuruluşlarını oluşturma ve kontrol altına alması ile ilgili genel deliller anlatılacak sonrada örgüte ait yada örgütün kontrolünde olan gazete, dergi ve televizyonların örgütün amaçları doğrultusunda nasıl kullanıldığı tek tek anlatılacaktır.

CUMHURİYET GAZETESİNİN ELE GEÇİRİLMESİ VE REORGANİZASYON YAPILMASI

Yukarıda belirtilen örgüt dokümanlarında, Cumhuriyet Gazetesinin ele geçirilerek ulusal medya oluşumunun merkez üssü olmasının kararlaştırıldığı ve bu nedenle Cumhuriyet Gazetesinde reorganizasyon yapılması gerektiği,

Cumhuriyet gazetesinin ele geçirilmesi ve reorganizasyonu çalışması ile ilgili Gürbüz ÇAPAN ile görüşme yapıldığı, Cumhuriyet Gazetesinin "Ulusal medyanın merkez üssü" olarak seçildiği yazılmıştır.

Cumhuriyet gazetesinin ele geçirilmesi ile ilgili 2001 yılında yakalanan Tuncay GÜNEY anlatımlarında; Basında kuvvetli bir şekilde yer alabilmek için Cumhuriyet gazetesinin alınmasını düşündüklerini, Özdemir SABANCI suikastı sonrasında Veli KÜÇÜK'ün Şevket SABANCI'ya olaylar hakkında bilgi vermesi nedeniyle bir güven oluştuğunu, bu nedenle Cumhuriyet Gazetesininin Gürbüz ÇAPAN'm elinden alınması için, Şevket SABANCI'nın Mete AKYOL aracılığı ile Veli KÜÇÜK'e teklif yaptığını, Sabancıların bu iş için 5 milyon dolar vereceklerini söylediklerini,

Veli paşanın Cumhuriyeti almak için Gürbüz ÇAPAN ile görüşmesi talimatı verdiğini ve "yukarının emri var dersiniz" dediğini, bunun üzerine Doğu PERINÇEK'e giderek "Hüseyin KIVRIKOĞLU'nun emri olduğunu, Veli paşanın böyle söylediğini" anlatarak Gürbüz ÇAPAN'la bu konuyu görüşmesini söylediğini, gazetenin alınması için Ulusal Sanayiciler İş Adamları Derneği başkanı Kemal ÖZDEN isimli şahıstan 3 Milyon Dollar para alınmasını görüştüklerini, konulann Gürbüz ÇAPAN ve Kemal ÖZDEN ile görüşüldüğünü,

Başkanlığını Kemal ÖZDEN'in yaptığı Ulusal Saniyiciler İş Adamları Derneğinin çırağan sarayında, kapalı kapılar ardında bir toplantı yaptığını, bu toplantıya 10 kişilik elit iş adamının katıldığını, toplantıda Veli paşa'mn "arkadaşlar grup örgütlenmesine gitmeliyiz, yani iş adamları örgütlenmesine gitmeliyiz" diyerek LOBİ'nin özetini anlattığını, bu lobi içinde "bir gazete bir tanede televizyon lazım" dediğini, televizyonu organize edebileceklerini, çünkü Doğu PERİNÇEK'in elindeki televizyonu alacaklarını ve normal televizyon hattına çevireceklerini, ancak bir gazeteye de ihtiyaç olduğunu anlattığını, bunun üzerine Kemal ÖZDEN "Cumhuriyet'i düşünüyoruz" dediğini, öbür iş adamlarının da bunu desteklediğini, Veli paşanın "mutlaka basın olmalı basma girmeliyiz güçlenmek için basın olmalı en büyük eksiklik şimdi basın" dediğini,

Bu gurup için Cumhuriyet Gazetesinin alınmasının çok önemli olduğunu, çünkü Cumhuriyet Gazetesinin kaynaklan ve ilişkileri bakımından çok iyi olduğunu, bu ilişkinin "Cumhuriyet demek derin devlet demek, İttihat Terakki çiler demek, Alman devletinden para almak demek" şeklinde özetlenebileceğini,

Konuyla ilgili ENKA tesislerinde general Veli KÜÇÜK, Gürbüz ÇAPAN, Ferit İLSEVER, Kemal ÖZDEN ve Gürbüz ÇAPAN'ın Esenyurtta bloklarını yapan Müteahhit Ümit ÜLGEN in birlikte yemek yediklerini ve hisseler konusunda görüşüldüğünü beyan etmiştir.

Ele geçirilen bu örgüt dokümanları ve Tuncay Güney'in iddiaları Veli KUÇUK'e sorulduğunda, USİAD Başkanı Kemal ÖZDEN ile yakınlığının olduğunu, Kemal ÖZDEN'in Cumhuriyet Gazetesini almak için faaliyetlerde bulunduğu, ancak maddi imkanları yeterli olmadığı için alamadığını, kendisinin bu konuda sadece bilgisinin olduğunu,

Gürbüz ÇAPAN'ı tanıdığını, fakat 20 yıldır görüşmediğini, Ferit İLSEVER'i tanıdığını, Aydınlık dergisinde çalıştığını, bu şahsı da 10 yıldır görmediğini, Kemal ÖZDEN ve diğer şahıslarla birlikte ENKA tesislerinde yemek yediğini, kendisini Kemal ÖZDEN'in davet ettiğini, bu yemekte Kemal ÖZDEN'in Cumhuriyet gazetesi ile ilgili diğer şahıslarla görüşme yaptığını, fakat olumlu netice alamadığını beyan etmiştir.

Ele geçirilen bu örgüt dokümanları ve Tuncay Güney'in iddiaları Ferit İLSEVER'e sorulduğunda, Kendisinin şu anda Ulusal Kanal Genel yayın yönetmeni olduğunu, uzun yıllardır gazetecilik yaptığını, Çırağan sarayında yapıldığı söylenen toplantıya katılmadığını, fakat Akatlar'da yapılan Gürbüz ÇAPAN, Veli KÜÇÜK ve Kemal ÖZDEN'in katıldığı bir akşam yemeğine USİAD başkanı Kemal ÖZDEN'in daveti ile katıldığını, Veli KÜÇÜK ile bu toplantı dışında başka bir görüşmesi olmadığını, toplantının konusunun o dönemde zor durumda bulunan Cumhuriyet gazetesine destek olmak amaçlı olduğunu beyan etmiştir.

Ele geçirilen bu örgüt dokümanları ve Tuncay Güney'in iddiaları ilhan SELÇUK'a sorulduğunda, Uzun yıllardır gazetecilik yaptığını, 1962 yılında Cumhuriyet Gazetesinde yazar olarak geçtiğini ve halen bu gazetede görev yaptığını, 2001 yılı Kasım ayından bu yana da gazetenin imtiyaz sahibi ve baş yazarı olduğunu,

Cumhuriyet Gazetesinin asli sahibinin Cumhuriyet Vakfı olduğunu, Cumhuriyet Vakfının iştiraki olan birden çok şirket olduğunu, Gazeteye finansman temin etmek amacıyla Vakıf bünyesinde Yeni gün Holding A.Ş. isimli şirketin de bu şirketlerden birisi olduğunu, bu şirketin hissedarları; Turgay CİNER'den, Mehmet Emin KARAMEHMET'e, Aydın DOĞAN'dan İnan KIRAÇ'a kadar yaklaşık 185 kişi olduğunu, ancak bu şirketin söz ve yetki sahibi imtiyazlı ortağı Cumhuriyet Vakfı olduğunu, Gürbüz ÇAPAN'ı Belediye başkanı olduğu dönemde tanıdığını, kendisiyle belediye başkanlığı döneminde dostluk ilişkisi olduğunu, hatta kendisinin az önce bahsettiği Yenigün holding a.ş nin hissedarlanndan olduğunu, Cumhuriyet Gazetesinin satılmasının mümkün olmadığını, Enka tesislerinde toplantıya katılan kişilerin de gazeteyi satma yetkilerinin olmadığını, sadece Gürbüz ÇAPAN'm kendi hisselerini devretmeye çalışmış olabileceğini beyan etmiştir.

Ele geçirilen bu örgüt dokümanları ve Tuncay Güney'in iddiaları Doğu PERİNÇEK'e sorulduğunda, Tuncay GÜNEY'in 2000 yılı öncesi yaklaşık 1 yıl boyunca Ulusal Kanal ve Aydınlık dergisine gidip geldiğini, birkaç kez merdivenlerde bu şahısla karşılaştığını, o dönemde kendi yönetiminde Strateji adı altında bir dergi çıkarttığını, Tuncay GÜNEY'in 2000 yılında Veli KÜÇÜK emekli olurken veya olduktan sonra İstanbul'da CİA görevlileri tarafından ele geçirildiğini ve kendisini 10 yıl ABD de oturma olanağı sağlandığınım, ABD vizesi verildiğini öğrendiğini, o tarihte araba dolandırıcılığı nedeniyle istanbul Organize Suçlar Müdürlüğünde sorguya çekildiğini, ancak Emniyete İstihbarat Şubesince getirildiğini, 2001 yılı Nisan ayı içersinde Aydınlık dergisinde Tuncay GÜNEY'in sorgusu ile ilgili iki önemli yazı yayınlandığını ve o yıllarda Tuncay GÜNEY'in düzmece ifadelerine dayanılarak Türk ordusuna karşı bir tertip yürütülmek istendiğinin belirtildiğini, Tuncay GÜNEY hakkında yürütülen soruşturmada suç bulunmadığını, bu nedenle DGM Başsavcısının talimatıyla dosyanın kapatıldığını ve el konan belgelerin iade edildiğini, bu durumu da o zamanın Organize Suçlar Şubesi Müdürü Adil Serdar SAÇAN'ın Hürriyet gazetesine açıkladığını,

Cumhuriyet gazetesini değer verdikleri sayın İlhan SELÇUK'un yönettiğini, aramızda organik bir bağ olmadığını, Cumhuriyet ile Ulusal Kanal arasında Reklam takas anlaşması olduğunu, 1998 yılında sayın İlhan SELÇUK, o zaman Esenyurt Belediye başkanı olan sayın Gürbüz ÇAPAN, Sayın Ferit İLSE VER ve kendisinin birlikte İstanbul'da Armada otelinde yemek yediklerini, yemekte ortak bir televizyon yapmayı görüştüklerini, Ulusal Kanal'm elindeki frekans ve yayın lisansını koyacağını, İlhan SELÇUK ve Gürbüz ÇAPAN'm da çevrelerinden sermaye bulacaklarını ve ortak bir televizyon kurulacağını, fakat bunu başaramadıklarını,

Cumhuriyet Gazetesinin alınması ile ilgili Enka tesislerinde yapılan toplantı sorulduğunda ise, Ferit ILSEVER'in kendisine o zaman Kemal OZDEN'in davetiyle birlikte yemek yediklerini anlattığını, hatta bir sürpriz olarak toplantıya general Veli KÜÇÜK'ünde geldiğini söylediğini, bBu görüşmede Kemal OZDEN'in Cumhuriyet gazetesine yönelik bir takım mali baskılar olduğunu, bu gazeteye ortak bulmak için çalıştıklarını, hatta 100 kadar ortak bulduklarım söylediğini anlattığını, kendisi de Cumhuriyet gazetesini desteklediğini, olay bundan ibaret olduğunu, bunun ötesinde bir şey olsa mutlaka kendisinin bilgisinin olacağını, çünkü Ferit İLSEVER'in çok yakın arkadaşı olduğunu beyan etmiştir.

DEĞERLENDİRME

Cumhuriyet gazetesinin ele geçirilmesi ve reorganizasyon yapılması ile ilgili ele geçirilen dokümanlar, şüpheli ifadeleri ve gazetenin bugünkü durumu ele alındığında örgütün bu amacını gerçekleştirdiği ve amaçları doğrultusunda kullandığı anlaşılmaktadır.

Çünkü 2001 yılma kadar sadece köşe yazarlı yapan ve örgüt yöneticisi olduğu anlaşılan İlhan SELÇUK, reorganizasyon çalışmalarının yapıldığı yıllar olan 2001 yılında gazetenin başyazarı ve İmtiyaz Sahibi olduğu,

Diğer taraftan yukarıda özetleri belirtilen tüm şüpheli ifadelerinden gazetenin ele geçirilmesi ve reorganize edilmesi için ENKA tesislerindeki yapılan toplantının tamamen doğru olduğunun anlaşıldığı, toplantıya katılan örgüt üyelerinden Ferit İLSEVER'in bugün Doğu PERİNÇEK ile birlikte başka bir yayın kurulunda çalıştığı,

Öte yandan Doğu PERİNÇEK'in ifadesinde, 1998 yılında İlhan SELÇUK, Gürbüz ÇAPAN, Ferit İLSEVER ile birlikte İstanbul'da Armada otelinde yaptıkları toplantıda ortak bir televizyon yapmayı görüştüklerini, beyan etmesinin de örgütün kendi medya kuruluşlarını oluşturma çalışmalarını ortaya koyduğu,

Diğer taraftan Cumhuriyet Gazetesinin ele geçirilmesi ve reorganize edilmesi çalışmalarında isimleri geçen şüpheliler Veli KÜÇÜK, Ferit İLSEVER ve Doğu PERİNÇEK'in soruşturma kapsamında tutuklandıkları, halen Cumhuriyet Gazetesinde başyazarlık yapan İlhan SELÇUK'un da soruşturma kapsamında yakalanıp tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldığı,

Dolayısıyla eldeki tüm delillerin örgütün bu amacını gerçekleştirdiği ve Cumhuriyet Gazetesini reorganizasyon yaparak örgütün amaç ve hedefleri doğrultusunda kullandığı anlaşılmaktadır.

CUMHURİYET GAZETESİNİN YAYIN POLİTİKASI

ERGENEKON TERÖR ÖRGÜTÜ hemen hemen her ortamda ve platformda vatanın elden gittiğini, ülkenin Kurtuluş savaşı yıllarından daha kötü bir durumda olduğunu, binan evvel kurtarılması gerektiğini, bunun içinde Kurtuluş savaşı yıllarında oluşturulan Kuvayı Milliye yapılanmaları gibi oluşumların kurulması gerektiğini vurgulayarak Kuvayı Milliye Derneklerini kurmuşlar ve tamamen ülkede kaos oluşturmak, iç savaş çıkartmak ve anarşi meydana getirmek için faaliyetlerde bulundukları görülmüştür.

Cumhuriyet gazetesinin yayınlarına bakıldığında da 2007 yılı içersinde tamamen Anayasada belirlenen ilkelerle yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimleri arefesinde aynen ERGENEKON TERÖR ÖRGÜTÜ'nün az önce belirtilen mantalitesi içersinde hareket ederek ülkemizin 100 yıl geriye gideceği, karanlıklara gömüleceği şeklinde ortaya attığı reklam fılimleri ile örgütün amaç ve hedefleri doğrultusunda yayın yaptığını açıkça gösterdiği anlaşılmaktadır.

Medyanın ele geçirilmesi ve kontrolü ile ilgili Tuncay GÜNEY beyanlarında; Akşam gazetesi sahibi Mehmet Ali ILICAK'm Veli KÜÇÜK'ün kontrolünde olduğunu, gazeteye geçtikten sonra Veli paşayla oturup, gazeteden kimlerin tasfiye edileceğini konuştuklarını ve bazı kişileri tasfiye ederek gazetenin kontrolünü ellerine aldıklarını, Aslan BULUT, Alev ÇUKURKAVAKLI gibi bazı gazetecilerden ekip kurduklarını, gazetede çıkacak birçok haberde Veli KÜÇÜK'ün onayının alındığını,

Akşam gazetesinde çalıştığı dönem içersinde, kendileriyle ilgili diğer gazetelerde haberlerin çıkması üzerine, Veli KÜÇÜK ile bir toplantı yaptıklarını, Veli KÜÇÜK'ün "Doğu PERİNÇEK le ilişki kuralım Adnan AKFIRAT - Ferit İLSEVER le falan bu arkadaşlara kaynaklar çok akıyor bunlardan yönlendirirsek daha iyi olur" dediğini, bunun üzerine Doğu PERİNÇEK'le irtibat kurduğunu, Ferit İLSEVER, Adnan AKFIRAT ile görüştüğünü, Aydınlık gazetesinden ve diğer yerlerden aldıklan tüm bilgileri yayınlamadan önce Veli KÜÇÜK'e gönderip onaylattığını, Veli Paşa'nm bu şekilde basında örgütlendiğini,

_ Doğu PERİNÇEK ile Veli KÜÇÜK'ün görüşmediklerini, ancak Adnan AKFIRAT Ferit İLSEVER Ankara da Hasan YALÇIN Paris te Özcan isimli şahısların, Akşam gazetesinin mutemet elemanları gibi olduğunu, bu şahısların Doğu PERİNÇEK ile birlikte hareket ettiklerini, Hasan YALÇIN İstihbarat Genel başkan yardımcısı, Ferit İLSEVEN'in Aydınlığın ve Ulusal TV nin genel yayın yönetmeni, Adnan AKFIRAT m partinin... disiplin kurulu üyesi olduğunu, Doğu PERİNÇEK'in, Gülay GÖKTÜRK, Nuri ÇOLAKOĞLU, Faik BULUT, Cengiz ÇANDAR gibi şahıslan gazetecilikte yetiştirdiğini, Tuncay ÖZKAN'ın Doğu PERİNÇEK in adamı olduğunu ve bu şahsı Doğu PERİNÇEK'in yönlendirdiğini,

Veli KÜÇÜK ve ekibinin Doğu PERİNÇEK'i rahatlıkla kullandığını, Doğu PERİNÇEK'in Hukuk profesörü olduğunu, görünenin aksine Doğu PERİNÇEK'in Türkiye nin içindeki Nato örgütünde askerlerin bir numaralı adamı olduğunu, Türkiye deki askerlerin içindeki Amerikancı kesimle beraber hareket ettiğine inandığını, bir dönem Doğu PERİNÇEK'in İsraille anlaştığı şeklinde haberlerin çıktığım, Doğu PERİNÇEK'in Amerikan düşmanı olmadığını, İsraile bölgesel hizmet ettiğine inandığını,

Kendisinin Doğu PERİNÇEK ile halen birlikte olduğunu, ancak hücre yapılanması olduğu için haber kaynaklanm bilemediğini, bu konuda tek yetkilinin Adnan AKFIRAT -Ferit İLSEVER olduğunu, Susurluk olayından sonra, Radikal Gazetesinin Veli KÜÇÜK hakkında "Nerede Faili Meçhul Orda Veli KÜÇÜK" diye manşet attığını bunun üzerine Veli KÜÇÜK'ün

"Doğu PERINÇEK gitsin Aydm DOĞAN ile görüşsün" dediğini, Doğu PERİNÇEK'in Aydın DOĞAN ile bu konuda görüştüğünü, Aydm DOĞAN'ın bundan sonra Milliyet Gazetesinde falan haber yapmamaya gayrete edeceğini, Radikali de damadıyla görüşüp etkileyeceğini" anlatarak "Veli Paşa'ya söyleyin Hürriyet Gazetesi her ne kadar bende görünse de Hürriyet Gazetesi benim değil KOÇ' un dediğini,

Bu gelişmeler üzerine Veli KÜÇÜK'ün, Marmara Denizinde bulunan KOÇ'UN adasını taciz etmeye başladığını, adanın fotoğraflarının çekildiğini, bunu Behiç KILIÇ'm organize ettiğini, bu gelişmeler üzerine Rahmi KOÇ'un, Mesut YILMAZ'm danışmanı vasıtasıyla Veli Paşayla yemek yiyelim diye haber gönderdiğini,

Veli KÜÇÜK'ün Number One TV ve radyosu sahipleri Ömer KARACAN'a destek verdiğini ve bir gazete çıkarma teorilerinin olduğunu, Ali KARACAN'm bir gazete kurması konusu gündeme geldiği, ancak Veli KÜÇÜK'ün daha sonra bu şahsa desteği kestiğini beyan etmiştir. Tuncay GÜNEY Bu dönem içersinde Doğu PERİNÇEK'in Ulusal TV için Avprupadan 500 Milyar para getirdiğini, bu paranın bulunabilmesi için Doğu PERINÇEK, Ferit İLSEVER, Haluk ŞAHİN (ARENA programından) gibi şahısların, Almanya -Fransa gibi ülkelere iki kere tur yaptığını anlatmıştır.

İLETİŞİM TESPİT TUTANAKLARI

Kayıt Sıra No : ...'de kayıtlı, 26.11.2007 günü saat : 13.21'de Güler KÖMÜRCÜ ile Veli KÜÇÜK arasındaki telefon görüşmesinde özetle;

G.KÖMÜRCÜ' nün "İyi canım Ankara İstanbul gidiyorum geliyorum. SÖZLERİNİ TUTUYORUM MERAK ETME. dediğin, bana tembih ettiğin kişilerle görüşmüyorum, DEDİKLERİNİ YAPIYORUM." dediği, V.KÜÇÜK' ün "Yanlış şeyler döner yani. Sen kendini kabul ettirmiş bir yazarsın." dediği, G.KÖMÜRCÜ' nün "...ben orda bişey öğrenemeyeceğimi anladım..." dediği,

24.10.2007 günü saat: 20.13'de Hayrettin ERTEKİN ile Y Şahıs arasındaki telefon görüşmesinde özetle;

H. ERTEKİN'in " komutanım ..." "...televizyon kanalı aldık biz bir tane onunla uğraşıyoruz" "... BUSİNESS KANAL ..." dediği ve Güneydoğudaki terör olaylarından bahsettikleri, Y ŞAHSIN terör olaylarıyla ilgili "Beni... Sükûnete davet ediyorlar lan ne sükûneti yav" "...TOPLUM MU VAR SANKİ BİR YERDE GALEYANA GELECEK YOK İÇ HARP ÇIKARTACAK FALAN" "... Kuzu kuzu herkes seyreyliyor" H. ERTEKİN'in de "...ben yapmam gerekenleri yaptım BAK TELEVİZYON ALDIM TELEVİZYONA İKİ TANE EMEKLİ GENERAL KOYDUM, YALÇIN PAŞAYLA RIZA KÜÇÜKOĞLU'NU YÖNETİME ALDIM dedim ki; gelin çılan ne isterseniz burdan söyleyin ortada yoklar gelmiyorlar yani kayıplar düşünebiliyor musunuz ya daha ne yapayım da ne yapmam gerek Genel Kurmaya haber gönderdim Yalçın paşayla bu kanal sizindir emrinizdedir ne yapmak istiyorsanız buyurun dedim 137 tane çalışan var ne arayan var, ne soran" "Kalesi alıp dağa gideyim diyorsanız onu da yaptık zamanında" " BAŞKA YAPACAK BİR ŞEY YOK BOMBA MOMBA DERSENİZ ONLARI BIRAKTIM O İŞLERİ O İŞLERDEN ŞEY OLDUM daha ne yapayım yani" dediği, bir süre gazetelerde yazılar yazılarla ilgili konuştukları ve Y ŞAHSIN "seni alkışlıyorum, tebrik ediyorum diyerek Onlarda en azından bir şeyin tepkinin ifadesi AMA HAKKATEN BEN ARZU ETTİĞİM TEPKİYİ BULAMIYORUM VE ZAMAN ZAMAN" "12 EYLÜL ÖNCESİ GÜNLERİ ÖZLÜYORUM" dediği, H. ERTEKİN'in "AH O GÜNLER OLACAK Kİ ŞİMDİ VARYA ŞİMDİ" dediği,

  • Kayıt Sıra No: 1715'de kayıtlı, 22.12.2007 günü saat:20.12 sıralarında Hayrettin ERTEKİN ile X ŞAHIS arasındaki telefon görüşmesinde özetle;

X ŞAHSIN "Yaşar BÜYÜKANIT bizi çok yanılttı ya" dediği, H.ERTEKİN' in "ÇOK ÇOK HEPİMİZİ MALESEF, BEN EN BÜYÜK DESTEKÇİSİ BENDİM VE KOMUTANIMIZA SAHİP ÇIKTIK VE GENEL KURMAY BAŞKANI OLMASI İÇİN OLABİLMESİ İÇİN YAPMADIĞIMIZ ŞEY KALMADI AMA MAALESEF ŞUAN YAPILABİLECEK BİŞEY YOK DİYOR VE KENDİSİ BAKALIM BÖYLE DÜMEN SUYUYLA BENİM KALMIŞ TESKEREME 8 AY DİYOR 8 AY SONRA BEN ZATEN YOKUM ..." dediği, X ŞAHSIN "Yav karşılıklı gelemiyoruz da ihtilal Paşam ya" dediği, H.ERTEKİN' in "Abi olmaz şuan şuan konjektür uygun değil AMA BİRŞEY OLABİLİR MUHTIRA TARZI BİŞEY OLABİLİR yani oda Genel Kurmay kaynaklı değil söyleyim size hani vardı ya bizim eski malum resmi giden arkadaşlar vardı bizim ... Grup o grubun yaptığı gibi bir çalışma var öyle hissediyorum" dediği, X ŞAHSIN "Kim Grup?" dediği, H.ERTEKİN' in "Aytaç Grubu vardı ya abi" "Aytaç Grubu işte o grup gibi bi grup çalışması var diye hissediyorum ..."dediği, X ŞAHSIN "...çok da önemli değil ya BU TELEVİZYONU NE YAPACA..." dediği, H.ERTEKİN' in "Duruyor abi öyle bekliyoruz ...bakalım İŞTE PSİKOLOJİK HAREKATTA BİŞEYLER YAPALIM DİYE ALDIK AMA BİŞEY YAPAMADIK öyle kaldı..." X ŞAHSIN "...yani peki şeyi nasıl ödüyorsunuz Dijitürk kablo" dediği, H.ERTEKİN' in "ABİ... O O BİZİM PARAMIZ VAR ÖYLE Bİ ÖRTÜLÜ PARAMIZ VAR" "ONLARI ÖDÜYORUZ abi onlar problem değil bizim yani para problemimiz yok..."dediği, BİR SÜRE BUSİNESS TV kanalı hakkında görüştükten sonra H.ERTEKİN' in "...biz yanlışı nerde yaptık biliyor musun bizim Yalçın'la Rıza Paşayı falan Ali BARANSELİ falan almakla yaptık" dediği, X ŞAHSIN "Ben sana ne söyledim olmaz Asker kafasıyla televizyonculuk yayıncılık olmaz" "Şimdi bak KanalTürk Kanal KanalTürk gibi yapılacaksa" dediği, H.ERTEKİN' in "Hayır hayır öyle yapmayacaz öyle yapmıyoruz zaten biz kesinlikle öyle yapmıyoruz biz şahıslarla şahısların konuşmalarıyla şahıslan çağırıyoruz yani kim o gün gündeme gelmesi gerek o şahsı getirip konuşturuyoruz..." "...şuan vallahi düşünmüyorum şuan çünkü konjektür uygun değil ELİMİZDE BAKIN ANAYASA MAHKEMESİ GİTMİŞ YÖK gitmiş heryer teslim olmuş bende bu televizyonu teslim etmeyecem" dediği,

  • Kayıt Sıra No :3818'de kayıtlı, 03.03.2008 günü saat: 23.07'de Doğu PERİNÇEK ile Feri İLSEVER arasındaki telefon görüşmesinde özetle;

Ferit İLSEVER'in "Basına biz burda başlıyoruz girişiyoruz şeyi Ergenekon dosyasını. Şimdi ben Nusret le konuştum abi bizim bu şey Ramazan Akyürek in ifadesini alan meclis şeyi. Hiçbir şekilde ikna olmamış vaziyette meclisteki millet vekili özellikle CHP Millet Vekilleri. Olayı biliyorlar anlıyorlar onlann ne olduğunu yani. Biz onlardan başlayarak bu dosyayı götürelim de bütün CHP, DSP falan hatta bir kısım MHP esaslı bir tur yapalım abi bunları harekete geçirelim meclisteki şeyleri. Bu rezalete karşı. Konuştum Nusret le tamam onlarda şey yapacağız yarından itibaren girişiriz diyorlar" "... Çıkarttilar gene bu adamı" dediği, Doğu PERİNÇEK'in "O rezalet o düşman tarafı darbe marbe 3 milyon insanı öldürteceklerdi. Çıkartı onun canım okuyalım abi yalancı eşşeoğlu eşşek bu PKK yi MİT kurdu daki kilit adam. Biz onu öyle yapalım PKK nın kuruluşunda ki aktörlerden PKK yi kurduran aktörlerden diye kapak yapalım" dediği,

05.03.2008 günü saat : 21.47'de Doğu PERİNÇEK ile Teoman..? isimli şahıs arasındaki telefon görüşmesinde özetle;

Doğu PERİNÇEK'in Ulusal Kanal'da görevli Teoman isimli şahsa "Şimdi bu bizim hani CIA Ajanı Tuncay ile ilgili bir kapağımız olmuştu ya. O kapak yazısını bana E Postalar mısın" dediği, 14.03.2008 günü saat: 13.37'de Serhan BOLLUK ile Doğu PERİNÇEK arasındaki telefon görüşmesinde özetle;

Ferit İLSEVER'in "Merhaba Gürbüz, Ferit ben Ferit İLSEVER" "Ne yaptın abi yaptm mı açıklama?" diye sorduğu, Gürbüz ÇAPAN'ın "...Ya açıklama yapıp ne yapıcam ki, bana ne yaptırmak istiyorsun onu da bilmiyorum yani." dediği, Ferit İLSEVER'in "Lütfen bak buna açıklama yap düzelt kardeşim bunları. Şayet sen bunları bak bilinçli yapmıyorsan, -ki bana diyorsun ki hayır yapmıyorum diyorsun. O zaman düzelt bunları ya" dediği, Gürbüz ÇAPAN'ın "... niye bilinçli yapayım, Bu ne biçim tavır yani neyin altında bırakıyorum?" dediği, Ferit İLSEVER'in "Tamam abi bak. sen ne diyorsun o yazıda ya o yazıda diyorsun ki yalan doğru değil diyorsun. Ne diyorsun sen orda? Veli KÜÇÜK'le Ferit İLSEVER, Kemal ÖZDEN, bir araya geldiler, Cumhuriyet Gazetesini satm alacaklardı." Dediği, Gürbüz ÇAPAN'ın "Öyle bir şey demedim ben" dediği, Ferit İLSEVER'in "Kardeşim ya sen Allah aşkına yapma ya. Cumhuriyet Gastesini bana satm aldırdın Veli KÜÇÜK'le beraber gazete kurduruyorsun. Yapma ya. Doğru değil bunlar." Dediği, Gürbüz ÇAPAN'ın "Ya öyle bir şey demedim diyorum sana" dediği,

  • Kayıt Sıra No :1358'de kayıtlı, 11.11.2007 günü saat: 15.58'de Güler KÖMÜRCÜ ile Ahmet Hurşit TOLON arasındaki telefon görüşmesinde özetle;

Güler KÖMÜRCÜ'nün "BENİ EMRETMİŞSİNİZ EFENDİM BUYRUN" dediği, Ahmet Hurşit TOLON'un "Estağfurullah saygılar sunarım nasılsınız" "Şimdi bu şey pek çok konu varda iki şey çok can sıkıcı bir tanesi bugün Tercümanda mutlaka görmüşsünüzdür bu Tercümanın manşetinde parlamento da olanların eşkıya ile olan PKK ile olan bağlantıları" dediği, Güler KÖMÜRCÜ'nün "Ee o şeyde de var efendim Hürriyet de akşamda diğer gazetelerde de var" dediği, A.Hurşit TOLON'un "... o bahsettiğiniz birinci gazeteyi BİZ BÜTÜN 97 KURULUŞU OLARAK PROTESTO ETTİK OKUMUYORUZ" "... ama esas ben sizi niçin aradım biliyor musunuz bu Suudiarabistan" "Kralının gelişi 10 Kasımda tesadüfe bakın yani 10 Kasımı o mu tercih etti biz mi o tarihte davet ettik ve Atatürk'e bir tepki gösterdi bu adam" diyerek Anıtkabiri ziyaret etmemesinden duyduğu rahatsızlığı aktardığı, devamında ".. şimdi ben size bir şey arz edecem BİZİM ANADOLU ULUSAL UYANIŞ VE DAYANIŞMA PLATFORMU" "...biz bunu Tel'in eden bir bildiri yayımladık" "..özellikle iki arkadaşım var benim onlara gönderirsiniz dedim biri sayın Mustafa Balbay" "Diğeri de sizin adınızı verdim" "... 97 kadın kuruluşunun müşterek kanaati olarak bir bildiri yayımladılar sizin emeil ineze postalamalarını söyledim" dediği,

26.11.2007 günü saat : 13.21'de Güler KÖMÜRCÜ ile Veli KÜÇÜK arasındaki telefon görüşmesinde özetle;

Güler'in "İyi canım Ankara İstanbul gidiyorum geliyorum. SÖZLERİNİ TUTUYORUM MERAK ETME. DEDİĞİN BANA TEMBİH ETTİĞİN KİŞİLERLE GÖRÜŞMÜYORUM, DEDİKLERİNİ YAPIYORUM." dediği, Velinin "Yanlış şeyler döner yani. Sen kendini kabul ettirmiş bir yazarsın." dediği, Güler'in "Senin söylediklerin hayır ben o zaman da izah etmiştim sana. O bambaşka bir nedendi. Tamam ben orda bişey öğrenemeyeceğimi anladım sen napıyorsun?" dediği Veli’nin "İyiyim valla boğuşup duruyoruz. Kazakistan'daydım bende." dediği ve kazakistan’da iş almaya çalıştığından ve oradaki devlet görevlileri ile görüştüğünden bahsettikten sonra "Engin Akçakoca var ya. Eski BDDK başkanı." "He Engin benim sevdiğim bi arkadaşımız. Engin'de ilginçtir Kazakistan dünya bankası adına Kazakistan merkez bankasının denetçisi." "Bi oturup yemek yiyecez. Konuşcaz bi Şey yapalım bakalım yani kritik bir ortam." "Azerbaycan'a gidecektim gitmedim. O şeye de kongreye." dediği, Güler'in Barzaniden bahsederek, şahsın ortadan kaybolmasıyla ilgili sorular sorduğu, Veli KÜÇÜK'ün de, Barzaninin miadını doldurduğunu anlattığı ve "Sen bu işi yazıyorsun, devamlı biliyorsun. Geçen ki yazında çok güzeldi. Büyük orta doğu projesi konusunda onları teslim etmek zorundalar." Dediği, Barzaninin yerine başka bir şahsın çıkmasından bahsederek Neçirvan dan bahsettikleri, Güler KÖMÜRCÜ'nün ""Bu hafta beni yemeğe götür." "Necla ablam olsunda. Onun dışında çok aile muhabbeti yapma. Ya biraz beni birileriyle tanıştır." "Öyle birileriyle değil. Türkiye'yi kurtarıcak yani sohbet etcek ne bileyim yani." dediği, Veli'nin "Sorma bu sabah bana bişey geldi." "Şimdi bizim bu istihbaratçılığm kötü bir tarafı Güler biz hep şeytanı teferruatlı ararız." dediği ve görüşmenin ilerleyen bölümlerinde MHP ve AKP arasındaki seçimlerden ve Koray AYDIN'm yolsuzluk suçlamasıyla hakkında açılan davalar hakkında görüştükleri, Görüşmenin son bölümünde Veli KÜÇÜK'ün (muhtemelen telefonda) başka bir şahsa adres tarifi verdikten sonra görüşme yaptığı şahsı Gül er'e "Şey bizim Eski GİMA'nın Genel Müdürü." Diye tanıttıktan sonra görüşmeye devam ettikleri,

06.12.2007 : 10.54'de Güler KÖMÜRCÜ ile Tuncer KILINÇ arasındaki telefon görüşmesinde özetle;

Tuncer KILIÇ'ın "Evet Güler hanım şimdi bu cumhurbaşkanı şeye giderken bir şeyler konuştu biliyorsunuz işte birilerini suçlamak babında mıydı neydi bilemiyorum hani çarşaf marşaf hikayesi2" "YÖK le ilgili" "Şimdi tabi sormak gerekiyor bu servisi yapan efendim cezalandırıldı mı cezalandırılmadı mı YÖk diyor ku tabi YÖKte böyle bir şey olması mümkün değil ondan sonra cumhurbaşkanı ne tedbir almış hukuk devletiysek biz yoksa acaba bu servisi yapan tercih edilsin diye mi yaptı çünkü bunlarm sağlık bakanları da o şekilde geldi şeye göreve bunu kaleme alabilirsiniz gibi geliyor bana" dediği, Güler KÖMÜRCÜ'nün "tabi tabi çok güzel işaretiniz kesinlikle çok haklısınız" dediği, Tuncer KILIÇ'ın "Evet yani acaba tercih sebebi olsun diye mi yaptılar çünkü dediğim gibi bunların sağlık bakanları aynen çarşaflı bir hanımdı geldi efendim sonra çarşafını çıkardı bilmem türbana büründü falan filan" dediği, Güler KÖMÜRCÜ'nün "Sağlık bakanının eşi mi efemdim" dediği, Tuncer KILIÇ'ın "Evet evet yani bunu kendi camialarında hep söylerler yani hanım şey olana kadar bakan olana kadar kara çarşaflıydı YANİ BU ŞEKİLDE BİR ŞEY BENCE SİZ O KALEMİNİZLE GÜZEL SÜSLERSİNİZ" dediği, Güler KÖMÜRCÜ'nün "... doğru efendim ben bunu hemen gündeme getiririm ..." "Yani artık gelinen noktada yeni bir psikolojik hareket başlattılar ve bunu sürekli televizyonlardan bu ... sunuyorlar insanlara" dediği,

25.12.2007 günü saat : 14.24'de Güler KÖMÜRCÜ ile X Bayan/Bekir COŞKUN arasındaki telefon görüşmesinde özetle;

Güler KÖMÜRCÜ'nün "...nice güzel bayramlar nice güzel yıllar diliyorum HER ZAMAN TELEFONUN UÇUNDAYIM NE ZAMAN NE EMREDERSENİZ NE İSTERSENİZ" dediği, Bekir COŞKUN'un Ankaraya geldiğinde uğramasını söylediği ve 4685191 nolu telefon numarasını verdiği, Emin ile birlikte cep telefonu kullanmadıklarını anlattığı, Güler'in de cep telefonunun dinlenme konusundan bahsettiği ve "... sizlerin sayesinde biz hepimiz her zaman iyi olacağız hiç hiç bir şekilde YANİ ESİR DÜŞSEK DE TESLİM OLMAK YOK" ".... bizler çok güçlüyüz ve bu dönemler hepsi tarihte yaşanmış bu devlet de çok güçlü devlet aslında biraz bu mislik(miskin) laiklere uyanış açısından da iyi oluyor onlar fazla biraz aymazlaştılar biraz da onları böyle tetiklemek için iyi oluyor yani ölümü görüyorlar belki biraz ülkelerine sahip çıkarlar yani bir avuçuz öyle değil mi efendim bir avuç kaldık" dediği,

26.12.2007 günü saat : 14.36'de Güler KÖMÜRCÜ ile Yaşar KARAGÖZ arasındaki telefon görüşmesinde özetle;

Yaşar KARAGÖZ'ün "Ben emekli Tümgeneral Yaşar Karagöz efendim" "... PSİKOLOJİK HAREKÂTI SİZ ÜSTLENDİNİZ bunlar hani MGK'yı tarumar ettiler Psikolojik harekâtı da derin devlet zannettikleri için orayı da kaldırıp bütün o uzmanları dağıttılar ortada işte kimse kalmayınca Allaha bin şükür ki sizler üstlendiniz ağzınıza sağlık ne diyeyim yani bunlar da hiç merak etmeyin bunlarda kısa bir zaman sonra inşallah Türkiye Cumhuriyetinin gücünü anlayacaklar Amerikalılar bile anlamaya başladılar ama o içerdeki iş birlikçisi efendim satılık adamlar anlamıyor bizim duygularımızı da ifade ediyorsunuz çok teşekkür ediyorum" "Ben Edip paşanın yardımcısıydım" dediği, Güler KOMURCU'nün "Biliyorum efendim ... konuştuk" dediği, Yaşar KARAGÖZ'ün "... MGK daki bu toplumla ilişkiler başkanlığı yaptım Tunceli güvenlik komutanlığı yaptım yani her olayın içindeyim içinde olmaya da devam ediyorum" "Elimden gelen bir şey olursa çok büyük memnuniyetle" dediği,

24.10.2007 günü saat : 21.02'de Güler KÖMÜRCÜ ile X Şahıs arasındaki telefon görüşmesinde özetle;

Güler KOMURCU'nün "EFENDİM EMREDİNİZ" dediği, X Şahsın "Ne yapıyon Reisim" dediği, Güler KOMURCU'nün "...sevdiğim bir şey söyle bundan sonra ben Leyla Halitim" dediği, X Şahsın "Sana bir iki belge buldum da" "Onu ama elden teslim etmem lazım" dediği, Güler KOMURCU'nün "Ne belgesi Mersinle ilgili mi" dediği, X Şahsın "Yok yok yok Hükümetle ilgili" "MANŞET OLACAK BİR ŞEYLER YA" dediği, Güler KOMURCU'nün "Tamam geleyim Cuma günü geleyim sabah döneyim o zaman akşam döneyim" "Sen maşallah bunu böyle söylersen uçakta bile sorun çıkar biraz sonra memur bey gelir neymiş o belge görelim diye" dediği, X Şahsın "Tamam yani öyle o belgeyi alabilecek babayit memur varsa bizi dinleyen onlara her an ulaştırabilirim" dediği,

11.11.2007 günü saat : 15.58'de Güler KÖMÜRCÜ ile Ahmet Hurşit TOLON arasındaki telefon görüşmesinde özetle;

Güler KOMURCU'nün "BENİ EMRETMİŞSİNİZ EFENDİM BUYRUN" dediği, Ahmet Hurşit TOLON'un "Estağfurullah saygılar sunanm nasılsınız" "Şimdi bu şey pek çok konu varda iki şey çok can sıkıcı bir tanesi bugün Tercümanda mutlaka görmüşsünüzdür bu Tercümanın manşetinde parlamento da olanların eşkıya ile olan PKK ile olan bağlantıları" dediği, Güler KOMURCU'nün "Ee o şeyde de var efendim Hürriyet de akşamda diğer gazetelerde de var" dediği, A.Hurşit TOLON'un "... o bahsettiğiniz birinci gazeteyi BİZ BÜTÜN 97 KURULUŞU OLARAK PROTESTO ETTİK OKUMUYORUZ" "... ama esas ben sizi niçin aradım biliyor musunuz bu Suudiarabistan" "Kralının gelişi 10 Kasımda tesadüfe bakın yani 10 Kasımı o mu tercih etti biz mi o tarihte davet ettik ve Atatürk'e bir tepki gösterdi bu adam" diyerek Anıtkabiri ziyaret etmemesinden duyduğu rahatsızlığı aktardığı, devamında ".. şimdi ben size bir şey arz edecem BİZİM ANADOLU ULUSAL UYANIŞ VE DAYANIŞMA PLATFORMU" "...biz bunu Tel'in eden bir bildiri yayımladık" "..özellikle iki arkadaşım var benim onlara gönderirsiniz dedim biri sayın Mustafa Balbay" "Diğeri de sizin adınızı verdim" "... 97 kadın kuruluşunun müşterek kanaati olarak bir bildiri yayımladılar sizin emeil ineze postalamalarını söyledim" dediği.

  • Kayıt Sıra No:... 03.03.2008 günü saat: 10.55 sıralarında İlhan SELÇUK ile Alev ÇOŞKUN'un yaptıkları telefon görüşmesinde özetle;

İ.SELÇUK' un "...Doğu PERİNÇEK ile Kemal ALEMDAROĞLU geldiler bana" dediği, A.ÇOŞKUN' un "Evet onu onu bilmiyorum da işte Kemal telefon etti bana" "...Balbay ile konuştum dedim ki yarın geliyor saat 14:00 de Haberal ile randevusu var ama öncelikle seninle konuşması lazım..." dediği, İ.SELÇUK' un "Bu Haberal ile Balbay'ın arası iyi değilmiş galiba birileri söyledi" dediği, A.ÇOŞKUN' un "Önemli değil şimdi" dediği, İ.SEÇUK' un "Önemli önemli değil" dediği, A.ÇOŞKUN' un "Balbay koordinasyon sağlayacak.." dediği, İ.SELÇUK' un "Şimdi yol uçak ücretini verelim mi yoksa gerekmez mi Kemal ALEMDAROĞLU" "Yani durumu nedir onun" dediği, A.ÇOŞKUN' un "Onun durumu iyidir ama ben bir çıtlatayım bakayım" dediği, İ.SELÇUK' un "... bu işler senin üstüne vazife" dediği, A.ÇOŞKUN' un "Yani ben zaten aldım o işi Balbay'la da konuştum onları koordine ettiriyorum" dediği,

  • Kayıt Sıra No:... 14.02.2008 günü saat:12.59 sıralarında İlhan SELÇUK İlhan YILDIZ' in yaptıkları telefon görüşmesinde özetle;

İ.SELÇUK' un "Bizi işte bi şeyin basma geçirmek istiyorlar özellikle Kemal Alemdaroğlu çok ısrar etti falan filan.Tabi olacak iş değil ama herkeste bir şeyler istiyor bekliyor falan Dünya senin anlayacağın siyaset miyaset falan şey olduk, neyse Oktay erken gitti. Biz işte orda duman olduk yok medyadır yok bilmem nedir şimdi yani baktığın zaman işte şeyi birleştinelim üzerine şey yapıp. 4 tane TELEVİZYON var bu hikayenin içinde. İşte biri o Ankara daki Türk metalin TV si var" "Avrasya Evet" "B kanal var. Burda da Doğu Perinçek kanalı ile bizim Tuncay Özkan kanalı var. 4 tane kanal işte ne yapılabilir şu bu falan filan bi şeyler. Yani zor bir iş dedik ki ya biz zaten gazeteden çok zor" dediği, İ.YILDIZ' in "Kanalları nasıl birleştiriceksiniz" dediği, İ.SELÇUK' un "Yani ortak bildireler yaymak, bir bütün bu kanal sahipleri arasında bir, efenim birisi Metal in başında birisi işte İŞÇİ partisinin başında Tuncay Özkan işte HALK partisine girdi girecek bir hareketin başında. E öbürü de REKTÖr ANkarada. O da doğru dürüst bir adam işte sen birleştirirsin bunları gibi olmayacak şeyler öneriyorlar bana" "Yav bide şey var bilemiyosun ki yani DOĞU yarın öbür gün ne yapar bilebiliyormusun" dediği, İ.YILDIZ' in "Evet Doğu ya güvenilmez ama" dediği, İ.SELÇUK' un "Öbürleri daha iyi filan. Zaten kendileri geliyorlar şubu. Şeyi pek fazla tanımıyorum ama onuda şey tanıyor Kemal, eski rektör falan öbür rektör falan tanıyorlar. Neyse böyle bir yani senin anlıyıcağm böyle bir gece geçirdik, (gülüyor). Sen ne yaptın" "İyi onun dışında bu Başbakan duman ha" dediği, İ.YILDIZ' m "Başbakan duman abi. Bugün Ertuğrul ÖZKÖK tekrar yanıt yazmış. Sabahtaki çocukta yazıyor. Çıplak kadın fotoğrafları meselesi varya abi" dediği, İ.SELÇUK' un "...Bilemiyoruzki herşey çok karışık. Ama Türkiye bir noktaya sürükleniyor gibi" dediği, İ.YILDIZ' m "Evet. Fehmi Koru bugün yazmış Yeni Şafak ta. Oda şeyi Aydın DOĞAN grubunu eleştiriyor. Ertuğrul ÖZKÖK ün yazıları aynen Cumhuriyet te Hiket ÇETİNKAYA nın yazıları gibi..." "Aydın DOĞAN kendini kurtarır ama ötekiler kurtaramaz. Ertuğrul ve arkadaşları Cumhuriyet e gitsin demiş" dediği, İ.SELÇUK' un "Evet çok güzel. Ne yapalım bu polemiklerden bi şey yapalımmı. İşin içine Cumhuriyet te girdi şimdi" dediği, İ.YILDIZ' m "Doğru olabilir abi. Fakat Akşam grubu Aydın DOĞAN a bayrak açtı. Tayyip in yanında yer aldılar. Tercüman gazetesi inanılmaz. İşte Simavi döneminde böyle değildi. Doğan grubuna geçtikten sonra Hürriyet in yayın politikası böyle oldu. Manşetler acayip. Vakit gazetesi yine öyle" "Abi yarın bi şey anlaşırlar bunlar tam 90 derecede dönerler" "Aydın Doğan mda günahı az değil abi" dediği, İ.SELÇUK' un "Delimisin ya" "Delimisn ya bütün bu ikinci Cumhuriyetçi denen takım nerde palazlandı Aydın Doğan" dediği, İ.YILDIZ' m "Onun için çok kzor bi 30 yıl eğer SOL iktidar olsaydı heralde şimdi bambaşka bi şey olurdu^jğaj^eycim" dediği, İ.SELÇUK' un "Yani 70 bin Okul var 90 bin cami var. Getirdimi Bülent o rakam" dediği, İ.YILDIZ' ın Gelmedi abi bugün yazısını koydum içinde biliyorsunuz getiricek onu çalııyor getiricek" ".. .acaba bu ABD ve Avrupa Tayyip ten vazmı geçiyor" dediği, I.SELÇUK' un "En güzel soru bu tabi yani bütün mesele bizim Liboşlarm bunlardan vazgeçmesi için Avrupa dan esinti gelmesi lazım. Öbürleri içnde, sermaye için de Amerikadan gelmesi lazım" dediği, İ.YILDIZ' m ...Şimdi Amerika BÜYÜK ELÇİSİ DAR BİR YEMEK VERİYORMUŞ ANKARA DAKİ TEMSİLCİLERE. BALBAY ŞİMDİ BÜYÜKELÇİNİN MASASINDA ŞARAP İÇİYOR ABİ. BAKALIM ORADAN NE ÇIKACAK DAR BİR TOPLANTI" dediği, İ.SELÇUK' un "Bu BALBAY gemi azı ya aldı buna bir şey düşünmek lazım. Yok efendim konaklar alıyor otomobiller alıyor, şarap içiyor.." dediği, İ.YILDIZ' m "Şeyinde kira sözleşmesi yapıldı bugün Ankara daki bina tamamdır" dediği, İ.SELÇUK' un "O çok iyi oldu yav" dediği, İ.YILDIZ' m "Bugün aynı anda aynı zamanda zamanlaması ilginç, bizim Amerka muhabiri Elçin Poyrazlar da Amerka başkan yardımcısı Cehenny in bürosuna davet edildi abi. Şimdi kız gitmeden önce konuştuk falan aşağı yukarı Türkiye üzerine sorular soracaklar. Belli oldu işte ordaki islam ne oluyor, türban meselesi nedir gibi sorular var" "Biz ona bazı şeyler gönderdik. Birde şöyle soruyorlarmış abi daha önce bir gazeteci daha gitmiş. ERDOĞAN İN KARŞISINA KİM RAKİP OLABİLİR. Gibi soru tahmin ediyoruz dur bakalım şimdi toplantı akşamüzeri" dediği, İ.SELÇUK' un "Demek ki bi seçenek yaratmaya çalışıyorlar bu demin senin söylediklerimde doğrulayan şey bu" "... Bu Cheneye kini yazabilecekmiyiz" dediği, İ.YILDIZ' m "Abi çıksın bakalım toplantıdan yazılıcakmı yoksa özel bir şey mi onu Elçin ile akşam konuşacağız. BALBAY da bu büyükelçiden edinimler aktarsın, bakalım ne oluyor" dediği, İ.SELÇUK' un "O zaman onları bekleyelim çok önemli çünkü bence çok önemli..."dediği,

19.02.2008 günü saat: 12.36 sıralarında İlhan SELÇUK ile X bayan/BALBAY' m yaptıkları telefon görüşmesinde özetle;

İ.SELÇUK'un "...Bülent YENER ile galiba itişip kakışıyorlar işte orada bir Bülent vardı onun bir şeyi çıktı problemi onu tafsiye edilmesi gerekiyordu ... Bülent YENER biraz kaknemlik mi ediyor" "...Serdar memnun Bülent'ten ne sen memnunsun nede İbrahim memnun ortada böyle bir olay var, Ersini de kışkırtıyor galiba Bülent" dediği, BALBAY'm "....memnunluk memnun değilik duygusunu çok lüks buluyorum eğer orda gerekli ise ve onunla çalışacaksak çalışırız abi..." dediği, İ.SELÇUK' un "...Er..in Akgüç ...bu işleri sen Erol ERKUT, Bülent YENER, Hüseyin GÜLER üçü anlaşamadılar bunun üzerine Erol u efendim vakfa aldık bilmem ne Ersin i öyle istedi Erol ile kim çalıştı Güray ÇAPAN çalıştı yani baktık ki gazeteye yani Günay ÇAPAN gelmiş 2 milyon dolar getiriyor fakat bizim Hüseyin ile Bülent istemiyorlar adamı. Yani anlıyor musun Cumhuriyet in zorluğunu bunun üzerine onlan pasif tarafa aldık ve oraya Erol u oraya koyduk Günay ÇAPAN, Erol ile çalıştı parasını koydu efendim dolar 613 bin lira iken efendim getirdi 2 milyon doları sonra dolar efendim 1 milyar 200 bin iken de 1 milyon dolarını aldı oda karlı çıktı.Şimdi de efendim zeytinleri elinde kalmış onlan satayım diye şimdi olay manzara-i umumiye bu. Şimdi burada Balbay bir Serdar ı bir kere sakinleştirelim ben bu Bülent YENER meselesine falan bi bakayım efendim çünkü sorun çözmek yerine sorun çıkarmak üzerine istiyor galiba" dediği, BALBAY'm "...ÇANKAYA BELEDİYESİ ARTIK ONLAR İLE İLİŞKİMİZ BİZİM böyle HANİ İKİ RESMİ KURUM GİBİ artık DEĞİL YANİ FALAN... DİYELİM Kİ BELEDİYEDEN BÖYLE BİR GELİR GELİYOR BÖYLE BİR KALEM YOK ZATEN GAZETE DE YANİ BÖYLE BİR GELİR KALEMİ YOK SIFIRDAN GELİYOR GAZETEYE AMA BU NASIL GELECEK BUNUN MUHASEBESİNİ ŞÖYLE YAPALIM SİZ ELDEN PARA ALMAYIN BİZİM HESABIMIZA GEÇSİN ŞİMDİ BEN BAŞKAN A BAŞKAN BİZE BUNU YAPIYORSUN AMA BUNU RESMİ KAYDA GEÇİR BİLMEM NE şimdi" dediği, İ.SELÇUK” un Efendim şimdi artık herkes tehlikenin farkına vardı bunu belirten bir sürmanşet bir şey yapabilir miyiz diye dün reklamcılar geldiler bir hayli güldük falan işler fena değil bakalım ne çıkacak ... ERSİN İNDE KAYGISI ŞU DİYOR Kİ GAZETENİN BÜTÜN ŞEYLERİNİ TEMİZLEDİK ÇÜNKÜ BİR SÜRÜ İŞ YAPMIŞTIK BİLİYORSUN İŞTE KARIŞMIŞTI İŞLER O ŞİRKET BU ŞİRKET BÜTÜN BU YAN ŞİRKETLER TASFİYE EDLİDİ..." dediği, BALBAY'm "Ama öyle yapmamız lazım abLyani şeyi odur abi.Şimdi burda da Baykal ile sizin ile konuştuktan sonra" dediği, İ.SELÇUK' un "Tamam Baykal olayı." Dediği, BALBAY' m "Şimdi Baykal olayı siz söylediniz ya aralık buluşmasında Baykal a biraz aç diyelim dediniz bir heyet olsun dediniz sonrasmda Engin abi üzerine aldı onu biz küçük bir grup toplandık işte Sabih KANADOĞLU, Alpaslan hoca, ben işte Yargıdan bir kaç kişi falan şimdi resmen her kafadan ayrı bir ses çıktı yok işte Baykal a gidilip bu denir mi? şu denilir mi bu denmez falan mesala Alpaslan IŞIKLI CHP de siyaset yapmak istiyor gidelim söyleyelim ve bende heyette olayım bende burda siyaset yapacağım diyeyim diyor o zaman sizin söylediğinizin şeyi kaçıyor yani siz genel bir aç diye önermiştiniz ya aralık ayında" dediği, İ.SELÇUK' un "Şimdi Balbay burda geçen gün beni burada Bülent Berkarda eski rektör falan Tonguç Görker bide İstanbul Üniv. eski rektörü Kemal Alemdaroğlu falan geldi orada bana söyledikleri şey efendim sen toparlarsın bu işi bu işin başına geç bilmem ne gibilerinden tabi bu olmaz ben yalnız orda bir aklımıza bir şey geldi işte seninlede konuştuk galiba" "Fakat oda olmadı, şimdi orada da yine çeşitli fikirlerde insanlar bir araya geliyorlar işte Kemal Alemdaroğlu dediğin zaman Doğu Perinçek e yakın öbürünü dediğin zaman berikine yakın Tuncay Özkan tabi onun da televizyonu var Doğu Perinçek inde var efendim diyorlarki işte Kanal B oda bir Üniv. Televizyonu" "Şimdi bir nokta da sen konuyu açarsan biz Cumhuriyet gazeteziyiz efendim bu işlere girmeyiz ama ortada böyle bir realite var ve yani İlhan Selçuk uda beni de başka arkadaşları da bir baskı altmda tutuyorlar Çünkü burada Halk Partisinin kapalılığı dışarıda bir takım hareketlerin oluşmasına yol açıyor. Burada Türkiyenin bu Üniv. kesimi ve bürokrat kesimi durumdan pek memnun değil diye bir açılış yapabilirsin ama bunu yaparsan yaparken her zaman ben Ankara, ben yazarım, ben köşe yazarıyım Cumhuriyet in vakfmdayım bizim böyle bir particilik siyaset yapmamız imkanı yoktur mantığını hep göz önünde tutarak konuşmalısın" "Onu da biliyor geçen gün şey geldi bana SHP Başkanı Murat Karayalçm geldi oda bir şeyler söylüyor diyor ki müthiş Anadolu da bir yakınma var şuralara gittim diyor bu şeyin sonu geliyor diyor AKP nin diyor, ben o kadar iyimser görmedim, ben o kadar iyimser değil mi" dediği, BALBAY' m "Bende öyle, şöyle görüyorum İlhan abi bende iyi bir seçenek gelmeden bu partinin sonu gelmez" dediği, İ.SELÇUK' un "Proplem budur ama bunu nasıl söyleyeceksin bunu Tuncay Özkan mesala bu partiye efendim oda bir liderlik peşinde galiba anladığım" dediği, BALBAY' m "Liderlik peşinde abi Nisan a kadar eğer CHP ye genel sekreter yapmazlarsa kendisi parti kuracakmış" dediği, İ.SELÇUK' un "Yani biz şeyin içindeki Cumhuriyet in içindeki kendi içindeki çözdük Cumhuriyet in içinde ki bütün sorunları kar ediyoruz, satışımız artıyor 100 bine çıkacağız efendim işte medyadan bahset bana sorarsan biliyordur ama Doğan grubunun Cumhuriyet e yanaştığını söyle. Ve bir noktada dinciler tepeleyecekler herkesi Baykal ıda tepeleyecekler o zaman ittifaklara ihtiyacı var. Yani sen bilirsin o işi" dediği,

24.120.2007 günü saat : 14.38'de Sevgi ERENEROL ile Selda ÖZTÜRKKAY arasındaki telefon görüşmesinde özetle;

Selda ÖZTÜRKKAY'm "Merhabalar Ankara Yeniçağ Gazatesinden arıyorum ben Selda Öztürkkay nasılsınız" "Sevgi hanım... Kiliseye bağlı kurulan yardım kuruluşu karitas hakkında bilginiz var mı" dediği Sevgi ERENEROL'un "Karitas... Katolik Vatikana ait bir kuruluştur" "Normalde misyonerliğin bir yan kolu gibi çalışır yani yardım adı altmda misyonerlik faaliyetleri tabi ön plandadır o konuyla ilgili en iyi araştırmayı Ali Rıza BAYZAN bey yapmıştır şeyden girerseniz internetten onun o çalışmasını bulabilirsiniz" dediği,

23.12.2007 günü saat:12.47'de Veli KÜÇÜK ile Vedat..? (YENERER) yaptığı telefon görüşmesinde özetle;

VELİ'nin "Bu sabah bende seni arayım diyordum be, yazını okudum internette" "Güzel çok güzel olmuştu" dediği, VEDAT'm "Ya paşam yazıyoruz da hiç bişey şey yok ki suyla yazıyoruz" dediği, VELİ'nin "Yo yo hayır bi şey yok değil oluyo, gayet güzel oluyo" dediği, VEDAT'm "Bi yararı oluyosa iyi paşam" dediği, VELİ'nin "Oluyo oluyo, oluyo ben bakıyorum, yani yavaş yavaş millet artık uyanmaya başladı ya..." dediği,

  • Kayıt Sıra No:3888'da kayıtlı, 08.02.2008 günü saat:20.20 sıralarında İlhan SELÇUK ile Mehmet' m yaptıkları telefon görüşmesinde özetle;

MEHMET' in "...İlhan olucak gibi değil artık teslim oldum bittim yapıcak bi şey yok. Geçen günde başımdan bi olay geçti bi eksiğimiz oydu oda oldu" "Yav Turhan bir şey söyledi bana,devretmek istiyor şeyleri falan biraz kenara çetilip kendi yalnız yazı yazacak filan gibilerden öyle bir fikrin mi var" dediği, İ.SELÇUK' un "Şimdi Mehmet tabi hayatta iken ve elim ayağım tutarken bu sorumlulukları başkalarına devretmem gerekiyor..." dediği, MEHMET' in "Peki var mı öyle bi kimseler .İlhan" dediği, İ.SELÇUK' un "İşte bu vakıf meselesinde vakfı açmak lazım açtık ta onu. Efendim bir takım adamlar oraya şeyler yaptım getirdim ...Gazete de vakıf yönetim kurulunda bir icra kurulu oluşturdum 3 kişilik. Oraya BALBAY, bizim avukat Akın ATALAY ve İbrahim YILDIZ ı oturttuk. İşte gazetede mümkün olduğu kadar böyle bir örgütlenme yapmak istiyorum" dediği, MEHMET' in "Giricekler tabi birbirlerine. Tabi yaptığın seni çok akıllıca birilerine devretmek ve kontrol etmek onları çok akıllıca bi şey ama var mı öyle adamlar, yapabiliceklermi" dediği, İ.SELÇUK' un "...Yani herkes bu gazete yaşasın diyor ve elinden geleni yapmaya çalışıyor. Mesala bu İnan KIRAÇ var. Koç un şeyi falan" "O nu getirdik Vakıf danışma kurulu başkanı yaptık. Oda yanına iki tane yardımcı aldı, biri Osman BERKMEN,biri Erdoğan TOPRAK..." "Efenim Vakfın yönetim kuruluna Hakan diye bir çocuk aldık. KOÇ şeyinin reklam bilmem nesi falan filan" "İşte Ersin AKGÜÇ Gazeteye işte şeyler yürütücekler" dediği, MEHMET' in "Balbay filan diyosun" dediği, İ.SELÇUK' un "Efendim işte bu KOÇ müthiş ilgi gösteriyor, KOÇ grubu. Onlarda şimdi anladılar anyayı konyayı" dediği, MEHMET'in "Geç kaldılar ama" dediği, İ.SELÇUK' un "CUMHURİYET in ne demek olduğunu. Fakat bu iktidar sermayeyi Dincileştirmek, İslamlaştırmak için alıp yürüyoryani" dediği, MEHMET' in "Hayır yani bu herifleri berheva etmek lazım, Türkiye olduktan sonra neye yarar yani. Ama artık iç savaştan başka bi şeyde temizlemiyicek bu işi öyle görünüyor yani" dediği, İ.SELÇUK' un "İÇ SAVAŞ OLMAZ DA YANİ BİR NOKTA DA EĞER ORTALIK KARIŞIRSA, HEM EKONOMİK HEM SİYASİ OLARAK BELKİ ASKER GELİRSE BİR ŞEY OLABİLİR" dediği, MEHMET' in "ASKER GELEBİLİR Mİ? ARTIK İLHAN" dediği, İ.SELÇUK' un "E MECBUR OLACAK" dediği, MEHMET' in "HAYIR YANİ GELSE BECEREBİLİR Mİ BU ADAMLAR ÇOK ŞEY YAV" dediği, İ.SELÇUK' un "İŞTE ORTALIK BİRBİRİNE GİRDİ Mİ ÇOK ŞEY GİBİ GÖRÜNEN ADAMLAR" dediği, MEHMET' in "Sinerler mi diyorsun" dediği, I.SELÇUK' un "Evet" "Yani bir noktada her şey çok zor. Çünkü Türkiye yi şey yaptılar. Yani bir noktada DİNCİ EGEMENLİK, TARİKATLAR-VE CEMAATLER" "MEDYA YI DA ELE GEÇİRDİLER. APTAL AYDIN DOĞAN la APTAL TURGAY CİNER ve APTAL MEHMET KARAMEHMET birbirleriyle uğraşırken adamlar aldılar ele şimdi. İşte Sabah grubu da bir adama geçti oda Tayyip Erdoğan in adamı falan" "Amerika yaptı Mehmet, Amerika yaptı" dediği, MEHMET' in "Valla İlhan Amerika yaptı..." dediği, İ.SELÇUK' un "E işte sonu kötü oldu işin ATATÜRK CUMHURİYETİ elden gidiyor" dediği, MEHMET'İN "MAALESEF MAALESEF İLHAN... Şimdi ben tabi bi şey bilmiyorum senin kadar sen tabi işin içindesin eskiden beri tutturdukları bir şey var yok Anasaya makemesi yok bilmem ne kanunu yav bunlarla olur mu bu iş İlhan. Yani Anayasa mahkemesi ne yapabilir herifler kanun yapma yetkisini her şeyi değiştirebilirler yani, ne yapılabilir artık. VARMI BİR ÜMİT" dediği, İ.SELÇUK' un "ŞÖYLE OLACAK GALİBA ANAYASA MAHKEMESİ SON OLARAK KENDİSİNİ TASFİYE EDİLMEDEN BU AKP HAKKINDA PARTİNİN KAPATILMASI KARARINI VERİRSE O ZAMAN ORTALIK BÜSBÜTÜN BİRBİRİNE KARIŞIR" "Anayasa mahkemesinin yetkisi var. Ondan sonrada yav şimdi bu moda kanalında deminden beri şeye bakıyorum, efendim Brezilya karnavalı. Yav ne kadar kadınlar şişmanlamış ya. Allah Allah. Ama müthiş bir olay yav" dediği,

  • Kayıt Sıra No:3891'da kayıtlı, 14.02.2008 günü saat:11.40 sıralarında İlhan SELÇUK ile Bülent TANLA'nın yaptıkları telefon görüşmesinde özetle;

İ.SELÇUK' un "Günaydın Bülent" "...şöyle oldu yazı BÜLENT daha detaylı ve yapısallığa daha fazla ilişkin bir yazı yazacak idim..." dediği, B.TANLA' nm "... bunun bu şekilde ortaya koymak iyi başlangıç olmuş" "Tartışma safhasında ortaya çıkacak bu çok daha tepeden bir bakış olmuş" dediği, İ.SELÇUK' un "... birileri diyorlar ki bu Aydın DOĞAN alacağını aldıktan sonra anlaşacak, kimileri de öyle diyorlar ki; Yok bu öyle bir olay ki AYDIN DOĞAN'IN İPİ ÇEKİLMİŞTİR, onu hissettiği için efendim bunu yapıyor falan gibi" dediği, B.TANLA' nm "Tabi, siz çok önemli bir şey vurgulamışsınız bugün yani sermaye el değiştiriyor" "Burda, bence bu çok daha geniş kapsamlı olmuş ve çok daha ses getirebilecek nitelikte diye algıladım ben" "...bu büyük cesarettir yani..." dediği, İ.SELÇUK' un "Bazı şeyler var konuşacak çünkü dün gece bu Rektörler beni bir yere götürdüler..." "eee ORADA BİR BASKI KURDULAR ÜSTÜMDE onu anlatacağım sana" dediği,

  • 20.02.2008 günü saat: 13.32 de Vedat YENERER'in Gülgün FEYMAN ile yaptığı görüşmede; Habertürk te yürütülen "Mehmetçiğe yardım kampanyası" dan bahsettiği, kendisinin de "ben onun bütün pisliklerini biliyorum ama Turgay CİNER izin vermedi" dediği, bu konunun Turgayla alakası olmadığını konuştuğu, Gülgün'ün "Melih MERİÇ'in rezidans aradığını" anlattığı, kendisinin de "bu satıştan cebine para girdi" dediği, Gülgün'ün de "Murat ONGUN'un aldığı arabadan bahsettiği"

SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ YAPILANMASI

ERGENEKON Terör Örgütünün, LOBİ faaliyetleri çerçevesinde; "kendi sivil toplum örgütlerini oluşturmak ve mevcut sivil toplum örgütlerini kendi kontrolleri altına almak" için faaliyetlerde bulundukları anlaşılmıştır.

ERGENEKON Terör örgütünün, "ERGENEKON" isimli dokümanda belirtildiği şekilde, sivil toplum örgütleri çalışmasının alt yapısını oluşturacak bazı araştırmalar yaparak dokümanlar hazırladıkları, ayrıca değişik isimlerle dernek ve federasyonlar kurdukları, bazı mevcut sivil toplum örgütlerini de destekleyerek kendi etki alanlarında tuttukları tespit edilmiştir. Bu bağlamda farklı isimlerde Kurulan sivil toplum örgütlerinin bazılarında, kurucularının aynı kişiler olduğu, yakın tarihlerde kurulduğu, hatta birkaç derneğin aynı binada faaliyet gösterdiği anlaşılmıştır.

Bahsedilen Sivil Toplum Örgütlerinin alt yapısını oluşturmak için;

  • "Dinamik Ulusal Güç Birliği Kuvvayi Millîye Cephesi
  • "Kemalist Hareket" isimli belgelerin ERGENEKON Terör Örgütü tarafından hazırlandığı ve uygulamaya sokulduğu anlaşılmaktadır.

Uygulama neticesi ortaya çıkan Sivil Toplum Örgütleri;

  • Uluslar arası Noel Baba Barış Konseyi,
  • Kuvayı Milliye Derneği,
  • Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketi Derneği,
  • Büyük Hukukçular Birliği Derneği,
  • Ayasofya Derneği,
  • Büyük Güç Birliği Derneği,
  • Ulusal Birlik Hareketi Platformu,
  • Kuwa-i Milliye Derneği olduğu tespit edilmiştir.

ERGENEKON terör örgütünün yönetici kadrosunda yer alan şüpheliler Veli KÜÇÜK, Doğu PERİNÇEK ve örgüt üyesi Tuncay GÜNEY'den elde edilen 'ERGENEKON ANALİZ YENİ YAPILANMA YÖNETİM VE GELİŞTİRME PROJESİ İSTANBUL 29 EKİM 1999" isimli "ERGENEKON" dokümanında, "ERGENEKON" un 21.yüzyılda yepyeni bir yapılanma ile değerli Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplannın yanı sıra sivillerden de sonuna değin yararlanılması gerektiği, her meslekten seçkinlerin yer alacağı sivil personel kadrosu ile "ERGENEKON" un iç ve dış faaliyette daha etkin bir güç haline erişilebileceği belirtilmiştir.

Bu amaç doğrultusunda hazırlanan "LOBİ" belgesinde ise "Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde faaliyet gösteren Ergenekon'a bağlı olarak sivil unsurların örgütlenmesinin zorunlu olduğu, bu faaliyetlerin LOBİ adı verilen gizli örgütsel çalışma ile yapılacağı" belirtilmiştir. "ERGENEKON" dokümanında "SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ" başlığı altında, "ERGENEKON" un, kendi kuracağı sivil toplum örgütlerine ihtiyacı olduğu, sivil toplum kuruluşlannm içte ve dışta kamuoyunda kutsal bir insanlık görevini yerine getiren örgütler olarak değerlendirildiği, ERGENEKON'un Türkiye'de faaliyet gösteren tüm sivil toplum örgütlerini kontrol altına alması gerektiği belirtilmiştir.

"LOBİ" dokümanının "KAPSAM" başlığı altında; "LOBİ geniş halk kitlelerine yönelik çalışmalannda, özellikle gençlerin Kemalist ideolojiye ve ülke çıkarlan doğrultusunda yeniden örgütlenmelerini sağlamayı tasarladıklan, bu çerçevede üniversite gençliğinin yanı sıra büyük kentlerin varoşlarında ve Güneydoğu Anadolu'da boşluğa sürüklenmiş sahipsiz gençlerin örgütleneceği belirtilmiştir.

Aynca "Ergenekon" ve "Lobi" isimli dokümanlarda; "Ergenekon, Türkiye' de faaliyet gösteren tüm sivil toplum örgütlerini kontrol altına almalıdır. Bu bir zorunluluktur." ve "Lobi, prensip olarak hiçbir zaman doğrudan doğruya toplumsal eylemler içinde yer almamalı, oluşturacağı sivil toplum kuruluşlarının etkinlik ve eylemler düzenlemesini organize ve kontrol eden güçlü bir mekanizma olarak kalmalıdır." Prensipleri doğrultusunda Türkiye"de faaliyet yürüten Sivil Toplum Kuruluşları ile ortak faaliyetler sürdürerek Ergenekon"un bu kuruluşları kontrol eden bir mekanizma olması amaçlanmaktadır." Şeklinde amaçlar belirlendiği tespit edilmiştir.

Örgüt yöneticileri, "ERGENEKON" ve "LOBİ" dokümanlannda belirtilen amaçlan gerçekleştirebilmek için, öncelikle sivil toplum örgütleri çalışmasının alt yapısını oluşturan "DİNAMİK ULUSAL GÜÇ BİRLİĞİ KUVVAYİ MİLLİYE CEPHESİ" ve "KEMALİST HAREKET" dokümanlarının hazırlanmasını sağladığı ve devamında hedefleri doğrultusunda çok sayıda sivil toplum örgütleri oluşturduklan tespit edilmiştir.

Bu nedenle öncelikle "DİNAMİK ULUSAL GÜÇ BİRLİĞİ KUVVAYİ MİLLİYE CEPHESİ" ve "KEMALİST HAREKET" dokümanlarının özeti anlatılacak, daha sonra da örgütün amaçlan doğrultusunda bugüne kadar oluşturduğu sivil toplum örgütleri yapılanmasından bahsedilecektir.

DİNAMİK-ULUSAL GÜÇ BİRLİĞİ KUVVAYİ MİLLİYE CEPHESİ DOKÜMANI

Söz konusu dokümaN, Veli KÜÇÜK, Doğu PERİNÇEK, Ümit OĞUZTAN ve Tuncay GÜNEY isimli şahıslardan ele geçirilmiş olup (61) sayfadan oluşmaktadır.

Dokümanın yapılan incelemesinde; Dinamik adı verilen bu çalışmada "Ulusal Güç Birliği" gençliğin mercek altına alınarak analiz edildiği, 21.yüzyıl Türkiye'sinin ulusal çıkarlanna ve Kemalist ideoloji ilkelerine uygun biçimde yeniden örgütlenmesinin planlandığı belirtilmiştir. Mustafa Kemal Atatürk'ün kendi elleriyle kurduğu ne kadar yaşamsal kurum var ise vefatından sonraki süreçte işlemez hale getirilip kapatıldığı,

Atatürk'ün kurduğu kurumlardan birisinin de, 5 Bin şubeli "HALKEVLERİ" olduğu, halkevlerinin kapatılmasının Türk gençliği ve ulusu için en önemli kayıplardan birisi olduğu,

Cumhuriyet devrimlerini yaşatacak kurumlardan bir diğeri olan "KÖY ENSTİTÜLERİ"nin işlevsiz kılınması ile Türk gençliğinin ilerlemesinin önüne geçildiği,

Ayrıca totaliterlik merdiveni ile demokrasiye ulaşmaya yeltenenlerin, önce faşizmin, ardından Nazizmin ve sonuçta emperyalizmin kucağında kendilerini bulduklarını, bazılarının darağacında can verdiğini, bazılarının zincir bozan günlerini yaşadıklarını, bazılarının da kalp krizi kuşkuları ile arkalarında "Ben zengini severim(!)" sloganını bırakarak bu dünyadan göçüp gittikleri belirtilmiştir.

Yine dokümanın devamında; Türkiye'nin bugünkü durumunun 1919 koşullarından daha vahim olduğu, gençliğin siyaset ve inançla birleşmesi durumunda ise; unsurlar ve koşullar gereği Türkiye'nin ve buna bağlı olarak dünyanın mutlak değişmeye gebe olduğu belirtilmiştir. Dinamik adı verilen bu dokümanda Türkiye Ulusal Güç Birliği Gençlik; Dinamik unsur olarak değerlendirildiği ve Türkiye'nin "ulusal güvenlik" çıkarlanna uygun doğrultuda değişim sürecinin başlatılmasını amaç edindiği,

Aynı düşünceden yola çıkarak "Kuvayı Milliye Cephesi" adıyla sokaklardaki başı boş, amaçsız, işsiz ve umutsuz (lümpen) gençler ile tarikat okullannda rejim düşmanı haline dönüştürülen ve Ülkü Ocaklan'nm etkisindeki gençliğin eğitilerek bilinçlendirilmesi hedeflendiği, Aynca Ulusal Güç Birliği'ne bağlı olarak Milli Mücadele yıllarında kurulan örgütlerin günümüzde yeniden kurulması ve faaliyete geçirilmesinin uygun görüldüğü,

Ulusal Güç Birliği'nin liderliğini Kemalist ideolojiye gönül vermiş ve liderlik yeteneklerine sahip BİR TÜRK KIZININ üstlenmesinin uygun görüldüğü belirtilmiştir.

Aynca Atatürk'ün kurduğu ve ebedi başkam olduğu CHP'nin ne yazık ki işlevini yitirdiği, bu nedenle Türk siyasal platformunda yeni bir Atatürkçü partinin yer alma zamanının geldiği belirtilmiştir.

"MİLLİ MÜCADELE ÖRGÜTLERİ" başlığı altında;

"MİLLİ MÜCADELE ÖRGÜTLERİ" başlığı altında; Türkiye Cumhuriyeti devrimlerinin gerçekleştirilmesi ve tam bağımsız bir ülke yaratılması için, "Kemalist Örgütler"in oluşturulması ve ulusal gençliğin bu Kemalist ideoloji içersinde toplanması gerektiği belirtilmiştir. Devamında, Atatürk'ün milli mücadeleyi başlatabilmek için çeşitli örgütsel çalışmalar yaptığı, bu örgütsel çalışmalardan özetle bahsedileceği, aynca Atatürk'ün örgütsel çalışmalannm karşısında da kurulan örgütler olduğu bu örgütlerden de bahsedileceği belirtildikten sonra "Türk Ocağı" "Doğu Cephesi Grubu" "Karakol Grubu" "Kuvayı Milliye (Ulusal Güçler)" "Kuvayı Seyyare" "İngiliz Muhipler Cemiyeti" "Kuvayı İnzibatiye" vb. şeklinde başlıklar altında bu oluşumlardan bahsedildiği görülmüştür.

"ÜNİVERSİTE GENÇLİĞİ" başlığı altında;

Öncelikle üniversite gençliğinin durumu hakkında genel bilgiler verildiği, üniversite gençliğinin doğrudan "Ulusal Güç Birliği"ni oluşturması gerektiği, günümüzde üniversite gençliğinin köktendinci akımlar ve sol ideolojiler tarafından kontrol altına alınmaya çalışıldığı belirtilmiş,

"SONUÇ" başlığı altında;

Öncelikle üniversite gençliğinin durumu hakkında genel bilgiler verildiği, üniversite gençliğinin doğrudan "Ulusal Güç Birliği"ni oluşturması gerektiği, günümüzde üniversite gençliğinin köktendinci akımlar ve sol ideolojiler tarafından kontrol altına alınmaya çalışıldığı belirtilmiş,

"SONUÇ" başlığı altında;

Bu çalışmada temel amacın "Ulusal Güç Birliği" merkezli Kemalist örgütlerin sağlıklı bir şekilde oluşturulmasının önemini ve gerekliliğini dile getirdiği, 21.yüzyılda Cumhuriyet devrimlerinin ulusal gençliğe Milli Mücadele döneminden daha çok gereksinim olduğu, özetle ulusal çapta Kuvayı Milliye ruhunun canlandırılması, örgütlendirilerek hayata geçirilmesi gerektiği belirtilmiştir.

"KEMALİST HAREKET" İSİMLİ DOKUMAN

"KEMALİST HAREKET" dokümanı şüpheli Ümit OĞUZTAN'tan ele geçirilmiş olup (18) sayfadan oluşmaktadır.

"KEMALİST HAREKET" dokümanında; Ulusal gençliğin Kemalist hareket doğrultusunda örgütlenebilmesi için, "Kemalist Hareket" adı altında resmi demek kurulması gerektiği, kurulacak bu demeğin demek dışında oluşturulacak 5 kişilik GİZLİ bir komite tarafından yönlendirileceği, bu GİZLİ KOMİTE ile demek başkanı arasında "KÖPRÜ PERSONEL" olması gerektiği belirtilmiştir.

ERGENEKON belgesinin 4/2-a) "KÖPRÜ PERSONEL" başlığı altında;

Seçilecek üç kişinin Ergenekon içinde ve örgüt dışında, örgütü temsilen hareket edebilmelerinin sağlanması gerektiği bu kişilerin örgüt dışında legal bir işte istihdam edilmeleri gerektiği vurgulanmıştır. Kemalist hareket ile ilgili oluşuma baktığımızda da "KÖPRÜ PERSONEL" kavramının kullanıldığı dikkat çekmektedir.

Örgütün amaçlarına ulaşabilmesi için "Kemalizmi" kendi çıkarları doğrultusunda kullandıkları, Kemalizmi bir kalkan olarak kullandıkları görülmektedir. "KEMALİST HAREKET DERNEĞİ" adı altında oluşturacakları yapıda bile örgütün gizlilik prensiplerini uyguladıkları, oluşturulacak demeğin bağımsız bir şekilde hareket etmesini istemedikleri, tamamen kendi kontrol ve yönlendirmeleri ile çalışmasını istedikleri, bu nedenle de derneği yönlendirecek gizli bir komite oluşturmayı planladıkları görülmektedir.

"KEMALİST HAREKET" İSİMLİ DOKÜMANIN YAPILAN İNCELEMESİNDE ÖZETLE;

1961 Anayasasına kadar geçen süreçte Anayasalarımızda "hukuk devleti" kavramının yer almadığı, 1982 Anayasasında yer almışsa da içi boş bir kavram olarak yer aldığı, Türkiye Cumhuriyeti 'nin hiçbir zaman "evrensel hukuk devleti" kalıplan içine sığamadığı, devlet örgütünün hukuk kuralları dışına çıktıkça toplumun çeteleştiği, günümüz Türkiye'sinde "evrensel hukuk kuralları" yerine "orman kurallan"nm geçerli hale geldiği belirtilmiştir.

Türkiye Cumhuriyeti devletinin en büyük ihanet çemberi içine çekildiği, ihanet ve çıkar çeteleri fundamentalist örgütler, MAFİA grupları, GLADİO yapılanması ve uzantılarının devlet içinde kadrolaşabildikleri, bu nedenle ülkenin kurtulması için Türk gençliğinin "Kemalist harekef'ine ihtiyaç doğduğu belirtilmiştir.

Ülkenin tüm kaynaklarının yağmalandığı, talan edildiği ve ulusun geleceğinin ipotek altına alındığı, ülkeyi bu durumdan Atatürk'ün Cumhuriyet’i emanet ettiği "ulusal gençlik"in kurtaracağı, Türkiye Cumhuriyeti'nin yeraltı zenginliklerini, Türk ulusunun alın teri, emeği ve üretimini "ulusal gençlik"in koruyacağı, Türk ulusunun gelmiş geçmiş ne kadar kültür, bilim ve sanat insanı varsa tümünün yaşamının zindana çevrildiği, Türk ulusunun bilim, sanat ve kültür alanlarında katliam yaşamasına "ulusal gençlik"in son vereceği, bu nedenle "Kemalist Harekef'in kurulmasının ve örgütlenmesinin planlandığı belirtilmiştir.

Türkiye Cumhuriyeti'nde içte yer alan ihanet şebekelerinin dış ülkelerin istihbarat örgütleriyle doğrudan bağlantılı olduğu, bu nedenle "Kemalist Harekef'in çeşitli ülkelerin istihbarat örgütleri ve bunların yerli işbirlikçilerini doğrudan gözetim altında bulundurması gerektiği, Kemalist hareket üyeleri içinden seçilecek olan uygun gençlerimizin çeşitli ülkelerin istihbarat örgütlerine sızması gerektiği belirtilmiştir.

Kemalist hareketin kurulacak yasal bir dernek çatısı altında evrensel sivil toplum örgütü olarak faaliyete geçirilmesi gerektiği, bu çerçevede ülke içinde olduğu gibi tüm dünya ülkelerinde örgütlenmesi gerektiği, Kemalist hareket derneğinin Kemalizm'i uluslar arası platforma taşımak zorunda olduğu belirtilmiştir.

Milli Mücadele yıllarında Türk kadınlarının çok önemli ve özel bir yeri olduğu, Kemalizm ideolojisinin kadınlara büyük önem ve değer verdiği, bu nedenle bu hareketin liderinin erkek değil kadın olmasında büyük yarar olduğu, bu durumun uluslar arası platformda da dikkat çekici bir basan sağlayacağı belirtilmiştir.

"YÖNETİM SEVK VE İDARE" başlığı altında;

  • Kemalist hareket derneği merkezinin İstanbul'da olması gerektiği,
  • Kemalist hareket derneği merkezinin, üretilen ve üretilecek olan "teorik, stratejik ve doktriner" argümanların yaşama geçirilmesi için propaganda merkezi olarak faaliyet göstereceği,
  • Kemalist hareket derneğinin yönetiminin üretilecek "teorik, stratejik ve doktriner" argümanlar ile sağlanacağı, bu türden üretimlerin dernek dışında oluşturulacak 5 kişilik "GİZLİ" bir komite tarafmdan üretileceği, söz konusu gizli komite üyelerinin birbirlerini tanımada herhangi bir sakınca olmadığı, fakat müşterek toplantılar düzenlenmesinin gizlilik prensibine aykırı olduğu, komite üyeleri ile dernek başkanı arasında iletişimi sağlayacak olan bir "KÖPRÜ PERSONEL" olacağı, dernek başkanının talimatları köprü personelden alarak uygulamaya koyacağı,
  • Dernek faaliyet ve girişimlerinin mevcut yasalara uygun olarak düzenleneceği, hukuka aykın faaliyetlerin meşruluğa gölge düşüreceği, bu nedenle dernek çatısı altında yer alacak yöneticilerin hukuk platformundaki sicillerinin önemli olduğu,
  • Günümüzde hemen hemen dünyanın her ülkesinde Türk nüfusunun bulunduğu, bu nedenle yurt dışında dernekler kurularak faaliyete geçirilmesi gerektiği, aynca dünyanın çeşitli ülkelerinde Türklerin kurduğu çeşitli dernek ve lobilerden azami ölçüde yararlanılması gerektiği,
  • Kemalist hareket derneğinin sıradan bir sivil toplum örgütü olmadığı, meşru direnme hakkının en geniş biçimde hayata geçirileceği bir direniş hareketi olduğu,
  • Kemalist hareketi derneğini oluşturacak yönetim kadrolannm gizli komite üyeleri tarafından seçilmesi gerektiği,
  • Kemalist hareket derneği liderliğini üstlenecek kişinin süreç içinde çeşitli vesileler ile gizli komite üyeleri ile görüştürülmesi gerektiği, gizli komite üyelerinin çeşitli alanlarda Kemalist hareket derneği liderine "danışman" kadrosu olarak görevlendirilmesinin çok daha uygun olacağı belirtilmiştir.

"SONUÇ" bölümünde;

Dış güçlere kendilerini satmayı içlerine sindirebilmiş olanlar haricinde tüm Türk sanatçı, aydın ve bilim insanlannın Kemalist hareket derneği çatısı altında yer almalannm sağlanabilmesi gerektiği, çünkü kitleleri kolaylıkla etki altına alıp peşinden koşturmayı başarabilen yalnızca sanatçı ve entelektüel çevreler olduğu, Kemalist hareket derneğinin ivedilikle kurulup hayata geçirilmesi gerektiği, bu hareketin finans kaynağını Türk işadamı, esnaf ve tüccarın yapması gerektiği belirtilmiştir.

Dolayısıyla her iki dokümanın yapılan değerlendirilmesinde, "ERGENEKON" Terör örgütünün halk kitlelerine ulaşabilmesi, toplumda provakatif eylemler gerçekleştirebilmesi ve her türlü toplumsal eylemler yapabilmesi için, Milli Mücadele yıllarında kurulan örgütleri günümüzde yeniden kurmayı, bu oluşumları "Ulusal Güç Birliği"

  • «

çatısı altmda toplamayı ve bu oluşumun başına BİR TÜRK KIZI'nı getirmeyi planladıkları anlaşılmıştır.

"KUVAYI MİLLİYECİ AYDINLAR HAREKETİ"

Örgüt mensuplarının ev ve işlerlerinde yapılan aramalarda şüpheli Kemal Yalçın ALEMDAROĞLU'ndan, kapak kısmında "TÜRKİYE CUMHURİYETİ GENELKURMAY BAŞKANLIĞI İSTİHBARAT DAİRE BAŞKANLIĞINA SUNULMAK ÜZERE HAZIRLANAN RAPORDUR. 12 MAYIS 2003" yazan ve içeriğinden H.Ümit SAYIN tarafından hazırlandığı anlaşılan (6) sayfalık doküman ele geçirilmiştir.

Söz konusu dokümanın yapılan incelemesinde; 12 Mayıs 2003 tarihinde Yrd. Doç. Dr. Ümit SAYIN tarafından hazırlandığı, genel olarak biran evvel Kuvayı Milliye örgütlenmelerinin yapılması gerektiğinin anlatıldığı görülmüştür.

Dokümanın ikinci sayfasında, "KUVAYI MİLLİYECİ AYDINLAR HAREKETİ" başlığı altında; Türkiye Cumhuriyetinin kuruluş ilkeleriyle belirlenmiş olan laik, demokratik, cumhuriyetçi, bağımsız, sosyal eşitlikçi, devletçi ve halkçı yapının ortadan kaldırılmakta olduğu, Anayasamızın varlığı ve güvenilirliğinin tartışılır olduğu, Anayasayı korumakla görevli Türk Silahlı Kuvvetlerinin son gelişmeler karşısında sessiz kaldığı,

Son olarak "Mütareke Hükümeti"nin üniversiteleri ve eğitimi çökertmek ve kendi kontrolleri altmda bir medrese yapısına dönüştürmek için Türk tarihindeki büyük kıyım ve kadrolaşma operasyonunu gerçekleştirmeye başladıkları, Türkiye Cumhuriyeti'nin kültürü, ekonomisi, bağımsızlığı, siyasi özerkliği, stratejik kurumları ve üniversitelerin kaybedilmek üzere olduğu, bu nedenle Türk Silahlı Kuvvetleri ve Türk Genelkurmayı ile koordineli olarak örgütlenmek istediklerini,

Milli güçlerin halen bir ordusu olduğunu, mütareke güçlerinin ise bir ordusu olmadığına inandıklarını, onların arkasındaki ordunun işgalci Amerikan ordusu olduğunu,

Bu nedenle Türkiye'nin pek çok yerinde filizlenerek çoğalacağına inandıkları, bir Kuvayı Milliye hareketi başlatmak istediklerini, eğer biraz daha geç kalınırsa bu veya benzeri hareketlerin bile Türkiye'yi kurtaramayacağını, Ülkemizin tamamen elden gittiğini,

"Kuvayı Milliye Hareketi Neden Gerekli?" başlığı altında; beş ayrı maddenin işlendiği, bu maddelerde genel olarak Türkiye Cumhuriyeti Devletinin çok büyük bir tehdit altında işgal edilmek üzere olduğu,

"Ne Yapmalı?" başlığı altında; Kuvayı Milliye Hareketinin temel hedefinin ulusalcı tüm güçleri kısa sürede bir çatı altında toplamak olduğu, bu amaçla en küçük birimler olan ve periyodik toplantılar yapan 8-10 kişilik çalışma grupları ile işe başlamak istedikleri, bu konuda ADD gibi sivil toplum kuruluşlarıyla direkt ve güçlü koordinasyonun şart olduğu,

Kuvayı Milliye Hareketinin en temel hedeflerinden birisinin ulusal güçleri aktive etmesi ve düşmana karşı gerek siyasi gerekse hukuki bir mücadele verilmesi, bir işgal altmda da silahlı mücadeleyle ülkenin iç ve dış düşmanlardan arındırılması olduğu, diğer taraftan da Kuvayı Milliye Hareketinin bir sivil toplum kuruluşu olan dernek veya vakıflar altında örgütlenmesi gerektiği belirtilmiştir.

Yapılan soruşturma neticesinde; Ergenekon terör örgütününün hedefe ulaşmak için kullandığı bu yöntemi gerçekleştirdiği, 2005 ve "2006 yıllarında ülkemizin değişik vilayetlerinde, birden bire çok sayıda Kuvayı Milliye, Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketi, Büyük Güç Birliği, Milli Güç Platformu gibi isimler altında demekler kurulduğu, bir kısım demeklere "Noel Baba" "Ayasofya" gibi değişik isimler verilerek sivil toplum örgütleri oluşumlarına çeşitlilik kazandırmayı amaçladıkları,

Diğer taraftan bir kısım örgüt mensuplarının birden fazla demekte kurucu olarak görev aldığı, ayrıca birçok demek merkezinin de aynı adres üzerinde kurulduğu, yani çok sayıda sivil toplum örgütü kurdukları, bunlara milli mücadele yıllarında kurulan örgüt isimleri veya benzer isimler verdikleri, devamında da dokümanda belirtilen Ulusal Güç Birliği'ne benzer bir isim olarak Milli Güç Platformu ve Büyük Güç Birliği adında platform ve demek kurarak hepsini bir çatı altında toplamaya çalıştıklan, bu demeğin başına da BİR TÜRK KIZI olarak şüpheli Sevgi ERENEROL'u getirdikleri, böylelikle "ERGENEKON" terör örgütüne ait tüm sivil toplum örgütlerini Sevgi ERENEROL liderliğinde topladıkları anlaşılmıştır.

Soruşturma kapsamında kısa süre içerisinde yapılan araştırmalarda;

14.06.2005 günü Uluslar arası Noel Baba Barış Konseyi'nin kurulduğu, demeğin genel başkanlığını Muammer KARABULUT'un yaptığı, demek merkezinin Antalya ilinde olduğu,

Demek başkanı Muammer KARABULUT'un Sevgi ERENEROL ile sıkı ve yoğun ilişkilerinin olduğu, birçok gösteri ve yürüyüşte birlikte hareket ettikleri,

11.11.2005 günü Kuvvayi Milliye Derneği'nin kurulduğu, demeğin genel başkanının Mehmet Fikri KARADAĞ olduğu,

Mehmet Fikri KARADAĞ'm Sevgi ERENEROL ile ilişkilerinin olduğu ve zaman zaman Sevgi ERENEROL'un Basın sözcülüğünü yaptığı Türk Ortodoks kilisesinde görüştükleri,

15.11.2005 günü Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketi Derneği'nin kurulduğu, kurucularının emekli General Hasan KUNDAKÇI, Taner ÜNAL, Levent GÜRKAN ve diğer şahısların olduğu, demeğin genel başkanlığını Taner ÜNAL'ın yaptığı,

Taner ÜNAL'ın Muzaffer TEKİN ve Mehmet Fikri KARADAĞ ile ilişki içerisinde olduğu, hatta bu demeğin kuruluşunda Muzaffer TEKİN ve M.Fikri KARADAĞ'm da bulunduğu, bazı mitinglerde talimatlan Doğu PERİNÇEK'ten aldığı, demeği Veli KÜÇÜK'ün talimatlanyla kurduğu,

04.04.2006 günü Büyük Hukukçular Birliği Derneği'nin kurulduğu, derneğin başkanlığını Kemal KERİNÇSİZ'in yaptığı ve Sevgi ERENEROL ile sürekli irtibat halinde olduğu,

10.10.2006 günü Ayasofya Derneği'nin kurulduğu, kurucularının Sevgi ERENEROL, Ergun POYRAZ, Kemal KERİNÇSİZ, Muammer KARABULUT ve diğer şahıslann olduğu,

30.10.2006 günü Büyük Güç Birliği Derneği'nin kurulduğu, dernek kurucularının Sevgi ERENEROL, Kemal KERİNÇSİZ, Oktay YILDIRIM ve diğer şahıslann olduğu,

21.12.2006 günü Ulusal Birlik Hareketi Platformu'nun kurulduğu, platformun genel başkanlığını Semih Tufan GÜLALTAY'm yaptığı,

27.12.2006 günü Kuvva-i Milliye Derneği'nin kurulduğu, demek kuruculannm Bekir ÖZTÜRK, Oktay YILDIRIM ve diğer şahıslann olduğu tespit edilmiştir.

Bunlann yanı sıra ele geçirilen belgelerden Milli Güç Platformu adı altında farklı bir oluşum yapıldığı, bu platform altında çok sayıda değişik demeklerin toplandığı, böylelikle platform altında toplanan sivil toplum örgütlerinin yönlendirilip kontrol altına alınmasının amaçlandığı, ele geçirilen belgelerden Milli Güç Platformu'nun genel başkanlığını Kemal KERİNÇSİZ'in yaptığı anlaşılmıştır.

Bu derneklerden Büyük Hukukçular Birliği, Ayasofya Derneği ve Büyük Güç Birliği Derneğinin, Fatih ilçesinde aynı adreste faaliyet yürüttükleri tespit edilmiştir. Söz konusu derneklerin 2005 ve 2006 yıllan içerisinde belirli tarih aralıkları ile kurulmuş olmaları dikkat çeken ayrı bir noktadır.

Şüpheli şahısların hangi derneklerin kuruluşlarında görev aldıklarına bakıldığında ise, Şüpheli Sevgi ERENEROL'un, Ayasofya Derneği ve Büyük Güç Birliği Derneklerinin kurucularından olduğu, Noel Baba Konseyine de üye olduğu,

Şüpheli Kemal KERİNÇSİZ'in, Büyük Hukukçular Birliği Derneği, Ayasofya Derneği, Büyük Güç Birliği Derneği ve Milli Güç Platformu kurucularından olduğu,

Şüpheli Muammer KARABULUT'un Uluslar arası Noel Baba Barış Konseyi ve Ayasofya Derneği kurucularından olduğu,

Şüpheli Oktay YILDIRIM'ın, Büyük Güç Birliği Derneği ve Kuvva-i Milliye Derneği kurucularından olduğu,

Şüpheli Ergün POYRAZ'ın Ayasofya Derneği kurucularından olduğu,

Şüpheli Bekir ÖZTÜRK'ün Kuvva-ı Milliye Derneği kurucusu ve genel başkanı olduğu,

Şüpheli Mehmet Fikri KARADAĞ'ın, Kuvayı Milliye Derneği kurucusu ve genel başkanı olduğu,

Şüpheli Semih Tufan GÜLALTAY'm Ulusal Birlik Hareketi Platformunun kurucusu ve genel başkanı olduğu,

Taner ÜNAL'ın Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Derneği kurucusu ve genel başkanı olduğu tespit edilmiştir.

SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİNİN FAALİYETLERİ

Ergenekon terör örgütünün amaçlan doğrultusunda faaliyet yürüten söz konusu sivil toplum örgütlerinin bugüne kadar gerçekleştirdiği basın açıklaması, toplumsal gösteri yürüyüşü ve benzer eylemler ile bu gösterilere katılan örgüt mensuplannm tespit edilebilmesi için İstanbul Güvenlik Şube Müdürlüğünden bilgi talep edilmiştir.

Temin edilen dosya ve görüntülerin yapılan incelemelerinden ERGENEKON terör örgütü mensuplannm ve örgüte bağlı sivil toplum örgütlerinin çok sayıda toplantı, gösteri, yürüyüş, basın açıklaması ve benzer eylemler gerçekleştirdikleri, bu eylemlerin neredeyse hemen hemen tamamına Sivil Toplum Örgütleri sorumlusu Sevgi ERENEROL'un bizzat katıldığı tespit edilmiştir. Şimdi de bu tespitlerden birkaç örnek verilecektir.

1- Henüz örgütün dernek ve platform kurma faaliyetleri başlamadan önce 28.12.2004 tarihinde Ergenekon terör örgütü Üyelerinden Şüpheli Vedat YENERER, internet ajans.com internet sitesi organizasyonunda, Eminönü ilçesi Sirkeci Tren Gann salonunda "YILIN KUWACISI" ödülü düzenlemiş ve böylelikle sivil toplum örgütlerinin ilk adımlan atılmıştır.

Bu törene İstanbul Üniversitesi eski Rektörü Kemal Yalçın ALEMDAROGLU, Doç. Dr. Emin GÜRSES, Türk Ortadoks Patriği Basın Sözcüsü Sevgi ERENEROL ve çok sayıda kişinin katıldığı ve bu kişilere "YILIN KUWACISI" ödülünün verildiği,

Aynca Gazeteci Yazar İlhan SELÇUK ve diğerlerinin "YILIN KUVVACISI" ödülüne layık görüldükleri, fakat törene katılamadıklanndan ödüllerinin verilemediği anlaşılmıştır.

2- 05.02.2005 günü, Şişli ilçesi Anıttepe Sitesi Nadide sokak No: 17 sayılı yerde bulunan Kıbns Türk Kültür Derneğinin "KKTC'ye sahip çıkalım” konulu basın açıklaması yaptığı, basın açıklamasından sonra Türk Ortodoks Patrikhanesi sözcüsü Sevgi ERENEROL ile İşçi Partisi İl Başkanı'nm sözlü açıklamalar yaptığı tespit edilmiştir.

3- Boğaziçi ve Sabancı Üniversitelerinin 23-25 Eylül 2005 tarihleri arasında düzenledikleri "Osmanlı İmparatorluğunun çöküşü döneminde Osmanlı Ermenileri" konulu sempozyumla ilgili 23.09.2005 günü Milli Güç Platformu ve Büyük Hukukçular Birliği Derneği tarafından Bahçelievler'deki Bölge İdare Mahkemesi önünde basın açıklaması yapıldığı tespit edilmiştir.

4- 24.09.2005 günü Bilgi Üniversitesinde yapılan "Ermeni Soykırımı" panelini protesto etmek amacıyla, aynı gün Milli Güç Platformu ve Büyük Hukukçular Birliği Derneği tarafından Bilgi Üniversitesi önünde basın açıklaması yapıldığı, basın açıklamasına diğer şahısların yanı sıra Kemal KERİNÇSİZ ve Sevgi ERENEROL'un katıldığı tespit edilmiştir.

5- 28.10.2005 günü Fener Rum Patrikhanesi önünde Milli Güç Platformu, Büyük Hukukçular Birliği Derneği, Türk Ortadoks Kilisesi, Noel Baba Vakfı ve Milliyetçi İş Adamları Derneği tarafından "Patrikhane Yunanistan'a" konulu protesto eylemi yapıldığı, eylem sırasında Kemal KERİNÇSİZ'in kısa bir konuşma yaptığı, daha sonra Noel Baba Vakfı başkanı Muammer KARABULUT'un basın açıklamasını okuduğu,

Söz konusu eyleme diğer şahıslann yanı sıra Veli KÜÇÜK, Muzaffer TEKİN, Sevgi ERENEROL, Kemal KERİNÇSİZ ve Zeki Yurdakul ÇAĞMAN'ın katıldığı tespit edilmiştir.

6- 09.03.2006 günü Beyoğlu Galatasay Meydanı önünde Hukukçular Birliği, Türkiye Harp Malûlleri, Gaziler, Şehit Dul ve Yetimleri Derneği tarafından " Van C. Savcısı Ferhat SARIKAYA'nm hazırladığı iddianameyi protesto etmek" için basın açıklaması düzenlendiği, bu gösteriye diğer şahıslann yanı sıra Veli KÜÇÜK, Muzaffer TEKİN, Oktay YILDIRIM ve Kemal KERİNÇSİZ'in katıldığı tespit edilmiştir.

7- 10.03.2006 günü Bilgi Üniversitesinde düzenlenen "Sivil ve Demokratik Çözüm; Türkiye'nin Kürt Meselesi" isimli paneli protesto etmek için Hukukçular Birliği tarafından basın açıklaması düzenlendiği tespit edilmiştir.

8- 07.05.2006 günü Beyoğlu Galatasaray Meydanında Hukukçular Birliği, Milli Güç Platformu, Vatansever Güç Birliği, Türkiyem Topluluğu, Aydınlar Ocağı, Türk Dünyası İnsan Haklan Derneği, Anadolu Dosluk ve Türkmen Derneği, Şehit Analan Derneği tarafından Yunanistan'ın Selanik'e açmayı planladığı "Pontus Soykmmı Anıtını" protesto etmek için basın açıklaması yapıldığı, Yunanistan Konsolosluğu önüne siyah çelenk bırakıldığı, eyleme diğer şahıslann yanı sıra Muzaffer TEKİN, M. Zekeriya ÖZTÜRK, Oktay YILDIRIM, Emin GÜRSES, Kemal KERİNÇSİZ ve Asim DEMİR'in katıldığı tespit edilmiştir.

9- 17.05.2006 günü Beyoğlu ilçesinde Fransız Konsolosluğu önünde Büyük Hukukçular Birliği tarafından "Sözde Ermeni Soykmmı Yasa Tasansmı" protesto etmek için basın açıklaması düzenlendiği, bu eyleme diğer şahıslann yanı sıra Sevgi ERENEROL, Kemal KERİNÇSİZ, Asim DEMİR ve Oktay YILDIRIM'ın katıldığı tespit edilmiştir.

10- 12.06.2006 günü Beyoğlu İlçesinde Mete caddesi üzerinde bulunan AB Birliği Bilgi Merkezi önünde Türkiyem Topluluğu ve Türk Ortodoks Patrikhanesi tarafından "Türkiye'nin AB Üyeliği Müzakere Süreci" ile ilgili basın açıklaması düzenlendiği, söz konusu eyleme Sevgi ERENEROL, Kemal KERİNÇSİZ, Asim DEMİR, Mehmet Zekeriye ÖZTÜRK ve Oktay YILDIRIM'ın katıldığı tespit edilmiştir.

11- 20.06.2006 günü Atatürk Havalimanında Milli Güç Platformu ve Büyük Hukukçular Birliğinin "Ermenistan Katolikosu II. Karakin"in ülkemizi ziyaretini protesto etmek amacıyla eylem düzenlendiği, konuk misafirin aracı geçerken grup tarafından yumurta atıldığı, olayla ilgili Merdan AYDIN, Ferdi ÇELİK, Muammer KOCADAĞLI ve Fatih SEKMAN isimli şahısların gözaltına alındığı, söz konusu eyleme diğer şahısların yanı sıra Sevgi ERENEROL, Kemal KERİNÇSİZ ve Asim DEMİR'in katıldığı tespit edilmiştir.

12- 28.07.2006 günü Şişli 3. Asliye Ceza Mahkemesinde "Bir Milyon Ermeni, Otuz Bin Kürt Öldürüldü" şeklindeki beyanlarından dolayı yargılanan Orhan PAMUK'u protesto eylemi düzenlendiği, söz konusu eyleme diğer şahısların yanı sıra Sevgi ERENEROL, Oktay YILDIRIM ve Fuat TURGUT'un katıldığı tespit edilmiştir.

13- 19.11.2006 günü Çağlayan Meydanında Bağımsız Türkiye Partisinin açık hava toplantısı düzenlediği, miting sırasında Kemal KERİNÇSİZ tarafından "Türk Milletine Çağrı, İstanbul'a geldiği takdirde Papa'yı ülkemizde istemiyoruz-faaliyetine mutlaka katılın" başlıklı bildiri okunduğu, mitinge yaklaşık 2500-3000 kişinin katıldığı tespit edilmiştir.

14- 18.12.2006 günü Sultanahmet Adliyesi önünde Doç.Necip HABLEMİTOGLU'nun ölüm yıldönümü nedeniyle Hukukçular Birliği, Ayasofya Derneği, Milli Güç Birliği ve Türk Dünyası İnsan Hakları Derneği tarafından basın açıklaması düzenlendiği, söz konusu eyleme Sevgi ERENEROL, Kemal KERİNÇSİZ, Muzaffer TEKİN, Asim DEMİR ve Rafet ARSLAN'm katıldığı tespit edilmiştir.

15- 30.08.2006 günü Kadıköy rıhtımda Kuvayi Milliye Derneği tarafından "Vatan topraklarının satıldığı, ülkenin parçalanmak üzere olduğu vesilesiyle ve bugünü 30 Ağustos Zafer Bayramı olması vesilesiyle, Ankara iline Anıtkabir'e gidip Ata'ya şikayet edecekleri" konusu ile ilgili protesto eylemi düzenledikleri, eylem çerçevesinde Kadıköy Rıhtım Caddesinden E-5 Acıbadem Köprüsüne kadar yürüdükleri, eylem sırasında dernek başkanı Mehmet Fikri KARADAĞ'm kısa bir konuşma yaptığı ve grubun Ankara'ya gitmek üzere hareket ettiği tespit edilmiştir.

16- Ulusal Birlik Platformu Başkanı Semih Tufan GÜLALTAY'm Muzaffer TEKİN ve Sevgi ERENEROL ile irtibatlı olduğu tespit edilmiştir. Muzaffer TEKİN, Semih Tufan GÜLALTAY'm Sevgi ERENEROL'un kilisede düzenlenen toplantılara katıldıkları tespit edilmiş, bu şekilde görüntülerinin olduğu görülmüştür.

17- 25 Ekim 2003 tarihinde Ankara ilinde Cumhuriyetin 80. yılı kutlamaları çerçevesinde düzenlenen gösteri, yürüyüş ve miting ile ilgili belgeler ve görüntüler Ankara Emniyet Müdürlüğünden temin edilmiştir.

Söz konusu belgelerin yapılan incelemesinde; 25 Ekim 2003 tarihinde Ankara Üniversitesi rektörü başkanlığında 7 kişiden oluşan düzenleme kurulu tarafından Cumhuriyetin 80. yılı kutlamaları kapsamında gösteri, yürüyüş ve miting düzenlendiği, bu mitinge çeşitli üniversite ve sivil toplum kuruluşlarına mensup şahısların katıldığı, kalabalığın Celal Bayar Bulvarı üzerinde toplanıp, Tandoğan Meydanı ve Anıt Caddesini takiben Anıtkabir'e kadar yürüdüğü, Bu yürüyüşte "ORDU GÖREVE, ATATÜRK GENÇLİĞİ" yazan pankart ve dövizlerin taşındığı, gösteriye diğer şahısların yanı sıra dönemin İstanbul Üniversitesi rektörü Kemal Yalçın ALEMDAROĞLU'nun da katıldığı,

Ankara Emniyet Müdürlüğü görevlilerince düzenlenen tutanaklarda "Ordu Göreve, Atatürk Gençliği" ibareli dövizi taşıyan kişilerden bir kısmının İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi öğrencisi Dilek BİLGİN, İstanbul Üniversitesi öğrencisi Okan ERSOY olduğu,

Ayrıca İstanbul Üniversitesi öğrencilerinden Utku Umut BULSUN, İsmail BOSTANOĞLU, Nur ARSLAN, Onur Güneş AYAŞ, yüksek lisans öğrencisi Özgür BINNUR, araştırma görevlisi Ali Emre ÖZSOY ve Yıldız Teknik Üniversitesi öğrencisi Can Berk BİRGÜL ile Engin GİRGİN'in de gösteriye katılan şahıslardan olduğu tespit edilmiştir.

ERGENEKON TERÖR ÖRGÜTÜ MENSUPLARINDAN ELE GEÇİRİLEN FOTOĞRAFLARIN İNCELENMESİNDE:

Şüpheli Sevgi ERENEROL'dan elde edilen fotoğraflar incelendiğinde; Şüpheli Sevgi ERENEROL'un sık sık Türk Ortadoks kilisesinde toplantılar düzenlediği, bu toplantılara, şüpheliler Veli KÜÇÜK, Muzaffer TEKİN, Mehmet Fikri KARADAĞ, soruşturma sırasında ölen Kuddusi OKKIR, İsmail EKSİK, Kemal KERİNÇSİZ, Oktay YILDIRIM, Emin GÜRSES ve Semih Tufan GÜLALTAY'm katıldıkları tespit edilmiştir.

Diğer şüphelilerin adreslerinde yapılan aramalarda ele geçirilen fotoğrafların yapılan incelemesinde;

2006 yılı içersinde "YILIN KUVVACISI" ödül töreninin yeniden düzenlendiği, bu törene de ismi geçen şahısların katıldığı tespit edilmiştir.

SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ İLE İLGİLİ ŞÜPHELİ İFADELERİ Şüpheli Sevgi ERENEROL ifadesinde;

"Ulusal Güç Birliği Hareketi hakkında bir bilgisinin olmadığını, Milli Güç Birliği Platformu isimli bir oluşumlarının olduğunu, daha sonra bu oluşumu dernekleştirerek Büyük Güç Birliği Derneğini kurduklarını, kendisinin Ayasofya Derneği, Büyük Güç Birliği ve Noel Baba Konseyine üye olduğunu, kendisinin Ayasofya Derneği Başkanı olduğunu,

Veli KÜÇÜK'ü 2005 yılından buyana tanıdığını, Türk Ortodoks Patrikhanesinde törenlere katıldığını, Muammer KARABULUT'un Noel Baba Konseyinin başkanı olduğunu ve uzun süredir tanıştıklarını, Muzaffer TEKİN'i 2002 yılından buyana tanıdığını, ailecek görüştüklerini, cezaevinde de ziyaret ettiğini, Ergün POYRAZ ile Necip HABLEMITOGLU nun cenaze töreninde tanıdığını, sık görüştüklerini, ceza evine ziyaretine gittiğini, Mehmet Fikri KARADAĞ'ı Muzaffer TEKİN vasıtası ile tanıdığını, Patrikhanede yapılan törene ve basın açıklamasına geldiğini, Fuat TURGUT'ile izmir ilinde yapılan bir etkinlikte tanıştıklarını, görüşmelerinin olduğunu, Mehmet Zekeriya OZTURK ile yapılan basın açıklamalarında tanıştığını, Oktay YILDIRIM'ı 2005 yılından buyana tanıdığını, basın açıklamalarında tanıştığını, Kemal KERİNÇSİZ ile 2005 yılındaki bir etkinlikte tanıştığını, bundan sonra görüşmelerinin devam ettiğini, aile dostu olduğunu, Büyük Güç Birliği ve Ayasofya Derneğinde birlikte faaliyette bulunduklarını" beyan etmiştir.

Kemal KERİNÇSİZ ifadesinde;

"Büyük Hukukçular Birliği ve Büyük Güç Birliği Derneği ve Ayasofya Derneğinde üyeliğinin olduğunu, bunun yanı sıra 11. Türk Dünyası Kurultayına Büyük Hukukçular Birliği Başkanı olarak katıldığını" beyan etmiştir.

Kemal KERİNÇSİZ'in iş yerinden elde edilen bilgisayarın incelemesinde; "Milli Güç Birliği Derneği.doc" isimli dosyada; Vatanseverler Güç Birliği Derneği'nin Tüzüğü olduğu görülmüştür. Söz konusu dernek tüzüğünün Büyük Güç Birliği derneğinin amacı ile aynı olduğu anlaşılmıştır. 28.10.2005 günü saat 11.00 sıralarında Fener Rum patrikhanesi önünde Milli Güç Platformu, Hukukçular Birliği, Milliyetçi İşadamları Derneği, Türk Ortodoks Kilisesi ve Noel Baba Vakfı tarafından ortaklaşa bir protesto gösterisi düzenlenmiş, Noel Baba Vakfı başkanı Muammer KARABULUT tarafından basın açıklaması okunmuş, Patrikhane kapısına bir adet siyah çelenk bırakılmıştır. Kemal KERİNÇSİZ, Zeki Yurdakul ÇAĞMAN, Muzaffer TEKİN, Sevgi ERENEROL ve Veli KÜÇÜK'ün etkinliğe katıldığı resimlerden anlaşılmıştır.

Şüpheli Mehmet Zekeriye Öztürk ifadesinde;

'Muzaffer TEKİN ile 2005 yılında bir konferansta tanıştıklarını, ilişkisinin olduğunu, Sevgi ERENEROL'u, Türk Ortodoks Kilisesi sözcüsü olarak tanıdığını, nerede tanıştıklarını tam hatırlamadığını, Kemal KERİNÇSİZ'in Büyük Hukukçular Derneği Başkanı olduğunu, 2005 yılında bir panelde tanıştıklarını,

Kendisinin Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketi Derneği üyesi olmadığını, Derneğin başkanlığını Taner ÜNAL'ın yaptığını, Derneğin bazı davetlerine katıldığını, Oktay YILDIRIM, Kuddusi OKKIR isimli şahısları da VKGBII Derneğinin bir davetinde tanıdığını, Albay Fikri KARADAĞ, Hüseyin GÖRÜM ve İbrahim ÖZCAN' in VKGB' den ayrılarak Kuvayi Milliye Derneğini kurup faaliyete başladıklarını, VKGB'nin 2004 Haziran 'da Maltepe de düzenlediği bir buluşmaya katıldığını" beyan etmiştir.

Şüpheli Mehmet Fikri KARADAĞ ifadesinde;

"Mehmet Zekeriya ÖZTÜRK'ü Muzaffer TEKIN'in yanından tanıdığını, Sevgi ERENEROL 'u ile tanıştıklarını, toplantı, paskalya törenleri ve kardeşi Paşa ERENEROL 'un patriklik görevine başlama törenine katıldığını, Kemal KERÎNÇSİZ'i de Patrikhanenin düzenlediği programlarda tanıdığım Veli KÜÇÜK ile 1992 - 1993 yılında Ağrı İl Jandarma Alay Komutanlığına atandığı zaman tanıştığını, emekli olduktan sonrada görüştüklerini,

Muzaffer TEKİN ile devre arkadaşı olduklarını, 2005 yılında Vatan Sever Kuvvetler Güçbirliği Hareketi Derneğinin İstanbul Şubesi için kendisinin uygun görüldüğünü, bu Derneğin Ankarada yapılan toplantılarına katıldığını, Taner ÜNAL'ın başkan seçildiğini, kendisini de teşkilattan sorumlu başkan yardımcısı olarak seçtiklerini, ancak daha sonra Taner ÜNAL dan dolayı bu dernekten ayrıldığını, 11 kasım 2005 tarihinde Kuvayi Milliye Derneğini, Binvar KURBANOĞLU, Türkan GÖRÜM, Sezin ALPER, Nevzat ÇETİN, Savaşan TOSUN ve Mehmet BEŞLİOGLU isimli şahıslarla kurucular kurulunu oluşturarak kurduklarını, Hüseyin GÖRÜM ve İbrahim ÖZCAN sabıkalı olduklarından dolayı kurucular kurulunda yer almayı uygun bulmadıklarını,

Semih Tufan GÜLALTAY hapisteyken Semih Tufan'in kardeşi Emre GÜLALTAY'ı Muzaffer TEKİN'in bürosunda tanıdığını, daha sonrada görüşmelerinin olduğunu" beyan etmiştir.

Şüpheli Oktay YILDIRIM ifadesinde;

"... Türkiye Harp Malûlü Gaziler Şehid Dul ve Yetimleri Derneği üyesi olduğunu, ayrıca kuruluş aşamasında bulunan Kuvvai Milliye Derneği istanbul temsilcisi olduğunu, Muzafer TEKİN'i Mahmut ÖZTÜRK vasıtasıyla tanıdığını, sürekli görüştüklerini," beyan etmiştir.

Şüpheli Muammer KARABULUT ifadesinde;

"1991 yılında Antalya valisi Saffet ARIKANBEDÜK ün desteği ile Noel baba etkinliklerine başladığını ve 1995 yılında da Noel Baba Vakfını kurduğunu, .... 2005 yılında da, Uluslararası Noel baba Barış Konseyi Derneği "ni diğer şahıslarla birlikte kurduklarını, Noel Baba Vakfının uluslararası faaliyette bulunmasının yasal olmaması nedeniyle, Uluslararası Noel Baba Barış Konseyi Derneğini kurduklarını, 2006 yılında maddi sıkıntılardan Noel Baba vakfının kapatıldığını,

Antalya Uluslararası Noel Baba Barış Konseyi Derneği başkanı olduğunu ayrıca Ayasofya Derneği ve Milli Güç Birliği Derneği üyesi olduğunu, Milli Güç Platformu" da görev aldığını ancak tüzel bir kişilik olmadığı için Milli Güç Birliği Derneği kurulduğunu,

Oktay YILDIRIM isimli şahsı Kemal KERİNÇSİZ'Hn Fatih"te bulunan ofisine gittiğinde gördüğünü, aynı ortamda Sevgi ERENEROL ve Ergün POYRAZ'in da olduğunu, Muzaffer TEKİN'i de bu şahısların yanında, basın açıklamalarında tanıdığım Veli KÜÇÜK, Ergün POYRAZ'ı da Sevgi ERENEROL vasıtası ile tanıdığını" beyan etmiştir.

Şüpheli Emin GÜRSES ifadesinde özetle;

"Sevgi ERENEROL'u, vatansever bir milliyetçi olarak tanıdığını, görüştüklerini, Patrikhanede düzenlenen toplantılara ve başka yerlerde düzenlenen toplantılara katıldığını, Ergün POYRAZ'ı da Sevgi ERENEROL' dan dolayı tanıdığını, patrikhanede gördüğünü, Mehmet Zekeriya ÖZTÜRK ile telefonla görüştüğünü, ayrıca bir toplantıda gördüğünü Veli KÜÇÜK ile de tanıştığını, arada bir görüştüklerini, Muzaffer TEKİN ile de görüşmesinin olduğunu " beyan etmiştir.

Şüpheli Fuat TURGUT ifadesinde özetle;

"Son bir yıldır izmir'de faaliyet gösteren Türk Dünyası Kültür ve insan Hakları Derneğinin genel başkan yardımcılığı görevini yürüttüğünü, aynı zamanda bu derneğin avukatlığını da yaptığını, bunun dışında herhangi bir siyasi parti ve dernek üyeliği bulunmadığını,. Sevgi ERENEROL, Kemal KERİNÇSİZ ve Oktay YILDIRIM'ı tanıdığım Veli KÜÇÜK ile yüz yüze tanışamadıklarını" beyan etmiştir.

Şüpheli Ergün POYRAZ ifadesinde özetle;

"2007 yılı ocak ayından bu yana Ayasofya Derneği üyesi olduğunu, Oktay YILDIRIM ve Sevgi ERENEROL 'u tanıdığım " beyan etmiştir.

Şüpheli Veli KÜÇÜK ifadesinde özetle;

"Herhangi bir dernek veya kuruluşa üyeliğinin bulunmadığını, Türkiye'de emekli subaylar derneği dahil hiçbir derneğin üyesi olmadığını, bu gibi dernek veya kuruluşların bir nevi anormallik ve sapıklık olduğunu düşündüğünü,

Türk kızı imajım ilk defa duyduğunu, böyle bir kızın olduğunu ve mevcudiyetini de bilmediğini, Muammer KARABULUT ile arkadaş olduklarını, Noel baba vakfı başkanı olduğunu, Mehmet Fikri KARADAĞ ile birlikte görev yaptıklarını, emekli olduktan sonra da görüştüklerini, Muzaffer TEKİN ile Batı Trakya dergisinden tanıştıklarını, bazı etkinliklerde birlikte olduklarını, Sevgi ERENEROL'u tanıdığını, bazı etkinliklerine katıldığını, Mehmet Zekeriya ÖZTÜRK'ü gazeteci Güler KÖMÜRCÜ vasıtası ile tanıdığını" beyan etmiştir.

Şüpheli Muzaffer TEKİN ifadesinde özetle;

"Hiçbir sivil toplum örgütüne ve hiçbir siyasi partiye, sendikaya ve derneğe üye olmadığını, Mehmet Fikri KARADAĞ'in Harp Okulundan sınıf arkadaşı olduğunu, istanbul 'da Kuvayi Milliye Derneğini kurduğunu,

Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketi oluşumundan ayrılan arkadaşlarının yeni bir oluşum meydana getirerek kendisinin lider olmasını teklif ettiklerini, bu amaçla Hüseyin GÖRÜM, İbrahim ÖZCAN, Kuddusi OKKIR ve birçok kişi ile tanışıp birlikte Türkiye'nin çeşitli yerlerine gittiklerini, Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Başkanının Taner ÜNAL olduğunu,

Sevgi ERENEROL ile tanıştıklarını, Patrikhaneye gittiğini, Semih Tufan GÜLALTAY ile tanıştığını, bu şahsın ceza evine girmesinden sonra ailesi ile ilgilendiğini, " beyan etmiştir.

Şüpheli Semih Tufan GÜLALTAY ifadesinde özetle;

"1998 yılında AKIN BİRDAL olayından ceza evine girdiğini, 4,5 yıl ceza yatıp şartla tahliye olduktan sonra, Ulusal Birlik Partisi adında bir partinin genel başkanlığına getirildiğini, ancak daha sonra sabıkası sebebi ile ayrıldığını, Ulusal Birlik Platformu adı altındaki platform kurduğunu, platformun dernekler kanununa göre oluşturulduğunu, bu platformda 49-50 tane kurucu derneğin bulunduğunu,

Muzaffer TEKİN ile ceza evinde iken görüştüğünü, ceza evinden çıktıktan sonrada görüşmesinin olduğunu, yine Muzaffet TEKİN vasıtası ile Sevgi ERENEROL ile Taksimde bulunan Türk Solu binasında tanıştıklarını, daha sonra Sevgi ERENEROL'un davetlerine gittiğini Veli KÜÇÜK ile Türk Dünyası Araştırmalar Vakfında karşılaştıklarını, Yozgat Ceza evinde iken Tuncay GUNEY'in yanına geldiğini Veli KÜÇÜK'ün emrinde çalışan istihbarat görevlisi olduğunu anlattığını, Mehmet Zekeriya OZTÜRK ile de tanıştıklarını" beyan etmiştir.

SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ İLE İLGİLİ TELEFON GÖRÜŞMELERİ

Tape:2, 26.02.2007 günü saat:14.03'de M.Fikri KARADAĞ ile Y. A. arasındaki telefon görüşmesinde özetle;

Y. A.'nun "Evet bi isteğiniz bi emriniz olduğu zaman biz de burda sizinle beraberiz bunu bilmenizi istedim" "Şişli Esentepedeyim" dediği, M.Fikri KARADAĞ'm "karargaha bi ziyarete gelsene madem o kadar iyisin" "Kuvai Milliye karargahı, mabedi bi gör, Atatürk'ün karargahı burası" "Kadıköyde askerlik şubesi var eski askerlik şubesi, yeni Rasim Paşa Emekli Subaylar Derneği Halit Ağa Çeşmesi" diyerek yeri tarif ettiği tespit edilmiştir.

Tape:109, 30.04.2007 günü saat:15.16'de M.Fikri KARADAĞ ile Tayyar..? in yaptığı görüşmede; M.Fikri KARADAĞ'm Merkez Komutanlığında Tuğgeneral N. Ö. ile konuştuğunu, askerlik problemi konusunda, bu şahsın yanma gidip derdini anlatması gerektiğini, oraya gidince Kuvayi Milliyeci olduğunu anlatmasmı söyleyerek "..ordan küçük bir paket yap, benim adıma götür, kendi adına sakın götürme" diyerek şahsı merkez komutanlığına gönderdiği tespit edilmiştir.

Tape:158, 24.06.2007 günü saat:19.41'de M.Fikri KARADAĞ ile Kahraman ŞAHİN arasındaki telefon görüşmesinde özetle ;

Yapılan bir kamp toplantısından bahsettikleri, Kahraman ŞAHİN'in " nasıl değerlendiriyon baba" "Bugünkü gündemi" dediği, M.Fikri KARADAĞ'm "Gayet güzeldi" "Gençliği de konuşturduk, gençliği konuşturmayı unutmayalım bundan sonra" " çok önemli, hatta bi de güzel, iyi bir kadın bulsak, oda konuşsa, her seferinde bi kadın bi genç" diyerek gençlere konuşma yapması için kadın konuşmacı ayarlamaya çalıştıkları, konuşmanın ilerleyen bölümlerinde siyasi konulardan bahsettikleri, M.Fikri KARADAĞ'm "...Gürcistanda, Amerikada, İngilterede, Ermenistanda, Suriyede, Arabistanda, gidin Türklere dininiz elden gidiyo deyin, başbakan da olursunuz cumhurbaşkanı da olursunuz diyo, yani bizim millet ohh batan geminin mallan deyip propagandayı yapıyor, bakan oluyor, başbakan oluyor, herşey oluyorlar, Cumhurbaşkanı bile oluyorlar, Turgut Özal gibi orospu çocuğu mesela" "Neden işte bu bizim yapacağımız işten sonra olamayacaklar" dediği, konuşmanın son bölümlerinde Muzaffer TEKİN'in Bursa'da bi evde daha bazı malzemelerin çıktığından bahsettikleri tespit edilmiştir.

Tape:39, 13.07.2007 günü Erkut ERSOY ile M.Fikri KARADAĞ arasındaki telefon görüşmesinde özetle ;

Erkut'un "Erkut ben komutanım Özel Büro" dediği, Fikri KARADAĞ'm da "Tamam Erkut, şeylen Özel Büro terimini kullanıyoruz biliyorsun" "ÖZEL BÜRO FALAN YOK, BİR TEK KUVAYİ MİLLİYE VAR TAMAM MI EVLAT" diyerek örgütün tüm faaliyetlerinin Kuvayı Milliye Derneği adı altında yürütüldüğünü ifade ettiği anlaşılmaktadır.

Tape:214, 09.08.2007 günü saat:22.20'de MUHAMMET YÜCE ile FEVZİ' nin yaptığı telefon görüşmesinde; M.YÜCE'nin Kuvvayi Milliye Derneğinden bahsederek "Bakıyorum orada 500 tane işyerini bağlamış her ay 100 milyon yardım topluyor derneğe, PARA DİREK BİZİM FİKRİ ALBAYIN ELİNE KALIYOR, şimdi benide oraya yönetime aldı, ... DEDİM GÜZEL ADAMLARIMIZ VAR, DEDİM HER TÜRLÜ DEDİM BİZ KOŞUŞTURURUZ DEDİM, TAMAM DEDİ, MUHAMMET DEDİ, ZATEN BEN SENİ BİLİRİM DEDİ, GEL DEDİ, BEN SİZİ YÖNETİME ALACAM DEDİ, beni yönetime aldı" "... KUVAYİ MİLLİYE RESMİ DERNEĞİ EMNİYET ARKASINDA JANDARMA ARKASINDA HİÇ BİR SORUNUMUZ YOK YANİ" dediği, Tape:478-479-480-481, 18.08.2007 günü Muhammet YÜCE'nin Selim AKKURT'a gönderdiği mesajlarda; "HALAOĞLU GÖKTÜRK HAFTAYA PARAYI ALIYO, HEMEN GELECEK, ZATEN BEN ALBAYLA YİNE GORUSTUM, IS TAMAM. HEMEN EKİBİ KUR DIYO, DERNEYE YARDIM ADI ALTINDA PARALARI TOPLASINLAR, DIYO BUTUN ZENGİNLERİN VE ESNAFIN LİSTESİNİ VERECEK BİZE, O BASIMIZDA BİZ KOSTURACZ, BEN ÇARŞAMBA ORADAYIM" şeklinde mesaj gönderdiği,

Tape:373, 25.06.2007 günü Saat:20.16'da Kahraman ŞAHİN/ Niyazi...? ile Begüm...? Arasındaki telefon görüşmesinde;

Begüm'ün "Biraz önce Fikri Paşayla konuştum, onu haber vereyim dedim" "Kapıda yakaladım paşayı, gel dedim konuşucam senle" konuştuk bi yarım saat" dediği, Kahraman'm "Bugünde ben fırça attım ona" "Bir tane çocuk vardı, onun numarası yazılmamış üyelik numarası falan" "Dedim gençlere ne yapıcan sen dedim, mahvettiniz bizim gençliğimizi dedim. Kalkıyorsun gençlerden şey istiyorsun falan neyse ondan sonra yumuşadı" dediği, Begüm'ün "Paşa çok sinirli" "Ama güzel planları var, benim içime su serpti" dediği, Kahraman'm "...hazır yani her şeyimiz" dediği, Begüm'ün "Ya bir şey söylicem Kahraman, Paşaya söylemedimde, Şu şehitlerden dolayı, Erdoğan'a inat bi miting düzenleyemiyor muyuz İstanbul'da" dediği, Kahraman'm "Düzenleriz" "Ama gel yardım et o zaman" "..gel çarpışalım" "Para olucak, ben bulucam parayı, 2-3 tane işimiz var, inşallah biticek" dediği,

Tape:366, 24.10.2007 günü saat:22.14'de Kahraman ŞAHİN ile Abdullah...? Arasındaki telefon görüşmesinde;

Abdullah'ın "Ya sana ulaşmak ne kadar zorlaştı böyle" dediği, Kahraman'm "Ya biraz dışandaydım Ankara'ya falan gittim geldim" dediği, Abdullah'ın "kendi işin mi yoksa Kuvvayi Milliyenin mi" dediği, Kahraman'm ".. kendi işim de vardı, öyle de, telefonda pek konuşmak istemiyorum bu tür şeyleri" dediği,

Tape: 3192, 12.11.2007 günü saat 13:03 sıralarında 02423240352 nolu telefonla Sevgi ERENEROL'un yaptığı telefon görüşmesinde; " BU ARADA DUYDUNMU? VATANSEVER GÜÇ BİRLİĞİNİN HEPSİ TAHLİYE OLDU " şeklinde beyanlarda bulunduğu,

14.11.2007 günü saat:12.40'da Muammer KARABULUT ile Sevgi ERENEROL arasındaki telefon görüşmesinde özetle;

M.KARABULUT'un "Yani yazıları biz koyuyoruz şeye ...." "siteye tabi onlar Hakan ....yazı bile yazmıyor yani çocuk" "Bir tek onlara Milli Gücü bıraktık biliyorsun" "hatta Ergün... içeriye girdiğinde eğer bunu kapatalım mı dediler" "Şeyi Milli Gücü" "adından dolayı" dediği, S.ERENEROL'un ".... neyi kapatılacakmış nesi varmış kapanması için" dediği,

Tape :1038, 14.11.2007 günü saat: 17.23'de Veli KÜÇÜK ile M. E. arasındaki telefon görüşmesinde özetle;

Veli 'nin "Mehmetçim merhaba. Vakıftayım ya Türk Dünyasmdayım, sen ne...?" dediği, Mehmet'in "İş ihtiyacı olan kimse var mı?" "Ya bizim Sönmez beyin bi işi var da. Sönmez KÖKSAL'm. Onda çalışacak birini şey ediyoruz ..." "...Erkek de yani birazcık bu şey banka alacaklarıylan ilgili çalışacak." "Muhasebe filan değil. Daha çok istihbarata yönelik." dediği Veli'nin "Tamam, anladım ben. O vakit bizim emeklilerden birini bulmam lazım sana." dediği, Mehmet'in "Ya biraz da genç olursa daha iyi olur." dediği Veli'nin "Genç işte emekli derken, Binbaşılıktan falan ayrılmış bu işi girebilecek." dediği, Mehmet'in "SENİN ESKİ KONUNA GİRDİĞİ İÇİN, onun için aklıma geldin." dediği,

Tape: 3197, 24.11.2007 günü saat:14:15 sıralarında, Sevgi ERENEROL'un Veli KÜÇÜK ile yapmış olduğu görüşmede; VELİ KÜÇÜK'ün "...SEVGİ HANIM MERHABA VELİ PAŞA....PATRİKHANE Yİ ARADIM YAKUP ÇIKTI GELMEDİLER DEDİ Bİ UĞRARAYIM DEDİM Bİ GÖREYİM DİYODUM..." dediği, Sevgi ERENEROL' un ise " TAMAM, BEKLİYORUM" dediği,

Tape :1063, 30.11.2007 günü saat: 14.20'de Veli KÜÇÜK ile Sevgi ERENEROL arasındaki telefon görüşmesinde özetle;

Veli'nin "Sevgi hanım merhaba Veli Paşa." "Patrikhanede misin?" diye sorduğu, Sevgi'nin onaylaması üzerine Veli'nin "...Vakıftayım Türk Dünyasında. ...Yanma bi 5 dakka uğrayacam. Ordan da müsait olursan ararım seni, bi çayını içmeye gelecem." dediği, Sevgi'nin "Tamam tamam." dediği,

Tape :1064, 30.11.2007 günü saat: 15.50'de Veli KÜÇÜK ile S. Ş. A. arasındaki telefon görüşmesinde özetle;

Ş.'in "Sen ne yapıyorsun paşam?" diye sorduğuveli'nin "Ben şeydeyim, Paşa beyin yanındayım, patrikhanedeyim. Patrik Türk Ortodoks Patrikhanesi." "PATRİK BEYİN YANINA GELDİM. Bİ GÖREYİM DEDİM." dediği,

16.12.2007 günü saat:14.13'de Muammer KARABULUT ile Kemal KERİNÇSİZ arasındaki telefon görüşmesinde özetle;

M.KARABULUT'un "...ben sana yolladım" "Yani elimden geldiği kadarıyla başka şeylerde koymaya çalıştım" dediği, K.KERİNÇSİZ'in "Abi bu arada bu arada biz Sah günü mı şey adliyesinin önünde İstanbul adliyesinin önünde saat 12 de Necip HAPLEMİTOĞLU'na ilişkin faili meçhul dosyanın soruşturmanın işletilmesi ve genişletilmesi konusunda bir dilekçe vereceğiz bide bir basın açıklaması yapacağız" dediği, M.KARABULUT'un "Evet aynen yolla" "Siteye koyalım" dediği, KKERİNÇSİZ'in "Hem siteye koy abi hem de şey yap ismini sen söyle her tarafa bi yaydıralım onu" dediği, M.KARABULUT'un "Ben o konuda Hürriyette çıkan habere istinaden" dediği, K.KERİNÇSİZ'in "Ha maniplasy onlar yapıyolar ya özellikle o Ümraniye oparasy onuna bakan savcı onlar zaten hepsi düzeyleri belli olan belli bir tarikat mensubu insanlar" dediği, M.KARABULUT'un "Peki ona dem vuracakmısm" dediği, K.KERİNÇSİZ'in "Tabi tabi zaten o konuyu da işleyeceğiz yani öyle bir maniplasyon yapılıyor ki abi düşüne biliyormusun yav o davanın o davanın avukatlarmdan tut sanıklarına kadar HABLEMİTOĞLUNU candan sevmiş yüreğinde hisseden adeta onun kanıyla bütünleşmiş olan insanlar ve bu insanlara bu cinayeti sorumlusu tutulmak isteniyor böyle iş olabilir mi abi sen bu konuda bi yazı yazsana başarılı olduğun nokta bu senin" "Ya avukat BUZOĞLU şeyin avukatı Hüseyin BUZOĞLU eee ismini sen söyle geçmişte haşır neşir olmuş rahmetli ile Necip HABLEMİTOĞLU ile" "Davalarına girmiş çıkmış ki en yakın dostlarından bir tanesi Ergün anlatabildim mi bu Ümraniye operasyonundan dolayı adam tutuklu yani düşüne biliyormusun yani kimler suçlanmaya çalışılıyor o yüzden bizim buna bir- müdahale etmemiz lazım" dediği,

M.KARABULUT'un "Yani şimdi Egun'la HABLEMİTOĞLU'nun ilişkisini bilmiyor mu ondan sonra o öldürülen Deniz Subayı var bitane Petrolle ilgilenen biyorsun biliyorsun değimli onu" "Orda hedef HABLEMİTOĞLU'n dan sonda Ergun biliyorsun" "Adam yani Ergun üç Dakka geç çıkmasa o evde onla birlikte o da öldürülecekti" görüşmenin devamında Recep Tayyip ERDOĞAN ile ilgili "SAYIN DAVASI" hakkında konuştukları, bu davadan dokunulmazlığı kalkınca ceza alacağı, siyasi hayatının biteceği ile ilgili konuşmalar yaptıkları,

Tape:308Q, 18.12.2007 günü saat: 13.02 de, Kemal KERİNÇSİZ ve C. Ç.'ın yapmış olduğu telefon görüşmesinde; Sultanahmet Adliyesi önünde, Hablemitoğlu cinayetinin yıl dönümü münasebetiyle ile ilgili yapmış oldukları basm açıklamasından sonra görüşme yaptıkları anlaşılmaktadır. Kemal KERİNÇSİZ'in " RAMİS PAŞAM İLE BİRLİKTE VATAN CADDESİNDEKİ ORDUEVİNDEYİZ, GELMEK İSTERSEN GEL, GELİRKEN BİZİM BURAK VAR ADLİYENİN ÖNÜNDE ONU DA AL..." dediği, Cevat ÇALIK'm "TAMAM OLDU, GÖRÜŞÜRÜZ.." diyerek, şahısların yapmış oldukları basm açıklaması, mitinglerde ve anma günlerinde, bazı emekli askerlerinde bulunduğu, bu anma törenine ayrıca, Sevgi ERENEROL, AY-YILDIZ HAREKETİNİN başkanı, Büyük Hukukçular Derneği üyelerinin katıldığı anlaşılmaktadır.

Tape :1001, 21.12.2007 günü saat:14.58'de Veli KÜÇÜK ile Sevgi ERENEROL arasındaki telefon görüşmesinde özetle;

SEVGİ'nin "Veli paşa iyi bayramlar dilerim" "25'inde de bizim Noel bayramımız İstanbul'da" dediğiveLİ'nin "Ay'ın 25'inde Noeliniz tamam orda oiacaz inşallah" dediği, SEVGİ'nin "Bekliyoruz 11'inden itibaren bekliyoruz sağolun" dediği,

25.12.2007 günü saat: 09.40'de Sevgi ERENEROL ile Veli KÜÇÜK arasındaki telefon görüşmesinde özetle;

Veli KÜÇÜK'ün "... ne zaman gelelim ne zaman programınız" dediği, Sevgi ERENEROL'un "Saat 11 den itibaren" dediği Veli KÜÇÜK'ün "iyi biz 11 den sonra geliriz öyleyse Necla hanımla" dediği,

09.01.2008 günü saat:19.56'da Güler KÖMÜRCÜ/M.Zekeriya ÖZTÜRK ile A. T. arasındaki telefon görüşmesinde özetle;

Görüşmenin başında Güler KÖMÜRCÜ, A. T. ile karşılıklı sohbet ettikten sonra Güler'in telefonu yanında bulunan M.ZEKERİYA ÖZTÜRK'e verdiği, A.'in M.ZEKERİYA ÖZTÜRK'e hitaben "Biz öğlen yemek yedik hanımlar bu Atatürkçü Düşünce Derneğinin şeyi Yeniköy Şubesine üye kaydediyorlarmış bizim arkadaşlar onlarda" "Bugünde onların en yüksek başındaki Orgeneral kim" dediği, M.ZEKERİYA'nm "Şener Eruygur Paşa" dediği, A.'in "Kaç milyonda iki yiz kırk kişiyiz diyo şey iki yüz kırk bin kişiyiz diyo ayıptır yani diyo" dediği, M.ZEKERİYA'nm "Doğruda ama birazcık o zaman şikayet ediyorlarsa dışarıyı bi dinlesinler kulak versinler ne oluyo İşçi Partisinin arka bahçesine döndü orası" "E tabi yani bu yıllardır bilinen gerçek bu" "Asker İşçi partisi o yüzden zaten orayı arka bahçe haline getirdi geliyor onlardan iki kelime öğreniyor gidiyo Aydınlıkta yazıyo Ulusal kanalda yayınlıyor" "Onlar gibi düşünen adam oluyor askerlerde oraya sinek gibi üşüşüyo yani emeklileri" "Yani acayip bir döngü yarattılar Masonik bir yarım bir yaklaşım bile olabilir yani orda" "Ha yani nedir Atatürkçü Düşünce Derneği ben bir kısımını gördüm Ankara Hiltonda T.Ö. geliyodu Cumhuriyet Kadının olarak çıkmışlar yaşa Tuncay hoşgeldin iyiki geldin iyiki sen varsm sen olmazsan biz mahvolmuştuk diye sloganlar atıyolardı" dediği, A.'in "Zaten biliyosun ADD İnglizcede ADD Dikkat Dağınıklığı ,Dikkat Bozukluğu demek hastalık adı" dediği, M.ZEKERİYA'nm "Doğru söylüyosun yani öyle ... Allahtan Halk ingilizceyi bilmiyor" "Çok kişinin haberi yok yo bayrak hareketinde olay böyleydi zaten T. Ö.'nın militer şeyleri geldi paramiter güçleri geldi" "Koruma halkası oluşturdular CHP ile ADD ile falan böyle yani buraya hizmet ediyor artık..." dediği,

Tape :1024, 12.01.2008 günü saat:13.08'de Veli KÜÇÜK ile A.Ç. arasındaki telefon görüşmesinde özetle; VELİ'nin "Sayın valim ne yaptınız" "Ben vakıftayım yemeğe gel yukarı gel sayın valim" dediği, AYHAN'm "Komutanım oraya çıkmayalım biz ama bir görüşelim" dediğiveLİ'nin "Tamam geldiğinde içeri ben haberim olsun..." dediği, AYHAN'm "...o bizim milletvekilimiz de gelsin size bir allahısmarladık diyecek tamam" dediği,

22.01.2008 günü saat:11.55'te Emin GÜRSES ile X Şahıs arasındaki telefon görüşmesinde özetle; Emin'in "Muhtar sende şey var mı HaberTürk televizyonu" "Veli KÜÇÜK'le beraber birçok adamı içeri aldılar." "Bi bişey var hem de öyle mesela Güler KÖMÜRCÜ var gazeteci. Onu da almışlar hiç bunlarla bi ilişkisi yok. Demek ki mesela benim bildiğim bi ilişkisi yok. Biçok toplantıya ben gittim. Hiçbir zaman Güler KÖMÜRCÜ'yü orda görmedim. Bunlar gizli toplanıyorlar diyor. GİZLİ TOPLANTILARDA BİLE GÖRMEDİM GÜLER KÖMÜRCÜ'YÜ. Demek ki bunun haricinde benim gitmediğim bunlar ayrı bi iş çeviriyorlar." dediği, X Şahsın "Şimdi ben bu konuyu açtım vatandaşa. Surdaki telefonlarına onlar bile paravan. BANA VERİYOR CEP TELEFONU ŞUNLA GÖRÜŞELİM. Diyorum senin yasallağın nedir? Ben devleti temsil eden biriysem, ben devletten hizmeti vatandaşa ulaştırmam lazım." "Bu dedi paraylan olur. Dedim nasıl paraylan olur ya. Devlet dedim ona hizmeti dedim bedellen satar mı halkına dedim ya. Bu devlet olmaktan çıkar dedim ya. Bu dedim özel şirket midir dedim ya. Böyle bişey var ben bunu kime, ben sana bunun fotokopilerini istersen fakshyayım." Dediği, Emin'in "Ya bunu Emniyete sorsana bu... nedir diye." Dediği, X Şahsın "Bu Emniyetten ya bu neyse telefonla konuşulmayı da." "BEN BUNU ŞEYE YOLLAYIM MI ÇÖLAŞAN'A?" dediği, Emin'in "ÇÖLAŞAN'a gönder. Mustafa BALBAY'a gönder. Cumhuriyetten ikisi ikisine de gönder ...onlar beraber..." dediği,

22.01.2008 günü saat: 11.49'da Emin GÜRSES ile X Şahıs arasındaki telefon görüşmesinde özetle; Emin'in "...Ortodoks Kilisesinde toplantı olurdu mesala. Bu günler münler ben bir defa mesela herhalde 5-5 yıldan fazladır oraya giderim ben." dediği, X Şahsın "Bu Enver ALTAYLI meselesinden dolayı almış olmasınlar?" diye sorduğu, Emin'in "Enver ALTAYLI ne iş yapıyo. Dün akşam bi konuştu ondan sonra ne oldu ne yapıyor ki. "Yani CIA bağlantılı belli dün akşam konuşurken Nazara anlattı." dediği, X Şahsın "Valla bu büyük bir operasyona benziyo ama ben şimdi bu çocuk beni arıyodu kapattı. Tekrar arar ben sana dönerim." dediği, Emin'in "Kemal'i anlarım, Kemal KERİNÇSİZ bunlarla beraberdi sürekli." dediği,

22.01.2008 günü saat: 14.40'ta Emin GÜRSES ile Devrim...? arasındaki telefon görüşmesinde özetle; Emin'in "... Sami Hoştan'la Sevgi Erenerol'ün ne ilişkisi var?" "Veli paşa Veli paşayla Sevgi Erenerolle Güler Kömürcü'nün ne ilişkisi var?" "Hocam ben bunların bütün toplantılarına katıldım." "...Sevgi'nin yaptığı toplantılarda özellikle Kilisede yapıldı. Bu toplantı Karaköy'deki Kilisede. O Kilisedeki toplantıda hiç bi zaman ben o Kuvayi Milliye, onlar CIA ile bağlantılı. Bi iki tane Kuvayi Milliye örgütlenmesi var." "O Albay falan onlar, onların yanımıza geldiğini hiç görmedim." dediği, Devrim'in "SEN NERDESİN?" diye sorduğu, Emin'in "BEN EVDE DEĞİLİM, BAŞKA BİYERDEYİM." "...Sevgi'nin yaptığı tek şey Muzaffer Yüzbaşıyı gidip ziyaret etmek. .. .Danıştay Meselesiyle bunun ne işi var. Danıştay Meselesinin arkasında İsrail'in olduğunu aylardır söylüyoruz ve bu konuda şahitler çıktı. Şahitleri bile Savcılık dinlemedi." dediği, Devrim'in "Ya burada ciddi bi hegemonya savaşı var." Dediği, Emin'in "Ya Türkiye'de içerde karşılıklı savaş var. Bunun dış bağlantısı da var. Nasıl ki Sedat Peker'in içeri atılmasını isteyen Amerikan Büyükelçisidir. ...Bunların da başka bi bağlantısı var." dediği tespit edilmiştir.

Tape 3083, Kemal KERİNÇSİZ ile Erdoğan KAYA arasındaki telefon görüşmesinde özetle: Söğütlüler Demeği Başkanı olan Erdoğan KAYA'ya hitaben Kemal KERINÇSIZ'in "bir noktada devletin yapamadığını, bugün zaten devletin bunu yapmaları mümkün değil, devlet zaten karşı güçlere geçmiş işgal edilmiş kurumuyla kuruluşuyla, yani işgalci güçler devleti ele geçirme gayretine girmiş" .. "orda ra.. paşa var... generaller var albaylar var, bissürü şey var yani çok nitelikli insanlar var... yani bi çoğunu tanımıyorsunuz siz tabi de, profesörler var baya bi aydm kesim vardı." ..."senin derneği de bizim, ay-yıldız birliğine al..","o konuda, hatta imkan nisbetinde bulunduğunuz yerde... diğer dernekler varsa oraya sokmaya çalışın", "iş genişlemektir anlatabildim mi genişlemektir.. Oralardan buraya geldiniz ateşler yakıyorsunuz.." dediği anlaşılmıştır.

SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ İLE İLGİLİ DEĞERLENDİRME:

Yukarıda anlatılan demeklere bakıldığında, Büyük Hukukçular Birliği, Ayasofya Demeği ve Büyük Güç Birliği Demeğinin Fatih ilçesinde aynı adreste bulunduğu, şüphelilerden Sevgi ERENEROL, Kemal KERİNÇSİZ, Ergün POYRAZ, Muammer KARABULUT ve Oktay YILDIRIM'm bu demeklerin kuruluşlarında görev aldığı tespit edilmiştir.

Diğer taraftan şüphelilerden Oktay YILDIRIM'm Kuvva-i Milliye Demeğinin kumlusunda, Kemal KERİNÇSİZ de Milli Güç Platformunun kumlusunda görev aldığı tespit edilmiştir.

Kuvvayı Milliye Demeği Başkanı şüpheli Mehmet Fikri KARADAĞ ile Ulusal Birlik Hareketi Platformu Başkanı şüpheli Semih Tufan GÜLALTAY'ın şüpheli Sevgi ERENEROL'un toplantılarına katıldığı, şüpheli Mehmet Fikri KARADAĞ'm bir dönem Merkezi Ankarada bulunan Vatansever Kuvvetler Güç Birliği demeğinde görev aldığı tespit edilmiştir. Öte yandan Vatansever Kuvvetler Güçbirliği Yöneticilerinin Veli KÜÇÜK ve Muzaffer TEKİN ile irtibatlı olduğu da bilinmektedir. Bu hususlar ilerleyen bölümlerde ayrıntılı olarak anlatılacaktır.

Öte yandan söz konusu sivil toplum örgütlerin gerçekleştirdikleri toplantı gösteri yürüyüş ve basın açıklamalanna bakıldığında, neredeyse belirtilen bu demeklerin birçok eylem ve gösteriye birlikte katıldıkları, bu gösteri ve eylemlere örgütün yönetici kadrosunu oluşturan şüpheliler Veli KÜÇÜK, Muzaffer TEKİN, Mehmet Zekeriya ÖZTÜRK, Kemal KERİNÇSİZ, Oktay YILDIRIM, Fuat TURGUT, Emin GÜRSES ve Sevgi ERENEROL'un de bizzat katıldığı görülmüştür.

Ayrıca elde edilen fotoğraflardan söz konusu sivil toplum kuruluşlarının yöneticileri olan şüpheliler, Mehmet Fikri KARADAĞ, Semih Tufan GÜLALTAY, Kemal KERİNÇSİZ, Oktay YILDIRIM, Muammer KARABULUT ve Ergün POYRAZ'ın Sevgi ERENEROL'un Türk Ortadoks kilisesinde düzenlediği toplantılara ve konferanslara katıldıkları,

Zaman zaman bu toplantılara örgütün yönetici kadrosunu oluşturan Veli KÜÇÜK, Muzaffer TEKİN ve örgüt üyesi Emin GÜRSES'in de katıldığı tespit edilmiştir.

Dolayısıyla elde edilen tüm bu deliller; Uluslar arası Noel Baba Barış Konseyi, Büyük Hukukçular Birliği Demeği, Ayasofya Demeği, Büyük Güç Birliği Demeği, Kuvva-i Milliye Demeği, Kuvayı Milliye Demeği, Milli Güç Platformu ve Ulusal Birlik Platformunun "ERGENEKON" terör örgütüne bağlı sivil toplum kuruluşları olduğu anlaşılmaktadır.

Diğer taraftan Milli Güç Platformu ve Ulusal Birlik Platformu altında çok sayıda demeği toplayarak diğer Sivil Toplum Örgütlerini kontrol altına almayı amaçladıkları anlaşılmaktadır.

Nitekim gerçekleştirdikleri eylem ve gösterilere bakıldığında, diğer demeklerin de katılmalarını sağlayarak kendilerine ait olmayan sivil toplum örgütlerini de örgütün amaç ve hedefleri doğrultusunda yönlendirdikleri ve kontrol ettikleri görülmektedir.

Dolayısıyla elde edilen tüm bu veriler, Dinamik-Ulusal Güç Birliği Kuvayı Milliye Dokümanında belirtilen, Ulusal Güç Birliği yerine çok benzer bir isim olan Büyük Güç Birliğinin kullanıldığı, bu birliğin liderliğini de BİR TÜRK KIZI olarak şüpheli Sevgi ERENEROL'un yaptığı açıkça anlaşılmıştır.

SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİNİN AMACI

Demeklerin tüzüklerinde belirtilen amaçlarına bakıldığında, her birisinin ayrı ayrı amaçlan olduğu halde, düzenledikleri toplantı gösteri ve yürüyüşlerde neredeyse hemen hemen hepsinin birlikte hareket ettiği görülmektedir.

Gerçekleştirdikleri gösteri, yürüyüş, basın açıklaması ve eylemlere bakıldığında bir taraftan örgütün propagandasını yaptıkları, böylelikle yeni açılımlar sağlayarak örgüte güç sağlamayı, diğer taraftan da örgütün amaçlan doğrultusunda ülkede darbe zemini oluşturacak eylemler yapmayı planladıklan anlaşılmaktadır.

Fakat söz konusu Sivil Toplum örgütlerinden Kuvayı Milliye ve Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketi demeklerine bakıldığında diğer sivil toplum örgütlerinden farklılıklannm olduğu daha ziyade örgüte istihbarat ve silahlı eylem gerçekleştirebilecek kadrolardan oluştuğu, gerçekleştirdikleri ya da gerçekleştirmeyi planladıklan eylemlerle ülkede kaos, anarşi ve terör meydana getirmeyi amaçladıklan, özellikle Türk-Kürt düşmanlığım körükleyerek kardeş kavgası çıkmasına sebebiyet verecek eylemlere giriştikleri görülmüştür. Bu nedenle bu (2) demek aynca aynntılı olarak anlatılacaktır.

KUVAYI MİLLİYE DERNEĞİ (1919);

İçişleri Bakanlığı Demekler Dairesi Başkanlığı Demekler Denetçileri tarafından İstanbul İlinde faaliyet gösteren 34-126-063 kütük numaralı "Kuvayı Milliye Derneği"nin Demekler Mevzuatı Hükümleri çerçevesinde denetlenmesi neticesinde ; Demeğin 11.11.2005 tarihinde kuruluş bildirimi ve eklerini İstanbul Valiliği İl Demekler Müdürlüğüne vererek kurulup tüzel kişilik kazandığı, Demeğin faaliyet adresini İstanbul Valiliği İl Demekler Müdürlüğüne "Rasimpaşa Mahallesi, Yavuztürk Sokak, No:6, Kadıköy-İstanbul" olarak bildirdiği, Demeğin 16.04.2007 tarihli beyannamesinde üye sayısını 215 olarak bildirdiği, Demeğin İstanbul Valiliği İl Demekler Müdürlüğüne verdiği 2006 yılma ilişkin 16.04.2007 tarihli beyannamesinde Kars İlinde bir şubesinin ve yurt içinde 58 ve yurt dışında da 2 temsilciliğinin bulunduğunu bildirdiği, Demek tüzüğünün 1.2. maddesinde Demeğin amacının "Kuvayı Milliyecilerin anılannı önder sayarak ve onlann geleneklerini sürdürerek, milli egemenliğimize, kültürümüze ve değerlerimize dayanarak, yaşamamıza ve gelişmemize engel veya tehdit oluşturacak her türlü güç ve olaylara karşı, yurttaşlan aydınlatmak, birleştirmek ve mücadeleye katmak ve yukanda sayılan değerleri korumak ve kollamak için gerekli çalışmalan yapmaktır. ..." şeklinde belirtildiği,Derneğin 20.03.2006 tarihinde yapılan ilk olağan genel kurul toplantısına ilişkin 27.03.2006 tarihinde İstanbul Valiliği İl Demekler Müdürlüğüne verdiği genel kurul sonuç bildirimine göre demek organlanna seçilenlerin Mehmet Fikri KARADAĞ Genel Başkan, Binvar KURBANOĞLU Genel Başkan Yard.,Ahmet TÜRKYILMAZ Sayman, Hüseyin GÖRÜM Genel Başkan Yard. (Tşk.), Av. Nevzat ÇETİN Demek Hukuk Müşaviri, Sezin ALPER Yönetim Kurulu Üyesi, Türkan GÖRÜM Yönetim Kurulu Üyesi, Ali ÖZOĞLU,Dernek Basın Müşaviri Hatice BAHTİYAR Dernek Halkla İlişkiler Müşaviri, isimli şahıslann olduğu belirtilmiştir.

Kuvayı Milliye Demeği 11.11.2005 tarihinde Mehmet Fikri KARADAĞ'm önayak olması ile kurulmuştur. Derneğin, Sivil Toplum Örgütü görüntüsü altında Ergenekon Terör Örgütü içerisinde faaliyet gösteren,silahlı eylemler gerçekleştirme kabiliyetine sahip bir hücre yapılanması içerisinde olduğu toplanan delillerden anlaşılmaktadır.

Kuvayı Milliye Derneğine yönelik ilk soruşturma şüpheli Murat ÇAĞLAR'm 07.01.2007 tarihinde İstanbul Pendik ilçesinde bir araç içersinde örgütsel dokümanlar ile yakalanması ile başlatılmıştır.

Murat ÇAĞLAR'm yönetimindeki araçtaki dokümanların bir kısmının silahlı suç, terör örgütü üyelerinin veya tetikçi şahısların davranış kurallarını gösterir notlar olduğu, bir kısmının ise değişik kişilerle ilgili istihbari bilgi notlan olduğu anlaşılmıştır.

(1) numarası verilen el yazısı not kağıdında; İstihbarat Jargonu Başhğmm Olduğu Ve Altında "Çiftçi=Tetik Çeken Kelle Alan, Çöpçü=Silahşörlere Lojistik Destek Sağlayan, Tavşan=Operasyondaki Hedef, Namazdan Sonra=Cuma Öğleden Sonra, Alış Veriş=Operasyon, Yemlemek=Dolar Vermek, Kış Uykusuna Yatmak=Emir Gelinceye Kadar Hiçbir Şey Yapmamak, Perdeleme=Koruma Altına Alma, Çizgi=Ülke Sının, Şirket=Cıa Merkezine Denir Türk İstihbaratçılarda Mit' E Şirket Diyor" şeklinde notların yazılmış olduğu görülmüştür.

(2) numarası verilen el yazısı not kağıdında; "Pantolonun Ağ Kısmı Derin Ve Bol Olacak, Ayakkabı Kaymamak Ses Çıkarmamalı Koşmaya Müsait Olmalı, Ceket Kabalarından Aşağıda Uzun Olur Dışarıya Hafif Bombe Verilir Tabanca Tamamen Kaybolur, Takım Elbiselerin Astarları Düğmeleri Kolay Sökülmeyecek Cinsten Olmalı Kavgada Sökülenler İleride Yakalandığında Mahkemede Delil Olarak Kullanılabilir, Büyük Ve Sağlam Pamuk Mendil Çok Önemlidir, Her İşe Yarar Yaranın Üzerine Bastmrsan Kan Kaybını Önler, İç Çamaşırı Slip Olmaz, Bokser Gibi Şort Olmalıki Aleti Yani Tabancayı Rahat Koyabilesin Külotunun Lastikleri Elinin Kalınlığında Olmalıki Alet Düşmesin, Kemerler Amerikadan Özel Gelir Son Delikten Sonra Kemer İçinde Bir Boğayı Rahatlıkla Kesebileceğin Çok Keskin Bıçak Görevi Yapan Bir Metal Vardır Bu Kemerler Çok Pahalıdır Piyasada Satılmaz" şeklinde notların yazılmış olduğu görülmüştür.

(4) numarası verilen el yazısı not kağıdında; "Kimlik Gizli Kalmalıdır, Anne-Baba Kardeş Senin Kimliğini Bilmemelidir, Kimlik Taşınmaz, Şirket Telefonundan Ulaşılır, Numara Gizlidir, Yazı Tipleri Çok Yönlüdür, Sağ Ve Sol El Kullanılmalıdır" şeklinde notların yazılmış olduğu görülmüştür.

Diğer belgelerde ise değişik kişilere ait istihbari bilgiler olduğu görülmüştür. Murat ÇAĞLAR, dokümanların kendisine ait olmadığını, aracın Kuvayı Milliye Derneğinin kullanımında olduğunu, bu nedenle söz konusu belgeleri araç içerisine diğer Dernek çalışanlarının bırakmış olabileceğini beyan etmiştir.Bu beyan üzerine, Kuvayı Milliye Derneğinin Kadıköy'de bulunan binasında arama yapılmış,bulunan 2 adet Bilgisayar ve 8 adet CD'ye el konulmuştur.

15.10.2006 tarihli CD'nin incelemesinde; Kuvayı Milliye Derneğinin Mersin ilinde yaptığı toplantı görüntülerinin olduğu, ilk olarak Derneğin Mersin İl Başkanı Kemal CAN AY'm konuşma yaptığı, Kuvayi Milliye Derneğinin kuruluş amacını ; "...1919 daki Kuvayi Milliye ruhu Mersin'de başlamıştır. Türkiye'yi dalga dalga saracaktır ve hainlerin korkulu bir rüyası olacaktır. Bazı arkadaşlarım soruyorlar, ne yapacaksınız, sizde onlar gibi normal bir dernek mi olacaksınız, hayır arkadaşlar biz bu harekatı Kuvayı Milliye harekatı, Mustafa Kemal ATATURK'ün harekatıdır. Mustafa Kemal ATATÜRK 1919 da Samsuna ne yapmışsa, çıktığı zaman bizde onu yapacağız.... Ama bunu yapmak için de önce teşkilat kuracağız ..." sözleri ile anlattığı tespit edilmiştir.

Görüntünün bir bölümünde, Kemal CANAY'nın "Genel Başkan Yardımcım" olarak takdim ettiği Hüseyin Kerim BAYRAKTAROĞ LU (Hüseyin GÖRÜM) 'nun ; "...Kuvayi Milliye Hıyaneti Vataniye Kanunu zamanı geldiğinde yürürlüğe girmesi için çalışacaktır, 11 Kasım 1938 den bu güne kadar ihanet eden her şahıs, her kurum ve kuruluş hesabını verecektir....." şeklinde konuşma yaptığı tespit edilmiştir.

Görüntünün ilerleyen bölümlerinde Mehmet Fikri KARADAG'm kürsüye geldiği, Kuvayi Milliye davası için, herkesin tanıdıklarını çağırmasını istediği ve "... daha ömür istiyorum, ne için biliyor musunuz, vatan hainlerinin ülkeyi sömüren alçakların, şerefsizlerin, sonunu görmek, darağaçlarında sallandıkları günü görmek için ..." şeklinde konuştuğu, Kuvayi Milliye Derneğine üye olacak, bu uğurda elini, gövdesini, kafasını, bütün varlığını taşın altına sokacak, arkadaşlarına özel bir yemin ettirdiğini, yemine başlamadan önce Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK'ün Erzurum'da iken etrafında kalan veya kalmayanlara söylediği açıklamayı yapacağını belirterek, "sevgili arkadaşlarım bu uğurda ölmek var, öldürülmek var, öldürmek var, bu uğurda zorluklarla karşılaşmak var, bu işe girip bin kere pişman olup, nereden bu işe başladım deyip, kendini doğduğu güne kahır ettirmek var, çoluk çocuğun önünde mahcup olmak var" şeklinde konuşmasını sürdürdüğü ve daha sonra bu "Kuvva Yemini" olarak bilinen yemin ettirdiği tespit edilmiştir.

Kanal 33 1. CD Forum programı içeriğinde; Sunucu ile Mehmet Fikri KARADAĞ arasında uzun bir konuşma olduğu, konuşmanın bir bölümünde vatana ihanet eden yöneticilerden bahsedildiği, Mehmet Fikri KARADAG'm "bunların tamamının isim listesi, hesap numaraları 13.000 'den fazla 13.500 civarında, hepsi bizde var, onların en çok güvendikleri bize bunları getirdi" şeklinde konuşma yaptığı tespit edilmiştir.

Kanal 33 2. CD Forum programı içeriğinde; Sunucu ve Mehmet Fikri KARADAĞ arasındaki söyleşinin devam ettiği, uzun bir söyleşi sonrasında Mehmet fikri KARADAG'm "Kuvayi Milliyenin vazgeçilmez prensiplerini söyleyelim ve bitirelim. Oyunu daima Türk milleti kuracak, herkesin oyuncağı olmayacak, asla unutmayacak ve ihaneti asla affetmeyecek, bunu bütün millete vaat ediyorum " şeklinde konuşma yaptığı tespit edilmiştir.

2 Nolu VCD nin incelemesinde; Uzun bir konuşma olduğu, konuşmanın sonunda Kuvayi Milliye Derneği Başkanı Mehmet Fikri KARADAG'm "Kuvayi Milliye Kemal Atatürk'ün devleti kurduğu zamandan beri devam ediyor, Elimizde Türkiye'nin Kaynaklarını, Siyasi Kimlik Kartını Kullanarak Çalan, Sömüren Yağmalayan 13.500 Kişinin İsmi Vardır, bunun karşılığı da yurt dışındaki değeri 480 milyar dolardır, bunları sentine kadar getireceğiz, Kuvayi Milliye olarak buna and içtik" dediği tespit edilmiştir. Dernek binasından el konulan bilgisayarlarda ; -komisyonlar.DOC isimli word dosyasının içeriğinde; iki sayfalık yazılı metin olduğu, yazının üst tarafında Kuvayi Milliye Derneğinin armasının bulunduğu, sayfanın "Aşağıda tasarlanan şema derneğimizin işleme yapısında yapılacak düzenlemeler, komisyonlar, kurullar ve bunların işlevlerinin tasviri için hazırlanmıştır" yazısıyla başladığı, hemen altında Genel Başkan Mehmet Fikri KARADAĞ, Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin GÖRÜM ve Sayman Kahraman ŞAHİN yazdığı, bu yazıların altında komisyonlar başlığı altında sekiz ayrı komisyonlarla ilgili başlıklar ve bu başlıkların altında her komisyonun görevlerini anlatır açıklamalar olduğu görülmüştür.Bunlarda özetle ;

Özel Kuvvetler Komisyonu: "Bu komisyon savaş anında, seferberlik anında ve şanlı ordumuz tarafından ihtiyaç duyulduğu anlarda görev yapacak olan Kuvayi Milliye Kuvvetlerini oluşturmak ve hazırlamakla görevlidir, ... ayrıca Kuvayi Milliye'nin güvenliğinden sorumlu olup alt kurullar oluşturacak, güvenlik şirketi ve benzeri ticari işlere girecek"

Din Komisyonu: "Bu komisyon dini kullanarak toplumu kandıran zihniyeti ve unsurları ortadan kaldırmak için çalışacak "

Yayın Komisyonu: "Komisyon, derneğin tüm yayın reklam ve benzer işlerini gerçekleştirip diğer komisyonlarla ortak çalışacaktır."

Strateji Ve Dış İlişkiler Komisyonu: "Komisyon Kuvayı Milliye'nin dış ilişkilerini, politikasını belirleyip ulusal güvenlik stratejileri geliştirip hayata geçirecek" yazdığı görülmüştür.

Eğitim Komisyonu: "Komisyon, derneğin eğitim faaliyetlerini ve kurumlarını hayata geçirecek" Büyük Birleşme Komisyonu: "Komisyon Türkiye'nin içinde bulunduğu kaos ortamından doğan birleşme arayışı için birçok vatandaşımızı bir araya getirip sorunların üzerine beraber gidilmesini sağlayacaktır "

Atatürkçülük Komisyonu: "Komisyon ismini taşıdığı tüm vazifeleri eksiksiz yerine getirip Atatürkçülüğü genç neslimiz için bir yaşam tarzı haline getirmeye çalışacaktır" Büyük Türk Birliği Komisyonu: "Komisyonun işlevi ve içeriği şimdilik teşkilatımız tarafından gizli gerçekleştirilecektir"

Yazdığı,yazmm devamında kısa bir açıklamanın daha olduğu ve en alt kısımda da Kuvayı Milliye yazdığı görülmüştür.

komisyonlar.DOC isimli word dosyanın 03.11.2006 tarihinde oluşturulduğu, 501JJ70X840602 seri numaralı hard diskin alman imajında C:\belgeler ozel\komisyonlar.DOC adresinde yer aldığı tespit edilmiştir.

Şüpheli Murat ÇAĞLAR'm kollukta kendisi ile yapılan mülakatta; Diğer anlatımlarının yanı sıra "... .Kuvayı Milliye Derneğinde kaldığı süre içerisinde kendilerine, vatanın elden gittiğinin, bir an evvel halkın ayaklandırılması gerektiğinin, ayrıca Kuvvayi Milliye Derneğinin mevcut orduya alternatif yeni bir ordu kurma yetkisinin olduğunun, bunun için maddi güç kazanmaları gerektiğinin, mevcut ordunun içinde bölünmeler olduğunun, vatan hainlerinin olduğunun anlatıldığını, bu nedenle sık sık yardım toplandığını, bu çerçevede kendisinin de çok defa bu yardım toplama faaliyetlerine katıldığını..." beyan ettiği belirtilmiştir.Murat ÇAĞLAR daha sonra alman C.savcılığı ifadesinde de aynı beyanlarını tekrar ederek mülakattaki beyanlarını teyit etmiştir.

Bu kapsamda yapılan soruşturmada, Derneğin Genel Başkan Yardımcısı Durmuş Ali ÖZOĞLU'nun 25 Mayıs 2006 da tarihli TEMPO DERGİSİNE röportaj verdiği tespit edilmiş , bu röportajda özefle;"2007 yılı içersinde metropolleri kuşatan başta Kürt mafyası olmak üzere tüm şehir terörüne karşı bir girişim başlatacaklarını, tam 2000 motorize ekipten oluşan telsizli istihbarat ekipleri hazırladıklarını, bu ekiplerin istanbul içinde ve iki yakada başta Kürt mafyası olmak üzere her türlü Organize Suç Şebekesine ve mafyaya karşı mücadele etmekle görevli olacağını" beyan ettiği görülmüştür.

Murat ÇAĞLAR'm anlatımları ve ele geçen doküman, bilgisayar ve CDTerin incelenmesinde, Kuvayı Milliye Derneği yöneticilerinin etraflarına topladıkları bir kısım sabıkalı şahıslar ile dernek adı ve sivil toplum kuruluşu görüntüsü altında illegal faaliyetler gerçekleştirdikleri anlaşılmıştır.

İlk başta Kuvayı Milliye Derneği Genel Başkanı Mehmet Fikri KARADAĞ liderliğinde organize bir suç örgütü olduğu izlenimini veren bu oluşum ile ilgili soruşturma devam ederken, Mehmet Fikri KARADAĞ'm Ergenekon Terör Örgütü yöneticisilerinden Veli KÜÇÜK, Muzaffer TEKİN, Sevgi ERENEROL ve diğer şahıslarla irtibatlı olduğu tespit edilmiştir. Bu ilişkileri incelenip soruşturulduğunda, Kuvayı Milliye Derneğinin Mehmet Fikri KADARAĞ liderliğinde hareket eden bir organize bir suç örgütü olmayıp Ergenekon Terör Örgütü içerisinde faaliyet gösteren bir hücre yapılanması olduğu anlaşılmış, bu nedenle Kuvayı Milliye Derneğine yönelik soruşturma Ergenekon Terör Örgütüne yönelik yürütülen soruşturma ile birleştirilmiştir.

Esasen, Kuvayı Milliye Derneğinin Ergenekon Terör Örgütünün kendisine bağlı "Sivil Unsurların" kurulması ve örgütlenmesi amacı ile hazırladığı "Lobi" adı verilen gizli-örgütsel çalışması uyarınca kurulan "Lobi Yapılanmasının" karart ve bu yapılanmanın Sivil Toplum Kuruluşları alanındaki faaliyet şekil ve esaslarını birlemek için hazırladığı "Dinamik" adı verilen örgüt dokümanında gösterilen "Kuvayı Milliye Cephesi gibi Milli Mücadele yıllarında kurulan örgütlerin günümüzde yeniden kurulması ve faaliyete geçirilmesi uygun görülmüştür" hedefinin uygulamaya konulması amacı kurdurulduğu, derneğe konulacak ismin dahi "Dinamik" isimli örgüt belgesinde belirlendiği anlaşılmaktadır.

Buna karşın Kuvayı Milliye Derneğinde faaliyet yürüten birçok şüpheliden elde edilip önemi nedeni ile aşağıda özetlenen, logosu yanında "Kuvayı Milliye Genel Merkezi" başlık ve "Kuvayı Milliye Nedir" alt başlıklı 5 sayfalık bilgisayar çıktısı metinde ; Türk Ordusunun tarihi gelişiminden, 1.Dünya Savaşından sonra dağıtılmasından, vatan topraklarının düşman tarafından işgal edilmesinden, devletin halkını ve ülkesini koruyamadığı gerçeğinin farkına varan halkın savunma içgüdüsü ile Kuvayı Milliye birliklerini kurduğundan, askerlerin bir bölümünün de milis güçlerinin oluşumuna destek verdiklerinden , elde kalmış bir kaç parça silahın milislere aktarıldığından, genç subaylar'm da milis güçlerinin öncü ve lider kadrolarını oluşturduğundan, bu ortamda Kuvayı Milliyenin doğrudan doğruya Harbiye Nezareti (Savunma Bakanlığı) ve Erkanı Harbiyei Umumiye (Genelkurmay)'ye bağlı olmadığı için kontrol ve disiplinini sağlamanın yeterince mümkün olmadığmdan,Kuvayı Milliyenin kendi içerisinde bir bütün oluşturmadığından, milis güçlerinin kumandanlannmdan bir kısmının asker kökenli olmalarına karşın o an ordu kadrosu içerisinde yer almayan veya istifa eden genç subaylar ile emekli olan subaylar, bir kısmının eşraf,bir kısmının efeler,bir başka grubun da eşkiya reislerinden oluştuğundan, dolayısıyla bu gruplarda genel bir karargah,kumanda bütünlüğü,silah birliği,ortak hareket olmadığından, bu nedenle zaman zaman yanlışlıklara, keyfi uygulamalara yönelebildiklerinden, Meclis açıldıktan sonra Ankara Hükümeti ile bağlantılarını sürdürdüklerinden, Büyük Millet Meclisi düzenli ordularının yetersiz kalıp ayaklanmalara tek başına cevap veremediği durumlarda Kuvayı Milliyenin devreye girdiğinden, Kuvayı Milliye'nin görevini yerine getirerek işgal ordusunun yayılmasını önledikten sonra kesin sonucun alınması için düzenli ordu birliklerin yanında yer aldığından, Hıyaneti Vataniye Kanununun çıkarılması ve İstiklal Mahkemeleri'nin kuruluşu ile hainlerin hak ettiği cezalara çarptırıldığından, milli ordu kurulmasman ardından da ebedi Başkomutanı Mustafa Kemal Paşa'nm yönetiminde zaferin kazanıldığından, en son aşamada da ordu-millet bütünleşmesi ile milli devrimlerin gerçekleştirildiğinden bahsedilerek, aynısı ile "...günümüzde de aziz vatan toprakları can düşmanlarımıza pazarlanmakta, kahraman ordumuz sanki başka bir milletin ordusuymuş gibi her fırsatta yıpratılmakta, yer altı ve yerüstü milli servetlerimiz yabancılara peşkeş çekilmekte, Cumhuriyefin bütün maddi ve manevi kazammları çılgınca yok edilmeye çalışılmakta, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü gözlerimizin önünde parçalanmaya devam etmekte, velhasıl tarih tekerrür etmektedir.Büyük Atamızın Gençliğe Hitabesi'ndeki her şey mevcut ve gerçekleşmek üzeredir.O halde; Ey Türk'ün asil evlatları!..Kuvayı Milliye zamanı değil mL " şeklindeki yazılar bulunduğu tespit edilmiştir.

Gerçekte, örgüt amaç ve ilkelerine aykırı davrandıkları kabul edilen yönetimi, askeri bir müdahalenin sağlanmasını temin edip hukuk dışı yoldan yönetimden uzaklaştırmayı , bu amaçla kamuoyunda askeri bir müdahalenin haklılığı temin için ülkede karışıklık veya silahlı bir halk ayaklanmasına neden olabilecek derecede tepki çekip, yönetim zafiyeti oluşturacak provakatif terör eylemleri organize etmeyi amaçlayan ve gerçekleştiren Ergenekon Terör Örgütü, Kuvayı Milliye Derneğindeki yapılanması ile ; bu ve buna benzer birçok dokümanda demokratik sistemin tüm kurumlarıyla yaşandığı ülkeyi kurtuluş savaşı yıllarında işgal edilerek istilaya uğramış Anadolu topraklan gibi gösterip, bu savaşın kazanılmasındaki önemli rolüne hemen kimsenin itiraz etmeyeceği Kuvayı Milliyenin tarihe malolup her zaman saygı ile anılan hatırasından yararlanıp vatandaşları yanıltarak "hain" ve "düşman" olarak gösterdikleri kişiler aleyhine Kuvayı Milliye Dernekleri ile orgutleyıp silahlı mücadeleyi de içerir şekilde faaliyet göstermeye çağırarak örgüt propagandası yaptığı anlaşılmaktadır.

Ergenekon Terör Örgütünün Kuvayı Milliye Derneğindeki illegal yapılanmasının, legal faaliyetle çerçevesinde örgütün amaç ve ilkelerine aykırı davrandıkları düşünülen yönetim aleyhindeki miting,gösteri,yürüyüş v.b. sivil toplum faaliyetlerinde istihdam edildiği, Orhan PAMUK,Fehmi KORU,Ahmet TÜRK, Osman BAYDEMİR veya Sebahat TUNCEL gibi etnik,siyasi,yazar ve gazeteci kişilik ve kimlikleri ile uluslar arası düzeyde dahi tanınan ve dile getirdikleri bazı söylemleri nedeni ile de yandaşları olduğu kadar halkın bir kısmının tepkisini de çeken kişilere yönelik suikast planladığı, bazı şahıs ve kurumlar hakkında örgüt amaçları doğrultusunda istihbari bilgiler toplayarak hukuka aykırı bir şekilde kişisel veri olarak kaydettiği, yine örgüte gelir temin etmek için tahsilat amaçlı bazı şahıslan takip ettikleri tespit edilmiştir.

Mehmet Fikri KARADAĞ liderliğindeki bu hücre yapılanması içersinde hiyerarşik bir ilişki olduğu, belirli bir emir komuta zinciri içinde hareket ettikleri, örgüt mensuplarının sözde yüzbaşı,binbaşı,komutan,karargah,operasyon v.b. askeri terimler kullandıkları, yöneticiler ile konuşurken "Komutanım, Emredersiniz" şeklinde hitap ederek hiyerarşik yapıyı ortaya koydukları görülmektedir.

Soruşturma evrakından bu yapılanmanın örgüt üyelerinin amaçlan doğrultusunda planladıklan eylemleri gerçekleştirmede kararlı oldukları, bu eylemleri gerçekleştirmek amaç ve iradesiyle bir araya geldikleri ve hedefleri doğrultusunda ciddi çalışmalar yaptıklan görülmektedir. Kuvayı Milliye Derneği yönetici kadrosunun etrafianna topladıklan kişilere, vatanın elden gittiği, halkın bir en evvel ayaklandmlması gerektiği, ülkede birçok hainin olduğu, bunlann cezalandmlacağı gibi anlatımlarla ülkede ciddi kaosa sebebiyet verecek eylemler yaptırmaya çalıştıklan,kişileri de bu eylemleri vatan ve millet için yapacaklanna inandırdıklan görülmektedir. Kapalı alanlarda yaptıklan yemin törenlerinde "Sevgili arkadaşlar! Bu uğurda ölmek var; öldürülmek var!.. Öldürmek var" şeklindeki ifadeleri ile de örgütün amacı ve yapısı ifade edilirken, örgütün eylem planlan içersinde şiddet olduğu da açıkça vurgulanmıştır. Örgütün yapısı, sahip olduğu üye sayısı, araç ve gereç bakımından planlanan suçlan işlemeye elverişli olduklan görülmektedir.

Örgütün, ordumuzu hiçe sayarak içerisinde hainlerin olduğunu ileri sürüp Kuvayı Milliye Derneği altında mevcut orduya alternatif yeni bir ordu bile kurmayı planladıklan görülmektedir. Demokratik sistemlerde suç ve suçluyla mücadele için kurulan kurumlara dışında hiçbir şahıs, topluluk, zümre bu yetkiyi paylaşamaz. Kaldı ki yetkili kurumlar olan güvenlik güçleri dahi suçla mücadele ederken yetkileri ve sorumluluklan ulusal ve uluslararası hukuk kurallan ile belirlenmiştir. Anayasanın 6. maddesinde "Hiçbir kimse veya organ kaynağını anayasadan almayan bir devlet yetkisi kullanamaz" hükmü getirilmiştir. Mehmet Fikri KARADAĞ liderliğindeki bu hücre yapılanması süreç içersinde örgütü devletin bir güvenlik kuvveti gibi görmeye başlayıp, mevcut hukuk sistemini hiçe sayarak, vatandaşların yaşadığı mağduriyetleri, kendi usul ve yöntemleri ile çözmeye başlamışlardır.Öte yandan istihbarat toplama yetki ve görevi de kanunlarla belirlenmiştir. Yasalann yetki verdiği kurumlar dışında hiç kimse istihbarat toplayamaz. Fakat yine soruşturma dosyasında bulunan delillerden anılan hücre yapılanmasının tamamen gayrimeşru bir şekilde birçok kişi ya da kuruluş hakkında istihbarat topladığı, bu bilgilerin bir kısmını güvenlik birimlerine bildirirken bir çoğunu da örgütün amaçlan doğrultusunda kullandığı anlaşılmıştır.

Örgütün, devlet adına hareket ediyormuş görüntüsü verip, bunun kolaylığından yararlanarak tahsilat, adam kaldırma ve benzer mafya tarzı eylemler gerçekleştirmeyi ve bu şekilde de örgüte gelir temin etme adına ciddi rantlar elde etmeyi planladığı da görülmektedir. Ergenekon Terör Örgütünün Kuvayı Milliye Derneğindeki illegal yapılanmasının lideri aynı zamanda Derneğin de genel başkanı olan Mehmet Fikri KARADAĞ'm "...Bu uğurda ölmek var, öldürülmek var, öldürmek var" şeklinde şiddet içeren yemin merasimini özellikle son yıllarda doğu bölgesinden aldığı göçle Kürt kökenli vatandaşların nüfusunda ciddi artışların yaşandığı bilinen Mersin ilinde yaptırmış olması dikkat çekicidir. Ergenekon Terör Örgütünün sivil toplum alanındaki diğer bir yapılanması olan Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Derneğinin de Mersin'in PKK terör örgütünün eline geçtiği propagandasıyla şehrin Yörük köylerim savaş vermeye çağırdığı, bu çerçevede Mersin'de toplumsal gösteri yürüyüş ve eylemler düzenlediği dikkate alınırsa , ülkede kaos ve anarşiye sebebiyet verecek olayların kıvılcımının yakılmaya çalışıldığı anlaşılmaktadır.

Gizli tanık 17 , ifadesinde aynısı ile ; "Ali KUTLU, Mersin ilinden derneğe gelmişti. Kendisinin VKGB oluşumunun başlangıcında yer aldığını anlatıyordu. Bu kişinin Mersin'de VKGB tarafından organize edilen bayrak mitinginde yer aldığını, bu miting öncesi 2 adet Türk bayrağının VKGB tarafından halkın galeyana getirilmesi için özellikle yaktırıldığmı, bundan dolayı da 10.000 kişinin tepki amaçlı Türk bayrağı açtığını bizzat kendisinden duydum." şeklindeki beyanı da bu değerlendirmeyi doğrular niteliktedir.

Ergenekon Terör Örgütünün Kuvayı Milliye Derneğindeki illegal yapılanması içerisinde yer alan şüphelilerin Orhan PAMUK, Fehmi KORU, Ahmet TÜRK, Osman BAYDEMİR veya Sebahat TUNCEL'e suikast planladıkları kendi telefon görüşmeleri içeriğinden, fiziki takip tutanağından ve şüpheli Coşkun ÇALIK'm ikrarından anlaşılmaktadır.Haklarmda suikast planlan yapılanlann etnik,siyasi,yazar ve gazeteci kişilik ve kimlikleri ile uluslar arası düzeyde dahi tanınan ve dile getirdikleri bazı söylemleri nedeni ile de yandaşlan olduğu kadar halkın bir kısmının tepkisini de çeken kişiler olduğu,maddi menfaat karşılığı bu eylemlerin havale edileceği yukanda yazılı kişilerden ayn,neredeyse gönüllü olarak bu eylemleri gerçekleştirebilecek pek çok kişinin bulunduğu, kamuoyundaki bu algılama nedeni ile olası bir suikastin Ergenekon Terör Örgütünce takdim edileceği görünürdeki sebeplerinin kamuoyunca doğru olarak algılanmasına yol açacağı gibi,eylemlerin asıl amacına uygun şekilde halkın bir kısmının tepkisini sağlayacak, hatta Muhammet YÜCE'nin ifadesinde "gerçekleştirmeyi düşündüğü eylemden sonra Türkiye'nin ikiye bölüneceği ve iç savaş çıkacağını düşünerek vazgeçtiği" şeklindeki kaçamaklı beyanına uygun bir tehlike oluşturacak nitelikte olduklan değerlendirilmiştir.

Şüpheli Mehmet Fikri KARADAĞ liderliğindeki Ergenekon Terör Örgütünün hücre yapılanmasının, halkı kin ve düşmanlığa tahrik yönündeki propagandalan öylesine etkili olmuş olacak ki,Kayseri ilinde yaşayan bir vatandaşın bulunduklan bölgede ki Kürt kökenli vatandaşlarla yaşadığı sorunu adli merciler ya da güvenlik güçlerine bildirmek yerine İstanbul'da bulunan Mehmet Fikri KARADAG'a bildirerek yardımını talep ettiği, diğer taraftan yine üst komşusu ile sorun yaşayan başka bir vatandaşın yaşadığı problemi resmi mercilere intikal ettirmek yerine Mehmet Fikri KARADAG'a bildirerek yardımını talep ettiği telefon görüşmeleri içeriğinden anlaşılmaktadır. Mehmet Fikri KARADAĞ ise kendisine yapılan bu başvurulan adli merciler yada güvenlik güçlerine yönlendirmek yerine Kürt kökenli vatandaşlarla ilgili yaşanan sorun karşısında ilgililere "teslim olmamalarını,her şeyi planlı bir şekilde yapacaklarını" söylediği, komşusu ile sorun yaşadığını bildiren bir vatandaşa da etrafında bulunan iki adamını göndererek yardımcı olmaya çalıştığı anlaşılmaktadır.

Ergenekon Terör Örgütünün Kuvayı Milliye Derneği gibi sivil toplum kuruluşlan kurdurmasmdaki asıl amaçlarından birisinin, örgütün amaç ve ilkelerine aykm davrandıklannı —düşündükleri yönetimi, gerek sivil toplum tepkisi görüntüsü altındaki legal faaliyetleri ile , gerekse etnik,siyasi ayrımcılık, provakatif terör eylemleri gibi illegal faaliyetlerde kullanarak ülkede kaos ve kargaşa çıkartıp yönetim zafiyeti oluşturarak, kamuoyunda askeri bir müdahalenin haklılığı kanaatini temin edip Türk Silahlı Kuvvetleri içinde kendilerince askeri müdahale yapacağına inandıkları bir gruba zemin hazırlayıp, yönetimden uzaklaştırmak olduğu açıkça görülmektedir.

Açıklanan konuyu destekler nitelikte çok fazla miktarda doküman, görüntü,ifade ve telefon görüşmeleri bulunmaktadır. Bunlar her bir şüpheliye ilişkin bölümde ayrıntısı ile açıklandığından burada tekrar edilmeyerek, sedece aşağıda yazılı birkaç telefon görüşmesinin anlatılması ile yetinilecektir.

Tape No: 179, 12.10.2007 tarihinde Mehmet Fikri KARADAĞ ile Nazmi isimli şahıs arasındaki görüşmede özetle ; Nazmi ; "Ne Olacak Bu Kürtlerin Durumu Ya", Mehmet Fikri: "Bu millete ihanet eden herkes belasını bulur.^Bu memlekette yeri yok.", "Hepsi defolur gider cehenneme.", "Hepsi Cehenneme. En İyisi Ölüşüdür Biliyorsun."

Tape:7, 01.01.2007 tarihinde Muhammet YÜCE ile görüşmesinde özetle; Muhammet: "Komutanım ben de çalışıyordum, bir arayayım dedim, şu gazetelere bir göz atıyorum, bunlar iyice kudurdu", "Nasıl yapsanız, bunlara bir ses yapmamız lazım", ".... Kenan EVREN'i görmüyor musunuz PKK ya destek amaçlı konuşmalar yapıyor" ,... ".. onlara bir düşünce yapacaz komutanım, ben bir şeyler planlıyorum, DTP yi bombalayacam" , Mehmet Fikri: "Yok, sakın yapma, haberim olmadan bir şey yapma, sakın", "Onlara prim verirsin, bizim istediğimiz zaman yapacaz, onlar istediği zaman değil" , Muhammet : "A.T.var ya DTP başkanı, ..." dediği, Mehmet Fikri'nin "Soyu sopu ermeni, hepsi ermeni, bu millete diş bileyip duruyor, boyna zorluyorlar başlarına gelecek var" Tape:565, 02.11.2007 tarihinde Muhammet YÜCE ile Coşkun ÇALIK arasındaki görüşmede özetle; Muhammet: "İyi belki çıkar da kurtarak a...koycam. Savaş çıkar da o kuyumcuları muyumcuları soyak o adamları." "Valla banka mankalara girek belki millet savaş telaşına düşer a... koyım, yarak ölü bizde gidek bankaları soyarık a...koyim." "Benim derdim o. Yoksa ne s... ben Türkiye'yi a...koyım he" , Coşkun : "Bende zaten onu bekliyorum bende"

Tape:375, 27.07.2007 tarihinde Ali KUTLU (Kahraman ŞAHİN'in telefonundan) X Şahıs (Şerafettin GÖZÜKELEŞ) ile görüşmesinde özetle ; X şahsın "Evet ne oldu,bizim Taner bey (Taner ÜNAL) gil çıktı mı acaba" dediği, Ali'nin "Yok hala devam ediyor" dediği, X Şahsın "Yardımcı olsanıza Kuvayı milliyeciler olarak" "Ne yapmış ki. ..bir sürü it uğursuz köpek varken yani bunları mı almak gerekiyormuş" "Dün yazı hazırladım gene hazırlıyorum, AKP ile artık daha şiddetli mücadele edicez yani" "Senide içeri aldılar mı" dediği, Ali'nin "Biz İstanbul'dayız" "Çok kalabalığız burada, Ekip var" dediği, X Şahsın "Nasıl şey yapıyorlar mı yani yine devlet üstüne gidiyor mu" dediği, Ali'nin "Hiç üstüne gitmiyor. Genelkurmaydan araştırma yaptık, tek Kuvayı Milliye orada kadıköydeki Kuvayı milliye dedi, dün Genelkurmayın basın açıklamasında" "Bizi işaret ediyor yani Genelkurmay" dediği, X şahsın "Türkiye'de genel durum nasıl şu anda" diye sorduğu, Ali'nin "Şuan kötü, berbat. İşte bakacaz, bi hamle yapacaz yakında, her şeyi haberlerden okursun zaten, haberleri dinlersin birşey oldu mu" dediği, X Şahsın "Ne hamlesi yapacaksınız" diye sorduğu, Ali'nin "Telefonda olmaz tamam" dediği, X Şahsın "Kardeşim bu tarikatlara cemaatlere komple el koysunlar kapatsınlar" dediği, Ali'nin "Öyle Yapıcaz Zaten" "11 kasım 1938'den bu güne her kurum kuruluş şahıstan hesap sorucaz. Sen hiç kafanı yorma rahat ol yani" dediği, X Şahsın "Yeni şafak yeni Türkiye gazetesi var birde bu amma kodumun tam militan bir gazete o da ya" dediği, Ali'nin "Hepsine el koyacaz kafanı yorma hepsini" dediği, X Şahsın "Ya düşündükçe sinirleniyorum vallahi billahi ya, gidip eylem yapasım geliyor ya" dediği, Ali'nin "Ya boşver, akşam MSN'de şey yaparız. Telefonda girme bu tip şeylere tamam mı" dediği ve telefonların dinlendiğini ima ederek bu konu hakkında akşam MSN'den görüşmeyi tavsiye ettiği,

Tape:20,13.03.2007 tarihinde Mehmet Fikri KARADAĞ ile Remzi ÖZKAN arasındaki görüşmede özetle ; Mehmet Fikri : "Sağol bomba gibiyiz, Allah'a şükür, uğraşıyoruz burada ki şeylerle, vatan hainleriyle", "Karargahtayım", Remzi: www.Alanyaajans.com şeklinde bir internet adresi verdiği, daha sonra "Dün bi Kürt vatandaşın birisi bi açıklama yapmış" "Alanya'da öğretmen şarkı söylettirmiş öğrencilere, onla ilgili bir açıklamam var izleyebilirsin paşam" dediği ve Milli Eğitim'in yaptığının suç olduğundan bahsettiği, Mehmet Fikri : "Ya milli eğitimin başı ne ya, anam kurt, babam arap diyosun, sen nesin, ben diyorum ki,....olabilirsin, başka ne olabilir., peki oldu yavrum"

Tape:23, 20.03.2007 tarihinde Mehmet Fikri KARADAĞ ile A.C. arasındaki görüşmede özetle; A : "... o dava mava açtılar herhalde bugün, şey hakkında, televizyonda ben okudum da o içişleri bakanı p...." , Mehmet Fikri : "A., suç olmadığı için dava açamazlar, suç unsuru yok", A.: "açsa da ..biraz halk hareketi ivme kazansın, bir iki tanesi geberdi mi, ondan sonra güç olduğu zaman bir şey olmaz, bu iş kitleselleştimi ondan sonra defolup giderler" ,.. Mehmet Fikri': "..onların kurduğu oyuna gelmiycez biz kuracaz oyunu"

Tape:93, 27.04.2007 tarihinde Mehmet Fikri KARADAĞ ile Ahmet SAYAR arasındaki görüşmede özetle; Ahmet'in televizyonlarda Genel Kurmay'm Muhtıra açıkladığının söylendiğini anlattığı, Mehmet Fikri'nin "Oh ne güzel, demek ki Kuvayı Milliye hedefine ulaştı" , Ahmet : "O zaman Anayasa Mahkemesi de yarın bu işi aynen bağlar" , Mehmet Fikri :" Köpek gibi bağhycaklar" , "Ne mutlu Türküm diyemeyen ... ne işi var Atatürk'ün köşkünde" , "O zaman generallerin kafasını keserdi bu genç subaylar" , "Hadi bakalım başarıya ulaştık, bu bizimdir" , "O yemin var ya o yemin", "Bizim Mersin'deki konuşmaların da hepsi gitti, bunlar da bi bok yapamaz falan dedik", Ahmet : "Hainlerin, azınlıkların bu ülkeye hükmettiği ne zaman görülmüş, nereye kadar hükmedebilirler" , Mehmet Fikri : "Anayasa Mahkemesi iptal edecek ve erken seçime gidilecek başka çare yok" , "Bu olmazsa .... kan akar o zaman bu memlekette, çok tehlikeli olur",

Tape:95, 28.04.2007 tarihinde Mehmet Fikri KARADAĞ ile Nilgün isimli şahıs arasındaki görüşmede özetle; Nilgün : "Bir görev veriyor musunuz bana gelim mi İstanbul'a" , Mehmet Fikri : "Gelmene lüzum yok, şimdi yarın biz gidiyoruz" , Mehmet Fikri : "Oradaki toplantıya", Nilgün : "Gerçekten emrinizdeyim yani, ne yapabilirsem" , Mehmet Fikri : "...devam et orda teşkilatlanmaya" , Nilgün : "Muhtıra ile ilgili ne yapıyoruz", Mehmet Fikri : "Hiç bir şey, şimdilik" , "Aynen devam edin" , Nilgün :"Talimatınız olursa bekliyorum başkanım", "Hepimiz hazırız burada","Bizde çok kalabalığız", Mehmet Fikri : "Yaparız, yapacaz evel Allah "dediği,

Tape.:125, 07.05.2007 tarihinde Mehmet Fikri KARADAĞ ile Yakup isimli şahıs arasındaki görüşmede özetle; Yakup'un Kayseride bazı kurt gurupların olduğunu, bunların halka ve bazı iş adamlarına baskı yaptığını, bazı şahısların bunlardan faizle para aldığını, şahıslarında bu kişileri tehdit ettiğini anlatarak, bu şahıslara ne yapmaları gerektiğini sorduğu ve "E.A.diye bir Kürt burada, .. milletin kanını emiyor, ..bizim bu esnaflara nasıl yardımcı olabiliriz" , Mehmet Fikri : "Ne demek ya, öyle şey olur mu, onlar siktir olup gitçek ...", "Onları bana sormayın oğlum .. nasıl yaparsanız yapın, .. teslim olmayın da köpeğe" , Yakup :"Yok komutan, köpeği nasıl zehirleyip elindekini nasıl alacağız onu düşünüyoruz" , Yakup'un dikkatli olmaları gerektiğinden bahsettiği, Mehmet Fikri ."Planlı yapacağız planlı", "Balıklama atladın mı işler karışır", Yakup ."Anladım komutanım, o zaman biz şu oluşumumuzu yaptık mı.", "O zaman özel konuşuruz bu mevzuları zaten" ,

Tape:33, 02.07.2007 tarihinde Mehmet Fikri KARADAĞ ile Yusuf isimli şahıs arasındaki görüşmede özetle; Yusuf : "...Bu Yeraltı Durumu, şeyden sonra mı düşünüyorsun, seçimden sonra mı" "... ekip hazırla dedin ya", "ben çok ciddiyim baba" , Mehmet Fikri : "Onu boşver, unut onu" , "23 Temmuzdan sonra konuşuruz" , "Şu anda söz konusu değil" "Memleket tam kaosa gidecek zaten, öyle gözüküyor" "Ortalık duman olacak, Herhalde Birileri Bir Şey Yapar, Hepsini Bize Mi Bırakacak" , "Ellerinde Orduları olan, Polisleri olan kuvvetleri olanlar yapsın ya"

Tape:75, 08.10.2007 tarihinde Mehmet Fikri KARADAĞ ile Muhammet YÜCE arasındaki görüşmede özetle; Muhammet: " Ne yapıcaz komutanım,bunun sonu ne olucak", Mehmet Fikri: "A..na kodumun çocukları, 4 yıldızı takıp dolaşıyorlar, onlar yapsınlar ne yaparsa", Muhammet: ".. yapmamız gereken şeyleri yapalım komutanım, ... jandarmanın, emniyetin birşey yapacağı yok", Mehmet Fikri: "onlar yapar., kendine dert etme", Muhammet: "..bu böyle olmuyo, biz rahat duramıyoz artık, bazı şeyleri yapıcaz komutanım, ..bayramdan sonra size 20 tane genç gönderiyom" "..20 tane sağlam ekip". Mehmet Fikri: "Gözü kör mü devletin jandarması polisi özel harekat herşey var onlar yapar", Muhammet: " Yapamıyor işte komutanım yani bu iş bize kaldı artık" ".. .Neyse komutanım biz geldiğimizde görüşelim telefonda konuşmayalım da tamam" dediği,

Tape:290, 17.09.2007 tarihinde Mehmet Fikri KARADAĞ ile Muhammet YÜCE arasındaki görüşmede özetle; Muhammet: "Dönüşte Bir Konuşalım Komutanım, Şu İşleri Halledelim, Ankara'dakiler İyice Coştular" "Şu DTP'liler, Bi Planımız Var Da, Onu Bi Görüşelim, Onu Bi Yapahm", Mehmet Fikri: "Hiç bir şey yapmayın... yapsın o..pu çocukları, biz yapacağımızı zamanında yaptık", Muhammet: "Sebahat TunceHe Şu Osman Baydemir" "Neyse döndüğünüzde bi görüşelim bu konuyu komutanım", Mehmet Fikri: "...bunlan aklından çıkar evladım", Muhammet: "Yok komutanım bunlar iyice coştular, bunlan halledicez, bunlann.. Suyu doldu" "biz kafaya koyduk halledecez yani de, bi ön bilgiyi sizden alalım sizin bilginiz olsun dedim", Mehmet Fikri: "Aklınızdan çıkann öyle şeyleri.. katiyen düşünmeyin", Muhammet: "Neyse döndüğünüzde görüşürüz komutanım"

Tape:451, 17.09.2007 tarihinde Erol ÖLMEZ ile Kahraman ŞAHİN arasındaki görüşmede özetle ; Kahraman'm Erol' a nerde olduğunu sorduğu, Erol :"Taksime geçiyorum, ordan da Çarşamba'ya geçcem" "İftardan sonra akşam 8, sabah 8 nöbete devam yani, .. .","Biz de mollaların arasına takıldık girdik işte ne yapalım, soktunuz bizi o taraf Çarşamba'ya", Kahraman : "Ya hayırlısı olsun be kardeşim ya, görevini tam yerine getir de" Erol : "Görevi getiriyoruz..." dediği ve Kahraman'a oruçlu olup olmadığını sorduğu, Kahraman :"Yok değilim.." "Sen de mi" dediği, Erol' un "Yok ben tutanm ben hoca adamım biliyorsun sakal bıraktım haberin yok galiba" "molla oldum ben de"

Tape:413, 22.10.2007 tarihinde Erkut ERSOY ile Miktat isimli şahıs arasındaki görüşmede özetle ; Miktat : "Yani bi şeylerin yapma vaktinin geldiğini, kimle konuşursam söylüyor. Radyo, televizyon, medyaya baktığın zaman onlarda diyor. Söz bitti diyor." "Sözün bittiği yerde bizler neler yapacaz. Nasıl bir güç oluşturucaz, Ne olacak yani " , Erkut: "Yani şimdi elimize silah alıp oraya gitmeye kalksak, o zaman ona Genel Kurmay izin vermez yani. Biz hazırız." , Miktat : "Hazırsak o zaman bir şeyler yapalım yani " "...Bazı erkler bu işi çözemiyosa, çözecek birilerinin çıkması gerekiyor.", Erkut'un "Ulusal bilinci ayakta tutmak lazım." , Miktat : "...E bunun için de örgütlenmek gerekiyor kardeşim. Sadece belli yerlerde, sanal alemde, internet üzerinde, surda burada değil. Artık pratik olarak yaşamın içerisine girmenin vakti geldi." , ....Miktat : "E o zaman ikinci Kuvayı Milliye hareketini başlatmanın vakti geldi de geçiyor" "Yani Genel Kurmay Şöyle Diyor. Beni bağlamıyor artık, şu süreçten sonra.", "Bi elimizde kalan ordumuz var güvendiğimiz. Onlar da bizim elimiz kolumuz bağlı diyorsa. O zaman bu yumruğu biz vuracaz kardeşim. Başka türlü yolu yok." , Erkut : "Yok biz hazırız yani. Genelkurmaya da söyledik zaten " , Miktat: "E bizde hazınz o zaman Mersin'de" "Problem yok bizde hazmz. Gerekirse bu eller kalem tutar, gerekirse de silah tutar" "Yani biz tetik düşürmesini de biliriz." "Ha bu işe baş koyulmuşsa bu bu şekilde olacak." "Başka çaresi yok, çünkü süreç bunu dayatıyor." dediği, ayın 28'inde yapacaklan toplantı için Erkut'un Miktat'tan sunum hazırlamasını istediği, Miktat : "Ama mesele o değil. Artık bu tür paneller, sempozyum türü şeyleri bi tarafa bırakalım. Ya Milletin iradesi diyecez." "Biz de örgütlenecez ,bakın orda bir örgüt kararı alacaz.. .Türkiye genelinde sathında örgütlenmek gerekiyor." "Biz bu ülkenin derin devletini oluşturacaz kardeşim. Başka çaremiz de yok" dediği,

Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube Müdürlüğünce Derneğin tespit edilen faaliyetleri şu şekilde bildirilmiştir.

Mersin İlinde kamuoyuna da yansıyan görüntülerde de görüldüğü üzere, Mehmet Fikri KARADAĞ' m dernek üyelerine silah, Bayrak ve Kuran-ı Kerim üzerine "ölmek var, öldürmek var, öldürülmek var" gibi beyanlarının bulunduğu yemin töreni yaptırdığı,

27.12.2005 tarihinde Yıldız Teknik Üniversitesi Beşiktaş Merkez Kampusu önünde Kuvayı Milliye Derneği tarafından "Ocak 2006 da Üniversitede yapılacak olan Türkiye vatandaşlık rejimi ve azınlıklar sorunu konulu konferansın yapılması" konulu basın açıklaması yapıldığı,bu eyleme şüpheliler Mehmet Fikri KARADAĞ ve Hüseyin GÖRÜM'ün katıldığı,

30.08.2005 tarihinde Kadıköy "vatan topraklarının satıldığı, ülkenin parçalanmak üzere olduğu ve 30 Ağustos Zafer Bayramı olması vesilesiyle Ankara iline Anıtkabire gidip Ata'ya şikayet edecekleri" konusuyla ilgili olarak protesto eylemine 40 kişilik grubun katıldığı, Ankara'ya gitmek üzere olan grubun Kadıköy Rıhtım caddesinden Halit Ağa Caddesini takiben E-5 Acıbadem köprüsüne kadar yürüdüğü, yolun bir şeridinin trafiğe kapatıldığı, gruba hitaben Kuvayi Milliye Derneği Genel Başkanı olan şüpheli Mehmet Fikri KARADAĞ tarafından konuşma yapıldığı, belirtilmiştir.

İçişleri Bakanlığı Dernekler Dairesi Başkanlığınca yapılan denetimlerde özetle; Dernek yönetici ve üyelerinin tüzüklerinde belirtilen amaçların dışında, basın açıklaması adıyla düzenlenen kanunsuz eylemlere katıldıkları, Milli birlik ve beraberlik sağlamak görüntüleri altında, derneğin adını kullanmak suretiyle, Türk Devletinin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmaya yönelik şekilde, halkı suç işlemeye teşvik edici faaliyetlerde bulunduğu, yasalara ve dernek tüzüğüne aykırı şekil ve şartlarda, derneğe üye kaydedip illegal bir şekilde örgütlendiği değerlendirildiğinden bahisle Kadıköy Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğu,

Ayrıca Dernekler mevzuatına aykırı birçok tespit nedeni ile de İstanbul Valiliği'ne bildirimde bulunulduğu belirtilmiştir.

VATANSEVER KUVVETLER GÜÇ BİRLİĞİ HAREKETİ DERNEĞİ

Vatansever Kuvvetler Güçbirliği Hareketi Derneği 06.01.2005 tarihinde Ankara'da Hasan KUNDAKÇI Başkanlığında kurulmuştur. 10.06.2005 günü yapılan Dernek Genel Kurulunda Başkan Yardımcısı olan Taner ÜNAL' m Genel Başkanlığa, Emekli Albay Mehmet Fikri KARADAĞ' m da Koordinasyondan Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı' na getirildiği tespit edilmiştir. Ayrıca sürekli VKGBH Derneğini kuran kişinin gerçekte kendisi olduğunu söyleyen Ahmet CİNALİ de 18.10.2005 tarihinde yapılan Dernek Genel Kurul toplantısı sonucunda Dernek Denetleme Kurulu üyeliğine getirilmiştir.

Derneğin amacı, sosyal, ekonomik, kültürel ve siyasi alanlarda, Türk Milletinin birliğine, dirliğine, refah ve mutluluğuna, inancına, milli, manevi ve kutsal değerlerine, Türk Devletinin üniter yapısına, Türk Vatanının bölünmez bütünlüğüne, yönelik iç ve dış düşmanları fikir ve düşünce bazında tanıma tanıtma, kayıtsız ve Türk Milletine ait olan Egemenlik haklarının Türk Milleti dışındaki Ulus veya Uluslar üstü kuruluşlara kısmen de olsa devrine ve Türk Milletini müstemleke halkı haline getirmeye yönelik her türlü faaliyetlere karşı, Büyük Önder Atatürk' ün Türk Gençliğine Hitabesi' nin idrakinde olarak T.C Devleti vatandaşlarını sivil inisiyatif içerisinde bilgilendirmek, şuurlandırmak, hukuken organize edilmiş birer milli mukavemet güç birlikleri şeklinde oluşturmak, Türkiye genelinde faaliyet gösteren bütün MİLLİ - MİLLİYETÇİ - VATANSEVER derneklerin tek çatı altında birleşmelerini temin ve Türk Milletinin hizmetine hazırlamak şeklinde belirtilmiştir.

Dernek tüzüğü incelendiğinde: Derneğin gerçekte Türkiye için çalışan ve Türk insanını olumlu yönde bilinçlendirmek için kurulmuş ve bu yönde toplum yaranna olumlu faaliyetler organize eden bir yapısının ve amacının bulunduğu anlaşılmıştır. Ancak araştırmalar ve incelemeler neticesinde derneğin kurulduğu günden günümüze kadar faaliyetlerine bakıldığında sadece bayrak yürüyüşleri dikkati çekmektedir , 2005 yılı Nevruz Kutlamaları çerçevesinde Mersin ilinde yapılan bayrak yürüyüşünün Türk Bayrağının yakılmak istenmesi neticesinde büyük bir provokasyona dönüştüğü bilinmektedir. Devam eden çalışmalarda Dernek yönetiminin Mersin Dernek Başkam Mesut SEZER' in de yoğun gayretleriyle Mersin ilini pilot bölge olarak belirlediği ve çalışmalarının hemen hemen tamamını Mersin iline endekslediği tespit edilmiştir. Derneğin faaliyetleri;

15.04.2006 tarihinde Mersin ilinde yapılan bayrak yürüyüşü ;

Mersin ilinde bir Türk-Kürt savaşı çıkarılmasının planlandığı, Mersin' de Türk bayrağının hakarete uğradığı, Mersin İlinde nevruz gösterilerinin de oluşturduğu bir gerilimin olduğu, Türk bayrağı rozeti takan kişilerin dahi dövüldüğü, Mersin' in yerlilerinin dövülerek ve gerektiğinde öldürülerek mallarının ellerinden alındığı yönünde tespitlerle hareket ederek bir bayrak yürüyüşü yapma ihtiyacı hissetmeleri gerekçeleriyle, 15 Nisan 2006 tarihinde Mersin İlinde dev bir bayrak yürüyüşü düzenlediği ve yaklaşık 80 bin kişinin katıldığı, hazırlık çalışmalarını Mesut SEZER ve arkadaşlarının yaptığı, daha sonra derneğin faaliyetlerini tanıtmak amacıyla köylere ziyaretler yaptıkları ki bu ziyaretlerin birinde Mesut SEZER' in "Damarlannda Türk kanı akanlar mitingimize katılsınlar" ve Mersin' de bir yörük kahvesinde toplanan köylüleri iki kilometrelik bayrak yürüyüşüne davet ederken, "Birlik ve beraberliğimizi nasıl sağlayacağız, az önce söylediğim gibi bütün siyasi görüşlerimizi bir kenara bırakacağız. Siyasi görüşlerimiz, dini inancımız, yaşayış tarzlarımız nasıl olursa olsun damarlarımızda Türk kanı varsa ayın 15' inde saat 11:00' de Devlet Hastanesinin önünde olacağız ve Türk bayrağımızı Mersinde yürüteceğiz", köylülere hitaben "Maalesef artık Diyarbakır' a bir Türk şehri diyebilirmiyiz arkadaşlar? Diyebilirmiyiz size soruyorum?, Mersin' e artık diyemiyoruz değil mi? Mersine de diyemiyoruz. İki sene sonra Mersine de Türk şehri diyemeyeceksiniz. Bu bir İstiklal Savaşıdır arkadaşlar" ifadelerini kullandığı tespit edilmiştir. Olayla ilgili gazete haberi :

15.02.2007 Vatanseverlerden tahrikli propaganda, Vatansever Tahrik Yörük köylerinde, 16.02.2007 Ünal Tahriki savundu, 21.02.2007 Bayrak Yürüyüşü öncesi ve sonrası tehdit edildik ve 23.02.2007 Ulusalcıların Kamp yeri ve Provokasyon başlıklı haberlerde;

VKGBH Derneği Mersin' in PKK' mn eline geçtiği propagandasıyla şehrin Yörük köylerini İstiklal Savaşı vermeye çağırdığı, Mersin Temsilcisi Mesut SEZER' in "Damarlannda Türk kanı akanlar mitingimize katılsınlar" diye köy köy dolaştığı,

Bir video görüntüsünde, VKGB Mersin Şube Başkanı Sezer' in, Mersinde bir yörük kahvesinde toplanan köylüleri iki kilometrelik bayrak yürüyüşüne davet ederken, "Birlik ve beraberliğimizi nasıl sağlayacağız, az önce söylediğim gibi bütün siyasi görüşlerimizi bir kenara bırakacağız. Siyasi görüşlerimiz, dini inancımız, yaşayış tarzlanmız nasıl olursa olsun damarlanmızda Türk kanı varsa ayın 15' inde saat 11:00' de Devlet Hastanesinin önünde olacağız ve Türk bayrağımızı Mersinde yürüteceğiz" diye konuştuğu,

Sezer, köylülere hitaben "Maalesif artık Diyarbakır" a bir Türk şehri diyebilirmiyiz arkadaşlar? Diyebilirmiyiz size soruyorum diyor,'bu sırada kahveden diyemeyiz sesleri duyuluyor. Sezer devamla Mersin' e artık diyemiyoruz değil mi? Mersine de diyemiyoruz. İki sene sonra Mersine de Türk şehri diyemeyeceksiniz. Bu bir İstiklal Savaşıdır arkadaşlar sözleriyle köylüleri motive etmeye çalışıyor. Derneğin genel Başkanı Taner ÜNAL' in Dernek Sekreteri Mesut SEZER' in Mersin' in Yörük köylerinde yaptığı kışkırtmayı savunduğu ve "Bayrak Yürüyüşü" öncesi ve sonrası tehdit aldıklarını ilettiği belirtilmiştir.

30.07.2006 tarihinde Ordu İlinde yapılan miting ;

Ordu Ziraat odası başkanı Onur ŞAHİN başkanlığında oluşturulan 7 kişilik düzenleme kurulu tarafından Ordu ili Cumhuriyet meydanında Karadeniz bölgesi fındık mitingi konulu açık hava toplantısı tertip edildiği, ancak gösterinin daha sonra karayolunu kapatmaya kadar gittiği, çıkan tartışmalarda bir çok polis memurunun yaralandığı ve bazı vatandaşların mallarına zarar verildiği tespit edilmiştir.

Olayla ilgili olarak tespit edilen telefon görüşmeleri:

20.07.2006 tarihinde Ahmet CİN ALÎ ile Ali KARA arasındaki telefon görüşmesinde özetle;

ALİ: Ne yapıyon mersin işini, AHMET: Mersin işi bitecek abi bitecek ALİ: Bi bakta eeee bizim ayın 30 unda burda mitingimiz var AHMET: Abi bu Ak partiyi bitirmek için Allah aşkına elinizden geleni yapın yav. ALİ: Ak partiyi bitirme değilde bizim hakkımızı bitiriyorlar AHMET: Bunlar bizim hakkımızı bitiremezler ALİ: Esnafın ve sanatkarın hakkını bitiriyorlar eeee uğraşıyorlar bizde onlara karşı mücadele ediyoruz AHMET: Haaa bana ne yapacağım varsa onu söyle ben onu yaparım ALİ: Ayın 30 unda mitingle ilgili bütün ekiplerin bize destek olmasını sağla AHMET: Ben sana 10 dene ne kadar adam istiyorsan indirecem tamam mı? ALİ: Tamam gardaşım AHMET: Ne kadar adam istiyorsan ALİ: Ya ekibe sen söyle ekib bize destek versin AHMET: Hepisi tamam hepisi ALİ: Orduda miting AHMET: Abi komple getirecem sana Türkiye'nin dört bucağından tamam abi

08.08.2006 tarihinde Mersin İlinde yapılan Şehit Cenazesindeki faaliyet;

Mersin ile Muğdat Camiinde Gümüşhane-Şiran ilçesinde terör örgütü mensupları ile girdikleri çatışmada şehit olan güvenlik görevlilerin cenazesine VKGBH derneğini temsilen Mesut SEZER önderliğine katılan grup içerisinden Selçuk CANCAN' m cenazeye katılan milletvekillerine ve TBMM'ne küfür ettiği, bunun üzerine Mersin Milletvekili Saffet BENLİ' nin adı geçenden şikayetçi olduğu, Selçuk CANCAN' m hakkında yapılan işlemlerden sonra çıkarıldığı mahkemece tutuklandığı tespit edilmiştir.

Olayla ilgili olarak tespit edilen telefon görüşmeleri:

08.08.2006 tarihinde Ahmet CİN ALÎ ile Mesut SEZER arasındaki görüşmede özetle ;

MESUT: Vallaha iyiyiz ortalığı yıkıyoruz haberin olsun akşam izlersin AHMET: Çok güzel çok güzel iyi iyi basın var mı MESUT: Var var hepsi var AHMET: Bayrak yürüyüşü bayrağa ... demi MESUT: Tabi tabi tabi yalnız çevik kuvveti sadece bizim önümüze dikiyorlar ha haberin olsun AHMET: Çevik kuvveti bizim önümüze dikiyorlar he MESUT: He AHMET: Yazıklar olsun diksinler diksinler kendi canbazlıklan MESUT: Evet AHMET: Öpüyorum gözlerinden kolay gelsin MESUT: Şeye müdür yardımcısına yürüyeceğiz dediydim çoğaltıyor çevik kuvvetini çoğaltıyor boyna AHMET: Ne yapıyo MESUT: Çevik kuvveti çoğaltıyo sürekli AHMET: Hee şey yazıklar olsun kaç kişi var bizde MESUT: Valla surda şuanda iki bin kişi filan varız yani bayrağı açtık zaten heralde bir iki cop yiyeceğiz AHMET: Evet aynen aynen devam

08.08.2006 tarihinde Ahmet CİN ALİ ile Mesut SEZER arasındaki görüşmede özetle ; MESUT: İzledin mi ntv den felan AHMET: Yok ızleyemedım de yoldayım MESUT: iyiydi bayağı coşkuluydu yalnız bizim arkadaşlardan biri şey arasında heralde milletvekillerine mi küfür etti ne yaptı AHMET: Allah Allaaah MESUT: Bunun kayıdı varsa bi arıza çıkar mı video kaydı falan varsa bi arıza çıkar mı AHMET: Yo yo bişiy olmaz MESUT: Telefonları da hep dinliyorlar anasını satayım AHMET: Yav küfür müfür işlerinden vaz geçecekler yani böyle şeyler olmaz ki keratalar neyse MESUT: Belki de etmemiştir de kayıt mayıt var mı diye sordum"

08.08.2006 tarihinde Ahmet CİNALİ ile Mesut SEZER arasındaki görüşmede özetle ;

MESUT: Ya bu bahsettiğim arkadaşı tutukladılar ya Ahmet AHMET: Nasıl oldu MESUT: Mersin millet Saffet DEM.... şikayetçi olmuş AHMET: Ana avrat mı küfür etmiş MESUT: Yok yaa değil laf nerede bu memleketi yönetenler bilmem ne hefsi o... çocuğu bilmem ne devlet büyüğüne hakaretten AHMET: Demedim diyecek şahit var mı MESUT: Biri de şahit imiş sözde AHMET: Ondan bişey çıkmaz MESUT: Bir de bant kaydı var AHMET: Kayıtta ne diyor MESUT: Ben görmedim de başkomiserle görüştüm başkomiser var diyor bant kayıdmı ben inceledim diyor AHMET: Ondan bişey çıkmaz ya MESUT: Hayır tutukladılar cezaevine gidiyoruz şimdi AHMET: Ya cezaevine gitse de bırakırlar yine gözdağı muhabbeti .... ben cezaevinde onun rahatını sağlarım şimdi beni iki saat sonra bana çocuğun adını yazdır MESUT: Yaz yaz Selçuk CANCAN

09.06.2006 tarihinde İşçi Partisinin Diyarbakır mitingine katıldıkları,

Diyarbakır İlinde İşçi Partisinin düzenlediği mitinge dernek olarak destek verdikleri ve Mersin Şube Başkanı Mesut SEZER Başkanlığı' nda bir grubu bu mitinge gönderildiği anlaşılmıştır.

Olayla ilgili olarak tespit edilen telefon görüşmeleri:

06.06.2007 tarihinde Taner ÜNAL ile Mesut SEZER arasındaki görüşmede özetle ; TANER: He hemen bi paketler o zaman da ancak yetişir bu gün 6'sı değil mi 7,8,9 çok az bir vakit var MESUT: Evet siz şeyle bir kontak kurunda Perinçek'le TANER: Tamam şildi aradım zaten beni temsilen şey katılıyor diyicem Mesut Bey diyicem Mesut Bey diyicem söylüyücem yani MESUT: Yani bi konuşma monuşma fırsatı..TANER: Sen organize et orda basm toplantısı filan yaparsınız zaten oraya vardın mıydı ben ne söyleyeceğini şey yaparım sana bildiririm MESUT: İştee burda şey olursa daha iyi olur yani bu adamlarla kontaklı olursak orda organize etmek biraz zor olur.

(Taner ÜNAL ifadesinde görüşmenin İşçi Partisi' nin Diyarbakır İlinde düzenleyeceği miting ile ilgili olduğunu ve kendilerine ait olan Türk Bayrağı' nı bu mitinge gönderdiklerini belirtmiştir.Mesut SEZER de ifadesinde İşçi Partisinin Diyarbakır' da düzenlediği mitinge giderek destek verdiklerini belirtmiştir.)

06.06.2007 tarihinde Taner ÜNAL ile Doğu PERİNÇEK arasındaki görüşmede özetle;

TANER: Nasılsınız efendim hürmet ederim kucak dolusu sevgi ve saygılarımı sunuyorum efendim PERİNÇEK: Saygılar Taner Bey çok sağolunuz, sağolunuz iyisiniz TANER: Şimdi Diyarbakır'da ki mitinginize biz katılacağız efendim PERİNÇEK: Güzel TANER: Hıı işte arkadaşları da şey yaptım ben bayrakta gönderdim oraya 2 km bayrağımız var ya onu gönderdim PERİNÇEK: Çok güzel, çok güzel TANER: Bütün ilçelerde zaten biz teşkilatlanmış durumdayız Diyarbakır'da PERİNÇEK: Güzel çok güzel TANER: Yani bütün gücümüzle destek vereceğiz hatta işte Erzincan'dan, Mardin'den yani çevre bütün teşkilatlardan da arkadaşları aradım PERİNÇEK: Lütfen TANER: Hepsi bütün gücüyle yanınızda olacaklar efendim PERİNÇEK: Sağolunuz, sizde mehter takımı varmış var mı öyle bir şey TANER: Hayır yok sayın genel başkanım PERİNÇEK. O zaman başka arkadaşlarla karıştırdılar Vatan Severlerin mehter takımı diye , PERINÇEK: Güzel çok güzel bekliyoruz bayrağınızla birlikte bekliyoruz kardeşim

(Taner ÜNAL ifadesinde bu mitinge kendilerini temsilen Mersin İl Başkanı Mesut SEZER' in katıldığını ve kendisinin katılmak istemediğini belirtmiştir.)

09.06.2007 tarihinde Taner ÜNAL ile Mesut SEZER arasındaki görüşmede özetle;

TANER: Arkadaşlar katıldı bizden değil mi MESUT: Zayıf biraz TANER: Mümkün olduğu kadar.. MESUT: Tamam TANER: Tamam mı canım hemen nerde bir basın görürsen oraya sirayet et orayı organize et, hepsiyle konuş MESUT: Tamam oldu TANER: Zaten şeye de ...yoğun bir propoganda yap el altından MESUT: Anladım siz şeyle bir Perinçekle bi kontak kurunda bizim genel sekretere de bi söz verin falan deyin TANER: Artık onu sen direk kendin konuş, ona ulaştırmazlar şu anda beni MESUT: İyi peki TANER: Tamam mı yani kendisine direk şey yapmazlar MESUT: Tamam TANER: Sen gerekeni yap orda

(Taner ÜNAL ifadesinde Mesut SEZER' in mitingde konuşma yapmak istediğini bunun için Doğu PERİNÇEK ile görüşmesini istediğini,kendisinin Doğu PERİNÇEK ile görüşmesini söylediğini belirtmiştir.)

18.11.2006 tarihinde Diyarbakır İlinde bayrak yürüyüşü düzenlediği,

18.11.2006 tarihinde Diyarbakır İlinde bayrak yürüyüşü düzenlediği, her ne kadar provokasyona karşı olduklarını beyan etmiş iseler de Ahmet CİNALİ ile Uzman Çavuş Selami SEDEF arasındaki 17.11.2006 tarihli görüşmeden de anlaşılacağı üzere aynı gün DEHAP' m da yürüyüş tertiplediği anlaşılmıştır.

Olayla ilgili gazete haberi :

18.11.2006 Kimse olmayınca 4 bin metrekarelik bayrak kamyonetle taşındı, Mitinge katılmayanlar vatan haini başlıklı haberlerde; VKGBH Diyarbakır' da 300 bin kişinin katılımı ile yapılması düşünülen bayrak yürüyüşüne katılmalan için bir çok çocuğa 10' ar YTL vermesi vaat edildiği öne sürüldüğü ve yürüyüşe aralarında çocuklarında bulunduğu yaklaşık 150 kişinin katıldığı, yürüyüş sonrası VKGB Internet sitesinde "Bugün Diyarbakır meydanında istediğimiz sayıda vatansever yer alamamış ise bunun sebebi bayrağın yürümesi için oldukça küçük katkı sağlamaktan çekinen sözde vatanseverlerdir. Bunlar yaptıkları bu korkunç hata ile vatan haini durumuna düşmüşlerdir." Denilmiştir.

Olayla ilgili olarak tespit edilen telefon görüşmeleri :

05.10.2006 tarihinde Taner ÜNAL ile Ahmet CİNALİ arasındaki görüşmede özetle ;

TANER: Ya buu m şey ee Diyarbakır ıı önümüzdeki günlerde şey yapıyoruz iii açılışını çocuklarda mükemmel bi hazırlık yapıyorlar AHMET: He yapsınlar TANER: Şimdi bu bizim için çok önemli yalnız Mer Mesut la konuştum şimdi Mersinde Mesut Mersinden bi bin kişi falan oraya aktaracaz AHMET: He aradılar gelecekler yanıma TANER: Bin kişi falan Mersinden götürecez yalnız işte bi otobüs motobüs bide ee masraf organize edilmesi lazım Zeki ile de konuştum yani orda biz ee 500 metre bayrak açacaz parogramı ona göre yapacaz veya 1000 metre şeyde AHMET: He TANER: Diyarbakır da ee bunu muhakkak halletmemiz lazım Ahmet bu bizim için yeni bi başlangıç olacak şiy gibi Mersin deki gibi büyük bi m şey meydana getirecek bu TANER: Ona göre AHMET: Başlangıçları yapacaz da sonra ne olacaz o aynen MHP ye yaptık ya emm şeyde TANER: Canım kardeşim ..? AHMET: Rant kapısı yapıp geçecekler yani TANER: Yav kim yapacak ya biz varız başında AHMET: Biz olalım başında fark etmiyo ha ha ha TANER: Canım olurmu öyle şey AHMET: Ben sana söylüyom işte TANER: Hiç bişey olmaz merak etme AHMET: O bölgenin insanını ben iyi tanıdığım için TANER: Bizim hareketimiz onların ki gibi değil onlar işi başka yoldan yapıyorlar yani onların fikirleri idealleri bizimkiyle bir değil bunları sen en iyi şekilde biliyorsun

05.10.2006 tarihinde Taner ÜNAL ile Mesut SEZER arasındaki görüşmede özetle ;

TANER: Ben kunuştum ııı şimdi bu Mersin konusu çok önemli ii Diyarbakır konusu tabi Diyarbakır a da o şeyi Mersin den götürecez MESUT: Tamam başkanım TANER: otobüs paralarını bilmem nelerini organize edin dedim yani bu dedim bi hayati mesele MESUT: Tamam başkanım TANER: Çünkü yeniden doğuşu ordan başlatacaz dedim top sizde dedim şey ee ne gerekirse yapacam dedi çocuklar MESUT: He he TANER: Valla dedim bu sefer atlamayın dedim bu sefer gidecek olan 15-20 tane otobüs naşı olursa olsun bu otobüsleri götürecez dedim ona göre dedim , TANER: Dur bakalım bi konuşuyum da ben müdahil olacam MESUT: Tamam yansını ee tamamını Mersin den mi ayarlayacaz başkanım insanların , TANER: Dur bakalım bi konuşacaz tamam mı? MESUT: Tamam oldu başkanım tamam TANER: Yani ii uçak vesaire gidecekleri başka yerlerden ayarlarız da MESUT: He he TANER: Ee otobüsle gideceklerin hepsini Mersinin köylerinden bindirip götürelim ya ben de geliyim daha olmazsa milleti bi bindirelim havalandırak MESUT: Tamam oldu başkanım TANER: ..? MESUT: Olur başkanım TANER: Yani mecburuz yani orda bi iii şey yapmak durumundayız

15.10.2006 tarihinde Taner ÜNAL ile ZEKİ isimli şahıs arasındaki görüşmede özetle;

ZEKİ: Emredin komutanım ,TANER: Şimdi bir program yaptık Diyarbakır il teşkilatı bu gün hurdaydı ZEKİ: Evet başkanım TANER: Süper adamlar, hepsi de temiz Türk çocukları bunlar ve de şey orda mücadeleye hevesli insanlar, doldurduk bir araba tüzük, şey neydi onun ismi afiş yani 5-6 bin afiş verdik filan şimdi biraz zaman kazanalım bakımından yürüyüşü 18 Kasıma koyduk ZEKİ: 18 Kasım TANER: Hee 18 Kasım, çünkü orda çok dev bir yürüyüş yapalım diyoruz en 100 (yüz) bir kişinin katılacağı tamam mı ZEKİ: Fazla uzar TANER: Yani önümüzde çalışmak için, efendim ZEKİ: Fazla uzak TANER: Hayır 4 Kasımda da Mersin'de eee Atatürk'e saygı yürüyüşü yapacağız şey pardon askere saygı yürüyüşü Türk askerine saygı mitingi yapacağız ZEKİ: Mersin'de TANER: He Mersin'de ZEKİ: Tamam TANER: Türk askerine saygı mitingi yani özel bir durum arkasından 2 Aralıkta şeye eee Atatürk'e saygı mitingi yapacağız, arkasında işte Antalya'da ZEKİ: 4 Kasım TANER: Efendim ZEKİ: 4 Kasım TANER: 4 Kasımda şeyde Mersinde Türk askerine saygı mitingi ZEKİ: Tamam TANER: Tamam mı yani bu çok önemli şu anda saygısızlık çoğaldı biliyorsun ZEKİ: Evet, evet aynen öyle TANER: He şey yapacağız Genel Kurmay Başkanına bağlılığımızı filan bildireceğiz hatta resmini bile taşıyacağız yani ZEKİ: Tamam çok güzel TANER: Güzel bir şey yapacağız ZEKİ: Tamam 2 Aralık, 2 Aralık TANER: Ondan sonra 2 Aralık şeyde Atatürk'e saygı mitingi Konya'da yapacağız 15 er gün ara koyuyoruz ki güzelce çalışalım ZEKİ: Tamam çok güzel TANER: Ondan sonra 16 Aralıkta Antalya'da mitink yapıyoruz isimlerini bilahare teşhis edeceğiz ZEKİ: 18 Kasım Diyarbakır TANER: 18 Kasım Diyarbakır ZEKİ: Evet 30 Aralık TANER: 30 Aralık Gaziantep, aralara tabi küzük illeri şey yapacağız sıkıştıracağız mesela Bolu molu bilmem ne Siirt hangisi denk gelirse ondan sonra ki gelen 13 Ocak Hatay ZEKİ: Evet TANER: 27 Ocak Muğla ZEKİ: Evet TANER: 10 Şubat Urfa ZEKİ: Evet abi TANER: 24 Şubat Mardin ZEKİ: Evet TANER: 15 Mart nevruz Mersin, nevruz yürüyüşü ZEKİ: 15 Mart Mersin, İstanbul ne zaman abi TANER: İşte onu sana bırakıyorum artık mesela arkasında da İstanbul'da da yürüyebiliriz ama İstanbul biraz bahar olsun diyorum 29 Martta Anamur'da yürüyüşümüz var ondan sonra 10 Nisan Kastamonu ZEKİ: Tamam TANER: Ondan sonra 25 Nisan Bolu ZEKİ: Evet TANER: 10 Mayıs İstanbul, İstanbul iyi mi 10 Mayıs ZEKİ: Gayet iyi TANER: Evet 25 Mayıs Ankara bu şekilde gidiyor ya illeri sıraladık, bütün illeri yürüyeceğiz araya da diğer küçük illeri koyacağız ve hemen, hemen her hafta bir yerde bayrak yürüyüşü yapacağız ZEKİ: Çok güzel TANER: Sürekli olarak çeşitli vesilelerle işte Atatürk yürüyüşü, Bayrak yürüyüşü ZEKİ: Seçime gidiyoruz herhalde sonuçta TANER: Tabi, tabi yani bütün Türkiye'yi .şey yapacağız şimdi burda da bir hayli çalışma yapıyoruz yanlız işte o şey konusu var yani bu seçime götürür bizi zaten üç yürüyüşü bile yapsak olay götürür bizi çünkü Diyarbakır'a çok kapsamlı çalışma yapıyoruz burda başladık burdan 100 (yüz) otobüs zaten hazır ettik sözü aldık köylülerden şimdi birazdan bir köye gidiyoruz yine ZEKİ: İstanbul'a geliyor musun salı günü abi TANER: Abi gelim ben şeyle işte Kemal'le bir görüşelim ZEKİ: He gelde bir görüşelim evet TANER: Onun bir telefonu vardı bana verdi ben o gün onu bir anda.. ZEKİ: Evde telefonları kapalı bende de yok çünkü o hasta yatıyor TANER: Öyle mi ZEKİ: Hı, hı TANER: O zaman salı günü biz burdan İstanbul'a gelsek ZEKİ: Yarın ben sana haber veririm onu buluşacam onunla TANER: He sen buluş olay de çok canlandı de burda biz buranın esnafları ile filan toplantı yaptık biz sizi istiyoruz diyorlar yani bir şey var taban var korkunç bir taban var ZEKİ: Taban var politik kısma Kemal'i karıştırma sadece maddi kısma kanştır o kadar.

05.10.2006 tarihinde Ahmet CİNALİ ile Zeki BALABAN/SELAHATTÎN isimli şahıslar arasındaki görüşmede özetle ;

AHMET CİNALİ: İyi bu mesut dingili ordan adam götüremiyomuki de şeyden Ağrı'dan şeyden otobüs paraları bilmem ne muhabbetine giriyo Mersinden ZEKİ: Şimdi komutanım o o şekildede hurdanda istiyolar yani kalabalık istiyolar onu bi şekilde çözücem yani AHMET CİNALİ: Kalabalık ZEKİ: Oraya bin kişiyi bi sekide atacam otobüsle götürmüycem belki trenle götürecem AHMET CİNALİ: Evet o faizci faizci ne anlatıyo faizci ne söylüyo yardımcı oluyomu ZEKİ: Evet AHMET CİNALİ: He? oluyosa tamam güzel ZEKİ: Yani şimdi şu var ben eeşeydende takviye alabilirim Kara Kuvvetlerindende takviye alabilirim AHMET CİNALİ: He o ayrı yaptırabiliriz ZEKİ: Evet AHMET CİNALİ: He orada orada bir değişik bi hava yapmak lazım ZEKİ: He he çünkü mersin yürüyüşündede orda dört bintane asker vardı kimse farkında değildi AHMET CİNALİ: Evet evet ordan aynı şekilde askerleri organize ettirebiliriz onu askerlere ettirelim ZEKİ: Yani AHMET CİNALİ: ...sivilleri çektirelim sivilleri çektirelim .. ZEKİ: Çünkü çünkü garnizonda aşşağı yukarı 14 bin tane asker var kolordu karargahı var AHMET CİNALİ: He onlara sivili çektirelim yürüyüşe katıttıralım ZEKİ: He aynen öyle komutanım AHMET CİNALİ: He öyle yapacaz gerisine girme adam taşıma maşıma işiyle uğraşamayız tamam mı ZEKİ: Doğru AHMET CİNALİ: Gelirler illa yürüyüşü yapar dağılırlar ZEKİ: Evet AHMET CİNALİ: Aynen öyle yapacaz aynen öyle yapacaz ZEKİ: Aklıma o geldi çünkü başkanın haberi yok Taner beyin AHMET CİNALİ: Öyle yapacaz biz seninle zaten akşam buluşacaz ZEKİ: O Mersindeki 70 bin 70 bin kişinin nasıl döküldüğünü bilmiyo sokağa AHMET CİNALİ: Aynen doğrudur öyle yapacaz ZEKİ: Yani öyle olcak o AHMET CİNALİ: Aynen doğrudur ZEKİ: O Mersin'de de askerler başladı almaya bayrağı sivillere devretti çektik ondan sonra çocukları AHMET CİNALİ: Aynen öyle yapacaz konu bu başka alternatifi yok ZEKİ: Tamam komutanım tam bir .. inletecez orda , ZEKİ: o bölgede çünkü yapmak istediğim çok şey var benim operasyonel olarakta var, SELAHATTİN: Sağol teşekkür ederim sen nasılsın AHMET CİNALİ: Napalım uğraşıyoz işte Diyarbakır'da bi tantana çıkartacaz biliyosun sen işi Zeki sana haber vermiştir şöyle bi şey yapalım bi ses gelsin

16.11.2006 tarihinde Ahmet CINALI ile SELAMI isimli şahıs arasındaki görüşmede özetle;

AHMET: Sağol canımın için nerdesiniz diyarbakırdamısmız SELAMİ: Diyarbakırdayım abi şu anda ben AHMET: Şimdi canım SELAMİ: Evet abi AHMET: Şimdi ben oraya Vatanseverler kuvvetler Güç Birliği Hareketinin ilini kurdutturdum Diyarbakıra SELAMİ: Evet abi AHMET: Şimdiii genel başkan olan arkadaşım tamam mı Taner SELAMİ: Hm AHMET: Şimdi oraya geliyor yarın saat beşte orda SELAMİ: Heee yarın akşam beşte AHMET: Heeeee yarın akşam beşte oraya geçecek SELAMİ: Evet abi AHMET: Sen kaçta çıkabilirsin kaçta izin alabilirsin bölük komutanından SELAMİ: Abi ben 4.30 da izin alırım ben AHMET: 4,30 da SELAMİ: Heeee AHMET: Orda başka kendi kafana göre bizimk uzman çocuklardan kimler var yanında SELAMİ: Abi ikidene benden daha sağlam beni bil onu görme yani AHMET: Onlarıda al yanma SELAMİ: Evet abi AHMET: Tamam mı ondan sonra ordan da şeye gidersiniz ordan sivilden sevdiğiniz insanlar varmı SELAMİ: Burdamı AHMET: Güvenebileceğiniz evet Diyarbakır'dan SELAMİ: var abi AHMET: Var onlardan kaç kişi var ne kadar sayısı çok olursa iyidir SELAMİ: Evet abi AHMET: Kaç kişi yapabilirsiniz SELAMİ: Abi şimdi ne kadar istiyorsunuz bilmiyorum ki ya AHMET: Ya 20-30 kişi yapın ya SELAMİ: Evet abi AHMET: Orda bide tamam mı orda birde 400-500 metre bayrak açtıracam sonra daha sonrada bayrak yürüşü yaptırtacaz orda SELAMİ: Heee tamam AHMET: organize yaptıracaz tamam mı SELAMİ: Tamam abi AHMET: Bak şimdi bide Polis evine gidiyorsun orda Osman BALAK var Osman BALAK emniyet amiri SELAMİ: Evet abi AHMET: Diyarbakırda SELAMİ: Evet abi AHMET: Onuda bul tamam mı oraya göre bizim Ramazan Üsteğmen ne yapıyor SELAMİ: Abi onnan iki gün önce görüştük oda iyi yani AHMET: Heeee SELAMİ: Celal paşam ne yapıyor durumu nasıl AHMET: Celal paşam çok iyi abi SELAMİ: Heeee şimdi şeyapm orda yine bir organizasyon yapın ordan sivillerinizi çekin asker olduğunuz da belli olmasın tamam mı AHMET: Evet abi SELAMİ: Tabi silahlarınızı da alın yanınıza mutlaka AHMET: Tamam abi yaparız onu SELAMİ: Tamam mı canlarım AHMET: İyi hadi SELAMİ: Abi saat beşte nasıl görüşeceğiz abimlen .. AHMET: Tamam canım 30 kişi filan olun ona göre şeyap SELAMİ: Tamam AHMET: Yalnız o bayrakları taşıyan sivillere taşıtın bi güzellik yapın tamam mı 40 kişi 50 kişi yapın SELAMİ: Tamam abi.."

16.11.2006 tarihinde Ahmet CİNALİ ile Taner ÜNAL arasındaki görüşmede özetle;

AHMET: Ordan sana üç tane çocuk gelecek uzman özel hareketten , 30-40 kişide sivil getirecekler TANER: Tamam AHMET: Yalnız sen onları deşifre etmiyorsun hiç bir şekilde yanında olacaklar silahları ile birlikte beşte orda olacaklar şimdi seni arattırıyorum cebini veriyom TANER: Tamam canım kardeşim AHMET: Selami uzman TANER: Koçum benim AHMET: Benim evladımdır tamam mı TANER: Tamam okçum benim aslanım benim AHMET: Sana üç tane nefer yani TANER: Bayraktan da tutacaklar demi AHMET: Ya bayrakları onlara tutturma diğer 30-40 kişi getittiriyorum onlara tuttuttur TANER: Heeeee onlar yani 30-40 kişi tutacak AHMET: Onlar seni koruyacak Taner az bak beni dinle tamam mı TANER: tamam kardeşim AHMET: Onların getirdiği bayrak tutacak onlar seni koruyacak

17.11.2006 tarihinde Ahmet CİNALİ ile Selami isimli şahıs arasındaki görüşmede özetle; SELAMİ: Abi ayrıldık onlar komutanın yanma gittiler bi.. sa AHMET: Nereye gittiler SELAMİ: Komutanın yanma abi AHMET: Kimin alay komutanının mı SELAMİ: Kolordu komutanına gittiler abi AHMET: He iyi SELAMİ: Ön., sağa çıktık sağa sola baktık adam topladık bayağı işte yarın toplanacaklar yani saat on buçukta oraya gelcek AHMET: Tamam SELAMİ: Noktaya gelcek hepsi yani, ...AHMET: Öpüyorum gözlerinden bu hareketler önemli orda psikolojik savaş bunlar biliyosun psikolojik harp SELAMİ: Zaten abi terslik surda aynı gün bide bunların yürüyüşü var AHMET: Kimlerin SELAMİ: Diyarbakırda yürüyüşü var AHMET: Kimin yürüyüşü var SELAMİ: Şeyin Dehaplılann AHMET: Bak Dehaplılarm da SELAMİ: He AHMET: Vay pezevenkler SELAMİ: Aynı gün hemide yani vali buna nasıl izin verdi bilmiyoz anlayamadık yani SELAMİ: Köylerden gelecekler yani dedim çocuk mucuk ne varsa getirin dedim hepsini AHMET: Tamam aynen doğrudur bayağı galaba yapsınlar SELAMİ: Evet abi dedim çocuk da olsa bulun bunlar çocuğa para verip daş attınyosa dedi bizde çocuklara bayrak açtınnk AHMET: Aynen öyledir SELAMİ: He başka çare yok abi yani AHMET: Ayyynen öyledir SELAMİ: He bizim bu vat bayrak için canımızı veriyosak çocuk da goruk bebek de ... içine AHMET:, Aynen öyledir doğrudur SELAMİ: Evet abi AHMET: Çok güzel Selamim sen güzel gine organizasyonları yap ıı sen ıı sağa sola bakma yapabildiğin gadar yap tamam mı SELAMİ: Tamam abicim .." 14.04.2007 tarihinde Ankara İlinde yapdan Cumhuriyet mitingine katıldıkları, Olayla ilgili olarak tespit edilen telefon görüşmesi: 14.04.2007 tarihinde Taner ÜNAL ile Mesut SEZER arasındaki görüşmede özetle ; TANER: ha bayrağı yedi kilometre diyo MESUT: Öylemi TANER: Şhov tv heee MESUT: Ooo çok güzel TANER: hep bizim bayrağı veriyor başka hiç bir şey vermiyor bayrağın altı geçişi bilmem nesi hep bayrak tamam mı bayrak başka bir şey yok Şhow tv sadece bayrak veriyor MESUT: Bizden bahsediyor mu başkan TANER: yok artık işte biz onu bahsettiririz biliyorsun MESUT: Tamam tamam oldu TANER: oldu canım yedi kilometre oldu bayrak ona göre MESUT: tamam oldu başkanım TANER: Hadi sağol.

28.04.2007 tarihinde Ankara İlinde Irak Türkmen Cephesi Kerkük mitingine katddıkları tespit edilmiştir.

Olayla ilgili olarak tespit edilen telefon görüşmeleri;

28.04.2007 tarihinde Taner ÜNAL ile Yasin ALPARSLAN arasındaki görüşmede özetle; YASİN: Abi bayrağın başındayız araba gelecekmiş onu bekliyoruz TANER: Kim var kaç kişi var, TANER: Sen bi şeye gelsene anıtın oraya

28.04.2007 tarihinde Taner ÜNAL ile Mesut SEZER arasındaki görüşmede özetle ;

TANER: He Mesutcuğum ne yaptınız Yasin şey diyor İstanbul'a doğru bi program şey yapma durumu söz konusu diyor MESUT: Yasin mi öyle dedi başkanım TANER: He öyle dedi MESUT: ( Mesut'un yanında bulunan X Erkek arka fondan " aha şimdi parayı bankaya yatıracak" der, Mesut " kim" diye sorar, X Erkek "CHP'li kardeşimiz var encümenden üye, vallaha gidiyoruz 600 milyon yetmez mi" der, Mesut ise " bilmiyorum bakalım bi", TANER: Böyle bir şey yaparsak muazzam bir şey yapmış oluruz yaa, süper olur yani MESUT: Tamam şimdi biri para yatıracakmış yatırırsa gideriz başkanım TANER: Çoook muazzam olur yani hem zaten bütün gözler yann Türkiye'de şeyde İstanbul'da bi de hükümet ters bir açıklama yaptı şimdi, MESUT: Ne diyor TANER: Yani res koyuyor şeye genel kurmaya miting daha da Önem kazanıyor MESUT: Tamam başkanım TANER: Haydi ben sizden haber bekliyorum MESUT: Tamam oldu oldu başkanım TANER: Haydi bakalım inllah haydi bakalım bir uğraşsın çocuklar MESUT: Tamam görüşürüz başkanım TANER: Tamam mı şunu başarırsak var ya zaten zirvede noktalarız MESUT: Tamamn başkanım görüşürüz TANER: Haydi sağol canım.

05.12.2005 tarihli İçişleri Bakanlığı Dernekler Dairesi Başkanlığı'na gönderilen ihbar mektubunda;

Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketi Derneği başkanı olan Taner ÜNAL' m Hasan KUNDAKÇI paşanın adına sahte imzalar atarak yardım ve kanununa aykırı usulsüz para topladığı, eşi ve kayınbiraderine yetki vermek suretiyle derneğe yapılan bağış ve aidat gelirlerini şahsi çıkarlarında kullandığı, İstanbul ve Sakarya ilinde işlettiği akaryakıt istasyonlarında kaçak mazot ve eroin ticareti yaptığı, Mersin açık hava toplantısında Başbakan'a alenen hakaretler yağdırdığı, uluslar arası bağlantılı olduğu hatta CIA ile de görüştükleri bilinen Taner ÜNAL ve dernek yöneticilerinin derneğin lehinde oluşan güven ve itibarı kullanarak organize bir suç çetesi gibi hareket etmek suretiyle tehdit ve baskı ile gasp ve dolandırıcılık yapmak suretiyle derneği kuruluş amacından saptırarak gerçek vatan sever üyelerini rezil etmeye çalıştıkları, bu durumu görüp rahatsız olan bazı üyelerinin istifa ettikleri beyan edilmiştir.

03.04.2006 tarihinde İç İşleri Bakanlığı Müfettişleri tarafından Dernek hakkında yapılan incelemeler neticesinde rapor hazırlandığı ve "Derneğin defter, belge ve kayıtlarının bir kısmının kaybolduğunun belirtilmesi ve söz konusu defter , kayıt ve belgelerin ibraz edilememesi nedeneiyle, derneğin kurucu ve üyeleri ile iş işlemleri hakkında sağlıklı bir değerlendirme yapılmasının mümkün olmadığı, mevcut defter, kayıt ve belgelerde, eksikliklerin bulunduğu , " Türk milletinin devletine , birliğine, dirliğine, refahına ve mutluluğuna, inancına ,milli ve manevi değerlerine karşı faaliyetlerle ilgili olarak Türk milletini bilgilendirmek şuur sahibi olmalarını temin etmek amacıyla .." kurulmuş bir derneğin iş ve işlemleri, kayıt, defter ve belgeler ile icraattan itibarıyla diğer dernek ve sivil toplum kuruluşlarına örnek olma misyonu bulunduğu , bu yönüyle de Vatansever Kuvvetler Güçbirliği Hareketi Derneği' nin tartışılan değil, benimsenen örnek alman bir dernek olması gerektiği, ancak derneğin mevcut durumu ile bu görüntüden uzak olduğu " sonuç ve kanaatma varıldığı, ayrıca açık kimliği tespit edilemeyen ve örgüt mensuplarınca "1 NUMARA" olarak adlandırılan kişi tarafından yönlendirilen Taner ÜNAL ve arkadaşlarının, suç işlemek amacıyla örgüt kurdukları, yönettikleri, kurulan suç örgütüne üye oldukları, nitelikli yağma, yağma, ihalelere fesat karıştırma, zimmet, dolandırıcılık, tarihi eser kaçakçılığı, kanuna aykırı şekildzdfârdl&l. to^Amm olaylarından elde ettikleri gelirlerle ve suç örgütüne yardımda bulunan kişilerce kaynağı belli olmayan maddi yardımlarla suç örgütünü finanse ettikleri, bazı kamu görevlilerinin bilerek ve isteyerek yardım etmeleri sonucunda amaç suç olarak Devletin bağımsızlığını zayıflatmaya veya birliğini bozmaya, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs ettikleri, amaç suçu gerçekleştirebilmek için provokatif eylemlerde bulundukları, halkı Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine karşı isyana tahrik ettiklerine dair kuvvetli şüphe bulunduğu yönünde tespitlerde bulunulmuştur.

Ankara Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube Müdürlüğünün 13.07.2006 tarihli yazısı ekinde ; Denetleme sonuçları çerçevesinde söz konusu derneğin; dernek adı altında yasal olmayan amacı dışında iyi niyetle bağdaşmayan faaliyetlerde bulunduğu, ayrıca herkes tarafından kabul edilen ortak değerleri suiistimal ederek provokatif eylemlerde bulunabileceğini teyit eden hususlar bulunduğu anlaşıldığından Jandarma, Emniyet ve istihbarat birimlerince dernek şubelerinin kuruluşu itibariyle yaptığı faaliyetler ile genel merkez ile olan ilişkilerinin tespit edilmesi istenilmiştir.

Ayrıca Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı' nca 2006/39948 sayıya kayden yürütülen soruşturma kapsamında Dernek Başkanı Taner ÜNAL ve Dernek yöneticilerinin "Çıkar Amaçlı Suç Örgütü Kurmak, Yönetmek, Örgüte Üye Olmak, Örgüte Üye Olmamakla Birlikte Örgüt Adına Suç İşlemek, Örgüt İçerisindeki Hiyerarşik Yapıya Dahil Olmamakla Birlikte Örgüte Bilerek Ve İsteyerek Yardım Etmek, Örgüt Faaliyeti Kapsamında (Devletin Bağımsızlığını Zayıflatmaya, Birliğini Bozmaya, T.C. Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Engellemeye Yönelik Provokatif Eylem Yapma, Genel Güvenliği Tehlikeye Sokma, İhaleye Fesat Karıştırma, Tarihi Eser, Gümrük ve Göçmen Kaçakçılığı, İzinsiz Kazı Yapma, Nitelikli Yağma, Şantaj, Tehdit, Hürriyeti Tahdit, Dolandıncılık, Sahte Kimlik Kulanma, Resmi Belge Sahteciliği, Kamu Görevini Usulsüz Üstlenmek, Yetişkin ve hayvana yönelik pornografi görüntüleri bulundurma, 6136 ve 2521 S.K.M.)" suçuna kanştıklannm tespit edildiği ve yapılan çalışmalann 29.06.2007 günü operasyona dönüştürüldüğü, aralannda Dernek Başkanı Taner ÜNAL ve diğer üst düzey yöneticilerinin de bulunduğu toplam 12 kişinin çıkanldıklan mahkemece tutuklandıklan anlaşılmıştır.

Mehmet Zekeriya ÖZTÜRK 25.05.2006 tarihinde Ankara Emniyet Müdürlüğünde alınan ifadesinde;

2004 yılında, bir konferansta Vatansever Kuvvetler Güç Birliği üyeleri olan ve konferansa katılan Muzaffer TEKİN ve yanında bulunan Kurmay Albay Fikri KARADAĞ ile tanıştığını, Fikri KARADAĞ'm Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketi Derneği'nin İstanbul Şubesini kurmaya çalıştığını, Fikri KARADAĞ'm aynı zamanda Muzaffer TEKİN ile devre arkadaşı olduklarını öğrendiğini, yine aynı yerde Vatansever Kuvvetler Güç Birliğimin üyesi olarak Hüseyin GÖRÜM ve İbrahim ÖZCAN isimli şahıslarla tanıştığını, 2004 yılı bahar aylarında, derneğin yemekli toplantılarına da katıldığını, bu safhada Vatansever Kuvvetler Güç Birliği nin organik yapısı içersinde, emekli Albay Fikri KARADAĞ ile Hüseyin GÖRÜM ve İbrahim ÖZCAN'm bulunduğunu, Şahıslarla olan birlikteliklerinde gözlemlediği kadarı ile, Hüseyin GÖRÜM'ün Ülkücü hareketten geldiği, Ülkü Ocaklan ile bağlannı kopardığı, 9-10 yıl kadar ceza evinde kaldığını öğrendiğini, şahsın hal ve hareketlerinden, bir derneğin il bazında yöneticiliğini yapmasını yadırgadığını, Hüseyin GÖRÜM'ün daha çok mafya olarak adlandınlan kişi profili çizdiğini, Emekli Albay Fikri KARADAĞ, Hüseyin GÖRÜM ve İbrahim ÖZCAN'm, tarihten 8-10 ay kadar evvel, Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketinden ayni arak, İstanbul ilinde Kuvayi Milliye Derneğini kurarak faaliyetlerine başladıklannı,

2004 yılı Haziran veya Temmuz aylannda, Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketimin, Maltepe de bulunan baraka, depo ve bahçeden oluşan bir yerde toplantı yaptığını, bu toplantıda, Hüseyin GÖRÜM'ün çevresine 20-25 yaşlannda, 4-5 kişilik bir gurup gencin bulunduğunu, Hüseyin'in bu gençlere konuşma yaptığını, konuşmanın bir bölümünde şahıslann yanma gittiğinde, Hüseyin GÖRÜM'ün bu gençlere hitaben "komutanda sizin eğitiminizi verecek" dediğini, kendisinin de "ne eğitimiymiş bu" dediğini, Hüseyin'in de "ne olacak komutan sen daha iyi bilirsin asker olan ben değilim sensin" dediğini, kendisinin de, eğitimin nerede verileceğini sorduğunu, Hüseyin'in "yerimiz var hazır Düzce'de" "asker yetiştireceğiz, silahımız her şeyimiz de var" diye konuştuğunu, kendisinin de bunu reddettiğini,

Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketinin, Şile toplantısı hariç diğer buluşmalannı, İstanbul Maltepe de bulunan, Hüseyin GÖRÜM'e ait prefabrik bir depo ve yanındaki küçük bina ile bahçesinde yapıldığını, bu şahıslarla karşılaştığı ilk günden beri, Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketini, bir Dernek olmaktan çok, organize suç örgütü gibi gördüğünü, Danıştay eylemine katılıp, Danıştay üyelerine ateş eden Avukat Alparslan ARSLAN'ı, çok emin olmamakla beraber, Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketi'nin bir toplantısında gördüğünü, buluşmalarda bir avukattan bahsedildiğini, yine Alparslan ARSLAN'ı Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketi'nin, İstanbul Maltepedeki yerinde bir defa gördüğünü, Hüseyin GÖRÜM'ün, kendisinden askeri eğitim vermesini istemesi ve "silahımız her şeyimiz var" demesinden dolayı, Danıştay saldmsıyla ilgili olarak bu insanlann silah temin etme ve yönlendirme anlamında Alparslan ARSLAN'ı yönlendirmiş olabileceklerini beyan etmiştir.

Ergenekon Soruşturması kapsamında 25.02.2008 tarihinde ifadesine başvurulan tanık Zihni ÇAKIR ifadesinde;

Veli KÜÇÜK, Muzaffer TEKİN, Taner ÜNAL, Ahmet CİNALİ, Fuat TURGUT, Halit BOZKURT, Nihat GÜRKAN ve Sevgi ERENEROL'un irtibatlan konusunda;

"Veli KÜÇÜK'ü Türkeli Dergisinin Ankara ilinde yapmış olduğu toplantılardan tanıdığını, Muzaffer TEKİN'i Taner ÜNAL ile yakın görüşmelerinden dolayı tanıdığını, Ahmet CİN ALI' yi de Taner ÜNAL ile yakın dostlukları nedeniyle tanıdığını ve Taner ÜNAL ile birlikte sık sık kendisi ile görüştüğünü beyan etmiş ve Ahmet CİNALİ, bu şahsın koruması Cem isimli bir şahıs ile birlikte istanbul İlinden Ankara iline dönerken yolda polis ekiplerinin aracı durdurduğunu, aracın bagajında muhtelif çapta silahlar ile el bombalarının bulunduğunu ancak Ahmet CİN ALİ' nin kendisinde bulunan bir kimliği polis ekiplerine göstererek geçtiğini daha sonra bu kimliği gördüğünde üzerinde Ahmet CİNALİ'nin fotoğrafı bulunan, Jandarma amblemli kimlik olduğunu gördüğünü, bu durumu Ahmet CİNALİ' nin kendisinin bir zamanlar Hasan KUNDAKÇI Paşa' nin terörle mücadele ekibinde yer aldığı için bu kimliğin kendisinde bulunduğu şeklinde açıkladığını ve kendisinin Şahin Bey kod adını kullandığını söylediğini, Veli KÜÇÜK ile de bu dönemlerde irtibatının kurulduğunu anlattığını belirtmiştir. Fuat TURGUT' u Taner ÜNAL' in inşaat işlerini takip eden ve yakın görüştüğü kişi olarak tanıdığını, Halit BOZKURT' u Taner ÜNAL sayesinde tanıdığını ve kendisini MİT görevlisi olarak tanıdığını, Taner ÜNAL' in da bu durumu desteklediğini, Nihat GÜRKAN'ı Türkeli Dergisi 'ndeki aktif faaliyetlerinden dolayı tanıdığını ve bu şahsı Ahmet CİNALİ ile birlikte Türkeli Dergisi 'nin İstanbul dağıtımında etkili biri olarak bildiğini, Taner ÜNAL' ı askerler ve üst düzey yargı mensupları ile Nihat GÜRKAN' in tanıştırdığını bildiğini, Nusret DEMİRAL ile Taner ÜNAL' ı Ahmet CİNALİ ve Nihat GÜRKAN' in tanıştırdığını beyan etmiştir. Sevgi ERENEROL' u da Taner ÜNAL' in bu kişinin görüşlerini alarak gazetede yayınlamak istemesi nedeniyle tanıdığını, bu kişiden bazı konularda yazılar alarak gazetelerinde yayınladıklarını, Ahmet CİN ALI'nin İstanbul'a geldiğinde bu yazıları kendisinden aldığını beyan etmiştir.

Yine beyanında, "Taner ÜNAL' in 2003 yılı Nisan ayında Dikmen'deki bürosuna yakın caddeye paralel bir sokakta kiraladığı dükkânı ofise çevirdiğini, Türkeli dergisini bu ofiste çıkartacağını, afisin alt tarafındaki depo halindeki kapalı alanı anfiye dönüştürdüğünü, dinleyici ve konuşmacı yerlerini sabitlediğini, bu mekânda bir oluşuma başladıklarını, burada toplantılar yaptıklarını söylediğini, Taner ÜNAL' in kendisinden bu oluşum içersinde yer almasını istediğini, oluşumda bir çok paşanın bulunduğunu, Hasan KUNDAKÇI, Veli KÜÇÜK gibi isimlerin yanlarında yer aldığını, Doğu PERİNÇEK ve Hikmet ÇİÇEK'in solcu olmasına karşın bu oluşuma destek verdiğini, maddi hiçbir sıkıntısının olmayacağını, istediği kadar maaş vereceklerini söyleyerek katılması yönünde telkinlerde bulunduğunu, bazı toplantıların resimlerini gösterdiğini, Hasan KUNDAKÇI ve Veli KÜÇÜK' ün toplantılarda yer aldığını, Ahmet CİNALİ' nin de bu ikili ile yakın resimlerinin bulunduğunu, Muzaffer TEKİN' in de bu görüntüde yer aldığını" beyan etmiştir.

Şüpheli Doğu PERİNÇEK ise ifadesinde, "Vatansever Güçbirliğine hiçbir destek vermediğini, böyle başı bozuk örgütleri milletin başına bela etmenin büyük sorumluluk olduğunu" beyan etmesine rağmen, Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Haraketi Başkanı Taner ÜNAL ile irtibatlı olduğu, şahısla telefon görüşmesi yaptığı, Diyarbakır ilinde ortak miting düzenledikleri anlaşılmıştır. 06.06.2007 tarihinde Taner ÜNAL ile Doğu PERİNÇEK arasındaki telefon görüşmesinde; Taner'in "Diyarbakır'da ki mitinginize biz katılacağız efendim. Bütün gücümüzle destek vereceğiz." dediği tespit edilmiştir.

Zihni ÇAKIR ifadesinde devamla, Bir Numara olarak bildiği şahsı Taner ÜNAL'm yanında sık sık gördüğünü, bu şahsın Ülkü Ocakları yönetiminde olduğunu, avukat olan İbrahim GÜL' ün de Bir Numara ile irtibatının olduğunu, bir gün Taner ÜNAL ile birlikte Ankara İli Kızılay Semtinde bir otele Bir Numara'yı ziyarete gittiklerinde Bir Numara olarak bildiği şahsı avukat İbrahim GÜL ve avukat Tarkan TOPER ile birlikte toplantı halinde gördüğünü, ayrıca 28 Şubat sürecinde Ahmet CİNALİ ile Bir Numara olarak bildiği şahsın etkinliklerini ve nerelere nüfuz edebildiklerini daha iyi gördüğünü beyan etmiştir.

Taner ÜNAL Başkanlığı' nda faaliyetlerine devam eden VKGBH Derneği' nin tüzüğünde belirtilen amaçlarını gerçekleştirmek amacıyla yaptığı faaliyetler bayrak yürüyüşleri ve çalışmaları ile dernek faaliyetlerinin yürütülmesi adı altında sürekli olarak kaynak sağlama çalışmaları ile sınırlı kaldığı, başka faaliyetlerinin bulunmadığı ancak bunlann dışında gerek demek faaliyetleri çerçevesinde ve gerekse münFerid olarak demek yönetici ve üyelerinin bir çok adli olaya karıştıkları tespit edilmiştir. Taner ÜNAL' m Diyarbakır' da Şube açılışında yapmayı planladığı bayrak yürüyüşü, öte yandan Salih Zeki BALABAN' m bu yürüyüşler için adam temin etmesi, Ahmet CİNALİ' nin bölge aşiret reisleri ile irtibata geçtiğini söylemesi bu faaliyetlere örnek olarak verilebilir.

Mersin Kanal 33 ibareli CD' nin incelemesinde Taner ÜNAL' in konuşmasını içeren görüntülü ses kaydının bulunduğu, konuşmada başlıklar halinde özetle;

-Şuurlu her Türk çocuğunun AB' ne karşı olması gerekir. Avrupa hastalıklı bir topluluktur. Avrupa yaşlanmaktadır.

- Atatürk' ün düşünceleri öldüğü gün tasfiye edilmiştir. Tasfiye edenler gayrı Türk' tür. Sabatayisttir. Bunu İsmet İnönü yapmıştır. Atatürk öldüğü günden itibaren dönmeler, Yahudi Müslümanlar, iktidarı ele geçirmişlerdir. - Yönetimden 67yıldır Türklerin aldığı hisse % 5 tir. - Atatürk' ün ölümünden sonra Türkiye' yi Türkler idare etmiyor. - Bir ermeni asıllı Konya' ya gelip ismini değiştiriyor, cemaatin içine giriyor daha sonra Millet meclisine girip Avrupa birliğine hizmet ediyor, onun için ülke bütünlüğü önemli değildir. - %2 ,%98' e hükmetmektedir. -Çeşitli partilere mensup insanlar (devşirmeler kastediliyor) yıllarca devletin altını kazıyorlar. - Milli şuurlu Türk evlatları devletin başına gelmelidir. Türk devrimi yapılmalıdır. - Devlet kozmopolit yapıdan sıyrılıp bir an önce Milli devlet olmalıdır. Şuurlu Türk evlatları iktidara gelip taviz vermemelidir. - Türkiye' nin tam bağımsızlığına kavuşmalıdır. 1940' lardan buyana Amerika ile yapılan bütün anlaşmaları feshetmelidir. Türkiye 'nin aleyhine yapılmış ne kadar anlaşma varsa halk oylaması ile iptal edilmelidir. - Türkiye' de yaşayan bütün unsurlar Türk' tür. - Dinler arası diyalog olmaz, neyin diyalogunu yapacaksınız, incil'le Kur' an' ı mı tartışacaksınız. Nasıl tartışacaksınız.

- Vatan işgal altındadır. Topraklarımız satılmaktadır. Bu toprakları satın alanlar parça parça alıp her parçaya bayraklarını dikecekler israil gibi. - Türkiye 'de sahalar işgal altındadır. Sivil toplum kuruluşlarının % 90' ı satılıktır. % 6 sı da gayrı resmi faaliyet göstermektedir. - Biz geleceğin Türkiye' sinin inşaa ediyoruz, Atatürk' ün milli istiklal mücadelesini başlattık. Kitleler etrafımızdadır. Vatanını milletini seven milli şuur sahibi Türk çocuklarını derneğimize bekliyoruz. Her şey vatan için.. - Vatan diyen bayrak diyen Allah diyen herkesi Sultaşa Otelindeki toplantımıza bekliyoruz. -Biz vatanı kurtaracağız, biz varken bir şey olmaz. Şeklinde olduğu tespit edilmiştir.

Ahmet CİNALİ - Veli KÜÇÜK İRTİBATLARI

Konuya ilişkin telefon görüşmeleri ;

20.09.2006 tarihinde Ahmet CİNALİ'nin ALİ ve C. T. Ç. isimli şahıslarla yaptığı görüşmede özetle ;

Ali isimli şahsın yanında daha önceleri Veli Paşa ile çalışan ve sonradan emekli olduğu anlaşılan Cafer Tayyar ÇAĞLAYAN isimli jandarma Albay olduğunu belirttiği ve bir müddet görüştükten sonra Ahmet CİNALİ ile Cafer Tayyar ÇAGLAYAN'ı görüştürdüp, Ahmet CİNALİ'nin görüşmenin bir bölümünde kendisinin Güneydoğu Anadolu Bölgesindeki sivil örgütlenmeleri yaptığım , ayrıca Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketini kendisinin kurduğunu söylediği tespit edilmiştir.

27.09.2006 tarihinde Ahmet CİNALİ'nin Taner ÜNAL ile yaptığı gisimli şahısla yapmış olduğu görüşmede özetle ;

Yusuf KASİMİ isimli şahsın sorunları ile alakalı konuşturtan sonra görüşmenin bir bölümünde Ahmet CİNALİ'nin Yusuf KASİMİ' nin İran'la alakalı olduğu anlaşılan sorunu konusunda yardımcı olabileceğini ve Veli KÜÇÜK' ün İran' da adamlannm olduğunu hatta bir kurumun en başındaki adamın Veli KÜÇÜK' ün adamı olduğunu belirttiği tespit edilmiştir.

12.01.2007 tarihinde Ahmet CİNALİ'nin Selahattin SAYGAN ile yaptığı görüşmede özetle ;

Selahattin SAYGAN'm Ahmet CİNALİ' ye Eskişehir İlinde bulunan bir şahsın hastanede olduğunu ve ilgilenilmesi gerektiğini söylediği, Ahmet CİNALİ'nin de Veli KÜÇÜK' ün yeğeninin Eskişehir İlinde MHP İl Başkanı olduğunu ve bu çocuk ile ilgilenebileceğini söylediği tespit edilmiştir. 226.06.2007 tarihinde Ahmet CİNALİ ile Ali KARA arasında yapılan görüşmede özetle; Ali KARA'nm Cem UZAN' m askerlik yapmadığını ve bunun dosyasının Adapazarı' nda olduğunu ve bunu da Veli Paşa' dan teyit ettiklerini söylediği tespit edilmiştir.

25.06.2007 tarihinde Ahmet CİNALİ'nin Abuzer AYDIN ve A.Şeref DUVAN isimli şahıslar ile yapmış olduğu görüşmede özetle ;

Ahmet CİNALİ'nin Urfa Birecekli ve Sait Paşa' nın yeğeni olarak belirttiği Halil KANBALTA isimli şahsın bir senedinin olduğunu ve aracı birilerini bularak bu senede ulaşmaları gerektiğini, çok önemli olduğunu ve bu işin Veli Paşa' nın talimatı ile kendisine geldiğini söylediği tespit edilmiştir.

Ahmet CİN ALI' nin işyerinde yapılan aramada ele geçirilen 4 sayfalık dokümanda özetle ; "Askeri Personel Kazım BANAT, İsrailli General Gabriel LİBRAİDER (mossad), Ali ERKAN, Batmanlı Ömer isimli şahısların bir toplantı yaptıkları, bu toplantıda Sedat PEKER, Hoca Kod adlı Kemal ŞAHİN ve Tacikistan Genel kurmay Başkanı ile Ticaret bakanı Mehmet EMİNOF' a suikast veya eylem planı yaptıkları belirtilmiş, toplantıya katılan şahıslardan Askeri Personel Kazım BANAT' in ve Hizbullah' m E. Orgeneral Çevik BİR' in kontrolünde olduğu belirtilen bir işaretleme yapılmış, Ergenekon' un - Org. Murat Hoca ile görüştüğü, BOTAŞ' ta görevli Refik NUHOĞLU' nun Şahin beyin (Ahmet CİNALİ) nerede olduğunu araştırdığına ilişkin notlar ayrıca Murat Hoca isimli şahsın 0533 523 20 07 ve Refik NUHOĞLU isimli şahsın kullandığı 0505 602 26 86 numaralı telefonlara ilişkin bilgilerin" olduğu tespit edilmiştir.

22.01.2008 tarihinde Veli KÜÇÜK'ün ikametinde yapılan aramada elde edilen dokümanda ; "Toplantı: İSTANBUL-17 Ağustos 2002, Toplantıya Katılanlar, Askeri Personel olduğu söylenen Çevik BİR kontrolünde Kazım ANAT, İsrailli General Gabriel LİBRAİDER, (MOSSAD), Ali ERTEN, Batmanlı Ömer, Murat URSAVAŞ,

Aşağıda isimleri belirtilen kişilere çeşitli yöntemlerle SUİKAST/EYLEM düzenleneceği. Planın CİA-MOSSAT Türk işbirlikçileri ile müştereken yapılacağı: Ahmet CINALI Sedat PEKER, Kemal ŞAHİN (HOCA), Tacikistan Genel Kurmay Başkanı, Ticaret Bakanı Mehmet EMİNOF, (dokümanın alt kısmına farklı el yazısı ile düşülen notta: "Ahmet CİNALİ getirdi. (Giresun'dan) Bu bilgileri veren Murat URSAVAŞ' m arkadaşı imiş, benimle görüştürecekler, Ahmet CİNALİ' ye telefon edeceğim " yazdığı tespit edilmiştir.

Ayrıca Ahmet CİNALİ' nin teknik takibi esnasında birçok askeri personel ile irtibatlı olduğu, kendisinin Güneydoğu Anadolu Bölgesinde terörle mücadele gruplarının içerisinde yer aldığı, Veli KÜÇÜK ile irtibatlı olduğu şeklinde de tespitler yapılmıştır.

Ahmet CİNALİ' nin Şahin Bey Kod Adını Kullanması;

VKGBH Derneği hakkında yürütülen soruşturma kapsamında Ahmet CİNALİ' nin 16.02.2007 günü saat 16:15:52' de kullanmakta olduğu 0538 715 04 06 numaralı telefon ile 0538 838 02 09 numaralı telefon hattını kullanan ZEYNEL lakaplı MEHMET DOĞAN isimli şahısla yapmış olduğu telefon görüşmesinde; Ahmet CİNALİ Mersin ilinde bulunan adamlarından Zeynel kod adlı Mehmet DOĞAR' m Mersin İlinde polis ekiplerine ehliyetsiz ve alkollü olarak yakalanması üzerine Ahmet CİNALİ' ye telefon açan Zeynel kod adlı Mehmet DOĞAN görevli polis Ahmet CİNALİ ile Kurmay Albay olarak görüştürdüğü, telefonu alan görevli polise Ahmet CİNALİ' nin kendisini Şahin Albay olarak tanıttığı ve arkadaşlarına yardımcı olunması konusunda talebini ilettiği ve kendisinin Genel Komutanlıkta çalıştığını beyan ettiği tespit edilmiştir.

Ergenekon Soruşturması kapsamında 25.02.2008 tarihinde Zihni ÇAKIR alman tanık ifadesinde bu konu hakkında;

Ahmet CİNALİ' yi Taner ÜNAL ile yakın dostlukları nedeniyle tanıdığını ve Taner ÜNAL ile birlikte sık sık kendisi ile görüştüğünü beyan etmiş ve Ahmet CİNALİ, bu şahsın koruması Cem isimli bir şahıs ile birlikte İstanbul İlinden Ankara İline dönerken yolda polis ekiplerinin aracı durdurduğunu, aracın bagajında muhtelif çapta silahlar ile el bombalarının bulunduğunu ancak Ahmet CİNALİ' nin kendisinde bulunan bir kimliği polis ekiplerine göstererek geçtiğini daha sonra bu kimliği gördüğünde üzerinde Ahmet CİNALF nin fotoğrafı bulanan, Jandarma amblemli kimlik olduğunu gördüğünü, bu durumu Ahmet CİNALİ' nin kendisinin bir zamanlar Hasan KUNDAKÇI Paşa' nin terörle mücadele ekibinde yer aldığı için bu kimliğin kendisinde bulunduğu şeklinde açıkladığını ve kendisinin Şahin Bey kod adını kullandığını söylediğini, Veli KÜÇÜK ile de bu dönemlerde irtibatının kurulduğunu anlattığını belirtmiştir.

Şüpheli Ali KUTLU ifadesinde ; Veli KÜÇÜK'ü medyadan tanıdığını, Vatansever Kuvvetler Güçbirliği Derneğinde Denetleme Kurulu Merkez Asil Üyesi iken, orada bulunan Yasin ALPASLAN' in yapmış olduğu telefon sohbetlerinde Halit BOZKURT' un Vatanseverlerden ayrıldığından bahsettiğini, kendisinin de Yasin'e arkalarında kimin olduğunu sorduğunda, Yasin'in "Bizim Arkamızda Veli Küçük Paşa Var, Veli Paşa Bizimle" dediğini, beyan etmiştir.

BÜYÜK HUKUKÇULAR BİRLİĞİ DERNEĞİ

İçişleri Bakanlığı (Dernekler Dairesi Başkanlığı) Dernekler Denetçileri tarafından "Büyük Hukukçular Birliği Derneği'nin Dernekler Mevzuatı Hükümleri çerçevesinde yapılan denetimi neticesinde ; Derneğin 04.04.2006 tarihinde kuruluş bildirimi ve eklerini İstanbul Valiliği İl Dernekler Müdürlüğü'ne vererek kurulup tüzel kişilik kazandığı,

Dernek tüzüğünün 1, 2. maddesinde Derneğin amacının "Türk Hukukunun geliştirilmesi için araştırmalar yapmak, Türk Dünyasındaki ve uluslararası alandaki hukuki gelişmeleri ve bu gelişmelerin Türkiye'ye ve Türk Hukukuna yansımalarını takip etmek, ülkemizin hukuki meselelerinin çözülmesi ve hukuk anlayışının, geliştirilmesi için çalışmalar yapmak, hukukçuların bir araya gelmelerini, mesleki oda faaliyetlerinde ve bilgi alışverişinde bulunmalarını ve hukukçular arasında dayanışmayı temin etmek, ..." şeklinde belirtildiği,

Derneğin 29.09.2006 tarihinde yapılan ilk olağan genel kurul toplantısına ilişkin 09.10.2006 tarihinde İstanbul Valiliği İl Dernekler Müdürlüğüne verdiği genel kurul sonuç bildiriminde dernek organlanna seçilenler arasında şüpheli Kemal KERINÇSİZ'in bulunduğu,

Belirtilerek, dernekler mevzuatına aykırı çok sayıdaki usulsüzlük nedeni ile adli ve idare mercilere bildirimde bulunulduğu belirtilmiştir.

Faaliyetleri:

1- 03.06.2005 günü saat 14.40'da Fener Rum Patrikhanesi girişinde Hukukçular Birliği Derneği, Milliyetçi Ülkücü Avukatlar Grubu ve Milli Güç Platformu tarafından "Ekümenik" ile ilgili basm açıklaması yapıldığı, Kemal KERİNÇSİZ tarafından kilisenin giriş kapısına siyah çelenk bırakmak istendiği, izin verilmeyince patrikhane duvarına siyah çelenk bıraktığı, Fatih Adliyesine giderek Patrikhane hakkında suç duyurusunda bulunulduğu, bu etkinliğe şüpheli Kemal KERINÇSİZ'in katıldığı,

2- 23.07.2005 günü saat:17.00'de Hukukçular Birliği ve Milli Güç Platformu tarafından Bakırköy İlçesi Cumhuriyet Meydanında "Kıbns için ek protokolü imzalayamazsmız" konulu basm açıklaması yapıldığı, , "Milli Güç" imzalı "Tayyib bu imzayı atamazsm, bir imzada sen ver Kıbrıs Türk kalsın" şeklinde pankart ile "Kıbns'ı nasıl aldıysak öyle veririz, dünü unutmadık" yazılı dövizler taşındığı, bu eyleme şüpheli Kemal KERİNÇSİZ tarafından basm bildirisinin okunduğu,

3- 23.09.2005 günü Boğaziçi ve Sabancı üniversitesinin 23-25 Eylül 2005 tarihleri arasında birlikte düzenledikleri "Osmanlı İmparatorluğunun Çöküşü Döneminde Osmanlı Ermenileri" konulu sempozyumla ilgili Milli Güç platformu ve Hukukçular Birliği tarafından saat 14.45 sıralannda Bahçelievler İlçesinde bulunan Bölge İdaresi Mahkemesi önünde basm açıklaması yapıldığı, şüpheli Kemal KERİNÇSİZ tarafından okunduğu,

4- 24.09.2005 günü Bilgi üniversitesinde yapılan "Ermeni Soykmmı" panelini protesto etmek amacıyla Milli Güç Platformu ve Hukukçular Birliği tarafından Bilgi üniversitesi önünde saat 09.40 sıralannda basm açıklaması yapıldığı, bu eyleme şüpheliler Kemal KERİNÇSİZ ve Sevgi ERENEROL'un katıldıkları,

5- 28.10.2005 günü saat 11.00 sıralannda Fener Rum patrikhanesi önünde Milli Güç Platformu, Hukukçular Birliği, Milliyetçi İşadamları Derneği, Türk Ortodoks Kilisesi, Noel Baba Vakfı tarafından "Patrikhane Yunanistan'a" konulu protesto eylemi yapıldığı, Fener Rum patrikhanesi önündeki topluluğa önce şüpheli Kemal KERİNÇSİZ tarafından kısa bir konuşma yapıldıktan sonra, Noel Baba Vakfı Başkanı şüpheli Muammer KARABULUT'un basm açıklamasını okuduğu, Patrikhane kapısına "Patrikhane Yunanistan'a, Hukukçular Birliği ve Milli Güç Platformu" yazılı siyah çelenk bırakıldığı, bu eyleme şüpheliler Kemal KERİNÇSİZ, Veli KÜÇÜK, Muzaffer TEKİN, Sevgi ERENEROL ve Zeki Yurdakul ÇAĞMAN'ın birlikte katıldıkları,

6- 16.06.2006 günü saat 09.30 da Büyük Hukukçular Birliği tarafından "Orhan PAMUK hakkında açılan tazminat davasıyla ilgili" basın açıklaması düzenlendiği, Av. Ahmet DÜLGER ve şüpheli Kemal KERİNÇSİZ'in konuyla ilgili sözlü açıklamada bulunduğu,

7- 19.11. 2006 günü saat 08.00 ile 17.00 arası Çağlayan Meydanda Bağımsız Türkiye partisi (BTP) mitingi adı altında açık hava toplantısı düzenlendiği, grup tarafından "Ruhban okulu açılması Kopenhag kriteri değildir -Ekümenik Kopenhag kriteri değildir-Papayı Türkiye'ye istemiyoruz" ibareli pankartlar ile "Patrik-Papa-Fenerde, Türk Milleti Nerede- Patriği Türkiye de istemiyoruz" şeklinde dövizler taşındığı, gruba hitaben BÜYÜK HUKUKÇULAR BİRLİĞİ başkanı Kemal KERİNÇSİZ tarafından Türk milletine çağrı! İstanbul'a geldiği taktirde Papa'yı ülkemize istemiyoruz-Faaliyetine mutlaka katılın" başlıklı bildirinin okunduğunu, çevre illerden gelen BTP yönetici ve üyeleri ile İstanbul il ve ilçe teşkilatlan üyelerinin desteğiyle yaklaşık 2500-3000 kişinin katıldığı, BTP Genel Başkanı Haydar BAŞ' m konuşmacı olarak katıldığı, "Bağımsız Türkiye için Milli ekonomi modeli için bizi de yaz Sayın Prof. Dr. Haydar BAS (Tekirdağ 'lı ülkücüler) - Buradayız üstad buradayız ASIM'in NESLİ bu kuvva-i Milli hareketin de yanın da olmayacağım mı sandın (yeniçiftlikli ülkücüler) - Avrupa şaşırma sabrımızı taşırma -kuvva-i miliye tekrar hedefe" şeklinde sloganların atıldığı, bu eyleme şüpheli Kemal KERİNÇSİZ' in katıldığı, İstanbul Güvenlik Şube Müdürlüğü'nün olay sırasında çekmiş oldukları kamera kayıtlarının incelenmesi neticesinde anlaşılmıştır.

22.01.2008 tarihinde Hoca üveyz Mahallesi Albay Cemil Sakarya Sokak Güler Apt.No:2/6 Fatih-Sayılı adreste yapılan aramada: 9765 numaralı silah; ÇAKORA MARKA Cal 9 mm Knall Bora-Mk 19 marka 6'lı toplu Ekspertiz raporuna göre 6136 Sayılı Kanun kapsamında olan kuru sıkıdan bozma tabanca ele geçirilmiştir.

Kemal KERİNÇSİZ' in başkanlığını yaptığı dernek ile ilgili olarak birçok basın toplantısı, miting....vs yapıldığı yönünde tespitler mevcut olup, Kemal KERİNÇSİZ' in Sevgi ERENEROL, Veli KÜÇÜK, Muzaffer TEKİN, Oktay YILDIRIM ve diğer şahıslar ile irtibatlı olduğu anlaşılmıştır. Kemal KERİNÇSİZ'in işyerinde ele geçirilen dokümanların incelenmesi neticesinde;

1. Toplam 3 sayfadan ibaret olduğu görülen ve içeriğinde "TUSİAD-Bahçeşehir Meslek içi Eğitim Semineri sesiz sedasız yapıldı. Orada olmayışımızın nedeni Hakimleri tam anlamıyla Karşımıza Almamaktır. Adalet Bakanı ve Yargıtay Başkanı Nirengi Noktası seçilecek ve suç duyurusunda bulunulacak " ifadelerinin yer aldığı 17.11.2006 tarihinde yapılan toplantıda alman karalar olduğu anlaşılan dokümanlar,

2. (1) sayfadan ibaret ve içeriğinde "Av. Kemal Yargıtay Daire Başkanlarma Özel mektupla uyarı mektubu yazdı", "11 Kasım saat 12:00' da Sefaköy Gönül Birliği lokalinde Milli Güç Birliği Derneği'nin kuruluşu ilan edilecektir" ifadelerinin bulunduğu doküman,

3. 10.08.2006 tarihinde "Prof. Dr. Gürhan ÇAĞLAYAN - Hacettepe Ünv Diş Hekimliği Fak Klinik Bilimler Bölüm Baş." İmzalı, Av Kemal KERiNÇSİZ'e hitaben yazılmış ve içeriğinde faaliyetleri dair tartışma ve önerilerin bulunduğu toplam 4 sayfadan ibaret mektup,

4. "Büyük Hukukçular Birliği - Sivil Toplum Kuruluşlarından Basın Açıklaması" ibaresiyle başlayan altında şüpheliler Muzaffer TEKİN ve Sevgi ERENEROL'un da aralarında bulunduğu birçok kimsenin imzalarının olduğu 5 sayfadan ibaret doküman,

5. Bir sayfadan ibaret ve içeriğinde Perihan MAGDEN duruşmasında sorumluluk alan kişiler Sevgi Hanım Adliye Dışında telkinlerde bulunacak ... şeklinde yazıların olduğu 21 Temmuz 2006 tarihli Büyük Hukukçular Birliği Derneği' nin toplantısında alman kararların yazılı bulunduğu doküman,

6. "Kuvayı Milliye Derneği Yorum Oku" ile başlayan 7 sayfalık bilgisayar çıktısı dokümanın içeriğinde; Derneğin İnternet sitesindeki yorum bölümüne, Av. Ahmet ÜLGER, Aladdin YARDIMCI, Bekir ÖZTÜRK, İnci SÖKE, Derya ASLANCI, Kadir KARAGÖZ, Kadir DEMİRCİ, Av.Mehmet DEMİRLER, Hüsamettin OKUR, Av.Hacı Eyüp GÜLTEK, Ahmet ŞAHİN, AYŞE..., Aykut ÇÖÇÖN, Mustafa YORMAZ, Duygu GÖKBUGA-Mehtap GÜLER isimli şahısların göndermiş oldukları e-maillerin alman çıktısı olduğu, 2. sayfasında Bekir ÖZTÜRK'ün 07.06.2006 Salı 00:38 tarihli mailinin olduğu, içeriğinde; "Milli Güç Platformu' nun sadece bir isim olduğu doğru değildir. Nereden mi biliyorum? 2004 Ekim ayından bu yana bir çok kampanya etkinlik ve açtığı davalarında bizzat görev aldım. Bu siteyle birlikteliği 1 yıl bile olmamıştır. En duygulandığım etkinliği de; Türkiye'de bir ilk olan "14 Şubat 2006'da Azerbaycan Hocalı katliamını anma Töreni"dir. Milli Güç platformu ve Büyük Hukukçular Birliği, bu sitem ve hakaret içeren sözleri hak etmiyor. Vatanımız ayaklarımız altından kayıp gidiyorken bu tür tartışmaları yapanları ve uzatanları samimi bulmuyorum. Saym editörde, yazdıklarını düşünerek yazmaya davet ediyorum. Saygılarımla" şeklinde, Son sayfasında da Bekir ÖZTÜRK'ün 09 Kasım 2006 Perşembe 12:05 tarihli mailinde, "Önemli Saym Av.KEMAL KERİNÇSİZ BEYE nasıl ulaşabiliriz bi adres yada telefon lütfen..." yazılı olduğu tespit edilmiştir.

7. 08.09.2006 tarihli Büyük Hukukçular Birliği Demeği ile başlayan haftaya görüşürüz ibaresi ile biten 25 sayfalık bilgisayar çıktısı ve el yazması dokümanların içeriğinin; Demekte yapılan toplantılarda alman karaların yazılmış olduğu, 22.12.2006 tarihli toplantı kararında; "HABLEMİTOGLU cinayeti kastedilerek ceza davası ile ilgili Ergün POYRAZ cinayetin tüm ayrıntılarını Av Kemal Beye anlattı" şeklinde ifadelerin bulunduğu doküman ele geçirildiği, ayrıca Büyük Hukukçular Birliği' nin bir toplantısında AYASOFYA Demeği ve başka Sivil Toplum Kuruluşları kurulması kararının alındığı anlaşılmıştır.

AYASOFYA DERNEĞİ

İçişleri Bakanlığı (Demekler Dairesi Başkanlığı) Dernekler Denetçileri tarafından "Ayasofya Derneğf'nin Demekler Mevzuatı Hükümleri çerçevesinde denetlenmesi neticesinde ; Demeğin 10.10.2006 tarihinde kuruluş bildirimi ve eklerini İstanbul Valiliği İl Demekler Müdürlüğüne vererek bu tarihte kurulmuş ve tüzel kişilik kazandığı,

Demeğin amacının kısaca "Ayasofyayı Türk kültürünün bir parçası olarak kabul edip, yabancı kültür etkilerinden uzaklaştırmak, İstanbul ile birlikte Türk medeniyetinin vazgeçilmez bir ikilisi olduğunu hatırlatmak, bu nedenle Ayasofyayı Türkiyenin kültürel değeri olarak korumak, uluslar arası alanda çok yönlü tanıtımını sağlayarak, gelecek nesillere intikal ettirmek„Türk egemenliğinin Ayasofyanm bugüne kadar ayakta kalmasının sağlayan etkilerin anlatımını sağlamak... " şeklinde belirtildiği,

Demeğin 18.04.2007 tarihinde yapılan ilk olağan genel kural toplantısına ilişkin 03.05.2007 tarihinde İstanbul Valiliği İl Demekler Müdürlüğüne verdiği genel kural sonuç bildirimine göre demek organlanna seçilenlerin Sevgi ERENEROL Demek Başkanı, Burak GÜNEŞ Başkan Yard.,Ergun POYRAZ Genel Sekreter Cancan ERENEROL Yönetim Kurulu Üyesi isimli şahıslar olduğu

Ayasofya Demeği yönetim kurulu üyeliği görevini yürüten Cancan ERENEROL'un, ve Burak GÜNEŞ'in demeğe ait defter ve belgeleri, ibraz etmemek suretiyle denetimden gizledikleri bu nedenle denetimin yapılamadığı,

Ayasofya Demeği yönetim kurulu üyeliği görevini yürüten Cancan ERENEROL ve Burak GÜNEŞ'in demeğe ait defter ve belgeleri, ibraz etmemek suretiyle denetimden gizlemesi nedeniyle, hakkında 5253 sayılı Demekler Kanunun 32/e Maddesi hükmü kapsamında işlem yapılması gerektiği, Kanaat ve sonucuna varıldığı bildirilmiştir.

Faaliyetleri :

10.12.2006 günü saat 12.30 da 10 Aralık Dünya insan Hakları günü olması nedeniyle, Beyoğlu İlçesi Galatasaray Lisesi önünde Büyük Hukukçular Birliği, Ayasofya Derneği, Milli Güç Platformu, Türk Dünyası İnsan Hakları Derneği, Sivil Toplum Kuruluşları Birliği, Anadolu Türkmen ve Dostluk Derneği, Türk Ortodoks Patrikhanesi Basın Sözcüsü, Şehit Aileleri Derneği, Türk Tarih Vakfı, Kamu-sen tarafından basm açıklaması düzenlendiği, bu eyleme şüpheli Sevgi ERENEROL'un katıldığı,

18.12.2006 günü saat 12.25 de Eminönü ilçesi Sultanahmet Adliyesi önünde Necip HABLEMİTOĞLU'nun ölümünün yıl dönümü nedeniyle Hukukçular Birliği, Ayasofya Derneği, Milli Güç Birliği, Türk Dünyası İnsan Hakları Derneği tarafından basm açıklaması düzenlendiği, Büyük Hukukçular Birliği üyesi Cevat ÇALIK tarafından gruba hitaben bir basm metni okunduğu, eyleme Kemal KERİNÇSİZ,Muzaffer TEKİN, Sevgi ERENEROL ve Rafet ARSLAN 'm birlikte katıldığı,

03.03.2007 günü saat 12.50 ilimiz Kadıköy ilçesi İskele meydanında Atatürk Düşünce Derneği organizesinde Çağdaş Türkiye Cumhuriyeti değer yargılarını ve ilke ve kazanımlarmı korumak adı altında basm açıklaması düzenlendiği "Çankaya Kemalin Çocuklarınmdır, Halife değil Cumhurbaşkanı istiyoruz, Medreseye hayır" şeklinde dövizler taşındığı, bu eyleme şüpheli Muzaffer TEKİN ve Sevgi ERENEROL'un katıldığı, 11.03.2007 günü saatl2.00.Sıralarmda ilimiz Beyoğlu ilçesi Galatasaray Meydanında Büyük Hukukçular Birliği, Gönül Birliği Platformu, Ulusal Jeofizik Kurumu Derneği, Atatürk Düşünce Derneği Kadıköy Şubesi, Harp Malulleri Derneği, Bakıröy STK tarafından basm açıklaması düzenlendiği, Kemal KERİNÇSİZ tarafından basm açıklaması yapıldıktan sonra Taksim anıtına çelenk koymak için izinsiz yürüyüş yapılması üzerine Polis tarafından yürüyüşün engellendiği, "Tayip El-kadı kol kola Türkiye gidiyor Karanlığa" şeklinde taşman pankartla ilgili Nöbetçi C.SAvcısmm talimatıyla yasal işlem yapıldığı, bu eyleme şüpheliler Kemal KERİNÇSİZ, Muammer KARABULUT, Muzaffer TEKİN ve Sevgi ERENEROL'un katıldığı,

15.06.2007 günü saat:13.00 da Beşiktaş ilçesi Levent Camii' de yaklaşık 500-600 kişinin katılımıyla Hakkari ilinde şehit edilen P.Kd. Bnb. Murat ÖZYALÇIN ve Elazığ'da şehit edilen Jn.Uz.Erbaş Cihan KIZILTAŞ' m cenaze namazı kılınmış ve cenaze namazım müteakip cenazeler Edirne kapı şehitliğine defnedilmiş ve konu saat 14.30 da sona ermiştir. Katılan grup içerisinde; Muzaffer TEKİN, Sevgi ERENEROL, Kemal KERİNÇSİZ, Kemal Yalçın ALEMDAROĞLU, Ramazan BAKKAL, Ramazan KIRKIK isimli şahısların da katıldığı,

Cenaze merasimi sonrası; uyan gelip yatmadı vatanını satmadı, Irak'ı basarız Barzaniyi asarız, kahrolsun pkk, şehitler ölmez vatan bölünmez, kahrolsun ABD işbirlikçi akp, kahrolsun şehide kelle diyenler, askere uzanan eller kırılsın, hepimiz askeriz pkk ya yeteriz, vatan sana canım feda, imralıyı basarız apoyu asarız, aponun piçleri yıldıramaz bizleri, Tayyip oğlunu askere gönder, kahrolsun pkk işbirlikçi Akp " Ayrıca 50-60 kişilik grup cenaze kortejinin güvenliğini sağlayan güvenlik kuvvetlerinin bulunduğu noktaya kadar gelerek, görevlilere hitaben "Satılmış Köpekler Vatan sizden Ne Bekler" şeklinde sloganlar atıldığı,

18.12.2007 günü ilimiz Sultanahmet Adliyesi önünde "Dr.Necip HABLEMİTOĞLU'nun öldürülmesi"olayı ile ilgili olarak Büyük Hukukçular Birliği tarafından basm açıklaması düzenlendiği, Sevgi ERENEROL'un "Aziz Türk Milleti" başlıklı basm metnini okuduğunu, faili meçhul dosyalar hakkında Ankara C.SAvcılığma gönderilmek üzere dilekçe verildiği, , Burak GANEŞ, Necip YENİŞAN, Yıldırım ÇAVUŞOVALI, Av.Eyüp GÜLTEK, Mehmet DEMİRLEK, Ramazan BAKKAL, Ülker DURUKAN, şüpheliler Kemal KERİNÇSİZ ve Sevgi ERENEROL dilekçe de imzalarının bulunduğu ve eyleme katıldıklan, Güvenlik Şube Müdürlüğünün olay esnasmda çekmiş olduğu kamera görüntülerinin incelenmesinden tespit edilmiştir.

Tespitler;

Sevgi ERENEROL' un Ayasofya Derneği, Büyük Güç Birliği ve Noel Baba Konseyine üye olduğu anlaşılmış, bu üç oluşumun da tüzüklerinin benzer oldukları görülmüştür. Sevgi ERENEROL' un işyeri aramasında Veli KÜÇÜK, Doğu PERİNÇEK, Erkut ERSOY, Muzaffer TEKİN ve Oktay YILDIRIM' dan da ele geçirilen LOBİ ÇOK GİZLİ ARALIK 1999/İSTANBUL İÇİNDEKİLER başlıklı dokümanın ele geçirildiği dikkate alınacak olursa, derneğin bu haliyle tüzüklerinde belirttikleri amaçlar ile örtüşmediği değerlendirilmektedir.

Sevgi ERENEROL' un Muzaffer TEKİN, Kemal KERİNÇSİZ, Ergun POYRAZ, Muammer KARABULUT, Veli KÜÇÜK, Mehmet Zekeriya ÖZTÜRK, internet sitesinden tanıdığını beyan ettiği Bekir ÖZTÜRK, Mehmet Fikri KARADAĞ ve Emin GÜRSES ile irtibatının bulunduğu tespit edilmiştir. 18 Aralık 2007 tarihinde İstanbul Adliyesi önünde Necip HABLEMİTOĞLU ile ilgili basın açıklaması yaptıkları anlaşılmıştır.

Sevgi ERENEROL' un işyeri aramasında ele geçirilen dokümanların incelenmesi neticesinde;

1. Veli KÜÇÜK, Doğu PERİNÇEK, Erkut ERSOY, Muzaffer TEKİN ve Oktay YILDIRIM' dan da ele geçirilen LOBİ ÇOK GİZLİ ARALIK 1999/İSTANBUL İÇİNDEKİLER başlıklı doküman,

2. Aziz Türk Milleti, Bu gün burada, 18 Aralık 2002 tarihinde evinin önünde kurulan pusuda kahpece katledilen Milli şehidimiz Türk varlığının yılmaz savunucusu, Kemal'in askeri ve öğretmeni rahmetli Necip HABLEMİTOĞLU'nun aziz hatırasını yad için ibareleri ile başlayan ve 2. sayfasında Değerli arkadaşlar Rahmetli Dr. Necip HABLEMİTOĞLU Türk milletinin milli şehididir ibareleri ile devam eden ve 3. sayfasında Amaç Necip'in bıraktığı yerden onun mücadelesini devam ettiren bağımsız Türkiye için aynı fedakarlık ve cesaretle mücadele eden arkadaşı, dostu, kardeşi ERGÜN POYRAZ'ı da susturmaktır, Böylelikle bir yiğit Türk evladı daha harcanmaktadır ibareleri ile devam eden ve Türk Ölür Türklük Ebedidir, ibaresi ile son bulan sayfaların arka tarafında Msn Hotmail ibaresi ve küçük yazıların bulunduğu 3 sayfalık el yazması yazı ile daha birçok dokümanların olduğu,

Ayasofya Derneği üyesi olan Muammer KARABULUT' un aynı zamanda Antalya Uluslararası Noel Baba Barış Konseyi Derneği başkanı ve Milli Güç Birliği Derneği' nin de üyesi olduğu, LOBİ ÇOK GİZLİ ARALIK 1999/ İSTANBUL başlıklı dokümanın Muammer KARABULUT' un işyerinde de ele geçirildiği,

Muammer KARABULUT' un Sevgi ERENEROL, Kemal KERİNÇSİZ, Kemal KERİNÇSİZ' in referansıyla sadece telefonda Bekir ÖZTÜRK, Oktay YILDIRIM, Ergun POYRAZ, Muzaffer TEKİN ve Veli KÜÇÜK ile irtibatlı olduğu, Veli KÜÇÜK' ün evinde ele geçen bir çok dokümanı kendisinin yazdığı ve Veli KÜÇÜK' e gönderdiği, Sevgi ERENAROL' un ikamet ve işyerinde ele geçen bir çok dokümanı kendisinin yazdığı ve Sevgi ERENEROL' a gönderdiği tespit edilmiştir


ULUSLAR ARASI NOEL BABA BARIŞ KONSEYİ

Muammer KARABULUT tarafmdan 1995 yılında Antalya ilinde Noel Baba Vakfı kurulmuştur. Daha sonra Muammer KARABULUT Başkanlığında Noel Baba Vakfı ve Noel Baba Dernekleri'ni "Uluslar arası Noel Baba Banş Konseyi" kurulmuştur.

Konseyin amacı; Noel Baba' mn çocuk sevgisiyle büyüyen, iyiliksever, banş ve kardeşlikle devam eden imajını, dil, din, ırk, cinsiyet ve hiçbir aynm gözetmeksizin yaşatarak, her büyüyün yaşadığı ve unuttuğu çocukça ifade ve duygulann dünyaya yaşanabilir toplumsal banş getireceği gerçeğini hatırlatmaktır. Yine böylesi banşçıl bir çabanın kaynağı "Yurtta Sulh, Cihanda Sulh" özdeyişiyle Mustafa Kemal Atatürk' ün kurduğu Laik Demokratik Türkiye Cumhuriyeti' nin olduğu özellikle vurgulanacaktır şeklinde belirtilmiştir.

Aynca Noel Baba Vakfı tarafmdan her yıl geleneksel olarak bir kişiye Noel Baba Banş ödülü verilmektedir.

Faaliyetleri:

Şüpheli Kemal KERİNÇSİZ'den ele geçirilen, 18 Nolu CD üzerinde yapılan incelemede; Ergenekon Terör Örgütü mensuplanndan Kemal KERİNÇSİZ, Sevgi ERENEROL, Muammer KARABULUT ve Fuat TURGUT isimli şahıslann katıldığı Milli Güç Platformunun İzmir ilinde düzenlediği eylem olduğu,

28.10.2005 günü saat 11.00 sıralannda Fener Rum patrikhanesi önünde Müli Güç Platformu, Hukukçular Birliği, Milliyetçi İşadamları Derneği, Türk Ortodoks Kilisesi, Noel Baba Vakfı tarafından "Patrikhane Yunanistan'a" konulu protesto eylemi yapıldığı, Fener Rum patrikhanesi önündeki topluluğa önce Kemal KERİNÇSİZ tarafından kısa bir konuşma yaptıktan sonra, Noel Baba Vakfı Başkanı Muammer KARABULUT'un basın açıklamasını okuduğu, Patrikhane kapısına "Patrikhane Yunanistan'a, Hukukçular Birliği ve Milli Güç Platformu" yazılı siyah çelenk bırakıldığı, bu eyleme şüpheliler Kemal KERİNÇSİZ, Veli KÜÇÜK, Muzaffer TEKİN, Sevgi ERENEROL, Zeki Yurdakul ÇAĞMAN isimli şahıslann birlikte katıldığı,

10.11.2005 saat 08.30 da Fener Rum Patrikhanesi önünde Hukukçular Birliği, Milli Güç Platformu, MHP İstanbul İl Başkanlığı, İşçi Partisi, Bağımsız Türkiye Partisi, Noel Baba Vakfı, Bağımsız Türk Ortodoks Vakfı, Muharip Gaziler Derneği, Yeniden Kuvay-i Milliye Derneği ve Şehit Aileleri Derneği tarafından "Fener Rum Patrikhanesinin Lozan'a ve Atatürk'e,Türk milletine meydan okuduğu ve Rum metropolitanlannın Ekümenik iddiası ile Balat'taki patrikhanede toplanmasının 10 Kasım Atatürk'ün ölüm yıl dönümüne rastlanmış olmasını protesto etmek" basın açıklaması yapıldğı,bu eyleme şüpheliler Kemal KERİNÇSİZ, Veli KÜÇÜK, Muzaffer TEKİN, Muammer KARABULUT isimli şahıslann birlikte katıldığı,

24.07.2006 günü saat 10.45 sıralannda Milli Güç Platformu tarafmdan "Lozan barış antlaşmasının 83. Yıl dönümü nedeniyle " Beyoğlu İlçesi Kemeraltı caddesi Sevgi İş Hanında bulunan Türk Dünyası İnsan Haklan Derneği toplantı salonunda panel düzenlendiği, Türk Ortodoks Patrikhanesi basın sözcüsü Sevgi ERENEROL, Milli Güç Birliği adına "Laik Türkiye Cumhuriyetini Patrikhaneye mi yıktıracaklar" isimli kitabın yazan Muammer KARABULUT ve Büyük Hukukçular Birliği genel başkan yardımcısının sözlü konuşma yaptığı, 83 .Yıl dönümünde Lozan Banş antlaşmasının önemi ve anlamı , Lozan antlaşmalan ve AB Dayatmalan başlıklı iki (2) adet basın bülteninin basma dağıtıldığı,bu eyleme Şüpheliler Sevgi ERENEROL ve Muammer KARABULUT 'un birlikte katıldıklan, Güvenlik şube müdürlüğünün olay esnasında çekmiş olduğu kamera görüntülerinin incelenmesinden anlaşılmıştır.

11.03.2007 günü saati2.00.Sıralarında ilimiz Beyoğlu ilçesi Galatasaray Meydanında Büyük Hukukçular Birliği, Gönül Birliği Platformu, Ulusal Jeofizik Kurumu Derneği, Atatürk Düşünce Derneği Kadıköy Şubesi, Harp Malulleri Derneği, Bakıröy STK tarafından basm açıklaması düzenlendiği, Kemal KERİNÇSİZ tarafından basm açıklaması yapıldıktan sonra Taksim anıtına çelenk koymak için izinsiz yürüyüş yapılması üzerine Polis tarafından yürüyüşün engellendiği, "Tayip El-kadı kol kola Türkiye gidiyor Karanlığa" şeklinde taşman pankartla ilgili Nöbetçi C. Savcısının talimatıyla yasal işlem yapıldığı, bu eyleme şüpheliler Kemal KERİNÇSİZ, Muammer KARABULUT, Muzaffer TEKİN ve Sevgi ERENEROL'un katıldığı, Güvenlik şube müdürlüğünün konu ile ilgili göndermiş olduğu dosya içeriğinin incelemesinden anlaşılmıştır.

KUVVACILAR DERNEĞİ (KUVVA-İ MİLLİYE DERNEĞİ) İçişleri Bakanlığı Dernekler Dairesi Başkanlığınca "Kuvvacılar Derneği'nin 09.05.2008 tarihinde yapılan denetimi sonucunda ; Derneğin 27.12.2006 yılında kurulduğu,

Dernek tüzüğünde "Derneğin Amacı" başlıklı 2 inci maddesinde "Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Türk Milletinin dünyada hak ettiği noktaya taşınması konusunda sosyal alanda faaliyet sürdürmek amacıyla kurulmuştur" şeklinde belirtildiği.

05.08.2007 tarihinde yapılan Genel Kurul toplantısı neticesinde dernek organlarına Bekir ÖZTÜRK Genel Başkan, Ahmet CEYHAN Başkan Yrd. Seçildiği tespit edilmiştir.

Yapılan denetimler neticesinde ; Denkekler mevzuatına aykırı birçok usulsüzlük nedeni ile adli ve idari mercilere bildirimde bulunulduğu belirtilmiştir.

Faaliyetleri:

Dernek İstanbul Temsilcisi Oktay YILDIRIM' m Hukukçular Birliği, Ayasofya Derneği Milli Güç Platformu'nun düzenlediği basm açıklamaları eylemlerine katıldığı,

09.03.2006 saat 12.00 sıralarında Beyoğlu Galatasaray Meydanı önünde Hukukçular Birliği ve Türkiye Harp Malulleri Gaziler Şehit Dul ve Yetimleri Derneği tarafmdan "Org. Yaşar BÜYÜKANIT ve diğer komutanlar hakkında Van C. S avcısı Ferhat SARIKAYA'nm hazırladığı iddianameyi" protesto etmek için düzenlenen basm açıklamasına; şüpheliler Kemal KERİNÇSİZ, Veli KÜÇÜK, Muzaffer TEKİN ve Oktay YILDIRIM'm birlikte katıldığı,

09.04.2006 sat 12.00 sıralarında Eminönü ilçesi Beyazıt meydanında Büyük Hukukçular Birliği organizesinde "Boğazlayan Kaymakamı Kemalbey'in idam edilişinin yıldönümü" nedeniyle basm açıklaması düzenlendiği, Ramazan BAKKAL, Aynur SAYLAN, İbrahim METİN, Şuaip ÖZCAN, Kemal ERGÜDER, Pakize ALPAKBABA Oktay YILDIRIM'm konuşma yaptığı bu eyleme şüpheli Kemal KERİNÇSİZ ve Oktay YILDIRIM'm birlikte katıldığı,

07.05.2006 Günü saat 12.15 sıralarında Beyoğlu ilçesi Galatasaray meydanında Hukukçular Birliği ve Milli Güç platformu, Vatansever Güç Birliği, Türkiye'm Topluluğu, Aydınlar Ocağı, Türk Dünyası İnsan Haklar Derneği, Anadolu Dostluk ve Türkmen Derneği, Şehit Anaları Derneği tarafından Yunanistan'ın Selanik'te açmayı planladığı "Pontus Soykırımı Anıtı"m protesto etmek için basm açıklaması düzenlendiği, Kemal KERİNÇSİZ, Av. Özcan PEHLİVANOĞLU, Mualla ERKUT tarafmdan topluluğa hitap edildiği, Yunanistan Konsolosluğu önüne siyah çelenk bırakıldığı bu eyleme Oktay YILDIRIM, Muzaffer TEKİN, M.Zekeriya_ ÖZTÜRK, Emin GÜRSES isimli şahısların katıldığı,

17.05.2006 günü saat 12.00 sıralarında Beyoğlu ilçesi Fransız konsolosluğu önünde Büyük Hukukçular Birliği tarafından "sözde Ermeni soykırımı yasa tasarısını protesto etmek" için basın açıklaması yapıldığı,bu eyleme Oktay YILDIRIM ve Kemal KERİNÇSİZ'in birlikte katıldıkları

12.06.2006 Saat 13.15 sıralarında Beyoğlu İlçesi Mete caddesi üzerinde bulunan AB Birliği Bilgi Merkezi önünde Türkiye'm Topluluğu ve Türk Ortodoks Patrikhanesi tarafından "Türkiye'nin AB üyeliği müzakere süreci" ile ilgili basın açıklaması düzenlendiği, Sevgi ERENEROL tarafından basın açıklamasının okunduğu, üzerinde Büyük Hukukçular Birliği yazılı çelengin AB bürosu önüne bırakıldığı, bu eyleme şüpheliler Kemal KERİNÇSİZ, Oktay YILDIRIM ve M. Zekeriya ÖZTÜRK'ün katıldığı,

28.07.2006 günü Saat: 10.00 da Şişli 3.Asliye mahkemesinde "Bir milyon ermeni, 30.000 Kürt öldürüldü" şeklindeki sözleri üzerine Yazar Ferid Orhan PAMUK hakkında açılan davanın 3. duruşması esnasında protesto eylemi gerçekleştirildiği, şüpheliler Fuat TURGUT, Oktay YILDIRIM ve Sevgi ERENEROL'un birlikte katıldığı, Güvenlik Şube Müdürlüğünün göndermiş olduğu dosya içeriğinin incelenmesinden anlaşılmıştır.

Tespitler:

Kuvva-i Milliye Derneği' nin Ankara bürosunda yapılan aramada ele geçen dijital malzemeler hakkında tanzim edilen İnceleme ve Değerlendirme Raporu' nda;

Ankara Kuvvai Milliye Derneği'ne ait, Dell marka dizüstü bilgisayar içerisindeki TOSHIBA marka hard disk üzerinde yapılan incelemede;

1."Büyük Hukukçular Birliği maiL.doc" isimli bir MSword dosyası tespit edilmiş, "Büyük Hukukçular Birliği maiL.doc" isimli MSword belgesi incelendiğinde, Büyük Hukukçular Birliği ile iltisaklı 12 şahsın mail adresleri olduğu, bu adresler arasında Av. Kemal KERİNÇSİZ yer almaz iken Sevgi ERENEROL, Hanefi ALTAŞ ve Ahmet ÜLGER gibi şahısların yer aldığı,

2. "Kemal Kerincsiz.doc" isimli bir MSword dosyası tespit edilmiş, belge incelendiğinde, Kuvvai Milliye sitesinin 'İstanbul toplantısının' İstanbul'da yapılması için Kemal KERİNÇSİZ'in ısrar ettiği, salonu kendisinin ayarlayabileceğim ifade ettiği ve bunun üzerine tekliğin kabul edildiği, ancak Büyük Hukukçular Birliği ve aralarında Muammer KARABULUT'un da bulunduğu Milli Güç Birliği tarafından aldatıldıklarını beyan ettiği "Biz neyiz, ne değiliz.doc" isimli MSword belgesi incelendiğinde, Kuvva-i Milliye İnternet sitesinin Türk Milleti'ne gerçekleri anlatarak onları harekete geçirmek adına kurulmuş bir uyan ve bilgilendirme sistemi olarak ortaya bu ortamda Türk Milleti ve onun değerlerine saldırılar karşısında tavır sergileyen Milli Güç Platformu ve bu tavırları hukuki zemine taşıyan B.Hukukçular Birliği ile tanıştıklarını belirtildiği,

3. "Değerli Dostum merhaba.doc" isimli MSword dosyası tespit edilmiş, "Değerli Dostum merhaba.doc" isimli MSword belgesi incelendiğinde Bekir ÖZTÜRK'ün 26 Aralık 2006'da oluşturarak Behiç GÜRCİHAN, Zeynep ORUNCAK ve Oktay YILDIRIM'a göndermiş olduğu elektronik postanın metni olduğu,

4. "Saklambaç oynayan vatanseverler.doc" isimli MSword dosyası tespit edilmiş, "Saklambaç oynayan vatanseverler.doc" isimli MSword belgesi incelendiğinde, 'Mekteb-i Harbiye' yıllarına atıfta bulunan yazarın TBMM'yi 'DÜŞÜK' saydığı, TBMM'nin seçtiği Cumhurbaşkanını 'TANIMAYACAĞI', okuyucuları Çankaya Köşkü önünde etten duvar örmeye davet eden bu yazıda, bu eylemin Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK'ün emri olduğu belirtilerek Atatürk'ün Bursa NUTKU olduğu iddia edilen metin eklendiği,

5. "dinkcenaze.doc" isimli MSword dosyası tespit edilmiş, "dinkcenaze.doc" isimli MSword belgesi incelendiğinde, 27/28 Ocak 2007 tarihlerinde Ümit SAYIN'm kuwaimilliye.net internet sitesinde yayınlanmak üzere Bekir ÖZTÜRK'e gönderdiği Ergenekon terör örgütü-postanın metni olduğu, bu yazıda, Hrant DİNK'in cenazesinde yaşananlann psikolojik harp operasyonu haline getirilmiş bir Turuncu Kadife Devrim Provası olduğu, Hrant DİNK'in bazılarının iddia ettiği gibi Milli Güçler'in adamı olmadığının belirtildiği,

6. DÜNYAYI YÖNETEN GİZLİ ÖRGÜTLER.doc" isimli MSword dosyası tespit edilmiş, "DÜNYAYI YÖNETEN GİZLİ ÖRGÜTLER.doc" isimli MSword belgesi incelendiğinde, 'TEORİ' dergisinde yayınlanmış olan ve dünyada etkin olan gizli örgütleri konu alan metin olduğu, söz konusu metinde 'Ne yazik ki gerek Türkiyeyi yöneten, gerekse Türk istihbarat örgütlerinin içinde olan bazı Bilderberg ve Trilateral Komisyon üyeleri vardır. Bu örgütlerin Türkiye için verdiği kararin Sevr kosullarinin uygulanmasi olduğunu görmemek için ise kör olmak gerekir.' Şeklinde bir değerlendirme yapıldığı,

7. "KUVVAİ MİLLİYE DERNEĞİ YÖNETİMİ.doc" isimli MSword dosyası tespit edilmiş, "KUVVAİ MİLLİYE DERNEĞİ YÖNETİMİ.doc" isimli MSword belgesi incelendiğinde, dernek yönetiminin görev dağılımı ve irtibat bilgilerinin olduğu, "ayasofya_dernegi.doc" isimli MSword belgesi incelendiğinde Ayasofya Derneğinin Tüzüğü olduğu,

Söz konusu Tüzükte; Sevgi Erenerol, Ergün Poyraz, Muammer Karabulut, Hanifi Atlas, Kemal Kerinçsiz' in geçici yönetim kurulu üyeleri olarak belirtildiği,

8. 02 Mayıs 2007 tarihli E-posta' nın; Ümit SAYIN'm Kuvvai Milliye Derneğine üye olmak için gerekli olan 50 YTL'yi Oktay YILDIRIM'a ulaştıramaması üzerine konu hakkında Bekir ÖZTÜRK'ten bilgi almak için gönderdiği e-posta olduğu,

9. 09 Ocak 2007 tarihli E-posta' nın; Ümit SAYIN'm aralarında Bekir ÖZTÜRK'ün de bulunduğu 11 adrese gönderdiği bu elektronik postada, 1995 - 2000 yıllan arasında Türkiye'de hangi alt kimlikten ne kadar insanın olduğu konusunda MGK emri ile 3 üniversiteye yaptmlan etnik gruplar ve mezheplerin dağılım raporu olduğu ve bu raporun kamuoyundan saklandığı bilgisinin eklendiği sunum olduğu,

10. 22 Şubat 2007 tarihli E-posta' nın; Ümit SAYIN'm aralannda Bekir ÖZTÜRK, Behiç GÜRCİHAN ve Emin GÜRSES'in de bulunduğu gruba kendisine gelen bir e-posta ile ilgili olarak 'Türk İntikam Birliği'ni sorduğu, Bekir ÖZTÜRK'e gelen e-postada Gladyo'nun planladığı operasyonlarda kullanmak üzere Dev-Yol kökenli bazı elemanlan aracılığı ile yeni dernekler kurdurduğu, kuvayi milliye sitelerinin içine sızdığı, psikolojik harp tekniklerinin kullanıldığı bir takım eylemler yapacağı, yeni cenaze törenlerinin seyredileceği belirtildiği e-postada Acikistihbarat, kuwaimilliye.net, kuvayimilliye.net gibi sitelere alternatif sahte kuvvacı sitelerin kurulacağının bildirildiği,

11. 29 Aralık 2006 tarihli E-posta' nın; Bekir ÖZTÜRK'ün Kuwai Milliye Derneği üyelerine göndermiş olduğu ve "Özel Büro" ya da "DSS" den dört üst düzey yetkiliyle MSN'de yapmış olduğu görüşmenin anlatıldığı e-posta olduğu, söz konusu e-postada "Özel Büro'nun kendileri ile çalışmak istedikleri ve uygun görülmesi halinde beraber toplantı yapılabileceğinin belirtildiği, Bekir ÖZTÜRK'ün 29 Aralık 2006 tarihli "Özel Büro" ile ilişki kurmayla ilgili e-postasma Oktay YILDIRIM'm aynı gün bu toplantılan Ankara-İstanbul münavebeli olarak yapma teklifine karşı verilen cevap olduğu,

12. 30 Aralık 2006 tarihinde Bekir ÖZTÜRK'ün Oktay YILDIRIM'a göndermiş olduğu bu e-postada; Bekir ÖZTÜRK'ün "Özel Büro"yu kendi sahasına çekmeye çalıştığı ve "Özel Büro"nun Özel Harp Dairesi ile ilişkili olduklarını iddia ettikleri,

13. 26 Temmuz 2006 tarihli E-posta'nın; Bekir ÖZTÜRK tarafından Oktay YILDIRIM ve Zeynep ORUNCAK'a gönderilen bir e-posta olduğu, söz konusu e-postada, milli konularda hassasiyet gösterip eylemler yaptığı belirtilen Milli Güç Platformu ve B.Hukukçular Birliği ile ilişkilendirildiklerinden dolayı, Muammer Karabulut'un bu platform ve dernekte öne çıkan isminden duydukları rahatsızlığın anlatıldığı, ayrıca bu postadan Muammer KARABULUT'un kendisini Ergün POYRAZ adına yetkili gördüğü,

14. 30 Eylül 2006 tarihli E-posta' nın; Bekir Öztürk'ün Avukat Levent TEMİZ'in internet sitesinde her hafta yazı yazma talebine vermiş olduğu olumlu cevabı içeren elektronik posta olduğu,

15. 09 Ekim 2006 tarihli E-posta' nın; Bekir ÖZTÜRK'ün Behiç GÜRCİHAN'a göndermiş olduğu ve "7 gün 24 saat enirinde olduğu'nu" belirtir e-posta olduğu,

16. E-posta dosyası incelendiğinde; Bekir ÖZTÜRK'ün Fahri Yurtsever'in kendisine gönderdiği bir e-postaya verdiği ve 06 Kasım 2006 tarihli bir e-posta olduğu,

Fahri Yurtsever'in Bekir ÖZTÜRK'e gönderdiği elektronik postadan;

Büyük Hukukçular Birliği ile Kuvvai Milliye derneğinin ilişkisinin bozulma şeklinin hoş olmadığı,A takımı denilen kişilerle toplantı yapılması gerektiği, 'Ne yapmalı' konusunda ATO'da Sinan AYGÜN ile toplantı ayarlandığı, Dernek kurulması konusunda Akşam gazetesi yazan Güler KÖMÜRCÜ'nün maddi manevi destek verdiği, Güler KÖMÜRCÜ'nün ön olması durumunda kendisinin yardımcı olacağı, Cemaatleşmek ve öncelikle bir yakın daire oluşturup öyle genişletilmesi gerektiğinin belirtildiği,

Bekir ÖZTÜRK'ün cevaplarından ise; Büyük Hukukçular Birliği ile hukuklarının bitmediği, ancak Kemal KERİNÇSİZ ile hukuklarının bittiği, İstanbul Kadıköy'de kurulan derneğin (KUVAYI MİLLİYE) kimler tarafından nasıl kurulduğunun bilindiği ve kirli bir oluşum olduklarının belirtildiği,

17. 14 Kasım 2006 tarihli E-posta' nın; Bekir ÖZTÜRK'ün Fahri Yurtsever'e gönderdiği e-posta olduğu, derneğin İstanbul toplantısına katılımın yetersiz olmasının sebeplerinin değerlendirildiği,

Söz konusu e-postada, 'Türkiyem Topluluğu'nun onları bölmek adına İstanbul'da aynı gün aynı saate "İstişare toplantısı" düzenlediği,Toplantıdan bir gün önce Oktay YILDIRIM'un Hukukçular Birliği toplantısında darp edildiği,Bu e-postada yazılanların hiç kimseyle paylaşılmaması gerektiği konularının belirtildiği,

18. E-posta dosyası incelendiğinde Oktay YILDIRIM'm Hukukçular Birliği'nde darp edilmesine dair E-postalardan biri olduğu ve 06 Aralık 2006 tarihinde Bekir ÖZTÜRK tarafından Güler KÖMÜRCÜ'ye gönderildiği,

Söz konusu E-postadan; Oktay YILDIRIM'm Bekir ÖZTÜRK'ü savunduğu için darp edildiği,Oktay YILDIRIM'm kafasına kocaman cam kesme kültablası ile vurulduğu, Oktay YILDIRIM'm yüzüne ona yakın dikiş atıldığı ve görme kaybı olduğu, Oktay YILDIRIM'm konuyu adli birimlere intikal ettirmediği, Oktay YILDIRIM'm olay günü Nihat GENÇ ile yemek yediği,konulannm belirtildiği,

19. 02 Aralık 2006 tarihli E-postanm Bekir Öztürk'ün Güler KÖMÜRCÜ'ye göndermiş olduğu ve dernekleşme süreçlerinin emin adımlarla ilerlediği bilgisini de verdiği elektronik posta olduğu,

E-posta dosyası incelendiğinde: 04 Aralık 2006 tarihinde Bekir Oztürk'ün Güler KOMÜRCÜ'ye göndermiş olduğu ve Mersin'den Ankara'ya Tayin olmak için yazdığı dilekçeyi Turnam ÇÖMEZ'in sekreteryasma gönderdiği bilgisini iletip acilen devreye girmesi gerektiğini belirttiği e-posta olduğu,

20. 11 Aralık 2006 tarihli E-postanm; Bekir ÖZTÜRK tarafından Güler KOMÜRCÜ'ye gönderilen bir e-posta olduğu, söz konusu E-postada dernekleşme konusunda bilgilerin arz edildiği, katkılanndan dolayı Güler KOMÜRCÜ'ye teşekkür edildiği ve daha çok çalışılacağına dair söz verildiği, ayrıca dernek için bir ofis kiralanması konusunda Sinan Bey (Sinan AYGÜN olduğu değerlendirilen) ile görüşmesi ve kendisinin Ankara'ya tayini konusunda gayrette bulunması için ricada bulunduğu,

21. Bir diğer E-postanm, Bekir ÖZTÜRK'ün 26 Aralık 2006'da oluşturarak Behiç GÜRCİHAN, Zeynep ORUNCAK ve Oktay YILDIRIM'a göndermiş olduğu elektronik posta olduğu,

Bu elektronik postadan Bekir ÖZTÜRK'ün, Behiç GÜRCİHAN ve Oktay YILDIRIM'm sürekli beraber olduğu, Dernekleşme konusunda Kemal Kerinçsiz'in bilgisi dahilinde hareket ettiği, ancak Kemal Kerinçsiz'in birilerinin yönlendirmesiyle hareket ederek kendilerini figüran durumuna düşürmek istediği, bu tuzağı fark ederek Muammer KARABULUT ile kurulan derneğin arkadaşlarına takdim edilmesini önledikleri, Büyük Hukukçular Birliğiyle ortak yapıda oldukları, ancak Kemal KERİNÇSİZ'in Sevgi ERENEROL'dan bir türlü vazgeçmediği ve Sevgi ERENEROL ile onunda vazgeçmediği Muammer KARABULUT'un oyunculara müdahil olduğu, Ergün POYRAZ'm kendisinin olduğunu iddia ettiği tepkimiz.net internet adresinin aslında Muammer KARABULUT'a ait olduğu, aynı amaca yönelik olduğu gözüken Milligüç ve tepkimiz.net internet sitelerinin aslında müştereklerinin çok fazla olmadığı, Hristiyan mezhep çatışmalarına alet oldukları endişesiyle Kemal KERİNÇSİZ'i defaetle uyardığı bilgilerinin yer aldığı,

22. 02 Ocak 2007 tarihli E-postanın; Bekir ÖZTÜRK tarafından Tevfık Fikret BİLGİN'e gönderilen ve Akşam Gazetesi yazarlarından şüpheli Güler KÖMÜRCÜ'nün Bekir ÖZTÜRK ve oluşumunu ciddi takip ettiğini belirtir e-posta olduğu,

23. 05 Mart 2007 tarihli E-postada; Bekir ÖZTÜRK tarafından gönderilen ve ek'inde internette en çok ziyaret edilen sitelerin orantılarına göre sıralanması çalışmalarını yapan bir sitede Türkiye'de en çok ziyaret edilen "milliyetçi, ulusalcı, Türkçü, ülkücü" sitelerin isimlerinin verildiği, Söz konusu ek'te kuvayimilliye.net, acikistihbarat.com, mimhaber.net, tepkimiz.net ve vkgb.com gibi 25 sitenin listelendiği,

24. 4 Mayıs 2007 tarihli E-postanm; bekri (Bekir ÖZTÜRK olduğu değerlendirilen) tarafından Güler KOMÜRCÜ'ye gönderilen e-posta olduğu,

Söz konusu e-postada; Bekir ÖZTÜRK'ün Ümit SAYIN'ı Behiç GÜRCİHAN aracılığı ile tanıdığı,Ancak güvenemeyerek Güler KÖMÜRCÜ aracılığıyla soruşturduğu, Doğu PERİNÇEK ile irtibatlı olmasından şüphe ettiği konularının belirtildiği, ayrıca söz konusu e-postada Bekir ÖZTÜRK'ün tayini için ricacı olduğu,

25. 11 Mayıs 2007 tarihli E-postanm; Bekir ÖZTÜRK tarafından Tuğrul DERME'ye gönderilen e-posta olduğu, söz konusu e-postada Kuvvai Milliye Derneği'nin İstanbul İl Başkam'nm Oktay YILDIRIM olduğunun belirtildiği,

26. Diğer bir E-postanm 4 Haziran 2007 tarihinde dernek hakkında bilgi isteyen Alparslan ARSLAN isimli şahsa Bekir ÖZTÜRK tarafindan gönderilen Bilgi amaçlı e-posta olduğu,

27. 5 Haziran 2007 tarihli E-postanm; Bekir ÖZTÜRK tarafından Güler KÖMÜRCÜ'ye gönderilen bir e-posta olduğu, söz konusu e-postada Güler KÖMÜRCÜ'nün 2005 yılında Derneğin açılışı ile ilgili olarak Turan ÇÖMEZ'in davet edilmesi konusunda Bekir ÖZTÜRK'e tavsiyede bulunduğu,

28. 14 Haziran 2007 tarihli E-postanm; Bekir ÖZTÜRK tarafından gönderilen basın bildirisi olduğu ve Ümraniye'de ortaya çıkan bombalar üzerine göz altına alman Kuvvai Milliye Derneği Kurucular Kurulu üyesi ve İstanbul İl Temsilcisi Oktay YILDIRIM hakkında açıklamalar getiren e-posta olduğu, söz konusu e-postada Oktay YILDIRIM nezdinde Kuvvai Milliye Derneği ve Ordu'nun yıpratıldığının anlaşıldığı,

29. 23 Eylül 2006 tarihli E-postanm; Adil Serdar SAÇAN'm Bekir ÖZTÜRK'e gönderdiği e-posta olduğu, söz konusu e-postada Oktay YILDIRIM'm övüldüğü,

30. 19 Ekim 2006 tarihli E-postanm; Asuman ÖZDEMİR'in Bekir ÖZTÜRK'e gönderdiği ve GAZİ GÜDER'e de yönlendirdiği elektronik posta olduğu, söz konusu e-postada Asuman ÖZDEMİR'in 18 Kasım 2006 tarihinde başkanlığını Gazi GÜDER'in yaptığı 'Ulusal Köy Kütüphaneleri Projesi'nin duyurulması konusundaki ricasının olumlu karşılanması üzerine gösterilen yakın alakadan dolayı teşekkür ettiği yazı olduğu,

31. 27 Arahk 2006 tarihli E-postanm, Behiç GÜRCİHAN'm Bekir ÖZTÜRK, Zeynep ORUNCAK ve Oktay YILDIRIM'a gönderdiği elektronik posta olduğu, bu elektronik postanın; Bekir ÖZTÜRK'ün 26 Aralık 2006'da oluşturarak Behiç GÜRCİHAN, Zeynep ORUNCAK ve Oktay YILDIRIM'a göndermiş olduğu elektronik postaya cevap olduğu,

Bu elektronik postada Bekir ÖZTÜRK'ün,Behiç GÜRCİHAN ve Oktay YILDIRIM'm sürekli beraber olduğu,Dernekleşme konusunda Kemal Kerinçsiz'in bilgisi dahilinde hareket ettiği, ancak Kemal Kerinçsiz'in birilerinin yönlendirmesiyle hareket ederek kendilerini figüran durumuna düşürmek istediği, bu tuzağı fark ederek Muammer KARABULUT ile kurulan derneğin arkadaşlanna takdim edilmesini önledikleri, Büyük Hukukçular Birliğiyle ortak yapıda oldukları, ancak Kemal KERİNÇSİZ'in Sevgi ERENEROL'dan bir türlü vazgeçmediği ve Sevgi ERENEROL ile onunda vazgeçmediği Muammer KARABULUT'un oyunculara müdahil olduğu, Ergün POYRAZ'm kendisinin olduğunu iddia ettiği tepkimiz.net internet adresinin aslında Muammer KARABULUT'a ait olduğu, aynı amaca yönelik olduğu gözüken Milligüç ve tepkimiz.net internet sitelerinin aslında müştereklerinin çok fazla olmadığı, Hristiyan mezhep çatışmalarına alet oldukları endişesiyle Kemal KERİNÇSİZ'i defaetle uyardığı,

Bekir ÖZTÜRK'ün bu elektronik postasına cevaben yazılan bahse konu postada Behiç GÜRCİHAN' m; Bir seri tehdit telefonu aldığı,Bekir ÖZTÜRK'ün Kemal KERİNÇSİZ'in kadrosuna destek vermesine rağmen nankörlükle karşılaştığı,Muammer KARABULUT'un genel resim içinde ana/etkin oyunculardan biri olmaması gerektiği,Postayı gönderdiği kişilerle sürekli yüz yüze görüştüğü,Kuklanın kuklacıdan ayrılması gerektiği,Oktay YILDIRIM'a saldırıyı planlayanın Kemal KERİNÇSİZ olmadığını sürekli Oktay YILDIRIM'a söylediği,Ergün POYRAZ'm Zeynep ORUNCAK'a attığı 'Rus Kızı T' elektronik postasının sorun oluşturduğu,Kemal KERİNÇSİZ'in Büyükçekmece Ülkü Ocaklarına dahil olmasının farklı sebepleri olduğu ve Nuriş Grubundan kurtulmak için 9 milyar verdiği,Kemal KERİNÇSİZ ile ilgili bu konuları Hanefî ALT AŞ'm dile getirdiği, Asıl amacın unutulmaması gerektiği,Üç hafta boyunca yukarıda sözü geçen grupların ayrışmasını engellemek için uğraştığı,Kemal KERİNÇSİZ'in davaya sahip çıkacak karaktere ve akla sahip olmadığı,Levent TEMİZ ve Ahmet ÜLGER'in MHP karşıtı yapılarla görüştüğü,Kemal KERİNÇSİZ ve Oktay YILDIRIM’ın iki farklı klik olduğu,Oktay

YILDIRIM'a saldın düzenlenmeden önce; Ahmet ÜLGER, Levent TEMİZ ve Oktay YILDIRIM'm üçüncü kişilerle beraber toplantıda olduğunu belirttiği, 32. Diğer bir E-posta dosyası incelendiğinde ENTERNET GRUP Strateji Bölüm Başkanı Hayrettin ERTEKİN'in bir 'YETER' isimli yazısını göndermiş olduğu elektronik posta olduğu, Bekir ÖZTURK'ün ana postaya esas olan cevaplarmdan;Büyük Hukukçular Birliği ile hukuklarının bitmediği ancak Kemal KERİNÇSİZ ile hukuklarının bittiği,İstanbul Kadıköy'de kurulan derneğin (KUVAYI MİLLİYE) kimler tarafından nasıl kurulduğunun bilindiği ve kirli bir oluşum olduklarının anlaşıldığı, Bu elektronik postanın Fahri Yurtsever tarafından değerlendirildiği postadan ise; Bekir ÖZTURK'ün Büyük Hukukçular Birliği ve Mili Güç Derneğini hedef aldığı, bilinmeyen bir sebepten dolayı dernekleşme konusunda aceleci davrandığı, 33. 20 Mart 2007 tarihli E-postanın; Kuvvai Milliye Derneği İzmir İl Başkanı Fırat UÇMAN'in derneğin İzmir İl Yönetim Kurulu listesini gönderdiği e-posta olduğu, 34. 22 Ekim 2006 tarihli E-postanın; Gazi GÜDER'in Bekir ÖZTÜRK'e gönderdiği 'Bayram Tebrik Mesajı' olduğu, E-posta dosyası incelendiğinde önceki bölümlerde bahsi geçen Bekir ÖZTURK'ün Mersin'den Ankara Keçiören'e tayini konusunda Güler KÖMÜRCÜ'den yardım talep etmesi konusu ile ilgili olarak Bekir ÖZTURK'ün 17 Ağustos 2006 tarihinde göndermiş olduğu ve tavassutta bulunacak kişinin Sivas Şarkışlalı bir "Çerkez" olan Abdullatif Bey'in olmasını istediğini ifade ettiği e-postaya istinaden verilen cevap olduğu, 17 Ağustos 2006 tarihinde Güler KÖMÜRCÜ tarafından gönderilen söz konusu e-postada Güler KÖMÜRCÜ bahsettiği kişinin Abdullatif Bey olduğunu bildirmiş, yukarıdaki e-postalardan Abdullatif Bey'in Abdullatif ŞENER olduğu, 35. Diğer bir E-posta dosyasının önceki bölümlerde bahsi geçen Bekir ÖZTURK'ün Mersin'den Ankara Keçiören'e tayini konusunda Güler KÖMÜRCÜ'nün Turhan ÇÖMEZ ile görüşeceğini belirttiği e-posta olduğu, 36. 06 Aralık 2006 tarihli E-postanın, Güler KÖMÜRCÜ'nün aynı gün Zaman Gazetesinde çıkan bir haberi Bekir ÖZTÜRK'e gönderdiği, bu yazıda; Kemal KERİNÇSİZ'in ulusalcı ekibinin dağıldığı,Yeni Hayat Dergisi'nin sahibi Avukat Hanefi Altaş, Avukat Levent Temiz ve Avukat Ahmet Ülger'in Büyük Hukukçular Derneği'ni terk ettiği, Kemal KERİNÇSİZ'in bütün eylemlerinde yamnda yer alan Levent Temiz'in 'bilinmeyen unsurlar ve oluşumlarla ilişkisini' gerekçe göstererek ayrıldığı, Kemal KERİNÇSİZ'in Türksolu'nun toplantılarına katıldığının belirtildiği, 37. 5 Kasım 2006 tarihli E-postanın, Kemal KERİNÇSİZ'in Kuvvai Milliye Sitesinin İstanbul'da yapacağı toplantı ile ilgili olarak Bekir ÖZTÜRK'e gönderdiği bir e-posta olduğu, Söz konusu e-postada;Bahse konu toplantının Büyük Hukukçular Birliği ve Milli Güç Birliği ile ilişkisi olmadığı,Büyük Hukukçular Birliği, Milli Güç Birliği, Ayasofya Derneği Kurucularının başta kendisi olmak üzere toplantıya iştirak etmeyecekleri,Milli Güç Birliği'nin üstlenmiş olduğu misyonları yürütecek başka bir oluşuma ihtiyaç olmadığı konularının belirtildiği, 38. 17 Mart 2007 tarihli E-postanın; Doğu PERİNÇEK' in oğlu Mehmet PERİNÇEK'in 'Ermeni Sorunu' ile ilgili olarak Tempo Dergisinde çıkan röportajının ilgili sayfalarını Adil Serdar SAÇAN'a gönderdiği E-posta olduğu, /' ■> A" J

39. Diğer bir E-postanm, 15 Ekim 2006 tarihinde saat 21:11'de "selcenn40@mynet.com" adresini kullanan şahıs tarafından Bekir ÖZTÜRK'e gönderilen eposta olduğu, bu e-postanm, Büyük Hukukçular Birliği Yön. Kur. Bşk.'m Av. Kemal KERİNÇSİZ'e imzaya açılmış ve İstanbul ile İzmir Barosu'ndaki seçimler ile ilgili bir bildiri olduğu, "selcenn40@mynet.com" adresini kullanan şahsın yine aynı gün ve saat 21:11'de yine Bekir ÖZTÜRK'e 'Büyük Hukukçular Birliği'nin İstanbul Barosu ile ilgili olarak gönderdiği elektronik postanın içeriğini oluşturan bildirideki bir bölümün değiştirilmesi konusunda Bekir ÖZTÜRK'e verdiği talimat olduğu, 40. 21 Ekim 2006 tarihli E-postanm, "selcenn40@mynet.com" adresini kullanan şahıs tarafından Bekir ÖZTÜRK'e gönderilen e-posta olduğu, bu e-postada, Ayasofya Derneği'ne yönelik yapılan ve haksız olduğu iddia edilen eleştiriler ile ilgili derneğin tüzüğüne atıflar yapılarak açıklamalar getirildiği, ayrıca derneğin bir kısım kurucuları olarak da; Sevgi ERENEROL, Hüseyin Mümtaz BAYAZITOĞLU, Ergün POYRAZ, Kemal KERİNÇSİKemal KERİNÇSİZ, Turgay TÜFEKÇİOĞLU ve Hanifı ALTAŞ'm isimlerinin verildiği, Tespit edilmiştir. BÜYÜK GÜÇ BİRLİĞİ DERNEĞİ İçişleri Bakanlığı (Dernekler Dairesi Başkanlığı) Dernekler Denetçileri tarafından Büyük Güç birliği DerneğF'nin Dernekler Mevzuatı Hükümleri çerçevesinde denetlenmesi sonucunda; 30.12.2006 tarihinde kurulup ve tüzel kişilik kazandığı, Derneğin amacının "Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne, Milletine ve Vatanına yönelen ve yönelecek bütün tehdit ve tehlikelerle; Türk milleti'nin ve Türk Devletleri'nin "Tam Bağımzıslık" ilkesi içinde yaşamasını, gelişmesini, refahının arttırılmasını, inançlarını, kültürünü, milli ve manevi değerlerini Evrensel Hukuk Normları içinde ve Türkiye Cumhuriyeti yasalarının tanımladığı çerçevede korumak, kollamak adına yapılması gereken her şeyi yapmak ve her türlü tedbiri almak için gerekli stratejik plan, program ve projeler hazırlar ve bunların uygulanması için çalışır." şeklinde belirttiği Dernek Tüzüğünün son bölümünde Derneğin Kurucularının;. Kemal KERİNÇSİZ Sevgi ERENEROL Murat İNAN Mehmet DEMİRLEK Erol ŞAHİNGİL Levent TEMİZ,Cevat ÇALIK,Burak GÜNEŞ, Eyüp GÜLTEK, Gökhan AYGÜN olduğunun anlaşıldığıjl Derneklerden alman Kuruluş bildiriminde Oktay YILDIRIM, Ramazan KIRKIK, Aynur SAYDAM ve Hanifi ALT AŞ isimli şahsında el yazması olarak dernek kurucuları listesine eklendiği,Derneğin tüzüğündeki bazı eksikliklerin giderilmemesi nedeniyle, Derneğin feshedilmesi için, İstanbul Valiliğince (İl Dernekler Müdürlüğü) Fatih Cumhuriyet Başsavcılığına bildirimde bulunulduğu, Fatih Cumhuriyet Başsavcılığınca 31.01.2007 tarihinde Fatih Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesinde fesih davası açıldığı, Derneğin denetiminin yapılacağı Dernek Geçici Yönetim Kurulu üyesi Mehmet DEMİRLEK'e tebliğ edilerek Mehmet DEMİRLEK 10.04.2008 tarihinde İstanbul Valiliği İl Dernekler Müdürlüğü'ne Derneğe ait defter ve belgeleri ibraz etmediği ve benzeri Dernekler mevzuatına aykırı birçok usulsüzlük nedeni ile adli ve idari mercilere bildirimde bulunulduğu belirtilmiştir. Faaliyetleri: 21.09.2006 günü saat: 10:30 sıralarında Beyoğlu Adliyesinde Büyük Hukukçular Birliği'nin organize ettiği "Küresel BOB projesi çerçevesinde askeri işgal ve parçalanma tehlikesi ile karşı karşıyadır" konulu protesto eylemi düzenlendiği, "Misyoner çocukları O.PAMUK, H.DİNK, H.CEMAL, İ.BERKAN, H.ŞAHİN, M.BELGE" "BABA ve PİÇ" "Hukukçular Birliği" ibareli pankartı taşıdıkları, Polis memuruna mukavemet eden

Şaban DAYANAN ve darp edildiği iddiasıyla Av. Özgür GÜN ve şikâyetçi olduğu Latif ŞIMŞEK'in gözaltına alındığı, 3 sayfadan ibaret olan "Biz buradayız sen nerdesin" ile başlayan Av.Kemal KERİNÇSİZ, Av.Ahmet ÜLGER, Av.Levent TEMİZ, Av.Hanefı ALTAŞ, Av. Murat İNAN, Av.Yılıdırm ÇAVUŞOĞLU, , Av. Eyüp GÜLTEK, Av.NeCDet ÖZTÜRK, Av. BuraK GÜNEŞ, Av. Mehmet DEMİRLER, Av. Cevat ÇALIK, Av. Necip YENİŞAN, Av. Ömer PULATOĞLU, Av. Muhsin KÜÇÜK, Muzaffer YÜKSEKDAĞ (hamal) isimlerinin yazılı olduğu bildirinin okunduğu, bu Eyleme şüpheliler Kemal KERİNÇSİZ, Fuat TURGUT ve Oktay YILDIRIM isimli şahısların birlikte katıldıkları, belirtilmiştir. ULUSAL BİRLİK HAREKETİ PLATFORMU Semih Tufan GÜLALTAY Başkanlığında kurulmuştur. Oluşuma destek verenler arasında Levent TEMİZ' in Başkanlığında Ulusal Hukukçular Birliği Derneği, Bakırköy STK Platformu Sekreteri Ülker DURUKAN, Semih BOZER Genel Başkanlığında Azerbaycanlılar Dayanışma Dernekleri vb. bulunmaktadır. Derneğin amacı; Türkiye üzerinde oynanan emperyalist oyunları bozmak ve ulusal birliği korumak, Atatürkçü örgütlenme ve eylem birliğini sağlamak doğrultusundaki düşüncelerin geniş halk kitlelerine ulaştınlması olarak belirlenmiştir, diğer kuruluşların faaliyetlerine destek verdikleri, bu tür faaliyetler içerisinde yer aldıkları tespit edilmiştir. 28.10.2005 günü saat 11.00 sıralarında Fener Rum patrikhanesi önünde Milli Güç Platformu, Hukukçular Birliği, Milliyetçi İşadamları Derneği, Türk Ortodoks Kilisesi, Noel Baba Vakfı tarafından "Patrikhane Yunanistan'a" konulu protesto eylemi yapıldığı, Fener Rum patrikhanesi önündeki topluluğa önce Kemal KERİNÇSİZ tarafından kısa bir konuşma yaptıktan sonra, Noel Baba Vakfı Başkanı Muammer KARABULUT'un basın açıklamasını okuduğu, Patrikhane kapısına "Patrikhane Yunanistan'a, Hukukçular Birliği ve Milli Güç Platformu" yazılı siyah çelenk bırakıldığı, bu eyleme şüpheliler Kemal KERİNÇSİZ, Veli KÜÇÜK, Muzaffer TEKİN, Sevgi ERENEROL, Zeki Yurdakul ÇAĞMAN isimli şahısların birlikte katıldığı, Güvenlik şube müdürlüğünün olay esnasında çekmiş olduğu kamera görüntülerinin incelenmesinden anlaşılmıştır. ULUSAL SANAYİCİ VE İŞ ADAMLARI DERNEĞİ İçişleri Bakanlığı (Dernekler Dairesi Başkanlığı) Dernekler Denetçi leri tarafından "Ulusal Sanayici ve İş Adamları Derneği"nin denetiminde; Dernek tüzüğünde "Derneğin Amacı" başlıklı 2 inci maddesinde; "Ulusal geleceğimizin ve varlığımızın, ülkemizin bağımsızlığının güvencesi olduğunun bilincinde olarak, tamamen ulusal çıkarlan gözeten bir ekonomik faaliyetin ülke düzeyinde gelişmesini ve hakim kılınmasını amaç edinmek. Bu amaç doğrultusunda, tüm toplumsal bilimlerin rehberliğinde sosyal-kültürel-ekonomik-siyasal çözümler üretmek; Bu çözümler ışığında, planlı bir üretimi, üretken bir toplumu, toplumun gönenç düzeyinin yükseltilmesini ve adaletli bir toplumsal paylaşımı esas kılmak" şeklinde belirtildiği, 03.12.2005 tarihinde yapılan Genel Kurul toplantısı neticesinde dernek organlarına Fevzi DURGUN Genel Başkan, Mustafa KİRALİ Başkan Yrd., Birol BAŞARAN Genel Sekreter, Filiz ESEN Genel Sekreter Yrd., Osman GÜNAY Genel Sayman, Oğuz P.LEKTEMUR Üye., İbrahim BENLİ Üye, Erdoğan ÇEKER Üye, Ufuk SAKA Üye isimli şahısların seçildiği Ulusal Sanayici ve İş Adamları Derneği Genel Merkezinin genel denetimi neticesinde tespit edilen Dernekler Mevzuatına aykırılık nedeni idari mercilere bildirdirimde bulunulduğu belirtilmiştir. Şüphelilerden elde edilen USİAD isimli dokümanda ;

"...Ulusal Sanayici ve İşadamları (USİAD) adlı, Ekonomik alanda yer alan "Sivil Toplum Örgütü"nü konu edinen bu çalışma, "Ulusal" amaçlar kapsamında değerlendirmeye alınmış ve objektif verilerden yola çıkılarak hazırlanan "ön değerlendirme" bilgi ve dikkatlerinize sunulmuştur. EK'de ülke ekonomisinde serbest girişimcilerin bir araya gelmesi ile oluşturulan, sivil toplum örgütü,USİAD'm "Amaç ve Sorunlar" başlıklı bir raporu da aynca bilgilerinize sunulmaktadır. 1998 yılında, pek çok serbest girişimcinin örgütlendiği mevcut yapılanma dışında, üyeleri belli olan kişilerin, Kemalist Ulusal kaygılar ve amaçlar doğrultusunda, Ulusal Sanayici ve İşadamları Derneği adı altında yeni bir örgütlenme ve yapılanma girişimi olan bu oluşum; önceki dönemlerde işadamı Mümtaz Zeytinoğlu ile İstanbul Sanayi Odası işadamlarından Murtaza ÇelikePin öngörüsü dikkate alınarak yola çıkılmıştır ...Kemalist Cumhuriyet Devrimi'nin en önemli özelliği olan tam bağımsızlık ilkesinin tüm dünya ülkeleri halklarının lehine yarattığı etki karşısında büyük çıkar kaygısına sürüklenen gelişmiş emperyalist güçlerin girişimleri ve yurt içindeki işbirlikçiler ağı önemle dikkate alındığında, geçmiş dönemlerde yaşanan ekonomik içerikli ağır toplumsal sorunlar karşısında serbest girişim çevrelerinin salt çıkar ve kâr kaygısından hareketle uyguladıkları yöntemler, tutum, davranış ve kararları sonucunda ülkede yaşanan sıkıntılar bellidir. Bu anlamda USİAD'm önemi yadsınamaz.Saygılarımızla ...USİAD, bu özet gelişmeler karşısında yerinde ve gerekli bir adım atmıştır. Bu anlamda desteklenmesi, teşvik edilmesi, rota belirlenmesinde yardımcı olunması gerekliliği göz önüne alınarak değerlendirilmeye alınmalıdır. ...Ekonomiyi bilen, ama ekonomi/politik alanında deneyimsiz örgüt kadrosu, çeşitli çevrelerce MAFİA siyaseti ve yöntemleri uygulanarak, "bağış" adı altında maddi olanakların gereksiz yere tüketilmesi girişimleri ile yılgınlığa sürüklenmek istenmiştir. Bu doğrultuda operasyonel eylem ve girişimler de belirlenmiştir USİAD adlı ekonomik sivil toplum örgütünün faaliyetleri ulusal çıkarlara uygun alanlarda desteklenmeli, sorunlarının çözüm yolları tespit edilmeli, aynı alandaki karşı sivil toplum örgütlerinin desteği ve işbirliği sağlanmalıdır. İlişkinin "örtülü" bir biçimde sürdürülerek geliştirilmesi ve desteklenmesinde ülke çıkarları adına yarar görülen USİAD'm göstereceği performans, etkinlik ve başarıların yanı/sıra; ekonomik alandaki olumsuz aksiyonlar karşısında, reaksiyon odağı olarak değerlendirilmesi, ekonomi/politiğin belirleyici unsurları arasında yer alabilmesi de sağlanmalıdır. Özellikle Hükümetlerin dış güç odaklan ile ilintileri veya karşılaştıktan baskılar sonucunda, ülke çıkarlarına aykın kararlar almalan ve bu kararlann uygulamaya konması karşısında USİAD'm güçlü varlığının önemli ve caydıncı bir etken olacağı ciddi biçimde değerlendirilmelidir. Ve yine özelleştirme adı altında sergilenen çeşitli ihale entrikalannm sıkça sergilendiği Türkiye'de fundamentalist ekonomik açıhmlann ülke ekonomisini ele geçirmeye yönelik faaliyetleri giderek büyüyen bir ivme kazanırken, USİAD sivil toplum örgütü ile USİAD çatısı altında bir araya gelen hür girişimcilerin varlığı, önemli bir denge unsuru olabileceği gibi, ekonomik alanda operasyonal faaliyetlerin etkisiz kılınmasında önemli roller üstlenmeye uygun görülmüştür." şeklinde ibareler geçtiği görülmüştür ÖZEL GÜVENLİK SEKTÖRÜ İŞ ADAMLARI BİRLİĞİ DERNEĞİ İçişleri Bakanlığı (Dernekler Dairesi Başkanlığı) Dernekler Denetçileri tarafından "Özel Güvenlik Sektörü İş Adamları Birliği Derneği' nin Dernekler Mevzuatı Hükümleri

çerçevesinde yapılan denetimi neticesinde; Demeğin 2005 tarihinde kuruluş bildirimi ve eklerini İstanbul Valiliği İl Demekler Müdürlüğü'ne vererek kurulup tüzel kişilik kazandığı, Demek tüzüğünün 3. maddesinde Demeğin amacının "Güvenlik Sektörünün çalışma alanları ile ilgili alt çalışma komiteleri oluşturmak, yurt dışındaki gelişmeleri izlemek, ülkemizde sektörün gelişmesine öncülük edecek çalışma gruplarını tespit etmek çalışmalarını koordine etmek, Dernek amaçları doğrultusunda yurt içinde ve dışında; Kamu Kurum ve Kuruluşları, gerçek ya da Tüzel Kişiler ve Sivil Toplum Örgütleri ile işbirliğini geliştirmek, organizasyonlar yapmak, çağdaş uygarlığı yakalama sürecinde, ülkemizin konumunu güçlendirmek için sivil toplum hareketi olarak üzerine düşen işlevleri yerine getirmek, mesleki konularla ilgili yapılmakta olan mevzuat çalışmalarına katkılarda bulunmak, Özel güvenlik mesleğini iş tanımları yapılmış, sınırları belirlenmiş, profesyonel bir iş kolu haline getirmeye katkıda bulunmak, çalışma saatleri, ücretleri, sağlık saatleri gibi çalışma konularının hizmette verimliliği artırması...." şeklinde belirtildiği, 05.03.2006 tarihinde yapılan Genel Kurul toplantısı neticesinde demek başkanı olarak, Nihat KUBUŞ'un seçildiği, Demeğin ÖGSİAD ÜYE İSİM LİSTESİ ikinci sırasında şüpheli Veli KÜÇÜK'ün isminin yer aldığı,Dernek işletme defterinin kayıtlarının tutulmaması fiilinden dolayı, 5253 sayılı demekler kanunun ilgili dönemde yürürlükte bulunan 32/d. Maddesinin demeğe ait tutulması gereken defter veya kayıtlan, tutmayan demek yöneticileri beşyüzmilyon lira idari para cezası ile cezalandınlır. Hükmü Uyannca Demek Yönetim Kumlu Başkanı olan Nihat KUBUŞ hakkında İstanbul Valiliği (İl Demekler Müdürlüğü)'nce işlem yapılması gerektiği belirtilmiştir. ÖNCÜ GENÇLİK Faaliyetleri; 1-28.08.2003 tarihinde Beyoğlu ilçesinde İP Öncü gençlik İstanbul İl Başkanı Mehmet PERİNÇEK, ADD İstanbul Merkez Şube Komisyon Başkanı ve İstanbul Ülkü Ocaklan Başkanı Levent TEMİZ tarafından "vatan savunmasında birleştik parola ya istiklal ya ölüm" başlıklı basın bildirisi okunup dağıtıldığı, 2-30.08.2003 tarihinde Beyoğlu ilçesinde İP İşçi Partisi İstanbul İl Teşkilatı organizesinde çeşitli sivil toplum kumluşlannm katılımı ile "30 Ağustos'un 81. Yılında bir zaferin coşkusunu yaşamak ve ordu millet kaynaşmasını sağlamak" için basın açıklaması yapıldığı, Mehmet PERİNÇEK, Sevgi ERENEROL'un katıldığı, 3- 08.02.2004 tarihinde Beyoğlu ilçesinde İP İstanbul İl Başkanlığınca "KKTC Cumhurbaşkanı Rauf DENKTAŞ'a destek" için yapılan basın açıklamasına Doğu PERİNÇEK ve Sevgi ERENEROL'un katıldığı, 4- 05.02.2005 tarihinde Şişli ilçesinde faaliyet gösteren Kıbrıs Türk Kültür Derneği tarafından "KKTC'ye sahip çıkalım" konulu basın açıklamasına: Sevgi ERENEROL ve İŞÇİ PARTİSİ İl başkanı nın katıldığı, 5- 10.11.2005 tarihinde Fener Rum Patrikhanesi önünde Hukukçular Birliği, Milli Güç Platformu, MHP İstanbul İl Başkanlığı, İŞÇİ PARTİSİ, BAĞIMSIZ TÜRKİYE PARTİSİ, NOEL BABA VAKFI, BAĞIMSIZ TÜRK ORTODOKS VAKFI, Muharip Gaziler Derneği, YENİDEN KUVAY-İ MİLLİYE DERNEĞİ ve Şehit Aileleri Derneği tarafından "Fener Rum Patrikhanesinin Lozan 'a ve Atatürk'e, Türk milletine meydan okuduğu ve Rum metropoUtanlarının Ekümenik iddiası ile Balat'taki patrikhanede toplanmasının 10 Kasım Atatürk'ün ölüm yıl dönümüne rastlanmış olmasını protesto etmek" basın açıklamasını Kemal KERİNÇSİZ okuduğu,Veli KÜÇÜK, Muzaffer TEKİN, Muammer KARABULUT isimli şahısların katıldığı, r <*•" , , >t -


S.T.K. BİRLİĞİ ve DİĞER DERNEKLER 1- 22.07.2005 günü saat. 14.00 Eminönü İlçesi Ankara Caddesi Cağaloğlu yokuşu Saadet Han No:42/409 adresinde bulunan Türkiye Sivil Toplum Kuruluşları Birliği organizesinde "Osmanlı Padişahı ikinci Abdülhamit'e yapılan suikastın 100. Yılı olması" sebebiyle Beşiktaş ilçesi yıldız cami önünde basın açıklaması yapıldığı, Hukukçular Birliği ve Sevgi ERENEROL'un katıldığı, 30.11.2007 günü saat:11.00de Bakırköy İlçesinde İncirli cad. Akbulut iş hanı No:89 kat-1 sayılı yerde Ayamama Vadisindeki EGS park inşaatı ile ilgili olarak açtıkları davayı kazanmaları üzerine Bakırköy S.T.K. Kuruluşları Platformu organizesinde basın açıklaması düzenlendiği, Kemal KERİNÇSİZ tarafından basın açıklaması okunduğu 2- 07.05.2006 Günü saat 12.15 sıralarında Beyoğlu ilçesi Galatasaray meydanında Hukukçular Birliği ve Milli Güç platformu, Vatansever Güç Birliği, Türkiye'm Topluluğu, Aydınlar Ocağı, Türk Dünyası İnsan Haklar Derneği, Anadolu Dostluk ve Türkmen Derneği, Şehit Anaları Derneği tarafından Yunanistan'ın Selanik'te açmayı planladığı "Pontus Soykırımı Anıtı"m protesto etmek için basın açıklaması düzenlendiği, eyleme Oktay YILDIRIM, Muzaffer TEKİN, M. Zekeriya ÖZTÜRK, Emin GÜRSES, Kemal KERİNÇSİZ, Asım DEMİR isimli şahısların katıldığı, 3- 10.12.2006 günü saat 12.30 da 10 aralık Dünya İnsan Haklan günü olması nedeniyle, Beyoğlu İlçesi Galatasaray Lisesi önünde Büyük Hukukçular Birliği, Ayasofya Derneği, Milli Güç Platformu, Türk Dünyası İnsan Hakları Derneği, Sivil Toplum Kuruluşları Birliği, Anadolu Türkmen ve Dostluk Derneği, Türk Ortodoks Patrikhanesi Basın Sözcüsü, Şehit Aileleri Derneği, Türk Tarih Vakfı, Kamu-sen tarafından basın açıklaması düzenlendiği, eyleme Sevgi ERENEROL'un katıldığı belirtilmiştir. GENEL DEĞERLENDİRME Yukarıdan itibaren sıralanan sivil toplum kuruluşlarına üye olanlar ve faaliyetlerine katılanların hepsinin Ergenekon Terör Örgütü ile bağlantılı oldukları iddia edilmemektedir. Bu konuda haklarında yeterli delil elde edilenler için zaten dava açılmış, eylemleri de ilgili bölümde anlatılmıştır. Yine bu kuruluşlann faaliyetleri tümünün de yasaya aykın olduğu iddia edilmemektedir. Ancak, daha önceki bölümlerde de açıklandığı gibi, bu sivil toplum kuruluşlannm Ergenekon Terör Örgütünün Lobi yapılanmasının karan uyannca kurdurulduklan, Derneklerin birbirine yakın zamanlar içerisinde 2005-2006 yılında kurulduklan, Derneklerin Tüzüklerinde belirtilen amaçlannm birbirine yakın olduğu, Tüzükte belirtilen amaçlan dışında birçok eylem ve faaliyete katıldıklan, Dernek yönetici ve üyelerinin diğer dernek yöneticileri ve üyeleri ile irtibatlı olduğu, birlikte hareket ettikleri, Dernek toplantılannda yeni kurulacak dernekler ile ilgili kararlar alındığı, her ne kadar tüzüklerinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti' nin tarihi ve hukuki değerlerini korumak, kültürel ve sosyal etkinliklerde bulunmak amacıyla kurulmuş olduklan yazılı ise de , daha çok örgütsel propaganda amaçlı olarak güncel konularda basın açıklamalan, eylemler düzenleyerek kamuoyu oluşturduklan, bir kısmının legal görüntü altında illegal faaliyet yürüttükleri, yukanda yazılı dernekler ile İ.P, (İşçi Partisi), Öncü Gençlik, ADD, Sivil Toplum Kuruluşlan ve diğer bazı dernekler ile birlikte aynı amaçla hareket ettikleri değerlendirilmektedir. i*



4-ERGENEKON TERÖR ÖRGÜTÜNÜN MAFYA YAPILANMASI ERGENEKON, LOBİ ve DEVLETİN YENİDEN YAPILANMASI DOKÜMANLARI isimli belge örgütün amaç ve stratejlerini belirlemekte olup Tuncay GÜNEY ve diğer şüpheliler ele geçirilen belgelerde bu dokümanlardaki amaçlara ulaşmayı hedefleyen uygulama ve örgütün yayılmasına yönelik belgeler hükmünde olduğu açıkça anlaşılmaktadır. Hem Tuncay GÜNEY'in beyanlarına hem de elegeçirilen belgelere bakıldığında örgütün sadece stratejisi ile ilgili alıdığı prensip kararlarını teorik olarak bırakmayıp gerçekte de uygulamaya geçirmek için bir çok alanda örgütlenme faaliyetlerini sürdürüp örgütün hem maddi hemde manevi olarak gelişmesini ve istenilen düzeyde güç olarak gizli faaliyetlerini sürdürmesini sağladıkları yönündeki değerlendirmeler üzerine yapılan teknik takip ve fiziki takipler neticesinde. Öncelikle dokümanlarda ve Tuncay GÜNEY'in beyanlarında geçen konular ve isimler üzerinde yapılan çalışmalarda; Şüpheli Veli KÜÇÜK'ün MAFİANIN Yeniden Yapılanması(reorganizasyonu) dokümanmdaki örgütsel yapılanmaya uygun olarak türkiyede yer altı dünyasının ünlü isimleriyle bağlantılarının bulunduğu, yapılan araştırmalarda kelebek operasyonu olarak bilinen ve Reis kod adını kullanan Sedat PEKER ve adamlarına yönelik olarak yapılan soruşturmaya esas teşkil eden İstanbul 9 Ağır Ceza Mahkemesince hakkında mahkumiyet kararı verilen şüpheli Sedat PEKER'in söz konusu dosyadaki iletişim tespit tutanaklarında Veli KÜÇÜK'ün organize suç örgütü yöneticilerinden REİS(kod) Sedat PEKER, Arnavut Sami (kod) Sami HOŞTAN ve susurluk davasının sanıklarıyla sıkı irtibatlarının bulunduğu, REİS(kod) Sedat PEKER in Veli KÜÇÜK"e telefonda "VELİ ABİ" diye hitap ettiği ve her zaman emrinde olduğunu, söylediği Veli KÜÇÜK'ün de yine Amerika dan çağırdılar gidiyorum şeklinde yurtdışına gidiş gelişlerini REİS(kod) Sedat PEKER anlattığı, aralarındaki görüşmelerden Veli KÜÇÜK'ün REİS(kod) Sedat PEKER'e Orta Asyadaki Türk Cumhuriyetlerinde örgütlenmeye ilişkin görevler verdiği REİS(kod) Sedat PEKER inde bu görev gereği yurtdışında örgütlenme faaliyetlerini sürdürdüğü değişik ülkelerde bu amaçla faaliyetlerde bulunduğu anlaşılmaktadır. Şüpheli Veli KÜÇÜK'ün şoförünün maaşını REİSÇkod) Sedat PEKERin ödediği. Telefon görüşmesinde REİS(kod) Sedat PEKER Veli KÜÇÜK'e "her zaman emrindeyim abi senin her dediğin benim için emirdir" Şeklinde bağlılığını bildirdiği tespit edilmiştir. Yine aynı dosyada mevcut görüşme tutanaklarından yer altı dünyasının mafya babalan olarak bilinip birçok defa yargılandıklan bilinen Arnavut Sami (Kod) Sami HOŞTAN Yakup Kürşat YILMAZ, Ayhan ÇARKIN, Ziya BANDIRMALIOĞLU ile REİS(kod) Sedat PEKER in görüşmelerinin bulunduğu, aralannda işbirliği ve gizli bir hiyerarşik yapının olduğu, Yine aynı dosyadaki görüşmelerde REİS(kod) Sedat PEKER şüpheli Güler KÖMÜRCÜ ile yaptıklan görüşmede: gizli toplantıda ülkede karışıklık çıkarma kararının alındığı bu aşamada olaym basmda yer alması üzerine REİS(kod) Sedat PEKER nin şu an kaosa ihtiyaç yok ülkenin durumu iyiye gidiyor şeklinde görüşmeler yaptıklan bu görüşmeleri REİS(kod) Sedat PEKER in bir çok şahısla tekrarladığı, bunu da muhtemelen telefonlannm dinlendiğini bildiği için dezenformasyon amaçlı olarak yaptığı anlaşılmaktadır. Yine Cumhuriyet Başsavcılığımızda yürütülen Semih Tufan GÜLALTAYTa alakalı yürütülen ve davası halen İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinde devam eden 2007/367 Esas sayılı dava dosyasının iletişim tespit tutanaklarına bakıldığında, Muzaffer TEKİN' i tanıdığı, Muzaffer TEKİN'in Veli KÜÇÜK' ile irtibatının bulunduğu gibi Semih Tufan GÜLALTAY


• ^

ile de irtibatının bulunduğu. Semih Tufan GÜLALTAY m da diğer birçok örgüt üyesi gibi Türk Ortodoks Kilisesindeki ayinlere de katıldığı anlaşılmaktadır. MAFYA GRUPLARININ TÜMÜYLE GÖZDEN GEÇİRİLMESİ, DENETİM VE KONTROL ALTINA ALINMASI, Soruşturma kapsamında elde edilen delillerden ERGENEKON terör örgütünün bu yöntemi gerçekleştirebilmek için öncelikle MAFİA dokümanını hazırladığı, bu doküman ile ülkemizde faaliyet gösteren MAFİA gruplanm nasıl ve ne şekilde kontrol ve denetim altına alacağını belirlediği, devamında da ülkemizde ulusal ve uluslar arası düzeyde faaliyet gösteren ve liderliğini Sami HOŞTAN, Sedat PEKER, Semih Tufan GÜLALTAY, Ali YASAK'm yaptığı çıkar amaçlı suç örgütlerini bizzat denetim ve kontrol altına aldığı, gerektiğinde anılan suç örgütlerini amaçları ve hedefleri doğrultusunda kullandığı anlaşılmıştır. Yapılan bu tespitler sırasıyla delilleri ile birlikte anlatılacaktır. "ERGENEKON" dokümanında "21. yüzyılda yepyeni bir yapılanma ile değerli TSK mensuplarının yanı sıra sivillerden de sonuna değin yararlanılması gerektiği" aynca "....illegal çevrelerden seçilecek elemanların teknik ve siyasal ideoloji açısından örgüt ideolojisi ve amaçlanna en yakın uygunluk gösterenlerin tercih edilmesi gerektiği belirtilmiştir. "ERGENEKON" dokümanın hedef ve amaçlan doğrultusunda hazırlanan "LOBİ" dokümanında ise MAFYA gruplannm tümüyle yeniden gözden geçirilmesi, deneyimli mevcut grupların karşısına yeni ve güçlü bir grup oluşturularak denetim ve kontrol altına alınmasının sağlanması gerektiği belirtilmiştir. "ERGENEKON" terör örgütü bu yöntemini gerçekleştirebilmek için "MAFİA" isimli dokümanı hazırladığı, sonrasında da planladığı ve tasarladığı şekilde birçok MAFİA grubunu denetim ve kontrol altına aldığı tespit edilmiştir. Bu nedenle öncelikle MAFİA dokümanının kısa özeti belirtilecek, devamında da örgütün MAFYA gruplarını nasıl ve ne şekilde denetim ve kontrol altına aldığı anlatılacaktır. "MAFİA" İSİMLİ DOKÜMAN MAFİA isimli doküman şüpheliler Veli KÜÇÜK, Mehmet Zekeriya ÖZTÜRK ve Ümit OĞUZTAN'dan ele geçirilmiş olup (30) sayfadan oluşmaktadır. Dokümanın yapılan incelemesinde özetle; Başta Avrupa ülkeleri olmak üzere dünyanın bütün ülkelerindeki organize suç örgütlerindeki sayısal patlamalann birçok bağımsız araştırma komisyonlannm araştırmasına konu olduğu ve bu araştırmalar sonucunda ortaya konan bilimsel ve kriminal raporlannda sonuç olarak; Tüm ülkelerdeki organize suç örgütlerinin "state organized erime" yani devletçe örgütlenmiş suç örgütleri olarak anılması gerektiği belirtilmiştir. Bu tür suç örgütlerin ortaya çıkış sebepleri olarak sosyal, ekonomik, siyasal, toplumsal vb. sebeplerin aynntılı bir şekilde anlatıldığı, bu sebepler arasında en önemli etkenin ülkelerin sahip olduklan farklı etnik gruplann varlığı olarak gösterildiği, mafyanın yani organize suç örgütlerinin finansal kaynağını ise NARKO/EKONOMİ/POLİTİK unsurun oluşturduğu belirtilmiştir. Aynca Türkiye Cumhuriyeti'nin en önemli sorununun MAFİA oluşumlannm kökünün kazınması olmadığı, asıl sorunun emperyalizm karşısında Kurtuluş Savaşıyla başlayan ve halen sürmekte olan "entrika savaşlan" olduğu, bu savaşı sürdürürken Türkiye'deki mevcut tüm oluşumlann teker 1eker ele alınarak yeniden değerlendirilmesi, deneyimli grup ve liderlerinin tasfiye edilirken onlardan azami ölçüde yararlanılması ve


narko/ekonomi/politik yapının 21.yüzyıla uygun ve sağlıklı bir biçimde yeniden yapılandırılarak şifrelendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Dünya üzerindeki ilk MAFİA'nın Sicilya'da ezilen yerel halkın uğramış oldukları sosyo-ekonomik baskı, adaletsizlik ve otorite boşluğu sonucu ortaya çıktığı, Devamında bu yapının diğer dünya ülkelerine yayılması, gelişimi ve zaman içerisinde devletçe örgütlenmesine ayrıntılı olarak değinildiği, özellikle ABD'nin etnik gruplardan oluşan yapısına dikkat çekilerek MAFİA'nın bu ülkedeki gelişiminin anlatıldığı, Amerikan MAFİA'smın İtalyanlar, Fransız'larınkini Korsikalılar gibi horlanmış ve ezilmiş etnik grupların oluşturduğu, ABD'ye göç eden Sicilyalıların "Kara El", İrlandalıların "Beyaz El" isimli MAFİA gruplarını oluşturduğu, ABD'ye göç eden ve dünyanın en çok aşağılanan ırkı Yahudilerin ise MAFİA'nın cinayet şirketini oluşturduğu, bu grupları içersinde İtalyanm Sicilya bölgesinden Amerika'ya göç eden Salvatore Luciano liderliğindeki suç örgütünün 10 yıl içersinde binden fazla ipucu bırakmayan cinayet işlediği belirtilmiştir. Türkiye'de ise MAFİA gruplarının Laz, Arnavut ve Arap gibi etnik gruplardan oluştuğu, Kürt Salih, Arnavut Sami, Büyük Recep, Arap Sadri ve Oflu İsmail gibi isimlerin Türk MAFİA' sının efsaneleşmiş örnekleri arasında yer aldığı, Bu gün Türkiye Cumhuriyeti mevcut rejimi ve Kemalist ideoloji, etnik ve fundamentalist terör örgütleriyle çepeçevre sarmalanmış ise bunun nedenleri arasında Türk MAFİA yapılaşmasının önemli bir faktör olduğu belirtilmiştir. Pentagon'un MAFİA'nın şifresini çözdüğü, bir yandan MAFİA'yı çökertip yok etmek için çaba gösterirken, diğer taraftan da kendi elleriyle yepyeni bir MAFİA lideri oluşturduğu ve ulusal çapta örgütlediği, özellikle 2.Dünya Savaşında bu MAFİA örgütünden her alanda büyük ve sayısız yararlar elde ettiği belirtilmiştir. Pentagon Komünizme karşı giriştiği savaşta NATO şemsiyesi altında yer alan tüm ülkelerde oluşturulan ve adına "GLADİO" denilen yapılardan çok iyi bir şekilde yararlandığı belirtilmiştir. MAFİA'nın şifresini çözen Pentagon'un, etnik terör örgütlenmesinin temellerini Amerikan MAFİA'sıyla attığı, tüm dünya ülkelerinde MAFİA oluşumlan içinde yer alan üyelerin etnik gruplardan seçildiği, süreç içinde güçlenen MAFİA liderinin mensubu bulunduğu etnik yapının efsanevi halk kahramanına dönüştüğü ve MAFİA grubunun bir anda etnik terör örgütüne dönüştüğü belirtilmiştir. Yahudi MAFİA liderlerinin, Arap Filistin topraklan üzerinde kurmaya çalıştıklan İsrail devletini koruyabilmek için Filistin Halk Kurtuluş Ordusu lideri Yaser ARAFAT ile uzun süreli bir danışıklı dövüş oyunu kurduklan ve etnik terörün yeşertilebilmesi için gerilla kamplanmn kapılannı etnik gruplara açarak destek verdikleri belirtilmiştir. "Globalleşme" olarak ifade edilen "Yeni Dünya DüzenP'nin Masonik Bilderberg grubunun ortaya attığı ve tüm ülkelerin, bağlı olacağı "Dünya Hükümeti" eli ile yönetilmesi planı olduğu, bu planın temellerinin Pentagon'un Amerikan MAFİA'smı oluşturmasıyla atıldığı belirtilmiştir. Sovyet Rusya karşısında Amerikan rüyasını üstün kılan unsurun ne uzay yansında öne geçişi nede teknolojik başanlann olduğu, en önemli unsurun Pentagon'un kurduğu Amerikan MAFİA'sı olduğu belirtilmiştir. Şu halde Türk MAFİA'sınm çökertilmesi, yok edilmesi yerine re-organize edilebilmesinin Türkiye'nin çıkarları için gerekli olduğu belirtilmiştir. Bu nedenle öncelikle bir zamanlar Pentagon'un yaptığı gibi Türk Genelkurmay'mm denetiminde yepyeni bir MAFİA örgütlenmesinin yapılması gerektiği belirtilmiştir. Türkiye'de MAFİA'nın yeniden yapılandınlmasmm mutlaka askeri bir girişim olarak ele alınması gerektiği, Türk MAFİA'sınm dağılan Sovyet Rusya örneğinde görüldüğü gibi istihbaratçılardan oluşturulmasının Türkiye'ye zarar vereceği, Türkiye'de istihbarat birimlerince kurulan tüm örgütlerin başansız olduğu belirtilmiştir.


Türkiye'de doğrudan sözde "Genelkurmay"a bağlı "sivil bir kurul" tarafından MAFIA yapılanmasının oluşturulması gerektiği, bu "sivil kurul" üyelerine yasalar önünde kaldırılması olanaksız bir dokunulmazlık zırhı verilmesi gerektiği, oluşturulacak "sivil kurul" üye sayısının 3 kişi olması gerektiği, bu üyelerden birisinin "kurye", birisinin "teorisyen", diğerinin ise "ulusal mafya liderliği" rolünü üstlenecek kişi olması gerektiği, bu kişinin kısa zamanda uluslararası MAFİA ailesinde yer alabilmesi gerektiği belirtilmiştir. MAFİA dokümani Veli KÜÇÜK,_ Mehmet Zekeriya ÖZTÜRK ve Ümit OGUZTAN'dan ele geçirilmiştir. Veli KÜÇÜK'ten ele geçirilen MAFİA belgesinin üzerinde el yazısı ile " " Yazdığı görülmüştür. Mehmet Zekeriya ÖZTÜRK'den ele geçirilen MAFİA belgesinin üzerinde de el yazısı ile " " yazdığı ve her iki yazı karakterinin aynı yazı karakteri olduğu görülmüş ve birbirinin fotokopileri olduğu anlaşılmıştır. Dolayısıyla Mehmet Zekeriya ÖZTÜRK'ten ele geçirilen MAFİA belgesinin Veli KÜÇÜK'ten fotokopi çekilmek suretiyle çoğaltıldığı anlaşılmıştır. Bu durumda şahısların aynı amaç doğrultusunda birlikteliğini ortaya koymaktadır. MAFYA kelimesinin hukuki çevrelerdeki karşılığı çıkar amaçlı suç örgütüdür. Ülkemizde faaliyet gösteren çıkar amaçlı suç örgütlerine bakıldığında, bölgesel, ulusal ve uluslar arası düzeyde faaliyet gösterenler olarak üçe ayrılırlar. Bu suç örgütlerinin bir kısmı çek-senet tahsilatı, haraç, adam öldürme, adam yaralama ve benzeri faaliyetler gösterirken bir kısmı da uyuşturucu kaçakçılığı, İnsan Ticareti, Mazot kaçakçılığı ve diğer kaçakçılık faaliyetlerini yürütürler. Suç örgütlerinin oluşum şekli ise genel olarak, Aile tipi mafya, hemşericilik tipi mafya, cezaevi arkadaşlığı mafyası, olarak üçe ayrılırlar. Ülkemizde faaliyet gösteren çıkar amaçlı suç örgütleri hakkında, bu güne kadar defalarca işlem yapılmış ve yapılan işlemler sonucu bir kısmının yargılaması sonuçlanıp hüküm giyerken bir kısmının da tutuklu olarak yargılanmalan devam edilmiştir. Yapılan bu işlemler sırasında, bir kısım MAFYA gruplarının ERGENEKON TERÖR ÖRGÜTÜ yöneticileri ile ilişki içersinde olduğu, fakat bu ilişkilerin gizli ve şifreli olması nedeniyle içeriklerinin anlaşılamadığı görülmüştür. Bu ilişkiler "ERGENEKON" terör örgütüne yönelik yapılan soruşturma kapsamında değerlendirildiğinde, birçok suç örgütünün ERGENEKON TERÖR ÖRGÜTÜNE bağlı ve örgütün amaç ve hedefleri doğrultusunda hareket eden birer yapılanma içersinde oldukları anlaşılmıştır. ERGENEKON terör örgütünün yönetici kadrosu, genelde emekli askerler oluşmaktadır. Örgüt bu durumdan istifade ederek kendisini Türk Silahlı Kuvvetleri içersinde bir yapılanma imiş gibi lanse etmektedir. Böylelikle bir taraftan sözde devlet adına hareket ediyor imajı verip örgütü güçlü göstermeye çalışırken diğer taraftan da değerli Türk Silahlı Kuvvetlerimizin kamuoyu nezdinde yıpranmasına ve yanlış algılanmasına sebebiyet vermektedirler. Bu hususiyetlerini de DERİN DEVLET olarak adlandırıp örgütü gizemli kılmaya ve yaptıkları kanunsuzlukları perdelemeye çalışırken diğer taraftan da eylem yaptırdıkları tetikçi şahıslara devlet adına yaptıklarına inandırarak hunharca ve canice yaptıkları eylemleri masumane göstermeye çalışırlar. İşte ERGENEKON terör örgütünün bu özelliğini, bünyesinde faaliyet yürüten çıkar amaçlı suç örgütleri de çok iyi kullanırlar ve birçok yerde kendilerinin DERİN DEVLET olduklarını yada DERİN DEVLETE çalıştıklarını dile getirerek bir taraftan çevrelerine korku salıp çıkar sağlamaya diğer taraftan da güçlü göstermeye çalışırlar. Yapılan soruşturma çerçevesinde ERGENEKON TERÖR ÖRGÜTÜ yöneticilerinden Veli KÜÇÜK, Muzaffer TEKİN, Mehmet Zekeriya ÖZTÜRK ve Mehmet I^M^y /i ' ■ * >>\

Fikri KARADAĞ'm birçok çıkar amaçlı suç örgütü ile ilişki içersinde oldukları tespit edilmiştir. Fakat mafya grupları ile ilişkileri ve bu suç örgütlerinin yönlendirilmesini ERGENEKON TERÖR ÖRGÜTÜ adına daha ziyade Veli KÜÇÜK ve Muzaffer TEKİN'in sağladığı anlaşılmıştır. Bu güne kadar elde edilen delillerden, ülkemizde ulusal ve uluslar arası düzeyde faaliyet gösteren ve liderliğini Sami HOŞTAN, Sedat PEKER, Ali YASAK, Semih Tufan GÜLALTAY yaptığı çıkar amaçlı suç örgütlerinin ERGENEKON TERÖR ÖRGÜTÜNE bağlı hareket ettikleri anlaşılmıştır. Bu kişilerden Sami HOŞTAN Susurluk çetesi davasından ceza alıp hüküm giyen şüphelilerdir. Ali YASAK ise Susurluk davasında ismi geçtiği halde ceza almadan kurtulmayı başarmıştır. Susurluk davasında Veli KÜÇÜK'ün ismi de defalarca geçmiş olmasına rağmen yargılanmadığı gibi Meclis araştırma komisyonuna ifade bile vermemiştir. Dolayısıyla Veli KÜÇÜK'ün MAFİA bağlantılannm Susurluk kazası öncesine dayandığı, sonrasında da geliştirerek devam ettiği görülmektedir. Örgüt yöneticisi Veli KÜÇÜK emekli bir generaldir, fakat elde edilen delillere göre adı geçen tüm mafya liderleri ile ilişki içersinde olduğu görülmüştür. Bu ilişkiler kendisine sorulduğunda açıklayıcı beyanlarda bulunamamış, bilakis verdiği cevaplarla öne sürülen deliller çelişmiştir. Şüpheli Veli KÜÇÜK Sami HOŞTAN'ı 1983 yılından beri tanıdığını, kumarcılık yaptığını öğrendikten sonra uzaklaştığını, sadece birkaç sefer telefon görüşmesi yaptığını, fakat uyuşturucu işi yaptığını bilmediğini, zaten son bir yıldırda herhangi bir ilişkisinin olmadığını beyan etmiştir. Fakat Sami HOŞTAN'm kumar işini 1996 yıllarında yaptığını bildiği halde, ilişkisinin bugünlere kadar geldiği ve 2007 yılında Sami HOŞTAN'm yaşadığı sıkıntıları Veli KÜÇÜK ile paylaşacak kadar samimiyetlerinin devam ettiği görülmüştür. Diğer taraftan Veli KÜÇÜK, kumarcılık yaptığı için uzaklaştığını söylediği Sami HOŞTAN'm, Susurluk kazasından hemen sonra kendisini aradığını, olayla ilgili bilgi verdiğini, bunun üzerine de kendisinin Balıkesir Emniyet Müdürünü aradığını beyan etmiştir. Dolayısıyla nasıl bir ilişkidir ki uzaklaştığı ve samimi olmadığı Sami HOŞTAN ülkenin gündemine bomba gibi düşen bir kaza olayını öncelikle ve derhal Veli KÜÇÜK ile paylaşmış, bilgilendirmiş ve hemen akabinde de olay bölgesine gitmiştir. Nitekim Kutlu SAVAŞ'm resmi belge olarak hazırlamış olduğu Susurluk raporunda, Sami HOŞTAN'm 1996'da yedi ay içinde Veli KÜÇÜK ile 34 kez görüştüğü belirtilmiştir. Öte yandan da bu kadar ilişki içersinde olduğu Sami HOŞTAN'm uyuşturucu kaçakçılığı suçundan (2) defa hapis cezası aldığı halde bu işi yaptığını bilmediğini söylemesi de düşündürücüdür. Kaldıki Veli KÜÇÜK'ün Sami HOŞTAN ile olan ilişkilerini anlatan birçok tanık ve şüpheli beyanı vardır. Bu ifadeler ilerleyen bölümlerde ayrıntılı olarak anlatılacaktır. Diğer taraftan Veli KÜÇÜK'e Sedat PEKER ile olan ilişkisi sorulduğunda, babası vasıtasıyla tanıdığını, babası rahmetli olduktan sonra birkaç kez görüştüğünü ve başka da bir bağlantısının olmadığını, 5-6 yıldırda görüşmediğini beyan etmiştir. Fakat 2004 yılında Sedat PEKER'e yönelik yapılan soruşturmada Veli KÜÇÜK ile Sedat PEKER'in çok sayıda telefon görüşmelerinin olduğu, bu görüşmelerde Sedat PEKER'in Veli KÜÇÜK'e hitaben "Siz nasıl emir buyurursanız" şeklinde hitap ettiği Veli'nin de "Sedatım" şeklinde hitap ederek aralarındaki samimiyeti ve ilişkinin boyutunu ortaya koyduğu, diğer taraftan telefonda birçok konuda uzun uzun sohbet ettikleri Veli KÜÇÜK'ün yaptığı birçok faaliyetleri Sedat PEKER'e anlattığı, Sedat'ın da fikirlerini ve düşüncelerini dile getirdiği, ayrıca Sedat PEKER Veli KÜÇÜK'ün gıyabında konuşurken


/^J^7--' ^h^}^>p

"Veli Abi beni on sene evvel uyarmıştı" "Veli baba bana demişti ki" şeklinde bahsederek Veli KUÇUK'e olan bağlılığını ve sadakatini ortaya koyduğu görülmüştür. Bunların yanı sıra Sedat PEKER Veli KÜÇÜK'ün katılacağı bir konferansla ilgili, görüştüğü bir adamına "Birde Veli Paşa bir konferansa katılacak sen Veli Paşayla görüş, konferansa kalabalık bir grup yaparsın dinlemeye giderken böyle öğrenci gençlerde olursa da olur" diyerek Veli KÜÇÜK'ün vereceği konferansın kalabalık görünmesiyle dahi ilgilendiği, yine bu telefon konuşmalannda Veli KÜÇÜK'e şoförlük yapan Emin Caner YİĞİT'i bizat Sedat PEKER'in temin ettiği ve maaşını verdiği tespit edildiği halde Veli KÜÇÜK ifadesinde, Emin Caner YİĞİT'in yanma nasıl geldiğini hatırlayamadığını beyan etmiştir. Sedat PEKER'in Harun ÇAKIR isimli bir albayla yaptığı telefon görüşmesinde de, Harun ÇAKIR'm "Bizim ağabeyimizle berabersiniz herhalde zaten" diye sorması üzerine Sedat'ın "Doğrudur ağabey" diyerek Veli KÜÇÜK ile birlikte hareket ettiğini açıkça ifade etmektedir. Öte yandan alman ifadelerden şüpheli Veli KÜÇÜK'ün Susurluk davasında adı geçen Ali YASAK ile tanıştıkları ve değişik zamanlarda görüştükleri, bunların yanı sıra ele geçirilen örgütsel dokümanlardan da Ali YASAK'm örgüt ilişkisi tespit edilmiştir. Başka bir suç örgütü olan ve uzun yıllardır tutuklu bulunan NURİŞLER ÇETESİ Uşak cezaevi isyanı sırasındaki "Biz bu devlet için mermi sıktık! hem de sizin için, hem de asker için, bu devlet bana Mustafa DUYAR'ı öldürttü, ben öldürttüm, şimdi canlı söylüyorum Veli abi'yi ara Veli KÜÇÜK'ü ara. bizi sor! başka bir şey söylemiyorum" şeklinde söylemleri ile Veli KÜÇÜK ile aralarındaki ilişkiyi ortaya koydukları anlaşılmıştır. Şüphelilerden Emin GÜRSES'in yaptığı bir telefon konuşmasında, karşısındaki şahsa Veli KÜÇÜK'ün Sami HOŞTAN aracılığı ile yeğenlerinden 7 Milyon dolar haraç istediğini söylediği, bu görüşme ifadesinde sorulduğunda, aynen doğruladığı ve kendisinin müdahale etmesi üzerine yeğenlerini kurtardığı anlaşılmıştır. Dolayısıyla örgüt içersindeki Emin GÜRSES dahi Veli KÜÇÜK'ün MAFİA yapılanmasını ve faaliyetlerini açıkça ifade ettiği görülmüştür. Şüpheli Veli KÜÇÜK alman ifadesinde, Semih Tufan GÜLALTAY'ı tanımadığını beyan etse de Semih Tufan GULALTAY'm 2007 yılı içersinde Azerbaycanla ilgili Taksimde düzenlediği gösteriye örgütün diğer yöneticileri Muzaffer TEKİN, Sevgi ERENEROL ve örgüt üyesi Kemal KERİNÇSİZ ile birlikte katıldığı tespit edilmiştir. Elde edilen delillerden Semih Tufan GÜLALTAY ile ilişkileri daha ziyade Muzaffer TEKİN'in sağladığı, fakat Veli KÜÇÜK'ün de ilişki içersinde olduğu anlaşılmıştır. Semih Tufan GÜLALTAY Akın BİRDAL'm yaralanması olayı ile ilgili tutuklu bulunduğu dönemde, Muzaffer TEKİN'in bizzat kendisi ve ailesi ile ilgilendiği ve her türlü desteği sağladığı bilinmektedir. Diğer taraftan Semih Tufan GÜLALTAY cezaevinden tahliye olduktan sonra da sık sık görüştükleri, hatta Muzaffer TEKİN ile birlikte Sevgi ERENEROL'un toplantılarına katıldığı kamera görüntüleri ile de sabittir. Bunların yanı sıra 4-5 ay kadar Semih Tufan GULALTAY'm yanında kalıp sonrada ciddi mağduriyetler yaşayan müşteki Esra Feride GÖKÇİMEN, yaşadığı mağduriyetlerin yanı sıra, Danıştay saldırısından iki gün önce Muzaffer TEKİN'in 4-5 kişilik kalabalık bir grupla Semih Tufan GULALTAY'm yanma gelip saatlerce toplantı yaptığını, ayrıca Danıştay saldırısı faili Alparslan ARSLAN'm da olaydan önceki tarihlerde kalabalık bir grupla Semih Tufan'in ofisine geldiğini beyan etmiştir. Öte yandan Muzaffer TEKİN'in uyuşturucu kaçakçısı olarak bilmen ve 2003 yılı içersinde Almanya da öldürülen Ertuğrul YILMAZ ile çok eskiye dayalı ilişkisinin olduğu, hatta Ertuğrul YILMAZ'a ait Doğuş Factoring şirketine ortak olduğu, 2002 yılı içersinde Doğuş Factoringe ait Ümraniye Duduluda 7.300 metrekare arsanın Muzaffer TEKİN'in üzerine yapıldığı, Doğuş Factaringin avukatlığım Danıştay saldırısı faili Alparslan ARSLAN'ın yaptığı tespit edilmiştir. , *


4?^|W^

Ertuğrul YILMAZ'in cenaze töreni kayıtlan incelendiğinde Muzaffer TEKİN ile birlikte yeraltı dünyasından birçok simanın cenaze törenine katıldığı, o dönemde cezaevinde tutuklu bulunan Sedat PEKER törene katılamasa bile çelenk gönderdiği, fakat adamları ve avukatlarının birçoğunun katıldığı görülmüştür. MAFIA dokümanında, MAFİA yapılanmasını oluşturacak "sivil kurul" üyelerinden birisinin "ulusal mafya liderliği" rolünü üstlenecek kişi olması gerektiği ve bu kişinin kısa zamanda uluslararası MAFİA ailesinde yer alabilmesi gerektiği belirtilmiştir. "ERGENEKON" terör örgütüne bağlı çıkar amaçlı suç örgütü liderlerinden Sami HOŞTAN'm ilişkilerine bakıldığında "Ulusal mafya liderliği" koltuğuna oturan kişi olduğu, bu nedenle de Veli KÜÇÜK'ün birçok MAFYA grubunu Sami HOŞTAN üzerinden kontrol ettiği düşünülmektedir. Yukarıda isimleri belirtilen Ergenekon terör örgütüne bağlı suç örgütleri de dahil olmak üzere, ülkemizde faaliyet gösteren birçok suç örgütü liderinin Sami HOŞTAN'a abi diye hitap ettiği ve saygı duyduğu, suç örgülerinin aralarında yaşadıkları anlaşmazlıklar ve problemleri Sami HOŞTAN'a getirilerek hakemlik yapmasını istedikleri, dolayısıyla Sami HOŞTAN'm MAFYA dünyasında etkinliğinin ve otoritesinin her şekilde hissedildiği, tüm bu verilerin Sami HOŞTAN'm Ulusal mafya lideri olduğunu gösterdiği anlaşılmaktadır. ERGENEKON TERÖR ÖRGÜTÜ bünyesinde faaliyet gösteren MAFYA gruplarının, örgütten aldıkları güçle kendilerini DERİN DEVLET olarak lanse ettikleri, böylelikle bir taraftan çevrelerine korku salıp çıkar sağladıklan, bir taraftan da gerçekleştirdikleri bazı eylemleri devlet adına yaptıklarına inanarak hunharca gerçekleştirdikleri eylemleri masumane göstermeye çalıştıklannı belirtmiştik. Semih Tufan GÜLALTAY liderliğindeki suç örgütünün telefonlan dinlenirken örgüt üyelerinden Günkan TEMELLİ İle konuşan Savaşhan TOSUN "Oğlum bunlar hep yanlış yollara bulaşıyorlar ya." "Şimdi bizim yeğene BİZ DERİN DEVLETİZ hesabına bazı hareketler yapmış EMRE (EMRE GULAYTAY'ı kast ediyor)" dediği ve telefonu yanında bulunan Nuh Celal YAYLA'ya verdiği, görüşmenin devamında Nuh CelaPin Emre GÜLALTAY'dan yaşadığı mağduriyeti anlattığı ve telefonu tekrar Savaşhan'a verdiği, Savaşhan TOSUN'un da "Muzaffer abiye gidiyorum.. TEKİN'e oraya gelecekler hepsi, ben sana söylim." "Benim yiğenime böyle tahsilat olurmu ya. Muzaffer TEKİN'e çağıracam EMRE'yi ... bunuda çağıracam böyle bişey olurmu oğlum ya" diyerek bir taraftan Emre GÜLALTAY'm kendisini DERİN DEVLET olarak lanse ettiğini, diğer taraftan da Emre GÜLALTAY'm yaptığı tehdit olayını adli mercilere bildirmek yerine Muzaffer TEKİN'e bildireceklerini söylemeleri, Muzaffer TEKİN'in bu MAFYA grubu üzerindeki etkisinin hangi boyutta olduğunu açıkça gösterdiği anlaşılmaktadır. Sedat PEKER'in 2004 yılında Güler KÖMÜRCÜ ile yaptığı bir telefon görüşmesinde, Korkut EKEN'den bahsederken "Bide bunlar cahil. Bide tutar bi kahve mahve tarattırırlar. Bi iki genç çocuğun eline verip" dediği, bu cümlelerden kısa bir süre sonra "On sene evvelinde olan olayların içinde Güler aklı başında insanlar vardı. DEVLET KARARI, HÜKÜMET KARARI VARDI" "Polis işini yapamıyordu. Adliyeler yapamıyordu. Mecburen eskinden bişeyler oîuyodu" dediği, Diğer taraftan (9) nolu gizli tanığın beyanlannda 1995 yılında Gazi mahallesindeki kahvehanenin taranması olayıni Veli KÜÇÜK ile birlikte hareket eden Osman GÜRBÜZ'ün gerçekleştirdiğim, aynı oluşum içersinde Sedat PEKER'in de bulunduğunu beyan ettiği,

Bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, çıkar amaçlı suç örgütü lideri Sedat PEKER'in bir dönem gerçekleştirdikleri illegal eylemleri DEVLET KARARI ile yaptıklarına inandıkları, dolayısıyla ERGENEKON TERÖR ÖRGÜTÜ yöneticilerinin aldıklan kararları DEVLET ADINA yapıyor havası oluşturarak kendilerini DERİN DEVLET şeklinde lanse ettikleri ve böylelikle kullandıkları suç örgütlerine de bu duruma inandırdıkları anlaşılmaktadır. /f^ \ff \


Çıkar amaçlı suç örgütü lideri Sedat PEKER bu duruma o kadar çok inanmış olacak ki, GEBZE ilçesinde düzenlenen bir açılış törenine gönderdiği çelengin törene katılan KAYMAKAM tarafından kaldırtılması karşısında, devletin resmi kamu görevlisi KAYMAKAM hakkında burada ifade edilemeyecek kadar aşağılayıcı ve hakaret edici sözlerle tepki gösterdiği görülmektedir. Başka bir çıkar amaçlı suç örgütü yöneticileri Nuri ERGİN ve Vedat ERGİN Uşak cezaevi isyanı sırasında "BU DEVLET BANA MUSTAFA DUYAR'I ÖLDÜRTTÜ, ben öldürttüm, şimdi canlı söylüyorum" BİZ BU DEVLET İÇİN MERMİ SIKTIK! hem de sizin için, hem de asker için!" "VELİ ABİ'Yİ ARA VELİ KÜÇÜK'Ü ARA. BİZİ SOR! başka bir şey söylemiyorum" sözleri ile ERGENEKON TERÖR ÖRGÜTÜ adma gerçekleştirdikleri kanlı ve hunharca eylemlerini DEVLET adma yaptıklarım zannettikleri anlaşılmaktadır. Şimdi de "ERGENEKON" terör örgütün MAFYA yapılanması ile ilgili genel deliller anlatılacak, sonrasında da örgüt bünyesinde faaliyet gösteren MAFYA liderleri tek tek anlatılacaktır. 1. Sınıf Emniyet Müdürü Hanefi AVCI'nın 20.02.2008 tarihinde Tanık olarak alman ifadesinde özetle; Halen Edirne Emniyet Müdürlüğü görevini devam ettirmekte olan tanık Hanefi AVCI bu güne kadar İstanbul-Diyarbakır İstihbarat Şube Müdürlükleri, İstihbarat Daire Başkan Yardımcılığı ve Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı görevlerinde bulunmuştur. İfadesinde ise özetle, Diyarbakır'da 1984-1992 yıllan arasında İstihbarat Şube Müdürü olarak görev yaptığı sırada JİTEM diye bir kuruluşun olduğunu ve Ankara' da VELİ KÜÇÜK isminde birinin bu işin başında olduğunu duyduğunu, Ancak o dönem kendisini hiç görmediğini ve bir irtibatının olmadığını, 1992 yılında İstanbul İstihbarat Şube Müdürlüğü yaptığını, Bu dönem içerisinde görev gereği birçok şahsın irtibatlarının takip edildiğini, O dönemde mafyacı olarak bilinen SAMİ HOŞTAN, ALİ FEVZİ BİR, MEHMET ÖZBAY (ABDULLAH ÇATLI olduğu sonra anlaşdan), SEDAT PEKER, MEHMET HADİ ÖZCAN, YAŞAR ÖZ gibi adamların birebir VELİ KÜÇÜK ile irtibatlı olduğunu Veli KÜÇÜK'ün de o dönem Kocaeli İl Jandarma Komutanı olarak görev yaptığını, o dönemde JİTEM ile resmi bir bağlantısının olmadığını, konumundan dolayı VELİ KÜÇÜK'ün takip edilmediğini, ancak devlet görevlileri, polis ve askeriye ile irtibatlı olan mafyavari şahıslan takip ettiklerini, bu esnada bu şahıslann irtibatlannm ortaya çıktığını, Bu görüşmelerde daha çok sürekli "VELİ ABİNİN YANINA UĞRADIK" gibi hususların geçtiği fakat telefonda açık olarak başka bir şey görüşmediklerini, hatta o dönem komisyona verdiğini ifadeda VELİ KÜÇÜK'ün arabasının tamiratından, kullandığı cep telefonlarına kadar parasını SEDAT PEKER'in ödediğini, bu hususun araştırılması gerektiğini söylediğini, ancak o dönemde araştırılmadığını, daha sonraki yaptığı görevlerde de bu irtibatlan çok sık duyduğunu ve bu isimlerden bazılannm Susurluk Davası olarak bilinen mahkemede yargılandığını, Bunlann arasında YAŞAR ÖZ, SAMİ HOŞTAN, ALİ FEVZİ BİR, KORKUT EKEN ve diğer polis memurlarının olduğunu, Susurluk Komisyonunda VELİ KÜÇÜK ile irtibatlı yukarıda belirttiği isimlerin hepsinin çeşitli defalar mafyavari örgütlenme yapmak suçlamaları ile mahkeme önüne çıktıklarını, mütehattit defalar yargılandıklannı, hatta HADİ ÖZCAN'm o dönemki takip ve izlenmelerinde VELİ KÜÇÜK ile alakalı çok açık beyanlannm olduğunu, incelendiği takdirde bu dosyalarda da geçmiş dönemde konu ile alakalı bazı beyanlannm olabileceğini belirtmiştir. ERGENEKON terör örgütünün kontrol altında tuttuğu ve yönlendirdiği suç örgütü liderleri ve bu kişilerle "ERGENEKON" örgütünün İrtibatı ayn ayn anlatılacaktır.


Ayrıca 6 nolu gizli tanığın 29.02.2008 günü istanbul C. Başsavcılığında alınan ifadesinde; Askerliğini İzmit İl Jandarma Komutanlığında yaptığım Veli KÜÇÜK'ün bu dönemde alay komutanı olduğunu, o dönem içerisinde Sami HOŞTAN'ın Veli KÜÇÜK'ü sık sık ziyaret ettiğini, hatta Veli KÜÇÜK'ün başka bir birliğe tayini çıktığında düzenlenen uğurlama partisine bile geldiğini, ayrıca o dönemde Hadi ÖZCAN' la bir kere Kriptolu telefonla görüştüğünü duyduğunu, bir kere de Sedat PEKER' ile görüştüğünü duyduğunu, ayrıca Veli KÜÇÜK'ün ajandasında Sedat PEKER, Ali İhsan USLUKOL ve Rahmi SEYMEN isimli şahısların bulunduğunu ve bu şahısların Veli KÜÇÜK ile sık sık görüşen şahıslar olduğunu Veli KÜÇÜK'ün Ali İhsan USLUKOL, Sami HOŞTAN ve Rahmi SEYMEN ile daha çok yüz yüze görüştüğünü, ancak Sedat PEKER' in kendisinin askerlik yaptığı bu dönemde Veli KÜÇÜK ile yüz yüze görüşmek için geldiğini hiç görmediğini, ancak Rahmi SEYMEN"in ailece geldiğini, Sami HOŞTAN' m da yalnız geldiğini beyan etmiştir. Gizli tanık DİLOVASI'nın 17.05.2008 günü Cumhuriyet Savcılığında alınan ifadesinde özetle; 1975 yılından itibaren DEVGENÇ, DEV-SOL ve DHKP/C terör örgütleri içersinde aktif olarak sorumlu düzeyde faaliyetleri olduğunu, 1992 yılında DEV-SOL örgütünün kendisini Gebze-Dilovasmda Dilovası Motorlu Taşıyıcılar Kooparatifi isimli firmaya yerleştirdiğini Veli KÜÇÜK'ün de yanında istihbarat subayları ile birlikte Dilovası Motorlu Taşıyıcılar Kooparatifine gelip gittiğini Veli KÜÇÜK'ün o dönem Kocaeli İl Jandarma Alay Komutanı olduğunu Veli KÜÇÜK ve yanındaki subayların bu firmaya kağıt üzerinde ortaklıklarmm olmadığını, ancak bu firmadan pay aldıklarını, tonlarca yükün geldiğini ancak küçük bir kısmının gümrüklü olarak çıktığım, kalan diğer kısmın kaçak olarak çıkarıldığını, yapılan bu kaçakçılık işinden Veli KÜÇÜK ve yanındaki subayların bilgisinin olduğunu, Gebze'de o dönemde kooparatifte Hadi ÖZCAN, Kürşat YILMAZ, Mehmet TERZİOĞLU, Emin ALKILIÇ, Ali ATEŞ isimli şahısların da olduğunu, bu şahısların civarda bulunan benzer şirketlere baskı yaptıklarını, şirketlerin ellerinden nakliye imkanlarını alarak şirket sahipleri ve çalışanlarını darp ettiklerini, ancak bu şahısların jandarma tarafından korunduğunu, hiç gözaltına alınmadıklarını, Ahmet Tekin BAYKAL'ı da DEV-SOL'cu olarak bildiğini, bu şahsın 1990'lı yılların başından itibaren İzmit, Derince, Hereke civarında gayri meşru alemde bilinen birisi olduğunu, arkasında polis ve jandarmanın olduğu yönünde söylentilerin olduğunu, bu şahsın Dilovası Motorlu taşıyıcılar kooparatifini ele geçirmeye yönelik girişimlerinin olduğunu, aralarında silahlı çatışmaya varan tartışmaların olduğunu, bu tartışmaları bitirmek amacıyla kooparatifin yöneticilerinin ve Veli KÜÇÜK'ün araya girdiğini ve sorunun çözüldüğünü beyan etmiştir. 2001 yılında yakalanan Tuncay GÜNEY örgütün MAFİA yapılanması ile ilgili olarak şunları anlatmıştır. Şüpheli Sedat PEKER'in 23 yaşından beri Veli KÜÇÜK'ün yanında olduğunu, ilk dönemler sokak kabadayısı olduğunu Veli KÜÇÜKTe tanışmasından sonra, örgütlenmeye başladığını, Sedat PEKER in örgütlenmesinin öbür mafya gruplarına benzemediğini, her kurumda ve farklı konumlarda adamlarının olduğunu ve çevreye yüklü miktarlarda para dağıttığını, Veli KÜÇÜK'ün "mafıa" yapılanması olarak ilk sıraya Sedat PEKER'i koyduğunu, çünkü Sedat PEKER'in laftan çıkmayıp söz dinleyen, Veli paşanın bir dediğini iki yapmayan, oğlu gibi sevdiği bir kişi olduğunu, Sedat PEKER'in "deprem zedelere yardım etmesi" gibi halka bazı yardımlarda bulunmasnıN, Veli paşanın teorisi olduğunu, Sedat PEKER'in de bu teori üzerinden hareket ettiğini, j"

Veli KÜÇÜK'ün Sedat PEKER gibi bir çocuğu yirmiüç yaşından beri yürüttüğünü, kendisinin Veli KÜÇÜK'le birlikte olduğu dönemde Ergenekon - lobi yi çözdüğünü, ancak mafyada ki insanları" yönetirken nasıl kendini kamufüle edebildiğini çözemediğini, Sami HOŞTAN ile çok iyi irtibatının olduğunu, Sami HOŞTAN'm uyuşturucu kaçakçılığı yaptığını, bir dönem Veli KÜÇÜK'ün bilgisi dahilinde, Sami HOŞTANLA ilgili olarak, Fransız İstihbaratı (OJD) Türkiye sorumlusu ile görüştüğünü, görüşme talebinin OJD den geldiğini, Doğu PERİNÇEK, Doğan DUYAR (Hasan YALÇIN'ın yardımcısı ve Paris muhabiri) vasıtası ile Palas Otelinde bir görüşme yaptıklanm, Fransız İstihbarat sorumlusunun, "Sami HOŞTAN'm uyuşturucu işi yaptığıni Veli KÜÇÜK'ün de uzun zamandır buna sahip çıktığını, askerlerin uyuşturucu işine yıllardır yol verdiğim, JİTEM'in uyuşturucu trafiğinde yer aldığını" anlatarak Sami HOŞTAN'la görüşmek istediğini, kendisinin de Sami HOŞTAN'ı telefonla aradığını, fakat Sami HOŞTAN'm kendisine kızarak "Veli abiye sor eğer bir şey varsa Veli abi açıklasın" dediğim, bu görüşmeden sonra şahısların yanından aynlarak Drej Ali'nin Bakırköydeki bürosunda Sami HOŞTAN ile buluştuklannı ve konuyu anlattığını, bu arada Veli KÜÇÜK'e bilgi verdiğini Veli KÜÇÜK'ün de "Sami HOŞTAN'a görüşme yapmamasını" söylediğini, kendisine de "Doğuya söyle fransız istihbaratından gelenleri yönlendirsin(oyalasm), askerler yapmıyor desin"dediğini, Ali YASAK ile ilgili olarakta, susurluk kazası sonrası, kaza yerine ilk giden şahsın Drej Ali olduğunu Veli Paşa'mn orada bulunan görevlileri arayarak, cenazenin Drej'e teslim edilmesini söylediğini, ayrıca Drej Ali nin otodaki çantayı aldığını, Veli Paşa'mn olay sonrasında "Allahtan biz o çantayı şey yaptık, eğer çanta başkalannm eline geçseydi mahvolurduk, bizi bertaraf ederlerdi" dediğini, Drej Ali ile bu konuda sohbet ettiğini, Drej Ali'nin "Abdullah ÇATLI yemek yediğimiz faturalardan harcadığımız fişlere kadar notlannı tutardı" diyerek bütün belgelerinin çanta içersinde olduğunu, çantayı "yukanya abiye gönderdim" diyerek Veli KÜÇÜK'e gönderdiğini ima ettiğini, Semih Tufan GÜLALTAY ile ilgili olarak ise; Akın BİRDAL'm vurulması emrini YEŞİL kod Mahmut YILDIRIM'in verdiğini, Yeşil'in Veli KÜÇÜK'ün adamı olduğunu, Yeşilin adamının da Cengiz Astsubay olduğunu, Semih Tufan GÜLALTAY'm Akın BİRDAL'ı vurmaktan yakalanıp ceza evine konulduğunu, Bir dönem Semih Tufan'm kardeşi Emre GÜLALTAY'm Korkmaz YİĞİT'i sıkıştırdığını, bunun üzerine Veli KÜÇÜK'ün Emre yi yanma çağırdığını, Emre GÜLALTAY'm Veli KÜÇÜK'ün karşısında "iki büklüm oturarak" bir emri olup olmadığını sorduğunu, Bunlann haricinda VELİ KÜÇÜK ile ilişkili mafia guruplan olarak; altıncı filo daki Havacı OĞUZ'un olduğunu, aynca Şenol ACAR m olduğunu, yine Veli KÜÇÜK'ün Ali İhsan USKOL'un oğlu, Levent USKOL aracılığı ile Kürşat YILMAZ'la görüştüğünü beyan etmiştir. AMAÇ: "ERGENEKON" terör örgütünün MAFİA gruplannı kontrol etmesinin ya da kendi MAFIA gruplannı oluşturmasının ne gibi bir amacı vardır? Bu durum birkaç madde halinde özetlenebilir. 01-ERGENEKON TERÖR ÖRGÜTÜ gerçekleştirecekleri yada gerçekleştirmeyi planladığı silahlı eylemleri bu MAFİA gruplanna yaptınr. Böylelikle bazen eylemlerin faili meçhul kalmasını, faili yakalandığı takdirde de olayın gerçek planlayıcısı olan ERGENEKON TERÖR ÖRGÜTÜ mensuplann deşifre olmasını engellemeyi amaçlar. Bu hususla ilgili örnek vermek gerekirse, Sabancı suikastı faili Mustafa DUYAR tutuklu bulunduğu Uşak Cezaevinde Nuri ERGİN liderliğindeki suç örgütü tarafından öldürülmüştür. ERGENEKON TERÖR ÖRGÜTÜNE yönelik yapılan Soruşturma sırasında /

ihbar mektubu ile gelen CD içersindeki görüntülerden ve söylemlerden Mustafa DUYAR'm öldürülmesi olayını Veli KUÇÜK'ün azmettirdiği anlaşılmaktadır. Fakat bu güne kadar yapılan soruşturma ve koğuşturma sürecinde Veli KUÇÜK'ün hiçbir şekilde ismi dahi geçmediği halde sadece olayı gerçekleştiren MAFYA grubu yöneticileri ve tetikçileri gerekli cezaya çarptırılmıştır. Dolayısıyla ERGENEKON TERÖR ÖRGÜTÜ kullandığı bu yöntemle hem amaçlan doğrultusunda belirledikleri kişinin öldürülmesini sağlamış, hemde talimatı veren ERGENEKON TERÖR ÖRGÜTÜ yöneticilerinin kesinlikle deşifre olmalannı engellemiştir. 02-Tüm örgütlerin faaliyetlerini sürdürebilmesi için paraya ve gelire ihtiyacı vardır. ERGENEKON TERÖR ÖRGÜTÜ de örgüte gelir temin etmek için diğer unsurlann yanında MAFİA gruplanndan da faydalanırlar, bu gruplann bir kısmı uyuşturucu kaçakçılığı yaparken bir kısmı da çek senet tahsilatı ve haraç alma gibi faaliyetlerde bulunarak örgüte gelir temin ederler. Uzun yıllardır Veli KÜÇÜK ile irtibatlı olan Sami HOŞTAN uyuşturucu kaçakçılığı suçundan Yurt dışında ve ülkemizde defalarca hapis cezası almıştır. Bu hususla ilgili Tuncay GÜNEY Sami HOŞTAN'm uyuşturucu kaçakçılığı yaptığmi Veli KUÇÜK'ün de bu şahsı koruduğunu beyan etmiştir. Aynca Tuncay GÜNEY "Veli KÜÇÜK, Korkmaz YİĞİT gibi birinden birşey almayı düşündüğünde, mafıa olarak SEDAT PEKER'i, gazeteci olarak ta kendisini şahsın üzerine saldırtarak, koparacağı şahsı sıkıştınp istediğini aldığını" söylemiştir. Bu iddianın doğruluğu ise Emin GÜRSES'in telefon konuşmalannda ve ifadesinde açıkça görülmektedir. Örgüt mensuplanndan Emin GÜRSES bir telefon konuşması ile ilgili alman ifadesinda VELİ KUÇÜK'ün Sami HOŞTAN aracılığı ile yeğenlerinden 7 Milyon Dolar haraç istediğini, kendisinin devreye girmesi sonucu olayı engellediğini ifade etmiştir. Ayrıca örgüt kamuya açık yerlerde gerçekleştirdiği toplumsal gösteri, yürüyüşü ve benzer faaliyetlerde bu MAFİA gruplannı yine amaçlan doğrultusunda kullanırlar ve bu şekilde olaylarda gerekirse toplumda huzursuzluk, kargaşa, anarşi ve terör meydana getirmek için her türlü eylemi yaptınrlar. ŞÜPHELİ SAMİ HOŞTAN'IN ERGENEKON TERÖR ÖRGÜTÜ İLE İRTİBATI Sami HOŞTAN 1947 Üsküp doğumludur, 7 yaşında iken İstanbul'a gelmiş ve askerlik hizmetinden sonra uzun yıllar İstanbul da ve Hollanda ülkesinde kumarhanecilik yapmıştır. Bu süreçte Almanya ya gittiği bir zaman uyuşturucu kaçakçılığı suçundan yakalanmış ve 38 ay tutuklu kalmıştır. Bir dönem Ömer Lütfü TOPAL ile birlikte kumarhane işleten Sami HOŞTAN 1996 yılında SUSURLUK ÇETESİ davasında yargılanmış ve hapis cezası almıştır. Aynca Sami HOŞTAN hakkında bu güne kadar; teşekkül halinde yurt dışına eroin ihraç etmek suçundan işlem yapılmıştır. Sonuç olarak Sami HOŞTAN hakkında bu güne kadar yapılan işlemlerverilen mahkeme kararlarlan, meydana gelen olaylar ve elde edilen tüm deliller Sami HOŞTAN'm çıkar amaçlı suç örgütü olduğunu ve bu güne kadar birçok eylemler gerçekleştirdiğini açıkça göstermektedir. İşte çıkar amaçlı suç örgütü olarak bilinen bu Sami HOŞTAN'm Veli KÜÇÜK ile 1986 yılından beri ilişki içersinde olduğu, bu ilişkinin Veli KÜÇÜK Edirne de görev yaptığı dönemde başlayıp bu günlere kadar devam ettiği anlaşılmaktadır. Bu ilişkiler Veli KÜÇÜK'e sorulduğunda alınan ifadesinde özetle; Sami HOŞTAN'ı 1983 yılında Edirne İl Jandarma Komutanı iken arkadaşı Mustafa BİLGİN vasıtasıyla tanıdığını, o dönemde Sami HOŞTAN'm Hollanda'da otel çalıştırdığını ve ticaret yaptığını öğrendiğini, Edirne kritik bir bölge olması nedeniyle, Sami HOŞTAN'dan hudut bölgesinde istihbarat elde edebileceğini düşündüğünü, ancak düşündüğü gibi istifade edemediğini, sonraki dönemlerde Sami HOŞTAN*ın İstanbul'da Ömer Lütfı TOPAL ile

birlikte gazino çalıştırdığını, bu gazinonun kumarhane şeklinde işletildiğini öğrenince Sami HOŞTAN'dan uzaklaştığını, fakat birkaç kez telefon görüşmesi yaptığını beyan etmiştir. Bu ilişki Sami HOŞTAN'a sorulduğunda alınan ifadesinde özetle; Veli KÜÇÜK ile 1986 yılında Edirne'de arkadaşları Enver YAYLACI ve Mustafa BİLGİN'in vasıtasıyla tanıştığını, o dönemde Veli KÜÇÜK'ün Edirne Alay Komutanı olduğunu, o dönem yurt dışında yaşadığı için Hollanda ülkesine gittiğinden uzun yıllar Veli KÜÇÜK'ü görmediğini, seneler sonra İstanbul'a geldiğinde, arkadaşı Enver YAYLACI'nm Çiftkurtlar isimli galerisinde tesadüfen Veli KÜÇÜK ile karşılaştığım Veli KÜÇÜK ile bayramlarda ve özel günlerde tebrikleşme amacıyla telefon görüşmesi yaptığını, 1,5/2 yıldır da görüşmediğini beyan etmiştir. Ayrıca Yurtdışından Türkiyeye dönüş yaptıktan sonra da 1995 yılında Ömer Lütfü TOPAL ile birlikte Shereton Gazinosunu işletmeye başladıklarını söylemiştir. Fakat ifadelerinin diğer kısımlarından ve yapılan tespitlerden aralarındaki ilişkinin hiçte bu şekilde olmadığı, uzun yıllar samimi bir şekilde belirli bir ilişkinin devam ettiği anlaşılmaktadır. Veli KÜÇÜK ifadesinde Sami HOŞTAN'ın Ömer Lütfü TOPAL ile kumar işi yaptığını öğrendikten sonra uzaklaştığını beyan ettiysede elde edilen veriler bunun böyle olmadığını açıkça göstermektedir. Sami HOŞTAN'ın beyanlarına göre Ömer Lütfü TOPAL ile ortaklıkları 1995 yılında başlamıştır. Bu ortaklıktan yaklaşık bir yıl sonra yani 28.07.1996 günü Ömer Lütfü TOPAL öldürülmüştür. Bu olaydan yaklaşık 4 ay kadar sonra da yani 3 Kasım 1996 günü Balıkesir ilindeki meşhur Susurluk kazası meydana gelmiştir. Şüpheli Veli KÜÇÜK'e Susurluk Kazası sorulduğunda ise; Olayın meydana geldiği dönemde Giresun Bölge Komutanı olduğunu, olay günü Sami HOŞTAN'ın telefonla kendisini arayarak kaza hakkında bilgi verdiğini, kazada Sedat BUCAK'm olduğunu, ayrıca ölülerinde olduğunu fakat kimin öldüğünü bilmediğini söyleyip telaşla telefonu kapattığım, bunun üzerine kendisinin önce Balıkesir İl Jandarma komutanını aradığını fakat ulaşamadığını, sonra da Balıkesir il Emniyet Müdürünü arayarak olay hakkında ayrıntılı bilgi aldığını, aldığı bilgiye göre araç içersinde bulunan Hüseyin KOCADAG ve Mehmet ÖZBAY isimli şahısların öldüğünü, Sedat BUCAK'm ise yaralandığını öğrendiğini, Emniyet Müdürüne Mehmet ÖZBAY kimlikli şahsın Abdullah ÇATLI olabileceğini söylediğini, ayrıca yaralı Sedat BUCAK'ı en yakın hastaneye kaldırmasını, zaten İstanbul dan da yardım için gelecekler olacağını söylediğini beyan etmiştir. Dolayısıyla nasıl bir ilişkidir ki Veli KÜÇÜK, kumarcılık yaptığı için uzaklaştığım söylediği Sami HOŞTAN, ülkenin gündemine bomba gibi düşen bir kaza olayını önce Veli KÜÇÜK'e haber vermiş ve Veli KÜÇÜKte aldığı haber üzerine derhal Balıkesir Emniyet Müdürünü arayarak olayla ilgili gerekli yardımı yapması konusunda girişimde bulunmuştur. Kaldı ki Kutlu SAVAŞ'in resmi belge olarak hazırlamış olduğu Susurluk raporunda Sami Hoştan'm 1996'da yedi ay içinde Veli KÜÇÜK ile tam 34 kere görüştüğü belirtilmiştir. Şüpheli Ali YASAK'a ifadesinde Sami HOŞTAN sorulduğunda; Sami HOŞTAN'ı kardeşi Mehmet YASAK'm düğününe geldiğinde tanıdığını, bayramlarda ve özel günlerde kendisi ile ara sıra telefonla görüştüğünü, 3 Kasım 1996 günü Susurluk kazası meydana geldiğinde hatırlamadığı birinin telefonla aradığını ve kazanın olduğunu söylediğini, bunun üzerine Susurluk'a gittiğini, cenazelerin alınıp Susurluk Adliyesine götürüldüğünü duyunca adliyeye gittiğini, adliyeye gittiğinde Sami HOŞTAN, Ayhan ÇARKIN ve şu an isimlerini hatırlayamadığı kalabalık bir grubun orda olduğunu beyan etmiştir. Hal böyleyken meydana gelen bir kaza sonrasında kader birliği yapan kişilerin bir araya geldikleri, olaya sahip çıktıkları, olayla ilgili anında bağlı bulundukları Veli KÜÇÜK'e bilgi vererek gerekli yardımı yapmasını istedikleri,Veli KÜÇÜK'ün de anında önce Jandarma "t ■> f -•

?44 \ - ^—

Alay Komutanını, ulaşamayınca il Emniyet Müdürünü telefonla arayarak olayı yönlendirmeye çalıştığı, dolayısıyla Veli KÜÇÜK'ün söz konusu MAFYA gruplarını susurluk kazasının meydana geldiği tarihlerden beri yönlendirdiği ve kontrol altına aldığı görülmüştür. Diğer taraftan 2007 yılı içersinde Veli KÜÇÜK ile Sami HOŞTAN'm yaptığı telefon görüşmelerinin içerikleri, aralarındaki ilişkinin halen ne şekilde ve hangi boyutlarda devam ettiğini açıkça göstermektedir. 16.11.2007 günü saat : 12.46'de Veli KÜÇÜK ile Sami HOŞTAN arasındaki telefon görüşmesinde özetle; Veli'nin "Valla özledim bende. Köye gidiyorum yoldayım şuanda. İzmit'teyim." dediği, Sami'nin "Köye gidiyosun ne zaman... pazar salı Çarşamba." "Çarşamba günü, benim bi arkadaşım var. Onunla beraber seni ziyarete gelecem. Bu Azerbeycan'da bize bişeyîer ... senden fikir alalım da ondan sonra." dediği Veli'nin ise "Ya ben Kazakistan'daydım yeni geldim." "He Kazakistan'dan bir sürü bana teklifler yaptılar." "Bir sürü projeler verdiler. Ordaki tanıdığım, şeyler devletin yetkilileri var orda." dediği, Sami'nin "...Sapancalı Adnan diye bir arkadaşım var. Onun ... yurtdışında da işleri var tekstil işleri var." dediği Veli'nin "Tamam. Ben ne gerekirse yardımcı olurum." dediği, 22.11.2007 günü saat : 14.42'de Sami HOŞTAN ile Veli KÜÇÜK arasındaki telefon görüşmesinde özetle; Veli KÜÇÜK'ün "Çarşamba günü şey yapacaktık ta yoktum orda bir sürü sıkıntılarımız oldu...onunla uğraşıyordum" dediği, Sami HOŞTAN'm "Valla paşam hep oluyo ne nedir bu sıkıntı" dediği Veli KÜÇÜK'ün "Ne olacak bilmiyorum ya" dediği, Sami HOŞTAN'm "Fakat paşam biz .... ne iş yaptıysak kaybettik" dediği Veli KÜÇÜK'ün "...para kazananlar kim biliyor musun devletten çalanlar çırpanlar teşvik alanlar" dediği, Sami HOŞTAN'm "bi işlere girdim Bir buçuk milyon dolar gitti bide 600 bin dolar da borçlandım paşam" "... o .. sattım bi iş hanım vardı ya benim Güneşlide oda gitti yani bi bi tersliktir gidiyor paşam" dediği Veli KÜÇÜK'ün "Bi oturalım bi konuşalım ne yapacaz ne edecez ya bi bakalım hele" "... kafanı bozma dur bakayım" "Ben hurdayım bi görüşelim bi oturalım bi konuşalım ..." dediği anlaşılmıştır. Bu noktaya kadar Veli KÜÇÜK ile Sami HOŞTAN arasındaki ilişki kısaca anlatıldı, bundan sonraki süreçte de Sami HOŞTAN'm "Ulusal Mafya Liderliği" ve diğer MAFYA grupları ile olan ilişkileri anlatılacaktır. Bu güne kadar suç örgütlerine yönelik yapılan soruşturmalarda, hemen hemen birçok suç örgütü liderinin Sami HOŞTAN'a abi diye hitap ettiği, saygı duyduğu, suç örgütleri arasında yaşanan problemleri Sami HOŞTAN'a getirdikleri ve Sami'nin hakemlik yaparak çözüm ürettiği, kısaca Sami HOŞTAN'm yeraltı dünyasında ciddi etkinliğinin olduğu, bu nedenle Veli KÜÇÜK'ün diğer MAFYA gruplarını Sami HOŞTAN üzerinden kontrol ettiği ve yönlendirdiği değerlendirilmektedir. Şimdi de bu hususla ilgili deliller anlatılacaktır. Sami HOŞTAN gazeteci Uğur DÜNDAR ile yaptığı bir telefon görüşmesinde, Uğur DÜNDAR'm Susurluk çetesi tarafından öldürüleceğini yönünde haberler çıktığını sorması üzerine, Sami HOŞTAN'm bunu kabul etmeyerek "Ben bu insanlarla beraber tam 15 sene beraberim, iç içe ve hala bu insanlar benim yanımdalar" "...birgün sizin isminiz zikredilmedi" dediği, başka bir görüşmede Ayhan ÇARAKIN'm dan mağduriyet yaşadığını anlatan bir bayana da "Ya bu benim kontrolümdeki bir adam, benden habersiz bişey olmaz ya, zaten böyle şeyler yapmaz" diyerek etrafındaki suç örgütü yapılanmasını açıkça ifade ettiği, etrafındaki adamların yada suç örgütlerinin kendisinin bilgisi olmadan hareket etmeyeceğini söylediği anlaşılmaktadır. Diğer taraftan da sanki bir dönem Uğur DÜNDAR'm iddia ettiği şeklinde olayları gerçekleştirdiklerini de ifade ettiği anlaşılmaktadır. Sami HOŞTAN başka bir telefon görüşmesinde " "...birileri birbirlerini öldürmüşlerdi de İKİ TARAFI DA BARIŞTIRDlM DA çiftliğe getirdim yemek veriyorum" "...şimdi avukatlarını da çağırdım ifade bifeyîer yapsınlar yani" diyerek iki

grup arasındaki anlaşmazlık ve problemde hakemlik yaptığını ifade ettiği, başka bir telefon görüşmesinde de x şahsın "Hani sen birde bana bi söz vermiştin Hüsrevi okşayacaktın" dediği, SAMİ'nin de "Aaa Hüsrevi okşamaktan başka bir şeyler yapıldı" "Anlatırım geldiğin zaman" dediği, böylelikle birilerinin cezalandırılmasını isteyen kişilerinde Sami HOŞTAN'a başvurduğu, dolayısıyla bu verilerin Sami'nin yeraltı dünyasındaki etkinliğini ve "Ulusal Mafya liderliğini" açıkça gösterdiği anlaşılmaktadır. Bu güne kadar bölgesel, ulusal ve uluslar arası düzeyde faaliyet gösteren suç örgütlerinden Sedat PEKER, Yaşar ÖZ, Ali YASAK, Sedat ŞAHİN, Ayhan ÇARKIN, Burhanettin SARAL ve Orhan KALKUZ gibi suç örgütleri hakkında soruşturmalar yapılmıştır. Elde edilen delilerden de bu suç örgütlerinin Sami HOŞTAN ile ilişki içersinde oldukları, birçoğunun Sami'ye abi diye hitap ederek saygı duyduğu, yaşadıkları olumsuzları paylaştıkları görülmüştür. Şimdi de bu suç örgütlerinin Sami HOŞTAN ile ilişkilerini ve davranış şekillerini gösterir iletişim tespit tutanakları belirtilecektir. Şüpheli SEBAT PEKER ile İRTİBATI Şüpheli Sami HOŞTAN alınan ifadesinde; Sedat PEKER'i tanımadığını beyan etmesine rağmen, Şüpheli Sedat PEKER alınan ifadesinde; Veli KÜÇÜK ile Sami HOŞTAN'm tanıştığını bildiğini, bazen muhabbetinin olduğunu, Sami HOŞTAN ile telefonda, Korkut EKEN hakkında konuştuğunu hatırladığını, ancak konuşmanın içeriğini hatırlayamadığını beyan etmiştir. ., 21.07.2004 günü saat : 18.39 sıralarında Sedat PEKER ile Sami HOŞTAN'm yaptıkları telefon görüşmesinde özetle; S.HOŞTAN' m "kardeş nassın" dediği, S.PEKER' in "teşekkürler ...saygı sunarım siz nassınız SAMİ ABİ" dedikten sonra Korkut EKEN ve Mehmet AĞAR ile ilgili konuştukları, S.PEKER' in "ben benim kardeşime de diyorum ki SAMİ ABİ..." "...SAMİ ABİ işte falanca kez adama on sene evvel Korkut EKEN bana demişti ki. ...Filanca kez adamı ara..." "150 Bin dolan ben vermiştim, O otoparkı alırken on SAMİ ABİ" dediği, S.HOŞTAN' m "...Bu anlattığın şeyler hiç bişey diğil" dediği, S.PEKER' in "...Ben VELİ PAŞAYLA Korkut abiyi barıştırmak, Yavuz ATAÇ'ı, Hepsine uğraştım. VELİ ABİYE gidiyorum, abi diyorum Korkut EKEN böyle böyle. Ya diyoduki bana boşver filan. Be diyodum abi böyle böyle sonra Korkut EKEN'e anlatıyodum. Sonra onları barıştırdım. Ertesi gün abi bi konu oldu. Yavuz ATAÇ bana dediki. Diyo Veli KÜÇÜK benim için şöyle yapmış, böyle yapmış. Veli Abiyi aradım. Dediki ya ben böyle bişey yapmadım ama sana söylemedim mi dedi..." dediği, S.HOŞTAN' m "Bize de zamanında ne söyledi biliyo musun? Bunu bize de, rahmetliyle bana da söyledi. VELİ PAŞA bana da söyledi. Rahmetliye de söyledi yani yani..." dediği, S.PEKER' in "Abi Ayhan beyfendi demişki benim ismimin mafya babası olan SEDAT PEKER'LE beraber anılmasından üzüntü duyuyorum demiş ya böyle" dediği, S.HOŞTAN'm "Kim demiş" dediği, S.PEKER' in"Ayhan ÇARKIN" dediği, S.HOŞTAN' m "bi bakim simdik anladım ben bunu o kim sana sonra dönücem tamam mı kardeşim" dediği, S.PEKER' in "tamam ABİ haber bekliyorum sizden" dediği, Tape:1173 da kayıtlı, 15.07.2004 günü saat:16.30 sıralarında Sedat PEKER ile Atilla YILDIRIM' m yaptıkları telefon görüşmesinde özetle; A.YILDIRIM'm "bu Halil abi aradı Halil BAYINDIR" "BİDA VANLI Vural aradı bizim Vanlı Vural var Ankara da" "Onlar Güneydoğu ...ayarlamışlar sen gel" "kendi delegelerini memleketlerinin hepsini" dediği, aralarında bir süre Korkut EKEN' in kuracağı Milli yol ve Ayhan ÇARKIN' dan bahsettikten sonra S.PEKER' in "yani onu arıyacam, SAMİ ABİYİ arıyacam eCDadımn amma koydumun ibneye cezaevinde para getirmiştim cezaevinde yattıkları bütün her şeyi hazırlamıştık sonra savcıyı yaktılar cevazevi savcısını" dediği, ,~ ^


  • 07.05.2004 günü saat:01.53 sıralarında Sedat PEKER ile Sami HOŞTAN' m yaptıklan telefon görüşmesinde özetle;

S.PEKER'in "alo" dediği, S.HOŞTAN' m "kardeş neaaber" dediği, S.PEKER' in "ABİ teşekkür eder saygılar sunarım siz nasılsınız" "...gene bi organizasyon varmış, filmler kurmuşlar benle ilgili" "...olgun bana bi tane bi kağıt gösterdi" "siz bi yerde casino da kumar oynarken alınmışsınız ya ABİ" "o casino da alındığınızda burada birisimi yakalanmış büyük silahla neymiş" dediği, S.HOŞTAN'm "KELEŞ vardı bi tane" dediği, S.PEKER' in "işte o çocuktan da böyle bi ifade almışlar, işte diyorki ifadede de, ifade dedim resmi ifade değil yazı almışlar" "çok para alırdı, işte bu eylem yapacaktı filan" "ABİ buu buu ne oluyo yani bunun anlamı ne ABİ ben çıkaramadım, siz benim büyüğümsünüz" dediği, S.HOŞTAN' m "...birden bire şimdi organize geldi yok bilmem neler bizim..