Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Hakkında Kanun

Vikikaynak sitesinden
Atla: kullan, ara
Nuvola apps kate.png
Bu kütüphane maddesinin biçim olarak VikiKaynak standartlarına ulaşması için elden geçirilmesi gerekmektedir.

Düzenleme yapıldıktan sonra bu açıklama silinmelidir.


Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Hakkında Kanun
Kanunlar Kanun Numarası: 353
Kabul Tarihi: 25/10/1963
Resmî Gazete Tarihi ve No: 26/10/1963 - 11541 Mükerrer


NOT : Bu Kanunda geçen "ilk tahkikat" ibaresi 04/06/1985 tarih ve 3206 sayılı Kanunun 83 üncü maddesi ile "hazırlık tahkikatı" olarak değiştirilmiştir.

BİRİNCİ KISIM: Genel Esaslar[düzenle]

BİRİNCİ BÖLÜM[düzenle]

Kuruluş:

Madde 1 - (Değişik fıkra: 21/01/1981-2376/1 md.) Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanacak askeri mahkemeler; kolordu, ordu, (deniz ve havada eşidi) ve kuvvet komutanlıkları ile Genelkurmay Başkanlığı nezdinde Milli Savunma Bakanlığınca kurulur.

Kuvvet Komutanlıklarının yapacakları teklif veya Genelkurmay Başkanlığının, doğrudan doğruya göstereceği lüzum üzerine, diğer kıta komutanlıkları veya askeri kurum amirlikleri nezdinde de Milli Savunma Bakanlığınca askeri mahkeme kurulabilir ve aynı yolla kaldırılabilir.

Bir garnizonda aynı Kuvvetten nezdinde askeri mahkeme kurulması gereken birden fazla kıta komutanlığı bulunursa Genelkurmay Başkanlığının uygun göreceği bir kıta komutanlığı nezdinde Milli Savunma Bakanlığınca yeteri kadar askeri mahkeme kurulması ile yetinilebilir.

Askeri Ceza Kanununun 55, 56, 57, 58 ve 59 uncu maddeleri ile 148 inci maddesinin (B) fıkrasında yazılı suçları işliyenlerin yargılanmaları Milli Savunma Bakanlığının önceden tesbit ve Resmi Gazete ile yayınlayacağı askeri mahkemelerde yapılır.

Mahkeme kuruluşu:

Madde 2 - Askeri mahkemeler iki askeri hakim ve bir subay üyeden kurulur. Ancak Genelkurmay Başkanlığı nezdindeki askeri mahkeme, general ve amiralleri yargıladığı zaman üç askeri hakim ile iki general veya amiralden kurulur.

(Ek fıkra: 16/10/1981 - 2538/1 md.) 200 ve daha fazla sanık hakkında açılan davalarda askeri mahkeme dört hakim ve bir subay üyeden kurulur. Duruşma sonuçlanıncaya kadar birleştirme veya başka nedenlerle sanık sayısının 200 veya daha fazla miktara ulaştığı davalarda da bu hüküm uygulanır. Ancak, duruşma sonuçlanıncaya kadar görülmekte olan davadaki sanık sayısının bu miktardan aşağı düşmesi halinde, askeri mahkeme kuruluşunda değişiklik yapılamaz.

Askeri mahkeme kurulunda bulunanların en kıdemlisi mahkeme başkanlığı görevini yapar.

Subay üyelerin nitelikleri:

Madde 3 - Askeri mahkemelerde bulunacak subay üyelerin, en az yüzbaşı rütbesinde muharip sınıftan bulunmaları, sanığın astı ve yargılama süresince en yakın amiri olmamaları ve taksirli suçlar hariç, bir cürüm ile hükümlü bulunmamaları şarttır.

Savaşta esir edilen subayların yargılanmalarında rütbeleri imkan nispetinde gözetilir.

Subay üyelerin Seçimi:

Madde 4 - Subay üyeler ile yedekleri, nezdinde askeri mahkeme kurulan komutan veya askeri kurum amiri tarafından her yılın Aralık ayında o mahkemenin yetkisine giren birlik ve kurum mensupları arasından bir yıl süre ile değiştirilmemek üzere seçilir.

Bunların görevlerini yapmalarına sürekli engeller çıktığında yerlerine başkaları seçilebilir.

Kanunda yazılı nitelikte subay üye bulunamaması:

Madde 5 - Kanunda yazılı nitelikte subay üye yoksa veya mevcut olanların görevlerini yapmalarına kanuni engeller bulunursa, nezdinde askeri mahkeme kurulan kıta komutanı veya askeri kurum amiri uygun nitelikte subay üyenin seçimi için en yakın kıta komutanına veya askeri kurum amirine başvurur. Buna rağmen uygun nitelikte subay üye bulunmazsa, en yüksek komuta makamından itibaren sıra ile aşağı derecelerdeki komuta mevkilerinde bulunan subaylar üye olarak görevlendirilirler.

Askeri savcılık:

Madde 6 - (Değişik madde: 08/06/1972 - 1596/1 md.)

Nezdinde askeri mahkeme kurulan her kıta komutanı veya askeri kurum amirinin refakatinde bir askeri savcı ile yeteri kadar askeri savcı, yardımcı olarak bulunur.

Aynı komutanlık nezdinde birden fazla askeri mahkeme kurulduğu takdirde bir askeri savcılık teşkilatı ile yetinilebilir.

Kalem kuruluşu:

Madde 7 - Askeri mahkemeler ile askeri savcılıklarda birer kalem teşkilatı kurulur. Her kalem teşkilatında birer başkatip ile yeteri kadar katip bulunur. Ayrıca lüzum halinde er, erbaş ve astsubaylar veya sıkıyönetim ve savaş halinde subaylar kalemlerde görevlendirilebilirler.

Kalem teşkilatının ve personelinin görev ve sorumlulukları bir yönetmelikle düzenlenir.

Nezdinde askeri mahkeme kurulan kıta komutanı ve askeri kurum amiri:

Madde 8 - (Değişik madde: 08/06/1972 - 1596/1 md.)

Nezdinde askeri mahkeme kurulan kıta komutanı veya askeri kurum amiri bir suçun işlendiğini öğrendiklerinde refakatlerindeki askeri savcıya soruşturma açtırır ve yapılmakta olan soruşturma hakkında askeri savcıdan her zaman bilgi isteyebilirler.

Nezdinde askeri mahkeme kurulan kıta komutanı veya askeri kurum amirlerinin refakatlerindeki adli müşavirler, bu yetkinin kullanılmasında bu komutan ve askeri kurum amirlerinin yardımcısıdırlar ve kanun yollarına başvurmada adı geçen komutan ve askeri kurum amirleri adına ilgili soruşturma ve dava dosyalarını incelemeye yetkilidirler.

Adli müşavirler, aynı zamanda refakatlerinde bulundukları, nezdinde askeri mahkeme kurulan kıta komutanı veya askeri kurum amirlerinin hukuk işlerinde de yardımcısıdırlar.

Kıta komutanının ve askeri kurum amirinin kanuni ve şahsi engelleri yetkilerinin kullanılmasına imkan vermez ise bu yetkiler kanuni vekillerine geçer.

(Değişik fıkra: 12/06/2003 - 4893 S.K./1. md.)(*) Teşkilatında askeri mahkeme kurulan kıt'a komutanı veya askeri kurum amiri, subay ve astsubayların işledikleri suçlar dışında, diğer kişilerin işledikleri suçlara ait suç evrakını, soruşturma yapılması istemiyle askeri savcılığa göndermek üzere askeri hakim sınıfından olan adli müşavirlere yazılı yetki verebilir. Yetki verilen konularda kıt'a komutanı veya kurum amirine tanınan kanuni yetkiler adli müşavirler tarafından kullanılır.


NOT : (*) 12/06/2003 kabul tarihli, 17/06/2003 tarih ve 25141 sayılı R.G.de yayımlanan 4893 sayılı Kanunun 1. maddesi ile değiştirilen fıkra için Tarihçeye bakınız.


TARİHÇE : 1 - 12/06/2003 kabul tarihli, 17/06/2003 tarih ve 25141 sayılı R.G.de yayımlanan 4893 sayılı Kanunun 1. maddesi ile değiştirilen fıkra metni: (Değişik fıkra: 09/10/1996 - 4191/1 md.) Teşkilatında askeri mahkeme kurulan kıt'a komutanı veya askeri kurum amiri, subay ve astsubayların işledikleri suçlar dışında askeri kişilerin işledikleri suçlara ait suç evrakını, soruşturma yapılması istemiyle askeri savcılığa göndermek üzere askeri hakim sınıfından olan adli müşavirlere yazılı yetki verebilir. Yetki verilen konularda kıt'a komutanı veya kurum amirine tanınan kanuni yetkiler adli müşavirler tarafından kullanılır.


İKİNCİ BÖLÜM: Askeri Mahkemelerin Görevleri[düzenle]

Genel görev:

Madde 9 - Askeri mahkemeler kanunlarda aksi yazılı olmadıkça, asker kişilerin askeri olan suçları ile bunların asker kişiler aleyhine veya askeri mahallerde yahut askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevlidirler.

Asker kişiler:

Madde 10 - (Değişik madde: 08/06/1972 - 1596/1 md.)

Bu Kanunun uygulanmasında aşağıda yazılı olanlar asker kişi sayılırlar:

A) Muvazzaf askerler: Subaylar, askeri memurlar, askeri öğrenciler, astsubaylar, erbaşlar ve erler.

B) Yedek askerler (Askeri hizmette bulundukları sürece),

C) Milli Savunma Bakanlığı veya Türk Silahlı Kuvvetleri kadro ve kuruluşlarında çalışan sivil personel,

D) Askeri işyerlerinde çalışan ve İş Kanununa tabi bulunan işçiler,

E) Rızası ile Türk Silahlı Kuvvetlerine katılanlar,

F) Askeri yargı organlarınca tutuklanmış veya hapsedilmiş veya askeri makamlarca muhafaza altına alınmış veya gözaltı edilmiş kişiler.

Asker olmayan kişilerin askeri mahkemelerde yargılanmaları:

Madde 11 - (Değişik madde: 08/06/1972 - 1596/1 md.)

Askeri mahkemeler, asker olmayan kişilerin aşağıda yazılı suçlarına ilişkin davalarına bakarlar.

A) (Değişik bent: 09/10/1996 - 4191/2 md.) Askeri Ceza Kanununun 55, 56, 57, 58, 59, 63, 64, 81, 93, 94, 95, 100, 101 ve 102 nci maddelerinde yazılı suçlar;

B) Birinci askeri yasak bölgeler içinde veya nöbet yerlerinde karakollarda kışla ve karargahlarda, askeri kurumlarda, yerleşme ve konaklama amacıyla kullanılan bina ve mahaller içinde askerlere fiilen taarruzda bulunan, söven veya hakaret eden veyahut askerlik görevine ilişkin işleri yapmaya veya yapmamaya zorlamak için şiddet ve tehdide başvuranların Türk Ceza Kanununun bu fiillere ilişkin 188,190, 191, 254, 255, 256, 257, 258, 260, 266, 267, 268, 269, 271, 272 ve 273 üncü maddelerinde gösterilen suçları;

C) Nöbetçi, devriye, karakol, inzibat, askeri trafik, kolluk veya kurtarma ve yardım görevi yapan askerlere (Umumi emniyet ve asayişi korumaya ilişkin önleyici ve adli zabıta görevlerini ifa ettikleri sırada jandarma subay, astsubay, erbaş ve erleri hariç) karşı bu görevleri yaptıkları sırada işlenen yukarıdaki (B) fıkrasında yazılı suçlar;

D) (İptal: Anayasa Mahkemesi’nin 14/02/1978 Tarihli ve E. 1977/130, K. 1978/13 sayılı kararı ile.)

E) Diğer kanunlar ile askeri mahkemelerde yargılamaları öngörülen suçlar.

(Ek fıkra: 30/07/2003 - 4963 S.K./6. md.) Askeri Ceza Kanununun 58 inci maddesinde yazılı suçların, barış zamanında asker olmayan kişiler tarafından işlenmesi halinde, bu suçlara ilişkin davalar askeri mahkemelerde görülmez.

Müşterek suçlar:

Madde 12 - Askeri mahkemelere ve adliye mahkemelerine tabi kişiler tarafından bir suçun müştereken işlenmesi halinde eğer suç Askeri Ceza Kanununda yazılı bir suç ise sanıkların yargılanmaları askeri mahkemelere; eğer suç Askeri Ceza Kanununda yazılı olmıyan bir suç ise adliye mahkemelerine aittir.

Askeri mahkemelere ve adliye mahkemelerine tabi iki suç işlenmesi halinde yargılama önceliği:

Madde 13 - Bir kişi hakkında askeri mahkemelerin görevli olduğu bir suç ile adliye mahkemelerine ait diğer bir suçtan dolayı aynı zamanda kovuşturmaya başlanmış olursa, sanık önce askeri suçtan dolayı askeri mahkemede sonra da adliye mahkemesine ait suçtan adliye mahkemesinde yargılanır.

Askeri mahkemeler bu durumlarda yargılamayı ivedilikle sonuçlandırırlar ve diğer suçla ilişkin davaya bakan adliye mahkemesi de cezaların içtimaına ait kuralları uygular.

Savaş halinde askeri mahkemenin görevi:

Madde 14 - Askeri mahkemeler Savaş halinde aşağıda yazılı davalara bakarlar:

A) Asker kişilerin işledikleri suçlara ait bütün davalar,

B) Asker kişilerle müştereken suç işliyen sivil kişilere ait davalar,

C) Muharip Türk Silahlı Kuvvetleri nezdinde bulunmalarına izin verilmiş olan yabancı askerlerin işledikleri suçlara ait bütün davalar, (Türkiye Cumhuriyeti Hükümetince özel bir andlaşma yapılmamış ise),

D) Savaşta esir edilenlerin işledikleri suçlara ait bütün davalar,

E) Adliye mahkemelerinin bulunmadığı savaş bölgelerinde işlenmiş suçlara ait bütün davalar,

F) Bir hizmet veya sözleşme ve yüklenme veya her hangi bir sebep ve suretle muharip Türk Silahlı Kuvvetleri nezdinde bulunan veya Türk Silahlı Kuvvetlerini takibeden kişiler ile Türk Silahlı Kuvvetleri nezdinde bulunmasına izin verilmiş olan yabancı askerlerin yanlarında bulunan kişiler tarafından işlenen Askeri Ceza Kanununda yazılı askeri suçlara ait davalar,

G) Askeri Ceza Kanununun 75,78,80,124,125 ve 127 nci maddelerinde yazılı suçlara ait davalar,

H) İlan olunan harekat bölgesinde her sınıftan subay, askeri memur, astsubay, erbaş ve erlere karşı Askeri Ceza Kanununun 90 ve 91 inci maddelerinde yazılı suçları işliyenlere ait davalar.

General ve amirallerin yargılanması:

Madde 15 - General ve amirallerin askeri mahkemelere tabi suçlarından dolayı yargılanmaları Genelkurmay Başkanlığı nezdinde kurulan askeri mahkemede yapılır.

İstirdat ve tazminat davalarında yetki:

Madde 16 - Suçlardan doğan istirdat ve tazminat davalarına kamu davaları ile birlikte askeri mahkemelerde bakılır.

Askeri savcılar Hazineye ilişkin zararları tesbit ve iddianameye yazarak askeri mahkemelerde kovuşturmak ve dava etmekle yükümlüdürler.

Ancak, askeri mahkemelerde kamu davasının kovuşturulmasına imkan kalmıyarak davanın adliye mahkemelerinde görülmesi gerektiği hallerde Devlet hakları özel kanuna göre kovuşturulur.

Askeri mahkemelerde yargılamayı gerektiren ilginin kesilmesi:

Madde 17 - (Değişik madde: 09/10/1996 - 4191/3 md.)

Askeri mahkemelerde yargılamayı gerektiren ilginin kesilmesi, daha önce işlenen suçlara ait davalara bu mahkemelerin bakma görevini değiştirmez. Ancak suçun; askeri bir suç olmaması, askeri bir suça bağlı bulunmaması (...)(*) halinde askeri mahkemenin görevi sona erer.

NOT : (*) Anayasa Mahkemesinin 01/07/1998 tarih ve E. 96/74, K. 98/45 sayılı kararı (R.G.: 11/03/2000 - 23990) ile iptal edilen ibare için Tarihçeye bakınız.


TARİHÇE : 1 - Anayasa Mahkemesinin 01/07/1998 tarih ve E. 96/74, K. 98/45 sayılı kararı ile iptal edilen ibare metni: "ve sanık hakkında kamu davası açılmamış olması"

Bağlı suçlar:

Madde 18 - Bir kimse birkaç suçtan sanık olur veya bir suçta ne sıfatla olursa olsun birkaç sanık bulunursa bağlılık var sayılır.

Görev kararı:

Madde 19 - Askeri mahkemeler davaya bakmaya görevli olup olmadıklarına yargılamanın her safhasında karar verebilirler.

Davaların geri bırakılması:

Madde 20 - Muvazzaf ve yedek er ve erbaşların ve yedek subay ve yedek askeri memurların askere girmeden veya silah altına çağrılmadan önce işledikleri yukarı haddi bir yıla kadar şahsi hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren suçlara ait davalarda ilk ve son soruşturma işlemleri askerliklerini bitirmelerine kadar geri bırakılır.

Askerlikten tard ve ihracı gerektiren suçlardan sanık yedeksubay, yedek askeri memur ve yedek astsubaylar hakkında bu hüküm uygulanmaz.

Yedek asker kişiler askeri hizmet esnasında sadece Türk Ceza Kanununa veya diğer ceza kanunlarına aykırı eylemlerinden dolayı askerliklerini bitirmelerinden sonra adliye mahkemelerine verilebilirler.

Savaş halinde, silah altında bulunan veya silah altına çağrılan bütün asker kişiler aleyhine adliye mahkemelerinde kovuşturma yapılacak suçlardan hapis ve aşağı haddi beş sene ve daha ziyade hapis cezasını gerektirenler müstesna olmak üzere, sanık bulundukları diğer suçlara ait davalarda ilk ve son soruşturma işlemleri barışa veya askerliklerinin bitimine kadar geri bırakılır.(*)

Savaş halinde bütün asker kişilerin askeri mahkemeye tabi suçları için yapılacak soruşturmada aşağıda yazılı suçlar hariç olmak üzere hazırlık soruşturması ve duruşma işlemleri barışa veya askerliklerinin bitimine kadar geri bırakılır. Ancak nezdinde askeri mahkeme kurulan kıta komutanı veya askeri kurum amiri askeri menfaat ve zorunluklar karşısında geri bırakma hükümlerinin uygulanmamasını askeri savcıdan istiyebilir.

A) Hapis ve aşağı haddi beş sene ve daha ziyade hapis cezasını gerektiren suçlar,(*)

B) Askeri Ceza Kanununun 3 üncü babının birinci, üçüncü (63/1, 76, 77 nci maddeleri hariç), dördüncü, beşinci (82, 83, 84, 95 inci maddeleri hariç), yedinci fasıllarında yazılı suçlar,

C) Askeri Ceza Kanununun 130, 131, 137 ve 152 nci maddelerinde yazılı suçlar Geri bırakma süresi içinde zamanaşımı işlemez.

NOT : (*) 04/11/2004 kabul tarihli, 13/11/2004 tarih ve 25642 sayılı R.G.de yayımlanan 5252 sayılı Kanunun 6. maddesi ile Kanunlardaki "ağır hapis" cezaları "hapis" cezasına dönüştürülmüştür.


ÜÇÜNCÜ BÖLÜM: Askeri Mahkemelerin Yetkisi[düzenle]

Genel olarak yetki:

Madde 21 - Askeri mahkemelerin yetkisi, nezdinde askeri mahkeme kurulan kıta komutanı veya askeri kurum amirinin kadro ve kuruluş itibariyle emirleri altında bulunan kişiler ile adli bakımdan kendisine bağlanmış birlik veya askeri kurum mensupları hakkında caridir.

(Ek fıkra: 09/10/1996 - 4191/4 md.) Asker olmayan kişilerin asker kişilerle müştereken işledikleri suçlarda yetkili askeri mahkeme, asker kişiler yönünden yetkili olan askeri mahkemedir. Asker olmayan kişilerin askeri mahkemelerde yargılanmalarını gerektiren diğer suçlarda ise, suçun işlendiği yere en yakın askeri mahkeme yetkilidir. Suçun işlendiği yer belli değil ise, yetkili askeri mahkeme Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununda gösterilen usullere göre tayin edilir.(*)

(Ek fıkra: 09/10/1996 - 4191/4 md.) Saklı, yoklama kaçağı ve bakaya suçlarından sanık erbaş ve erler ile sevk edildiği eğitim merkezine zamanında katılmamak suretiyle bakaya suçu işleyen yedek subay adayları, eğitimlerini takiben verildikleri birlik veya kurumların tabi oldukları askeri mahkemede yargılanırlar.

(Ek fıkra: 09/10/1996 - 4191/4 md.) Saklı, yoklama kaçağı veya bakaya suçlarından sanık yedek subay aday adayları ile askerlik hizmetini döviz veya bedel ödemek suretiyle yerine getirmiş sayılanlar ise, kayıtlı bulundukları askerlik şubelerinin tabi olduğu askeri mahkemede yargılanırlar.

NOT : (*) 31/03/2005 tarih ve 25772 mükerrer sayılı R.G.de yayımlanan, 23/03/2005 kabul tarihli ve 5320 sayılı kanunun 3. maddesi gereğince mevzuatta 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununa yapılan yollamalar, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanuna yapılmış sayılır.


Özel yetki:

Madde 22 - Bir askeri mahkemenin yetkisine tabi olup da kadro ve kuruluş itibariyle hangi askeri mahkemenin yetkisine girdikleri belli olmıyan kişiler, bölgesinde bulundukları veya suçu işledikleri yerdeki askeri birlik veya kurumun bağlı bulunduğu askeri mahkemenin yetkisine tabidirler.

Yetkili askeri mahkemeler birden fazla olduğu takdirde sanığı yakalıyan veya soruşturma yapılmasını daha önce istiyen kıta komutanı veya askeri kurum amirinin nezdinde kurulan askeri mahkeme yetkilidir.

Geçici görevlendirmede yetki:

Madde 23 - (Değişik madde: 09/10/1996 - 4191/5 md.)

Bir askeri birlik veya kurumda geçici olarak görevlendirilen veya harekat komutasına verilen asker kişiler, bu görevlerinin devamı süresince, geçici olarak görevlendirildikleri veya harekat komutasına verildikleri askeri birlik veya kurumun bağlı bulunduğu askeri mahkemenin yetkisine tabidirler.

Yabancı memleketlerde işlenen suçlarda yetki:

Madde 24 - Asker kişiler tarafından yabancı memleketlerde Türk askeri kıtalarında veya diğer resmi görevler esnasında veya esir karargahlarında işlenen ve Türkiye’de askeri mahkemede kovuşturulması gereken suçlarda yetki, bundan önceki maddelere göre tayin edilir. Bununla beraber soruşturmayı istiyen komutan veya askeri kurum amiri ile askeri savcının veyahut sanığın istemi üzerine Askeri Yargıtay suçun işlendiği yere daha yakın olan bir askeri mahkemeye yetki verebilir.

Savaş hükümlerinin uygulanacağı bölgelerde yetki:

Madde 25 - Savaş hükümlerinin uygulanacağı ilan edilen bölgelerdeki bütün asker kişiler o bölge komutanının nezdindeki askeri mahkemeye tabi olurlar.

Yetki genişletilmesi ve daraltılması:

Madde 26 - Askeri mahkemelerin yetkileri, Kuvvet Komutanlıklarının gösterecekleri ihtiyaç üzerine veya doğrudan doğruya Genelkurmay Başkanlığının göstereceği lüzuma göre Milli Savunma Bakanlığınca genişletilip daraltılabilir.

Birden fazla suçlarda yetki:

Madde 27 - (Değişik madde: 11/08/1983 - 2875/1 md.)

Bir kimse birden çok askeri mahkemenin yetkisine giren, birden fazla suçtan sanık olursa veya bir suçta birkaç sanık bulunur ve bunlar birden fazla askeri mahkemenin yetkisine tabi olursa; askeri mahkemeler arasındaki uyuşma üzerine bu davaların hepsine veya bir kısmına bu askeri mahkemelerden birinde birleştirilerek bakılabilir.

Askeri mahkemeler uzlaşamazlar ise nezdinde askeri mahkeme kurulan kıt’a komutanı veya askeri kurum amiri veya askeri savcılardan birinin istemi üzerine Askeri Yargıtay tarafından, davalara bakacak askeri mahkeme tayin olunur.

Birden fazla mahkemeye tabi sanıklar hakkında yetki:

Madde 28 - Bir suçta birkaç sanık bulunur ve bunlar birden fazla askeri mahkeme yetkisine tabi olursa ilgili askeri savcılar hepsi hakkında soruşturmanın hangi askeri savcılık tarafından yapılacağını kararlaştırırlar. Uzlaşamazlar ise, soruşturmayı yapacak savcılığı Milli Savunma Bakanlığı tayin eder.

Birleştirilerek yapılan soruşturma sonunda sanıkların hepsi hakkında dava, soruşturmayı yapan askeri savcının nezdinde bulunduğu askeri mahkemede açılabilir.

Sanıklardan biri hakkında evvelden dava açılmış ise askeri savcılardan birinin istemi üzerine Askeri Yargıtay tarafından bütün sanıkların davasına bakacak askeri mahkeme tayin olunur.

Davanın nakli:

Madde 29 - Soruşturmanın mahallinde yapılması Türk Silahlı Kuvvetlerinin emniyeti veya askeri disiplinin korunması bakımından mahzurlu olursa nezdinde askeri mahkeme kurulan komutan veya askeri kurum amirinin teklifine binaen veya doğrudan doğruya Milli Savunma Bakanlığınca yapılacak talep üzerine Askeri Yargıtay davanın başka bir yerde bulunan askeri mahkemeye nakline karar verebilir.

Duruşmanın mahallinde yapılması Türk Silahlı Kuvvetlerinin emniyeti veya askeri disiplinin korunması bakımından mahzurlu görülürse, askeri savcının talebetmesi şartiyle askeri mahkemenin vereceği karar üzerine Askeri Yargıtayca davanın başka bir yerde bulunan askeri mahkemeye nakline karar verilebilir.

Askeri mahkeme hukuki veya fiili sebeplerden dolayı yargı görevini yapamıyacak halde bulunursa nezdinde askeri mahkeme kurulan komutan veya askeri kurum amirinin veya tarafların talebi üzerine Askeri Yargıtay davanın başka bir yerde bulunan askeri mahkemeye nakline karar verir.

Olumlu yetki uyuşmazlığı:

Madde 30 - Askeri mahkemeler arasında çıkan olumlu yetki uyuşmazlıklarını Askeri Yargıtay çözümler.

Olumsuz yetki uyuşmazlığı:

Madde 31 - Birkaç askeri mahkeme arasında yetki hususunda olumsuz uyuşmazlık çıkar ve yetkisizlik kararları aleyhine kanun yollarına başvurma imkanı kalmamış bulunursa Askeri Yargıtay yetkili mahkemeyi tayin eder.

Yetkisizlik iddiası:

Madde 32 - Sınıf ve rütbe yönünden olmıyan yetkisizlik iddiasının duruşmanın başlangıcında iddianamenin okunmasından önce askeri mahkemeye bildirilmesi gerekir.

Yetkisizlik iddiası üzerine askeri mahkeme bu iddiayı, iddianamenin okunmasından önce karara bağlar.

Yetkisi olmıyan askeri mahkemenin ve askeri savcının yaptığı soruşturma:

Madde 33 - Yetkisi olmıyan askeri mahkeme ve askeri savcı tarafından yapılan soruşturma işleri, sadece yetkisizlikten dolayı hükümsüz sayılmaz.

Askeri savcının yetkisi, yetki ve görev uyuşmazlıkları:

Madde 34 - (Değişik madde: 08/06/1972 - 1596/1 md.)

Nezdinde askeri mahkeme kurulan kıta komutanı veya askeri kurum amirinin refakatindeki askeri savcının yetkisi, nezdinde bulunduğu askeri mahkemenin yetkisi ile sınırlıdır.

A) Askeri savcılar arasında çıkacak yetki uyuşmazlıkları aralarında halledilir.

B) Nezdinde disiplin mahkemesi kurulan kıta komutanları veya askeri kurum amirleri ile askeri savcılar arasında çıkacak görev uyuşmazlıkları aralarında halledilir.

Her iki halde de uyuşamadıkları takdirde Milli Savunma Bakanlığına başvurulur.

Milli Savunma Bakanının gözetim yetkisi:

Madde 35 - Askeri mahkemelerin idari işleri ile askeri savcılıkların bütün işlemleri Milli Savunma Bakanının gözetimine tabidir.

Bu görev Bakanlık Askeri Adalet İşleri Başkanlığı aracılığı ile yürütülür.

Bakanlık Askeri Adalet İşleri Başkanlığının görev ve yetkileri bir yönetmelik ile düzenlenir.

Teftiş Kurulu:

Madde 36 - (Değişik madde: 08/06/1972 - 1596/1 md.)

Askeri mahkeme kalemleri ile askeri savcılıkları ve kalemlerini adli müşavirlik hizmetlerini ve askeri ceza ve tutuk evlerini Milli Savunma Bakanı adına teftiş ve murakabe etmek ve kanunun belirttiği hallerde soruşturma yapmak üzere müfettiş sıfat ve yetkisini taşıyan bir başkanın yönetimi altında lüzumu kadar müfettişten kurulu bir askeri adalet teftiş kurulu kurulur. Bu kurulun kuruluşu, görev, yetki ve hizmetlerini ne şekilde yürüteceği bir yönetmelik ile düzenlenir.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM: Hakimlerin Davaya Bakmaması ve Reddi[düzenle]

Hakimin davaya bakamıyacağı haller:

Madde 37 - Hakim aşağıda yazılı olan hallerde hakimlik görevini yapamaz:

A) Suçtan kendisi zarar görmüş ise,

B) Sonradan kalksa bile sanık veya suçtan zarar gören ile aralarında evlilik veya vesayet bağlılığı bulunmuş veya bulunuyorsa,

C) Sanık veya suçtan zarar gören ile aralarında kan veya sıhri usul veya füru hısımlığı yahut evlat edinme ilişiği veya üçüncü dereceye kadar (Bu derece dahil) kan veya evlilik kalmasa bile ikinci dereceye kadar (Bu derece dahil) sıhri civar hısımlığı varsa,

D) Aynı davada askeri savcı olmuş, suçtan zarar görenin veya sanığın müdafiliğini yapmış veya nezdinde askeri mahkeme kurulan kıta komutanı veya askeri kurum amiri sıfatı ile istemde bulunmuş veya amir sıfatı ile vaka hakkında rapor vermiş ise,

E) Aynı davada tanık veya bilirkişi sıfatı ile dinlenmiş bulunuyorsa.

Karara katılamıyan hakim:

Madde 38 - Aleyhine kanun yollarından birine başvurulmuş olan bir hükme katılan hakim, yüksek mahkemece bu hükme dair verilecek karara katılamaz.

Hakimin red sebepleri:

Madde 39 - Hakimin görevini yapmaktan yasaklı olduğu hallerde reddi istenebileceği gibi tarafsızlığını şüpheye düşürecek diğer sebeplerden dolayı da reddi istenebilir.

(Değişik ilk cümle; 09/10/1996 - 4191/6 md.) Askeri savcı (Askeri Yargıtayda Başsavcı), sanık, müdafi, şahsi davacı ve davaya katılan ile vekilleri hakimi red isteminde bulunabilirler. Bunlardan herhangi biri tarafından istemde bulunulursa hükme katılacak hakimlerin isimleri kendilerine bildirilir.

Tarafsızlığını şüpheye düşürecek sebeplerden dolayı hakim ret isteminin zamanı:

Madde 40 - (Değişik madde: 08/06/1972 - 1596/1 md.)

Tarafsızlığını şüpheye düşürecek sebeplerden dolayı bir hakimin reddi istemi, mahkemelerde iddianamenin ve Askeri Yargıtay’da sözcü üye tarafından raporun okunmasına kadar ileri sürülebilir. Yeni çıkan sebeplerden dolayı duruşma bitinceye, Askeri Yargıtay’da inceleme sona erinceye kadar hakimin reddi istenebilir.

Savaşta, 37 nci maddede yazılı sebeplerin dışındaki bir sebebe dayanılarak hakimin reddi isteminde bulunulamaz.

Hakimin reddi isteminin usulü:

Madde 41 - Hakimin reddi asker kişiler tarafından, hakimin mensup olduğu askeri mahkemeye verilecek bir dilekçe ile yahut bu hususta bir tutanak düzenlenmek üzere askeri savcıya veya askeri mahkeme katibine veyahut disiplin cezası vermiye yetkili en yakın amire yapılacak bir beyan ile olur.

Diğer kişiler tarafından hakimin mensup olduğu askeri mahkemeye bir dilekçe verilmek sureti ile veya ilgililerin tabi oldukları sulh hakiminin veya bu görevi gören mahkemenin katibine, bir tutanak düzenlenmek üzere, yapılacak beyan ile olur.

Serbest bulunmıyan sanıklar bu husustaki beyanlarını askeri ceza ve tutukevi müdürüne veya gözetimine memur subaya veya ceza ve tutukevinin bulunduğu yer sulh hakimine yaparlar. İlgililerce bu hususta bir tutanak düzenlenir.

Red isteminin ispatı:

Madde 42 - Hakimin reddini isteyen taraf sebebini ispat ile yükümlüdür. Yemin delil olmaz.

Askeri mahkeme reddi istenen hakimden red sebebi hakkında açıklama istiyebilir. Hakim de red sebepleri hakkında düşüncelerini bildirir.

Red istemi üzerine verilecek karar:

Madde 43 - Hakimin reddi istemi hakkında mensup olduğu askeri mahkemece karar verilir. Ancak reddolunan hakimin müzakereye katılamamasından askeri mahkeme kurulamaz ise yalnız bu hususta karar verilmesi için başka bir hakimle yeni bir kurul kurulur. Bu yolla’da mahkemenin kurulması mümkün olmazsa en yakın askeri mahkemeden bir hakim istenir.

Reddolunan hakim red isteminin haklı olduğunu kabul ederse red hakkında bir karar verilmez.

Bir hakim, reddini gerektiren sebepleri bildirir yahut bazı haller bir hakimin davaya bakamıyacağı şüphesini doğurursa, bu hususta bir istem olmasa bile Askeri Yargıtay kendiliğinden de karar verebilir.

Hakimin reddi istemine esas olan sebeplerin varid olmamasından dolayı istemin reddine karar veren merci elli liradan bin liraya kadar hafif para cezasına da hükmeder. Red istemine esas olan sebebin aksi sabit olduğu hallerde hükmolunacak ceza ikiyüzelli liradan aşağı olamaz.(*)

Hükmedilecek para cezaları hukuki ve cezai kovuşturmalara ve kamu davasının açılmasına engel değildir.

NOT : (*) 04/11/2004 kabul tarihli, 13/11/2004 tarih ve 25642 sayılı R.G.de yayımlanan 5252 sayılı Kanunun 7. maddesi gereğince; (1) Kanunlarda, "hafif hapis" veya "hafif para" cezası olarak öngörülen yaptırımlar, idari para cezasına dönüştürülmüştür. İdari para cezasının hesaplanmasında 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 52 nci maddesi hükümleri uygulanır. İlgili kanunda "hafif hapis" cezasının üst sınırının belirtilmediği hallerde, idari para cezasının hesaplanmasında esas alınacak gün sayısının üst sınırı, yediyüzotuzdur. (2) Kanunlarda, "hafif hapis cezası" ile "hafif para cezası"nın seçimlik olarak veya birlikte öngörüldüğü hallerde, idari para cezası yaptırımının belirlenmesinde "hafif hapis cezası" esas alınır. (3) Kanunlarda, sadece "hafif para cezası"nın öngörüldüğü ve cezanın alt veya üst sınırının belirtilmediği hallerde, idari para cezası, yüzyirmimilyon Türk Lirasından az, onsekizmilyar Türk Lirasından fazla olamaz. (4) Bu madde hükmüne göre idari para cezasına karar vermeye Cumhuriyet savcısı yetkilidir.


Red istemi üzerine verilecek kararlar ve kanun yolu:

Madde 44 - Hakimin reddinin kabulüne dair olan kararlar kesindir. Reddin kabul edilmemesi ile ilgili kararlar ile red isteminin esassız veya red sebebinin aksi sabit olduğuna dair kararlar aleyhine ancak hükümle birlikte temyiz yoluna başvurulabilir.

Reddi istenilen hakimin yapabileceği muameleler:

Madde 44/A - (Ek madde: 21/01/1981 - 2376/2 md.)

Reddi istenilen hakim red hakkında bir karar verilinceye kadar yalnız tehiri caiz olmayan muameleleri yapar.

Ancak, hakimin duruşma sırasında reddedilmesi halinde bu red konusunda bir karar verilebilmesi için duruşmanın tehiri veya taliki gerekse bile o celse duruşmaya devam olunur. Şu kadar ki, 160 ncı madde uyarınca tarafların iddia ve sözlerinin dinlenilmesine geçilemez ve red konusunda bir karar verilmeden reddedilen hakim tarafından veya onun huzuruyla bir sonraki celseye başlanamaz.

Red isteğinin haklı olduğuna karar verildiği takdirde geciktirilmesi caiz olmadığından ötürü yapılmış işlemler ayrık olmak üzere duruşmanın red dilekçesinin verilmesinden sonraki kısmı tekrarlanır.

Red isteminin geri çevrilmesi:

Madde 44/B - (Ek madde: 21/01/1981 - 2376/2 md.)

Mahkeme son tahkikat safhasında ileri sürülen hakimin reddi istemini aşağıdaki hallerde kabul etmeyerek geri çevirir:

1. Red isteği zamanında yapılmamışsa;

2. Red sebebi veya inandırıcı delil gösterilmemişse;

3. Red isteminin duruşmayı uzatmak amacı ile yapıldığı açıkça anlaşılıyor ise.

Bu hallerde red isteği, toplu mahkemelerde reddedilen hakimin müzakereye katılmasıyla, tek hakimli mahkemelerde de reddedilen hakimin kendisi tarafından geri çevrilir.

Bu kararlar aleyhine ancak hükümle birlikte kanun yoluna başvurulabilir.

Subay üye ve tutanak katiplerinin reddi:

Madde 45 - Bu bölümde yazılı hükümler askeri mahkemede bulunan subay üye ile tutanak katipleri hakkında da uygulanır.

Askeri savcıların reddi:

Madde 46 - Askeri savcılar reddedilemez. Ancak bu kanunun 37 ve 39 uncu maddelerinde yazılı sebeplerden biri bulunursa davadan çekilirler.

BEŞİNCİ BÖLÜM: Kararlar, Tefhim ve Tebliğ[düzenle]

Kararların nasıl verileceği:

Madde 47 - Duruşma esnasındaki kararlar, taraflar dinlendikten ve duruşma dışındaki kararlar askeri savcının yazılı veya sözlü mütalaası alındıktan sonra verilir.

Kararların tefhim ve tebliği:

Madde 48 - İlgili tarafın yüzüne karşı verilen kararlar kendilerine tefhim olunur. Bilhassa er ve erbaşlara anlıyacakları surette tefhim şarttır. İstem halinde kararın bir benzeri de verilir. Diğer kararlar tebliğ olunur.

Askeri savcıya verilmesi gereken kararlarla bunların yerine getirilmesi:

Madde 49 - Tebliğ veya yerine getirilecek kararlar askeri savcıya verilir.

Askeri savcı tebliğ ve yerine getirilme için gereken tedbirleri nezdinde askeri mahkeme kurulan kıta komutanı veya askeri kurum amiri aracılığı ile ve ivedi hallerde doğrudan doğruya alır.

Askeri mahkemelerin iç işlemlerine veya yargılamanın inzibatına dair kararlar hakkında bu hüküm uygulanmaz.

Askeri Yargıtay’da tebliğ veya yerine getirilecek kararlar, Askeri Yargıtay Başsavcısına verilir. Başsavcı tebliğ veya yerine getirme için gerekli tedbirleri alır.

Gerekçe zorunluğu:

Madde 50 - Askeri mahkemelerce verilen her türlü kararlar gerekçeli olarak yazılır.

Tebliğ:

Madde 51 - Tebliğ, tebliği gereken evrakın onaylanmış bir benzerinin ilgiliye verilmesinden ibarettir. Onaylama askeri savcı veya askeri hakim tarafından yapılır.

İlgili tutuk ise tebliğ edilen evrak istemi halinde kendisine okunup anlatılır.

Tebliğ usulleri:

Madde 52 - (Değişik madde: 08/06/1972 - 1596/1 md.)

Asker kişilere yapılacak tebliğler üst makam aracılığı ile ve ilgiliden alınacak bir belge karşılığı yapılır. Bu belgede tebliğ ve tebellüğ edenin imzaları ile tebliğin yer ve zamanının gösterilmesi lazımdır.

Nezdinde askeri mahkeme kurulan kıta komutanı veya askeri kurum amirine gösterilecek evrak kendisine gönderilir. Bu gösterilme bir mehil başlangıcı olursa, gösterilen evrakın konusu ile yer ve zamanını belirten bir belge imzalanır.

Asker kişilerden başkasına yapılması gereken tebliğler, bir alındı karşılığında asker kişiler tarafından yapılabilir.

Tebligat Kanunu hükümleri askeri mahkemelerde de uygulanır.

(Değişik fıkra: 11/08/1983 - 2875/2 md.) Savaş halinde tebligat; işin ivediliğine göre basın veya radyo vasıtası ile yapılabilir.

ALTINCI BÖLÜM: Mehiller ve Eski Hale Getirme[düzenle]

Mehiller:

Madde 53 - Günle tayin edilen mehillerde, mehlin, işlemesini gerektiren tebliğin yerine getirildiği veya olayın olduğu gün hesaba katılmaz.

Mehil verilen kişinin hukukunu korumaya askeri hizmetlerin engel olduğu günler mehile dahil edilmez, ancak bunun resmi belgelerle ispatı lazımdır.

Mehil hafta veya ay olarak tayin edilmiş ise, işlemeye başladığı gün son haftada isim ve son ayda sayı itibariyle karşıtı olan günün tatil saatinde ve şayet ay sonunda başlayıp da son bulduğu ayda sayı itibariyle karşıt gün yoksa ayın son gününde biter.

Son gün pazara veya resmi bir tatile tesadüf ederse mehil tatilin ertesi günü biter.

Kendisine mehil verilen kimsenin ikametgahı, işlem yapacağı yerden uzak ise Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 164 üncü maddesi hükmü uygulanır.

Eski hale getirme:

Madde 54 - Askeri hizmetler, zorlayıcı sebepler, beklenilmeyen ve sakınılması kabil olmıyan olaylar sonucu olarak bir mehile uymak imkansızlığı meydana çıkarsa, mehlin bitmesinden doğacak sonuca karşı eski hale getirme istenebilir.

Yapılan bir tebliğden kusuru olmaksızın haberdar olmamak, beklenilmeyen ve sakınılması mümkün olmıyan hallerdendir.

Eski hale getirme dilekçesi:

Madde 55 - Eski hale getirme dilekçesi engelin kalkmasından itibaren bir hafta içersinde verilmek lazım gelir. Bu dilekçede mehile uyma halinde usule dair işlemler hangi mahkemede yapılacak idi ise, oraya verilir.

Dilekçe sahibi mehile uymamasının sebeplerini ve delillerini bildirir ve usule dair yapmadığı işlemi dilekçeyi verdiği anda yapmakla yükümlüdür.

Eski hale getirmenin mercii ve karar:

Madde 56 - Mehil içinde usul işlemi yapılmış olsa idi esasa hangi mahkemede hükmedecek idi ise eski hale getirme dilekçesi hakkında da o mahkeme karar verir.

Usulü dairesinde bir istem olmasa bile eski hale getirme hakkında doğrudan doğruya karar verilebilir.

Eski hale getirme isteminin kabulü ve reddi:

Madde 57 - Eski hale getirme isteminin kabulüne dair kararlar kesindir. Ancak, bu istemin reddine dair kararlar aleyhine bu kararın tebliğinden itibaren bir hafta içinde Askeri Yargıtay’da itiraz edilebilir.

Savaş halinde veya Türkiye Cumhuriyeti karasuları dışında bulunan savaş gemisinde itiraz hakkı yoktur.

Eski hale getirme isteminin karara etkisi:

Madde 58 - Eski hale getirme dilekçesi, önce verilen karar ve hükümlerin yerine getirilmesini geciktirmez. Ancak mahkeme, yürütmenin geri bırakılmasına karar verebilir.

YEDİNCİ BÖLÜM: Tanıklar[düzenle]

Tanıkların getirilmesi:

Madde 59 - Asker kişi olan tanıklar, bağlı bulundukları birlik komutanı veya askeri kurum amirlerinin emri ile getirilirler.

Diğer kişiler davetiye ile çağrılırlar. Davete uymamanın kanuni sonuçları da davetiyede gösterilir.

Tutuklu ve ivedi işlerde ve savaş halinde tanıklar ihzar müzekkeresi ile de getirilebilirler. Şu kadar ki, müzekkerede bu yoldan getirilmenin sebepleri gösterilir ve bunlar hakkında davetiye ile gelen tanıklar hakkındaki işlem uygulanır.

Hazırlık soruşturmasında yemin:

Madde 60 - (Değişik madde: 09/10/1996 - 4191/7 md.)

Tanıklara, hazırlık soruşturması sırasında askeri savcı tarafından yemin verilir. Yemin ile dinlenilen tanığın, hazırlık soruşturmasında tekrar dinlenmesi gerekirse, yeniden yemin verilmeyip önceki yeminin hatırlatılmasıyla yetinilebilir.

Tanıklar hakkında uygulanacak usul hükümleri:

Madde 61 - Bu kanunda aksi yazılı olmadıkça Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun tanıklar hakkındaki hükümleri, askeri mahkemelerde de uygulanır.(*)

NOT : (*) 31/03/2005 tarih ve 25772 mükerrer sayılı R.G.de yayımlanan, 23/03/2005 kabul tarihli ve 5320 sayılı kanunun 3. maddesi gereğince mevzuatta 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununa yapılan yollamalar, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanuna yapılmış sayılır.


SEKİZİNCİ BÖLÜM: Bilirkişi, Keşif ve Otopsi[düzenle]

Bilirkişi:

Madde 62 - (Değişik fıkra: 09/10/1996 - 4191/8 md.) Çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin rey ve mütalaasının alınmasına karar verilir. Hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişi dinlenemez. Bilirkişinin tayini ve zorunlu olmadıkça üçten fazla olmamak üzere adedinin tespiti, hazırlık soruşturmasında askeri savcıya, son soruşturmada askeri mahkemeye aittir.

Adli tıbba ilişkin konularda mümkün olduğu kadar askeri tabipler bilirkişi olarak tayin edilirler. Bilirkişi mütalaaları yazı ile beyan olunacak ise rapor bilirkişiler tarafından birlikte; eğer görüş ayrılığı varsa, her biri tarafından ayrı ayrı düzenlenir.

Belli hususlarda oy ve mütalaalarını beyan ile görevlendirilmiş resmi bilirkişi mevcut ise, özel sebepler olmadıkça başkası tayin edilemez.

Keşif:

Madde 63 - Keşif, askeri savcılar ile askeri mahkeme veya naipleri yahut istinabe olunan askeri savcı, askeri mahkeme veyahut gecikmesinde zarar umulan hallerde en yakın adliye hakimi tarafından yapılır. Askeri mahallerde yapılacak keşiflerde o yerdeki askeri birlik komutanı veya askeri kurum amiri haberdar edilir.

Keşif yapıldığı vakit buna dair düzenlenecek tutanakta var olan hal ve durum ile olayın özelliğine göre varlığı umulup da bulunamıyan eserlerin ve izlerin yokluğu yazılır.

Otopsi:

Madde 64 - Otopsi, askeri savcı, yoksa o yerdeki Cumhuriyet savcısı veya adliye hakiminin önünde en az iki tabip tarafından yapılır. Mümkün olmadığı takdirde bir tabiple yetinilebilir.

Bilirkişi, keşif ve otopside uygulanacak hükümler:

Madde 65 - Bu kanunda aksi yazılı olmadıkça Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun bilirkişi, keşif ve otopsi hakkındaki hükümleri askeri mahkemelerde de uygulanır.(*)

NOT : (*) 31/03/2005 tarih ve 25772 mükerrer sayılı R.G.de yayımlanan, 23/03/2005 kabul tarihli ve 5320 sayılı kanunun 3. maddesi gereğince mevzuatta 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununa yapılan yollamalar, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanuna yapılmış sayılır.


DOKUZUNCU BÖLÜM: Arama ve Zapt[düzenle]

Aramaya ve zapta karar verme yetkisi ve buna itiraz:

Madde 66 - (Değişik madde: 22/01/2004 - 5078 S.K./5. md.)(*)

Aramaya ve zapta karar verme yetkisi; milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlakın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak, askeri mahkemeye aittir.

Yukarıda belirtilen sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde askeri savcılar, teşkilatında askeri mahkeme kurulan kıt'a komutanı veya askeri kurum amirleri ve bunların verecekleri yazılı emir üzerine diğer askeri makamlar da arama ve zapt işlemi yapabilirler. Arama ve zapt işlemleri, yirmidört saat içinde yetkili askeri mahkemenin onayına sunulur. Askeri mahkeme, kararını arama ve zapt işleminden itibaren kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde, zapt kendiliğinden kalkar.

Askeri mahallerde yapılacak arama ve zapttan o yerdeki askeri birlik komutanı veya kurum amiri haberdar edilir.

Askeri mahkemenin onayına sunulmayan arama ve zapt işlemleri hakkında, aleyhine arama ve zapt işlemi yapılan kimse, askeri mahkemeden her zaman bu hususta bir karar verilmesini isteyebilir.

Yukarıdaki fıkralara göre verilecek kararlara karşı yedi gün içinde en yakın askeri mahkemeye itiraz edilebilir.


NOT : (*) 22/01/2004 kabul tarihli, 29/01/2004 tarih ve 25361 sayılı R.G.de yayımlanan 5078 sayılı Kanunun 5. maddesi ile değiştirilen madde için Tarihçeye bakınız.


TARİHÇE : 1 - 22/01/2004 kabul tarihli, 29/01/2004 tarih ve 25361 sayılı R.G.de yayımlanan 5078 sayılı Kanunun 5. maddesi ile değiştirilen madde metni: Madde 66 - Aramaya ve zapta karar vermek yetkisi askeri mahkemeye aittir. Ancak milli güvenlik veya kamu düzeni bakımından gecikmesinde sakınca bulunan hallerde askeri savcılar, nezdinde askeri mahkeme kurulan kıta komutanı veya askeri kurum amirleri ve bunların verecekleri emir üzerine diğer askeri makamlar da arama yapabilirler. Askeri mahallerde yapılacak arama ve zapttan o yerdeki askeri birlik komutanı veya kurum amiri haberdar edilir. Askeri mahallerden başka yerlerde yapılan aramalara ve zaptlara karşı, icraattan itibaren üç gün içinde itiraz olunabilir. İtiraz, arama ve zapta askeri mahkemece karar verilmiş ise o mahkemeye yer itibariyle en yakın askeri mahkemeye, diğer hallerde ise, arama ve zaptı yaptıran veya buna emir veren kıta komutanı veya askeri kurum amirinin nezdindeki askeri mahkemeye yapılır.


Arama esnasında bulunan diğer şeyler:

Madde 67 - Arama esnasında soruşturulan olay ile ilgili olmıyan ve fakat kovuşturmayı gerektiren diğer bir eylemin bulunduğunu gösteren maddeler de zaptedilir. Bunlar nezdinde askeri mahkeme bulunan kıta komutanı veya askeri kurum amirine veyahut yetkili Cumhuriyet savcısına evrakı ile birlikte gönderilir.

Bu takdirde 95 inci madde hükmü uygulanır.

Arama ve zaptta uygulanacak hükümler:

Madde 68 - Bu kanunda aksi yazılı olmadıkça, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun arama ve zapt hakkındaki hükümleri askeri mahkemelerde de uygulanır.(*)


NOT : (*) 31/03/2005 tarih ve 25772 mükerrer sayılı R.G.de yayımlanan, 23/03/2005 kabul tarihli ve 5320 sayılı kanunun 3. maddesi gereğince mevzuatta 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununa yapılan yollamalar, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanuna yapılmış sayılır.


ONUNCU BÖLÜM: Tutuklama, Yakalama ve Salıverme

Tutuklama kararı ve müzekkeresi:

Madde 69 - Sanığın soruşturma sırasında tutuklanıp tutuklanamıyacağı hakkındaki kararı askeri mahkeme verir. Bu karar mahkeme başkanı tarafından düzenlenecek tutuklama müzekkeresi ile yerine getirilir.

Tutuklama müzekkeresine sanığın, mümkün olduğu kadar açık kimliği, şekli, isnat olunan suç ve tutuklama sebebi yazılır.

Tutuklama müzekkeresi, sanığın yakalanması anında ve bu mümkün olmaz ise, hangi suç için tutuklandığı hemen bildirilmekle beraber, tutuk evine konulduğunun nihayet ertesi günü tebliğ olunur.

Tutuklama isteme yetkisi:

Madde 70 - (Değişik madde: 08/06/1972 - 1596/1 md.)

Sanığın tutuklanmasını askeri savcı doğrudan doğruya yetkili askeri mahkemeden isteyebilir.

Nezdinde askeri mahkeme kurulan kıta komutanı veya askeri kurum amiri sanığın tutuklanmasını istediği takdirde bu istemini gerekçesi ile birlikte askeri savcıya bildirir. Askeri savcı, bu istemi yetkili askeri mahkemeye intikal ettirmekle yükümlüdür.

Bu mahkeme ret veya kabul hakkında bir karar vermek zorundadır.

Sanığın tutuklanmasını gerektiren haller:

Madde 71 - Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişiler aşağıda yazılı hallerde tutuklanabilirler:

A) Kaçma şüphesini uyandıracak kuvvetli belirtiler varsa,

B) Delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesini önlemek amacı ile,

C) Askeri disiplinin korunmasını sağlamak amacı ile,

D) Suçun Devlet ve Hükümet nüfuzunu kıran veya memleketin emniyet ve asayişini bozan eylemlerden bulunması veya genel ahlak aleyhinde işlenmiş olması halinde.

Bu olaylar ve haller kararda gösterilir.

Aşağıda yazılı hallerde sanık daima kaçacak sayılabilir;

A) Soruşturma konusu olan suçun ağır cezayı gerektiren bir cürüm olması,

B) Sanığın ikametgahı veya konutunun bulunmaması veya serseri veya şüpheli takımından olması veya kim olduğunu ispat edememesi,

C) Yabancı olup da askeri mahkemenin davetine veya verilecek hükmün yerine getirilmesi için geleceğinden şüphe uyandıracak ciddi sebeplerin bulunması.

Tutuklunun sorguya çekilmesi:

Madde 72 - (Değişik madde: 08/06/1972 - 1596/1 md.)

Tutuklanmasına karar verilen sanık, tutulduğunda derhal ve nihayet, tutulma yerine en yakın askeri mahkemeye gönderilmesi için gerekli süre hariç kırk sekiz saat içinde askeri mahkeme önüne çıkarılır.

(Değişik fıkra: 22/01/2004 - 5078 S.K./6. md.)(*) İkiden ziyade kişinin bir suçun icrasına iştiraki suretiyle toplu olarak işlenen suçlarda; sanık sayısının çokluğu veya sanıkların yahut delillerin durumu veya suçun niteliği sebebiyle birinci fıkra hükmünün uygulanamaması halinde sanık, soruşturmanın bitiminde ve her halde dört gün içinde yetkili mahkeme veya hakim önüne çıkarılır.

Yukarıdaki fıkralarda yazılı süreler içinde sanık, askeri mahkeme önüne çıkarılma imkanı olmadığı takdirde en yakın sulh hakimine gönderilir. Bu süreler geçtikten sonra mahkeme veya hakim kararı olmaksızın hürriyetinden yoksun kılınamaz.

Sanığa, sorgu sırasında tutuklama sebebi ve isnadolunan suç bildirilir. Sorgu sırasında tutuklama müzekkeresinin geri alındığı veya tutulan kimsenin tutuklama müzekkeresindeki kimse olmadığı anlaşılırsa tutulan bu kişi derhal salıverilir.


NOT : (*) 22/01/2004 kabul tarihli, 29/01/2004 tarih ve 25361 sayılı R.G.de yayımlanan 5078 sayılı Kanunun 6. maddesi ile değiştirilen fıkra için Tarihçeye bakınız.


TARİHÇE : 1 - 22/01/2004 kabul tarihli, 29/01/2004 tarih ve 25361 sayılı R.G.de yayımlanan 5078 sayılı Kanunun 6. maddesi ile değiştirilen fıkra metni: İkiden ziyade kişinin bir suçun icrasına iştiraki suretiyle toplu olarak işlenen suçlarda; sanık sayısının çokluğu veya sanıkların yahut delillerin durumu veya suçun niteliği sebebiyle birinci fıkra hükmünün uygulanamaması halinde sanık, soruşturmanın bitiminde ve her halde yedi gün içinde yetkili mahkeme veya hakim önüne çıkarılır.


Sanığın tutuklanmasından kimlere haber verileceği:

Madde 73 - (Değişik madde: 22/01/2004 - 5078 S.K./7. md.)(*)

Sanığın tutuklanmasından; yakınları, teşkilatında askeri mahkeme kurulan kıt'a komutanı veya askeri kurum amiri ile sanığın mensup olduğu askeri birlik komutanı veya askeri kurum amiri derhal haberdar edilir.


NOT : (*) 22/01/2004 kabul tarihli, 29/01/2004 tarih ve 25361 sayılı R.G.de yayımlanan 5078 sayılı Kanunun 7. maddesi ile değiştirilen madde için Tarihçeye bakınız.


TARİHÇE : 1 - 22/01/2004 kabul tarihli, 29/01/2004 tarih ve 25361 sayılı R.G.de yayımlanan 5078 sayılı Kanunun 7. maddesi ile değiştirilen madde metni: Madde 73 - Sanığın tutuklanmasından, nezdinde askeri mahkeme kurulan kıta komutanı veya askeri kurum amiri ile sanığın mensup olduğu askeri birlik komutanı veya askeri kurum amiri haberdar edilir. Tutuklanan sanık hakim önüne çıkarılınca, durum hemen yakınlarına bildirilir.


Tutuklama kararı ile ret kararına itiraz:

Madde 74 - (Değişik madde: 08/06/1972 - 1596/1 md.)

Tutuklama kararına karşı sanık, askeri savcı ve nezdinde askeri mahkeme kurulan kıta komutanı veya askeri kurum amiri,

Tutuklama isteminin reddine dair karara karşı askeri savcı ile nezdinde askeri mahkeme kurulan kıta komutanı veya askeri kurum amiri,

Yedi gün içinde itiraz edebilirler.

Yukarıdaki fıkralarda yazılı itirazlar, tutuklama istemini inceliyen askeri mahkemeye en yakın askeri mahkemeye yapılır. Bu mahkemenin verdiği karar kesindir.

Ancak, itirazı tetkik eden mahkeme, sanığın tutuklanmasına karar verdiği takdirde; sanığın, yukarıda belirtilen süre içinde itirazda bulunan nezdinde askeri mahkeme kurulan kıta komutanı veya askeri kurum amirinin nezdindeki askeri mahkeme hariç, en yakın askeri mahkemeye yukarıdaki süre içinde itiraz edebilir. Bu mahkemenin verdiği karar kesindir.

Tutukluluk halinin incelenmesi:

Madde 75 - (Değişik madde: 08/06/1972 - 1596/1 md.)

(Değişik fıkra: 09/10/1996 - 4191/9 md.) Askeri savcı, tutuklamadan itibaren en geç otuzar günlük süreler içinde tutukluluk halinin devamına lüzum olup olmadığını doğrudan doğruya inceler; sanığın serbest bırakılmasını uygun bulmadığı takdirde, bir sonraki incelemenin 30 gün içinde ne zaman yapılacağını sanığa bildirir.

(Değişik fıkra: 11/08/1983 - 2875/3 md.) Askeri savcının tutukluluk halinin incelenmesi için tayin ettiği tarihte sanık da tutukluluk halinin incelenmesini isteyebilir. Askeri savcı, yazılı düşüncesi ile birlikte bu istemi yetkili askeri mahkemeye gönderir. Bu istem hakkında askeri mahkemenin vereceği karara karşı, nezdinde askeri mahkeme kurulan kıt’a komutanı veya askeri kurum amiri, askeri savcı ve sanık üç gün içinde bu mahkemeye en yakın askeri mahkemede itiraz edebilir. İtirazı inceleyen askeri mahkemenin vereceği karar kesindir.

Tutukluluk halinin devamına dair verilen kararın tebliğinden itibaren mehil yeniden işlemeye başlar.

Tutuklunun konacağı yer ve hakkında yapılacak işlem:

Madde 76 - (Değişik madde: 15/01/1985 - 3150/1 md.)

Tutuklanan kimse mümkün olduğu kadar hükümlülerden ayrı bir yere konur ve ayrı bir odada bulundurulur.

Tutuklu hakkında ancak, tutuklama ile gözetilen gayeyi ve tutukevinin düzenini sağlayacak kadar kayıtlamada bulunulur. Tutuklu tutukevinin düzen ve emniyetini bozmamak ve tutuklanmasındaki gaye ile uygun olmak şartıyla servet ve durumuna göre kendisi masraf ederek istirahat veya meşgalesini düzenleyebilir. Bu hükme uymak şartıyla okuma ve yazmaktan mahrum bırakılamaz.

Tutuklu, tutukevinde ciddi bir tehlike teşkil ettiği veya diğer tutukluların emniyeti için gerekli görüldüğü veya intihara veya kaçmaya kalkıştığı veya bu yolda hazırlıkta bulunduğu takdirde sağlığına zarar vermeyecek tedbirler alınabilir.

Askeri tutukevinin kanun, yönetmelik ve emirlerle tespit edilmiş düzenini bozan tutuklular hakkında, askeri cezaevindeki hükümlülere uygulanan tedbir ve disiplin cezaları ile bunların neticelerine dair hükümler tatbik olunur.

Tutuklu, duruşmaya bağlı olmayarak çıkarılır.

Tutuklama müzekkeresinin geri alınması veya hükmünün sona ermesi:

Madde 77 - Tutuklama müzekkeresi, tutuklama sebeplerinin kalkması ile geri alınacağı gibi, beraete veya kamu davasının düşmesine karar verilmek suretiyle de sona erer.

Bir kanun yoluna başvurma, sanığın salıverilmesini geri bırakmaz.

Askeri savcının sanığı salıvermesi:

Madde 78 - Askeri savcı sanık hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verirse, tutukluluk müzekkeresi hükümsüz kalır ve bu takdirde askeri savcı sanığın derhal salıverilmesini sağlar.

Askeri savcı soruşturmanın niteliğine göre tutukluluk halinin devamına lüzum görmezse, nezdinde askeri mahkeme kurulan kıta komutanının veya askeri kurum amirinin uygun mütalaası üzerine de yukardaki fıkra hükmünü uygular.

Yakalama:

Madde 79 - Suçüstü halinde asker kişinin kaçması umulur veya hemen kimliğinin tesbiti mümkün olmazsa veya gecikmesinde sakınca bulunan veyahut tutuklama müzekkeresi kesilmesini gerektiren hallerde, bu asker kişi; amiri, üstü, askeri karakol, nöbetçi ve devriye, askeri savcı veyahut askeri inzibat ve zabıta memuru ve herkes tarafından yakalanabilir.

Resmi elbiseli subay, askeri memur, askeri öğrenci ve astsubayların kaçması veya kimliklerinin tayininin mümkün olmaması veya gecikmesinde sakınca bulunması ihtimali, ancak ağır cezalı suçüstü hallerinde varid sayılabilir.

İşlenmekte olan suç, suçüstü halidir. Henüz işlenmiş suç ve suçun işlenmesinden hemen sonra zabıta veya suçtan zarar gören kişi veyahut başkaları tarafından takibedilerek veyahut suçun pek az evvel işlendiğini gösteren eşya veya izlerle yakalanan kimsenin işlediği suç da suçüstü hali sayılır.

Yakalanan kimsenin sorguya çekilmesi:

Madde 80 - (Değişik madde: 08/06/1972 - 1596/1 md.)

Yakalanan kişi serbest bırakılmaz ise hemen en yakın askeri inzibat karakoluna veya askeri makama teslim olunur veya yetkili askeri inzibat gelinceye kadar olay yerinde tutulur.

(Değişik fıkra: 22/01/2004 - 5078 S.K./8. md.)(*) Bu makam, yakalanan kişiden askeri savcıyı ve Cumhuriyet savcısını haberdar eder. Kişinin yakalandığı yakınlarına derhal bildirilir.

Yakalanan kişi derhal ve nihayet, tutulma yerine en yakın askeri mahkemeye gönderilmesi için gerekli süre hariç kırksekiz saat içinde askeri mahkeme önüne çıkarılır.

(Değişik fıkra: 22/01/2004 - 5078 S.K./8. md.)(*) İkiden ziyade kişinin bir suçun icrasına iştiraki suretiyle toplu olarak işlenen suçlarda; sanık sayısının çokluğu veya sanıkların yahut delillerin durumu veya suçun niteliği sebebiyle birinci fıkra hükmünün uygulanamaması halinde sanık, soruşturmanın bitiminde ve her halde dört gün içinde yetkili hakim veya mahkeme önüne çıkarılır.

3 ve 4 üncü fıkralarda yazılı süreler içinde sanık, askeri mahkeme önüne çıkarılma imkanı olmadığı takdirde en yakın sulh hakimine gönderilir. Bu süreler geçtikten sonra mahkeme veya hakim kararı olmaksızın hürriyetinden yoksun kılınamaz.

Askeri mahkeme veya sulh hakimi, yakalanmayı gerektiren bir hal görmez veya yakalama sebepleri ortadan kalkmış bulunursa yakalanan kişinin serbest bırakılmasını emreder.

Aksi halde tutuklamaya ait hükümler uygulanır.


NOT : (*) 22/01/2004 kabul tarihli, 29/01/2004 tarih ve 25361 sayılı R.G.de yayımlanan 5078 sayılı Kanunun 8. maddesi ile değiştirilen 2. ve 4. fıkralar için Tarihçeye bakınız.


TARİHÇE : 1 - 22/01/2004 kabul tarihli, 29/01/2004 tarih ve 25361 sayılı R.G.de yayımlanan 5078 sayılı Kanunun 8. maddesi ile değiştirilen 2. ve 4. fıkralar: Bu makam yakalanan kişiden askeri savcıyı ve Cumhuriyet Savcısını haberdar eder. (Değişik fıkra: 21/01/1981 - 2376/3 md.) İkiden ziyade kişinin bir suçun icrasına iştiraki suretiyle toplu olarak işlenen suçlarda; sanık sayısının çokluğu veya sanıkların yahut delillerin durumu veya suçun niteliği sebebiyle birinci fıkra hükmünün uygulanmaması halinde sanık, soruşturmanın bitiminde ve herhalde 15 gün içinde yetkili hakim veya mahkeme önüne çıkarılır.


ONBİRİNCİ BÖLÜM: İfade Alma ve Sorgu(*)

NOT : (*) Bölüm başlığı 9/10/1996 tarih ve 4191 Sayılı Kanun ile metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.

Asker kişilerin getirilmesi (*)

NOT : (*) Bu maddenin başlığı, 9/10/1996 tarih ve 4191 Sayılı Kanun ile metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.

Madde 81 - (Değişik fıkra: 09/10/1996 - 4191/11 md.) Asker kişiler, ifadelerinin alınması veya sorguları için bağlı bulundukları askeri birlik komutanının veya askeri kurum amirinin emri ile getirilirler.

Tutuklu olanlar muhafaza altında gönderilir.

Asker olmayan kişilerin getirilmesi: (*)

NOT : (*) Madde başlığı, 9/10/1996 tarih ve 4191 Sayılı Kanunla, metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.


Madde 82 - (Değişik fıkra: 09/10/1996 - 4191/12 md.) Asker olmayan kişiler, ifadelerinin alınması veya sorguları için davetiye ile çağrılırlar: gelmezlerse, zorla getirilecekleri davetiyeye yazılır.

Hakkında tutuklama müzekkeresi kesilmesi için yeter sebepler bulunan sanık zorla getirilebilir.

İhzar müzekkeresinde sanığın açık kimliği, şekli ve kendisine yönetilen suç ve zorla getirilme sebepleri ile nereye ve ne zaman teslim edileceği belirtilir.

Savaş halinde asker kişi olmıyan sanıklar zorla getirtilebilirler.

İhzar müzekkeresiyle yakalanan bir sanık derhal ve nihayet 24 saat içinde ihzar müzekkeresi çıkaran makama teslim edilemiyeceği anlaşılırsa en yakın askeri mahkeme ve buna imkan olmadığı takdirde en yakın sulh hakimi önüne çıkarılır.

İhzar müzekkeresi ile ancak bu süre içinde hürriyetinden yoksun bırakılabilir.

Sorgunun usulü:

Madde 83 - Sorgunun başlangıcında sanığa isnat olunan suçun neden ibaret olduğu anlatılır.

Sorgu, sanığın kendi lehine olup söyliyeceği delillere engel olmamalıdır.

Sanığın birinci sorgusunda, kim olduğu ve şahsi halleri hakkında da bilgi alınır.

Sanığın evvelce ifadesi alınmış olsa bile, ağır cezalı işlerde askeri savcı tarafından her halde sorguya çekilir.

Geçici olarak işten el çektirme:

Madde 84 - Askeri savcı, asker kişi olan bir sanığın yapılan soruşturma dolayısiyle geçici olarak işten el çektirilmesini lüzumlu görürse, bu hususta karar verilmesini nezdinde askeri mahkeme kurulan yetkili kıta komutanı veya askeri kurum amirinden ister. Kıta komutanı veya askeri kurum amiri bu hususta en geç 3 gün içinde kararını verir ve sonucunu askeri savcıya bildirir.

Bu işlem açığa çıkarma değildir.

ONİKİNCİ BÖLÜM: Savunma

Sanığın kendisine müdafi tutması:

Madde 85 - Sanık soruşturmanın her safhasında bir veya birden fazla müdafiin yardımına başvurabilir.

Sanığın kanuni mümessilleri varsa onlar da sanığa müdafi tutabilirler.

Savaş halinde müdafilerin sayısı sınırlanabilir.

Müdafiler:

Madde 86 - Müdafi, avukatlık veya dava vekilliği etmeye kanunen yetkili olan kimselerden tutulur.

Askeri mahkemenin bulunduğu yerde avukatlık veya dava vekilliği etmeye kanunen yetkili kimse yoksa, hukuk fakültesini bitirmiş subaylar (Askeri hakim ve askeri savcı ile yardımcıları hariç) ve bunlar da yoksa diğer subaylar müdafi tutulabilirler.

Subaylar, savunmayı kabul etmeleri için en yakın amirinin iznini almak zorundadırlar. Askeri mahkemelerin doğrudan doğruya tutacağı müdafiler, askeri mahkemenin bulunduğu yerde olan veya askeri mahkemeye en yakın bulunan barolar ile haberleşilerek seçilir. Bunlar hizmetten kaçınamazlar.

Askeri mahkemece müdafi tutulması:

Madde 87 - Sanık 15 yaşını bitirmemiş olur veya sağır veya dilsiz veya kendisini savunamıyacak derecede beden ve akılca sakat bulunursa ve müdafii de yoksa kendisine askeri mahkemece bir müdafi tutulabilir.

Sonradan sanık müdafi tutarsa, askeri mahkemenin tuttuğu müdafiin görevi sona erer.

Müdafiin görevini yapmaması halinde uygulanacak işlem:

Madde 88 - 87 nci madde hükmüne göre tutulan müdafi duruşmada hazır bulunmaz veya vakitsiz olarak duruşmadan çekilir veyahut görevini yapmaktan kaçınırsa askeri mahkeme sanığa yeniden bir müdafi tutabilir. Bu takdirde askeri mahkeme duruşmanın tehir veya talikine karar verebilir.

Eğer yeni müdafi, savunmasını hazırlamak için mehil isterse, duruşma tehir veya talik olunur.

Müdafiin kusuru sonunda duruşma tehir veya talik olunduğu takdirde bundan ileri gelen giderler de kendisine yükletilir.

Bu hal müdafi hakkında inzıbati ceza verilmesine engel değildir.

Müşterek savunma:

Madde 89 - Aynı davada birden fazla sanıkların çıkarları birbirine uygun ise hepsinin savunması bir müdafiye verilebilir. Bu halde sanıkların hepsini veya bir kısmını aynı surette ilgilendiren evrak için yalnız bir tebliğ yapılır. Ancak, bu evrak sanık sayısı kadar çoğaltılarak tebliğe eklenir.

Müdafiin evrakı incelemesi:

Madde 90 - Müdafi iddianamenin askeri mahkemeye verilmesinden itibaren davaya ait her çeşit evrakı incelemek ve dosyadan istediği evrakın birer benzerini almak hakkına sahiptir.

Bundan önce de soruşturmanın amacını bozmıyacağı anlaşılırsa soruşturmaya ait her çeşit evrak ve belgeleri incelemesi için müdafiye izin verilir.

Sanığın sorgusuna ait tutanak, bilirkişi raporları ve sanığın hazır bulunmaya yetkili olduğu diğer adli işlemlere ait tutanakların müdafi tarafından incelenmesine hiçbir vakit karşı konulamaz.

(Ek fıkra: 11/08/1983 - 2875/4 md.) Savaş halinde ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri uygulanmayabilir.

Tutuklunun müdafii ile görüşmesi:

Madde 91 - Tutuklu, müdafii ile her zaman görüşebilir ve haberleşebilir.

İddianame askeri mahkemeye verilinceye kadar sanığın bilmesi uygun görülmeyen hususların kendisine duyurulması askeri savcı tarafından yasaklanabilir. Bu tedbirlere karşı askeri mahkemede itiraz olunabilir.

Tutuklama sebebine göre, gerektiğinde iddianamenin askeri mahkemeye verilmesine kadar sanık ile müdafiinin görüşmesinde askeri savcı veya yardımcısı hazır bulunabilir.

Müdafi ücreti:

Madde 92 - Askeri mahkemece tutulan müdafiye tarifesine göre Devlet Hazinesinden ücret verilir.

Hükümlüye, Hazinenin rücu hakkı vardır.

İKİNCİ KISIM: Yargılama Usulü[düzenle]

BİRİNCİ BÖLÜM: Kamu Davasının Hazırlanması[düzenle]

Suçların ihbarı:

Madde 93 - Askeri suçlara dair asker kişiler tarafından yapılacak sözlü ve yazılı ihbar ve şikayetler silsile yolu ile sanığın amiri olan askeri makama yapılır.

Sözlü ihbarlar üzerine tutanak düzenlenir.

Kovuşturulması şikayete bağlı suçların şikayetinde de aynı hüküm uygulanır.

Asker kişilerden başkası tarafından yapılacak sözlü veya yazılı ihbar ve şikayetler, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu hükümleri dairesinde yetkili makamlara veya sanığın amiri olan askeri makama yapılır.(*)

NOT : (*) 31/03/2005 tarih ve 25772 mükerrer sayılı R.G.de yayımlanan, 23/03/2005 kabul tarihli ve 5320 sayılı kanunun 3. maddesi gereğince mevzuatta 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununa yapılan yollamalar, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanuna yapılmış sayılır.

Şüpheli ölüm ihbarları:

Madde 94 - Asker kişilerden birinin ölümünün tabii sebeplerden ileri gelmediği şüphesini verecek belirtiler olur, yahut kimliği bilinemiyen bir asker kişinin ölüsü bulunursa asker ve sivil zabıta memurları ve köy muhtarları durumu, Cumhuriyet savcılarına ihbar etmekle beraber en yakın askeri makama da bildirmekle yükümlüdürler.

Ölünün gömülmesi, ancak askeri savcının veya askeri makamın veya zorunluk halinde Cumhuriyet savcısının veya sulh hakiminin yazılı iznine bağlıdır.

Bir suç işlendiğinin öğrenilmesi ve ilk tedbirler:

Madde 95 - Cumhuriyet savcılıklarına veya zabıta makam ve memurlarına yapılacak askeri yargıya tabi suç ihbar ve şikayetleri sanığın amiri olan makama gönderilir.

Askeri birlik komutanı veya askeri kurum amiri maiyetinden birinin kendisine ihbar veya şikayet olunan veyahut diğer suretle öğrendiği suçları hakkında askeri mahkemede soruşturma yapılması gerekiyorsa, sanığın kimliğini, isnadolunan suçu ve bu suçun delillerini gösterir bir vaka raporu düzenler ve adli yönden bağlı bulunduğu askeri mahkemenin nezdinde kurulduğu kıta komutanı veya askeri kurum amirine gönderir.

(Değişik fıkra: 28/06/1984 - 3034/2 md.) Teşkilatında askeri mahkeme kurulan kıt’a komutanı veya askeri kurum amiri, suç evrakını inceledikten sonra askeri savcıya gönderir ve sanığın tutuklanmasını isterse bu husustaki istemini de bildirir. 8 inci maddenin son fıkrası hükmü saklıdır.

Ağır cezalı veya gecikmesinde sakınca umulan hallerde askeri savcılar derhal soruşturmaya başlarlar. Zorunluk halinde bu soruşturma bir disiplin subayı tarafından da yapılabilir. Bu hallerde durum derhal yetkili askeri mahkemenin nezdinde kurulduğu komutan veya askeri kurum amirine bildirilir.

Cumhuriyet savcıları, zabıta makam ve memurları ve askeri amirler askeri savcının işe el koymasına kadar eylemin sübut vasıtalarının ve delillerinin kaybolmasını önliyecek, gecikmesinde sakınca umulan tedbirleri alırlar.

Şahsi dava hakkında, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunundaki hükümler uygulanır.(*)

NOT : (*) 31/03/2005 tarih ve 25772 mükerrer sayılı R.G.de yayımlanan, 23/03/2005 kabul tarihli ve 5320 sayılı kanunun 3. maddesi gereğince mevzuatta 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununa yapılan yollamalar, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanuna yapılmış sayılır.


Hazırlık soruşturması:

Madde 96 - Askeri savcı 95 inci maddede yazılı usul ve yollarla bir suçun işlendiğini öğrenir öğrenmez, kamu davasının açılmasına lüzum olup olmadığına karar verilmek üzere bir hazırlık soruşturması yapar.

Basit işlerde disiplin amirinin veya disiplin subayının yaptığı soruşturma ile yetinilebilir.

Sanık suçunu itiraf etse bile, öz vakanın soruşturulması gerekir.

Askeri savcı, yalnız sanığın aleyhinde olan hususları değil, lehinde olan cihetleri de arar ve kaybolmasından korkulan delillerin toplanmasına ve zaptına çalışır.

Savaş halinde bu soruşturma mümkün olduğu kadar çabuklaştırılır.

Askeri savcıların yetkisi:

Madde 97 - Askeri savcılar hazırlık soruşturması sırasında bütün resmi ve özel makam ve kurumlardan her türlü bilgi istiyebilirler.

Gerek doğrudan doğruya ve gerekse askeri zabıta aracılığı ile her türlü soruşturmayı yapabilirler.

Bütün zabıta, makam ve memurları, askeri savcının soruşturma ile ilgili istemlerini yapmakla yükümlüdürler.

Askeri savcılar; diğer askeri savcılar ile Cumhuriyet savcılarını istinabe edebilirler.

Askeri savcının soruşturma istemi:

Madde 98 - Askeri savcılar, ancak hakim tarafından yapılabilecek olan bir soruşturma işlemine lüzum görürlerse, bu istemlerini nezdinde bulundukları askeri mahkemeye veya işlemin cereyan edeceği yerdeki askeri mahkemeye, yoksa sulh hakimine bildirirler.

Bu makamlar, işin gereğine göre istenen işlemin yapılmasının mümkün bulunup bulunmadığını incelerler.

Tutanak ve düzenlenmesi:

Madde 99 - Her soruşturma işlemi bir tutanak ile tesbit edilir. Önemsiz işlerde bir not yazılması ile yetinilebilir.

Tutanak askeri savcı ile soruşturma esnasında bulunan tutanak katibi tarafından ve notlar yalnız askeri savcı tarafından imza edilir.

Tutanak, işlemin nerede ve ne vakit yapıldığını ve işleme katılan veya bunda ilgisi olan kişilerin adlarını ve soyadlarını ve yargılama usulünün esaslı kurallarına uyulup uyulmadığının anlaşılmasına elverişli olacak açıklamayı kapsar ve ilgililere okutturularak veya okunarak imza ettirilir. İmzadan kaçınılırsa sebepleri yazılır.

Sanığın, tanıkların ve bilirkişilerin dinlenmesinde tutanak katibi bulunur. Zorunluk halinde ehliyetli ve uygun birisine yemin ettirilmek suretiyle bu görev yaptırılabilir.

Keşif, muayene, tanık ve bilirkişi işlerinde bulunacaklar:

Madde 100 - Keşif ve muayenenin yapılması sırasında askeri savcı, sanık ve müdafii hazır bulunabilirler.

Bir tanık veya bilirkişinin duruşma sırasında hazır bulunamıyacağı umulur veya konutunun uzaklığı sebebi ile hazır bulunması güç görülürse, bu tanık veya bilirkişinin dinlenilmesinde de aynı hüküm uygulanır.

Bu işlerde hazır bulunma hakkına sahip olanlara keyfiyet, işin geri kalmasına meydan vermemek kaydı ile, bu işin yapılması gününden evvel haber verilir.

Sanıklar, tutuklu bulundukları bina içinde yapılacak işlerde hazır bulunmayı istiyebilirler.

Bu işlerde hazır bulunmaya yetkili olan kimseler, kendilerine ait engelleyici sebeplere dayanarak işin başka bir güne bırakılmasını istiyemezler.

Sanığın hazır bulunmayacağı hal:

Madde 101 - Sanığın hazır bulunması, tanıklardan birinin gerçeğe uygun tanıklık etmesine engel olacağından korkulursa, o işte sanığın bulunmamasına karar verilebilir.

Komutan veya askeri kurum amirinin soruşturmada yetkisi:

Madde 102 - Nezdinde askeri mahkeme kurulan kıta komutanı veya askeri kurum amiri soruşturma safhası hakkında, askeri savcıdan bilgi istiyebilir.

Askeri savcının kendiliğinden yapacağı soruşturma işleri:

Madde 103 - Hazırlık soruşturması sırasında bu soruşturmanın başka bir kişiyi veya suçu kapsıyacak şekilde genişletilmesi gerekirse, askeri savcı ivedi hallerde bu soruşturmayı kendiliğinden yapar.

Bu halde 95 inci maddenin 4 üncü fıkrası hükmü uygulanır.

Askeri hakimler ve savcılar hakkında soruşturma:

Madde 104 - Askeri hakimler ile askeri savcılar veya yardımcıları hakkında özel kanuna göre soruşturma yapılır.

Kovuşturmaya yer olmadığı kararı:

Madde 105 - (Değişik madde: 09/10/1996 - 4191/13 md.)

Askeri savcı, 8 inci ve 95 inci maddeler gereğince kendisine intikal eden soruşturma evrakını inceledikten sonra, keyfiyeti soruşturmaya değer görmez veya yapılan hazırlık soruşturması sonunda kamu davası açılmasını haklı göstermeye yetecek sebep bulunmazsa, kovuşturmaya yer olmadığına karar vererek sebepleri ile birlikte dosyasına koyar.

Bu karar, teşkilatında askeri mahkeme kurulan kıt’a komutanı veya askeri kurum amirine, sanığa, suçtan zarar görene ve şikayetçiye bildirilir.

Askeri savcının soruşturmanın geçici olarak tatiline karar vermesi:

Madde 106 - Askeri savcı sanığın gaip olması veya suçu işledikten sonra akıl hastalığına uğraması sebeplerinden dolayı kamu davasının açılmasının imkansızlığını anlarsa veya kovuşturulması şikayete bağlı olan suçlarda, şikayet olunmamış veya kamu davasının açılması izin veya karar alınmasına bağlı suçlarda izin veya karar alınmamış ise, soruşturmanın geçici olarak tatiline karar verir ve sebepleri ile birlikte dosyasına koyar.

Askeri savcının kararına itiraz:

Madde 107 - Askeri savcı tarafından verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararı ile soruşturmanın geçici olarak tatiline dair karara karşı, suçtan zarar gören ile nezdinde askeri mahkeme kurulan kıta komutanı veya askeri kurum amiri, kararın kendilerine tebliğinden itibaren 15 gün içinde bu kararı veren askeri savcının nezdinde olduğu askeri mahkemeye yer itibariyle en yakın askeri mahkemede itiraz edebilirler. En yakın askeri mahkemenin tayininde kararsızlık olursa, bu husus Milli Savunma Bakanlığınca giderilir.

İtiraz isteminde kamu davasının açılmasını haklı gösterecek olaylar ve deliller gösterilir.

İtirazın incelenmesi ve soruşturmanın genişletilmesi:

Madde 108 - İtiraz üzerine askeri savcının o zamana kadar yaptığı soruşturmayı içine alan dosya, itirazı inceliyecek olan askeri mahkemeye gönderilir.

Askeri mahkeme, mehil tayin ederek bir diyeceği varsa bildirmesi için itiraz istemini sanığa tebliğ edebilir.

Askeri mahkeme kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine lüzum görürse gereken soruşturmayı yetkili askeri savcıya yaptırabilir.

İtirazın reddi:

Madde 109 - İtiraz süresi içinde yapılmamış veya sebep gösterilmemişse veyahut kamu davasının açılması için yeter sebepler bulunmazsa askeri mahkeme itirazı reddeder.

Red kararı suçtan zarar görene; eğer itiraz nezdinde askeri mahkeme kurulan kıta komutanı veya askeri kurum amiri tarafından yapılmış ise bu makama tebliğ olunur ve ayrıca askeri savcıya ve sanığa bildirilir.

İtiraz reddedildikten sonra kamu davası ancak yeni olaylara ve yeni delillere dayanılarak açılabilir.

İtirazın kabulü:

Madde 110 - Askeri mahkeme, itirazın yerinde ve haklı olduğuna kanaat getirirse, sanık hakkında kamu davası açılmasının gerekli olduğuna karar verir ve evrakı yetkili askeri savcıya gönderir.

Bu karar üzerine askeri savcı soruşturma yapmaksızın iddianame ile kamu davasını açar.

Milli Savunma Bakanının askeri savcıya emir vermesi:

Madde 111 - Askeri savcı tarafından verilip süresi içinde itiraz edilmiyen veya itiraz edilip de süresi içinde itiraz edilmediğinden veya sebep gösterilmediğinden hakkındaki itiraz reddolunmuş bulunan kovuşturmaya mahal olmadığına ve soruşturmanın geçici olarak tatiline dair kararlar üzerine, Milli Savunma Bakanı soruşturmaya devam edilmesi veya kamu davası açılması hususlarında askeri savcıya emir verebilir.

Kamu davasının açılması hususunda verilecek emir üzerine askeri savcı, soruşturma yapmaksızın iddianame ile kamu davasını açar.

Dosyanın yetkili makama gönderilmesi:

Madde 112 - Askeri savcı, işin nezdinde bulunduğu askeri mahkemenin görev ve yetkisi dışında olduğunu görürse dosyanın yetkili veya görevli makama gönderilmesine karar verir.

Bu karara karşı sanık ve suçtan zarar gören ile nezdinde askeri mahkeme kurulan kıta komutanı veya askeri kurum amiri 15 gün içinde itiraz edebilir.

Bu itiraz hakkında 107, 108 ve 109 uncu madde hükümleri uygulanır.

Yeni bir suçtan dolayı soruşturmanın tatili ve yeniden başlanabilmesi:

Madde 113 - Sanığa yargılama sonunda verilecek cezanın; sanığın diğer bir suçtan dolayı kesin hükümlü olduğu veya diğer bir suçtan hükümlü olacağı cezaya etkisi yoksa, askeri savcı, kamu davasının açılmasından vazgeçip soruşturmanın geçici olarak tatiline karar verebilir.

Tatil kararı, evvelce kesin hükümlülükten dolayı verilmiş ve bu ceza düşmüş veya değiştirilmiş ve zamanaşımı süresi de geçmemiş ise yeniden soruşturmaya başlanır.

Tatil kararı, işlenen bir suçtan dolayı verilecek ceza gözönünde tutularak verilmiş ve fakat bu cezaya hükmedilmemiş ve zamanaşımı süresi de geçmemiş olursa aynı hüküm uygulanır.

Kamu davasının açılması:

Madde 114 - Askeri savcı, yapılan hazırlık soruşturması sonunda kamu dava sı açılmasını haklı göstermeye yetecek sebepler bulunursa bir iddianame ile askeri mahkemede davayı açar.

İddianame:

Madde 115 - İddianame, sanığın kimliğini, suç teşkil eden eylemin neden ibaret bulunduğunu ve kanuni unsurları ile delillerini, uygulanması istenen kanun maddelerini ve varsa Hazine zararını ve duruşmanın hangi askeri mahkemede yapılacağını gösterir.

İddianameye itiraz olunamaz.

İKİNCİ BÖLÜM: Duruşma Hazırlığı[düzenle]

Duruşma gününün ve subay üyenin tesbiti:

Madde 116 - Duruşmanın yapılacağı günün tayini ve subay üyenin tesbit edilip, yazılı olarak bağlı olduğu askeri birlik komutanı veya askeri kurum amiri aracılığı ile çağrılması askeri mahkeme kıdemli askeri hakimi tarafından yapılır.

Ağır cezalı veya genel ahlaka aykırı olan suçlar ile tutuklu işlerin davaları önce görülür.

Çağrı - tebliğ ve sübut araçları:

Madde 117 - Askeri savcı tayin olunan duruşma günü için gerekli hazırlıkları yapar, davetiyeleri gönderir ve suçun sübutuna yarıyacak eşyayı mahkemeye verir. Tanık ve bilirkişilerin çağrılmaları ve getirilmeleri, birinci kısmın yedi ve sekizinci bölüm hükümlerine göre yapılır.

Sanık veya tanık yahut bilirkişinin çok olmasından veya sanığın sorgusunun uzaması ihtimalinden dolayı duruşmanın bir günde bitmiyeceği anlaşılırsa, askeri mahkeme kıdemli askeri hakimi tanıklarla bilirkişilerin hepsini veya bir kısmını sonraki duruşmaya çağırtabilir.

İddianamenin sanığa tebliği:

Madde 118 - (Değişik madde: 08/06/1972 - 1596/1 md.)

İddianame sanığa davetiye ile birlikte verilir.

İddianamenin asker kişilere usulen tebliği sırasında kendilerinin savunma amaciyle bir istemleri varsa vaktinde bildirmeleri gereği de hatırlatılır.

Tutuklu olan ve olmıyan sanıkların çağrılması:

Madde 119 - Sanık olan asker kişiler, tayin olunan zamanlarda 81 inci maddeye göre askeri mahkemeye getirilirler.

Asker kişilerden başka tutuklu olmıyan sanıklara tebliğ olunacak davetiyeye özürsüz gelmediği takdirde tutuklanacağı veya zorla getirileceği yazılır.

Tutuklu olan sanıklar 81 inci maddenin 2 nci fıkrası hükmüne göre çağırılırlar.

Bu hallerde 135 inci madde hükmü saklıdır.

Savaş halinde bütün sanıklar zorla getirilebilirler.

Tebliğ ile duruşma günü arasındaki süre:

Madde 120 - İddianamenin tebliği ile duruşma günü arasında en aşağı bir hafta geçmelidir.

Sanık uygun görürse bu süre azaltılabilir.

Bu süreye uyulmamış ise iddianamenin okunmasından önce sanık duruşmanın tehri veya talikini istiyebilir.

Savaş halinde bu fıkralar hükümleri uygulanmıyabilir.

Müdafiinin çağrılması:

Madde 121 - Müdafi, gerek askeri mahkemece tutulmuş olsun, gerekse sanık tarafından seçilip de askeri mahkemeye bildirilmiş bulunsun sanık ile birlikte çağrılır.

Sanığın savunma delillerinin toplanması istemi:

Madde 122 - Sanık, duruşmaya tanık veya bilirkişi çağırılmasını veyahut diğer savunma delillerinin toplanmasını isterse bu delillerin ilgili bulunduğu vakıalar gösterilmek şartı ile duruşma gününden beş gün evvel bu konudaki dilekçesini askeri mahkemeye verir.

Er ve erbaşların bu istemleri en yakın amir tarafından düzenlenecek bir tutanakla tesbit edilir.

Askeri mahkeme kıdemli askeri hakiminin bu istemlere ilişkin kararları hemen sanığa tebliğ olunur.

Sanığın kabul olunan istemleri askeri savcıya da bildirilir.

Sanığın tanık ve bilirkişiyi doğrudan doğruya çağırtması veya birlikte getirmesi:

Madde 123 - Tanık ve bilirkişi çağırılması hakkındaki istemi reddolunan sanık, yol giderleri ile kaybedeceği vakit için tarifeye göre verilmesi gerekli tazminatı mahkeme kalemine depo etmek şartı ile bu kimseleri doğrudan doğruya çağırtabileceği gibi önceden bir istemde bulunmasa da kendisi birlikte getirebilir.

Yukarıki fıkra uyarınca mahkemece çağırılan kimse, yol gideri ile vakit kaybı tazminatı davetiyenin tebliği sırasında kendisine verilir veya bu paraların mahkeme kalemine depo edildiği kendisine bildirilirse, duruşmada hazır bulunmak zorundadır.

Çağırtılan kimsenin sözleri duruşma sırasında işin aydınlanmasına yararsa, mahkeme istem halinde yukarıdaki fıkrada yazılı gider ve tazminatın Devlet Hazinesinden verilmesine karar verir.

Kıdemli hakimin delil toplaması:

Madde 124 - Askeri mahkeme kıdemli askeri hakimi de kendiliğinden tanık ve bilirkişilerin çağırılmasına ve başkaca sübut delillerinin toplanmasına karar verebilir.

Çağırılan tanık ve bilirkişilerin sanığa ve askeri savcıya bildirilmesi:

Madde 125 - Sanık, doğrudan doğruya çağırttığı veya duruşmaya birlikte getireceği tanık ve bilirkişilerin ad ve soyadları ile konut ve ikametgahlarını zamanında askeri savcıya bildirir.

Askeri savcı da iddianamede gösterilen veya sanığın istemi üzerine çağırılan tanık ve bilirkişiden başka gerek askeri mahkeme kıdemli askeri hakiminin kararı ve gerekse kendiliğinden başka kimseleri çağırtacak ise bunların isimleri ile konut veya ikametgahlarını sanığa zamanında bildirir.

Naip veya istinabe yolu ile dinlenilme:

Madde 126 - Hastalık, sakatlık veya önüne geçilmesi mümkün olmıyan başka bir sebeple, bir tanık veya bilirkişinin uzun veya belli olmıyan bir süre için duruşmada hazır bulunmasının kabil olamıyacağı anlaşılırsa, askeri mahkeme bir naip tarafından veya istinabe yolu ile onun dinlenmesine karar verebilir. Naip, askeri hakimlerden olur. Yemin verilmesi gereken hususlarda tanık veya bilirkişi yeminle dinlenir.

Bu hüküm konutlarının uzak bulunmasından ötürü çağırılmaları zor olan tanık ve bilirkişinin dinlenmesinde de uygulanabilir.

(Ek fıkra: 11/08/1983 - 2875/5 md.) Ek 1 inci madde kapsamına giren davalarda tanık ve bilirkişileri istinabe yoluyla dinlemeye askeri mahkemenin askeri hakim sınıfından bir üyesi yetkilidir.

Tanık ve bilirkişinin dinleneceği günün bildirilmesi, yeniden keşif ve muayene, iddianamenin geri alınması:

Madde 127 - İşin gecikmesine sebep olmıyacaksa tanık ve bilirkişinin dinlenmesi için tayin edilen gün askeri savcıya, sanığa ve müdafiye bildirilir. Bunların, dinlenme sırasında hazır bulunmaları şart değildir. Düzenlenen tutanak askeri savcıya ve müdafiye gösterilir.

Tutuklu olan sanık, ancak tutuklu bulunduğu yerdeki askeri mahkeme binası içinde yapılacak bu nevi işlerde hazır bulunmayı istiyebilir.

Duruşmanın hazırlanması için yeniden keşif ve muayeneye ihtiyaç görüldüğü takdirde aynı suretle işlem yapılır.

Yeni haller ve sebepler çıktığında askeri savcı duruşma başlamadan evvel sanık lehine olarak iddianamesini değiştirebilir veya geri alabilir.

Böyle bir halde soruşturmaya ait hükümler uygulanır.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM: Duruşma Usulü[düzenle]

Duruşma:

Madde 128 - Duruşmada, hükme katılacaklar ile askeri savcı ve tutanak katibinin hazır bulunmaları şarttır. (*)

Duruşma ara verilmeksizin yapılır.

NOT : (*) Bu hükmün uygulanmasında ek 1 inci maddeye bakınız.


Birden çok askeri savcı, müdafi ve tutanak katibinin duruşmaya katılması:

Madde 129 - Birden çok askeri savcı veya askeri savcı ve yardımcısı ile tutunak katibi ve müdafi aynı zamanda duruşmaya katılabilecekleri gibi değişme suretiyle de işi aralarında bölebilirler.

Tehir ve talik istemi ve kararlar:

Madde 130 - Duruşmanın tehirine veya talikine dair istemlere, askeri mahkeme karar verir.

88 inci maddede yazılı hal dışında müdafiin engeli olması, tehir ve talik isteminde bulunmak için sanığa bir hak vermez.

120 nci maddede yazılı süreye uyulmamış ise askeri mahkeme kıdemli askeri hakimi duruşmanın tehir veya talikini istemeye hakkı olduğunu sanığa bildirir.

Tehir süresi ve duruşmanın tekrarı:

Madde 131 - (Değişik madde: 08/06/1972 - 1596/1 md.)

Tehir olunan duruşmaya, zorunluk olmadıkça, sekiz günden fazla ara verilmez.

Tehir süresi sekiz günü geçtiği veya 130 uncu maddeye göre duruşma talik olunduğu veyahut askeri mahkeme kurulu arasında kısmen veya tamamen değişiklik olduğu takdirde eski duruşma tutanaklarının okunması yolu ile duruşma tekrarlanır.

Savaş halinde ikinci fıkra hükümleri uygulanmaz.

Askeri mahkemenin vereceği tutukluluk kararı:

Madde 132 - (Değişik madde: 09/10/1996 - 4191/14 md.)

Askeri mahkeme, duruşmanın tehir ve taliki halinde veya hüküm ile birlikte 71 inci maddede yazılı hallerde tutuklama kararı verebilir. Tutuklama kararına karşı 74 üncü madde gereğince itiraz edilebilir.

Askeri mahkeme; tutuklu bulunan sanığın duruşmasında, tutukluluk halinin devamının gerekip gerekmeyeceğini, her oturumda veya şartlar gerçekleştiğinde davanın açılmasından hükmün kesinleşmesine kadar askeri savcı veya sanığın istemi üzerine veya resen inceleyerek karara bağlar.

Sanığın gelmemesi:

Madde 133 - (Değişik fıkra: 11/08/1983 - 2875/6 md.) 147 nci maddenin 2 nci fıkrası hükmü saklı kalmak üzere askeri mahkemeye gelmeyen sanık hakkında duruşma yapılamaz.

Gelmemenin haklı sebeplere dayandığı ispatlanamaz ise, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde 119 uncu maddenin ikinci fıkrasında yazılı sanıklar hakkında, zorla getirilme veya tutukluluk kararı verilebilir.

(Ek fıkra: 21/01/1981 - 2376/4 md.) Yargılandığı suçtan ötürü yüzüne karşı verilmiş bir tutuklama kararından sonra firar eden sanığın duruşmada sorguya çekilmiş ve artık duruşmada hazır bulunmasına mahkemece lüzum görülmemiş olması halinde dava gıyabında görülerek bitirilebilir.

Duruşma sırasında sanığın savuşması:

Madde 134 - Sanık duruşmanın devamı süresince hazır bulunur. Ağır cezalı işlerde askeri mahkemece savuşmanın önüne geçmek için gerekli tedbirler alınır ve duruşmanın 24 saati geçmeyen tehiri hallerinde sanığın en çok bu süre kadar göz altında tutulmasına karar verilebilir.

Sanık gelmese de duruşma yapılabilecek haller:

Madde 135 - İddianamede yazılı olan suç, gerek yalnız ve gerekse birlikte olarak, para cezası ile hafif hapsi veya zoralımı gerektirirse sanık gelmese de duruşma yapılabilir.(*)

Bu gibi hallerde sanığa gönderilecek davetiyede ve askeri kişiler için 118 inci madde gereğince yapılacak tebliğlerden kendisi gelmese de duruşmanın yapılabileceği yazılır.

NOT : (*) 04/11/2004 kabul tarihli, 13/11/2004 tarih ve 25642 sayılı R.G.de yayımlanan 5252 sayılı Kanunun 7. maddesi gereğince; (1) Kanunlarda, "hafif hapis" veya "hafif para" cezası olarak öngörülen yaptırımlar, idari para cezasına dönüştürülmüştür. İdari para cezasının hesaplanmasında 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 52 nci maddesi hükümleri uygulanır. İlgili kanunda "hafif hapis" cezasının üst sınırının belirtilmediği hallerde, idari para cezasının hesaplanmasında esas alınacak gün sayısının üst sınırı, yediyüzotuzdur. (2) Kanunlarda, "hafif hapis cezası" ile "hafif para cezası"nın seçimlik olarak veya birlikte öngörüldüğü hallerde, idari para cezası yaptırımının belirlenmesinde "hafif hapis cezası" esas alınır. (3) Kanunlarda, sadece "hafif para cezası"nın öngörüldüğü ve cezanın alt veya üst sınırının belirtilmediği hallerde, idari para cezası, yüzyirmimilyon Türk Lirasından az, onsekizmilyar Türk Lirasından fazla olamaz. (4) Bu madde hükmüne göre idari para cezasına karar vermeye Cumhuriyet savcısı yetkilidir.

Sanığın duruşmadan vareste tutulması:

Madde 136 - (Değişik madde: 08/06/1972 - 1596/1 md.)

Sanık veya vekaletnamesinde sarahat bulunması halinde müdafiin istemi üzerine, sanık, duruşmada hazır bulunmak zorunluluğundan vareste tutulabilir.

(Değişik fıkra: 11/08/1983 - 2875/7 md.) Sanığın bu istemi hakkında askeri mahkemece karar verilir. Bu takdirde sanık mahkemece iddia hakkında sorguya çekilmemiş ise, davaya esas olan vakıalar üzerine, istinabe suretiyle sorguya çekilir. Ek 1 inci madde kapsamına giren davalarda istinabe edilen mahkeme askeri mahkeme ise, sanığı dinlemeye bu mahkemenin askeri hakim sınıfından bir üyesi yetkilidir.

Sanık talik veya tehiri takibeden günde duruşmaya gelmez ise, dava hakkında evvelce kendisi sorguya çekilmiş ve artık huzuruna mahkemece lüzum görülmemiş olursa vareste istemi olmasa dahi dava gıyabında bitirilebilir.

Sanık, davanın görüldüğü askeri mahkemeden uzakta bulunan bir mahalde herhangi bir suçtan ötürü tutuklu bulunmakta veya cezası infaz edilmekte ise, duruşmadan vareste tutulma isteminde bulunmasa dahi, bulunduğu yerdeki mahkeme aracılığı ile sorgusu ve ağır cezalı işlerde esas hakkındaki iddiadan sonra savunması tespit olunur.

Sorguya ait tutanak duruşma sırasında okunur.

Askeri mahkemece sanığın bizzat hazır bulunmasına veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde zorla getirilmesine her zaman karar verilebilir.

Sanık bulunmaksızın duruşma yapılabilecek olan davalarda sanığın müdafi gönderme yetkisi vardır.

(Ek fıkra: 21/01/1981 - 2376/5 md.) Hastalık veya disiplin önlemi ya da zorunlu diğer sebeplerle yargılamanın yapıldığı yargı çevresi dışındaki bir hastane veya tutukevine nakledilmiş olan tutuklunun sorgusu yapılmış olması şartıyla hazır bulundurulmasına gerek görülmeyen oturumlar için celbedilmemesine mahkemece karar verilebilir.

(Ek fıkra: 11/08/1983 - 2875/7 md.) Bulunmaması nedeniyle sorgusu yapılmayan sanık hakkında, toplanan delillere göre mahkumiyet dışında bir karar verilmesi gerektiği kanaatine varılırsa, sanığın sorgusu yapılmasa dahi dava gıyabında bitirilebilir.

Davaların birleştirilmesi ve ayrılması:

Madde 137 - Askeri mahkeme, bakmakta olduğu birden çok dava arasında bağlılık görürse, bu bağlılık 18 inci maddede gösterilen şekilde olmasa da birlikte bakmak ve hükmolunmak üzere bu davaların birleştirilmesine karar verebilir.

Birleştirilen davalar hakkında her zaman ayrılma kararı verilebilir.

Duruşmanın açıklığı:

Madde 138 - Askeri mahkemelerde duruşma her zaman açıktır. Ancak genel ahlakın veya kamu güvenliğinin kesin olarak gerekli kıldığı hallerde duruşmanın bir kısmının veya tamamının kapalı yapılmasına askeri mahkeme karar verebilir.

Duruşmanın kapalı yapılması kararı ve sebepleriyle hüküm açık olarak tefhim edilir.

Açıklığın kaldırılması hakkındaki duruşmanın kapalılığı:

Madde 139 - Yukardaki maddede gösterilen hallerde duruşma açıklığının kaldırılması istemine dair yapılacak olan duruşma, istem üzerine veya askeri mahkemece uygun görülürse kapalı yapılır.

Kapalılık sebeplerinin açıklanmaması için uyarma:

Madde 140 - Duruşmanın kapalı yapılmasını gerektiren sebeplerin açığa vurulmaması hususunda, askeri mahkeme başkanı askeri mahkemede bulunması zorunlu olanları uyarır.

Sanığın astı olanların duruşmada bulunmaması:

Madde 141 - Duruşmada asker kişilerden, sanığın astı olanlar dinleyici olarak bulunamazlar. Sanıklar birden çok ise en büyüğünün rütbe ve kıdemi esas alınır.

Suçtan zarar gören asker kişi, rütbesi ne olursa olsun, duruşmada hazır bulunabilir. Ancak, askeri mahkeme disiplin sebeplerinden dolayı bu kimseyi de duruşma salonundan çıkarabilir.

Yayım yasağı:

Madde 142 - Kapalı yapılan yargılamanın yayımlanması yasaktır.

Açık yapılan yargılamaların yayımı; milli güvenliği veya genel ahlakı korumak, kişilerin haysiyet, şeref ve haklarına tecavüzü, suç işlemeye kışkırtmayı, suçsuz kişilerin suçlu duruma düşmesini veya gerçek suçluların kurtarılmasını önlemek için askeri mahkemenin kararı ile yasaklanabilir.

Bu konuda verilecek karar açık olarak tefhim edilir.

(Değişik fıkra: 09/10/1996 - 4191/15 md.) Yasağa aykırı hareket edenler hakkında, asıl davaya bakan askeri mahkemece Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 377 nci maddesinin dördüncü fıkrası hükmü uygulanır.(*)

NOT : (*) 31/03/2005 tarih ve 25772 mükerrer sayılı R.G.de yayımlanan, 23/03/2005 kabul tarihli ve 5320 sayılı kanunun 3. maddesi gereğince mevzuatta 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununa yapılan yollamalar, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanuna yapılmış sayılır.


Duruşmanın inzibati:

Madde 143 - (Değişik madde: 08/06/1972 - 1596/1 md.)

Duruşmanın inzibatını sağlamak askeri mahkeme başkanına aittir.

Duruşmanın inzibatını bozan her kişiyi, askeri mahkeme başkanı duruşma salonundan çıkartır.

Mahkemeye, mahkeme başkanı ve üyelerinden herhangi birine, askeri savcıya, tutanak yazarına ve görevlilere karşı uygun olmayan söz ve davranışlarda bulunan kişi hakkında askeri mahkemece tutuklama kararı verilir ve bu kişi yirmi dört saat içinde sorguya çekilerek inzibati nitelikte olmak üzere bir aya kadar hafif hapis cezası ile cezalandırılır. Tutuklu veya hükümlüler hakkında bu ceza hücrede infaz olunur. Bu kararlar kesindir.(**)

(Ek fıkra: 21/01/1981 - 2376/6 md.) Yukarıdaki fıkralar uyarınca duruşma salonundan çıkarılan veya tutuklanan kimse sanık veya müdahil ise, sonra gelen oturumda da duruşmayı önemli ölçüde aksatacak davranışlara devam edeceği anlaşılır ve hazır bulunması gerekli görülmezse yokluğunda duruşmaya devam olunmasına mahkemece karar verilebilir. Bu karar esasa ilişkin iddia ve savunmanın yapılmasına engel olacak biçimde uygulanamaz.

Bir kimse askeri mahkemede duruşma sırasında bir suç işlerse askeri mahkeme, olayı tespit eder ve bu hususta düzenleyeceği tutanağı yetkili makama gönderir. 71 inci maddeye giren hallerde askeri mahkeme o kişinin tutuklanmasına da karar verebilir. Mahkeme, duruşmanın inzibatını bozan sözlü ve yazılı beyanat ve davranışlar ile mahkemeye, mahkeme başkanı ve üyelerden herhangi birine, askeri savcıya, tutanak yazarına ve görevlilere karşı uygun olmayan söz ve davranışlar hakkında yayın yasağı koyabilir; bu yasağa rağmen yayında bulunanlar askeri mahkeme tarafından üç aydan altı aya kadar hapis cezası ile birlikte 1 000 liradan 3000 liraya kadar adli para cezası verilir.(*)

Savaş halinde:

Duruşmanın inzibatını bozan sanık ve müdafileri, o günkü duruşmanın tamamına çıkmamak üzere askeri mahkeme başkanı salondan çıkartır. Birden ziyade duruşmadan çıkarılan sanık ve müdafiler bir daha aynı dava ile ilgili duruşmalara katılamazlar.

Yukarda yazılı hallerde salondan çıkarılan sanık ve müdafiler, mahkemenin tayin edeceği süre içinde yazılı savunma verebilirler.

NOT : (*) 04/11/2004 kabul tarihli, 13/11/2004 tarih ve 25642 sayılı R.G.de yayımlanan 5252 sayılı Kanunun 5. maddesi ile Kanunlardaki "ağır para" cezaları "adli para" cezasına dönüştürülmüştür.

(**) 04/11/2004 kabul tarihli, 13/11/2004 tarih ve 25642 sayılı R.G.de yayımlanan 5252 sayılı Kanunun 7. maddesi gereğince; (1) Kanunlarda, "hafif hapis" veya "hafif para" cezası olarak öngörülen yaptırımlar, idari para cezasına dönüştürülmüştür. İdari para cezasının hesaplanmasında 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 52 nci maddesi hükümleri uygulanır. İlgili kanunda "hafif hapis" cezasının üst sınırının belirtilmediği hallerde, idari para cezasının hesaplanmasında esas alınacak gün sayısının üst sınırı, yediyüzotuzdur. (2) Kanunlarda, "hafif hapis cezası" ile "hafif para cezası"nın seçimlik olarak veya birlikte öngörüldüğü hallerde, idari para cezası yaptırımının belirlenmesinde "hafif hapis cezası" esas alınır. (3) Kanunlarda, sadece "hafif para cezası"nın öngörüldüğü ve cezanın alt veya üst sınırının belirtilmediği hallerde, idari para cezası, yüzyirmimilyon Türk Lirasından az, onsekizmilyar Türk Lirasından fazla olamaz. (4) Bu madde hükmüne göre idari para cezasına karar vermeye Cumhuriyet savcısı yetkilidir.


Duruşmanın yönetimi:

Madde 144 - Duruşmayı askeri mahkeme kurulundaki en kıdemli askeri hakim yönetir. Bu hakimin görevini yapmasına kanuni engeller çıkarsa kendisinden sonra gelen askeri hakimler kıdemlerine göre bu görevi yaparlar.

Duruşmada ilgili olanlardan biri, duruşmanın yönetimine ilişkin kıdemli askeri hakim tarafından alınan bir tedbirin yerinde olmadığını ileri sürerse, askeri mahkeme bu konuda karar verir.

Tanık ve bilirkişilere soru sorulması:

Madde 145 - Askeri savcı ve sanık tarafından gösterilen tanıklarla bilirkişilerin dinlenmelerini ve bunlara soru sormayı mahkeme üyelerinden biri veya askeri savcı veya müdafi isterlerse, bunların soru sormasına izin verilir.

Gerekli olmıyan ve dava ile ilgili bulunmıyan soruları duruşmayı yöneten askeri hakim yasaklıyabilir.

Bir sorunun sorulmasının gerekli bulunup bulunmadığında kararsızlık olursa, askeri mahkeme bu hususta karar verir.

Duruşmanın başlaması:

Madde 146 - (Değişik madde: 11/08/1983 - 2875/8 md.)

Duruşmaya sanık, müdafi, tanık ve bilirkişilerin yoklaması ile başlanır.

Bu işlemden sonra tanıklar ve bilirkişiler duruşma salonundan çıkarılırlar.

Sanığın kimliği tespit edilir, hüviyetini söylemeyen sanığın dosyada kayıtlı hüviyetinin tutanağa geçirilmesi ile yetinilir. Kimlik tespitinden sonra askeri savcı; suç teşkil eden eylemin neden ibaret bulunduğunu ve kanuni unsurları ile uygulanması istenen kanun maddelerini belirtmek suretiyle iddianameyi özetleyerek okuyabilir. Bundan sonra 83 üncü madde gereğince sanığın sorgusu yapılır.

Delillerin ikamesi:

Madde 147 - Sanığın sorguya çekilmesinden sonra delillerin ikamesine başlanılır.

(Ek fıkra: 11/08/1983 - 2875/9 md.) Sanığın sorgusunun yapılamamış olması delillerin ikamesine mani değildir. Ancak sonradan gelen sanığa, ikame edilen delillerin içeriği bildirilir.

Bir delilin iradı hususundaki istemin reddi söz konusu olur veya bazı delillerin iradına izin verilmesi duruşmanın tehir veya talikini gerektirirse askeri mahkeme bu hususta bir karar verir.

Askeri mahkeme istem üzerine veya kendiliğinden tanık veya bilirkişi çağrılmasını ve başka sübut sebeplerinin hazırlanmasını ve iradını emredebilir. Bu konularda 126 ve 127 nci maddelerin hükümleri uygulanır.

Delillerden vazgeçilmesi ve delillerin reddi:

Madde 148 - Askeri savcı ile sanık birleşirlerse, askeri mahkeme herhangi bir delilden vazgeçebilir. Eğer delillerden birinin önemsiz olduğuna askeri mahkemece karar verilir veya sanık lehine evvelce sabit olmuş bir duruma ilişkin olursa, askeri mahkeme bu delili reddedebilir. Bu husustaki karar gerekçesiyle tutanağa geçirilir.

59 - 65 inci maddeler hükümleri askeri mahkemelerde de uygulanır.

Delil ve vakıanın geç iradedilmesi:

Madde 149 - Delilin veya ispat olunacak vakıanın geç iradedilmesi, ikamesi isteminin reddine sebep olmaz.

Bununla beraber tanıkların ve bilirkişinin isimleri hasıma geç tebliğ edilmiş ve ispat edilecek olay hasım tarafından izahatta bulunmıya vakit elverişli olmıyacak derecede geç bildirilmiş ise, hasım tarafı, delillerin ikamesi sona ermeden önce bilgi edinmek üzere duruşmanın tehir veya talikini istiyebilir.

Askeri mahkemece çağrılacak tanıklar ve bilirkişi hakkında askeri savcı ve sanığın aynı hakkı vardır.

Sorguda sanığın dışarı çıkarılabilmesi:

Madde 150 - Askeri mahkeme suç ortağının veya tanığın, sanığın yüzüne karşı gerçeği söyleyemeyeceğinden şüphe ederse, bunların sorguları veya dinlenilmeleri sırasında sanığı dışarı çıkarabilir.

Sanık tekrar askeri mahkemeye getirildiği zaman yokluğunda geçen söz ve işlerin esaslı noktaları kendisine bildirilir. Sanık mahkemenin sükunetini bozduğundan dolayı dışarı çıkarılmış ise yine bu hüküm uygulanır.

Tanıkların ve bilirkişilerin mahkemeden uzaklaşmaları:

Madde 151 - Tanık ve bilirkişi dinlendikten sonra, ancak duruşmayı yöneten askeri hakimin izni ile askeri mahkemeden çıkabilirler. Bunun için önce askeri savcıya ve sanığa sorulur.

Duruşma sırasında okunacak sübut sebepleri:

Madde 152 - Sübut sebepleri olarak kullanılacak senetler ve diğer evrak duruşma sırasında okutturulur.

Evvelce verilmiş olan hükümlülük ilamları ile adli sicil özetleri, şahsi durum sicilleri, plan ve keşfe ait tutanaklar hakkında da aynı hüküm uygulanır.

Delilin bir tanık olması:

Madde 153 - (Değişik madde: 08/06/1972 - 1596/1 md.)

Bir vakıanın delili yalnız bir tanığın bilgi ve görgüsünden ibaret ise bu tanık duruşmada dinlenir.

Tanığın evvelce alınmış ifadesinin okunması sözlü tanıklık yerine geçmez.

Savaş halinde yukardaki fıkralar hükmü uygulanmıyabilir.

Tutanağın okunması ile yetinme:

Madde 154 - Bir tanık veya bilirkişi veya sanığın suç ortaklarından biri ölmüş veya akıl hastalığına tutulmuş veya konutu bulunamamış olursa evvelce alınmış ifadesinin okunması ile yetinilebilir.

Sanığın evvelce hükümlü olan suç ortağı hakkında da bu hüküm uygulanır.

İfadeler 100 üncü maddenin 2 ve 4 üncü fıkraları ve 126 ile 127 nci maddelerin hükümleri dairesinde alınmış veya böyle olmayıp da yine okunması askeri savcı veya sanık tarafından istenmiş ise bu ifadeler de okunabilir.

Evvelki ifadelerin bu suretle okunması ancak, askeri mahkemenin kararı ile olur. Bu kararı gerektiren sebeplerle, ifadeleri alınmış olanların evvelce yeminli dinlenip dinlenmedikleri tutanağa geçirilir. Bu hükümler tanık ve bilirkişinin yeniden dinlenmesi halinde yeminin lüzumuna dair olan hükümler değiştiremez.

Duruşmadan önce dinlenip de ilk defa duruşma esnasında tanıklık etmekten çekinmek hakkını kullanan tanığın yazılı ifadesi okunmaz.

Tanık ve bilirkişinin evvelki ifadelerinin okunması:

Madde 155 - Bir tanık veya bilirkişi bir hususu hatırlıyamadığını ifade ederse bu konuda evvelce düzenlenen tutanağın o vakıaya ait kısmı okunarak meseleyi hatırlamasına yardım edilir. Tanığın son tanıklığı ile önceki ifadesi arasında aykırılık bulunup da duruşmayı kesmeksizin başka suretle bu aykırılığın giderilmesi mümkün olmazsa, evvelce alınmış ifadesi okunabilir.

Sanığın eski ifadesinin okunması:

Madde 156 - Sanığın, askeri savcı tarafından düzenlenen tutanaktaki ifadesi ikrarına delil olmak üzere okunabilir.

(Değişik fıkra: 11/08/1983 - 2875/10 md.) Sanığın duruşmadaki ifadesi ile evvelce alınan ifadeleri arasında bir aykırılık görülürse ve aykırılığın başka türlü giderilmesi mümkün olmazsa eski ifadeleri okunabilir.

İfadelerin okunduğunun tutanağa geçirilmesi:

Madde 157 - 155 ve 156 ncı maddelerde yazılı hallerde sanık ve askeri savcının istemi üzerine okunma, sebepleri ile beraber tutanağa geçirilir.

Raporların ve diğer evrakın okunması:

Madde 158 - Sanığın ceza sicilleri, içinde mütalaa bulunan resmi evrak, muayene ve bilirkişi raporları ile amir ve üstlerin bir düşünceyi kapsayan beyannameleri okunur.

Bu raporlar üzerinde açıklamaya lüzum görülürse imza edenlerin ayrıca yazılı veya sözlü olarak mütalaaları alınır. Şu kadar ki, keşif ve muayeneye dair olan mütalaalar bir kurul tarafından verilmiş ise askeri mahkeme duruşma esnasında kurulun mütalaasını açıklamak görevini, üyelerinden birine verilmesini kuruldan ister.

Bir makamın uzmanlık raporu alınmış ise, açıklama için bir memuru istenebilir.

Delillere karşı ne diyeceğinin sanıktan sorulması:

Madde 159 - Tanığın ve bilirkişinin veya suç ortağının dinlenmesinden veya herhangi bir yazılı delilin okunmasından sonra, bunlara karşı sanığın bir diyeceği olup olmadığı sorulur.

Askeri savcı, davaya katılan, davacı ve sanığın iddia ve savunması:

Madde 160 - (Değişik madde: 08/06/1972 - 1596/1 md.)

Delillerin ikamesi ve tartışması bittikten sonra söz davacıya ve davaya katılana, onlardan sonra da iddiasını bildirmek üzere askeri savcıya ve daha sonra da sanığa verilir.

Askeri savcı, sanığa, tanık ve müdafii de savcıya cevap vermek hakkına sahiptir.

Duruşmayı yöneten askeri hakimin müsaadesi ile davacıya da cevap verebilir.

Son söz sanığındır.

Sanık namına müdafi tarafından savunmada bulunursa da savunmaya ekliyecek başka bir şey olup olmadığı sanığa sorulur.

Savaş halinde sözlü savunma veya yazılı savunmanın okunması süre bakımından mahkemece kısıtlanabilir.

Tercüman bulundurulacak haller:

Madde 161 - Sanık Türkçe bilmiyorsa bir tercüman aracılığı ile hiç olmazsa askeri savcının ve müdafiin son iddia ve savunmalarının sonuçları kendisine anlatılır.

Sağır veya dilsiz olan sanığa bunlar yazı ile, bu mümkün olmazsa işaretlerinden anlayan bir kimse aracılığı ile bildirilir.

Duruşmanın bitmesi ve hüküm:

Madde 162 - Duruşma hükmün tefihimi ile biter.

Hüküm, sanığın beraetine veya hükümlülüğüne veya duruşmanın tatiline veya davanın düşmesine veyahut ceza kanunları ile diğer kanunlarda belirtilen kararlardan birine dair olur.

Askeri mahkeme, kovuşturulması şikayete bağlı suçlarda kanuni süresi geçmiyen bir şikayet yapılmamış veya kamu davasının açılması önce izne veya karar alınmasına bağlı suçlarda, izin veya karar alınmamış olursa veya sanığın akıl hastalığına tutulduğu veya gaip olduğu anlaşılırsa, duruşmanın tatiline kovuşturulması şikayete bağlı suçlarda, suçtan zarar gören kişi şikayetten vazgeçmiş veya kanuni süresi geçtikten sonra şikayet yapılmış ise veya sanık ölmüş veyahut suç genel affa veya zamanaşımına uğramış ise davanın düşmesine karar verir.

(Ek fıkra: 09/10/1996 - 4191/16 md.) Derhal beraat kararı verilebilecek hallerde duruşmanın tatili veya düşme kararı verilemez.

(Ek fıkra: 09/10/1996 - 4191/16 md.) Aynı konuda, aynı sanık için evvelce verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava var ise davanın reddine karar verilir.

Delillerin değerlendirilmesi:

Madde 163 - Askeri mahkeme irad ve ikame olunan delilleri, duruşmada edineceği kanıya göre değerlendirir.

(Ek fıkra: 22/01/2004 - 5078 S.K./9. md.) Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilemez.

Hukuk mahkemelerini ilgilendiren konularda yapılacak işlem:

Madde 164 - Bir eylemin suç olup olmaması hukuk mahkemelerinde çözümlenmesi gereken bir konuya bağlı ise, askeri mahkeme bu konuda da bu kanundaki usul ve deliller hakkında uygulanan kurallara, göre karar verir.

Bununla beraber, mahkeme duruşmayı talik ve hukuk davası açılması için ilgililere bir mehil verebilir. Bu konu hakkında hukuk mahkemesinde açılmış bir dava varsa bu hususta bir hüküm çıkmasını da bekliyebilir.

Askeri mahkemelerde duruşma sırasında suçtan zarar görenler ile sanıkların yaşlarında, ceza hükümleri bakımından gerekli görülecek düzeltmelerin de Nüfus Kanunundaki usule göre yapılması askeri mahkemeye aittir. Bu hususta verilecek karar esas hükümle birlikte temyiz olunabilir.

Hükmün konusu ve eylemin değerlendirilmesi:

Madde 165 - Hükmün konusu, duruşmanın sonucuna göre iddianamede gösterilen eylemden ibarettir. Eylemin değerlendirilmesinde, askeri mahkeme, iddianame, iddia ve savunmalar ile bağlı değildir.

Suçun mahiyet ve niteliğinde değişme:

Madde 166 - Sanık, suçun hukuki mahiyetinin değişmesinden önce haber verilip de savunmasını yapabilecek bir halde bulundurulmadıkça iddianamede kanuni unsurları ile gösterilen suça ilişkin kanun hükmünden başkası ile mahkum edilemez.

Cezanın artırılmasını gerektirecek sebeplerin ilk defa duruşmada ileri sürülmesi halinde de aynı hüküm uygulanır.

Askeri mahkeme istem üzerine veya kendiliğinden bu değişikliklerden dolayı iddia ve savunmanın yeterlikle hazırlanabilmesi için duruşmayı tehir ve talik edebilir.

Sanık savunmasını yeterlikle hazırlayamadığından bahisle, kendisini iddianamede yazılı suçtan daha ağır bir madde hükmünün uygulanmasını gerektiren veya ikinci fıkrada gösterilen mahiyette ileri sürülen, yeni hallerin varlığını bildirerek itirazda bulunursa, askeri mahkeme sanığın istemi üzerine duruşmanın başka bir güne tehir ve talikine karar verir.

(Ek fıkra: 21/01/1981 - 2376/7 md.; Değişik fıkra: 09/10/1996 - 4191/17 md.) İddianamede gösterilen suçun temas ettiği kanun maddelerinde belirtilen cezadan daha az bir ceza verilmesini gerektiren hallerde; hazır bulunan sanıkla ilgili duruşma, ek savunma için talik edilmez. Sanık hazır bulunmuyorsa ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre meşruhatlı davetiye tebliğine rağmen duruşmaya gelmez veyahut davetiye tebliğ edilemez ise, bu maddenin birinci fıkrası hükmü uygulanmaz.

Duruşmada sanığın yeni bir suçunun meydana çıkması:

Madde 167 - Sanığın, iddianamede yazılı suçtan başka bir suç işlemiş olduğu duruşmada meydana çıkarsa; askeri savcının istemi ve sanığın rızası üzerine her ikisi birlikte hükmolunmak üzere bu suç, duruşması yapılmakta olan suçla birleştirilebilir.

Yeni suç ağır cezalı işlerden veya askeri mahkemenin yetkisi dışında bulunursa bu hüküm uygulanmaz.

Kararların görüşülmesi ve oyların toplanması:

Madde 168 - Karar görüşmelerinin yönetimi, çözümlenecek konuların düzenlenmesi ve oyların toplanması duruşmayı yöneten askeri hakim tarafından yapılır.

Oylamaya katılma zorunluğu:

Madde 169 - Askeri mahkeme başkan ve üyelerinden hiç biri her hangi bir konu üzerinde azınlıkta kaldığını ileri sürerek oylamaya katılmaktan çekinemez.

Hüküm ve kararlarda gerekli oy sayısı:

Madde 170 - Askeri mahkemelerde hüküm ve kararlar oy birliği veya oy çokluğu ile verilir. Muhalefet sebeplerinin tutanakta gösterilmesi gereklidir. Oylar dağılırsa sanığın en çok aleyhine olan oy, çoğunluk elde edilinceye kadar kendisine en yakın olan oya tabi olur.

Oy sırası:

Madde 171 - Oylar, en küçük rütbeden başlayıp rütbe ve kıdem sırası ile verilir. Duruşmayı yöneten hakim oyunu en son kullanır.

Görüşmeye katılacak olanlar:

Madde 172 - Görüşmede ve oy vermede hükme katılacak askeri mahkeme üyelerinden başkası bulunamaz.

Askeri mahkeme nezdinde staj yapanlar başkanın müsaadesi ile bulunabilirler.

Hükmün gerekçesinde gösterilmesi gereken hususlar:

Madde 173 - Sanık mahkum olursa, hükmün gerekçesinde mahkemece suçun kanuni unsurları olarak sabit ve gerçekleşmiş sayılan vakalar gösterilir. Eğer delil başka vakalardan çıkarılmış ise bunlar da hükümde gösterilir.

Bundan başka hükümlülüğe dair hükmün gerekçesi Ceza Kanununun uygulanan maddesini ve ceza miktarının tayinine askeri mahkemeyi gösteren halleri kapsar.

Ceza Kanununun genel olarak daha hafif bir cezanın uygulanmasını, hafifletici bir halin varlığına bağlı kılmış ise bu sebeplerin kabul veya reddolunması halinde hükmün gerekçesinde bunlar da gösterilir.

Beraet halinde, hükmün gerekçesi sanığa isnat olunan suçu işlediğinin sabit olmamasından mı yoksa sabit ve gerçekleşmiş sayılan eylemin kanunda bir mahkumiyeti gerektirmediğinden mi beraetine hükmolunduğu gösterilir.

Hükmün ne suretle tefhim olunacağı:

Madde 174 - Hükmün tefhimi, duruşmanın sonunda ve nihayet duruşmanın bitmesinden itibaren bir hafta içinde, hüküm fıkrasının okunması ve gerekçesinin bildirilmesi suretiyle olur.

Hüküm fıkrasının okunması her halde gerekçenin bildirilmesinden evvel olur.

Hüküm fıkrası ayakta dinlenir.

Hükmün tefhimi geri bırakılmışsa gerekçesi tefhimden evvel yazılır. Hükmün tefhiminden sonra duruşmayı yöneten askeri hakim hazır bulunan sanığa, varsa kanun yollarını ve usullerini anlatır. Sanık hazır bulunmaksızın tefhim olunan hükümler usulen sanığa tebliğ olunur.

Yetkisizlik veya görevsizlik kararı verilmiyen haller:

Madde 175 - Askeri mahkemece, davanın yetkili olmıyan bir askeri savcı tarafından açılmış olması veya sanığa aynı eylemden dolayı disiplin amirlerince ceza verilmiş bulunması sebepleriyle yetkisizlik veya görevsizlik kararı veremez.

Görevsizlik ve yetkisizlik kararı:

Madde 176 - Duruşma sırasında sanığın veya suçun askeri yargıya tabi olmadığı anlaşılırsa askeri mahkeme görevsizlik kararı verir.

Sanığın rütbesi veya sınıfı uygun değilse yetkisizlik kararı verilir.

Bu kararlar temyiz olunabilirler ve iddianamenin bütün sonuçlarını meydana getirerek aynı şartlara tabi olurlar.

Duruşma tutanağı ve kapsayacağı hususlar:

Madde 177 - (Değişik madde: 08/06/1972 - 1596/1 md.)

Duruşma için bir tutanak düzenlenir. Bu tutanak duruşmayı yöneten askeri hakim ile tutanak katibi tarafından duruşmayı yöneten askeri hakimin engeli varsa kuruldaki diğer askeri hakim tarafından imzalanır.

Çok sanıklı davalarda duruşma safahatı; mahkemenin uygun ve lüzum göreceği teknik araçlarla tespit olunabilir. Sonradan düzenlenecek duruşma tutanaklarından birer suret önceden isteyen sanık ve müdafie verilir.

Duruşma tutanağı:

A) Duruşmanın yapıldığı yeri ve tarihini,

B) Askeri mahkeme kurulunun, askeri savcının, tutanak katibinin ve varsa tercümanın ad ve soyadlarını,

C) İddianamede nitelendirildiği gibi suçun ne olduğunu,

D) Sanıkların, müdafilerin, davacıların ve davaya katılanların, vekillerinin ve kanuni mümessillerinin ad ve soyadlarını,

E) Duruşmanın açık mı veya gerekçesinin beyanı ile kapalı mı yapıldığını kapsar.

Tutanağa yazılacak diğer noktalar:

Madde 178 - Tutanak, duruşmada geçen iddia ve beyanları ve sanığın sorgu ve savunmasını ve dinlenen tanık ve bilirkişilerin ad ve soyadlarını, yaşlarını ve yerlerini ve sanıkla olan ilişikliklerini yeminli veya yeminsiz dinlendiklerini ve bunların evvelce bir hakim tarafından alınmış ifadeleri yoksa ağızlarından çıktığı gibi davayı aydınlatmaya yarıyan sözlerini ve eğer hakim tarafından alınmış ifadeleri olup da duruşmadaki sözleri evvelkini tekrardan ibaret ise bu durumun kaydı ile yetinilerek ancak sonraki sözleri öncekinden farklı olduğunda, bunların neler olduğunu ve birbiri ile nasıl uzlaştırıldığını ve eğer uzlaştırılamamış ise bu hususu ve duruşmada okunan evrak ve belgelerin neler olduğunu ve tarihlerini ve sanığın dinlenen tanık veyahut bilirkişilerin ifadelerine ve okunan evrak ve belgelere ve suç eşyasına nasıl cevaplar verdiğini, kısacası, duruşmada geçen bütün vakaları ve arada verilen kararları ve en son hüküm fıkrasını kapsar; ve duruşmada yargılama usulünün esaslı kurallarına uyulduğunu da açıkça gösterir.

Tutanağın ispat kuvveti:

Madde 179 - Duruşmanın nasıl yapılacağı hakkındaki kanuni kurallara uyulup uyulmadığı ancak, tutanakla ispat olunabilir. Tutanağın bu kısımlarına karşı yalnız sahtelik iddiası ileri sürülebilir.

Hüküm fıkrası:

Madde 180 - Hükmün gerekçesi tamamiyle tutanağa yazılmamış ise tefhimden itibaren yedi gün içinde yazılarak dava dosyasına konulur.

Hüküm ve kararlar buna katılan askeri mahkeme kuruluna dahil olanlar tarafından imza edilir. Hükmün aslının yazılmasında askeri mahkeme kuruluna dahil olanlardan biri imza edemiyecek durumda ise engelin sebebi duruşma hakimi veya diğer askeri hakim üye tarafından hükmün altına yazılır.

(Değişik fıkra: 09/10/1996 - 4191/18 md.) Hüküm fıkrasında; 162 nci maddeye göre verilen kararın ne olduğunun, uygulanan kanun maddelerinin ve verilen cezanın nevi ile süresi ve miktarının, kanun yollarına başvurmanın mümkün olup olmadığının, oturumun tarihinin ve bu oturumda bulunan askeri mahkeme kuruluna dahil olanların ve askeri savcı ile tutanak katibinin ad ve soyadlarının tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir.

Hükümlerin ikinci nüshaları ve özetleri duruşma hakimi veya diğer askeri hakim üye ve tutanak katibi tarafından imza edilerek askeri mahkemenin mühürü ile mühürlenir.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM: Gaiplerin Yargılanmaları[düzenle]

Gaibin tanımı:

Madde 181 - Konutu bilinmeyen veya yabancı memlekette oturup da askeri mahkemeye getirilmesi mümkün olmıyan veya bu suretle çağırılmasının sonuç vermiyeceği kuvvetle anlaşılan sanıklar gaip sayılır.

Gaip hakkında duruşma açılması:

Madde 182 - Bir gaibin aleyhinde soruşturmaya konu teşkil eden suç, para cezasını veya zoralımı yahut her ikisini gerektirirse duruşma açılabilir.

İlan yolu ile yapılacak tebliğ:

Madde 183 - Tebligat Kanununa göre ilan yolu ile yapılacak tebliğ evrakında sanığın adı ve soyadı, yaşı, işi ve belli ise ikametgahı ve konutu, isnadolunan suç ve duruşma günü ile saati açıklanır. Bundan başka sanık özürü olmaksızın hazır bulunmazsa, duruşmanın yokluğunda yapılacağı ihtarı da eklenir.

Sanık adına duruşmaya kabul edilecek kimseler:

Madde 184 - Sanık adına bir müdafi duruşmaya gelebilir. Sanığın yakınlarından bir kimse de kendisinden vekaletname aranmaksızın onu temsil etmek üzere kabul edilir.

Sanık adına kanun yollarına başvurma:

Madde 185 - 184 üncü maddede gösterilen kimseler sanık için açık bulunan kanun yollarına başvurabilirler.

Belirli malların haczi:

Madde 186 - Sanığın, hükmolunabilecek para cezasının en yüksek derecesine yetecek kadar belirli malları, gerekirse askeri mahkeme tarafından haczolunabilir. Bu haciz hakkında İcra ve İflas Kanunu hükümleri uygulanır.

Haczi gerektiren sebepler kalmazsa haciz kaldırılır.

Genel haciz:

Madde 187 - Yukardaki maddeye göre haciz kabil olmaz veya haczolunacak mal yetmezse, sanığın Türkiye’de elde edilebilecek bütün malları haczolunabilir. Bu karar Resmi Gazete ile ve askeri mahkeme uygun görürse diğer gazetelerle ilan edilir.

Haciz kararının Resmi Gazete ile birinci ilanından sonra sanığın haczedilen mallar üzerindeki temliki tasarrufları, Devlet Hazinesi hakkında hükümsüzdür.

Genel haczi gerektiren sebepler kalkar veya 186 ncı madde gereğince bir malın haczi suretiyle Hazinenin hukuku sağlanırsa, genel haciz kaldırılır.

Haczin konduğu hangi gazeteler ile ilan edilmiş ise kaldırıldığı da o gazeteler ile ilan edilir.

Gaip hakkında duruşma:

Madde 188 - Gaip hakkında 182 nci madde hükmü dışında kamu davası açılamaz. Hazırlık soruşturması ile yetinilir ve deliller toplanır. Sanığın gaip olması, müdafi kabulüne engel değildir. Sanığın kanuni yakınları da ona müdafi tutmak hakkına sahiptir. Tanıklar ve bilirkişi yeminle dinlenir Askeri Ceza Kanununun 78 inci maddesinde yazılı eylemleri işleyenlerin yokluklarında kamu davası açılarak sanığın bütün mallarına el konmasına ve haczine hükmolunur.

Soruşturma işlerinde gaibe haber verilip verilmiyeceği:

Madde 189 - Gaip olan sanık, soruşturma işlerinin gidişinden kendisine bilgi verilmesini istiyemez.

Bununla beraber, askeri savcı konutu bilinen ve fakat çağrılıp getirilmesi imkansız olan sanığa bilgi verebilir.

Gaibe ihtar:

Madde 190 - Konutu bilinmiyen gaibe hazır bulunması yahut konutunu bildirmesi askeri savcı tarafından gazetelerle ihtar olunur.

Gaip hakkındaki delillerin toplanması:

Madde 191 - Kamu davası açıldıktan sonra sanığın gaip olduğu anlaşılırsa, toplanması gereken deliller bir naip veya istinabe olunan hakim aracılığı ile toplanır.

Gaip hakkında haciz kararı ve ilanı ve askerlikten tard:

Madde 192 - Aleyhine kamu davası açılması gereken sanık gaip olur ve tutuklama müzekkeresi kesilmesini gerektirecek kuvvetli şüpheler altında bulunursa Türkiye Cumhuriyeti dahilindeki malları haczedilebilir.

Yoklama kaçağı, saklı, bakaya ve firar suçlarından gaip sanığın Türkiye Cumhuriyeti dahilindeki malları sanık gelinceye veya tutuluncaya kadar haczolunur.

Barışta veya savaş halinde yabancı memlekete veya düşman tarafına kaçanlar yahut izinsiz olarak yabancı memlekette kalanlar hakkında birinci fıkraya göre verilecek haciz kararı ile birlikte subay, askeri memur ve astsubayların tardına, erbaşların rütbelerinin geri alınmasına karar verilir.

Tard ve rütbenin geri alınması kararına sebep olan suç için kanunda yazılı dava zamanaşımı geçtikten sonra bu karar kesinleşir.

Bu kararlar askeri savcının istemi üzerine askeri mahkeme tarafından verilir.

Bu karar, Resmi Gazete ile, askeri mahkeme uygun görürse diğer gazeteler ile de ilan olunur.

Haczedilen mallar üzerinde sanığın tasarrufu:

Madde 193 - Resmi Gazete ile birinci ilandan sonra sanık haczedilen mallar üzerinde ölüme bağlı tasarruflarından başka tasarruflarda bulunamaz.

Haciz kararı, gaiplerin mallarını yöneten makama tebliğ olunur. Bu makam malların yönetimini sağlamak için gereken tedbirleri alır.

Haczin kaldırılması:

Madde 194 - Haciz, sebepleri kalmaz ise aynı usul ile kaldırılır.

Haczin kaldırıldığı, haciz konduğu hangi gazeteler ile ilan edilmiş ise o gazeteler ile ilan olunur ve gaiplerin ortaya çıktıkları da bildirilir.

ÜÇÜNCÜ KISIM: Kanun Yolları[düzenle]

BİRİNCİ BÖLÜM: Genel Esaslar[düzenle]

Kanun yolları:

Madde 195 - Kanun yolları itiraz ve temyizden ibarettir.

Kanun yollarına başvurma:

Madde 196 - Kanun yolları, askeri savcı ve sanık ile nezdinde askeri mahkeme kurulan kıta komutanı ve askeri kurum amirine açıktır.

Askeri savcı ile nezdinde askeri mahkeme kurulan kıta komutanı veya askeri kurum amiri sanık lehine de kanun yollarına başvurabilir.

Müdafi, sanığın açık istemine karşı olmamak şartiyle kanun yollarına başvurabilir.

(Değişik ilk cümle: 09/10/1996 - 4191/19 md.) Sanığın kanuni mümessili ve eşi, sanığa açık olan kanun yollarına süresi içerisinde kendiliklerinden başvurabilirler. Sanığın başvurmasına ilişkin kısımlar bunlar tarafından yapılacak başvurma ve onu takip eden işlemler hakkında da uygulanır.

Kanun yollarına başvurma mercii:

Madde 197 - Kanun yollarına başvurma, bundan feragat veya vazgeçme hakkındaki istemlerde merci, taarruz edilen kararı veren veya bu karara aracılık eden askeri savcılık ve eğer taarruz bir mahkeme kararına karşı ise, o mahkemedir.

Kanun yoluna başvurma dilekçe ile olur.

Ancak, askeri mahkeme veya askeri savcılık tutanak katibine bu hususta bir tutanak düzenlenmesi için yapılacak bir beyan ile de olabilir. Bu tutanak askeri savcı veya kıdemli askeri hakim tarafından onaylanır.

Asker kişiler tarafından en yakın askeri birlik komutanına veya askeri kurum amirine bir beyanda bulunmak suretiyle de kanun yoluna başvurulabilir. Bu hususta bir tutanak düzenlenir. Kanuni mehillere uyulmuş olmak için tutanağın bu mehiller içinde düzenlenmiş olması gereklidir.

Tutuklu olanların kanun yollarına başvurma usulü:

Madde 198 - Tutuklu olan kişiler askeri ceza ve tutuk evi müdürüne bir beyanda bulunmak suretiyle de kanun yollarına başvurabilirler. Bu takdirde bir tutanak düzenlenir. Kanuni mehillere uyulmuş olmak için tutanağın bu mehiller içinde düzenlenmiş olması gerekir.

Kanun yolunun tayininde yanılma:

Madde 199 - Kabule değer bir başvurmada kanun yolunun veya merciinin tayininde yanılma, başvuranın hukukunu bozmaz.

Askeri savcı ve kıta komutanı veya askeri kurum amirinin kanun yoluna başvurması:

Madde 200 - Askeri savcı ile nezdinde askeri mahkeme kurulan kıta komutanı veya askeri kurum amiri tarafından aleyhine kanun yoluna başvurulan karar veya hüküm, sanığın lehine bozulabileceği gibi değiştirme de yapılabilir.

Başvurma hakkından vazgeçilmesi ve etkisi:

Madde 201 - Kanun yollarına başvurma hakkından veya yapılmış bir başvurmadan vazgeçilmesi, bu başvurma için belirli olan mehilin sona ermesinden önce de geçerlidir.

Şu kadar ki, askeri savcı ile nezdinde askeri mahkeme kurulan kıta komutanı veya askeri kurum amiri tarafından sanık lehine yapılmış olan başvurma onun rızası olmaksızın geri alınamaz.

Müdafiin yapılmış bir başvurmadan vazgeçmesi, ancak ayrıca özel bir vekaletnameye sahip bulunmasına bağlıdır.

Askeri Yargıtay dairelerinde veya Daireler Kurulunda incelenmeye başlandıktan sonra istemin geri alınması mümkün değildir.

İKİNCİ BÖLÜM: İtiraz[düzenle]

İtiraz olunabilecek kararlar:

Madde 202 - İtiraz, bu kanunda açıkça gösterilen hallerde kararlara veya askeri mahkeme kararlarına karşı yapılabilir.

Yürütmenin durdurulması:

Madde 203 - İtiraz, aleyhine itiraz olunan kararın yürütülmesini durdurmaz.

Ancak, kararına itiraz edilen makam ve askeri mahkeme veya bu itirazı inceliyecek merci yürütmenin durdurulmasına karar verebilir.

İtirazın karşı tarafa bildirilmesi ve soruşturma yapılması:

Madde 204 - İtirazı inceliyecek merci, yazı ile cevap verebilmesi için, itirazı karşı tarafa bildirebilir.

Bu merci gerekli gördüğü soruşturmayı yaptırabilir veya kendisi yapabilir.

İtiraz hakkında duruşma yapılmaksızın karar verilir.

İtirazın incelenmesi Askeri Yargıtay’a ait ise ilk önce Başsavcının mütalaası alınır.

İtiraz yerinde görülürse bunu inceliyen merci, aynı zamanda itiraz konusu olan mesele hakkında da kararını verir. İtiraz üzerine verilecek kararlar kesindir.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM: Temyiz[düzenle]

Temyiz edilebilen veya edilemiyen hükümler:

Madde 205 - Askeri mahkemelerde verilen hükümler temyiz edilebilir.

A) Ölüm, onbeş sene ve ondan yukarı hürriyeti bağlayıcı ceza hükümleri kendiliğinden temyize tabidir.

B) Aşağıda yazılı hükümler temyiz olunamaz:

1. (Değişik alt bent: 09/10/1996 - 4191/20 md.) İkimilyar liraya kadar (İkimilyar lira dahil) para cezalarına dair olan hükümler.(*)

2. (Değişik alt bent: 09/10/1996 - 4191/20 md.) Yukarı haddi onmilyar lirayı geçmeyen para cezasını gerektiren suçlardan dolayı verilen beraat hükümleri.(**)

3. Bu kanun ile başka kanunlarda kesin olduğu yazılı bulunan hükümler, Bu hükümler, tekerrüre esas olmaz. Ancak, haklarında 243 üncü madde hükümlerine göre Askeri Yargıtay’a başvurulabilir.

NOT : (*) Bentte yer alan "İki milyon" ibareleri, 14/07/2004 kabul tarihli, 21/07/2004 tarih ve 25529 sayılı R.G.de yayımlanan 5219 sayılı Kanunun 6. maddesi ile "İkimilyar" şeklinde değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.

(**) Bentte yer alan "on milyon" ibareleri, 14/07/2004 kabul tarihli, 21/07/2004 tarih ve 25529 sayılı R.G.de yayımlanan 5219 sayılı Kanunun 6. maddesi ile "onmilyar" şeklinde değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.

Hükümden önceki kararların temyizi:

Madde 206 - Hükümden önce verilip hükme esas alınan kararlar da hükümle beraber temyiz olunabilir.

Temyiz sebepleri:

Madde 207 - Temyiz, kural olarak hükmün kanuna aykırılığı sebebine dayanır.

Hukuki bir kuralın uygulanmaması yahut yanlış uygulanması kanuna aykırılıktır.

Aşağıdaki hallerde kanuna her halde aykırılık var sayılır:

A) Askeri mahkemenin kanuna uygun olarak kurulmamış olması,

B) Kanunen davaya bakamıyacak bir hakimin hükme katılması,

C) Tarafsızlığını şüpheye düşürecek bir sebepten dolayı hakkında red istemi olup da bu istem kabul olunduğu halde hakimin hükme katılması yahut bu istemin kanuna aykırı olarak reddolunması suretiyle hakimin hükme katılmasının sağlanması,

D) Askeri mahkemenin kanuna aykırı olarak davaya bakmaya kendisini görevli veya sınıf veya rütbe yönünden yetkili görmesi,

E) Askeri savcı veyahut kanunen bulunması gerekli diğer bir kişinin yokluğunda duruşma yapılması,

F) Sözlü duruşma sonucu olarak verilen hükümde duruşmanın açıklığı kuralına uyulmamış olması,

G) Hükmün gerekçeden yoksun olması,

H) Hüküm için önemli olan noktalarda mahkeme kararı ile savunma hakkının kısıtlanmış olması.

Sanık lehine olan kurullara aykırılık:

Madde 208 - Sanığın lehine olan hukuki kurallara aykırılık sanığın aleyhine hükmün bozulması için askeri savcıya ve nezdinde askeri mahkeme kurulan kıta komutanı veya askeri kurum amirine bir hak vermez.

Temyiz isteminin süresi ve şartları:

Madde 209 - Temyiz istemi karar veya hükmün tefhiminden, tefhim sanığın yokluğunda yapılmış ise tebliğinden itibaren bir hafta içerisinde olur.

Nezdinde askeri mahkeme kurulan kıta komutanı veya askeri kurum amiri için temyiz süresi hükmün gerekçesiyle birlikte tebliği tarihinden başlıyarak bir haftadır.

Eski hale getirme süresi içinde temyiz süresinin işlemesi:

Madde 210 - Sanığın yokluğunda aleyhine verilen hükümlerde eski hale getirme isteminin süresi içinde temyiz süresi de işler.

Sanık eski hale getirme isteminde bulunur ise bu istemin reddi ihtimalinin gözönüne alınarak süresi içinde dilekçe vermek veya tutanak katibine bir beyan yapmakla temyiz isteminde bulunmalıdır. Asker kişiler hakkında 197 nci madde hükümleri burada da uygulanır.

Bu halde temyize ilişkin olan işler eski hale getirme istemi hakkında karar verilinceye kadar geri bırakılır.

Eski hale getirme isteminde bulunmaksızın temyiz yoluna gidilmiş ise bu istem, eski hale getirme istemi hakkından vazgeçilmiş olduğunu gösterir.

Temyiz layihası ve içinde bulunması gereken hususlar:

Madde 211 - Temyiz eden taraf hükmün hangi yönden ve neden dolayı bozulmasını istemekte, kural olarak temyiz dilekçesinde veya beyanında veyahut layihasında gösterir. Temyiz için dayanılan sebeplerde yargılama usulü ile ilişkin bir kurala mı yoksa kanuni diğer hükümlere mi aykırılık bulunmasından dolayı başvurulduğu gösterilir. Birinci halde kanuna aykırı olan hususlar açıklanır.

İsteme bağlı temyiz layihası:

Madde 212 - Temyiz dilekçesinde veya beyanında temyiz sebepleri gösterilmemiş ise, temyiz dilekçesi için belirli olan sürenin bitmesinden veyahut hükmün gerekçesi henüz tebliğ edilmemiş ise, tebliğinden bir hafta içinde hükmü temyiz olunan mahkemeye bu sebepleri kapsıyan bir layiha da verilebilir.(Ek cümle: 09/10/1996 - 4191/21 md.) Sanık ve müdafi dışındaki taraflar temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerini göstermemişler ise, temyiz isteğinin sanığın lehinde veya aleyhinde olduğunu açıkça belirtmeleri gerekir.

Layihanın verilmesinde 197 ve 198 inci madde hükümleri uygulanır.

Temyiz incelenmesi:

Madde 213 - Temyiz layihasının verilmemesi veyahut temyiz dilekçesinde veya beyanında temyiz sebeplerinin gösterilmemesi temyiz incelemesi yapılmasına engel değildir.

Temyiz isteminin hükmü veren askeri mahkemece reddi:

Madde 214 - (Değişik fıkra: 09/10/1996 - 4191/22 md.) Temyiz istemi, kanuni sürenin geçmesinden sonra yapılmış veya temyiz edilmeyecek bir hüküm temyiz edilmişse veya temyiz edenin buna hakkı yoksa, hükmü temyiz olunan askeri mahkeme bir karar ile temyiz istemini reddeder.

Temyiz eden taraf bu red kararının kendisine tebliğinden başlıyarak bir hafta içinde Askeri Yargıtay’dan bu hususta bir karar verilmesini istiyebilir. Bu takdirde dosya Askeri Yargıtay’a gönderilir. Şu kadar ki, bu sebepten dolayı hükmün yerine getirilmesi geri bırakılmaz.

Temyiz dilekçesinin veya beyanının etkisi:

Madde 215 - Süresi içinde verilen temyiz dilekçesi veya beyanı hükmün kesinleşmesini önler.

Hüküm, temyiz eden tarafa gerekçesi ile tebliğ edilmemiş ise, temyiz olunduğunu mahkemenin öğrenmesinden itibaren bir hafta içinde tebliğ edilir.

Temyiz evrakının yollanması:

Madde 216 - Temyiz dilekçesini ve beyanını ve varsa layihasını ve kendiliğinden temyize tabi hükümleri, askeri savcı dosyaları ile beraber Askeri Yargıtay Başsavcılığına gönderir. Başsavcı inceleme sonucunu gösteren bir tebliğname ile evrakı Askeri Yargıtay Başkanına verir.

Temyiz isteminin kabulü ve reddi:

Madde 217 - (Değişik fıkra: 09/10/1996 - 4191/23 md.) Askeri Yargıtay, temyiz isteminin süresi içinde yapılmadığını veya hükmün temyiz edilemez olduğunu veya temyiz edenin buna hakkı olmadığını görürse, temyiz istemini reddeder.

Askeri Yargıtay, gösterilen temyiz sebeplerini kabule değer görmezse reddine karar verir.

Askeri Yargıtay temyiz istemini kabule değer gördüğü takdirde lüzum görür, temyiz dilekçesinin veya beyanının ve varsa temyiz layihasının birer benzerini karşı tarafa tebliğ eder, karşı taraf bir hafta zarfında yazı ile cevap verebilir.

Karşı taraf sanık ise 197 nci madde hükmüne göre yapacağı beyan üzerine düzenlenen tutanak ile cevap verebilir.

Savaş halinde; Askeri Yargıtay, dosyanın Askeri Yargıtay Başkanlığına intikalini müteakip en geç iki ay içinde karara bağlar.

Ağır cezalı işlerde duruşma:

Madde 218 - (Değişik madde: 08/06/1972 - 1596/1 md.)

Ağır cezalı işlere ilişkin hükümlerde Askeri Yargıtay incelemesini, sanığın beyanı veya temyiz dilekçesindeki istemi üzerine veya dilerse kendiliğinden duruşmalı olarak yapar. Duruşma gününden sanığa veya istemi üzerine müdafiine haber verilir. Sanık duruşmada hazır bulunabileceği gibi vekaletnameye sahip bir veya birkaç müdafi ile kendisini temsil ettirebilir. Şu kadar ki; 85 inci maddenin son fıkrası hükmü saklıdır.

Sanık tutuklu ise duruşmada bulunmasını isteyemez.

Duruşma usulü:

Madde 219 - (Değişik fıkra: 11/08/1983 - 2875/12 md.) Askeri Yargıtayda duruşma, sözcü üye veya tetkik hakimi tarafından işin açıklanmasıyla başlar. Raporun duruşmadan önce düzenlenmesi ve imzalanarak dosyaya konulması gerekir.

(Değişik fıkra: 11/08/1983 - 2875/12 md.) Raporun açıklanmasından sonra, Askeri Yargıtay Başsavcısı, sanık ve varsa müdafi iddialarını beyan ve bunları açıklar.

Bunlar arasında temyizi istemiş olan taraf önce dinlenir. Son söz sanığındır. Duruşmada bu kanunun 129, 130, 138, 139, 140, 141, 142, 143, 168, 169 ve 170 inci maddeler hükümleri uygulanır.

Duruşmalı yapılan incelemelerde karar 174 üncü madde gereğince tefhim olunur.

Askeri Yargıtay’ca hükmün bozulması ve esasa hükmedilecek haller:

Madde 220 - Askeri Yargıtay hükmü bozmuş ise, işi yeniden inceleyip sonuçlandırmak üzere dava dosyasını hükmü bozulan askeri mahkemeye gönderir. Askeri Yargıtay, askeri mahkemenin usulsüz olarak kendisini görevli veya yetkili görmesinden dolayı hükmü bozmuş ise aynı zamanda bu işe ait dava dosyasını görevli veya yetkili mahkemeye gönderir. Görev ve yetki hususundaki kararlarına karşı, askeri mahkemelerin direnme hakları yoktur.

Askeri Yargıtay, kanunun hükme esas olarak tesbit edilen vakalara uygulanmasında yanlışlık yapılmasından dolayı hükmü bozmuş ise aşağıda yazılı hallerde bizzat davanın esasına hükmeder:

A) Vakıanın daha ziyade aydınlatılması gerekli olmaksızın yalnız beraete veya duruşmanın tatiline veya aşağı veya yukarı haddi olmıyan bir ceza ile hükümlülüğüne karar verilmesi gerekirse,

B) Askeri Yargıtay Başsavcılığının iddiasına uygun olarak kanunda yazılı cezanın en aşağı haddini uygulamayı uygun görürse,

C) Ceza kovuşturmasını düşüren sebeplerden biri var ise,

D) Artırma ve indirme sonunda ceza süresini veya miktarını tayinde maddi yanılma olmuş ise,

E) Açıkça tesbit edilmiş olan suçlunun doğum ve suç tarihlerine göre ceza tayininde gereken indirme yapılmamış veya yanlış indirme yapılmış ise,

F) Hükmedilmiş bir ceza yerine adli tevbih kararı verilmesi gerekiyorsa,

G) Cezanın tayininde cezayı artırıcı veya azaltıcı kanuni sebeplerin uygulanmasında gözetilmesi gerekli sıraya uyulmamış ise,

H) Kanunun madde numarası yanlış yazılmış ise,

İ) (Değişik bent: 09/10/1996 - 4191/24 md.) Harçlar Kanununa ilişkin hükümlerin uygulanmasında veya avukatlık ücret tarifesi uyarınca mahkemelerce hükmedilecek vekalet ücretlerinin tespitinde hata yapılmış ise,

J) (Ek bent: 09/10/1996 - 4191/24 md.) Hükümden sonra yürürlüğe giren kanun, suçun cezasını azaltmış ve mahkemece suçluya ceza tayininde artırma sebebi kabul edilmemiş veya yeni bir kanun ile fiil suç olmaktan çıkarılmış ise, birinci halde daha az bir cezaya hükmolunması ve ikinci halde de hiçbir ceza hükmolunmaması gerekirse.

Askeri Yargıtay’ca hükmün bozulması:

Madde 221 - Askeri Yargıtay, aleyhine temyiz olunan hükmü hangi yönden kanuna aykırı görmüş ise o yönden bozar.

Hükmün bozulmasına sebep olan kanuna aykırılık hali bu hükme esas olarak tesbit edilen vakalarda olmuş ise bu işlemler de bozulur.

Askeri Yargıtay’ca incelemelerin konusu:

Madde 222 - Askeri Yargıtay temyiz dilekçe, beyan ve layihasında ve tebliğnamede ileri sürülen hususları ve bunlar dışında hükmün esasına dokunacak derecede kanuna aykırı hallerin bulunup bulunmadığını inceler.

Duruşmasız yapılan incelemeler:

Madde 223 - Duruşma istenilmemiş veya kendiliğinden buna lüzum görülmemiş ise, Askeri Yargıtay, tebliğname ve evrak üzerinde inceleme yapar.

İtiraz:

Madde 224 - Askeri Yargıtay Başsavcısı, daire kararlarına karşı kararın kendisine tebliği tarihinden itibaren onbeş gün içinde Askeri Yargıtay Daireler Kuruluna itiraz edebilir.

Kararın düzeltilmesi:

Madde 225 - Askeri Yargıtay Dairelerinin veya Daireler Kurulunun kararlarına karşı Askeri Yargıtay Başsavcısı doğrudan doğruya hükmün veya kararın özüne etkili ve temyiz dilekçe, beyan ve layihasında veya tebliğnamede yazılan bir hususun veya bunlar dışında esas hükme etkili olan noksan ve yanlışların temyiz incelenmesinde gözönüne alınmıyarak dokunulmadan geçilmiş olması hallerinde karar düzeltilmesi isteminde bulunabilir.

Bu istem üzerine temyiz incelemesi, kararı vermiş olan Daire veya Daireler Kurulu tarafından yapılır.

(Değişik fıkra: 11/08/1983 - 2875/13 md.) Askeri savcılar kendiliklerinden veya ilgililerin başvurmaları üzerine Askeri Yargıtay Başsavcısının bu hususta dikkatini çekerler ve dosyadaki ilgili temyiz dilekçe ve layihalarını yollarlar. Askeri Yargıtay Başsavcısının, tetkik için gerekli gördüğü belgeler de askeri savcılar tarafından ayrıca yollanır.

Askeri Yargıtay Başsavcısı bu başvurmayı, düzeltmeyi gerektirir derecede görmezse, başvurma hükmün yerine getirilmesinin geri bırakılmasına sebep olmaz. Aksi takdirde yerine getirilmenin geri bırakılmasını derhal yerine bildirir.

Kararın düzeltilmesi istemi reddedilirse, bir daha aynı sebeplerle karar düzeltilmesi isteminde bulunulamaz.

Hükmün bozulmasının diğer sanıklara etkisi:

Madde 226 - Hüküm, cezanın uygulanmasında kanuna aykırılıktan dolayı sanık lehine bozulmuş ise, bozulan kısımların temyiz isteminde bulunmamış olan veya başka yönlerden temyiz eden öteki sanıklara da uygulanması mümkün olursa, bu sanıklar da temyiz isteminde bulunmuşcasına hükmün bozulmasından yararlanırlar.

Davaya yeniden bakacak askeri mahkemenin yetkisi:

Madde 227 - Askeri Yargıtay Dairelerince verilen bozma kararlarına askeri mahkemelerin, direnme hakları vardır.

Ancak, direnme üzerine Askeri Yargıtay Daireler Kurulunca verilen kararlara uymak zorunludur.

Hüküm, yalnız sanık tarafından veya onun lehine askeri savcı veya nezdinde askeri mahkeme kurulan kıta komutanı veya askeri kurum amiri tarafından temyiz edilmiş ise, yeniden verilen hüküm, önceki hükümle tayin edilmiş olan cezadan daha ağır olamaz

(Ek fıkra: 11/08/1983-2875/14 md.) Sanık veya müdahilin bulunmamaları nedeni ile, bozmaya karşı beyanları tespit edilememişse, duruşmaya devam edilerek dava gıyapta bitirilebilir. Ancak, sanık hakkında verilecek ceza, bozmaya konu olan cezadan daha ağır ise sanığın her halde dinlenilmesi gerekir.

DÖRDÜNCÜ KISIM: Yargılamanın Yenilenmesi ve Yazılı Emir[düzenle]

Hükümlünün lehine yargılamanın yenilenmesi sebepleri:

Madde 228 - Kesinleşen bir hüküm ile sonuçlanmış olan bir dava, aşağıda yazılı hallerde hükümlü lehine olarak yargılamanın yenilenmesi ile tekrar görülür.

A) Duruşmada kullanılan ve hükme etkisi olan bir belgenin sahteliği anlaşılırsa,

B) Yemin verilerek dinlenilmiş olan bir tanık veya bilirkişinin hükmü etkiliyecek şekilde hükümlü aleyhine kasıt veya ihmal ile gerçeğe aykırı tanıklık ettiği veya bilgiler verdiği anlaşılırsa,

C) Hükümlünün kendisi tarafından sebebiyet verilmiş olan kusur dışında hükme katılmış olan hakimlerden biri aleyhine ceza kovuşturmasını ve kanuni bir ceza ile hükümlülüğü gerektirecek nitelikte olarak görevini yapmada kusur etmiş ise,

D) Ceza hükmü, hukuk mahkemelerinin bir hükmüne dayanmış olup da bu hüküm kesinleşmiş olan başka bir hüküm ile bozulmuşsa,

E) Yeni vakalar veya yeni deliller ileri sürülüp de bunlar yalnız başına veya daha önce iradedilen delillerle birlikte göz önünde tutuldukları takdirde hükümlünün beraetini veya daha hafif cezayı gerektiren kanun hükmünün uygulanması ile hükümlülüğü gerektirebilecek nitelikte olursa.

Yargılamanın yenilenmesine engel olmıyan haller:

Madde 229 - Hükmün yerine getirilmiş olması veya hükümlünün ölümü veyahut hükümlüyü Askeri Ceza Kanununa tabi kılan durumun son bulması yargılamanın yenilenmesi istemine engel olamaz.

Ölüm halinde, ölenin eşi, usul ve füruu, erkek ve kız kardeşleri yargılamanın yenilenmesi isteminde bulunabilirler.

Aleyhe yargılamanın yenilenmesi:

Madde 230 - Kesinleşmiş bir hüküm ile sonuçlanan bir dava aşağıda yazılı hallerde sanık veya hükümlü aleyhine olarak yargılamanın yenilenmesi yolu ile tekrar görülür:

A) Duruşmada hükümlünün lehine kullanılan ve hükme etkisi olan bir belgenin sahteliği anlaşılırsa,

B) Yemin verilerek dinlenilmiş olan bir tanık veya bilirkişinin hükmü etkiliyecek şekilde sanık veya hükümlü lehine kasıt veya ihmal ile gerçeğe aykırı tanıklık ettiği veya bilgiler verdiği anlaşılır ise,

C) Hükme katılmış olan hakimlerden biri aleyhine ceza kovuşturmasını ve kanuni bir ceza ile hükümlülüğü gerektirecek nitelikte görevini yapmada kusur etmiş ise,

D) Sanık beraet ettikten sonra cezayı gerektiren eylem hakkında güvenilir bir ikrarda bulunmuş ise,

Yargılamanın yenilenemiyeceği hal:

Madde 231 - Kanunun aynı maddesinde yazılı hususların sınırı içinde olmak üzere cezanın değiştirilmesi amacı ile yargılama yenilenemez.

Yargılamanın yenilenmesi şartları:

Madde 232 - Yargılamanın yenilenmesi hakkında istem, cezayı gerektiren bir eylemin varlığı iddiasına dayanıyorsa, bu istem ancak suçun işlendiğine dair kesinleşmiş bir hüküm verilmiş olduğu yahut delillerin yokluğundan başka sebepler yüzünden soruşturma veya kovuşturmasının yapılması veya devamı mümkün olmadığı takdirde kabul edilir.

Yenilenme istemi hakkında uygulanacak hükümler

Madde 233 - Kanun yollarına başvurma hakkındaki genel hükümler yargılamanın yenilenmesi istemi hakkında da uygulanır.

Yenilenme isteminin neleri kapsıyacağı ve nasıl yapılacağı:

Madde 234 - Yargılamanın yenilenmesi istemi, bu istemin kanuni sebepleri ile sübut delillerini kapsar.

Hükümlü veya 229 uncu maddenin ikinci fıkrasında gösterilen kimseler yargılamanın yenilenmesi istemini bir dilekçe ile veya 197 nci madde hükümlerine göre yapabilirler.

Yargılamanın yenilenmesi istemini inceliyecek mahkeme:

Madde 235 - İstemin kabule değer olup olmadığına Askeri Yargıtay karar verir.

Bu husustaki karar Askeri Yargıtay Başsavcılığının tebliğnamesi üzerine duruşma yapılmaksızın verilir.

Yargılamanın yenilenmesi istemi, hükmün yerine getirilmesini geri bıraktırmaz. Askeri Yargıtay, yerine getirilmenin geri bırakılmasına karar verebilir.

Yenilenme isteminin kabul olunmaması veya kabulü:

Madde 236 - Yargılamanın yenilenmesi istemi, kanunda yazılı şekilde ileri sürülmemiş, yargılamanın yenilenmesini gerektirecek kanuni hiçbir sebep gösterilmemiş veyahut bunu doğruluyabilecek sübut delilleri beyan olunmamış ise, bu istem, kabule değer olmaması noktasından reddedilir.

Aksi takdirde yargılamanın yenilenmesi istemi, bir diyeceği varsa bildirmek üzere, bir mehil tayin edilerek karşı tarafa tebliğ olunur.

Delillerin toplanması:

Madde 237 - Askeri Yargıtay, yargılamanın yenilenmesi istemini esas olarak kabule değer gördükten sonra gerekirse delillerin toplanmasını askeri savcıdan ister veya bir naibe veyahut istinabe olunan hakime gönderir. Dinlenecek tanıklara ve bilirkişilere yemin verilip verilmemesini Askeri Yargıtay takdir eder.

Delillerin toplanması sırasında ilgililerin hazır bulunmalarına ilişkin konularda hazırlık soruşturmasındaki hükümler uygulanır. Delillerin toplanması bittikten sonra Askeri Yargıtay, Başsavcıdan ve sanıktan tayin edilecek mehil içinde, mütalaa ve düşüncelerini bildirmelerini ister.

İstemin reddi veya kabulü:

Madde 238 - Askeri Yargıtayın soruşturması sonucunda yargılamanın yenilenmesi isteminde yazılan iddialar yeter derecede gerçekleşmez ise veyahut işin durumuna göre 228 ve 230 uncu maddenin (A) ve (B) bendlerinde yazılı hallerin önceki hükme hiçbir etkisi olmadığı anlaşılırsa yargılamanın yenilenmesi istemi esassız olması noktasından reddedilir.

Aksi takdirde, Askeri Yargıtay yargılamanın yenilenmesine ve yeniden duruşmanın açılmasına karar verir ve duruşmanın hangi askeri mahkemede yapılacağını gösterir.

Duruşma yapılmaksızın yargılamanın yenilenmesi:

Madde 239 - Hükümlü ölmüş ise, Askeri Yargıtay yeniden duruşma yapmaksızın ve fakat gerektiğinde lüzumlu delilleri topladıktan sonra hükümlünün beraetine veyahut yargılamanın yenilenmesi isteminin reddine karar verir.

Beraet kararı ile beraber önceki hükmün hükümsüz bulunduğuna da karar verilir.

Başka hallerde de Askeri Yargıtay yeter delil varsa yine, duruşma yapmaksızın hükümlünün beraetine karar verir. Şu kadar ki, kovuşturma kamu davasının açılması suretiyle olmuş ise bu karar Askeri Yargıtay Başsavcısının uygun mütalaası ile verilebilir.

Yeniden yapılacak duruşma ve hüküm:

Madde 240 - Yeniden yapılacak duruşma sonucunda, askeri mahkeme ya önceki hükmü doğru görerek onaylar veya bu hükmü hükümsüz kılarak yenibaştan hüküm verir. Yargılamanın yenilenmesi istemi yalnız hükümlü tarafından olur veya hükümlü lehine olmak üzere askeri savcı veya 229 uncu maddenin ikinci fıkrasında gösterilen kimseler tarafından yapılır ise, yeniden verilecek hüküm önceki hükümle tayin edilmiş olan cezadan daha ağır olamaz.

Haksız çıkacak olandan alınacak para cezası:

Madde 241 - (Değişik madde: 11/08/1983 - 2875/15 md.)

Yargılamanın yenilenmesi isteminde bulunan hükümlü haksız çıkar ve istemi kötü niyetli olursa onbin liradan otuzbin liraya kadar adli para cezası hükmolunur.(*)

NOT : (*) 04/11/2004 kabul tarihli, 13/11/2004 tarih ve 25642 sayılı R.G.de yayımlanan 5252 sayılı Kanunun 5. maddesi ile Kanunlardaki "ağır para" cezaları "adli para" cezasına dönüştürülmüştür.


Hükümsüz kılınan hükmün ilanı:

Madde 242 - Yargılamanın yenilenmesini istiyen kimse dilerse önceki hükmün hükümsüz kılındığı, Resmi Gazete ile ilan olunur.

Askeri mahkeme uygun görürse başka gazeteler ile de ilan olunabilir.

Yazılı emir ile bozma:

Madde 243 - Askeri mahkemelerden verilen ve askeri Yargıtayda incelenmeksizin kesinleşen karar ve hükümlerde kanuna aykırılık bulunduğunu öğrenen Milli Savunma Bakanı, o kararın veya hükmün bozulması için Askeri Yargıtaya başvurması için Askeri Yargıtay Başsavcısına yazılı emir verebilir. Bu emirde bozulmayı gerektiren sebepler gösterilir.

Askeri Yargıtay Başsavcısı tebliğnamesine yalnız bu sebepleri yazar ve dosyayı Askeri Yargıtay Başkanlığına verir.

Askeri Yargıtay, ileri sürülen bu sebepleri yerinde görürse kararı veya hükmü bozar.

Askeri mahkemenin davanın esasını da çözümleyecek şekilde verdiği hükümlerin bu suretle bozulması ilgili kimselerin aleyhine etki yapmaz.

Bozulma bu kimselerin lehine olduğu takdirde aşağıdaki işlem yapılır:

A) Yerinde görülen bozulma sebepleri hükümlü olan kimselerin cezasını tamamiyle kaldırması gerekiyorsa Askeri Yargıtay, önce hükmolunan cezanın çektirilmemesini kararında ayrıca yazar.

B) Yerinde görülen bozma sebepleri hükümlünün cezasının tamamiyle kaldırılmasını gerektirmeyip daha hafif bir cezanın uygulanmasını gerektiriyorsa Askeri Yargıtay uygulanması gereken cezanın ne olduğunu kararında gösterir.

Eğer, bozma davanın esasını çözmeyen kararlara dair ise yeniden yapılacak inceleme ve soruşturma sonucuna göre gerekli karar verilir.

BEŞİNCİ KISIM: Cezaların Yerine Getirilmesi ve Yargılama Giderleri[düzenle]

BİRİNCİ BÖLÜM: Cezaların Yerine Getirilmesi ile İlgili Hükümler[düzenle]

Cezanın ne vakit ve kimin tarafından yerine getirileceği:

Madde 244 - Askeri mahkemelerce verilen ceza hükümleri, kesinleşmedikçe yerine getirilmez.

Askeri mahkemelerden verilen hükümlerin aslına uygun olduğu ve yerine getirilmesi gerektiği askeri mahkeme kıdemli askeri hakimi tarafından, hükmün altına işaret edilmek suretiyle onaylanır.

Ölüm cezasının yerine getirilmesi Türkiye Büyük Millet Meclisinin kararına bağlıdır.

Hükümlerin yerine getirilmesi davayı açan askeri savcılar tarafından kovuşturulur.

(Değişik fıkra: 15/01/1985 - 3150/2 md.) Subaylar hakkındaki hükümler, askeri savcının talebi üzerine teşkilatında askeri mahkeme kurulu kıt’a komutanı veya askeri kurum amiri tarafından yerine getirilir.

Asker kişi olmıyanlara ait hükümler yerine getirilmek üzere Cumhuriyet savcılıklarına gönderilir.

(Ek fıkra: 15/01/1985 - 3150/2 md.) Cezaların askeri cezaevlerinde ne suretle infaz edileceği, hükümlüler hakkında kimler tarafından ve ne gibi inzibati tedbirler ve disiplin cezaları verilebileceği, Milli Savunma Bakanlığınca çıkarılacak bir yönetmelikte gösterilir. Kınama haricindeki disiplin cezaları askeri mahkemenin hakim sınıfından olan bir üyesi tarafından verilir. Ancak, acil hallerde askeri savcılar veya askeri ceza ve tutukevi yetkililerince verilecek inzibati cezalar uygulamaya konulur ve derhal bir hakim onayına sunulur.

Ölüm cezasının tehiri sebebi ve yerine getirilme usulü:

Madde 245 - Ölüm cezası, akıl hastalığına tutulanlar iyileşmedikçe ve asker kişi olan gebe kadınlar doğurmadıkça yerine getirilmez.

Ölüm cezası hükümlünün mensup olduğu din ve mezhebin özel günlerinde de yerine getirilmez.

Kurşuna dizmek suretiyle uygulanacak ölüm cezası askeri makamlarca yerine getirtilir.

Yerine getirme sırasında mümkün olduğu takdirde askeri mahkemeden bir üye ile ayrıca askeri savcı, tabip ve tutanak katibi ve ceza evi idaresi memurlarından biri bulunur.

Hükümlünün mensup olduğu dinin ruhani sıfatını haiz bir kişi ile müdafii de hazır bulunabilir.

Ayrıca, orada bulunan kıtalar, silahsız bir helde İnfaz yerine çıkarıldıktan sonra, hükümlü, silahlı bir takım muhafazasında ve askeri alametlerden yoksun olarak getirilir. Hükümlülüğüne ait hüküm fıkrası ve yerine getirmenin gerektirdiğini gösteren onaylama yüksek sesle okunduktan sonra gözleri bağlanır.

Hükümlünün bağlı olduğu kıtanın ve bu kıta o yerde bulunmuyorsa oradaki diğer bir kıtanın en eski erbaş ve erlerinden ve değişik bölük ve birliklerden seçilmek suretiyle teşkil edilen bir manga bağlı oldukları birliğin görevlendirilecek bir subayının el işareti ile hükümlünün üzerine ateş ederler.

Hükümlünün cesedi, tören yapılmadan askeri makamlarca gömülür veya isterlerse mirasçılarına verilir.

Ölüm cezasının yerine getirilmesi hakkında bir tutanak tutulur ve orada memur olarak bulunanlar ile nöbetçi subayı tarafından imza edilir.

Diğer cezaların yerine getirilmesinde geri bırakma:

Madde 246 - Yoklama kaçağı, bakaya ve saklı suçlarından dolayı hükümlü olanların cezaları aynı dönemde askere çağırılanlar kadar hizmet ettikten sonra yerine getirilir.

Akıl hastalığına tutulan hükümlüler hakkında hürriyeti bağlayıcı cezanın uygulanması iyileştikten sonraya bırakılır. Diğer bir hastalıkta hürriyeti bağlayıcı bir cezanın yerine getirilmesi halinde hükümlünün hayatı için bir tehlike teşkil ediyorsa, bu hükümlüler hakkında da aynı şekilde hareket olunur.

Hürriyeti bağlayıcı bir cezanın yerine getirilmesi gebe olan veya doğum gününden başlıyarak altı ay geçmemiş bulunan kadın asker kişiler hakkında da geri bırakılır. Çocuk ölmüş veya anasından başka birine verilmiş olursa doğum gününden başlıyarak iki ayı geçince cezanın yerine getirilmesine başlanır.

Askeri Ceza Kanununun 64, 65, 66, 67, 68, 69 ve 70 inci maddelerinde yazılı suçları işliyen erbaş ve erler hakkında cezaların yerine getirilmesi, nezdinde askeri mahkeme kurulan kıta komutanı veya askeri kurum amirinin teklifi üzerine, aynı dönemde askere çağırılanlar kadar hizmet gördükten sonraya bırakılabilir.

Cezasını çekmeye gelmiyen veya kaçacağından şüphe edilen hükümlüye yapılacak işlem:

Madde 247 - Hükümlü, cezasını çekmek üzere yapılan davete uymaz veya kaçacağı hakkında şüphe uyandırırsa veya hükümlü kaçmış veya saklanmış ise, askeri savcı bir yakalama müzekkeresi verebilir. Yakalama müzekkeresine yakalanacak kişinin mümkün olduğu kadar açık kimliği, şekli, cezası ve yakalama sebebiyle nereye gönderileceği yazılır.

Savaş Halinde

Hükümlerin temyizi ve yerine getirilmesi:

Madde 248 - Savaşta, askeri mahkemelerden verilen hükümler temyiz olunamaz. Ölüm, onbeş yıl ve bundan yukarı hürriyeti bağlayıcı ceza hükümleri, nezdinde askeri mahkeme kurulan kıta komutanı veya askeri kurum amiri tarafından temyiz edilebilir.

Bu takdirde sanık ve varsa müdafii ile askeri savcıya da bir hafta içinde temyiz sebeplerini bildirmeleri için müsaade olunur.

197 ve 198 inci maddeler hükümleri bu halde de uygulanır.

Ölüm cezalarına dair hükümlerin onaylanmasına Türk Silahlı Kuvvetleri Komutanı yetkilidir.

Onaylanan bu hükümler Türkiye Büyük Millet Meclisinin kararı alınmaksızın yerine getirilir.

Nezdinde askeri mahkeme bulunan kıta komutanı veya askeri kurum amiri hükmü temyiz etmediği takdirde dosyayı doğruca Türk Silahlı Kuvvetleri Komutanına gönderir.

Türk Silahlı Kuvvetleri Komutanının, hükmün verildiği tarihten itibaren bir ay içinde temyiz etme yetkisi vardır.

Savaş halinde yerine getirmenin tehiri:

Madde 249 - Savaş halinde, askeri mahkemelerden verilen ve tardı, ihracı, rütbenin geri alınmasını veya askeri öğrencilik hakkının kaybedilmesini kapsıyan veya gerektiren cezalar hariç olmak üzere, diğer şahsi hürriyeti bağlayıcı cezaların yerine getirilmesi, nezdinde askeri mahkeme kurulan kıta komutanı veya askeri kurum amirinin istemi üzerine Türk Silahlı Kuvvetleri Komutanı veya onun yetki verdiği diğer komutanlar tarafından savaşın sonuna kadar geriye bırakılabilir.

Bu geri bırakma süresi içinde zamanaşımı işlemez.

Savaş halinin bitiminde yapılacak işlem:

Madde 250 - Savaş halinin bitmesinde 248 ve 249 uncu madde hükümleri uygulanmaz.

Henüz bitmemiş olan işlemler hakkında barış hükümleri uygulanır.

Önce hüküm verilmiş ve fakat kanunen yetkili merciler tarafından hükmün aslına uygun olduğu ve yerine getirmenin gerektiği onaylanmamış ise bu takdirde keyfiyet sanık ve varsa müdafiine ve askeri savcıya tebliğ edilir.

Bu tebliğ gününden başlıyarak kanuni mehil içinde sanık ve varsa müdafii ile askeri savcı ve nezdinde askeri mahkeme kurulan kıta komutanı veya askeri kurum amiri temyiz yoluna gidebilirler.

Tutukluluk ve hastalık sürelerinin cezadan indirilmesi:

Madde 251 - Hüküm kesinleşmeden önceki tutukluluk süresi hükümlülük süresinden indirilir.

Cezanın yerine getirilmesine başlandıktan sonra hastalık sebebiyle hükümlü, ceza evi hastanesinden başka bir hastaneye kaldırılmış olsa da bu hastanede geçen süre cezadan indirilir; şu kadar ki cezanın yerine getirilmesini durdurmak için hükümlü, hastalığı kendisi meydana getirmiş ise, bu hükümden yararlanamaz.

Bu son halde askeri savcı askeri mahkemeden bir karar almakla yükümlüdür.

Değişik hükümlerdeki cezaların toplanması:

Madde 252 - Bir kimse değişik suçlardan dolayı gerek askeri mahkemeler tarafından gerek askeri mahkemeler ile adliye mahkemeleri tarafından ayrı ayrı hükümlü olursa, hükmolunan cezalar hakkında Türk Ceza Kanununda yazılı cezaların toplanması kuralına uyularak, genel bir ceza tayini için karar istenir. Değişik hükümler askeri mahkemelerden çıkmış ve ceza dereceleri eşit ise, genel ceza, son hükmü veren askeri mahkeme tarafından; eğer ceza dereceleri eşit değilse, genel ceza, ağır cezaya hükmeden mahkeme tarafından ve eğer değişik hükümler adli ve askeri mahkemelerden çıkmış ise, ceza ve mahkemenin derecesi ne olursa olsun, genel ceza, askeri mahkeme tarafından tayin olunur.

Hükümlerden biri Askeri Yargıtayca verilmiş ise, genel ceza da oraca verilir.

Hükümlerin açıklanması:

Madde 253 - Bir hükmün özünün tayininde veya tayin edilen cezanın hesabında kararsızlık olursa veya cezanın kısmen veya tamamen yerine getirilmesinin gerekmiyeceği iddia olunursa bu konuda cezayı veren askeri mahkemeden bir karar istenir.

Bu askeri mahkeme kaldırılmış ise ona en yakın askeri mahkeme karar verir.

Bu başvurmalar cezanın yerine getirilmesini geri bıraktırmaz.

Şu kadar ki askeri mahkeme cezanın yerine getirilmesinin geri bırakılmasını emredebilir.

Yerine getirme:

Madde 254 - Cezaların yerine getirilmesi sırasında askeri mahkemeden alınması icabeden 251,252 ve 253 üncü maddelerde yazılı kararlar duruşma yapılmaksızın verilir. Karar vermeden evvel iddialarını bildirmek üzere hükümlü ile askeri savcıya müsaade olunur.

Bu kararların askeri mahkemelerden verilmesi hallerinde, askeri savcı ve nezdinde askeri mahkeme kurulan kıta komutanı veya askeri kurum amiri ile hükümlü ve varsa müdafii bir hafta içinde itiraz edebilirler.

197 ve 198 inci maddeler hükümleri burada da uygulanır.

İtiraz üzerine Askeri Yargıtay karar verir.

Mali hükümlerin yerine getirilmesi:

Madde 255 - Askeri mahkemelerin haciz, istirdat ve tazminata dair hükümleri maliye dairelerine bildirilerek kamu alacaklarının alınmasına dair olan 6183 sayılı kanuna göre yerine getirilir.

Asker kişiler hakkında verilen para cezasına dair hükümler askeri savcılarca yerine getirilir.

Asker kişi olmıyanlar hakkında verilen para cezasına dair hükümler Cumhuriyet savcılarınca genel hükümlere göre yerine getirilir.

İKİNCİ BÖLÜM: Yargılama Giderleri

Yargılama giderleri:

Madde 256 - Askeri mahkemelerde görülecek davaların ve askeri makamlar aracılığı ile uygulanacak cezaların giderleri, Milli Savunma Bakanlığı bütçesinden ödenir.

ALTINCI KISIM: Katılma Yolu ile Dava, Şahsi Dava ve Yasaklanmış Hakların Geri Verilmesi

Katılma yolu ile dava ve şahsi dava:

Madde 257 - Askeri mahkemelerde 197 ve 198 inci maddelerdeki şartlar dairesinde katılma yolu ile dava olunabileceği gibi şahsi dava da açılabilir. Bu hallerde Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun hükümleri tatbik olunur.(*)

Bu başvurmalar üzerine askeri mahkemenin vereceği kararlar temyiz olunabilir.

NOT : (*) 31/03/2005 tarih ve 25772 mükerrer sayılı R.G.de yayımlanan, 23/03/2005 kabul tarihli ve 5320 sayılı kanunun 3. maddesi gereğince mevzuatta 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununa yapılan yollamalar, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanuna yapılmış sayılır.


Yasaklanmış hakların geri verilmesi:

Madde 258 - Askeri mahkemelerden verilen hükümler üzerinde yasaklanmış hakların geri verilmesine dair başvurmalar 197, ve 198 inci maddelerdeki şartlar dairesinde bağlı olduğu birlik veya askeri kurumun tabi olduğu askeri mahkemeye veya böyle bir bağlılık yoksa ikametgahının bulunduğu yerdeki ve bu da yoksa en yakın askeri mahkemeye yapılır.

Bu başvurmalar hakkında bu kanun ile Askeri Ceza Kanunundaki hükümler saklı kalmak şartiyle, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununda yazılı hükümler uygulanır.(*)

Bu başvurmalar hakkında askeri mahkemenin vermiş olduğu hükümler temyiz olunabilir.

NOT : (*) 31/03/2005 tarih ve 25772 mükerrer sayılı R.G.de yayımlanan, 23/03/2005 kabul tarihli ve 5320 sayılı kanunun 3. maddesi gereğince mevzuatta 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununa yapılan yollamalar, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanuna yapılmış sayılır.


YEDİNCİ KISIM: Son Hükümler

Kaldırılan ve değiştirilen kanunlar:

Madde 259 - 22 Mayıs 1930 tarihli ve 1631 sayılı Askeri Muhakeme Usulü Kanunu ile ek ve tadilleri ve 10 Haziran 1930 tarihli ve 1706 sayılı Jandarma Kanununun 17 nci maddesinin birinci fıkrasındaki “Şu kadar ki bunların muhakemesinde bir jandarma subayı aza olarak bulunur” hükmü ve Askeri ceza Kanununun 5 inci maddesiyle 72 nci maddesinin birinci fıkrası bu kanuna göre kurulacak askeri mahkemelerin fiilen göreve başladıkları tarihten itibaren yürürlükten kaldırılmıştır.

Ek maddeler

Ek Madde 1 - (Ek madde: 21/01/1981 - 2376/8 md.)

Subay ve astsubayların işledikleri suçlara ait davalar hariç olmak üzere, aşağıda yazılı suçları işleyenlerin davalarına askeri mahkemelerin hakim sınıfından olan üyelerinden birisi tarafından bakılır.

a) Hapis ve ölüm cezasını gerektiren halleri hariç olmak üzere, Askeri Ceza Kanununun 63, 66, 68 ve 76 ncı maddelerinde yazılı suçlar,(***)

b) (İptal bent: Anayasa Mahkemesinin 14/06/1999 tarih ve E. 99/13, K. 99/26 sayılı kararı ile. R.G.: 25/04/2000 - 24030)(*)

c) (Değişik bent: 09/10/1996 - 4191/25 md.) Askeri Ceza Kanununun 137 nci maddesinde yazılı suç,

d) Para cezasını veya hafif hapis cezasını veya yukarı haddi üç seneye kadar hapis cezasını gerektiren, diğer ceza kanunlarında yazılı suçlar.(**)

Bir kimse tarafından işlenmiş müteaddit fiillerin yargılanması en ağır cezayı müstelzim fiile bakmakla görevli mahkemeye aittir. Fiilde irtibat halinde de aynı hüküm uygulanır. Suçun subay ve astsubayla birlikte işlenmesi halinde birinci fıkra hükmü uygulanmaz.

Birinci fıkrada yazılı suçlardan sanık olanların soruşturma sırasında tutuklanıp tutuklanmayacağına ve tutukluluk halinin devamına ilişkin kararları, askeri mahkemenin hakim sınıfından olan üyelerinden birisi verir. Bu kararlara karşı itirazı incelemeye, bu Kanunun 74 ve 75 inci maddelerinde belirtilen askeri mahkemelerin hakim sınıfından olan üyelerinden birisi yetkilidir.

Görülmekte olan davalar nedeniyle tek hakimle askeri mahkeme arasında çıkan görev uyuşmazlıklarını Askeri Yargıtay çözümler.

NOT : (*) Anayasa Mahkemesinin 14/06/1999 tarih ve E. 99/13, K. 99/26 sayılı kararı ile iptal edilen bent için Tarihçeye bakınız.

(**) 04/11/2004 kabul tarihli, 13/11/2004 tarih ve 25642 sayılı R.G.de yayımlanan 5252 sayılı Kanunun 7. maddesi gereğince; (1) Kanunlarda, "hafif hapis" veya "hafif para" cezası olarak öngörülen yaptırımlar, idari para cezasına dönüştürülmüştür. İdari para cezasının hesaplanmasında 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 52 nci maddesi hükümleri uygulanır. İlgili kanunda "hafif hapis" cezasının üst sınırının belirtilmediği hallerde, idari para cezasının hesaplanmasında esas alınacak gün sayısının üst sınırı, yediyüzotuzdur. (2) Kanunlarda, "hafif hapis cezası" ile "hafif para cezası"nın seçimlik olarak veya birlikte öngörüldüğü hallerde, idari para cezası yaptırımının belirlenmesinde "hafif hapis cezası" esas alınır. (3) Kanunlarda, sadece "hafif para cezası"nın öngörüldüğü ve cezanın alt veya üst sınırının belirtilmediği hallerde, idari para cezası, yüzyirmimilyon Türk Lirasından az, onsekizmilyar Türk Lirasından fazla olamaz. (4) Bu madde hükmüne göre idari para cezasına karar vermeye Cumhuriyet savcısı yetkilidir.

(***) 04/11/2004 kabul tarihli, 13/11/2004 tarih ve 25642 sayılı R.G.de yayımlanan 5252 sayılı Kanunun 6. maddesi ile Kanunlardaki "ağır hapis" cezaları "hapis" cezasına dönüştürülmüştür.


TARİHÇE : 1 - Anayasa Mahkemesinin 14/06/1999 tarih ve E. 99/13, K. 99/26 sayılı kararı ile iptal edilen bent metni: b) (Değişik bent: 09/10/1996 - 4191/25 md.) Disiplin mahkemelerinin görevi dışında kalan ve ağır hapis cezasını gerektiren haller hariç olmak üzere, Askeri Ceza Kanununun 130 uncu maddesinde yazılı suçlar,


Ek Madde 2 - (Ek madde: 09/10/1996 - 4191/26 md.)

Türk Ceza Kanununun 36 ncı maddesi ile diğer maddelerine ve hususi kanunlar hükmüne göre belirli eşyanın müsaderesi ve imhası yahut kullanımdan kaldırılması gerekli olan hallerde, kamu davası açılmamış veya kamu davası açılmış olup da esasla beraber bu hususta bir karar verilmemişse, bu tedbirlerin her türlü takipten ayrı olarak alınması için askeri savcı veya davacı tarafından yapılacak talep, esas davayı görmeye yetkili askeri mahkemece karara bağlanır. Duruşma ve karar hakkında duruşmaya müteallik hükümler uygulanır.

Müsadere veya imha olunacak yahut kullanımdan kaldırılacak eşya üzerinde hakkı olan kimseler de mümkünse duruşmaya davet olunur. Bunlar sanığın haiz olduğu hakları kullanabilirler ve vekaletnameyi haiz bir müdafi ile kendilerini temsil ettirebilirler. Davete uymamaları duruşmanın tehirini gerektirmez ve hüküm verilmesine engel olmaz.

Müsadere hükümlerine karşı askeri savcı, teşkilatında askeri mahkeme kurulan kıt’a komutanı veya askeri kurum amiri ile davacı ve ikinci fıkrada belirtilen kişiler için kanun yolları açıktır.

Suç konusu olmayıp münhasıran müsadereye tabi bulunan eşyanın müsaderesine askeri mahkemenin hakim sınıfından olan üyelerinden birisi tarafından duruşma yapılmaksızın karar verilir. Bu karar aleyhine en yakın askeri mahkemede itiraz edilebilir.


Ek Madde 3 - (Ek madde: 09/10/1996 - 4191/26 md.)

Bu Kanunda ve askeri yargı ile ilgili diğer kanunlarda yazılı “başkatip” ünvanı “yazı işleri müdürü”, “nezdinde” kelimesi ise “teşkilatında” olarak değiştirilmiştir. Ünvan değişikliği sebebiyle ilgililerin yeniden atanmaları gerekmez.

Geçici hükümler:

Geçici Madde 1 - Bu mahkemelerin kurulması ile mevcut adli amirliklerin ve askeri mahkemelerin görev ve yetkileri kendiliğinden sona erer.

Geçici Madde 2 - Bu kanuna göre kurulan askeri mahkemeler fiilen göreve başladıkları tarihte nezdinde askeri mahkeme kurulmıyan adli amirlikler ile askeri mahkemelerde bulunan dava dosyalarından:

Disiplin mahkemelerinin görevi içine girenler nezdinde disiplin mahkemesi kurulan kıta komutanı veya askeri kurum amirine,

Askeri Yargıtay Dairesinin görevi içine girenler, Askeri Yargıtay Başsavcısına,

Askeri mahkemenin görevi içinde kalanlar nezdinde askeri mahkeme kurulan yetkili kıta komutanı veya askeri kurum amirine;

Görevsizlik kararı ile gönderilir.

Duruşma safhasında olan dosyalar için yeniden iddianame düzenlenmeden, dava dosyası görevli mahkemeye verilir.

Nezdinde askeri mahkeme kurulan kıta komutanı veya askeri kurum amiri ile askeri mahkemece de yukardaki fıkra hükümleri uygulanır.

Ek Geçici Madde 1 - (Ek madde: 21/01/1981 - 2376/9 md.)

Bu Kanunun birinci maddesiyle, Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanununun 1 inci maddesinde yapılan değişiklikten önce kurulmuş olan tümen askeri mahkemelerinin, kaldırılmadıkça kuruluşları aynen devam eder.

Ek Geçici Madde 2 - (Ek madde: 21/01/1981 - 2376/9 md.)

Bu Kanunun 8 inci maddesiyle, Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanununa eklenen Ek 1 inci Madde hükümleri, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış kamu davaları hakkında da uygulanır.

Ek Geçici Madde 3 - (Ek madde: 16/10/1981 - 2538/2 md.)

Bu Kanunun değiştirilen 2 nci maddesinin mahkeme kuruluşuna ilişkin hükümleri duruşması halen devam etmekte olan davalar hakkında da uygulanır.

Ek Geçici Madde 4 - (Ek madde: 09/10/1996 - 4191/27 md.)

Bu Kanunun yürürlüğe girmesinden önce başlamış bulunan soruşturmalar hakkında, 353 sayılı Kanunun 23 üncü maddesi gereğince yetkisizlik kararı verilemez.

Ek Geçici Madde 5 - (Ek madde: 09/10/1996 - 4191/27 md.)

Bu Kanunun 25 inci maddesiyle değiştirilen 353 sayılı Kanunun ek 1 inci maddesi hükmü, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış kamu davaları hakkında da uygulanır.

Yürürlük:

Madde 260 - Bu kanunun kuruluşa dair hükümleri ile geçici birinci maddesi yayımı tarihinde; usule dair ve diğer hükümleri ise bu kanuna göre kurulacak askeri mahkemelerin fiilen göreve başladıkları tarihte yürürlüğe girer.

Yürütme:

Madde 261 - Bu Kanunu Bakanlar Kurulu yürütür.