b - Soruşturma ve kovuşturma aşamasında, yazılı taleplere rağmen, C. Savcıları ve hakimler tarafından lehe olan delillerin hemen hemen hiç birisi toplanmadığı gibi, dosyaya intikal eden ve lehe olan deliller dosyadan çıkartılmış, iddianame eklerine konulmamıştır. Bu nedenle ilgili savcılar ve hakimler hakkında suç duyurusunda bulunulmuştur. Özellikle ABD.lilerin bu operasyonun bizzat içinde olduğunu kanıtlayacak somut deliller ısrarla toplanmamaktadır.
c - Islak imzalı belgenin sahte olduğunu ortaya çıkartacak olan mürekkep analizi talebime rağmen yapılmamış, gelinen aşamada, İTÜ tarafından mahkemeye gönderilen yazıdan bu incelemenin belgenin ilk ele geçmesini müteakip 1,5 yıl içinde yapılabileceği ve belgenin düzenlendiği tarihin tespit edilebileceği ortaya çıkmıştır.
d- Avukatlık ofisime girilmesi organizasyonunda emniyet içindeki suç örgütü tarafından kullanıldığını deşifre ettiğimiz Aylin Atmaca ve Ayşegül Hüma Babuna adlı kadınlar hakkında yazılı taleplerimize rağmen, CMK.na aykırı olarak hiçbir araştırma yapılmamıştır. Gelinen aşamada, adı geçen kişilerin iddia ettiğimiz eylemlerin içinde olduğu ortaya çıkmıştır. Şöyle ki;
|- Ayşegül Hüma Babuna Ve Aylin Atmaca'nın, Ceza Soruşturması Ve Kovuşturması Esnasında İtham Edilmelerine Neden Olan Somut Olgular
Ofisimde ki şüpheli hareketleri dışında, Ayşegül Hüma Babuna ve Aylin Atmaca'yı, Ceza Soruşturması ve Kovuşturması esnasında İtham etmeme ve aleyhlerinde bir kısım delillerin toplanmasını talep etmeme neden olan somut olguları izah etmek gerekirse;
aa-Ayşegül Hüma Babuna ve Aylin Atmaca'nın Ziyaret Ettiği tüm avukatların ofisine girilip, delil yerleştirilerek tutuklanmaları sağlanmıştır. Bu durum, hayatın doğal akışına uygun değildir.
Aylin Atmaca ve Ayşegül Hüma Babuna'nın benim dışımda ziyaret ettiği diğer avukatlar, Mustafa Levent Göktaş, Hüseyin Buzoğlu (Ankara Barosu) enteresan bir şekilde, ofislerimize CD-DVD- flaş disk veya sair deliller yerleştirilmek sureti ile "Ergenekon Soruşturmasına/davasına" dahil edilmişlerdir. Diğer avukat Vural Ergül ise, kadınlardan şüphelendiği için ofisinde randevu vermemiş ve kendi ifadesine göre, bu görüşmeden sonra başına bir şey geleceğinden şüphelenerek ofisini kapatmıştır. Avukat Hüseyin Buzoğlu ise, kadınlardan şüphelendiği için, ziyareti sonlandırmak isteyemeyen bu hanımları adeta ofisinden kovmuştur. Bu kadınların avukat ofislerine girdiklerinde sordukları ilk soru ise, "ofiste gizli kamera veya ortam dinlemesi var mı?” Olmuştur. Bu ziyaretlerin, sıradan bir avukat - müvekkil görüşmesi olmadığı çok açıktır. Keza, aklı başında olan ve yasal sınırlar içerisinde hareket eden hiç kimsede, kendisini başkası gibi tanıtarak avukatlardan randevu istemezler.
7