nazara alındığında 14. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ve bu madde kapsamında kaldığı konusunda herhangi bir şüphe bulunmamaktadır. Milli güvenliğe aykırı yaptırımların, bu şekilde Türk Ceza Kanunu ile Terörle Mücadele Kanunu'nda yukarıda sayılan suçlar açısından kanun koyucu tarafından belirlenmiş olduğu konusu da tartışmadan varestedir. Bunun aksinin savunulmasına hukuki bir değer izafi edilemez. Nitekim, seçimden önce bu madde kapsamında suç işleyen milletvekili, Anayasa'nın 83/2. maddesinde öngörülen yasama dokunulmazlığından yararlanamayacaktır. Bu itibarla, esasında Anayasa koyucu, hangi suçların Anayasa'nın 14. maddesi kapsamında olduğunu tahdidi olarak belirlememişse de yukarıda sayılan ve bu kapsamda kaldığı kabul edilen mutlak terör suçları dışında suç olarak düzenlenen fiiller arasından da kapsamı belirleme görevini, özellikle soruşturma makamı ile derece ve temyiz mahkemelerinin takdirine bırakmıştır. Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçların bu kapsamda kaldığında kuşku bulunmasa da bu suçları işlemek amacı ile oluşturulan silahlı terör örgütünün propagandasını yapma suçunun, Anayasa'nın 14. maddesi kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği hususu tartışmaya muhtaçtır. Bu şekilde bazı suç tipleri açısından tartışma bulunması, Anayasa'nın 14. maddesinin hiçbir şekilde uygulanamayacağına yönelik bir sonuç doğurmaz. Bu maddede 2001 yılında yapılan değişiklikle Anayasa'da yer alan hak ve özgürlüklerin, bu hak ve özgürlükleri yıkmak "amacı ile kullanılamayacağı" hükmü yerine, bu hak ve özgürlükleri yıkmayı "amaçlayan faaliyetler" olarak kullanılamayacağı hükmü getirilmiştir. Yapılan değişiklik ile madde metninde yer verilen "faaliyet" deyiminin sadece eylemi mi yoksa düşünce açıklamasını da içerip içermediği sorunun özünü teşkil etmektedir. Bu gibi hallerde, her somut olayda gerçekleştirilen fiilin ağırlığı ve niteliği gözetilmek suretiyle Anayasa md. 14 hükmünde sayılan durumların mevcut olup olmadığı gerekçeli şekilde değerlendirilecektir. Nitekim, 27. Dönem milletvekili olan Ömer Faruk Gergerlioğlu hakkında, kendisinin seçilmesinden önce sarf ettiği sözler nedeniyle Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 21 Şubat 2018 tarihinde verdiği ve silahlı terör örgütü propagandası yapma suçunu işlediğine dair karar, Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesi tarafından faaliyetin, düşünce açıklamasını da kapsadığı kabul edilmek ve gerçekleştirilen fiilin ağırlığı gözetilmek suretiyle 28 Ocak 2021 tarihinde onanmıştır. Bu süreçte ilk derece mahkemesinin kararından sonra milletvekili seçilmesine ve mazbatasını almasına rağmen kovuşturma süreci, yapılan değerlendirme sonucunda ilgili suç tipinin Anayasa'nın 14. maddesinde düzenlenen durumlar kapsamında olduğu gerekçesiyle gerçekleştirilen fiilin ağırlığı da dikkate alınarak devam ettirilmiştir. Bu itibarla, derece mahkemeleri, yasama dokunulmazlığı sebebiyle sağlanan hak ve yetkilerin kötüye kullanıldığı ve ilgili suç tipinin Anayasa'nın 83/2 maddesindeki istisnalardan biri kapsamına girdiği gerekçesiyle yargılamaya devam etmiş; Yargıtay incelemesi sonucunda da ilk derece mahkemesince verilen hapis cezası onanmıştır. Bundan sonraki süreçte Ömer Faruk Gergerlioğlu'nun milletvekilliği düşürülmüştür. Anayasa Mahkemesi'ne milletvekilliğinin düşürülmesinin iptali istemiyle yapılan başvuru ise, Anayasa'nın 84/2 maddesi yönünden Anayasa Mahkemesi'ne müracaat imkanı tanınmadığı ve Anayasa
Mahkemesi'nin bu konuda yetkisinin bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir