İçeriğe atla

Sayfa:İlkçağ kentlerinde kullanılan grid planlamanın toplumsal, düşünsel ve ekonomik yönlerinin değerlendirilmesi için bir çalışma örneği.pdf/89

Vikikaynak, özgür kütüphane
Bu sayfa istinsah edilmiş

73

Koloni yerleşmelerinde ızgara plan uygulaması

Yunan yarımadasındaki halklar tarafından, hammadde, yeni pazarlar veya verimli toprak arayışıyla, Akdeniz ve çevresi ile Karadeniz kıyıları boyunca, kurulan koloniler; yeni kentler kurma sorununu, gittikleri toprakların topografik yapısı ve bakir olması gibi uygun koşullar altında, biçimsel bir yaklaşımla çözmüşlerdir.

Tarımsal kolonilerde, koloni girişiminin başarılı olabilmesi ve kolonistlerin yeni topraklardaki refahının sağlanabilmesi için arazinin dağıtılması büyük önem kazanmıştır. Hem ilk gelenlerin yerleştirilmesi, hem sonradan gelenlere karşı ilk gelenlerin haklarının korunması gibi kaygılarla bir yönteme bağlanması gerekmiştir. Böylece, kolonizasyon düzenli kent planlamasına uygulama alanı yaratmış ve ivme kazandırmıştır. Toprağı kamusal, dinsel ve özel bölgelere ayıran düzenli planlama, erken dönem koloni kentlerinin özelliği olmuştur [Owens, 2000]. Bu konuda Kostof (1990), erken yunan kolonilerinde; izgara planın karasal aristokrasiyi desteklemek ve orijinal yerleşimcilerin torunları olan mal sahibi sınıfın imtiyazlarını daimileştirmek için kullanıldığını, demokratik bir araç olmaktan çok, bütün kentlilere tapınaktan eşit pay temin etmeyi hedeflediğini vurgulamıştır.

Koloni yerleşimlerinin planlamasında izlenen yöntemin, Doğu'daki örneklerinden etkilenmesi konusunda, Owens (2000), Doğu'dan alınan etkilerin geometri ve taş mimarlığı gibi konularda olduğunu düşünmektedir. Doğu kentlerinin, genellikle organik biçimlenme gösterdiğini, rastlanan birkaç düzenli yerleşimin de, ya eksenel ya da göksel yönlenme gösteren bir düzenlemeye sahip olduğunu ve süreklilik göstermediğini, izgara planlı konut dokusu mevcut olsa dahi zaman içinde düzensiz bir gelişme gösterdiğini belirtmiştir. Koloni yerleşimlerinde uygulanan ızgara plan şemasının; güçlü, merkezi ve otokratik yönetimlerin ürünü olan Doğu şemalarından farklı şekilde geliştiğini ve polis'in siyasal, toplumsal ve dinsel evrimi ile eşzamanlı