İçeriğe atla

Sayfa:Serdar Öztürk'ün Yargıtay'a dilekçesi .pdf/5

Vikikaynak, özgür kütüphane
Bu sayfada istinsah sırasında bir sorun oluştu

Üzülerek ifade etmek isterim ki, bugün gelinen aşamada, suç işleyen polislerin yalnız olmadığı şüphesi doğuran, bazı savcıların ve hâkimlerin de soruşturma/kovuşturma aşamalarında bahse konu suçlara iştirak ettiğini ve bu hakimlerin şikayet edilmelerine rağmen Adalet Bakanı ve bazı HSYK Üyeleri tarafından açıkça korunduğunu gösteren güçlü olgular mevcuttur. Bu durum, bireylerin hukuki güvenliğini, Anayasal hukuk devleti ilkesini ve yargının saygınlığını yok eden endişe verici bir durumdur. Hiç kimse bu ülkenin kirlenmişlikten temizlenmesine, rejimin daha sağlıklı işletilmesine ve çetelerle mücadele edilmesine karşı çıkamaz. Ancak bugün yapılan işlerin çetelerle mücadele olmadığı artık net olarak ortaya çıkmıştır.

Bu nedenle şüpheliler arasında bakanların, HSYK üyelerinin ve halen Yargıtay üyesi olan iki Şüphelinin de bulunması, birlikte ve birbiri ile irtibatlı olarak suç işledikleri yönünde aleyhlerinde kuvvetli suç şüphesi bulunması nedeni ile, tüm şahıslar hakkında yetkili olduğunu düşündüğümüz Yargıtay CBS.lığına 16.4.2012 tarihinde, 2012/35052 numarasına kayıtlı olarak suç duyurusunda bulunulmuş ise de, Yargıtay CBS.lığı tarafından 4.5.2012 ve Muh.No 2012/35 sayılı, "Şikayet edilenlerden hiç birisinin 4483 sayılı kanunun 12 nci maddesinde geçen kişilerden olmaması nedeni ile, şikayetinize ilişkin herhangi bir işlem yapılamamıştır." Şeklinde cevabi yazıdan, suç duyurusunun hiç işleme konulmadığı anlaşılmıştır. Oysa ki CMK.nun "(1) Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar." Şeklindeki 160/1 nci maddesi çok açıktır ve bu madde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında görevli Cumhuriyet Savcılarını da bağlamaktadır. Yargıtay CBS.lığının, işlendiği iddia edilen ağır cezalık nevaddan suçlarla ilgili somut olgular sunulmasına delilleri açıklanmasına karşın hiçbir işlem yapmaması, suç duyurusunu kendisi yetkili değilse bile, CMK.nun 160/1 nci maddesi gereği yetkili makamlara göndermemesi hatalı olmaktan öte, bizatihi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının ve diğer ilgililerin TCK.nun 279 ncu maddesi bağlamında cezai sorumluluğunu gerektiren bir durumdur.

Şu anda, Ortaçağ da yaşamıyoruz. Bu karanlık çağı geride bırakalı, 400 yıl olmuştur. 21 nci yüz yılda, akıl ve ruh sağlığı yerinde, normal bir idrak seviyesine sahip, Allah inancı veya temiz bir ahlak anlayışı olan hiç kimse, insanların sahte belgelerle yıllarca cezaevinde tutulmasını, yaşam hakkından sonra en kutsal hakkı olan hürriyetinden yoksun bırakılmasını kutsayamaz. Böyle insanlık dışı bir vaziyeti, ulvi gerekçelerle de açıklayamaz.


5