Tufan İlahileri

Vikikaynak sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Bu eserin Vikikaynak'ta kalıcı olabilmesi için çevirmen bilgisinin tanımlanmasına ihtiyaç vardır.

Bu eser Türkçe çeviridir ve çevirmeni bilinmemektedir. Çevirmen hakkında bilgi olmadan, eserin telif durumunu belirlemek olanaksız olduğu için telif ihlali sözkonusu olabilir. Çevirmen kimliğini tanımlayarak ya da Vikikaynak telif hakları politikasına uygun başka bir çeviriyi buraya ekleyerek katkıda bulunabilirsiniz.
Emblem-important.svg     Bu metnin kaynak belgesi bilinmemektedir.
Daha fazla ayrıntı için tartışma sayfasına bakınız.

BABİL–GILGAMIŞ DESTANI

[1]

Gılgamış uzaktan Utnapiştim'e (Nuh) seslenip dedi ki: "Sana bakıyorum da Ut-Napiştim, kendimden farklı bir şey görmüyorum sende. Savaşa atılmak için güçlü bir yürek var sende de benim yüreğim gibi, ve sırt üstü yatıp dinleniyorsun sen de benim gibi! Öyleyse,nasıl çıkabildin Tanrılar Meclisi huzuruna, ölümsüzlük dilemeye?" Ut-napiştim, dedi ki Gılgamış'a: "- Bu sırrı açıklayacağım sana Gılgamış, Aktaracağım sana Tanrılar Meclisi Kararını; Şuruppak'ı bilirsin, bilirsin Fırat üstünde kurulu bu şehri, Eski bir şehirdir bu; orada yaşıyorlardı tanrıların hepsi. Yürekleri, Tufan yapmaya zorladı Ulu Tanrıları , orada ulu tanrıların babaları Anu şevkatli bilge Bel (Enlil) Taht taşıyıcısı Ninib(Ninurta) Savaş yöneticileri Ennugi,Ninigiazag, EA birlikte oturuyorlardı. Hem de bilge olan parlak gözlü EA, onların kararlarını tekrarladı tapınak duvarına: -"Duvar, duvar! Kamış çit! Kamış çit! Dinle kamış çit! Ey duvar anla! Şuruppak'lı adam Ubar-Tutu'nun oğlu, değiştir yurdunu! Bir gemi yap! Zenginlikleri bırak, kurtar yaşamını! İnşa edeceğin bir gemiye yükle tüm yaşam tohumlarını!

- Geminin ölçüleri ne olsun?

- İnşa edeceğin geminin tam olsun ölçüleri! Denk olsun genişliği uzunluğuna! Ört üstünü de bir çatıyla! Okyanus üzerine yerleştir onu! Bu gemi bir yarış gemisi, Adı da 'Hayat kurtaran!' olacak! Öyle olsun ki…

(kırık)

Alt kısmı da üst kısmı da kuvvetli olsun. …zamanı sana bildirdiğimde, ….gireceksin gemiye, örteceksin kapısını, Yerleştir içine tohumlarını, eşyalarını, zenginliklerini, karını, çocuklarını, akrabalarını, zanaatkarları, hayvanları,yabani yaratıkları ve ova bitkilerini" Açtı ağzını bilge Um-napişti Tanrısı EA’ya dedi ki; “Ben hiç gemi yapmadım ki, Bilmem nasıl inşa edileceğini.. Toprağa çiz de şeklini, şekile bakarak yapayım gemiyi..” (kırık)

“Baktım o şekile ve Tanrım, sahibim EA'ya dedim ki: -….sahibim,sözlerini yerine getireceğim, yapacağım ben, onu

(kırık) Fakat bana sorarlarsa ne diyeyim şehirdekilere, zanaatkarlara, yaşlılara?”

EA, açıp ağzını, hizmetkarı olan bana dedi ki: "… şöyle söyleyeceksin sen onlara: - Biliyorum ki, Bel(Enlil) kötü gözle baktı bana, nefret etti benden, barınamam artık şehrinizde, Alnımı sürmeyeceğim artık Bel (Enlil)'in topraklarına Okyanus'a (APSU'ya) doğru gideceğim Benim tanrım EA ile yaşayacağım orada O, sizin üstünüze seller salacak; Kuşların, balıkların, hasadın üstüne.. Üstünüze Kuk-ku yağdıracak, Kib-tu yağdıracak üstünüze …karanlıklar şefi, ….karayağmurlar yağdıracak size!"

(kırık)

Güneş şafakta çıkınca ortaya (7 satır kırık)…… Zayıf insanlar zift taşımaya başladı, Güçlüler de ne lazımsa onu.. Beşinci gün, Onun şeklini-pilanını çizdim, Çevre duvarları 60 metreden(120 dirsek) daha yüksekti Çatısının etrafı da 60 metreydi. Çevresini belirledim, şeklini çizdim Çizdim şeklini, biçimlendirdim 6 kere yeniden ölçtüm(çaktım) onu 7 bölüme ayırdım, 9 parçaya ayırdım içini, Altlarını sağlamlaştırdım, gözden geçirdim bölümlerini, koydum oralara gerekli her şeyi, 6 Sar'lık zifti içeriye döktüm 3 Sar'lık asfaltı içerisine yaydım. 3 Sar'lık yağı seleciler götürdüler, 1 Sar'lık yağ kurbanlara gitti, 2 Sarlık yağı Yapımcı koydu bir yana. İnekler kesiyordum yenilsin diye, Koyunlar kestim her gün, Küplere nehirler gibi Bira, hurma şarabı, yağ dolduruyordum. Bir günü Bayram ilan ettim Yeni yılın ilk günü gibi Ellerimle taşıyordum ot ilaçları, dermanları (…) günü , güneş batmadan Gemi hazırlanmıştı. ….zordu. Yapımcılar geminin giru’sunu taşıyorlardı Aşağıdan yukarı kadar. …..üçte ikisi,..

Neyim varsa yükledim ona Yükledim tüm gümüşleri Tüm altınları yükledim Neyim varsa yükledim, tüm yaşam tohumlarını, Bindirdim tüm ailemi, yakınlarımı Evcil ve yabanıl hayvanları, zanaatkarları. Bindirdim hepsini gemiye, Şamaş (Güneş) zamanı saptamıştı: "-Sabah Kukku yağacak.. Akşam Kibtu yağacak.. Karanlıklar sahibi, akşam, karayağmurlar yağdıracak. Gir gemiye kapa kapısını!"

Vakit gelmişti. Karanlıklar sahibi, akşam, kara yağmurlar yağdırdı, Gündüz göğe bakıyordum, Görünce havanın halini Bir korku sardı beni. Girdim gemiye ve kapadım kapısını. Gemiyi Puzur-Kurgal'a doğru götürmek için İçindeki tüm eşyalarla evi Yapımcıya teslim ettim. şafak vurunca Kara bir bulut çıktı göğün sonunda Tanrı Adad parlamaya başlıyordu orada Nabu ile Sarru eşlik ediyorlardı ona. Kahramanlar dağlardan, ovadan tahtlarıyla geliyorlardı. Nergal (İrra) sabahı parçaladı Ninip (Ninurta) saldırıya geçti Annunaki'ler meşaleler taşıyorlardı Her taraf aydınlanıyordu onların ışığıyla, doldurdu Adad'ın hışmı, gökyüzünü Görünmez oldu hiçbir şey ...ülke sanki… Birinci gün … Zincirinden boşanır gibi…ülke.. Sanki bir ani saldırı gibi,… getirdiler insanların üzerine Kardeş görmüyordu artık kardeşini, Kendini tanıyamıyordu artık kişi.

Tufan'ın korkusu Kapladı gökteki tanrıları Tanrılar çekindiler Tufan'dan. Anu'nun göklerine kaçıştılar, Köpekler gibi çiftleşiyorlardı Tanrılar, Duvarların üstünde yatıyorlardı.

İştar (İnanna) başladı sızlanıp bağırmaya , - Herşey çamura-hamura dönüşüyor bugün, O vakit, Tanrılar Toplantısında kem sözler mi etmiştim, Niye söyledim ki Tanrılar Toplantısında o kem sözleri? Niye kullarımı yok etme kararı aldım ki? Denizleri dolduran küçük balıklar gibi bu İnsanları ben doğurmadım mı sanki?

Annunaki'ler, Tanrılar başladılar onunla birlikte ağlaşmaya. Ağlaşıp durdu Tanrılar dudakları kapalı, titrediler(?) 6 gün, 6 gece Ülkeyi yokeden Tufan'ın kasırgaları, rüzgarları esip durdu. 7. günün başında kesildi Tufan'ın kasırgası. Denizler duraldı, fırtına dindi, Tufan sona erdi. Havaya (Denize?) baktım, gürültü dinmişti, Fakat tüm insanlık çamura dönmüştü, Sel artıkları evleri çatısına kadar örtmüştü. Açtım pencereyi Işık düştü yanağıma Ağlayarak durup kaldım Yaşlar akıyordu yanaklarıma Baktım her yana dünyaya denizden, 12 x? yüksekliğinde bir ada yükseliyordu. Gemi Nizir Dağı'na ulaşmıştı, Nizir Dağı yapıştı gemiye Bırakmıyordu başka yere gitmeye Birinci gün İkinci gün …. Nizir Dağı yapıştı gemiye, Bırakmıyordu başka yere gitmeye Üçüncü gün Dördüncü gün…. Nizir Dağı yapıştı gemiye, Bırakmıyordu başka yere gitmeye Beşinci gün Altıcı gün…. Nizir Dağı yapıştı gemiye Bırakmıyordu başka yere gitmeye Yedinci günün başında Çıkardım bir güvercini uçurdum, Güvercin gitti, döndü geldi geriye, Konacak yer bulamamıştı kendine Çıkardım bir kırlangıcı uçurdum, Kırlangıç gitti, döndü geldi geriye, Konacak yer bulamamıştı kendine Çıkardım bir kargayı uçurdum, Karga gitti, gördü suların çekilişini, Yedi, eşindi, dönüp gelmedi geriye. Çıkardım Dört Rüzgarı, sundum bir kurban, bir sunak hazırladım dağın tepesine. 7+7 kazan Adaguru yerleştirdim oraya, Dağın eteğine kamış ektim, ağaçlar diktim. Kokular ulaştı tanrılara Toplandı Tanrılar sinekler gibi sunaklara, Ama ulaşınca Tanrıların yaratıcısı oraya, Nasıl istiyorsa öyle yaratmıştı öteki tanrıları Anu, Bir neşe kapladı ortalığı. Tanrıların yöneticisi Anu dedi ki, - Ey burada toplanmış Tanrılar, Geçti artık Tufan günleri, Nasıl hiç unutmayacaksam Boynumda taşıdığım Lapis Lazuli (Mavi taş) kolyemi Unutmayacağım hiç o günleri de!, Paylaşın Tanrılar Kurban paylarınızı! Fakat Bel (Enlil) kurbanlara doğru gelmesin! Çünkü düşüncesizce bir Tufan yaptı O! Yoketti İnsanlarımı!"

Çıkıp geldiğinde Bel, Gördü gemiyi ve sinirlendi, İgigi'lere karşı kızgınlıkla doldu:

"- Kurtulmuş demek bazıları? Tufan'dan bir teki bile kurtulmamalıydı oysa!"

Ninip (Ninurta) açtı ağzını, Kahraman Bel (Enlil)'e seslendi:

" - EA'dan başka kim yapabilir ki bunu? Her şeyi bilen bir o!"

EA açtı ağzını, Seslendi kahraman Bel (Enlil)'e: -" Sen, tüm tanrıların en akıllısı, en kahramanı! Nasıl düşüncesizce yol açtın Tufan'a? Günahı olana yükle günahını! Suçu olana suçunu yükle ! Fakat yok olmadan hepsi, serbest bırak kurtulanları! Çek elini yok olmadan hepsi! Niye Tufan yaptın ki? (Am-ma-ki taş-ku-nu a-bu-bi)

Gönderseydin bir aslan, azaltırdı insan sayısını, Niye Tufan yaptın ki? Gönderseydin bir panter, azaltırdı insan sayısını, Niye Tufan yaptın ki?

Gönderseydin bir açlık kırıp geçirirdi ülkeyi! Niye Tufan yaptın ki?

Gönderseydin bir salgın, siler süpürürdü ülkeyi!

Bana gelince, ulu tanrıların kararını ifşa etmedim ben, Ey bilgeler bilgesi, Ben sadece bir düş gönderdim Utna-Piştim'e, Anladı o da böylece ulu tanrıların kararlarını !"

Enlil (Bel) gelip çıktı gemiye, Elimi tutu ve kaldırdı beni havaya, Karımı çıkarttı sonra, getirip diz çökertti yanıma, Dokundu alınlarımıza, Tam ortamızda duruyordu ayakta, Kutsadı bizi şu sözlerle sonra: -"Eskiden Utnapiştim bir insandı, şimdi Utnapiştim ve karısı, bizlere, tanrılara benzeyecekler, Utnapiştim çok uzaklarda, nehirlerin ağzındaki topraklara yerleşecek, yaşayacak artık orada!"

Ve getirdiler Tanrılar beni bu uzaklara, yerleştirdiler nehirlerin ağzına.


*-*-*-*-


SÜMER İLAHİSİ (Kolon III)

Tanrılar Toplantısında Nintu ağlayıp sızlanıyordu, İnliyordu doğuran kadınlar gibi. Parlak İştar (İnanna) dualar okuyordu yarattıklarına.


EA-Enki düşüncedeydi kendi kendine. Anu, Enlil, Ea ve Ninhurşag Yer’in ve Göğ’ün tanrıları Tekbir getiriyorlardı Anu ve Enlil adına

Ziusuddu(Nuh), Şuruppak’ın Rahibi, kıralı, eğiliyordu acıyla yerlere, tapınıyordu. Hazırdı her an uymaya Tanrıların emrine. Daha önce hiç görmediği bir rüya girdi Ziusuddu'nun düşüne, Açıklanıyordu Yer’in ve Göğ’ün yargıları.

(Kolon IV)

Ziusuddu işitti yanı başında duran EA'nın sesini ; "Solumda, duvarın orada dur, Ey duvar, sana, senin için bir lafım var. Önem ver sözlerime. Bir Tufan olacak emrimiz üzere, Silip süpürecek Tufan tapınakları, kurutacak insanın tohumunu,

Karar böyle, Tanrılar Toplantısı’nın kararı bu. An ve Enlil'in arzusuyla… ...kırallığı, sona erdirilecek kanunları.

(KIRIK)

Güçlü kasırgalar esti birlikte, bir olup saldırdılar, kapladı Tufan aynı anda tüm Tapınakları. Başladı kasıp kavurmaya Tufan.

6 gün, 6 gece boyunca, kapladığında Tufan her yanı, Azgın sular üzerinde yüzdürüyordu Yarış Gemisini (?)Tufan. Şamaş göründü, ışıklarıyla Yer’i ve Göğ’ü aydınlatan. Ziusuddu açtı penceresini (Yarış?) Gemisinin, Şamaş'ın ışıkları girdi Gemiye, Ziusuddu, kıral, eğildi Şamaş'ın önünde, Kurban etti bir ineği ona kıral Ziusuddu, bir kuzu kurban etti ona.

(KIRIK) KOLON VI

Ziusuddu onlara tapsın diye, Gök (Anu) tarafından Yer (Enlil) tarafından lanet vardı, ceza vardı ortada. Ey Anu, Ey Enlil, Göğ’ün hükmü, Yer’in hükmü tarafından lanet vardı, ceza vardı ortada, Ziusuddu yanınızda yer alsın, size tapsın diye lanet vardı, ceza vardı ortada. Toprağın kaderi NIG-GIL-MA, kader olmuştu Ziusuddu'ya. An ile Enlil'in, 'göğün soluğu', 'yerin soluğu' yayıldı her yana. Bitkiler boy attılar toprakta. Kıral Ziusudra, kapandı An ve Enlil'in önünde yerlere, An ile Enlil bastılar bağırlarına Ziusudra'yı. An ile Enlil Tanrı yaşamı gibi bir yaşam verdiler ona. An ile Enlil, tanrı yaşamı gibi sonsuz bir yaşam bahşettiler ona. Ziusudra, kıral, böylece NIG-GIL-MA adını aldı, Adı da oldu “bitkiler ve insanlığın tohumu”.

(KIRIK)

[2]