Bu fırkalardan birincisi Muhacirin Fırkası. İkincisi Ensar Fırkası. Üçüncüsü de Arabistanın her tarafından gelip Muhammedin etrafında toplanmış olanların fırkası idi.
Bu fırkaların en eyi teşkilâtlısı Ensar Fırkası idi; en süratli hareket kabiliyeti bu fırkada idi. Diğer iki fırkada böyle kuvvetli teşkilât yoktu.
Bunların yegâne istinat ettikleri kuvvet Muhammedin şahsı idi; bu sebeple kendilerini bir arada tutan zat ortadan kalkınca teşkilâtsız, başsız, fikirsiz kaldılar; biribirlerinden şüphe ederek, biribirlerini kıskanarak evlerine kapandılar.
Muhammedin ölümünden Ebubekirin ölümüne kadar geçen kısa bir müddet zarfında bunlardan hiçbiri mevcudiyetini ihsas edemedi; bunlar tamamen alıklaşmışlardı.
Muhammedin ölümile derhal başgösteren buhranın mühim ve güç dakikasında kendilerini kaybetmiyen yalnız iki zat olmuştur: Ömer ve Ebubekir.
Büyük tarihî ameliyelerin meziyetlerini fertlere atfetmekten nekadar içtinap olunursa olunsun, neticesi itibarile o zaman müslüman cemaatini, acele bir felâketten kurtaran, bu iki zatin siyasî faziletleri olmuştur.
Muhammedin eserini muhafaza etmiş olan bunlardır. Ömer ile Ebubekirin iffetleri, maksatlarındaki mutlak namuskârlık, yalnız umumun menfaatinden mülhem olarak hareketleri, ayrılık ihtiraslarına ve hasis menfaatlere galebe çalmıştır.
Ebubekir, mahza ahlâkî meziyetleri ve liyakati hasebile Medinedeki müslümanlar tarafından müslüman cemaatinin reisi ve peygamberin halefi olarak kabul edilmişti. Bu intihapla Medine müslümanları Ebubekire verdikleri nüfuz ve salâhiyetle, farkına varmaksızın, tarihte Roma İmparatorluğu ve Papalık müessesesi gibi büyük bir siyasî ve dinî müessese vücuda getirmiş oldular.
Hakikatte, müntehipler bir kabilenin efradından birine sair efrada nispetle daha yüksek bir nüfuz ve salâhiyet vermiş oldukları zehabında idiler; yani Ebubekiri basit bir kabile reisi telâkki etmişlerdi. Halbuki, Ebubekir Arabistanın mühim bir havalisinin hükümdarı makamına oturmuştu. O ayni zamanda bir başkumandan, hükümleri itiraz kabul etmez bir hâkim ve yeni bir dinin en yüksek ruhanî reisi olmuştu. Müntehipler bunun asla farkında değillerdi. Ebu-