İçeriğe atla

Sayfa:İlkçağ kentlerinde kullanılan grid planlamanın toplumsal, düşünsel ve ekonomik yönlerinin değerlendirilmesi için bir çalışma örneği.pdf/32

Vikikaynak, özgür kütüphane
Bu sayfa istinsah edilmiş

16

parkları, kentleri de kapsayan bir kavram olarak mimariyle çevreyi, kenti örtüştürmektedir.

Kent mekânına ilişkin olarak, Sojo (2000) üç aşama belirlemiştir. Bunlardan birincisi, yaşam biçimi olarak katı formlar ve özellikli kentsel biçimler oluşturmak ve bunu tekrarlamak için birlikte çalışan fiziksel bir mekânsal uygulamalar bütünü olmasıdır. Bu durumda kent, yaşamının pratiklerinden, fiziksel ve deneysel olarak çıkarılan, ölçülebilir ve düzenlenebilir olan biçim ve süreçtir. İkincisinde ise, kent mekânı daha çok zihinsel ve düşünsel zeminden oluşur. Bir kenti nasıl deneyimlediğimiz, kendimizle birlikte götürdüğümüz zihinsel haritamızda kayıtlıdır. İlk bakış açısında mekândaki şeyler varken ikincide mekânla ilgili düşünceler vardır. Üçüncü tanım ise, birinci ve ikincinin ilişkilendiği bir deneyimdir. Kentin özelleşmiş mekânı, tamamıyla yaşayan bir mekândır. Hem gerçek, hem hayal, hem somut, hem sanal, bireysel ve toplu deneyimin oluşturduğu yerdir.

Mimari, kenti deneyimlememizi sağlar, yarattığı boşluk ve doluluklarla fiziksel çevremizi ve zihinsel belleğimizi şekillendirir. Fiziksel çevrenin yaratıcısı olarak, çeşitli eylemler için sınırlı bir boşluk yaratan mimari; CIAM 'in 1933 yılı toplantısında kent ile ilişkilendirilerek şöyle tanımlanmıştır [Conrads, 1991]:

"Mimarlık; kentin geleceğini yönlendirir. Kentsel dokunun temel hücresi olan evin yapısını düzenler. Sağlıklı, mutlu ve uyumlu bir ev onun vereceği kararlara bağlıdır... Uyumlu oranlar taşıyan hacimlerin içinde yer alacağı boş alanları önceden belirler. Evin uzantılarını, çalışma yerleri ve dinlenme alanlarını düzenler. Değişik bölgeleri birbirine bağlayan ulaşım ağını kurar. Mimarlık kentin iyiliğinden ve güzelliğinden sorumludur. Kentin yaratılması ve gelişmesini sağlayan odur, güzel oranlarıyla uyumlu ve uzun ömürlü bir yapıt oluşturacak olan değişik öğelerin seçimi ve dağılımı da mimarlığa düşen görevdir. Her şeyin anahtarı mimarlığın elindedir."

Mekânı algılanabilir yapmak için, onu oluşturan öğeler arasındaki boşluğu tanımlı hale getirmek gerekir. Mekân sadece fiziksel bir sınırlandırma değildir. Sınırlayan elemanlar arasındaki hacim, bu elemanlar arasında boyutsal bir ilişki kurulmasını sağlayan boşluktur.